Fermi Paradoksu II — Çözümler ve Fikirler: Tüm Uzaylılar Nerede?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Fermi paradoksunun yanıtları yolculuk ve iletişim sınırlarını, kayıtsız uygarlıkları, kendini çoğaltan sondaları, simüle dünyaları ve sınırlı insan bilgisini kapsıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Fermi paradox. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: bilimsel soruyu uzaylıların yokluğunun kanıtı saymadan anlamak. 2. “be too different to be able to communicate” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: too + sıfat + mastar ile farklılığın bir sonucu engellediğini anlatmak. 3. We've come far, / a long way to go. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: çok iş kaldığını söylemek ve ilerlemeyle alçakgönüllülüğü dengelemek için We've come far, ile kullanmak.
Bu derste
There are probably 10,000 stars for every grain of sand on Earth in the observable universe. Dilbilgisi
0:00Gözlemlenebilir evrende muhtemelen Dünya'daki her bir kum tanesine karşılık 10.000 yıldız vardır.
Her kum tanesine karşılık 10.000 yıldız
A miktarı + for every + B kalıbında A ile B bir oran oluşturur. Buradaki yaklaşık karşılaştırma, 10.000 yıldızı bir kum tanesiyle eşleştirerek yıldızların devasa sayısını gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırır. For every burada amaç bildirmez. İki miktarın birbiriyle nasıl eşleştiğini gösterir; aynı kalıp oranları, sıklıkları veya kaynak dağılımlarını da anlatabilir.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklü ifadeyle oranı tamamlayın: The shelter keeps two water bowls ____ five dogs.
Cevabı göster
for every
We know that there might be trillions of planets,
0:05Trilyonlarca gezegen olabileceğini biliyoruz,
Fermi paradoksu
Adını fizikçi Enrico Fermi'den alan Fermi paradoksu, iki düşünce arasındaki gerilimdir: Evren, akıllı uygarlıkların yaygın olmasına yetecek kadar büyük ve yaşlı görünür; ancak insanlar bu uygarlıklara dair geniş ölçüde kabul gören hiçbir kanıt bulmamıştır. Burada paradoks, makul bir beklenti ile gözlemlediğimiz şey arasındaki şaşırtıcı uyuşmazlık anlamına gelir. Dünya dışı yaşamın bulunmadığını kanıtlamaz; önerilen açıklamaların yanıtlamaya çalıştığı soruya verilen addır.
Alıştırma
Hangi ifade Fermi paradoksunu en iyi açıklar?
- Bilim insanları Dünya'nın ötesinde yaşam bulunmadığını kanıtlamıştır.
- Evrenin birçok uygarlık barındırması muhtemel görünür, ancak bunlara ilişkin geniş ölçüde kabul gören bir kanıtımız yoktur.
- Yıldızlar ve gezegenler çok uzakta oldukları için gözlemlenemez.
Cevabı göster
Evrenin birçok uygarlık barındırması muhtemel görünür, ancak bunlara ilişkin geniş ölçüde kabul gören bir kanıtımız yoktur.
we look at possible solutions to the Fermi paradox.
0:15Fermi paradoksuna yönelik olası çözümleri inceliyoruz.
will we be destroyed or does a glorious future await us? Kelime
0:19yok mu olacağız yoksa bizi muhteşem bir gelecek mi bekliyor?
await us: resmî geçişli fiil
Bu soruda await us, “gelecekte bizi beklemek” anlamına gelir. Konuşmacı görkemli bir geleceği önümüzde duran ve kaderimiz olabilecek bir şey olarak sunar; böylece açılış sorusu dramatik bir ton kazanır. Await geçişli bir fiildir, bu yüzden us doğrudan ardından gelir: await us denir, await for us denmez. Bu yapı genellikle ileride bulunan bir olayı, sonucu, görevi veya gelecekteki durumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî geçişli fiille tamamlayın: A difficult choice may ____ us at the end of the journey.
Cevabı göster
await
it's an enormous challenge to travel to other stars.
0:32başka yıldızlara seyahat etmek muazzam bir zorluktur.
Although possible: kısaltılmış ödünleme yan cümlesi
Although possible, although it is possible anlamına gelen kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesidir. Bağlamdan anlaşılan it öznesi ve is fiili atılır; geriye although + sıfat kalır. Bu giriş önce yıldızlar arası yolculuğun mümkün olduğunu kabul eder, ardından ana cümlenin daha önemli noktayı, yani bunun muazzam bir zorluk olduğunu vurgulamasını sağlar. Bu yapı, bir sınırlama veya karşıt sonuç belirtmeden önce bir gerçeği kısaca kabul etmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Although it is expensive ifadesini iki sözcüklük bir ödünleme girişine kısaltarak cümleyi tamamlayın: ____, the plan could save time.
Cevabı göster
Although expensive
Massive amounts of materials have to be put into orbit and assembled. Kalıp ifadeler
0:35Muazzam miktarlarda malzemenin yörüngeye yerleştirilmesi ve monte edilmesi gerekir.
put something into orbit: bir şeyi yörüngeye yerleştirmek
Bu cümlede put into orbit, malzemeleri bir gezegenin veya başka bir gök cisminin çevresindeki yola girecek şekilde göndermek anlamına gelir. Nesne, put ile into orbit arasına gelir: put + bir şey + into orbit. Into, yeni bir duruma veya konuma girişi belirtir. Bu ifade yalnızca yolculuğu başlatan launch eylemine değil, yörüngeye girme sonucuna odaklanır.
Alıştırma
Ulaşılan yörüngeyi göstermek için into kullanan ifadeyle uzay uçuşu kalıbını tamamlayın: The rocket will put the satellite ____ tomorrow.
Cevabı göster
into orbit
needs to be survived by a population
0:42sıfırdan başlamaya yetecek büyüklükte bir nüfus tarafından
start from scratch: sıfırdan başlamak
Bu cümlede start from scratch, nüfusun sürdürebileceği yerleşik bir toplum olmadan hayatı en baştan yeniden kurmak anlamına gelir. Burada scratch, bir yüzeydeki çizik anlamında değildir. Kalıp start from scratch biçimindedir. Önceki çalışma, kaynak veya düzenlemeler olmadığında ya da kullanılamadığında ve her şeyi temelden yeniden kurmak gerektiğinde kullanılır.
Alıştırma
“Önceki çalışmayı kullanamadan başlamak” anlamına gelen ve start ile başlayan deyimle cümleyi tamamlayın: The file was corrupted, so we had to ____ and rebuild the presentation.
Cevabı göster
start from scratch
And the planet might not be as hospitable as it seemed from afar. Kalıp ifadeler
0:46Ve o gezegen uzaktan göründüğü kadar misafirperver olmayabilir.
from afar: bir şeyi uzaktan görmek
From afar, “çok uzak bir yerden” veya “uzaktan” anlamına gelir. Bu cümlede gezegen uzaktan gözlemlendiğinde yaşama elverişli görünür, ancak onu daha yakından tanımak bu izlenimi değiştirebilir. Bu ifade gerçek bir fiziksel mesafeyi ya da daha mecazi olarak, bir şeyi yakından görmeden veya deneyimlemeden değerlendirmeyi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede from afar doğal biçimde kullanılmıştır?
- We watched the fireworks from afar.
- We watched the fireworks from far.
- We watched the afar fireworks.
Cevabı göster
We watched the fireworks from afar.
It was already extremely hard to set up a spaceship that could survive the trip, Öbek fiiller
0:50Zaten yolculuğu atlatabilecek bir uzay gemisi inşa etmek son derece zorken,
set up: bir şeyi kullanıma hazırlamak
Burada set up, uzay gemisini görevini yapabilecek şekilde düzenlemek, donatmak ve hazırlamak anlamına gelir. Anlamı bir şeyi yalnızca dik konuma getirmekten daha geniştir ve yapılan iş nesneye göre değişir. Set up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda set up the equipment ve set the equipment up biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne zamir olduğunda zamir ortaya gelir: set it up; set up it denmez.
Alıştırma
Set up kullanarak cümleyi tamamlayın ve zamiri doğru yere yerleştirin: Please ____ it ____ before the online meeting.
Cevabı göster
set · up
an interstellar invasion might be impossible to pull off. Öbek fiiller
0:54yıldızlararası bir işgali gerçekleştirmek imkansız olabilir.
pull off: zor bir şeyi başarmak
Burada pull off, zor veya gerçekleşmesi pek olası olmayan bir şeyi başarmak anlamına gelir. Bir şeyi çekmek ya da çıkarmak şeklindeki gerçek anlamda kullanılmaz. Zorluğa rağmen başarılı bir sonuca ulaşmayı vurgular; bu nedenle impossible to pull off, “başarıyla gerçekleştirilmesi imkânsız” demektir. Pull off ayrılabilen bir öbek fiildir: pull the invasion off ve pull off the invasion kullanılabilir, ancak nesne bir zamirse pull it off örneğindeki gibi ortaya gelmelidir.
Alıştırma
Pull off kullanarak ve zamiri doğru yere koyarak cümleyi tamamlayın: The rescue was risky, but the team managed to ____ without anyone getting hurt.
Cevabı göster
pull it off
have we had the technology to communicate over great distances.
1:12büyük mesafeler arası iletişim kuracak teknolojiye sahibiz.
only for about a century have we had: baştaki only ile devrik yapı
Only ile başlayan sınırlayıcı bir ifade cümlenin başına taşındığında, standart İngilizcede yardımcı fiil özneden önce gelir. Burada present perfect yapıdaki we have had, have we had biçimine dönüşür: only for about a century have we had.... Başa alınan ifade, daha önce sözü edilen çok daha uzun tarihle karşılaştırıldığında bu sürenin ne kadar kısa olduğunu vurgular. Only ifadesi daha sonraki konumunda kalırsa—We have had the technology for only about a century—normal özne–yardımcı fiil sırası korunur.
Alıştırma
Başa alınmış sınırlayıcı only ifadesinden sonra doğru sözcük sırasını kullanan standart İngilizce cümleyi seçin.
- Only in the last decade scientists have been able to measure it accurately.
- Only in the last decade have scientists been able to measure it accurately.
Cevabı göster
Only in the last decade have scientists been able to measure it accurately.
There might have been grand alien empires that stretched across thousands of systems
1:15Binlerce sisteme yayılan devasa uzaylı imparatorlukları olmuş
and existed for millions of years,
1:21ve milyonlarca yıl boyunca varlıklarını sürdürmüş olabilirler,
might just have missed: geçmişe dair temkinli bir tahmin
might just have missed yapısında might have + fiilin üçüncü hâli, geçmişteki bir olay hakkında kesin olmayan bir tahmin bildirir. Konuşan kişi geçmişe bakıp onları kaçırmış olmalarının mümkün olduğunu, ancak bundan emin olmadığını söylüyor. Buradaki just, bu olasılığı basit ya da tesadüfi bir açıklama olarak sunar. “Neredeyse” anlamına gelmez: kaçırma gerçekten yaşanmış olabilir.
Alıştırma
Mesajı kaçırmanın, yaşananlara ilişkin yalnızca olası bir açıklama olduğunu belirten cümle hangisidir?
- We must have missed the message.
- We might just have missed the message.
- We almost missed the message.
Cevabı göster
We might just have missed the message.
There might be grandiose ruins rotting away on distant worlds.
1:25Uzak dünyalarda çürümeye yüz tutmuş görkemli harabeler olabilir.
99% of all species on Earth have died out. Öbek fiiller
1:29Dünya'daki tüm türlerin %99'u yok oldu.
die out: bir grup olarak tamamen yok olmak
Die out, hiçbir üyesi, örneği ya da sürdüren kişi kalmadığı için tamamen yok olmak demektir. Bu cümlede have died out, söz konusu türlerin artık var olmadığını belirtir. Özne genellikle bir türün, grubun, soyun, geleneğin veya dilin tamamıdır; tek bir kişi ya da hayvan değildir.
Alıştırma
“Hiçbir üyesi kalmadığı için tamamen yok oldu” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The island bird species ____ after its habitat was destroyed.
Cevabı göster
died out
It's easy to argue that this will be our fate sooner or later. Kalıp ifadeler
1:33Er ya da geç bizim kaderimizin de bu olacağını iddia etmek kolaydır.
sooner or later: zaman belirsiz, sonuç kesin
“Sooner or later”, “gelecekte zamanı belli olmayan bir anda ama eninde sonunda” anlamına gelir. Konuşan kişi olayın ne zaman gerçekleşeceğini bilmez, ancak onu kaçınılmaz olarak sunar. Bu cümlede ifade, zamanlamayı açık bırakırken söz konusu kaderin gerçekleşeceğine duyulan kesinliği gösterir. İfadenin tamamını tek bir zaman ifadesi olarak anlayın; erken bir zaman ile geç bir zaman arasında seçim yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Derste geçen ve “sonunda olacak ama zamanı belirsiz” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyi kullanın: We cannot avoid this decision forever; ____, we will have to make it.
Cevabı göster
sooner or later
die off: bir grup içindeki büyük ölçekli kayıp
“Die off”, bir nüfusun veya grubun birçok üyesinin, çoğunlukla belli bir süre içinde ölmesi ve grubun büyük ölçüde küçülmesi durumunda kullanılan bir öbek fiildir. Burada akıllı uygarlıklar tekrar tekrar ortaya çıkabilir ve nüfusları ölürken yok olabilir. İfade büyük ölçekli azalmaya odaklanır; tek başına son üyenin de ortadan kalktığını söylemek zorunda değildir.
Alıştırma
Bu durumu en iyi hangi öbek fiil anlatır? During the drought, many trees across the valley died, but a few healthy groves survived.
- die out
- die off
- die of
Cevabı göster
die off
over and over again: tekrar tekrar
Over and over again, tekrar tekrar veya birçok kez anlamına gelir. Bu cümlede akıllı yaşamın gelişmesini, yayılmasını ve yok olmasını sürüp gidebilecek bir döngü olarak gösterir. Dört sözcüklük kalıbın tamamı zarf görevi görür. Her over sözcüğüne ayrı bir anlam vermeyin; dikkat çekici bir tekrarı vurgulamak için kalıbı bir bütün olarak kullanın.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen, over ile başlayan ve birçok kez anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The toddler asked the same question ____.
Cevabı göster
over and over again
But galactic civilizations might never meet.
1:44Fakat galaktik medeniyetler asla karşılaşmayabilirler.
But there is no reason to assume aliens are like us Kalıp ifadeler
1:54Ancak uzaylıların bizim gibi olduğunu
no reason to assume: dayanaksız bir sonucu sorgulamak
there is no reason to assume... ifadesinde assume, yeterli kanıt bulunmadan önce bir düşünceyi doğru kabul etmek anlamına gelir. Kalıp there is no reason to + fiil şeklindedir; burada assume sözcüğünden sonra bir yan cümle gelir ve that isteğe bağlıdır: assume (that) aliens are like us. Bu ifade, bir sonucun dayanağını nesnel bir biçimde sorgular. Kanıtların varsayımı haklı çıkarmadığı anlamına gelir; varsayımın yanlış olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The package is one day late, but there is no reason to assume it is lost.” Konuşan kişi ne demek istiyor?
- Paketin kaybolduğunu kesin olarak biliyoruz.
- Paketin kaybolmadığı kanıtlandı.
- Paketin kaybolduğu sonucuna varmak için yeterli kanıtımız yok.
Cevabı göster
Paketin kaybolduğu sonucuna varmak için yeterli kanıtımız yok.
or that our logic applies to them. Kalıp ifadeler
1:57veya bizim mantığımızın onlar için de geçerli olduğunu varsaymak için hiçbir neden yoktur.
applies to: bir kuralın biri veya bir şey için geçerli olduğunu söylemek
Burada applies to, “... için geçerli olmak” veya “...e uygulanmak” anlamına gelir. Cümle, insan mantığının uzaylı uygarlıklar için de geçerli olup olmadığını sorgular. Bir kural, fikir, tanım veya koşul bir kişi, şey ya da durumu kapsadığında apply to kullanılır. Özne, kapsamı olan şeyi; to’dan sonraki isim ise kapsanan şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “... için geçerli olmak” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: This safety rule ____ every visitor.
Cevabı göster
applies to
It might just be that our means of communication Dilbilgisi
2:00Sadece bizim iletişim araçlarımızın
It might just be that: temkinli bir açıklama sunmak
Burada It might just be that, kesin olduğunu ileri sürmeden olası bir açıklama sunar. Konuşan kişi bakış açısını tersine çevirir: belki de güçlük, insan iletişiminin ilkel ve modası geçmiş olmasından kaynaklanıyordur. It might just be that + yan cümlecik kalıbında might belirsizlik bildirir; just ise “yalnızca” ya da “basitçe” anlamındadır. Burada just, “az önce” demek değildir.
Alıştırma
Temkinli bir açıklama oluşturmak için parantez içindeki beş İngilizce kelimeyi doğal sıraya koyun: (might / it / that / just / be). ____ the map is upside down.
Cevabı göster
It might just be that
Imagine sitting in a house with a Morse code transmitter. Kültür
2:06Mors alfabesi vericisi olan bir evde oturduğunuzu hayal edin.
Morse code transmitter: Mors kodu vericisi
Mors kodu vericisi, harfleri ve sayıları temsil eden kısa ve uzun sinyallerle bilgi gönderen bir cihazdır. Bir seferde yalnızca az miktarda bilgi taşıyabilen eski bir iletişim biçimine aittir. Burada cihaz, büyük bir teknoloji farkını anlatan benzetmenin parçasıdır. Cümle, yalnızca eski iletişim ekipmanlarıyla sınırlı olduğunuzu hayal etmenizi ister; başka bir uygarlığın gerçekten Mors kodu kullandığını söylemez.
Alıştırma
“Morse code transmitter” bu hayali sahneye nasıl bir anlam katıyor?
- Başka bir uygarlığın Mors kodu kullandığını kanıtlar.
- Evin tüm dilleri otomatik olarak çevirdiği anlamına gelir.
- Kodlanmış mesajları göndermenin eski ve sınırlı bir yolunu temsil eder.
Cevabı göster
Kodlanmış mesajları göndermenin eski ve sınırlı bir yolunu temsil eder.
keep sending: keep + -ing yapısı
Keep + -ing biçimindeki bir fiil, “eyleme devam etmek” veya “eylemi tekrar tekrar yapmak” anlamına gelir. Keep sending ifadesinde keep sonrasında gereken biçim sending olur; keep doing kullanılır, keep to do kullanılmaz. Bu hayali durumda, kimse cevap vermese de birbiri ardına mesaj gönderirsiniz. Would sonrasında keep yalın hâlde kalır: You'd keep sending.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için keep fiilinin geniş zaman biçimini ve send fiilinin -ing biçimini kullanın: Even without a reply, I ____ messages every morning.
Cevabı göster
keep sending
Maybe we're still undetectable for intelligent species,
2:14Belki de zeki türler için hala tespit edilemez durumdayız,
and we'll remain so until we learn to communicate properly. Dilbilgisi
2:17ve düzgün bir şekilde iletişim kurmayı öğrenene kadar da öyle kalacağız.
remain so until: bir durumu bitiş noktasına kadar sürdürmek
Remain, 'olmaya devam etmek' anlamına gelir; so ise daha önceki undetectable durumunu temsil eder. Bu nedenle we'll remain so, 'tespit edilemez durumda kalacağız' demektir ve sıfatın tekrarlanmasını önler. Until, devam eden bu durumun bitiş noktasını belirleyen olayı getirir: durum, düzgün iletişim kurmayı öğrendiğimiz zamana kadar sürer.
Alıştırma
Cümleyi remain so until kalıbını aynen kullanarak tamamla: The room is quiet now and will ____ the meeting begins.
Cevabı göster
remain so until
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, ödünleyici bir koşul getirir: koşul gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de, ancak gerçekleşse bile ana sonucu değiştirmeye yetmez. Burada uzaylılarla karşılaşmak, anlamlı bir iletişim kurabileceğimizi yine de garanti etmez. Met biçimi ile might kullanımı, durumu bilinen bir gerçek değil de varsayımsal bir olay gibi gösterir.
Alıştırma
Yağmuru planı değiştirmeyecek bir olasılık olarak sunan ifadeyi seç: "____ it rains tomorrow, the game will continue."
- Because
- Even though
- Even if
Cevabı göster
Even if
be too different to be able to communicate: iletişim kuramayacak kadar farklı olmak
Too + sıfat + to + fiil, bir özelliğin aşırı bir dereceye ulaştığını ve bu aşırılığın sonraki eylemi engellediğini anlatır. Burada too different to be able to communicate, farklılıkların anlamlı iletişimi imkânsız kılacak kadar büyük olabileceği anlamına gelir. Bu, yalnızca very different ifadesinin daha güçlü bir biçimi değildir. To ile kurulan mastar, engellenen sonucu veya eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi too + sıfat + to + fiil yapısıyla tamamlayın: The suitcase is ____.
Cevabı göster
too heavy to carry
No matter how + sıfat/zarf
No matter how + sıfat/zarf, dereceyle ilgili bir ödünleme anlatır: mümkün olan her derece aynı ana sonuca götürür. No matter how hard you try cümlesinde how hard, “ne kadar çok çabalarsan çabala” anlamındadır; nasıl çabaladığınızı soran bir soru değildir. No matter yan cümlesi, ana cümlede belirtilen sonucu değiştiremeyen bir koşul oluşturur.
Alıştırma
Her dikkatli katlama derecesinin aynı sonuca götürdüğünü göstermek için No matter how kullanın: ____ carefully you fold this map, it will not fit in the tiny envelope.
Cevabı göster
No matter how
After all, from the squirrel's perspective, Kalıp ifadeler
2:35Ne de olsa, sincabın bakış açısına göre,
a tree is all that a sophisticated intelligence like itself
2:37bir ağaç, kendisi gibi sofistike bir zekanın hayatta kalması için
from the squirrel's perspective: bir bakış açısını çerçevelemek
From the squirrel's perspective, durumu sincabın bildikleri, ihtiyaçları ve deneyimleri üzerinden değerlendirmek demektir. Buradaki perspective, yalnızca bir şeye bakılan fiziksel yönü değil, zihinsel bir bakış açısını anlatır. Cümlenin başına getirilen bu ifade, ardından gelen yargının tamamının hangi bakış açısından verildiğini gösterir. Böylece aynı durumun bir kişiye veya canlıya makul, başka birine ise mantıksız görünmesi açıklanabilir.
Alıştırma
“From Maya's perspective, the deadline feels too close” cümlesindeki başlangıç ifadesinin görevi nedir?
- Yargıyı Maya'nın durumu ve deneyimi üzerinden çerçeveler.
- Maya'nın baktığı fiziksel yönü tarif eder.
- Maya'nın söylediği sözleri aynen aktarır.
Cevabı göster
Yargıyı Maya'nın durumu ve deneyimi üzerinden çerçeveler.
So, humans cutting down whole forests is madness. Öbek fiiller
2:43Bu yüzden insanların bütün bir ormanı kesmesi deliliktir.
cutting down: ağaçları kesip devirmek
Cutting down, cut down öbek fiilinin -ing biçimidir. Ağaçlarla kullanıldığında gövdeyi keserek ağacı devirmek anlamına gelir; genel cut fiilinden daha belirgindir. cutting down whole forests ifadesinde isim olan nesne down sözcüğünden sonra gelir. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir: cut them down denir, cut down them denmez.
Alıştırma
Cümleyi cut down ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The crew is ____ the damaged oak before the storm.
Cevabı göster
cutting down
But we don't destroy forests because we hate squirrels,
2:47Fakat ormanları sincaplardan nefret ettiğimiz için yok etmiyoruz,
The squirrel's wishes and the squirrel's survival are of no concern to us. Kalıp ifadeler
2:51Sincabın istekleri ve sincabın hayatta kalması bizim umurumuzda değil.
of no concern to: bir şeyi ilgisiz saymak
X is of no concern to Y kalıbında concern, 'önem taşıyan veya dikkate değer şey' anlamındaki bir isimdir. Kalıp, X'in Y için önemli veya ilgili olmadığını belirtir. Burada sincabın hem istekleri hem de hayatta kalması 'bizim' için önemsiz şeyler olarak bir kenara atılır. Resmî ifade, bu kayıtsızlığı mesafeli ve kasıtlı biçimde soğuk gösterir.
Alıştırma
Bir yetkili, 'The applicant's accent is of no concern to the committee.' diyor. Bunun anlamı nedir?
- Komite, başvuru sahibinin aksanı konusunda endişeli.
- Başvuru sahibi aksanını komiteyle konuşmalı.
- Komite, başvuru sahibinin aksanını ilgili bir unsur olarak görmüyor.
Cevabı göster
Komite, başvuru sahibinin aksanını ilgili bir unsur olarak görmüyor.
A type three civilization in need of resources Kalıp ifadeler
2:55Kaynaklara ihtiyaç duyan bir tip üç medeniyet
İsimden sonra in need of: eksik olan şeyi belirtmek
In need of, 'bir şeyden yoksun olmak ve ona ihtiyaç duymak' anlamına gelir. Ardından ihtiyaç duyulan şey gelir: in need of resources. A civilization in need of resources ifadesinde bu kalıp civilization sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. A civilization that needs resources ifadesinin daha kısa bir biçimidir ve hangi tür uygarlıktan söz edildiğini belirtir. Bu ifade bir yetersizliği anlatabilir; her zaman hiçbir şeye sahip olmamak anlamına gelmez.
Alıştırma
'Bir şeyden yoksun olmak ve ona ihtiyaç duymak' anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rural clinic is ____ medical supplies.
Cevabı göster
in need of
make collecting ... easier: make + etkinlik + sıfat kalıbı
make collecting whatever they need easier ifadesinde make, “yaratmak” değil, “bir sonuca yol açmak” anlamındadır. collecting whatever they need isim-fiil öbeği make'in nesnesidir; easier ise bu etkinliği açıklayan nesne tümlecidir. Yeniden kullanılabilen kalıp make + isim veya isim-fiil öbeği + sıfat biçimindedir: bir şey, nesnenin ya da etkinliğin belirtilen niteliği kazanmasını sağlar. Burada okyanusların buharlaştırılması, ihtiyaç duyulan şeyleri toplamanın zorluğunu azaltır. Bu kalıpta make'den sonra to kullanılmaz.
Alıştırma
Etiketlerin bir kutuyu bulma zorluğunu azalttığını göstermek için make + etkinlik + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The clear labels make finding the right box easier.
- The clear labels make finding the easier right box.
- The clear labels make to find the right box easier.
Cevabı göster
The clear labels make finding the right box easier.
Oh, well. ile yılgın bir kabulleniş
Oh, well, konuşanın istenmeyen bir sonucu kabul edip artık bunun için endişelenmemeye veya tartışmamaya karar verdiğinde kullandığı bir söylem belirtecidir. Burada well, “iyi” anlamına gelmez. Bu replikte kısa ve gündelik tepki, tüm insanların ölümünün ardından gelir. Bu nedenle sakin kabulleniş şaşırtıcı derecede duyarsız görünür. Bu uyumsuzluk kara mizah yaratır. Günlük konuşmalarda ifade daha çok küçük bir hayal kırıklığı için kullanılır.
Alıştırma
Maya kafenin kapalı olduğunu öğrenip “Oh, well. We can try the bakery.” diyor. Oh, well nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Kafenin kapalı olmasına seviniyor.
- Fırının tehlikeli olduğu konusunda uyarıyor.
- Hayal kırıklığını kabul edip yoluna devam ediyor.
Cevabı göster
Hayal kırıklığını kabul edip yoluna devam ediyor.
Bir bilim kurgu ifadesi olarak “warp speed”
“Warp speed” bir bilim kurgu fikridir: Bir uzay aracı, ışıktan daha hızlı gidebilmek için uzayı büker veya çarpıtır. Bu terim Star Trek gibi yapıtlar sayesinde geniş ölçüde tanınmıştır; günümüzde var olan bir teknolojinin adı değildir. Bu parçada activating warp speed, bu kurgusal yüksek hızlı yolculuk modunu çalıştırmak anlamına gelir. Bilim kurgu dışında insanlar at warp speed ifadesini bazen şakacı bir biçimde “son derece hızlı” anlamında kullanır.
Alıştırma
Bir bilim kurgu sahnesinde “activate warp speed” ne anlama gelir?
- Gerçek bir uzay aracının yasal hız sınırını kontrol etmek.
- İniş için uzay aracını yavaşlatmak.
- Işıktan hızlı yolculuk sağlayan kurgusal bir modu açmak.
Cevabı göster
Işıktan hızlı yolculuk sağlayan kurgusal bir modu açmak.
But if there is a civilization out there that wants to eliminate other species,
3:14Ancak eğer dışarıda diğer türleri yok etmek isteyen bir medeniyet varsa,
Açıklamaları karşılaştırmak için “far more likely” ... “rather than”
Far more likely ifadesindeki far, fiziksel uzaklığı değil “büyük ölçüde” anlamını veren bir pekiştiricidir. İfade, konuşanın bir açıklamayı çok daha yüksek olasılıklı gördüğünü belirtir. Rather than, konuşanın bir kenara bıraktığı rakip açıklamayı tanıtır. Burada by culture ve by economics, paralel yapıdaki neden ifadeleridir; bu yüzden cümle güdü olarak kültürü güçlü biçimde öne çıkarır ve ekonomiyi daha az inandırıcı alternatif olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir nedenin çok daha olası olduğunu en açık biçimde söyler ve diğerini bir kenara bırakılan alternatif olarak sunar?
- The server was far from the office, and user error caused the outage.
- It is very likely that both a server fault and user error contributed to the outage.
- It is far more likely that the outage was caused by a server fault rather than by user error.
Cevabı göster
It is far more likely that the outage was caused by a server fault rather than by user error.
automate the process: süreci otomatikleştirmek
Automate the process, bir dizi adımın yazılım, makineler veya bir sistem aracılığıyla, tekrarlanan insan müdahalesine çok az ihtiyaç duyarak ya da hiç duymadan otomatik olarak yürütülmesini sağlamak demektir. Burada automate fiildir, the process ise onun doğrudan nesnesidir. Odak, aynı elle yapılan işi yalnızca hızlandırmak değil, işin yürütülme biçimini değiştirmektir.
Alıştırma
Hangi durum automate the process ifadesiyle en iyi şekilde anlatılır?
- Çalışanlar aynı adımları elle tamamlar ancak daha hızlı çalışır.
- Bir yazılım sistemi tekrarlanan adımları otomatik olarak tamamlar.
- Bir yönetici gereksiz bir adımı kaldırır, ancak kalan tüm işler elle yapılmaya devam eder.
Cevabı göster
Bir yazılım sistemi tekrarlanan adımları otomatik olarak tamamlar.
A self-replicating space probe made from nanomachines. Kültür
3:29Nanomakinelerden yapılmış kendi kendini kopyalayan bir uzay sondası.
self-replicating space probe: kendi kendini kopyalayan uzay sondası
Self-replicating space probe, mevcut malzemeleri kullanarak kendi kopyalarını üretmek üzere tasarlanmış insansız bir uzay aracıdır. Bu kopyalar yolculuklarına devam edip daha fazla sonda üretebilir; böylece başlangıçtaki tek bir sonda uzayın birçok bölgesine yayılabilir. Self-replicating, space probe ifadesini niteler. Bu ifade bilim kurguda veya gelecek çalışmalarında önerilen bir tasarımı anlatır; gerçek uzay sondalarının olağan bir özelliği değildir.
Alıştırma
Hangi açıklama self-replicating space probe ifadesine uyar?
- Aynı verileri tekrar tekrar Dünya’ya gönderen bir uzay aracı
- Hasarlı parçalarını onarabilen ancak başka bir sonda üretemeyen bir uzay aracı
- Malzemeleri kullanarak kendi kopyalarını üretebilen insansız bir uzay aracı
Cevabı göster
Malzemeleri kullanarak kendi kopyalarını üretebilen insansız bir uzay aracı
operate on a ... level: belirli bir düzeyde veya ölçekte çalışmak
Operate on a ... level, “belirli bir ölçekte veya katmanda çalışmak ya da etki göstermek” anlamına gelir. Burada makineler moleküller ölçeğinde çalışır. Kalıp operate on a + sıfat + level şeklindedir. On ile başlayan bölüm, çalışmanın gerçekleştiği ölçeği veya katmanı belirtir; burada operate on, “birini ameliyat etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
operate on a + sıfat + level kalıbını cellular sıfatıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: This treatment ____, changing how individual cells repair damage.
Cevabı göster
operates on a cellular level
with the power to attack and dismantle anything in an instant. Kalıp ifadeler
3:36bir anda herhangi bir şeye saldırıp parçalama gücüne sahiptirler.
with the power to + fiil: bir şeyi yapacak güçlü kapasiteye sahip olmak
With the power to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapacak yeterli yeteneğe veya güce sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede makinelerin nesnelere saldırıp onları parçalayabildiği eklenir; power burada özellikle elektrik değil, kapasite demektir. With ile başlayan ifade, betimlemeye bir özellik ekler. Olası sonucu belirtmek için to sonrasındaki fiili değiştirin: with the power to change, protect veya destroy.
Alıştırma
Hangi cümlede with the power to resmî izin veya elektrik enerjisini değil, güçlü bir kapasiteyi anlatır?
- The new scanner is tiny, with the power to detect a crack smaller than a grain of sand.
- The battery supplies electrical power to the scanner.
- The safety officer has the authority to close the building.
Cevabı göster
The new scanner is tiny, with the power to detect a crack smaller than a grain of sand.
component parts: bir bütünü oluşturan parçalar
component parts ifadesinde component, parts sözcüğünü niteleyen bir sıfat görevi görür. İfade, birleşerek bir bütün oluşturan ayrı parçalar veya temel unsurlar anlamına gelir. disassemble something into its component parts kalıbı, tamamlanmış bir nesneyi veya sistemi tek tek unsurları ayrılana kadar parçalarına ayırmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bir bütünü oluşturan tek tek parçalar anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The technician disassembled the pump into its ____.
Cevabı göster
component parts
Three, use the resources to build new space probes.
3:49Üç, kaynakları kullanarak yeni uzay sondaları inşa et.
A doomsday machine like this could render a galaxy sterile Dilbilgisi
3:54Bunun gibi bir kıyamet makinesi bir galaksiyi
render a galaxy sterile: render + nesne + sıfat
Render + nesne + sıfat, “nesneyi belirtilen duruma getirmek” anlamına gelir. Burada a galaxy nesnedir ve sterile ortaya çıkan durumu belirtir; bu nedenle render a galaxy sterile, galaksiyi yaşam barındıramaz hâle getirmek demektir. Bu sonuç yapısı, yeni durum önemli sonuç olduğunda kullanışlıdır: render the device useless, render the road impassable veya render the evidence invalid.
Alıştırma
Cümleyi render + nesne + sıfat kalıbındaki resmî fiille tamamlayın: A severe flood could ____ the bridge unusable.
Cevabı göster
render
commit genocide: soykırım yapmak
commit genocide ifadesinde commit, çok ağır bir suçu “işlemek” veya “gerçekleştirmek” anlamına gelir; commit to a plan ifadesindeki gibi “bir plana bağlanmak” anlamına gelmez. Genocide, ulusal, etnik, ırksal veya dinî bir grubu tamamen ya da kısmen kasıtlı olarak yok etmektir. Bu nedenle ifade, sıradan bir çatışmayı veya büyük çaplı hasarı değil, bir grubu hedef alan son derece ağır bir suçu adlandırır. commit + ağır suç kalıbı resmî tartışmalarda yaygındır: commit murder, commit war crimes, commit genocide. Buradaki soru, soykırımı hayalî bir yolculuğun olası amaçlarından biri olarak gösterir ve birinin bunu neden yapacağını sorgular.
Alıştırma
Hangi cümle commit sözcüğünü doğal kullanırken genocide sözcüğünün kesin anlamını da koruyor?
- The storm committed genocide against the coastline.
- The two players committed genocide during a heated argument.
- The court examined evidence that the regime intended to commit genocide against the ethnic group.
Cevabı göster
The court examined evidence that the regime intended to commit genocide against the ethnic group.
If someone could travel at the speed of light, Dilbilgisi
4:06Birisi ışık hızında seyahat edebilse bile,
it would still take 100,000 years to cross the Milky Way once,
4:08Samanyolu'nu bir kez geçmek yine de 100.000 yıl sürerdi,
If someone could travel ... it would still take: varsayımsal koşul ve süren sonuç
If someone could travel ..., it would still take ... yapısı, hayalî veya kuramsal bir koşulu ve onun sonucunu sunar. Could izin değil, varsayımsal bir beceri bildirir; would ise sonucu işaretler. Bu nedenle will bu varsayımsal çerçeveye uymaz. Still, “o durumda bile” veya “yine de” anlamına gelir. Aşırı derecede iyi koşulun sınırlamayı ortadan kaldırmadığını gösterir: ışık hızında yolculuğa rağmen seyahat olağanüstü uzun kalır. Hayal edilen en iyi koşulda bile bir sorunun sürdüğünü göstermek için If + özne + could ..., özne + would still ... yapısını yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Varsayımsal cümleyi could ... would still yapısıyla tamamlayın: If Maya ____ run twice as fast, she ____ still miss the opening ceremony.
Cevabı göster
could · would
and you'll probably travel way slower. Kelime
4:11ve muhtemelen çok daha yavaş seyahat edeceksiniz.
way slower: gündelik bir karşılaştırma pekiştiricisi
way slower ifadesinde way, “çok daha” veya “büyük bir farkla” anlamına gelir. slower karşılaştırmasını güçlendiren gündelik bir derece zarfıdır; burada “yol” ya da “yön” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp way + karşılaştırma biçimindeki sıfat veya zarftır: way faster, way better, way more carefully.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen tek kelimelik gündelik pekiştiriciyle tamamlayın: This laptop is ____ lighter than my old one.
Cevabı göster
way
There might be way more enjoyable things
4:13Medeniyetleri yok etmekten ve imparatorluklar kurmaktan
Matrioshka brain: yıldız enerjisiyle çalışan katmanlı bir bilgisayar
Matrioshka brain, bir yıldızın çevresindeki iç içe geçmiş çok sayıda kabuktan oluşan varsayımsal bir dev yapıdır. Bu kabuklar yıldızın enerjisini yakalayıp çok büyük miktarda hesaplama için kullanırdı. Adı, iç içe geçen Rus oyuncak bebeklerinden gelir. Brain sözcüğü biyolojik bir beyni değil, tüm bilgi işlem sistemini anlatan bir mecazdır.
Alıştırma
Hangi açıklama Matrioshka brain kavramına en uygundur?
- Astronomi için tasarlanmış sıradan bir dizüstü bilgisayar
- Uzay yolculuğuna uyum sağlamış biyolojik bir beyin
- Bir yıldızın çevresine kurulmuş varsayımsal katmanlı bir bilgi işlem sistemi
Cevabı göster
Bir yıldızın çevresine kurulmuş varsayımsal katmanlı bir bilgi işlem sistemi
A computer of such computing power Dilbilgisi
4:24Öylesine bir bilgi işlem gücüne sahip bir bilgisayar ki,
such computing power that: derece ve sonuç
such + isim öbeği + that kalıbı, bir dereceyi ya da miktarı sonuç doğuracak kadar yüksek olarak sunar. Burada such, computing power isim öbeğini niteler; that ile başlayan yan cümle ise bu güç düzeyinin mümkün kıldığı sonucu belirtir. Temel fikir bir isim olduğu için bu yapı computing power ifadesini merkeze alır: bilgisayar, hayal edilen sonucu mümkün kılacak kadar yüksek bir hesaplama gücüne sahiptir.
Alıştırma
Cümleyi such ... that ve 'a detailed map' sözlerini kullanarak tamamlayın: The hikers had ____ they never got lost.
Cevabı göster
such a detailed map that
upload their consciousness: bir bilim kurgu fikri
Bilim kurguda ve gelecek üzerine yapılan tartışmalarda upload one's consciousness, anılar, kişilik ve farkındalık gibi zihinsel unsurları bir bilgisayar sistemine aktarmak veya kopyalamak ve böylece zihnin dijital olarak var olabilmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede tüm bir türün bunu yapması varsayımsaldır. İfade, kanıtlanmış bir teknolojiyi veya sıradan dosya yüklemeyi değil, spekülatif bir fikri adlandırır.
Alıştırma
Bir bilim kurgu öyküsünde upload her consciousness büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Zihnini dijital bir sisteme aktarmak veya kopyalamak
- Ses kaydını internette yayımlamak
- Bilgisayar dosyalarını bulutta saklamak
Cevabı göster
Zihnini dijital bir sisteme aktarmak veya kopyalamak
without ever being + sıfat
Bu cümlede without ever being bored or sad, hayal edilen deneyim sırasında sıkılmanın veya üzülmenin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği anlamına gelir. Without, ortaya çıkmayan bir durumu koşul olarak ekler; ever ise “hiçbir zaman” anlamını güçlendirir. Without edatından sonra -ing biçimi olan being kullanılır: doğru yapı without ever being'dir; without ever be veya without ever to be kullanılmaz. Burada being hem bored hem de sad sıfatına bağlanır.
Alıştırma
Priya'nın hiç sıkılmadığını göstermek için cümleyi tam olarak without ever being yapısıyla tamamlayın: "Priya can read for hours ____ bored."
Cevabı göster
without ever being
this computer could be powered for up to 10 trillion years. Kalıp ifadeler
4:41bu bilgisayar 10 trilyon yıla kadar çalıştırılabilir.
If built around ...: kısaltılmış edilgen koşul
If built around a red dwarf, edilgen bir koşul cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bu bağlamdaki tam biçimi If it were built around a red dwarf şeklindedir. Built sözcüğünün anlaşılan öznesi this computer olduğundan bilgisayar inşa etme eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan şeydir. Bu kısa kalıp if + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Koşul bölümünden çıkarılan özne ana cümlenin öznesiyle aynıysa ve edilgen anlam açıksa kullanılır.
Alıştırma
"If the battery is stored in a cool place" bölümünü if + geçmiş zaman ortacıyla kısaltın. Tamamlayın: "____ in a cool place, the battery will last longer."
Cevabı göster
If stored
for up to + süre: mümkün olan en uzun süre
Burada for up to + bir süre, mümkün olan en uzun süreyi belirtir. Bilgisayara 10 trilyon yıldan daha kısa süre güç sağlanabilir, ancak verilen tahmine göre bu üst sınır aşılmaz. Bir teknik özellik, teklif veya sonuç garanti edilen ya da kesin bir süre yerine üst sınır veriyorsa bu yapıyı kullan.
Alıştırma
Cümleyi mümkün olan en uzun süreyi belirten ifadeyle tamamla: A fully charged battery can keep the lamp on ____ twelve hours, but it may run out sooner.
Cevabı göster
for up to
or make contact with other life forms if this were an option? Dilbilgisi
4:46veya başka yaşam formlarıyla iletişim kurmak ister ki?
if this were an option: uzak bir varsayım için were
if this were an option ifadesinde were, şimdiki gerçeklikten uzak, hayal edilen bir durumu belirtir: bu seçenek şu anda yoktur veya yalnızca varsayım olarak düşünülmektedir. Bu standart İngilizce dilek-şart yapısında, tekil this dâhil her özneyle were kullanılır. if yan cümlesi, sorunun geçerli olduğu hayalî koşulu verir. Seçeneğin gerçekten mevcut olduğunu söylemez.
Alıştırma
Varsayımsal koşulu be fiilinin standart biçimiyle tamamla: The service is not available yet. If it ____ an option, I would choose it.
Cevabı göster
were
We don't know where the borders of technology are. Deyimler
4:53Teknolojinin sınırlarının nerede olduğunu bilmiyoruz.
Bir bölge metaforu olarak borders of technology
Bu ifade, teknolojiyi sınırları olan bir bölgeymiş gibi ele alır. Buradaki “sınırlar”, teknolojinin sonunda ulaşabileceği en uç noktayı anlatan bir metafordur; ülke sınırları veya yeri bilinen fiziksel bir çizgi değildir. Konuşmacı bu sınırların nerede olduğunu bilmediğimizi söylediği için bu imge belirsizliği vurgular: İnsanlık, teknolojinin ne kadar gelişebileceğini veya nihai sınırlarının nerede olabileceğini henüz bilemez.
Alıştırma
Bu cümlede “borders of technology” neyi ifade ediyor?
- teknolojik cihazların fiziksel boyutu
- teknolojinin yapabileceği şeylerin bilinmeyen sınırları
- teknolojinin kontrol ettiği ülke sınırları
Cevabı göster
teknolojinin yapabileceği şeylerin bilinmeyen sınırları
We could be close to the limit or nowhere near it, Deyimler
4:57Sınıra yakın olabiliriz ya da yakınından bile geçmiyor olabiliriz,
nowhere near it: sınırdan çok uzakta
Nowhere near it, “ondan çok uzakta” veya “ona hiç yakın değil” anlamına gelir. Buradaki it, daha önce sözü edilen teknolojinin sınırını belirtir; dolayısıyla konuşmacı mevcut konumumuzun bu sınırın çok altında olabileceğini söylüyor. Nowhere, near sözcüğünün anlamını güçlendirir; gerçek bir yeri anlatmaz. nowhere near + referans noktası yapısı fiziksel mesafe, ilerleme, kalite veya miktar bakımından büyük bir farkı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “çok uzak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team has only designed the first page, so the website is ____ finished.
Cevabı göster
nowhere near
Paralel -ing sonuç öbekleri olarak granting ..., transporting ..., elevating ...
Birbirine paralel üç -ing öbeği, “supertechnology”nin ortaya çıkaracağı düşünülen üç sonucu ekler. Üçünün de örtük öznesi supertechnologydir: bahşeden, taşıyan ve yükselten odur. Ana cümle zaten tamamlanmış olduğu için bu öbekler üç ayrı sürerlik zamanı oluşturmaz. “it will” ifadesini tekrarlamadan düşünceyi genişletir ve sıralama ölümsüzlükten galaksiler arası yolculuğa, oradan da tanrısal bir konuma doğru ilerler.
Alıştırma
Hangi cümle, tamamlanmış bir ana cümlenin öznesinin oluşturduğu sonuçları paralel -ing öbekleriyle ekler?
- The new medicine could change treatment, saving lives, reducing pain, and shortening recovery time.
- The new medicine is saving lives, and doctors are reducing pain.
- Saving lives is the main goal of the new medicine.
Cevabı göster
The new medicine could change treatment, saving lives, reducing pain, and shortening recovery time.
Odaklama kalıbı One thing we do have to acknowledge is that ...
One thing ... is that ... kalıbı önemli bir noktayı odağa getirir. we do have to acknowledge sözleri thing sözcüğünü açıklar; is sonrasındaki that cümleciği ise bu noktanın bütün içeriğini verir. do have to acknowledge içinde do, have to acknowledge ifadesini vurgular. Böylece kabul etmenin özellikle gerekli olduğu hissini verir ve çoğunlukla zor ya da sınırlayıcı bir gerçekten önce kullanılır; do ikinci bir eylem anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi have to ve vurgulu do kullanarak tamamlayın: One thing we ____ acknowledge is that the budget is too small.
Cevabı göster
do have to
hunter-gatherers: bir yaşam biçimini anlatan birleşik terim
Hunter-gatherers, hunter-gatherer sözcüğünün çoğuludur. Yiyeceklerinin çoğunu avlanarak, balık tutarak ve yabani bitkileri ya da diğer doğal kaynakları toplayarak elde eden insanları anlatan birleşik bir addır. İki parça, birbiriyle ilgisiz iki mesleği değil, tek bir yaşam biçimini adlandırır. Burada bu terim, insanlık tarihinin büyük bölümünü tarım, sanayi ve modern teknolojinin egemen olduğu çok daha kısa dönemlerin öncesine yerleştirir. Yiyecek elde etme biçimini anlatır; bu insanların zekâdan, beceriden veya karmaşık toplumlardan yoksun olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede hunter-gatherers ne anlama geliyor?
- Birbiriyle ilgisiz iki grup: profesyonel avcılar ve profesyonel toplayıcılar
- Çoğunlukla avlanarak, balık tutarak ve yabani kaynakları toplayarak yaşayan insanlar
- Yiyeceklerini çoğunlukla tarım ve hayvancılıktan elde eden insanlar
Cevabı göster
Çoğunlukla avlanarak, balık tutarak ve yabani kaynakları toplayarak yaşayan insanlar
we stopped using human labor as the main source of energy. Dilbilgisi
5:21temel enerji kaynağı olarak insan gücünü kullanmayı bıraktık.
stopped using: stop + -ing ile bir etkinliği sona erdirmek
Stopped using, stop + -ing yapısını izler. Bu yapı, bir etkinliğin daha önce sürdüğünü ve sonra sona erdiğini anlatır. Using, sona erdirilen etkinliği adlandıran -ing biçimidir. Bu cümlede insan emeği daha önce ana enerji kaynağıydı, ancak bu uygulama sona erdi. Using sözcüğünün nesnesi human labor as the main source of energy ifadesinin tamamıdır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak iki sözcükle tamamlayın: stop fiilinin basit geçmiş biçimi ve ardından use fiilinin -ing biçimi. Once the digital system was ready, the office ____ paper forms.
Cevabı göster
stopped using
we had apocalyptic weapons pointed at each other Kalıp ifadeler
5:25siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle
have weapons pointed at each other: karşılıklı doğrultulmuş olma durumu
had apocalyptic weapons pointed at each other ifadesinde had geçmiş zamandaki fiil, weapons onun nesnesi, pointed ise silahların durumunu anlatan geçmiş zaman ortacıdır. have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin ortaya çıkmış ya da ayarlanmış bir durumda olduğunu gösterebilir. Pointed at each other, iki tarafın silahlarının karşı tarafa doğrultulmuş olduğu anlamına gelir. Karşılıklı bir silahlı açmazı anlatır; silahların ateşlendiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, füzelerin ateşlendiğini söylemeden birbirlerine doğrultulmuş durumda olduklarını belirtir?
- The rival forces had missiles fired at each other.
- The rival forces pointed at the missiles together.
- The rival forces had missiles pointed at each other.
Cevabı göster
The rival forces had missiles pointed at each other.
metafor olarak we are embryos
Embryos burada bir metafordur. We genel olarak insanlığı veya insan uygarlığını ifade eder; are ise bu özneyi mecazi bir tanımla bağlar. Cümle, insan bedeni hakkında gerçek anlamlı bir iddiada bulunmaz. Son derece uzun galaktik zaman ölçeği düşünüldüğünde embriyo, gelişimin çok erken bir aşamasındaki bir şeyi temsil eder. Konuşmacının anlatmak istediği, insan uygarlığının hâlâ genç, olgunlaşmamış ve bilgi bakımından sınırlı olduğudur.
Alıştırma
Bu cümlede we are embryos ne anlama geliyor?
- İnsan uygarlığı galaktik zaman ölçeğinde hâlâ çok genç ve gelişmemiştir.
- İnsanlar galaksiden daha uzun süredir var olmuştur.
- Her insan gerçek anlamda biyolojik gelişimin en erken aşamasındadır.
Cevabı göster
İnsan uygarlığı galaktik zaman ölçeğinde hâlâ çok genç ve gelişmemiştir.
We've come far ... a long way to go: ilerledik ama yolumuz uzun
Her iki ifade de mesafeyi ilerlemenin mecazı olarak kullanır. We've come far, şimdiden büyük ilerleme kaydedildiğini; have a long way to go ise hedefe ulaşmadan önce daha çok ilerlemek gerektiğini anlatır. but yapısı, takdir ile temkinli olmayı dengeler. Konuşan kişi yapılanları överken işin bittiği izlenimini vermez.
Alıştırma
İlerleme karşıtlığını “come far” ve “a long way to go” ile tamamlayın: We've ____, but we still have ____.
Cevabı göster
come far · a long way to go
The mindset that we really are the center of the universe
5:36Gerçekten evrenin merkezi olduğumuz zihniyeti
make arrogant assumptions about: bir konu hakkında kibirli varsayımlarda bulunmak
Make assumptions about, yeterli kanıt olmadan bir kişi ya da konu hakkındaki fikirleri doğru kabul etmek anlamına gelir. Arrogant, assumptions sözcüğünü niteler: bu fikirlerin aşırı güveni ve kişinin kendi bakış açısının mutlaka doğru olduğu yönündeki abartılı düşüncesini gösterdiğini söyler. Yapı make + sıfat + assumptions + about + konu şeklindedir. Bu cümlede eleştirilen şey soru sormak değil, evrenin başka yerlerindeki yaşam hakkında aşırı özgüvenli iddialarda bulunmaktır.
Alıştırma
Hangi cümle assumptions ile kullanılan standart eşdizimi doğru biçimde içeriyor?
- Without enough evidence, we may do arrogant assumptions about alien life.
- Without enough evidence, we may make arrogant assumptions about alien life.
- Without enough evidence, we may make arrogant conclusions about alien life.
Cevabı göster
Without enough evidence, we may make arrogant assumptions about alien life.
in the end: nihai sonucu belirtmek
In the end, konuşmacının önceki olasılıkları geride bırakıp nihai sonuca geçtiğini gösterir. Burada dinleyiciyi soruyu kesin olarak cevaplayabilecek tek pratik yönteme hazırlar. Ayrıca bir hikâyenin veya sürecin sonunda ortaya çıkan sonucu da tanıtabilir; böylece dinleyici tartışmanın toparlandığını anlar.
Alıştırma
Birkaç fikir tartışıldı. In the end burada neyi gösterir?
- Tartışmanın ardından nihai sonucu açıklar.
- Bir sonuca varmadan başka bir olasılık sunar.
- Belirli bir nesnenin veya zaman diliminin son bölümünü gösterir.
Cevabı göster
Tartışmanın ardından nihai sonucu açıklar.
only one way to find out: tek bir eylem cevabı ortaya çıkaracak
Only one way, diğer bütün olasılıkların elendiğini ve geriye tek bir yöntem kaldığını belirtir. To find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek anlamına gelir. İfade bir bütün olarak tartışmayı sonuca bağlar ve soruyu kesinleştirebilecek bir eyleme yönlendirir. Dinleyici cevapsız kalan sorunun ne olduğunu zaten biliyorsa neyin öğrenileceği söylenmeyebilir.
Alıştırma
Kalan tek bir eylemin bilinmeyen cevabı ortaya çıkaracağını anlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: “We have discussed every possibility. There is ____: run the experiment.”
Cevabı göster
only one way to find out
Cümle sonundaki right? ile onay isteme
Bir ifadenin sonunda kullanılan right?, dinleyiciden az önce söylenen şeyi onaylamasını veya ona katılmasını ister. Burada konuşmacı zaten bir sonuca varmıştır ve dinleyicinin bunu kabul etmesini bekler; ifadenin doğru olup olmadığını tarafsız biçimde soran bir soru değildir. Ayrıca ifadeyi konuşma içinde bir onay kontrolüne dönüştürür. Bu kısa soru, tonlamaya ve konuşanlar arasındaki ilişkiye bağlı olarak samimi ve açık ya da daha baskıcı duyulabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: We only have one more chance, right? Buradaki right? temel olarak ne yapar?
- Dinleyiciye hangi yöne gitmesi gerektiğini sorar.
- Dinleyiciyi ifadeyi onaylamaya veya ona katılmaya davet eder.
- Chance sözcüğünü düzeltir.
Cevabı göster
Dinleyiciyi ifadeyi onaylamaya veya ona katılmaya davet eder.
This video was made possible by your support on Patreon. Kalıp ifadeler
6:02Bu video Patreon'daki destekleriniz sayesinde mümkün oldu.
made possible by: bir şeyi mümkün kılan unsuru belirtme
Edilgen be made possible by + isim öbeği yapısında, by sonrasındaki sözcükler bir şeyin gerçekleşmesini sağlayan desteği, finansmanı, kişiyi veya koşulu belirtir. Bu cümlede izleyicilerin Patreon üzerinden verdiği destek, video için gereken yardımı sağlamıştır. Bu ifade, sonucu mümkün kılan nedene katkı payı verir. Bir şeyi gerçekte kimin oluşturduğunu veya ürettiğini belirtmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The new library was ____ a community fundraising campaign.
Cevabı göster
made possible by
and maybe get your own bird avatar in return, Kalıp ifadeler
6:08ve belki de karşılığında kendi kuş avatarınızı almak isterseniz,
in return: karşılığında
Burada in return, “birinin verdiği veya yaptığı bir şeye karşılık olarak” demektir. İzleyiciler içerik üreticilerini destekleyebilir; kuş avatarı da karşılığında alabilecekleri olası bir yarardır. Bu ifade zarf görevi görür: get your own bird avatar in return. Bir yararı daha önceki bir eyleme bağlar ve ikisini bir değiş tokuşun iki tarafı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “onun yardımına karşılık olarak” anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Maya helped me move, so I cooked dinner for her ____.
Cevabı göster
in return