Hayvan deneylerini azaltmak için yapay zeka ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
865 kelime 153 kel/dk

Video özeti: BBC 6 Minute English, yapay zekânın bilim insanlarının kimyasal güvenliği değerlendirmesine yardım ederek, insanları ve hayvan refahını korurken hayvan deneylerini azaltıp azaltamayacağını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a really difficult needle to thread, — Deyimler ve mecaz ifadeler: Bunun dikişle ilgili gerçek bir anlatım değil, hayvanların acısını azaltmak ile ilaçların güvenliğini korumak gibi çatışan hedefler arasında hassas denge kurmayı anlatan bir metafor olduğunu öğrenirsiniz. 2. AI isn't the whole picture, / important part of the picture. — Deyimler ve mecaz ifadeler: “picture” kelimesinin tüm durumu ya da bu durumun içindeki bir faktörü anlatabileceğini kavrayarak, yapay zekâyı tek çözüm gibi göstermeyen temkinli açıklamaları daha iyi takip edersiniz. 3. wade through — Öbek fiiller: Birinin çok miktarda zor veya sıkıcı bilgiyi, özellikle veri, rapor ya da okuma materyalini, zaman ve emek harcayarak incelemesi gerektiğinde bu ifadeyi kullanmayı öğrenirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan 6 Dakikada İngilizce.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Dakikada İngilizce programı.

I'm Phil.

0:11

Ben Phil.

And I'm Georgie.

0:11

Ben de Georgie.

Animal testing is when living animals are used in scientific research Dilbilgisi

0:13

Hayvan testi, yeni bir ilacın ne kadar etkili olduğunu

Dilbilgisi

Animal testing is when ...: Bir kavramı durum üzerinden tanımlama

Bu cümlede Animal testing is when ... ifadesi animal testing kavramını tanımlar. When, hangi durumun veya uygulamanın hayvan deneyi sayıldığını belirtir; belirli bir zamanı göstermez. X is when + yan cümle kalıbı, bir etkinliği, olayı veya durumu içinde ne olduğunu söyleyerek açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir etkinliği tanımlamak için X is when ... kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. A fire drill is because people practise leaving a building safely.
  2. A fire drill is when people practise leaving a building safely.
  3. A fire drill is where people practise leaving a building safely.
Cevabı göster

A fire drill is when people practise leaving a building safely.

to find out how effective a new medicine is Dilbilgisi

0:17

veya bir ürünün insanlar için ne kadar güvenli olduğunu anlamak amacıyla

or how safe a product is for humans.

0:20

canlı hayvanların bilimsel araştırmalarda kullanılmasıdır.

Dilbilgisi

to find out how effective ... is: Amaç ve gömülü soru söz dizimi

to find out ... mastar grubu araştırmanın amacını belirtir: hayvanlar bir şeyi öğrenmek için kullanılır. find out sonrasında gelen how effective a new medicine is gömülü bir sorudur. Düz cümle sırasını korur: how + sıfat + özne + be. Daha büyük bir cümlenin içinde doğrudan soru sırası olan how effective is a new medicine kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği seçin: The team ran a study ___.

  1. to find out how effective the treatment is
  2. to find out how effective is the treatment
  3. to find out is the treatment how effective
Cevabı göster

to find out how effective the treatment is

Scientists in favour of it argue that animal testing Kalıp ifadeler

0:23

Bunu destekleyen bilim insanları, hayvan testlerinin

shows whether medicines are safe or dangerous for humans Dilbilgisi

0:27

ilaçların insanlar için güvenli mi yoksa tehlikeli mi olduğunu gösterdiğini

Kalıp ifadeler

in favour of it: destek belirtmek

In favour of it, “onu destekleyen” veya “ondan yana olan” anlamına gelir. Burada it, animal testing ifadesini belirtir; dolayısıyla scientists in favour of it, bu uygulamayı destekleyen bilim insanlarıdır. Edat grubu bütünüyle scientists sözcüğünden sonra gelir ve hangi bilim insanlarının kastedildiğini açıklar. Bu kalıpta favour, “destek” anlamındadır; birine yapılan “iyilik” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The class is ____ the plan to plant more trees.

Cevabı göster

in favour of

and has saved many lives.

0:31

ve birçok hayat kurtardığını savunuyorlar.

Dilbilgisi

whether medicines are safe or dangerous: iki alternatif

Whether A or B iki alternatif sunar. Burada whether medicines are safe or dangerous for humans, hayvan deneylerinin gösterdiği ileri sürülen bilgidir: iki tanımdan hangisinin doğru olduğu. Bu, shows fiilinden sonra gelen iç içe bir yan cümledir; doğrudan soru değildir. medicines are biçimindeki bildirme cümlesi sırasını koruyun, are medicines kullanmayın. Sonuç belirsiz olduğunda bu yapı know, check, decide ve show gibi fiillerden sonra gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef whether ... or ... yapısıyla tamamlayın: The lab report explains ____ the sample is harmless ____ dangerous.

Cevabı göster

whether · or

But animal rights campaigners say it's cruel Kültür

0:32

Ancak hayvan hakları savunucuları bunun acımasızca olduğunu

and also ineffective

0:35

ve aynı zamanda etkisiz olduğunu söylüyor

because animals and humans are so different.

0:37

çünkü hayvanlar ve insanlar birbirinden çok farklı.

Kültür

animal rights campaigners: hayvan hakları savunucuları

Animal rights campaigners, hayvanların korunması gereken haklara sahip olduğunu açıkça savunan ve hayvanlara nasıl davranıldığını değiştirmek için çalışan kişilerdir. Bu cümlede, hayvanlar üzerinde deney yapmanın acımasız ve etkisiz olduğunu savunan gruptur. Burada campaigners, kamusal bir amaç için savunuculuk yapan veya etkinlik gösteren kişiler anlamına gelir. Özellikle seçimde aday olan kişileri ifade etmez.

Alıştırma

Bu cümlede animal rights campaigners kimleri ifade ediyor?

  1. Hayvanların haklarını ve korunmasını etkin biçimde savunan kişiler.
  2. İlaçları hayvanlar üzerinde test eden araştırmacılar.
  3. Hayvanlarla ilgili bir programla siyasi makama gelmek isteyen kişiler.
Cevabı göster

Hayvanların haklarını ve korunmasını etkin biçimde savunan kişiler.

Under British law, Kültür

0:40

İngiliz yasalarına göre,

medicines must be tested on two different types of animals, Dilbilgisi

0:42

ilaçlar iki farklı hayvan türü üzerinde test edilmelidir,

usually starting with rats, mice, or guinea pigs.

0:46

bu genellikle sıçanlar, fareler veya kobaylarla başlar.

Kültür

Under British law: Britanya yasalarına göre

Under British law, “Britanya yasalarına göre” veya “Britanya yasalarının belirlediği kurallar çerçevesinde” anlamına gelir. Burada under fiziksel konumu değil, yasal yetkiyi ifade eder. Cümlenin başında yer alan ifade, sonraki bilgilerin hukuki çerçevesini belirler: must ile belirtilen zorunluluk kişisel bir tavsiyeden değil, yasadan kaynaklanır.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Under British law ne işe yarar?

  1. Zorunluluğun yasal dayanağını verir.
  2. Testlerin bir hukuk kitabının altında yapıldığını söyler.
  3. Yalnızca fiziksel konum olarak Britanya'yı belirtir.
Cevabı göster

Zorunluluğun yasal dayanağını verir.

Dilbilgisi

must be tested on: edilgen yapıda zorunlu test

Must be tested, must ile edilgen be + past participle yapısını birleştirir. Testin zorunlu olduğunu belirtir ve eylemden etkilenen medicines sözcüğünü odağa alır; testleri kimin yaptığını söylemez. Test something on animals yapısında on, testte kullanılan denekleri tanıtır. Burada tested on two different types of animals, ilaçların bu hayvanlar kullanılarak test edildiğini anlatır; on bir konum belirtmez.

Alıştırma

Kuralı must test yapısının edilgen biçimiyle ve test deneklerini tanıtan edatla tamamlayın: Before human trials, new medicines ____ animals.

Cevabı göster

must be tested on

And in everyday English, Kelime

0:50

Ve günlük İngilizcede,

the term human guinea pig Deyimler

0:52

'insan kobay' (human guinea pig) terimi

can be used to mean the first people

0:55

üzerlerinde bir şeyin test edildiği

to have something tested on them.

0:57

ilk insanları kastetmek için kullanılabilir.

Kelime

in everyday English: teknik olmayan bir anlamı tanıtmak

In everyday English, ardından gelen bilgiyi çerçeveleyen bir ifadedir. Dinleyiciye sonraki anlamın katı bir bilimsel tanımdan çok sıradan ve teknik olmayan dil kullanımına ait olduğunu bildirir. Everyday, günlük veya gündelik hayatta kullanılan anlamına gelen tek sözcüklü bir sıfattır. Burada English sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Bir sözcüğün yaygın ve teknik olmayan kullanımını hangi cümle doğru biçimde tanıtır?

  1. In everyday English, people often use kid to mean child.
  2. People use everyday English this word to mean child.
  3. In every day English, people often use kid to mean child.
Cevabı göster

In everyday English, people often use kid to mean child.

Deyimler

human guinea pig: denek olarak kullanılan kişi

Human guinea pig, bir ilacın, ürünün, politikanın veya yöntemin ilk denendiği kişilerden birini anlatan bir benzetmedir. Bu imge, kobayların deneylerde kullanılmasından gelir. İfade, kişinin denek rolüne odaklanır; tek başına kişinin gönüllü olup olmadığını göstermez.

Alıştırma

“Maya felt like a human guinea pig when she tried the unproven device” cümlesinde human guinea pig ne anlama gelir?

  1. İnsan biyolojisi üzerine çalışan biri
  2. Yeni veya kanıtlanmamış bir şeyi test etmek için kullanılan biri
  3. Evcil hayvan olarak kobay besleyen biri
Cevabı göster

Yeni veya kanıtlanmamış bir şeyi test etmek için kullanılan biri

But now groups both for and against animal testing Anlatım akışı

0:59

Ancak şimdi hayvan testini hem destekleyen hem de buna karşı olan gruplar

are thinking again Anlatım akışı

1:02

tartışmadaki son bir gelişme sayesinde

thanks to a recent development in the debate,

1:04

tekrar düşünüyorlar:

AI.

1:07

Yapay zeka (AI).

Anlatım akışı

groups both for and against animal testing: karşıt iki tarafı birlikte ifade etmek

groups both for and against animal testing ifadesi, karşıt iki grubu tek bir özne altında toplar: hayvan deneylerini destekleyen gruplar ve bunlara karşı çıkan gruplar. Burada both, for ve against şeklindeki iki konumu birbirine bağlar. Her grubun iki görüşü de taşıdığı anlamına gelmez. Bu kısa yapı, bir haberde aynı eylem veya tepkinin her iki taraf için de geçerli olduğunu belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: “Groups both for and against the plan attended the meeting” cümlesinde her grup planı aynı anda hem destekliyor hem de plana karşı çıkıyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Anlatım akışı

are thinking again thanks to a recent development: yeni bir gelişme nedeniyle yeniden değerlendirmek

“are thinking again thanks to a recent development” kalıbı önce düşüncede bir değişim olduğunu bildirir, ardından bunun nedenini hemen verir. “Thinking again”, yalnızca bir kez daha düşünmek değil, önceki görüşleri yeniden değerlendirmek demektir. Haber anlatımındaki bu cümlede “But now”, bilinen tartışmadan yeni bilgiye geçiş yapar. “Thanks to” burada “because of” anlamındadır: AI, her iki tarafı da görüşlerini yeniden değerlendirmeye yönelten gelişmedir.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Tartışmanın AI ortaya çıkmadan önce sona erdiğini söyler.
  2. Yeni bir gelişmenin her iki tarafı da önceki görüşlerini yeniden değerlendirmeye yönelttiğini gösterir.
  3. Her iki tarafın da AI geliştiricilerine teşekkür ettiğini söyler.
Cevabı göster

Yeni bir gelişmenin her iki tarafı da önceki görüşlerini yeniden değerlendirmeye yönelttiğini gösterir.

In this program,

1:08

Bu programda,

we'll be hearing how artificial intelligence

1:09

yapay zekanın

could help reduce the need for scientific testing on animals. Kalıp ifadeler

1:11

bilimsel hayvan testlerine olan ihtiyacı azaltmaya nasıl yardımcı olabileceğini duyacağız.

Kalıp ifadeler

could help reduce the need for: ihtiyacı azaltmaya yardımcı olabilir

“Could help reduce the need for”, bir şeyin başka bir şeyi daha az gerekli hâle getirebileceği anlamına gelir. “Could” olası bir etkiyi belirtirken “help”, kesin bir sonucu değil, sonuca yapılan katkıyı gösterir. “Reduce the need for”, gereken miktarı veya düzeyi azaltmak demektir; ihtiyacı tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli kalıpla tamamlayın: Regular maintenance ____ costly repairs.

Cevabı göster

could help reduce the need for

But first,

1:15

Ama önce,

I have a question for you, Georgie.

1:16

Sana bir sorum var, Georgie.

There's one commonly used medicine in particular Kalıp ifadeler

1:19

Hayvanlar için zararlı

which is harmful for animals

1:22

ama insanlar için güvenli olan

but safe for humans.

1:24

yaygın olarak kullanılan özel bir ilaç var.

Kalıp ifadeler

in particular: Bir ögeyi özellikle öne çıkarmak

In particular, daha büyük bir grubun içindeki bir ögeyi özel olarak öne çıkarır. Burada yaygın olarak kullanılan ilaçlardan birine odaklanır; ilacın özellikle daha yaygın olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, konuşanın genel bir kategoriden açıklamadaki en önemli belirli ögeye geçmesini sağlar.

Alıştırma

“One painting in particular caught my attention.” cümlesinde in particular ne işe yarar?

  1. Bir resmi özel olarak öne çıkarıp ona dikkat çeker.
  2. Bir resmi memnun edilmesi zor olarak tanımlar.
  3. Her resmin eşit derecede ilgi gördüğünü söyler.
Cevabı göster

Bir resmi özel olarak öne çıkarıp ona dikkat çeker.

But what is it?

1:26

Peki bu nedir?

A, antibiotics?

1:28

A, antibiyotikler mi?

B, aspirin?

1:31

B, aspirin mi?

Or C, paracetamol?

1:33

Yoksa C, parasetamol mu?

I guess it's aspirin.

1:37

Sanırım aspirin.

Okay, Georgie.

1:39

Tamam, Georgie.

I'll reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:40

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

I'll reveal the answer: Cevabı daha sonra açıklayacağını söylemek

I'll reveal the answer, konuşanın cevabı açıklayacağı anlamına gelir. Reveal, cevabın şu anda bilinmediğini veya kasıtlı olarak saklandığını düşündürür. Bir bilgi yarışmasında veya programda gelecek zaman biçimi I'll, açıklamanın daha sonra yapılacağını bildirir; böylece konuşan kişi şimdilik merakı korur.

Alıştırma

Bir bilgi yarışması sunucusu cevabı son dakikaya kadar gizli tutuyor. Hangi cümle bu niyeti en iyi ifade eder?

  1. I'll repeat the answer before the quiz starts.
  2. I'll hide the answer at the end of the quiz.
  3. I'll reveal the answer at the end of the quiz.
Cevabı göster

I'll reveal the answer at the end of the quiz.

Christine Ro is a science journalist

1:43

Christine Ro, hayvan testleri tartışmasıyla ilgilenen

who's interested in the animal testing debate.

1:46

bir bilim gazetecisi.

Here, she explains to BBC World Service program

1:49

Burada, BBC World Service programı

Tech Life

1:52

Tech Life'a

some of the limitations of testing medicines on animals. Kelime

1:53

ilaçları hayvanlar üzerinde test etmenin bazı sınırlamalarını açıklıyor.

Kelime

limitations of testing medicines on animals: ilaçları hayvanlar üzerinde test etmenin sınırlamaları

Bu cümlede limitations of testing medicines on animals, bu test yönteminin zayıf yönlerini ve sınırlarını, yani güvenilir biçimde gösteremediği veya öngöremediği şeyleri ifade eder. Birinin testleri durdurması veya kontrol etmesi anlamına gelmez. limitations of + yöntem, çalışma veya kanıt yapısı, bir sonuca ne ölçüde güvenilebileceğini ya da sonucun ne kadar uygulanabileceğini değerlendirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümlede limitations of testing medicines on animals ne anlama geliyor?

  1. Test için kullanılabilecek hayvanların sayısı.
  2. İlaç testlerini tamamen yasaklayan kurallar.
  3. Bu test yönteminin zayıf yönleri ve sınırları.
Cevabı göster

Bu test yönteminin zayıf yönleri ve sınırları.

Of course,

1:57

Elbette,

you can't necessarily predict from a mouse or a dog Dilbilgisi

1:58

bir fare veya bir köpekten

what's going to happen in a human.

2:00

insanda ne olacağını mutlaka tahmin edemezsiniz.

Dilbilgisi

can't necessarily predict: mutlaka tahmin edememek

Can't necessarily predict, her durumda güvenilir biçimde tahmin edemeyebileceğiniz anlamına gelir. necessarily sözcüğü olumsuzluğun kapsamını sınırlar: konuşan kişi tahminin garanti olduğu fikrini reddeder, tahmin etme olasılığının tamamını değil. Bu yapı, iddiayı daha temkinli hâle getirir. Hayvanlardan elde edilen sonuçların bazen yararlı olabileceğini kabul ederken insanlarda ne olacağını garanti etmediğini belirtir.

Alıştırma

You can't necessarily predict the result cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Sonucu her durumda güvenilir biçimde tahmin edemeyebilirsiniz.
  2. Sonucu tahmin etmek tamamen imkânsızdır.
  3. Sonucu kesinlikle doğru tahmin edeceksiniz.
Cevabı göster

Sonucu her durumda güvenilir biçimde tahmin edemeyebilirsiniz.

And there have been a number of cases where Anlatım akışı

2:02

Ve hayvanlarda toksik olduğu kanıtlanmış maddelerin

substances that have proven to be toxic in animals Dilbilgisi

2:05

insanlarda güvenli olduğunun kanıtlandığı

have been proven to be safe in humans

2:07

birçok durum olmuştur,

and vice versa. Kalıp ifadeler

2:09

ve tam tersi de geçerlidir.

Anlatım akışı

there have been a number of cases where: iddiadan kanıta geçiş

There have been a number of cases where ... önce birkaç örnek bulunduğunu bildirir, ardından where ile başlayan yan cümleyle bu örneklerde ne olduğunu açıklar. Genel bir iddiadan onu destekleyen kanıtlara geçmek için kullanılan bir anlatım kalıbıdır. Buradaki cases, mahkeme davaları değil, örnekler veya vakalar anlamındadır. Where her vakanın içindeki durumu tanıtır; fiziksel bir yeri belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle birden fazla vakayı doğal biçimde kanıt olarak sunar?

  1. There have been a number of cases where the safety check failed.
  2. The safety check will fail in every case.
  3. There has been one court case about the safety check.
Cevabı göster

There have been a number of cases where the safety check failed.

Kalıp ifadeler

vice versa: ilişkiyi tersine çevirmek

Vice versa, bir ilişkinin iki tarafının ters çevrildiğini belirtir. Burada ters ilişkinin tamamının yerine geçer: ilk bölüm, hayvanlar için zehirli olan bazı maddelerin insanlar için güvenli olabileceğini söyler; eklenen düşünce ise hayvanlar için güvenli olan bazı maddelerin insanlar için zehirli olabileceğidir. A ile B arasındaki ilişki açık olduğunda, A ile B'nin yer değiştirdiği aynı yapıyı tekrarlamamak için kullanılır. Yalnızca son iki sözcüğü değil, ilgili ilişkinin tamamını tersine çevirir.

Alıştırma

İkinci bölüm ne anlama geliyor? Lina checks Omar's work, and vice versa.

  1. İki kişi de diğerinin çalışmasını kontrol eder.
  2. Omar yalnızca kendi çalışmasını kontrol eder.
  3. Lina, Omar'ın çalışmasını iki kez kontrol eder.
Cevabı göster

İki kişi de diğerinin çalışmasını kontrol eder.

Dilbilgisi

have proven to be ... ile have been proven to be ... arasındaki fark

İlgi cümleciğindeki have proven to be toxic, maddelerin mevcut kanıtlara göre toksik olduğunun ortaya çıktığını anlatır. Ana cümledeki have been proven to be safe ise edilgendir: testler veya başka kanıtlar bu maddelerin güvenli olduğunu belirlemiştir. Burada iki kalıbı da toxic veya safe gibi kanıtla desteklenen bir özelliği anlatmak için to be + sıfat izler. İlki öznenin gösterdiği sonuca odaklanır; ikincisi ise özneyi kanıtlama eyleminin hedefi olarak daha açık biçimde sunar.

Alıştırma

Önce etkin sonuç kalıbını, sonra edilgen kanıt kalıbını kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: The material has ____ durable, and it has ____ safe in laboratory tests.

Cevabı göster

proven to be · been proven to be

There are also, of course,

2:12

Ayrıca, tabii ki hayvan testlerinin

animal welfare Kültür

2:13

hayvan refahı ile ilgili

limitations to animal testing.

2:14

sınırlamaları da vardır.

Kültür

animal welfare: hayvanların bakımı ve iyilik hâli

Animal welfare, hayvanların fiziksel ve zihinsel iyilik hâlini ifade eder. Nasıl bakıldıkları ve acı, korku ya da sıkıntı yaşayıp yaşamadıkları buna dahildir. Bu cümlede animal welfare limitations, hayvanlar üzerinde yapılan testlerin etik ve bakımla ilgili sınırlarıdır. İfade, testin doğru sonuç verip vermemesinden çok hayvanlara nasıl davranıldığına odaklanır.

Alıştırma

Bir çiftlik, hayvanların acı ve stresini azaltmak için barınma kurallarını değiştiriyor. Hangi konuyu ele alıyor?

  1. devletin sosyal yardım ödemeleri
  2. animal welfare
  3. bilimsel verilerin doğruluğu
Cevabı göster

animal welfare

Most people, I think,

2:16

Sanırım çoğu insan,

if they had the choice Dilbilgisi

2:17

eğer seçme şansları olsaydı,

would want their substances

2:18

güvenliklerini yine de sağlarken, kendi maddelerinin

to be used on as few animals or no animals Dilbilgisi

2:20

mümkün olduğunca az hayvanda veya hiç hayvan kullanılmadan

as possible whilst still ensuring safety. Anlatım akışı

2:23

test edilmesini isterdi.

Dilbilgisi

if they had the choice: varsayımsal bir koşul

if they had the choice, “eğer seçebilselerdi” anlamına gelir. Buradaki they, most people ifadesini gösterir; bu söz öbeği, tercihlerinin hangi koşulda geçerli olacağını belirtir. had biçimi, seçimi geçmiş zamana yerleştirmez. if yan cümlesinde varsayımsal ya da gerçekte tam olarak mevcut olmayan bir durumu gösterir; ana cümledeki would want ise bu varsayım içindeki isteği ifade eder.

Alıştırma

have fiilinin varsayımsal biçimini tamamlayın: If Maya ____ the choice, she would take the train.

Cevabı göster

had

Anlatım akışı

whilst still ensuring safety: bir koşulu geçerli tutmak

whilst still ensuring safety ifadesi, önceki hedef gerçekleştirilirken geçerli kalması gereken bir koşul ekler. İnsanlar daha az hayvan kullanmak ya da hiç hayvan kullanmamak isteyebilir, ancak güvenlikten vazgeçilemez. Burada whilst “-erken” ya da “aynı zamanda” anlamına gelir; still ise değişikliğe rağmen güvenliğin sürdürülmesi gerektiğini vurgular. Kısaltılmış -ing yan cümlesi ensuring safety bu devam eden koşulu kısa biçimde ekler.

Alıştırma

Cümleyi whilst still + maintain fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team wants to move faster ____ strict safety checks.

Cevabı göster

whilst still maintaining

Dilbilgisi

as few animals or no animals as possible: sayılabilen bir miktarı en aza indirmek

as few + çoğul sayılabilen isim + as possible kalıbı, “bir şeyin uygulanabilir en düşük sayısı” anlamına gelir. Animals sayılabildiği için doğru miktar sözcüğü few olur. or no animals eklenince hedef güçlenir: daha az hayvan kullanmak istenir ve güvenlik yine sağlanabiliyorsa sıfır hayvan kullanmak daha da iyidir. Bu ifade, iki sabit grubu karşılaştırmayı değil, sayıyı en aza indirmeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi ifade doğal biçimde “uygulanabilir en düşük sayıda hata” anlamına gelir?

  1. as few mistakes as possible
  2. as little mistakes as possible
  3. as small mistakes as possible
Cevabı göster

as few mistakes as possible

Now, that's been a really difficult needle to thread, Deyimler

2:26

Şimdiye kadar, bu adeta iğne deliğinden iplik geçirmek gibi (çok zor) bir işti,

Deyimler

a really difficult needle to thread: hassas bir denge kurma zorluğu

a really difficult needle to thread ad öbeği, thread the needle deyiminin yeniden biçimlendirilmiş hâlidir. Yalnızca birbiriyle yarışan talepler arasında dar ve hassas bir yol bularak çözülebilecek bir sorunu anlatır; dikişle ilgili değildir. Buradaki “iğne”, daha az hayvan kullanma ya da hiç kullanmama ile güvenliği koruma arasındaki zorluktur. Really, bu dengeyi kurmanın ne kadar zor olduğunu güçlendirir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi a difficult needle to thread olarak tanımlanır?

  1. Birbiriyle yarışan koşulları olmayan uzun bir işi tamamlamak.
  2. Bozuk bir kabloyu aynısının yenisiyle değiştirmek.
  3. Uygulamanın kullanımını zorlaştırmadan kullanıcıları koruyan bir gizlilik ayarı seçmek.
Cevabı göster

Uygulamanın kullanımını zorlaştırmadan kullanıcıları koruyan bir gizlilik ayarı seçmek.

but AI might help to make that more possible. Dilbilgisi

2:28

ancak yapay zeka bunun mümkün olmasına yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

might help to make ... more possible: temkinli olasılık ve değişim

Bu cümlede might, yapay zekânın etkisini kesin bir tahmin veya vaat olarak değil, bir olasılık olarak sunar. help to make, yapay zekânın değişimi tek başına yaratmasından ziyade değişime katkıda bulunabileceğini belirtir. make + nesne + sıfat yapısı, nesnenin durumundaki değişimi anlatır. Buradaki that, güvenliği korurken hayvan kullanımını azaltma şeklindeki zor hedefe gönderme yapar. more possible, daha gerçekleştirilebilir demektir; önceden tamamen imkânsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir aracın işi daha güvenli hâle getirmeye katkıda bulunabileceğini temkinli biçimde ifade eder?

  1. A new tool might help to make the work safer.
  2. A new tool might make the work more dangerous.
  3. A new tool will definitely make the work safe.
Cevabı göster

A new tool might help to make the work safer.

Christine says that medicines

2:31

Christine, hayvanlar için güvenli olan

which are safe for animals

2:32

ilaçların

might not be safe for humans,

2:34

insanlar için güvenli olmayabileceğini söylüyor,

but the opposite is also true.

2:36

ancak bunun tam tersi de geçerlidir.

What's safe for humans

2:39

İnsanlar için güvenli olan şeyler

might not be safe for animals.

2:40

hayvanlar için güvenli olmayabilir.

Christine uses the phrase

2:42

Christine,

vice versa to show that

2:44

söylediği şeyin tam tersinin de doğru olduğunu göstermek için

the opposite of what she says is also true.

2:46

vice versa (tam tersi) ifadesini kullanıyor.

Christine also uses the idiom to thread the needle

2:50

Christine ayrıca, çok fazla beceri ve hassasiyet gerektiren,

to describe a task

2:53

özellikle de bir çelişki içeren bir görevi

which requires a lot of skill and precision,

2:54

tanımlamak için

especially one involving a conflict.

2:58

'to thread the needle' (iğneye iplik geçirmek) deyimini kullanıyor.

Yes,

3:01

Evet,

medical animal testing may save human lives,

3:01

tıbbi hayvan testleri insan hayatını kurtarabilir,

but many people see it as cruel and distressing for the animal. Kalıp ifadeler

3:05

ancak birçok insan bunu hayvanlar için acımasız ve üzücü olarak görüyor.

Kalıp ifadeler

see it as cruel and distressing: bir değerlendirmeyi kaynağına bağlamak

Burada see, gözle görmek değil, bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek veya görmek anlamındadır. see + nesne + as + tanım yapısında it zamiri nesnedir; cruel and distressing ise as sonrasında gelen değerlendirmedir. Bu ifade, yargının many people grubuna ait olduğunu gösterir. Değerlendirmeyi konuşanın tartışılmaz gerçeği olarak doğrudan sunmak yerine, bu kişilerin hayvanlar üzerinde yapılan tıbbi testlere ilişkin görüşünü aktarır.

Alıştırma

Cümleyi see + nesne + as + tanım yapısını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: Some residents ____ the rule ____ unfair.

Cevabı göster

see · as

It's a difficult needle to thread.

3:10

Bu gerçekten üstesinden gelinmesi zor bir durum (a difficult needle to thread).

But now the challenge of threading that needle

3:12

Ancak şimdi bu zorluğun (iğneye iplik geçirmenin) üstesinden gelmek

has got a little easier because of artificial intelligence. Kalıp ifadeler

3:14

yapay zeka sayesinde biraz daha kolaylaştı.

Kalıp ifadeler

has got a little easier: küçük bir iyileşmeyi anlatmak

Bu cümlede has got a little easier, “biraz daha kolay hâle geldi” anlamındadır. Got, get fiilinin durum değişikliği anlamındaki geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle has got, gerçekleşmiş ve sonucu şu anla ilgili olan bir değişikliği anlatır; “sahip olmak” anlamına gelmez. A little, değişikliğin derecesini sınırlar. Bu zorluk eskisine göre daha yönetilebilir durumdadır, ancak tamamen kolaylaşmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi “biraz daha kolay hâle geldi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Since we added clear labels, the task ____.

Cevabı göster

has got a little easier

Predicting how likely a new medicine is to harm humans Dilbilgisi

3:18

Yeni bir ilacın insanlara zarar verme ihtimalini tahmin etmek

involves analysing the results of thousands of experiments.

3:22

binlerce deneyin sonucunu analiz etmeyi gerektirir.

Dilbilgisi

how likely a new medicine is to harm humans: gömülü soru dizilişi

How likely a new medicine is to harm humans gömülü bir sorudur; yeni bir ilacın zarar verme olasılığının derecesini ifade eder. Yapı how likely + özne + be + to mastarı şeklindedir. Soru, Predicting ifadesinden sonra daha büyük bir cümlenin içine gömüldüğü için düz cümle dizilişini kullanır: a new medicine is; is a new medicine değil. Tahmin edilen şey bu yan cümlenin tamamıdır.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan yan cümleyi seçin: The researchers need to estimate ____.

  1. how likely is the treatment to cause side effects
  2. how the treatment is likely to cause side effects
  3. how likely the treatment is to cause side effects
Cevabı göster

how likely the treatment is to cause side effects

And one thing AI is really good at Dilbilgisi

3:26

Ve yapay zekanın gerçekten iyi olduğu bir şey de

is analysing mountains and mountains of data. Deyimler

3:28

dağlar kadar veriyi analiz etmektir.

Dilbilgisi

one thing ... is good at is ...: bir güçlü yönü öne çıkarmak

one thing ... is good at is ... kalıbı belirli bir güçlü yönü öne çıkarır. One thing AI is really good at bölümünün tamamı öznedir; is analysing ise bu güçlü yönün ne olduğunu belirtir. İki is farklı görevler üstlenir. İlk is, AI is really good at betimleme bölümüne aittir ve one thing that AI is really good at yapısında that sözcüğünün düşürülmüş hâlidir. İkinci is, ana bağ fiilidir. Ana is sözcüğünden sonra etkinliği adlandırmak için -ing biçimi kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir güçlü yönü öne çıkarmak için bu kalıbı doğru kullanıyor?

  1. One thing this tool is good at organising information.
  2. One thing this tool good at is organising information.
  3. One thing this tool is good at is organising information.
Cevabı göster

One thing this tool is good at is organising information.

Deyimler

mountains and mountains of data: devasa miktarı anlatan canlı bir benzetme

Mountains and mountains of data, son derece büyük miktarda veriyi anlatan canlı bir benzetmedir. Burada gerçek dağlardan söz edilmez. Mountains of zaten dev bir yığın çağrıştırır. Mountains sözcüğünü X and X kalıbıyla tekrarlamak, miktarı daha da büyük ve etkileyici hissettirir; ancak kesin bir ölçü vermez.

Alıştırma

Örnekte mountains and mountains of data ne anlama geliyor?

  1. dağlık bölgelerde toplanan veri
  2. dağ biçiminde düzenlenen veri
  3. son derece büyük miktarda veri
Cevabı göster

son derece büyük miktarda veri

Here's Christine Ro again,

3:32

İşte BBC World Service'ten Tech Life ile konuşan

speaking with BBC World Service's Tech Life.

3:34

Christine Ro tekrar karşınızda.

So AI isn't the whole picture, Deyimler

3:37

Yani yapay zeka resmin tamamı değil,

of course,

3:39

elbette,

but it's an increasingly important part of the picture.

3:39

ama resmin giderek daha önemli bir parçası.

Deyimler

isn't the whole picture ... part of the picture: resmin tamamı değil ... resmin bir parçası

Bu ifadelerde picture, ilgili tüm olguları, nedenleri ve olası çözümleri kapsayan durumun bütünü için kullanılan bir mecazdır. AI isn't the whole picture, yapay zekânın cevabın veya açıklamanın tamamı olmadığı anlamına gelir. but ile başlayan bölüm bu sınırlamayı olumlu bir noktayla dengeler: Yapay zekâ yine de resmin giderek daha önemli bir parçasıdır. Bu kalıp, bir etkeni her şeymiş gibi göstermeden onun önemli olduğunu söylemenizi sağlar.

Alıştırma

‘Durumun tamamı’ ve ‘bir etken’ anlamındaki derste öğrendiğiniz picture ifadelerini kullanın: Cost isn't ____, but it is an important ____.

Cevabı göster

the whole picture · part of the picture

And one reason for that Anlatım akışı

3:42

Ve bunun nedenlerinden biri

is that there is a huge amount of toxicology data

3:44

bir kimyasalın güvenliğini belirlemek söz konusu olduğunda

to wade through Öbek fiiller

3:46

içinden geçilmesi, didik didik edilmesi (wade through) gereken

Anlatım akışı

one reason for that is that: önceki bir yargıyı bir nedene bağlamak

One reason for that is that... önceki bir yargıyı bir nedene bağlayarak açıklamayı düzenler. for that içindeki ilk that önceki yargıya gönderme yapar. is ifadesinden sonraki ikinci that ise nedeni bildiren yan cümleyi başlatır. One reason, bunun olası nedenlerden biri olduğunu ve mutlaka tek neden olmadığını gösterir. Önce açık bir yargı söyledikten sonra onun neden doğru olduğunu açıklamak istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

one reason + for that + is that kalıbıyla tamamlayın: The library is busier after school. ____ it now offers free homework help.

Cevabı göster

One reason for that is that

when it comes to determining a chemical safety. Kalıp ifadeler

3:47

çok büyük miktarda toksikoloji verisinin olmasıdır.

Öbek fiiller

wade through: büyük miktarda içeriği zahmetle işlemek

Burada wade through mecaz anlamda kullanılır: çok miktarda materyali yavaşça ve emek harcayarak okumak, incelemek veya işlemek demektir. Gerçekten suyun içinde ilerlemek anlamına gelmez. Bu ifade, toksikoloji verilerini ağır ve zor bir iş yükü olarak gösterir. Hem materyalin miktarı hem de onu işlemenin zorluğu önemli olduğunda wade through kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle büyük miktarda materyali yavaşça ve emek harcayarak işleme anlamını en iyi ifade eder?

  1. She read one short note before finding the answer.
  2. She walked through the office before finding the answer.
  3. She had to wade through hundreds of reports before finding the answer.
Cevabı göster

She had to wade through hundreds of reports before finding the answer.

Kalıp ifadeler

when it comes to determining: to + -ing ile bir konuya odaklanmak

When it comes to determining ... ifadesi, “konuşma veya durum ... belirleme konusuyla ilgili olduğunda” anlamına gelir. Daha geniş bir ifadeyi belirli bir konuya veya yöne indirger. Bu sabit yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: when it comes to + isim veya -ing biçimindeki fiil. Bu yüzden determine değil, determining kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir konuyu tanıtmak için bu yapıyı doğru şekilde kullanır?

  1. When it comes to planning a trip, Mia makes a checklist.
  2. When it comes planning a trip, Mia makes a checklist.
  3. When it comes to plan a trip, Mia makes a checklist.
Cevabı göster

When it comes to planning a trip, Mia makes a checklist.

And on top of that, Kalıp ifadeler

3:50

Buna ek olarak (on top of that),

there's this staggering number of chemicals Kelime

3:51

her zaman icat edilmekte olan

being invented all of the time.

3:53

şaşırtıcı sayıda kimyasal madde var.

Kalıp ifadeler

on top of that: başka bir etken eklemek

On top of that, “az önce söylenene ek olarak” anlamına gelen bir bağlama ifadesidir. Burada başka bir zorluğu tanıtır: Var olan büyük miktardaki toksikoloji verilerine ek olarak yeni kimyasal maddeler de üretilmeye devam etmektedir. Bir şeyi diğerinin “üstüne” koyma görüntüsü burada bilgileri düzenlemek için kullanılır. Bu ifade birikme anlamı verir ve çoğu zaman bir sorunu, yükü veya savı daha güçlü hissettirir; bu cümlede fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve başka bir sorun ekleyen dört sözcüklü bağlama ifadesiyle tamamlayın: The laptop is expensive. ____, its battery life is poor.

Cevabı göster

On top of that

Kelime

this staggering number of chemicals: staggering, ‘şoke edecek kadar büyük’ anlamında

Bu isim grubunda staggering, kimyasal maddelerin kendisini değil number sözcüğünü niteler. A staggering number, şaşkınlık veya inanamama duygusu yaratacak kadar büyük bir sayı demektir. Staggering, large veya very large ifadelerinden çok daha güçlüdür. Stagger dengesiz biçimde yürümeyi de anlatabilir, ancak burada bu gerçek anlam kullanılmamıştır.

Alıştırma

“a staggering number of applications” ifadesinde staggering ne anlama gelir?

  1. Yavaş yavaş azalan bir sayı
  2. Düzenli gruplara ayrılmış bir sayı
  3. Şaşkınlık yaratacak kadar büyük bir sayı
Cevabı göster

Şaşkınlık yaratacak kadar büyük bir sayı

AI helps scientists wade through huge amounts of data.

3:55

Yapay zeka bilim insanlarının çok büyük miktarda veriyi didik didik etmesine yardımcı oluyor.

If you wade through something,

3:59

Eğer bir şeyin 'içinden geçiyorsanız' (wade through),

you spend a lot of time and effort

4:02

sıkıcı veya zor bir şeyi yapmak için,

doing something boring or difficult,

4:04

özellikle de çok fazla bilgi okumak için

especially reading a lot of information.

4:07

çok fazla zaman ve çaba harcarsınız.

AI can process huge amounts of data,

4:10

Yapay zeka çok büyük miktarda veriyi işleyebilir,

and what's more, Anlatım akışı

4:13

ve dahası,

that amount keeps growing Dilbilgisi

4:14

yeni kimyasallar icat edildikçe

as new chemicals are invented.

4:16

bu miktar büyümeye devam ediyor.

Anlatım akışı

what's more: daha güçlü bir destekleyici nokta eklemek

What's more, başka bir bilgi ya da gerekçe ekleyen ve bunun az önce söylenen noktayı güçlendirdiğini gösteren kalıplaşmış bir söylem belirtecidir. ‘Daha fazla olan nedir?’ diye soran bir soru değildir. Burada açıklama, yapay zekânın büyük miktarda veriyi işleyebilmesinden daha ileri bir zorluğa geçer: veri miktarı artmaya devam etmektedir. Bu ifadeyle dinleyiciyi bir destekleyici noktadan daha güçlü ek bir noktaya yönlendirebilirsiniz.

Alıştırma

İlk noktayı güçlendiren ikinci bir bilgi eklemek için en uygun ifadeyi seçin: The laptop is easy to carry. _____, its battery lasts all day.

  1. For example
  2. What's more
  3. On the other hand
Cevabı göster

What's more

Dilbilgisi

keeps growing as ...: süren bir eğilimi anlatmak

amount keeps growing ifadesinde tekil özne amount olduğu için keeps kullanılır; keep + -ing ise artışın bir kez gerçekleşmek yerine devam ettiğini gösterir. as ile başlayan yan cümle, bu sürekli artışı gelişmekte olan başka bir süreçle yan yana getirir: yeni kimyasal maddeler icat edilmeye devam ettikçe veri bütünü genişler. Buradaki as, ‘bu olurken’ veya ‘bu oldukça’ anlamına yakındır; as ... as karşılaştırma kalıbının parçası değildir ve tek başına bunun tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

‘Başka bir olay gelişirken büyümeye devam eder’ anlamındaki derste öğrendiğiniz üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The queue ____ more fans arrive.

Cevabı göster

keeps growing as

Christine uses the phrase on top of that,

4:18

Christine, 'on top of that' ifadesini kullanarak,

meaning in addition to something.

4:21

bir şeye ek olarak demek istiyor.

Often,

4:23

Genellikle,

this extra thing is negative.

4:24

bu ekstra şey olumsuzdur.

She means there's already so much data

4:26

Yani anlamamız gereken

to understand,

4:28

zaten çok fazla veri var demek istiyor,

and additionally,

4:29

ve buna ek olarak,

there's even more to be understood

4:30

bu yeni kimyasallar hakkında

about these new chemicals.

4:32

anlaşılması gereken daha da çok şey var.

Of course,

4:35

Elbette,

the good news is that with AI, Anlatım akışı

4:35

iyi haber şu ki yapay zeka sayesinde

testing on animals could one day stop. Dilbilgisi

4:37

hayvan testleri bir gün durabilir.

Anlatım akışı

the good news is that: olumlu bilgiyi çerçevelemek

the good news is that kalıbı, dinleyiciye sonraki that yan cümlesini olumlu bilgi olarak değerlendirmesi gerektiğini bildirir. Buradaki news, medya haberi değil, sevindirici bir bilgi veya olumlu bir gelişme demektir. Bu kalıp açıklamayı da düzenler: konuşmacı bir sorundan söz ettikten sonra umut veren bir olasılığa geçmek için bu ifadeyi kullanır. that sonrasındaki içerik, iyi haberin ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Olumlu bilgiyi tanıtmak için good news etrafında kurulan beş kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: After weeks of delays, ____ the library will reopen on Monday.

Cevabı göster

the good news is that

Dilbilgisi

could one day stop: gelecekteki bir olasılığı temkinli biçimde ifade etmek

could one day stop ifadesinde could bir söz vermek yerine gelecekteki olası bir sonucu belirtir. One day, gelecekte kesin olarak belirtilmeyen bir zaman demektir ve stop, could kiplik fiilinden sonra yalın hâlde kalır. İfade bir bütün olarak temkinli ve uzun vadeli bir umut sunar: faaliyet sonunda bitebilir, ancak şu anda bitmiş değildir ve herhangi bir tarih verilmez.

Alıştırma

Burada could one day stop ne anlama geliyor?

  1. Zaten sona erdi.
  2. Gelecekte bilinmeyen bir zamanda sona erebilir.
  3. Yarın kesinlikle sona erecek.
Cevabı göster

Gelecekte bilinmeyen bir zamanda sona erebilir.

Although Christine warns that

4:41

Christine,

AI is not the whole picture,

4:42

yapay zekanın 'resmin tamamı' (the whole picture) olmadığı

it's not a complete description of something

4:45

yani ilgili tüm bilgileri içeren

which includes all the relevant information.

4:47

eksiksiz bir tanımlama olmadığı konusunda uyarılarda bulunsa da.

Nevertheless, Anlatım akışı

4:50

Yine de,

the news is a step forward Deyimler

4:51

bu haber hem hayvan refahı

Anlatım akışı

Nevertheless: Ödün vermeden sonra hâlâ geçerli olan sonuç

Nevertheless, “az önce söylenenlere rağmen” anlamına gelir. Önceki sınırlamanın sonraki sonucu beklenmedik gösterebileceğini kabul eder, ardından bu sonucun yine de geçerli olduğunu belirtir. Burada cümle başındaki bağlayıcı, ardından gelen yan cümlenin tamamını çerçeveler: önceki sınırlama, sonraki olumlu değerlendirmeyi geçersiz kılmaz. Bu ödün verme ve sonuca geçme düzeni, düşünce akışını takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Sınırlamaya rağmen ikinci değerlendirmenin hâlâ geçerli olduğunu gösteren bağlayıcıyı seçin: The route is longer. ___, it is safer in winter.

  1. In addition
  2. For example
  3. Nevertheless
Cevabı göster

Nevertheless

for both animal welfare

4:53

hem de modern tıp için

and for modern medicine.

4:55

ileri bir adımdır.

Deyimler

a step forward: bir hedefe doğru anlamlı ilerleme

A step forward, ilerlemeyi anlatan bir mecazdır: bir değişiklik, bir kişiyi, projeyi veya alanı daha iyi bir sonuca yaklaştırmıştır. Gerçek anlamda yürüyerek atılan bir adım değildir ve hedefin tamamlandığı anlamına gelmez. Kimin ya da neyin yarar gördüğünü belirtmek için a step forward for, ilerlemenin gerçekleştiği alanı belirtmek için a step forward in kullanılır. Bu cümlede for içeren ifadeler, hayvan refahı ile modern tıbbı yarar gören iki alan olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi gerçek ama mutlaka nihai olmayan ilerlemeyi belirten kalıpla tamamlayın: The new crossing is a ____ for pedestrian safety.

Cevabı göster

step forward

Speaking of which, Anlatım akışı

4:57

Konusu açılmışken,

what was the answer to your question, Phil?

4:58

sorunun cevabı neydi Phil?

Anlatım akışı

Speaking of which: bağlantılı bir konuya geçmek

Speaking of which konuşmada kullanılan bir geçiş ifadesidir. Which az önce belirtilen konuya gönderme yapar; dolayısıyla tüm ifade “bu konu açılmışken” anlamına gelir. Buradaki which tam bir ilgi cümleciği başlatmaz. Bu ifade, önceki konuyu yakından bağlantılı bir soruya veya yoruma geçmek için köprü olarak kullanır. Bu cümlede, hemen önce ilaçlardan söz edilmesi konuşmacının ilgisiz bir konuya geçmek yerine Phil’in önceki sorusuna doğal biçimde dönmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen üç sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: We need to order more paper. ____, is the stationery store still open?

Cevabı göster

Speaking of which

What is a commonly used medicine

5:01

İnsanlar için güvenli

which is safe for humans

5:03

ama hayvanlara zararlı olan

but harmful to animals?

5:04

yaygın kullanılan ilaç nedir?

I guessed it was aspirin.

5:06

Aspirin olduğunu tahmin etmiştim.

Which was the correct answer.

5:08

Ki bu doğru cevaptı.

Right.

5:11

Doğru.

Let's recap the vocabulary we've discussed,

5:12

Üzerinde bir şeyin test edildiği ilk insanlar anlamına gelen

starting with human guinea pigs,

5:15

'human guinea pigs' (insan kobaylar) ifadesiyle başlayarak,

meaning the first people to have something new tested on them.

5:18

tartıştığımız kelimeleri özetleyelim.

The phrase vice versa

5:22

'Vice versa' (tam tersi) ifadesi,

is used to indicate

5:23

az önce söylediğiniz şeyin zıttının da

that the opposite of what you have just said

5:24

doğru olduğunu

is also true.

5:27

belirtmek için kullanılır.

To thread the needle

5:29

'To thread the needle' (iğneye iplik geçirmek)

describes a task

5:30

başarıyla gerçekleştirmek için

which requires extreme skill and precision

5:31

aşırı beceri ve hassasiyet gerektiren bir görevi

to do successfully.

5:35

tanımlar.

The whole picture

5:37

'The whole picture' (resmin tamamı)

means a complete description of something

5:38

hakkındaki tüm ilgili bilgileri ve görüşleri içeren

which includes all the relevant information and opinions about it.

5:40

bir şeyin eksiksiz açıklaması anlamına gelir.

If you wade through something,

5:44

Eğer bir şeyi 'wade through' yapıyorsanız (didik didik etmek/boğuşmak),

you spend a lot of time and effort

5:47

sıkıcı veya zor bir şeyi yapmak için,

doing something boring or difficult,

5:49

özellikle de çok fazla bilgi okumak için

especially reading a lot of information.

5:51

çok zaman ve çaba harcarsınız.

And finally,

5:54

Ve son olarak,

the phrase on top of something

5:56

'on top of something' (buna ek olarak) ifadesi

means in addition to something,

5:57

bir şeye ek olarak anlamına gelir

and that extra thing is often negative.

5:59

ve bu ekstra şey genellikle olumsuzdur.

That's all for this week.

6:03

Bu haftalık bu kadar.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kal.

6 Minute English from BBCLearningEnglish.com.

6:06

BBCLearningEnglish.com'dan 6 Dakikada İngilizce.