Bluey Oteline Giriş Yapılıyor | Otel | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
228 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Bluey ve Bingo hayali bir oteli karmaşık bir rol oyununa çevirir; Dad yorgun bir misafir olarak giriş yapar, birkaç saçma odayı inceler ve rahatsız edilmemeyi ister, ama “helper” yine de ortalığı karıştırır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. I'd like a room, please. — Konuşma pragmatiği ve tutum: Öğrenci bu kibar rica kalıbını otel, restoran ve mağaza gibi hizmet ortamlarında kullanabilir; çünkü “I want” bu durumlarda fazla doğrudan gelebilir. 2. too many computers and not enough beds. — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: Öğrenci fazlalık ve yetersizlik arasındaki açık karşıtlığı tanıyıp kurabilir; bu yapı bir odanın, planın, bütçenin ya da ekibin dengeli olup olmadığını anlatırken işe yarar. 3. Me tidy room now. — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: Öğrenci bunun karakter için kullanılan çocuksu, standart dışı ve şakacı İngilizce olduğunu ayırt edebilir; normal dilbilgisi diye kopyalamak yerine standart cümlede özne ve doğru fiil biçimi gerektiğini anlar.

Bu derste

Bluey!

0:02

Bluey!

Oh, Bingo, we have a guest.

0:05

Oh, Bingo, bir misafirimiz var.

I want to be a crazy pillow.

0:06

Ben çılgın bir yastık olmak istiyorum.

No, you're the crazy hotel helper.

0:09

Hayır, sen çılgın otel yardımcısısın.

Oh.

0:11

Oh.

Hello.

0:12

Merhaba.

No, Dad,

0:13

Hayır, Baba,

you have to push the bell. Dilbilgisi

0:14

zile basman gerek.

Dilbilgisi

have to push: gerekli bir eylemi ifade etmek

Have to + fiilin yalın hâli, bir kural, süreç veya durum nedeniyle bir eylemin gerekli olduğunu belirtir. Bu cümlede have to push, zile basmanın zorunlu bir adım olduğunu dinleyene anlatır. Buradaki have, sabit have to yapısının bir parçasıdır; sahip olmak anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp özne + have to + fiilin yalın hâli şeklindedir.

Alıştırma

Kuralı have to ile tamamlayın: Before entering the workshop, you ____ wear safety glasses.

Cevabı göster

have to

Oh, okay.

0:15

Oh, tamam.

I might just fix that bell's volume. Ton ve niyet

0:18

Sanırım şu zilin sesini bir ayarlayayım.

Ton ve niyet

might just fix: rahatça dile getirilen, kesinleşmemiş bir eylem

Might just + fiilin yalın hâli, bir eylemi kesinleşmemiş ve rahatça dile getirilen bir fikir olarak sunabilir. Burada might just fix, konuşanın zilin sesini ayarlamayı rahat bir biçimde düşündüğünü, ancak kesin bir söz vermediğini anlatır. Just eylemi küçümseyerek kolay bir adım gibi gösterir. Might ise tam bir taahhütten kaçınmayı sürdürür; bu nedenle ifade biraz kararlı duyulsa bile belirsizliğini korur.

Alıştırma

Bu bağlamda I might just fix that bell's volume cümlesi ne anlatıyor?

  1. Ayarın planlandığına dair kesin bir söz
  2. Sesi değiştirmeyi reddetme
  3. Sesi ayarlamaya yönelik rahatça dile getirilmiş, kesinleşmemiş bir fikir
Cevabı göster

Sesi ayarlamaya yönelik rahatça dile getirilmiş, kesinleşmemiş bir fikir

There.

0:22

Tamamdır.

Let's try again. Kalıp ifadeler

0:23

Tekrar deneyelim.

Kalıp ifadeler

Let's try again: bir kez daha denemeyi önermek

“Let's try again”, konuşan kişiyi ve diğer insanları bir kez daha denemeye davet eden yaygın bir konuşma ifadesidir. Let's, let us ifadesinin kısalmış hâlidir; ancak günlük konuşmada tüm cümle arkadaşça bir öneri işlevi görür. Burada again, önceki denemenin bittiğini ve aynı işin bir kez daha deneneceğini belirtir. Tek bir eylemi hiç durmadan sürdürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk deneme işe yaramadı. Hangi cümle herkesi bir kez daha denemeye davet eder?

  1. Keep doing it without stopping.
  2. Let's try again.
  3. You try it by yourself.
Cevabı göster

Let's try again.

That's better.

0:25

Şimdi daha iyi.

Hello.

0:26

Merhaba.

How are you?

0:27

Nasılsınız?

We are very nice.

0:27

Biz çok iyiyiz.

I'm good.

0:29

Ben iyiyim.

I'd like a room, Ton ve niyet

0:30

Bir oda istiyorum,

please.

0:31

lütfen.

Ton ve niyet

I'd like a room, please: kibar bir hizmet isteği

“I'd like”, “I would like” ifadesinin kısalmış hâlidir. Bu cümlede odalardan genel olarak hoşlanmayı değil, kibarca bir oda istemeyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp “I'd like + isim, please.” şeklindedir. Sipariş verirken, alışveriş yaparken, rezervasyon yaptırırken veya bir hizmet isterken doğal bir ifadedir. Cümle sonundaki please, isteği daha nazik yapar.

Alıştırma

Kibar hizmet isteğini I'd like + isim kalıbıyla tamamlayın: At the café, ____ some tea, please.

Cevabı göster

I'd like

Oh, yes.

0:32

Oh, evet.

We have some rooms.

0:32

Bazı odalarımız var.

One with a TV.

0:33

Televizyonlu bir oda.

Oh, yes.

0:35

Oh, evet.

Sure.

0:36

Tabii.

This way, Kalıp ifadeler

0:36

Bu taraftan,

please.

0:37

lütfen.

Kalıp ifadeler

This way, please. ile birine nazikçe yol göstermek

“This way, please.” birine yol gösterirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. “Lütfen bu yönden gelin veya beni takip edin” anlamına gelir. Buradaki way, bir yöntem değil, yön veya güzergâh belirtir. Konuşan kişi bunu söylerken yönü işaret edebilir ya da yürümeye başlayabilir. Özellikle karşılama ve hizmet ortamlarında, karşıdaki kişiyi hareket etmeye davet eden kısa ve nazik bir ifadedir.

Alıştırma

Bir resepsiyon görevlisi “This way, please,” diyor ve asansöre doğru yürümeye başlıyor. Bu ifade ne anlama gelir?

  1. Lütfen bunu bu yöntemi kullanarak yapın.
  2. Lütfen olduğunuz yerde bekleyin.
  3. Lütfen beni bu yönde takip edin.
Cevabı göster

Lütfen beni bu yönde takip edin.

Thank you.

0:38

Teşekkürler.

Bingo,

0:39

Bingo,

grab his suitcase.

0:39

valizini al.

No,

0:40

Hayır,

my name is Slobberdobba.

0:41

benim adım Slobberdobba.

Oh, yes.

0:43

Oh, evet.

Grab his suitcase,

0:43

Valizini al,

Slobberdobba.

0:44

Slobberdobba.

I have an important cleaning job to do in the morning, Dilbilgisi

0:46

Sabah yapmam gereken önemli bir temizlik işim var,

Dilbilgisi

have an important cleaning job to do: yapılacak görevler için isim + to mastarı

have an important cleaning job to do ifadesinde to do mastarı job sözcüğünden sonra gelir ve tamamlanmayı bekleyen görevin ne olduğunu açıklar. Yani konuşan kişinin yapması gereken önemli bir temizlik işi vardır. Burada have + isim + to mastarı kalıbı kullanılır: I have a report to finish ve she has calls to make. To mastarı ismi niteler; kendi başına gelecek zaman bildirmez.

Alıştırma

Raporun hâlâ bitirilmesi gerektiğini anlatmak için cümleyi isim + to mastarı kalıbıyla tamamlayın: I have a report ____ tonight.

Cevabı göster

to finish

so it's very important that I am not disturbed. Dilbilgisi

0:49

bu yüzden rahatsız edilmemem çok önemli.

Dilbilgisi

so it's very important that ...: Bir neden verip gerekli koşulu belirtmek

so, önceki nedeni sonucuna bağlar: sabahki iş önemlidir, bu yüzden rahatsız edilmemek gerekir. it's very important that ... yapısında that'ten sonraki bölüm, tam olarak neyin önemli olduğunu söyler. I am not disturbed edilgen yapıdadır: konuşan kişi başkalarının kendisini rahatsız etmemesini ister. Yeniden kullanılabilecek kalıp “neden + so it's important that + cümle”dir.

Alıştırma

Vurgulanan neden-koşul yapısıyla cümleyi tamamlayın: The road is icy, ____ everyone drives slowly.

Cevabı göster

so it's very important that

Oh, of course. Ton ve niyet

0:53

Oh, elbette.

Ton ve niyet

of course: Bir isteği nazikçe kabul etmek

Burada of course, bir isteği kibarca ve hemen kabul eden bir yanıttır. “Elbette” ya da “evet, bunu yapabilirim” anlamına gelir ve iş birliği yapma isteğini gösterir. Buradaki temel amaç bir şeyin apaçık olduğunu söylemek değildir. Bir isteğin ardından sıcak bir tonla söylenen Of course. çoğu zaman izin verir veya yardım sözü verir.

Alıştırma

Bir müşteri “Could I have an extra towel?” diye soruyor. Hangi yanıt isteği kibarca ve hemen kabul eder?

  1. Of course.
  2. That is obvious.
  3. I am not sure.
Cevabı göster

Of course.

We have this lovely room.

0:55

Bu sevimli odamız var.

It has the sleepy bunny night light and some toys.

0:57

Uyuyan tavşanlı gece lambası ve bazı oyuncakları var.

Hmm,

1:00

Hmm,

no thanks. Ton ve niyet

1:01

hayır teşekkürler.

Ton ve niyet

No thanks: kısa ve nazik bir ret

No thanks, bir teklifi, daveti, hizmeti veya seçeneği reddetmenin kısa ve nazik bir yoludur. Bu cümlede konuşan kişi o seçeneği istemiyor. Buradaki thanks, yanıtın evet olduğu anlamına gelmez. Sorulduğu veya kendisine bir şey teklif edildiği için duyulan memnuniyeti gösterir; bu yüzden ret, yalnızca No demekten daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Yanıtı bu derste öğrendiğiniz iki kelimelik nazik ret ifadesiyle tamamlayın: 'Would you like some coffee?' '____.'

Cevabı göster

No thanks

We also have this room.

1:03

Ayrıca bu odamız da var.

Hmm,

1:05

Hmm,

maybe too many computers and not enough beds. Dilbilgisi

1:06

galiba çok fazla bilgisayar var ve yeterli yatak yok.

Dilbilgisi

too many ... and not enough ...: fazlalık ve eksiklik karşıtlığı

Too many computers, bilgisayar sayısının uygun olandan fazla olduğunu belirtir. Not enough beds, yatak sayısının gerekenden az olduğunu belirtir. and ile bağlanan bu iki ifade, fazlalık ile eksikliği karşılaştırarak durumun neden uygun olmadığını açıklar. too many ifadesini çoğul sayılabilen isimlerden önce kullanın. not enough ifadesini çoğul sayılabilen isimlerden veya sayılamayan isimlerden önce kullanarak mevcut sayı ya da miktarın ihtiyacı karşılamadığını belirtin.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki ifadeyle tamamlayın: There are ____ chairs and ____ tables. Sandalyeler gereğinden fazla, masalar ise gerekenden azdır.

Cevabı göster

too many · not enough

And we have this room.

1:10

Ve bu odamız var.

Hey,

1:12

Hey,

do you mind? Ton ve niyet

1:13

biraz rahat bırakır mısın?

Ton ve niyet

Do you mind?: rahatsızlıkla durmasını istemek

Bu sahnede Do you mind? bir rahatsız edilmeye tepki olarak söyleniyor. Yaklaşık olarak “Lütfen durun” veya “Bunu yapmasanız olur mu?” anlamına gelir ve kibarca izin istemek yerine rahatsızlık belirtir. Sözcükler tek başına işlevi belirlemez. Soru, açıkça rahatsız edici bir davranışın ardından gelirse bağlam ve ton onu bir itiraza dönüştürür. Do you mind if I...? gibi bir yapıda ise mind, bir şeyin dinleyiciyi rahatsız edip etmeyeceğini sorar.

Alıştırma

Çalışmaya uğraşırken biri sizi sürekli bölüyor. “Do you mind?” diyorsunuz. Ne yapıyorsunuz?

  1. Çalışmaya başlayıp başlayamayacağınızı sormak
  2. İtiraz edip kişiden durmasını istemek
  3. İşin bitip bitmediğini kontrol etmek
Cevabı göster

İtiraz edip kişiden durmasını istemek

Oh, no.

1:15

Oh, hayır.

Too stinky.

1:16

Çok pis kokuyor.

And this is the big room.

1:18

Ve bu da büyük oda.

It has a bed and a TV.

1:21

Bir yatağı ve televizyonu var.

Oh, and there's a lady in the shower.

1:23

Oh, bir de duşta bir bayan var.

Is that okay? Ton ve niyet

1:25

Bu uygun mu?

Ton ve niyet

Is that okay?: bir planın kabul edilebilir olup olmadığını sormak

Is that okay? az önce belirtilen durumu, planı veya değişikliği dinleyicinin kabul edip etmediğini sorar. Buradaki that, bir nesnenin iyi olup olmadığını değil, daha önce sözü edilen durumun tamamını gösterir. Bu soru, öneriyi görüşmeye açık tutar. Konuşan, devam etmeden önce düzenlemenin kabul edilebilir olup olmadığını kontrol eder.

Alıştırma

Önerilen saatin kabul edilebilir olup olmadığını kontrol etmek için bu dersteki ifadeyi aynen kullanın: We can meet at three. ____?

Cevabı göster

Is that okay

This will do nicely. Kalıp ifadeler

1:26

Bu çok güzel olur.

Kalıp ifadeler

This will do nicely: uygun bir seçeneği kabul etmek

Bu cümlede This will do, “Bu uygundur” veya “Bu ihtiyacı karşılar” anlamına gelir. Do burada bir eylemi yapmak demek değildir; something will do kalıbında bir şeyin belirli bir amaç için yeterince uygun olduğunu belirtir. Nicely açık bir memnuniyet katar. Kabulü, bazen yalnızca “Bu yeterli” anlamına gelebilen yalın This will do ifadesinden daha memnun ve olumlu gösterir.

Alıştırma

Konuşmacı bir seçeneği kabul ederken “This will do nicely” ile ne demek istiyor?

  1. Birisi bu görevi çok iyi yapacaktır.
  2. Bu iyi ve uygun bir seçimdir.
  3. Bu seçeneğin hemen onarılması gerekir.
Cevabı göster

Bu iyi ve uygun bir seçimdir.

Goodnight.

1:28

İyi geceler.

Hmm,

1:31

Hmm,

this pillow isn't very comfy. Kelime

1:31

bu yastık pek rahat değilmiş.

Kelime

comfy: comfortable sözcüğünün günlük kullanım biçimi

Comfy, comfortable sözcüğünün günlük dilde kullanılan biçimidir ve “rahat” anlamına gelir. Burada yastığı kullanmanın verdiği fiziksel hissi anlatır: konuşmacı bu yastığa yaslanmayı pek rahat bulmamaktadır. Özellikle kıyafetler, mobilyalar, yataklar ve vücudun rahat hissetmesini sağlayan dinlenme yerleri için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen comfortable sözcüğünün günlük biçimiyle tamamlayın: These shoes are soft and ____.

Cevabı göster

comfy

Yes, it is. Dilbilgisi

1:33

Hayır, oldukça rahat.

Dilbilgisi

be ile kısa yanıt olarak Yes, it is.

Yes, it is. ifadesi, it öznesi ve be fiiliyle kurulan olumlu kısa bir yanıttır. Burada yastıkla ilgili olumsuz bir yargıya karşı çıkar; is sonrasında gelebilecek very comfy gibi sözler önceki cümleden anlaşıldığı için söylenmez. İngilizcedeki kısa yanıtlar özneyi korur ve önceki cümledeki yardımcı fiilin ya da be fiilinin uygun olumlu veya olumsuz biçimini kullanır. Tekrarlanan bilgi çıkarıldığı için it is ifadesinin tam anlamı az önce söylenenlere bağlıdır.

Alıştırma

B'yi be ile eşleşen olumlu kısa yanıtın son iki sözcüğüyle tamamlayın. A: "This jacket isn't warm." B: "Yes, ____."

Cevabı göster

it is

Oh, okay.

1:34

Oh, tamam.

Crazy helper.

1:39

Çılgın yardımcı.

Okay,

1:41

Tamam,

see you in the morning, sir. Ton ve niyet

1:41

sabah görüşürüz, efendim.

Ton ve niyet

see you in the morning, sir. kibar ve resmî bir vedalaşma olarak

See you in the morning, konuşan kişilerin ertesi sabah yeniden buluşmayı beklediği durumlarda kullanılan bir vedalaşma sözüdür. Bu bağlamda in the morning, iki kişinin de anladığı yaklaşan sabahı gösterir; see you ise bir vedalaşma kalıbıdır, birinin görüldüğünü bildiren gerçek anlamlı bir ifade değildir. Sir, bir erkeğe doğrudan ve saygılı biçimde hitap etme sözüdür. Virgülle ayrılan bu sözcük, cümleye resmî bir hizmet rolü tonu katar; konuğun askerî bir rütbesi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sonraki buluşmanın sabah olacağını belirtmek için beş sözcüklü See you + in + bir zaman dilimi kalıbını kullanın: Good night. ____, sir.

Cevabı göster

See you in the morning

Yes,

1:43

Evet,

please see that I am not disturbed until then. Kelime

1:43

lütfen o zamana kadar rahatsız edilmediğimden emin olun.

Kelime

see that I am not disturbed: “sağlamak” anlamı

Bu istekte see that, “fark etmek” değil, “sağlamak” anlamına gelir. Ardından gelen yan cümle, dinleyenin ayarlaması gereken sonucu belirtir: I am not disturbed. Talimatlarda see that + yan cümle kalıbı, bir sonucun sorumluluğunu çoğu zaman dinleyene verir. Buradaki edilgen be disturbed, konuşanın başına gelmemesi gereken şeye odaklanır.

Alıştırma

Resmî talimatı, derste geçen ve “sağlamak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Please ____ every package is labeled correctly.

Cevabı göster

see that

Oh, of course.

1:46

Oh, elbette.

My helper won't be crazy at all. Dilbilgisi

1:48

Yardımcım hiç de çılgın biri değildir.

Dilbilgisi

won't be crazy at all: at all ile olumsuzluğu güçlendirmek

Won't be crazy at all ifadesinde won't olumsuzluğu sağlar, at all ise bu olumsuzluğu güçlendirir. Birlikte “hiçbir şekilde çılgın olmayacak” ya da burada daha doğal olarak “biraz bile çılgınca davranmayacak” anlamına gelirler. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp olumsuz fiil + betimleme + at all biçimindedir. Betimlemenin tamamen yanlış olduğunu gösterir.

Alıştırma

Olumsuzluğu vurgulamak için dersteki ifadeyi ekleyin: The room isn't noisy ____.

Cevabı göster

at all

Oh, I'm sure she won't. Dilbilgisi

1:50

Oh, olmadığına eminim.

Dilbilgisi

I'm sure she won't: won't sonrasında fiil grubu eksiltisi

I'm sure she won't ifadesinde won't, önceki cümledeki olumsuz tahmini taşır; fiil grubunun geri kalanı olan be crazy söylenmez. Burada she won't, she won't be crazy anlamına gelir. Bir fiil grubu bağlamdan zaten belliyse İngilizcede will, won't, can veya have gibi bir yardımcı fiil ya da kiplik fiilinden sonra bu grup söylenmeyebilir. Dinleyen kişi eksik sözcükleri bağlamdan tamamlar; cümle tamdır ve dil bilgisi açısından hatalı değildir.

Alıştırma

Daha önce biri “Maya won't miss the bus.” diyor. Hangi yanıt “miss the bus” ifadesini doğal biçimde tekrar etmeden cevap verir?

  1. I'm sure she doesn't.
  2. I'm sure she won't.
  3. I'm sure she isn't.
Cevabı göster

I'm sure she won't.

Me tidy room now. Dilbilgisi

2:00

Ben şimdi oda temizlemek.

Dilbilgisi

Me tidy room now: bilerek kullanılan çocukça ve standart dışı İngilizce

Me tidy room now, bilerek standart dışı ve çocukça kurulmuş bir karakter repliğidir. Standart İngilizcede özne olarak nesne biçimi me değil, I kullanılır. Ayrıca amaçlanan zamanı gösteren bir fiil biçimi ve tekil room adından önce bir belirleyici gerekir. Şu anda devam eden bir eylem için I'm tidying the room now. denir. Alışılmadık dil bilgisi, karaktere eğlenceli bir ses kazandırır; bu yapı hikâyelerde tanınmalı, normal bir kalıp olarak kopyalanmamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, şu anda gerçekleşen bir eylemi standart İngilizceyle anlatır?

  1. Me tidy room now.
  2. I'm tidying the room now.
  3. I tidy the room now.
Cevabı göster

I'm tidying the room now.

What?

2:02

Ne?