Bebekler konuşmayı nasıl öğrenir ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: BBC Learning English’in bu bölümünde bebeklerin agu seslerinden konuşmaya geçerken kesintisiz ses akışını kelimelere ayırmayı ve bu kelimeleri nesneler ile anlamlara bağlamayı nasıl öğrendiği anlatılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. break down the speech stream into words. — Phrasal Verbs: break down ifadesinin bir bütünü daha küçük parçalara ayırmak anlamına gelebileceğini öğrenirsin; bu, bebeklerin konuşmayı nasıl bölümlere ayırdığını anlatırken ve veri, sorun ya da süreç analizi hakkında konuşurken işe yarar. 2. stressed syllable. — Vocabulary Meaning & Register: Bir kelimede daha vurgulu söylenen kısmı anlatan dilbilim terimini öğrenirsin; böylece bir çocuğun giraffe yerine raffe ya da banana yerine nana demesinin nedenini anlayabilirsin. 3. take for granted — Idioms & Figurative Expressions: “Sorgulamadan doğal kabul etmek” anlamındaki bu yaygın deyimi öğrenirsin; yetişkinlere kelime ile nesne arasındaki bağın neden açık geldiğini, bebeklerinse bunu hâlâ çözmesi gerektiğini anlarsın.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English.
For most parents, their baby's first word is a special moment. Anlatım akışı
0:13Çoğu ebeveyn için bebeklerinin ilk kelimesi özel bir andır.
For most parents: bakış açısını belirlemek
Cümlenin başındaki “For most parents,” ifadesi, devamındaki bilgilerin hangi bakış açısından değerlendirileceğini gösterir: çoğu ebeveynin bakış açısından bebeğin ilk kelimesi özel hissettirir. Bu ifade, her ebeveynin aynı şekilde hissettiğini söylemeden iddianın kapsamını geniş bir grupla sınırlar. “For most + grup” kalıbı, ana cümleden önce bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Cümlenin başındaki “For most parents,” ifadesi ne işe yarar?
- Her ebeveynin tamamen aynı deneyimi yaşadığını söyler.
- İfadeyi çoğu ebeveynin bakış açısından çerçeveler.
- Çoğu ebeveyni ana eylemi gerçekleştiren kişiler olarak sunar.
Cevabı göster
İfadeyi çoğu ebeveynin bakış açısından çerçeveler.
when babies start making simple sounds like ga or ma.
0:22bebeklerin ga veya ma gibi basit sesler çıkarmaya başladığı dönem.
babble: bebeğin kelimelerden önce çıkardığı ilk sesler
Burada “babble”, bebeklerin dil gelişimindeki erken bir aşamanın adıdır. Bebek, açık anlamları olan kelimeleri düzenli biçimde kullanmadan önce “ga” veya “ma” gibi basit, tekrarlanan ve konuşmaya benzeyen sesler çıkarır. Bu bağlamda sözcük, gündelik bir sohbet anlamına gelmez. Bebeklerden ve basit seslerden söz edilmesi, gelişimle ilgili anlamın kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Erken dil gelişimiyle ilgili cümlede “babble” ne anlama gelir?
- Arkadaşlar arasında rahat bir sohbet
- Bir bebeğin doğru telaffuz ettiği ilk cümle
- Bir bebeğin açık kelimelerden önce çıkardığı basit ve konuşmaya benzer sesler
Cevabı göster
Bir bebeğin açık kelimelerden önce çıkardığı basit ve konuşmaya benzer sesler
Babies have to learn to use their mouth muscles to make specific sounds. Dilbilgisi
0:26Bebekler belirli sesleri çıkarmak için ağız kaslarını kullanmayı öğrenmek zorundadır.
have to learn to use: gereklilik ve beceri öğrenimi
Bu ifade iki düşünceyi birleştirir: have to gereklilik bildirirken learn to use edinilmesi gereken beceriyi belirtir. Bu cümlede bebekler bu kasları kendiliğinden kontrol edemez; bu kontrolü öğrenmeleri gerekir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp have to learn to + fiilin yalın hâlidir. Birinin bir eylemi yalnızca bir kez yapması değil, bir yetenek geliştirmesi gerektiğinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi have to learn to use kalıbıyla tamamlayın: New technicians ____ the safety equipment before working alone.
Cevabı göster
have to learn to use
They experiment with different sounds and mouth shapes. Kalıp ifadeler
0:31Farklı sesleri ve ağız şekillerini denerler.
experiment with different sounds and mouth shapes: farklı sesleri ve ağız şekillerini denemek
Experiment with + isim, bir veya daha fazla seçeneği deneyip ne olduğunu gözlemlemek anlamına gelir. Yalnızca resmî bilimsel deneyleri değil, oyun amaçlı veya uygulamalı deneme yanılmayı da anlatabilir. Bu cümlede different sounds and mouth shapes denenen şeylerdir. With edatı, kişinin değiştirdiği malzemeyi, yöntemi veya seçeneği gösterir; deneyin yapıldığı yeri belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi experiment with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before choosing the final design, we ____ several color combinations.
Cevabı göster
experimented with
So, what exactly is happening when babies start learning to speak? Anlatım akışı
0:34Peki, bebekler konuşmayı öğrenmeye başladığında tam olarak ne oluyor?
what exactly is happening: belirli süreci sormak
Bu soruda what ... is happening, yalnızca bir şeyin olup olmadığını değil, gerçekleşen süreci sorar. exactly soruyu daha belirgin hâle getirir: konuşan kişi gerçekte neler olduğunun ayrıntılarını öğrenmek ister. Bu tür bir soru, ardından gelecek açıklamayı düzenler. Konuşmayı gözlemlenen bir olaydan, bunun nasıl işlediğini daha yakından anlatan bir açıklamaya taşır.
Alıştırma
"What exactly is happening?" sorusunda exactly ne işe yarar?
- Süreç hakkında daha belirgin bir açıklama ister.
- Konuşan kişinin tüm ayrıntıları zaten bildiğini gösterir.
- Soruyu bir emre dönüştürür.
Cevabı göster
Süreç hakkında daha belirgin bir açıklama ister.
but I imagine they watch the adults around them
0:42ama etraflarındaki yetişkinleri izlediklerini hayal ediyorum
and kind of copy and imitate what they do. Ton ve niyet
0:44ve bir nevi onların yaptıklarını kopyalayıp taklit ediyorlardır.
I'm no expert, but: kişisel bir görüşü yumuşatmak
I'm no expert, but ... önce konuşan kişinin kendi otoritesine ilişkin iddiasını azaltır, ardından bir görüş, tahmin veya öneri sunar. Bu cümlede I imagine ifadesinin daha az kesin ve daha az iddialı duyulmasını sağlar. İfade gerçek anlamda doğru olabilir, ancak konuşmadaki asıl görevi dikkatli ve alçakgönüllü bir tutum göstermektir: “Bu benim görüşüm, ama bunu uzman tavsiyesi olarak görmeyin.”
Alıştırma
Bir bitkinin neden solduğundan emin değilsiniz. Hangi başlangıç, uzman olduğunuzu iddia etmeden önerinizi dikkatli hâle getirir?
- I'm no expert, but it may need more sunlight.
- It may need more sunlight, and no one can disagree.
- I'm the expert, so it definitely needs more sunlight.
Cevabı göster
I'm no expert, but it may need more sunlight.
kind of copy and imitate: Bir gözlemi yumuşatmak
Burada kind of, iddianın kesinliğini azaltır. Konuşan kişi olanların kesinlikle böyle olduğunu söylemez; copy and imitate ifadesini yaklaşık bir gözlem olarak sunar. Copy ve imitate birbirine çok yakın anlamlı fiillerdir ve yan yana kullanılmıştır. Bu cümlede iki ayrı eylemi anlatmak yerine, yetişkinlerin yaptığını yapma şeklindeki tek bir düşünceyi güçlendirirler.
Alıştırma
kind of copy and imitate ifadesindeki kind of nasıl bir etki yaratır?
- İddiayı daha az kesin, yaklaşık bir gözlem gibi gösterir.
- Konuşan kişiyi kızgın ve suçlayıcı gösterir.
- Cümleyi daha resmî ve teknik hâle getirir.
Cevabı göster
İddiayı daha az kesin, yaklaşık bir gözlem gibi gösterir.
But I definitely think that's what my children did when they were learning to speak.
0:48Kesinlikle çocuklarımın konuşmayı öğrenirken böyle yaptıklarını düşünüyorum.
Um well, let's compare our ideas with those of an expert. Anlatım akışı
0:53Hmm peki, fikirlerimizi bir uzmanınkilerle karşılaştıralım.
Let's compare our ideas with those of an expert: Tartışmayı yönlendirmek
Konuşan kişi, tahmin aşamasını bitirip herkesi uzmanın görüşüne yönlendirmek için let's compare ifadesini kullanır. Let's, bu geçişi bir emirden çok birlikte atılacak bir sonraki adım gibi gösterir. our ideas ... those of an expert yapısında those, çoğul ideas isminin yerine geçer. Böylece the ideas of an expert tekrarlanmadan karşılaştırmanın iki tarafı paralel tutulur.
Alıştırma
Çoğul results ismini tekrarlamayı hangi seçenek doğru biçimde önler? Let's compare our results with ___ another team.
- those
- that of
- those of
Cevabı göster
those of
Professor Julian Pine from Liverpool University,
0:57Liverpool Üniversitesi'nden Profesör Julian Pine,
and he lists the skills that babies develop in order to speak. Dilbilgisi
1:04ve bebeklerin konuşabilmek için geliştirdikleri becerileri sıralıyor.
speaking here on BBC Radio 4 ile arka plan bilgisi verme
“speaking here on BBC Radio 4”, Professor Julian Pine’dan sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Onun konuştuğu ortamı arka plan bilgisi olarak ekler; cümlenin ana mesajını oluşturmaz. Yayın dilinde “here”, fiziksel bir yerden çok mevcut programı veya yayını gösterir. Bu kısa yapı, kişi tanıtımına arka plan ekledikten sonra burada “he lists ...” olan ana eyleme geçmeyi sağlar.
Alıştırma
“speaking here on BBC Radio 4” cümlede ne işe yarar?
- Bebeklerin beceri geliştirme amacını belirtir.
- Konuşanın BBC Radio 4 olduğunu söyler.
- Profesör Pine’ın nerede konuştuğuna ilişkin arka plan bilgisi ekler.
Cevabı göster
Profesör Pine’ın nerede konuştuğuna ilişkin arka plan bilgisi ekler.
in order to speak ile amaç belirtme
“in order to speak” amaç belirtir. Bebekler bu becerileri konuşabilmek için geliştirir. Kalıp “in order to + fiilin yalın hâli” şeklindedir. Amaç ilişkisini açıkça gösterir; daha kısa olan “to speak” de çoğu zaman aynı amacı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “in order to” ve “finish” fiiliyle tamamlayın: Leo worked carefully ____ the model.
Cevabı göster
in order to finish
Well, one of the first things the child's got to do is
1:08Şey, çocuğun yapması gereken ilk şeylerden biri
they've got to break down the speech stream into words. Notlar
1:10konuşma akışını kelimelere ayırmak zorundalar.
they've got to: gereklilik bildiren konuşma ifadesi
They've got to, they have got to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “yapmak zorundalar” ya da “yapmaları gerekiyor” anlamına gelir; konuşma akışını sözcüklere ayırmanın gerekli olduğunu, bunun önceden yapılmış bir iş olmadığını belirtir. Kalıp özne + have/has got to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu cümlede yalın hâldeki fiil break sözcüğüdür.
Alıştırma
Örnekte they've got to break down ne anlama geliyor?
- Onu parçalara ayırmaları gerekiyor.
- Onu zaten parçalara ayırdılar.
- Onu parçalara ayırma fırsatı buldular.
Cevabı göster
Onu parçalara ayırmaları gerekiyor.
break down the speech stream into words: bir bütünü parçalara ayırmak
Burada break down, bir bütünü daha küçük parçalara ayırmak ve incelemek anlamına gelir. Bütün, kesintisiz konuşma akışıdır; parçalar ise tek tek sözcüklerdir. “Bir şeye zarar vermek” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp break down + bütün + into + parçalar şeklindedir. Into, bölme sonucunda oluşan daha küçük birimleri tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: Let's ____ the project into three simple stages.
Cevabı göster
break down
Then they've got to link the words to the things that they refer to in the environment. Kalıp ifadeler
1:13Sonra o kelimeleri çevrede ifade ettikleri şeylerle ilişkilendirmeliler.
link the words to the things that they refer to: sözcükleri işaret ettikleri şeylerle ilişkilendirmek
link X to Y, aralarındaki ilişkiyi açık hâle getirmek için X’i Y ile bağlantılandırmak demektir. Burada X, the words; Y ise çevredeki the things ifadesidir. that they refer to ilgi cümleciği hangi şeylerden söz edildiğini belirtir: they zamiri the words ifadesine döner, refer to ise “anlam bakımından temsil etmek veya işaret etmek” demektir. İfadenin tamamı, her sözcüğü temsil ettiği şeyle eşleştirmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi link X to Y ve refer to kullanarak tamamlayın: Link each label ____ the object it refers ____.
Cevabı göster
to · to
So, they've got to learn what the words mean. Dilbilgisi
1:17Yani, kelimelerin ne anlama geldiğini öğrenmeliler.
what the words mean: gömülü wh cümleciğinde sözcük sırası
what the words mean, cümle içine yerleştirilmiş bir wh yan cümleciğidir. Cümleciğin tamamı learn fiilinin nesnesidir ve öğrenilecek bilgiyi belirtir. Bu tür bir cümlecikte düz cümle sırası kullanılır: what + özne + fiil. Bu nedenle what the words mean doğrudur; what do the words mean ise doğrudan soru sırasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede gömülü wh cümleciğinin sözcük sırası doğrudur?
- I don't know what means this sign.
- I don't know what this sign means.
- I don't know what does this sign mean.
Cevabı göster
I don't know what this sign means.
In this program, we'll discover how babies learn to speak, Anlatım akışı
1:20Bu programda bebeklerin konuşmayı nasıl öğrendiklerini keşfedeceğiz,
and as usual, we'll learn some useful new vocabulary.
1:23ve her zamanki gibi bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.
In this program, we'll discover ... ile içeriği önceden tanıtmak
In this program kapsamı belirler: konuşmacı mevcut bölümden söz etmektedir. We'll discover how babies learn to speak, sırada incelenecek temel soruyu önceden bildirir. Burada discover, mutlaka bir şeyi ilk keşfeden kişi olmak değil, bir konu hakkında bilgi edinmek veya onu anlamak demektir. Bu tür bir giriş, dinleyiciye yol gösterir. Sırada ne olduğuna dair basit bir harita sunar; formatı ve konuyu belirten kelimeler değiştirilerek aynı kalıp başka içeriklere uyarlanabilir.
Alıştırma
Açılıştaki ön tanıtımı hedef yapıyla tamamlayın: ____, ____ how bees find their way home.
Cevabı göster
In this program · we'll discover
remember, you can find a list of this program's vocabulary on our website,
1:28unutmayın, bu programın kelime listesini web sitemizde bulabilirsiniz,
And on the subject of words, ile bağlantılı bir konuya geçmek
On the subject of words, kelimelerden söz ederken veya kelimelerden söz açılmışken anlamına gelir. And, ifadeyi önceki cümleye bağlar. Konuşmacı words sözcüğünü, dil öğrenimi tartışmasından ilgili kelime listesi hatırlatmasına geçmek için bir köprü olarak kullanır. on the subject of + isim veya isim öbeği kalıbı, aynı genel konu içinde başka bir noktayı tanıtır. Tamamen ilgisiz bir konuya atlamayı değil, bağlantılı bir geçişi bildirir.
Alıştırma
Sınıf zaten bir okul gezisini konuşuyor. Hangi cümle, ilgili yemek konusuna geçmek için hedef kalıbı kullanıyor?
- And on the subject of food, should we pack some snacks?
- The school trip ended before lunch.
- To change the subject completely, what is your favorite song?
Cevabı göster
And on the subject of food, should we pack some snacks?
Some people find it helpful to study the vocabulary before listening. Dilbilgisi
1:35Bazı insanlar dinlemeden önce kelimeleri çalışmanın faydalı olduğunu düşünür.
find it helpful to study: find it + sıfat + to do
find it helpful to study ifadesinde find, bir şeyin belirli bir niteliğe sahip olduğunu düşünmek veya deneyimlemek anlamına gelir. it biçimsel nesne görevi görür, helpful değerlendirmeyi verir ve to’lu mastar değerlendirilen eylemi belirtir. Burada değerlendirilen eylem, dinlemeden önce kelimeleri çalışmaktır. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + find + it + sıfat + to do şeklindedir; bir kişinin bir eylemi nasıl değerlendirdiğini anlatır.
Alıştırma
find it + sıfat + to do kalıbını ve find, helpful, review sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ my notes before a test.
Cevabı göster
find it helpful to review
And another thing to do before listening is ask my question. Anlatım akışı
1:39Ve dinlemeden önce yapılacak bir diğer şey de benim sorumu sormaktır.
another thing to do before listening is ...: sonraki adımı tanıtma
another thing to do before listening, bir sıradaki ek bir görevi belirtir. And bu görevi önceki adıma bağlar; is ask my question ise sıradaki görevin ne olduğunu söyler. Böylece dinleyici, dinleme öncesi süreçte adım adım yönlendirilir. Yeniden kullanılabilen kalıp another thing to do before + etkinlik + is + eylem şeklindedir. thing to do ile kurulan bir ifadeden sonra, is sözcüğünü izleyen eylem is ask örneğinde olduğu gibi to olmadan fiilin yalın hâlinde doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
another thing to do before listening ifadesi cümlede hangi işlevi görüyor?
- Tüm dinleme görevlerinin bittiğini söyler.
- Dinleme öncesi sıraya bir sonraki görevi ekler.
- Konuyu ilgisiz bir soruya çevirir.
Cevabı göster
Dinleme öncesi sıraya bir sonraki görevi ekler.
Georgie, we've mentioned the babbling noises that babies make when learning to speak,
1:43Georgie, bebeklerin konuşmayı öğrenirken çıkardıkları babıldama seslerinden bahsettik,
At what age does this usually start?: başlangıç yaşını sormak
At what age, bir olayın veya dönemin hangi yaşta gerçekleştiğini sorar. Burada belirli bir bebeğin şu an kaç yaşında olduğu değil, babıldamanın normalde ne zaman başladığı soruluyor. Soru kalıbı At what age + does + tekil özne + fiilin yalın hâli? şeklindedir. Usually genel bir eğilimi gösterdiği için does this usually start geniş zamanda kullanılır.
Alıştırma
Doğrudan yaş soran ders ifadesiyle soruyu tamamlayın: ____ do children usually start school?
Cevabı göster
At what age
Okay, I think my best guess would be A, around 6 months old. Ton ve niyet
2:02Tamam, sanırım en iyi tahminim A olurdu, yaklaşık 6 aylıkken.
My best guess would be ...: temkinli bir tahmin
My best guess, emin olmadığınızda en olası görünen seçeneği veya tahmini anlatır. Cümlede konuşan kişi A'yı seçiyor ancak bunun bir tahmin olduğunu açıkça belirtiyor. Would be iddiayı daha da yumuşatır. My best guess would be + cevap veya tahmin kalıbı, düşünülmüş bir görüşü kesin olarak bilinen bir gerçek gibi sunmadan belirtmenizi sağlar.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Bir sınavda "My best guess would be A" demek, "The answer is A." demekten daha az kesinlik gösterir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Okay, well, we'll find out a little bit later on in the program. Öbek fiiller
2:06Tamam, peki, bunu programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
find out a little bit later on: biraz daha sonra öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak demektir. Bu cümlede we'll find out, cevabın daha sonra açıklanacağını izleyiciye bildirir ve sonucu beklemelerini sağlar. A little bit later on, biraz daha sonra anlamına gelir. Burada later on bir yeri değil, programın ilerleyen bir bölümünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, find ile oluşturulan ve cevabı öğrenmek anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We'll ____ who won after the votes are counted.
Cevabı göster
find out
Let's return to Professor Pine's list: Profesör Pine'ın listesine dönelim
Let's return to..., herkesin dikkatini daha önce sözü edilen bir konuya geri yönlendiren bir geçiş ifadesidir. Let's, dinleyicileri konuşmacıyı takip etmeye davet eder; return to ise yeniden ele alınacak konuyu belirtir. Burada cümle kısa bir konudan sapmayı bitirir ve Profesör Pine'ın listesini yeniden ana konu hâline getirir. Bu dönüş konuşmanın içindedir; fiziksel olarak bir yere gitmek anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyicileri daha önce konuşulan bir konuya en açık biçimde geri yönlendirir?
- Let's turn to the next question.
- Let's remove the first question.
- Let's return to the first question.
Cevabı göster
Let's return to the first question.
The first thing babies do is recognize where individual words start and end.
2:14Bebeklerin ilk yaptığı şey, her bir kelimenin nerede başlayıp bittiğini fark etmektir.
For this, it helps to know that in English, at least, Anlatım akışı
2:20Bunun için, en azından İngilizcede şunu bilmek yardımcı olur,
words often begin with a stressed syllable. Kelime
2:24kelimeler genellikle vurgulu bir heceyle başlar.
in English, at least: Bir iddianın kapsamını sınırlamak
in English ifadesi iddiayı İngilizceyle sınırlar. at least ise temkinli bir çekince ekler: Konuşan kişi bu örüntünün İngilizcede geçerli olduğundan emindir, ancak her dilde geçerli olduğunu iddia etmez. Burada at least, İngilizceyi ifadenin güvenle savunulabildiği en dar kapsam olarak gösterir. Böylece konuşanın emin olduğu bilgi ile daha geniş bir genelleme birbirinden ayrılır.
Alıştırma
Örnek cümlede in English, at least neyi belirtir?
- İddiayı İngilizceyle sınırlar ve her dil için doğru olduğunu söylemez.
- İngilizcede mümkün olan en az sayıda sözcük bulunduğunu söyler.
- Bütün dillerin İngilizceyle aynı örüntüyü izlediğini söyler.
Cevabı göster
İddiayı İngilizceyle sınırlar ve her dil için doğru olduğunu söylemez.
stressed syllable: Sözcüğün öne çıkan hecesi
stressed syllable, bir sözcük söylendiğinde diğer hecelere göre öne çıkan hecedir. Yakındaki hecelere kıyasla daha uzun, daha net ya da daha yüksek sesli duyulabilir veya belirgin bir perde değişimi taşıyabilir. Bu cümlede words often begin with a stressed syllable, sözcüklerin ilk hecesinin çoğu zaman öne çıkan hece olduğu anlamına gelir. Vurgu belirli bir harfe değil, söylenen heceye aittir.
Alıştırma
Hangi açıklama stressed syllable ifadesine uyar?
- Her sözcüğün sonunda bulunması gereken bir hece.
- Sözcük söylenirken öne çıkan bir hece.
- En fazla harfle yazılan bir hece.
Cevabı göster
Sözcük söylenirken öne çıkan bir hece.
The sound in a word which is emphasized by being spoken longer or louder. Dilbilgisi
2:27Bir kelimede daha uzun veya daha yüksek sesle söylenerek vurgulanan ses.
daha uzun ya da daha yüksek sesle söylenerek vurgulanan yapı: edilgen biçim ve yöntem
“Which” ile başlayan bölüm, tanımlanan sesin hangisi olduğunu belirtir. Bu bölüm bir ilgi cümleciğidir: “which”, “the sound” ifadesine gönderme yapar. “Is emphasized” edilgen yapıdadır; yani vurgu alan şey sestir. “By being spoken longer or louder” bu vurgunun nasıl oluştuğunu açıklar. “By” sonrasındaki edilgen -ing yapısı “being spoken”, birinin sesi bu şekilde söylediğini gösterir; “longer” ve “louder” ise sesi belirginleştiren iki değişikliği belirtir.
Alıştırma
Yöntemi açıklamak için cümleyi “by” ve “be” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The main instruction is emphasized ____ printed in bold.
Cevabı göster
by being
Learning this takes time: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği
“Learning this” bir etkinliği adlandırır ve cümlenin öznesi olur. Bu, isim gibi çalışan bir -ing öbeği, yani gerund phrase yapısıdır. Etkinliğin tamamı tek bir şey sayıldığı için fiil tekildir: “take” değil, “takes” kullanılır. “Take time” “zaman gerektirmek” demektir; aynı kalıp effort, patience veya practice ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle -ing öbeğini özne olarak doğru biçimde kullanıp tekil bir fiille eşleştirir?
- Learning a new language take time.
- Learn a new language takes time.
- Learning a new language takes time.
Cevabı göster
Learning a new language takes time.
presenter of BBC Radio 4's program Word of Mouth,
2:38BBC Radio 4'ün Word of Mouth programının sunucusu,
discuss children who haven't quite discovered it yet. Dilbilgisi
2:42bunu henüz tam olarak keşfetmemiş çocukları tartışıyorlar.
haven't quite ... yet: henüz tamamlanmamış ilerleme
who haven't quite discovered it yet ifadesinde haven't ... yet, sonucun şu ana kadar elde edilmediğini anlatır. Quite, olumsuzluğu daha az kesin yapar: çocuklar konunun bir kısmını anlamış olabilir, ancak henüz bütünüyle çözmüş değillerdir. Burada discover mecazidir. Fiziksel bir nesne bulmak değil, bir kuralı veya örüntüyü anlamaya başlamak demektir. Who, hangi çocuklardan söz edildiğini belirten yan cümleyi başlatır.
Alıştırma
Leo'nun anlamaya yaklaştığını ancak şu anda tam olarak anlamadığını göstermek için cümleyi quite ve yet hedef sözcükleriyle tamamlayın: Leo hasn't ____ understood the rule ____.
Cevabı göster
quite · yet
And we can see this in the kind of errors that children make because Kalıp ifadeler
2:46Ve bunu çocukların yaptığı hatalardan görebiliriz çünkü
errors that children make: make errors eş dizimi
errors that children make ifadesindeki temel eş dizim make errors yapısıdır ve hata yapmak anlamına gelir. İngilizcede error ve mistake sözcükleri normalde do ile değil, make ile kullanılır. That children make, errors sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Hangi hatalar sorusunu yanıtlar: çocukların yaptığı hatalar.
Alıştırma
Hangi cümlede errors ile kullanılan doğal İngilizce eş dizim vardır?
- Children sometimes do errors when they are learning.
- Children sometimes make errors when they are learning.
- Children sometimes take errors when they are learning.
Cevabı göster
Children sometimes make errors when they are learning.
little kids will often call a giraffe a raffe Dilbilgisi
2:51küçük çocuklar genellikle zürafaya (giraffe) raffe derler
call + nesne + ad: call a giraffe a raffe
Call + nesne + ad, bir kişi ya da şeye ad vermek veya onun için bir ad kullanmak demektir. call a giraffe a raffe ifadesinde a giraffe adlandırılan şeydir; a raffe ise çocuğun kullandığı addır. Buradaki call, telefon etmek anlamına gelmez. call sonrasındaki iki ad öbeği, bir şeyi belirli bir adla çağırma anlamını açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu oyuna Rocket Race adını verdiğimizi anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın. call ve this game sözlerini kullanın: We ____ Rocket Race.
Cevabı göster
call this game
by leaving off the unstressed syllable because that's not typical English. Öbek fiiller
2:54vurgusuz heceyi atlayarak, çünkü bu tipik İngilizce değildir.
leaving off the unstressed syllable ifadesindeki leave off
Leave off + nesne, o bölümü atlamak anlamına gelir. Leaving off the unstressed syllable, ana vurguyu taşımayan heceyi söylememek demektir. Baştaki by + -ing yapısı bir şeyin nasıl gerçekleştiğini açıklar: by leaving off... ifadesi, atlayarak... anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi leave off kullanarak tamamlayın: When you write the word kitten, don't ____ the final n.
Cevabı göster
leave off
Um my son used to call a machine a sminge Dilbilgisi
2:59Şey, oğlum bir makineye (machine) eskiden sminge derdi
used to call: geçmişteki bir alışkanlık
Used to call, bir şeye o adla seslenmenin geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık olduğunu ve artık genellikle böyle olmadığını anlatır. Burada konuşan kişi, bir çocuğun eskiden bir şeyi adlandırma biçimini hatırlıyor. Yapı used to + fiilin yalın hâlidir: used to call denir, used to called denmez. Artık değişmiş olan geçmişteki tekrarlı eylemleri veya durumları anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi used to ve call fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When I was little, I ____ my toy rabbit Hopper, but now I call it Rabbit.
Cevabı göster
used to call
just hit the stress: vurgulu bölüme denk gelmek
Burada hit the stress mecazidir. Telaffuzunun sözcüğün belirgin ve vurgulu bölümüne denk geldiği veya o bölümü yakaladığı anlamına gelir; kimse fiziksel olarak bir şeye vurmadı. Just bunu basit bir açıklama olarak sunar. Daha genel olarak hit, hit the beat veya hit a note örneklerinde olduğu gibi, sesle ya da ritimle ilgili bir hedefe doğru biçimde ulaşmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Telaffuzla ilgili bir konuşmada 'He just hit the stress' ne anlama gelir?
- Telaffuzu sözcüğün vurgulu bölümüne denk geldi.
- Sözcüğü hiçbir vurgulu hece olmadan söyledi.
- Baskı hissettiği için fiziksel olarak bir şeye vurdu.
Cevabı göster
Telaffuzu sözcüğün vurgulu bölümüne denk geldi.
didn't bother with: bir şey için çaba harcamamayı seçmek
didn't bother with + isim yapısında bother with, bir şeyle ilgilenmek, onu dâhil etmek veya ona dikkat etmek için çaba harcamak anlamına gelir. Olumsuz biçim, onun ma kısmıyla uğraşmak yerine bu kısmı dışarıda bıraktığını gösterir. Bu ifade çoğu zaman atlanan kısmın gereksiz göründüğünü veya uğraşmaya değmediğini düşündürür. Bu ek tutum bother kelimesinden gelir; bu nedenle ifade, yalnızca didn't include demekten daha az tarafsızdır.
Alıştırma
Ruby'nin fazladan süslemeler için çaba harcamamayı seçtiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Ruby didn't bother the extra decorations with.
- Ruby didn't bother with the extra decorations.
- Ruby didn't bother to the extra decorations.
Cevabı göster
Ruby didn't bother with the extra decorations.
Or he may have thought it was my sminge, of course. Dilbilgisi
3:07Ya da tabii ki bunun my sminge (benim makinem) olduğunu düşünmüş olabilir.
may have thought: geçmişteki bir düşünce hakkında kesin olmayan tahmin
May have thought, geçmişteki bir düşünce hakkında kesin olmayan bir tahminde bulunmak için may + have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Thought, think fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Konuşan kişi, o kişinin kesin olarak ne düşündüğünü bildirmiyor; olası bir açıklama sunuyor. may have + geçmiş zaman ortacı yapısı, geçmişteki başka eylem veya durumlar hakkında tahminde bulunmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Geçmişteki bir düşünce hakkında kesin olmayan bu tahmini tamamlamak için may have + think fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: Nina ____ the shop closed at six.
Cevabı göster
may have thought
One error or mistake infants make is calling a giraffe a raffe
3:16Bebeklerin yaptığı bir hata (error) veya yanlış, zürafaya raffe demektir
The classic example of this is when children say nana instead of banana. Kalıp ifadeler
3:26Bunun klasik örneği, çocukların banana yerine nana demesidir.
“nana instead of banana” ifadesinde A instead of B
“nana instead of banana” ifadesinde çocuk nana der; banana ise kullanılmayan biçimdir. A instead of B kalıbı, “B yerine A” veya “B değil, A” anlamına gelir. Gerçek seçimi ya da sonucu instead of ifadesinden önce, yerine kullanılan veya seçilmeyen seçeneği ise sonra koyun. Bu kalıp seçim, değiştirme ve düzeltme anlatırken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “yerine” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We took the bus ____ the train.
Cevabı göster
instead of
one containing all the features you expect such a thing to have.
3:36böyle bir şeyin sahip olmasını beklediğiniz tüm özellikleri barındıran.
A classic example of...: temsil gücü yüksek bir durum
Burada a classic example of something, o türden beklenen özellikleri özellikle açık biçimde gösteren bir durumdur. Best, nitelik bakımından “en iyi” değil, “en temsilî” anlamına gelir. Kalıp a classic example of + isim biçimindedir. Olumlu ya da olumsuz bir örüntüyü tanıtabilir; of sonrasındaki isim, örneğin neyi temsil ettiğini söyler. Burada classic yalnızca “eski” ya da “klasik geleneğe ait” değil, “çok tipik” demektir.
Alıştırma
“a classic example of teamwork” ne demektir?
- Çok eski bir zamandan kalma bir durum
- Anlaşılması zor bir durum
- Takım çalışmasının olağan özelliklerini açıkça gösteren bir durum
Cevabı göster
Takım çalışmasının olağan özelliklerini açıkça gösteren bir durum
For example, ants are a classic example of animals working together.
3:41Örneğin, karıncalar hayvanların birlikte çalışmasının klasik bir örneğidir.
The second skill babies develop as they learn to speak
3:46Bebeklerin konuşmayı öğrenirken geliştirdikleri ikinci beceri
is correctly linking a word to the object it refers to.
3:49bir kelimeyi ifade ettiği nesneyle doğru bir şekilde ilişkilendirmektir.
In other words, knowing what the word means. Anlatım akışı
3:53Başka bir deyişle, kelimenin ne anlama geldiğini bilmektir.
In other words: aynı fikri yeniden ifade etmek
In other words, konuşanın aynı fikri daha açık veya daha basit bir şekilde yeniden söyleyeceğini gösterir. Bu cümlede knowing what the word means, fikrin daha açık biçimde yeniden ifade edilmesidir. Bu ifade bilgiyi düzenler: ardından gelen sözler önceki fikri açıklar; ayrı ve yeni bir nokta sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki yeniden ifade etme kalıbıyla tamamlayın: The museum is free. ____, you do not need to buy a ticket.
Cevabı göster
In other words
As adults, we do this without thinking, Kalıp ifadeler
3:56Yetişkinler olarak bunu düşünmeden yaparız,
without thinking: bir şeyi otomatik olarak yapmak
Without thinking, without + -ing biçimiyle kurulur. Burada yetişkinlerin bu hareketi bilinçli bir çaba göstermeden otomatik olarak yaptığı anlamına gelir. Bu ifade çoğunlukla bir alışkanlığı veya iyice öğrenilmiş bir beceriyi anlatır. Başka bir bağlamda fazla hızlı ve düşüncesizce davranmayı da gösterebilir; ifadenin tarafsız mı yoksa eleştirel mi olduğunu durum belirler.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “otomatik olarak, bilinçli bir çaba göstermeden” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After years of practice, Mia can tie this knot ____.
Cevabı göster
without thinking
but it's actually much harder than it sounds, Deyimler
3:57ama aslında göründüğünden çok daha zordur,
it's actually much harder than it sounds: aslında kulağa geldiğinden çok daha zor
Bu cümlede it sounds, “anlatılış biçimine bakınca öyle görünüyor” anlamındadır; “ses çıkarıyor” anlamına gelmez. Konuşan kişi gerçek zorluğu, açıklamayı duyunca oluşan daha kolaymış izlenimiyle karşılaştırır. Actually ilk izlenimi düzeltir, much ise karşılaştırma biçimi harder'ı güçlendirir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp something is much harder than it sounds şeklindedir.
Alıştırma
"It's actually much harder than it sounds" ne anlama gelir?
- Gerçekte, anlatımın düşündürdüğünden daha zordur.
- Eskiden zor görünüyordu ama şimdi kolaydır.
- Beklenenden çok daha yüksek bir ses çıkarır.
Cevabı göster
Gerçekte, anlatımın düşündürdüğünden daha zordur.
as Professor Julian Pine explains to BBC Radio 4 program Word of Mouth.
4:00Profesör Julian Pine'ın BBC Radio 4 programı Word of Mouth'da açıkladığı gibi.
take for granted: sorgulamadan doğru kabul etmek
Take for granted, bir şeyi incelemek için durmadan onu açık, doğru veya kesin kabul etmek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki we take for granted the fact that ... yapısı, insanların bu gerçeği otomatik olarak açık kabul ettiğini anlatır. Yaygın kalıp take something for granted şeklindedir. Nesne uzunsa İngilizce, take for granted the fact that something is true örneğindeki gibi for granted bölümünü nesneden önce getirebilir.
Alıştırma
Hedef deyimle cümleyi tamamlayın: Researchers sometimes ____ the fact that readers know the context.
Cevabı göster
take for granted
but actually, if you look at it from the child's point of view, Anlatım akışı
4:10ama aslında, çocuğun bakış açısından bakarsanız,
if you look at it from the child's point of view: bakış açısını değiştirmek
Bu cümlede if you look at it from the child's point of view, dinleyiciden durumu bir çocuğun düşüneceği gibi düşünmesini ister. Buradaki look at it, gerçekten gözlerle bakmak değil, “durumu değerlendirmek” anlamına gelir. if yan cümlesi, sonraki düşüncenin çerçevesini değiştirir: çocuğun bakış açısını benimsediğimizde, ardından sözü edilen zorluğu anlamak kolaylaşır. Bu yapı, hangi bakış açısının önemli olduğunu baştan belirterek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Cümlede vurgulanan yan cümlenin işlevi nedir?
- Tartışmayı çocuğun durumu nasıl yaşadığına yöneltir.
- Bakış açısını değiştirmeden kesin bir cevap verir.
- Çocuğun görülebilen bir nesneye baktığını söyler.
Cevabı göster
Tartışmayı çocuğun durumu nasıl yaşadığına yöneltir.
it's really difficult to work out what a word refers to Öbek fiiller
4:14bir kelimenin neyi ifade ettiğini bulmak gerçekten zordur
work out what a word refers to: düşünerek sözcüğün neyi belirttiğini çözmek
Burada work out, “düşünerek anlamak veya bulmak” anlamına gelir. Bir öbek fiildir; dolayısıyla anlamı work ile out sözcüklerinin gerçek anlamlarının basit bir birleşimi değildir. what a word refers to yan cümlesi, çözülmesi gereken soruyu belirtir. refer to, bir sözcüğü onun işaret ettiği nesne, kişi veya düşünceyle ilişkilendirir. work out + soru sözcüklü yan cümle kalıbı work out why it happened veya work out how it works örneklerindeki gibi başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede work out örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- I studied the map until I worked out which road led home.
- We worked out at the gym before breakfast.
- The new schedule worked out well for everyone.
Cevabı göster
I studied the map until I worked out which road led home.
because there's so many things it could refer to.
4:17çünkü ifade edebileceği o kadar çok şey var ki.
So, you know, the speech signal is very ambiguous. Kelime
4:19Yani, bilirsiniz, konuşma sinyali çok belirsizdir.
speech signal is very ambiguous: birden fazla olası yorum
Bu cümlede speech signal, konuşma dilini taşıyan sesler dizisini ifade eder. Ambiguous, aynı sinyalin birden fazla makul yoruma izin verebileceğini belirtir; bu yüzden dinleyen kişi hangi sözcüğün veya nesnenin kastedildiğini hemen anlayamayabilir. Ambiguous yalnızca duyulması zor demek değildir. Olası anlamlar veya tanımlamalar arasında bir seçim bulunduğunu gösterir. Bu düşünce, farklı şekillerde anlaşılabilen talimatlar, mesajlar, resimler ve hikâye sonları için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede ambiguous, konuşma sinyali hakkında ne söylüyor?
- Birden fazla şekilde yorumlanabilir.
- Yalnızca tek bir açık anlamı vardır.
- Sadece sesi çok düşüktür.
Cevabı göster
Birden fazla şekilde yorumlanabilir.
How does the child know that you're talking about the cup in front of you
4:23Çocuk önünüzdeki fincandan mı bahsettiğinizi
As adults, we take it for granted that when a friend says apple,
4:29Yetişkinler olarak, bir arkadaşımız elma dediğinde
they mean that round red thing on the table.
4:34masadaki yuvarlak kırmızı şeyi kastettiklerini hafife alırız.
To take it for granted means to assume something without question.
4:37Take it for granted (hafife almak), bir şeyi sorgulamadan varsaymak demektir.
the link between the word apple and the object is not obvious. Kalıp ifadeler
4:44elma kelimesi ile nesne arasındaki bağlantı bariz değildir.
link between the word apple and the object: link between X and Y kalıbı
link between X and Y isim kalıbı, iki şey arasındaki ilişkiyi veya bağlantıyı belirtir. Burada X, the word apple; Y ise the object bölümüdür. Bu nedenle ifade, bir sözcük ile o sözcüğün adlandırdığı şey arasındaki bağlantıyı anlatır. Bu yapı, ilişkinin ilk tarafını between sonrasına, ikinci tarafını ise and sonrasına yerleştirir: a link between sleep and memory. Nesneler, fikirler, olaylar veya kanıtlar arasında bağlantı kurabilir.
Alıştırma
Eksik iki sözcükle hedef kalıbı tamamlayın: The study found a link ____ sleep ____ memory.
Cevabı göster
between · and
It's ambiguous, meaning it has more than one possible meaning. Kelime
4:49O ambiguous'tur (belirsiz), yani birden fazla olası anlamı olduğu anlamına gelir.
ambiguous, meaning...: birden fazla olası anlam
Burada ambiguous, “birden fazla olası anlamı veya yorumu bulunan” demektir. Virgülden sonraki sözler tanımı verir; böylece dinleyen kişi sıfatın anlamını tahmin etmek zorunda kalmaz. İfade, meaning + açıklama kalıbında meaning, hemen önceki düşünceyi başka sözlerle açıklar. “Başka bir deyişle” gibi çalışır ve yeni bir cümlenin temel fiili değildir.
Alıştırma
Hangi cümle ambiguous sözcüğünü doğru kullanıp ardından belirsizliği açıklıyor?
- The note is ambiguous, meaning everyone understands it in exactly the same way.
- The note is vague, meaning it has two clearly different meanings.
- The note is ambiguous, meaning it could be either a joke or a warning.
Cevabı göster
The note is ambiguous, meaning it could be either a joke or a warning.
as they soak up the sounds they hear. Deyimler
4:58süngerimsi beyinlerinde bu kadar çok şey olup bittiğini kim bilebilirdi.
who knew so much was going on: şaşkınlık belirten sözde soru
Who knew...? soru gibi görünür, ancak yanıt beklenmez. Bu bir sözde sorudur: Konuşan kişi “bunu daha önce fark etmemiştim” demek ister ve yeni bir keşfe şaşırdığını gösterir. So much was going on, görülmesi kolay olmasa da birçok etkinlik veya değişimin gerçekleştiğini anlatır. Vurgulanan sözlerin bütünü, gizli bir karmaşıklığa hayretle tepki verir.
Alıştırma
Who ve know fiilinin geçmiş zamanını kullanarak şaşkınlık tepkisini tamamlayın: ____ a small garden could attract so many birds?
Cevabı göster
Who knew
sponge-like brains: isim + -like ile kurulan mecazlı sıfat
Burada sponge-like “sünger gibi” demektir. Tireyle yazılan bu sözcük, brains sözcüğünü niteleyen bir sıfat görevi görür. Bu bir benzetmedir; bebeklerin beyinleri gerçekten sünger gibi görünmez veya sünger gibi bir dokuya sahip değildir. Sünger suyu kolayca emer. Bu yüzden sponge-like brains, sesleri ve diğer bilgileri kolayca içine alan beyinleri anlatır. Daha genel olarak “isim + -like”, “o isme benzeyen veya onun bir özelliğini taşıyan” anlamında bir sıfat oluşturabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede “isim + -like” yapısı, “o isme benzeyen” anlamında bir sıfat olarak kullanılmıştır?
- The robot liked the sound of a bell.
- The robot made a bell-like sound.
- The robot made a sound like a bell.
Cevabı göster
The robot made a bell-like sound.
soak up the sounds: girdiyi özümsemeyi anlatan benzetme
Soak up, gerçek anlamıyla bir süngerin veya bezin sıvıyı emmesini anlatır. soak up the sounds ifadesinde nesne sounds olduğu için kullanım mecazlıdır: bebekler çevrelerindeki sesleri içlerine alır ve tekrar tekrar maruz kalarak öğrenir. Information, language, culture veya atmosphere gibi soyut nesnelerle soak up, bir şeyi yalnızca bir kez fark etmeyi değil, ondan kolayca ya da bütünüyle çok şey almayı veya onu kapsamlı biçimde deneyimlemeyi anlatır.
Alıştırma
Leo her gün yerel insanlarla konuşup onların geleneklerini öğreniyordu. Deneyim yoluyla çok şey özümsediğini en iyi anlatan cümle hangisidir?
- Leo avoided the local culture.
- Leo soaked up the local culture.
- Leo briefly noticed the local culture.
Cevabı göster
Leo soaked up the local culture.
Right, Phil, isn't it time to reveal the answer to your question? Ton ve niyet
5:00Doğru, Phil, sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?
Isn't it time to reveal the answer...?: sonraki adıma yönlendirmek
Isn't it time to + fiilin yalın hâli...? olumsuz bir soru yapısıdır. Genellikle karşıdakinin katılmasını bekler: Konuşan kişi eylemin artık yapılması gerektiğini düşünür. Burada saat hakkında tarafsız bir soru sorulmuyor. Soru, programı nazikçe bir sonraki aşamaya taşır: Phil'in sorduğu sorunun cevabını açıklaması.
Alıştırma
Bir sunucu “Isn't it time to reveal the answer?” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Konuşan kişi bir cevabın var olup olmadığından emin değil.
- Cevap beklenenden önce açıklandı.
- Cevap muhtemelen artık açıklanmalı.
Cevabı göster
Cevap muhtemelen artık açıklanmalı.
The question was, at what age do babies start to make babbling noises?
5:05Soru şuydu: Bebekler hangi yaşta babıldama sesleri çıkarmaya başlar?
Babies start to do this when they're about 6 months old.
5:15Bebekler bunu yaklaşık 6 aylıkken yapmaya başlarlar.
Okay, let's recap the vocabulary that we've learned, Anlatım akışı
5:19Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
the meaningless noises babies make as they're learning to speak.
5:25bebeklerin konuşmayı öğrenirken çıkardıkları anlamsız sesler.
Let's recap the vocabulary that we've learned: özete geçişi bildirmek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyi ve grubu kapsayan bir öneri yapar. Burada recap, ana noktaları kısaca gözden geçirmek anlamına gelir; that we've learned yan cümlesi ise gözden geçirilecek içeriği daha önce öğrenilen kelimelerle sınırlar. Bu ifade, içeriği düzenleyen bir işarettir: Dinleyicilere yeni bilgi anlatımının durduğunu ve bir özet ya da tekrar bölümünün başladığını bildirir.
Alıştırma
Kısa bir grup tekrarını başlatan, bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the three key points before we finish.
Cevabı göster
Let's recap
is the sound which is emphasized by being longer, louder, or higher.
5:30daha uzun, daha yüksek sesli veya daha tiz olarak vurgulanan sestir.
“An error is a mistake.” cümlesinde error ve mistake farkı
An error is a mistake cümlesi, error sözcüğünü daha tanıdık olan mistake sözcüğüyle tanımlar. İki sözcük de yanlış olan bir şeyi ifade edebilir. Temel fark, genellikle kullanıldıkları bağlamdır. Error çoğu zaman daha resmî veya teknik duyulur ve sistemler, veriler, hesaplamalar ve yazıdaki yanlışlar için yaygındır. Mistake günlük konuşmada, özellikle bir kişinin yanlış seçimi veya davranışı için daha yaygındır. Bunlar kesin kurallar değil, genel eğilimlerdir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza yanlış otobüse bindiğinizi anlatıyorsunuz. Hangi cümle en doğal duyulur?
- I had a mistake and got on the wrong bus.
- I made a mistake and got on the wrong bus.
- I made an error and got on the wrong bus.
Cevabı göster
I made a mistake and got on the wrong bus.
The classic example of something is the most typical example of it,
5:37Bir şeyin classic example'ı (klasik örneği) onun en tipik örneğidir,
If you take something for granted,
5:43Eğer bir şeyi take for granted yaparsanız (hafife alırsanız),
the adjective ambiguous means having more than one possible meaning.
5:51sıfat olan ambiguous (belirsiz), birden fazla olası anlamı olan demektir.
Kapanış işareti olarak “Once again, our 6 minutes are up”
Once again, dinleyicilere aynı tür kapanışın daha önce de yaşandığını bildirir. Cümleyi tanıdık ve tekrarlanan bir kapanış anı olarak sunar. Our 6 minutes are up, verilen altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. İki bölüm birlikte mesajı düzenler: önce bu sonu önceki bölümlere bağlar, ardından ana konuşmanın kapanması gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Belirlenen bir sürenin sona erdiğini göstermek için be up kalıbını kullanın: Our ten minutes ____, so we need to finish.
Cevabı göster
are up
you'll find the worksheet with a quiz and a transcript for this program on our website.
5:58bu program için bir test ve deşifre içeren çalışma sayfasını web sitemizde bulabilirsiniz.
If you're ready for more, you'll find...: koşul ve sonucu
if you're ready for more gerçek ve mümkün bir koşul sunar: Dinleyen kişi devam etmeye istekli veya hazırdır. Buradaki more, tek bir nesnenin miktarının artmasını değil, daha fazla öğrenme içeriğini anlatır. you'll find... beklenen sonucu ve sonraki adımı verir. if + Simple Present, ... will + fiilin yalın hâli kalıbı, gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşulu sonucuna bağlar; bu cümlede ayrıca dinleyeni ek kaynaklara dostça yönlendirir.
Alıştırma
Cümleyi want ve you will ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın. Her birini doğru yere koyun: If you ____ more practice, ____ find two games below.
Cevabı göster
want · you'll