Okyanusu satın almak ne kadara mal olurdu? - Astrid J. Hsu: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Poseidon okyanusu satmayı düşünür, muhasebecisinden onun ekonomik değerini ve yaşamı destekleyen rolünü dinler; sonunda ise okyanusu satılabilir bir varlık gibi görmenin sorunun parçası olduğunu anlayarak onu koruma yeminini yeniler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Surveying his vast domain, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: cümlenin başındaki present participle öbeğinin ana eylemden önce sahneyi ve bakış açısını kurduğunu görebilir, anlatı girişlerini daha yoğun ve sinematik yapmanın bir yolunu öğrenebilirsin. 2. But if humanity reinvests in the ocean's health, fishing sustainably, decarbonizing shipping, scaling offshore wind farms, and conserving and restoring mangroves, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if ile kurulan koşulun birkaç -ing eylemiyle genişletildiği, sonuçtan önce hangi adımların gerektiğini gösteren politika dili tarzı bir yapıyı takip edebilirsin. 3. Reducing such a priceless, generously life-giving natural system to a number — Phrasal verbs: reduce X to Y yapısının, karmaşık ve değerli bir şeyi tek ve yetersiz bir ölçüye indirgemeyi eleştiren bir anlatım olduğunu fark edebilirsin.
Bu derste
Poseidon considers the prospect of retirement. Kalıp ifadeler
0:11Poseidon emeklilik ihtimalini düşünüyor.
Surveying his vast domain: cümle başında bir -ing öbeği
Surveying his vast domain, cümle başında kullanılan bir present participle, yani -ing öbeğidir. Ana cümleden önce Poseidon'ın arka plandaki eylemini ve bakış açısını verir. Örtük eylem yapan kişi, ana cümlenin öznesi olan Poseidon'dır. Surveying, cümlenin zaman taşıyan çekimli fiili değildir. Ana cümle Poseidon considers the prospect of retirement olduğundan zamanı taşıyan fiil considers'tır. Bu yapı, While he surveys ... gibi bir anlamı daha sıkı bir anlatı başlangıcına dönüştürür.
Alıştırma
Cümle başındaki öbeği survey fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the shoreline, Maya noticed a damaged boat.
Cevabı göster
Surveying
trident heavy in hand: bağımsız yapıda isim ve tamamlayıcı
trident heavy in hand, fiil içermeyen bağımsız bir yapıdır. Trident bu yapının kendi ismidir; heavy in hand ise üç dişli mızrağın durumunu anlatır. Çekimli bir fiil yoktur; ilişki being eklenerek açık hâle getirilebilir. Bu yapı, ana eyleme görsel bir durum ekler: Poseidon üç dişli mızrağı tutar ve mızrak elinde ağırdır. Daha tam bir biçim with his trident heavy in his hand olurdu. Bu, ek bir betimlemedir; başka bir ana cümle değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, eşlik eden bir durum eklemek için fiilsiz bağımsız bir yapı kullanır?
- Because the stairs were steep, Priya put down her backpack.
- Her backpack heavy on her shoulders, Priya climbed the stairs.
- Priya carried a heavy backpack as she climbed the stairs.
Cevabı göster
Her backpack heavy on her shoulders, Priya climbed the stairs.
the prospect of retirement: geleceğe dönük bir olasılık
the prospect of retirement ifadesinde prospect, değerlendirilen gelecekteki bir olasılığı ya da durumu anlatır. of ile başlayan bölüm bu durumun ne olduğunu belirtir: retirement. Bu soyut kullanım, genellikle sevindirici veya kaygı verici olabilecek gelecekteki bir duruma bakma anlamı taşır. Burada prospect, potansiyel müşteri veya gelecek vadeden aday demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede prospect gelecekteki bir olasılık veya durum anlamındadır?
- The young goalkeeper is a strong prospect for the national team.
- The prospect of working abroad excited Lena.
- The company contacted a promising sales prospect.
Cevabı göster
The prospect of working abroad excited Lena.
so he could spend his immortality harmonizing with blue whales Dilbilgisi
0:16ve böylece ölümsüzlüğünü mavi balinalarla uyum içinde
What if: varsayımsal bir senaryo sunmak
What if + cümlecik, hayal edilen bir koşulu sunar ve dinleyiciden bunun sonucunu düşünmesini ister: bunun gerçekleştiğini varsayalım; sonra ne olurdu? Bu cümlede başka birinin tacı takması hayal edilen koşuldur, bilinen bir gerçek değildir. Bu yapı bir öneri, olasılık veya kaygı sunabilir. Şimdiki zaman genellikle olasılığı açık tutarken donned gibi geçmiş zaman biçimleri fikri daha varsayımsal veya çekingen gösterebilir.
Alıştırma
What ile başlayan ve varsayımsal bir öneri sunan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ we took the earlier train instead?
Cevabı göster
What if
donned the coral crown: yönetim gücünün simgesini takmak
Burada donned, ‘taktı’ anlamına gelir ve nesnesi the coral crown ifadesidir. Donned, don fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve eyleme resmî, anlatı tarzında bir hava katar. Taç, bir hükümdarın yetkisini ve rolünü temsil edebilir. Bu nedenle hayalî deniz ortamında donned the coral crown, yalnızca bir tacı takmayı değil, deniz hükümdarı rolünü devralmayı da ima eder.
Alıştırma
Özgün cümlede donned the coral crown en güçlü biçimde neyi ima ediyor?
- Biri rolü değişmeden süslü bir şapkayı gelişigüzel denedi.
- Biri tacı resmî biçimde taktı ve hükümdar rolünü üstlendi.
- Biri tacı çıkardı ve hükmetmekten vazgeçti.
Cevabı göster
Biri tacı resmî biçimde taktı ve hükümdar rolünü üstlendi.
spend his immortality ... -ing: spend + zaman + -ing
Yapı spend + bir süre veya zaman miktarı + -ing şeklindedir. Bu zamanı bir etkinlik yaparak kullanmak anlamına gelir. Burada his immortality zaman ifadesinin yerini alırken harmonizing with blue whales ve cozying up to hydrothermal vents, bu zamanı nasıl kullanacağını anlatan paralel iki -ing grubudur. Buradaki spend para değil, zamanla ilgilidir. Ölümsüzlüğün uzun bir boş zaman dilimi gibi ele alınması mizah yaratır; ancak başka durumlarda kullanılabilecek dil bilgisi spend the weekend reading ile aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi organize fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya spent the afternoon ____ her notes for the exam.
Cevabı göster
organizing
Poseidon decides he needs to actually prioritize himself for once. Kalıp ifadeler
0:23Poseidon, hayatında bir kez olsun kendini gerçekten önceliklendirmesi gerektiğine karar verir.
prioritize himself for once: sonunda kendisini ilk sıraya koymak
Prioritize himself, o anda kendi ihtiyaçlarını diğer taleplerden daha önemli görmek demektir. Dönüşlülük zamiri himself, öncelik verilen kişinin Poseidon'un kendisi olduğunu gösterir. For once, “alışılagelenin aksine bu sefer” demektir. İfade bir bütün olarak onun sonunda kendisini seçtiğini anlatır ve normalde bunu yapmadığını ima eder.
Alıştırma
“prioritize himself for once” ifadesinde for once hangi anlamı ekler?
- Kendisine hemen öncelik vermelidir.
- Hayatında yalnızca bir kez kendisine öncelik verecek.
- Bu durum onun olağan davranışından farklıdır.
Cevabı göster
Bu durum onun olağan davranışından farklıdır.
how much could he sell the ocean for today? Dilbilgisi
0:31okyanusu bugün ne kadara satabileceğini sorar.
how much could he sell ... for: satış fiyatını sormak
Sell something for an amount yapısında for, satıştan alınan fiyatı belirtir. How much bu miktarın yerini alır; bu nedenle how much could he sell the ocean for? okyanusu satarak hangi fiyatı elde edebileceğini sorar. For edatının nesnesi how much olarak başa taşındığı için edat sell the ocean ifadesinden sonra kalır. Could fiyatı varsayımsal bir tahmin olarak sunarken today mevcut tahmini sorar.
Alıştırma
Bisikletin tahmini satış fiyatını soran cümleyi tamamlayın: How much could we sell this bike ____?
Cevabı göster
for
Poseidon's accountant is the top-ranked financial analyst
0:33Poseidon'un muhasebecisi, dünyanın en sözü geçen insanlarına,
world's movers and shakers: işleri yönlendiren nüfuzlu kişiler
Movers and shakers, önemli işlerin gerçekleşmesini sağlayacak kadar güç, etki veya bağlantıya sahip kişiler için kullanılan bir deyimdir. World's nitelemesi bu grubun uluslararası ve özellikle öne çıkan kişilerden oluştuğunu gösterir. Bu cümlede ifade, finans analistinin üst düzey müşterilerini anlatır. Movers and shakers ifadesini fiziksel olarak bir şeyleri taşıyan veya sallayan kişiler şeklinde kelimesi kelimesine yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi, işleri gerçekleştirme gücüne sahip nüfuzlu kişiler anlamındaki deyimle tamamlayın: The summit brought together the region's ____.
Cevabı göster
movers and shakers
literal titans of industry: iş dünyası ile mitolojiyi birleştiren kelime oyunu
Titans of industry, son derece güçlü ve başarılı iş dünyası liderleri için yerleşmiş bir mecazdır. Yunan mitolojisinde Titans aynı zamanda ilahi varlıklardan oluşan bir topluluktur. Burada its önceki world sözcüğüne gönderme yapar ve literal mitolojik anlamı yeniden etkinleştirir: dünyanın nüfuzlu isimleri gerçekten Titans olabilir. Eş görevli açıklama movers and shakers ifadesini başka sözlerle yeniden adlandırır; espri de iki anlamın aynı anda geçerli olmasından doğar.
Alıştırma
Literal titans of industry bu mitolojik bağlamda neden bir kelime oyunudur?
- Güçlü liderleri anlatan iş dünyası deyimini mitolojik Titanlarla birleştirir.
- Her iş dünyası liderinin fabrikada çalıştığını söyler.
- Literal sözcüğünü bir şeyin muhtemelen doğru olmadığını belirtmek için kullanır.
Cevabı göster
Güçlü liderleri anlatan iş dünyası deyimini mitolojik Titanlarla birleştirir.
When it comes to + isim veya -ing biçimi
When it comes to ..., “bu konu söz konusu olduğunda” veya “bu alanda” anlamına gelen kalıplaşmış bir konu açma yapısıdır. Sonraki yorumdan önce konuşmanın kapsamını belirler. Burada adamın değerlendirildiği alanı tanıtır: karmaşık değer biçimlerini parasal tutarlara çevirmek. He’s the guy, onun bu görev için doğru kişi olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen dört sözcüklü konu ifadesiyle tamamlayın: ____ customer privacy, we never share personal data.
Cevabı göster
When it comes to
complex systems ifadesini monetary sums düzeyine boil down etmek
Yapı boil X down to Y şeklindedir: karmaşık bir X’i daha basit bir Y sonucuna indirgemek. Bu cümlede X, complex systems of intrinsic value; Y ise monetary sums ifadesidir. Bu kullanım yemek pişirmeyle ilgili değil, mecazidir. Intrinsic value, bir şeyin piyasa fiyatından bağımsız olarak kendi içinde taşıdığı değerdir. Bunların tümünü paraya indirgemek, karmaşıklığın ve piyasa dışı değerin kaybolabileceğine dair eleştirel bir ima taşır.
Alıştırma
Cümleyi boil X down to Y yapısındaki eksik bölümle tamamlayın: The analyst boiled twenty pages of findings ____ to three key points.
Cevabı göster
down
he's the guy: görev için doğru kişi
Burada he's the guy, gerekli beceriye sahip olduğu için “bu iş için tam doğru kişi o” anlamına gelir. Bu ifade güvenilen uzmanı gösterir; yalnızca onun erkek olduğunu söylemez. Bir görev veya sorun daha önce anılmışsa be + the guy kısa ve kendinden emin bir tavsiye işlevi görebilir. Bu cümlede övgüye hafif, şakacı bir ton katar.
Alıştırma
Örnekteki gündelik tavsiye ifadesini kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: Need help choosing a camera? Ask Omar—he's ____.
Cevabı göster
the guy
and expanding his domain into the marine realm. Kelime
0:55ve kendi alanını deniz diyarına doğru büyütmekle ilgileniyor.
building his real estate portfolio: gayrimenkul yatırımlarını büyütmek
Burada building, fiziksel olarak inşa etmek değil, zaman içinde oluşturmak veya büyütmek anlamına gelir. Real estate portfolio ise bir kişi ya da kuruluşun sahip olduğu veya yönettiği gayrimenkul yatırımları bütünüdür. İfade, yatırım alanında yaygın olan build + portfolio kalıbını kullanır. Hades'i gayrimenkul varlıkları ekleyen bir yatırımcı gibi gösterir; bu bağlamda portfolio bir klasör veya yaratıcı çalışmalar derlemesi değildir.
Alıştırma
“Mina is building a real estate portfolio by buying rental homes,” cümlesinde real estate portfolio ne anlama gelir?
- Bir grup gayrimenkul yatırımı
- Müşterilere gösterilen yaratıcı çalışmalar seçkisi
- Bir klasörde saklanan belgeler bütünü
Cevabı göster
Bir grup gayrimenkul yatırımı
expanding his domain into the marine realm: hâkimiyet alanını denizler âlemine genişletmek
Bu cümlede expanding his domain into the marine realm, Hades'in kontrol ettiği alanı alışılmış yeraltı dünyası topraklarından deniz dünyasına doğru genişletmesi demektir. Domain bir kontrol veya faaliyet alanını belirtirken realm denizi ayrı bir krallık ya da alan gibi gösterir. Bu ifade aynı zamanda modern bir ticari büyüme anlatımına benzer: Hades, mitolojik bir toprağı emlak portföyünün parçasıymış gibi ele alır. Mitolojik toprak ile iş dilinin birleşmesi mizah yaratır. Daha genel olarak expanding a domain into a new realm, bir etki veya kontrol alanını yeni bir alana taşımak demektir.
Alıştırma
Bu cümlede expanding his domain into the marine realm ne anlama geliyor?
- Kontrol alanını deniz dünyasına doğru genişletmek.
- Okyanusla ilgili bir işletme için internet alan adı kaydetmek.
- Deniz biyolojisi hakkında bir sunum yapmak.
Cevabı göster
Kontrol alanını deniz dünyasına doğru genişletmek.
appraised the ocean's market value: okyanusun piyasa değerini biçti
Appraised the ocean's market value, okyanusun piyasada ne kadar edeceğine dair profesyonel bir tahmin yapıldığı anlamına gelir. Appraise geçişli bir fiildir: Bir uzman appraise an asset veya appraise its value yapısını kullanabilir. Market value, bir varlığın mevcut piyasa koşullarında muhtemelen satılacağı tutardır. Okyanusun tamamını satılabilir bir varlık gibi ele almak bilerek oluşturulmuş absürt bir fikirdir ve muhasebe ile emlak çerçevesini sürdürür.
Alıştırma
Hangi cümle profesyonel bir değer biçme işlemini anlatıyor?
- The expert praised the painting's bright colors.
- The expert appraised the painting before it was insured.
- The expert assessed the gallery's security risks.
Cevabı göster
The expert appraised the painting before it was insured.
The property covers over 70% of Earth's surface,
1:04Mülk, Dünya yüzeyinin %70'inden fazlasını kaplıyor,
He does annual Mariana Trench swims with sea cucumbers.
1:10Her yıl Mariana Çukuru'nda deniz hıyarlarıyla yüzer.
But before he even gets to his best giant squid story, Anlatım akışı
1:13Ancak o, en iyi dev kalamar hikayesine geçmeden önce,
Before he even gets to...: beklenen bir adımın erkenden kesilmesi
Before he even gets to his best giant squid story bir zaman yan cümlesidir. Sırada olması beklenen bir olayı ortaya koyar; ancak ana cümle, muhasebecinin çoktan analize döndüğünü söyler. Even, “bu noktaya bile ulaşamama” anlamını katar ve geçişin erken ve ani hissedilmesini sağlar. Burada gets to his best giant squid story, bir yere varmak değil, o konuya gelmek veya hikâyeyi anlatmaya başlama fırsatı bulmak demektir. before someone even gets to X kalıbı, beklenen bir adımdan önce başka bir olay gerçekleştiğinde anlatıyı düzenlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Başlangıçtaki yan cümle neyi gösteriyor? Before Lena even got to explain her idea, the bell rang.
- Lena fikrini açıklayabilmek için bir yere gitti.
- Lena fikrini açıklama fırsatı bulamadan zil çaldı.
- Lena fikrini açıklamayı bitirdikten sonra zil çaldı.
Cevabı göster
Lena fikrini açıklama fırsatı bulamadan zil çaldı.
Marine shipping alone accounts for 80% of global trade, Kalıp ifadeler
1:19Deniz taşımacılığı tek başına küresel ticaretin %80'ini oluşturuyor
generating over $14 trillion annually. Dilbilgisi
1:22ve yılda 14 trilyon dolardan fazla gelir yaratıyor.
accounts for 80% ... alone: bir payı ifade edip vurgulamak
Accounts for 80% of, “bir toplamın %80'ini oluşturur” anlamına gelir. Özne olan marine shipping, bütün olan global trade'in bir parçası olarak sunulur. Alone, “yalnızca bu kategori kendi başına” anlamındadır. Başka ulaşım türleri eklenmeden de deniz taşımacılığının payının çok büyük olduğunu vurgular. Bu sayısal kalıpta account for bir oranı anlatır; mali kayıt tutmak veya bir nedeni açıklamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi account for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: One product alone ____ half of our online sales.
Cevabı göster
accounts for
generating over $14 trillion annually: sonucu ekleyen -ing yapısı
Generating over $14 trillion annually, ana cümleye bağlı bir -ing ortaç öbeğidir. Yeni bir cümle başlatmak yerine, az önce belirtilen olgunun ekonomik sonucunu ekler. Generating fiilinin örtük öznesi, ana özne olarak belirtilen faaliyet olan marine shipping'dir. Raporlarda ana cümle, -ing öbeği kalıbı bir sonucu veya etkiyi kısa biçimde eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümlenin sonucunu eklemek için virgül + -ing öbeği kullanıyor?
- The new checkout system reduced waiting times and saving customers several minutes.
- The new checkout system reduced waiting times, saving customers several minutes.
- Saving customers several minutes, the new checkout system reduced waiting times.
Cevabı göster
The new checkout system reduced waiting times, saving customers several minutes.
The global fishing industry provides over 3 billion people Kalıp ifadeler
1:25Küresel balıkçılık endüstrisi, 3 milyardan fazla insanın
with a significant amount of their dietary protein,
1:28diyet proteinlerinin önemli bir miktarını karşılıyor,
provides over 3 billion people with ...: provide someone with something kalıbı
Bu ifade provide someone with something kalıbını kullanır. Over 3 billion people alıcıları, with sonrasındaki a significant amount of their dietary protein ise onlara sağlanan şeyi belirtir. Burada dietary protein, bu insanların beslenmesindeki protein anlamına gelir. Bu kalıp insanlara yiyecek, bilgi, hizmet veya başka kaynakların sağlanmasını anlatan tarafsız ve resmî bilgi metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Provide someone with something kalıbını tamamlayın: The clinic provides local families ____ free health advice.
Cevabı göster
with
budding seabed mining industries: gelişmekte olan bir sektör
budding seabed mining industries ifadesinde budding, “yeni ortaya çıkan ve gelişmeye başlayan” anlamındadır. Bu, bir bitkinin tomurcuk oluşturmasına dayanan mecazi bir kullanımdır; deniz tabanındaki bitkilerden söz etmez. Seabed mining, okyanus tabanından mineral veya başka kaynakların çıkarılması demektir. Ana isim industries sözcüğüdür; budding ve seabed mining bu sektörlerin nasıl sektörler olduğunu açıklar. İfade bir bütün olarak yeni gelişen bir ekonomik alanı belirtir.
Alıştırma
budding seabed mining industries ifadesinde budding ne anlama gelir?
- Okyanus tabanında bitki yetiştirmeyle ilgili
- Yeni ortaya çıkan ve gelişmeye başlayan
- Zaten olgun ve piyasaya hâkim
Cevabı göster
Yeni ortaya çıkan ve gelişmeye başlayan
Some of the ocean's assets are harder to quantify monetarily. Kalıp ifadeler
1:43Okyanusun bazı varlıklarını parasal olarak ölçmek daha zordur.
harder to quantify monetarily: değeri parayla ifade etmek
Harder to quantify monetarily, “parasal bir tutar olarak ifade etmesi daha zor” anlamına gelir. Quantify, bir şeyi ölçülebilir bir sayıya dönüştürmek; monetarily ise bu ölçümü parayla sınırlandırmak demektir. Karşılaştırma bildiren harder, piyasa değeri daha kolay hesaplanan varlıklarla bir karşılaştırma yapıldığını gösterir. Buradaki zorluk fiziksel çaba değil, değerlendirme zorluğudur. Bu yapı; fayda, maliyet veya değerlerin bir fiyatla yeterince ifade edilemediği durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
“Parasal bir tutar olarak ifade etmek” anlamına gelen ders ifadesiyle bu resmî cümleyi tamamlayın: The long-term benefits are difficult to ____.
Cevabı göster
quantify monetarily
The ocean absorbs around 30% of human-generated carbon dioxide,
1:46Okyanus, insan kaynaklı karbondioksitin yaklaşık %30'unu emer
and since 1955, has taken in more than 90% of excess heat. Dilbilgisi
1:50ve 1955'ten beri fazla ısının %90'ından fazlasını almıştır.
since 1955 ... has taken in: geçmişten bugüne birikim
Since 1955, geçmişten bugüne devam eden bir dönemin başlangıç noktasını verir. Has taken in, present perfect yapıdadır ve o noktadan bugüne kadar biriken toplam miktarı gösterir. Since ifadesinden sonra bir yıl geldiği için burada zaman belirtir; because anlamına gelmez. Burada take in, “emmek” anlamındadır. Aktarılabilir kalıp, günümüze ulaşan bir durumu, etkinliği veya birikmiş sonucu anlatmak için since + geçmişteki başlangıç noktası ile have/has + geçmiş zaman ortacının kullanılmasıdır.
Alıştırma
Temizlik çalışması 2018'de başladı ve hâlâ devam ediyor. Cümleyi since ve remove fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: ____ 2018, the project ____ more than 500 tons of waste.
Cevabı göster
Since · has removed
About 40% of humanity lives within 100 km of the ocean.
1:55İnsanlığın yaklaşık %40'ı okyanusun 100 km yakınında yaşıyor.
preventing over $716 billion in damages annually. Dilbilgisi
2:03yılda 716 milyar doların üzerinde hasarı önler.
buffer waves, reduce erosion ve ease flooding
Birbirine bağlanan üç fiil, üç farklı koruyucu eylemi belirtir. Buffer waves, dalgaların gücünü zayıflatmak veya emmek; reduce erosion, toprak kaybının miktarını ya da şiddetini azaltmak; ease flooding ise selleri ve etkilerini daha az ciddi hâle getirmek demektir. Üç fiil de Coastal ecosystems öznesini paylaşır. Her fiili kendi nesnesiyle birlikte okumak listeyi kesin ve anlaşılır tutar. Buffer burada fiildir; koruyucu katman veya bölge anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Vurgulanan listedeki üç fiile en uygun açıklama hangisidir?
- Sorunu daha az ciddi hâle getirmek için buffer, gelen kuvvete karşı korumak için reduce, miktarı küçültmek için ease kullanılır.
- Miktarı küçültmek için buffer, sorunu daha az ciddi hâle getirmek için reduce, gelen kuvvete karşı korumak için ease kullanılır.
- Gelen bir kuvveti zayıflatmak için buffer, miktar veya düzeyi küçültmek için reduce, sorunu daha az ciddi hâle getirmek için ease kullanılır.
Cevabı göster
Gelen bir kuvveti zayıflatmak için buffer, miktar veya düzeyi küçültmek için reduce, sorunu daha az ciddi hâle getirmek için ease kullanılır.
her yıl 716 milyar dolardan fazla zararı önlemek
Virgülden sonra gelen ve preventing ile başlayan -ing öbeği, ana cümledeki üç eylemin ekonomik sonucunu ekler. Kıyı ekosistemleri dalgaların etkisini azaltır, erozyonu azaltır ve selleri hafifletir; bu eylemler kayıpları önler. Burada over $716 billion in damages, 716 milyar dolardan fazla hasar veya ekonomik kayıp anlamına gelir. Annually, “her yıl” demektir. Bu yapı, bir eylem ya da durumu ölçülebilir sonucuna bağlayabilir.
Alıştırma
Vurgulanan öbek cümlede hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Daha sonra gerçekleşen ilgisiz bir olayı anlatır.
- Kıyı ekosistemlerinin koruyucu eylemlerinin ekonomik sonucunu verir.
- Kıyı ekosistemlerinin 716 milyar dolardan fazla zarara yol açtığını söyler.
Cevabı göster
Kıyı ekosistemlerinin koruyucu eylemlerinin ekonomik sonucunu verir.
Many cultures have deep ties to the ocean, Kalıp ifadeler
2:08Birçok kültürün okyanusla derin bağları vardır,
and coastal views and recreation improve mental health.
2:10kıyı manzaraları ve rekreasyon akıl sağlığını iyileştirir.
okyanusla derin bağlara sahip olmak
Have deep ties to the ocean ifadesinde ties, kravat veya düğüm değil, kalıcı ilişkiler ya da bağlantılar anlamına gelir. Deep sözcüğü ifadeyi güçlendirir: Bu bağlantı önemlidir ve tarihsel, kültürel, duygusal ya da kimlikle ilgili olabilir. have ties to + kişi, yer, grup veya gelenek kalıbı başka bağlamlarda da kullanılabilir. Many cultures çoğul olduğu için cümlede have kullanılır; tekil bir özneyle has kullanılırdı.
Alıştırma
have deep ties to hedef ifadesini doğru biçimde kullanın: The museum ____ the local immigrant community.
Cevabı göster
has deep ties to
countless lives and be worth up to $5.7 trillion. Kalıp ifadeler
2:19sayısız hayat kurtarabileceği ve 5,7 trilyon dolara kadar değere sahip olabileceği tahmin ediliyor.
as yet undiscovered marine-derived cancer treatments ifadesini çözümleme
Bu sıkıştırılmış isim öbeğinin temel ögesi cancer treatments ifadesidir. Marine-derived, tedavilerin deniz canlılarından veya deniz ortamlarından geldiğini belirtir. Undiscovered, bunların keşfedilmediğini; as yet ise zaman sınırını “şu ana kadar hâlâ keşfedilmemiş” şeklinde belirtir. Niteleyicileri isimden dışa doğru okuyun: treatments → cancer treatments → marine-derived cancer treatments → as yet undiscovered marine-derived cancer treatments. Bu katmanlı yapı, tam bir açıklamayı isimden önce sıkıştırdığı için resmî bilim ve haber metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
“as yet undiscovered marine-derived cancer treatments” ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Bunlar donanmanın kullanması için önceden keşfedilmiş kanser tedavileridir.
- Bunlar deniz kaynaklarından gelen ve şu ana kadar hâlâ keşfedilmemiş kanser tedavileridir.
- Bunlar kanserin denizden gelmesine yol açan tedavilerdir.
Cevabı göster
Bunlar deniz kaynaklarından gelen ve şu ana kadar hâlâ keşfedilmemiş kanser tedavileridir.
be worth up to $5.7 trillion: değer için üst sınır
Be worth + miktar, parasal değeri belirtir. Up to bir üst sınır koyar; bu nedenle be worth up to $5.7 trillion, değerin 5,7 trilyon dolara ulaşabileceğini ancak daha düşük de olabileceğini ifade eder. Tahminlerde could ve up to belirsizliği korur. Bu, mümkün olan en yüksek değerlemedir; garanti edilen, en düşük veya kesin değer değildir.
Alıştırma
“Mümkün olan en yüksek değeri ... olmak” anlamındaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Analysts say the startup may ____ $3 billion.
Cevabı göster
be worth up to
and directly or indirectly provides food, Kalıp ifadeler
2:25ve doğrudan veya dolaylı olarak Dünya'daki tüm yaşama
directly or indirectly provides: doğrudan veya dolaylı olarak sağlar
directly or indirectly provides ifadesinde, eşleşmiş directly or indirectly zarfları provides fiilini niteler. Directly arada başka bir adım olmadığını, indirectly ise bir veya daha fazla ara bağlantının bulunduğunu belirtir. İki olasılığın da kullanılması, her tür desteğin aynı yolu izlediğini söylemeden iddianın kapsamını genişletir. Bir etki, fayda veya sorumluluk insanlara ya da nesnelere birden fazla yoldan ulaşabiliyorsa bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “doğrudan bir yol veya ara bir yol üzerinden” anlamındaki eşleşmiş zarflarla tamamlayın: The new rule ____ affects every department.
Cevabı göster
directly or indirectly
because, of course, recent developments must be factored in. Öbek fiiller
2:37çünkü elbette son gelişmelerin de hesaba katılması gerekiyor.
recent developments must be factored in: son gelişmeler hesaba katılmalıdır
Factor in, hesaplama, planlama veya karar verme sırasında bir gerçeği ya da tutarı hesaba katmak anlamına gelir. recent developments must be factored in ifadesinde edilgen yapı, recent developments ögesini maliyet tahminine dâhil edilmesi gereken bilgi hâline getirir. Must yardımcı fiili, bu bilgiyi dâhil etmenin isteğe bağlı değil zorunlu olduğunu gösterir. Etken biçimler We must factor in recent developments ve We must factor recent developments in şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi factor in ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: When we estimate the event budget, unexpected fees must be ____.
Cevabı göster
factored in
heating, acidifying, and deoxygenating the ocean: ortak yardımcı fiilli paralel yapı
Bu yan cümlede tek bir yardımcı fiil olan is ile üç sıralı -ing biçimi kullanılır: heating, acidifying ve deoxygenating. Üç fiilin de öznesi Climate change'dir ve the ocean üçünün de nesnesi olarak anlaşılır. Her fiil devam eden bir değişimi belirtir: okyanus ısınıyor, daha asidik hâle geliyor ve çözünmüş oksijen miktarı azalıyor. Paralel yapı, birbiriyle ilişkili birkaç çevresel süreci açık bir listede toplar ve bunları birbirinden bağımsız tek seferlik olaylar değil, süregelen etkiler olarak sunar.
Alıştırma
is heating, acidifying, and deoxygenating the ocean sıralı yapısı okuyucuya ne anlatır?
- Birbiriyle ilgisiz üç okyanusun her biri tamamlanmış tek bir olay yaşadı.
- İklim değişikliği aynı okyanusta devam eden üç değişikliğe neden oluyor.
- Yalnızca okyanusun sıcaklığı değişiyor.
Cevabı göster
İklim değişikliği aynı okyanusta devam eden üç değişikliğe neden oluyor.
Overfishing and aggressive seabed resource extraction: aggressive ile anlatılan potansiyel olarak zararlı yoğunluk
Overfishing, balık topluluklarının kendini yenileyebileceğinden daha hızlı veya daha büyük miktarlarda balık yakalamak demektir. Seabed resource extraction, okyanus tabanından minerallerin ya da başka maddelerin çıkarılmasıdır. And, bu iki isim öbeğini ortak nedenler olarak bağlar; bu nedenle cümlede çoğul fiil are kullanılır. Burada aggressive, çıkarımın ölçeğini, hızını veya yoğunluğunu aşırı ve potansiyel olarak zararlı diye niteler. Bir kişinin düşmanca davranışını anlatmaz; daha sonra gelen fragile ecosystems ifadesi, söz öbeğine açıkça olumsuz bir değerlendirme katar.
Alıştırma
aggressive seabed resource extraction ifadesindeki aggressive ne anlama gelir?
- Çalışanların düşmanca kişilikleri var.
- Çıkarım alışılmadık derecede yüksek yoğunlukla yürütülüyor ve zarar verebilir.
- Çıkarım yalnızca verimli ve çevre açısından zararsızdır.
Cevabı göster
Çıkarım alışılmadık derecede yüksek yoğunlukla yürütülüyor ve zarar verebilir.
are disrupting ... and impacting the ocean's productivity: süregelen ekolojik zarar
are ile eşgüdümlü -ing biçimleri disrupting ve impacting, şimdiki zamanın sürerlik yapısını oluşturur. İki zararlı etkiyi devam eden süreçler olarak sunar: Bu faaliyetler hassas ekosistemlerin normal işleyişine müdahale etmekte ve okyanusun biyolojik kaynak üretme ve sürdürme kapasitesini azaltmakta ya da başka biçimlerde ona zarar vermektedir. Burada the ocean's productivity ekolojik üretkenlik, yani okyanusun biyokütle üretme ve yaşamı ve balık gibi kaynakları destekleme kapasitesi demektir. Ofis veya çalışan verimliliği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the ocean's productivity ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Okyanusun biyokütle üretme ve biyolojik kaynakları sürdürme kapasitesi
- Deniz taşımacılığı şirketlerinin kazandığı mali getiri
- Ofis çalışanlarının görevleri tamamlama hızı
Cevabı göster
Okyanusun biyokütle üretme ve biyolojik kaynakları sürdürme kapasitesi
"Sigh, buddy, you shouldn't worry though, Ton ve niyet
2:54"İç çekme dostum, yine de endişelenmemelisin,
because we can grow the ocean's investment value. Kelime
2:56çünkü okyanusun yatırım değerini büyütebiliriz.
Sigh, buddy ... though: rahatlatırken hafifçe yön değiştirmek
Sigh işitilebilir bir nefes verişi temsil eder ve yanıtı yorgun, sabırlı ya da bilinçli biçimde anlayışlı gösterir. Buddy dinleyiciye samimi olduğu varsayılan, gayriresmî bir şekilde doğrudan seslenir; you shouldn't worry ise dinleyiciyi rahatlatır veya kaygısını küçümser. Cümle sonundaki though hafif bir konuşma karşıtlığı ekler: Az önce sözü edilen kaygı verici gerçeklere rağmen konuşmacı daha rahatlatıcı bir görüş sunmak üzeredir. İfade yüzeyde dostça gelir; ancak tona ve ilişkiye bağlı olarak buddy ve iç çekiş, rahatlatma çabasını üstten bakan veya yönlendirici bir hale de getirebilir.
Alıştırma
Değerlendirin: Yeni bir müşteriye gönderilen ilk resmî e-postaya “Don't worry, buddy.” diye başlamak genellikle uygundur.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
grow the ocean's investment value: okyanusun yatırım değerini artırmak
grow the ocean's investment value ifadesinde grow, fiziksel olarak büyütmek değil, artırmak anlamına gelir. Fiilin nesnesi the ocean's investment value tam ad öbeğidir; dolayısıyla artırılan şey finansal bir ölçüdür. Bu ifade, okyanusu yönetilerek ekonomik değeri artırılabilecek bir varlık gibi ele alır. Daha genel olarak iş İngilizcesinde grow, revenue, market share veya brand value gibi soyut ölçülerle geçişli bir fiil olarak sıkça kullanılır.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede artırılan şey nedir?
- Okyanusun fiziksel büyüklüğü
- Okyanusta yaşayan bitkiler
- Bir yatırım olarak okyanusun ekonomik değeri
Cevabı göster
Bir yatırım olarak okyanusun ekonomik değeri
Coral reef tourism already yields approximately $36 billion annually. Kelime
2:59Mercan resifleri turizmi halihazırda yılda yaklaşık 36 milyar dolar kazandırıyor.
yields approximately $36 billion annually: yılda yaklaşık 36 milyar dolar getirir
Burada yields, ölçülebilir bir ekonomik getiri üretmek veya sağlamak anlamına gelir. Coral reef tourism getirinin kaynağıdır, approximately $36 billion miktarı belirtir ve annually her yıl demektir. Resmî raporlarda yield, etkinlik, varlık, ürün veya süreç gibi bir kaynakla onun çıktısı arasında sıkça bağlantı kurar. Ardından gelen miktar, burada trafikteki yol verme anlamının değil, çıktı üretme anlamının kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “getiri olarak üretmek” anlamındaki yield fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The rental property ____ about $20,000 a year.
Cevabı göster
yields
and their regional shark populations and lifespans,
3:06ve onların bölgesel köpekbalığı popülasyonlarını ile ömürlerini göz önünde bulundurarak,
researchers estimate that one shark can generate
3:09araştırmacılar bir köpekbalığının yaşamı boyunca
making them much more valuable alive than dead. Anlatım akışı
3:14bu da onları canlıyken ölülerinden çok daha değerli kılıyor.
making them much more valuable alive than dead: köpek balıklarını canlıyken çok daha değerli kılmak
making them much more valuable alive than dead biçimindeki -ing öbeği, önceki gelir tahmininden çıkan sonucu veya varılan yargıyı verir. Them, köpek balıklarını ifade eder: Bir köpek balığının yaşamı boyunca sağlayabildiği gelir, canlı bir köpek balığını ölü bir köpek balığından ekonomik açıdan daha değerli kılar. alive than dead şeklindeki kısa karşıtlık, verileri korumayı destekleyen bir değer yargısına dönüştürür. Yalnızca satış fiyatlarını karşılaştırmaz; köpek balıklarını yaşatmanın neden uzun vadede daha fazla değer oluşturabileceğini gösterir.
Alıştırma
making them much more valuable alive than dead ifadesi cümlede ne işe yarıyor?
- Gelir tahminini köpek balıklarının korunmasını destekleyen kısa bir değer yargısına dönüştürür.
- Ölü köpek balıklarının uzun vadede daha fazla turizm geliri sağladığını söyler.
- Konuyu köpek balıklarından dalış alanı ziyaretçilerinin yaşam süresine çevirir.
Cevabı göster
Gelir tahminini köpek balıklarının korunmasını destekleyen kısa bir değer yargısına dönüştürür.
and bring in an additional $83 billion annually. Öbek fiiller
3:20ve yılda fazladan 83 milyar dolar getirebilir.
Sustainable management of fisheries could allow species to rebound: sürdürülebilir balıkçılık yönetimi türlerin toparlanmasını sağlayabilir
Sustainable management of fisheries, popülasyonları tüketmeden uzun vadede devam edebilmeleri için balıkçılık faaliyetlerini ve balık kaynaklarını yönetmek anlamına gelir. Burada fisheries geniş anlamda balıkçılık sektörlerini, avlanma alanlarını ve yönetilen balık kaynaklarını ifade eder. Could allow species to rebound, allow + nesne + to-infinitive yapısını kullanır. Bu ekolojik bağlamda rebound, özellikle popülasyon büyüklüğü bakımından bir düşüşten sonra toparlanmak anlamına gelir. Could, toparlanmayı kesin değil, olası bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
allow + object + to rebound yapısını kullanarak ve nesne olarak the seal population seçerek cümleyi tamamlayın: Stronger protections could ____.
Cevabı göster
allow the seal population to rebound
bring in an additional ... annually: her yıl ek gelir sağlamak
Bu cümlede bring in, gelir olarak kazanmak veya üretmek anlamına gelir. Bring in an additional $83 billion annually, her yıl 83 milyar dolar daha gelir sağlamak demektir; parayı fiziksel olarak bir yere taşımayı anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp bring in + money, revenue, profit veya business şeklindedir. Additional, mevcut miktarın üzerindeki artışı; annually ise her yılı ifade eder.
Alıştırma
Gelir olarak üretmek anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: The charity auction could ____ an additional $20,000 this year.
Cevabı göster
bring in
the ocean is poised to help humanity quit fossil fuels. Kalıp ifadeler
3:27okyanus, insanlığın fosil yakıtları bırakmasına yardımcı olmaya hazır."
with growth in ...: eğilim arka planını sunmak
With growth in ... ana ifadenin eğilim bağlamını veren ve cümlenin başına getirilen bir edat öbeğidir. Burada açık deniz rüzgâr enerjisi, gelgit enerjisi ve dalga enerjisinden yararlanma büyüdükçe anlamına gelir. With, biriyle birlikte demek değildir. Offshore wind denizde üretilen rüzgâr enerjisidir, tidal energy gelgitlerin hareketini kullanır, wave energy harvesting ise dalgalardan enerji toplar. Üç alan growth in ifadesinden sonra sıralanır ve virgül arka plan öbeğinin bittiğini gösterir.
Alıştırma
Genişleyen bir eğilimi arka plan olarak sunan üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ electric vehicle sales, cities are installing more charging stations.
Cevabı göster
With growth in
be poised to help ... quit fossil fuels: değişim için güçlü koşullar ve potansiyel
Be poised to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşmesi için koşulların hazır olduğunu ve bunun yakında gerçekleşme olasılığının çok yüksek olduğunu belirtir. Buradaki is poised to help, okyanus enerjisinin güçlü bir potansiyele ve ivmeye sahip olduğunu anlatır; okyanusun zarif bir fiziksel duruş sergilediği anlamına gelmez. Quit fossil fuels, insanlığın fosil yakıtlara bağımlılığını sona erdirmesini bir alışkanlığı bırakmak gibi ifade eder. Okyanusun kendisinin yakıt kullandığını değil, bağımlılıktan uzaklaşmayı vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede "the ocean is poised to help humanity quit fossil fuels" ne anlama geliyor?
- Okyanus, insanlığın tüm fosil yakıtları kullanmayı bırakmasını çoktan sağlamıştır.
- İnsanlık fosil yakıt kullanmaya devam ederken okyanus zarif bir duruş sergilemektedir.
- Okyanus, insanlığın fosil yakıtlardan uzaklaşmasına yardım edecek koşullara ve ivmeye sahiptir.
Cevabı göster
Okyanus, insanlığın fosil yakıtlardan uzaklaşmasına yardım edecek koşullara ve ivmeye sahiptir.
Now, the grand reveal: önemli sonucun açıklanacağını bildiren işaret
Now bir geçişi belirtir: hazırlık bölümü bitmiştir ve konuşmacı ana yanıtı ya da sonucu sunmak üzeredir. Bu kısa cümle parçası, dinleyiciyi sıradaki ve en önemli bilgiye yönlendiren bir işaret gibi çalışır. Burada reveal, bir şeyin açıklandığı anı veya açıklanan içeriği belirten bir isimdir. Grand teatral bir heyecan katar; böylece ifade, sonucu tarafsız biçimde adlandırmak yerine beklenti oluşturur.
Alıştırma
Dersteki kalıplaşmış ifadeyle bu dramatik sunum cümlesini tamamlayın: And now, ____: our winning design.
Cevabı göster
the grand reveal
The accountant's conclusions are similar to those of mortal experts. Dilbilgisi
3:32Muhasebecinin vardığı sonuçlar ölümlü uzmanlarınkiyle benzer.
those of mortal experts: conclusions yerine those kullanmak
Bu cümlede those, daha önce geçen çoğul conclusions adının yerini alır. Dolayısıyla those of mortal experts, the conclusions of mortal experts anlamındadır; uzmanların kendisini göstermez. Bu, kısa bir karşılaştırma kalıbıdır: çoğul ad + be similar to those of + kaynak veya sahip. Çoğul adı tekrarlamayı önler ve özellikle özenli yazılı ya da resmî İngilizcede yaygındır. Buradaki mortal yalnızca “sıradan insan” anlamı taşır ve mizahi bir karşıtlık yaratır; those sözcüğünün gönderimini değiştirmez.
Alıştırma
Çoğul conclusions adını tekrarlamamak için yerine geçen sözcüğü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The report's conclusions are similar to those of the outside experts.
- The report's conclusions are similar to them of the outside experts.
- The report's conclusions are similar to that of the outside experts.
Cevabı göster
The report's conclusions are similar to those of the outside experts.
at least about a quarter of the World Bank's Kalıp ifadeler
3:39bu da Dünya Bankası'nın 2021'deki küresel ekonomi
The ocean alone is worth roughly $24 trillion: yaklaşık değer tahminini tek bir öge üzerinden vurgulamak
X alone is worth roughly Y kalıbı, X'in tek başına yaklaşık Y değerinde olduğu anlamına gelir. Alone, dikkati tek bir ögeye ya da kategoriye yöneltir ve diğer değerli ögelerin hesaba katılmadığını düşündürür. Worth sözcüğünün ardından miktar doğrudan gelir; roughly ise miktarın kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. Bu cümlede roughly $24 trillion genel bir değer tahminidir; roughly okyanusun fiziksel olarak pürüzlü olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Tahmini tamamlamak için alone, worth ve roughly sözcüklerini doğru sırayla kullanın: The land ____ two million dollars.
Cevabı göster
alone is worth roughly
at least about a quarter of: ihtiyatlı bir alt sınır tahmini
At least about a quarter of... miktarla ilgili üç bilgiyi bir araya getirir. A quarter of oranı verir, about bu oranın yaklaşık olduğunu gösterir, at least ise onu ihtiyatlı bir alt sınır tahmini olarak sunar. Bu niteleyiciler birbirini etkisiz hâle getirmez. Cümlede okyanusun tahmini değerinin, Dünya Bankasının 2021 küresel ekonomi değerlemesinin yaklaşık dörtte biri düzeyine ulaştığı ve daha yüksek olabileceği söylenir.
Alıştırma
At least about a quarter of the total ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Miktar, toplamın dörtte birinden fazla değildir.
- Miktar ihtiyatlı biçimde toplamın yaklaşık dörtte biri düzeyine ulaşmış olarak sunulur ve daha yüksek olabilir.
- Miktar, toplamın tam olarak dörtte biridir.
Cevabı göster
Miktar ihtiyatlı biçimde toplamın yaklaşık dörtte biri düzeyine ulaşmış olarak sunulur ve daha yüksek olabilir.
But if humanity reinvests in the ocean's health, Dilbilgisi
3:45Fakat insanlık okyanusun sağlığına yeniden yatırım yaparsa;
fishing sustainably, decarbonizing shipping,
3:48sürdürülebilir balıkçılıkla, deniz taşımacılığını karbondan arındırmakla,
investments could return up to 600% in profits. Kelime
3:54yatırımlar %600'e varan karlarla geri dönebilir.
if humanity reinvests... + paralel -ing eylemleri
Cümlede bir koşul-sonuç çerçevesi vardır: if humanity reinvests in the ocean's health koşulu, investments could return up to 600% in profits ise olası sonucu verir. Çekimli reinvests fiili if yan cümlesinin temelini oluşturur; sonraki ana cümle de olası sonucu açıklar. -ing biçimindeki fishing sustainably, decarbonizing shipping, scaling offshore wind farms ve conserving and restoring mangroves ifadeleri tek bir paralel liste oluşturur. Bunlar okyanus sağlığına yeniden yatırım yapmanın neleri içerdiğini açıklar. Eylemleri gerçekleştirenin humanity olduğu anlaşılır; dolayısıyla bunlar bağımsız ana eylemler değil, koşulun parçalarıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede çekimli bir fiil içeren if yan cümlesinin ardından paralel -ing ayrıntıları doğru biçimde kullanılmıştır?
- If the company improves safety, replaced old equipment and to train staff, accidents could decrease.
- If the company improving safety, replacing old equipment and training staff, accidents could decrease.
- If the company improves safety, replacing old equipment and training staff, accidents could decrease.
Cevabı göster
If the company improves safety, replacing old equipment and training staff, accidents could decrease.
Yatırımlar kâr olarak %600'e varan getiri sağlayabilir
Burada return finans alanında kullanılan bir fiildir: yatırımlar mali kazanç sağlayabilir; geri gelmek anlamına gelmez. Could olasılık bildirir, up to 600% ise belirtilen kâr düzeyinin üst sınırını gösterir. Birlikte kullanıldığında could return up to... olası bir üst sınır sunar; vaat edilmiş, olağan ya da asgari bir sonucu ifade etmez.
Alıştırma
'investments could return up to 600% in profits' neyi ifade ediyor?
- Yatırımlar %600 büyüdükten sonra fiziksel olarak geri gelebilir.
- Olası kâr getirisi %600'e kadar çıkabilir, ancak bu garanti değildir.
- Her yatırımın tam olarak %600 kâr sağlaması garantidir.
Cevabı göster
Olası kâr getirisi %600'e kadar çıkabilir, ancak bu garanti değildir.
Akılsızlığının ağırlığını hissediyor
Feel the weight of his folly ifadesi soyut bir yükü fiziksel ağırlığa dönüştürür. Poseidon gerçekten bir nesne taşımamaktadır; suçluluğu, sorumluluğu ve akılsızca bir seçimin sonuçlarını o kadar güçlü hisseder ki bunlar onu eziyormuş gibi gelir. Folly, akılsız davranış veya kötü muhakeme için kullanılan edebî ve eleştirel bir sözcüktür. Devamındaki imge, bu baskıyı derin sularda strafor bir bardağı ezecek basınca benzeterek metaforu güçlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede 'Poseidon feels the weight of his folly' ne anlama geliyor?
- Kendisine ait ağır bir bardağı taşıyor.
- Akılsızca davranışının sonuçları altında derinden ezildiğini hissediyor.
- Fiziksel bir nesnenin ağırlığını ölçüyor.
Cevabı göster
Akılsızca davranışının sonuçları altında derinden ezildiğini hissediyor.
onu 2.000 metre derindeki bir strafor bardak gibi ezmek
Bu ifade, like kullanarak bir benzetme kurar. Poseidon'ın suçluluk duygusu onu ezen duygusal bir ağırlık olarak sunulurken strafor bardak fiziksel görüntüyü sağlar: okyanusun çok derinlerinde yoğun su basıncı köpük malzemeyi sıkıştırır. 2.000 metre derinlik ayrıntısı rastgele bir konum değil, görüntünün temel bir parçasıdır. Crushing eyleminin gücünü artırır ve bilimsel bir gerçeği abartılı bir duyguyla birleştirerek okyanus temalı bir mizah yaratır.
Alıştırma
Cümle strafor bardağı neden 2.000 metre derinliğe yerleştiriyor?
- Poseidon'ın deniz tabanında çöp topladığını düşündürmek için.
- Bardağın ne kadar pahalı olduğunu açıklamak için.
- Onun suçluluğunu, köpük bir bardağı ezen derin deniz basıncına benzetmek için.
Cevabı göster
Onun suçluluğunu, köpük bir bardağı ezen derin deniz basıncına benzetmek için.
Reducing such a priceless, generously life-giving natural system Öbek fiiller
4:04Böylesine paha biçilmez, cömertçe hayat veren doğal bir sistemi
of the greatest problems he's facing nowadays.
4:10yüzleştiği en büyük problemlerin sadece başka bir belirtisi.
Bir doğal sistemi bir sayıya indirgemek: reduce X to Y
Burada reduce X to Y, karmaşık bir şeyi Y'den ibaretmiş gibi ele almak anlamına gelir. Yalnızca sistemi küçültmek anlamına gelmez. Cümle, paha biçilemez ve yaşamı destekleyen bir doğal sistemin tek bir sayıya dönüştürülmesini eleştirir. Yapı, sadeleştirmeden sonra geriye kalan tek temsile odaklanır. Çoğu zaman X'in önemli niteliklerinin göz ardı edildiğini ima eder.
Alıştırma
Eleştirel reduce X to Y yapısını tamamlayın: Do not reduce a person's abilities ____ one test score.
Cevabı göster
to
is just another symptom of...: tek bir eylemden daha büyük bir soruna
Bu yan cümle, doğal sistemi bir sayıya indirgeme şeklindeki somut eylemi daha geniş sorunların görünür bir belirtisi olarak yeniden çerçeveler. Symptom burada tanı koymaya dayanan bir benzetmedir: gerçek bir tıbbi rahatsızlığı ya da sorunun nedenini değil, daha derindeki sistemsel bir sorunun dışa vurumunu anlatır. Just another, bu eylemi benzer birçok belirti arasına yerleştirir. Böylece sav, tek bir kötü karardan okyanusun sömürülmesi, kirletilmesi ve değerinin yanlış anlaşılmasını kapsayan daha geniş bir tanıya geçer.
Alıştırma
is just another symptom of... ifadesi bu savda hangi işlevi görür?
- Durumu gerçek bir tıbbi tanı olarak ele alır.
- Belirli eylemi, daha geniş ve temel bir sorunun belirtilerinden biri olarak sunar.
- Belirli eylemin tüm daha geniş sorunlara doğrudan yol açtığını söyler.
Cevabı göster
Belirli eylemi, daha geniş ve temel bir sorunun belirtilerinden biri olarak sunar.
And though he respects the work his brother Hades does, Dilbilgisi
4:13Kardeşi Hades'in yaptığı işe saygı duysa da,
And though he respects...: ana görüşten önce ödünleme
Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Konuşan kişi önce Hades'in yaptığı işe saygı duyduğunu kabul eder, ardından ana cümlede asıl önemli tutumunu belirtir: okyanusun yeraltı dünyasının bir parçası olmasını istemez. though A, B kalıbı dengeli bir karşı çıkış kurar: A kabul edilir, ancak bu B'yi değiştirmez. Bir cümle though ile başladığında sonucu öğrenmek için ana cümleyi beklemek gerekir.
Alıştırma
Cümleyi örnekte kullanılan aynı ödünleme sözcüğüyle tamamlayın: ____ I value her experience, I prefer a different approach.
Cevabı göster
Though
become an extension of the underworld: yeraltı dünyasının bir uzantısına dönüşmek
become an extension of X yapısında an extension, X'in erişimini, kontrolünü veya özelliklerini sürdüren bir parça ya da alan anlamına gelir. Buradaki korku, okyanusun fiilen yeraltı dünyasının alanının bir parçasına dönüşmesidir. Yeraltı dünyası Hades'in yönettiği ölüler diyarı olduğu için bu ifade, ölümün ve karanlığın okyanusa yayılmasını anlatan bir mecaz oluşturur. Hades'in işine saygı duysa da bu genişlemeyi reddeder.
Alıştırma
Örnekte become an extension of the underworld ifadesi okyanus için ne anlama geliyor?
- Okyanusa yeni bir dahili telefon numarası atanacaktı.
- Okyanus yeni bir teknik eklenti alacaktı.
- Okyanus, yeraltı dünyasının etki alanının ve özelliklerinin bir parçası olacaktı.
Cevabı göster
Okyanus, yeraltı dünyasının etki alanının ve özelliklerinin bir parçası olacaktı.
and reaffirms his eternal vow to protect the ocean.
4:22ve okyanusu korumaya dair sonsuz yeminini yineliyor.
give it up: ondan vazgeçmek
Give something up, bir şeyi elinde tutmayı, onun peşinden gitmeyi veya sorumluluğunu üstlenmeyi bırakmak demektir. He can't give it up cümlesinde it okyanusu ifade eder; yani onu teslim etmeye veya terk etmeye razı olamaz. Buradaki can't yalnızca fiziksel yetersizliği değil, duygusal ve ahlaki isteksizliği anlatır. Give up, nesne aldığında ayrılabilir. Nesne bir zamirse zamiri give ile up arasına koyun: give it up denir, give up it denmez.
Alıştırma
Cümleyi give up ve it zamirini doğru sırada kullanarak tamamlayın: This project matters too much to me; I can't ____.
Cevabı göster
give it up
asks forgiveness ve reaffirms his eternal vow: resmî olarak bağışlanma dilemek ve yemini yeniden teyit etmek
asks forgiveness, Poseidon’ın bağışlanmayı resmî bir dille talep ettiğini anlatır. reaffirms his eternal vow ise daha önce edilmiş bir yeminin hâlâ geçerli olduğunu yeniden ve ciddi biçimde bildirdiği anlamına gelir. re- tekrarı gösterdiği için bu, onun bu taahhüdü ilk kez vermesi değildir. İki ifade birlikte iki resmî söz eylemi gerçekleştirir: özür dileme ve okyanusu koruma taahhüdünü yenileme. eternal vow, gündelik bir sözden farklı olarak ifadeye törensel ve mitolojik bir ağırlık katar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin önceden var olan ciddi bir sözü resmî biçimde yeniden teyit ettiğini anlatır?
- She made a vow to defend the community for the first time.
- She wondered whether the community needed help.
- She reaffirmed her vow to defend the community.
Cevabı göster
She reaffirmed her vow to defend the community.
and the accountant were bluffing and see what this really was,
4:29ve bunun aslında ne olduğunu, yani
It'll take him ... to realize: birinin anlaması için gereken süreyi belirtmek
Birinin bir şeyi yapması veya anlaması için ne kadar zamana ihtiyaç duyduğunu söylemek için It takes + kişi + süre + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. It'll, it will anlamına gelir; him kişiyi, a few tidal cycles süreyi, to realize ise eylemi veya değişimi belirtir. Burada take, taşımak veya ortadan kaldırmak değil, zaman gerektirmek anlamındadır. Tidal cycles, okyanus temasına uygun, eğlenceli bir zaman birimidir; sıradan bağlamlarda bunun yerine minutes, days veya weeks gibi birimler kullanılır.
Alıştırma
Ben'in iki güne ihtiyaç duyduğunu söylemek için It takes someone time to do something yapısını kullanın: It ____ fix the computer.
Cevabı göster
took Ben two days to
Hades ile muhasebeci blöf yapıyordu
Burada were bluffing, Hades ile muhasebecinin Poseidon'u tepki vermeye yöneltmek için planları veya tehditleri gerçekmiş gibi kasıtlı olarak davrandıkları anlamına gelir. Aslında okyanusu satın almaya çalışmıyorlardı. Blöf stratejik bir aldatmacadır: gerçekte sahip olmadığınız bir niyetiniz, üstünlüğünüz veya kararlılığınız varmış gibi davranırsınız. Amaç başka birinin kararını etkilemektir; bu yüzden sıradan bir şakadan fazlasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede bluffing stratejik bir rol yapma anlamında kullanılmıştır?
- The seller laughed at a funny story, so he was bluffing.
- The seller forgot where he put the keys, so he was bluffing.
- The seller claimed that three other people wanted the car, but he was bluffing.
Cevabı göster
The seller claimed that three other people wanted the car, but he was bluffing.
who cared deeply about him and the world.
4:36çok ihtiyaç duyulan bir müdahale olduğunu anlaması birkaç gelgit döngüsü alacak.
iki tanrının gerçekleştirdiği çok gerekli bir müdahale
Bu cümlede intervention, ciddi bir sorun kendiliğinden düzelmediği için kaygı duyan kişilerin planlı biçimde devreye girmesini anlatır. Önceki plan, Poseidon'un sorunla yüzleşmesini sağlamayı amaçlayan bir yardım olarak yeniden yorumlanır; idari veya askerî bir müdahale değildir. Much-needed, bu eylemin özellikle gerekli veya memnuniyetle karşılanan bir şey olduğunu belirtir. A duo of deities iki tanrı anlamına gelir; by ile başlayan bölüm onları eylemin arkasındaki kişiler olarak tanıtırken hikâyenin mitolojik tonunu korur.
Alıştırma
Bu cümlede a much-needed intervention ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir faaliyeti kısa süreliğine durduran kazara bir kesinti.
- Önemseyen kişilerin ciddi bir sorunun kötüleşmesini önlemek için yaptığı planlı bir girişim.
- Ciddi bir kaygı içermeyen sıradan bir iyilik.
Cevabı göster
Önemseyen kişilerin ciddi bir sorunun kötüleşmesini önlemek için yaptığı planlı bir girişim.
from shipwrecks and squid smarts to whale songs Dilbilgisi
4:45gemi enkazlarından ve kalamar zekasından balina şarkılarına
and sea cucumber anal teeth with this playlist.
4:48ve deniz hıyarı anüs dişlerine kadar bu oynatma listesiyle.
Dive deeper into Poseidon's realm ve unfurl the ocean's mysteries: deniz imgeleriyle daha derin keşfe davet
Bu eylem çağrısında Dive deeper into Poseidon's realm, mutlaka “suda daha derine yüzmek” değil, “okyanusu daha ayrıntılı keşfetmek” anlamına gelir. Poseidon's realm, denizi Poseidon'un alanı olarak hayal ettirmek için mitolojiden yararlanır. Unfurl sözcüğü, kelime anlamıyla sarılmış veya katlanmış bir şeyi açmak demektir. Unfurl the ocean's mysteries ifadesi, gizemleri açılıp yavaş yavaş ortaya çıkarılabilecek şeyler olarak canlandırır. İki emir fiili birlikte, oynatma listesi önerisini keşfe devam etmeye yönelik canlı bir davete dönüştürür; deniz imgesi konuyla uyumludur ve kapanışı daha ikna edici kılar.
Alıştırma
Bu kapanışta Dive deeper into Poseidon's realm and unfurl the ocean's mysteries ifadesinin temel amacı nedir?
- Gerçek su altı dalışı için güvenlik talimatları vermek.
- Deniz imgeleriyle izleyiciyi daha fazla içerik keşfetmeye çağırmak.
- Okyanusun bütün gizemlerinin tamamen çözüldüğünü duyurmak.
Cevabı göster
Deniz imgeleriyle izleyiciyi daha fazla içerik keşfetmeye çağırmak.
gemi enkazları ve kalamar zekâsından balina şarkıları ve denizhıyarlarının anal dişlerine kadar
Burada from X to Y, oynatma listesindeki konuların kapsamını düzenler; yerler arasında hareketi anlatmaz. Her iki uçta da bağlaçla birleştirilmiş bir grup bulunabilir: shipwrecks and squid smarts ilk tarafı, whale songs and sea cucumber anal teeth ise ikinci tarafı oluşturur. Birbirinden çok farklı örnekler katı bir sıra değil, geniş ve şaşırtıcı bir kapsam olduğunu gösterir. Squid smarts, “kalamar zekâsı” anlamına gelen eğlenceli ve kısaltılmış bir ifadedir.
Alıştırma
from X to Y kapsam yapısını tamamlayın: The festival features music ____ acoustic folk songs ____ electronic dance tracks.
Cevabı göster
from · to