Bluey Oteline Giriş Yapılıyor | Otel | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ve Bingo hayali bir oteli karmaşık bir rol oyununa çevirir; Dad yorgun bir misafir olarak giriş yapar, birkaç saçma odayı inceler ve rahatsız edilmemeyi ister, ama “helper” yine de ortalığı karıştırır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. I'd like a room, please. — Konuşma pragmatiği ve tutum: Öğrenci bu kibar rica kalıbını otel, restoran ve mağaza gibi hizmet ortamlarında kullanabilir; çünkü “I want” bu durumlarda fazla doğrudan gelebilir. 2. too many computers and not enough beds. — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: Öğrenci fazlalık ve yetersizlik arasındaki açık karşıtlığı tanıyıp kurabilir; bu yapı bir odanın, planın, bütçenin ya da ekibin dengeli olup olmadığını anlatırken işe yarar. 3. Me tidy room now. — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: Öğrenci bunun karakter için kullanılan çocuksu, standart dışı ve şakacı İngilizce olduğunu ayırt edebilir; normal dilbilgisi diye kopyalamak yerine standart cümlede özne ve doğru fiil biçimi gerektiğini anlar.
Bu derste
have to push: gerekli bir eylemi ifade etmek
Have to + fiilin yalın hâli, bir kural, süreç veya durum nedeniyle bir eylemin gerekli olduğunu belirtir. Bu cümlede have to push, zile basmanın zorunlu bir adım olduğunu dinleyene anlatır. Buradaki have, sabit have to yapısının bir parçasıdır; sahip olmak anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp özne + have to + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Kuralı have to ile tamamlayın: Before entering the workshop, you ____ wear safety glasses.
Cevabı göster
have to
might just fix: rahatça dile getirilen, kesinleşmemiş bir eylem
Might just + fiilin yalın hâli, bir eylemi kesinleşmemiş ve rahatça dile getirilen bir fikir olarak sunabilir. Burada might just fix, konuşanın zilin sesini ayarlamayı rahat bir biçimde düşündüğünü, ancak kesin bir söz vermediğini anlatır. Just eylemi küçümseyerek kolay bir adım gibi gösterir. Might ise tam bir taahhütten kaçınmayı sürdürür; bu nedenle ifade biraz kararlı duyulsa bile belirsizliğini korur.
Alıştırma
Bu bağlamda I might just fix that bell's volume cümlesi ne anlatıyor?
- Ayarın planlandığına dair kesin bir söz
- Sesi değiştirmeyi reddetme
- Sesi ayarlamaya yönelik rahatça dile getirilmiş, kesinleşmemiş bir fikir
Cevabı göster
Sesi ayarlamaya yönelik rahatça dile getirilmiş, kesinleşmemiş bir fikir
Let's try again: bir kez daha denemeyi önermek
“Let's try again”, konuşan kişiyi ve diğer insanları bir kez daha denemeye davet eden yaygın bir konuşma ifadesidir. Let's, let us ifadesinin kısalmış hâlidir; ancak günlük konuşmada tüm cümle arkadaşça bir öneri işlevi görür. Burada again, önceki denemenin bittiğini ve aynı işin bir kez daha deneneceğini belirtir. Tek bir eylemi hiç durmadan sürdürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
İlk deneme işe yaramadı. Hangi cümle herkesi bir kez daha denemeye davet eder?
- Keep doing it without stopping.
- Let's try again.
- You try it by yourself.
Cevabı göster
Let's try again.
I'd like a room, please: kibar bir hizmet isteği
“I'd like”, “I would like” ifadesinin kısalmış hâlidir. Bu cümlede odalardan genel olarak hoşlanmayı değil, kibarca bir oda istemeyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp “I'd like + isim, please.” şeklindedir. Sipariş verirken, alışveriş yaparken, rezervasyon yaptırırken veya bir hizmet isterken doğal bir ifadedir. Cümle sonundaki please, isteği daha nazik yapar.
Alıştırma
Kibar hizmet isteğini I'd like + isim kalıbıyla tamamlayın: At the café, ____ some tea, please.
Cevabı göster
I'd like
This way, please. ile birine nazikçe yol göstermek
“This way, please.” birine yol gösterirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. “Lütfen bu yönden gelin veya beni takip edin” anlamına gelir. Buradaki way, bir yöntem değil, yön veya güzergâh belirtir. Konuşan kişi bunu söylerken yönü işaret edebilir ya da yürümeye başlayabilir. Özellikle karşılama ve hizmet ortamlarında, karşıdaki kişiyi hareket etmeye davet eden kısa ve nazik bir ifadedir.
Alıştırma
Bir resepsiyon görevlisi “This way, please,” diyor ve asansöre doğru yürümeye başlıyor. Bu ifade ne anlama gelir?
- Lütfen bunu bu yöntemi kullanarak yapın.
- Lütfen olduğunuz yerde bekleyin.
- Lütfen beni bu yönde takip edin.
Cevabı göster
Lütfen beni bu yönde takip edin.
I have an important cleaning job to do in the morning, Dilbilgisi
0:46Sabah yapmam gereken önemli bir temizlik işim var,
have an important cleaning job to do: yapılacak görevler için isim + to mastarı
have an important cleaning job to do ifadesinde to do mastarı job sözcüğünden sonra gelir ve tamamlanmayı bekleyen görevin ne olduğunu açıklar. Yani konuşan kişinin yapması gereken önemli bir temizlik işi vardır. Burada have + isim + to mastarı kalıbı kullanılır: I have a report to finish ve she has calls to make. To mastarı ismi niteler; kendi başına gelecek zaman bildirmez.
Alıştırma
Raporun hâlâ bitirilmesi gerektiğini anlatmak için cümleyi isim + to mastarı kalıbıyla tamamlayın: I have a report ____ tonight.
Cevabı göster
to finish
so it's very important that I am not disturbed. Dilbilgisi
0:49bu yüzden rahatsız edilmemem çok önemli.
so it's very important that ...: Bir neden verip gerekli koşulu belirtmek
so, önceki nedeni sonucuna bağlar: sabahki iş önemlidir, bu yüzden rahatsız edilmemek gerekir. it's very important that ... yapısında that'ten sonraki bölüm, tam olarak neyin önemli olduğunu söyler. I am not disturbed edilgen yapıdadır: konuşan kişi başkalarının kendisini rahatsız etmemesini ister. Yeniden kullanılabilecek kalıp “neden + so it's important that + cümle”dir.
Alıştırma
Vurgulanan neden-koşul yapısıyla cümleyi tamamlayın: The road is icy, ____ everyone drives slowly.
Cevabı göster
so it's very important that
of course: Bir isteği nazikçe kabul etmek
Burada of course, bir isteği kibarca ve hemen kabul eden bir yanıttır. “Elbette” ya da “evet, bunu yapabilirim” anlamına gelir ve iş birliği yapma isteğini gösterir. Buradaki temel amaç bir şeyin apaçık olduğunu söylemek değildir. Bir isteğin ardından sıcak bir tonla söylenen Of course. çoğu zaman izin verir veya yardım sözü verir.
Alıştırma
Bir müşteri “Could I have an extra towel?” diye soruyor. Hangi yanıt isteği kibarca ve hemen kabul eder?
- Of course.
- That is obvious.
- I am not sure.
Cevabı göster
Of course.
It has the sleepy bunny night light and some toys.
0:57Uyuyan tavşanlı gece lambası ve bazı oyuncakları var.
No thanks: kısa ve nazik bir ret
No thanks, bir teklifi, daveti, hizmeti veya seçeneği reddetmenin kısa ve nazik bir yoludur. Bu cümlede konuşan kişi o seçeneği istemiyor. Buradaki thanks, yanıtın evet olduğu anlamına gelmez. Sorulduğu veya kendisine bir şey teklif edildiği için duyulan memnuniyeti gösterir; bu yüzden ret, yalnızca No demekten daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Yanıtı bu derste öğrendiğiniz iki kelimelik nazik ret ifadesiyle tamamlayın: 'Would you like some coffee?' '____.'
Cevabı göster
No thanks
maybe too many computers and not enough beds. Dilbilgisi
1:06galiba çok fazla bilgisayar var ve yeterli yatak yok.
too many ... and not enough ...: fazlalık ve eksiklik karşıtlığı
Too many computers, bilgisayar sayısının uygun olandan fazla olduğunu belirtir. Not enough beds, yatak sayısının gerekenden az olduğunu belirtir. and ile bağlanan bu iki ifade, fazlalık ile eksikliği karşılaştırarak durumun neden uygun olmadığını açıklar. too many ifadesini çoğul sayılabilen isimlerden önce kullanın. not enough ifadesini çoğul sayılabilen isimlerden veya sayılamayan isimlerden önce kullanarak mevcut sayı ya da miktarın ihtiyacı karşılamadığını belirtin.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki ifadeyle tamamlayın: There are ____ chairs and ____ tables. Sandalyeler gereğinden fazla, masalar ise gerekenden azdır.
Cevabı göster
too many · not enough
Do you mind?: rahatsızlıkla durmasını istemek
Bu sahnede Do you mind? bir rahatsız edilmeye tepki olarak söyleniyor. Yaklaşık olarak “Lütfen durun” veya “Bunu yapmasanız olur mu?” anlamına gelir ve kibarca izin istemek yerine rahatsızlık belirtir. Sözcükler tek başına işlevi belirlemez. Soru, açıkça rahatsız edici bir davranışın ardından gelirse bağlam ve ton onu bir itiraza dönüştürür. Do you mind if I...? gibi bir yapıda ise mind, bir şeyin dinleyiciyi rahatsız edip etmeyeceğini sorar.
Alıştırma
Çalışmaya uğraşırken biri sizi sürekli bölüyor. “Do you mind?” diyorsunuz. Ne yapıyorsunuz?
- Çalışmaya başlayıp başlayamayacağınızı sormak
- İtiraz edip kişiden durmasını istemek
- İşin bitip bitmediğini kontrol etmek
Cevabı göster
İtiraz edip kişiden durmasını istemek
Is that okay?: bir planın kabul edilebilir olup olmadığını sormak
Is that okay? az önce belirtilen durumu, planı veya değişikliği dinleyicinin kabul edip etmediğini sorar. Buradaki that, bir nesnenin iyi olup olmadığını değil, daha önce sözü edilen durumun tamamını gösterir. Bu soru, öneriyi görüşmeye açık tutar. Konuşan, devam etmeden önce düzenlemenin kabul edilebilir olup olmadığını kontrol eder.
Alıştırma
Önerilen saatin kabul edilebilir olup olmadığını kontrol etmek için bu dersteki ifadeyi aynen kullanın: We can meet at three. ____?
Cevabı göster
Is that okay
This will do nicely: uygun bir seçeneği kabul etmek
Bu cümlede This will do, “Bu uygundur” veya “Bu ihtiyacı karşılar” anlamına gelir. Do burada bir eylemi yapmak demek değildir; something will do kalıbında bir şeyin belirli bir amaç için yeterince uygun olduğunu belirtir. Nicely açık bir memnuniyet katar. Kabulü, bazen yalnızca “Bu yeterli” anlamına gelebilen yalın This will do ifadesinden daha memnun ve olumlu gösterir.
Alıştırma
Konuşmacı bir seçeneği kabul ederken “This will do nicely” ile ne demek istiyor?
- Birisi bu görevi çok iyi yapacaktır.
- Bu iyi ve uygun bir seçimdir.
- Bu seçeneğin hemen onarılması gerekir.
Cevabı göster
Bu iyi ve uygun bir seçimdir.
comfy: comfortable sözcüğünün günlük kullanım biçimi
Comfy, comfortable sözcüğünün günlük dilde kullanılan biçimidir ve “rahat” anlamına gelir. Burada yastığı kullanmanın verdiği fiziksel hissi anlatır: konuşmacı bu yastığa yaslanmayı pek rahat bulmamaktadır. Özellikle kıyafetler, mobilyalar, yataklar ve vücudun rahat hissetmesini sağlayan dinlenme yerleri için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen comfortable sözcüğünün günlük biçimiyle tamamlayın: These shoes are soft and ____.
Cevabı göster
comfy
be ile kısa yanıt olarak Yes, it is.
Yes, it is. ifadesi, it öznesi ve be fiiliyle kurulan olumlu kısa bir yanıttır. Burada yastıkla ilgili olumsuz bir yargıya karşı çıkar; is sonrasında gelebilecek very comfy gibi sözler önceki cümleden anlaşıldığı için söylenmez. İngilizcedeki kısa yanıtlar özneyi korur ve önceki cümledeki yardımcı fiilin ya da be fiilinin uygun olumlu veya olumsuz biçimini kullanır. Tekrarlanan bilgi çıkarıldığı için it is ifadesinin tam anlamı az önce söylenenlere bağlıdır.
Alıştırma
B'yi be ile eşleşen olumlu kısa yanıtın son iki sözcüğüyle tamamlayın. A: "This jacket isn't warm." B: "Yes, ____."
Cevabı göster
it is
see you in the morning, sir. kibar ve resmî bir vedalaşma olarak
See you in the morning, konuşan kişilerin ertesi sabah yeniden buluşmayı beklediği durumlarda kullanılan bir vedalaşma sözüdür. Bu bağlamda in the morning, iki kişinin de anladığı yaklaşan sabahı gösterir; see you ise bir vedalaşma kalıbıdır, birinin görüldüğünü bildiren gerçek anlamlı bir ifade değildir. Sir, bir erkeğe doğrudan ve saygılı biçimde hitap etme sözüdür. Virgülle ayrılan bu sözcük, cümleye resmî bir hizmet rolü tonu katar; konuğun askerî bir rütbesi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sonraki buluşmanın sabah olacağını belirtmek için beş sözcüklü See you + in + bir zaman dilimi kalıbını kullanın: Good night. ____, sir.
Cevabı göster
See you in the morning
please see that I am not disturbed until then. Kelime
1:43lütfen o zamana kadar rahatsız edilmediğimden emin olun.
see that I am not disturbed: “sağlamak” anlamı
Bu istekte see that, “fark etmek” değil, “sağlamak” anlamına gelir. Ardından gelen yan cümle, dinleyenin ayarlaması gereken sonucu belirtir: I am not disturbed. Talimatlarda see that + yan cümle kalıbı, bir sonucun sorumluluğunu çoğu zaman dinleyene verir. Buradaki edilgen be disturbed, konuşanın başına gelmemesi gereken şeye odaklanır.
Alıştırma
Resmî talimatı, derste geçen ve “sağlamak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Please ____ every package is labeled correctly.
Cevabı göster
see that
won't be crazy at all: at all ile olumsuzluğu güçlendirmek
Won't be crazy at all ifadesinde won't olumsuzluğu sağlar, at all ise bu olumsuzluğu güçlendirir. Birlikte “hiçbir şekilde çılgın olmayacak” ya da burada daha doğal olarak “biraz bile çılgınca davranmayacak” anlamına gelirler. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp olumsuz fiil + betimleme + at all biçimindedir. Betimlemenin tamamen yanlış olduğunu gösterir.
Alıştırma
Olumsuzluğu vurgulamak için dersteki ifadeyi ekleyin: The room isn't noisy ____.
Cevabı göster
at all
I'm sure she won't: won't sonrasında fiil grubu eksiltisi
I'm sure she won't ifadesinde won't, önceki cümledeki olumsuz tahmini taşır; fiil grubunun geri kalanı olan be crazy söylenmez. Burada she won't, she won't be crazy anlamına gelir. Bir fiil grubu bağlamdan zaten belliyse İngilizcede will, won't, can veya have gibi bir yardımcı fiil ya da kiplik fiilinden sonra bu grup söylenmeyebilir. Dinleyen kişi eksik sözcükleri bağlamdan tamamlar; cümle tamdır ve dil bilgisi açısından hatalı değildir.
Alıştırma
Daha önce biri “Maya won't miss the bus.” diyor. Hangi yanıt “miss the bus” ifadesini doğal biçimde tekrar etmeden cevap verir?
- I'm sure she doesn't.
- I'm sure she won't.
- I'm sure she isn't.
Cevabı göster
I'm sure she won't.
Me tidy room now: bilerek kullanılan çocukça ve standart dışı İngilizce
Me tidy room now, bilerek standart dışı ve çocukça kurulmuş bir karakter repliğidir. Standart İngilizcede özne olarak nesne biçimi me değil, I kullanılır. Ayrıca amaçlanan zamanı gösteren bir fiil biçimi ve tekil room adından önce bir belirleyici gerekir. Şu anda devam eden bir eylem için I'm tidying the room now. denir. Alışılmadık dil bilgisi, karaktere eğlenceli bir ses kazandırır; bu yapı hikâyelerde tanınmalı, normal bir kalıp olarak kopyalanmamalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, şu anda gerçekleşen bir eylemi standart İngilizceyle anlatır?
- Me tidy room now.
- I'm tidying the room now.
- I tidy the room now.
Cevabı göster
I'm tidying the room now.