Hangisi Daha Önce Geldi - Tavuk mu Yumurta mı?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu video, tavuğun mu yoksa yumurtasının mı önce çıktığını tanımlar ve aşamalı evrim üzerinden inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "dying to know" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek bir tehlike değil, cevabı çok güçlü biçimde öğrenme isteğidir; samimi konuşmada yoğun merakı anlatır. 2. "So where does this leave us?" - Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: çatışan kanıtlardan sonuçlara geçer; yer sormak için değil, analizden senteze ulaşmak için kullanılır. 3. "regardless of whether it was a chicken egg or a proto-chicken egg," - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sonuç iki olasılıkta da geçerlidir; seçimden bağımsız sonucu belirtmek için kullanılır.
Bu derste
It's a question that has perplexed humanity Kalıp ifadeler
0:00Bu, insanlığın aklını kurcalayan bir soru;
has perplexed humanity: insanlığı uzun süredir düşündüren bir bilmece
has perplexed humanity ifadesinde present perfect yapıdaki has perplexed, soruyu günümüze kadar anlaşılması güç kalmış bir bilmece olarak sunar. Perplex, bir şeyi anlamayı zorlaştırmak demektir; birini kızdırmak veya cesaretini kırmak anlamına gelmez. Humanity, insanlığın tamamını ifade eden topluluk adıdır. Bu nedenle ifade, soruna geniş, resmî ve neredeyse tarihsel bir kapsam kazandırır.
Alıştırma
İnsanlığın bir şeyi anlamakta bugüne kadar zorlandığını belirten, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: For centuries, the origin of consciousness ____.
Cevabı göster
has perplexed humanity
from as early as ... all the way to ...: uzun bir zaman aralığını vurgulamak
Eşleşen from as early as ... all the way to ... kalıbı geniş bir aralığı belirtir. As early as başlangıç noktasını şaşırtıcı veya dikkat çekici ölçüde erken gösterirken, all the way to bitiş noktasının ondan çok uzakta olduğu hissini verir. Buradaki aralık, Antik Yunanlılardan 21. yüzyıla uzanan zamansal bir aralıktır. Kalıp, sürenin uzunluğunu ve devamlılığını vurgular; all the way to fiziksel bir yolculuğu anlatmaz.
Alıştırma
Uzun bir zaman aralığını vurgulayan eşleşmiş kalıbı tamamlayın: The archive contains letters from ____ 1890 ____ the present day.
Cevabı göster
as early as · all the way to
dying to know: abartıyla ifade edilen güçlü merak
Bu cümlede dying to know, “öğrenmeyi çok fazla istemek” anlamına gelen gündelik ve abartılı bir ifadedir. Konuşanın merakını güçlendirip heyecan yaratır; normalde ölümle ilgili değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be dying to + fiilin yalın hâlidir: I'm dying to see it, they're dying to hear the news. Burada know, eksik olan cevabı veya bilgiyi edinmeye odaklanır.
Alıştırma
“Cevabı öğrenmeyi çok fazla istemek” anlamındaki ifadeyle bu gündelik cümleyi tamamlayın: I'm ____ who won the surprise contest.
Cevabı göster
dying to know
Which came first, A or B?: hangisinin daha önce olduğunu sormak
Which came first, A or B? zaman veya neden-sonuç sırasını soran seçenekli bir sorudur. Which, dinleyicinin adı verilen iki aday arasında seçim yapmasını ister; came geçmiş zamandadır çünkü soru bunların kökenlerine bakar ve or ikinci adayı sunar. Tavuk ve yumurta ile kullanıldığında bu kalıp, her birinin diğerine bağlı göründüğü ünlü döngüsel nedensellik problemini de adlandırır. Genel olarak iki olaydan, icattan veya koşuldan hangisinin daha önce gerçekleştiğini karşılaştırmak için kullanılır; hangisinin daha çok sevildiğini sormaz.
Alıştırma
Geçmiş sırayı sormak için dersteki üç sözcüklü kalıpla soruyu tamamlayın: ____, the telephone or the radio?
Cevabı göster
Which came first
The question would be simple if we took it literally. Dilbilgisi
0:10Soruyu kelimesi kelimesine ele alsaydık cevap basit olurdu.
would be simple if we took it literally: varsayımsal bir sonuç
would + fiilin yalın hâli ... if + geçmiş zaman kalıbı, konuşanın varsayılan görüşü olmayan bir koşul altındaki varsayımsal sonucu anlatır. Burada would be sonucu verir, if we took ise hayal edilen koşulu kurar; took tamamlanmış bir geçmiş eylemi bildirmez. Take it literally, sözcükleri yalnızca kesin ve yüzeysel anlamlarına göre yorumlamak demektir. Cümle, bu varsayımsal kelimesi kelimesine okumada sorunun basit olacağını söylerken asıl odağın daha az düz anlamlı bir mesele olduğunu da gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle kelimesi kelimesine yorumlamayı varsayımsal ve varsayılan olmayan bir koşul olarak sunuyor?
- The question would be simple if we took it literally.
- The question was simple after we took it literally.
- The question will be simple if we take it literally.
Cevabı göster
The question would be simple if we took it literally.
Egg-laying animals existed far before chickens came about. Öbek fiiller
0:12Yumurtlayan hayvanlar, tavuklar ortaya çıkmadan çok önce vardı.
came about: ortaya çıktı veya var olmaya başladı
Come about; gerçekleşmek, ortaya çıkmak veya var olmaya başlamak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada chickens came about, tavukların bir tür olarak ortaya çıktığı anlamına gelir; herhangi birine doğru hareket etmeyi anlatmaz. Bu tarihsel açıklamada came, geçmişte gerçekten yaşanmış bir gelişmeyi belirtir. About öbek fiilin bir parçasıdır ve yaklaşık anlamına gelmez.
Alıştırma
Ortaya çıktı anlamını vermek için cümleyi come about ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: No one knows exactly how the custom ____.
Cevabı göster
came about
So technically the egg came before the chicken.
0:15Dolayısıyla teknik olarak yumurta tavuktan önce geldi.
better worded as the chicken or the chicken egg, Kalıp ifadeler
0:18daha doğru bir ifadeyle “tavuk mu, tavuk yumurtası mı?” sorusu,
Better worded as: daha doğru bir ifadeyi tanıtmak
Bu cümlede better worded as, “daha doğru bir biçimde şöyle ifade edilen” anlamına gelir. Worded, sorunun nasıl ifade edildiğini anlatır; as ise onun yerine kullanılacak ifadeyi tanıtır: the chicken or the chicken egg. Bu kalıp, konuşmacının tüm tartışmayı değiştirmeden bir soruyu, tanımı veya başlığı yeniden ifade etmesini sağlar. Better, yeni ifadenin öncekinden daha doğru ya da daha yararlı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “daha doğru ifade edilmiş” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: To remove the ambiguity, the question is ____ “Which route is the safest?”
Cevabı göster
better worded as
focuses more on the cyclical cause and consequence. Kalıp ifadeler
0:21daha çok döngüsel neden-sonuç ilişkisine odaklanıyor.
Focuses more on: daha fazla vurgu göstermek
Focuses more on, “karşılaştırmalı olarak daha fazla dikkat verir” anlamına gelir. Focuses on, dikkat edilen konuyu tanıtırken more başka bir konu veya bakış açısıyla karşılaştırma yapıldığını gösterir. Bağlam karşılaştırma unsurunu zaten veriyorsa than içeren açık bir ifadeye gerek yoktur. Örneğin sonuçlar gibi başka bir olası odak daha önce belirtilmişse bir yazar the article focuses more on causes diyebilir.
Alıştırma
Daha fazla vurgu göstermek için hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The review mentions the acting, but it ____ the screenplay.
Cevabı göster
focuses more on
“That is,” ifadesinin daha açık bir açıklama sunması
“That is,” dinleyiciye konuşmacının önceki düşünceyi yeniden ifade edeceğini veya daha somut hâle getireceğini bildirir. Burada if yan cümlesi, bir döngü hakkındaki soyut düşünceyi tavuk ve yumurtayla ilgili somut bir açıklamaya dönüştürür. Bu ifade az önce söylenenlere bağlanır; bu yüzden onu yeni bir iddianın başlangıcı olarak düşünmeyin. Anlamı “that is to say” ifadesine yakındır.
Alıştırma
If yan cümlesinden önceki “That is,” neyi gösterir?
- Önceki düşüncenin daha açık ve daha somut bir açıklaması
- Önceki düşüncenin yanlış olduğunu söyleyen bir düzeltme
- Tamamen yeni bir konu
Cevabı göster
Önceki düşüncenin daha açık ve daha somut bir açıklaması
must have come: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
“Must have come” ifadesinde must bir kuralı veya zorunluluğu anlatmaz. Geçmiş hakkında güçlü bir sonucu gösterir: konuşmacı önceki tavuğun da yumurtadan çıktığı sonucuna varır. Presumably de bir çıkarım belirtir, ancak must have bu belirli sonucu daha kesin gösterir. Yapı must have + past participle şeklindedir. Buradaki come, temel fiille aynı görünse de past participle biçimidir: come–came–come. Mevcut kanıtlar geçmişteki bir olayı neredeyse kesin gösterdiğinde bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Çıkarımı tamamlamak için must have ve run fiilinin doğru biçimini kullanın: The grass is wet, and it did not rain. The sprinkler ____ during the night.
Cevabı göster
must have run
Bir görüşü tanıtmak için On the one side
Burada On the one side, birbirine karşıt iki görüşten ilkini tanıtır. Side, bir nesnenin fiziksel yanı değil, bir taraf veya bakış açısı anlamındadır. Team chicken, tavuğun önce geldiğini savunan taraf için kullanılan eğlenceli bir addır. Bu düzenleyici ifade açıklamanın nasıl ilerleyeceğini gösterir: önce bir tarafı duyarsınız, ardından karşıt tarafın gelmesini beklersiniz. Tartışmaları ve karşılaştırmaları kolay izlenir hâle getirmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle, karşıt iki görüşten ilkini tanıtmak için On the one side ifadesini kullanıyor?
- On one side of the playground, there is a tall tree.
- One side of the paper is blue.
- On the one side, we have residents who want a playground; on the other side, we have neighbors worried about noise.
Cevabı göster
On the one side, we have residents who want a playground; on the other side, we have neighbors worried about noise.
essential for the formation of chicken eggs Kalıp ifadeler
0:37tavuk yumurtalarının oluşumu için gerekli olduğunu gösteriyor:
called OV-17 is only found in chicken ovaries.
0:39OV-17 adlı bu protein yalnızca tavukların yumurtalıklarında bulunuyor.
Temkinli bir araştırma sonucu için Research suggests that
Research suggests that ... yapısında suggests, kanıtlarla desteklenen bir sonucu tanıtır. Araştırmanın bir tavsiye verdiği anlamına gelmez. That yan cümlesi, kanıtların işaret ettiği sonucu belirtir. Suggests aynı zamanda iddiayı temkinli tutar: kanıtlar düşünceyi destekler, ancak ifade onu tamamen kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. Bu yapı, araştırmaları kesinliği abartmadan özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
İlk aşamadaki küçük bir çalışma olası bir yarar buldu, ancak daha fazla kanıt gerekiyor. Hangi cümle bulguyu uygun bir temkinle aktarır?
- Research proves that short breaks always help every child focus.
- Research suggests that short breaks may help children focus.
- Researchers recommend that every child take a break every ten minutes.
Cevabı göster
Research suggests that short breaks may help children focus.
essential for the formation of: oluşumu için gerekli
“the protein essential for the formation of chicken eggs” ifadesinde essential for the formation of chicken eggs sıfat öbeği protein sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Açık biçimi “the protein that is essential for the formation of chicken eggs” şeklindedir. Essential for, bir şeyin bir süreç veya sonuç için yalnızca yararlı ya da ilgili değil, gerekli olduğunu belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp be essential for + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: This enzyme is ____ blood clots.
Cevabı göster
essential for the formation of
Without ... could not be formed: olmadan... oluşturulamazdı
Without it, eksik olan bir koşulu belirtir: OV-17 bulunmasaydı sonuç mümkün olmazdı. Without + isim veya zamir ile could not birlikte koşullu bir bağımlılık ifade eder; could not burada birinin geçmişteki beceri eksikliğini anlatmaz. Be formed edilgen yapıdadır. egg shell ifadesini odakta tutar ve oluşumu, yapanı belirtmeden bir süreç olarak sunar. Aktarılabilir kalıp Without + koşul, özne + could not be + geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
“Without” ve “could not” ifadelerini doğru boşluklara yerleştirin: ____ the safety valve, the pressure ____ be controlled.
Cevabı göster
Without · could not
But this all depends on the nature and definition
0:49Ancak tüm bunlar, en başta işin niteliğine ve tanımına,
of a chicken egg in the first place. Deyimler
0:52yani “tavuk yumurtası”ndan ne anladığımıza bağlıdır.
in the first place: temel öncüle dönmek
Bu cümlede in the first place, “her şeyden önce açıklığa kavuşturulması gereken en temel düzeyde” anlamına gelir. Yanıt bu öncüle bağlı olduğu için dinleyiciyi tavuk yumurtasının tanımına geri götürür. Bu ifade, özellikle why içeren sorularda, temeldeki bir varsayımı, ön koşulu veya ilk nedeni göstermek için sıkça kullanılır. Zaman çizelgesindeki ilk olayı anlatmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi, planın temel nedenine döndüren ifadeyle tamamlayın: We should decide whether we need the new app ____.
Cevabı göster
in the first place
is a chicken egg an egg laid by a chicken
0:54tavuk yumurtası, tavuğun yumurtladığı bir yumurta mıdır,
or one that simply contains a chicken? Dilbilgisi
0:57yoksa sadece içinde tavuk bulunan bir yumurta mı?
After all: destekleyici bir neden sunmak
After all, soruyu önceki iddiaya bağlayan bir söylem belirtecidir. Önceki iddia, yanıtın tanıma bağlı olduğudur; After all, sıradaki sorunun iki olası tanım sunarak bu iddiayı destekleyeceğini gösterir. İşlevi “bu önemli nedeni hatırla” veya “bunu göz önünde bulundurduğunda” ifadelerine yakındır. Burada, bir şeyin diğer her şey bittikten sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte After all ne işlev görüyor?
- Olayları zaman sırasıyla listelemeye başlar.
- Önceki iddiayı destekleyen bir neden sunar.
- Bir şeyin her şey bittikten sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Önceki iddiayı destekleyen bir neden sunar.
one that simply contains a chicken: egg yerine kullanma
İkinci seçenekte one, daha önce sözü edilen sayılabilen egg isminin yerine geçer. Burada 1 sayısını değil, “bir yumurta” anlamını taşır; böylece ismin tekrarlanması gerekmez. That, one sözcüğünü niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. one that simply contains a chicken bütünü ikinci tanımı oluşturur ve bunu an egg laid by a chicken ile karşılaştırır. Yeniden kullanılabilecek kalıp one that + neyin kastedildiğini belirleyen bilgidir.
Alıştırma
helmet sözcüğünü tekrarlamamak için boşluğu one ve ardından that ile tamamlayın: I want a helmet with a visor, not ____ leaves my eyes uncovered.
Cevabı göster
one that
the OV-17-bearing chicken had to come from somewhere.
1:00OV-17 taşıyan tavuğun da bir yerden gelmiş olması gerekiyordu.
from which a lion hatched: edatı öne alınmış ilgi yan cümlesi
From which, an egg ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesini başlatır. Which yumurtaya geri gönderimde bulunurken a lion, hatched fiilinin öznesidir. From edatı which’ten önce gelir, çünkü hatch from kökeni veya çıkış noktasını ifade eder: aslan o yumurtadan çıkmıştır. Bu yapı, an egg ifadesini tekrarlamadan kaynak ilişkisini açık tutar.
Alıştırma
Kaynak bildiren edatı which’ten önce tutan iki kelimelik resmî ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: They found an egg ____ a tiny bird had hatched.
Cevabı göster
from which
would it be an elephant egg or a lion egg?
1:07bu fil yumurtası mı, yoksa aslan yumurtası mı olurdu?
if an elephant laid ... would it be ...?: hayalî bir koşul
if cümleciğinde geçmiş biçim laid, ana soruda ise would kullanılır: if an elephant laid ..., would it be ...? Laid, lay fiilinin geçmiş biçimidir. Bu ikinci koşul yapısı, fil ve aslanla ilgili durumu gerçek hayvan davranışının anlatımı olarak değil, hayalî veya gerçeğe aykırı bir durum olarak sunar. Hayalî koşul kurulduktan sonra would, bu düşünce deneyi içinde hangi sınıflandırmanın çıkacağını sorar. Yeniden kullanılabilecek soru kalıbı If + özne + geçmiş biçim ..., would + özne + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir.
Alıştırma
Hayalî koşulu tamamlamak için visit fiilinin geçmiş biçimini ve would sözcüğünü kullanın: If a penguin ____ a tropical island, ____ it survive the heat?
Cevabı göster
visited · would
This leads to the other side of the story, Anlatım akışı
1:10Bu da bizi hikâyenin diğer tarafına götürüyor:
This leads to the other side of the story: bağlantı kuran bir geçiş
This, az önce sunulan savı işaret eder. Leads to, sonraki konuyu bu akıl yürütmenin sonucu veya doğal devamı olarak sunar; dolayısıyla yalnızca yeni bir bölüm başladığını duyurmaktan daha fazlasını yapar. The other side of the story, başka bir kurmaca hikâye değil, aynı konuya ilişkin başka bir bakış açısı demektir. İfadenin bütünü dinleyicileri bir konumdan, şakacı biçimde team egg adı verilen rakip konuma yönlendirir.
Alıştırma
Önceki kanıtların konuşmacıyı doğal olarak alternatif bir bakış açısına götürdüğünü en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir?
- Next, I will read the second item on the list.
- This leads to the other side of the story.
- On the other hand, the two views differ.
Cevabı göster
This leads to the other side of the story.
Pass along: bir şeyi başka birine aktarmak
Pass along, bir şeyin başka bir kişiye, gruba veya nesle ulaşması için onu vermek ya da iletmek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede organizmalar genetik bilgilerini yavrularına aktarır. Nesne, neyin aktarıldığını belirtir. Burada along öbek fiilin bir parçasıdır ve aktarımın devam etmesi anlamını katar; bir yol boyunca ya da yolun yanında hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Could you ____ this note to Mia?
Cevabı göster
pass along
In the form of: bir biçimi veya ortamı ifade etmek
In the form of, bir şeyin var olduğu, ortaya çıktığı veya sunulduğu biçimi, ortamı ya da somut gerçekleşme şeklini belirtir. Burada genetik bilgi fiziksel olarak DNA biçiminde kodlanmıştır. Kullanılabilir kalıp X exists, comes, or is given in the form of Y şeklindedir. Y, X’in gerçek biçimini veya taşıyıcısını belirtir; ifade yalnızca X’in dış hatlarının Y’ye benzediğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The prize was given ____ a travel voucher.
Cevabı göster
in the form of
over thousands of generations: bir zaman aralığına yayılan değişim
over thousands of generations ifadesinde over, birçok küçük değişimin biriktiği zaman aralığını belirtir. Değişim çok sayıda biyolojik nesle yayılır; tek bir anda gerçekleşmez. Bir zaman aralığı boyunca yavaş yavaş gelişen bir süreci, eğilimi veya değişimi anlatmak için over + zaman aralığı kullanılır. Burada generations, birbirini izleyen biyolojik nesiller anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi over + zaman aralığı kullanarak tamamlayın: The town expanded slowly ____ several decades.
Cevabı göster
over
zygote or initial cell: bilimsel bir terim ve sade açıklaması
Zygote, döllenme sırasında sperm ile yumurtanın birleşmesiyle oluşan tek hücredir. Yeni bir organizmanın gelişmeye başladığı ilk hücredir. zygote or initial cell ifadesinde or, dinleyici için daha basit bir yeniden açıklama sunar. Konuşmacı iki ayrı evreyi adlandırmaz; initial cell bu bağlamda zygote sözcüğünü açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlede or initial cell ne işe yarar?
- Zygote sözcüğünün döllenmemiş herhangi bir yumurta anlamına geldiğini gösterir.
- Zygote için daha basit bir açıklama verir.
- Zygote sonrasındaki ayrı ve daha geç bir evreyi adlandırır.
Cevabı göster
Zygote için daha basit bir açıklama verir.
which we could call a proto-chicken: geçici bir ad eklemek
Virgüller arasındaki which yan cümlesi, a creature very similar to a chicken hakkında zorunlu olmayan ek bilgi verir. Which, bu isim öbeğinin tamamına gönderme yapar; yan cümle çıkarılsa bile ana ifadenin dil bilgisel yapısı değişmez. call + nesne + ad yapısında call, telefon etmek değil, bir şeye ad vermek veya onu belli bir adla anmak demektir. Could, proto-chicken ifadesini resmî bir addan çok makul ve geçici bir etiket hâline getirir; böylece konuşmacı ana akıl yürütmeyi kesmeden terimi tanımlayabilir.
Alıştırma
which we could call a proto-chicken bu cümlede ne işe yarar?
- Yalnızca resmî olarak proto-chicken adı verilen canlıların kapsandığını söyler.
- Birkaç canlıdan hangisinin gerçekten telefon ettiğini belirler.
- Önceden belirlenmiş canlıya olası bir ad ekler.
Cevabı göster
Önceden belirlenmiş canlıya olası bir ad ekler.
would have mated with: geçmişteki varsayımsal bir senaryoyu yeniden kurmak
Would have mated, would have + geçmiş zaman ortacı mated biçimindeki kipsel tamamlanmış yapıdır. Çiftleşmeyi geçmişe yerleştirir ve varsayılan bir evrim senaryosu içinde beklenen sonuç olarak sunar. Basit geçmiş zamandan farklı olarak, konuşmacının olayın gerçekleştiğini doğrudan bildiğini ileri sürmez. Açıkça belirtilen veya örtük bir koşul çerçeveyi sağlar: bu modele göre gerçekleşecek şey buydu. Bu biyolojik bağlamda mate with, birlikte üremek anlamına gelir.
Alıştırma
Beklenen geçmiş sonucu would have ve mate sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: If the two animal groups had met, they ____ with each other.
Cevabı göster
would have mated
team chicken might argue that: olası bir karşı görüşü sunmak
Bu ifade, tavuğun önce ortaya çıktığını savunan “team chicken” tarafının ileri sürebileceği olası bir karşı görüşü sunar. Buradaki might, görüşü o tarafa atfederken temkinli olunduğunu gösterir; izin anlamına gelmez. “X might argue that ...” kalıbını bilgiyi dengeli biçimde düzenlemek için kullanabilirsiniz: bir kişiyi ya da tarafı belirtir, onun ne söyleyebileceğini sunar ve bu görüşü kanıtlanmış bir gerçek gibi göstermemiş olursunuz.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir karşı görüşü temkinli biçimde sunar?
- The other side might argue that the plan costs too much.
- The other side argues that the plan costs too much.
- The other side has proved that the plan costs too much.
Cevabı göster
The other side might argue that the plan costs too much.
can ever really constitute a new species. Kelime
1:52hiçbir zaman gerçekten yeni bir tür oluşturamaz.
constitute a new species: bir tanımı karşılamak
Burada constitute, “sayılmaya yetecek nitelikte olmak” anlamına gelir. Yapı A constitutes B biçimindedir; B, A’ya verilen sınıfı veya statüyü belirtir. Cümle, tek bir mutasyonun kendi başına yeni bir tür sayılma ölçütünü karşılamadığını söylüyor. Daha genel olarak bu anlam, bir şeyin başka bir sınıfın tanımını veya eşiğini karşılayıp karşılamadığını sorgularken kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “sayılmaya yetecek nitelikte olmak” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: One unusual event does not ____ a lasting pattern.
Cevabı göster
constitute
classify A into B kalıbı
Classify A into B, A’yı bölerek veya düzenleyerek üyelerini B’nin belirttiği kategorilere yerleştirmek anlamına gelir. A sınıflandırılan küme, B ise sınıflandırma sonucunda oluşan gruplardır. Bu cümlede all creatures A’dır; different groups and names ise insanların oluşturduğu sınıflandırma sistemini anlatır. Bu kalıp, tek bir öğeyi belirli bir tür olarak tanımlamaktan çok bir bütünü gruplara ayırmaya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi classify fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve sonuç gruplarını belirten edatla tamamlayın: “The librarian ____ the books ____ three sections.”
Cevabı göster
classified · into
Gerçek bir durumu kabul eden Even though
Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce bir durumun gerçek olduğu kabul edilir, ardından ana cümlede bu duruma rağmen geçerliliğini koruyan bir gerçek veya sonuç verilir. Burada konuşan kişi, insanların canlıları gruplara ayırmayı ve onlara ad vermeyi sevdiğini kabul ediyor. Asıl nokta, bu sistemin uzak geçmişi değil, bugünkü durumu yansıtmasıdır.
Alıştırma
Yağmur gerçek bir olgu olarak sunulduğunda cümleyi en iyi hangi bağlaç tamamlar? “_____ it was raining, the game continued.”
- Even though
- Because
- Even if
Cevabı göster
Even though
is based on: destekleyici dayanağı belirtmek
X is based on Y, Y’nin X’i oluşturmak için kullanılan kanıtı, bilgiyi, ilkeyi veya ölçütü sağladığı anlamına gelir. Bu cümlede, şeylerin mevcut durumu sınıflandırmanın ya da yargının temelidir. Yapı edilgendir: X + be + based on + dayanak. Fiziksel bir üs veya konumdan söz etmez; fikri ya da kararı neyin desteklediğini belirtir.
Alıştırma
Tahmini destekleyen kanıtı belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The estimate ____ last year's sales data.
Cevabı göster
is based on
how things currently are and not how they were: zaman içindeki durumları karşılaştırmak
Burada how things currently are, şeylerin şu anda içinde bulunduğu durum anlamına gelir. How, bir yöntem hakkında doğrudan soru sormaz; cümle içine yerleşmiş bir yan cümle başlatır. Bu yan cümlenin tamamı based on sonrasında gelen içeriğin ilk bölümünü oluşturur. And not how they were, buna paralel ikinci bir how yan cümlesi ekler ve geçmişteki o durumu dayanak olmaktan açıkça çıkarır. Paralel are ve were fiilleri aynı özneyi ve aynı açıklama türünü korurken zamanı şimdiden geçmişe kaydırır.
Alıştırma
Hangi cümle kıyı şeridinin kimliğini veya konumunu değil, iki farklı zamandaki durumunu karşılaştırır?
- The documentary shows where the coastline is now, not where it was before the storms.
- The documentary shows what the coastline is now, not what it was before the storms.
- The documentary shows how the coastline is now, not how it was before the storms.
Cevabı göster
The documentary shows how the coastline is now, not how it was before the storms.
that no one proto-chicken to chicken birth
2:05proto-tavuktan tavuğa geçişi temsil eden tek bir doğum
is so gradual that: dereceden sonuca geçiş
so + sıfat/zarf + that yapısı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so, gradual sözcüğünün derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle de sonucu verir. Evrim çok küçük adımlarla gerçekleştiği için tek bir doğum yeni bir türün kesin başlangıcı gibi görünmez. Buradaki so, tek başına bu yüzden anlamına gelen bir sözcük değildir. is so gradual that bölümünü tek bir yapı olarak okuyun: önce derece, sonra sonuç.
Alıştırma
Derece-sonuç cümlesini so ... that kullanarak tamamlayın: The box was ____ heavy ____ Mia could not lift it.
Cevabı göster
so · that
Much like how dogs have come from wolves. Anlatım akışı
2:10Tıpkı köpeklerin kurtlardan türemesi gibi.
Much like how: karşılaştırma başlatmak
Much like how, dinleyiciye bir karşılaştırmanın geleceğini bildirir. Önceki düşünceyi tanıdık bir benzerlikle, yani köpeklerin kurtlardan gelme biçimiyle ilişkilendirir. Much, benzerliği güçlendirir; ancak ifade yine de bir şeyin gerçekleşme biçimine çok benzer anlamındadır, tamamen aynıdır anlamına gelmez. Konuşmada bu kısa ifade, sonraki düşünceyi düzenlemeye yardımcı olmak için bir açıklamanın ardından eklenebilir. Özenli yazıda ifadeyi The plan developed much like how a sketch becomes a finished picture. örneğindeki gibi tam bir cümleye bağlayın.
Alıştırma
Bu cümlede Much like how ne işe yarıyor? The neighborhood changed gradually, much like how a small town grows into a city.
- Yüksek bir derecenin yol açtığı sonucu tanıtır.
- İki sürecin tamamen aynı olduğunu söyler.
- İki süreç arasında güçlü bir karşılaştırma kurar.
Cevabı göster
İki süreç arasında güçlü bir karşılaştırma kurar.
gave birth to + yavru
gave birth to a dog ifadesinde kalıp give birth to + dünyaya gelen bebek veya yavru biçimindedir. Burada gave geçmiş zamanı gösterir, to ise doğumun sonucu olan a dog ögesini getirir; bir köpeğe doğru hareket anlamı taşımaz. Cümle, evcilleştirmenin aşamalı olduğunu anlatır: hiçbir kurt belirli bir anda birdenbire tamamen farklı bir köpek doğurmamıştır. Genel olarak doğuran canlı dil bilgisel özneyse give birth to kullanılır; çocuk veya yavru açıkça söyleniyorsa önünde to bulunur.
Alıştırma
“Bir yavru dünyaya getirdi” anlamındaki üç sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: During the night, the elephant ____ a calf.
Cevabı göster
gave birth to
Evrimde seçilim baskıları
Seçilim baskıları, bazı kalıtsal özelliklerin üreme yoluyla aktarılma olasılığını diğerlerinden daha yüksek hâle getiren çevresel koşullar veya insan seçimleridir. Buradaki pressure, bireyin hissettiği duygusal stres değil, üreme başarısı üzerindeki etkidir. Bu cümlede insanlar daha az korkan ve daha az saldırgan kurtları tercih etmiştir. Birçok nesil boyunca bu tercihler söz konusu özellikleri avantajlı hâle getirerek kurt popülasyonunun yavaş yavaş değişmesine yardımcı olmuştur.
Alıştırma
Bir biyoloji metninde selective pressures ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Bir türün aniden başka bir türe dönüştüğü tek bir an
- Bazı kalıtsal özelliklerin aktarılma olasılığını artıran faktörler
- Tek tek hayvanların yaşadığı kaygı duyguları
Cevabı göster
Bazı kalıtsal özelliklerin aktarılma olasılığını artıran faktörler
So where does this leave us? ile sonuca geçiş
Buradaki So where does this leave us? önceki bilgileri özetleyen retorik bir sorudur. Az önce ele alınan her şeyin bizi hangi duruma veya sonuca getirdiğini ya da geriye hangi seçeneklerin kaldığını sorar; where mecazidir ve fiziksel bir yeri belirtmez. Soru, açıklamadaki bilgileri düzenler: So, kanıtlardan senteze geçildiğini gösterir ve sonraki cümle ortaya çıkan olasılıkları adlandırarak soruyu doğrudan yanıtlayabilir. Genel olarak Where does this leave us?, analize ara verip “Şimdi ne sonuç çıkarabiliriz veya ne yapabiliriz?” diye sormanın bir yoludur.
Alıştırma
Kanıtlar tartışıldıktan sonra bir konuşmacı “So where does this leave us?” diye soruyor. Ne demek istiyor?
- Hangi fiziksel yere gitmeliyiz?
- Şu anda hangi sonuca veya seçeneklere sahibiz?
- Gruptan ayrılmak üzere olan kişi kim?
Cevabı göster
Şu anda hangi sonuca veya seçeneklere sahibiz?
gradually led to the creation of: sonuç üreten aşamalı bir süreç
gradually led to the creation of ifadesinde led to, nedenden sonuca giden bir ilişkiyi belirtir: Daha önceki bir süreç sonunda yeni bir şeyin oluşmasını sağlamıştır. Kalıp [cause or process] + led to + [result noun phrase] şeklindedir. Gradually, led to ifadesini niteler ve değişimin bir anda değil, zaman içinde adım adım gerçekleştiğini gösterir. The creation of, create fiilini bir isim grubuna dönüştürdüğü için lead to içindeki ilgeç olan to sözcüğünden sonra gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Many small engineering advances ____ a lightweight electric motor.
Cevabı göster
gradually led to the creation of
there was a mutation causing a slight change Dilbilgisi
2:42küçük bir değişime yol açan bir mutasyon
a mutation causing ...: etken bir -ing yan cümlesi
a mutation causing a slight change and selective advantage ifadesinde causing, mutation sözcüğünden sonra gelen bir -ing yan cümlesini başlatır. Mutasyonun ne ürettiğini anlatır ve a mutation that/which caused a slight change and selective advantage şeklinde açılabilir. a slight change ve selective advantage, causing fiilinin birbirine bağlanmış iki sonucudur. Anlam etkendir: bu sonuçlara mutasyon yol açar; causing, mutasyonun meydana getirildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Mutasyonun sonucu ürettiğini göstermek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Scientists found a mutation ____ a small change in wing color.
Cevabı göster
causing
which then went on to lay chicken eggs. Öbek fiiller
2:47ve daha sonra tavuk yumurtaları yumurtladı.
went on to lay: sonraki farklı bir aşamaya geçmek
Go on to do something, önceki bir aşama veya eylemden daha sonraki farklı bir eyleme geçmek anlamına gelir. Bu cümlede went on to lay, bu canlı ilk tavuk olduktan sonra yumurtlamayı bir sonraki aşama olarak sunar. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; then ise olayların sırasını açıkça gösterir. Kalıp go/went on to + fiilin yalın hâlidir, bu nedenle lay yalın hâldedir.
Alıştırma
Nina biyoloji diplomasını tamamladıktan sonra bir hukuk programına başladı. Yeni ve sonraki aşamayı en iyi hangi cümle anlatır?
- Nina went on to study law.
- Nina went on studying biology.
- Nina went on to studying law.
Cevabı göster
Nina went on to study law.
as a chicken egg
2:56“tavuk yumurtası” diye sınıflandıracağımız bir yumurtanın içinde olduğunu düşünelim.
what we would classify as a chicken egg: “tavuk yumurtası olarak sınıflandıracağımız şey”
Burada what, kaynaşmış bir ilgi yan cümlesi başlatır: what we would classify as a chicken egg, “tavuk yumurtası olarak sınıflandıracağımız şey” demektir. Yan cümlenin tamamı isim gibi çalışır ve inside of yapısının tümlecidir. Kalıp what + özne + fiildir. Classify something as a category yapısında as, o şeye verilen kategoriyi gösterir. Would, bu etiketi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, insanların belirli bir bakış açısından yapacağı bir sınıflandırma olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “……olan şey” anlamına gelen ve kaynaşmış ilgi yan cümlesini başlatan sözcükle tamamlayın: The class examined ____ the teacher would classify as a mineral.
Cevabı göster
what
as such: belirtilen bir sınıflandırmadan sonuç çıkarma
Burada as such, az önce oluşturulan sınıflandırmaya gönderme yapar: İçinde tavuğun bulunduğu şey tavuk yumurtası sayılır. Ardından bu sınıflandırmadan çıkan sonucu, yani yumurtanın önce geldiğini açıklar. Bu ifade bilgileri birbirine bağlar. Dinleyiciye “Bu rol, statü veya tanım geçerli olduğuna göre sonraki sonuç da geçerlidir” mesajını verir. Bu cümlede therefore gibi çalışır, ancak gücünü hemen önce söylenen belirli etiketten alır.
Alıştırma
Nora’nın rolüne gönderme yapıp bundan bir sonuç çıkararak cümleyi en iyi tamamlayan seçenek hangisidir? Nora is the club treasurer. ____, she keeps the financial records.
- As such
- Such as
- Even so
Cevabı göster
As such
brings us back to: önceki bir konuya dönmek
Bu cümlede brings us back to, konuşmayı ve dikkati daha önceki bir noktaya geri döndürmek anlamına gelir. Fiziksel bir geri dönüşü anlatmaz. Özne olan Which önceki duruma gönderme yapar; us ise hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar. Bu ifade, açıklamadaki bir yan konuyu kapatır ve herkesin daha önceki konuya yeniden odaklanmasını sağlar. Burada tavuk yumurtasının nasıl adlandırılıp tanımlanacağı sorusuna dönülüyor.
Alıştırma
Cümleyi brings us back to hedef ifadesinin aynısıyla tamamlayın: This new evidence ____ our original question.
Cevabı göster
brings us back to
nomenclature: varlıkları adlandırma sistemi
Nomenclature, belirli bir alanda varlıklara ad vermek için kullanılan sistem veya kurallar bütünü anlamındaki resmî bir sözcüktür. Tek bir addan daha geniş bir şeyi ifade eder. Burada chicken egg etiketinin arkasındaki kurala işaret eder: Yumurta, onu yumurtlayan kuşa göre mi, yoksa içinde büyüyen hayvana göre mi adlandırılır? Bu sözcük, tartışmanın kısmen etiketlerin nasıl tanımlandığına bağlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede nomenclature ne anlama geliyor? The team agreed on a nomenclature for the new species.
- Tek bir hayvana verilen özel bir lakap
- Varlıklara ad vermek için kullanılan bir sistem veya kurallar bütünü
- Varlıkları yalnızca boyutlarına göre ayırma yöntemi
Cevabı göster
Varlıklara ad vermek için kullanılan bir sistem veya kurallar bütünü
At the end of the day ile ana sonucu özetlemek
Burada at the end of the day akşam saatlerini anlatmaz. Konuşanın tartışmadaki ayrıntıları bir kenara bırakıp ana sonucu söyleyeceğini gösterir. Anlaşmazlık veya karmaşık bir konudan en önemli noktaya geçmek için kullanılır.
Alıştırma
Tartışmanın ayrıntılarını bir kenara bırakıp ana fikri söyleyen ifadeyi seçin: The team may disagree about colors and fonts. ______, the website must be easy to use.
- At the start of the day
- At the end of the day
- By the end of the day
Cevabı göster
At the end of the day
What we can all agree on is that ... odak yapısı
What ile başlayan what we can all agree on yan cümlesi özne görevindedir. “Herkesin kabul edebileceği nokta” anlamına gelir. Burada what bir soru sormaz; ortak noktayı tanıtır. Ardından is that, üzerinde uzlaşılan içeriği bildiren tam bir yan cümleyi başlatır. Bu odak yapısı ortak zemini önce verir ve üzerinde anlaşılan fikri daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle önce ortak zemini tanıtıp ardından içeriğini söyleyen odak yapısını kullanır?
- What we can all agree on is that the park needs more shade.
- What can we all agree on about the park?
- What we all agreed on was the meeting time.
Cevabı göster
What we can all agree on is that the park needs more shade.
regardless of whether A or B: sonuç değişmez
Regardless of whether A or B iki olası koşulu sunar ve ana sonucun değişmediğini belirtir. Burada yumurta iki addan biriyle anılabilir, ancak sonuç aynıdır: İlk gerçek tavuk bir yumurtadan çıkmıştır. Her iki durumda da geçerli kalan bir sonuçtan önce regardless of whether + A + or + B yapısını kullan. Bu yapı, belirsizliği kabul ederken ana düşünceyi korumana yardım eder.
Alıştırma
Her iki seçeneğin de aynı sonuca götürdüğünü belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamla: ____ we travel by bus or by train, we will arrive before dinner.
Cevabı göster
Regardless of whether
Got a burning question you want answered? Deyimler
3:18Cevabını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
burning question: yanıtını çok öğrenmek istediğin bir soru
A burning question, birinin yanıtını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği önemli bir sorudur. Burning burada mecazidir; gerçek ateşi değil, aciliyet hissini veya yoğun merakı ifade eder. Got a burning question...? ifadesinde konuşmacı, dinleyicileri en çok öğrenmek istedikleri şeyi rahat bir dille sormaya davet eder.
Alıştırma
“Mia has a burning question about dinosaurs,” cümlesinde “a burning question” ne anlama gelir?
- Sorulamayacak kadar zor bir soru
- Yanıtını çok öğrenmek istediği önemli bir soru
- Ateş hakkında bir soru
Cevabı göster
Yanıtını çok öğrenmek istediği önemli bir soru