Bunu İzlememen Gerekiyordu: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
535 kelime 199 kel/dk

Video özeti: Beyaz ayı, yasaklı kitaplar, yasal içki içme yaşı, tık tuzağı ve dopamin; kısıtlama ile eksik bilginin neden psikolojik tepki, merak ve kural ihlali doğurduğunu gösterir; finalde ters psikoloji kullanılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "freedom of choice" - Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: özgürce seçmeyi ve özerkliğe yönelik tehditleri anlatan doğal öbek. 2. "information gap theory" - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: eksik bilgi, merak ve tıklamayı bağlayan psikoloji-medya terimi. 3. "don't you dare" - Konuşma edimbilimi ve tutum: sert bir yasak; gerçek uyarıyı şakacı ters psikolojiden ayırt edin.

Bu derste

As humans we have a strong need to feel like the masters of our own fate Deyimler

0:00

İnsanlar olarak kendi kaderimizin efendisi olduğumuzu hissetmeye büyük ihtiyaç duyarız

Deyimler

Mecaz: masters of our own fate

masters of our own fate ifadesinde master, yetki ve denetim sahibi bir kişiyi anlatan mecazdır. İfade, kelimenin gerçek anlamıyla birini yönetmek ya da ona sahip olmak değil, kararlarımızla kendi hayatımızın yönünü belirleyebildiğimizi hissetmek demektir. Bu mecaz özerklik ile sorumluluğu birbirine bağlar: Kaderinin efendisi olmak, kendini hayatı tamamen dış güçlerce yönlendirilen biri yerine etkin bir karar verici olarak görmek demektir.

Alıştırma

Bu cümlede masters of our own fate ne anlama geliyor?

  1. Kendi hayatlarının yönünü belirleyebilen insanlar
  2. Bir evde çalıştırmak üzere başkalarını işe alan insanlar
  3. Gelecekteki her olayı tahmin edebilen insanlar
Cevabı göster

Kendi hayatlarının yönünü belirleyebilen insanlar

and when your freedom of choice is threatened Kalıp ifadeler

0:04

ve seçme özgürlüğümüz tehdit edildiğinde

Kalıp ifadeler

Eşdizim: freedom of choice

Freedom of choice, olası hareket yolları arasından özgürce karar verme hakkı veya fiilî yeteneği anlamına gelen bir isim öbeğidir. Cümlede tehdit edilebilecek olan şey bu özerkliktir. İfade, kaç seçeneğin bulunduğuna değil, kararı kimin kontrol ettiğine odaklanır. Baskı veya kurallar gerçekten gönüllü bir kararı engelliyorsa kişinin birçok seçeneği olsa bile özgürlüğü az olabilir.

Alıştırma

Cümleyi özgürce karar verme hakkı anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The new rules give families more ____ when choosing a school.

Cevabı göster

freedom of choice

it creates an arousal in the body and brain

0:05

bedenimizde ve beynimizde bir uyarılma oluşur

and the motivation to react

0:08

ve tepki verme motivasyonu doğar

ultimately compelling you to do things you're told not to do Dilbilgisi

0:09

bu da sonunda bizi yapmamamız söylenen şeyleri yapmaya iter

Dilbilgisi

compel + birisi + to do something

Compelling you to do things, sizi bir şey yapmaya zorlamak ya da çok güçlü biçimde yöneltmek demektir. Yeniden kullanılabilir kalıp compel + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; nesne, to ile kurulan mastardan önce gelir. Burada compelling, daha önceki tepkinin nihai sonucunu ekleyen bir -ing biçimidir: bu tepki sonunda kişiyi harekete geçmeye itebilir.

Alıştırma

Cümleyi compel fiilinin doğru biçimi ve gerekli mastar işaretiyle tamamlayın: The evacuation order ____ everyone ____ leave the building.

Cevabı göster

compelled · to

like watching this video.

0:13

bu videoyu izlemek gibi.

Let's try a little thought experiment. Kelime

0:14

Küçük bir düşünce deneyi yapalım.

Kelime

düşünce deneyi

Thought experiment, ne olacağını akıl yürüterek bir fikri, tahmini veya sezgiyi sınamak için kullanılan hayalî bir durumdur. Bu durumun gerçek hayatta uygulanması gerekmez. Let’s try a little thought experiment cümlesinde ifade, konuşmacının dinleyicilere varsayımsal bir zihinsel görev vereceğini ve sonucu fark etmelerini veya çıkarmalarını isteyeceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi şekilde thought experiment olarak tanımlanır?

  1. Sınıf arkadaşlarınıza ne sıklıkla kitap okuduklarını soran bir anket yaparsınız.
  2. Herkesin zihin okuyabildiğini hayal eder ve mahremiyetin nasıl değişeceğini düşünürsünüz.
  3. İki bitkiyi farklı ışıkların altına koyar ve büyümelerini ölçersiniz.
Cevabı göster

Herkesin zihin okuyabildiğini hayal eder ve mahremiyetin nasıl değişeceğini düşünürsünüz.

Please don't think about a white bear right now. Kültür

0:16

Lütfen şu anda beyaz bir ayı düşünmeyin.

Oops, you're probably thinking about one.

0:19

Hay aksi, muhtemelen şimdi onu düşünüyorsunuz.

Kültür

don't think about a white bear: geri tepme etkisi

Beyaz ayı, düşünce bastırmaya ilişkin klasik bir gösteride özellikle yasaklanan düşüncedir. Bu bir deyim değildir ve konunun hayvanlar olduğuna işaret etmez. İkinci cümle ilkinin amacını ortaya koyar: Bir şeyi düşünmeme talimatı, tam da o fikrin bilince gelmesine neden olabilir. Buna genellikle geri tepme etkisi veya beyaz ayı etkisi denir; bu yüzden Oops, konuşanın gerçek bir hata yaptığını kabul etmesi değil, şakacı bir ifadedir.

Alıştırma

Konuşan kişi talimat ve devamındaki sözle neyi gösteriyor?

  1. Tehlikeli hayvanlardan kaçınmak için pratik tavsiye vermek
  2. Talimat yanlışlıkla belirsiz olduğu için özür dilemek
  3. Bir düşünceyi bastırmaya çalışmanın o düşünceyi ortaya çıkarabileceğini göstermek
Cevabı göster

Bir düşünceyi bastırmaya çalışmanın o düşünceyi ortaya çıkarabileceğini göstermek

Studies that give participants the same instructions

0:21

Katılımcılara aynı talimatları veren

and have them think out loud for 5 minutes Kalıp ifadeler

0:23

ve onlardan 5 dakika boyunca sesli düşünmelerini isteyen çalışmalar

Kalıp ifadeler

think out loud: düşünme sürecini sözle ifade etmek

Think out loud, düşünceler oluşurken akıl yürütmeyi içte tutmak yerine onları sözlü olarak ifade etmek demektir. Burada katılımcılardan, zihinlerinden geçenleri gözlemlenebilmesi veya kaydedilebilmesi için sözle anlatmaları istenir. Bu ifade ses düzeyini artırmayı değil, düşünme sürecini erişilebilir kılmayı anlatır. Bir kişi normal, hatta alçak bir sesle de think out loud yapabilir.

Alıştırma

Cümleyi, düşünme sürecini sözle ifade etmek anlamına gelen dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Let me ____ for a moment while I compare these two plans.

Cevabı göster

think out loud

find that on average the white bear appears in their thoughts

0:25

beyaz ayının ortalama olarak katılımcıların düşüncelerinde belirdiğini ortaya koyuyor

not only at the onset of the experiment Dilbilgisi

0:28

yalnızca deneyin başında değil

but once every minute.

0:30

ama dakikada bir.

Dilbilgisi

Paralel bilgi eklemek için not only ... but

not only ... but ... ikisi de doğru olan iki bilgiyi birbirine bağlar. Önce ilk bilgi verilir, ardından ikinci bilgi daha güçlü ya da daha şaşırtıcı nokta olarak eklenir. Burada beyaz ayı hem deneyin başında hem de sonrasında tekrar tekrar belirir. İki taraf aynı dil bilgisel görevi üstlenmelidir. Bu cümlede iki taraf da zaman veya sıklık ifadesidir: at the onset of the experiment ve once every minute. Buradaki but, not only ile eşleşir; ilk bilgiyi geçersiz kılan sıradan bir karşıtlık işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi not only ve onun eşleştiği but ile tamamlayın: The club meets ____ after school ____ on Saturday.

Cevabı göster

not only · but

This automatic compulsion manifests in more concrete ways as well Kalıp ifadeler

0:32

Bu otomatik dürtü, daha somut şekillerde de kendini gösteriyor

Kalıp ifadeler

manifests in more concrete ways: soyut bir fikri gözlemlenebilir kılmak

Burada manifests, “fark edilir veya gözlemlenebilir hâle gelir” anlamında bir fiildir. Zorlantı soyuttur; in more concrete ways ise onun ortaya çıktığı belirli davranış veya sonuçları gösterir. Buradaki concrete, bir yapı malzemesini değil, “belirli ve gözlemlenebilir” olmayı anlatır. Aktarılabilir kalıp şöyledir: soyut durum veya eğilim + manifest(s) in + gözlemlenebilir biçim veya etki. Manifests, öznesi This automatic compulsion tekil olduğu için -s alır.

Alıştırma

“Etkileri aracılığıyla fark edilir hâle gelmek” anlamındaki resmî iki sözcüklü kalıbı kullanın: Long-term stress can ____ headaches and poor sleep.

Cevabı göster

manifest in

like the literary world

0:36

örneğin edebiyat dünyasında

where the attempted banning of books has often led to them being more successful. Dilbilgisi

0:37

kitapları yasaklama girişimleri çoğu zaman o kitapların daha başarılı olmasına yol açıyor.

Dilbilgisi

led to them being: lead to + zamir + -ing

led to them being more successful ifadesinde led to, “sonuç olarak ... olmasına yol açtı” anlamındadır. to edatından sonra sonucu belirten them being more successful yan cümlesi gelir. them, kitapları ifade eder ve bu yapıda being öncesinde nesne hâli kullanılması yaygındır. to, lead to kalıbının parçası olduğu için burada mastar işareti değildir. Başka durumlara aktarılabilecek yapı şöyledir: neden veya olay + lead to + kişi veya şey + -ing biçimi: The delay led to us missing the train.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zamanı ve belirtilen “zamir + -ing” yan cümlesiyle tamamlayın: The new safety checks ____ more careful at work.

Cevabı göster

led to them being

Seriously, books like The Great Gatsby,

0:42

Gerçekten de Muhteşem Gatsby,

Catcher in the Rye

0:43

Çavdar Tarlasında Çocuklar

and To Kill a Mockingbird

0:44

ve Bülbülü Öldürmek gibi eserler

are some of the most frequently banned books in the world Kültür

0:46

dünyada en sık yasaklanan kitaplardan bazılarıdır

Kültür

banned books: yetkili bir kuruluşça erişimi kısıtlanan kitaplar

Banned books, okul, kütüphane veya devlet kurumu gibi yetkili bir kuruluş tarafından erişimi kaldırılmış ya da kısıtlanmış kitaplardır. Okuma özgürlüğü ve sansür tartışmalarında bu terim çoğu zaman belirli bir kurum veya yerle ilgilidir. Bu, kitapların otomatik olarak her yerde yasa dışı veya erişilemez olduğu anlamına gelmez. Cümlede adı geçen eserler bazı yerlerde kısıtlama veya kaldırma kararıyla karşılaşmıştır; bu nedenle yasağın kapsamı önemlidir.

Alıştırma

Bir okul kurulu, bir romanı bölgesindeki tüm kütüphanelerden resmen kaldırıyor. Roman o bölgede en doğru şekilde nasıl tanımlanır?

  1. a challenged book with no removal decision
  2. a book that is illegal everywhere
  3. a banned book in that district
Cevabı göster

a banned book in that district

yet some of the most successful. Anlatım akışı

0:49

ama buna rağmen en başarılı olanlardandır.

Anlatım akışı

yet some of the most successful: karşıtlık ve eksiltme

Burada yet, zıt yönlere giden iki gerçeği birbirine bağlar: kitaplar sık sık yasaklanır ama yine de çok başarılıdır. “Ama buna rağmen” anlamı verir ve ikinci gerçeği şaşırtıcı gösterir. Buradaki successful, kitapların geniş ölçüde okunması veya kabul görmesi demektir. İkinci bölüm kısaltılmıştır. Tam biçimde ortak özneden sonra yeniden are some of the most successful books gelirdi. Okur bunları önceki bölümden çıkarabildiği için tekrarlanan are ve books sözcükleri atılır. Böylece karşıtlık kısa ve güçlü olur.

Alıştırma

Burada “yet some of the most successful” ifadesinin tam anlamını en iyi hangi seçenek verir?

  1. bu yüzden her başarılı kitap yasaklanır
  2. ama onlar aynı zamanda en başarılı kitaplardan bazılarıdır
  3. ve onlar henüz başarılı kitaplar hâline gelmemiştir
Cevabı göster

ama onlar aynı zamanda en başarılı kitaplardan bazılarıdır

So why can't we help ourselves? Deyimler

0:51

Peki neden kendimize engel olamıyoruz?

Deyimler

can't help ourselves: kendine engel olamamak

Bu soruda can't help ourselves, dürtümüzü kontrol edemediğimiz veya kendimizi durduramadığımız anlamına gelir. Kendimize yardım etme becerimizin olmadığı anlamına gelmez. Eylem açıkça söylenmez çünkü bağlamdan anlaşılır. Soru, insanlar yapmamaları gerektiğini bildikleri hâlde neden kendilerini tutamıyorlar, diye sorar.

Alıştırma

Bu bağlamda “Why can't we help ourselves?” ne anlama geliyor?

  1. Neden başkalarından yardım istemiyoruz?
  2. Neden kendimize yardım edemiyoruz?
  3. Dürtüye neden karşı koyamıyoruz?
Cevabı göster

Dürtüye neden karşı koyamıyoruz?

The impulse comes from the perception that we're losing our freedom

0:52

Bu dürtü, özgürlüğümüzü kaybetmekte olduğumuz algısından doğuyor

and is a psychological behavior called reactance. Kelime

0:55

ve “psikolojik reaktans” adı verilen bir davranıştır.

Kelime

Reactance: özgürlük tehdit edildiğinde oluşan direnç

Reactance, bir kişi seçme özgürlüğünün tehdit edildiğini hissettiğinde ortaya çıkabilen direnç veya karşı koyma dürtüsünü anlatan bir psikoloji terimidir. Bu cümlede herhangi bir tepkiyi değil, dürtünün arkasındaki psikolojik davranışı adlandırır. Bu nedenle bir kısıtlama amaçlananın tersi bir sonuç doğurabilir: kişi seçim yapabilme duygusunu geri kazanmak istediği için yasaklanan seçenek daha çekici hâle gelebilir.

Alıştırma

Hangi durum psikolojik reactance için en açık örnektir?

  1. Bir genç, bir oyunu oynaması yasaklandıktan sonra onu daha da fazla ister.
  2. Birisi iyi haber aldıktan sonra gülümser.
  3. Bir öğrenci ders uzun olduğu için esner.
Cevabı göster

Bir genç, bir oyunu oynaması yasaklandıktan sonra onu daha da fazla ister.

Have you ever been told you couldn't have something Dilbilgisi

0:58

Bir şeye sahip olamayacağınız söylendiğinde

Dilbilgisi

Have you ever been told: deneyim soran edilgen soru

Have you ever been told, present perfect yapısı have ... been ile tell fiilinin edilgen biçimi been told ifadesini birleştirir. Bu deneyimin geçmişten bugüne herhangi bir zamanda yaşanıp yaşanmadığını sorar; mesajı veren kişi odak noktası değildir. Ardından gelen yan cümle mesajın içeriğini verir: örnekte you couldn't have something, dinleyiciye söylenmiş olabilecek şeydir. Bu kalıbı, belirli bir geçmiş olayı sormak için değil, birini konuyu kendi yaşam deneyimiyle ilişkilendirmeye davet etmek için kullanın.

Alıştırma

Geçmişten bugüne herhangi bir zamanda yaşanmış bir deneyimi soran edilgen present perfect kalıbıyla soruyu tamamlayın: ____ that your accent is easy to understand?

Cevabı göster

Have you ever been told

only to realize that it made you want it more Dilbilgisi

1:00

sırf bu yüzden onu daha çok istediğinizi hiç fark ettiniz mi

Dilbilgisi

only to realize: beklenmedik bir sonuç

Only to + fiilin yalın hâli, daha sonra olan şeyi bir sürpriz olarak sunar; bu sonuç çoğu zaman önceki bir umut veya beklentiyi boşa çıkarır. Burada fark edilen şey, yasağın isteği artırmış olmasıdır. Buradaki only, “yalnızca tek bir şey” anlamına gelmez. İkinci olayı beklenmedik bir sonuca dönüştürür; bu yüzden yalnızca and then demekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi cümle daha sonra ortaya çıkan beklenmedik bir sonucu göstermek için only to yapısını doğru kullanıyor?

  1. Sam opened the umbrella, only to discover that it was broken.
  2. Sam opened the umbrella, and then the rain stopped.
  3. Sam opened the umbrella to stay dry.
Cevabı göster

Sam opened the umbrella, only to discover that it was broken.

Dilbilgisi

made you want it more: make + kişi + fiilin yalın hâli

Made, ettirgen anlamdaki make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yapı make + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: made you want. Bir şeyin kişide bir tepkiye veya eyleme neden olduğunu anlatır. Burada yasak, isteği daha güçlü hâle getirmiştir. More, isteme derecesinin arttığını belirtir; nesne sayısının arttığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Made sonrasında want fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The trailer made us ____ to watch the movie.

Cevabı göster

want

when in the first place you never even really wanted it? Kalıp ifadeler

1:02

üstelik en başta onu aslında hiç istememişken?

Kalıp ifadeler

in the first place: başlangıçtaki ön kabule dönmek

Burada in the first place, “başlangıçta” veya “sonraki durum önem kazanmadan önce” demektir. Dinleyiciyi en baştaki gerçeğe döndürür: kişi o şeyi aslında hiç istememiştir. Bu ifade çoğu zaman bir ön kabulü sorgular. Başlangıçtaki koşul hiç doğru değilse sonraki bir eylemin, kuralın veya tepkinin neden önemli olduğunu sorar. Buradaki place fiziksel bir yeri anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “başlangıçta, sonraki durum önem kazanmadan önce” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Why did you accept the invitation if you did not want to go ____?

Cevabı göster

in the first place

A classic example is the limitation of alcohol consumption.

1:05

Bunun klasik bir örneği, alkol tüketimine getirilen kısıtlamadır.

In the late '80s when the US increased the legal drinking age to 21 Kültür

1:08

1980'lerin sonlarında ABD yasal içki içme yaşını 21'e çıkardığında

Kültür

legal drinking age: yasayla belirlenen en düşük yaş

Legal drinking age, alkolle ilgili faaliyetler için yasayla belirlenen en düşük yaşı ifade eder. Bu cümlede ABD'nin 1980'lerin sonunda bu sınırı 21'e yükselttiği söyleniyor. Kesin kural yere göre değişebilir: yasalar alkol satın almayı, bulundurmayı veya içmeyi ayrı ayrı düzenleyebilir. Bu ifade yasal bir sınırı anlatır; bir kişinin gerçekten içki içmeye başladığı yaşı değil.

Alıştırma

Cümleyi yasaların izin verdiği en düşük yaşı anlatan üç kelimelik politika terimiyle tamamlayın: Before traveling, check the ____ because alcohol laws vary by country.

Cevabı göster

legal drinking age

a study of thousands of people found that those affected by the new law Dilbilgisi

1:12

binlerce kişinin katıldığı bir araştırma, yeni yasadan etkilenenlerin

Dilbilgisi

“those affected by the new law” içindeki kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

“affected by the new law” geçmiş zaman ortacı öbeği, “those” sözcüğünden sonra gelir ve hangi kişilerin kastedildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: “those who were affected by the new law”. Öbek edilgen olduğu için kişiler yasanın etkisine maruz kalır; etkiyi oluşturan taraf onlar değildir. Tam ilgi cümleciğinin anlaşılabildiği durumlarda, ‘isim veya zamir + geçmiş zaman ortacı öbeği’ biçimindeki bu kısa yapı yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “who were affected” ifadesinden oluşturulan kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğiyle tamamlayın: Residents ____ by the road closure can use the east entrance.

Cevabı göster

affected

had higher than expected alcohol consumption Dilbilgisi

1:15

beklenenden daha fazla alkol tükettiğini ortaya koydu

Dilbilgisi

Tahmin edilen düzeyle karşılaştırma olarak “higher than expected”

“higher than expected” ifadesinde higher, gerçek alkol tüketimini bağlamdan anlaşılan beklenen düzeyle karşılaştırır. Sonuç bu düzeyin üzerindedir; bu, beklentinin kendisinin daha yüksek olduğu anlamına gelmez. Expected, kısaltılmış bir karşılaştırma tümlecinin parçasıdır. İngilizcede burada tekrarlanan sözcükler sıkça atılır; bu nedenle “higher than expected”, “higher than was expected” veya “higher than the expected amount” anlamına gelir.

Alıştırma

Raporu tam olarak “tahmin edilen düzeyin üzerinde” anlamına gelen karşılaştırmayla tamamlayın: Demand was ____.

Cevabı göster

higher than expected

compared to their legal age counterparts.

1:18

yasal içki içme yaşındaki benzerlerine kıyasla.

Studies have even found that there is an increased interest in entertainment programming

1:20

Araştırmalar, eğlence programlarına ilginin bile arttığını gösteriyor

when it begins with a warning

1:24

programlar şu uyarıyla başladığında:

viewer discretion is advised. Kültür

1:25

“İzleyicilerin dikkatli olması tavsiye edilir.”

Kültür

İçerik uyarısı olarak viewer discretion is advised

“Viewer discretion is advised”, şiddet, yetişkinlere yönelik içerik veya ağır dil gibi rahatsız edici ya da hassas unsurlar içerebilecek yayınlardan önce gösterilen resmî bir uyarıdır. İzleyicilere devam edip etmemeye kendi değerlendirmeleriyle karar vermelerini söyler. Burada “discretion” dikkatli kişisel değerlendirme anlamına gelir. Edilgen “is advised” yapısı ise öneriye resmî ve kişiye yöneltilmemiş bir ton verir. Belirli bir izleyicinin daha önce özel bir tavsiye aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir video şiddet içeren bir sahneden önce “Viewer discretion is advised” ifadesini gösteriyor. Bu uyarı izleyicilerden ne yapmalarını istiyor?

  1. Sunucudan kişisel tavsiye gelmesini beklemek
  2. Sahnenin herkes için uygun olduğunu varsaymak
  3. İzleyip izlememeye kendi değerlendirmesiyle karar vermek
Cevabı göster

İzleyip izlememeye kendi değerlendirmesiyle karar vermek

Our curiosity is a powerful force

1:27

Merakımız güçlü bir kuvvettir

which has led to the successful rise of clickbait on the internet.

1:29

ve internette tık tuzaklarının yükselip büyük başarı kazanmasını sağlamıştır.

Titles like a wealthy person lost all their money

1:33

“Varlıklı biri bütün parasını kaybetti,

you won't believe what happened next Anlatım akışı

1:35

ardından ne olduğuna inanamayacaksınız” gibi başlıklar

Anlatım akışı

you won't believe what happened next ifadesindeki bilgi boşluğu

“You won't believe what happened next” okuyucuya doğrudan seslenir ama olayı açıklamaz. Önce bir değerlendirme sunar —sonucun inanılmaz olduğu iddia edilir— ve asıl bilgiyi geciktirir. Böylece bir bilgi boşluğu oluşturur. Çevrim içi başlıklarda “won't believe”, okuyucunun neye inanacağına dair güvenilir bir tahmin değil, genellikle abartılı bir vaattir. Bu kalıp merak uyandırarak okuyucunun tıklamasını veya izlemeye devam etmesini amaçlar.

Alıştırma

Hangi başlık şaşırtıcı bir sonuç vaat edip sonucu açıklamayarak bilgi boşluğu oluşturur?

  1. The local team won the final 3-1
  2. The museum opens at 9 a.m.
  3. you won't believe what happened next
Cevabı göster

you won't believe what happened next

gives you essential information

1:37

size temel bilgiyi verir

but leaves a gap in the knowledge

1:39

ama bildiklerinizde bir boşluk bırakır

that you must fulfill.

1:40

ve bu boşluğu doldurmak zorunda hissedersiniz.

Known as the information gap theory Kelime

1:41

Bu, bilgi boşluğu teorisi olarak bilinir

we're primed to want to fill in the blanks. Notlar

1:43

ve boşlukları doldurmak istemeye koşullanmışızdır.

Kelime

information gap theory: eksik bilgi neden merak yaratır

Information gap theory, merakı şöyle açıklar: Bir kişi bildikleriyle bilmek istedikleri arasındaki boşluğu fark ettiğinde eksik bilgiyi aramak ister. Bu cümlede gizlenen cevap bu boşluğu oluşturduğu için insanlar fill in the blanks yapmak ister. Konuşma dilindeki Known as, daha önce sözü edilen mekanizmayı gevşek biçimde niteler. Yani information gap theory olarak bilinen şey bu mekanizmadır; we değildir.

Alıştırma

Hangi durum information gap theory kavramını en iyi gösterir?

  1. Bir başlık “Bilim insanları şaşırtıcı bir hayvan buldu; hangisi olduğunu görmek için tıklayın” diyerek okuyucuların eksik cevabı merak etmesini sağlar.
  2. Eksiksiz bir hava durumu raporu tahminle ilgili tüm ayrıntıları verir.
  3. Bir çocuk daha fazla bilgi aramadan zaten bildiği bir gerçeği tekrarlar.
Cevabı göster

Bir başlık “Bilim insanları şaşırtıcı bir hayvan buldu; hangisi olduğunu görmek için tıklayın” diyerek okuyucuların eksik cevabı merak etmesini sağlar.

Kalıp ifadeler

be primed to + fiil: tepki vermeye yatkın hâle gelmek

Be primed to + fiilin yalın hâli, daha sonraki bir tepkiyi daha olası kılan bir duruma getirilmek demektir. Bu hazırlık kişi fark etmeden gerçekleşebilir. Burada bilgi açığı, insanların eksik cevabı isteme olasılığını artırır. “En iyi olmak” anlamına gelmez ve kişinin önceden prova yaptığını da zorunlu olarak göstermez. to sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: primed to notice, primed to choose.

Alıştırma

Cümleyi “ince bir etkiyle hazırlanmış veya tepki vermesi daha olası hâle getirilmiş” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After seeing several road-safety posters, the drivers were ____ notice warning signs.

Cevabı göster

primed to

Deyimler

fill in the blanks: eksik bilgileri tamamlama

Bu cümlede fill in the blanks mecaz anlamda kullanılmıştır. Blanks, bildiklerimizdeki boşluklardır; onları doldurmak ise ipuçlarını kullanarak eksik gerçekleri bulmak demektir. Aynı ifade bir alıştırmada gerçek anlamıyla da kullanılabilir: boş yerlere eksik kelimeleri yazarsınız. Boşlukların sayfada mı yoksa bilgilerimizde mi olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “eksik bilgiyi çıkarmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The report gives us enough clues to ____.

Cevabı göster

fill in the blanks

This taps into our psychological and physiological response. Öbek fiiller

1:46

Bu, psikolojik ve fizyolojik tepkimizi harekete geçirir.

Öbek fiiller

taps into: mevcut bir kaynağa veya tepkiye erişmek

Burada taps into, insanların zaten sahip olduğu bir tepkiye erişmek ve ondan yararlanmak anlamına gelir. This öznesi hem zihinsel hem de bedensel tepkileri harekete geçirir veya kullanır. Yapı, tap into + mevcut bir kaynak, yetenek, duygu, grup veya talep şeklindedir. Genellikle bir şeyi yoktan yaratmak yerine, yüzeyin altında zaten bulunan bir şeye ulaşmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “mevcut bir duygudan yararlanır” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The story ____ our fear of the dark.

Cevabı göster

taps into

In fact, studies measuring pupil arousal show that if you're more emotionally aroused from a headline Dilbilgisi

1:49

Hatta göz bebeği tepkisini ölçen araştırmalar, bir başlık sizi duygusal açıdan ne kadar çok uyarırsa

you're more likely to click it

1:54

ona tıklama olasılığınızın da o kadar yükseldiğini gösteriyor

Dilbilgisi

Duygusal olarak daha fazla uyarılırsan ... yapma olasılığın daha yüksek olur

if yan cümlesi daha yüksek düzeyde bir koşul kurar: duygusal olarak daha fazla uyarılmış olmak. Ana cümledeki be more likely to + fiilin yalın hâli, tıklama olasılığının daha yüksek olduğunu anlatır. Bu kalıp kesin bir sonucu değil, bir eğilimi ifade eder. Burada çalışma daha güçlü uyarılma ile tıklama arasında bir ilişki bildirir; dil bilgisi tek başına birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Kalıbı If ve be more likely to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ people feel more curious, they ____ open the link.

Cevabı göster

If · are more likely to

and we put up with clickbait because well sometimes it works. Öbek fiiller

1:56

ve tık tuzaklarına katlanıyoruz çünkü, eh, bazen işe yarıyorlar.

Öbek fiiller

put up with: hoş olmayan bir şeye katlanmak

Put up with, hoş olmayan ya da sinir bozucu birine veya bir şeye katlanmak anlamına gelen üç sözcüklü bir öbek fiildir. Genellikle durumdan hoşlanmadığınızı ama onu kabul etmeyi sürdürdüğünüzü anlatır. Nesne with sözcüğünden sonra gelir: put up with clickbait. Bu cümlede insanlar tık tuzağı başlıklardan hoşlanmasalar da bazen işe yaradıkları için onları kabul ederler.

Alıştırma

Cümleyi katlanmak anlamına gelen üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: I won't ____ that rude behavior anymore.

Cevabı göster

put up with

Sometimes we get the satisfaction and release of dopamine we wanted

1:59

Bazen istediğimiz tatmini ve dopamin salınımını elde ederiz

by satiating our desire to fill in the information gap Kalıp ifadeler

2:03

bilgi boşluğunu doldurma arzumuzu gidererek

Kalıp ifadeler

satiating our desire: güçlü bir arzuyu tamamen gidermek

Bu cümlede satiating our desire, bilgi boşluğunu kapatma yönündeki güçlü isteği tamamen gidermek demektir. Satiate çoğu zaman isteğin artık baskın hissedilmeyeceği ölçüde karşılandığını anlatır. -ing biçimi by sözcüğünden sonra gelerek aracı gösterir: tatmin, isteği giderme yoluyla oluşur. satiating sonrasındaki nesne, tam olarak neyin giderildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “tamamen karşılamak” anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: The detailed answer helped ____ her desire to understand the puzzle.

Cevabı göster

satiate

which makes your desire to click next time even stronger.

2:06

bu da bir dahaki sefere tıklama isteğinizi daha da güçlendirir.

In the same way when we disobey rules Anlatım akışı

2:09

Aynı şekilde, kurallara karşı geldiğimizde

we can also find pleasure and a surge of dopamine Kalıp ifadeler

2:11

haz ve ani bir dopamin artışı da yaşayabiliriz

Anlatım akışı

In the same way: benzer bir işleyişi belirtmek

In the same way, dinleyiciye sıradaki düşünceyi daha önce açıklanmış benzer bir örüntüyle ilişkilendirmesini söyleyen bir söylem belirtecidir. Burada, bilgi boşluğunu kapatmak gibi kuralları çiğnemenin de bir ödül tepkisi yaratabileceğini gösterir. Bu ifade iki durumun her ayrıntısını değil, işleyiş biçimini karşılaştırır. İfadeyi duyduğunuzda, daha önce anlatılan hangi örüntünün yeniden kullanıldığına bakın.

Alıştırma

Bir yazar önce günlük çalışmanın piyano becerilerini geliştirdiğini açıklıyor. Ardından günlük çalışmanın telaffuzu da geliştirdiğini söylüyor. Aynı örüntünün geçerli olduğunu en iyi hangi bağlayıcı gösterir?

  1. For example
  2. In the same way
  3. On the other hand
Cevabı göster

In the same way

Kalıp ifadeler

a surge of dopamine: ani ve güçlü bir dopamin artışı

Bu cümlede a surge of dopamine, dopamin miktarının aniden ve güçlü biçimde artması demektir. A surge of + isim, artan şeyi bir dalga veya patlama gibi sunar; bu yüzden genel bir artıştan daha hızlı ve çarpıcı gelir. Bu artış geçicidir; ifade, dopaminin sürekli yüksek kaldığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “ani ve güçlü bir artış” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After the final whistle, the fans felt ____ excitement.

Cevabı göster

a surge of

which creates positive reinforcement. Kelime

2:13

bu da olumlu pekiştirme yaratır.

Kelime

positive reinforcement: bir davranışı daha olası hâle getirmek

Bu cümlede positive reinforcement, bir davranıştan sonra ödüllendirici bir sonucun gelmesi ve bu davranışın yeniden gerçekleşme olasılığını artırması demektir. Burada haz ve dopamin artışı bu ödüllendirici sonuç görevini görür. Buradaki positive teknik bir sözcüktür: davranışın iyi olduğunu değil, bir şeyin eklendiğini belirtir. Güçlendirilen davranış yararlı da olabilir, yararsız da.

Alıştırma

Bir çocuk oyuncaklarını topluyor. Babası her seferinde ona bir çıkartma veriyor ve çocuk oyuncaklarını daha sık toplamaya başlıyor. Çıkartmanın etkisini en iyi hangi terim açıklar?

  1. negative reinforcement
  2. positive reinforcement
  3. punishment
Cevabı göster

positive reinforcement

You may also be a genetically predisposed rule breaker. Kelime

2:15

Genetik olarak kuralları çiğnemeye yatkın da olabilirsiniz.

Kelime

genetically predisposed: kesinlik değil, genetik eğilim

Burada genetically predisposed, rule breaker ifadesini niteler: kalıtımla gelen biyolojik etkenlerin bir kişiyi kuralları çiğnemeye daha yatkın hâle getirebileceğini belirtir. Genetically eğilimin kaynağını gösterir; predisposed ise eğilimli veya daha yüksek olasılıklı olmak demektir. Bu ifade, sonucun kesin olduğunu değil, olasılığın arttığını anlatır. Çevre, deneyimler ve kişisel seçimler davranışın gerçekten ortaya çıkıp çıkmayacağını yine etkileyebilir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: “A child who is genetically predisposed to impulsive behavior will definitely behave impulsively.”

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Studies on twins and adopted children have shown

2:19

İkizler ve evlat edinilmiş çocuklar üzerine yapılan araştırmalar

how your genes play a large role in how impulsive you are. Kalıp ifadeler

2:21

dürtüsellik düzeyinizi belirlemede genlerinizin büyük rol oynadığını gösterdi.

Kalıp ifadeler

play a large role in: önemli bir etkiyi ifade etmek

Play a large role in, “bir sonuç veya süreç üzerinde önemli etkiye ya da katkıya sahip olmak” demektir. Burada genlerin bir kişinin ne kadar dürtüsel olduğunu güçlü biçimde etkilediğini anlatır. Bu ifade diğer nedenlere yer bırakır; bu yüzden genlerin dürtüselliği cause ettiğini söylemekten daha temkinlidir. in sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: play a large role in development; play a large role in shaping behavior.

Alıştırma

Cümleyi “üzerinde önemli bir etkiye sahip olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Regular practice can ____ improving your confidence.

Cevabı göster

play a large role in

In general, people with lower levels of baseline serotonin Kelime

2:24

Genel olarak, bazal serotonin düzeyleri daha düşük olan kişilerin

were seen to have increased impulsive behavior Dilbilgisi

2:28

daha fazla dürtüsel davranış sergilediği görüldü

Kelime

müdahale öncesi referans düzeyi olarak baseline serotonin

Bu araştırma cümlesinde baseline serotonin, incelenen koşul, uyaran veya müdahaleden önce referans olarak kullanılan serotonin düzeyi anlamına gelir. Baseline, serotonin sözcüğünü niteler; mümkün olan en düşük serotonin düzeyi anlamına gelmez. Bu ifade, daha sonraki veya farklı ölçümlerin başlangıçtaki referansla karşılaştırılmasını sağlar. Cümle burada davranışla bir ilişki bildirir; ölçüm yöntemini, kişisel bir tanıyı veya davranışa yalnızca serotoninin neden olduğunun kanıtını bildirmez.

Alıştırma

Müdahaleden önce alınan referans ölçümünü belirten araştırma terimiyle cümleyi tamamlayın: Before the exercise program began, researchers recorded each participant's ____ heart rate.

Cevabı göster

baseline

Dilbilgisi

edilgen raporlama yapısı olarak were seen to have

Were seen to have edilgen bir raporlama yapısıdır: özne + be seen + to have + ad öbeği. Burada, kişilerin daha fazla dürtüsel davranış gösterdiği raporlanmış veya gözlemlenmiştir. Edilgen yapı araştırmacıları veya gözlemcileri belirtmez ve ifadeye kanıta dayalı, nesnel bir ton verir. Birinin, insanların bir davranışa sahip oluşunu gözleriyle izlediği anlamına gelmez ve yalnızca they had it demekten daha dolaylıdır.

Alıştırma

Cümleyi “sahip oldukları raporlandı veya gözlemlendi” anlamındaki hedef edilgen raporlama ifadesiyle tamamlayın: In the study, children who took regular breaks ____ longer attention spans.

Cevabı göster

were seen to have

which led to breaking the rules.

2:30

bu da kuralları çiğnemelerine yol açtı.

With all that said, Anlatım akışı

2:32

Bütün bunları söyledikten sonra,

Anlatım akışı

Bir geçiş ifadesi olarak With all that said,

With all that said, daha önce söylenen her şeyi bir bütün olarak toplayıp kabul eden bir söylem işaretleyicisidir. Dinleyiciye önceki tartışmanın, konuşmacının bir sonraki noktaya geçmesine yetecek kadar tamamlandığını bildirir. Ardından bir sonuç, çekince, farklı bir vurgu veya mizahi bir yön değişikliği gelebilir. İfade tek başına konuşmacının önceki noktaları reddettiği anlamına gelmez. Kesin ilişkiyi sonraki yan cümle gösterir.

Alıştırma

Bir konuşmacı hem faydaları hem de riskleri gözden geçirdikten sonra “With all that said” derse bu ifade en doğal olarak neyi gösterir?

  1. Konuşmacı yalnızca önceki ayrıntıları özetleyeceğine söz veriyor.
  2. Konuşmacı iki taraflı bir karşılaştırmanın karşıt tarafını tanıtıyor.
  3. Konuşmacı önceki tartışmayı toparlayıp bir sonuca, çekinceye, karara veya yeni bir tona geçiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı önceki tartışmayı toparlayıp bir sonuca, çekinceye, karara veya yeni bir tona geçiyor.

don't you dare go watching more AsapSCIENCE videos. Ton ve niyet

2:33

sakın gidip daha fazla AsapSCIENCE videosu izlemeye kalkmayın.

Ton ve niyet

Güçlü bir yasak ifadesi olarak Don't you dare

Don't you dare + fiilin yalın hâli, güçlü bir yasaklama yapısıdır: dinleyiciyi bir şeyi yapmaması için uyarır veya ona meydan okur. Dare ifadeye güç kattığı için bu kullanım, please don't ile kurulan sıradan bir ricadan çok daha serttir. Bu cümlede abartılı emir, şakacı bir ters psikoloji kurar: görünürdeki yasak, izleyicilerin daha fazla izlemek istemesini amaçlar. Aynı sözler başka bir bağlamda gerçek öfke ifade edebilir; bu yüzden niyeti ton ve kişiler arasındaki ilişki belirler.

Alıştırma

Değerlendirme: Bir müşteri çalışana “Don't you dare close the register yet.” diyor. Bu, sıradan bir ricada bulunmanın doğal ve saygılı bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

You're simply not allowed.

2:35

Buna kesinlikle izniniz yok.

I'm putting this playlist right here

2:37

Bu oynatma listesini tam şuraya koyuyorum

but it's not for you

2:39

ama o sizin için değil

and you better not subscribe for more weekly videos every Thursday. Dilbilgisi

2:40

ve her perşembe yayımlanan yeni videolar için sakın abone olmayın.

Dilbilgisi

“You better not …”: güçlü bir uyarıda had sözcüğünün atılması

You better not subscribe, You had better not subscribe ifadesinin had sözcüğü atılmış gündelik konuşma biçimidir. Had better not + fiilin yalın hâli güçlü bir uyarı verir ve kişi bunu yaparsa hoş olmayan bir sonucun ortaya çıkabileceğini ima eder. Buradaki better bir karşılaştırma değildir ve ifade yumuşak bir tavsiyeden daha güçlüdür. Normalde bu cümle birine abone olmamasını söyler. Ancak bu kapanışta konuşmacı, istediğinin tersini bilerek söyler ve izleyicileri abone olmaya yöneltmek için ters psikoloji kullanır. Başka durumlarda uyarının ciddi, şakacı veya ironik olup olmadığını bağlamdan anlamak gerekir.

Alıştırma

Had sözcüğünün atıldığı gündelik had better not biçimini kullanarak uyarıyı tamamlayın: You ____ touch that switch.

Cevabı göster

better not

We won't see you back here then.

2:44

O hâlde sizi burada bir daha görmeyeceğiz.

Bye.

2:46

Hoşça kalın.