Oisín efsanesi ve sonsuz gençlik diyarı - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
598 kelime 197 kel/dk

Video özeti: Bu video, Niamh’i izleyerek Tír na nÓg’a giden, zamanın işlemediği bir gençlik yaşayan ve İrlanda’ya döndüğünde üç yüzyıl geçtiğini öğrenen Oisín’in İrlanda mitini anlatır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. point of no return. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunu, bir yolculuğun ya da kararın artık geri alınamayacağı sınır olarak anlayabilirsiniz; bu da Oisín’in Öte Dünya macerasının tipik bir kahramanın eve dönüş hikâyesinden neden farklı olduğunu gösterir. 2. what Oisín didn't know was that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Anlatıcının gizli bir bilgiyi nasıl işaret ettiğini ve ardından Tír na nÓg’daki güzellik ile mutluluğun anlamını değiştiren kuralı nasıl açıkladığını fark edebilirsiniz. 3. Time had betrayed Oisín, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İngilizcede soyut bir gücün kişileştirilerek trajik bir sonucu duyguyla aktardığını görebilirsiniz; bu, yalnızca zaman geçti ve onu yaşlandırdı demekten daha etkilidir.

Bu derste

In a typical hero's journey, the protagonist sets out on an adventure, Notlar

0:07

Tipik bir kahraman yolculuğunda, baş karakter bir maceraya atılır,

Öbek fiiller

sets out on an adventure: bir yolculuğa başlamak üzere yola çıkmak

Burada sets out, «başlamak için yola çıkar» anlamındadır; on an adventure ise başlayan deneyimin bir macera olduğunu belirtir. İfadenin tamamı, başkahramanın yola çıkarak maceraya başladığını anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp set out on + isim öbeğidir ve özellikle journey, trip, adventure, voyage veya mission ile görülür. Genel go fiiline göre yola çıkma anını daha fazla vurgular.

Alıştırma

Cümleyi set out ve gerekli edatla tamamlayın: At dawn, the explorers ____ an adventure.

Cevabı göster

set out on

undergoes great change, Kalıp ifadeler

0:11

büyük bir değişim geçirir,

Kalıp ifadeler

undergoes great change: büyük bir dönüşümü resmî biçimde anlatmak

Undergoes great change, büyük bir dönüşüm geçirmek anlamına gelir. Undergo geçişli bir fiildir; bu nedenle great change doğrudan onun nesnesi olur. Özne, başka bir şeyi değiştiren değil, değişime uğrayan kişi ya da şeydir. Resmî anlatımda bu kısa yapı, değişimi önemli bir süreç olarak sunar. İnsanları, yerleri, kuruluşları veya sistemleri anlatabilir.

Alıştırma

Resmî cümleyi undergo fiilinin geçmiş zaman biçimi ve great change sözleriyle tamamlayın: During the twentieth century, the town ____.

Cevabı göster

underwent great change

and returns in triumph to their point of origin. Kalıp ifadeler

0:13

ve zaferle çıkış noktasına geri döner.

Kültür

hero's journey: tekrar eden bir anlatı kalıbı

A hero's journey, yani «kahramanın yolculuğu», yalnızca bir kahramanın yaptığı gezi değil, tekrar eden bir anlatı kalıbıdır. Yaygın biçiminde başkahraman tanıdığı dünyadan ayrılır, sınavlarla karşılaşır, değişir ve geri döner. Buradaki typical, bu kalıbın karşılaştırma ölçütü olarak kullanıldığını gösterir. Yola çıkma, değişme ve zaferle dönme aşamaları okuyucunun beklentilerini düzenler; böylece daha sonra başka bir hikâye bunlarla karşılaştırılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede hero's journey ne anlama geliyor?

  1. Başkahramanın ayrıldığı, değiştiği ve geri döndüğü tekrar eden bir anlatı kalıbı
  2. Cesur bir kişinin çıktığı herhangi bir gerçek tatil
  3. Yalnızca savaşçıların kullandığı tarihî bir yol
Cevabı göster

Başkahramanın ayrıldığı, değiştiği ve geri döndüğü tekrar eden bir anlatı kalıbı

Kalıp ifadeler

in triumph: zafer kazanmış biçimde dönmek

In triumph, zafer kazanmış ve bunu kutlayan bir şekilde anlamına gelir. Bir eylemin nasıl gerçekleştiğini anlatmak için zarf işlevinde kullanılan bir edat öbeğidir. Returns in triumph içinde bu öbek, dönüşün bir başarı veya zaferden sonra gerçekleştiği anlamını ekler. Bir yeri değil, dönüşün biçimini ve havasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi triumph sözcüğünü içeren ve zafer kazanmış biçimde anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After winning the championship, the players returned ____.

Cevabı göster

in triumph

Kalıp ifadeler

point of origin: kesin başlangıç veya kaynak noktası

Bu cümlede point of origin, yolculuğun başladığı yer demektir. Dönüş, ilk kez yola çıkılan asıl konumadır. Bu ifade ayrıca bir rotanın, nesnenin, sinyalin ya da olayın başladığı kesin kaynağı belirtebilir. start sözcüğünden daha resmî ve daha nettir.

Alıştırma

Bir sinyalin kaynak konumunu belirtmek için point of origin ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The engineers traced the radio interference back to its point of origin.
  2. The engineers traced the radio interference back to its point of view.
  3. The engineers traced the radio interference back to its turning point.
Cevabı göster

The engineers traced the radio interference back to its point of origin.

But in the Irish genre of myth known as Eachtraí, Kültür

0:15

Ancak İrlanda mitolojisinin Eachtraí olarak bilinen türünde,

Kültür

Eachtraí olarak bilinen bir İrlanda mit türü

Eachtraí, İrlanda mitolojik anlatı türünün adıdır; kişi ya da yer adı değildir. Bu hikâyeler bir macera veya yolculuk etrafında gelişir ve çoğu zaman Öte Dünya’ya gidişi içerir. Kategori + known as + ad kalıbı, bilinmeyen bir etiketi tanıtır: Irish genre of myth kategoriyi belirtir, Eachtraí ise bu kategorinin adını verir.

Alıştırma

an Irish genre of myth known as Eachtraí ifadesinde Eachtraí neyin adıdır?

  1. İrlanda mitolojik hikâyelerinin bir türü
  2. Hikâyedeki bir karakter
  3. İrlanda’daki bir yer
Cevabı göster

İrlanda mitolojik hikâyelerinin bir türü

the journey to the Otherworld ends in a point of no return. Deyimler

0:18

Öteki Dünya'ya yapılan yolculuk dönüşü olmayan bir noktada son bulur.

Deyimler

point of no return: geri döndürülemez bir aşama

Point of no return, geri dönmenin, durmanın veya olanı geri almanın artık imkânsız olduğu aşamayı anlatır. Gerçek bir sınır olabilir, ancak çoğu zaman geri döndürülemez bir değişim ya da karar için kullanılan bir mecazdır. Bu cümlede yolculuk böyle bir sınıra ulaşır: Öteki Dünya’ya doğru devam etmek, yolcunun önceki durumuna ya da yoluna dönememesi demektir. Odak, kelimesi kelimesine dönüş yolculuğu olmayan bir nokta değil, durumun geri döndürülemez olmasıdır.

Alıştırma

Geçildikten sonra geri dönmenin imkânsız olduğu aşamayı anlatan deyimi tamamlayın: Once the spacecraft began its final descent, it passed the ____.

Cevabı göster

point of no return

While there are many different versions of the Otherworld in Irish mythology, Dilbilgisi

0:22

İrlanda mitolojisinde Öteki Dünya'nın birçok farklı versiyonu olsa da,

the most well-known example occurs in the story of Oisín. Anlatım akışı

0:26

en bilinen örnek Oisín'in hikayesinde geçer.

Dilbilgisi

While there are many different versions of the Otherworld: çeşitliliği kabul edip odaklanmak

Bu cümlede While, although anlamına gelir ve bir karşıtlık kabulü bildiren yan cümle başlatır. Konuşmacı önce İrlanda mitolojisinde Öteki Dünya’nın birçok anlatımı olduğunu kabul eder; ardından ana cümle dikkati en çok bilinen örneğe yöneltir. While + tam cümle, ana cümle kalıbı, önce karmaşıklığı ya da başka bir gerçeği kabul edip sonra odaklanılacak noktayı belirterek açıklamayı düzenler. Burada aynı anda gerçekleşen iki olay anlatılmaz.

Alıştırma

Bu cümledeki ilk bölümün görevi nedir? While there are several possible designs, this one is the safest.

  1. Birkaç seçeneğin bulunduğunu kabul edip birine odaklanır.
  2. Bütün tasarımların eşit derecede güvenli olduğunu söyler.
  3. Tasarımların ortaya çıktığı zamanı belirtir.
Cevabı göster

Birkaç seçeneğin bulunduğunu kabul edip birine odaklanır.

Anlatım akışı

the most well-known example occurs in: birçok anlatımdan tek bir temsilî örneğe geçmek

Bu cümle önce Öteki Dünya'nın birçok farklı anlatımı olduğunu kabul eder. Ardından the most well-known example, konuyu tek bir temsilî örneğe daraltır; böylece genel bakıştan belirli bir hikâyeye geçiş işareti görevi görür. Burada occurs in, bir şeyin belirli bir yerde ya da eserde bulunması veya görülmesi anlamına gelir. İfade, bu örneğin nerede görüldüğünü belirtir ve dinleyiciyi sıradaki hikâyeye hazırlar.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede esas olarak ne işe yarıyor?

  1. Herhangi bir örneğin var olup olmadığını sorgular.
  2. Bütün anlatımların tamamen aynı olduğunu söyler.
  3. Geniş bir konuyu tek bir temsilî örneğe daraltır.
Cevabı göster

Geniş bir konuyu tek bir temsilî örneğe daraltır.

Oisín was the son of Fionn mac Cumhaill,

0:29

Oisín, Fionn mac Cumhaill'in oğluydu,

the leader of a group of pagan warriors known as the Fianna. Kültür

0:31

Fianna olarak bilinen bir grup pagan savaşçının lideriydi.

Kültür

known as the Fianna: bir grubun adını eklemek

known as the Fianna, hemen öncesinde anlatılan a group of pagan warriors ifadesine grubun adını ekler. Dil bilgisi bakımından kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve tam biçimi olan that was known as the Fianna ile aynı işlevi görür. The Fianna, Fionn mac Cumhaill ile bağlantılı efsanevi bir savaşçı topluluğunun özel adıdır; Fianna burada İngilizcedeki sıradan bir çoğul isim olarak kullanılmaz.

Alıştırma

Bir grubun adını tanıtmak için örnekte kullanılan aynı iki kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: The rescue team was ____ the River Guard.

Cevabı göster

known as

As Oisín rode with his companions one day, Dilbilgisi

0:35

Bir gün Oisín arkadaşlarıyla birlikte at sürerken,

he was visited by the immortal princess Niamh. Dilbilgisi

0:37

ölümsüz prenses Niamh tarafından ziyaret edildi.

Dilbilgisi

As Oisín rode ...: as ile eş zamanlı bir arka plan kurmak

Burada As Oisín rode with his companions one day, “Oisín arkadaşlarıyla at sürerken” anlamına gelir. As yan cümlesi zamanla ilgili arka planı verir; ana cümle ise bu sahne sırasında gerçekleşen olayı anlatır. Hikâye anlatımında cümle başındaki bir as yan cümlesi, daha önemli olayı tanıtmadan önce dinleyiciyi devam eden bir sahnenin içine yerleştirir. Bu bağlamda as, zamanların örtüştüğünü gösterir; Niamh'ın ziyaretinin nedenini belirtmez.

Alıştırma

Örnekte As Oisín rode with his companions one day nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Ziyaretin gerçekleştiği zamanla ilgili arka planı verir.
  2. Oisín'ın at sürme biçimini başka birinin sürüş biçimiyle karşılaştırır.
  3. Ziyaretin gerçekleşme nedenini verir.
Cevabı göster

Ziyaretin gerçekleştiği zamanla ilgili arka planı verir.

Dilbilgisi

was visited by: ziyareti alan kişiyi odakta tutmak

he was visited by Niamh ifadesinde was + visited, simple past passive yapısını oluşturur. He, ziyareti alan kişidir; by'dan sonra gelen Niamh ise ziyareti yapan kişidir. Edilgen yapı Oisín'ı dilbilgisel özne ve hikâyenin devam eden odağı olarak tutar. Etken yapıdaki Niamh visited him aynı temel olayı anlatır, ancak cümlenin başlangıç noktasını ve odağını Niamh'a kaydırır.

Alıştırma

was ve visit fiilinin edilgen biçimini kullanarak, odağı Ava'da tutacak şekilde cümleyi tamamlayın: Ava ____ her grandparents on Sunday.

Cevabı göster

was visited by

The two fell instantly in love, Kalıp ifadeler

0:40

İkisi anında birbirlerine aşık oldular,

Kalıp ifadeler

fell instantly in love: aşkın aniden başlaması

Fell in love, fall in love ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve iki kişinin birbirine karşı romantik aşk hissetmeye başladığını anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Instantly, bu değişimin hemen gerçekleştiğini belirtir. Buradaki fell fiziksel olarak düşmek anlamına gelmez. Aşkı yeni bir duruma geçiş olarak sunar; bu nedenle bir aşkın aniden başladığı hikâyelerde doğal bir ifadedir.

Alıştırma

Hikâyeyi “birbirlerini hemen sevmeye başladılar” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: At their first meeting, Lina and Ben ____.

Cevabı göster

fell instantly in love

and Niamh put Oisín onto her white horse Kalıp ifadeler

0:42

ve Niamh, Oisín'i beyaz atına bindirdi

and rode with him to the edge of the Irish Sea.

0:45

ve onunla İrlanda Denizi'nin kıyısına kadar at sürdü.

Kalıp ifadeler

put Oisín onto her white horse: put + kişi + onto

Put Oisín onto her white horse, put + kişi + onto + varış noktası kalıbını izler. Niamh'ın Oisín'i hareket ettirerek veya ona yardım ederek atın sırtındaki bir konuma getirdiğini anlatır. Onto, bir yüzeye veya destek sağlayan bir konuma doğru hareketi vurgular. Put düzensizdir; geçmiş zaman biçimi de put olur.

Alıştırma

Cümleyi put fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve atın sırtına doğru hareketi vurgulayan edatla tamamlayın: The guide ____ the young rider ____ the horse.

Cevabı göster

put · onto

As they made for the horizon, Öbek fiiller

0:48

Ufka doğru ilerlerken,

the riders sunk into a golden haze. Deyimler

0:49

biniciler altın rengi bir pusun içine gömüldüler.

Öbek fiiller

made for the horizon: bir hedefe doğru ilerlemek

Bu cümlede made for, “-e doğru ilerledi” veya “-e yöneldi” anlamına gelir. Biniciler ufuk yönünde hareket ediyordu; made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Make for + yer ya da yön bir öbek fiil olarak kullanılır. Burada make for ifadesini tek bir bütün olarak düşünün; make sözcüğünü “yaratmak” anlamında yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “-e doğru ilerledi” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: When the rain started, we ____ the shelter.

Cevabı göster

made for

Deyimler

sunk into a golden haze: puslu bir sahnenin içinde kaybolmak

Burada sunk into a golden haze, binicileri sıcak ve puslu bir ışığın içinde yavaş yavaş kayboluyormuş gibi gösterir. Fiil, pusu onların içine girdiği hayali bir alana dönüştürür; böylece sahne yalnızca uzak değil, yumuşak ve gizemli görünür. Bu, mecazlı bir görsel betimlemedir: Biniciler gerçekten aşağı doğru ya da suyun içine batmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp, bir şeyin çevrelendiğini veya gözden kaybolduğunu göstermek için sink into gibi bir hareket ifadesini renk ya da atmosfer görüntüsüyle birleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede the riders sunk into a golden haze ifadesi temel olarak neyi düşündürür?

  1. Sıcak ve puslu ışığın içinde yavaş yavaş kayboldular.
  2. Fiziksel olarak altın renkli bir sıvı havuzuna düştüler.
  3. Hareketsiz dururken pusu yarattılar.
Cevabı göster

Sıcak ve puslu ışığın içinde yavaş yavaş kayboldular.

They came to the shores of the gleaming kingdom called Tír na nÓg. Kültür

0:52

Tír na nÓg adlı parlayan krallığın kıyılarına geldiler.

Kültür

Tír na nÓg: mitolojik Gençlik Ülkesi

Tír na nÓg, İrlanda mitolojisinde yer alan bir yerdir. Adı genellikle Gençler Ülkesi olarak anlaşılır; gençlik ve sıradan yaşlanmadan uzak olmakla ilişkilendirilen bir Öte Dünya diyarı olarak tasvir edilir. Bu cümlede parıldayan krallığın adıdır. Onu günümüzdeki bir ülke değil, mitolojik bir yer olarak tanımak, daha sonra anlatılan sıra dışı zaman akışını ve yaşlanmayı anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede Tír na nÓg neyi ifade ediyor?

  1. Bir savaşçı grubunun adı
  2. İrlanda kıyısında bulunan modern bir ülke
  3. Gençlikle ilişkili, İrlanda mitolojisine ait bir Öte Dünya
Cevabı göster

Gençlikle ilişkili, İrlanda mitolojisine ait bir Öte Dünya

This was the home of the Tuatha Dé Danann, Kültür

0:55

Burası Tuatha Dé Danann'ın yurduydu,

the people who ruled ancient Ireland long before Oisín's time. Kalıp ifadeler

0:57

Oisín'in döneminden çok önce antik İrlanda'yı yöneten halkın.

Kültür

Tuatha Dé Danann: İrlanda mitolojisindeki doğaüstü halk

Tuatha Dé Danann, İrlanda mitolojisindeki doğaüstü bir halktır. Bu ad tek bir kişiyi değil, bir grubu ifade eder. Burada the people who ruled ancient Ireland long before Oisín's time şeklindeki açıklayıcı eşleme, onların mitolojik geçmişte kim olduğunu açıklar. Cümle Tír na nÓg'u onların yurdu olarak sunar; bu mitolojik dünya kurulumudur, modern bir etnik grubun sıradan adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Tuatha Dé Danann'ı en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Oisín'e eşlik eden sıradan bir gezgin
  2. Modern bir İrlanda siyasi örgütü
  3. İrlanda mitolojisindeki doğaüstü bir halk
Cevabı göster

İrlanda mitolojisindeki doğaüstü bir halk

Kalıp ifadeler

long before Oisín's time: referans zamanından çok daha önce

long before Oisín's time ifadesinde before, bu insanların yönetimini Oisín'in döneminden daha önceye yerleştirirken long büyük bir zaman aralığını vurgular. Aktarılabilir long before + zaman, olay veya yan cümle kalıbı, bir şeyi referans noktasından çok daha önceye yerleştirir.

Alıştırma

Büyük bir zaman farkını vurgulamak için cümleyi long before ile tamamlayın: The castle was abandoned ____ the railway reached the region.

Cevabı göster

long before

From the point of his arrival, Anlatım akışı

1:02

Vardığı andan itibaren,

Oisín's every need was met. Kalıp ifadeler

1:03

Oisín'in her ihtiyacı karşılandı.

Anlatım akışı

From the point of his arrival: yeni bir aşamanın başlangıcını işaretlemek

From the point of his arrival, onun vardığı andan başlayarak anlamına gelir. From, varışı zamansal bir sınır olarak işaretler; ana cümle ise o andan sonra neyin geçerli olduğunu anlatır. Cümlenin başındaki bu ifade, yolculuk sonrasındaki aşamayı açarak zaman çizgisini düzenler. Aktarılabilir From the point of + olay kalıbı, bir olayı yeni bir aşamanın başlangıcı olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki ifade ne iş yapıyor? From the point of purchase, the laptop is covered for two years.

  1. Dizüstü bilgisayarın satın alındığı mağazayı belirtir.
  2. Satın almayı garanti döneminin başlangıcı olarak işaretler.
  3. Dizüstü bilgisayar satın alındığında garantinin sona erdiğini söyler.
Cevabı göster

Satın almayı garanti döneminin başlangıcı olarak işaretler.

Kalıp ifadeler

every need was met: her ihtiyaç karşılandı

meet a need kalıbında meet, “bir ihtiyacı karşılamak veya gidermek” anlamına gelir; “karşılaşmak” anlamında değildir. Bu nedenle every need was met, Oisín'in ihtiyaç duyduğu her şeyin sağlandığını anlatır. Cümlecik edilgendir: odak every need üzerindedir; bakımı sağlayan kişi veya ortam belirtilmez. Every sözcüğünden sonra tekil need gelir ve her bir ihtiyacın karşılandığını güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Yerleşik kalıbı oluşturmak için cümleyi meet fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: At the care center, every need was ____ promptly.

Cevabı göster

met

He married Niamh in a grand ceremony

1:06

Görkemli bir törenle Niamh ile evlendi

and was welcomed into her family. Kalıp ifadeler

1:07

ve onun ailesine kabul edildi.

Kalıp ifadeler

was welcomed into her family: ailenin bir üyesi olarak kabul edildi

Welcome someone into a family or group, bir kişiyi yalnızca “hoş geldin” diyerek karşılamak değil, onu sıcak bir şekilde grubun üyesi olarak kabul etmek demektir. Burada was welcomed into her family, Niamh'ın ailesinin onu kendilerinden biri olarak kabul ettiğini anlatır. Edilgen yapı, kabul gören kişi olarak odağı onun üzerinde tutar. Into, aileyi onun katıldığı grup olarak gösterir; bu yüzden ifade bir eve girmeyi değil, ait olmayı anlatır.

Alıştırma

“The neighbors welcomed Jo into their community” ne anlama gelir?

  1. Komşular Jo'yu topluluklarının bir üyesi olarak kabul etti.
  2. Komşular Jo'yu toplum merkezinin girişinde selamladı.
  3. Jo komşularına onların hoş karşılandığını söyledi.
Cevabı göster

Komşular Jo'yu topluluklarının bir üyesi olarak kabul etti.

When he wished to hear music, Dilbilgisi

1:09

Müzik dinlemek istediğinde,

his ears filled with bewitching tones. Kelime

1:10

kulakları büyüleyici melodilerle dolardı.

Dilbilgisi

When he wished to hear music: when ile zamanı belirlemek

When he wished to hear music, ana olayın gerçekleştiği zamanı veya koşula benzer bir arka planı belirleyen bir when yan cümlesidir: onun isteği ortaya çıkar ve ardından müzik gelir. Bu hikâye kalıbında when, whenever gibi anlaşılabilir: müzik dinlemek istediği her seferinde sonuç gerçekleşir. Burada wished to, yapmak istediği anlamına gelir; isteğin gerçekleşmediğini göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki yan cümlenin görevi nedir? When the prince wished to cross the river, a silver bridge appeared.

  1. Sonucun zamanını veya tekrarlanan koşulunu belirler.
  2. Köprünün prens herhangi bir şey istemeden önce belirdiğini söyler.
  3. Prensin köprüyü neden sevmediğini açıklar.
Cevabı göster

Sonucun zamanını veya tekrarlanan koşulunu belirler.

Kelime

bewitching tones: büyülü gibi etkileyici sesler

Bewitching tones ifadesinde bewitching, seslerin neredeyse büyülü görünecek kadar çekici ve etkileyici olduğunu anlatır. Buradaki tones, bir kişinin tavrı veya konuşma biçimi değil, müzikal sesler anlamındadır. İfade edebîdir ve büyülenmiş, efsanevi bir hava oluşturur. Yalnızca beautiful sounds demekten daha güçlü ve daha hayal gücü yüklüdür.

Alıştırma

A bewitching melody drifted through the hall cümlesinde bewitching neyi anlatır?

  1. Melodi sıradandır ama son derece yüksek seslidir.
  2. Melodi, neredeyse sihirliymiş gibi büyüleyici derecede çekicidir.
  3. Melodi konuşan kişiyi öfkelendirir.
Cevabı göster

Melodi, neredeyse sihirliymiş gibi büyüleyici derecede çekicidir.

When he hungered,

1:13

Acıktığında,

golden plates appeared laden with fragrant food. Kalıp ifadeler

1:14

kokulu yiyeceklerle dolu altın tabaklar belirirdi.

Kalıp ifadeler

laden with fragrant food: bol miktarda güzel kokulu yiyecekle dolu

“Laden with”, bir şeyin başka bir şeyi çok miktarda taşıdığını, içerdiğini ya da onunla kaplı olduğunu anlatır. Bu cümlede tabaklar güzel kokulu yiyeceklerle zaten dolu hâlde belirir; “fragrant”, yiyeceklerin hoş koktuğunu da belirtir. “Laden” çoğu zaman bolluğu, bazen de ağırlığı güçlü biçimde gözümüzde canlandırır. Kalıp “laden with + isim” şeklindedir ve çok miktarda bir şeyi taşıyan herhangi bir nesneyi anlatabilir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyi kullanarak masal tarzındaki betimlemeyi tamamlayın: The feast table was ____ bread, fruit, and cakes.

Cevabı göster

laden with

He admired scenes of great beauty

1:18

Muazzam güzellikteki manzaraları hayranlıkla izliyordu,

in colors that he had no name for. Dilbilgisi

1:19

adını bile bilmediği renkler içinde.

Dilbilgisi

that he had no name for: sonunda for bulunan bir ilgi cümleciği

“That he had no name for”, “colors” sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Tam düşünce “he had no name for those colors” şeklindedir; bu yüzden “that”, “colors” sözcüğüne gönderme yapar ve gerekli olan “for” edatı sonda kalır. Edatı sonda bırakmaya preposition stranding denir. Bu yapı konuşmada ve sıradan anlatılarda doğaldır; sondaki “for” gereksiz değildir ve atılmamalıdır.

Alıştırma

İlgi cümleciğini gerekli son edatla tamamlayın: She saw a shade that she had no name ____.

Cevabı göster

for

All around him,

1:22

Etrafındaki her şey,

the land and the people existed in a state of unmoving perfection. Kalıp ifadeler

1:23

topraklar ve insanlar değişmez bir kusursuzluk halinde var oluyordu.

Kalıp ifadeler

in a state of unmoving perfection: devam eden bir durumu adlandırmak

In a state of + isim veya isim öbeği, “belirli bir durumda bulunmak” anlamına gelir. Burada toprakların ve insanların aynı durumda kalmaya devam ettiğini söyler; state coğrafi bir bölgeyi belirtmez. Unmoving perfection, bu durumu kusursuz ama sabit olarak sunar: hiçbir şey değişmez, gelişmez veya yaşlanmaz. Bu kalıp, yalnızca bir sıfatla özellik belirtmek yerine soyut bir durumu adlandırmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: After the alarm, the building was ____ confusion.

Cevabı göster

in a state of

But what Oisín didn't know Anlatım akışı

1:28

Ancak Oisín'in bilmediği şey

was that Tír na nÓg was the land of youth

1:29

Tír na nÓg'un gençlik diyarı olduğuydu;

in which time stood still Deyimler

1:32

orada zaman duruyordu

and the people never aged.

1:33

ve insanlar hiç yaşlanmıyordu.

Anlatım akışı

what Oisín didn't know was that: önemli bir gerçeği geciktirmek

What Oisín didn't know yan cümlesi özne görevindedir: henüz açıklamadan, bilinmeyen bir gerçeği adlandırır. Ardından was that bu gerçeğin içeriğini sunar. Böylece What + kişi + didn't know + was that + yan cümle kalıbı önce bir bilgi boşluğu oluşturur, sonra önemli bilgiyi verir. Gerçeği geciktiren anlatıcı merak yaratır ve sonraki bilginin durumu anlama biçimimizi değiştireceğini gösterir. But, görünüşte kusursuz olan dünyadan onun gizli kuralına geçişi daha da güçlendirir.

Alıştırma

“What Oisín didn't know was that...” başlangıcının temel anlatı etkisi nedir?

  1. Oisín'in bilgisi hakkında doğrudan bir soru sorar.
  2. Oisín'in bilmediği önemli bir gerçeği geciktirir ve sonra açıklar.
  3. Oisín'in zaten anladığı gerçekleri sıralar.
Cevabı göster

Oisín'in bilmediği önemli bir gerçeği geciktirir ve sonra açıklar.

Deyimler

time stood still: zaman durmuş gibiydi

time stood still ifadesindeki stand still, tamamen hareketsiz kalmak demektir. Zaman için kullanıldığında bu ifade, zamanın akmayı bıraktığını ya da durmuş gibi geldiğini anlatır. Bu mitte, hemen yakındaki insanların hiç yaşlanmadığı bilgisi, bunu yalnızca bir kişinin hissi değil, ülkenin büyülü bir kuralı yapar. Gerçek hayattaki kullanımların çoğunda ise güçlü bir anın nasıl hissettirdiğini anlatır.

Alıştırma

For a moment, time stood still. cümlesini okuyun. time stood still ne anlama gelir?

  1. Zaman akmayı bırakmış gibi geldi.
  2. Zaman olağanüstü hızlı geçti.
  3. Bir kişi saatin yanında ayakta durdu.
Cevabı göster

Zaman akmayı bırakmış gibi geldi.

In his new home,

1:35

Yeni evinde,

Oisín continued to hunt and explore

1:36

Oisín avlanmaya ve keşfetmeye devam etti,

as he had in Ireland. Dilbilgisi

1:38

tıpkı İrlanda'da yaptığı gibi.

Dilbilgisi

as he had in Ireland: past perfect yapısında eksiltme

as he had in Ireland ifadesindeki had, past perfect yapısındaki yardımcı fiildir. hunted and explored sözleri, bu eylemler daha önce söylendiği için eksiltilmiştir. Açık biçimi as he had hunted and explored in Ireland şeklindedir. Bu eksiltme tekrarı önler; had ise İrlanda'daki etkinlikleri yeni evindeki geçmiş zamanlı etkinliklerden daha önceye yerleştirir.

Alıştırma

Yinelenen practiced fiilini eksiltebilmek için cümleyi past perfect yardımcı fiiliyle tamamlayın: After joining the new team, Lina practiced every evening, as she ____ at home.

Cevabı göster

had

But in the land of youth,

1:40

Ancak gençlik diyarında,

he possessed a strange new invincibility. Kelime

1:41

tuhaf ve yeni bir yenilmezliğe sahipti.

Kelime

possessed a strange new invincibility: had demenin resmî ve edebî yolu

Burada possessed, bir niteliğe sahip olmak veya onu üzerinde taşımak anlamına gelir. Nesnesi olan a strange new invincibility, yenilmesi imkânsız görünmek şeklindeki yeni bir niteliği adlandırır. Nötr had yerine possessed kullanılması anlatıma daha resmî ve edebî bir ton verir. Bir hikâyede güç veya nitelik, kişi ya da nesnenin önemli bir özelliği olarak sunulduğunda bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle büyülü bir niteliği en resmî ve edebî ifadeyle anlatır?

  1. The ring had a hidden power.
  2. The ring got a hidden power.
  3. The ring possessed a hidden power.
Cevabı göster

The ring possessed a hidden power.

At the end of each day of adventuring, Kalıp ifadeler

1:44

Her macera gününün sonunda,

Oisín's wounds magically healed themselves Dilbilgisi

1:46

Oisín'in yaraları sihirli bir şekilde kendiliğinden iyileşiyordu,

as he slept in Niamh's arms.

1:48

Niamh'ın kollarında uyurken.

Kalıp ifadeler

At the end of each day of adventuring: tekrarlanan bir zaman noktasını belirleme

At the end of, bir dönemin veya etkinliğin sona erdiği zamanı belirtir. Each day bu zaman noktasını tekrarlanan hâle getirir; of adventuring ise bu günlerin ne yapılarak geçirildiğini açıklar. Bu nedenle ana olay her macera gününün sonunda gerçekleşir. Bu ifade cümlenin başına getirildiğinde olaydan önce zaman çerçevesini verir. At the end of each + isim yapısı rutinlerde, raporlarda ve anlatılarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef zaman ifadesiyle tamamlayın: ____ each lesson, we put our notebooks away.

Cevabı göster

At the end of

Dilbilgisi

wounds magically healed themselves: dönüşlü zamirle kendi kendine iyileşme

wounds magically healed themselves ifadesinde themselves, healed fiilinin dönüşlü nesnesidir. Yaralar iyileştirme eylemini kendi üzerlerinde gerçekleştiriyormuş gibi sunulur; böylece ifade, onları dışarıdan bir kişi ya da tedavinin iyileştirmesinden ziyade kendi kendilerine toparlandıklarını canlı bir biçimde anlatır. Magically, bu kendi kendine iyileşmenin nasıl gerçekleştiğini belirtir. Dönüşlü yapı otomatik onarım hissi verir ve yaraları bir ölçüde kişileştirir; günlük ve tarafsız bir anlatımda The wounds healed çoğu zaman yeterlidir.

Alıştırma

Kesiklerin kendi kendine iyileştiğini gösteren dönüşlü zamiri yazın: These small cuts can heal ____ in a few days.

Cevabı göster

themselves

Although glory and pleasure came easily to Oisín in the Land of Youth, Dilbilgisi

1:51

Gençlik Diyarı'nda şan ve zevk Oisín'e kolayca gelmesine rağmen,

he missed the Fianna

1:55

Fianna'yı özlüyordu

and the adventures they had in Ireland.

1:57

ve İrlanda'da yaşadıkları maceraları.

Dilbilgisi

Although ..., he missed ...: beklenmedik bir karşıtlığı düzenleme

Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce Oisín'in sahip olduğu iyi şeyleri kabul eder. Ardından ana cümle olan he missed the Fianna..., bu elverişli koşullarda bile geçerliliğini koruyan duyguyu verir. Although A, B kalıbı, dinleyiciyi bir beklenti oluşturan arka plan bilgisinden bu beklentiye ters düşen ana noktaya yönlendirir. Buradaki ana nokta onun kolayca elde ettiği şan ve zevk değil, devam eden kayıp duygusudur.

Alıştırma

Beklenmedik bir karşıtlık göstermek için although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Although the game was difficult, but Nina kept trying.
  2. Although the game was difficult, Nina kept trying.
  3. Although the game was difficult, so Nina kept trying.
Cevabı göster

Although the game was difficult, Nina kept trying.

After three years in Tír na nÓg,

1:59

Tír na nÓg'da geçen üç yılın ardından,

he was struck by a deep yearning for home. Deyimler

2:01

içini derin bir memleket hasreti kapladı.

Deyimler

was struck by a deep yearning for home: aniden derin bir yurt özlemine kapılmak

Bu cümlede was struck by, duyguyu onu aniden ve güçlü biçimde saran bir kuvvet gibi gösterir. Fiziksel olarak vurulma anlamı yoktur. A deep yearning for home, eve dönmeye yönelik yoğun ve uzun süren bir özlem demektir. İfade bir bütün olarak memleket özlemini he wanted to go home demekten daha güçlü ve edebî bir şekilde anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede hedef ifade ne anlama geliyor? After months away, Leo was struck by a deep yearning for home.

  1. Leo aniden eve dönmek için çok güçlü bir özlem duydu.
  2. Leo evinin yakınında dururken fiziksel olarak vuruldu.
  3. Leo artık evini önemsemediğine karar verdi.
Cevabı göster

Leo aniden eve dönmek için çok güçlü bir özlem duydu.

Before he embarked on his journey back, Kalıp ifadeler

2:04

Dönüş yolculuğuna çıkmadan önce,

Kalıp ifadeler

embarked on his journey back: geri dönüş yolculuğuna çıktı

Embarked on his journey back, geldiği yere geri götürecek yolculuğa başladığı anlamına gelir. On edatı, embark on + journey, project, career veya başka önemli bir girişim yapısının parçasıdır. Burada back, yolculuğun dönüş yönünde olduğunu gösterir. Embark on, start sözcüğünden daha resmî ve anlatısaldır; bu yüzden öyküleyici yazılara uygundur.

Alıştırma

Cümleyi embark on ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After graduation, Nina ____ a career in engineering.

Cevabı göster

embarked on

Niamh warned him that he must not alight from his horse Kelime

2:05

Niamh onu atından inmemesi gerektiği konusunda uyardı,

to touch the Earth with his own feet.

2:08

kendi ayaklarıyla Dünya'ya dokunmamalıydı.

Kelime

alight from his horse: “attan inmek” demenin resmî ve edebî yolu

Bu cümlede alight from his horse, “atından inmek” anlamına gelir. Burada alight geçişsiz bir fiildir; bu yüzden kişinin ayrıldığı hayvan veya taşıt from ile belirtilir. Bu ifade resmî ve eski moda bir tınıya sahiptir; bu nedenle mitolojik anlatıma uygundur. Uyarı, ayaklarını yere basmak yerine atın üzerinde kalması gerektiği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede resmî alight fiili “inmek” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The rider alighted into his horse at the gate.
  2. The rider alighted his horse at the gate.
  3. The rider alighted from his horse at the gate.
Cevabı göster

The rider alighted from his horse at the gate.

When Oisín reached the shores of Ireland,

2:11

Oisín İrlanda kıyılarına ulaştığında,

it felt as if a shadow had fallen over the world. Notlar

2:13

sanki dünyanın üzerine bir gölge çökmüş gibi hissetti.

Dilbilgisi

it felt as if: öznel bir izlenim sunmak

It felt as if, durumun bütünüyle ilgili bir izlenim sunar: “bu deneyim … hissi verdi.” Buradaki it belirli bir nesneyi adlandırmaz; genel deneyimi bir bütün olarak ifade eder. As if ile başlayan yan cümle, bu duygunun oluşturduğu görüntüyü sunar. Burada a shadow had fallen over the world ifadesinin kelimesi kelimesine gerçekleştiği doğrulanmaz; dünyanın ne kadar karanlık veya ağır göründüğünü anlatır. As if olası bir açıklamayı da hayalî bir benzetmeyi de sunabilir, dolayısıyla tek başına “kesinlikle gerçek değil” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Durum … izlenimi verdi” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the final bell, ____ the school had become completely empty.

Cevabı göster

it felt as if

Deyimler

a shadow had fallen over the world: karanlığa bürünen dünya mecazı

Burada a shadow had fallen over the world bir mecazdır: Gerçek bir gölge kelimenin tam anlamıyla yeryüzüne düşmüyor. Bu imge, karanlığın, yıkımın, üzüntünün veya bir tehdidin artık her şeyi kaplamış gibi göründüğünü anlatır. Past perfect biçimindeki had fallen, değişikliği it felt as if ile anlatılan hissin oluştuğu anda zaten tamamlanmış olarak gösterir. Daha genel olarak bir yerin ya da olayın üzerine a shadow düşmesi, onun havasının veya durumunun kasvetli ve sıkıntılı hâle geldiği anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan imge temel olarak ne anlama geliyor?

  1. Gerçek bir nesne yerde küçük bir gölge oluşturdu.
  2. Bütün dünya karanlık, yıkık ve cansız görünüyordu.
  3. Gece her zamanki saatinde geldi.
Cevabı göster

Bütün dünya karanlık, yıkık ve cansız görünüyordu.

On the hill where his father's palace lay, Kelime

2:16

Babasının sarayının bulunduğu tepede,

he saw only a ruin strewn with weeds. Kalıp ifadeler

2:18

sadece yabani otlarla kaplı bir harabe gördü.

Kelime

where his father's palace lay: lay, ‘bulunuyordu’ anlamında

where his father's palace lay ilgi cümleciği hangi tepeden söz edildiğini belirtir: Sarayın bulunduğu tepedir. Burada lay, geçişsiz lie fiilinin simple past biçimidir ve ‘bulunmak’ anlamına gelir. Birinin sarayı bir yere bıraktığı anlamına gelmez. Bu konum anlamı betimleyici yazılarda yaygındır ve was kullanımından daha edebî duyulabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede lay doğru biçimde ‘bulunuyordu’ anlamında kullanılmıştır?

  1. The old village laid beyond the river.
  2. The old village lay beyond the river.
  3. The old village lied beyond the river.
Cevabı göster

The old village lay beyond the river.

Kalıp ifadeler

strewn with weeds: bir yere dağılmış şeyler

Strewn with weeds, yabani otların harabenin üzerinde veya her yanında düzensiz biçimde yayıldığını anlatır. Strewn, strew fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; burada strewn with weeds, ruin sözcüğünün durumunu açıklayan bir ortaç öbeğidir. Bir isimden sonra kullanılan noun + strewn with + things yapısı, noun + that was strewn with + things yapısının kısaltılmış biçimi olabilir. Bu yapı, birçok ayrı şeyin bir yere dağılmış olduğunu gösterir ve çoğu zaman dağınık ya da bakımsız bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi strew fiilinden oluşan iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After the storm, the yard was ____ small branches.

Cevabı göster

strewn with

His calls for his friends and family

2:21

Arkadaşlarına ve ailesine seslenişleri,

echoed from derelict walls.

2:23

terk edilmiş duvarlarda yankılandı.

Horrified,

2:25

Dehşet içinde kalan Oisín,

Oisín rode until he came upon a group of peasants Öbek fiiller

2:26

bir grup köylüye rastlayana kadar at sürdü.

working in the fields.

2:28

Tarlada çalışıyorlardı.

Öbek fiiller

came upon a group of peasants: beklenmedik bir karşılaşma

Came upon, come upon ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada Oisín'in bir grup köylüyle tesadüfen karşılaştığını veya onları bulduğunu anlatır; onları aramayı planlamamıştı. Grubun üstüne doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Bir hikâyede come upon + bir kişi, yer veya şey yapısı; yolculuk, arama ya da başka bir etkinlik sırasında beklenmedik biçimde karşılaşılan bir şeyi anlatıya katabilir.

Alıştırma

"We came upon an abandoned cabin in the woods," cümlesindeki "came upon" ne anlama gelir?

  1. oradan geri döndüler
  2. onu birlikte inşa ettiler
  3. onu tesadüfen buldular
Cevabı göster

onu tesadüfen buldular

They were struggling to remove a boulder from their land, Kalıp ifadeler

2:30

Arazilerinden büyük bir kayayı çıkarmak için uğraşıyorlardı

and forgetting Niamh's warning, Dilbilgisi

2:32

ve Niamh'ın uyarısını unutan Oisín,

Kalıp ifadeler

were struggling to remove: zor bir görev sırasında çabalamak

Bu cümlede were struggling to remove, iş zor olduğu için kayayı uzaklaştırmak üzere büyük çaba harcadıklarını anlatır. Struggle to + fiilin yalın hâli, zorluğa ve çabaya odaklanır; işin başarıyla tamamlandığını garanti etmez. Were struggling geçmişte devam eden bir yapıdır; bu nedenle çabanın hikâyenin o anında zaten sürmekte olduğunu gösterir. Remove A from B, “A'yı B'den uzaklaştırmak” demektir.

Alıştırma

Struggle to lift ifadesini geçmişte devam eden biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The box was so heavy that Ben was ____ it onto the table.

Cevabı göster

struggling to lift

Oisín leapt from his horse

2:34

atından atladı

and rolled it away with his superhuman strength. Öbek fiiller

2:35

ve insanüstü gücüyle kayayı yuvarlayıp uzaklaştırdı.

Dilbilgisi

forgetting Niamh's warning: cümle başında bir -ing grubu

Forgetting Niamh's warning, cümlenin başında kullanılan bir present participle (-ing) grubudur. Ana eylemin arka planını verir ve Oisín'in neden harekete geçtiğini sezdirir: o anda artık uyarıyı aklında tutmuyordu. Forgetting ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi Oisín'dir. Bu yapı bir durumu veya nedeni ana olayla tek cümlede birleştirirken, ana cümlenin çekimli fiili leapt hikâyeyi ilerletir.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki grup ne anlama geliyor? Forgetting the address, Mia checked the message again.

  1. Mia mesajı kontrol etmeden önce adres bir şeyi unuttu.
  2. Mia adresi unutmadan önce mesajı kontrol etti.
  3. Mia adresi unuttu ve bu, mesajı neden yeniden kontrol ettiğini açıklamaya yardımcı olur.
Cevabı göster

Mia adresi unuttu ve bu, mesajı neden yeniden kontrol ettiğini açıklamaya yardımcı olur.

Öbek fiiller

rolled it away: roll + nesne + away

rolled it away ifadesinde roll yuvarlama hareketini, away ise sonucu veya yönü anlatır: nesne ilk bulunduğu yerden uzaklaşmıştır. İfade, nesnenin yalnızca döndüğünü değil, yuvarlanarak başka bir yere taşındığını belirtir. Yapı roll + nesne + away şeklindedir. Daha genel olarak, bir hareket fiilinden sonra gelen away, bir şeyin bir yerden uzaklaştırıldığını veya engel olmayacak bir yere götürüldüğünü gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi roll + it + away yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The barrel blocked the door, so Maya ____.

Cevabı göster

rolled it away

The crowd's cheers soon turned into shrieks. Öbek fiiller

2:39

Kalabalığın sevinç çığlıkları kısa süre sonra feryatlara dönüştü.

Öbek fiiller

cheers soon turned into shrieks: tezahüratlar kısa sürede çığlıklara dönüşür

Turn into, bir şeyin başka bir şeye dönüşmesi veya bir durumdan başka bir duruma geçmesi anlamına gelir. Burada tezahüratlar çığlıklarla birlikte sürmez; ses tezahürattan çığlığa dönüşür. Kullanılabilir kalıp A turns into B veya A turned into B şeklindedir. Ses, duygu, hava, durum ve fiziksel biçimdeki değişimleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn into ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The light rain soon ____ snow.

Cevabı göster

turned into

In place of the youth was an old man Dilbilgisi

2:42

Genç adamın yerinde yaşlı bir adam vardı,

whose beard swept the ground Dilbilgisi

2:44

sakalı yerleri süpüren

and whose legs buckled under him.

2:45

ve bacakları onu taşıyamayıp bükülen.

Dilbilgisi

In place of the youth was an old man: öne alınan ifade ve devrik yapı

In place of the youth ifadesi cümlenin başına getirilmiştir. Gerçek dil bilgisel özne an old man ifadesidir ve was bu özneden önce gelir. Öznenin önce geldiği olağan sırada temel düşünce An old man was in place of the youth olurdu. Bu sıra, anlatıcının önce değişen ya da yerine başka bir şey gelen konumu sunmasını, ardından yeni kişiyi açıklamasını sağlar. Daha genel olarak edebî İngilizce, okuyucunun önce neye dikkat edeceğini yönlendirmek için başa alınmış yer veya konum ifadesi + fiil + isim öbeği biçimindeki özne sırasını kullanabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede başa alınmış bir yer ifadesinden sonra fiil-özne devrikliği doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. At the end of the hall stood a tall clock.
  2. A tall clock stood at the end of the hall.
  3. At the end of the hall, a tall clock stood.
Cevabı göster

At the end of the hall stood a tall clock.

Dilbilgisi

whose beard ... and whose legs ...: whose ile kurulmuş iki paralel ilgi cümleciği

whose beard swept the ground ve whose legs buckled under him bölümleri, an old man ifadesini niteleyen, birbirine bağlanmış iki ilgi cümleciğidir. İki whose da aynı yaşlı adama gönderme yapar: sakal da bacaklar da ona aittir. Burada swept the ground, sakalın yere değecek kadar uzun olduğunu; buckled under him ise bacaklarının ağırlığını taşıyamayıp büküldüğünü ya da çözüldüğünü anlatır. whose sözcüğünü tekrarlamak, “isim + whose X ... and whose Y ...” şeklinde açık ve paralel bir kalıp oluşturur. Aynı kalıp, tek bir kişi, hayvan, kuruluş veya nesneye iki betimleme bağlayabilir.

Alıştırma

İki boşlukta da “o kişiye ait” anlamındaki aynı ilgi sözcüğünü kullanın: We met an artist ____ paintings had won awards and ____ studio overlooked the sea.

Cevabı göster

whose · whose

He cried out for Finn and the Fianna, Öbek fiiller

2:47

Finn ve Fianna için feryat etti,

Öbek fiiller

cried out for Finn and the Fianna: yüksek ve acil bir çağrı

Bu cümlede cried out for Finn and the Fianna, onların duymasını veya gelmesini umarak isimlerini yüksek ve acil bir sesle çağırdığı anlamına gelir. out, sese ani ve güçlü bir nitelik katar. Burada cry esas olarak gözyaşı dökmeyi anlatmaz. cry out for + kişi veya help kalıbı, çoğu zaman korku, acı ya da çaresizlik içinde bir kişiyi yüksek sesle çağırmak veya yardım istemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi cry out for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Leo saw the smoke, he ____ help.

Cevabı göster

cried out for

but the people only recognized these names

2:50

ancak insanlar bu isimleri yalnızca

from the distant past of 300 years before. Kalıp ifadeler

2:52

300 yıl öncesinin uzak geçmişinden tanıyorlardı.

Kalıp ifadeler

from the distant past of 300 years before: adları zaman içinde konumlandırmak

from the distant past ifadesi adları daha eski bir döneme bağlar: insanlar bunları çok eski zamanlara ait adlar olarak bilir. From, adların zamanını veya kaynağını anlatır; onları tanıma eyleminin o dönemde gerçekleştiğini söylemez. Of 300 years before, bu geçmişin ne kadar uzak olduğunu belirtir. Before, öyküdeki referans zamanından geriye doğru hesaplanır. Bu nedenle anlam “o zamandan 300 yıl önceki bir dönemden” şeklindedir; otomatik olarak bugünden 300 yıl öncesi demek değildir.

Alıştırma

Bir öykü 1800 yılında geçiyor. Bu öyküde 300 years before normalde hangi zamanı ifade eder?

  1. Öykünün geçtiği zamandan bağımsız olarak okuyucunun bugününden 300 yıl öncesi
  2. Yaklaşık 1500 yılı
  3. Yaklaşık 2100 yılı
Cevabı göster

Yaklaşık 1500 yılı

Time had betrayed Oisín, Deyimler

2:55

Zaman Oisín'e ihanet etmişti,

and his return to mortal lands Kelime

2:58

ve ölümlü topraklara dönüşü,

had aged him irreversibly. Kelime

2:59

onu geri döndürülemez biçimde yaşlandırmıştı.

Deyimler

Time had betrayed Oisín: zamanı bir hain olarak kişileştirmek

Cümle, Time sözcüğüne insanların yaptığı betrayed, yani “ihanet etti” eylemini yükler. Zaman gerçekten birine ihanet etmeyi seçemez; bu nedenle burada kişileştirme vardır. Burada betrayed, zamanın geçişinin beklenmedik ve geri döndürülemez bir zarar verdiğini anlatır. Yalnızca time passed demekle karşılaştırıldığında bu anlatım, Oisín'in kaybını daha kişisel ve trajik hissettirir.

Alıştırma

Time had betrayed Oisín ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Zaman, etkileri Oisín'e zarar veren bir hain gibi kişileştirilmiştir.
  2. Time, Oisín'e bilerek saldıran bir karakterin adıdır.
  3. Cümle yalnızca Oisín'in döndüğü saati belirtir.
Cevabı göster

Zaman, etkileri Oisín'e zarar veren bir hain gibi kişileştirilmiştir.

Kelime

had aged him irreversibly: geçişli fiil olarak age

had aged him ifadesinde age, “birini yaşlandırmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Özne olan his return to mortal lands değişimin nedenidir; him ise bu değişimden etkilenen kişidir. Irreversibly, değişimin geri alınamayacağını belirtir. İfade bir bütün olarak, kişinin zaman içinde kendiliğinden yaşlanmasını değil, dönüşün yol açtığı kalıcı bir sonucu anlatır.

Alıştırma

“The harsh journey aged Maya.” cümlesinde aged ne anlama gelir?

  1. Maya'yı yaşlandırdı veya daha yaşlı gösterdi
  2. Maya'nın kaç yıl yaşadığını gösterdi
  3. Maya'yı tarihsel bir döneme yerleştirdi
Cevabı göster

Maya'yı yaşlandırdı veya daha yaşlı gösterdi

Kelime

to mortal lands: mitlerdeki insan dünyası

Bu mitolojik bağlamda mortal lands, insanların yaşlanıp öldüğü dünya demektir. Mortal, büyülü ya da ölümsüz bir diyarla karşıtlık kurar. Lands burada ayrı toprak parçalarını saymak için değil, diyarlar veya bölgeler anlamındaki geniş, edebî kullanımıyla yer alır. Dolayısıyla ifade, insan yaşamının olağan sınırlarının geçerli olduğu bir alanı anlatır.

Alıştırma

Fantastik bir hikâyede mortal lands en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Halkının asla ölemediği bir diyar
  2. İnsanların yaşlanıp öldüğü insan dünyası
  3. Tek bir kişiye ait birkaç tarım arazisi
Cevabı göster

İnsanların yaşlanıp öldüğü insan dünyası

Throughout Irish folklore, Anlatım akışı

3:02

İrlanda folkloru boyunca,

sightings of the Land of Youth have been reported Dilbilgisi

3:04

Gençlik Diyarı'nın görüldüğüne dair rivayetler vardır;

Anlatım akışı

Throughout Irish folklore: geniş bir bilgi kapsamı belirlemek

Throughout Irish folklore, cümlenin başında yer alan bir kapsam ifadesidir. Dinleyiciye, sonraki bilginin yalnızca az önce anlatılan tek bir hikâyeye değil, daha geniş İrlanda folkloru geleneğine yayıldığını bildirir. Burada throughout, “bütün kapsam boyunca” anlamına gelir. Anlatıcı önce çerçeveyi genişleterek tek bir hikâyeden daha genel bir kültürel özete geçer.

Alıştırma

“Throughout local history, the river has shaped the town's identity” cümlesindeki başlangıç ifadesi ne işe yarar?

  1. İddiayı yakın zamandaki tek bir anla sınırlar.
  2. Nehirle ilgili tek bir olayın gerçekleştiği yeri belirtir.
  3. İddiayı kasabanın daha geniş tarihi boyunca geçerli olacak şekilde çerçeveler.
Cevabı göster

İddiayı kasabanın daha geniş tarihi boyunca geçerli olacak şekilde çerçeveler.

Dilbilgisi

sightings ... have been reported: edilgen present perfect

sightings ... have been reported, present perfect'in edilgen biçimini kullanır: have + been + reported geçmiş zaman ortacı. Sightings dilbilgisel öznedir, ancak bildirimde bulunan kişiler belirtilmez. Present perfect, bildirimleri geçmişten bugüne kadar kesin zamanı belirtilmeyen olaylar olarak sunar. Edilgen yapı dikkati görülme vakalarında tutar ve bildirimde bulunan kişileri daha az önemli ya da bilinmeyen hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi report fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: Two equipment faults ____ since Monday.

Cevabı göster

have been reported

in the depths of wells,

3:06

kuyuların derinliklerinde,

on the brink of the horizon, Deyimler

3:08

ufkun kıyısında

or in the gloom of caves.

3:10

ya da mağaraların karanlığında.

Deyimler

on the brink of the horizon: şiirsel bir sınır olarak ufuk

Burada brink, “kenar” demektir. On the brink of the horizon, ufku bilimsel bir çizgi olarak değil, bir şeyin yaklaşabileceği veya üzerinde yer alabileceği bir sınır olarak hayal eder. Bu alışılmadık imge mekâna uzak, gizemli ve eşiği andıran bir nitelik verir. Bu, edebî bir mekân betimlemesidir; bir olaya çok yakın olmayı belirten yaygın deyim değildir.

Alıştırma

“A silver tower shimmered on the brink of the horizon,” cümlesinde bu ifade nasıl bir işlev görür?

  1. Kesin ve ölçülebilir bir konum verir.
  2. Kulenin çökmek üzere olduğu anlamına gelir.
  3. Ufku uzaktaki bir kenar olarak gösteren şiirsel bir imge yaratır.
Cevabı göster

Ufku uzaktaki bir kenar olarak gösteren şiirsel bir imge yaratır.

But those who know the tale of Oisín Anlatım akışı

3:12

Fakat Oisín'in hikayesini bilenler,

tell of another vision,

3:14

başka bir vizyondan bahsederler;

that of a shining princess Dilbilgisi

3:16

beyaz bir atın taşıdığı parlayan bir prensesin

carried upon the distant waves by a white horse, Dilbilgisi

3:19

uzak dalgaların üzerinde

Dilbilgisi

that of a shining princess: that, vision sözcüğünün yerine geçer

that of a shining princess ifadesinde that, hemen önce geçen tekil vision isminin yerine kullanılır. İfade, the vision of a shining princess biçiminde açılabilir. Bu kullanım vision sözcüğünün tekrarlanmasını önler ve betimlemeye kısa, resmî bir üslup kazandırır. that sözcüğünü yorumlamak için yerine geçtiği önceki tekil ismi arayın; burada “şu prenses” anlamına gelmez.

Alıştırma

another vision, that of a shining princess ifadesinde that hangi sözcüğün yerine kullanılır?

  1. horse
  2. vision
  3. princess
Cevabı göster

vision

Dilbilgisi

carried ... by a white horse: edilgen bir participle öbeği

carried upon the distant waves by a white horse, princess sözcüğünden sonra gelen bir past participle öbeğidir. Edilgen bir ilişki gösterir: taşıma eylemine maruz kalan prensestir ve by a white horse eylemi yapanı belirtir. Bu öbek, who was carried upon the distant waves by a white horse yapısının daha kısa hâlidir. İngilizcede bu tür kısaltılmış edilgen ilgi cümlecikleri, ayrı bir tam cümlecik kurmadan canlı bir betimleme eklemek için isimden sonra kullanılabilir.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen betimlemeyi carry kullanarak tamamlayın: We saw a sleepy child ____ her father.

Cevabı göster

carried by

still hoping for the return Kalıp ifadeler

3:22

hala geri dönmesini umduğundan,

of her doomed love.

3:24

o lanetli aşkının.

Anlatım akışı

Those who know the tale ... tell of another vision: bir efsanenin sonunu çerçevelemek

But anlatının yönünün değiştiğini gösterir: cümle, olayları sürdürmek yerine efsaneyi bilen insanların ne anlattığına geçer. Those who know the tale geleneği koruyan veya anlatan kişileri belirtirken tell of another vision öyküde saklanan ek bir görüntüyü tanıtır. Bu çerçeve, görüntüyü doğrudan doğrulanmış bir gerçek olarak değil, aktarılmaya devam eden efsanenin bir parçası olarak sunar.

Alıştırma

Vurgulanan giriş bu cümlede ne işe yarar?

  1. Sonraki görüntüyü efsaneyle aktarılan başka bir anlatım olarak sunar.
  2. Sonraki görüntünün doğrudan görüldüğünü kanıtlar.
  3. Öykünün nasıl anlatılacağına ilişkin talimatlar verir.
Cevabı göster

Sonraki görüntüyü efsaneyle aktarılan başka bir anlatım olarak sunar.

Kalıp ifadeler

still hoping for ...: devam eden bir -ing betimlemesi

still hoping, prensesin umudunun daha önce başladığını ve anlatılan anda da devam ettiğini gösterir. Hoping, aynı kişiyi betimlemeyi sürdüren bir -ing participle biçimidir; bu nedenle öbek yeni bir özne sunmak yerine önceki cümleyi devam ettirir. Hope for yapısından sonra burada the return of her doomed love isim öbeği gelir. Bu bağlamda love, sevdiği kişiyi anlatan edebî bir kullanımdır; doomed ise beklenen trajik bir kadere işaret eder. Böylece son öbek, devam eden umut ile trajediyi bir araya getirir.

Alıştırma

Beklentinin sürdüğünü gösterecek uygun hope biçimiyle cümleyi tamamlayın: Maya checked the mailbox again, still ____ a reply.

Cevabı göster

hoping for

If you enjoyed this lesson,

3:33

Eğer bu dersi beğendiyseniz,

please consider supporting TED-Ed's nonprofit mission Ton ve niyet

3:34

lütfen TED-Ed'in kar amacı gütmeyen misyonunu desteklemeyi düşünün

on patreon.com/teded.

3:37

patreon.com/teded adresinden.

Ton ve niyet

please consider supporting...: nazik bir eylem çağrısı

Please consider supporting... birinden destek istemenin nazik ve dolaylı bir yoludur. Bu kapanış mesajında, kararı izleyiciye bırakarak onu TED-Ed'e yardım etmeye davet eder; bu yüzden Please support... ifadesinden daha yumuşak gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp please consider + fiilin -ing biçimidir. consider sonrasında eylemi belirtmek için -ing biçimi kullanılır: consider supporting denir, consider to support denmez.

Alıştırma

Nazik isteği tamamlamak için support fiilinin doğru biçimini kullanın: If you value our work, please consider ____ our community project.

Cevabı göster

supporting