Hangisi Daha Önce Geldi - Tavuk mu Yumurta mı?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
633 kelime 197 kel/dk

Video özeti: Bu video, tavuğun mu yoksa yumurtasının mı önce çıktığını tanımlar ve aşamalı evrim üzerinden inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "dying to know" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek bir tehlike değil, cevabı çok güçlü biçimde öğrenme isteğidir; samimi konuşmada yoğun merakı anlatır. 2. "So where does this leave us?" - Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: çatışan kanıtlardan sonuçlara geçer; yer sormak için değil, analizden senteze ulaşmak için kullanılır. 3. "regardless of whether it was a chicken egg or a proto-chicken egg," - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sonuç iki olasılıkta da geçerlidir; seçimden bağımsız sonucu belirtmek için kullanılır.

Bu derste

It's a question that has perplexed humanity Kalıp ifadeler

0:00

Bu, insanlığın aklını kurcalayan bir soru;

Kalıp ifadeler

has perplexed humanity: insanlığı uzun süredir düşündüren bir bilmece

has perplexed humanity ifadesinde present perfect yapıdaki has perplexed, soruyu günümüze kadar anlaşılması güç kalmış bir bilmece olarak sunar. Perplex, bir şeyi anlamayı zorlaştırmak demektir; birini kızdırmak veya cesaretini kırmak anlamına gelmez. Humanity, insanlığın tamamını ifade eden topluluk adıdır. Bu nedenle ifade, soruna geniş, resmî ve neredeyse tarihsel bir kapsam kazandırır.

Alıştırma

İnsanlığın bir şeyi anlamakta bugüne kadar zorlandığını belirten, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: For centuries, the origin of consciousness ____.

Cevabı göster

has perplexed humanity

from as early as the ancient Greeks Kalıp ifadeler

0:02

ta Antik Yunan'dan

all the way to the 21st century

0:04

21. yüzyıla kadar uzanıyor.

Kalıp ifadeler

from as early as ... all the way to ...: uzun bir zaman aralığını vurgulamak

Eşleşen from as early as ... all the way to ... kalıbı geniş bir aralığı belirtir. As early as başlangıç noktasını şaşırtıcı veya dikkat çekici ölçüde erken gösterirken, all the way to bitiş noktasının ondan çok uzakta olduğu hissini verir. Buradaki aralık, Antik Yunanlılardan 21. yüzyıla uzanan zamansal bir aralıktır. Kalıp, sürenin uzunluğunu ve devamlılığını vurgular; all the way to fiziksel bir yolculuğu anlatmaz.

Alıştırma

Uzun bir zaman aralığını vurgulayan eşleşmiş kalıbı tamamlayın: The archive contains letters from ____ 1890 ____ the present day.

Cevabı göster

as early as · all the way to

and we're still dying to know Deyimler

0:06

Ve hâlâ şunu öğrenmek için can atıyoruz:

Deyimler

dying to know: abartıyla ifade edilen güçlü merak

Bu cümlede dying to know, “öğrenmeyi çok fazla istemek” anlamına gelen gündelik ve abartılı bir ifadedir. Konuşanın merakını güçlendirip heyecan yaratır; normalde ölümle ilgili değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be dying to + fiilin yalın hâlidir: I'm dying to see it, they're dying to hear the news. Burada know, eksik olan cevabı veya bilgiyi edinmeye odaklanır.

Alıştırma

“Cevabı öğrenmeyi çok fazla istemek” anlamındaki ifadeyle bu gündelik cümleyi tamamlayın: I'm ____ who won the surprise contest.

Cevabı göster

dying to know

which came first, Dilbilgisi

0:07

önce hangisi geldi,

the chicken or the egg.

0:08

tavuk mu, yumurta mı?

Dilbilgisi

Which came first, A or B?: hangisinin daha önce olduğunu sormak

Which came first, A or B? zaman veya neden-sonuç sırasını soran seçenekli bir sorudur. Which, dinleyicinin adı verilen iki aday arasında seçim yapmasını ister; came geçmiş zamandadır çünkü soru bunların kökenlerine bakar ve or ikinci adayı sunar. Tavuk ve yumurta ile kullanıldığında bu kalıp, her birinin diğerine bağlı göründüğü ünlü döngüsel nedensellik problemini de adlandırır. Genel olarak iki olaydan, icattan veya koşuldan hangisinin daha önce gerçekleştiğini karşılaştırmak için kullanılır; hangisinin daha çok sevildiğini sormaz.

Alıştırma

Geçmiş sırayı sormak için dersteki üç sözcüklü kalıpla soruyu tamamlayın: ____, the telephone or the radio?

Cevabı göster

Which came first

The question would be simple if we took it literally. Dilbilgisi

0:10

Soruyu kelimesi kelimesine ele alsaydık cevap basit olurdu.

Dilbilgisi

would be simple if we took it literally: varsayımsal bir sonuç

would + fiilin yalın hâli ... if + geçmiş zaman kalıbı, konuşanın varsayılan görüşü olmayan bir koşul altındaki varsayımsal sonucu anlatır. Burada would be sonucu verir, if we took ise hayal edilen koşulu kurar; took tamamlanmış bir geçmiş eylemi bildirmez. Take it literally, sözcükleri yalnızca kesin ve yüzeysel anlamlarına göre yorumlamak demektir. Cümle, bu varsayımsal kelimesi kelimesine okumada sorunun basit olacağını söylerken asıl odağın daha az düz anlamlı bir mesele olduğunu da gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle kelimesi kelimesine yorumlamayı varsayımsal ve varsayılan olmayan bir koşul olarak sunuyor?

  1. The question would be simple if we took it literally.
  2. The question was simple after we took it literally.
  3. The question will be simple if we take it literally.
Cevabı göster

The question would be simple if we took it literally.

Egg-laying animals existed far before chickens came about. Öbek fiiller

0:12

Yumurtlayan hayvanlar, tavuklar ortaya çıkmadan çok önce vardı.

Öbek fiiller

came about: ortaya çıktı veya var olmaya başladı

Come about; gerçekleşmek, ortaya çıkmak veya var olmaya başlamak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada chickens came about, tavukların bir tür olarak ortaya çıktığı anlamına gelir; herhangi birine doğru hareket etmeyi anlatmaz. Bu tarihsel açıklamada came, geçmişte gerçekten yaşanmış bir gelişmeyi belirtir. About öbek fiilin bir parçasıdır ve yaklaşık anlamına gelmez.

Alıştırma

Ortaya çıktı anlamını vermek için cümleyi come about ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: No one knows exactly how the custom ____.

Cevabı göster

came about

So technically the egg came before the chicken.

0:15

Dolayısıyla teknik olarak yumurta tavuktan önce geldi.

But this question,

0:17

Ancak bu soru,

better worded as the chicken or the chicken egg, Kalıp ifadeler

0:18

daha doğru bir ifadeyle “tavuk mu, tavuk yumurtası mı?” sorusu,

Kalıp ifadeler

Better worded as: daha doğru bir ifadeyi tanıtmak

Bu cümlede better worded as, “daha doğru bir biçimde şöyle ifade edilen” anlamına gelir. Worded, sorunun nasıl ifade edildiğini anlatır; as ise onun yerine kullanılacak ifadeyi tanıtır: the chicken or the chicken egg. Bu kalıp, konuşmacının tüm tartışmayı değiştirmeden bir soruyu, tanımı veya başlığı yeniden ifade etmesini sağlar. Better, yeni ifadenin öncekinden daha doğru ya da daha yararlı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “daha doğru ifade edilmiş” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: To remove the ambiguity, the question is ____ “Which route is the safest?”

Cevabı göster

better worded as

focuses more on the cyclical cause and consequence. Kalıp ifadeler

0:21

daha çok döngüsel neden-sonuç ilişkisine odaklanıyor.

Kalıp ifadeler

Focuses more on: daha fazla vurgu göstermek

Focuses more on, “karşılaştırmalı olarak daha fazla dikkat verir” anlamına gelir. Focuses on, dikkat edilen konuyu tanıtırken more başka bir konu veya bakış açısıyla karşılaştırma yapıldığını gösterir. Bağlam karşılaştırma unsurunu zaten veriyorsa than içeren açık bir ifadeye gerek yoktur. Örneğin sonuçlar gibi başka bir olası odak daha önce belirtilmişse bir yazar the article focuses more on causes diyebilir.

Alıştırma

Daha fazla vurgu göstermek için hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The review mentions the acting, but it ____ the screenplay.

Cevabı göster

focuses more on

That is, Anlatım akışı

0:24

Yani,

if a chicken is born from an egg,

0:24

eğer bir tavuk yumurtadan çıkıyorsa,

Anlatım akışı

“That is,” ifadesinin daha açık bir açıklama sunması

“That is,” dinleyiciye konuşmacının önceki düşünceyi yeniden ifade edeceğini veya daha somut hâle getireceğini bildirir. Burada if yan cümlesi, bir döngü hakkındaki soyut düşünceyi tavuk ve yumurtayla ilgili somut bir açıklamaya dönüştürür. Bu ifade az önce söylenenlere bağlanır; bu yüzden onu yeni bir iddianın başlangıcı olarak düşünmeyin. Anlamı “that is to say” ifadesine yakındır.

Alıştırma

If yan cümlesinden önceki “That is,” neyi gösterir?

  1. Önceki düşüncenin daha açık ve daha somut bir açıklaması
  2. Önceki düşüncenin yanlış olduğunu söyleyen bir düzeltme
  3. Tamamen yeni bir konu
Cevabı göster

Önceki düşüncenin daha açık ve daha somut bir açıklaması

where did the egg come from?

0:26

o yumurta nereden geldi?

Another chicken presumably,

0:27

Muhtemelen başka bir tavuktan,

which too must have come from an egg. Dilbilgisi

0:29

o tavuk da bir yumurtadan çıkmış olmalı.

Dilbilgisi

must have come: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

“Must have come” ifadesinde must bir kuralı veya zorunluluğu anlatmaz. Geçmiş hakkında güçlü bir sonucu gösterir: konuşmacı önceki tavuğun da yumurtadan çıktığı sonucuna varır. Presumably de bir çıkarım belirtir, ancak must have bu belirli sonucu daha kesin gösterir. Yapı must have + past participle şeklindedir. Buradaki come, temel fiille aynı görünse de past participle biçimidir: come–came–come. Mevcut kanıtlar geçmişteki bir olayı neredeyse kesin gösterdiğinde bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Çıkarımı tamamlamak için must have ve run fiilinin doğru biçimini kullanın: The grass is wet, and it did not rain. The sprinkler ____ during the night.

Cevabı göster

must have run

So which came first?

0:31

Öyleyse önce hangisi geldi?

On the one side we have team chicken. Anlatım akışı

0:33

Bir tarafta tavuk ekibi var.

Anlatım akışı

Bir görüşü tanıtmak için On the one side

Burada On the one side, birbirine karşıt iki görüşten ilkini tanıtır. Side, bir nesnenin fiziksel yanı değil, bir taraf veya bakış açısı anlamındadır. Team chicken, tavuğun önce geldiğini savunan taraf için kullanılan eğlenceli bir addır. Bu düzenleyici ifade açıklamanın nasıl ilerleyeceğini gösterir: önce bir tarafı duyarsınız, ardından karşıt tarafın gelmesini beklersiniz. Tartışmaları ve karşılaştırmaları kolay izlenir hâle getirmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle, karşıt iki görüşten ilkini tanıtmak için On the one side ifadesini kullanıyor?

  1. On one side of the playground, there is a tall tree.
  2. One side of the paper is blue.
  3. On the one side, we have residents who want a playground; on the other side, we have neighbors worried about noise.
Cevabı göster

On the one side, we have residents who want a playground; on the other side, we have neighbors worried about noise.

Research suggests that the protein Anlatım akışı

0:35

Araştırmalar, bir proteinin

essential for the formation of chicken eggs Kalıp ifadeler

0:37

tavuk yumurtalarının oluşumu için gerekli olduğunu gösteriyor:

called OV-17 is only found in chicken ovaries.

0:39

OV-17 adlı bu protein yalnızca tavukların yumurtalıklarında bulunuyor.

Anlatım akışı

Temkinli bir araştırma sonucu için Research suggests that

Research suggests that ... yapısında suggests, kanıtlarla desteklenen bir sonucu tanıtır. Araştırmanın bir tavsiye verdiği anlamına gelmez. That yan cümlesi, kanıtların işaret ettiği sonucu belirtir. Suggests aynı zamanda iddiayı temkinli tutar: kanıtlar düşünceyi destekler, ancak ifade onu tamamen kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. Bu yapı, araştırmaları kesinliği abartmadan özetlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

İlk aşamadaki küçük bir çalışma olası bir yarar buldu, ancak daha fazla kanıt gerekiyor. Hangi cümle bulguyu uygun bir temkinle aktarır?

  1. Research proves that short breaks always help every child focus.
  2. Research suggests that short breaks may help children focus.
  3. Researchers recommend that every child take a break every ten minutes.
Cevabı göster

Research suggests that short breaks may help children focus.

Kalıp ifadeler

essential for the formation of: oluşumu için gerekli

“the protein essential for the formation of chicken eggs” ifadesinde essential for the formation of chicken eggs sıfat öbeği protein sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Açık biçimi “the protein that is essential for the formation of chicken eggs” şeklindedir. Essential for, bir şeyin bir süreç veya sonuç için yalnızca yararlı ya da ilgili değil, gerekli olduğunu belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp be essential for + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: This enzyme is ____ blood clots.

Cevabı göster

essential for the formation of

Without it, Dilbilgisi

0:43

O olmadan,

the chicken egg shell could not be formed.

0:44

tavuk yumurtasının kabuğu oluşamaz.

Dilbilgisi

Without ... could not be formed: olmadan... oluşturulamazdı

Without it, eksik olan bir koşulu belirtir: OV-17 bulunmasaydı sonuç mümkün olmazdı. Without + isim veya zamir ile could not birlikte koşullu bir bağımlılık ifade eder; could not burada birinin geçmişteki beceri eksikliğini anlatmaz. Be formed edilgen yapıdadır. egg shell ifadesini odakta tutar ve oluşumu, yapanı belirtmeden bir süreç olarak sunar. Aktarılabilir kalıp Without + koşul, özne + could not be + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

“Without” ve “could not” ifadelerini doğru boşluklara yerleştirin: ____ the safety valve, the pressure ____ be controlled.

Cevabı göster

Without · could not

So without a chicken,

0:46

Yani tavuk olmadan,

you technically can't get a chicken egg.

0:47

teknik olarak tavuk yumurtası da elde edemezsiniz.

But this all depends on the nature and definition

0:49

Ancak tüm bunlar, en başta işin niteliğine ve tanımına,

of a chicken egg in the first place. Deyimler

0:52

yani “tavuk yumurtası”ndan ne anladığımıza bağlıdır.

Deyimler

in the first place: temel öncüle dönmek

Bu cümlede in the first place, “her şeyden önce açıklığa kavuşturulması gereken en temel düzeyde” anlamına gelir. Yanıt bu öncüle bağlı olduğu için dinleyiciyi tavuk yumurtasının tanımına geri götürür. Bu ifade, özellikle why içeren sorularda, temeldeki bir varsayımı, ön koşulu veya ilk nedeni göstermek için sıkça kullanılır. Zaman çizelgesindeki ilk olayı anlatmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi, planın temel nedenine döndüren ifadeyle tamamlayın: We should decide whether we need the new app ____.

Cevabı göster

in the first place

After all, Anlatım akışı

0:54

Sonuçta,

is a chicken egg an egg laid by a chicken

0:54

tavuk yumurtası, tavuğun yumurtladığı bir yumurta mıdır,

or one that simply contains a chicken? Dilbilgisi

0:57

yoksa sadece içinde tavuk bulunan bir yumurta mı?

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir neden sunmak

After all, soruyu önceki iddiaya bağlayan bir söylem belirtecidir. Önceki iddia, yanıtın tanıma bağlı olduğudur; After all, sıradaki sorunun iki olası tanım sunarak bu iddiayı destekleyeceğini gösterir. İşlevi “bu önemli nedeni hatırla” veya “bunu göz önünde bulundurduğunda” ifadelerine yakındır. Burada, bir şeyin diğer her şey bittikten sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte After all ne işlev görüyor?

  1. Olayları zaman sırasıyla listelemeye başlar.
  2. Önceki iddiayı destekleyen bir neden sunar.
  3. Bir şeyin her şey bittikten sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Önceki iddiayı destekleyen bir neden sunar.

Dilbilgisi

one that simply contains a chicken: egg yerine kullanma

İkinci seçenekte one, daha önce sözü edilen sayılabilen egg isminin yerine geçer. Burada 1 sayısını değil, “bir yumurta” anlamını taşır; böylece ismin tekrarlanması gerekmez. That, one sözcüğünü niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. one that simply contains a chicken bütünü ikinci tanımı oluşturur ve bunu an egg laid by a chicken ile karşılaştırır. Yeniden kullanılabilecek kalıp one that + neyin kastedildiğini belirleyen bilgidir.

Alıştırma

helmet sözcüğünü tekrarlamamak için boşluğu one ve ardından that ile tamamlayın: I want a helmet with a visor, not ____ leaves my eyes uncovered.

Cevabı göster

one that

Obviously,

0:59

Belli ki

the OV-17-bearing chicken had to come from somewhere.

1:00

OV-17 taşıyan tavuğun da bir yerden gelmiş olması gerekiyordu.

But if an elephant laid an egg Dilbilgisi

1:03

Ama bir fil yumurtlasa

from which a lion hatched, Dilbilgisi

1:05

ve o yumurtadan bir aslan çıksa,

Dilbilgisi

from which a lion hatched: edatı öne alınmış ilgi yan cümlesi

From which, an egg ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesini başlatır. Which yumurtaya geri gönderimde bulunurken a lion, hatched fiilinin öznesidir. From edatı which’ten önce gelir, çünkü hatch from kökeni veya çıkış noktasını ifade eder: aslan o yumurtadan çıkmıştır. Bu yapı, an egg ifadesini tekrarlamadan kaynak ilişkisini açık tutar.

Alıştırma

Kaynak bildiren edatı which’ten önce tutan iki kelimelik resmî ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: They found an egg ____ a tiny bird had hatched.

Cevabı göster

from which

would it be an elephant egg or a lion egg?

1:07

bu fil yumurtası mı, yoksa aslan yumurtası mı olurdu?

Dilbilgisi

if an elephant laid ... would it be ...?: hayalî bir koşul

if cümleciğinde geçmiş biçim laid, ana soruda ise would kullanılır: if an elephant laid ..., would it be ...? Laid, lay fiilinin geçmiş biçimidir. Bu ikinci koşul yapısı, fil ve aslanla ilgili durumu gerçek hayvan davranışının anlatımı olarak değil, hayalî veya gerçeğe aykırı bir durum olarak sunar. Hayalî koşul kurulduktan sonra would, bu düşünce deneyi içinde hangi sınıflandırmanın çıkacağını sorar. Yeniden kullanılabilecek soru kalıbı If + özne + geçmiş biçim ..., would + özne + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir.

Alıştırma

Hayalî koşulu tamamlamak için visit fiilinin geçmiş biçimini ve would sözcüğünü kullanın: If a penguin ____ a tropical island, ____ it survive the heat?

Cevabı göster

visited · would

This leads to the other side of the story, Anlatım akışı

1:10

Bu da bizi hikâyenin diğer tarafına götürüyor:

team egg.

1:12

yumurta ekibine.

Anlatım akışı

This leads to the other side of the story: bağlantı kuran bir geçiş

This, az önce sunulan savı işaret eder. Leads to, sonraki konuyu bu akıl yürütmenin sonucu veya doğal devamı olarak sunar; dolayısıyla yalnızca yeni bir bölüm başladığını duyurmaktan daha fazlasını yapar. The other side of the story, başka bir kurmaca hikâye değil, aynı konuya ilişkin başka bir bakış açısı demektir. İfadenin bütünü dinleyicileri bir konumdan, şakacı biçimde team egg adı verilen rakip konuma yönlendirir.

Alıştırma

Önceki kanıtların konuşmacıyı doğal olarak alternatif bir bakış açısına götürdüğünü en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir?

  1. Next, I will read the second item on the list.
  2. This leads to the other side of the story.
  3. On the other hand, the two views differ.
Cevabı göster

This leads to the other side of the story.

During reproduction,

1:13

Üreme sırasında,

two organisms pass along Öbek fiiller

1:14

iki organizma

their genetic information

1:15

genetik bilgilerini

in the form of DNA. Kalıp ifadeler

1:16

DNA biçiminde aktarır.

Öbek fiiller

Pass along: bir şeyi başka birine aktarmak

Pass along, bir şeyin başka bir kişiye, gruba veya nesle ulaşması için onu vermek ya da iletmek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede organizmalar genetik bilgilerini yavrularına aktarır. Nesne, neyin aktarıldığını belirtir. Burada along öbek fiilin bir parçasıdır ve aktarımın devam etmesi anlamını katar; bir yol boyunca ya da yolun yanında hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Could you ____ this note to Mia?

Cevabı göster

pass along

Kalıp ifadeler

In the form of: bir biçimi veya ortamı ifade etmek

In the form of, bir şeyin var olduğu, ortaya çıktığı veya sunulduğu biçimi, ortamı ya da somut gerçekleşme şeklini belirtir. Burada genetik bilgi fiziksel olarak DNA biçiminde kodlanmıştır. Kullanılabilir kalıp X exists, comes, or is given in the form of Y şeklindedir. Y, X’in gerçek biçimini veya taşıyıcısını belirtir; ifade yalnızca X’in dış hatlarının Y’ye benzediğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The prize was given ____ a travel voucher.

Cevabı göster

in the form of

But the replication of this DNA

1:18

Ancak bu DNA'nın kopyalanması

is never 100% accurate

1:19

hiçbir zaman %100 doğru değildir

and often produces minor changes

1:21

ve çoğu zaman yeni organizmada

for the new organism.

1:23

küçük değişiklikler yaratır.

These small mutations in DNA

1:24

DNA'daki bu küçük mutasyonlar,

over thousands of generations Kalıp ifadeler

1:26

binlerce nesil boyunca

create new species.

1:28

yeni türler oluşturur.

Kalıp ifadeler

over thousands of generations: bir zaman aralığına yayılan değişim

over thousands of generations ifadesinde over, birçok küçük değişimin biriktiği zaman aralığını belirtir. Değişim çok sayıda biyolojik nesle yayılır; tek bir anda gerçekleşmez. Bir zaman aralığı boyunca yavaş yavaş gelişen bir süreci, eğilimi veya değişimi anlatmak için over + zaman aralığı kullanılır. Burada generations, birbirini izleyen biyolojik nesiller anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi over + zaman aralığı kullanarak tamamlayın: The town expanded slowly ____ several decades.

Cevabı göster

over

But these genetic mutations must occur

1:29

Ancak bu genetik mutasyonların

in the zygote or initial cell. Kelime

1:31

zigotta, yani ilk hücrede gerçekleşmesi gerekir.

Kelime

zygote or initial cell: bilimsel bir terim ve sade açıklaması

Zygote, döllenme sırasında sperm ile yumurtanın birleşmesiyle oluşan tek hücredir. Yeni bir organizmanın gelişmeye başladığı ilk hücredir. zygote or initial cell ifadesinde or, dinleyici için daha basit bir yeniden açıklama sunar. Konuşmacı iki ayrı evreyi adlandırmaz; initial cell bu bağlamda zygote sözcüğünü açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümlede or initial cell ne işe yarar?

  1. Zygote sözcüğünün döllenmemiş herhangi bir yumurta anlamına geldiğini gösterir.
  2. Zygote için daha basit bir açıklama verir.
  3. Zygote sonrasındaki ayrı ve daha geç bir evreyi adlandırır.
Cevabı göster

Zygote için daha basit bir açıklama verir.

So a creature very similar to a chicken,

1:33

Dolayısıyla tavuğa çok benzeyen bir canlı,

which we could call a proto-chicken, Dilbilgisi

1:35

“proto-tavuk” diyebileceğimiz bu canlı,

would have mated with another proto-chicken, Dilbilgisi

1:37

başka bir proto-tavukla çiftleşmiş

Dilbilgisi

which we could call a proto-chicken: geçici bir ad eklemek

Virgüller arasındaki which yan cümlesi, a creature very similar to a chicken hakkında zorunlu olmayan ek bilgi verir. Which, bu isim öbeğinin tamamına gönderme yapar; yan cümle çıkarılsa bile ana ifadenin dil bilgisel yapısı değişmez. call + nesne + ad yapısında call, telefon etmek değil, bir şeye ad vermek veya onu belli bir adla anmak demektir. Could, proto-chicken ifadesini resmî bir addan çok makul ve geçici bir etiket hâline getirir; böylece konuşmacı ana akıl yürütmeyi kesmeden terimi tanımlayabilir.

Alıştırma

which we could call a proto-chicken bu cümlede ne işe yarar?

  1. Yalnızca resmî olarak proto-chicken adı verilen canlıların kapsandığını söyler.
  2. Birkaç canlıdan hangisinin gerçekten telefon ettiğini belirler.
  3. Önceden belirlenmiş canlıya olası bir ad ekler.
Cevabı göster

Önceden belirlenmiş canlıya olası bir ad ekler.

Dilbilgisi

would have mated with: geçmişteki varsayımsal bir senaryoyu yeniden kurmak

Would have mated, would have + geçmiş zaman ortacı mated biçimindeki kipsel tamamlanmış yapıdır. Çiftleşmeyi geçmişe yerleştirir ve varsayılan bir evrim senaryosu içinde beklenen sonuç olarak sunar. Basit geçmiş zamandan farklı olarak, konuşmacının olayın gerçekleştiğini doğrudan bildiğini ileri sürmez. Açıkça belirtilen veya örtük bir koşul çerçeveyi sağlar: bu modele göre gerçekleşecek şey buydu. Bu biyolojik bağlamda mate with, birlikte üremek anlamına gelir.

Alıştırma

Beklenen geçmiş sonucu would have ve mate sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: If the two animal groups had met, they ____ with each other.

Cevabı göster

would have mated

and because of a small genetic mutation

1:39

ve küçük bir genetik mutasyon sonucunda

created the first chicken,

1:41

ilk tavuğu meydana getirmiş,

which grew in an egg.

1:42

o da bir yumurtanın içinde büyümüş olmalı.

So the egg came first.

1:44

Demek ki yumurta önce geldi.

Well,

1:46

Gerçi,

team chicken might argue Anlatım akışı

1:46

tavuk ekibi şöyle itiraz edebilir:

that this was simply a chicken

1:47

bu yalnızca bir tavuktu

growing inside of a proto-chicken egg.

1:49

ve bir proto-tavuk yumurtasının içinde büyüyordu.

Anlatım akışı

team chicken might argue that: olası bir karşı görüşü sunmak

Bu ifade, tavuğun önce ortaya çıktığını savunan “team chicken” tarafının ileri sürebileceği olası bir karşı görüşü sunar. Buradaki might, görüşü o tarafa atfederken temkinli olunduğunu gösterir; izin anlamına gelmez. “X might argue that ...” kalıbını bilgiyi dengeli biçimde düzenlemek için kullanabilirsiniz: bir kişiyi ya da tarafı belirtir, onun ne söyleyebileceğini sunar ve bu görüşü kanıtlanmış bir gerçek gibi göstermemiş olursunuz.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir karşı görüşü temkinli biçimde sunar?

  1. The other side might argue that the plan costs too much.
  2. The other side argues that the plan costs too much.
  3. The other side has proved that the plan costs too much.
Cevabı göster

The other side might argue that the plan costs too much.

However,

1:51

Ancak,

no one mutation

1:51

tek bir mutasyon

can ever really constitute a new species. Kelime

1:52

hiçbir zaman gerçekten yeni bir tür oluşturamaz.

Kelime

constitute a new species: bir tanımı karşılamak

Burada constitute, “sayılmaya yetecek nitelikte olmak” anlamına gelir. Yapı A constitutes B biçimindedir; B, A’ya verilen sınıfı veya statüyü belirtir. Cümle, tek bir mutasyonun kendi başına yeni bir tür sayılma ölçütünü karşılamadığını söylüyor. Daha genel olarak bu anlam, bir şeyin başka bir sınıfın tanımını veya eşiğini karşılayıp karşılamadığını sorgularken kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “sayılmaya yetecek nitelikte olmak” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: One unusual event does not ____ a lasting pattern.

Cevabı göster

constitute

Even though we humans Dilbilgisi

1:55

Biz insanlar

like to classify all creatures Kalıp ifadeler

1:56

tüm canlıları

into different groups and names,

1:57

farklı gruplara ayırıp farklı adlar vermeyi sevsek de,

Kalıp ifadeler

classify A into B kalıbı

Classify A into B, A’yı bölerek veya düzenleyerek üyelerini B’nin belirttiği kategorilere yerleştirmek anlamına gelir. A sınıflandırılan küme, B ise sınıflandırma sonucunda oluşan gruplardır. Bu cümlede all creatures A’dır; different groups and names ise insanların oluşturduğu sınıflandırma sistemini anlatır. Bu kalıp, tek bir öğeyi belirli bir tür olarak tanımlamaktan çok bir bütünü gruplara ayırmaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi classify fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve sonuç gruplarını belirten edatla tamamlayın: “The librarian ____ the books ____ three sections.”

Cevabı göster

classified · into

this is based on how things currently are Notlar

1:59

bu sınıflandırma onların bugün nasıl olduğuna dayanır,

and not how they were millions of years ago.

2:00

milyonlarca yıl önce nasıl olduklarına değil.

Dilbilgisi

Gerçek bir durumu kabul eden Even though

Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce bir durumun gerçek olduğu kabul edilir, ardından ana cümlede bu duruma rağmen geçerliliğini koruyan bir gerçek veya sonuç verilir. Burada konuşan kişi, insanların canlıları gruplara ayırmayı ve onlara ad vermeyi sevdiğini kabul ediyor. Asıl nokta, bu sistemin uzak geçmişi değil, bugünkü durumu yansıtmasıdır.

Alıştırma

Yağmur gerçek bir olgu olarak sunulduğunda cümleyi en iyi hangi bağlaç tamamlar? “_____ it was raining, the game continued.”

  1. Even though
  2. Because
  3. Even if
Cevabı göster

Even though

Kalıp ifadeler

is based on: destekleyici dayanağı belirtmek

X is based on Y, Y’nin X’i oluşturmak için kullanılan kanıtı, bilgiyi, ilkeyi veya ölçütü sağladığı anlamına gelir. Bu cümlede, şeylerin mevcut durumu sınıflandırmanın ya da yargının temelidir. Yapı edilgendir: X + be + based on + dayanak. Fiziksel bir üs veya konumdan söz etmez; fikri ya da kararı neyin desteklediğini belirtir.

Alıştırma

Tahmini destekleyen kanıtı belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The estimate ____ last year's sales data.

Cevabı göster

is based on

Dilbilgisi

how things currently are and not how they were: zaman içindeki durumları karşılaştırmak

Burada how things currently are, şeylerin şu anda içinde bulunduğu durum anlamına gelir. How, bir yöntem hakkında doğrudan soru sormaz; cümle içine yerleşmiş bir yan cümle başlatır. Bu yan cümlenin tamamı based on sonrasında gelen içeriğin ilk bölümünü oluşturur. And not how they were, buna paralel ikinci bir how yan cümlesi ekler ve geçmişteki o durumu dayanak olmaktan açıkça çıkarır. Paralel are ve were fiilleri aynı özneyi ve aynı açıklama türünü korurken zamanı şimdiden geçmişe kaydırır.

Alıştırma

Hangi cümle kıyı şeridinin kimliğini veya konumunu değil, iki farklı zamandaki durumunu karşılaştırır?

  1. The documentary shows where the coastline is now, not where it was before the storms.
  2. The documentary shows what the coastline is now, not what it was before the storms.
  3. The documentary shows how the coastline is now, not how it was before the storms.
Cevabı göster

The documentary shows how the coastline is now, not how it was before the storms.

The process of evolution is so gradual Dilbilgisi

2:03

Evrim süreci o kadar kademelidir ki

that no one proto-chicken to chicken birth

2:05

proto-tavuktan tavuğa geçişi temsil eden tek bir doğum

could really be considered

2:07

o dönemde gerçekten

a new species at the time.

2:08

yeni bir türün doğuşu sayılamazdı.

Dilbilgisi

is so gradual that: dereceden sonuca geçiş

so + sıfat/zarf + that yapısı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so, gradual sözcüğünün derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle de sonucu verir. Evrim çok küçük adımlarla gerçekleştiği için tek bir doğum yeni bir türün kesin başlangıcı gibi görünmez. Buradaki so, tek başına bu yüzden anlamına gelen bir sözcük değildir. is so gradual that bölümünü tek bir yapı olarak okuyun: önce derece, sonra sonuç.

Alıştırma

Derece-sonuç cümlesini so ... that kullanarak tamamlayın: The box was ____ heavy ____ Mia could not lift it.

Cevabı göster

so · that

Much like how dogs have come from wolves. Anlatım akışı

2:10

Tıpkı köpeklerin kurtlardan türemesi gibi.

Anlatım akışı

Much like how: karşılaştırma başlatmak

Much like how, dinleyiciye bir karşılaştırmanın geleceğini bildirir. Önceki düşünceyi tanıdık bir benzerlikle, yani köpeklerin kurtlardan gelme biçimiyle ilişkilendirir. Much, benzerliği güçlendirir; ancak ifade yine de bir şeyin gerçekleşme biçimine çok benzer anlamındadır, tamamen aynıdır anlamına gelmez. Konuşmada bu kısa ifade, sonraki düşünceyi düzenlemeye yardımcı olmak için bir açıklamanın ardından eklenebilir. Özenli yazıda ifadeyi The plan developed much like how a sketch becomes a finished picture. örneğindeki gibi tam bir cümleye bağlayın.

Alıştırma

Bu cümlede Much like how ne işe yarıyor? The neighborhood changed gradually, much like how a small town grows into a city.

  1. Yüksek bir derecenin yol açtığı sonucu tanıtır.
  2. İki sürecin tamamen aynı olduğunu söyler.
  3. İki süreç arasında güçlü bir karşılaştırma kurar.
Cevabı göster

İki süreç arasında güçlü bir karşılaştırma kurar.

As humans began to interact with

2:13

İnsanlar kurtlarla etkileşim kurmaya

and domesticate wolves,

2:14

ve onları evcilleştirmeye başladığında,

there was no one single point

2:16

tek ve kesin bir dönüm noktası yoktu;

where a wolf gave birth to a dog, Kalıp ifadeler

2:17

bir kurt bir anda köpek doğurmadı.

Kalıp ifadeler

gave birth to + yavru

gave birth to a dog ifadesinde kalıp give birth to + dünyaya gelen bebek veya yavru biçimindedir. Burada gave geçmiş zamanı gösterir, to ise doğumun sonucu olan a dog ögesini getirir; bir köpeğe doğru hareket anlamı taşımaz. Cümle, evcilleştirmenin aşamalı olduğunu anlatır: hiçbir kurt belirli bir anda birdenbire tamamen farklı bir köpek doğurmamıştır. Genel olarak doğuran canlı dil bilgisel özneyse give birth to kullanılır; çocuk veya yavru açıkça söyleniyorsa önünde to bulunur.

Alıştırma

“Bir yavru dünyaya getirdi” anlamındaki üç sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: During the night, the elephant ____ a calf.

Cevabı göster

gave birth to

but rather as particular traits came about

2:19

Bunun yerine, belirli özellikler ortaya çıktı

from selective pressures Kelime

2:21

seçilim baskıları sonucunda;

such as choosing wolves

2:22

örneğin kurtlar arasından

who are not afraid of humans

2:23

insanlardan korkmayanların

or ones that were less aggressive,

2:25

ya da daha az saldırgan olanların seçilmesi gibi.

Kelime

Evrimde seçilim baskıları

Seçilim baskıları, bazı kalıtsal özelliklerin üreme yoluyla aktarılma olasılığını diğerlerinden daha yüksek hâle getiren çevresel koşullar veya insan seçimleridir. Buradaki pressure, bireyin hissettiği duygusal stres değil, üreme başarısı üzerindeki etkidir. Bu cümlede insanlar daha az korkan ve daha az saldırgan kurtları tercih etmiştir. Birçok nesil boyunca bu tercihler söz konusu özellikleri avantajlı hâle getirerek kurt popülasyonunun yavaş yavaş değişmesine yardımcı olmuştur.

Alıştırma

Bir biyoloji metninde selective pressures ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Bir türün aniden başka bir türe dönüştüğü tek bir an
  2. Bazı kalıtsal özelliklerin aktarılma olasılığını artıran faktörler
  3. Tek tek hayvanların yaşadığı kaygı duyguları
Cevabı göster

Bazı kalıtsal özelliklerin aktarılma olasılığını artıran faktörler

over many generations

2:26

Birçok nesil boyunca

we can see big genetic

2:28

büyük genetik farklılıklar

and behavioral trait differences.

2:29

ve davranış farklılıkları görebiliriz.

So where does this leave us? Anlatım akışı

2:31

Peki bütün bunlar bizi nereye getiriyor?

We're left with two scenarios.

2:33

Elimizde iki senaryo kalıyor.

Anlatım akışı

So where does this leave us? ile sonuca geçiş

Buradaki So where does this leave us? önceki bilgileri özetleyen retorik bir sorudur. Az önce ele alınan her şeyin bizi hangi duruma veya sonuca getirdiğini ya da geriye hangi seçeneklerin kaldığını sorar; where mecazidir ve fiziksel bir yeri belirtmez. Soru, açıklamadaki bilgileri düzenler: So, kanıtlardan senteze geçildiğini gösterir ve sonraki cümle ortaya çıkan olasılıkları adlandırarak soruyu doğrudan yanıtlayabilir. Genel olarak Where does this leave us?, analize ara verip “Şimdi ne sonuç çıkarabiliriz veya ne yapabiliriz?” diye sormanın bir yoludur.

Alıştırma

Kanıtlar tartışıldıktan sonra bir konuşmacı “So where does this leave us?” diye soruyor. Ne demek istiyor?

  1. Hangi fiziksel yere gitmeliyiz?
  2. Şu anda hangi sonuca veya seçeneklere sahibiz?
  3. Gruptan ayrılmak üzere olan kişi kim?
Cevabı göster

Şu anda hangi sonuca veya seçeneklere sahibiz?

Some early egg-laying species

2:35

İlk yumurtlayan türlerden bazıları

gradually led to the creation Kalıp ifadeler

2:36

zamanla

of the proto-chicken

2:38

proto-tavuğun ortaya çıkmasına yol açtı;

which laid proto-chicken eggs.

2:39

proto-tavuk da proto-tavuk yumurtaları yumurtladı.

Kalıp ifadeler

gradually led to the creation of: sonuç üreten aşamalı bir süreç

gradually led to the creation of ifadesinde led to, nedenden sonuca giden bir ilişkiyi belirtir: Daha önceki bir süreç sonunda yeni bir şeyin oluşmasını sağlamıştır. Kalıp [cause or process] + led to + [result noun phrase] şeklindedir. Gradually, led to ifadesini niteler ve değişimin bir anda değil, zaman içinde adım adım gerçekleştiğini gösterir. The creation of, create fiilini bir isim grubuna dönüştürdüğü için lead to içindeki ilgeç olan to sözcüğünden sonra gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Many small engineering advances ____ a lightweight electric motor.

Cevabı göster

gradually led to the creation of

In one of these eggs,

2:41

Bu yumurtalardan birinde,

there was a mutation causing a slight change Dilbilgisi

2:42

küçük bir değişime yol açan bir mutasyon

and selective advantage

2:44

ve seçilim avantajı ortaya çıktı;

Dilbilgisi

a mutation causing ...: etken bir -ing yan cümlesi

a mutation causing a slight change and selective advantage ifadesinde causing, mutation sözcüğünden sonra gelen bir -ing yan cümlesini başlatır. Mutasyonun ne ürettiğini anlatır ve a mutation that/which caused a slight change and selective advantage şeklinde açılabilir. a slight change ve selective advantage, causing fiilinin birbirine bağlanmış iki sonucudur. Anlam etkendir: bu sonuçlara mutasyon yol açar; causing, mutasyonun meydana getirildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Mutasyonun sonucu ürettiğini göstermek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Scientists found a mutation ____ a small change in wing color.

Cevabı göster

causing

and this was ultimately the first chicken

2:45

sonuçta yumurtadaki canlı ilk tavuk oldu

which then went on to lay chicken eggs. Öbek fiiller

2:47

ve daha sonra tavuk yumurtaları yumurtladı.

Öbek fiiller

went on to lay: sonraki farklı bir aşamaya geçmek

Go on to do something, önceki bir aşama veya eylemden daha sonraki farklı bir eyleme geçmek anlamına gelir. Bu cümlede went on to lay, bu canlı ilk tavuk olduktan sonra yumurtlamayı bir sonraki aşama olarak sunar. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; then ise olayların sırasını açıkça gösterir. Kalıp go/went on to + fiilin yalın hâlidir, bu nedenle lay yalın hâldedir.

Alıştırma

Nina biyoloji diplomasını tamamladıktan sonra bir hukuk programına başladı. Yeni ve sonraki aşamayı en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Nina went on to study law.
  2. Nina went on studying biology.
  3. Nina went on to studying law.
Cevabı göster

Nina went on to study law.

In this case,

2:49

Bu durumda,

the chicken technically came first.

2:50

teknik olarak tavuk önce gelmiş olur.

Or we have a proto-chicken

2:52

Ya da bir proto-tavuğun

which gave birth to a chicken

2:53

bir tavuk dünyaya getirdiğini,

inside of what we would classify Dilbilgisi

2:54

bu tavuğun da bizim

as a chicken egg

2:56

“tavuk yumurtası” diye sınıflandıracağımız bir yumurtanın içinde olduğunu düşünelim.

Dilbilgisi

what we would classify as a chicken egg: “tavuk yumurtası olarak sınıflandıracağımız şey”

Burada what, kaynaşmış bir ilgi yan cümlesi başlatır: what we would classify as a chicken egg, “tavuk yumurtası olarak sınıflandıracağımız şey” demektir. Yan cümlenin tamamı isim gibi çalışır ve inside of yapısının tümlecidir. Kalıp what + özne + fiildir. Classify something as a category yapısında as, o şeye verilen kategoriyi gösterir. Would, bu etiketi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, insanların belirli bir bakış açısından yapacağı bir sınıflandırma olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “……olan şey” anlamına gelen ve kaynaşmış ilgi yan cümlesini başlatan sözcükle tamamlayın: The class examined ____ the teacher would classify as a mineral.

Cevabı göster

what

and as such the egg came first. Anlatım akışı

2:57

Bu durumda yumurta önce gelmiş olur.

Anlatım akışı

as such: belirtilen bir sınıflandırmadan sonuç çıkarma

Burada as such, az önce oluşturulan sınıflandırmaya gönderme yapar: İçinde tavuğun bulunduğu şey tavuk yumurtası sayılır. Ardından bu sınıflandırmadan çıkan sonucu, yani yumurtanın önce geldiğini açıklar. Bu ifade bilgileri birbirine bağlar. Dinleyiciye “Bu rol, statü veya tanım geçerli olduğuna göre sonraki sonuç da geçerlidir” mesajını verir. Bu cümlede therefore gibi çalışır, ancak gücünü hemen önce söylenen belirli etiketten alır.

Alıştırma

Nora’nın rolüne gönderme yapıp bundan bir sonuç çıkararak cümleyi en iyi tamamlayan seçenek hangisidir? Nora is the club treasurer. ____, she keeps the financial records.

  1. As such
  2. Such as
  3. Even so
Cevabı göster

As such

Which brings us back to the nomenclature Notlar

2:59

Bu da bizi yeniden adlandırma meselesine

and question of what is a chicken egg,

3:01

ve “tavuk yumurtası nedir?” sorusuna getiriyor;

Öbek fiiller

brings us back to: önceki bir konuya dönmek

Bu cümlede brings us back to, konuşmayı ve dikkati daha önceki bir noktaya geri döndürmek anlamına gelir. Fiziksel bir geri dönüşü anlatmaz. Özne olan Which önceki duruma gönderme yapar; us ise hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar. Bu ifade, açıklamadaki bir yan konuyu kapatır ve herkesin daha önceki konuya yeniden odaklanmasını sağlar. Burada tavuk yumurtasının nasıl adlandırılıp tanımlanacağı sorusuna dönülüyor.

Alıştırma

Cümleyi brings us back to hedef ifadesinin aynısıyla tamamlayın: This new evidence ____ our original question.

Cevabı göster

brings us back to

which is a fairly meaningless question.

3:03

aslında bu oldukça anlamsız bir soru.

Kelime

nomenclature: varlıkları adlandırma sistemi

Nomenclature, belirli bir alanda varlıklara ad vermek için kullanılan sistem veya kurallar bütünü anlamındaki resmî bir sözcüktür. Tek bir addan daha geniş bir şeyi ifade eder. Burada chicken egg etiketinin arkasındaki kurala işaret eder: Yumurta, onu yumurtlayan kuşa göre mi, yoksa içinde büyüyen hayvana göre mi adlandırılır? Bu sözcük, tartışmanın kısmen etiketlerin nasıl tanımlandığına bağlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede nomenclature ne anlama geliyor? The team agreed on a nomenclature for the new species.

  1. Tek bir hayvana verilen özel bir lakap
  2. Varlıklara ad vermek için kullanılan bir sistem veya kurallar bütünü
  3. Varlıkları yalnızca boyutlarına göre ayırma yöntemi
Cevabı göster

Varlıklara ad vermek için kullanılan bir sistem veya kurallar bütünü

But at the end of the day, Deyimler

3:05

Ama günün sonunda,

what we can all agree on is that Dilbilgisi

3:07

hepimizin hemfikir olabileceği şey şu:

regardless of whether it was a chicken egg Dilbilgisi

3:09

ister tavuk yumurtası olsun,

or a proto-chicken egg,

3:11

ister proto-tavuk yumurtası,

the first true chicken came from an egg.

3:12

ilk gerçek tavuk bir yumurtadan geldi.

Deyimler

At the end of the day ile ana sonucu özetlemek

Burada at the end of the day akşam saatlerini anlatmaz. Konuşanın tartışmadaki ayrıntıları bir kenara bırakıp ana sonucu söyleyeceğini gösterir. Anlaşmazlık veya karmaşık bir konudan en önemli noktaya geçmek için kullanılır.

Alıştırma

Tartışmanın ayrıntılarını bir kenara bırakıp ana fikri söyleyen ifadeyi seçin: The team may disagree about colors and fonts. ______, the website must be easy to use.

  1. At the start of the day
  2. At the end of the day
  3. By the end of the day
Cevabı göster

At the end of the day

Dilbilgisi

What we can all agree on is that ... odak yapısı

What ile başlayan what we can all agree on yan cümlesi özne görevindedir. “Herkesin kabul edebileceği nokta” anlamına gelir. Burada what bir soru sormaz; ortak noktayı tanıtır. Ardından is that, üzerinde uzlaşılan içeriği bildiren tam bir yan cümleyi başlatır. Bu odak yapısı ortak zemini önce verir ve üzerinde anlaşılan fikri daha güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle önce ortak zemini tanıtıp ardından içeriğini söyleyen odak yapısını kullanır?

  1. What we can all agree on is that the park needs more shade.
  2. What can we all agree on about the park?
  3. What we all agreed on was the meeting time.
Cevabı göster

What we can all agree on is that the park needs more shade.

Dilbilgisi

regardless of whether A or B: sonuç değişmez

Regardless of whether A or B iki olası koşulu sunar ve ana sonucun değişmediğini belirtir. Burada yumurta iki addan biriyle anılabilir, ancak sonuç aynıdır: İlk gerçek tavuk bir yumurtadan çıkmıştır. Her iki durumda da geçerli kalan bir sonuçtan önce regardless of whether + A + or + B yapısını kullan. Bu yapı, belirsizliği kabul ederken ana düşünceyi korumana yardım eder.

Alıştırma

Her iki seçeneğin de aynı sonuca götürdüğünü belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamla: ____ we travel by bus or by train, we will arrive before dinner.

Cevabı göster

Regardless of whether

The egg came first.

3:15

Önce yumurta geldi.

Got a burning question you want answered? Deyimler

3:18

Cevabını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

burning question: yanıtını çok öğrenmek istediğin bir soru

A burning question, birinin yanıtını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği önemli bir sorudur. Burning burada mecazidir; gerçek ateşi değil, aciliyet hissini veya yoğun merakı ifade eder. Got a burning question...? ifadesinde konuşmacı, dinleyicileri en çok öğrenmek istedikleri şeyi rahat bir dille sormaya davet eder.

Alıştırma

“Mia has a burning question about dinosaurs,” cümlesinde “a burning question” ne anlama gelir?

  1. Sorulamayacak kadar zor bir soru
  2. Yanıtını çok öğrenmek istediği önemli bir soru
  3. Ateş hakkında bir soru
Cevabı göster

Yanıtını çok öğrenmek istediği önemli bir soru

Ask it in the comments

3:20

Yorumlarda sorun

or on Facebook and Twitter.

3:21

ya da Facebook ve Twitter'da.

And subscribe for more weekly science videos.

3:23

Her hafta yeni bilim videoları için abone olun.