"Einstein'ın Bulmacası"nı çözebilir misiniz? - Dan Van der Vieren: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
727 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Einstein’a atfedilen dedektif tarzı bir mantık bulmacası, beş ev, ipuçları ve bir tablo üzerinden nadir balığı kimin çaldığını gösterir; ardından bu Einstein hikâyesinin doğru olup olmadığını sorgular. Başlıca İngilizce noktaları: 1. supposedly — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: Bu kelimenin bir iddiayı kanıtlanmış gerçek değil, “söylendiğine göre” aktarılan bilgi olarak sunduğunu anlarsın; böylece sonda Einstein’ın bu bulmacayı muhtemelen yazmadığı açıklaması daha anlamlı olur. 2. Through elimination, you can conclude — Söylem, anlatım ve retorik: Bu ifade, sonucun tahminle değil, imkânsız seçenekleri eleyerek bulunduğunu gösterir. Mantıksal akıl yürütmeyi adım adım takip etmek ve anlatmak için kullanışlıdır. 3. catching the thief fish-handed. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “caught red-handed” deyimine yapılan kelime oyununu fark edersin; deyim, çalınan balığa uyacak şekilde değiştirilerek dedektif hikâyesine esprili bir final katar.

Bu derste

Before he turned physics upside down, Deyimler

0:08

Fiziği altüst etmeden önce,

Deyimler

turned physics upside down: bir alanı kökten dönüştürmek

Bu cümlede turned physics upside down mecaz anlamdadır. Einstein’ın daha sonra fiziğin temel fikirlerini, alan artık eskisi gibi görünmeyecek kadar derinden değiştirdiği anlamına gelir; hiçbir şey gerçekten ters çevrilmemiştir. turn + something + upside down kalıbı büyük bir sarsıntıyı veya tam bir dönüşümü anlatabilir. Nesne olarak bir alan, sistem, plan ya da birinin hayatı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir keşfin bütün bir alanı dönüştürdüğünü söyler?

  1. The discovery made a small correction to one report.
  2. The discovery turned medical research upside down.
  3. The discovery physically rotated a research notebook.
Cevabı göster

The discovery turned medical research upside down.

a young Albert Einstein supposedly showed off his genius Notlar

0:12

genç Albert Einstein'ın zekasını, bu ipucu listesini içeren

Kelime

supposedly: doğrulanmamış bir iddiayı aktarmak

Supposedly, ifadenin konuşmacının şahsen doğruladığı bir gerçek değil, insanların söylediği ya da inandığı bir şey olduğunu gösterir. Burada genç Einstein’ın dehasıyla ilgili iddiayla konuşmacı arasına mesafe koyar ve kuşkuya yer bırakır. Genellikle ardından gelen iddiayı veya içinde bulunduğu fiil öbeğini niteler. Bu cümlede showed off his genius ifadesini nitelediği için belirsizlik, olayın anlatıldığı şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğiyle ilgilidir.

Alıştırma

Bir rehber eski bir hikâyeyi aktarıyor, ancak elinde kanıt yok. Cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar: The tunnel was ___ built by pirates.?

  1. supposedly
  2. carefully
  3. definitely
Cevabı göster

supposedly

Öbek fiiller

showed off his genius: dehasını bilerek sergilemek

Show off, bir yeteneği, eşyayı veya özelliği başkalarının fark etmesini sağlamak için bilerek sergilemek anlamına gelen bir öbek fiildir. showed off his genius ifadesinde sergilediği şey his genius, yani dehasıdır. Show off çoğu zaman gurur veya dikkat çekme isteği çağrıştırır. Burada genç Einstein hakkındaki efsanevi bir öyküde kullanıldığı için, olağanüstü zekâsını çarpıcı biçimde ortaya koyduğu anlamına gelebilir; anlatıcının onu kesinlikle sert biçimde eleştirdiğini göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, Liam'ın başkaları fark etsin diye kaykay becerilerini bilerek sergilediğini anlatır?

  1. Liam practiced his skateboard skills alone at the park.
  2. Liam improved his skateboard skills at the park.
  3. Liam showed off his skateboard skills at the park.
Cevabı göster

Liam showed off his skateboard skills at the park.

by devising a complex riddle involving this list of clues. Kalıp ifadeler

0:16

karmaşık bir bilmece tasarlayarak gösterdiği söylenir.

Kalıp ifadeler

devising a complex riddle: dikkatle düşünerek karmaşık bir bilmece tasarlamak

Devise, dikkatli ve yaratıcı düşünme yoluyla bir şeyi oluşturmak veya planlamak anlamına gelir. Bu nedenle devising a complex riddle, yalnızca bir nesne yapmak değil, bilmecenin fikrini, yapısını ve ipuçlarını oluşturmak demektir. Complex riddle ile kullanıldığında devise, parçaların birbirine uyacak şekilde düşünülerek tasarlandığını vurgular. Bu fiil sıklıkla plan, method, system, strategy veya puzzle gibi nesneler alır.

Alıştırma

Hangi cümle, mühendislerin dikkatle düşünerek yeni bir çözüm oluşturduğunu en iyi anlatır?

  1. The engineers described a new solution.
  2. The engineers discovered a new solution.
  3. The engineers devised a new solution.
Cevabı göster

The engineers devised a new solution.

Can you resist tackling a brain teaser Notlar

0:21

Tarihteki en zeki insanlardan biri tarafından yazılmış

Kelime

brain teaser: düşündüren kısa bir bulmaca

Brain teaser, dikkatlice düşünmenizi sağlamak için hazırlanmış kısa bir bulmaca veya sorudur. Sözcükler, sayılar, mantık ya da görseller kullanabilir ve genellikle zekice veya şaşırtıcı bir çözümü vardır. Bu cümlede brain teaser, konuşanın sıradan bir bilgi sorusu sormadığını, izleyiciyi bir bulmacayı çözmeye davet ettiğini gösterir. Bu iki sözcüğü tek bir birleşik isim olarak anlayın; kelimesi kelimesine “bir beyni kızdıran kişi veya şey” olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Bu cümlede brain teaser ne anlama gelir? The coach gave the team a brain teaser to solve on the bus.

  1. Birinin beynini rahatsız eden kişi
  2. Düşündüren kısa bir bulmaca
  3. Beynin nasıl çalıştığıyla ilgili bir rapor
Cevabı göster

Düşündüren kısa bir bulmaca

written by one of the smartest people in history?

0:23

bir zeka oyununu çözmeye karşı koyabilir misiniz?

Dilbilgisi

resist tackling: resist + -ing yapısı

resist tackling ifadesinde resist sözcüğünden sonra -ing biçimindeki tackling gelir. resist + -ing kalıbı, bir eylemi yapmamak için kendini tutmak anlamına gelir. Cannot veya could not ile kullanıldığında isteğin karşı konamayacak kadar güçlü olduğunu anlatır: cannot resist doing something. Burada tackling, bir şeyi çözmeye veya ele almaya çalışmak demektir. Can you resist tackling ...? sorusu, bulmacanın görmezden gelinemeyecek kadar çekici olup olmadığını sorar. Yalnızca özdenetim hakkında tarafsız bir soru değil, denemeye davet eden eğlenceli bir meydan okumadır.

Alıştırma

Cümleyi open sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Maya could not resist ____ the mystery box.

Cevabı göster

opening

Let's give it a shot. Deyimler

0:26

Hadi bir deneyelim.

Deyimler

Let's give it a shot: birlikte denemeyi önermek

Give it a shot, denemek veya bir girişimde bulunmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki shot, silahla ateş etmeyi değil, bir denemeyi ifade eder. Let's hem konuşanı hem de dinleyeni kapsar. Bu nedenle Let's give it a shot, bir şeyi birlikte denemeye yönelik samimi bir öneridir. Yeniden kullanılabilen yapı give something a shot biçimindedir.

Alıştırma

give it a shot ifadesini tam olarak tamamlayın: The puzzle looks difficult, but let's give it a ____.

Cevabı göster

shot

The world's rarest fish has been stolen

0:28

Dünyanın en nadir balığı

from the city aquarium.

0:30

şehir akvaryumundan çalındı.

The police have followed the scent

0:32

Polis, kokuyu takip ederek

to a street with five identical-looking houses.

0:34

birbirinin aynısı gibi görünen beş evin bulunduğu bir sokağa ulaştı.

But they can't search all the houses at once,

0:38

Ancak tüm evleri aynı anda arayamazlar

and if they pick the wrong one,

0:41

ve eğer yanlış olanı seçerlerse,

the thief will know they're on his trail. Deyimler

0:42

hırsız peşinde olduklarını anlayacaktır.

Deyimler

be on his trail: onu bulmak için ipuçlarını takip etmek

Be on someone's trail, birini bulmak veya yakalamak için ipuçlarını, izleri ya da diğer belirtileri takip etmek anlamına gelir. they're on his trail ifadesinde hırsızı araştırıyor veya takip ediyorlar; bu ifade onu çoktan yakaladıkları anlamına gelmez. Trail gerçek bir patikayı da ifade edebilir, ancak bu yapıda birinin geride bıraktığı izleri veya kanıtları anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı be on + iyelik ifadesi + trail biçimindedir; on her trail ve on the suspect's trail buna örnektir.

Alıştırma

The reporter is on the fraudster's trail cümlesinde muhabir ne yapıyor?

  1. Dolandırıcının kaçmasına yardım etmek
  2. Dolandırıcıya ait bir patikada yürümek
  3. Dolandırıcıyı bulmak için ipuçlarını takip etmek
Cevabı göster

Dolandırıcıyı bulmak için ipuçlarını takip etmek

It's up to you, the city's best detective, Dilbilgisi

0:45

Bu vakayı çözmek,

to solve the case.

0:48

şehrin en iyi dedektifi olarak sana düşüyor.

Dilbilgisi

It's up to you ... to solve: sorumluluğu birine verme

It's up to someone to do something kalıbı, adı belirtilen kişinin eylemi gerçekleştirme sorumluluğuna veya yetkisine sahip olduğunu anlatır. Burada you kişisine verilen görev solve the case eylemidir. The city's best detective, you hakkında araya eklenmiş bir açıklamadır; bu bölüm çıkarıldığında It's up to you to solve the case yapısı kalır. It's up to you tek başına çoğu zaman “karar senin” anlamına gelse de burada to solve ifadesi, görevin sorumluluğunu üstlenme anlamını öne çıkarır.

Alıştırma

Sonucu açıklama sorumluluğunu doğal biçimde Maya'ya veren cümle hangisidir?

  1. It's up to Maya to announce the result.
  2. It's up Maya to announce the result.
  3. It's up to Maya announcing the result.
Cevabı göster

It's up to Maya to announce the result.

When you arrive on the scene,

0:49

Olay yerine vardığında,

the police tell you what they know.

0:51

polis bildiklerini sana anlatır.

1.

0:54

1.

Each house's owner is of a different nationality,

0:55

Her evin sahibi farklı bir millettendir,

drinks a different beverage,

0:58

farklı bir içecek içer

and smokes a different type of cigar.

0:59

ve farklı bir tür puro içer.

2.

1:02

2.

Each house's interior walls are painted a different color.

1:03

Her evin iç duvarları farklı bir renge boyanmıştır.

3.

1:07

3.

Each house contains a different animal,

1:08

Her evde farklı bir hayvan yaşar,

one of which is the fish. Dilbilgisi

1:11

bunlardan biri de balıktır.

Dilbilgisi

one of which is the fish: grubun bir üyesi hakkında bilgi ekleme

One of which, “daha önce sözü edilen grubun bir üyesi” anlamına gelir. Bu cümlede which, evlerdeki farklı hayvanları gösterir ve eklenen bilgi, balığın bunlardan biri olduğunu belirtir. İsim öbeği + virgül + one of which + fiil biçimi, kısa ve yoğun bir ilgi cümleciği yapısıdır. Ek bilgiyi aynı cümleye bağlar; burada which tek bir evi göstermez.

Alıştırma

Fikirleri one of which ile birleştirin: The library owns three maps, ____ shows the old city walls.

Cevabı göster

one of which

After a few hours of expert sleuthing, Kelime

1:14

Birkaç saatlik uzman bir dedektiflik çalışmasından sonra,

Kelime

expert sleuthing: ustaca dedektiflik

Bu cümlede sleuthing, bir dedektif gibi ipuçlarını arayıp birbirine bağlayarak araştırma yapmak demektir. Expert sözcüğü sleuthing'i niteler; dolayısıyla ifade, büyük ustalıkla yapılan dedektif tarzı bir araştırmayı anlatır. Burada expert, kişiyi adlandıran bir isim değildir. Bu sözcük etkinliğe gizem çözme ve dedektif hikâyesi havası verir. İpuçları ve akıl yürütme içerdiği için sıradan bir aramadan daha fazlasını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede expert sleuthing ne anlama geliyor?

  1. İpucu içermeyen hızlı bir arama
  2. Ustaca yapılan dedektif tarzı bir araştırma
  3. Uzmanların yaptığı sıradan bir iş
Cevabı göster

Ustaca yapılan dedektif tarzı bir araştırma

you gather some clues.

1:16

bazı ipuçları topluyorsun.

It may look like a lot of information, Dilbilgisi

1:18

Çok fazla bilgi gibi görünebilir,

but there's a clear logical path to the solution. Kalıp ifadeler

1:20

ancak çözüme giden net bir mantıksal yol var.

Dilbilgisi

It may look like ..., but ...: ilk izlenimi kabul edip ardından rahatlatmak

It may look like ..., but ... kalıbı önce bir görünüşü veya ilk izlenimi kabul eder, ardından but ile karşıt bir değerlendirme getirir. May look like ilk düşünceyi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Burada konuşan kişi bilgi miktarının bunaltıcı görünebileceğini kabul eder, sonra açık ve mantıklı bir yol izlenerek durumun yine de yönetilebileceğini vurgular. Bu kalıp, birini rahatlatırken dikkatini but sonrasındaki daha önemli noktaya yöneltmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi It may look like ..., but ... kalıbıyla tamamlayın: It ____ like too many steps, but each one takes only a minute.

Cevabı göster

may look

Kalıp ifadeler

logical path to the solution: cevaba götüren gerekçeli yol

a clear logical path to the solution ifadesinde path mecaz anlamda kullanılır. Üzerinde yürünebilen fiziksel bir yol değil, bir cevaba ulaştıran akıl yürütme adımları dizisidir. Clear ve logical, cevaba sistemli biçimde ulaşılabildiğini gösterir: Her adım bir kanıta veya kurala dayanır; şanslı bir tahmin değildir. path to the solution kalıbı, bir sorunun nasıl çözüldüğünü anlatmak için başka durumlara da aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “akıl yürütme adımları dizisi” anlamına gelen isimle tamamlayın: The clues show a clear logical ____ to the solution.

Cevabı göster

path

Solving the puzzle will be a lot like Sudoku, Dilbilgisi

1:23

Bulmacayı çözmek Sudoku'ya çok benzeyecektir,

Dilbilgisi

will be a lot like: güçlü bir benzerlik kurmak

Will be a lot like, “çok benzeyecek” anlamına gelir. Will karşılaştırmayı geleceğe yerleştirir, be özneyi karşılaştırmaya bağlar, a lot benzerlik derecesini güçlendirir ve like ardından karşılaştırılan şeyin ya da etkinliğin geldiği bir edattır. Burada konuşmacı, bilinmeyen bir bulmaca çözme sürecini Sudoku ile ilişkilendirir; böylece dinleyici tanıdığı bir deneyimden yararlanarak süreci gözünde canlandırabilir. Bu kalıp, yeni bir görevi benzetmeyle açıklarken yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, “çok benzer” anlamına gelen üç sözcüklü karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The new card game will be ____ chess.

Cevabı göster

a lot like

so you may find it helpful to organize your information Dilbilgisi

1:26

bu nedenle bilgilerini bunun gibi bir tablo halinde

in a grid like this.

1:29

düzenlemenin faydalı olduğunu görebilirsin.

Dilbilgisi

find it helpful to organize: find it + sıfat + to-infinitive

find it helpful to organize ifadesinde find, bir şeyi değerlendirmek veya belli bir şekilde görmek anlamına gelir. Kalıp find + it + sıfat + to-infinitive şeklindedir: it nesne konumunu doldurur, helpful eylemi değerlendirir ve to organize your information hangi eylemin değerlendirildiğini belirtir. Bu kalıp, find it easy to follow veya find it important to check örneklerinde olduğu gibi bir şeyi yapmaya ilişkin değerlendirme bildirmek için kullanılır. Buradaki may, düzenleme yöntemini dinleyicinin yararlı bulabileceği bir seçenek olarak sunarak öneriyi yumuşatır.

Alıştırma

Cümleyi find it + sıfat + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: I ____ helpful ____ review my notes before a test.

Cevabı göster

find it · to

To start, you fill in the information Notlar

1:42

Başlamak için 8. ve 9. ipuçlarından

from clues 8 and 9.

1:44

aldığın bilgileri dolduruyorsun.

Anlatım akışı

To start: ilk adımı tanıtma

Bu cümlenin başındaki To start, ilk veya ilk adım olarak anlamına gelen bir adım işaretleyicisidir. Dinleyiciye, virgülden sonraki yönergenin bir sürecin başlangıç eylemi olduğunu bildirir. Burada bu ifade bilgiyi düzenler; bir şeye başlamak için anlamında amaç bildiren bir ifade değildir. Bu kullanım bir çözümü açıklarken, yönerge verirken veya bir görevi gösterirken yaygındır.

Alıştırma

Bu yönergede To start, ne işe yarıyor: To start, place the paper on a flat surface?

  1. İlk adımı tanıtır.
  2. Nihai sonucu verir.
  3. Kâğıdın neden düz olduğunu açıklar.
Cevabı göster

İlk adımı tanıtır.

Öbek fiiller

fill in the information: eksik bilgileri girmek

Fill in the information, gerekli bilgileri bir formdaki kutular veya mantık bulmacasındaki hücreler gibi doğru boşluklara yazmak ya da girmek anlamına gelir. Buradaki fill in bir öbek fiildir. Yalnızca “bir şeyi doldurmak” anlamına gelmez; eksik içeriği tamamlamaya odaklanır.

Alıştırma

“Eksik bilgileri girmek” anlamındaki öbek fiili tamamla: Please fill ____ the information in the empty boxes.

Cevabı göster

in

Immediately, you also realize that since the Norwegian Dilbilgisi

1:46

Ayrıca, Norveçli

is at the end of the street,

1:50

sokağın sonunda olduğundan,

there's only one house next to him,

1:51

yanında sadece bir ev olduğunu hemen fark ediyorsun;

which must be the one with blue walls in clue 14. Dilbilgisi

1:53

bu da 14. ipucundaki mavi duvarlı ev olmalı.

Dilbilgisi

since ... there's ...: bir sonucun nedenini vermek

Bu cümlede since, “çünkü” anlamına gelir. Bilinen nedeni açıklar: Norveçli sokağın sonundadır. Ardından gelen there's only one house next to him bölümü, bu gerçeğin sonucunu belirtir. Nedeni önce veren bu yapı, açıklama ve çıkarımlarda yaygındır: since + neden, ardından sonuç. Neden bildiren since, bu nedeni çoğu zaman zaten bilinen veya kolayca kabul edilebilen bir bilgi olarak sunar.

Alıştırma

“Since the final bus has left, we need to walk home,” cümlesinde since ne yapar?

  1. İki düşünce arasında karşıtlık gösterir.
  2. Bir eylemin başladığı zamanı belirtir.
  3. Sonucun nedenini açıklar.
Cevabı göster

Sonucun nedenini açıklar.

Dilbilgisi

must be: kanıta dayalı güçlü bir sonuç

Bu cümlede must be, kanıta dayalı güçlü bir çıkarım bildirir: ipuçları, konuşanın bunun mavi duvarlı ev olduğundan emin olmasını sağlar. 'Bir şeye dönüşmek zorunda olmak' anlamına gelmez. Bu çıkarım kullanımında must be, özneyi çıkarımla ulaşılan bir kimlik veya durumla bağlayabilir: must be the right house ya da must be tired. Sonuç güçlüdür, ancak doğrudan bilgiden değil akıl yürütmeden gelir.

Alıştırma

'There is only one key left, so this must be the right one,' cümlesinde must be ne ifade eder?

  1. Kanıta dayalı güçlü bir sonuç
  2. Anahtarın değişmesini gerektiren bir kural
  3. Zayıf ve belirsiz bir olasılık
Cevabı göster

Kanıta dayalı güçlü bir sonuç

Clue 5 says the green-walled house's owner drinks coffee.

1:57

5. ipucu yeşil duvarlı evin sahibinin kahve içtiğini söylüyor.

It can't be the center house,

2:01

Bu ortadaki ev olamaz,

since you already know its owner drinks milk.

2:03

çünkü sahibinin süt içtiğini zaten biliyorsun.

But it also can't be the second house,

2:06

Ancak ikinci ev de olamaz,

which you know has blue walls.

2:08

çünkü duvarlarının mavi olduğunu biliyorsun.

And since clue 4 says the green-walled house

2:11

Ve 4. ipucu yeşil duvarlı evin, beyaz duvarlı evin

must be directly to the left of the white-walled one, Kalıp ifadeler

2:13

tam solunda olması gerektiğini söylediğinden,

Kalıp ifadeler

directly to the left of: hemen solunda ve bitişik

Evlerin sıralı olduğu bu düzende directly to the left of, hemen soldaki bitişik konumda olmak anlamına gelir. Yeşil duvarlı ev ile beyaz duvarlı ev arasında başka bir konum bulunamaz. Directly, to the left of ifadesinin bildirdiği daha genel konum ilişkisini daraltır. Böylece ipucu yalnızca bir evin daha solda olduğunu değil, kesin sırayı ve bitişikliği belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın Leo'nun hemen solundaki bitişik koltukta olduğunu söyler?

  1. Maya sits directly to the left of Leo.
  2. Maya sits to the left of Leo.
  3. Maya sits next to Leo.
Cevabı göster

Maya sits directly to the left of Leo.

it can't be the first or fifth house either. Dilbilgisi

2:17

birinci veya beşinci ev de olamaz.

Dilbilgisi

can't be A or B either: daha fazla olasılığı elemek

Olumsuz bir cümlenin sonunda kullanılan either, “o da değil” anlamını taşır. Burada can't be ... either, daha önce elenen olasılıklara birinci ve beşinci evleri de ekler. Or, birinci ve beşinci evleri iki alternatif olarak bağlarken can't ikisini de eler. Either'ın bu kullanımı olumsuz bir akıl yürütmeyi sürdürür; “ikisinden biri” anlamına gelmez.

Alıştırma

İkinci olumsuz ifadeyi “o da değil” anlamındaki sözcükle tamamlayın: The red key doesn't fit, and the blue key doesn't fit ____.

Cevabı göster

either

The only place left for the green-walled house Kalıp ifadeler

2:20

Kahve içen kişinin bulunduğu yeşil duvarlı ev için

with the coffee drinker is the fourth spot,

2:22

geriye kalan tek yer dördüncü sıradır,

Kalıp ifadeler

only place left: geriye kalan tek yer

Only place left, “geriye kalan tek yer veya seçenek” demektir. Only tam olarak bir tane olduğunu, left ise diğerleri kullanıldıktan ya da elendikten sonra geriye kaldığını belirtir. Bu anlamda left isimden sonra gelir: the only place left, the only seat left, the only choice left. Sol yönünü ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi “geriye kalan tek koltuk” anlamıyla tamamlamak için the only ... left yapısını kullanın: The ____ is beside the door.

Cevabı göster

only seat left

meaning the white-walled house is the fifth. Dilbilgisi

2:25

bu da beyaz duvarlı evin beşinci olduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

meaning ...: önceki olgunun sonucunu belirtme

meaning the white-walled house is the fifth yan cümlesi, virgülden önceki olgunun doğurduğu sonucu ekler. Buradaki meaning, “bu şu anlama gelir” veya “dolayısıyla sonuç şudur” ifadesine yakındır; bir kelimeyi tanımlamaz. Bu -ing yan cümlesi, yeni bir cümle başlatmadan tamamlanmış bir ifadeye sonuç veya çıkarım eklemenizi sağlar. Virgülden önceki ifadenin tamamı, meaning sonrasındaki sonucun dayanağıdır.

Alıştırma

“The road is flooded, meaning the bus cannot get through,” cümlesinde meaning ne işe yarar?

  1. flooded kelimesinin sözlük tanımını verir.
  2. Birinin otobüsü durdurmak istediğini söyler.
  3. İlk olguya dayanan bir sonuç veya çıkarım sunar.
Cevabı göster

İlk olguya dayanan bir sonuç veya çıkarım sunar.

Clue 1 gives you a nationality and a color.

2:28

1. ipucu sana bir millet ve bir renk veriyor.

Since the only column missing both these values

2:31

Bu iki değerin birden eksik olduğu tek sütun

is the center one,

2:34

ortadaki sütun olduğu için,

this must be the Brit's red-walled home.

2:35

burası İngiliz'in kırmızı duvarlı evi olmalı.

Now that the only unassigned wall color is yellow, Dilbilgisi

2:38

Atanmamış tek duvar rengi sarı kaldığına göre,

this must be applied to the first house,

2:42

bu birinci eve uygulanmalıdır;

Dilbilgisi

Now that ...: yeni oluşmuş bir durumdan hareket etme

Now that, zaten doğru olan ve artık sonraki adımla ilgili hâle gelen bir durumu sunar: atanmamış tek duvar rengi sarıdır. Ana cümle daha sonra bu durumun mümkün kıldığı eylemi veya sonucu verir. now that ifadesini, “bu artık doğru olduğuna göre” ya da “durum değiştiği için” anlamına gelen tek bir bağlaç olarak düşünün; now ve that kelimelerini ayrı ayrı yorumlamayın.

Alıştırma

Yeni oluşmuş bir durumu sunan, iki kelimelik bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the repairs are finished, the pool can reopen.

Cevabı göster

Now that

where clue 7 says the Dunhill smoker lives.

2:44

7. ipucu Dunhill içicisinin burada yaşadığını söylüyor.

And clue 11 tells you that the owner of the horse

2:47

Ve 11. ipucu sana at sahibinin

is next door, which can only be the second house.

2:50

yan tarafta olduğunu söylüyor ki bu sadece ikinci ev olabilir.

The next step is to figure Öbek fiiller

2:54

Bir sonraki adım, birinci evdeki

out what the Norwegian in the first house drinks.

2:56

Norveçlinin ne içtiğini bulmaktır.

Öbek fiiller

figure out: akıl yürüterek cevaba ulaşmak

Bu cümlede figure out, “ipuçları üzerinde düşünerek cevaba ulaşmak” demektir. Yalnızca cevabı zaten biliyor olmayı değil, belirsizlikten anlayışa geçiş sürecini vurgular. Figure out bir isimle veya what, why ya da how gibi sözcüklerle başlayan bir soru yan cümlesiyle kullanılabilir. Burada what the Norwegian in the first house drinks çözülmesi gereken sorudur.

Alıştırma

Cümleyi “akıl yürüterek bulmak” anlamındaki vurgulanan öbek fiille tamamlayın: We need to ____ why the door will not unlock.

Cevabı göster

figure out

It can't be tea.

2:59

Çay olamaz.

Clue 3 tells you that's the Dane.

3:00

3. ipucu sana bunun Danimarkalı olduğunu söylüyor.

As per clue 12, it can't be root beer, Kelime

3:03

12. ipucuna göre, bu kök birası (root beer) olamaz,

since that person smokes Blue Master.

3:05

çünkü kök birası içen kişi Blue Master purosu içer.

Kelime

As per: bir kuralı veya kaynağı resmî biçimde belirtmek

As per, “uyarınca” veya “-e göre” anlamına gelir. Belirtilmiş bir kaynağı tanıtır; bu cümlede 12. ipucu, ardından gelen sonucun dayanağıdır. Yapı as per + isim öbeği şeklindedir; as per the rules veya as per our agreement gibi kullanılır. Cümleye resmî ve prosedürel bir ton verir.

Alıştırma

Yargılayın: Bir arkadaşla rahatça konuşurken “As per my mom, dinner is at six” genellikle en doğal ifadedir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

And since you already assigned milk and coffee,

3:08

Süt ve kahveyi daha önce yerleştirdiğin için,

it must be water.

3:11

bu su olmalıdır.

From clue 15, you know that the Norwegian's neighbor,

3:13

15. ipucundan, Norveçlinin komşusunun

who can only be in the second house,

3:16

sadece ikinci evde olabileceğini ve

smokes Blends.

3:18

Blends içtiğini biliyorsun.

Now that the only spot in the grid

3:20

Şimdi tabloda puro ve içeceğin olmadığı tek yer

without a cigar and a drink is in the fifth column,

3:21

beşinci sütunda olduğuna göre,

that must be the home of the person in clue 12.

3:24

orası 12. ipucundaki kişinin evi olmalı.

And since this leaves only the second house without a drink, Dilbilgisi

3:28

Ve bu durumda içeceği olmayan sadece ikinci ev kaldığı için,

Dilbilgisi

leave + nesne + without ...: ortaya çıkan bir duruma neden olmak

Burada leaves, “bir şeyin belirli bir durumda kalmasına neden olur” anlamındadır. Yapı leave + nesne + tümleç şeklindedir. Nesne only the second house, without a drink ise ortaya çıkan durumu açıklayan tümleçtir. Burada “bir yerden ayrılmak” anlamına gelmez. Önceki akıl yürütme sonucunda içecek atanmamış tek ev ikinci ev olarak kalır. Bu yapı, bir eylem ya da çıkarımdan sonra geriye hangi durumun kaldığını göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede leave + nesne + without ... yapısı, bir şeyin ortaya çıkan bir duruma neden olduğunu anlatır?

  1. Jamie left the building before noon.
  2. The storm left the entire building without electricity.
  3. We left for the museum after breakfast.
Cevabı göster

The storm left the entire building without electricity.

the tea-drinking Dane must live there.

3:31

çay içen Danimarkalı orada yaşamalıdır.

The fourth house is now the only one

3:35

Dördüncü ev şu anda milleti ve puro markası

missing a nationality and a cigar brand.

3:37

eksik olan tek ev.

So the Prince smoking German from clue 13 must live there.

3:40

Yani 13. ipucundan, Prince içen Alman orada yaşamalı.

Through elimination, you can conclude Anlatım akışı

3:45

Eleme yöntemiyle, İngiliz'in Pall Mall içtiği

that the Brit smokes Pall Mall,

3:46

ve İsveçlinin beşinci evde yaşadığı

Anlatım akışı

Through elimination, you can conclude ...: önce yöntem, sonra sonuç

Through elimination önce yöntemi belirtir: olasılıklar birer birer elenir. Ardından you can conclude, kanıtların desteklediği sonucu sunar. Bu sıralama açıklamayı önce yöntem, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Dinleyiciye sıradaki ifadenin bir tahmin değil, çıkarım olduğunu gösterir. Burada elimination, bir yarışmada birini elemek değil, imkânsız seçenekleri değerlendirme dışı bırakmak anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sonucun diğer olasılıklar elenerek elde edildiğini açıkça gösterir?

  1. Let's guess that the green route is open.
  2. Through elimination, we can conclude that the green route is the only one open.
  3. The green route might be open, but we have not checked the others.
Cevabı göster

Through elimination, we can conclude that the green route is the only one open.

and the Swede lives in the fifth house,

3:48

sonucuna varabilirsin;

while clue 6 and clue 2 tell

3:51

6. ve 2. ipuçları ise sana

you that these two have a bird and a dog, respectively. Kelime

3:53

bu ikisinin sırasıyla bir kuşu ve bir köpeği olduğunu söylüyor.

Kelime

respectively: iki listeyi aynı sırayla eşleştirmek

Respectively, iki listedeki öğeleri göründükleri sıraya göre eşleştirmenizi söyler. Bir listedeki ilk öğe diğer listedeki ilk öğeyle eşleşir ve bu düzen böyle devam eder. Burada these two, Britanyalıyı ve İsveçliyi anlatır. Bu sıraya göre Britanyalının kuşu, İsveçlinin ise köpeği vardır; respectively iki hayvanın yanlış kişilerle eşleştirilmesini önler.

Alıştırma

“Maya and Leo chose soup and salad, respectively,” cümlesinde Leo neyi seçti?

  1. Salata
  2. Çorba
  3. Hem çorba hem salata
Cevabı göster

Salata

Clue 10 tells you that the cat owner

3:57

10. ipucu sana kedi sahibinin,

lives next to the Blend-smoking Dane,

3:59

Blends içen Danimarkalının yanında yaşadığını söyleyerek

putting him in the first house. Dilbilgisi

4:02

onu birinci eve yerleştiriyor.

Dilbilgisi

putting him in the first house: sonuç bildiren bir -ing yapısı

Virgülden sonraki -ing yapısı putting him in the first house, önceki çıkarımın sonucunu bildirir. “and this puts him in the first house” demenin daha kısa bir yoludur. Buradaki put, birini fiziksel olarak taşımak değil, “mantık tablosunda bir yere yerleştirmek veya konumunu belirlemek” anlamındadır. Him, Blend içen Danimarkalıyı anlatır ve çıkarım onun konumunu birinci ev olarak belirler.

Alıştırma

“The last point broke the tie, putting Ava in first place,” cümlesinde -ing yapısı neyi ifade eder?

  1. Eşitlikten önce gerçekleşen bir olay
  2. Ava'nın fiziksel olarak bir nesneyi taşıması
  3. Eşitliği bozmanın sonucu
Cevabı göster

Eşitliği bozmanın sonucu

Now, with only one spot left on the grid, Kalıp ifadeler

4:05

Şimdi tabloda sadece bir yer kalmışken,

Kalıp ifadeler

with only one spot left: with + isim + tümleç

with only one spot left on the grid ifadesinde with bir arka plan durumu sunar. İsim grubu only one spot’tur; left on the grid ise bunun durumunu açıklar: tabloda doldurulmamış yalnızca bir yer kalmıştır. Buradaki left, yön olarak “sol” değil, “kalmış” anlamındadır. With ile başlayan ifadenin tamamı ana cümle değildir. Sonraki sonuca ulaşmayı mümkün kılan koşulu önceden verir. with + isim + tümleç yapısı, ana bilgiden önce arka plan bilgisini kısa ve düzenli biçimde sunar.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan durumunu with + isim + tümleç yapısıyla verir?

  1. Only one ticket remained, so we had to choose who would go.
  2. With only one ticket left, we had to choose who would go.
  3. Because only one ticket remained, we had to choose who would go.
Cevabı göster

With only one ticket left, we had to choose who would go.

you know that the German in the green-walled house

4:07

yeşil duvarlı evdeki Almanın

must be the culprit. Kelime

4:10

suçlu olması gerektiğini biliyorsun.

Kelime

the culprit: sorumlu kişi veya neden

Bu dedektiflik bağlamında the culprit, suçtan veya yanlış davranıştan sorumlu kişiyi, yani ipuçlarının o işi yaptığını gösterdiği kişiyi ifade eder. Belirli bir suç türünden çok sorumluluğu vurgular. Culprit, bir soruna neden olan şeyi de ifade edebilir: The faulty cable was the culprit. Başka durumlara aktarılabilecek temel anlam, “kötü bir şeyden sorumlu kişi veya nesne”dir.

Alıştırma

Hangi cümlede culprit bir kişiyi değil, sorunun nedenini doğal biçimde ifade eder?

  1. The overheated battery was the detective.
  2. The overheated battery was the thief.
  3. The overheated battery was the culprit.
Cevabı göster

The overheated battery was the culprit.

You and the police burst into the house, Kalıp ifadeler

4:11

Polisle birlikte eve baskın yapıyorsun ve

Kalıp ifadeler

burst into the house: aniden eve dalmak

burst into the house, eve çok ani ve hızlı bir şekilde, çoğu zaman güç kullanarak ya da acil bir nedenle girmek demektir. enter veya go into ifadelerine göre daha güçlü ve dramatik bir görüntü oluşturur. burst into + yer yapısında into, dışarıdan içeriye doğru hareketi gösterir; ardından gelen isim de varış yerini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi burst into + yer yapısını oluşturan sözcükle tamamlayın: When the alarm rang, the coach burst ____ the gym.

Cevabı göster

into

catching the thief fish-handed. Deyimler

4:13

hırsızı elinde balıkla suçüstü yakalarsınız.

Deyimler

fish-handed: red-handed üzerine eğlenceli bir kelime oyunu

fish-handed, kalıplaşmış catch someone red-handed deyimine dayanan ve bu bağlama özel bir kelime oyunudur. catch someone red-handed, birini yanlış bir şey yaparken ya da o anda kanıt açıkça ortadayken suçüstü yakalamak demektir. Çalınan şey bir fish olduğu için red yerine fish kullanılmıştır. Cümle yine hırsızın suçüstü yakalandığını anlatır, ancak fish-handed bir şaka ekler; hırsızın ellerinin gerçekten balık olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Balıkla ilgili bir şaka olmadan, bir güvenlik görevlisinin hırsızı suçüstü yakaladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The guard caught the thief fish-handed.
  2. The guard caught the thief with fish hands.
  3. The guard caught the thief red-handed.
Cevabı göster

The guard caught the thief red-handed.

While that explanation was straightforward, Dilbilgisi

4:16

Bu açıklama basit olsa da,

Dilbilgisi

While ...: ödünleme ilişkisi kurmak

Burada While bir ödünleme ilişkisi kurar ve “-sa da / -se de” anlamına gelir; “... sırasında” anlamında değildir. Açıklamanın açık olduğunu kabul eden bir yan cümleyi başlatır, ardından ana cümle karşıt bir bilgi verir. Bu kalıp düşünceyi “A doğru olsa da B” şeklinde düzenler: A’nın doğru olduğu kabul edilir, fakat B bir sınır, beklenmedik bir durum veya farklı bir yön gösterir.

Alıştırma

“While the game looks simple, it takes practice to play well,” cümlesinde while ne anlama gelir?

  1. …-e kadar
  2. … iken
  3. -sa da / -se de
Cevabı göster

-sa da / -se de

solving puzzles like this often involves

4:19

bunun gibi bulmacaları çözmek genellikle

false starts and dead ends. Deyimler

4:21

yanlış başlangıçlar ve çıkmaz sokaklar içerir.

Deyimler

false starts and dead ends: başarısız denemeler ve çıkmaz yollar

Bu ikili ifadede false starts, başlanmış ancak bırakılması veya yeniden başlatılması gereken denemelerdir; dead ends ise daha ileri götürülemeyen yaklaşımlardır. İkisi birlikte, başarısız denemeleri ve sonuç vermeyen yönleri problem çözmenin doğal bir parçası olarak gösterir. Burada iki ifade de mecazidir; gerçek bir yarıştan veya yoldan söz edilmez. Aynı ikili araştırma, yazma, tasarım veya öğrenmedeki deneme yanılma sürecini anlatabilir.

Alıştırma

Başarısız başlangıçları ve hiçbir yere varmayan yaklaşımları anlatan yerleşik ikiliyi tamamlayın: Research often includes ____.

Cevabı göster

false starts and dead ends

Part of the trick is to use the process of elimination Kalıp ifadeler

4:23

İşin sırrı, doğru parçalara odaklanmak için

Kalıp ifadeler

process of elimination: imkânsız seçenekleri elemek

Process of elimination bir akıl yürütme yöntemidir: doğru olamayacak seçenekler elenir ve ardından kalanlar arasından seçim yapılır. Bu cümlede use the process of elimination, bu yöntemi problemi çözmenin bir parçası olarak uygulamak anlamına gelir. Buradaki elimination, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak değil, bazı olasılıkları değerlendirme dışı bırakmaktır.

Alıştırma

Cümleyi, imkânsız seçenekleri eleme yöntemini belirten üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: I wasn't certain, so I used the ____ to narrow down the answers.

Cevabı göster

process of elimination

and lots of trial and error Kalıp ifadeler

4:26

eleme sürecini

Kalıp ifadeler

trial and error: tekrarlanan denemelerle öğrenmek

Trial and error, bir şeyi deneme, neyin işe yaramadığını fark etme, değişiklik yapma ve işe yarayana kadar yeniden deneme yöntemidir. Altyazıdaki lots of, bunun birçok kez gerçekleştiğini gösterir. Trial and error, bir denemenin ardından bir hata yapılmasını değil, tekrarlanan sürecin tamamını adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi, tekrarlanan deneme ve düzeltmeleri belirten üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: We tested several designs and found one that worked through ____.

Cevabı göster

trial and error

to hone in on the right pieces. Öbek fiiller

4:28

ve bolca deneme yanılma yöntemini kullanmaktır.

Öbek fiiller

hone in on the right pieces: yararlı ipuçlarına giderek odaklanmak

Bu cümlede hone in on, en önemli şeyi belirleyene kadar dikkatin kapsamını giderek daraltmak anlamına gelir. the right pieces, keskinleştirilen fiziksel parçaları değil, ilgili ipuçlarını veya bulmacanın önemli kısımlarını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp hone in on + hedef şeklindedir. Odaklanmayı giderek daha kesin hâle gelen bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

to hone in on the right pieces ifadesinde hone in on ne anlama gelir?

  1. Fiziksel parçaları keskinleştirmek.
  2. Yararlı ipuçlarına giderek odaklanmak.
  3. Seçim yapmadan bütün parçaları toplamak.
Cevabı göster

Yararlı ipuçlarına giderek odaklanmak.

And the more logic puzzles you solve, Dilbilgisi

4:30

Ve ne kadar çok mantık bulmacası çözersen,

the better your intuition will be

4:32

çıkarımlarını yapmak için

Dilbilgisi

the more ..., the better ...: iki değişimi birbirine bağlamak

the more ..., the better ..., iki karşılaştırmayı eşleştiren bir yapıdır: çözdüğün mantık bulmacalarının sayısı arttıkça sezgin de gelişir. İlk bölüm değişen bir etkeni, ikinci bölüm ise buna bağlı sonucu verir. Her the, the + comparative ..., the + comparative ... kalıbının bir yarısını işaretler. Burada the, normal belirli tanımlık görevinde değildir. more, better, earlier ve less gibi karşılaştırma biçimleri, iki değişimin nasıl birlikte ilerlediğini göstermek için birleştirilebilir.

Alıştırma

Her iki bölümde de more kullanarak karşılaştırma yapısını tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

for when and where there's enough information

4:34

ne zaman ve nerede yeterli bilginin olduğunu anlama konusunda

to make your deductions.

4:36

sezgilerin o kadar güçlenecektir.

And did young Einstein really write this puzzle?

4:39

Peki genç Einstein bu bulmacayı gerçekten yazmış mıydı?

Probably not.

4:42

Muhtemelen hayır.

There's no evidence he did, Dilbilgisi

4:43

Yazdığına dair bir kanıt yok

Dilbilgisi

There's no evidence he did: did'in önceki fiil öbeğinin yerini alması

Buradaki did yeni bir eylem belirtmez. Daha önce geçen write this puzzle fiil öbeğinin yerini alır; bu nedenle bu bağlamda he did, he wrote this puzzle anlamına gelir. İngilizcede do, does veya did, zaten açık olan bir fiil öbeğinin yerine kullanılarak tekrar önlenebilir. Buradaki did, önceki sorunun geçmiş zamanına uyar.

Alıştırma

Tekrarlanan sent the email eyleminin yerine do fiilinin geçmiş biçimini kullanın: Maya says she sent the email, but there is no evidence she ____.

Cevabı göster

did

and some of the brands mentioned are too recent.

4:44

ve bahsedilen bazı markalar çok yeni.

But the logic here is not so different Dilbilgisi

4:47

Ancak buradaki mantık,

from what you'd use to solve equations

4:49

çok değişkenli denklemleri çözerken

Dilbilgisi

not so different from what you'd use to: benzerliği temkinli biçimde belirtmek

Not so different from ifadesinde not, different sözcüğünün gücünü azaltır: konuşmacı iki mantık türünün büyük ölçüde farklı değil, oldukça benzer olduğunu söyler. İfade temkinlidir, bu yüzden bazı farklılıklara yine de izin verir. What you'd use to solve equations, “denklem çözmek için kullanacağınız yöntem veya düşünme biçimi” anlamına gelir. What ile başlayan yan cümle from'un nesnesidir; you'd, you would anlamına gelir ve to solve equations, use eyleminin amacını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, bazı farklılıklara izin verirken iki yöntemin oldukça benzer olduğunu temkinli biçimde söyler?

  1. The new method is not so different from the one we used before.
  2. The new method is different from the one we used before.
  3. The new method is no different from the one we used before.
Cevabı göster

The new method is not so different from the one we used before.

with multiple variables,

4:51

kullanacağın mantıktan pek farklı değildir;

even those describing the nature of the universe.

4:53

evrenin doğasını tanımlayan denklemler bile olsa.