Yanlış pozitif bilmecesini çözebilir misiniz? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
719 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Bir maden bilmecesi, dedektör %90 güvenilir olsa bile mineral son derece nadirse 200 dolarlık cevher alışverişinin neden kötü bir bahis olabileceğini gösterir. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. The key is something called the base rate fallacy. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Beklenmedik bir sonuçtan sonra ana fikrin bu yapıyla nasıl duyurulduğunu öğrenir, açıklamanın hesaplamadan hatanın asıl nedenine geçtiği noktayı takip edebilirsin. 2. to account for how rare the unobtanium was in the first place. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: account for ifadesini “akıl yürütmeye dahil etmek” olarak kavrar, in the first place ifadesinin de en baştaki, göz ardı edilmemesi gereken koşula döndüğünü görürsün. 3. more likely to be a false positive than a real finding. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: more likely to...than... yapısını, bir sonucun diğerinden daha olası olduğu durumlarda olasılık, risk veya tahmin karşılaştırmak için kullanılan kısa bir kalıp olarak tanırsın.

Bu derste

Mining unobtainium is hard work. Kalıp ifadeler

0:06

Unobtainium çıkarmak zor bir iştir.

Kalıp ifadeler

Mining unobtainium: özne olarak kullanılan bir -ing grubu

Burada Mining unobtainium, unobtainium çıkarma etkinliğini adlandırır. -ing grubunun tamamı öznedir ve is cümlenin temel fiilidir. Mining burada şimdiki zamanın sürekli biçiminin bir parçası değildir. “-ing ile belirtilen etkinlik + tekil fiil” yapısı, bir etkinlik hakkında genel bir ifade kurmayı sağlar. Bu yapı çoğunlukla özne olarak kullanılan bir gerund grubu şeklinde öğretilir.

Alıştırma

repair the detector ifadesini özne olan -ing biçimine dönüştürerek cümleyi tamamlayın: ____ takes time.

Cevabı göster

Repairing the detector

The rare mineral appears in only 1% of rocks in the mine, Kelime

0:09

Bu nadir mineral, madendeki kayaların yalnızca %1'inde bulunur,

Kelime

appear in: bir şeyin nerede bulunduğunu belirtmek

appear in + yer, grup veya metin yapısında appear; orada bulunmak, meydana gelmek ya da orada görülmek anlamına gelir. in edatı, bir şeyin ortaya çıktığı alanı belirtir. Burada only 1% of rocks ifadesi bu alanın çok küçük olduğunu gösterir; böylece cümle mineralin nadir olduğunu vurgular.

Alıştırma

Örnek cümlede appears in ne anlama gelir?

  1. Dışarıdan bu kayaların içine girer.
  2. Bu kayaların içinde bulunur veya orada mevcuttur.
  3. Bir izlenime göre nadir görünür.
Cevabı göster

Bu kayaların içinde bulunur veya orada mevcuttur.

but your friend Tricky Joe has something up his sleeve. Deyimler

0:14

ancak arkadaşınız Kurnaz Joe'nun gizli bir planı var.

Deyimler

has something up his sleeve: gizli bir plan

Has something up his sleeve, bir kişinin henüz açıklamadığı bir planı, numarası, yedek fikri veya sürprizi olduğunu anlatan bir deyimdir. Something, giysisinin içinde gerçek bir nesne bulunduğu anlamına gelmez. Bu cümlede deyim merak uyandırır: Tricky Joe'nun yardım etmek için gizli bir yolu vardır ve hikâye bunu birazdan açıklayacaktır. İyelik sözcüğünü kişiye göre değiştirin; something up my sleeve ve something up their sleeve buna örnektir.

Alıştırma

Bu cümlede has something up his sleeve ne anlama gelir?

  1. Kolunu sıvaması gerekir.
  2. Giysisinin içinde gerçekten bir şey sıkışmıştır.
  3. Hazırda gizli bir planı ya da numarası vardır.
Cevabı göster

Hazırda gizli bir planı ya da numarası vardır.

The unobtainium detector he's been perfecting for months is finally ready. Dilbilgisi

0:17

Aylardır üzerinde çalıştığı unobtainium dedektörü sonunda hazır.

Dilbilgisi

he's been perfecting for months: present perfect continuous yapısı

He's been perfecting, he has been perfecting ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Present perfect continuous yapısı olan has been + fiil-ing, geliştirme işinin geçmişte başladığını ve bugüne uzanan bir süre boyunca devam ettiğini gösterir. For months sürenin uzunluğunu, is finally ready ise bu devam eden çalışmanın şimdiki sonucunu gösterir. Bu yapı yalnızca geçmişte bitmiş bir eylemi değil, uzun süren süreci vurgular.

Alıştırma

İngilizce perfect fiilinin present perfect continuous biçimiyle cümleyi tamamlayın: She ____ the design for months, and it is finally ready.

Cevabı göster

has been perfecting

The device never fails to detect unobtainium if any is present. Dilbilgisi

0:22

Cihaz, ortamda unobtainium varsa tespit etmede asla başarısız olmaz.

Dilbilgisi

never fails to detect: sürekli başarıyı vurgulayan güçlü bir ifade

never fails to detect ifadesinde fail to detect, başarılı biçimde algılayamamak anlamına gelir; never ise bu başarısızlığın hiç yaşanmadığını belirtir. İfade bir bütün olarak güçlü bir olumlu yargıdır: unobtainium bulunduğunda cihaz onu her seferinde algılar. Başka durumlarda da kullanılabilen never fails to + fiilin yalın hâli kalıbı, sonucun sürekli aynı olduğunu vurgular ve çoğu zaman yalnızca always + fiil demekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Örnekte never fails to detect ne anlama geliyor?

  1. Cihaz, unobtainium bulunduğu her seferde onu algılar.
  2. Cihaz bazen unobtainiumu algılayamaz.
  3. Cihaz unobtainiumu algılamaya çalışmaz.
Cevabı göster

Cihaz, unobtainium bulunduğu her seferde onu algılar.

Dilbilgisi

if any is present: any sözcüğünün unobtainiuma geri gönderme yapması

if ile başlayan yan cümle, ana yargının hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir. Burada any bir zamirdir ve any unobtainium, yani bu maddenin herhangi bir miktarı yerine kullanılır. Bu yüzden if any is present, bir miktar unobtainium varsa demektir. Unobtainium sayılamayan bir madde adı olarak ele alındığından tekil uyum alır ve is kullanılır. any sözcüğünün neye gönderme yaptığı önceki detect unobtainium ifadesinden anlaşılır; genel anlamda herhangi bir şey demek değildir.

Alıştırma

Örnekte any neye gönderme yapıyor?

  1. Cihaz.
  2. Daha önce adı geçen unobtainium.
  3. Herhangi bir nesne ya da madde.
Cevabı göster

Daha önce adı geçen unobtainium.

Otherwise, it's still highly reliable, Anlatım akışı

0:27

Bunun dışında cihaz hala oldukça güvenilirdir,

returning accurate readings 90% of the time. Kalıp ifadeler

0:30

zamanın %90'ında doğru sonuçlar verir.

Anlatım akışı

Otherwise: diğer koşula geçiş

Burada Otherwise, “az önce belirtilen koşul doğru değilse” ya da “diğer durumda” anlamına gelir. Açıklamayı önceki durumdan geriye kalan duruma taşır. Bu sözcük bilgiyi koşullu dallara ayırır; yalnızca genel bir konu değişimi değildir. otherwise bu şekilde kullanıldığında, şimdi alternatifi ele alınan koşulu önceki bölümde bulun.

Alıştırma

Otherwise bu cümlede ne işlev görüyor?

  1. Önceki koşula bir örnek verir.
  2. Önceki koşulun geçerli olmadığı duruma geçer.
  3. İki koşulun aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki koşulun geçerli olmadığı duruma geçer.

Kalıp ifadeler

returning accurate readings 90% of the time: ölçümlerin %90’ında doğru değerler vermek

returning accurate readings ifadesinde return, “çıktı olarak üretmek veya sağlamak” anlamına gelir; readings ise bir ölçüm cihazının gösterdiği değerlerdir. Cihazın fiziksel olarak geri gelmesi anlamına gelmez. -ing yapısı, highly reliable ifadesine kanıt ekler: tekrarlanan kullanımlarda cihaz ölçümlerin %90’ında doğru değerler üretir. Bu yüzde, sonucun ne sıklıkla doğru olduğunu anlatır; cihazın ne kadar süre çalıştığını değil.

Alıştırma

Cümleyi return accurate readings ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In repeated tests, the sensor ____ 90% of the time.

Cevabı göster

returns accurate readings

On his first day trying it out in the field, Kalıp ifadeler

0:33

Sahada denediği ilk gün,

Kalıp ifadeler

try it out in the field: gerçek koşullarda denemek

Try something out, bir şeyin nasıl çalıştığını görmek için onu kullanmak veya denemek anlamına gelir. trying it out ifadesindeki it cihazı gösterir; out ise uygulamalı bir deneme anlamı katar. In the field, cihazın gerçekten kullanılacağı ortamda demektir; mutlaka bir tarla anlamına gelmez. İfadenin tamamı, cihazın yalnızca laboratuvar veya atölyede değil, gerçek çalışma koşullarında denendiğini anlatır.

Alıştırma

Örnekteki trying it out in the field ne anlama geliyor?

  1. onu gerçek bir kullanım ortamında test etmek
  2. bedenini kontrol etmek için onu dışarıda giymek
  3. onu bir tarladan çıkarmak
Cevabı göster

onu gerçek bir kullanım ortamında test etmek

the device goes off, Öbek fiiller

0:36

cihaz öter,

Öbek fiiller

the device goes off: cihaz tetiklenir

Bir alarm, dedektör, zamanlayıcı veya benzer cihaz goes off olduğunda tetiklenir ve genellikle bir ses çıkarır ya da uyarı verir. Burada cihaz, algıladığı şeye tepki verir. Goes off, cihazın bir yere gittiği veya kendiliğinden kapandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The smoke alarm went off while I was cooking,” cümlesinde ne oldu?

  1. Alarm başka bir yere götürüldü.
  2. Biri alarmı kapattı.
  3. Alarm çaldı veya uyarı verdi.
Cevabı göster

Alarm çaldı veya uyarı verdi.

and Joe happily places the rock in his cart.

0:37

ve Joe neşeyle kayayı arabasına koyar.

As the two of you head back to camp where the ore can be examined, Notlar

0:41

İkiniz cevherin incelenebileceği kampa geri dönerken,

Anlatım akışı

As the two of you head back...: eş zamanlı bir arka plan kurma

Buradaki As, “çünkü” değil, “-iken” veya “-dığı sırada” anlamına gelir. Zamana ilişkin bir yan cümle başlatır: iki kişi kampa dönerken bir sonraki ana olay gerçekleşir. Baştaki yan cümlenin tamamı, hareketi ve yeri hikâyenin arka planına yerleştirerek bilgiyi düzenler. Ardından gelen ana cümle, anlatıcının odaklanmanızı istediği olayı taşır.

Alıştırma

Bu bağlamda baştaki As yan cümlesi ne yapıyor?

  1. Ana olayın yalnızca kampa ulaştıktan sonra gerçekleştiğini söyler.
  2. Neden kampa döndüklerini açıklar.
  3. Kampa dönüşü, ana olayla aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi olarak sunar.
Cevabı göster

Kampa dönüşü, ana olayla aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi olarak sunar.

Dilbilgisi

can be examined: can ile kipli edilgen yapı

Can be examined, kipli edilgen yapı olan can + be + past participle kalıbını izler. Ore eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle examined, be sözcüğünden sonra gelmelidir. Edilgen yapı, incelemeyi yapan kişiye değil cevhere ve gerçekleştirilebilen sürece odaklanır. Bu kalıp yönergelerde, bilimsel betimlemelerde ve süreç açıklamalarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Can kullanarak examine fiilinin kipli edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: The sample ____ under a microscope.

Cevabı göster

can be examined

Joe makes you an offer. Kalıp ifadeler

0:45

Joe size bir teklif yapar.

Kalıp ifadeler

make someone an offer: birine teklif sunmak

makes you an offer ifadesinde make, “yaratmak” değil, “sunmak” veya “ileri sürmek” anlamındadır. Kalıp make + kişi + an offer şeklindedir: you teklifi alan kişidir; offer ise önerilen fiyatı ya da koşulları belirten bir isimdir. Bir kişi başka birine değerlendirmesi için bir öneri sunduğunda bu kalıp kullanılır. Make an offer to someone da aynı temel anlamı taşıyan bir seçenektir.

Alıştırma

Cümleyi make someone an offer kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The buyer ____ for our old car.

Cevabı göster

made us an offer

He'll sell you the ore for just $200. Kelime

0:46

Cevheri size sadece 200 dolara satacaktır.

Kelime

for just + fiyat: fiyatı belirtmek ve düşük göstermek

for just $200 ifadesinde for, satışta istenen fiyatı belirtir. Sell something for + miktar yapısı, o miktarın satış fiyatı olduğunu gösterir; burada for amaç bildirmez. Miktardan önceki just, “yalnızca” demektir. 200 doları düşük veya cazip bir fiyat gibi gösterir ve dinleyiciyi bunun iyi bir anlaşma olduğuna ikna etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede for just $30 hangi anlamı ifade ediyor? We bought the chair for just $30.

  1. 30 dolar fiyattı ve konuşan kişi bu fiyatı düşük olarak sunuyor.
  2. 30 dolar, satın alma işleminden sonra eklenen bir indirimdi.
  3. Sandalye 30 dolar elde etmek amacıyla satın alındı.
Cevabı göster

30 dolar fiyattı ve konuşan kişi bu fiyatı düşük olarak sunuyor.

You know that a piece of unobtanium that size would easily be worth $1,000, Dilbilgisi

0:50

O boyuttaki bir unobtainium parçasının rahatça 1.000 dolar edeceğini biliyorsunuz,

Dilbilgisi

would easily be worth $1,000: koşula bağlı değer tahmini

would be worth + miktar kalıbı, belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir koşula dayalı değer tahmini verir. Buradaki would, parçanın gerçekten unobtanium olduğu varsayımına işaret eder; yalnızca geçmiş zaman biçimi değildir. Easily tahmini güçlendirir: bu koşul altında konuşan kişi değerin rahatlıkla 1.000 dolara ulaşacağını, hatta bunu aşabileceğini düşünür. Bir eylemin kolay yapıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Bir koleksiyoncu, gerçek olabilecek bir madeni parayı inceliyor. Tahmini dersteki ifadeyle tamamlayın: If the coin were genuine, it ____ at least five hundred dollars.

Cevabı göster

would easily be worth

but any other minerals would be effectively worthless. Kelime

0:56

ancak başka herhangi bir mineralin aslında hiçbir değeri olmayacaktır.

Kelime

effectively worthless: pratikte neredeyse değersiz

Effectively worthless ifadesinde effectively, «pratikte» veya «önemli olan amaç bakımından» anlamına gelir. Burada «verimli bir biçimde» demek değildir. Minerallerin gerçek piyasa değeri tam olarak sıfır olmayabilir, ancak neredeyse hiç değerleri yokmuş gibi kabul edilebilirler. Would be bu sonucu koşula bağlı tutar: malzeme başka bir mineralse beklenen sonuç, pratikte neredeyse değersiz olmasıdır.

Alıştırma

“The damaged card is effectively worthless,” cümlesinde effectively ne anlama gelir?

  1. son derece verimli bir biçimde
  2. pratikte
  3. mümkün olan her anlamda kesinlikle hiçbir değeri olmadan
Cevabı göster

pratikte

Should you make the trade? Dilbilgisi

1:00

Bu takası yapmalı mısınız?

Dilbilgisi

Should you make the trade?: bir kararın mantıklı olup olmadığını sormak

Should you make the trade? cümlesi, Should + özne + fiilin yalın hâli yapısını kullanan doğrudan bir sorudur. Burada should, takası yapabilecek durumda olup olmadığını değil, bunu yapmanın uygun veya mantıklı olup olmadığını sorar. Make the trade, bu belirli takası gerçekleştirmek ya da kabul etmek anlamına gelir. Soru, bir karar veya değerlendirme yapmaya yöneltir.

Alıştırma

Siz ve bir takım arkadaşınız, bir teklifi kabul etmenin mantıklı olup olmadığına karar veriyorsunuz. Soruyu tamamlayın: ____ accept the offer?

Cevabı göster

Should we

Intuitively, it seems like a good deal, Anlatım akışı

1:10

Sezgisel olarak, iyi bir anlaşma gibi görünüyor,

Anlatım akışı

Intuitively, it seems like...: ilk izlenimi gösteren bir işaret

Bu cümlede Intuitively, ardından gelen düşüncenin kapsamlı bir analize değil, sezgiye dayalı ilk izlenim olduğunu gösterir. Seems like da iddiayı geçici tutar: anlaşma iyi görünür, ancak bu henüz kanıtlanmamıştır. Bu iki işaret, çekici gelen ilk görüşü önce sunarak açıklamadaki bilgileri düzenler. Burada dinleyiciyi, bu görüşü çürütecek sonraki analize hazırlarlar.

Alıştırma

Intuitively, it seems like... bir açıklamada neyin işaretini verir?

  1. Takasın zaten gerçekleştiğini söyler.
  2. Hâlâ sınanması gereken bir ilk izlenimi sunar.
  3. Kanıtlarla zaten doğrulanmış bir sonucu bildirir.
Cevabı göster

Hâlâ sınanması gereken bir ilk izlenimi sunar.

since the detector is correct most of the time, Anlatım akışı

1:13

madem dedektör çoğu zaman doğru çalışıyor,

shouldn't you be able to trust its reading? Ton ve niyet

1:15

onun okumasına güvenmeniz gerekmez mi?

Anlatım akışı

since the detector is correct most of the time: gerekçe sunmak

Burada since, because veya given that gibi “çünkü” ya da “-dığına göre” anlamına gelir. Since ile başlayan yan cümle, dedektörün genellikle doğru olduğunu söyler ve soruda sunulan sonuca gerekçe sağlar. Bu, “gerekçe→beklenen sonuç” düzeni oluşturur: Dedektör genellikle doğruysa bu okumaya güvenmek mantıklı görünür. Bu düzen, savın nasıl kurulduğunu gösterir; makul görünen bir gerekçe tek başına sonucu kanıtlamaz.

Alıştırma

Örnek cümlede since hangi anlama gelir?

  1. çünkü
  2. -mesine rağmen
  3. o zamandan şimdiye kadar
Cevabı göster

çünkü

Ton ve niyet

shouldn't you be able to trust its reading?: beklenen cevabı belirtmek

Shouldn't you be able to...? beklenen cevabın “evet, yapabilmelisin” olduğunu düşündüren olumsuz bir sorudur. Bu cümlede konuşan kişi tarafsız biçimde bilgi istemek yerine, dedektörün genellikle doğru olmasından hareketle okumaya güvenmenin doğal bir sonuç gibi göründüğünü belirtir. Bu yapı, daha sonra sorgulanacak veya reddedilecek yaygın bir sezgiyi önce dile getirebilir. Burada be able to trust, yalnızca fiziksel olarak bir şey yapabilmek değil, okumayı güvenilir saymak için yeterli nedene sahip olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Yargılayın: “Shouldn't we be able to finish by noon?” cümlesinde konuşan kişi, öğlene kadar bitirmeyi tamamen tarafsız bir soru olarak değil, beklenen veya makul görünen bir sonuç olarak sunar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Unfortunately, no.

1:18

Ne yazık ki hayır.

Here's why. Anlatım akışı

1:20

İşte nedeni.

Anlatım akışı

Here's why: sıradaki nedeni açıklamaya geçiş

Here's why, bir açıklamanın başlayacağını haber veren geçiş ifadesidir. Önceki bir iddiaya, sonuca veya soruya gönderme yapar ve sırada nedenin olduğunu bildirir; here gerçek bir yeri veya nesneyi göstermez. Açıklayıcı anlatımda bilgiyi önce iddia veya sonuç, ardından nedenler ya da kanıtlar gelecek şekilde düzenler. Bu ifadeyi duyduktan sonra bir açıklama, örnek veya hesaplama bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Bir açıklamada Here's why ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Yakındaki bir nesneyi gösterir.
  2. Açıklamanın bittiğini bildirir.
  3. Sırada açıklanacak nedeni tanıtır.
Cevabı göster

Sırada açıklanacak nedeni tanıtır.

Imagine the mine has exactly 1,000 pieces of ore.

1:21

Madenin tam 1.000 parça cevhere sahip olduğunu hayal edin.

An unobtainium rarity of 1% means that Dilbilgisi

1:25

%1'lik bir unobtainium nadirliği, şu anlama gelir:

there are only 10 rocks with the precious mineral inside. Dilbilgisi

1:29

içinde bu değerli mineralin bulunduğu yalnızca 10 kaya vardır.

Dilbilgisi

A rarity of 1% means that ...: veriden sonuca ulaşmak

Cümlede An unobtainium rarity of 1% means that, bir sayıyı o sayıdan çıkarılan sonuca bağlar. Özne, tekil isim öbeği a rarity of 1% ifadesidir; that ile başlayan yan cümle ise pratik sonucu, yani yalnızca 10 kayanın bu minerali içerdiğini belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp A means that B biçimindedir. Burada mean sözlük tanımı vermez; A gerçeğinin B sonucuna götürdüğünü, B'yi ima ettiğini veya B olarak yorumlanabildiğini gösterir.

Alıştırma

A means that B kalıbını iki sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: A 20% discount ____ a $50 jacket costs $40.

Cevabı göster

means that

Dilbilgisi

There are only 10 rocks with ... inside: sınırlı bir sayıyı tanıtma

There are, kayaların varlığını ve sayısını tanıtır: açıklamaya yalnızca on kaya uyar. rocks çoğul olduğu için fiil are olur; only, on sayısının az ya da sınırlı görüldüğünü belirtir. With the precious mineral inside, rocks kelimesinden sonra gelir ve hangi kayaların sayıldığını açıklar: bu kayaların içinde mineral vardır. rocks kelimesini açıklayan bir söz grubudur; bağımsız bir cümle değildir.

Alıştırma

Hangi cümle sınırlı sayıdaki kutuyu doğal biçimde tanıtıp ardından içlerinde ne olduğunu açıklar?

  1. There are only four boxes with batteries inside.
  2. They are only four boxes with batteries inside.
  3. There is only four boxes with batteries inside.
Cevabı göster

There are only four boxes with batteries inside.

All 10 would set off the detector, Öbek fiiller

1:33

Bu 10 kayanın hepsi dedektörü öttürecektir,

Öbek fiiller

Would set off the detector: bir cihazın tepki vermesini sağlamak

Set off bir öbek fiildir. Burada “bir cihazın etkinleşmesine veya tepki vermesine neden olmak” anlamına gelir ve cihazı nesne olarak alır. Özne olan all 10, on kayanın tümünü; the detector ise etkilenen cihazı belirtir. Would, varsayılan ya da test edilen koşullarda beklenen sonucu gösterir: her kaya dedektörü tetiklerdi. Burada geçmişteki bir alışkanlığı veya kibar bir isteği anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “tetiklemek” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Opening the emergency door would ____ the alarm.

Cevabı göster

set off

but what about the other 990 rocks without unobtainium? Anlatım akışı

1:35

peki unobtainium içermeyen diğer 990 kaya ne olacak?

Anlatım akışı

But what about ...?: gözden kaçan bir durumu gündeme getirmek

Burada but what about the other 990 rocks without unobtainium? analizi henüz hesaba katılmamış bir gruba, yani unobtainium içermeyen 990 kayaya yöneltir. Konuşan kişi kayaların nasıl olduğunu sohbet amacıyla sormaz; muhakemede eksik kalan bir duruma işaret eder. What about + isim öbeği, açıklamada atlanmış bir kişiyi, şeyi veya durumu gündeme getirerek bilgiyi düzenleyebilir. But, az önce ele alınan durumla karşıtlık kurar ve soru, dinleyiciyi yeni durumun neden önemli olduğunu incelemeye hazırlar.

Alıştırma

But what about the other 990 rocks without unobtainium? ifadesi açıklamada ne yapıyor?

  1. Kayaların durumunu gündelik bir şekilde sorar.
  2. 990 kayanın tamamının unobtainium içerdiği sonucuna varır.
  3. Henüz incelenmemiş bir grubu analize katar.
Cevabı göster

Henüz incelenmemiş bir grubu analize katar.

Well, 90% of them,

1:39

Şey, bunların %90'ı,

891 rocks to be exact, Kalıp ifadeler

1:41

tam olarak 891 kaya,

Kalıp ifadeler

891 rocks, to be exact: kesin bir sayı eklemek

891 rocks to be exact ifadesinde to be exact, “daha açık söylemek gerekirse” veya “tam sayıyı vermek gerekirse” anlamında kullanılan ara bir açıklamadır. Daha önce söylenen %90'ın tam olarak 891 kayaya karşılık geldiğini belirtir. Bu ifade ana cümlenin bir parçası değildir. Bir oran ya da genel ifadeden kesin bir sayıya geçiş sağlar ve çoğu zaman virgüllerle veya konuşmadaki kısa bir duraklamayla ayrılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: About fifty people signed up—47, ____.

Cevabı göster

to be exact

won't set off anything.

1:44

hiçbir şeyi tetiklemeyecek.

But 10%, or 99 rocks,

1:46

Ancak %10'u, yani 99 kaya,

will set off the detector despite not having unobtanium, Dilbilgisi

1:49

içinde unobtainium olmamasına rağmen dedektörü öttürecektir,

a result known as a false positive. Kalıp ifadeler

1:53

bu sonuca yanlış pozitif (false positive) denir.

Dilbilgisi

despite not having unobtanium: despite + olumsuz -ing yapısı

Bu cümlede despite not having unobtanium, unobtanium bulunmamasına rağmen dedektörün etkinleştiğini anlatır. Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde ana sonucu beklenmedik hâle getirecek bir gerçeği sunar. despite sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Buradaki not having unobtanium olumsuz bir -ing öbeğidir. Tam bir yan cümle kullanmak için although ya da even though seçin veya despite the fact that deyin.

Alıştırma

Cümleyi “Liam'ın haritası olmamasına rağmen” anlamına gelen despite + olumsuz -ing öbeğiyle tamamlayın: Liam found the cabin ____ a map.

Cevabı göster

despite not having

Kalıp ifadeler

result known as a false positive: known as + ad

result known as a false positive ifadesi sonuca bir ad verir. known as a false positive, result sözcüğünden sonra gelir ve that is known as a false positive anlamını taşır; kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. false positive, hedef gerçekte bulunmadığı hâlde bir testin veya dedektörün hedefin bulunduğunu bildirmesidir. Buradaki positive, iyi veya iyimser anlamında değil, test sonucunun pozitif olması anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi bir adı tanıtan iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: A shape with six sides is ____ a hexagon.

Cevabı göster

known as

Why does that matter? Anlatım akışı

1:56

Bunun neden bir önemi var?

Anlatım akışı

Why does that matter?: önemi sormak

Bu soruda that, daha önce belirtilen yanlış pozitif sayısını gösterir. Matter burada “önemli olmak” veya “bir etkisi olmak” anlamına gelen bir fiildir. Konuşmacı, bu sonucun durumu anlama biçimimizi neden değiştirdiğini sorar. Bir açıklamada bu soru, bir gerçekten o gerçeğin önemine geçiş sağlar. Sonraki cümlenin yalnızca başka bir sayı vermek yerine bir sonucu veya çıkarımı açıklayacağını gösterir.

Alıştırma

“Why does that matter?” sorusu bir açıklamada ne işe yarar?

  1. Önceki gerçeğin neden önemli olduğunu veya nasıl bir etkisi bulunduğunu sorar.
  2. Bir nesnenin hangi malzemeden yapıldığını sorar.
  3. Dinleyenden önceki sayıyı tekrar etmesini ister.
Cevabı göster

Önceki gerçeğin neden önemli olduğunu veya nasıl bir etkisi bulunduğunu sorar.

Because it means that all in all, Anlatım akışı

1:57

Çünkü bu, genel olarak,

Anlatım akışı

Because it means that ... all in all: nedenden özete geçiş

Because önceki why sorusunu yanıtlar, it means that ise önceki sonuçtan çıkarılan sonucu sunar. Birlikte, açıklamayı sorudan o sorunun nedenine taşırlar. All in all, ilgili kısımlar dikkate alındıktan sonra genel bir özet verileceğini gösterir. Burada sonraki adım doğru pozitif ve yanlış pozitif sayılarını birleştirdiği için ifade, dinleyeni birleşik toplama hazırlar. Cümlenin tamamlanması için virgülden sonra bu sonucun gelmesi gerekir.

Alıştırma

“Because it means that all in all,” burada hangi adımlar dizisini gösterir?

  1. Why sorusunu yanıtlar, bir çıkarım sunar ve genel toplamı vermeye hazırlar.
  2. Önceki sayıları reddeder ve yeni bir konu başlatır.
  3. Her nesnenin içinde ne olduğunu sorar.
Cevabı göster

Why sorusunu yanıtlar, bir çıkarım sunar ve genel toplamı vermeye hazırlar.

109 rocks will have triggered the detector,

1:59

109 kayanın dedektörü tetiklediği anlamına gelir,

and Joe's rock could be any one of them, Dilbilgisi

2:03

ve Joe'nun kayası onlardan herhangi biri olabilir,

from the 10 that contain the mineral, Dilbilgisi

2:05

mineral içeren 10 kayadan,

to the 99 that don't.

2:07

içermeyen 99 kayaya kadar.

Dilbilgisi

could be any one of them: belirsiz kimlik tahmini

Bu cümlede could be belirsiz bir olasılığı ifade eder: Joe'nun taşı, daha önce sözü edilen 109 taşlık gruptaki herhangi bir taş olabilir. Taşın bir şeyi yapabilme yeteneğini anlatmaz. Any one of them, gruptaki her üyeyi ayrı bir aday olarak ele alır. Konuşan kişi Joe'nun taşının hangisi olduğunu belirleyemediği için her taş olası bir aday olarak kalır.

Alıştırma

Bir dedektifin beş şüphelisi var ve hırsızın kim olduğunu henüz belirleyemiyor. Bu belirsizliği en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The thief could be all of them.
  2. The thief could choose any one of them.
  3. The thief could be any one of them.
Cevabı göster

The thief could be any one of them.

Dilbilgisi

from the 10 ... to the 99 ...: bir aralığın iki ucunu gösterme

From A to B bir aralığın iki ucunu veya iki aşırı noktasını gösterir. Burada minerali içeren 10 taşlık gruptan içermeyen 99 taşlık gruba kadar tüm adayları kapsar. Sayılar iki gruptaki taşların sayısını belirtir; bir yerden başka bir yere hareket anlatılmaz. the 99 that don't ifadesinde don't, don't contain the mineral anlamına gelir. İngilizcede anlam zaten açıksa tekrarlanan sözcükler söylenmeyebilir; that ise 99 taşı açıklayan bir yan cümleyi başlatır.

Alıştırma

Aralık bildiren yapıyı tamamlayın: The library is open ____ 9 a.m. ____ 8 p.m.

Cevabı göster

from · to

Which means the chances of it containing unobtainium are 10 out of 109, Notlar

2:09

Yani içinde unobtainium olma olasılığı 109'da 10'dur,

about 9%.

2:15

yaklaşık %9.

Anlatım akışı

Which means: önceki bir durumu sonucuna bağlamak

Which means, az önce açıklanan durumun tamamına gönderme yapar; tek bir isme veya bir seçeneğe değil. Bu bilgiden çıkan sonucu sunar. Burada önceki sayılar, olasılığın 10 out of 109, yani yaklaşık %9 olduğu sonucuna götürür. Konuşmada bir kişi sonraki cümleye Which means ile başlayabilir, çünkü ifade hâlâ önceki cümledeki bilgiye bağlıdır.

Alıştırma

"The alarm is on, which means someone opened the door," cümlesinde which means ne yapar?

  1. İlgisiz yeni bir konu açar.
  2. Önceki durumun tamamını sonucuna bağlar.
  3. Dinleyiciden bir olasılık seçmesini ister.
Cevabı göster

Önceki durumun tamamını sonucuna bağlar.

Kalıp ifadeler

10 out of 109: toplamın bir parçasını ifade etmek

10 out of 109, bir parçayı toplamla karşılaştırarak ifade eder: toplam 109 vakanın 10'u. Yapı “parça sayısı + out of + toplam sayı” şeklindedir. Bu cümlede oran olasılığı anlatır ve 10'un 109'a bölümü yaklaşık %9'dur. Aynı yapı puanlarda, anket sonuçlarında ve sayımlarda da yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “parça + out of + toplam” yapısıyla tamamlayın: Seven ____ ten hikers reached the top.

Cevabı göster

out of

And paying $200 for a 9% chance of getting $1,000 isn't great odds. Kelime

2:16

Ve 1.000 dolar kazanma şansı %9 iken 200 dolar ödemek, pek de iyi bir ihtimal değildir.

Kelime

isn't great odds: başarı şansı anlamındaki odds

Bu cümlede odds, bir şeyin gerçekleşme veya başarılı olma ihtimali demektir. isn't great odds ifadesi bu ihtimali elverişsiz olarak değerlendirir: %9'luk bir olasılık başarı için pek fazla şans sunmaz. Burada odds; olasılık, bahis veya riskten söz ederken kullanılan çoğul biçimli bir isimdir ve odd, yani “garip” anlamına gelmez. isn't içindeki fiil tekildir, çünkü özne odds değil, paying $200 ... etkinliğinin tamamıdır.

Alıştırma

“Paying for only a 9% chance isn't great odds” cümlesinde odds ne anlama gelir?

  1. Durum gariptir.
  2. Başarı şansı düşüktür.
  3. Fiyat tek sayıdır.
Cevabı göster

Başarı şansı düşüktür.

So why is this result so unexpected? Anlatım akışı

2:24

Peki bu sonuç neden bu kadar beklenmedik?

And why did Joe's rock seem like such a sure bet? Deyimler

2:27

Ve neden Joe'nun kayası kesin bir kazanç gibi göründü?

Anlatım akışı

So why ...? And why ...?: açıklama için bir yol haritası

Arka arkaya gelen iki soru, açıklamayı düzenler. So why...? önceki şaşırtıcı hesaplamaya bağlanır; And why...? ise taşın neden neredeyse kesinmiş gibi göründüğüyle ilgili ikinci ve bağlantılı bir soru ekler. Bu sorular birlikte dinleyiciyi sonuçtan yanlış sezginin nedenine götürür. Konuşmacı birbiriyle ilgisiz iki sohbet başlatmıyor; sırada neyi açıklayacağını belirtiyor.

Alıştırma

Arka arkaya gelen iki why sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Dinleyiciyi şaşırtıcı bir sonuçtan yanlış sezginin açıklamasına yönlendirmek.
  2. Konuyu Joe'nun özel hayatına çevirmek.
  3. Dinleyiciden tüm yüzdeleri yeniden hesaplamasını istemek.
Cevabı göster

Dinleyiciyi şaşırtıcı bir sonuçtan yanlış sezginin açıklamasına yönlendirmek.

Deyimler

seem like such a sure bet: görünüşte garanti bir seçim

Burada a sure bet mecazidir: başarılı olma ihtimali çok yüksek görünen bir seçim veya sonuç anlamına gelir. İfadenin tamamı, Joe'nun taşının özellikle güvenli ve ikna edici bir seçim gibi göründüğünü anlatır; gerçekten bahis oynandığını söylemez. Seem like, iddiayı kesin bir gerçek değil görünüş düzeyinde tutar; such ise a sure bet ifadesini güçlendirir. Bu nedenle ifade, duyulan güvenin daha sonra yanlış çıkabileceğini de sezdirebilir.

Alıştırma

Bu cümlede "seem like such a sure bet" ne anlama geliyor?

  1. İyi bir seçim olma ihtimali çok yüksek görünüyordu.
  2. Başarılı olacağı zaten kanıtlanmıştı.
  3. Birinin gerçekten bahis oynaması gerekiyormuş gibi görünüyordu.
Cevabı göster

İyi bir seçim olma ihtimali çok yüksek görünüyordu.

The key is something called the base rate fallacy. Anlatım akışı

2:31

İşin sırrı, temel oran yanılgısı (base rate fallacy) adı verilen bir şeyde yatıyor.

Anlatım akışı

The key is something called...: ana fikri öne çıkarıp adlandırmak

The key is..., dinleyiciye sıradaki bilginin konuyu anlamak için gereken ana fikir olduğunu gösterir. Açıklamayı sorudan merkezi cevaba taşıyarak düzenler. Something called... bu fikrin adını, yani the base rate fallacy terimini tanıtır. Burada called belirsizlik göstermez; “bu adla bilinen” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi The key is something called... kalıbıyla tamamlayın: The ____ confirmation bias.

Cevabı göster

key is something called

While we're focused on the relatively high accuracy of the detector, Notlar

2:35

Dedektörün nispeten yüksek doğruluğuna odaklandığımız için,

Kalıp ifadeler

we're focused on: dikkati bir şeye yöneltmek

Be focused on + isim veya -ing biçimi, “dikkati bir şeye yönelmiş olmak” anlamına gelir. Burada we're focused on, dikkatin hedefini, yani dedektörün nispeten yüksek doğruluk oranını belirtir. On bu kalıbın bir parçasıdır. Etken focus on biçimi dikkati yöneltme eylemini anlatabilirken be focused on genellikle mevcut bir odaklanma durumunu veya önceliği anlatır.

Alıştırma

İfadeyi focus sözcüğünün doğru biçimi ve edatıyla tamamlayın: We're ____ improving safety this month.

Cevabı göster

focused on

our intuition makes us forget

2:39

sezgilerimiz şunu unutturur:

to account for how rare the unobtanium was in the first place. Kalıp ifadeler

2:41

başlangıçta unobtainium'un ne kadar nadir olduğunu hesaba katmayı.

Dilbilgisi

While we're focused on ...: dikkat edilen bilgiyle gözden kaçırılan bilgiyi karşılaştırma

Burada while yalnızca bir zaman ilişkisi kurmaz; ödün bildiren bir karşıtlık getirir. Although anlamındadır: dikkat dedektörün yüksek doğruluk oranındadır, ancak ana cümle sezginin bizi malzemenin baştan beri nadir olduğu önemli gerçeğini gözden kaçırmaya yönelttiğini gösterir. Aktarılabilir kalıp While + durum A, durum B şeklindedir. A doğru olsa da B beklenmedik bir karşıtlık oluşturduğunda veya A'ya odaklanmanın gözden kaçırabileceği bir bilgiyi ortaya çıkardığında kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede While esas olarak hangi ilişkiyi belirtir?

  1. Dedektörün yapıldığı kesin zaman
  2. Dikkat edilen gerçek ile gözden kaçırılan gerçek arasında beklenmedik bir karşıtlık
  3. Bir olayın başka bir olay başlamadan önce bittiği bir sıra
Cevabı göster

Dikkat edilen gerçek ile gözden kaçırılan gerçek arasında beklenmedik bir karşıtlık

Kalıp ifadeler

account for how rare ... in the first place: başlangıçtaki nadirliği analize dahil etmek

account for how rare... yapısında account for, bir şeyi analizde etken olarak hesaba katmak anlamına gelir. Nesnesi how rare the unobtanium was yan cümlesidir; dolayısıyla gözden kaçan etken mineralin nadirliğidir, bir hesap ya da kayıt değildir. Buradaki in the first place, herhangi bir cihaz sonucu görülmeden önceki başlangıç koşuluna dikkat çeker. İfade bir bütün olarak, sonraki kanıtları değerlendirirken mineralin başlangıçtaki nadirliğini temel ölçüt olarak kullanmayı anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bizden ne yapmamızı istiyor?

  1. Her uyarıyı gerçek bir keşif olarak kabul etmek.
  2. Mineralin başlangıçtaki nadirliğini analize dahil etmek.
  3. Cihazın neden bir banka hesabı olduğunu açıklamak.
Cevabı göster

Mineralin başlangıçtaki nadirliğini analize dahil etmek.

But because the device's error rate of 10% Anlatım akışı

2:45

Ancak cihazın %10'luk hata payı

is still higher than the mineral's overall occurrence,

2:48

hala mineralin genel bulunma oranından daha yüksek olduğundan,

any time it goes off

2:52

cihaz her öttüğünde

is still more likely to be a false positive than a real finding. Dilbilgisi

2:53

gerçek bir bulgudan çok yanlış pozitif olma ihtimali hala daha yüksektir.

Anlatım akışı

because the error rate is still higher than the overall occurrence: nedeni oran karşılaştırmasıyla vermek

because yan cümlesi, ardından gelen sonuç için temel nedeni verir. Karşılaştırma A is still higher than B yapısındadır: A cihazın %10'luk hata oranı, B ise mineralin genel bulunma sıklığı, yani mineralin ne sıklıkla mevcut olduğudur. Still, %10 düşük görünse bile hata oranının diğer orandan yüksek kalmaya devam ettiğini belirtir. Cümle önce bu oran karşılaştırmasını verir, ardından bunu bir uyarının gerçek bulgudan çok yanlış pozitif olma ihtimalini desteklemek için kullanır.

Alıştırma

Vurgulanan because yan cümlesinin cümledeki görevi nedir?

  1. %10'luk hata oranının her uyarıyı doğru yaptığını söyler.
  2. Herhangi bir neden vermeden önce yanlış pozitif sonucunu sunar.
  3. Daha sonraki yanlış pozitif sonucunu destekleyen bir oran karşılaştırması verir.
Cevabı göster

Daha sonraki yanlış pozitif sonucunu destekleyen bir oran karşılaştırması verir.

Dilbilgisi

more likely to be a false positive than a real finding: yanlış pozitif olma olasılığının daha yüksek olması

more likely to be A than B kalıbı iki olası tanımı ya da sonucu karşılaştırır ve A'nın olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Burada bir alarmın gerçek bir bulgu olmaktan çok yanlış pozitif olma olasılığı daha yüksektir. than sonrasındaki ifade karşılaştırmanın ikinci öğesidir ve a false positive ile paraleldir. Yeni bir eylem başlatmaz. İki açıklamadan hangisinin daha olası olduğunu değerlendirirken be more likely to be A than B kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi more likely to be A than B kalıbıyla tamamlayın: The alert is ____ a false alarm ____ a real emergency.

Cevabı göster

more likely to be · than

This problem is an example of conditional probability. Kalıp ifadeler

2:58

Bu problem koşullu olasılığa bir örnektir.

Kalıp ifadeler

an example of conditional probability: koşullu olasılığa bir örnek

an example of + kavram kalıbı belirli bir örneği, gösterdiği kategori ya da fikirle ilişkilendirir. Burada bu problem, koşullu olasılığın bir örneği olarak sınıflandırılır. Bu kalıpta of, örneğin ait olduğu kategoriyi getirir; because of anlamındaki bir nedeni belirtmez. Yeniden kullanılabilir kalıp X is an example of Y şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi an example of hedef ifadesiyle tamamlayın: A question about the chance of rain after a weather warning is ____ conditional probability.

Cevabı göster

an example of

The answer lies neither in the overall chance of finding unobtainium, Dilbilgisi

3:02

Cevap ne unobtainium bulmanın genel ihtimalinde,

nor the overall chance of receiving a false positive reading.

3:06

ne de yanlış pozitif bir okuma almanın genel ihtimalindedir.

Dilbilgisi

The answer lies neither in ... nor ...: iki olasılığı birlikte elemek

Bu cümlede lies in, yanıtın bir şeyde «bulunduğu» veya «açıklamasının onda olduğu» anlamına gelir; yanıtın fiziksel olarak bir yerde uzandığı anlamına gelmez. Yanıt iki genel olasılığın hiçbirinde değildir. lies neither in A nor in B kalıbı, iki paralel olasılığı birlikte reddetmek için neither ... nor ... yapısını kullanır. Gerçek yanıt sunulmadan önce iki adayı da eleyerek savın akışını düzenler.

Alıştırma

Eşleşen olumsuz yapıyı tamamlayın: The delay lies ____ in the weather ____ in a scheduling error.

Cevabı göster

neither · nor

This kind of background information that we're given before anything happens Kültür

3:10

Herhangi bir şey olmadan önce bize verilen bu tür arka plan bilgisi

is known as unconditional or prior probability.

3:15

koşulsuz veya önsel olasılık olarak bilinir.

Kültür

Yeni kanıttan önceki prior probability

Vurgulanan bölüm, dedektör bir sonuç üretmeden önce bilinen arka plan olasılığını adlandırır. Bu açıklamada söz konusu koşulsuz arka plan olasılığı, önsel olasılık işlevi görür. Prior burada teknik bir terimdir: yeni kanıtın henüz hesaba katılmadığı aşamayı ifade eder. Bu, kanıt gözlemlendikten sonra güncellenebilen başlangıç olasılığıdır.

Alıştırma

Bu açıklamada prior probability ne anlama gelir?

  1. Bir ölçüm cihazının yanlış okuma verme olasılığı
  2. Yeni kanıt değerlendirilmeden önceki başlangıç olasılığı
  3. Yeni kanıt değerlendirildikten sonraki güncellenmiş olasılık
Cevabı göster

Yeni kanıt değerlendirilmeden önceki başlangıç olasılığı

What we're looking for, though, Anlatım akışı

3:19

Ancak aradığımız şey,

is the chance of finding unobtainium once we know that the device did return a positive reading. Dilbilgisi

3:21

cihazın pozitif bir sonuç verdiğini bildikten sonra unobtainium bulma olasılığıdır.

Anlatım akışı

What we're looking for, though, is...: odağı asıl noktaya çevirmek

What we're looking for ... is ... yapısında what yan tümcesi bir sorunun değil, bildirme cümlesinin öznesidir. Önce “aradığımız şeyi” ortaya koyar; ardından is sonrasındaki sözler bunun ne olduğunu, yani belirtilen koşuldaki olasılığı açıklar. Araya giren though, önceki düşünce çizgisiyle bir karşıtlık olduğunu gösterir. Yapı bir bütün olarak dikkati gerçekten önemli olan niceliğe çevirir. What + yan tümce + is + odak kalıbı gerçek hedefi, ihtiyacı veya meseleyi açıklığa kavuşturmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekteki What we're looking for, though, is... yapısı ne işe yarıyor?

  1. Dikkati önemli olan belirli niceliğe yeniden yöneltir.
  2. Kayıp bir nesne hakkında doğrudan soru sorar.
  3. Cihazın kendisinin arandığını söyler.
Cevabı göster

Dikkati önemli olan belirli niceliğe yeniden yöneltir.

Dilbilgisi

once we know that...: bir koşul belirlemek

Burada once, “bir kez” anlamında değil, “öğrenir öğrenmez” veya “öğrendikten sonra” anlamında zaman ve koşul bildiren bir yan tümce başlatır. Pozitif ölçümün doğrulandığı noktayı gösterir. Olasılık daha sonra bu bilgi eldeyken değerlendirilir. Daha genel olarak once + yan tümce bir tetikleyici koşul belirler: bu koşul karşılandıktan sonra ana cümlede söylenen şey geçerli veya mümkün hâle gelir.

Alıştırma

Örnekteki hedef sözcüğü kullanarak cümleyi “bu bilgi öğrenildikten sonra” anlamıyla tamamlayın: ____ we know the final score, we can update the rankings.

Cevabı göster

Once

Dilbilgisi

did return: Olumlu cümlede vurgu yapan did

Vurgulanan yan cümlede did soru veya olumsuzluk oluşturmuyor. Özne + did + fiilin yalın hâli kalıbı olumlu bir ifadeyi vurgular: cihaz gerçekten pozitif bir ölçüm verdi. Normal geçmiş zaman biçimi returned olur. Vurgu yapan did geçmiş zamanı taşıdığında return yalın hâlde kalır. Bu vurgu, gözlem sonucunu olasılık hesabında kullanılacak doğrulanmış bir gerçek olarak sunar.

Alıştırma

did kullanarak return fiilinin iki sözcüklü vurgulu geçmiş biçimiyle cümleyi tamamlayın: Despite the earlier doubt, the device ____ a positive reading.

Cevabı göster

did return

This is known as the conditional or posterior probability, Kültür

3:27

Bu, koşullu veya sonsal olasılık olarak bilinir,

determined once the possibilities have been narrowed down through observation. Kalıp ifadeler

3:31

olasılıklar gözlem yoluyla daraltıldıktan sonra belirlenir.

Kültür

conditional or posterior probability: Kanıttan sonraki olasılık

Bu bağlamda conditional or posterior probability, gözlem hesaba katıldıktan sonra bir hipotezin olasılığı anlamına gelir. Daha kesin olarak sonsal olasılık, bir koşullu olasılıktır: gözlemlenen kanıt verildiğinde hipotezin olasılığıdır. Bu, yeni gözlemden önceki başlangıç olasılığı olan prior probability ile karşıtlık oluşturur. Buradaki posterior teknik bir terimdir; bir vücut bölümüne ya da yalnızca arkada bulunan bir şeye gönderme yapmaz.

Alıştırma

Bu bağlamda posterior probability ne anlama gelir?

  1. cihazın malzemenin arkasındaki fiziksel konumu
  2. herhangi bir yeni kanıt gözlemlenmeden önce atanan olasılık
  3. gözlemlenen kanıt hesaba katıldıktan sonra bir hipotezin olasılığı
Cevabı göster

gözlemlenen kanıt hesaba katıldıktan sonra bir hipotezin olasılığı

Kalıp ifadeler

olasılıkları gözlem yoluyla daraltmak

Bu cümle parçasında once, koşul yerine getirildikten sonra anlamına gelir: sonuç ancak gözlem makul olasılıkların sayısını azalttıktan sonra belirlenir. Narrow down, bir seçenek ya da açıklama kümesini azaltmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Have been narrowed down, present perfect edilgen yapıdadır; dolayısıyla possibilities daraltılan ögedir. Through observation ise yöntemi belirtir.

Alıştırma

Narrow down ifadesini simple past edilgen yapıda kullanın: During yesterday's review, the possible causes ____ to two through careful observation.

Cevabı göster

were narrowed down

Many people are confused by the false positive paradox Kalıp ifadeler

3:36

Pek çok kişinin yanlış pozitif paradoksu karşısında kafası karışır

Kalıp ifadeler

be confused by + kafa karışıklığının kaynağı

Are confused by, birinin bir şey yüzünden anlamakta zorlandığı anlamına gelir. Bu cümlede the false positive paradox, birçok kişinin kafa karışıklığına neden olan şey olarak sunulur. Kalıp be + confused + by + neden şeklindedir. Edilgen biçimde olsa da burada önemli olan, kasıtlı olarak hareket eden biri değil, kişinin durumu ve buna neyin yol açtığıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, Leo'nun anlamakta zorlanmasına doğrudan diyagramın neden olduğunu belirtir?

  1. Leo was confused by the diagram.
  2. Leo was confused about which diagram to use.
  3. Leo confused the diagram with the map.
Cevabı göster

Leo was confused by the diagram.

because we have a bias for focusing on specific information over the more general, Kalıp ifadeler

3:39

çünkü daha genel bilgilerden ziyade spesifik bilgilere odaklanma eğilimindeyizdir,

Kalıp ifadeler

have a bias for focusing on A over B: B yerine A’ya odaklanma eğilimi

Have a bias for ifadesinin ardından gelen -ing biçimi, kişinin belirli bir şekilde düşünme veya davranma eğilimini anlatır; bu eğilim çoğu zaman tam anlamıyla nesnel değildir. Burada daha genel bilgiler yerine belirli bilgilere odaklanma eğilimi anlatılıyor. Focus on A over B yapısında over, hangi bilgi türüne öncelik verildiğini gösterir; “üstünde” anlamına gelmez. The more general ifadesinde information sözcüğü, bağlamdan anlaşıldığı için kullanılmamıştır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade, insanların bilgiyi nasıl kullandığı konusunda ne anlatıyor?

  1. Belirli bilgileri fiziksel olarak genel bilgilerin üstüne yerleştirirler.
  2. Belirli bilgilere genel bilgilerden daha fazla dikkat etme eğilimindedirler.
  3. Belirli bilgilerden kaçınır ve yalnızca genel bilgilere güvenirler.
Cevabı göster

Belirli bilgilere genel bilgilerden daha fazla dikkat etme eğilimindedirler.

especially when immediate decisions come into play. Deyimler

3:45

özellikle anlık kararlar söz konusu olduğunda.

Deyimler

come into play: önem kazanmaya veya etkilemeye başlamak

Come into play, “önem kazanmaya başlamak” veya “bir durumu etkilemeye başlamak” anlamındaki bir deyimdir. Bir oyuna katılmak anlamına gelmez. Bu cümlede immediate decisions, hemen verilmesi gereken kararları ifade eder. Bu kararlar come into play olduğunda, hızlı karar verme gereği yargıyı etkileyen unsurlardan biri hâline gelir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “durumu etkilemeye başlamak” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: Safety concerns ____ when children use the equipment.

Cevabı göster

come into play

And while in many cases it's better to be safe than sorry, Deyimler

3:49

Ve birçok durumda tedbirli olmak pişman olmaktan iyi olsa da,

Deyimler

while ... it's better to be safe than sorry: ödünleme ve tedbir

Burada while bir zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. Konuşan kişi önce tedbirli olmanın çoğu zaman mantıklı olduğunu kabul eder, ardından gelecek bir sınırlamaya veya olumsuzluğa yer açar. It's better to be safe than sorry yaygın bir sözdür: şimdi makul bir önlem almak, daha sonra harekete geçmemiş olmaktan pişman olmaktan iyidir. Buradaki sorry yalnızca üzgün olmayı veya özür dilemeyi değil, pişman olmayı anlatır.

Alıştırma

"While it's better to be safe than sorry, another check could delay the launch" cümlesindeki başlangıç cümleciği ne yapar?

  1. Kontrolün fiziksel olarak güvenli olunan bir zaman diliminde gerçekleştiğini söyler.
  2. Tedbirli olmanın çoğu zaman akıllıca olduğunu kabul edip olası bir maliyeti sunar.
  3. Özür dilemenin kontrol etmekten daha güvenli olduğunu ileri sürer.
Cevabı göster

Tedbirli olmanın çoğu zaman akıllıca olduğunu kabul edip olası bir maliyeti sunar.

false positives can have real negative consequences. Kalıp ifadeler

3:52

yanlış pozitiflerin gerçek olumsuz sonuçları olabilir.

Kalıp ifadeler

can have real negative consequences: gerçek olumsuz sonuçlara yol açabilmek

can have real negative consequences ifadesinde have, sahip olmak değil, üretmek veya yol açmak anlamına gelir. Consequences, bir eylem veya olayın ardından ortaya çıkan sonuçlardır; real negative consequences ise yalnızca teorik bir endişeyi değil, gerçek zararı vurgular. Can kesinlik değil, olasılık bildirir: zararlı sonuçlar ortaya çıkabilir, ancak cümle bunların her zaman ortaya çıkacağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekten zararlı sonuçlar üretmek” anlamındaki hedef sözcük grubuyla tamamlayın: Sharing a password online can ____.

Cevabı göster

have real negative consequences

False positives in medical testing are preferable to false negatives, Kelime

3:56

Tıbbi testlerdeki yanlış pozitifler yanlış negatiflere tercih edilir,

Kelime

are preferable to false negatives: yanlış negatiflere tercih edilir

A is preferable to B kalıbı, iki seçenek karşılaştırıldığında A'nın daha iyi veya daha kabul edilebilir seçenek olduğu anlamına gelir. Preferable sözcüğünden sonra than değil, to gelir. Bu cümlede tıbbi riskler değerlendirilirken yanlış pozitifler, yanlış negatiflerden daha kabul edilebilir görülüyor. Bu göreceli bir değerlendirmedir; yanlış pozitiflerin zararsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî karşılaştırmayı doğru edatla tamamlayın: A careful check is preferable ____ a fast but risky guess.

Cevabı göster

to

but they can still lead to stress or unnecessary treatment. Kalıp ifadeler

4:00

ancak yine de strese veya gereksiz tedavilere yol açabilirler.

Kalıp ifadeler

still lead to stress or unnecessary treatment: yine de strese veya gereksiz tedaviye yol açmak

Lead to, bir şeye neden olmak veya bir sonuç ortaya çıkarmak anlamına gelir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından bir isim grubu ya da -ing biçimi gelir. Bu cümlede stress ve unnecessary treatment iki olası sonuçtur. Still, önceki karşılaştırmaya rağmen riskin devam ettiğini gösterir: yanlış pozitifler daha tercih edilebilir görülse bile zararlı sonuçlara yol açabilir.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Poor planning can ____ extra costs.

Cevabı göster

lead to

And false positives in mass surveillance can cause innocent people to be wrongfully arrested, Kültür

4:04

Ve kitlesel gözetim sistemlerindeki yanlış pozitifler masum insanların haksız yere tutuklanmasına,

Kültür

in mass surveillance ... wrongfully arrested: kitlesel gözetim ve haksız gözaltı

in mass surveillance ifadesi, önceki false positives kavramını güvenlik veya kolluk amacıyla çok sayıda insanı, iletişimi ya da hareketi izleyen sistemler bağlamına yerleştirir. Buradaki false positive, masum bir kişiyi şüpheli gösteren yanlış bir eşleşme veya uyarıdır. Can cause innocent people to be wrongfully arrested, hatanın masum bir kişinin geçerli bir gerekçe olmadan veya yanlışlıkla gözaltına alınmasına yol açabileceği anlamına gelir. cause + kişi + to be + past participle kalıbı, kişinin zararlı sonuca maruz kaldığını gösterir.

Alıştırma

Hangi açıklama vurgulanan bölümün anlamına en uygundur?

  1. Masum insanlar gözaltına alındıktan sonra gönüllü olarak izlenmek ister.
  2. Hatalı gözetim uyarıları, masum insanların geçerli bir gerekçe olmadan gözaltına alınmasına yol açabilir.
  3. Büyük ölçekli gözetim yalnızca suçlu insanların gözaltına alınmasını garanti eder.
Cevabı göster

Hatalı gözetim uyarıları, masum insanların geçerli bir gerekçe olmadan gözaltına alınmasına yol açabilir.

jailed, or worse. Deyimler

4:09

hapse atılmasına ya da daha kötüsüne neden olabilir.

Deyimler

jailed, or worse: söylenmeyen daha ciddi bir sonuç

Jailed, hapse konmak anlamına gelir ve önceki bölümde başlayan olası zararlar listesini sürdürür. Or worse, daha da ciddi bir sonucun mümkün olduğunu ancak konuşanın bunun ne olduğunu bilerek söylemediğini belirtir. Bu kısa son, tehlikenin düzeyini yükseltir ve dinleyenin daha kötü sonucun ne olabileceğini düşünmesini sağlar.

Alıştırma

Daha ciddi sonucu söylenmemiş bırakan ifadeyle uyarıyı tamamlayın: Skipping the safety check could cause an injury, ____.

Cevabı göster

or worse

As for this case, Anlatım akışı

4:11

Bu vakaya gelince,

the one thing you can be positive about is that Tricky Joe is trying to take you for a ride. Notlar

4:12

emin olabileceğiniz tek şey Kurnaz Joe'nun sizi kandırmaya çalıştığıdır.

Anlatım akışı

As for this case: konuyu mevcut vakaya döndürmek

As for this case bir konu belirtecidir. Daha genel bir şey tartışıldıktan sonra konuşmacının dikkatini bu belirli vakaya çevirdiğini dinleyiciye bildirir. Kalıp As for + isim öbeği şeklindedir ve çoğunlukla cümlenin başında yer alır. Bilgiyi düzenler; because of anlamına gelmez ve bir neden sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, tartışmayı bütçe konusuna geçirmek için As for kullanıyor?

  1. Because of the budget, we can review it tomorrow.
  2. For the budget, we can review it tomorrow.
  3. As for the budget, we can review it tomorrow.
Cevabı göster

As for the budget, we can review it tomorrow.

Dilbilgisi

the one thing you can be positive about: kesin olan tek noktayı öne çıkarmak

The one thing you can be positive about, karışık bir durumda konuşmacının kesin kabul ettiği tek noktayı belirtir. Ardından gelen is that... yan tümcesi bu kesin noktanın ne olduğunu açıklar. Burada positive about, “bir konuda iyimser olmak” veya pozitif test sonucu almak değil, “bir şeyden emin olmak” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen the one thing + yan tümce + is that... kalıbı, birçok belirsizliğin arasından güvenilir tek bir sonucu öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümle, kesin olan tek sonucu öne çıkarmak için bu kalıbı doğal biçimde kullanıyor?

  1. The one thing we can be positive is about that the alarm was set.
  2. The one thing about we can be positive is that the alarm was set.
  3. The one thing we can be positive about is that the alarm was set.
Cevabı göster

The one thing we can be positive about is that the alarm was set.

Deyimler

is trying to take you for a ride: seni kandırma girişimi

Bu cümlede take you for a ride, “seni kandırmak” ya da “haksız bir şey için para ödemeni veya bir şeyi kabul etmeni sağlamak” anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek bir yolculuğu anlatmaz. Is trying to bir girişimi veya niyeti gösterir; kandırma girişiminin çoktan başarılı olduğu anlamına gelmez. Konuşmacı, Tricky Joe’nun teklifinin dürüst olmadığı konusunda uyarıda bulunuyor.

Alıştırma

Dürüst olmayan bir anlaşma hakkında konuşulurken “He is trying to take you for a ride” ne anlama gelir?

  1. Seni eğlenmeye davet ediyor.
  2. Seni kandırmaya çalışıyor.
  3. Seni arabayla bir yere götürmeyi teklif ediyor.
Cevabı göster

Seni kandırmaya çalışıyor.

Before you go,

4:18

Gitmeden önce,

why not try your hand at another conditional probability riddle? Ton ve niyet

4:20

neden başka bir koşullu olasılık bulmacasında şansınızı denemiyorsunuz?

Ton ve niyet

Why not try your hand at ...?: denemeye yönelik arkadaşça bir davet

Why not + fiilin yalın hâli genellikle bir neden sormak için değil, öneri veya davet sunmak için kullanılır. Buradaki why not try...? dinleyiciyi katılmaya hafif ve rahat bir biçimde teşvik eder. Try your hand at + isim veya -ing biçimi, “özellikle yeni ya da henüz alışılmamış bir etkinliği denemek” anlamına gelir. Bu iki kalıp birlikte izleyiciyi başka bir bilmeceyi denemeye davet eder.

Alıştırma

Arkadaşça daveti tamamlayın: Why ____ try your hand ____ making a simple kite?

Cevabı göster

not · at

You and your friend Amy are each dealt two cards, Dilbilgisi

4:24

Size ve arkadaşınız Amy'ye ikişer kağıt dağıtılıyor,

Dilbilgisi

are each dealt two cards: kart dağıtımında edilgen yapı

Kart oyunu dilinde are dealt, birine kart verildiğini belirtir ve deal fiilinin edilgen biçimidir. Cümle, oyuncuların ne aldığına odaklandığı için kartları dağıtan kişinin belirtilmesi gerekmez. Each, sizi ve Amy'yi ayrı ayrı kapsar. Siz iki kart alırsınız, Amy de iki kart alır; bu, iki kartı aranızda paylaştığınız anlamına gelmez.

Alıştırma

Kart oyunu kuralını deal fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: In this game, each player is ____ two cards.

Cevabı göster

dealt

hers face up and yours face down. Kelime

4:27

onunkiler yüzü yukarı ve sizinkiler yüzü aşağı dönük.

Kelime

hers face up and yours face down: iyelik zamirleri ve kartların yönü

Hers ve yours iyelik zamirleridir. Burada hers, Amy'nin kartları; yours ise sizin kartlarınız anlamına gelir. Bu nedenle daha önce belli olan cards ismini tekrar etmek gerekmez. Face up, kartın ön yüzünün görünmesi; face down ise ön yüzünün aşağı dönük ve genellikle gizli olması demektir. Bu kısa ifade önceki kart dağıtma talimatını tamamlar: Amy'nin kartlarının yüzü açık, sizinkilerin yüzü kapalıdır.

Alıştırma

İki konumu da tamamlayın: Amy's cards should be visible, but your cards should stay hidden. Place hers ____ and yours ____.

Cevabı göster

face up · face down

In which of these scenarios is it more likely that you have a pair? Dilbilgisi

4:30

Bu senaryoların hangisinde bir per (çift) elde etme olasılığınız daha yüksektir?

Dilbilgisi

In which of these scenarios is it more likely that ...?: hangi senaryoda ... olasılığı daha yüksektir?

In which of these scenarios önce seçim alanını sınırlar: cevap, daha önce sunulan senaryolardan gelmelidir. Buradaki which bir seçim sorusu başlatır; bir yan cümleyi bağlayan ilgi zamiri değildir. Is it more likely that + yan cümle, belirtilen sonucun hangi senaryoda daha yüksek olasılığa sahip olduğunu sorar. Ana soru is it biçiminde devrik yapı kullanırken that sonrasındaki yan cümle, you have a pair örneğindeki gibi düz cümle sırasını korur.

Alıştırma

Listelenen senaryolarda tek bir sonucun olasılığını karşılaştırmak için kullanılan resmî soru kalıbını hangi cümle doğru biçimde kullanıyor?

  1. In which of these scenarios it is more likely that the alarm will go off?
  2. In which of these scenarios is it more likely that the alarm will go off?
  3. In which of these scenarios is more likely that the alarm will go off?
Cevabı göster

In which of these scenarios is it more likely that the alarm will go off?

Is it when Amy has two queens

4:34

Amy'nin iki kız (kraliçe) kağıdı olduğunda mı

or when she has a queen and a five?

4:36

yoksa bir kız ve bir beşli kağıdı olduğunda mı?

Or is it the same either way? Kalıp ifadeler

4:38

Ya da her iki durumda da aynı mıdır?

Kalıp ifadeler

the same either way: iki seçenekte de sonuç aynı

The same either way, sonucun iki alternatif arasında değişmediği anlamına gelir. Either way iki olasılığı da kapsar: ikisinden hangisi gerçekleşir veya seçilirse seçilsin sonuç aynıdır. Burada Or, önceki karşılaştırmaya ek bir cevap sunar: iki durumdaki olasılık eşit olduğu için senaryolardan hiçbiri daha yüksek bir olasılık vermiyor olabilir.

Alıştırma

İki seçimin de mesafeyi değiştirmediğini belirten vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The two routes are both ten kilometers long, so the distance is ____.

Cevabı göster

the same either way

That riddle comes courtesy of our sponsor, brilliant.org. Kalıp ifadeler

4:41

Bu bulmaca sponsorumuz brilliant.org'un katkılarıyla gelmektedir.

Kalıp ifadeler

comes courtesy of our sponsor: sponsor tarafından sağlanan

“Comes courtesy of”, “tarafından sağlanır” veya “tarafından sunulur” anlamına gelir. Burada brilliant.org'un bilmeceyi sağladığını belirtir ve sponsora da teşekkür niteliğinde atıfta bulunur. Bu kalıp, medya veya etkinliklerin bir kaynağı belirtip ona teşekkür etmesi sırasında yaygındır. Courtesy burada sıradan “nezaket” anlamına gelmez.

Alıştırma

“The concert tickets come courtesy of a local radio station,” cümlesindeki “come courtesy of” ne anlama gelir?

  1. radyo istasyonuna geri verilmelidir
  2. radyo istasyonuna karşı kibar davranır
  3. radyo istasyonu tarafından sağlanır
Cevabı göster

radyo istasyonu tarafından sağlanır

Brilliant's treasure trove of riddles will help you build mastery, Notlar

4:45

Brilliant'ın bulmaca hazinesi, ustalık kazanmanıza,

Deyimler

Brilliant's treasure trove of riddles: zengin ve değerli bir koleksiyon

“Treasure trove” sözcük anlamıyla değerli eşyaların bulunduğu bir yeri anlatır; ancak burada büyük ve değerli bir koleksiyon için kullanılan bir benzetmedir. “Brilliant's treasure trove of riddles”, Brilliant'ın birçok yararlı bilmece sunduğunu över; gerçek bir hazine sandığından söz etmez. a treasure trove of + isim kalıbı, belirtilen malzemenin bol, yararlı ve keşfetmeye değer olduğunu gösterir. Brilliant's iyelik biçimi, koleksiyona kimin sahip olduğunu veya onu kimin sunduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede “a treasure trove of riddles” ne anlama gelir?

  1. gerçek hazine ve birkaç bilmece içeren bir kutu
  2. çözülmesi zor tek bir bilmece
  3. değerli bilmecelerden oluşan büyük bir koleksiyon
Cevabı göster

değerli bilmecelerden oluşan büyük bir koleksiyon

identify misconceptions,

4:48

kavram yanılgılarını tespit etmenize,

and truly understand concepts like probability

4:50

ve olasılık gibi kavramları gerçekten anlamanıza yardımcı olacaktır

through their curated quizzes and detailed explanations.

4:54

özenle hazırlanmış testleri ve detaylı açıklamaları sayesinde.

Anlatım akışı

will help you build ..., identify ... and truly understand ... through ...: faydalar ve yöntem

Ana yapı will help you + yalın hâlde üç paralel fiil öbeğidir: build mastery, identify misconceptions ve truly understand concepts. Bu paralel liste, vaat edilen üç öğrenme faydasını açık ve ritmik biçimde sunar. through their curated quizzes and detailed explanations bu faydaların nasıl elde edildiğini açıklar. Öğrenme eylemlerinin tamamına bağlanır ve mesajı “bir yöntem aracılığıyla elde edilen faydalar” şeklinde düzenler. Bu, ürünlerin değer önerilerinde sık kullanılan bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede help you + paralel yalın fiiller + through ile yöntem belirtme yapısı doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The app will help you learning vocabulary, review mistakes, and to build confidence through short quizzes.
  2. The app will help you vocabulary, reviewing mistakes, and confidence through short quizzes.
  3. The app will help you learn vocabulary, review mistakes, and build confidence through short quizzes.
Cevabı göster

The app will help you learn vocabulary, review mistakes, and build confidence through short quizzes.

Visit brilliant.org/teded to check it out, Öbek fiiller

4:57

İncelemek için brilliant.org/ted-ed adresini ziyaret edin,

Öbek fiiller

to check it out: anlamı, amacı ve sözcük dizilişi

Check it out, “gidip bakmak, hakkında daha fazla bilgi edinmek veya denemek” anlamına gelir. Burada it internet sitesini belirtir; to check it out ise amaç bildiren bir mastardır ve dinleyicinin adresi neden ziyaret etmesi gerektiğini açıklar. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse, zamiri fiil ile parçacığın arasına yerleştirin: check it out veya check them out denir, check out it denmez.

Alıştırma

Öneriyi tamamlamak için check out öbek fiilini it zamiriyle kullanın: This new study app looks useful—let's ____.

Cevabı göster

check it out

and use that link so they know we sent you. Anlatım akışı

5:00

ve sizi bizim gönderdiğimizi bilmeleri için o bağlantıyı kullanın.

Anlatım akışı

use that link so they know we sent you: amaç bildiren so

use that link so they know we sent you ifadesinde use that link istenen eylemdir; so they know we sent you ise bu eylemin amacını belirtir: sponsorun ziyaretin kaynağını anlayabilmesi için özellikle bu bağlantıyı kullanmak. Burada we sent you, birinin fiziksel olarak gönderildiği anlamına değil, “sizi onlara yönlendirdik veya tavsiye ettik” anlamına gelir. Talimatlarda ve eylem çağrılarında so + tam cümlecik, önceki eylemin neden önemli olduğunu sıkça açıklar.

Alıştırma

"Use this link so they know who referred you," cümlesinde so cümleciği ne yapar?

  1. Bağlantının neden zaten var olduğunu açıklar.
  2. İlgisiz bir olay bildirir.
  3. Bağlantıyı kullanmanın amacını belirtir.
Cevabı göster

Bağlantıyı kullanmanın amacını belirtir.

And while you're there, Anlatım akışı

5:03

Hazır oradayken,

Anlatım akışı

And while you're there: aynı ziyarette bir görev daha eklemek

While you're there, dinleyicinin dikkatini daha önce sözü edilen yerde veya internet sayfasında tutar. There o hedefe geri gönderme yapar; while ise bir sonraki eylemin gerçekleşebileceği zamanı veya durumu açar. Başındaki And ile bu ifade bir geçiş görevi görür: dinleyici zaten bu ziyareti yapacağı için konuşmacı, ziyaret sırasında yapılacak bir iş daha eklemek üzeredir. Bu kullanımda while, tam olarak aynı anda gerçekleşmekten çok aynı ziyaret veya internet oturumu içinde olmayı vurgular.

Alıştırma

Zaten postaneye gideceksiniz. Cümleyi “aynı ziyaret sırasında” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Pick up the parcel, and ____, buy some stamps.

Cevabı göster

while you're there

the first 833 of you who sign up for a premium subscription Dilbilgisi

5:04

premium aboneliğe kaydolan ilk 833 kişiye

will get 20% off the annual fee. Kalıp ifadeler

5:08

yıllık ücrette %20 indirim sağlanacak.

Dilbilgisi

the first 833 of you who sign up for a premium subscription: kaydolan ilk 833 kişi

Bu ad öbeğinin temel kısmı the first 833 of you ifadesidir; dinleyiciler arasından en erken davranan 833 kişiyi seçer. who sign up for a premium subscription ilgi cümleciği bu grubun tamamını niteler ve hak kazanmak için gereken eylemi belirtir. İfade bir bütün olarak “kaydını tamamlayan ilk 833 dinleyici” anlamına gelir. Ad öbeğinin tamamı will get yapısının öznesidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp the first + sayı + of you + who + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Sınırlı teklif kuralını hedef kalıpla tamamlayın: The ____ 25 of you ____ register today will receive a free planner.

Cevabı göster

first · who

Kalıp ifadeler

get 20% off the annual fee: yıllık ücrette %20 indirim almak

Will get 20% off the annual fee, şartları karşılayan kişilerin yıllık ücretin %20’si kadar indirim alacağı ve dolayısıyla normalde ilk tutarın %80’ini ödeyeceği anlamına gelir. Burada off, fiyattan çıkarılan miktarı belirtir; uzaklaşma anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp get + X% off + ürün, sipariş, fiyat veya ücret şeklindedir. Will get, indirimi gelecekte elde edilecek bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

"You will get 20% off the annual fee" ne anlama gelir?

  1. Yıllık ücretin yalnızca %20’sini ödeyeceksiniz.
  2. Ücretin %20’sini nakit olarak alacaksınız.
  3. Yıllık ücret %20 azaltılacak.
Cevabı göster

Yıllık ücret %20 azaltılacak.

Finally, if you sign up for Brilliant using the link in the description below, Dilbilgisi

5:11

Son olarak, aşağıdaki açıklamadaki bağlantıyı kullanarak Brilliant'a kaydolursanız,

Dilbilgisi

if you sign up for ... using ...: koşul ve yöntem belirtmek

if yan tümcesi, ardından gelen sonucun gerçekleşmesi için gereken koşulu belirtir. sign up for Brilliant, Brilliant hizmetine kaydolmak veya katılmak anlamına gelir. using the link in the description below, sign up eylemini niteleyen ve kayıt yöntemini açıklayan bir -ing ifadesidir. İkinci bir ana eylem değildir.

Alıştırma

Hedef yapı sign up for ... using ... ifadesini tamamlayın: If you sign up ____ the workshop ____ the link below, you will receive a discount.

Cevabı göster

for · using

Brilliant will email you the answer to their playing card riddle. Kalıp ifadeler

5:15

Brilliant, iskambil kağıdı bulmacasının cevabını size e-postayla gönderecektir.

Kalıp ifadeler

email you the answer to ...: alıcı, içerik ve answer to

will email you the answer, email + alıcı + içerik yapısını kullanır. you e-postayı alan kişidir; the answer ise Brilliant'ın göndereceği içeriktir. Aynı anlam email the answer to you şeklinde de ifade edilebilir. the answer to their playing card riddle ifadesinde to, answer sözcüğünü yanıtladığı bilmeceye bağlar. İngilizcede normalde answer to a question, problem veya riddle kullanılır; bu ilişki için answer of kullanılmaz. Buradaki playing card riddle, daha önce geçen iskambil kartlarıyla ilgili bilmeceyi ifade eder.

Alıştırma

Şirketin bilmece çözümünü size e-postayla göndereceğini en doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The company will email you the answer of the riddle.
  2. The company will email to you the answer to the riddle.
  3. The company will email you the answer to the riddle.
Cevabı göster

The company will email you the answer to the riddle.