Savitri ve Satyavan: Ölümü alt eden prensesin efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
710 kelime 142 kel/dk

Video özeti: Savitri ve Satyavan mitinin yeniden anlatımıdır; Savitri önceden bildirilen ölümü reddeder, Yamraj’ın peşinden gider, kararlılığıyla dilekler kazanır ve son bir mantık hamlesiyle kocasını geri getirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. only to find — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu anlatı yapısını “bir şey beklerken başka bir şeyle karşılaşmak” anlamında tanımayı öğrenir, böylece hikâyedeki ani dönüşleri daha iyi takip edebilirsiniz. 2. How could she bear many children if Yamraj would not return her husband? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: if içeren retorik bir sorunun çelişkiyi nasıl ortaya çıkardığını ve karakterin cevabı doğrudan söylemeden tartışmayı kazanmasını nasıl sağladığını anlarsınız. 3. united in a love that not even death could destroy. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kapanış cümlesindeki not even death ifadesinin temayı nasıl güçlendirdiğini ve mitolojik aşk hikâyesine etkili bir son verdiğini fark edersiniz.

Bu derste

Princess Savitri of the Madra kingdom was as benevolent, Dilbilgisi

0:07

Madra krallığının Prensesi Savitri o kadar iyiliksever,

brilliant, and bright as the sun god she was named for.

0:11

adını aldığı güneş tanrısı kadar zeki ve parlaktı.

Dilbilgisi

as benevolent, brilliant, and bright as the sun god: as ... as eşitlik karşılaştırması

İki as sözcüğü, as + sıfat(lar) + as + karşılaştırılan öğe biçimindeki eşitlik karşılaştırmasını kurar. Burada benevolent, brilliant ve bright aynı yapının içinde yer alır; the sun god ise karşılaştırılan öğedir. Cümle bu yapıyı canlı bir benzetme olarak kullanır ve Savitri'yi bu özellikler bakımından güneş tanrısına denk gösterir. İkinci as, çünkü anlamına gelmez; karşılaştırılan öğeyi tanıtır.

Alıştırma

Eksik iki sözcüğü yazarak eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: The lake was ____ still ____ glass.

Cevabı göster

as · as

Her grace was known throughout the land

0:15

Zarafeti tüm ülkede biliniyordu

and many powerful princes and wealthy merchants flocked to her family's palace to seek her hand in marriage. Deyimler

0:18

ve birçok güçlü prens ile varlıklı tüccar, onunla evlenmek için ailesinin sarayına akın ediyordu.

Deyimler

seek her hand in marriage: geleneksel bir evlenme teklifi ifadesi

Seek someone's hand in marriage, genellikle resmî bir teklif veya istek yoluyla o kişiyle evlenmeye çalışmak anlamına gelen geleneksel bir ifadedir. Bu cümlede prensler ve tüccarlar Savitri ile evlenme umuduyla gelmiştir. Hand burada aranan bir vücut parçasını değil, evlenme onayını veya bağlılığını simgeler. seek someone's hand in marriage ifadesini sözcük sözcük çevirmek yerine evlilikle ilgili tek bir bütün ifade olarak anlayın.

Alıştırma

Bu hikâyede seek her hand in marriage ne anlama gelir?

  1. Elini tutmak
  2. Ailesini aramak
  3. Ona evlenme teklif etmek
  4. Ondan yardım istemek
Cevabı göster

Ona evlenme teklif etmek

But upon witnessing her blinding splendor in person,

0:26

Ancak onun göz kamaştırıcı ihtişamına bizzat şahit olduklarında,

the men lost their nerve. Deyimler

0:30

adamlar cesaretlerini yitiriyordu.

Deyimler

lost their nerve: kritik anda cesaretini kaybetmek

To lose one's nerve, kritik anda çok korkup veya kendine olan güvenini yitirip yapmayı planladığı şeye devam edememek demektir. Bu cümlede adamlar olası taliplerdi, ancak kadının ihtişamını görünce geri çekildiler. Buradaki nerve, bedendeki bir siniri değil, cesareti veya özgüveni anlatır. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I lost my nerve; she lost her nerve; they lost their nerve.

Alıştırma

Cümleyi lose one's nerve ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Just before the speech, Omar ____ and stepped away from the microphone.

Cevabı göster

lost his nerve

Unimpressed with these suitors,

0:33

Bu taliplerden hiç etkilenmeyen

the princess determined to find a husband herself.

0:35

prenses, kendi kocasını kendi bulmaya karar verdi.

Mounting her golden chariot, Dilbilgisi

0:39

Altın arabasına binerek

she traveled through rolling deserts,

0:41

uçsuz bucaksız çölleri,

glittering cities,

0:43

parıldayan şehirleri

and snow-capped mountains,

0:45

ve karla kaplı dağları aştı,

rejecting many men along the way.

0:47

yol boyunca birçok erkeği reddetti.

Dilbilgisi

Mounting her golden chariot: cümle başında kullanılan -ing yapısı

Mounting her golden chariot, cümlenin başında kullanılan bir -ing ortaç yapısıdır. Bu cümlede ana cümleden önceki eylemi kısa biçimde verir: önce savaş arabasına bindi, sonra yolculuk etti. Tam ana cümle she traveled ile başlar. mounting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan she'dir. Bu yapı, İngilizce anlatılarda aynı kişinin yaptığı birbiriyle bağlantılı eylemleri She mounted ... and then she traveled... diye tekrarlamadan birleştirir.

Alıştırma

Cümle başındaki -ing yapısında ve ana cümlede iki eylemi de aynı kişinin yaptığı doğru cümle hangisidir?

  1. Opening the gate, Maya walked into the garden.
  2. Opening the gate, the garden looked peaceful to Maya.
  3. Opening the gate, a warm breeze greeted Maya.
Cevabı göster

Opening the gate, Maya walked into the garden.

Eventually,

0:50

Nihayetinde,

Savitri ventured deep into the jungle, Kalıp ifadeler

0:51

Savitri ormanın derinliklerine doğru yola koyuldu,

where she met a young man chopping wood.

0:54

ve orada odun kesen genç bir adamla tanıştı.

Kalıp ifadeler

ventured deep into the jungle: ormanın derinliklerine cesurca ilerlemek

Bu cümlede ventured deep into, belirsizliğe veya olası bir tehlikeye rağmen cesaretle bir yerin çok içlerine gitmek anlamına gelir. Venture, sıradan go fiilinde bulunmayan bir risk veya keşif duygusu katar. Kalıp venture deep into + yer şeklindedir. Ventured geçmiş zamanı, deep ise kişinin yerin ne kadar içine gittiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi venture deep into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite the warning signs, the explorers ____ the cave.

Cevabı göster

ventured deep into

His name was Satyavan,

0:58

Onun adı Satyavan'dı

and like her,

1:00

ve o da tıpkı prenses gibi

he loved the tranquil forest.

1:01

sakin ormanı seviyordu.

But the princess saw he was not at peace. Kelime

1:04

Ancak prenses, onun huzursuz olduğunu fark etti.

Kelime

not at peace: iç huzuruna sahip olmamak

Burada he was not at peace, onun içten içe sakin veya huzurlu olmadığı anlamına gelir. Hâlâ kaygı, üzüntü veya çözülmemiş bir çatışma taşıyordu. be at peace kalıbı iç huzuru veya kabullenme durumunu anlatır. Bu cümlede peace soyut bir anlamdadır; yalnızca savaşın olmamasını ifade etmez.

Alıştırma

Bu bağlamda "he was not at peace" en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Bir savaşta çarpışıyordu.
  2. Sıkıntılı hissediyor ve iç huzuru bulamıyordu.
  3. Çok fazla gürültü çıkarıyordu.
  4. Sessiz yerlerden hoşlanmıyordu.
Cevabı göster

Sıkıntılı hissediyor ve iç huzuru bulamıyordu.

After talking for hours,

1:08

Saatlerce süren sohbetin ardından,

Satyavan told her of his plight. Kelime

1:09

Satyavan ona zor durumunu anlattı.

Kelime

told her of his plight: ciddi bir sıkıntıyı resmî biçimde anlatmak

Tell someone of something, birine bir şeyi anlatmanın resmî ve hikâye anlatımına özgü bir yoludur. Burada told her of, Satyavan'ın ona açıkladığı zor durumu tanıtır. Plight, genellikle başkalarında acıma ve merhamet uyandıran ciddi, acı verici ya da tehlikeli bir durumdur. Sıradan bir problem sözcüğünden daha güçlüdür; bu nedenle cümle küçük bir sorunu değil, ağır bir sıkıntıyı anlatır.

Alıştırma

“Satyavan told her of his plight.” cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Çok küçük, günlük bir sorundan ona gelişigüzel söz etti.
  2. Ondan kendisine bir gezi rotası göstermesini istedi.
  3. Ona sevindirici bir haber verdi.
  4. Ciddi sıkıntısını ona resmî ve hikâye anlatır gibi anlattı.
Cevabı göster

Ciddi sıkıntısını ona resmî ve hikâye anlatır gibi anlattı.

His parents had once been wealthy rulers Dilbilgisi

1:12

Ebeveynleri bir zamanlar varlıklı hükümdarlarken,

until his father was blinded and overthrown in a violent coup. Kültür

1:15

babası şiddetli bir darbede kör edilmiş ve tahttan indirilmişti.

Dilbilgisi

had once been ... until ...: önceki bir durum ve bitiş noktası

Had once been, anne babanın önceki konumunu başka bir geçmiş olaydan daha önceye yerleştirir: darbeden önce zengin hükümdarlardı. Once 'daha önceki bir zamanda' anlamına gelir; past perfect yapıdaki had been ise daha sonraki geçmiş olaydan geriye bakar. Until, önceki durumu sona erdiren ya da değiştiren olayı tanıtır. had once been ... until ... kalıbı, hikâyeyi eski bir durumdan onun yerini alan geçmişteki dönüm noktasına taşır.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın. Önce once ile past perfect yapısını, ardından bitiş noktasını tanıtan sözcüğü kullanın: The historian explained that the castle ____ empty ____ the new king arrived.

Cevabı göster

had once been · until

Kültür

şiddetli bir darbeyle devrilmek

Overthrown in a violent coup, bir grubun siyasi kontrolü zor kullanarak ele geçirmesi sırasında bir yöneticinin iktidardan uzaklaştırılması demektir. Coup, genellikle küçük bir grubun devlet iktidarını aniden ele geçirmesidir. Burada ifade, babanın neden artık hükümdar olmadığını açıklar: iktidarını normal bir yönetim değişikliğiyle kaybetmemiş, siyasi bir ele geçirme sonucunda iktidarı elinden alınmıştır.

Alıştırma

a violent coup ifadesindeki coup ne anlama gelir?

  1. normal bir seçim
  2. barışçıl bir halka açık kutlama
  3. kişiler arasındaki sıradan bir kavga
  4. siyasi iktidarın aniden ele geçirilmesi
Cevabı göster

siyasi iktidarın aniden ele geçirilmesi

Now,

1:19

Şimdi,

Satyavan worked tirelessly to support their meager new life.

1:19

Satyavan onların yeni ve sefil yaşamlarını sürdürebilmeleri için yorulmak bilmeden çalışıyordu.

His determination and devotion moved the princess. Kelime

1:25

Onun bu kararlılığı ve bağlılığı prensesi çok etkiledi.

Kelime

moved the princess: prensesi duygulandırdı

Burada moved, prensesin derin bir duygu hissetmesine neden oldu demektir. His determination and devotion duygunun kaynağı, the princess ise duygusal olarak etkilenen kişidir. Bir hikâye, eylem veya kişisel özellik moves someone yapısıyla kullanıldığında move, konum değiştirme anlamındaki fiziksel hareketi değil, duygusal olarak etkilemeyi anlatır.

Alıştırma

'The ending moved the audience,' cümlesinde moved ne anlama gelir?

  1. seyircilerin güçlü bir duygu hissetmesini sağladı
  2. seyircilerden ayrılmalarını istedi
  3. seyircilerin konuşmasını sağladı
  4. seyircilerin koltuk değiştirmesini sağladı
Cevabı göster

seyircilerin güçlü bir duygu hissetmesini sağladı

As they gazed into each other's eyes,

1:29

Gözlerinin içine baktıklarında,

she knew she'd finally found an equal. Kelime

1:32

nihayet dengi olan kişiyi bulduğunu anladı.

Kelime

she'd finally found an equal: sonunda kendine denk birini bulmuştu

find an equal ifadesinde equal, önemli nitelikler, yetenek veya konum bakımından birine denk olan kişiyi belirten sayılabilir bir isimdir. Burada matematiksel bir değeri anlatmaz. Bu ifade, bulduğu kişiyi yalnızca olası bir eş veya partner olarak değil, onun yanında eşit biçimde durabilecek gerçek bir dengi olarak sunar.

Alıştırma

“she'd finally found an equal” ifadesinde an equal ne anlama gelir?

  1. Önemli nitelikler bakımından ona denk bir kişi
  2. Eşitliği gösteren matematiksel bir simge
  3. Yeni tanıştığı herhangi biri
  4. Onunla tamamen aynı görünüme sahip bir kişi
Cevabı göster

Önemli nitelikler bakımından ona denk bir kişi

Savitri rushed home to tell her father the good news,

1:36

Savitri bu iyi haberi babasına vermek için aceleyle eve döndü,

only to find him conversing with Narada, Notlar

1:39

ancak onu Narada ile sohbet ederken buldu,

a traveling sage and wisest messenger of the gods.

1:42

o gezgin bir bilge ve tanrıların en bilge elçisiydi.

Dilbilgisi

only to find: beklenmedik bir sonuç

Only to + fiil, önceki eylemden sonra ortaya çıkan ve beklenmedik ya da umulanın tersine olan bir sonucu anlatır. Burada only to find, “ama sonra fark etti” anlamındadır; “bulmak amacıyla” demek değildir. Bu yapı anlatıyı düzenler: önce bir beklenti oluşturur, ardından only dönüşü haber verir. Sonuç çoğu zaman hayal kırıklığı yaratır, ancak yalnızca şaşırtıcı da olabilir.

Alıştırma

Cümleyi beklenmedik sonuç bildiren yapıyla tamamlayın: Maya hurried to the store before closing, ____ the doors already locked.

Cevabı göster

only to find

Kültür

Narada, a traveling sage and wisest messenger of the gods: açıklayıcı bir ad öbeğiyle kimlik tanıtımı

Narada bir özel addır ve virgülden sonraki ad öbeği açıklayıcı bir eşlemedir: aynı kişiyi gezgin bir bilge ve tanrıların en bilge habercisi olarak tanıtır. İkinci bir kişiyi ya da yeni bir eylemi anlatmaz. Burada sage, yalnızca seyahat eden birini değil, özellikle dinî veya efsanevi ortamlarda bilgeliği nedeniyle saygı gören bir kişiyi ifade eder. Narada’nın ilahi bir haberci olarak tanıtılması, daha sonra ilettiği mesaja veya kehanete de mitolojik bir otorite kazandırır.

Alıştırma

“Narada, a traveling sage and wisest messenger of the gods,” ifadesinde virgülden sonraki bölüm ne yapar?

  1. Narada ile seyahat eden ikinci bir kişiyi tanıtır.
  2. Narada’nın nereye seyahat etmeyi planladığını açıklar.
  3. Narada’nın kimliğini belirtir ve rolü hakkında bilgi ekler.
  4. Narada’nın o anda bir mesaj ilettiğini söyler.
Cevabı göster

Narada’nın kimliğini belirtir ve rolü hakkında bilgi ekler.

At first,

1:47

Başlangıçta,

her father was thrilled to learn of Satyavan.

1:48

babası Satyavan'ı öğrendiğinde çok heyecanlandı.

But Narada revealed a tragic prophecy.

1:51

Fakat Narada trajik bir kehaneti açığa çıkardı.

Her betrothed had only a year to live. Notlar

1:55

Nişanlısının yaşamak için yalnızca bir yılı kalmıştı.

Kelime

Her betrothed: nişanlı kişiyi anlatan resmî ve edebî bir isim

Betrothed burada isim olarak kullanılmıştır. Her betrothed, onun resmen nişanlandığı ve evleneceği kişiyi ifade eder; hikâyede bu kişi erkek olduğu için “nişanlısı”, yani her fiancé olarak anlaşılabilir. Bu sözcük evlilik vaadi anlamını taşır. Yalnızca boyfriend, girlfriend veya romantik partner anlamına gelmez.

Alıştırma

“Onun nişanlandığı ve evleneceği kişi” anlamındaki resmî ve edebî isimle cümleyi tamamlayın: In the legend, the princess had promised to marry Arun. He was her ____.

Cevabı göster

betrothed

Kalıp ifadeler

had only a year to live: kalan ömür

had only a year to live ifadesi, nişanlısının yalnızca bir yıl daha yaşamasının beklendiği anlamına gelir. have + süre + to live kalıbı, birinin daha ne kadar yaşamasının beklendiğini anlatır. Hikâye geçmiş zamanda anlatıldığı için had kullanılır. only kalan sürenin kısa olduğunu vurgular; to live ise süre ifadesini tamamlar, amaç bildirmez.

Alıştırma

‘Yalnızca bir yıllık ömür kalması’ anlamındaki tam İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The explorer had ____.

Cevabı göster

only a year to live

Savitri's blood ran cold. Deyimler

1:59

Savitri'nin kanı dondu.

Deyimler

Savitri's blood ran cold: ani ve yoğun korku

Savitri's blood ran cold, Savitri'nin aniden yoğun korku ya da şok hissettiğini anlatan bir deyimdir. Korkutucu bir haberden sonra hissedilebilen ürpertici beden duygusunu betimler; kanı gerçekten soğumamıştır. Yeniden kullanılabilir kalıp şimdiki zamanda someone's blood runs cold, geçmişte someone's blood ran cold şeklindedir. Anlatıma canlı ve dramatik bir ton katar.

Alıştırma

Cümleyi ani ve yoğun korkuyu anlatan deyimle tamamlayın: When Leo heard someone unlock the door downstairs, his ____.

Cevabı göster

blood ran cold

She'd waited so long to find her partner.

2:02

Eşini bulmak için bu kadar uzun süre beklemişti.

Was she already doomed to lose him? Kelime

2:05

Onu şimdiden kaybetmeye mahkum muydu?

Kelime

already doomed to lose him: onu kaybetmeye çoktan mahkûm

Be doomed to + fiilin yalın hâli yapısında doomed, kaçılması imkânsız görünen kötü bir sonuca mahkûm olmak anlamına gelir. Doomed to lose him yalnızca bir olasılıktan çok daha fazlasını ifade eder: kadın, onu kaybetmenin kaçınılmaz olmasından korkar. Already, bu kaderin kadın onu değiştiremeden önce belirlenmiş olabileceğini düşündürür. Soruda yalnızca neyin muhtemel olduğunu sormak yerine şaşkınlık ve korku duygusu yaratır.

Alıştırma

Cümleyi doomed to ile tamamlayın: Without urgent repairs, the bridge is ____ collapse.

Cevabı göster

doomed to

The princess would not accept these terms. Ton ve niyet

2:08

Prenses bu şartları kabul etmeyecekti.

Ton ve niyet

would not accept these terms: bu koşulları kabul etmeyi reddetti

Geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede would not + fiilin yalın hâli, geleceği değil, bir kişinin kesin reddini veya isteksizliğini gösterebilir. Bu nedenle The princess would not accept, prensesin kabul etmemeye kararlı olduğu anlamına gelir. Burada terms, sunulan veya dayatılan koşullar ya da düzenleme anlamındadır. Accept these terms bu koşulları kabul etmek demektir; terms burada teknik terimler anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmiş anlatıda kabul etmemeyi en açık biçimde kesin bir ret olarak sunar?

  1. Lena did not accept the conditions.
  2. Lena would not accept the conditions.
  3. Lena planned to accept the conditions.
  4. Lena was not offered the conditions.
Cevabı göster

Lena would not accept the conditions.

She swore before Narada, Ton ve niyet

2:11

Narada'nın,

her family,

2:13

ailesinin

and Satyavan himself that she would never marry another.

2:13

ve Satyavan'ın bizzat kendi önünde başka biriyle asla evlenmeyeceğine yemin etti.

Ton ve niyet

swore before ... that ...: tanıkların önünde ciddi biçimde yemin etmek

Swore, swear fiilinin geçmiş zaman biçimidir. swear before + tanıklar + that cümleciği yapısında before, yemini dinleyen kişileri veya yetkili makamı; that cümleciği ise yeminin tam içeriğini belirtir. Burada kadın, başka hiç kimseyle evlenmeyeceğine herkesin önünde yemin ediyor. Buradaki before, “daha önce” değil, “huzurunda” anlamına gelir. Bu yapı, verilen sözün sıradan değil; ciddi, herkese açık ve son derece önemli olduğunu hissettirir.

Alıştırma

swear before + tanıklar + that cümleciği biçimindeki ciddi yemin yapısını tamamlayın: At the ceremony, Maya ____ her community ____ she would protect the forest.

Cevabı göster

swore before · that

Satyavan was her one true love, Kalıp ifadeler

2:18

Satyavan onun tek gerçek aşkıydı,

and their fates were entwined forever. Deyimler

2:21

ve kaderleri sonsuza dek birbirine düğümlenmişti.

Kalıp ifadeler

one true love: eşsiz ve yeri doldurulamaz romantik partner

One true love, birinin en derin ve yeri doldurulamaz romantik aşkı olarak gördüğü tek kişiyi ifade eder. One, yalnızca “bir kişi” demek yerine o kişinin eşsiz olduğunu vurgular; true ise sevginin gerçek ve kalıcı olduğunu gösterir. Bu ifade romantik bir ideali anlatır. Bu nedenle yalnızca birini sevdiğinizi söylemekten daha güçlü ve daha kesin duyulur.

Alıştırma

Romanda Elena, Marco'nun hayatı boyunca gerçekten seveceği tek kişi olduğuna inanıyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? In the novel, Elena calls Marco her ___.

  1. first boyfriend
  2. favorite actor
  3. one true love
  4. close friend
Cevabı göster

one true love

Deyimler

their fates were entwined forever: ortak kader benzetmesi

Bu cümlede their fates were entwined forever, iki kişinin kaderini anlatmak için birbirine dolanmış iplikler imgesini kullanır. Gelecekleri öylesine yakından bağlantılıdır ki birinin başına gelen diğerini de etkiler. Burada entwined mecaz anlamlıdır: kimse fiziksel olarak bağlanmamıştır. Bu ifade, ilişkiye kalıcı ve hikâyelere özgü bir ortak kader duygusu verir.

Alıştırma

Bu cümlede their fates were entwined forever ne anlama gelir?

  1. Birbirlerine iple bağlanmışlardı.
  2. Bir daha asla karşılaşmayacaklardı.
  3. Kaderleri kalıcı biçimde bağlantılıydı.
Cevabı göster

Kaderleri kalıcı biçimde bağlantılıydı.

Moved by her powerful words, Dilbilgisi

2:24

Onun bu güçlü sözlerinden etkilenen

the sage told the princess to follow an ancient spiritual regimen. Kültür

2:26

bilge, prensese kadim bir ruhsal disiplini izlemesini söyledi.

Dilbilgisi

Moved by her powerful words: nedeni belirten geçmiş zaman ortacı öbeği

Moved by her powerful words, ana eylemin nedenini belirten, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir söz öbeğidir. Açık hâli Because the sage was moved by her powerful words şeklindedir. Ana cümle the sage told the princess... olduğundan, ana çekimli fiil moved değil told sözcüğüdür. Moved by sonrasında anlamca belirtilen kişi, ana cümlenin öznesi olmalıdır. Burada hem etkilenen hem de told eylemini yapan kişi the sage olduğu için kısaltılmış yapı açıktır.

Alıştırma

move sözcüğünü doğru biçime getirip uygun edatı ekleyin: ____ the student's honest apology, the principal offered another chance.

Cevabı göster

Moved by

Kültür

follow an ancient spiritual regimen: kadim bir manevi uygulama programını izlemek

Burada follow an ancient spiritual regimen, eski ve düzenli bir manevi uygulamalar bütününü yerine getirmek anlamına gelir. Regimen, belirli bir amaç için planlanan ve takip edilen bir programdır; sıradan bir alışkanlık değildir. Bu efsanevi bağlamda ifade, dua, oruç ve bitki hazırlığının sürekli devam eden tek bir disiplinin parçaları olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede an ancient spiritual regimen ne anlama gelir?

  1. Yalnızca bir öğleden sonrası için seçilen sıradan bir etkinlik
  2. Belirli bir amaç için uygulanan planlı bir manevi pratikler bütünü
  3. Eski öğretmenlerin yaşadığı bir yer
Cevabı göster

Belirli bir amaç için uygulanan planlı bir manevi pratikler bütünü

With regular prayer, Dilbilgisi

2:31

Düzenli dua,

periods of fasting,

2:32

oruç dönemleri

and preparation of special herbs and plants,

2:34

ve özel otlar ile bitkilerin hazırlanmasıyla

she might be able to prolong Satyavan's life. Dilbilgisi

2:37

Satyavan'ın ömrünü uzatmayı başarabilirdi.

Dilbilgisi

With regular prayer ...: araçları ve koşulları sunan with

Bu cümlenin başındaki with, sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olabilecek araçları veya destekleyici koşulları sunar. Burada bir şeyi kullanarak ya da onun yardımıyla anlamındadır; biriyle birlikte olmak anlamına gelmez. Üç eş görevli ad öbeği—regular prayer, periods of fasting ve preparation of special herbs and plants—ana cümleden önce birlikte verilir. Böylece cümle önce önerilen uygulamaları, sonra da olası sonucu, she might be able to prolong Satyavan's life, sunar.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki with öbeğinin temel işlevi nedir?

  1. Prensese eşlik eden kişileri belirtir.
  2. Sonuca yardımcı olabilecek araçları veya koşulları sıralar.
  3. Kesinlikle gerçekleşmiş bir sonucu bildirir.
Cevabı göster

Sonuca yardımcı olabilecek araçları veya koşulları sıralar.

Dilbilgisi

might be able to prolong someone's life: birinin ömrünü uzatma olasılığını temkinli biçimde ifade etmek

Bu cümlede might be able to, onun bunu yapacak yeteneğe veya imkâna sahip olabileceğini belirtir. Might sonucu belirsizleştirirken be able to başarı için gerekli yetenek ya da koşullara işaret eder. Yapı, bir başarıyı veya garantiyi değil, olası bir sonucu anlatır. Prolong someone's life, bir kişinin daha uzun yaşamasını sağlamak demektir. Prolong tıbbi, bilimsel veya ciddi bağlamlarda sık kullanılan resmî bir fiildir. Ölen birini yeniden hayata döndürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, belirsiz bir başarı olasılığı anlatan hedef yapıyla tamamlayın: With more practice, Maya ____ win the regional match.

Cevabı göster

might be able to

After a simple wedding,

2:41

Sade bir düğünün ardından

the couple returned to the jungle to live in keeping with the sage's instructions. Kalıp ifadeler

2:42

çift, bilgenin talimatlarına uygun yaşamak üzere ormana geri döndü.

Kalıp ifadeler

live in keeping with someone's instructions: birinin talimatlarına uygun biçimde yaşamak

Burada live in keeping with the sage's instructions, kişinin yaşam biçimini bilgenin talimatlarıyla uyumlu olacak ve bu talimatları izleyecek şekilde düzenlemesi demektir. In keeping with bir bütün olarak “uyumlu” veya “uygun” anlamına gelen bir ifadedir. Buradaki keeping bir şeyi saklamak veya elinde tutmak anlamına gelmez. İfade; bir davranış, tarz veya kararla bir standart, ilke ya da beklenti arasındaki uyuma odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “uyumlu” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The new library was designed ____ the town's historic style.

Cevabı göster

in keeping with

This modest existence was a far cry from her lavish upbringing, Deyimler

2:47

Bu mütevazı yaşam, prensesin gösterişli yetiştirilme tarzından çok uzaktı,

Deyimler

a far cry from her lavish upbringing: gösterişli yetişme ortamından çok farklı

Burada a far cry from, “...den çok farklı” anlamına gelir. Anlatılan mütevazı yaşam, onun büyüdüğü gösterişli hayatla keskin bir karşıtlık oluşturur. a far cry from kalıbını tek bir deyim olarak öğrenin: cry burada ağlamayı veya bir sesi ifade etmez. Aralarında büyük bir fark bulunan iki durumu karşılaştırmak için A is/was a far cry from B yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi cry sözcüğünü içeren ve “...den çok farklı” anlamına gelen deyimle tamamlayın: The noisy hotel was ____ the peaceful place shown in the brochure.

Cevabı göster

a far cry from

but they were happy in each other's company. Kalıp ifadeler

2:51

ancak birbirlerinin yanında çok mutluydular.

Kalıp ifadeler

happy in each other's ... company: birbirlerinin yanında mutlu olmak

Vurgulanan sözcükler bir sonraki company sözcüğüyle birlikte anlaşılmalıdır: be happy in each other's company, iki kişinin yalnızca birlikte oldukları için mutlu hissetmesi demektir. Company burada bir şirketi değil, birinin yanında olmayı ifade eder. Each other's karşılıklı bir ilişki gösterir: iki kişi de diğerine eşlik eder. Aynı yapı, comfortable in each other's company örneğinde olduğu gibi başka duyguları da anlatabilir.

Alıştırma

“they were happy in each other's company” ne anlama gelir?

  1. Birlikte olmaktan keyif alıyorlardı.
  2. Şirketlerinden memnundular.
  3. Çevrelerinde daha büyük bir grup olmasını istiyorlardı.
Cevabı göster

Birlikte olmaktan keyif alıyorlardı.

A year passed,

2:54

Bir yıl geçti

and the fated day arrived.

2:55

ve o kader günü geldi çattı.

On their first anniversary,

2:58

İlk evlilik yıldönümlerinde

the sun grew horribly hot,

3:00

güneş dayanılmaz derecede ısındı

and Satyavan's brow began to burn.

3:02

ve Satyavan'ın alnı yanmaya başladı.

Savitri barely had time to drag him into the shade Dilbilgisi

3:06

Savitri onu gölgeye sürüklemeye zar zor vakit bulabilmişti ki,

before he grew still and cold.

3:09

kocası hareketsiz ve soğuk bir hale büründü.

Dilbilgisi

barely had time to ... before ...: sonraki olaydan önce ancak vakit bulmak

barely had time to do A before B, A için neredeyse hiç zaman olmadığını anlatır: A ancak tamamlanmışken hemen ardından B olur. Bu cümlede onu gölgeye sürüklemek A, onun hareketsiz ve soğuk hâle gelmesi ise B'dir. barely olumsuzluğa yakın bir anlam taşıdığı için bu kalıp aciliyet hissi yaratır. İlk eylemin kolay olduğu anlamına gelmez; mevcut zamanın son derece kısa olduğunu gösterir.

Alıştırma

İki olayın neredeyse art arda gerçekleştiğini göstermek için hedef kalıbı kullanın: We ____ grab our bags before the train doors closed.

Cevabı göster

barely had time to

Through her tears,

3:12

Gözyaşlarının arasından

the princess saw an immense figure on the horizon.

3:14

prenses ufukta devasa bir silüet gördü.

This was Yamraj, Kültür

3:18

Bu Yamraj'dı,

the god of death,

3:20

ölüm tanrısı,

come to escort Satyavan's soul to the afterlife. Dilbilgisi

3:22

Satyavan'ın ruhuna öbür dünyaya kadar eşlik etmek için gelmişti.

Kültür

Yamraj, the god of death: Yamraj'ın ölüm tanrısı kimliği

the god of death sözleri Yamraj'ın kimliğini belirtir. Hindu geleneğinde Yama olarak da adlandırılan Yamraj, ölüm ve ölülerin ruhlarıyla ilişkili ilahi bir hükümdardır; sıradan bir insan değildir. Bu kimlik, Satyavan'ın ruhuna öteki dünyaya kadar neden eşlik edebildiğini açıklar. Virgüller, Yamraj adı hakkında ek bilgi veren kimlik ifadesini ayırır.

Alıştırma

Bu cümlede the god of death ifadesi hangi gerekli bilgiyi verir?

  1. Yamraj'ın Satyavan'ın öldüğü yerin adı olduğunu söyler.
  2. Yamraj'ı ölüm ve ölülerin ruhlarıyla ilişkili ilahi bir varlık olarak tanımlar.
  3. Satyavan'ı Yamraj'ı yöneten tanrı olarak tanımlar.
Cevabı göster

Yamraj'ı ölüm ve ölülerin ruhlarıyla ilişkili ilahi bir varlık olarak tanımlar.

Dilbilgisi

come to escort ...: who had come yapısının kısaltılmış biçimi

come to escort ... ifadesi Yamraj'ın neden orada olduğunu ekler: Satyavan'ın ruhuna eşlik etmek için gelmiştir. Bu yapı who had come to escort Satyavan's soul to the afterlife şeklinde açılabilir. Ana cümle This was Yamraj'dır. Come burada ikinci bir ana yüklem değildir; kısaltılmış bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır. to escort ... ise gelme amacını belirtir. Hikâyelerde bir kişiyi tanıtıp neden geldiğini hemen açıklamak için bu kısa yapı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade cümleye esas olarak hangi bilgiyi ekliyor?

  1. Savitri'nin ne yapmayı reddettiği
  2. Satyavan'ın ruhunun nerede bulunduğu
  3. Yamraj'ın neden ortaya çıktığı
Cevabı göster

Yamraj'ın neden ortaya çıktığı

But Savitri was not giving up yet. Öbek fiiller

3:26

Ancak Savitri henüz pes etmiyordu.

Öbek fiiller

was not giving up: denemeye devam etmek

Give up, denemeyi bırakmak veya bir çabadan vazgeçmek anlamına gelen bir deyimsel fiildir. Was not giving up bunun olumsuz geçmişte devam eden biçimidir ve hikâyenin o anında Savitri'nin durmayı reddetmeye devam ettiğini gösterir. Vurgulanan sözcüklerin hemen ardından gelen yet, o ana kadar anlamını ekler. Was not giving up yet birlikte, onun hâlâ denemeye devam etmeye kararlı olduğunu ve durumun henüz sona ermediğini anlatır.

Alıştırma

Give up ifadesinin olumsuz geçmişte devam eden biçimini kullanarak cümleyi tam üç İngilizce sözcükle tamamlayın: The climb was difficult, but Noah ____ yet.

Cevabı göster

was not giving up

She followed the god for hours in the beating sun.

3:29

Kavurucu güneşin altında saatlerce tanrıyı takip etti.

Yama thundered at the princess to leave him in peace, Ton ve niyet

3:33

Yama, onu rahat bırakması için prensese kükredi,

Ton ve niyet

thundered at the princess to leave him in peace: prensesin onu rahat bırakmasını gök gürültüsü gibi bir sesle emretmek

Burada thundered, konuşma biçimini anlatan bir fiildir: Yama çok yüksek, öfkeli ve buyurgan bir sesle konuşur. Bu, gök gürültüsünün güçlü sesine dayanan bir benzetmedir; hava durumunu anlatmaz. thunder at someone to do something kalıbı, konuşma biçimini bir emirle birleştirir. Leave him in peace, onu takip etmeyi ya da rahatsız etmeyi bırakmak anlamına gelir. Bu yüzden emir tarafsız değil, sert ve tehditkârdır.

Alıştırma

Bu cümlede thundered at the princess to leave him in peace ne anlama geliyor?

  1. Prensesi bir fırtınanın yaklaşmakta olduğu konusunda uyardı.
  2. Prensesten sessizce yanında beklemesini rica etti.
  3. Prensese, yüksek ve öfkeli bir sesle kendisini rahatsız etmeyi bırakmasını emretti.
Cevabı göster

Prensese, yüksek ve öfkeli bir sesle kendisini rahatsız etmeyi bırakmasını emretti.

but even as her feet bled and throat burned, Anlatım akışı

3:37

ama ayakları kanasa ve boğazı yansa bile

Savitri would not turn back.

3:41

Savitri geri dönmeyecekti.

Anlatım akışı

even as ... Savitri would not turn back: eş zamanlı zorluğa rağmen kararlılık

Even as, ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir durumu sunar: Savitri'nin ayakları kanamakta ve boğazı yanmaktadır. even sözcüğü taviz anlamı da eklediği için bu acı, onun durabileceği beklentisini oluşturur. Ana cümle olan Savitri would not turn back bu beklentiyi boşa çıkarır. Yapı, bilgiyi “bunlar olurken bile durmayı ya da geri çekilmeyi reddetti” şeklinde düzenleyerek kararlılığı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, bir zorluk aynı anda yaşanmasına rağmen eylemin devam ettiğini bir bağlayıcıyla gösteriyor?

  1. As soon as the room grew noisier, Maya stayed focused on her book.
  2. Even as the room grew noisier, Maya stayed focused on her book.
  3. Because the room grew noisier, Maya stayed focused on her book.
Cevabı göster

Even as the room grew noisier, Maya stayed focused on her book.

Eventually, Yamraj paused.

3:44

Nihayetinde, Yamraj durakladı.

He would grant her one wish as a reward for her persistence, Kalıp ifadeler

3:47

Ona inadının bir ödülü olarak bir dilek hakkı bahşedecekti,

Kalıp ifadeler

grant someone one wish as a reward for...: … karşılığında ödül olarak bir dilek hakkı vermek

Grant someone a wish, bir kişinin bir dileğini gerçekleştirmeyi kabul etmek anlamına gelir. grant + kişi + dilek biçimindeki çift nesneli yapıda her alıcıyı, one wish ise verilen şeyi gösterir. Buradaki grant, bir şeyi kabul etmek veya doğru saymak anlamına gelmez. as a reward for + isim veya -ing biçimi, ödülün hangi davranış ya da özellik sayesinde kazanıldığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp grant someone something as a reward for something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi grant ve as a reward for kullanarak tamamlayın: The king would ____ her one wish ____ her bravery.

Cevabı göster

grant · as a reward for

but she couldn't ask for her husband's life.

3:51

ama kocasının hayatını isteyemezdi.

Without hesitating,

3:54

Savitri hiç tereddüt etmeden

Savitri asked the god to restore her father-in-law's sight. Kalıp ifadeler

3:55

tanrıdan kayınpederinin gözlerini iyileştirmesini istedi.

Kalıp ifadeler

restore someone's sight: birinin görme yetisini geri getirmek

Restore someone's sight, görme yetisi kaybolan veya zarar gören birinin yeniden görebilmesini sağlamak anlamına gelir. Restore, önceki bir duruma dönme anlamı katar; buradaki sight ise bir manzara veya gösteri değil, görme yetisidir. İyelik öbeği, kimin görme yetisinin geri geldiğini belirtir: her father-in-law's sight. Yeniden kullanılabilecek kalıp restore + kişinin iyelik biçimi + sight şeklindedir.

Alıştırma

Hangi sonuç restore someone's sight ifadesinin anlamına uyar?

  1. Kişiye güzel bir manzara gösterilir.
  2. Kişi bir yere kısa bir ziyaret yapar.
  3. Kişi, görme yetisini kaybettikten veya bu yeti zarar gördükten sonra yeniden görebilir.
Cevabı göster

Kişi, görme yetisini kaybettikten veya bu yeti zarar gördükten sonra yeniden görebilir.

The wish was granted, Dilbilgisi

4:00

Dileği kabul edildi

Dilbilgisi

The wish was granted: sonucu öne çıkaran edilgen yapı

The wish eylemden etkilenen ögedir; was granted ise grant fiilinin edilgen biçimidir. Burada grant a wish, bir dileği kabul etmek ya da gerçekleştirmek demektir. Edilgen yapı, dileği kimin gerçekleştirdiğini belirtmeden sonucu, yani dileğin kabul edilmesini öne çıkarır. Bu kısa kalıp mitlerde ve masallarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi grant fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: At last, her wish ____.

Cevabı göster

was granted

and Yamraj rode on.

4:02

ve Yamraj yoluna devam etti.

But still,

4:04

Fakat hala

Savitri's footsteps echoed behind him.

4:05

Savitri'nin ayak sesleri arkasında yankılanıyordu.

Exasperated,

4:08

Öfkelenen

the god granted her a second wish.

4:09

tanrı ona ikinci bir dilek hakkı daha verdi.

This time,

4:13

Bu kez,

she asked for Satyavan's kingdom to be restored.

4:13

Satyavan'ın krallığının geri verilmesini istedi.

Again,

4:17

Yine

the wish was granted,

4:18

dileği kabul edildi

and Yamraj began his descent into his subterranean kingdom. Kültür

4:19

ve Yamraj yeraltı krallığına doğru inişe geçti.

Kültür

began his descent into his subterranean kingdom: yer altı dünyasına iniş

Descent aşağı doğru hareket, subterranean ise yeryüzünün altında bulunan demektir. Bu yüzden began his descent into his subterranean kingdom, Yamraj’ın yer altındaki ülkesine doğru inmeye başladığını anlatır. Bu anlatım, ölüm tanrısının yer altı dünyasına dönüşüne ilişkin geleneksel mitolojik görüntüyü oluşturur. Yalnızca eve döndüğünü söylemekten daha canlı ve daha yüce bir anlatıma sahiptir.

Alıştırma

began his descent into his subterranean kingdom ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Denizi aşarak uzaktaki bir ülkeye gitmeye başladı.
  2. Gökyüzündeki bir krallığa doğru tırmanmaya başladı.
  3. Yer altındaki ülkesine doğru inmeye başladı.
Cevabı göster

Yer altındaki ülkesine doğru inmeye başladı.

But when he glanced back,

4:24

Fakat arkasına dönüp baktığında,

he was astounded to see the bedraggled princess stumbling along. Dilbilgisi

4:25

üstü başı perişan haldeki prensesin sendeleyerek peşinden geldiğini görünce hayrete düştü.

Dilbilgisi

be astounded to see ...: beklenmedik bir keşif büyük şaşkınlık yaratır

be astounded to see... yapısında astounded, “son derece şaşırmış” demektir. to see bölümü, bu tepkiye yol açan keşfi belirtir; bakma amacını anlatmaz. Burada adam, pejmürde hâldeki prensesin sendeleyerek ilerlediğini görür ve bu görüntü onu hayrete düşürür. Anlatılarda be astounded to hear... ve be astounded to find... kalıpları da benzer şekilde kullanılır.

Alıştırma

“He was astounded to see the result,” cümlesinde “to see the result” neyi ifade eder?

  1. seyahatinin amacı
  2. şaşırmasına yol açan keşif
  3. başka birine bakması için verilen emir
Cevabı göster

şaşırmasına yol açan keşif

He'd never seen such devotion to the dead, Kelime

4:29

Ölülere karşı hiç bu kadar büyük bir bağlılık görmemişti,

and he honored her dedication with one final wish. Kalıp ifadeler

4:32

ve onun bu adanmışlığını son bir dilekle onurlandırdı.

Kelime

such devotion to the dead: ölmüş insanlara karşı derin sadakat

Devotion, derin ve kararlı sevgi, sadakat veya özveri anlamına gelir. such + isim, olağanüstü bir dereceyi vurgular; bu nedenle such devotion, alışılmadık ölçüde büyük bir bağlılık demektir. The dead, ölmüş insanları topluca anlatan the + sıfat yapısıdır. Hikâye ölmüş tek bir sevilen kişiyle ilgili olsa da bu ifade onu ölülerden biri olarak sunar ve kadının sadakatine ciddi ve olağanüstü bir ton verir.

Alıştırma

“They gathered to honor the dead” cümlesinde “the dead” ne demektir?

  1. ölmüş insanlar
  2. adı Dead olan bir kişi
  3. uyuyan insanlar
Cevabı göster

ölmüş insanlar

Kalıp ifadeler

honored her dedication with one final wish: takdiri eylemle göstermek

Burada honored her dedication with one final wish, ona son bir dilek hakkı vererek bağlılığını takdir ettiğini gösterir. Honor burada yalnızca bir saygı duygusunu değil, takdirin eylemle gösterilmesini anlatır. Aktarılabilir yapı honor + kişi veya katkı + with + somut bir takdir ya da ödüldür. with ile başlayan bölüm, takdirin nasıl gösterildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede “honored her dedication with one final wish” ne anlama geliyor?

  1. Ondan bir dilek daha adamasını istedi.
  2. Onun ölülere olan bağlılığını sona erdirdi.
  3. Ona içinden saygı duydu ama hiçbir şey yapmadı.
  4. Son bir dilek hakkı vererek onun bağlılığını eylemiyle takdir etti.
Cevabı göster

Son bir dilek hakkı vererek onun bağlılığını eylemiyle takdir etti.

Savitri wished to be the mother of many children. Dilbilgisi

4:37

Savitri pek çok çocuğun annesi olmayı diledi.

Dilbilgisi

wished to be the mother of many children: koşul içeren resmî bir dilek

Wish to + fiilin yalın hâli, birinin bir şey yapmak veya gelecekte belirli bir role sahip olmak istediğini resmî biçimde anlatır. Burada wished to be, Savitri'nin sözlerini ciddi ve törensel bir dilek olarak sunar; be the mother of many children ise istediği gelecekteki rolü belirtir. Hikâyenin mantığına göre bu geleceğin gerçekleşmesi için kocasının hayatta olması gerekir. Bu nedenle cümle yalnızca sıradan bir isteği bildirmez; daha sonraki akıl yürütmesinde kullanabileceği bir koşul kurar.

Alıştırma

“wished to be the mother of many children” neden sıradan bir istekten daha fazlasıdır?

  1. Onun zaten birçok çocuğun annesi olduğunu söyler.
  2. Çocuk sahibi olmaktan pişman olduğu anlamına gelir.
  3. Hikâyede kocasının hayatta olmasını gerektiren gelecekteki bir rolü resmî biçimde belirtir.
  4. Kendi annesinin daha fazla çocuk sahibi olmasını ister.
Cevabı göster

Hikâyede kocasının hayatta olmasını gerektiren gelecekteki bir rolü resmî biçimde belirtir.

The god agreed and waved to dismiss her. Ton ve niyet

4:41

Tanrı kabul etti ve gitmesini işaret ederek elini salladı.

Ton ve niyet

wave to dismiss someone: el hareketiyle birini göndermek

Burada waved to dismiss her, ona gitmesini söylemek için el hareketi yaptığı anlamına gelir. Bu sahnede dismiss, “birini göndermek” demektir; “birini işten çıkarmak” anlamına gelmez. Bu hareket, başka söz söylemeden konuşmayı bitirir. Konuşmayı sona erdirme yetkisinin kendisinde olduğunu varsaydığı için, hareketi dostça el sallayarak vedalaşmaktan daha buyurgan ve soğuk görünür.

Alıştırma

Bu cümlede “waved to dismiss her” ne anlama geliyor?

  1. Onu işten çıkardı.
  2. Ondan yaklaşmasını istedi.
  3. Gitmesini söylemek için eliyle işaret etti.
  4. Ona dostça el sallayarak veda etti.
Cevabı göster

Gitmesini söylemek için eliyle işaret etti.

But the princess only repeated the vow she'd made one year earlier. Kalıp ifadeler

4:45

Ancak prenses sadece bir yıl önce ettiği yemini tekrarladı.

Kalıp ifadeler

repeated the vow she'd made earlier: daha önce ettiği yemini yinelemek

Repeated the vow she'd made one year earlier, onun bir yıl önce ettiği ciddi yemini yeniden söylediği veya doğruladığı anlamına gelir. Burada repeat, aynı sesleri kelimesi kelimesine mekanik biçimde tekrarlamakla sınırlı değildir; yemini yeniden onaylamak anlamına da gelebilir. make a vow kalıbında make, “ciddi bir söz vermek veya yemin etmek” anlamındadır. she'd made, she had made kısaltmasıdır; past perfect, yeminin daha sonra yinelenmesinden önce edilmiş olduğunu gösterir.

Alıştırma

make a vow ve repeat the vow kalıplarının doğru biçimleriyle iki boşluğu tamamlayın: At the ceremony, she ____ to protect the forest. Years later, she ____ in public.

Cevabı göster

made a vow · repeated the vow

Her fate was forever entwined with Satyavan.

4:51

Kaderi sonsuza dek Satyavan ile iç içe geçmişti.

How could she bear many children if Yamraj would not return her husband? Anlatım akışı

4:55

Yamraj kocasını ona geri vermezse nasıl birçok çocuk doğurabilirdi ki?

Anlatım akışı

How could she ... if ...?: retorik bir mantık itirazı

How could she ... if ...? burada bir yöntem sormuyor. İlk cümlecik vaat edilen sonucu belirtirken if cümleciği bu sonucu imkânsız kılan koşulu verir. Konuşmacı çelişkiyi soru hâline getirerek dinleyiciyi şu sonucu kabul etmeye zorlar: Ret kararı değişmedikçe vaat yerine getirilemez. Bu, mantıksal bir itiraz olarak kullanılan retorik bir sorudur.

Alıştırma

Konuşmacı bu cümlede How could she ... if ...? yapısıyla ne yapıyor?

  1. Nasıl çocuk sahibi olunacağına dair talimat istemek
  2. Vaat ile ret kararının aynı anda geçerli olamayacağını belirtmek
  3. Vaatten vazgeçmeyi önermek
  4. Konuyu yeni bir isteğe çevirmek
Cevabı göster

Vaat ile ret kararının aynı anda geçerli olamayacağını belirtmek

Hearing this clever question,

4:59

Bu zekice soruyu duyan

the god relented, Kelime

5:01

tanrı yelkenleri suya indirdi,

Kelime

the god relented: tanrının direndikten sonra geri adım atması

Relented, relent fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin daha önce direnmesi, reddetmesi veya katı bir tutum sürdürmesinin ardından yumuşayıp geri adım atması anlamına gelir. Burada tanrı, savı dinledikten sonra tutumunu değiştiriyor. Fiil bu önce-sonra değişimini içerdiğinden yalnızca replied veya agreed demekten daha fazlasını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede relented doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The coach relented by making the punishment even harsher.
  2. The coach relented the team a new rule before anyone objected.
  3. After refusing twice, the coach finally relented and gave the team five more minutes.
Cevabı göster

After refusing twice, the coach finally relented and gave the team five more minutes.

knowing he'd been beaten. Deyimler

5:03

yenildiğini biliyordu.

Deyimler

knowing he'd been beaten: fikir yarışını kaybettiğini fark etmek

Burada knowing, fark etmek anlamındadır ve bu farkındalığı çevredeki eylemin arka planı olarak sunar. Ardından been geldiği için he'd, he had kısaltmasıdır; bu nedenle he'd been beaten, past perfect edilgen yapıdır. Beaten burada mecazidir: Savitri'nin bu konuşmada zekâsıyla kendisini alt ettiğini fark eder. Fiziksel bir saldırı söz konusu değildir. Daha genel olarak be beaten; bir yarışmayı, tartışmayı, müzakereyi veya zekâ mücadelesini kaybetmeyi anlatabilir.

Alıştırma

“knowing he'd been beaten” ifadesinde neyi fark etmiştir?

  1. Fikir yarışını kaybetmiştir.
  2. Savitri'yi fiziksel olarak yaralamıştır.
  3. Tartışmayı kazanmıştır.
  4. Verilen sözü unutmuştur.
Cevabı göster

Fikir yarışını kaybetmiştir.

With Yamraj's blessing and respect, Kalıp ifadeler

5:05

Yamraj'ın onayı ve saygısıyla

Satyavan was returned to Savitri,

5:08

Satyavan, Savitri'ye geri verildi,

Kalıp ifadeler

With Yamraj's blessing and respect: izin ve saygıyla

Cümlenin başındaki with öbeği, ardından gelen sonucun gerçekleştiği koşulları açıklar. Geri dönüşün Yamraj'ın onayıyla gerçekleştiğini ve Yamraj'ın Savitri'ye saygı duyduğunu söyler; yalnızca kibar bir iyi dilekten sonra gerçekleştiğini anlatmaz. Burada blessing, yetkili bir kişinin iznini, onayını ve iyi niyetli desteğini ifade eder. Respect ayrı bir anlam daha ekler: Yamraj, Savitri'nin karakterini ve başarısını takdir eder.

Alıştırma

“With Yamraj's blessing and respect” cümleye hangi bilgiyi ekler?

  1. Yamraj, Savitri'den kendisini kutsamasını ister.
  2. Yamraj yalnızca kısa bir iyi şans dileğinde bulunur.
  3. Sonuç Yamraj'ın onayını almıştır ve Yamraj ayrıca Savitri'ye saygı duyar.
  4. Savitri, Yamraj'ın haberi olmadan hareket eder.
Cevabı göster

Sonuç Yamraj'ın onayını almıştır ve Yamraj ayrıca Savitri'ye saygı duyar.

and the two walked back to the land of the living, Deyimler

5:11

ve ikisi yaşayanların diyarına geri yürüdüler,

united in a love that not even death could destroy. Anlatım akışı

5:15

ölümün bile yok edemeyeceği bir aşkla birleşmiş olarak.

Deyimler

walked back to the land of the living: yaşayanların dünyasına yürüyerek döndü

The land of the living, yaşayan insanların bulunduğu dünyayı anlatan edebî bir ifadedir. Özellikle ölüm, yeraltı dünyası veya ölülerin diyarıyla karşıtlık kurulduğunda kullanılır. Burada walked back to, karakterlerin bu sınırı aşıp sıradan insan yaşamına dönmesini anlatır. Land burada belirli bir ülke veya toprak değil, bir diyar ya da dünya anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi yaşayan insanların dünyasını anlatan edebî ifadeyle tamamlayın: In the legend, the hero escaped the underworld and returned to ____.

Cevabı göster

the land of the living

Anlatım akışı

united in a love that not even death could destroy: ölümün bile yok edemeyeceği bir sevgiyle birleşmiş

United in a love, karakterlerin son durumunu gösterir: sevgileri onları birleştirir. Ardından gelen that not even death could destroy sözleri bu sevgiyi anlatır ve en güçlü iddiayı cümlenin sonuna saklar. Not even, death sözcüğünü olası engellerin en uç noktasına yerleştirir ve onun bile başarısız olduğunu söyler. Bir kapanış cümlesi olarak bu yapı, yaşanan olaydan sevgilerinin ölümden daha güçlü olduğu büyük temaya geçer.

Alıştırma

not even death, sevginin anlatımına ne katar?

  1. Ölümü aşırı güçlü bir engel olarak sunar, fakat onun bile sevgiyi yok edemediğini belirtir.
  2. Sevgiyi yok edebilecek tek şeyin ölüm olduğunu söyler.
  3. Ölümün sevgiyle ilgisiz olduğunu düşündürür.
  4. Ölümün sevgiyi çoktan yok ettiğini söyler.
Cevabı göster

Ölümü aşırı güçlü bir engel olarak sunar, fakat onun bile sevgiyi yok edemediğini belirtir.

Not all negotiations with death end quite so well. Anlatım akışı

5:20

Ölümle yapılan tüm müzakereler bu kadar iyi bitmeyebilir.

Anlatım akışı

Karşıtlık ve merak yaratan Not all ... end quite so well

Not all ... “hepsi ... değildir” anlamına gelir ve kısmi olumsuzluk bildirir. Cümle, bazı pazarlıkların iyi sonuçlanabileceğini, bazılarınınsa sonuçlanmayabileceğini açık bırakır. quite so well içindeki so, “az önce sözü edilen başarılı sonuç kadar” demektir. Bir geçiş olarak anlatıcı önce öyküleri aynı grupta toplar, ardından hepsinin aynı iyi sonucu paylaşmadığını söyler. Böylece az önce biten başarı öyküsüyle sırada gelenleri karşılaştırır ve merak uyandırır.

Alıştırma

Anlatıcı başarılı bir örneği anlattıktan sonra “Not all negotiations with death end quite so well.” diyor. Bu geçişi en iyi açıklayan yorum hangisidir?

  1. Bütün pazarlıklar başarısız olur, dolayısıyla öyküler arasında karşıtlık yoktur.
  2. Her öykü aynı başarılı sonla biter.
  3. Bu tür pazarlıkların bazıları iyi, bazıları kötü sonuçlanabilir; cümle ayrıca sonraki öyküyle bir karşıtlık hazırlar.
  4. Pazarlıklar henüz bitmemiştir.
Cevabı göster

Bu tür pazarlıkların bazıları iyi, bazıları kötü sonuçlanabilir; cümle ayrıca sonraki öyküyle bir karşıtlık hazırlar.

But then again, Anlatım akışı

5:24

Fakat diğer yandan,

not everyone makes one fatal mistake. Kelime

5:25

herkes böyle ölümcül bir hata da yapmaz.

Anlatım akışı

Önceki ifadeyi yeniden değerlendiren But then again

But then again, “ama yeniden düşününce” veya “öte yandan” anlamına gelen konuşma diline özgü bir söylem belirtecidir. Önceki ifadeyi sınırlandıran, dengeleyen ya da kısmen düzelten başka bir noktayı gündeme getirir. Burada pazarlıkların nasıl sonuçlandığına dair ifadeden sonra yeni bir açı eklenir: anlatıcı, insanların hatalarını da başka bir etken olarak düşünmemizi ister. Then again daha sonraki bir zamana gönderme yapmaz ve “bir kez daha” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yeniden değerlendirme bildiren bu karşıtlığı en iyi hangi belirteç tamamlar? The campsite is farther away. _____, it is much quieter.

  1. For example
  2. But then again
  3. As a result
  4. In the meantime
Cevabı göster

But then again

Kelime

one fatal mistake: ölümcül ya da yıkıcı bir hata

fatal mistake ifadesindeki fatal gerçek anlamlı olabilir: hata ölüme yol açar. Sözcük mecaz anlamda da kullanılabilir: hata bir planı, fırsatı veya istenen sonucu yok edecek kadar zarar vericidir. Ölümle ilgili bağlam burada iki anlamı da etkinleştirir. one, bu hatayı trajik başarısızlığa yol açan tek ve belirleyici eylem olarak öne çıkarır.

Alıştırma

one fatal mistake bu bağlamda büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Kolayca düzeltilebilen küçük bir hata
  2. Ölüme neden olan veya yıkıcı bir başarısızlığa yol açan hata
  3. Beklenmedik bir yarar sağlayan başarılı bir seçim
Cevabı göster

Ölüme neden olan veya yıkıcı bir başarısızlığa yol açan hata

Find out what Orpheus should have done differently to save his love, Kültür

5:28

Orpheus'un aşkını kurtarmak için neyi farklı yapması gerektiğini öğrenin,

Eurydice,

5:32

Eurydice'i,

with this video.

5:33

bu videoyla.

Kültür

Orpheus ... Eurydice: yeraltı dünyasından kurtarma miti

Orpheus ve Eurydice, Yunan mitolojisinde birbirini seven iki kişidir. Eurydice öldükten sonra Orpheus yeraltı dünyasına girer ve onu yaşayanların dünyasına geri getirmeye çalışır. Onu dışarı çıkarırken çok erken arkasına bakmaması şartıyla izin alır, ancak arkasına bakar ve Eurydice'yi yeniden kaybeder. Bu arka plan, cümlenin neden onun neyi farklı yapması gerektiğini sorduğunu açıklar: bu adlar, sevilen birini ölümden kurtarmaya yönelik ünlü ama başarısız bir girişimi anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan göndermeyi en iyi açıklayan arka plan bilgisi hangisidir?

  1. Eurydice'yi geri getirmeye çalışmak için yeraltı dünyasına girdi.
  2. Eurydice'yi tedavi eden bir doktordu.
  3. Ölüm tanrısının başka bir adıydı.
Cevabı göster

Eurydice'yi geri getirmeye çalışmak için yeraltı dünyasına girdi.

Or keep the winning streak going with the tale of the doctor who defied death. Deyimler

5:34

Ya da ölüme meydan okuyan doktorun hikayesiyle galibiyet serinizi sürdürün.

Deyimler

keep the winning streak going: galibiyet serisini sürdürmek

Winning streak, arka arkaya gelen galibiyet veya başarılar dizisidir. Keep the winning streak going, bu diziyi bozmadan sürdürmek anlamına gelir; keep ... going ise bir şeyin devam etmesini sağlamak demektir. Burada anlatıcı, başka bir bağlantılı öyküyü seçmeyi eğlenceli bir serideki yeni başarı gibi göstermek için spor ve oyun dilini kullanıyor. Bu ifade, yarışma dışındaki art arda başarıları da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The chess club has won six matches, and it hopes to ____.

Cevabı göster

keep the winning streak going

Deyimler

a doctor who defied death: ölüme meydan okuyan bir doktor

Defied death, ölümü birinin meydan okuduğu veya teslim olmayı reddettiği güçlü bir rakip gibi gösterir. Bir öyküde genellikle aşırı tehlikeden sağ çıkmayı veya ölümcül bir hastalıkla savaşmayı anlatır; ölümü sonsuza dek gerçekten yenmek anlamına gelmez. Who defied death ilgi cümleciği hangi doktordan söz edildiğini belirtir ve betimlemeye kahramanca, dramatik bir ton katar. Survived gibi tarafsız bir sözcükle karşılaştırıldığında defied death mücadeleyi ve cesur direnişi vurgular.

Alıştırma

A doctor who defied death ifadesinde defied death neyi anlatır?

  1. Doktor başka bir doktorun isteğini kibarca reddetti.
  2. Doktor dramatik biçimde ölüme meydan okudu veya ölümden kurtuldu.
  3. Doktor ölümün var olduğunu unuttu.
  4. Doktor küçük bir sıkıntıdan kaçındı.
Cevabı göster

Doktor dramatik biçimde ölüme meydan okudu veya ölümden kurtuldu.