Pornografi Bağımlılığının Bilimi (SFW): İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Pornografiye tekrar maruz kalmak dopamin yollarını güçlendirebilir, toleransı ve arzuyu değiştirebilir; nöroplastisite ise alışkanlıkların değişmesini sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. while it may seem to ... the truth is: Söylem ve retorik. İlk izlenimden kanıta dayalı iddiaya geçerek taviz ve düzeltme içeren bir argüman kurabilirsiniz. 2. whether it be: Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bu resmi yapı X ya da Y seçeneğini sunarken aynı sonucun ikisi için de geçerli olduğunu gösterir. 3. use-it-or-lose-it system: Deyimler ve mecazi ifadeler. Kullanılan sinir bağlantıları güçlenir, ihmal edilenler zayıflar; bu benzetme alışkanlıkların değişebileceğini gösterir.
Bu derste
Sexual tastes vary from person to person, Kalıp ifadeler
0:00Cinsel zevkler kişiden kişiye değişir,
vary from person to person: kişiden kişiye değişmek
Burada vary from person to person, “farklı bireylerde farklı olmak” anlamına gelir. Person sözcüğünün tekrarı bireyler arasındaki karşılaştırmayı vurgular. İnsanlar arasındaki farklılığı anlatır; bir şeyin insanlar arasında hareket etmesini veya yayılmasını anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp X varies from person to person ya da X can vary from person to person biçimindedir. X, kişiye göre değişen tercih, tepki, özellik veya ihtiyaçtır.
Alıştırma
Farklı insanların farklı tepki verebileceğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The effects of caffeine can ____.
Cevabı göster
vary from person to person
one has to wonder how exactly this may affect our desires and perception of sexuality. Anlatım akışı
0:05bunun arzularımızı ve cinsellik algımızı tam olarak nasıl etkileyebileceğini merak etmemek elde değil.
as some call it: bazılarının deyimiyle
As some call it, kaynağı belirten parantez niteliğinde bir aktarma ifadesidir. Burada call, “adlandırmak veya ... olarak tanımlamak” anlamına gelir; it ise pornography epidemic etiketine gönderme yapar. Konuşmacı etiketi bazı kişilere atfederek bu ifadeyi tam olarak onaylamadan aktarır. Etiket tartışmalı veya değerlendirici olduğu için ifade hafif bir mesafe gösterebilir; ancak konuşmacının etiketi kesinlikle reddettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Tırnak içindeki etiketi başka kişilere atfeden parantez niteliğindeki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The company has entered a 'meeting recession,' ____, although managers dispute that description.
Cevabı göster
as some call it
one has to wonder ile temkinli bir soru ortaya koymak
One has to wonder, durumun doğal olarak bir soru doğurduğunu belirtir. Buradaki has to mantıksal bir zorunluluk hissi katar: eldeki bilgiler göz önüne alındığında bu soruyu sormamak zordur. Dışarıdan dayatılan bir kuralı veya yükümlülüğü anlatmaz. Bu ifade, savı arka plan bilgisinden ana soruya taşıyarak düzenler. Ardından gelen how exactly yan cümlesi, tam olarak neyin incelenmesi gerektiğini belirtir. I yerine one kullanılması, sorunun yalnızca kişisel bir merak değil, daha genel ve mesafeli bir soru gibi duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve temkinli, kişisel olmayan bir soru başlatan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After three unexplained delays, ____ whether the launch date is realistic.
Cevabı göster
one has to wonder
Pornography constitutes about 25% of all search engine requests Kelime
0:12Pornografi, arama motorlarındaki tüm sorguların yaklaşık %25'ini oluşturuyor
Bir oranı anlatmak için constitutes about 25% of... kullanmak
Bu istatistik cümlesinde constitutes, bir şeyi oluşturmak veya onun bir parçasını meydana getirmek anlamındadır. Özne olan pornography parçadır; about 25% of all search engine requests ise bütün içindeki yaklaşık payını verir. Kalıp part + constitutes + percentage/share + of + whole şeklindedir. About, %25'in kesin bir rakam değil, tahmin olduğunu gösterir. Constitutes resmîdir ve raporlarda, araştırma özetlerinde ve veri yorumlarında yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Resmî veri cümlesini, derste öğrenilen ve ‘bütünün bu payını oluşturmak’ anlamına gelen fiille tamamlayın: Renewable energy ____ about 30% of the country's electricity supply.
Cevabı göster
constitutes
and is the fourth most common reason people give for going on the internet.
0:16ve insanların internete girme gerekçesi olarak belirttiği en yaygın dördüncü nedendir.
And while it may seem to simply facilitate an instinctual sexual response Anlatım akışı
0:19Pornografi yalnızca içgüdüsel bir cinsel tepkiyi kolaylaştırıyor gibi görünebilir;
the truth is pornography has dynamically changed over time,
0:25ama gerçek şu ki pornografi zaman içinde sürekli değişmiş,
ultimately molding our tastes and desires. Deyimler
0:29sonuçta zevklerimizi ve arzularımızı şekillendirmiştir.
while it may seem to ... the truth is: ödünlemenin ardından düzeltme
Bu cümlede while it may seem to, ilk bakışta makul görünen bir açıklamayı sunar. Buradaki while ödünleme anlamındadır: “-se de” anlamındaki although gibi kullanılır, “-dığı sırada” anlamına gelmez. Ardından the truth is, konuşanın ilk izlenimin yerini alan veya onu düzelten ana iddiasını bildirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp While X may seem to..., the truth is Y şeklindedir: önce görünürdeki görüş kabul edilir, sonra daha doğru olduğu savunulan görüşe geçilir.
Alıştırma
Ödünleme ve düzeltme kalıbını dersteki ifadelerin aynısıyla tamamlayın: ____ be a minor delay, ____ it will affect the whole schedule.
Cevabı göster
While it may seem to · the truth is
molding our tastes and desires: zamanla biçimlendirmeyi anlatan bir mecaz
Molding burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Zevkler ve arzular, biçim verilebilen bir malzemeymiş gibi ele alınır: bir etki zaman içinde gelişir ve insanların neleri sevip isteyeceğini belirlemeye yardımcı olur. -ing yan cümlesi, pornografinin zaman içinde değişmesinin sonucunu verir. Gerçek bir kalıpla yapılan işi veya tek seferlik zorla değiştirmeyi değil, süren ve biçimlendirici bir etkiyi anlatır.
Alıştırma
“Social media trends may be molding our tastes and desires,” cümlesinde molding our tastes and desires ne anlama gelir?
- İnsanların neyi sevip istediğini yavaş yavaş etkilemek
- Tercihleri fiziksel kalıplara koymak
- Tercihleri etkilemeden listelemek
Cevabı göster
İnsanların neyi sevip istediğini yavaş yavaş etkilemek
The not-so-shocking truth is that pornography has profound consequences for the brain Kalıp ifadeler
0:31Pek de şaşırtıcı olmayan gerçek şu ki pornografinin beyin üzerinde derin etkileri vardır
has profound consequences for: derin ve geniş kapsamlı sonuçlar doğurmak
Has profound consequences for, “…… üzerinde derin ve önemli etkiler doğurur” anlamına gelir. Profound, sonuçların küçük veya geçici bir etkinin çok ötesine geçtiğini vurgulayarak consequences sözcüğünü güçlendirir. Burada özne olan pornography tekil olduğu için has kullanılır. Consequences ismi kendi başına mutlaka olumsuz değildir; ancak bu cümledeki uyarı bağlamı sonuçların zararlı olduğu izlenimini verir.
Alıştırma
Cümleyi “…… üzerinde derin ve önemli etkiler doğurur” anlamındaki dört sözcüklü resmî eşdizimle tamamlayın: This policy ____ rural communities.
Cevabı göster
has profound consequences for
acts in many ways like: sınırları belirtilmiş bir benzetme kurmak
Acts in many ways like, sınırları belirtilmiş bir benzetme kurar: öznenin çeşitli açılardan bir uyuşturucuya benzer biçimde davrandığını veya benzer etkiler ürettiğini söyler. In many ways ifadesi iddianın kapsamını sınırlar; dolayısıyla cümle pornografinin kelimenin gerçek anlamıyla bir uyuşturucu olduğunu veya her bakımdan onunla aynı olduğunu söylemez. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak ifade önce karşılaştırmayı ortaya koyar, ardından gelecek kanıtların ilgili benzerlikleri açıklamasına alan bırakır. Böylece konuşan kişi açık bir sınırı korurken güçlü bir benzetme yapabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, iki şeyin tamamen aynı olduğunu iddia etmeden sınırları belirtilmiş bir karşılaştırma yapar?
- The recommendation system is a personal shopper.
- The recommendation system acts in many ways like a personal shopper.
- The recommendation system works in exactly the same way as every personal shopper.
Cevabı göster
The recommendation system acts in many ways like a personal shopper.
your tolerance is increased and many often find themselves addicted. Dilbilgisi
0:39toleransınız artar ve birçok kişi sonunda bağımlı hâle gelir.
find themselves addicted: find oneself + tamamlayıcı
Bu cümlede find themselves addicted, insanların bağımlı olduklarını sonradan fark etmeleri anlamına gelir. Find burada “aramak” anlamında değildir. Dönüşlülük zamiri themselves, many (birçok insan) ifadesine geri döner; addicted ise içinde bulundukları durumu belirten tamamlayıcıdır. find oneself + tamamlayıcı kalıbı, kişinin kendisini içinde bulduğu bir durumu sonradan fark etmesini anlatır. Bu durum çoğu zaman yavaş yavaş veya beklenmedik biçimde gelişmiştir. Temel fikir, kişinin kendi durumunun sonradan farkına varmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi find oneself + addicted kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of betting online, Omar ____ to gambling.
Cevabı göster
found himself addicted
it leads to the same general loss of control, Kalıp ifadeler
0:44genel olarak aynı kontrol kaybına,
loss of control: isim öbeği
Loss of control, davranışı, duyguları, hareketi veya bir sistemi yönlendirememe ya da düzenleyememe durumunu anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Burada kişinin bağımlılık yaratan davranışı artık özgürce durduramaması veya yönetememesi anlamına gelir. Ana sözcük loss'tur; of control ise neyin kaybedildiğini belirtir. İfadenin tamamı bir isim öbeği olduğu için a loss of control veya sudden loss of control örneklerinde olduğu gibi bir belirleyici ya da sıfattan sonra gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef isim öbeğiyle tamamlayın: The driver recovered quickly after a brief ____.
Cevabı göster
loss of control
the compulsiveness to seek out the activity despite negative consequences, Öbek fiiller
0:46olumsuz sonuçlara rağmen bu etkinliği aramaya yönelik karşı konulmaz bir dürtüye
seek out: bulmak veya peşinden gitmek için bilinçli çaba göstermek
seek out, bir kişiyi ya da şeyi bulmak için bilinçli biçimde çaba göstermeyi veya bir fırsat ya da deneyim elde etmeye çalışmayı ifade eder. Burada, olumsuz sonuçlara rağmen etkinliğin aktif biçimde peşinden gidildiğini gösterir; out fiziksel olarak dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Nesne tüm öbek fiile bağlıdır: seek out the activity. Yeniden kullanılabilir yapı seek out + kişi, bilgi, fırsat veya deneyim şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve ‘bulmak için bilinçli çaba göstermek’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If the problem continues, you should ____ a qualified specialist.
Cevabı göster
seek out
much like that of gambling or running, Dilbilgisi
0:52bunlar kumar ya da koşu bağımlılığında görülenlere çok benzer,
much like that of ...: tekil karşılaştırmayı paralel tutmak
much like, “çok benzer” anlamına gelir. much like that of gambling or running ifadesinde that bir adın yerine geçer: daha önce anılan tekil withdrawal adını temsil ederken of gambling or running karşılaştırmanın kaynağını belirtir. that of kullanımı karşılaştırmayı paralel tutar: yoksunluk, doğrudan etkinliklerle değil, kumar veya koşuyla ilişkili yoksunlukla karşılaştırılır. Atlanan ad çoğul olsaydı İngilizcede normalde those of kullanılırdı.
Alıştırma
response sözcüğünü tekrarlamayı önleyen yerine geçme ifadesiyle karşılaştırmayı tamamlayın: The response from the first group was much like ____ the second group.
Cevabı göster
that of
The issue is that continued exposure can cause long-term Anlatım akışı
0:54Sorun şu ki sürekli maruz kalmak beyinde uzun süreli
or even lifelong neuroplastic change in the brain.
0:57hatta ömür boyu süren nöroplastik değişikliklere yol açabilir.
long-term or even lifelong ile aşamalı güçlendirme
long-term or even lifelong ifadesinde or iki olası süreyi sunar, ancak even ikinci seçeneği eşit bir alternatif olmaktan çıkarıp daha güçlü bir aşamaya dönüştürür. Long-term zaten ciddi olan başlangıç noktasıdır; lifelong ise daha uç olasılık olarak sunulur. A or even B kalıbı, bilgiyi daha zayıf veya dar bir iddiadan daha güçlü ya da şaşırtıcı bir iddiaya doğru düzenler. İki süre ifadesi de ana isim olan neuroplastic change ifadesini niteler.
Alıştırma
long-term or even lifelong ifadesi cümlede ne yapıyor?
- long-term ifadesini düzeltip yalnızca lifelong seçeneğinin mümkün olduğunu söyler.
- Zaten ciddi bir süreden daha da uç bir olası süreye ilerler.
- Vurgu farkı olmadan iki eşit süre sunar.
Cevabı göster
Zaten ciddi bir süreden daha da uç bir olası süreye ilerler.
Dopamine is released as a reward whenever we accomplish something,
1:00Ne zaman bir şeyi başarsak ödül olarak dopamin salgılanır;
or sexual activity to produce future life.
1:06ister yeni bir yaşam oluşturmak için cinsel etkinlikte bulunmak.
Resmî kalıp whether it be ... or ...
Whether it be, aynı genel ifadenin kapsadığı örnekleri sunar: başarı yaşamı sürdürmek için yemek yemek de olsa cinsel etkinlik de olsa dopamin salgılanır. Örnekler farklıdır, ancak ana iddia her ikisi için de geçerlidir. Be, zaman hatası değil, yalın dilek kipi biçimidir. Kalıbın bu resmî sürümünde be değişmeden kalır; bunun yerine is kullanmak tarafsız bildirme kipi sürümü whether it is A or B yapısını oluşturur. Bu çerçeve, durum A da olsa B de olsa ana sonucun değişmediğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi whether + it + be fiilinin dilek kipi biçimini kullanarak tamamlayın: The rule applies in every case, ____ a minor delay or a complete cancellation.
Cevabı göster
whether it be
And this dopamine consolidates neural connections
1:08Bu dopamin, sinirsel bağlantıları güçlendirerek
in order to drive us to perform the same activity in the future. Kalıp ifadeler
1:11gelecekte aynı etkinliği yeniden yapmamız için bizi harekete geçirir.
drive us to perform: birini harekete geçirmek
Burada drive us to perform, “harekete geçmemize neden olmak veya bizi güçlü biçimde motive etmek” anlamına gelir. Dopamin, davranışı harekete geçiren mekanizma olarak sunulur; drive burada araç sürmek anlamında değildir. Yapı drive + kişi + to + fiilin yalın biçimidir. Motivasyon, baskı, ihtiyaçlar ya da biyolojik ve toplumsal mekanizmalarla ilgili neden-sonuç açıklamalarında kullanışlıdır. İfadenin gücü bağlama bağlıdır; burada gerçek anlamda zorlamayı değil, bir mekanizmayı anlatır.
Alıştırma
Vurgulanan neden-eylem yapısıyla cümleyi tamamlayın: The fear of missing the deadline may ____ work through the weekend.
Cevabı göster
drive the team to
In other words: yeniden ifadeyi belirtmek
In other words, dinleyiciye sonraki cümlenin önceki düşünceyi daha açık veya daha basit biçimde yeniden ifade ettiğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada dopaminin sinir bağlantılarını güçlendirdiği açıklamasını, eylemleri motive etmek için beyin hücrelerini değiştirmesi biçiminde yeniden ifade eder. Bu ifade ayrı bir neden, örnek veya sonuç eklemek yerine bilgiyi düzenler. Duyduğunuzda, ardından gelen içeriği daha öncekiyle aynı temel iddiaya bağlayın.
Alıştırma
Vurgulanan yeniden anlatım belirteciyle cümleyi tamamlayın: The policy lets employees choose when to begin. ____, it allows flexible start times.
Cevabı göster
In other words
Değişim mecazı olarak rewires your brain
rewires your brain ifadesinde rewire mecaz anlamda kullanılır. Beyin, bağlantıları yeniden düzenlenebilen bir sistem gibi düşünülür. Burada dopamin temelli pekiştirme mekanizmasının zaman içinde yerleşmiş sinir bağlantısı veya tepki kalıplarını değiştirmesi anlatılır; beyne gerçek kablolar döşenmesi kastedilmez. Bu mecaz başka bağlamlara da aktarılabilir: rewire, yerleşmiş bir düşünce kalıbının, alışkanlığın veya sistemin zamanla değişmesini anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede rewires your brain ne anlama geliyor?
- Mekanizma, beyni anında başka bir beyinle değiştirir.
- Mekanizma, beyindeki yerleşmiş kalıpları zamanla değiştirir.
- Mekanizma, beynin içine gerçek elektrik kabloları yerleştirir.
Cevabı göster
Mekanizma, beyindeki yerleşmiş kalıpları zamanla değiştirir.
The National Institutes of Health measure drug addictiveness Dilbilgisi
1:21ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, uyuşturucuların bağımlılık düzeyini
measure X by doing Y: yöntemi by ile belirtmek
measure X by doing Y yapısında X, neyin değerlendirildiğini; by + -ing biçimi ise yöntemi belirtir. Burada drug addictiveness X, testing rats ise yöntemdir. Bu yapıda by, ‘yoluyla’ veya ‘aracılığıyla’ anlamına gelir. ‘Yanında’ anlamına gelmez ve by sonrasındaki fiil -ing biçimini alır: by testing denir; by test veya by to test denmez.
Alıştırma
Yöntemi tanıtan kelimeyle cümleyi tamamlayın: We measured customer satisfaction ____ asking three short questions.
Cevabı göster
by
The rat is trained to press a button in order to get a drug,
1:24Sıçan, uyuşturucu elde etmek için bir düğmeye basacak şekilde eğitilir
It turns out that the more addictive a drug is, Anlatım akışı
1:31Bir uyuşturucu ne kadar bağımlılık yapıcıysa,
It turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu sunmak
It turns out that, gözlem, araştırma veya daha sonraki deneyimler yoluyla öğrenilen bir sonucu içeren yan cümleyi başlatır. Burada bağımlılık yapma düzeyi ile dopamin salgılanması arasındaki ilişkiyi deneysel bir bulgu olarak sunar ve sonucun önceden açık olmayabileceğini de hissettirebilir. it, yer tutucu bir öznedir; asıl bilgi that ile başlayan yan cümlede bulunur. Turn out burada fiziksel bir hareketi anlatmaz; bütün yapı, kanıtların veya olayların bir şeyin doğru olduğunu ortaya çıkardığını ifade eder.
Alıştırma
Kanıtlardan keşfedilen bir sonucu sunan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After reviewing the records, ____ the error affected only one account.
Cevabı göster
it turns out that
And while there is unfortunately no rat porn that we can give to them,
1:35Ne yazık ki sıçanlara gösterebileceğimiz bir sıçan pornosu yok,
we do know that dopamine is also released during sexual excitement, Dilbilgisi
1:39ama cinsel uyarılma sırasında da dopamin salgılandığını biliyoruz
we do know that: olumlu cümlede vurgulu do
Olumlu bir cümle olan we do know that içindeki do, vurgu yardımcı fiilidir. Ayrı bir eylem eklemez; know fiilini güçlendirerek bunu kesinlikle veya gerçekten bildiğimiz anlamını verir. Bu vurgu önemlidir, çünkü önceki while yan cümlesi araştırmayla ilgili bir sınırlamayı kabul eder: konuşmacı doğrudan test edilemeyen şeyi, yine de güvenle belirtilebilen bir gerçekle karşılaştırır. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Belirsizliğe rağmen gerçeği doğrulayan know fiilinin vurgulu biçimiyle cümleyi tamamlayın: We cannot explain every detail, but we ____ the treatment is safe.
Cevabı göster
do know
play right into: mevcut bir durumla örtüşüp onu güçlendirmek
Bu cümlede play right into, “var olan bir mekanizmayla tam olarak örtüşmek ve onu güçlendirmek ya da ondan yararlanmak” anlamına gelir. Pornografi, cinsel uyarılmayla ilişkili dopamin tepkisiyle örtüşür; right sözü kalıbı güçlendirerek “tam olarak” veya “doğrudan” anlamını verir. into sözcüğünün nesnesi which'tir ve daha önce belirtilen, cinsel uyarılma sırasında dopamin salgılanması durumuna gönderme yapar. İlgi zamiri yan tümcenin başına taşındığı için into sonda kalabilir: which pornography plays right into. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + play(s) right into + durum, eğilim, korku, beklenti veya plan şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi play right into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: “The false headline ____ the group's strategy of spreading fear.”
Cevabı göster
plays right into
The more time you spend doing it, the more dopamine gets released, Dilbilgisi
1:44Buna ne kadar çok zaman ayırırsanız o kadar fazla dopamin salgılanır;
The more ..., the more ...: bağlantılı değişim
The more ..., the more ... bağıntılı karşılaştırma kalıbıdır: ilk yan tümcedeki miktar veya derece arttıkça ikinci yan tümcedeki miktar veya derece de artar. Burada etkinliğe daha fazla zaman ayırmak, daha fazla miktarda dopamin salgılanmasıyla ilişkilendirilir. Her the, belirli tanımlık değil, bu kalıptaki sabit bir zarf işaretidir. Yeniden kullanılabilir çerçeve the + karşılaştırmalı yan tümce, the + karşılaştırmalı yan tümce şeklindedir; karşılaştırmalarda more veya less ile bir isim ya da sıfat kullanılabileceği gibi better, harder ve fewer gibi biçimler de kullanılabilir. Yapı orantılı bir ilişki sunar ancak tek başına bilimsel nedenselliği kanıtlamaz.
Alıştırma
Bağıntılı karşılaştırmanın iki bölümünü de tamamlayın: “____ you practice speaking, ____ confident you become.”
Cevabı göster
The more · the more
which reinforces the behavior and makes you not only desire it in the future, Dilbilgisi
1:47bu da davranışı pekiştirir ve gelecekte onu yalnızca arzulamanıza değil,
not only desire it ... but require it: paralel ögelerle aşamalı güçlenme
Eşleşen not only X but Y yapısı iki paralel ögeyi birbirine bağlar. Burada X desire it, Y ise require it ifadesidir; ikisi de makes you sonrasında kullanılan yalın fiil öbekleridir. İkinci öge, bir şeyi istemekten ona ihtiyaç duymaya geçerek yoğunluğu artırır. Bu nedenle but sıradan bir karşıtlık değil, vurgu ve aşamalı güçlenme belirtir. in the future gibi araya giren bir ifade cümleye ait olabilir, ancak eşleşen yapının parçası değildir. Bu kalıbı başka bir bağlamda kullanırken X ile Y'yi dil bilgisi bakımından paralel tutun: not only + fiil öbeği, but + fiil öbeği.
Alıştırma
İki fiil öbeği paralel olacak şekilde cümleyi not only ... but ile tamamlayın: The safety system will ____ warn the operator ____ shut the machine down automatically.
Cevabı göster
not only · but
And as you begin to imagine these images away from the computer
1:53Bu görüntüleri bilgisayar başında değilken zihninizde canlandırmaya başladığınızda
or while having sex, they become reinforced.
1:55ya da seks sırasında düşündüğünüzde, daha da pekişirler.
each orgasm releases even more dopamine,
1:59her orgazm daha da fazla dopamin salgılanmasına neden olur
which consolidates the connections made during the session.
2:02ve bu da seans sırasında kurulan bağlantıları sağlamlaştırır.
It's a feedback loop that becomes harder to escape. Kelime
2:05Bu, içinden çıkması giderek zorlaşan bir geri bildirim döngüsüdür.
a feedback loop: süreci güçlendiren sonuçlar
Sistem dilinde a feedback loop, bir çıktının sisteme geri dönerek daha sonra olacakları etkilediği süreçtir. Burada davranış bir ödül sinyali üretir, bu sinyal davranışı pekiştirir ve pekişen davranışın tekrarlanma olasılığı artar. Bu nedenle feedback yalnızca başka bir kişinin verdiği görüş veya tavsiye anlamına gelmez. İfade, kendini güçlendiren bir mekanizmayı adlandırır; bu mekanizma yararlı, zararlı veya nötr olabilir. Ancak bu cümlede içinden çıkılması giderek zorlaşan bir mekanizma anlatılır.
Alıştırma
Sistem bağlamında a feedback loop ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Süreç bittikten sonra biri kişisel tavsiye verir.
- Bir sonuç geri dönerek aynı sürecin sonraki aşamasını etkiler.
- Süreç bir programa göre tekrarlanır, ancak her tur bir önceki turdan etkilenmez.
Cevabı göster
Bir sonuç geri dönerek aynı sürecin sonraki aşamasını etkiler.
your tolerance for visual stimulation has now compounded,
2:09görsel uyarılara karşı toleransınız artık iyice artmıştır
making it more difficult to be turned on by reality. Öbek fiiller
2:13ve gerçek hayatta uyarılmanız zorlaşır.
turned on by: bir şey nedeniyle cinsel olarak uyarılmak
Burada be turned on by, biri veya bir şey nedeniyle cinsel olarak uyarılmak anlamına gelir. Edilgen yapı, uyarılmayı yaşayan kişiyi özne konumuna getirirken by bu duygunun kaynağını belirtir. Bu, turn on ifadesinin yetişkin bağlamındaki deyimsel anlamıdır; bir cihazı çalıştırmak anlamındaki gerçek eylem değildir. Bu cümlede reality, artık yeterli cinsel uyarılmayı yaratamıyor olabilecek şey olarak sunulur.
Alıştırma
turned on by kullanımını değerlendirin: Alex, yetişkin partneriyle özel bir konuşmada “I'm turned on by confidence.” diyor.
- Bu bağlamda doğal ve uygun
- Bu bağlamda doğal veya uygun değil
Cevabı göster
Bu bağlamda doğal ve uygun
Pornography addiction can often lead to finding your mate less attractive.
2:16Pornografi bağımlılığı, partnerinizi daha az çekici bulmanıza sıkça yol açar.
doesn't have to be permanent: kalıcı olması gerekmiyor
Doesn't have to be permanent, kalıcılığın gerekli veya kaçınılmaz olmadığını belirtir. Etki devam edebilir, ancak başka bir sonuç da mümkündür; cümle etkinin kesinlikle sona ereceğini vaat etmez. doesn't have to + fiilin yalın hâli yapısı gerekliliği ortadan kaldırır. Burada yalın fiil be, ardından gelen sıfat ise permanent sözcüğüdür.
Alıştırma
Hangi cümle ilk taslağın kusursuz olmamasına izin verildiği anlamına gelir?
- The first draft won't be perfect.
- The first draft doesn't have to be perfect.
- The first draft mustn't be perfect.
Cevabı göster
The first draft doesn't have to be perfect.
when people understand the mechanism and realize it's affecting their relationships,
2:23insanlar mekanizmayı anlayıp bunun ilişkilerini etkilediğini fark ettiklerinde,
because the neural connections you stimulate grow stronger
2:31çünkü uyardığınız sinirsel bağlantılar güçlenir
use-it-or-lose-it system: Kullanarak koruma
Bu cümlede use-it-or-lose-it system, düzenli etkinleştirmenin bir şeyi koruduğu veya güçlendirdiği, ihmalin ise onun zayıflamasına yol açtığı bir sistemi ifade eder. Bu ifade, ardından gelen neden-sonuç açıklamasını özetler: uyarılan sinir bağlantıları güçlenir, görmezden gelinenler ise zayıflar. Buradaki lose it, duygusal kontrolü kaybetmek değil, söz konusu yeteneği veya bağlantıyı kaybetmek anlamına gelir. Sürekli kullanımın koruma için gerekli olduğu anlatıldığında bu kalıp becerilere, hafızaya, fiziksel kondisyona ve alışkanlıklara aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, düzenli kullanımın koruma için gerekli olduğunu belirten yerleşik ve kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: Memory can behave like a ____: neglected pathways may weaken.
Cevabı göster
use-it-or-lose-it system
itch for activity: Mecazi ve güçlü bir arzu
itch for activity ifadesinde itch mecazidir: Kaslar, hareket etmek için huzursuz ve acil bir istek duyuyormuş gibi kişileştirilir. İfade ciltteki bir tahrişi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen itch for + isim kalıbı, o şeyi veya deneyimi güçlü biçimde istemek ya da arzulamak anlamına gelir. Burada activity arzulanan isimdir ve bu imge hareketsizliği fiziksel olarak rahatsız edici gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, itch ile kurulan ve isimden önce “çok istemek” anlamında kullanılan iki kelimelik mecazi ifadeyle tamamlayın: After a quiet winter, we began to ____ adventure.
Cevabı göster
itch for
the same neuroplastic system that proliferates these habits
2:48bu alışkanlıkları çoğaltan aynı nöroplastik sistem
can also be used to acquire healthier ones.
2:51daha sağlıklı alışkanlıklar edinmek için de kullanılabilir.
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
2:56Yorumlarda, Facebook'ta ya da Twitter'da sorun.