Bir Kasaba Hindistan'ın 500 Yıllık Kağıt Endüstrisini Nasıl Ayakta Tutuyor? | Still Standing: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Sanganer'deki bir atölye kumaş artıklarını el yapımı kağıda dönüştürüyor; bu eski zanaat sanayi rekabetine direniyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "would otherwise be thrown away." - Dilbilgisi ve cümle kalıpları: would, otherwise ve edilgen yapıyla geri dönüşüm olmasa doğacak sonucu anlatın; bunu sıradan bir karşıtlık sanmayın. 2. "make their way back into" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: artıkların kendi başına hareket ettiği anlamı vermeden üretim döngüsüne yavaşça dönüşünü anlatın. 3. "sets it apart from" - Öbek fiiller: yaprak yaprak üretimin el yapımı kağıdı seri üretimden nasıl ayırdığını açıkça belirtin.
Bu derste
Paper-making has been the heart of this Indian town's economy Notlar
0:01Kâğıt üretimi, en az beş yüzyıldır bu Hint kasabasının ekonomisinin kalbinde yer alıyor
the heart of: bir şeyin hayati özü
The heart of, bir şeyin merkezî, vazgeçilmez veya en hareketli bölümünü anlatan bir benzetmedir. Bu cümlede kâğıt yapımı, kasaba ekonomisinin büyük bölümünü ayakta tutan ve düzenleyen sektör olarak sunulur; bir organı veya yalnızca haritadaki orta noktayı anlatmaz. The heart of + isim kalıbı bir yerin, kuruluşun, etkinliğin, konunun veya sistemin hayati özünü belirtebilir.
Alıştırma
The library is the heart of the community cümlesinde the heart of ne anlama gelir?
- Kütüphane toplumun merkezî ve hayati kurumudur.
- Kütüphane toplumun tam coğrafi merkezindedir.
- Kütüphane insan kalbi şeklindedir.
Cevabı göster
Kütüphane toplumun merkezî ve hayati kurumudur.
for at least five centuries, and a lot of the work is done by hand, Kalıp ifadeler
0:04ve işlerin büyük bölümü elle yapılıyor,
has been ... for at least five centuries: geçmişten bugüne süren bir durum
Has been, be fiilinin present perfect biçimidir. Burada kâğıt yapımını geçmişte başlamış ve konuşma anında hâlâ geçerli olan bir durum olarak sunar; öneminin sona erdiğini anlatmaz. For at least five centuries bu devam eden durumun süresini belirtir. For bir zaman uzunluğunu tanıtırken at least beş yüzyılın asgari süre olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin present perfect biçimi ve süre bildiren edatla tamamlayın: This workshop ____ a local landmark ____ more than a century.
Cevabı göster
has been · for
by hand: makineyle değil, elle yapılmış
Bu cümlede by hand, işin nasıl yapıldığını belirtir: otomatik bir süreç yerine insanlar tarafından elle yapılır. Edilgen be done or made + by hand yapısında bu ifade yöntemi belirtir. Bir şeyin birinin eline verildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi 'elle' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: These wooden toys are painted ____, not by a machine.
Cevabı göster
by hand
one sheet at a time: tek tek ilerleyen bir süreç
One sheet at a time, her adımda yalnızca bir yaprağın üretildiği veya işlendiği anlamına gelir. Kontrollü ve tek tek ilerleyen bir süreci vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp one + tekil sayılabilen isim + at a time şeklindedir: one page at a time, one question at a time. İzin verilen grup büyüklüğü değiştiğinde one yerine başka sayılar kullanılabilir; örneğin two people at a time.
Alıştırma
sheet kullanarak one ... at a time kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Put ____ into the tray.
Cevabı göster
one sheet at a time
This factory can make 10,000 sheets in just a day.
0:12Bu fabrika yalnızca bir günde 10.000 yaprak üretebiliyor.
But in a modern world full of automated paper mills,
0:17Ancak otomatik kâğıt fabrikalarıyla dolu modern dünyada,
how is a 500-year-old industry still standing? Deyimler
0:20500 yıllık bu sektör hâlâ nasıl ayakta kalabiliyor?
“still standing” ifadesinin mecaz anlamı
Burada still standing, 500 yıllık sektörün büyük değişimlere ve baskılara rağmen varlığını sürdürdüğü anlamına gelir. Bir sektör kelimenin gerçek anlamıyla ayakta duramaz; bu nedenle ifade, sektörün hayatta kalmasını yere devrilmemiş bir insan ya da yapı gibi gösterir. be still standing kalıbı, ciddi zorlukları atlatıp varlığını sürdüren bir işletmeyi, kurumu, geleneği veya sistemi anlatabilir.
Alıştırma
“After years of funding cuts, the institute is still standing,” İngilizce cümlesinde “still standing” ne anlama gelir?
- Binası yakın zamanda inşa edilmiştir.
- Zorluklara rağmen varlığını sürdürür.
- İçerideki herkes fiziksel olarak ayaktadır.
- Geçici olarak kapanacağı artık kesindir.
Cevabı göster
Zorluklara rağmen varlığını sürdürür.
The work at Kalpana Handmade Papers in Sanganer starts with waste.
0:29Sanganer'deki Kalpana Handmade Papers'da iş, atıklarla başlıyor.
The workshop recycles scraps from garment factories
0:34Atölye, tekstil fabrikalarından kalan kumaş parçalarını geri dönüştürüyor;
“would otherwise be thrown away” yapısı
Would otherwise be thrown away, atölye artıkları geri dönüştürmeseydi beklenen sonucu anlatır: insanlar bunları çöpe atardı. Burada otherwise, “durum böyle olmasaydı” veya “bu eylem olmasaydı” anlamına gelir. would otherwise + edilgen fiil yapısı, gerçek bir eylemi bu eylemin önlediği varsayımsal sonuca bağlar. Edilgen be thrown away, odağı artıkları atacak kişiye değil, artıkların kendisine verir.
Alıştırma
Cümleyi would otherwise ve waste fiilinin edilgen biçimini kullanarak tamamlayın: “The charity collects surplus meals that ____.”
Cevabı göster
would otherwise be wasted
Thrown away: atık olarak çöpe atılmak
Throw away, artık istenmeyen bir şeyi çöpe atmak veya elden çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Malzemeyi gerçekten havaya fırlatmak anlamına gelmez. Burada would otherwise be thrown away edilgen yapıdadır. Eylemden etkilenenler artık malzemelerdir; bu yeni kullanım olmasa insanlar onları çöpe atacaktı. Etken cümlelerde fiil ayrılabilir: throw the paper away veya throw away the paper denebilir, ancak nesne zamir olduğunda throw it away kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: Anything left in this bin after Friday will be ____.
Cevabı göster
thrown away
Nemi Chand Saini is the owner and oversees every step of the process. Kalıp ifadeler
0:40İşletmenin sahibi Nemi Chand Saini, sürecin her aşamasını denetliyor.
Oversees every step of the process: sürecin tüm aşamalarını denetlemek
Oversee, bir işin doğru biçimde yürütülmesi için onu denetlemek ve sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. Kişinin her görevi bizzat yaptığı anlamına gelmez. Every step of the process ifadesi kapsamı genişletir: işletme sahibi baştan sona bütün aşamaları izler. Geniş zaman biçimi oversees, tekil özne Nemi Chand Saini ile uyumludur.
Alıştırma
Hangi cümle, Elena'nın her görevi bizzat yaptığını söylemeden bütün aşamaları izlemekten sorumlu olduğunu belirtir?
- Elena overlooks a serious problem in the product launch.
- Elena performs every task in the product launch herself.
- Elena oversees every step of the product launch.
Cevabı göster
Elena oversees every step of the product launch.
ya isme koi kachra ho to kachra hum nikal rahe hai isme se isse.
0:50ya da başka çöpler varsa bunları malzemeden ayırıyoruz.
Bigger pieces go through this shredding machine.
0:54Daha büyük parçalar bu öğütme makinesinden geçiriliyor.
a pile of pulverized fabric comes out the other end.
0:58diğer uçtan öğütülmüş bir kumaş yığını çıkıyor.
Workers dump over 200 lb of shredded fabric and paper into this tank.
1:02İşçiler bu tanka 200 libreden fazla parçalanmış kumaş ve kâğıt döküyor.
The mixing used to be done entirely by hand, Dilbilgisi
1:11Eskiden karıştırma işleminin tamamı elle yapılırdı
used to be done: geçmişteki edilgen bir süreç
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte var olan ancak artık geçerli olmayan bir alışkanlığı veya durumu anlatır. Burada yalın fiil be olduğundan used to be done, karıştırma işlemini geçmişe yerleştirir ve günümüzdeki yöntemle karşılaştırır. Edilgen be done yapısı işi yapan kişilerden çok sürece ve sonuca odaklanır: karıştırma elle yapılıyordu. Kalıp özne + used to be + fiilin üçüncü hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi used to ve check fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: Expense reports ____ by hand, but software checks them now.
Cevabı göster
used to be checked
which took triple the amount of time as it does today. Dilbilgisi
1:14ve bugünkünün üç katı kadar zaman alırdı.
which took triple the amount of time as it does today: karışık bir karşılaştırma kalıbı
Which ile başlayan yan cümle, eski elle karıştırma süreci hakkında ek bilgi verir. Verilmek istenen anlam, eski sürecin bugün gereken sürenin yaklaşık üç katını gerektirdiğidir. Ancak triple the amount of time ve as ... as farklı karşılaştırma kalıplarına aittir. Bu nedenle triple the amount of time as it does today, iki yapının karışımıdır ve örnek alınmamalıdır. Bunun yerine which took triple the time it does today veya which took three times as long as it does today denebilir. İlk seçenekte does, tekrarı önlemek için takes yerine kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle eski yazıcının raporu yazdırmak için yeni yazıcının üç katı zamana ihtiyaç duyduğunu doğal biçimde ifade eder?
- The old printer took three times as long as the new one to print the report.
- The old printer took three times as long than the new one to print the report.
- The old printer took triple the amount of time as the new one to print the report.
Cevabı göster
The old printer took three times as long as the new one to print the report.
Now, the machine can churn out pulp in under 2 hours. Öbek fiiller
1:18Şimdiyse makine iki saatten kısa sürede kâğıt hamuru üretebiliyor.
Hızlı ve tekrarlı üretim için “churn out”
Burada churn out, bir şeyden belirli miktarda sürekli ve hızlı biçimde üretmek anlamına gelir. in under 2 hours zaman ifadesi makinenin üretim hızını vurgular. Bu öbek fiil üretim sektörü dışında da kullanılabilir: Bir kişi veya kuruluş makale, video ya da ürün churn out edebilir. Yüksek kaliteye değil, üretim hızına ve miktarına odaklanır.
Alıştırma
“Hızla ve büyük miktarlarda üretmek” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: The automated press can ____ thousands of flyers a day.
Cevabı göster
churn out
“turning the pulp into paper” ifadesindeki turn A into B
Turn A into B, A'yı değiştirerek B hâline getirmek anlamına gelir. Bu cümlede pulp başlangıç malzemesi, paper ise sonuçtur. Turning the pulp into paper, the most crucial step ifadesinin tam olarak neyi içerdiğini açıklayan bir -ing grubudur. Bu kalıp fiziksel değişimlerin yanı sıra plan, fikir veya durum değişikliklerini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B kalıbındaki edatla tamamlayın: The chef turned leftover rice ____ a warm breakfast.
Cevabı göster
into
Main ye jo hai bilkul inko har aadmi ke liye mushkil hai.
1:39Gerçekten zor bir iş; herkes yapamaz.
It takes two people to spread the pulp evenly onto the sieve. Dilbilgisi
1:42Hamuru eleğin üzerine eşit şekilde yaymak için iki kişi gerekiyor.
It takes two people to spread: gereken katılımcı sayısını belirtmek
It takes + kişi veya kişi sayısı + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi tamamlamak için kimin ya da kaç kişinin gerektiğini belirtir. Bu cümlede kâğıt hamurunu eşit biçimde yaymak için iki kişi gereklidir; takes burada almak veya götürmek değil, gerektirmek anlamındadır. It hazırlayıcı bir öznedir; to ile başlayan mastar yapısı ise görevi belirtir. Sayıyı, katılımcıyı belirten ismi ve eylemi değiştirerek başka işler için gereken insan gücünü anlatabilirsiniz.
Alıştırma
İki kişinin gerekli olduğunu belirtecek şekilde cümleyi tamamlayın: ____ to lift the heavy crate safely.
Cevabı göster
It takes two people
The amount varies depending on how thick the paper will be. Dilbilgisi
1:46Kullanılan miktar, kâğıdın ne kadar kalın olacağına göre değişiyor.
depending on how thick the paper will be: kâğıdın son kalınlığına bağlı olmak
Depending on, değişimi belirleyen koşulu ifade eder. Burada kâğıt hamurunun miktarı sabit değildir; kâğıt için amaçlanan son kalınlığa göre değişir. how thick the paper will be, on edatından sonra gelen gömülü bir soru yapısıdır. Gömülü sorularda düz cümle söz dizimi kullanılır ve the paper öznesi will sözcüğünden önce gelir. Bu doğrudan bir soru olmadığı için sıralama how thick will the paper be biçiminde değildir.
Alıştırma
Cümleyi gömülü bir soruyla tamamlamak için how large, the order ve is ifadelerini kullanın: The price varies depending on ____.
Cevabı göster
how large the order is
A piece of cloth goes on top of the pulp so that the sheets don't stick together. Dilbilgisi
2:05Yapraklar birbirine yapışmasın diye hamurun üzerine bir parça kumaş seriliyor.
Amaç bildiren so that
Bu cümlede so that, bezin hamurun üzerine konmasının amacını bildirir: bez, kâğıt tabakalarının birbirine yapışmasını önlemek için eklenir. Ardından gelen olumsuz yan cümle, eylemle kaçınılmak istenen sonucu belirtir. Bir eylemden sonra gelen yan cümle amaçlanan sonucu açıklıyorsa so that kullanılır. Bu yan cümlenin kendi öznesi ve fiili vardır: eylem + so that + özne + fiil.
Alıştırma
Eylemin amacını gösteren ifadeyi seçin: I wrote down the gate number ___ I wouldn't board the wrong flight.
- even though
- because
- so that
Cevabı göster
so that
workers add extra decorations like these rose petals.
2:12işçiler bu gül yaprakları gibi ek süslemeler katıyor.
They do this 1,000 times until the batch is complete.
2:16Parti tamamlanana kadar bunu 1.000 kez tekrarlıyorlar.
Pehle sir is pe kya hota tha ki hum iske upar kuch lakdi ka fanta laga karke
2:25Eskiden, efendim, üzerine birkaç tahta kalas yerleştirir,
is pe kuch weight rakh karke aur us fir pani nikalne ke baad mein
2:30üstüne ağırlık koyar, su çıktıktan sonra da
Now, they use heavy machinery to press the stack
2:37Şimdiyse yığını preslemek için ağır makineler kullanıyorlar
They remove each piece of cloth one by one Kalıp ifadeler
2:44Her bir kumaş parçasını tek tek çıkarıyorlar,
Sıralı eylemleri anlatan one by one
Bu cümlede one by one, remove fiilini niteler ve bez parçalarının hep birlikte değil, ayrı ayrı ve sırayla çıkarıldığını belirtir. Each piece of cloth ifadesi, tek tek nesnelere odaklanıldığını daha da vurgular. Bir gruptaki bir üye üzerinde yapılan eylemin tamamlanıp ardından sıradakine geçildiğini göstermek için eylemden sonra one by one kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle teknisyenin pilleri ayrı ayrı ve sırayla kontrol ettiğini söylüyor?
- The technician checked the batteries one by one.
- The technician checked all the batteries at once.
- The technician placed the batteries side by side.
Cevabı göster
The technician checked the batteries one by one.
Ye phad karke kharab nahi ho jayega tab tak hum isko use karte rahenge.
2:49Yırtılıp kullanılamaz hâle gelene kadar bunu kullanmaya devam ediyoruz.
The sheets hang out to dry for 2 days. Kalıp ifadeler
2:52Yapraklar iki gün boyunca asılarak kurutuluyor.
hang out to dry: sosyalleşme değil, fiziksel kurutma
Bu cümlede hang out to dry fiziksel bir süreci anlatır: kâğıt tabakalar, nemin buharlaşması için havada asılı kalır. Hang ana fiildir, out açıkta veya dış etkilere maruz bir konumu belirtir ve to dry amacı ya da sonucu açıklar. Bunu, sosyalleşme anlamındaki hang out fiili ile ardından gelen to dry şeklinde ayırmayın. Özne kâğıt, giysi veya ot gibi bir nesneyse çevredeki kurutma bağlamı anlamın gerçek olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede hang out to dry ifadesi gerçek anlamda fiziksel kurutmayı anlatır?
- We clipped the wet towels to a line and left them hanging out to dry.
- We hung out at the café after school.
- The company hung its supplier out to dry when the complaint arrived.
Cevabı göster
We clipped the wet towels to a line and left them hanging out to dry.
Then a machine called a calender smooths out each piece. Notlar
2:57Ardından kalender adı verilen bir makine her yaprağı pürüzsüzleştiriyor.
calender: silindirli son işlem makinesi
Calender; kâğıt, kumaş veya benzer malzemeleri daha pürüzsüz, düz ve eşit hâle getirmek için silindirlerden geçiren bir makinenin teknik adıdır. Burada, tabakalar kuruduktan sonraki son işlem aşamasında kullanılan makineyi belirtir. smooths out each piece yan cümlesi işlevi açıklar: makine her tabakanın yüzeyini değiştirir. Günlük kullanımdaki calendar sözcüğünün yazımı ve anlamı farklı olduğu için üretim bağlamı önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi silindirli son işlem makinesinin teknik adıyla tamamlayın: At the paper mill, each sheet passes through a ____ to become smooth.
Cevabı göster
calender
smooths out: bir şeyi düzleştirmek veya daha az sorunlu hâle getirmek
Bu cümlede smooths out, makinenin çıkıntıları veya pürüzleri gidererek yüzeyi düz ve eşit hâle getirmesi anlamındadır. Kalender her bir kâğıt parçasına etki ettiği için ifade fiziksel bir sonucu anlatır. İfade, işlerin daha kolay yürümesi için düzensizlikleri, zorlukları veya anlaşmazlıkları azaltmak ya da çözmek anlamında soyut olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Nesne it olduğunda smooth out ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The roller will smooth out.
- The roller will smooth out it.
- The roller will smooth it out.
Cevabı göster
The roller will smooth it out.
Iske beech mein ye dono roll ke beech mein jayega ek machine mein.
3:03Makinede bu iki silindirin arasından geçecek.
Workers say that the paper's texture changes drastically after this process.
3:07İşçiler, bu işlemden sonra kâğıdın dokusunun büyük ölçüde değiştiğini söylüyor.
Finally, with the help of a giant paper cutter,
3:12Son olarak dev bir kâğıt kesme makinesinin yardımıyla,
a worker slices stacks of paper down to size. Kalıp ifadeler
3:15bir işçi kâğıt yığınlarını istenen boyutta kesiyor.
slice ... down to size: bir şeyi gerekli ölçülere küçültmek
Bu cümlede down to size, kesme işleminin sonucunu anlatır: kâğıt yığınları gerekli ölçülere ulaşana kadar küçültülür. Down daha büyük bir boyuttan küçülmeyi vurgularken to size hedeflenen veya doğru ölçüye kadar anlamına gelir. İfade genellikle cut, trim, saw veya slice gibi fiillerden sonra gelir ve bir malzeme belirli bir ölçüye uydurulduğunda kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi «gerekli ölçülere kadar» anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The shelf is too long, so we need to cut it ____.
Cevabı göster
down to size
The scraps will make their way back into the process from the beginning. Deyimler
3:19Artan parçalar, sürecin en başına geri dönüyor.
make their way back into: aşamalı olarak yeniden içine dönmek
Bu cümlede make their way back into, “adım adım veya bir dizi aşamadan geçerek yeniden bir sürecin içine dönmek” anlamına gelir. Artan parçalar toplanır ve üretimin başlangıç noktasından yeniden sürece sokulur. Bu ifade, parçaları sanki bir yol boyunca ilerliyormuş gibi anlatır. Özne cansız olduğunda, kendi başına hareket ettiği anlamına gelmez; daha basit olan return to ifadesine göre izlenen yolu veya yönetilen süreci daha fazla vurgular.
Alıştırma
“Bir süreçten geçerek adım adım geri dönmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After inspection, the reusable parts will ____ the assembly line.
Cevabı göster
make their way back into
Kagzis: kâğıt yapımı toplulukları
Kagzis, burada kâğıt yapımıyla uğraşan topluluklar için kullanılan özel addır. Bu anlatıma göre yaklaşık 16. yüzyılda Hindistan'a gelmiş ve daha sonra Sanganer'e yerleşmişlerdir. Bunun bir topluluk adı olduğunu anlamak, kâğıt yapımının neden hem yerel bir endüstri hem de topluluk içinde aktarılan bir zanaat olarak sunulduğunu açıklar. Cümle Kagzis'i bir şirket olarak tanımlamaz ve kimlikleri hakkında daha geniş iddiaları desteklemez.
Alıştırma
Bu cümlede Kagzis neyi ifade ediyor?
- Tarihsel anlatımda adı geçen kâğıt yapımı toplulukları
- Sanganer kâğıt endüstrisinin sahibi olan bir şirket
- 16. yüzyılda üretilen bir kâğıt türü
Cevabı göster
Tarihsel anlatımda adı geçen kâğıt yapımı toplulukları
A nearby river made it the perfect place for making paper. Dilbilgisi
3:33Yakındaki bir nehir, burayı kâğıt üretimi için kusursuz bir yer hâline getirdi.
made it the perfect place for making paper: burayı kâğıt yapmak için mükemmel yer hâline getirdi
made it the perfect place ifadesinde made ettirgen anlamdadır: yakındaki nehir, it ile belirtilen Sanganer’in the perfect place olarak tanımlanmasını sağlayan koşulları oluşturmuştur. Nesne olan it sözcüğünden sonra gelen the perfect place isim öbeği, nesneyi tanımlayan bir nesne tümlecidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp make + nesne + isim öbeğidir: bir neden, bir kişinin ya da şeyin belirli bir rol, kimlik veya tür kazanmasını sağlar. Ardından gelen for + -ing öbeği, bu tanımın hangi etkinlik için geçerli olduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + isim tümleci kalıbıyla tamamlayın: The bay had deep water, which ____ for building a port.
Cevabı göster
made it the perfect place
But when the British came to power in the 1800s, Kalıp ifadeler
3:37Ancak 1800'lerde İngilizler yönetimi ele geçirince,
came to power: iktidara geldi
Come to power, bir hükümetin kontrolünü ele geçirmek veya yönetmeye başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Geçmiş zaman biçimi came to power, yönetmeme durumundan yönetme durumuna geçişi belirtir. Burada when the British came to power, ardından gelenler için tarihsel bir zaman çerçevesi oluşturur. İfade tek başına kontrolün seçim, miras, fetih veya başka bir yolla mı kazanıldığını söylemez; bu ayrıntıyı bağlam verir.
Alıştırma
Hangi cümle, partinin kontrolü nasıl elde ettiğini belirtmeden 2010 yılında yönetmeye başladığını söyler?
- The party seized power in 2010.
- The party came to power in 2010.
- The party was in power in 2010.
Cevabı göster
The party came to power in 2010.
they started importing paper from mills abroad.
3:40yurt dışındaki fabrikalardan kâğıt ithal etmeye başladılar.
closed down: bir işletmenin faaliyetini durdurması
Bu ticari bağlamda closed down, bir işletme olarak faaliyet göstermeyi bıraktı anlamına gelir. Atölyeler yalnızca o gün için kapılarını kapatmadı; rekabet edemedikleri için birçoğu faaliyetini tamamen sonlandırdı. Close down bir öbek fiildir. Burada closed geçmiş zaman biçimidir ve many daha önce sözü edilen local workshops ifadesine gönderme yapar. Bu ifade mali baskı, rekabet, düzenlemeler veya kriz sonucunda bir işletmenin kapanmasını anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi close down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years of losses, the family shop ____.
Cevabı göster
closed down
during his fight for Indian independence.
3:52o sırada Hindistan'ın bağımsızlığı için mücadele ediyordu.
Mahatma Gandhi ... Indian independence: tarihsel bağlantı
Mahatma Gandhi, Mohandas K. Gandhi'nin yaygın olarak bilinen adıdır; Mahatma bir saygı unvanıdır. Gandhi, Hindistan'daki İngiliz sömürge yönetimini sona erdirme hareketinin başlıca liderlerinden biriydi. Indian independence, 1947'de ulaşılan bu siyasi hedefi ifade eder. Cümle, Gandhi'nin 1940'lı yıllardaki müdahalesini bu daha geniş mücadeleyle ilişkilendirir. Yerel el sanatlarını desteklemek ekonomik öz yeterliliği artırıyor ve ithal sanayi ürünlerine bağımlılığı azaltıyordu; bu da onun el yapımı kâğıt sektörünün canlanmasıyla ilişkilendirilmesini açıklar. Cümle onun önemli bir etkisi olduğunu gösterir, ancak sektörün yalnızca onun sayesinde hayatta kaldığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümle izleyicinin hangi bağlantıyı anlamasını istiyor?
- Makine yapımı kâğıt ithalatı sona erdiği için Hindistan bağımsız oldu.
- Gandhi'nin bağımsızlık mücadelesi, yerel el sanatları ve ekonomik öz yeterliliğin desteklenmesiyle bağlantılıydı.
- Gandhi 1940'lı yıllarda bütün yerel kâğıt atölyelerini bizzat kurdu.
Cevabı göster
Gandhi'nin bağımsızlık mücadelesi, yerel el sanatları ve ekonomik öz yeterliliğin desteklenmesiyle bağlantılıydı.
stepped in: harekete geçmek gerektiğinde müdahale etmek
Bu cümlede stepped in, bir sorun ya da ihtiyaç eylem gerektirdiği için devreye girdi anlamına gelir. Kelimenin gerçek anlamıyla içeriye adım atmayı anlatmaz; Gandhi’nin zor bir duruma müdahale ettiğini gösterir. Bu müdahale, kontrolü ele geçirmek yerine bir girişim başlatma biçiminde olabilir. Step in genellikle nesnesiz kullanılan bir öbek fiildir. Buradaki gibi tek başına kullanılabilir ya da ardından to + fiil veya when ile başlayan bir yan cümle gelebilir: step in to help ya da step in when a situation worsens. Tek başına tüm kontrolü üstlenmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “müdahale etti” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: When the debate became hostile, the moderator ____ to restore order.
Cevabı göster
stepped in
advocated for: bir amacı kamu önünde desteklemek
Burada advocated for, yerel el sanatlarını kamu önünde savundu anlamına gelir. Bir amaç hakkında yalnızca kişisel olarak olumlu düşünmeyi değil, onu etkin biçimde destekleyip öne çıkarmayı anlatır. Yapı advocate for + isim öbeğidir: advocate for a policy, a community veya a change. Bu cümlede advocated geçmiş zamanlı bir fiildir. Advocate ayrıca bir amacı destekleyen kişi anlamında isim olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “kamu önünde destekleyip savundu” anlamındaki geçmiş zamanlı ifadeyle tamamlayın: At the town meeting, parents ____ more funding for school libraries.
Cevabı göster
advocated for
and is credited today with saving the handmade paper industry. Dilbilgisi
3:57ve bugün el yapımı kâğıt sektörünü kurtaran kişi olarak kabul ediliyor.
is credited ... with saving: bir başarıyı birine atfetmek
"Is credited with", bir kişinin veya şeyin önemli bir başarı ya da sonuçtan sorumlu olduğunun insanlar tarafından genel olarak kabul edildiğini anlatan edilgen bir yapıdır. Ardından bir isim veya -ing biçimi gelir; burada "with saving", ona atfedilen başarıyı belirtir. Bu ifade, kabul gören bir atfı aktarır; sonuca doğrudan ve tek başına onun neden olduğunu kanıtlamaz. "Today" yalnızca bu görüşün ne zaman geçerli olduğunu belirtir ve yapının parçası değildir.
Alıştırma
Dersin edilgen atıf yapısıyla cümleyi tamamlayın: Today, Dr. Lee ____ changing the city's recycling rules.
Cevabı göster
is credited with
Even though this factory's process has modernized with some machines, Dilbilgisi
4:02Bu fabrikanın üretim süreci bazı makinelerle modernleşmiş olsa da,
the sheet-by-sheet technique sets it apart from most mass-produced paper. Öbek fiiller
4:06her yaprağı tek tek yapma tekniği buradaki kâğıdı seri üretim kâğıtların çoğundan ayırıyor.
Even though: gerçek bir olguyu kabul ederek karşıtlık kurmak
"Even though" bir ödünleme ilişkisi kurar: Bağladığı yan cümle gerçek bir olguyu belirtir ve bu olgu ana cümlenin sonucunu şaşırtıcı gösterebilir. Burada süreç gerçekten makinelerle modernleşmiştir, ancak yaprak yaprak üretim tekniği ürünü hâlâ farklı kılar. Bir olguyu kabul edip ardından karşıt sonucun yine de geçerli olduğunu vurgulamak için Even though + yan cümle, ana cümle yapısını kullanın. Bu ifade "bu gerçeğe rağmen" anlamına gelir; "……olduğunda" anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşan kütüphanenin açık olduğunu biliyor ve içerinin boş olmasına şaşırıyor. Açık olma durumunu gerçek bir olgu olarak sunan cümleyi seçin.
- Even though the library is open, no one is inside.
- Because the library is open, no one is inside.
- Even if the library is open, no one is inside.
Cevabı göster
Even though the library is open, no one is inside.
set A apart from B: A'yı B'den belirgin biçimde farklı kılmak
Bu cümlede “sets it apart from”, tek tek yaprak üretme tekniğinin kâğıdı veya üretim yöntemini seri üretilen çoğu kâğıttan belirgin biçimde farklı kıldığı anlamına gelir. Kalıp set A apart from B şeklindedir: A ayırt edilen şey, B ise karşılaştırma grubudur. Burada apart fiziksel uzaklığı değil, ayırt edici olmayı ifade eder. Bu ifade, anlamlı farkı oluşturan özelliğe dikkat çeker.
Alıştırma
“Onu belirgin biçimde farklı kılar” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: Its handmade finish ____ similar factory-made pieces.
Cevabı göster
sets it apart from
alag uski jo ek design us paper ki ek alag hi dekhne ko milti hai.
4:15üzerinde hemen fark edilen, farklı bir deseni de var.
and use the paper to make hundreds of different products.
4:24ve bu kâğıttan yüzlerce farklı ürün üretiyorlar.
About 40 employees has designed things like calendars,
4:27Yaklaşık 40 çalışan takvim gibi ürünler tasarlıyor,
Aur andar jo aap paper dekh rahe hai it is a handmade paper.
4:39İçeride gördüğünüz kâğıt ise el yapımıdır.
The workers here take pride in their craft. Kalıp ifadeler
4:48Buradaki işçiler yaptıkları zanaatla gurur duyuyor.
take pride in + isim veya -ing biçimi
“Take pride in”, yaptığınız, ait olduğunuz veya başardığınız bir şey nedeniyle olumlu bir memnuniyet duymak anlamına gelir. Burada işçiler becerilerine ve işçiliklerine değer verir; pride kibri değil, sağlıklı bir mesleki gururu ifade eder. Yapı take pride in + isim, zamir veya -ing biçimidir. in sonrasındaki öge, kişiye bu duyguyu veren işi, kimliği, davranışı veya sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “gurur duymak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Our volunteers ____ keeping the park clean.
Cevabı göster
take pride in
ki ye ek waste cheez se hum is paper ko tyaar kar rahe hai.
4:52bu kâğıdı atık malzemelerden üretiyor olmamız.
Nemi is confident his business will thrive. Dilbilgisi
5:07Nemi, işinin büyümeye devam edeceğine inanıyor.
as long as: ana sonuç için bir koşul
Burada as long as, ana sonucun geçerli olması için devam etmesi gereken koşulu belirtir: insanların hâlâ kâğıda ihtiyacı vardır. Ana cümle, Nemi'nin bu koşul altında işinin gelişeceğine inandığını anlatır. Bu ifade uzunluk karşılaştırması yapmaz. Tahmin, söz veya planlarda as long as genellikle bir koşul belirtir ve “yeter ki” ya da “...dığı sürece” anlamına gelir.
Alıştırma
Devam etmesi gereken bir koşulu göstermek için İngilizce cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin. Cümle: The plants will keep growing ___ we give them enough light.
- even if
- as soon as
- as long as
Cevabı göster
as long as
is confident his business will thrive.: that atılmış be confident + içerik cümleciği
Burada be confident ifadesinin ardından his business will thrive içerik cümleciği gelir. Bu cümleciğin tamamı, Nemi'nin neye güvendiğini açıklar ve cümle bu inancı güçlü ve olumlu bir değerlendirme olarak sunar. İngilizcede confident ifadesinden sonra gelen kelimeler zaten özne ve fiilden oluşan açık bir cümleciğe dönüşüyorsa that sık sık atılır: confident (that) his business will thrive. His business, will thrive fiilinin öznesidir; confident ifadesinin doğrudan nesnesi değildir.
Alıştırma
Be confident yapısını tam bir içerik cümleciğiyle kullanan ve that ifadesini doğal biçimde düşüren cümleyi seçin.
- Rina is confident in her ability to solve the puzzle.
- Rina is confident she can solve the puzzle.
- Rina is confident about the puzzle.
Cevabı göster
Rina is confident she can solve the puzzle.