Baba Domuz Futbol Yıldızı - Kirli Futbol Kıyafetlerinin Yıkanması Gerek: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
445 kelime 132 kel/dk

Video özeti: Peppa ve ailesi Daddy Pig’in futbol formasını çamura buluyor, onu yıkamaya çalışıyor, yanlışlıkla beyaz çamaşırları pembeye çeviriyor ve sonunda futbolun zaten çamurlu da olabileceğini anlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. doing the washing — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: Bu günlük Britanya İngilizcesi ifadesini “çamaşır yıkamak” olarak kavra; kelimeleri tek tek okuyup yalnızca “bir şeyi yıkıyor” diye düşünme. 2. has made all the white clothes pink. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: make + nesne + sıfat yapısının bir şeyin başka bir şeyin durumunu değiştirdiğini anlattığını gör; burada kırmızı elbise beyaz çamaşırları pembe yapıyor. 3. are meant to be muddy. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: be meant to be yapısının bir şeyin nasıl olması beklendiğini veya neye uygun görüldüğünü anlattığını öğren; böylece Daddy Pig’in futbol formalarının doğal olarak çamurlanabileceğini söyleyen neşeli yorumunu anlayabilirsin.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:04

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:06

Bu küçük erkek kardeşim George.

This is Mummy Pig.

0:08

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:11

Ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig.

0:14

Peppa Pig.

Washing.

0:18

Çamaşır Yıkama.

Daddy Pig is doing the washing this morning. Kalıp ifadeler

0:23

Baba Domuz bu sabah çamaşır yıkıyor.

Kalıp ifadeler

doing the washing: ev işi olarak çamaşır yıkamak

doing the washing ifadesinde the washing, yıkanacak giysileri ya da evdeki çamaşır yıkama işini belirtir. İfadenin tamamı çamaşır yıkamak anlamına gelir; do ve washing kelimelerinin genel anlamlarıyla ayrı ayrı yorumlanmaz. Buradaki is doing, bu işin sabah saatlerinde devam ettiğini gösterir. Ev işi olarak çamaşır yıkamaktan söz ederken do the washing ifadesini kullanabilirsin.

Alıştırma

Çamaşır yıkama anlamındaki Britanya İngilizcesi ev işi ifadesiyle cümleyi tamamla: I need clean clothes for tomorrow, so I'll ____ tonight.

Cevabı göster

do the washing

Daddy, what's that shirt?

0:27

Baba, o gömlek nedir?

It's my football shirt. Kültür

0:30

Bu benim futbol formam.

Kültür

football shirt: Britanya İngilizcesinde futbol forması

Bu Britanya bağlamında football shirt, Amerikan İngilizcesinde soccer denilen sporun oyuncusu ya da taraftarı tarafından giyilen takım formasını belirtir. Buradaki football, Amerikan futbolunu değil bildiğimiz futbolu anlatır. shirt sözcüğü, normal düğmeli bir gömleği değil formanın üst kısmını belirtir. Bu nedenle football shirt genellikle takımın renklerini taşır.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde football shirt ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Normal düğmeli bir gömlek
  2. Bir Amerikan futbolu kaskı
  3. Bir futbol takımının forması
Cevabı göster

Bir futbol takımının forması

Daddy's playing football this afternoon. Kalıp ifadeler

0:32

Baban bu öğleden sonra futbol oynayacak.

Kalıp ifadeler

playing football: spor adından önce tanımlık kullanılmaması

playing football ifadesinde football belirli bir topu değil, spor dalını veya etkinliği adlandırır. play bir top sporuna katılmak anlamına geldiğinde, İngilizcede spor adının önüne normalde tanımlık gelmez: play football, play tennis, play basketball. Bu ifade futbol oynamak demektir; belirli bir topla uğraşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi football sporunu yapmak anlamındaki doğal iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: We ____ after school.

Cevabı göster

play football

Ooh.

0:35

Ooh.

But first, I have to go to work. Dilbilgisi

0:36

Ama önce işe gitmem lazım.

Dilbilgisi

have to go to work: gereklilik ifade etmek

Have to + fiilin yalın biçimi gereklilik ifade eder: Eylem bir görev, kural, program veya durum nedeniyle yapılmak zorundadır. I have to go içindeki yapı, gitmenin yalnızca istenen değil, gerekli bir şey olduğunu söyler. Go to work işe gidip çalışmak anlamına gelir. have to go to work bütünü, işe gitmenin yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olduğunu belirtir.

Alıştırma

I have to catch the early bus for school cümlesinde have to neyi gösterir?

  1. O otobüse yetişmem gerekiyor.
  2. O otobüse binmek istiyorum.
  3. O otobüs bana ait.
Cevabı göster

O otobüse yetişmem gerekiyor.

See you later. Kalıp ifadeler

0:39

Sonra görüşürüz.

Kalıp ifadeler

See you later. ile gündelik vedalaşma

See you later., “şimdilik hoşça kal” veya “daha sonra tekrar görüşürüz” anlamına gelen yaygın ve kalıplaşmış bir vedalaşma ifadesidir. Birini daha sonra görmekle ilgili kelimesi kelimesine bir cümle olarak değil, bütün hâlinde öğrenilmelidir. Buradaki later genellikle belirsizdir. Konuşan kişi dostça vedalaşır ve yeniden görüşmeyi bekler, ancak mutlaka belirli bir saat için söz vermiş olmaz.

Alıştırma

Gündelik bir vedalaşmada “See you later.” en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Kesin bir saat belirlemeyi gerektirmeyen dostça bir vedalaşma.
  2. Diğer kişinin geç geldiğine dair bir şikâyet.
  3. Konuşan kişinin karşısındaki kişiyi göremediğini belirten bir cümle.
Cevabı göster

Kesin bir saat belirlemeyi gerektirmeyen dostça bir vedalaşma.

Bye.

0:41

Güle güle.

Bye-bye.

0:42

Bay bay.

Poor Daddy, having to go to work. Dilbilgisi

0:44

Zavallı Baba, işe gitmek zorunda.

Dilbilgisi

having to go to work: acımanın nedenini açıklayan ek bir -ing yapısı

“Poor Daddy, having to go to work.” ifadesinde -ing yapısı having to go to work, poor sözcüğündeki acımanın nedenini açıklar: Daddy işe gitmek zorunda olduğu için talihsiz bir durumdadır. Have to zorunluluk anlamını korurken have, having biçimine dönüşür. İfadenin tamamı standart bir tam cümleden çok, gündelik ve eksiltili bir yorumdur. Having to go to work yapısının örtük öznesi Daddy’dir. Bu yapı, çekimli ana fiil olarak görev yapmak yerine Poor Daddy isim ifadesini tamamlar.

Alıştırma

“Poor Leo, having to work all weekend,” ifadesinde having to work all weekend ne işe yarar?

  1. Leo hakkında bağımsız ve tam bir cümle oluşturur.
  2. Konuşanın Leo’ya neden acıdığını açıklar.
  3. Leo’ya emir verir.
Cevabı göster

Konuşanın Leo’ya neden acıdığını açıklar.

Oh, poor Daddy.

0:48

Ah, zavallı Baba.

Come on, let's play. Ton ve niyet

0:52

Hadi gelin, oynayalım.

Ton ve niyet

Come on, let's play. ile teşvik edip birlikte oynamaya çağırmak

Bu cümlede Come on, hadi veya haydi başlayalım anlamında kullanılan sözlü bir teşvik ifadesidir. Dinleyiciyi harekete geçmeye yönlendirir; yukarı doğru hareket etmek anlamına gelmez. Let's + fiilin yalın hâli, konuşanı ve dinleyeni birlikte kapsayan bir öneri oluşturur. Come on, let's play. bir bütün olarak yalnızca birine oynamasını emretmek yerine dostça teşvik eder ve herkesi birlikte oynamaya başlamaya çağırır.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyeni dostça teşvik eder ve konuşan kişiyle birlikte oynamaya çağırır?

  1. Go and play by yourself.
  2. Come upstairs and play.
  3. Come on, let's play.
Cevabı göster

Come on, let's play.

Yes, let's play.

0:54

Evet, hadi oynayalım.

Peppa loves jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler

1:00

Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı çok sever.

Kalıp ifadeler

jumping up and ... down ile tekrarlanan dikey hareket

Vurgulanan jumping up and sözleri, jumping up and down kalıbının başlangıcıdır; hemen arkasından gelen down kalıbı tamamlar. Burada up and down, daha yüksek ve daha alçak konumlar arasındaki tekrarlanan hareketi anlatan eşleşmiş bir yön ifadesidir. Bu kalıp jump ile kullanıldığında tekrarlanan zıplamaları anlatır. Önce yukarı zıplayıp ardından bununla çelişen ayrı bir eylem yapmak anlamına gelmez. Aynı up and down kalıbı, tekrarlanan başka dikey hareketleri de anlatabilir.

Alıştırma

Tekrarlanan dikey hareket anlamına gelen sabit yön çiftiyle cümleyi tamamlayın: The children were jumping ____ with excitement.

Cevabı göster

up and down

George loves jumping up and down in muddy puddles.

1:04

George çamurlu su birikintilerinde zıplamayı çok sever.

Mummy Pig loves jumping up and down in muddy puddles.

1:07

Anne Domuz çamurlu su birikintilerinde zıplamayı çok sever.

Oh, dear.

1:15

Ah, canım.

Mummy, we splashed Daddy's football shirt with mud. Kalıp ifadeler

1:16

Anne, Babanın futbol formasına çamur sıçrattık.

Kalıp ifadeler

splash + nesne + with + mud: birine veya bir şeye çamur sıçratmak

Kalıp splash + nesne + with + madde şeklindedir. Nesne, ıslanan veya kirlenen kişi ya da şeyi gösterir; with ile başlayan ifade ise üzerine neyin sıçradığını belirtir. Burada Daddy's football shirt nesne, mud ise sıçrayan maddedir. Aynı kalıbı water, mud veya paint ile de kullanabilirsiniz. Madde nesneden sonra geldiğinde with sözcüğünü koruyun.

Alıştırma

Maddeyi tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: The car splashed my coat ____ dirty water.

Cevabı göster

with

Oh.

1:22

Ah.

Don't worry. Ton ve niyet

1:23

Endişelenmeyin.

Ton ve niyet

Don't worry.: birini rahatlatma ifadesi

Don't worry. birini rahatlatmanın yaygın bir yoludur. Olumsuz emir biçiminde olsa da buradaki olağan işlevi karşıdaki kişiye emir vermek değil, kaygılanmasına gerek olmadığını söylemektir. Genellikle sorunun çözülebileceğini veya konuşanın yardım edeceğini ima eder. Sakin bir ses tonu, rahatlatma amacını açık hâle getirir.

Alıştırma

Durumu değerlendirin: Bir arkadaşınız biraz su döküyor ve özür diliyor. Siz, 'Don't worry. We can clean it up.' diyorsunuz. Bu, onu rahatlatmak için uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun

We'll just wash it. Ton ve niyet

1:24

Sadece yıkarız.

Ton ve niyet

We'll just wash it: just ile basit bir çözüm sunmak

Burada just, “basitçe” ya da “tek yapmamız gereken onu yıkamak” anlamına gelir. Yıkamayı kolay ve yeterli bir çözüm olarak sunar; “kısa süre önce” anlamına gelmez. We'll ile konuşan kişi yıkamayı sıradaki eylem olarak sunar. we'll just + fiil kalıbı, küçük bir sorunun kolayca çözülebileceğini göstererek karşıdaki kişiyi rahatlatabilir.

Alıştırma

Bir çocuk biraz su döküyor. Hangi cümlede just basit bir çözüm sunmak için kullanılmıştır?

  1. We just wiped it up.
  2. We'll just wipe it up.
  3. We'll wipe only the table.
Cevabı göster

We'll just wipe it up.

It'll be washed in no time, Deyimler

1:26

Hemen yıkanır,

Deyimler

in no time: çok yakında

In no time, “çok yakında” veya “çok kısa bir süre sonra” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Burada yıkama işinin hızla biteceğini söyler. İfadenin tamamını tek bir bütün olarak anlayın. Kullanılabilir hiç zaman olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “çok yakında” anlamına gelen üç kelimelik deyimle tamamlayın: Your bike will be ready ____.

Cevabı göster

in no time

and Daddy won't know it was ever muddy. Ton ve niyet

1:28

ve Baban onun hiç çamurlandığını anlamaz bile.

Ton ve niyet

won't know it was ever muddy: önceki durumun bütün izlerini gizlemek

Daddy won't know it was ever muddy cümlesinde it was ever muddy yan cümlesi, Daddy'nin neyi bilmeyeceğini veya fark etmeyeceğini açıklar. Konuşan kişi, temizlendikten sonra daha önce çamurlu olduğuna dair bütün izlerin kaybolacağını söyleyerek karşısındakini rahatlatır. Burada ever, “geçmişte herhangi bir zamanda” veya “daha önce” anlamına gelir. was ile birlikte, Daddy'nin onun daha önce çamurlu olduğunu bile bilmeyeceğini vurgular; “sonsuza kadar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Daddy won't know it was ever muddy cümlesinde ever ne anlama gelir?

  1. şu andan itibaren sonsuza kadar
  2. geçmişte herhangi bir zamanda
  3. tekrar tekrar
Cevabı göster

geçmişte herhangi bir zamanda

Let's find some more things to put in the machine. Dilbilgisi

1:32

Makineye atacak birkaç şey daha bulalım.

Dilbilgisi

things to put in the machine: isim + to-infinitive

things to put in the machine ifadesinde to-infinitive yapısı olan to put in the machine, things kelimesinden sonra gelir ve hangi şeylerden söz edildiğini açıklar: makineye konabilecek veya konması gereken şeyler. Burada the machine çamaşır makinesi anlamındadır. Bu isim + to-infinitive yapısı, a book to read örneğinde olduğu gibi bir ismin uygun kullanımını veya isimle bağlantılı bir eylemi gösterebilir. İfade things kelimesini niteler; bulma eyleminin bir şeyi makineye koymak amacıyla yapıldığını belirten ayrı bir amaç ifadesi değildir.

Alıştırma

play fiilini isim + to-infinitive yapısında kullanın: We need some games ____ on the train.

Cevabı göster

to play

Oh, my dress is a bit muddy. Kalıp ifadeler

1:36

Ah, elbisem biraz çamurlu.

Kalıp ifadeler

a bit muddy: a bit ile dereceyi yumuşatma

a bit muddy ifadesinde a bit, “biraz” veya “düşük bir derecede” anlamına gelir. Muddy sıfatının derecesini belirtir; yani elbisede biraz çamur vardır ama elbise çok kirli olarak anlatılmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı a bit + sıfat şeklindedir. Bu yapı anlatımın gücünü azaltır. Burada bit, fiziksel bir “küçük parça” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “biraz” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the long walk, I am ____ tired.

Cevabı göster

a bit

Mummy Pig and George have found more things to wash. Dilbilgisi

1:42

Anne Domuz ve George yıkanacak daha fazla şey buldular.

Dilbilgisi

things to wash: isimden sonra gelen to'lu mastar

Cümlenin ana fiili have found, nesnesi ise more things to wash ifadesidir. Bu nesnenin içinde to wash, things sözcüğünden sonra gelir ve hangi şeylerden söz edildiğini belirtir: birinin yıkayabileceği veya yıkaması gereken şeyler. Bu yapı isim + to'lu mastar biçimindedir. Burada mastar, ismi açıklayan bir ifade gibi çalışır; nesneleri neden bulduklarını açıklayan ayrı bir amaç yan cümlesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi “yıkanması gereken” anlamındaki iki sözcüklü mastar ifadesiyle tamamlayın: We found more plates ____.

Cevabı göster

to wash

Very good George.

1:45

Aferin George.

We put the clothes in here, and then we switch it on. Notlar

1:48

Kıyafetleri buraya koyuyoruz ve sonra çalıştırıyoruz.

Kalıp ifadeler

put the clothes in here: put + nesne + in yapısı

put the clothes in here ifadesinde the clothes nesnedir ve neyin hareket ettirildiğini belirtir. In here hedef yeri gösterir ve “işaret edilen yerin içine” anlamına gelir; bu cümlede çamaşır makinesinin içidir. Bütün yapıyı birlikte öğrenin: put + nesne + in + kap/yer. Nesneyi ve hedef yeri değiştirerek bu yapıyı birçok durumda kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Blokların kutunun içine konması gerektiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Put in the blocks the box.
  2. Put the box in the blocks.
  3. Put the blocks in the box.
Cevabı göster

Put the blocks in the box.

Öbek fiiller

switch it on: bir makineyi çalıştırmak

Switch it on, elektrikli bir cihazı veya makineyi çalıştırmak anlamına gelir. Burada it çamaşır makinesini ifade eder. On, cihazın çalışır durumda olmasını belirtir; yer bildiren bir edat değildir. Switch on ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it veya them gibi bir zamirse zamiri switch ile on arasına getirin: switch it on. Nesne bir isimse hem switch the machine on hem de switch on the machine kullanılabilir.

Alıştırma

Isıtıcıdan it diye söz edilirken birinden ısıtıcıyı çalıştırmasını doğal biçimde isteyen cümle hangisidir?

  1. Please switch it on.
  2. Please switch on it.
  3. Please switch it in.
Cevabı göster

Please switch it on.

The washing machine is filling up with hot soapy water. Öbek fiiller

1:53

Çamaşır makinesi sıcak sabunlu suyla doluyor.

Öbek fiiller

filling up with: bir şey girdikçe giderek dolmak

Filling up with, bir kaba veya alana giderek daha fazla madde girdiğini ve buranın gitgide dolduğunu anlatır. Burada çamaşır makinesi kaptır; hot soapy water ise içine giren maddedir. Kalıp, kap veya alan + fill up with + madde ya da insanlar şeklindedir. Up, dolu olma durumuna doğru ilerleme anlamı katar; yalnızca bir yön belirtmez.

Alıştırma

Yağmur suyu girdikçe havuzun dolduğunu göstermek için cümleyi hangi seçenek doğru tamamlar? The pool is ____ rainwater.

  1. filling up with
  2. filling with up
  3. filling up
Cevabı göster

filling up with

Splosh, splosh, splosh,

2:00

Şap, şup, şap,

splosh, splish, splosh.

2:03

şap, şup, şap.

The washing machine is making the whole room shake. Dilbilgisi

2:09

Çamaşır makinesi tüm odayı sallıyor.

Dilbilgisi

making the whole room shake: make + nesne + fiilin yalın hâli

Making the whole room shake, ettirgen yapı olan make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. The whole room etkilenen şeydir; shake ise bunun sonucunda ortaya çıkan hareketi belirtir. Bu etken yapıda fiilin yalın hâlini to olmadan kullanın: make the room shake doğrudur, make the room to shake değildir. Bu kalıp önce nedeni, ardından onun ortaya çıkardığı hareketi belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The loud music made the windows ____. (shake)

Cevabı göster

shake

Oh, Peppa.

2:15

Ah, Peppa.

Where's your dress?

2:16

Elbisen nerede?

I'm washing it.

2:17

Onu yıkıyorum.

What?

2:19

Ne?

Oh, no.

2:21

Ah, hayır.

Look, Mummy.

2:25

Bak, Anne.

My red dress is all nice and clean. Kalıp ifadeler

2:27

Kırmızı elbisem ne güzel ve tertemiz oldu.

Kalıp ifadeler

all nice and clean: tamamen temiz ve iyi durumda

Burada all, nice and clean sıfat öbeğini güçlendirir. Elbisenin tamamen temiz, hoş ve kullanıma hazır durumda olduğunu söyler; all burada “her eşya” anlamına gelmez. Nice and clean konuşmada sık kullanılan bir kelime grubudur. Nice, clean sözcüğüne sıcak ve memnun bir ton katar. Bu yüzden sözcükler, güzellik ve temizlik hakkında iki ayrı değerlendirme değil, “hoş bir biçimde tamamen temiz” anlamında tek bir betimleme oluşturur.

Alıştırma

all nice and clean hedef ifadesini tamamlayın: The table is all ____ now.

Cevabı göster

nice and clean

Yes, Peppa.

2:30

Evet, Peppa.

But look what it's done to everything else. Ton ve niyet

2:32

Ama bak diğer her şeye ne yaptı.

Ton ve niyet

look what it's done to ...: kötü bir sonuca dikkat çekmek

Baştaki Look what ... ifadesi, birinden yalnızca gözleriyle bakmasını istemekten fazlasını yapar. Dinleyenin dikkatini kanıt olarak sunulan bir sonuca yöneltir; bu sonuç genellikle şaşırtıcı, sorunlu veya fark edilmeye değer bir şeydir. what it's done to everything else içinde it's, it has anlamına gelir. what X has done to Y kalıbı, X’in Y üzerinde oluşturduğu etkiyi veya zararı anlatır. Burada it kırmızı elbiseyi, everything else ise etkilenen diğer eşyaları belirtir.

Alıştırma

Konuşmacı bu cümlede temel olarak ne yapıyor? Look what the rain has done to my drawing.

  1. Birini dışarı çıkıp yağmuru izlemeye davet eder.
  2. Yağmurun resmi tamamladığını söyler.
  3. Birinin dikkatini yağmurun yol açtığı zarara yöneltir.
Cevabı göster

Birinin dikkatini yağmurun yol açtığı zarara yöneltir.

Oh, dear.

2:35

Ah, canım.

Peppa's red dress has made all the white clothes pink. Dilbilgisi

2:36

Peppa'nın kırmızı elbisesi tüm beyaz kıyafetleri pembe yaptı.

Dilbilgisi

has made all the white clothes pink: make + nesne + sıfat

Make + nesne + sıfat, bir kişi veya şeyin nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatır. has made all the white clothes pink ifadesinde all the white clothes nesne öbeğidir; pink ise ortaya çıkan durumu belirtir. Bu yapı değişimin nedenini öne çıkarır: kırmızı elbise giysilerin pembe olmasına neden olmuştur. The clothes became pink yalnızca değişimi bildirir ve nedeni bu yapıyla cümleye yerleştirmez.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The spilled juice ____ the table sticky.

Cevabı göster

made

Pink isn't a very good color for a football shirt. Dilbilgisi

2:40

Pembe bir futbol forması için pek iyi bir renk değil.

Dilbilgisi

isn't a very good color for...: good ... for ile uygunluk anlatımı

Burada a good color for a football shirt, bu kullanıma uygun bir renk anlamına gelir. Good, nezaketi veya ahlaki iyiliği değil, uygunluğu anlatır. Isn't a very good... olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatır: konuşan kişi pembenin pek uygun olmadığını düşünür, ancak bunu Pink is a bad color... ifadesinden daha dolaylı söyler.

Alıştırma

Uygunluk ifadesini doğru edatla tamamlayın: Blue is a good color ____ the team logo.

Cevabı göster

for

Ooh.

2:44

Ooh.

Daddy Pig is home from work. Kalıp ifadeler

2:46

Baba Domuz işten eve geldi.

Kalıp ifadeler

home from work: işten eve dönmüş olmak

Bu cümlede is home, Baba Pig'in artık evde olduğunu belirtir. from work ise nereden veya hangi etkinlikten döndüğünü açıklar; bu nedenle ifadenin tamamı, işini bitirdikten sonra eve geldiği anlamına gelir. Buradaki work, iş yerini veya çalışarak geçirdiği zamanı temsil eder; içinden çıktığı bir nesne değildir. be home from + yer/etkinlik kalıbı, birinin okuldan veya başka bir düzenli etkinlikten dönüp evde olduğunu da anlatabilir.

Alıştırma

'İşten döndükten sonra evde olmak' anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Mum is ____.

Cevabı göster

home from work

Hello, everyone.

2:48

Merhaba millet.

Hello, Daddy.

2:50

Merhaba, Baba.

Uh, Daddy Pig, we've got a bit of a problem, and um... Ton ve niyet

2:51

Iı, Baba Domuz, ufak bir sorunumuz var ve şey...

Ton ve niyet

we've got a bit of a problem: kötü haberi nazikçe vermek

Bu cümlede we've got, we have got ifadesinin kısaltmasıdır ve we have, yani “sahibiz/var” anlamına gelir. Şu anda var olan bir sorunu bildirir; konuşanların az önce bir şey aldığı anlamına gelmez. A bit of, problem sözcüğünü yumuşatır. İfadenin tamamı kötü bir habere nazikçe başlamanın bir yoludur ve gerçek sorun çok küçük olmasa bile girişin daha az endişe verici duyulmasını sağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki yumuşatılmış sorun ifadesiyle tamamlayın: We've got ____: the key won't turn.

Cevabı göster

a bit of a problem

Tell me later, Mummy Pig. Ton ve niyet

2:56

Bana sonra anlat, Anne Domuz.

Ton ve niyet

Tell me later: konuşmayı doğrudan sonraya ertelemek

Tell me later, “bu bilgiyi bana daha sonra ver” anlamına gelir. Emir cümlesidir ve konuşan kişi o anda dinleyemediği veya dinlemek istemediği için konuşmayı sonraya bırakır. Cümle doğrudandır: bir ricada bulunmak yerine diğer kişiye ne yapacağını söyler. Bu bağlamda konuşan kişi hazırlanmakla meşguldür ve konuşmayı hızlıca kesmek için bu ifadeyi kullanır.

Alıştırma

Meşgulsünüz ve yakın bir aile üyesiyle konuşuyorsunuz. Hangi cümle, bilgiyi size daha sonra vermesini doğrudan söyler?

  1. Tell me later.
  2. Tell me now.
  3. Tell me again.
Cevabı göster

Tell me later.

I've got to get ready for football. Kalıp ifadeler

2:58

Futbol için hazırlanmam lazım.

Kalıp ifadeler

to get ready for football: bir etkinlik için hazırlanmak

get ready for + isim veya etkinlik, o olay başlamadan önce kendinizi ya da ihtiyaç duyduğunuz şeyleri hazırlamak anlamına gelir. Burada get ready for football, futbol etkinliğine katılmak için hazırlanmayı ifade eder. Tam cümlede baştaki to, I've got to yapısını tamamlar; have got to, “zorunda olmak” demektir. Bu nedenle cümle, şimdi hazırlanmanın gerekli olduğunu söyler. got to bir yere varmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi get ready for ile tamamlayın: We need to ____ the trip.

Cevabı göster

get ready for

Now, where's my football shirt?

3:01

Şimdi, futbol formam nerede?

Here.

3:02

Burada.

Don't be silly, Peppa. Ton ve niyet

3:04

Saçmalama, Peppa.

Ton ve niyet

Don't be silly: Yakın Kişiler Arasında Hafif Bir Düzeltme

Don't be silly, birinin az önce söylediği veya varsaydığı şeyi hafifçe reddetmenin bir yoludur: düşüncenin mantıksız ya da yanlış olduğu anlamına gelir. Burada konuşan kişi Peppa'yı düzeltiyor; onun gerçekten zekâsız olduğunu söylemiyor. Peppa adı, kimin düzeltildiğini doğrudan gösteren bir hitaptır. Bu ifade yakın kişiler arasında küçük bir azarlama gibi duyulur; sıcak mı yoksa sert mi geleceği ilişkiye ve ses tonuna bağlıdır.

Alıştırma

Değerlendirme: Bir çocuk, iyi tanımadığı bir öğretmeni düzeltmek için Don't be silly diyor. Bu uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

That's one of Mummy's dresses. Dilbilgisi

3:06

Bu Annemin elbiselerinden biri.

Dilbilgisi

one of Mummy's dresses: Bir Grubun Tek Bir Üyesi

one of + çoğul isim öbeği kalıbı, daha büyük bir grubun tek bir üyesini belirtir. one of Mummy's dresses ifadesinde one tek bir elbiseyi, dresses ise onun ait olduğu grubu gösterir. Mummy's, elbise grubunun kime ait olduğunu belirtir. one of ifadesinden sonra gelen sayılabilen isim çoğul kalır: one of my books, one of those chairs.

Alıştırma

one of kalıbını tamamlamak için book sözcüğünün çoğulunu kullanın: This is one of my ____.

Cevabı göster

books

It's pink.

3:08

Rengi pembe.

No, Daddy.

3:09

Hayır, Baba.

It's your football shirt.

3:11

Bu senin futbol forman.

It got a bit muddy. Kelime

3:13

Biraz çamurlandı.

Kelime

got a bit muddy: durum değişimini anlatan got + sıfat

got a bit muddy ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve muddy sıfatından önce bağlayıcı fiil olarak kullanılır. get + sıfat kalıbı “o hâle gelmek” anlamına gelir; bu nedenle burada çamur elde etmek değil, çamurlu bir duruma geçmek anlatılır. a bit, muddy sıfatının derecesini sınırlar ve “biraz çamurlandı” anlamını verir. Bu kalıp get wet veya get cold gibi günlük durum değişikliklerini anlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

cold sözcüğünü ve get + a bit + sıfat kalıbının geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: The soup was hot at first, but while we waited, it ____.

Cevabı göster

got a bit cold

So, we washed it.

3:16

Biz de onu yıkadık.

And it all went a bit wrong. Deyimler

3:17

Ve işler biraz ters gitti.

Deyimler

went a bit wrong: bir sürecin başarısız olduğunu anlatan go wrong

went a bit wrong ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Go wrong; bir olayın, planın veya sürecin kötü ilerlemesi ya da beklenmeyen bir sonuç doğurması anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Fiziksel olarak yanlış yöne yürümek anlamına gelmez. a bit, sorunun sunuluşunu yumuşatır. Yorumu olduğundan daha küçük gösteren bir ton yaratabilir; bu yüzden gerçek sonuç “küçük bir sorun”dan daha ciddi olabilir.

Alıştırma

go a bit wrong ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: The event was carefully planned, but on the day it ____.

Cevabı göster

went a bit wrong

Sorry, Daddy.

3:20

Özür dilerim, Baba.

But I can't wear a pink football shirt.

3:22

Ama pembe bir futbol forması giyemem.

Why not, Daddy?

3:25

Neden olmasın, Baba?

Pink is a lovely color.

3:27

Pembe çok hoş bir renk.

Hmm.

3:29

Hmm.

What do you think, George? Ton ve niyet

3:30

Sen ne düşünüyorsun, George?

Ton ve niyet

What do you think, George? ile görüş istemek

What do you think? birinden görüşünü, tepkisini veya tercihini söylemesini isteyen yaygın bir sorudur. Burada think, bir görüşe sahip olmak anlamındadır; kişinin düşünüp düşünemediğini sormaz. Virgülden sonra George adının eklenmesi, doğrudan George'u cevap vermeye davet eder. Konu zaten belliyse tekrar söylenmesi gerekmez.

Alıştırma

Bu cümlede konuşan kişi George'dan ne vermesini istiyor?

  1. Düşünebildiğine dair kanıt
  2. Onun görüşü veya tepkisi
  3. Ne yaptığına ilişkin olgusal bir rapor
Cevabı göster

Onun görüşü veya tepkisi

Yuck.

3:32

Öğğ.

George does not like pink.

3:33

George pembeyi sevmez.

Here are Daddy Pig's friends, Mr. Bull, Mr. Rabbit,

3:37

İşte Baba Domuz'un arkadaşları Bay Boğa, Bay Tavşan,

Mr. Pony, and Mr. Zebra.

3:41

Bay Midilli ve Bay Zebra.

Moo!

3:43

Möö!

Is Daddy Pig coming out to play? Öbek fiiller

3:44

Baba Domuz dışarı oynamaya geliyor mu?

Öbek fiiller

coming out to play: bulunduğun yerden çıkıp oyuna katılmak

coming out to play ifadesinde coming out, içeriden veya kişinin bulunduğu yerden diğer insanların bulunduğu yere çıkmak anlamına gelir. to play biçimindeki to mastarı, bu hareketin amacını gösterir. Sorunun tamamı, Baba Pig'in dışarı çıkıp oyuna katılıp katılmayacağını sorar. Burada come out fiziksel bir hareketi anlatır; açığa çıkmak veya yayımlanmak gibi anlamlara gelmez.

Alıştırma

Bulunduğun yerden çıkıp bir oyuna katılmak anlamındaki ders ifadesini tamamlayın: Are you ____?

Cevabı göster

coming out to play

He'll just be a moment. Ton ve niyet

3:47

Birazdan gelir.

Ton ve niyet

“just be a moment”: kısa bir bekleyiş

Burada be a moment, birinin gelmesi, dönmesi veya hazır olması için yalnızca kısa bir süre gerektiğini anlatır. A moment tam olarak bir dakika değil, kesin olmayan kısa bir süredir. Just, bekleme süresini kısa gösterir ve dinleyeni rahatlatır. Bu nedenle He'll just be a moment, onun çok yakında geleceği veya hazır olacağı anlamına gelir.

Alıştırma

“He'll just be a moment” cümlesinde konuşan kişi dinleyene ne söylüyor?

  1. Çok yakında hazır olacak veya gelecek.
  2. Tam olarak bir dakika bekleyecek.
  3. Uzun süre uzakta kalacak.
Cevabı göster

Çok yakında hazır olacak veya gelecek.

My team are in white. Kelime

3:49

Benim takımım beyaz giyiyor.

Kelime

“My team are in white”: kıyafet rengi ve Britanya İngilizcesinde uyum

İngilizcede in + bir renk, birinin giydiği kıyafetlerin rengini anlatabilir. My team are in white, konuşanın takımındaki oyuncuların genellikle forma olarak beyaz giydiği anlamına gelir; fiziksel olarak beyaz bir şeyin içinde oldukları anlamına gelmez. Britanya İngilizcesinde team gibi bir topluluk adı, grup tek tek üyeleriyle düşünüldüğünde çoğul bir fiil alabilir. Bu yüzden burada team are doğaldır. Takım tek bir bütün olarak görüldüğünde team is de mümkündür ve bu kullanım özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

“My team are in white” ne anlama gelir ve are bu Britanya İngilizcesi cümlesinde neden doğaldır?

  1. Oyuncular beyaz giyiyor ve team üyeleriyle birlikte düşünülüyor.
  2. Takım beyaz bir alanın içinde ve team her zaman çoğul fiil almalıdır.
  3. Oyuncular beyaz rengi destekliyor ve team tek bir bütün olarak düşünülüyor.
Cevabı göster

Oyuncular beyaz giyiyor ve team üyeleriyle birlikte düşünülüyor.

I need a white shirt.

3:51

Beyaz bir gömleğe ihtiyacım var.

But Daddy, you have a white shirt.

3:53

Ama Baba, beyaz bir gömleğin var zaten.

Just take off your jacket. Öbek fiiller

3:56

Sadece ceketini çıkar.

Öbek fiiller

take off your jacket: üzerindeki giysiyi çıkarmak

Burada take off, “üzerindeki bir giysiyi çıkarmak” anlamına gelir. Take off your jacket, birine giydiği ceketi çıkarmasını söyler. Take off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse take off your jacket ve take your jacket off biçimlerinin ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse ortaya gelir: take it off. Take off bir uçağın “havalanması” anlamına da gelebilir; ancak burada giysi nesnesi anlamı netleştirir.

Alıştırma

Cümleyi take off öbek fiiliyle tamamlayın: It is warm inside, so please ____ your coat.

Cevabı göster

take off

See?

4:00

Gördün mü?

Fantastic!

4:01

Harika!

Thank you, Peppa.

4:03

Teşekkürler, Peppa.

Hello, everyone.

4:05

Merhaba millet.

Hello, Daddy Pig.

4:06

Merhaba, Baba Domuz.

Like your shirt. Ton ve niyet

4:08

Gömleğini beğendim.

Ton ve niyet

Like your shirt: I öznesinin atıldığı samimi bir iltifat

Like your shirt, I like your shirt cümlesinin kısa biçimidir. I öznesi atılmıştır; yine de konuşan kişi karşısındakinin gömleğini beğendiğini söyleyip ona iltifat eder. Bu özne düşürme, kısa bir tepkinin hızlı ve konuşma diline özgü duyulmasını sağlar. Like sözcüğünü bir emre dönüştürmez.

Alıştırma

Samimi bir konuşmada Like your jacket. ne anlama gelir?

  1. Ceketini beğendim.
  2. Senin ceketin benimkine benziyor.
  3. Lütfen kendi ceketini beğen.
Cevabı göster

Ceketini beğendim.

Very smart. Kelime

4:09

Çok şık.

Kelime

Very smart: smart ile özenli ve şık bir görünüşü anlatmak

Burada smart, bir kişinin görünüşünü veya kıyafetini anlatır: temiz, özenli ve şık giyinmiş görünmek. Bu kullanım özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır. Very smart. kısaltılmış bir iltifattır; kimin veya hangi kıyafetin övüldüğü bağlamdan anlaşılır. Konu kıyafet veya dış görünüş olduğunda smart genellikle “zeki” anlamına gelmez. Doğru anlamı seçmek için konuşmanın konusuna bakın.

Alıştırma

“You look very smart in that jacket” cümlesindeki smart büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. zeki
  2. özenli ve şık giyinmiş
  3. kızgın
Cevabı göster

özenli ve şık giyinmiş

Thank you.

4:11

Teşekkürler.

Come on, let's play football.

4:12

Hadi, futbol oynayalım.

Yes.

4:15

Evet.

Goal!

4:20

Gol!

Hooray!

4:22

Yaşasın!

Daddy, you've made your shirt all muddy.

4:24

Baba, gömleğini tamamen çamur yaptın.

Of course, Peppa.

4:29

Elbette, Peppa.

Football shirts are meant to be muddy. Dilbilgisi

4:31

Futbol formaları çamurlanmak içindir.

Dilbilgisi

are meant to be muddy: beklenen durumlar için be meant to be

Be meant to be + sıfat, bir şeyin amaçlanan, beklenen veya normal durumunu anlatabilir. are meant to be muddy ifadesinde muddy, futbol formalarının kullanımından doğal olarak doğan bir durum gibi sunulur. Konuşan kişi, birinin formaları bilerek çamurlu hâle getirmeyi planladığını söylemiyor. Bu ifade, durumun normal olduğunu veya formaların amacına uyduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi be meant to be yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: A good raincoat ____ waterproof.

Cevabı göster

is meant to be

Daddy Pig loves playing football.

4:38

Baba Domuz futbol oynamayı çok sever.

Everyone loves playing football, especially when it's muddy. Anlatım akışı

4:40

Herkes futbol oynamayı sever, özellikle de çamurlu olduğunda.

Anlatım akışı

especially when it's muddy: öne çıkan bir koşulu vurgulamak

Cümle önce genel bir yargı verir: Everyone loves playing football. Ardından gelen especially when it's muddy, bu sevginin özellikle güçlü olduğu bir koşula, yani sahanın çamurlu olduğu zamana odaklanır. especially when + yan cümle yapısı bilgiyi önce genel ifade, sonra öne çıkan koşul sırasıyla düzenler. Burada especially, when ile başlayan yan cümlenin tamamını niteler; yalnızca çok anlamına gelmez. Böylece çamurlu olma koşulu cümlenin sonundaki odak olur.

Alıştırma

Hangi cümle önce genel bir tercih belirtip ardından bu tercihin en güçlü olduğu koşulu vurgular?

  1. I like studying outside, especially when the weather is warm.
  2. I like studying outside, even when the weather is warm.
  3. I like studying outside because the weather is warm.
Cevabı göster

I like studying outside, especially when the weather is warm.