Savitri ve Satyavan: Ölümü alt eden prensesin efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Savitri ve Satyavan mitinin yeniden anlatımıdır; Savitri önceden bildirilen ölümü reddeder, Yamraj’ın peşinden gider, kararlılığıyla dilekler kazanır ve son bir mantık hamlesiyle kocasını geri getirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. only to find — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu anlatı yapısını “bir şey beklerken başka bir şeyle karşılaşmak” anlamında tanımayı öğrenir, böylece hikâyedeki ani dönüşleri daha iyi takip edebilirsiniz. 2. How could she bear many children if Yamraj would not return her husband? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: if içeren retorik bir sorunun çelişkiyi nasıl ortaya çıkardığını ve karakterin cevabı doğrudan söylemeden tartışmayı kazanmasını nasıl sağladığını anlarsınız. 3. united in a love that not even death could destroy. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kapanış cümlesindeki not even death ifadesinin temayı nasıl güçlendirdiğini ve mitolojik aşk hikâyesine etkili bir son verdiğini fark edersiniz.
Bu derste
Princess Savitri of the Madra kingdom was as benevolent, Dilbilgisi
0:07Madra krallığının Prensesi Savitri o kadar iyiliksever,
brilliant, and bright as the sun god she was named for.
0:11adını aldığı güneş tanrısı kadar zeki ve parlaktı.
as benevolent, brilliant, and bright as the sun god: as ... as eşitlik karşılaştırması
İki as sözcüğü, as + sıfat(lar) + as + karşılaştırılan öğe biçimindeki eşitlik karşılaştırmasını kurar. Burada benevolent, brilliant ve bright aynı yapının içinde yer alır; the sun god ise karşılaştırılan öğedir. Cümle bu yapıyı canlı bir benzetme olarak kullanır ve Savitri'yi bu özellikler bakımından güneş tanrısına denk gösterir. İkinci as, çünkü anlamına gelmez; karşılaştırılan öğeyi tanıtır.
Alıştırma
Eksik iki sözcüğü yazarak eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: The lake was ____ still ____ glass.
Cevabı göster
as · as
and many powerful princes and wealthy merchants flocked to her family's palace to seek her hand in marriage. Deyimler
0:18ve birçok güçlü prens ile varlıklı tüccar, onunla evlenmek için ailesinin sarayına akın ediyordu.
seek her hand in marriage: geleneksel bir evlenme teklifi ifadesi
Seek someone's hand in marriage, genellikle resmî bir teklif veya istek yoluyla o kişiyle evlenmeye çalışmak anlamına gelen geleneksel bir ifadedir. Bu cümlede prensler ve tüccarlar Savitri ile evlenme umuduyla gelmiştir. Hand burada aranan bir vücut parçasını değil, evlenme onayını veya bağlılığını simgeler. seek someone's hand in marriage ifadesini sözcük sözcük çevirmek yerine evlilikle ilgili tek bir bütün ifade olarak anlayın.
Alıştırma
Bu hikâyede seek her hand in marriage ne anlama gelir?
- Elini tutmak
- Ailesini aramak
- Ona evlenme teklif etmek
- Ondan yardım istemek
Cevabı göster
Ona evlenme teklif etmek
But upon witnessing her blinding splendor in person,
0:26Ancak onun göz kamaştırıcı ihtişamına bizzat şahit olduklarında,
lost their nerve: kritik anda cesaretini kaybetmek
To lose one's nerve, kritik anda çok korkup veya kendine olan güvenini yitirip yapmayı planladığı şeye devam edememek demektir. Bu cümlede adamlar olası taliplerdi, ancak kadının ihtişamını görünce geri çekildiler. Buradaki nerve, bedendeki bir siniri değil, cesareti veya özgüveni anlatır. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I lost my nerve; she lost her nerve; they lost their nerve.
Alıştırma
Cümleyi lose one's nerve ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Just before the speech, Omar ____ and stepped away from the microphone.
Cevabı göster
lost his nerve
the princess determined to find a husband herself.
0:35prenses, kendi kocasını kendi bulmaya karar verdi.
Mounting her golden chariot: cümle başında kullanılan -ing yapısı
Mounting her golden chariot, cümlenin başında kullanılan bir -ing ortaç yapısıdır. Bu cümlede ana cümleden önceki eylemi kısa biçimde verir: önce savaş arabasına bindi, sonra yolculuk etti. Tam ana cümle she traveled ile başlar. mounting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan she'dir. Bu yapı, İngilizce anlatılarda aynı kişinin yaptığı birbiriyle bağlantılı eylemleri She mounted ... and then she traveled... diye tekrarlamadan birleştirir.
Alıştırma
Cümle başındaki -ing yapısında ve ana cümlede iki eylemi de aynı kişinin yaptığı doğru cümle hangisidir?
- Opening the gate, Maya walked into the garden.
- Opening the gate, the garden looked peaceful to Maya.
- Opening the gate, a warm breeze greeted Maya.
Cevabı göster
Opening the gate, Maya walked into the garden.
Savitri ventured deep into the jungle, Kalıp ifadeler
0:51Savitri ormanın derinliklerine doğru yola koyuldu,
ventured deep into the jungle: ormanın derinliklerine cesurca ilerlemek
Bu cümlede ventured deep into, belirsizliğe veya olası bir tehlikeye rağmen cesaretle bir yerin çok içlerine gitmek anlamına gelir. Venture, sıradan go fiilinde bulunmayan bir risk veya keşif duygusu katar. Kalıp venture deep into + yer şeklindedir. Ventured geçmiş zamanı, deep ise kişinin yerin ne kadar içine gittiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi venture deep into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite the warning signs, the explorers ____ the cave.
Cevabı göster
ventured deep into
But the princess saw he was not at peace. Kelime
1:04Ancak prenses, onun huzursuz olduğunu fark etti.
not at peace: iç huzuruna sahip olmamak
Burada he was not at peace, onun içten içe sakin veya huzurlu olmadığı anlamına gelir. Hâlâ kaygı, üzüntü veya çözülmemiş bir çatışma taşıyordu. be at peace kalıbı iç huzuru veya kabullenme durumunu anlatır. Bu cümlede peace soyut bir anlamdadır; yalnızca savaşın olmamasını ifade etmez.
Alıştırma
Bu bağlamda "he was not at peace" en doğal olarak ne anlama gelir?
- Bir savaşta çarpışıyordu.
- Sıkıntılı hissediyor ve iç huzuru bulamıyordu.
- Çok fazla gürültü çıkarıyordu.
- Sessiz yerlerden hoşlanmıyordu.
Cevabı göster
Sıkıntılı hissediyor ve iç huzuru bulamıyordu.
told her of his plight: ciddi bir sıkıntıyı resmî biçimde anlatmak
Tell someone of something, birine bir şeyi anlatmanın resmî ve hikâye anlatımına özgü bir yoludur. Burada told her of, Satyavan'ın ona açıkladığı zor durumu tanıtır. Plight, genellikle başkalarında acıma ve merhamet uyandıran ciddi, acı verici ya da tehlikeli bir durumdur. Sıradan bir problem sözcüğünden daha güçlüdür; bu nedenle cümle küçük bir sorunu değil, ağır bir sıkıntıyı anlatır.
Alıştırma
“Satyavan told her of his plight.” cümlesine en uygun anlam hangisidir?
- Çok küçük, günlük bir sorundan ona gelişigüzel söz etti.
- Ondan kendisine bir gezi rotası göstermesini istedi.
- Ona sevindirici bir haber verdi.
- Ciddi sıkıntısını ona resmî ve hikâye anlatır gibi anlattı.
Cevabı göster
Ciddi sıkıntısını ona resmî ve hikâye anlatır gibi anlattı.
His parents had once been wealthy rulers Dilbilgisi
1:12Ebeveynleri bir zamanlar varlıklı hükümdarlarken,
until his father was blinded and overthrown in a violent coup. Kültür
1:15babası şiddetli bir darbede kör edilmiş ve tahttan indirilmişti.
had once been ... until ...: önceki bir durum ve bitiş noktası
Had once been, anne babanın önceki konumunu başka bir geçmiş olaydan daha önceye yerleştirir: darbeden önce zengin hükümdarlardı. Once 'daha önceki bir zamanda' anlamına gelir; past perfect yapıdaki had been ise daha sonraki geçmiş olaydan geriye bakar. Until, önceki durumu sona erdiren ya da değiştiren olayı tanıtır. had once been ... until ... kalıbı, hikâyeyi eski bir durumdan onun yerini alan geçmişteki dönüm noktasına taşır.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlayın. Önce once ile past perfect yapısını, ardından bitiş noktasını tanıtan sözcüğü kullanın: The historian explained that the castle ____ empty ____ the new king arrived.
Cevabı göster
had once been · until
şiddetli bir darbeyle devrilmek
Overthrown in a violent coup, bir grubun siyasi kontrolü zor kullanarak ele geçirmesi sırasında bir yöneticinin iktidardan uzaklaştırılması demektir. Coup, genellikle küçük bir grubun devlet iktidarını aniden ele geçirmesidir. Burada ifade, babanın neden artık hükümdar olmadığını açıklar: iktidarını normal bir yönetim değişikliğiyle kaybetmemiş, siyasi bir ele geçirme sonucunda iktidarı elinden alınmıştır.
Alıştırma
a violent coup ifadesindeki coup ne anlama gelir?
- normal bir seçim
- barışçıl bir halka açık kutlama
- kişiler arasındaki sıradan bir kavga
- siyasi iktidarın aniden ele geçirilmesi
Cevabı göster
siyasi iktidarın aniden ele geçirilmesi
Satyavan worked tirelessly to support their meager new life.
1:19Satyavan onların yeni ve sefil yaşamlarını sürdürebilmeleri için yorulmak bilmeden çalışıyordu.
His determination and devotion moved the princess. Kelime
1:25Onun bu kararlılığı ve bağlılığı prensesi çok etkiledi.
moved the princess: prensesi duygulandırdı
Burada moved, prensesin derin bir duygu hissetmesine neden oldu demektir. His determination and devotion duygunun kaynağı, the princess ise duygusal olarak etkilenen kişidir. Bir hikâye, eylem veya kişisel özellik moves someone yapısıyla kullanıldığında move, konum değiştirme anlamındaki fiziksel hareketi değil, duygusal olarak etkilemeyi anlatır.
Alıştırma
'The ending moved the audience,' cümlesinde moved ne anlama gelir?
- seyircilerin güçlü bir duygu hissetmesini sağladı
- seyircilerden ayrılmalarını istedi
- seyircilerin konuşmasını sağladı
- seyircilerin koltuk değiştirmesini sağladı
Cevabı göster
seyircilerin güçlü bir duygu hissetmesini sağladı
she'd finally found an equal: sonunda kendine denk birini bulmuştu
find an equal ifadesinde equal, önemli nitelikler, yetenek veya konum bakımından birine denk olan kişiyi belirten sayılabilir bir isimdir. Burada matematiksel bir değeri anlatmaz. Bu ifade, bulduğu kişiyi yalnızca olası bir eş veya partner olarak değil, onun yanında eşit biçimde durabilecek gerçek bir dengi olarak sunar.
Alıştırma
“she'd finally found an equal” ifadesinde an equal ne anlama gelir?
- Önemli nitelikler bakımından ona denk bir kişi
- Eşitliği gösteren matematiksel bir simge
- Yeni tanıştığı herhangi biri
- Onunla tamamen aynı görünüme sahip bir kişi
Cevabı göster
Önemli nitelikler bakımından ona denk bir kişi
Savitri rushed home to tell her father the good news,
1:36Savitri bu iyi haberi babasına vermek için aceleyle eve döndü,
a traveling sage and wisest messenger of the gods.
1:42o gezgin bir bilge ve tanrıların en bilge elçisiydi.
only to find: beklenmedik bir sonuç
Only to + fiil, önceki eylemden sonra ortaya çıkan ve beklenmedik ya da umulanın tersine olan bir sonucu anlatır. Burada only to find, “ama sonra fark etti” anlamındadır; “bulmak amacıyla” demek değildir. Bu yapı anlatıyı düzenler: önce bir beklenti oluşturur, ardından only dönüşü haber verir. Sonuç çoğu zaman hayal kırıklığı yaratır, ancak yalnızca şaşırtıcı da olabilir.
Alıştırma
Cümleyi beklenmedik sonuç bildiren yapıyla tamamlayın: Maya hurried to the store before closing, ____ the doors already locked.
Cevabı göster
only to find
Narada, a traveling sage and wisest messenger of the gods: açıklayıcı bir ad öbeğiyle kimlik tanıtımı
Narada bir özel addır ve virgülden sonraki ad öbeği açıklayıcı bir eşlemedir: aynı kişiyi gezgin bir bilge ve tanrıların en bilge habercisi olarak tanıtır. İkinci bir kişiyi ya da yeni bir eylemi anlatmaz. Burada sage, yalnızca seyahat eden birini değil, özellikle dinî veya efsanevi ortamlarda bilgeliği nedeniyle saygı gören bir kişiyi ifade eder. Narada’nın ilahi bir haberci olarak tanıtılması, daha sonra ilettiği mesaja veya kehanete de mitolojik bir otorite kazandırır.
Alıştırma
“Narada, a traveling sage and wisest messenger of the gods,” ifadesinde virgülden sonraki bölüm ne yapar?
- Narada ile seyahat eden ikinci bir kişiyi tanıtır.
- Narada’nın nereye seyahat etmeyi planladığını açıklar.
- Narada’nın kimliğini belirtir ve rolü hakkında bilgi ekler.
- Narada’nın o anda bir mesaj ilettiğini söyler.
Cevabı göster
Narada’nın kimliğini belirtir ve rolü hakkında bilgi ekler.
Her betrothed had only a year to live. Notlar
1:55Nişanlısının yaşamak için yalnızca bir yılı kalmıştı.
Her betrothed: nişanlı kişiyi anlatan resmî ve edebî bir isim
Betrothed burada isim olarak kullanılmıştır. Her betrothed, onun resmen nişanlandığı ve evleneceği kişiyi ifade eder; hikâyede bu kişi erkek olduğu için “nişanlısı”, yani her fiancé olarak anlaşılabilir. Bu sözcük evlilik vaadi anlamını taşır. Yalnızca boyfriend, girlfriend veya romantik partner anlamına gelmez.
Alıştırma
“Onun nişanlandığı ve evleneceği kişi” anlamındaki resmî ve edebî isimle cümleyi tamamlayın: In the legend, the princess had promised to marry Arun. He was her ____.
Cevabı göster
betrothed
had only a year to live: kalan ömür
had only a year to live ifadesi, nişanlısının yalnızca bir yıl daha yaşamasının beklendiği anlamına gelir. have + süre + to live kalıbı, birinin daha ne kadar yaşamasının beklendiğini anlatır. Hikâye geçmiş zamanda anlatıldığı için had kullanılır. only kalan sürenin kısa olduğunu vurgular; to live ise süre ifadesini tamamlar, amaç bildirmez.
Alıştırma
‘Yalnızca bir yıllık ömür kalması’ anlamındaki tam İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The explorer had ____.
Cevabı göster
only a year to live
Savitri's blood ran cold: ani ve yoğun korku
Savitri's blood ran cold, Savitri'nin aniden yoğun korku ya da şok hissettiğini anlatan bir deyimdir. Korkutucu bir haberden sonra hissedilebilen ürpertici beden duygusunu betimler; kanı gerçekten soğumamıştır. Yeniden kullanılabilir kalıp şimdiki zamanda someone's blood runs cold, geçmişte someone's blood ran cold şeklindedir. Anlatıma canlı ve dramatik bir ton katar.
Alıştırma
Cümleyi ani ve yoğun korkuyu anlatan deyimle tamamlayın: When Leo heard someone unlock the door downstairs, his ____.
Cevabı göster
blood ran cold
already doomed to lose him: onu kaybetmeye çoktan mahkûm
Be doomed to + fiilin yalın hâli yapısında doomed, kaçılması imkânsız görünen kötü bir sonuca mahkûm olmak anlamına gelir. Doomed to lose him yalnızca bir olasılıktan çok daha fazlasını ifade eder: kadın, onu kaybetmenin kaçınılmaz olmasından korkar. Already, bu kaderin kadın onu değiştiremeden önce belirlenmiş olabileceğini düşündürür. Soruda yalnızca neyin muhtemel olduğunu sormak yerine şaşkınlık ve korku duygusu yaratır.
Alıştırma
Cümleyi doomed to ile tamamlayın: Without urgent repairs, the bridge is ____ collapse.
Cevabı göster
doomed to
would not accept these terms: bu koşulları kabul etmeyi reddetti
Geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede would not + fiilin yalın hâli, geleceği değil, bir kişinin kesin reddini veya isteksizliğini gösterebilir. Bu nedenle The princess would not accept, prensesin kabul etmemeye kararlı olduğu anlamına gelir. Burada terms, sunulan veya dayatılan koşullar ya da düzenleme anlamındadır. Accept these terms bu koşulları kabul etmek demektir; terms burada teknik terimler anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmiş anlatıda kabul etmemeyi en açık biçimde kesin bir ret olarak sunar?
- Lena did not accept the conditions.
- Lena would not accept the conditions.
- Lena planned to accept the conditions.
- Lena was not offered the conditions.
Cevabı göster
Lena would not accept the conditions.
and Satyavan himself that she would never marry another.
2:13ve Satyavan'ın bizzat kendi önünde başka biriyle asla evlenmeyeceğine yemin etti.
swore before ... that ...: tanıkların önünde ciddi biçimde yemin etmek
Swore, swear fiilinin geçmiş zaman biçimidir. swear before + tanıklar + that cümleciği yapısında before, yemini dinleyen kişileri veya yetkili makamı; that cümleciği ise yeminin tam içeriğini belirtir. Burada kadın, başka hiç kimseyle evlenmeyeceğine herkesin önünde yemin ediyor. Buradaki before, “daha önce” değil, “huzurunda” anlamına gelir. Bu yapı, verilen sözün sıradan değil; ciddi, herkese açık ve son derece önemli olduğunu hissettirir.
Alıştırma
swear before + tanıklar + that cümleciği biçimindeki ciddi yemin yapısını tamamlayın: At the ceremony, Maya ____ her community ____ she would protect the forest.
Cevabı göster
swore before · that
and their fates were entwined forever. Deyimler
2:21ve kaderleri sonsuza dek birbirine düğümlenmişti.
one true love: eşsiz ve yeri doldurulamaz romantik partner
One true love, birinin en derin ve yeri doldurulamaz romantik aşkı olarak gördüğü tek kişiyi ifade eder. One, yalnızca “bir kişi” demek yerine o kişinin eşsiz olduğunu vurgular; true ise sevginin gerçek ve kalıcı olduğunu gösterir. Bu ifade romantik bir ideali anlatır. Bu nedenle yalnızca birini sevdiğinizi söylemekten daha güçlü ve daha kesin duyulur.
Alıştırma
Romanda Elena, Marco'nun hayatı boyunca gerçekten seveceği tek kişi olduğuna inanıyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? In the novel, Elena calls Marco her ___.
- first boyfriend
- favorite actor
- one true love
- close friend
Cevabı göster
one true love
their fates were entwined forever: ortak kader benzetmesi
Bu cümlede their fates were entwined forever, iki kişinin kaderini anlatmak için birbirine dolanmış iplikler imgesini kullanır. Gelecekleri öylesine yakından bağlantılıdır ki birinin başına gelen diğerini de etkiler. Burada entwined mecaz anlamlıdır: kimse fiziksel olarak bağlanmamıştır. Bu ifade, ilişkiye kalıcı ve hikâyelere özgü bir ortak kader duygusu verir.
Alıştırma
Bu cümlede their fates were entwined forever ne anlama gelir?
- Birbirlerine iple bağlanmışlardı.
- Bir daha asla karşılaşmayacaklardı.
- Kaderleri kalıcı biçimde bağlantılıydı.
Cevabı göster
Kaderleri kalıcı biçimde bağlantılıydı.
the sage told the princess to follow an ancient spiritual regimen. Kültür
2:26bilge, prensese kadim bir ruhsal disiplini izlemesini söyledi.
Moved by her powerful words: nedeni belirten geçmiş zaman ortacı öbeği
Moved by her powerful words, ana eylemin nedenini belirten, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir söz öbeğidir. Açık hâli Because the sage was moved by her powerful words şeklindedir. Ana cümle the sage told the princess... olduğundan, ana çekimli fiil moved değil told sözcüğüdür. Moved by sonrasında anlamca belirtilen kişi, ana cümlenin öznesi olmalıdır. Burada hem etkilenen hem de told eylemini yapan kişi the sage olduğu için kısaltılmış yapı açıktır.
Alıştırma
move sözcüğünü doğru biçime getirip uygun edatı ekleyin: ____ the student's honest apology, the principal offered another chance.
Cevabı göster
Moved by
follow an ancient spiritual regimen: kadim bir manevi uygulama programını izlemek
Burada follow an ancient spiritual regimen, eski ve düzenli bir manevi uygulamalar bütününü yerine getirmek anlamına gelir. Regimen, belirli bir amaç için planlanan ve takip edilen bir programdır; sıradan bir alışkanlık değildir. Bu efsanevi bağlamda ifade, dua, oruç ve bitki hazırlığının sürekli devam eden tek bir disiplinin parçaları olduğunu anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede an ancient spiritual regimen ne anlama gelir?
- Yalnızca bir öğleden sonrası için seçilen sıradan bir etkinlik
- Belirli bir amaç için uygulanan planlı bir manevi pratikler bütünü
- Eski öğretmenlerin yaşadığı bir yer
Cevabı göster
Belirli bir amaç için uygulanan planlı bir manevi pratikler bütünü
she might be able to prolong Satyavan's life. Dilbilgisi
2:37Satyavan'ın ömrünü uzatmayı başarabilirdi.
With regular prayer ...: araçları ve koşulları sunan with
Bu cümlenin başındaki with, sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olabilecek araçları veya destekleyici koşulları sunar. Burada bir şeyi kullanarak ya da onun yardımıyla anlamındadır; biriyle birlikte olmak anlamına gelmez. Üç eş görevli ad öbeği—regular prayer, periods of fasting ve preparation of special herbs and plants—ana cümleden önce birlikte verilir. Böylece cümle önce önerilen uygulamaları, sonra da olası sonucu, she might be able to prolong Satyavan's life, sunar.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki with öbeğinin temel işlevi nedir?
- Prensese eşlik eden kişileri belirtir.
- Sonuca yardımcı olabilecek araçları veya koşulları sıralar.
- Kesinlikle gerçekleşmiş bir sonucu bildirir.
Cevabı göster
Sonuca yardımcı olabilecek araçları veya koşulları sıralar.
might be able to prolong someone's life: birinin ömrünü uzatma olasılığını temkinli biçimde ifade etmek
Bu cümlede might be able to, onun bunu yapacak yeteneğe veya imkâna sahip olabileceğini belirtir. Might sonucu belirsizleştirirken be able to başarı için gerekli yetenek ya da koşullara işaret eder. Yapı, bir başarıyı veya garantiyi değil, olası bir sonucu anlatır. Prolong someone's life, bir kişinin daha uzun yaşamasını sağlamak demektir. Prolong tıbbi, bilimsel veya ciddi bağlamlarda sık kullanılan resmî bir fiildir. Ölen birini yeniden hayata döndürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, belirsiz bir başarı olasılığı anlatan hedef yapıyla tamamlayın: With more practice, Maya ____ win the regional match.
Cevabı göster
might be able to
the couple returned to the jungle to live in keeping with the sage's instructions. Kalıp ifadeler
2:42çift, bilgenin talimatlarına uygun yaşamak üzere ormana geri döndü.
live in keeping with someone's instructions: birinin talimatlarına uygun biçimde yaşamak
Burada live in keeping with the sage's instructions, kişinin yaşam biçimini bilgenin talimatlarıyla uyumlu olacak ve bu talimatları izleyecek şekilde düzenlemesi demektir. In keeping with bir bütün olarak “uyumlu” veya “uygun” anlamına gelen bir ifadedir. Buradaki keeping bir şeyi saklamak veya elinde tutmak anlamına gelmez. İfade; bir davranış, tarz veya kararla bir standart, ilke ya da beklenti arasındaki uyuma odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “uyumlu” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The new library was designed ____ the town's historic style.
Cevabı göster
in keeping with
This modest existence was a far cry from her lavish upbringing, Deyimler
2:47Bu mütevazı yaşam, prensesin gösterişli yetiştirilme tarzından çok uzaktı,
a far cry from her lavish upbringing: gösterişli yetişme ortamından çok farklı
Burada a far cry from, “...den çok farklı” anlamına gelir. Anlatılan mütevazı yaşam, onun büyüdüğü gösterişli hayatla keskin bir karşıtlık oluşturur. a far cry from kalıbını tek bir deyim olarak öğrenin: cry burada ağlamayı veya bir sesi ifade etmez. Aralarında büyük bir fark bulunan iki durumu karşılaştırmak için A is/was a far cry from B yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi cry sözcüğünü içeren ve “...den çok farklı” anlamına gelen deyimle tamamlayın: The noisy hotel was ____ the peaceful place shown in the brochure.
Cevabı göster
a far cry from
but they were happy in each other's company. Kalıp ifadeler
2:51ancak birbirlerinin yanında çok mutluydular.
happy in each other's ... company: birbirlerinin yanında mutlu olmak
Vurgulanan sözcükler bir sonraki company sözcüğüyle birlikte anlaşılmalıdır: be happy in each other's company, iki kişinin yalnızca birlikte oldukları için mutlu hissetmesi demektir. Company burada bir şirketi değil, birinin yanında olmayı ifade eder. Each other's karşılıklı bir ilişki gösterir: iki kişi de diğerine eşlik eder. Aynı yapı, comfortable in each other's company örneğinde olduğu gibi başka duyguları da anlatabilir.
Alıştırma
“they were happy in each other's company” ne anlama gelir?
- Birlikte olmaktan keyif alıyorlardı.
- Şirketlerinden memnundular.
- Çevrelerinde daha büyük bir grup olmasını istiyorlardı.
Cevabı göster
Birlikte olmaktan keyif alıyorlardı.
Savitri barely had time to drag him into the shade Dilbilgisi
3:06Savitri onu gölgeye sürüklemeye zar zor vakit bulabilmişti ki,
barely had time to ... before ...: sonraki olaydan önce ancak vakit bulmak
barely had time to do A before B, A için neredeyse hiç zaman olmadığını anlatır: A ancak tamamlanmışken hemen ardından B olur. Bu cümlede onu gölgeye sürüklemek A, onun hareketsiz ve soğuk hâle gelmesi ise B'dir. barely olumsuzluğa yakın bir anlam taşıdığı için bu kalıp aciliyet hissi yaratır. İlk eylemin kolay olduğu anlamına gelmez; mevcut zamanın son derece kısa olduğunu gösterir.
Alıştırma
İki olayın neredeyse art arda gerçekleştiğini göstermek için hedef kalıbı kullanın: We ____ grab our bags before the train doors closed.
Cevabı göster
barely had time to
come to escort Satyavan's soul to the afterlife. Dilbilgisi
3:22Satyavan'ın ruhuna öbür dünyaya kadar eşlik etmek için gelmişti.
Yamraj, the god of death: Yamraj'ın ölüm tanrısı kimliği
the god of death sözleri Yamraj'ın kimliğini belirtir. Hindu geleneğinde Yama olarak da adlandırılan Yamraj, ölüm ve ölülerin ruhlarıyla ilişkili ilahi bir hükümdardır; sıradan bir insan değildir. Bu kimlik, Satyavan'ın ruhuna öteki dünyaya kadar neden eşlik edebildiğini açıklar. Virgüller, Yamraj adı hakkında ek bilgi veren kimlik ifadesini ayırır.
Alıştırma
Bu cümlede the god of death ifadesi hangi gerekli bilgiyi verir?
- Yamraj'ın Satyavan'ın öldüğü yerin adı olduğunu söyler.
- Yamraj'ı ölüm ve ölülerin ruhlarıyla ilişkili ilahi bir varlık olarak tanımlar.
- Satyavan'ı Yamraj'ı yöneten tanrı olarak tanımlar.
Cevabı göster
Yamraj'ı ölüm ve ölülerin ruhlarıyla ilişkili ilahi bir varlık olarak tanımlar.
come to escort ...: who had come yapısının kısaltılmış biçimi
come to escort ... ifadesi Yamraj'ın neden orada olduğunu ekler: Satyavan'ın ruhuna eşlik etmek için gelmiştir. Bu yapı who had come to escort Satyavan's soul to the afterlife şeklinde açılabilir. Ana cümle This was Yamraj'dır. Come burada ikinci bir ana yüklem değildir; kısaltılmış bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır. to escort ... ise gelme amacını belirtir. Hikâyelerde bir kişiyi tanıtıp neden geldiğini hemen açıklamak için bu kısa yapı sıkça kullanılır.
Alıştırma
Vurgulanan ifade cümleye esas olarak hangi bilgiyi ekliyor?
- Savitri'nin ne yapmayı reddettiği
- Satyavan'ın ruhunun nerede bulunduğu
- Yamraj'ın neden ortaya çıktığı
Cevabı göster
Yamraj'ın neden ortaya çıktığı
was not giving up: denemeye devam etmek
Give up, denemeyi bırakmak veya bir çabadan vazgeçmek anlamına gelen bir deyimsel fiildir. Was not giving up bunun olumsuz geçmişte devam eden biçimidir ve hikâyenin o anında Savitri'nin durmayı reddetmeye devam ettiğini gösterir. Vurgulanan sözcüklerin hemen ardından gelen yet, o ana kadar anlamını ekler. Was not giving up yet birlikte, onun hâlâ denemeye devam etmeye kararlı olduğunu ve durumun henüz sona ermediğini anlatır.
Alıştırma
Give up ifadesinin olumsuz geçmişte devam eden biçimini kullanarak cümleyi tam üç İngilizce sözcükle tamamlayın: The climb was difficult, but Noah ____ yet.
Cevabı göster
was not giving up
She followed the god for hours in the beating sun.
3:29Kavurucu güneşin altında saatlerce tanrıyı takip etti.
Yama thundered at the princess to leave him in peace, Ton ve niyet
3:33Yama, onu rahat bırakması için prensese kükredi,
thundered at the princess to leave him in peace: prensesin onu rahat bırakmasını gök gürültüsü gibi bir sesle emretmek
Burada thundered, konuşma biçimini anlatan bir fiildir: Yama çok yüksek, öfkeli ve buyurgan bir sesle konuşur. Bu, gök gürültüsünün güçlü sesine dayanan bir benzetmedir; hava durumunu anlatmaz. thunder at someone to do something kalıbı, konuşma biçimini bir emirle birleştirir. Leave him in peace, onu takip etmeyi ya da rahatsız etmeyi bırakmak anlamına gelir. Bu yüzden emir tarafsız değil, sert ve tehditkârdır.
Alıştırma
Bu cümlede thundered at the princess to leave him in peace ne anlama geliyor?
- Prensesi bir fırtınanın yaklaşmakta olduğu konusunda uyardı.
- Prensesten sessizce yanında beklemesini rica etti.
- Prensese, yüksek ve öfkeli bir sesle kendisini rahatsız etmeyi bırakmasını emretti.
Cevabı göster
Prensese, yüksek ve öfkeli bir sesle kendisini rahatsız etmeyi bırakmasını emretti.
but even as her feet bled and throat burned, Anlatım akışı
3:37ama ayakları kanasa ve boğazı yansa bile
even as ... Savitri would not turn back: eş zamanlı zorluğa rağmen kararlılık
Even as, ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir durumu sunar: Savitri'nin ayakları kanamakta ve boğazı yanmaktadır. even sözcüğü taviz anlamı da eklediği için bu acı, onun durabileceği beklentisini oluşturur. Ana cümle olan Savitri would not turn back bu beklentiyi boşa çıkarır. Yapı, bilgiyi “bunlar olurken bile durmayı ya da geri çekilmeyi reddetti” şeklinde düzenleyerek kararlılığı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle, bir zorluk aynı anda yaşanmasına rağmen eylemin devam ettiğini bir bağlayıcıyla gösteriyor?
- As soon as the room grew noisier, Maya stayed focused on her book.
- Even as the room grew noisier, Maya stayed focused on her book.
- Because the room grew noisier, Maya stayed focused on her book.
Cevabı göster
Even as the room grew noisier, Maya stayed focused on her book.
He would grant her one wish as a reward for her persistence, Kalıp ifadeler
3:47Ona inadının bir ödülü olarak bir dilek hakkı bahşedecekti,
grant someone one wish as a reward for...: … karşılığında ödül olarak bir dilek hakkı vermek
Grant someone a wish, bir kişinin bir dileğini gerçekleştirmeyi kabul etmek anlamına gelir. grant + kişi + dilek biçimindeki çift nesneli yapıda her alıcıyı, one wish ise verilen şeyi gösterir. Buradaki grant, bir şeyi kabul etmek veya doğru saymak anlamına gelmez. as a reward for + isim veya -ing biçimi, ödülün hangi davranış ya da özellik sayesinde kazanıldığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp grant someone something as a reward for something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi grant ve as a reward for kullanarak tamamlayın: The king would ____ her one wish ____ her bravery.
Cevabı göster
grant · as a reward for
Savitri asked the god to restore her father-in-law's sight. Kalıp ifadeler
3:55tanrıdan kayınpederinin gözlerini iyileştirmesini istedi.
restore someone's sight: birinin görme yetisini geri getirmek
Restore someone's sight, görme yetisi kaybolan veya zarar gören birinin yeniden görebilmesini sağlamak anlamına gelir. Restore, önceki bir duruma dönme anlamı katar; buradaki sight ise bir manzara veya gösteri değil, görme yetisidir. İyelik öbeği, kimin görme yetisinin geri geldiğini belirtir: her father-in-law's sight. Yeniden kullanılabilecek kalıp restore + kişinin iyelik biçimi + sight şeklindedir.
Alıştırma
Hangi sonuç restore someone's sight ifadesinin anlamına uyar?
- Kişiye güzel bir manzara gösterilir.
- Kişi bir yere kısa bir ziyaret yapar.
- Kişi, görme yetisini kaybettikten veya bu yeti zarar gördükten sonra yeniden görebilir.
Cevabı göster
Kişi, görme yetisini kaybettikten veya bu yeti zarar gördükten sonra yeniden görebilir.
The wish was granted: sonucu öne çıkaran edilgen yapı
The wish eylemden etkilenen ögedir; was granted ise grant fiilinin edilgen biçimidir. Burada grant a wish, bir dileği kabul etmek ya da gerçekleştirmek demektir. Edilgen yapı, dileği kimin gerçekleştirdiğini belirtmeden sonucu, yani dileğin kabul edilmesini öne çıkarır. Bu kısa kalıp mitlerde ve masallarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi grant fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: At last, her wish ____.
Cevabı göster
was granted
she asked for Satyavan's kingdom to be restored.
4:13Satyavan'ın krallığının geri verilmesini istedi.
and Yamraj began his descent into his subterranean kingdom. Kültür
4:19ve Yamraj yeraltı krallığına doğru inişe geçti.
began his descent into his subterranean kingdom: yer altı dünyasına iniş
Descent aşağı doğru hareket, subterranean ise yeryüzünün altında bulunan demektir. Bu yüzden began his descent into his subterranean kingdom, Yamraj’ın yer altındaki ülkesine doğru inmeye başladığını anlatır. Bu anlatım, ölüm tanrısının yer altı dünyasına dönüşüne ilişkin geleneksel mitolojik görüntüyü oluşturur. Yalnızca eve döndüğünü söylemekten daha canlı ve daha yüce bir anlatıma sahiptir.
Alıştırma
began his descent into his subterranean kingdom ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Denizi aşarak uzaktaki bir ülkeye gitmeye başladı.
- Gökyüzündeki bir krallığa doğru tırmanmaya başladı.
- Yer altındaki ülkesine doğru inmeye başladı.
Cevabı göster
Yer altındaki ülkesine doğru inmeye başladı.
he was astounded to see the bedraggled princess stumbling along. Dilbilgisi
4:25üstü başı perişan haldeki prensesin sendeleyerek peşinden geldiğini görünce hayrete düştü.
be astounded to see ...: beklenmedik bir keşif büyük şaşkınlık yaratır
be astounded to see... yapısında astounded, “son derece şaşırmış” demektir. to see bölümü, bu tepkiye yol açan keşfi belirtir; bakma amacını anlatmaz. Burada adam, pejmürde hâldeki prensesin sendeleyerek ilerlediğini görür ve bu görüntü onu hayrete düşürür. Anlatılarda be astounded to hear... ve be astounded to find... kalıpları da benzer şekilde kullanılır.
Alıştırma
“He was astounded to see the result,” cümlesinde “to see the result” neyi ifade eder?
- seyahatinin amacı
- şaşırmasına yol açan keşif
- başka birine bakması için verilen emir
Cevabı göster
şaşırmasına yol açan keşif
and he honored her dedication with one final wish. Kalıp ifadeler
4:32ve onun bu adanmışlığını son bir dilekle onurlandırdı.
such devotion to the dead: ölmüş insanlara karşı derin sadakat
Devotion, derin ve kararlı sevgi, sadakat veya özveri anlamına gelir. such + isim, olağanüstü bir dereceyi vurgular; bu nedenle such devotion, alışılmadık ölçüde büyük bir bağlılık demektir. The dead, ölmüş insanları topluca anlatan the + sıfat yapısıdır. Hikâye ölmüş tek bir sevilen kişiyle ilgili olsa da bu ifade onu ölülerden biri olarak sunar ve kadının sadakatine ciddi ve olağanüstü bir ton verir.
Alıştırma
“They gathered to honor the dead” cümlesinde “the dead” ne demektir?
- ölmüş insanlar
- adı Dead olan bir kişi
- uyuyan insanlar
Cevabı göster
ölmüş insanlar
honored her dedication with one final wish: takdiri eylemle göstermek
Burada honored her dedication with one final wish, ona son bir dilek hakkı vererek bağlılığını takdir ettiğini gösterir. Honor burada yalnızca bir saygı duygusunu değil, takdirin eylemle gösterilmesini anlatır. Aktarılabilir yapı honor + kişi veya katkı + with + somut bir takdir ya da ödüldür. with ile başlayan bölüm, takdirin nasıl gösterildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede “honored her dedication with one final wish” ne anlama geliyor?
- Ondan bir dilek daha adamasını istedi.
- Onun ölülere olan bağlılığını sona erdirdi.
- Ona içinden saygı duydu ama hiçbir şey yapmadı.
- Son bir dilek hakkı vererek onun bağlılığını eylemiyle takdir etti.
Cevabı göster
Son bir dilek hakkı vererek onun bağlılığını eylemiyle takdir etti.
Savitri wished to be the mother of many children. Dilbilgisi
4:37Savitri pek çok çocuğun annesi olmayı diledi.
wished to be the mother of many children: koşul içeren resmî bir dilek
Wish to + fiilin yalın hâli, birinin bir şey yapmak veya gelecekte belirli bir role sahip olmak istediğini resmî biçimde anlatır. Burada wished to be, Savitri'nin sözlerini ciddi ve törensel bir dilek olarak sunar; be the mother of many children ise istediği gelecekteki rolü belirtir. Hikâyenin mantığına göre bu geleceğin gerçekleşmesi için kocasının hayatta olması gerekir. Bu nedenle cümle yalnızca sıradan bir isteği bildirmez; daha sonraki akıl yürütmesinde kullanabileceği bir koşul kurar.
Alıştırma
“wished to be the mother of many children” neden sıradan bir istekten daha fazlasıdır?
- Onun zaten birçok çocuğun annesi olduğunu söyler.
- Çocuk sahibi olmaktan pişman olduğu anlamına gelir.
- Hikâyede kocasının hayatta olmasını gerektiren gelecekteki bir rolü resmî biçimde belirtir.
- Kendi annesinin daha fazla çocuk sahibi olmasını ister.
Cevabı göster
Hikâyede kocasının hayatta olmasını gerektiren gelecekteki bir rolü resmî biçimde belirtir.
The god agreed and waved to dismiss her. Ton ve niyet
4:41Tanrı kabul etti ve gitmesini işaret ederek elini salladı.
wave to dismiss someone: el hareketiyle birini göndermek
Burada waved to dismiss her, ona gitmesini söylemek için el hareketi yaptığı anlamına gelir. Bu sahnede dismiss, “birini göndermek” demektir; “birini işten çıkarmak” anlamına gelmez. Bu hareket, başka söz söylemeden konuşmayı bitirir. Konuşmayı sona erdirme yetkisinin kendisinde olduğunu varsaydığı için, hareketi dostça el sallayarak vedalaşmaktan daha buyurgan ve soğuk görünür.
Alıştırma
Bu cümlede “waved to dismiss her” ne anlama geliyor?
- Onu işten çıkardı.
- Ondan yaklaşmasını istedi.
- Gitmesini söylemek için eliyle işaret etti.
- Ona dostça el sallayarak veda etti.
Cevabı göster
Gitmesini söylemek için eliyle işaret etti.
But the princess only repeated the vow she'd made one year earlier. Kalıp ifadeler
4:45Ancak prenses sadece bir yıl önce ettiği yemini tekrarladı.
repeated the vow she'd made earlier: daha önce ettiği yemini yinelemek
Repeated the vow she'd made one year earlier, onun bir yıl önce ettiği ciddi yemini yeniden söylediği veya doğruladığı anlamına gelir. Burada repeat, aynı sesleri kelimesi kelimesine mekanik biçimde tekrarlamakla sınırlı değildir; yemini yeniden onaylamak anlamına da gelebilir. make a vow kalıbında make, “ciddi bir söz vermek veya yemin etmek” anlamındadır. she'd made, she had made kısaltmasıdır; past perfect, yeminin daha sonra yinelenmesinden önce edilmiş olduğunu gösterir.
Alıştırma
make a vow ve repeat the vow kalıplarının doğru biçimleriyle iki boşluğu tamamlayın: At the ceremony, she ____ to protect the forest. Years later, she ____ in public.
Cevabı göster
made a vow · repeated the vow
How could she bear many children if Yamraj would not return her husband? Anlatım akışı
4:55Yamraj kocasını ona geri vermezse nasıl birçok çocuk doğurabilirdi ki?
How could she ... if ...?: retorik bir mantık itirazı
How could she ... if ...? burada bir yöntem sormuyor. İlk cümlecik vaat edilen sonucu belirtirken if cümleciği bu sonucu imkânsız kılan koşulu verir. Konuşmacı çelişkiyi soru hâline getirerek dinleyiciyi şu sonucu kabul etmeye zorlar: Ret kararı değişmedikçe vaat yerine getirilemez. Bu, mantıksal bir itiraz olarak kullanılan retorik bir sorudur.
Alıştırma
Konuşmacı bu cümlede How could she ... if ...? yapısıyla ne yapıyor?
- Nasıl çocuk sahibi olunacağına dair talimat istemek
- Vaat ile ret kararının aynı anda geçerli olamayacağını belirtmek
- Vaatten vazgeçmeyi önermek
- Konuyu yeni bir isteğe çevirmek
Cevabı göster
Vaat ile ret kararının aynı anda geçerli olamayacağını belirtmek
the god relented: tanrının direndikten sonra geri adım atması
Relented, relent fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin daha önce direnmesi, reddetmesi veya katı bir tutum sürdürmesinin ardından yumuşayıp geri adım atması anlamına gelir. Burada tanrı, savı dinledikten sonra tutumunu değiştiriyor. Fiil bu önce-sonra değişimini içerdiğinden yalnızca replied veya agreed demekten daha fazlasını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede relented doğal biçimde kullanılmıştır?
- The coach relented by making the punishment even harsher.
- The coach relented the team a new rule before anyone objected.
- After refusing twice, the coach finally relented and gave the team five more minutes.
Cevabı göster
After refusing twice, the coach finally relented and gave the team five more minutes.
knowing he'd been beaten: fikir yarışını kaybettiğini fark etmek
Burada knowing, fark etmek anlamındadır ve bu farkındalığı çevredeki eylemin arka planı olarak sunar. Ardından been geldiği için he'd, he had kısaltmasıdır; bu nedenle he'd been beaten, past perfect edilgen yapıdır. Beaten burada mecazidir: Savitri'nin bu konuşmada zekâsıyla kendisini alt ettiğini fark eder. Fiziksel bir saldırı söz konusu değildir. Daha genel olarak be beaten; bir yarışmayı, tartışmayı, müzakereyi veya zekâ mücadelesini kaybetmeyi anlatabilir.
Alıştırma
“knowing he'd been beaten” ifadesinde neyi fark etmiştir?
- Fikir yarışını kaybetmiştir.
- Savitri'yi fiziksel olarak yaralamıştır.
- Tartışmayı kazanmıştır.
- Verilen sözü unutmuştur.
Cevabı göster
Fikir yarışını kaybetmiştir.
With Yamraj's blessing and respect: izin ve saygıyla
Cümlenin başındaki with öbeği, ardından gelen sonucun gerçekleştiği koşulları açıklar. Geri dönüşün Yamraj'ın onayıyla gerçekleştiğini ve Yamraj'ın Savitri'ye saygı duyduğunu söyler; yalnızca kibar bir iyi dilekten sonra gerçekleştiğini anlatmaz. Burada blessing, yetkili bir kişinin iznini, onayını ve iyi niyetli desteğini ifade eder. Respect ayrı bir anlam daha ekler: Yamraj, Savitri'nin karakterini ve başarısını takdir eder.
Alıştırma
“With Yamraj's blessing and respect” cümleye hangi bilgiyi ekler?
- Yamraj, Savitri'den kendisini kutsamasını ister.
- Yamraj yalnızca kısa bir iyi şans dileğinde bulunur.
- Sonuç Yamraj'ın onayını almıştır ve Yamraj ayrıca Savitri'ye saygı duyar.
- Savitri, Yamraj'ın haberi olmadan hareket eder.
Cevabı göster
Sonuç Yamraj'ın onayını almıştır ve Yamraj ayrıca Savitri'ye saygı duyar.
united in a love that not even death could destroy. Anlatım akışı
5:15ölümün bile yok edemeyeceği bir aşkla birleşmiş olarak.
walked back to the land of the living: yaşayanların dünyasına yürüyerek döndü
The land of the living, yaşayan insanların bulunduğu dünyayı anlatan edebî bir ifadedir. Özellikle ölüm, yeraltı dünyası veya ölülerin diyarıyla karşıtlık kurulduğunda kullanılır. Burada walked back to, karakterlerin bu sınırı aşıp sıradan insan yaşamına dönmesini anlatır. Land burada belirli bir ülke veya toprak değil, bir diyar ya da dünya anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi yaşayan insanların dünyasını anlatan edebî ifadeyle tamamlayın: In the legend, the hero escaped the underworld and returned to ____.
Cevabı göster
the land of the living
united in a love that not even death could destroy: ölümün bile yok edemeyeceği bir sevgiyle birleşmiş
United in a love, karakterlerin son durumunu gösterir: sevgileri onları birleştirir. Ardından gelen that not even death could destroy sözleri bu sevgiyi anlatır ve en güçlü iddiayı cümlenin sonuna saklar. Not even, death sözcüğünü olası engellerin en uç noktasına yerleştirir ve onun bile başarısız olduğunu söyler. Bir kapanış cümlesi olarak bu yapı, yaşanan olaydan sevgilerinin ölümden daha güçlü olduğu büyük temaya geçer.
Alıştırma
not even death, sevginin anlatımına ne katar?
- Ölümü aşırı güçlü bir engel olarak sunar, fakat onun bile sevgiyi yok edemediğini belirtir.
- Sevgiyi yok edebilecek tek şeyin ölüm olduğunu söyler.
- Ölümün sevgiyle ilgisiz olduğunu düşündürür.
- Ölümün sevgiyi çoktan yok ettiğini söyler.
Cevabı göster
Ölümü aşırı güçlü bir engel olarak sunar, fakat onun bile sevgiyi yok edemediğini belirtir.
Not all negotiations with death end quite so well. Anlatım akışı
5:20Ölümle yapılan tüm müzakereler bu kadar iyi bitmeyebilir.
Karşıtlık ve merak yaratan Not all ... end quite so well
Not all ... “hepsi ... değildir” anlamına gelir ve kısmi olumsuzluk bildirir. Cümle, bazı pazarlıkların iyi sonuçlanabileceğini, bazılarınınsa sonuçlanmayabileceğini açık bırakır. quite so well içindeki so, “az önce sözü edilen başarılı sonuç kadar” demektir. Bir geçiş olarak anlatıcı önce öyküleri aynı grupta toplar, ardından hepsinin aynı iyi sonucu paylaşmadığını söyler. Böylece az önce biten başarı öyküsüyle sırada gelenleri karşılaştırır ve merak uyandırır.
Alıştırma
Anlatıcı başarılı bir örneği anlattıktan sonra “Not all negotiations with death end quite so well.” diyor. Bu geçişi en iyi açıklayan yorum hangisidir?
- Bütün pazarlıklar başarısız olur, dolayısıyla öyküler arasında karşıtlık yoktur.
- Her öykü aynı başarılı sonla biter.
- Bu tür pazarlıkların bazıları iyi, bazıları kötü sonuçlanabilir; cümle ayrıca sonraki öyküyle bir karşıtlık hazırlar.
- Pazarlıklar henüz bitmemiştir.
Cevabı göster
Bu tür pazarlıkların bazıları iyi, bazıları kötü sonuçlanabilir; cümle ayrıca sonraki öyküyle bir karşıtlık hazırlar.
Önceki ifadeyi yeniden değerlendiren But then again
But then again, “ama yeniden düşününce” veya “öte yandan” anlamına gelen konuşma diline özgü bir söylem belirtecidir. Önceki ifadeyi sınırlandıran, dengeleyen ya da kısmen düzelten başka bir noktayı gündeme getirir. Burada pazarlıkların nasıl sonuçlandığına dair ifadeden sonra yeni bir açı eklenir: anlatıcı, insanların hatalarını da başka bir etken olarak düşünmemizi ister. Then again daha sonraki bir zamana gönderme yapmaz ve “bir kez daha” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeniden değerlendirme bildiren bu karşıtlığı en iyi hangi belirteç tamamlar? The campsite is farther away. _____, it is much quieter.
- For example
- But then again
- As a result
- In the meantime
Cevabı göster
But then again
one fatal mistake: ölümcül ya da yıkıcı bir hata
fatal mistake ifadesindeki fatal gerçek anlamlı olabilir: hata ölüme yol açar. Sözcük mecaz anlamda da kullanılabilir: hata bir planı, fırsatı veya istenen sonucu yok edecek kadar zarar vericidir. Ölümle ilgili bağlam burada iki anlamı da etkinleştirir. one, bu hatayı trajik başarısızlığa yol açan tek ve belirleyici eylem olarak öne çıkarır.
Alıştırma
one fatal mistake bu bağlamda büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Kolayca düzeltilebilen küçük bir hata
- Ölüme neden olan veya yıkıcı bir başarısızlığa yol açan hata
- Beklenmedik bir yarar sağlayan başarılı bir seçim
Cevabı göster
Ölüme neden olan veya yıkıcı bir başarısızlığa yol açan hata
Orpheus ... Eurydice: yeraltı dünyasından kurtarma miti
Orpheus ve Eurydice, Yunan mitolojisinde birbirini seven iki kişidir. Eurydice öldükten sonra Orpheus yeraltı dünyasına girer ve onu yaşayanların dünyasına geri getirmeye çalışır. Onu dışarı çıkarırken çok erken arkasına bakmaması şartıyla izin alır, ancak arkasına bakar ve Eurydice'yi yeniden kaybeder. Bu arka plan, cümlenin neden onun neyi farklı yapması gerektiğini sorduğunu açıklar: bu adlar, sevilen birini ölümden kurtarmaya yönelik ünlü ama başarısız bir girişimi anlatır.
Alıştırma
Vurgulanan göndermeyi en iyi açıklayan arka plan bilgisi hangisidir?
- Eurydice'yi geri getirmeye çalışmak için yeraltı dünyasına girdi.
- Eurydice'yi tedavi eden bir doktordu.
- Ölüm tanrısının başka bir adıydı.
Cevabı göster
Eurydice'yi geri getirmeye çalışmak için yeraltı dünyasına girdi.
Or keep the winning streak going with the tale of the doctor who defied death. Deyimler
5:34Ya da ölüme meydan okuyan doktorun hikayesiyle galibiyet serinizi sürdürün.
keep the winning streak going: galibiyet serisini sürdürmek
Winning streak, arka arkaya gelen galibiyet veya başarılar dizisidir. Keep the winning streak going, bu diziyi bozmadan sürdürmek anlamına gelir; keep ... going ise bir şeyin devam etmesini sağlamak demektir. Burada anlatıcı, başka bir bağlantılı öyküyü seçmeyi eğlenceli bir serideki yeni başarı gibi göstermek için spor ve oyun dilini kullanıyor. Bu ifade, yarışma dışındaki art arda başarıları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The chess club has won six matches, and it hopes to ____.
Cevabı göster
keep the winning streak going
a doctor who defied death: ölüme meydan okuyan bir doktor
Defied death, ölümü birinin meydan okuduğu veya teslim olmayı reddettiği güçlü bir rakip gibi gösterir. Bir öyküde genellikle aşırı tehlikeden sağ çıkmayı veya ölümcül bir hastalıkla savaşmayı anlatır; ölümü sonsuza dek gerçekten yenmek anlamına gelmez. Who defied death ilgi cümleciği hangi doktordan söz edildiğini belirtir ve betimlemeye kahramanca, dramatik bir ton katar. Survived gibi tarafsız bir sözcükle karşılaştırıldığında defied death mücadeleyi ve cesur direnişi vurgular.
Alıştırma
A doctor who defied death ifadesinde defied death neyi anlatır?
- Doktor başka bir doktorun isteğini kibarca reddetti.
- Doktor dramatik biçimde ölüme meydan okudu veya ölümden kurtuldu.
- Doktor ölümün var olduğunu unuttu.
- Doktor küçük bir sıkıntıdan kaçındı.
Cevabı göster
Doktor dramatik biçimde ölüme meydan okudu veya ölümden kurtuldu.