20 Milyon Abone ile YouTube'dan Nasıl Para Kazanıyoruz?: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.549 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Kurzgesagt on yıllık büyümeyi, ücretsiz video finansmanını, editoryal bağımsızlığı ve araştırmaya dayalı iyimserliğini özetliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. `black box` — Deyimler ve mecazi ifadeler: sonuçları görülen fakat iç işleyişi gizli kuruluş benzetmesini ve sonda anlatıyı kapatan tekrarını anlayın. 2. `accounted for 40%` — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: account for ile yüzdeyi, bir kaynağın mali toplam içindeki payı olarak okuyun. 3. `but only if we believe it's possible.` — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: only if gerekli koşulunu sıradan if'ten ayırın; inanç gereklidir ama geleceği tek başına garanti etmez.

Bu derste

In 2023, Kurzgesagt has existed for 10 years,

0:00

2023 yılında Kurzgesagt 10. yılını doldurdu,

insanely long in internet years.

0:04

internette geçen bir zaman için çılgınca uzun bir süre.

We're among the largest science-y channels on YouTube Kelime

0:06

YouTube'daki en büyük bilimsel kanallardan biriyiz

and still a bit of a black box to people. Deyimler

0:09

ve hala insanlar için biraz kapalı bir kutuyuz.

Kelime

“science-y”: isim + -y ile kurulan gündelik bir sıfat

Science-y, science sözcüğüne -y eklenerek oluşturulan eğlenceli ve gündelik bir sıfattır. Burada bilimle ilgili veya bilim havası taşıyan anlamına gelir; kanalın kesin biçimde scientific olduğu iddiasını taşımaz. Kısa çizgi, bunun esnek biçimde oluşturulmuş bir sıfat olduğunu anlamayı kolaylaştırır. Genel olarak isim + -y yapısı, o isme biraz benzeyen veya onunla bağlantılı olan şeklinde yaklaşık bir anlam verebilir.

Alıştırma

Cümleyi bilimle bir ölçüde ilgili anlamındaki, kısa çizgili ve eğlenceli sıfatın tam biçimiyle tamamlayın: The podcast is friendly and ____, but it never sounds like a formal lecture.

Cevabı göster

science-y

Deyimler

“black box”: gizli iç işleyişi anlatan bir benzetme

Bu cümlede black box, iç işleyişi gizli olan veya dışarıdan anlaşılması zor olan bir şey için kullanılan benzetmedir. İnsanlar onun ne ürettiğini veya dışarıdan nasıl göründüğünü görebilir, ancak içeride nasıl çalıştığını bilemez. Burada kanal bir kuruluş olarak anlatılır: İzleyiciler videoları bilir, fakat kanalın nasıl işletildiği hakkında pek bilgi sahibi değildir. Gerçek bir siyah kutudan söz edilmez ve videolardaki bilimin zor olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi iç işleyişi gizli bir sistemi anlatan, öğrendiğiniz iki sözcüklü benzetmeyle tamamlayın: The company publishes its decisions but never explains how they are made, so the process feels like a ____.

Cevabı göster

black box

So, let's talk about ourselves a bit in three parts.

0:11

Bu yüzden, kendimizden üç bölümde biraz bahsedelim.

Our backstory, how we finance our work,

0:14

Geçmişimiz, işimizi nasıl finanse ettiğimiz

and the values of Kurzgesagt.

0:17

ve Kurzgesagt'ın değerleri.

Let's jump back to a more innocent time. Anlatım akışı

0:19

Daha masum zamanlara geri dönelim.

Anlatım akışı

Let's jump back to... ile anlatıda geçmişe geçiş

Let's, dinleyiciyi anlatıcıyla birlikte hikâyenin içinde ilerlemeye davet eder. Jump back to, anlatıyı hızla daha önceki bir zamana taşır; fiziksel olarak geriye sıçramayı anlatmaz. A more innocent time, o eski dönemi daha basit, daha az sıkıntılı veya daha az karmaşık olarak sunar. Cümlenin bütünü geçmişe geçişi belirtirken geçmişe nostaljik bir ton da verir.

Alıştırma

Hikâyeyi daha önceki bir döneme taşımak için dersteki geçiş ifadesini aynen kullanın: ____ a more innocent time.

Cevabı göster

Let's jump back to

From humble beginnings to today.

0:23

Mütevazı başlangıçlardan bugüne.

Kurzgesagt's foundation was laid when Philipp, our founder, Deyimler

0:26

Kurzgesagt'ın temelleri, kurucumuz Philipp'in

dropped out of high school as a teenager. Öbek fiiller

0:29

ergenlik çağında liseyi bırakmasıyla atıldı.

Deyimler

foundation was laid: sonraki gelişimin temelini oluşturmak

Burada foundation, Kurzgesagt'ın daha sonraki gelişiminin ilk temelini anlatır; was laid ise lay the foundation ifadesinin edilgen biçimidir. İnşaat görüntüsü mecazdır: Erken bir deneyim, sonraki çalışmaların üzerine kurulabileceği koşulları oluşturmuştur. Bu ifade bir başlangıç noktasını gösterir; kuruluşun resmen kurulduğu tarihi belirtmek zorunda değildir.

Alıştırma

Temelin oluşturulduğunu anlatmak için dersteki edilgen mecazı aynen kullanın: The project's ____ during those early experiments.

Cevabı göster

foundation was laid

Öbek fiiller

drop out of high school: liseyi bitirmeden bırakmak

Drop out of high school, lise programını tamamlamadan veya beklenen diplomayı almadan okuldan ayrılmak demektir. Burada dropped, basit geçmiş zamandadır. Başka durumlara aktarılabilen yapı drop out of + okul, üniversite, kurs veya program şeklindedir. Yalnızca derse gitmemeyi değil, bitirmeden ayrılmayı anlatır; ayrıca tek başına okulun kişiyi zorla gönderdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki öbek fiille tamamlayın: Maya decided to ____ college before earning her degree.

Cevabı göster

drop out of

Learning seemed daft and useless, Kelime

0:31

Öğrenmek ona saçma ve faydasız görünüyordu,

and he wasn't interested in anything,

0:33

ve hiçbir şeye ilgi duymuyordu,

Kelime

daft: Britanya İngilizcesinde «aptalca» anlamında gayriresmî sözcük

Daft, aptalca, budalaca veya mantıksız anlamına gelen gayriresmî bir sıfattır. Burada, ergenlik dönemindeki kişinin öğrenmenin anlamsız ve değersiz olduğu yönündeki değerlendirmesini aktarır. İşitme yetisiyle ilgili değildir.

Alıştırma

Gündelik Britanya İngilizcesinde “That plan sounds daft” ne demektir?

  1. Bu plan aptalca veya mantıksız görünüyor.
  2. Bu plan dikkatle tasarlanmış.
  3. Bu planı duymak zor.
Cevabı göster

Bu plan aptalca veya mantıksız görünüyor.

until a very special teacher at a school for dropouts

0:36

ta ki okulu bırakanlar için olan bir okuldaki çok özel bir öğretmen

grabbed him by the neck.

0:39

onu kendine getirene kadar.

The way she taught was different.

0:41

Öğretmeninin öğretme şekli farklıydı.

She talked about connections and the big picture. Deyimler

0:43

Bağlantılardan ve büyük resimden bahsediyordu.

Deyimler

the big picture: genel durum

Bu cümlede "the big picture", ana fikirlerin ve bağlantıların nasıl bir bütün oluşturduğunu, yani genel durumu ifade eder. Buradaki "picture" mecazidir; gerçek bir görsel değildir. Bu ifadeyi, tek bir ayrıntıya bakmaktan çok bütünü anlamanın önemli olduğu durumlarda kullan. Genellikle bir adım geri çekilip ana örüntüyü, amacı veya genel durumu görmeye çağırır.

Alıştırma

"Before we choose a date, let's look at the big picture." cümlesinde "the big picture" ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak büyük bir görsel
  2. Genel durum ve ana hedefler
  3. Takvimle ilgili küçük bir ayrıntı
Cevabı göster

Genel durum ve ana hedefler

She told a story.

0:46

Bir hikaye anlatıyordu.

For the first time ever,

0:47

Hayatında ilk defa,

Philipp wanted to learn more without being forced.

0:49

Philipp zorlanmadan daha fazla şey öğrenmek istedi.

It was a key life experience.

0:51

Bu kilit bir yaşam deneyimiydi.

Kurzgesagt tries to recreate this experience for you.

0:54

Kurzgesagt bu deneyimi sizin için yeniden yaratmaya çalışıyor.

Nothing is boring if you tell a good story, Dilbilgisi

0:57

İyi bir hikaye anlatırsanız hiçbir şey sıkıcı değildir,

Dilbilgisi

Nothing is ... if ... ile genel bir iddia

"Nothing is boring if you tell a good story" yalnızca tek bir olayı değil, genel bir kuralı anlatır. Ana cümle olan "Nothing is boring" sonucu belirtir; if yan cümlesi ise bu sonucu sağlayan koşulu verir. Konuşan kişi bunu genel bir inanç olarak sunduğu için iki cümlecik de geniş zaman kullanır. Buradaki "if" belirsiz bir tahmin sunmaz; iyi bir hikâye anlatmanın sonucu ortaya çıkarmak için yeterli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Genel bir inancı ifade etmek için cümleyi Nothing ... if ... kalıbıyla tamamla: ____ is too hard ____ you practice one step at a time.

Cevabı göster

Nothing · if

and we try to tell these stories to spark excitement

1:00

ve biz de heyecan uyandırmak

and make you want to go on and learn more. Dilbilgisi

1:03

ve daha fazlasını öğrenme isteği uyandırmak için bu hikayeleri anlatmaya çalışıyoruz.

Dilbilgisi

make you want to go on and learn more: öğrenmeye devam etme isteği uyandırmak

Make, make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır; bu yüzden make you want denir, make you to want denmez. Burada hikâyeler izleyicide devam etme isteği uyandırır; izleyiciyi öğrenmeye zorlamaz. Want ise to + fiilin yalın hâliyle kullanılır. Tek bir to, eş bağlı go on ve learn fiillerinin ikisini de kapsar: want to go on and learn more. Burada go on, “devam etmek” veya “ilerlemek” demektir.

Alıştırma

make fiilinin geçmiş hâli + her + want to + go on yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The first lesson ____ and read the next chapter.

Cevabı göster

made her want to go on

Because of the one teacher that could do this,

1:05

Bunu başarabilen o tek öğretmen sayesinde,

Philipp got a high school degree,

1:07

Philipp lise diplomasını aldı,

studied history and design,

1:09

tarih ve tasarım okudu,

and eventually started Kurzgesagt as a passion project

1:10

ve sonunda Crash Course World History'den ilham alarak

inspired by Crash Course World History.

1:13

Kurzgesagt'ı tutku dolu bir proje olarak başlattı.

In 2012,

1:16

2012 yılında,

YouTube was less commercial and more idealistic.

1:17

YouTube daha az ticari ve daha idealistti.

You couldn't make a living with videos as involved as ours, Notlar

1:20

Bizimki gibi karmaşık videolarla geçinmek mümkün değildi,

and that was fine.

1:23

ve bu sorun değildi.

Kalıp ifadeler

make a living: geçimini sağlamak

Make a living, çalışarak günlük yaşamını sürdürecek kadar para kazanmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. “Bir hayat yaratmak” anlamına gelmez ve tek başına zengin olmayı da ifade etmez. Bu cümlede with videos as involved as ours, bu sürdürülebilir geliri sağlayamayan iş veya ürün türünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, fotoğrafçılığın onun geçimini sağlayacak kadar gelir getirdiğini açıkça söyler?

  1. She makes money as a photographer.
  2. She builds a life around photography.
  3. She makes a living as a photographer.
Cevabı göster

She makes a living as a photographer.

Dilbilgisi

as involved as ours: karmaşıklığı as ... as ile karşılaştırmak

as involved as ours ifadesinde as + sıfat + as, iki şeyin aynı derecede olduğunu gösteren bir karşılaştırma kurar. Burada involved, karmaşık ve çok emek gerektiren anlamındadır; dolayısıyla ifade “bizim videolarımız kadar karmaşık ve emek isteyen” demektir. Ours, our videos yerine geçen bir iyelik zamiridir. Böylece videos tekrar edilmez: videos as involved as our videos.

Alıştırma

“Projemiz kadar karmaşık” anlamını vermek için cümleyi as ... as karşılaştırması ve bir iyelik zamiriyle tamamlayın: Their project was ____.

Cevabı göster

as involved as ours

The goal was creative freedom,

1:24

Amaç yaratıcı özgürlüktü,

and so for the first few years,

1:26

ve bu yüzden ilk birkaç yıl boyunca,

it actually cost money to make Kurzgesagt.

1:28

Kurzgesagt'ı yapmak aslında cebimizden para götürüyordu.

We had no outside funding,

1:30

Dışarıdan bir finansmanımız yoktu,

just intrinsic motivation,

1:32

sadece içsel bir motivasyon

and a few friends from university.

1:33

ve üniversiteden birkaç arkadaşımız vardı.

We worked for clients during the day and on Kurzgesagt at night, Dilbilgisi

1:35

Gündüzleri müşteriler için, geceleri ise Kurzgesagt üzerinde çalışıyorduk,

Dilbilgisi

during the day ... at night: paralel bir zaman karşıtlığı

During the day ve at night, yerleşik zaman ifadeleridir. During the day bir etkinliği gündüz süresi içine yerleştirirken at night etkinliğin genel olarak gece gerçekleştiğini belirtir. Bu ifadeleri worked for clients during the day and on Kurzgesagt at night biçiminde paralel kullanmak, iki çalışma programını açıkça karşılaştırır. İngilizcede iki tarafta aynı edatı kullanmak gerekmez; doğal kalıplar olan during the day ve at night korunmalıdır.

Alıştırma

Gündüz ve gece rutinleri arasındaki yaygın karşıtlığı tamamlayın. Gündüz ifadesinde during, gece ifadesinde at kullanın: I work at the café ____ and take classes ____.

Cevabı göster

during the day · at night

80 to 100 hours a week.

1:39

haftada 80 ila 100 saat.

It was a real struggle,

1:41

Gerçekten zorlu bir mücadeleydi,

but also very rewarding.

1:43

ama aynı zamanda çok tatmin ediciydi.

But then Patreon launched,

1:45

Fakat sonra Patreon kuruldu,

sponsorships started,

1:47

sponsorluklar başladı,

our views increased,

1:48

izlenmelerimiz arttı,

YouTube changed.

1:49

YouTube değişti.

In 2015,

1:51

2015 yılında,

the channel began to break even,

1:52

kanal masraflarını çıkarmaya

and then to earn a profit.

1:53

ve ardından kar etmeye başladı.

But we were pretty burned out at this point, Kelime

1:56

Fakat bu noktada oldukça tükenmiştik,

Kelime

Burned out: uzun süreli stres sonrası tükenmişlik

Burada burned out, were sözcüğünden sonra gelen bir sıfat öbeğidir. Uzun süre aşırı çalıştıktan sonra zihinsel ve fiziksel olarak tükenmiş olmayı anlatır; yalnızca o anda biraz yorgun olmak değildir. burned out insanları tanımladığında burn mecazidir; gerçek bir yangın söz konusu değildir. İfade genellikle kişinin enerjisinin ve motivasyonunun çok az kaldığını, ciddi biçimde dinlenmeye veya iş yükünü değiştirmeye ihtiyaç duyduğunu düşündürür.

Alıştırma

Aylarca son derece uzun çalışma haftalarının ardından Maya, "I'm burned out." diyor. Ne demek istiyor?

  1. Kısa bir süre için biraz uykuludur.
  2. Uzun süreli stresin ardından derinden tükenmiştir.
  3. Sahip olduğu bir şey alev almıştır.
Cevabı göster

Uzun süreli stresin ardından derinden tükenmiştir.

so we decided to bring in more friends and Öbek fiiller

1:58

bu yüzden daha fazla arkadaşımızı dahil etmeye

hire the first team members full-time,

2:00

ve ilk tam zamanlı ekip üyelerini işe alarak

Öbek fiiller

Bring in more friends: insanları katılmaya veya yardım etmeye davet etmek

Burada bring in more friends, daha fazla arkadaşı işe katılmaları için davet etmek veya ekibe almak demektir. Bu ekip bağlamında bring in, insanları gruba eklemeyi anlatır; bir odaya fiziksel olarak sokmayı değil. Bring in ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem bring in more friends hem de bring more friends in kullanılabilir. Zamir ise fiil ile parçacığın arasına gelir: bring them in.

Alıştırma

Cümleyi bring in ve them zamiriyle tamamlayın: The event needs two more volunteers, so let's ____.

Cevabı göster

bring them in

creating a legal entity.

2:02

yasal bir şirket kurmaya karar verdik.

More people meant that we could stop overworking,

2:04

Daha fazla insan, aşırı çalışmayı bırakıp

do more,

2:07

daha fazlasını yapabileceğimiz

and improve.

2:07

ve kendimizi geliştirebileceğimiz anlamına geliyordu.

But we also needed to earn more.

2:09

Ancak aynı zamanda daha fazla kazanmamız gerekiyordu.

The livelihood of real humans depended upon it.

2:11

Gerçek insanların geçimi buna bağlıydı.

None of us had any experience in running a company.

2:14

Hiçbirimizin şirket yönetme tecrübesi yoktu.

We didn't plan to become big or to grow.

2:17

Büyümek veya gelişmek gibi bir planımız yoktu.

It sort of just happened. Ton ve niyet

2:19

Sadece kendiliğinden oldu.

Ton ve niyet

It sort of just happened: bilinçli niyet vurgusunu azaltmak

Bu cümlede sort of, konuşma dilinde ifadeyi yumuşatan bir sözdür. İddiayı daha az kesin hâle getirir: Konuşan kişi olayı açık bir planın sonucu olarak değil, tam olarak açıklanması zor bir şey olarak sunar. Buradaki just, “kısa süre önce” değil, “yalnızca” veya “özel bir çaba olmadan” anlamına gelir. Sort of just happened birlikte kullanıldığında planlama ve kişisel pay küçümsenir; böylece konuşan kişi daha alçakgönüllü ve sonucu ortaya çıkarmaktan daha az sorumlu görünür.

Alıştırma

Konuşan kişi “It sort of just happened” derken büyük olasılıkla neyi kastediyor?

  1. Sonuç yalnızca birkaç dakika önce gerçekleşti.
  2. Sonuç, fazla bilinçli planlama olmadan gelişti.
  3. Konuşan kişi belirli bir olay türüne ad veriyor.
Cevabı göster

Sonuç, fazla bilinçli planlama olmadan gelişti.

A decade later,

2:21

On yıl sonra,

Kurzgesagt is not a small project anymore.

2:22

Kurzgesagt artık küçük bir proje değil.

We are an animation studio

2:25

Biz, Münih ve Berlin'de ofisleri bulunan

with offices in Munich and Berlin.

2:27

bir animasyon stüdyosuyuz.

We need computers, monitors, tablets,

2:29

Bilgisayarlara, monitörlere, tabletlere,

desks, coffee, contracts,

2:32

masalara, kahveye, sözleşmelere,

pay licenses, taxes, rent, and insurance.

2:34

lisans ödemelerine, vergilere, kiraya ve sigortaya ihtiyacımız var.

In 2023,

2:38

2023 yılında,

our team consists of over 60 employees

2:40

ekibimiz 60'tan fazla çalışandan

and a lot of freelancers around the world.

2:43

ve dünya çapında birçok serbest çalışandan oluşuyor.

Salaries alone cost millions of dollars a year

2:45

Sadece varlığımızı sürdürebilmek için

just to stay around.

2:48

sırf maaşlar yılda milyonlarca dolara mal oluyor.

This creates an interesting problem.

2:50

Bu durum ilginç bir sorun yaratıyor.

With such high production costs, Anlatım akışı

2:53

Bu kadar yüksek üretim maliyetleriyle,

how can we publish our work for free?

2:55

çalışmalarımızı nasıl ücretsiz yayınlayabiliyoruz?

Anlatım akışı

With such high production costs, how can we ...?: bir sorunu çerçevelemek

Cümlenin başındaki With öbeği önce kısıtı verir: Yüksek üretim maliyetleri, sorunun değerlendirilmesi gereken arka plandır. Such, high sözcüğünün derecesini güçlendirerek maliyetlerin olağanüstü yüksek olduğunu vurgular. Ardından ana cümle olan how can we publish our work for free? bu kısıtın yarattığı sorunu ortaya koyar. Bir sunumda bu soru retorik olabilir: İzleyiciden hemen bir cevap üretmesini istemek yerine, konuşmayı bilinen gerçeklerden konuşmacının açıklayacağı konuya taşır.

Alıştırma

Aynı sunum çerçevesini, yani önce arka plandaki kısıtı, sonra onun yarattığı sorunu en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. With such a tight deadline, how can we check every detail?
  2. With such a tight deadline, we checked every detail.
  3. How can we check every detail with such a tight deadline?
Cevabı göster

With such a tight deadline, how can we check every detail?

How we finance Kurzgesagt.

2:58

Kurzgesagt'ı nasıl finanse ediyoruz.

We've added up our earnings from 2015 through 2022. Öbek fiiller

3:01

2015'ten 2022'ye kadar olan kazançlarımızı topladık.

Öbek fiiller

Add up our earnings: kazançları toplayıp toplamı bulmak

Burada add up, ayrı miktarları birleştirerek toplamı hesaplamak anlamına gelir. Konuşmacı birkaç yılın kazançlarını birlikte hesaplamıştır; bu öbek fiil, toplam alma anlamını tek başına add fiilinden daha açık biçimde verir. Add up ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne fiilden sonra (add up our earnings) veya iki parçanın arasında (add our earnings up) kullanılabilir. Zamir ise mutlaka araya gelir: add them up denir, add up them denmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için add up ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: Before making the budget, we ____ all the receipts.

Cevabı göster

added up

Our sources of funding changed depending on opportunities

3:05

Finansman kaynaklarımız fırsatlara

and the state of the world.

3:08

ve dünyanın durumuna göre değişti.

Early on,

3:09

Başlarda,

agency work was our main source of income.

3:10

ajans işleri ana gelir kaynağımızdı.

Ad revenue varies.

3:13

Reklam gelirleri değişkenlik gösterir.

In some years,

3:14

Bazı yıllarda,

we got more sponsorships than in others.

3:15

diğer yıllara göre daha fazla sponsorluk aldık.

The shop didn't exist for a long time,

3:17

Mağazamız uzun süre yoktu,

then it became pretty big after we launched our calendar.

3:19

sonra takvimimizi piyasaya sürdükten sonra oldukça büyüdü.

62% of our revenue comes indirectly or directly from you.

3:23

Gelirimizin %62'si dolaylı veya doğrudan sizden geliyor.

You watch our videos with ads,

3:28

Videolarımızı reklamlarla izliyor,

support us on Patreon,

3:29

bizi Patreon'da destekliyor

or buy from our shop.

3:31

veya mağazamızdan alışveriş yapıyorsunuz.

The single biggest source of income by far is our shop. Kalıp ifadeler

3:33

Şimdiye kadarki en büyük tek gelir kaynağımız mağazamız.

Kalıp ifadeler

By far ile single biggest üstünlük yapısı

By far, single biggest üstünlük yapısını güçlendirir. Mağazanın diğer gelir kaynaklarından az bir farkla değil, büyük bir farkla önde olduğunu belirtir. Bu ifade üstünlük yapısından önce (by far the biggest source) veya güçlendirdiği isim grubundan sonra (the biggest source by far) gelebilir. Buradaki far, farkın büyüklüğünü ölçer; fiziksel mesafeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir açıklamanın diğerlerinin hepsinden büyük bir farkla açıkça önde olduğunu söylüyor?

  1. This is so far the clearest explanation.
  2. This is by far the clearest explanation.
  3. This explanation is very clear.
Cevabı göster

This is by far the clearest explanation.

That alone accounted for 40% over the last eight years. Kelime

3:37

Son sekiz yılda tek başına gelirin %40'ını oluşturdu.

Kelime

accounted for 40%: toplam içindeki payı ifade etmek

Bu cümlede accounted for, bir toplamın bir bölümünü “oluşturdu” veya “temsil etti” anlamındadır. That alone öznesi daha önce sözü edilen tek bir kaynağa gönderme yapar; bu kaynak sekiz yıllık dönemde %40 katkı sağlamıştır. Bir toplamın ne kadarının belirli bir kaynak veya kategoriden geldiğini söylemek için account for + sayı, kesir veya yüzde kullanılır. İfadenin ardından gelen yüzde, burada “açıklamak” değil, oran bildiren anlamın kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, account ile kurulan ve “bir toplamın belirli bir yüzdesini oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Online orders ____ 35% of our sales.

Cevabı göster

account for

The shop started small,

3:40

Mağaza küçük başladı,

but once we published our calendar for the first time in 2016,

3:42

ancak 2016'da takvimimizi ilk kez yayınladığımızda,

we realized it could really help us do more things,

3:45

bunun bize daha fazla şey yapmak için gerçekten yardımcı olabileceğini fark ettik,

and we started producing more and more science products Dilbilgisi

3:48

ve posterlerimizden

Dilbilgisi

more and more: kademeli artışı ifade etmek

More and more, zaman içinde artmaya devam eden bir değişimi gösterir. Burada çoğul science products isminden önce gelir; böylece üretilen ürün sayısının yalnızca bir kez değil, adım adım arttığını anlatır. Artan bir miktarı veya sayıyı göstermek için isimden önce more and more kullanın. More and more difficult örneğindeki gibi, more ile derecelendirilen uzun bir sıfatın veya zarfın önünde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bir sayının giderek arttığını gösteren tekrarlı ifadeyle tamamlayın: As the club became popular, ____ children joined each week.

Cevabı göster

more and more

from our posters

3:50

şükran günlüğümüze veya evren kokulu mumlara kadar

to our gratitude journal or universe-scented candles.

3:51

giderek daha fazla bilimsel ürün üretmeye başladık.

YouTube ads accounted for 13%

3:55

YouTube reklamları %13'lük

and Patreon 9%.

3:58

Patreon ise %9'luk kısmı oluşturdu.

So,

4:00

Yani,

without your support, Dilbilgisi

4:00

desteğiniz olmadan,

we would cease to exist.

4:01

varlığımızı sürdüremezdik.

Dilbilgisi

Without your support, we would cease to exist: örtük bir koşul

Without + isim öbeği, olumsuz bir if yan cümlesinin yerini alabilir. Without your support, if we did not have your support anlamına gelir. Sonuç cümlesinde would kullanılmasının nedeni, geçmişteki bir olayı değil varsayımsal bir sonucu anlatmasıdır. Bu kısa yapı, desteğin varlığını sürdürmek için gerekli bir koşul olduğunu vurgular.

Alıştırma

Olumsuz koşulu tamamlamak için without + regular maintenance isim öbeğini kullanın: ____, the elevator would break down more often.

Cevabı göster

Without regular maintenance

Our shop and Patreon are our most important sources of revenue,

4:04

Mağazamız ve Patreon en önemli gelir kaynaklarımız,

and because we see ourselves as science communicators, Kalıp ifadeler

4:07

ve kendimizi bilim iletişimcileri olarak gördüğümüzden,

Kalıp ifadeler

See ourselves as science communicators: kişinin kendi rolünü algılaması

See oneself as + isim veya isim öbeği, kişinin kendisini bir şey olarak görmesi ya da düşünmesi anlamına gelir. Görme eylemini değil, kişinin kendisiyle ilgili algısını veya benimsediği rolü anlatır. we see ourselves as... yapısında ourselves, we öznesine geri gönderme yapar; science communicators ise rolü adlandırır. Doğrudan we are... demeye kıyasla bu ifade, grubun kimliğini nasıl anladığını ve sunduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi see oneself as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Lina ____ an artist, even though she is still learning.

Cevabı göster

sees herself as

we don't just do merch, Dilbilgisi

4:11

sadece ticari ürünler değil,

but science-y products

4:12

üzerinde yüzlerce saat araştırma yaptığımız,

Dilbilgisi

We don't just do merch, but science-y products: not just A, but B kalıbı

not just A, but B kalıbı fazla dar bir düşünceyi düzeltir. A hâlâ doğrudur: gerçekten markalı ürünler yaparlar. Ardından konuşmacı, daha önemli veya daha doğru bir tanım olarak B'yi ekler. Burada but science-y products bölümünde tekrarlanan do fiili düşürülmüştür; tam tekrar we don't just do merch, but do science-y products şeklinde olurdu. Bu kısa karşıtlık, yaptıkları işin sıradan markalı ürünlerden daha kapsamlı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi doesn't just ... but ... kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: Our club ____ organize talks, ____ hands-on workshops.

Cevabı göster

doesn't just · but runs

that we spend hundreds of hours researching,

4:13

uzmanlarla tartıştığımız,

discussing with experts,

4:15

geliştirdiğimiz ve doğrudan üreticilerle çalıştığımız

polishing up and working on directly with the manufacturers. Öbek fiiller

4:17

bilimsel ürünler yapıyoruz.

Öbek fiiller

Polishing up: yapılmış bir şeyi daha da geliştirmek

Polish up, zaten var olan bir şeyi tamamlanmış hâline yaklaştırmak için geliştirmek veya iyileştirmek anlamına gelir. Bu cümlede söylenmeyen nesne, daha önce bahsedilen bilimle ilgili ürünlerdir; ekip üreticilerle birlikte bunların tasarımını ve kalitesini iyileştiriyor. İfade, bir yüzeyi parlatmakta olduğu gibi gerçek anlamda kullanılabilir. Ancak nesne bir ürün, taslak, konuşma veya beceriyse çoğu zaman fiziksel olarak parlatmak değil, geliştirip inceltmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi polish up ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The draft is clear, but I want to ____ before sending it.

Cevabı göster

polish it up

They are part of the science story we try to tell.

4:20

Bunlar, anlatmaya çalıştığımız bilim hikayesinin bir parçası.

It also just feels good to get directly funded by you guys

4:24

Ayrıca sizler tarafından doğrudan finanse edilmek

and give you something back for it. Öbek fiiller

4:27

ve bunun karşılığında size bir şeyler vermek çok iyi hissettiriyor.

Öbek fiiller

give you something back for it: bunun karşılığında size bir şey vermek

Bu cümlede give you something back for it, desteğinizin karşılığında size bir şey sunmak anlamına gelir. Back karşılıklılığı gösterir: izleyiciler maddi destek verir, konuşmacı da buna değerli bir şey sunarak karşılık verir. Yapı give + alıcı + something + back şeklindedir. for + isim veya zamir, karşılığın ne için verildiğini belirtir. Burada daha önce ödünç alınmış aynı nesneyi geri vermek anlamı yoktur.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “karşılıklı bir yarar sunmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: You supported our project, so we'd like to ____.

Cevabı göster

give you something back for it

On top of our videos,

4:29

Videolarımızın yanı sıra,

YouTube ads are a crucial part of our funding as well,

4:30

YouTube reklamları da finansmanımızın çok önemli bir parçası,

but they are not within our control.

4:33

ancak bunlar bizim kontrolümüzde değil.

Then there's paid agency work,

4:36

Sonra, 2022'de yapmayı bıraktığımız

which we stopped doing in 2022.

4:38

ücretli ajans işleri var.

It accounted for 9% of our revenue over the last eight years.

4:40

Bu, son sekiz yılda gelirimizin %9'unu oluşturdu.

A lot in the beginning,

4:44

Başlangıçta çoktu,

not much by the end.

4:45

sonlara doğru pek kalmadı.

Then there are commercial sponsors advertising products.

4:48

Bir de ürünlerin reklamını yapan ticari sponsorlar var.

They accounted for 12% of our revenue.

4:51

Bunlar gelirimizin %12'sini oluşturdu.

We also got about 7% from German public broadcasting for the German channel,

4:54

Ayrıca Almanca kanalı için Alman kamu yayıncılığından da yaklaşık %7 aldık,

but ended this partnership in 2022.

4:58

ancak bu ortaklık 2022'de sona erdi.

Finally,

5:01

Son olarak,

there are institutional sponsors representing about 10%.

5:01

yaklaşık %10'luk bir payı temsil eden kurumsal sponsorlar var.

Some people take issue with this. Deyimler

5:05

Bazı insanlar bundan rahatsızlık duyuyor.

Deyimler

take issue with this: buna itiraz etmek

Take issue with, bir şeyde sorun olduğunu düşündüğünüz için ona itiraz etmek veya onu sorgulamak anlamına gelir. Buradaki this, bir kurumdan sponsorluk kabul etme uygulamasını belirtir. İfade bir bütün olarak kullanılır: take issue with + isim veya zamir. Genellikle yalnızca iki kişinin farklı görüşlere sahip olduğunu değil, belirli bir itirazı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “itiraz etmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Several residents ____ the new parking proposal.

Cevabı göster

take issue with

Especially Bill Gates has come under public scrutiny, Kalıp ifadeler

5:07

Özellikle Bill Gates kamuoyunun merceği altında

Kalıp ifadeler

come under public scrutiny: kamuoyunun yakın incelemesi altına girmek

Come under public scrutiny, kamuoyunun, haber medyasının veya bir konuyu açıkça takip eden diğer kişilerin yakın ve çoğu zaman eleştirel incelemesine maruz kalmaya başlamak demektir. Scrutiny sıradan ilgiden daha güçlüdür; soru sorma, kontrol etme ve olası eleştiri anlamları taşır. come under + isim kalıbı, come under review örneğinde olduğu gibi bir duruma veya baskı altına girmeyi anlatır. Bu cümlede Bill Gates'in böyle bir kamusal incelemenin konusu hâline geldiğini gösterir.

Alıştırma

come under public scrutiny ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: After the test results were published, the toy company's safety claims ____.

Cevabı göster

came under public scrutiny

and we've been criticized for even working with organizations funded by him.

5:09

ve onun tarafından finanse edilen kuruluşlarla bile çalıştığımız için eleştirildik.

So, let's look at this 10% in more detail.

5:14

O halde bu %10'a daha detaylı bakalım.

About 3% of our revenue over the last eight years came from the Gates organizations

5:17

Son sekiz yıldaki gelirimizin yaklaşık %3'ü Gates kuruluşlarından geldi.

for a wide variety of topics,

5:21

Bu, genellikle bizim tarafımızdan önerilen

often suggested by us.

5:23

çok çeşitli konular içindi.

5% comes from Open Philanthropy

5:25

Gelirin %5'i Open Philanthropy'den geliyor

and is only used for specific projects.

5:28

ve yalnızca belirli projeler için kullanılıyor.

With these funds,

5:30

Bu fonlarla,

we've started Arabic, Hindi, Korean, Japanese, Portuguese, and French channels,

5:31

Arapça, Hintçe, Korece, Japonca, Portekizce ve Fransızca kanallar açarak

bringing more free science content to more people.

5:36

daha fazla insana daha fazla ücretsiz bilim içeriği ulaştırdık.

Then there's a two-year funding for original TikTok content,

5:40

Sonra, kısa formatlı bilim iletişimini nasıl yapacağımızı keşfetmemiz ve öğrenmemiz için bize özgürlük veren,

which gives us freedom to explore and learn how to do short-form science communication.

5:43

özgün TikTok içeriği için iki yıllık bir finansman var.

The final 2% came from other organizations

5:48

Kalan %2'lik kısım ise

like the Red Cross or the UN,

5:51

örneğin Kızılhaç veya BM gibi

for example.

5:53

diğer kuruluşlardan geldi.

We choose institutional sponsors carefully,

5:54

Kurumsal sponsorları dikkatle seçiyoruz,

but if organizations want to fund videos that help us spread quality information about relevant topics,

5:57

ancak eğer kuruluşlar ilgili konularda kaliteli bilgi yaymamıza yardımcı olacak videoları finanse etmek istiyorsa,

this is an easy yes for us Kelime

6:02

eğer kapasitemiz varsa

Kelime

an easy yes: isim olarak kullanılan yes

Burada yes; anlaşma, onay veya olumlu karar anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. An easy yes, kabul etmenin çok az düşünme ya da tereddüt gerektirdiği anlamına gelir; easy sözcüğün telaffuzunu değil, kararı tanımlar. Sıfat + yes/no kalıbı, konuşanın a definite yes veya a quick no örneklerinde olduğu gibi bir kararı adlandırmasını sağlar. Bu cümlede teklif hakkında kısa ve kendinden emin bir değerlendirme yapar.

Alıştırma

Bir kulübe yakında bulunan güvenli bir toplantı odası ücretsiz olarak teklif ediliyor. Biri "That's an easy yes." diyor. Ne demek istiyor?

  1. Daha önce birçok kez yes demişlerdir.
  2. Kabul etmek, çok az tereddüt gerektiren bariz bir karardır.
  3. yes sözcüğünün telaffuzu kolaydır.
Cevabı göster

Kabul etmek, çok az tereddüt gerektiren bariz bir karardır.

if we have the capacity for it.

6:04

bunu kolayca kabul ederiz.

On top of that,

6:06

Bunun da ötesinde,

the institutional sponsors we're working with align with our values. Kalıp ifadeler

6:07

birlikte çalıştığımız kurumsal sponsorlar değerlerimizle uyumlu.

Kalıp ifadeler

align with our values: değerlerimizle uyumlu olmak

Bu cümlede align with our values, önemli gördüğümüz ilkelerle uyumlu olmak anlamına gelir. Sponsorların konuşan kişiyle her açıdan aynı olması gerekmez; davranışlarının ve hedeflerinin bu ilkelere uygun olması gerekir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A aligns with B şeklindedir. Burada with our values, sponsorları değerlendirmek için kullanılan ölçütü belirtir. Align mecaz anlamdadır; nesneleri düz bir çizgiye dizmekten söz etmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: We chose the charity because its mission ____.

Cevabı göster

aligns with our values

We have contracts with every grant giver or sponsor

6:11

Her hibe veren veya sponsorla yaptığımız,

that bars them from editorial influence Dilbilgisi

6:14

küresel sağlık veya iklim değişikliği gibi konu alanları önermek dışında

Dilbilgisi

bars them from editorial influence: editoryal etki kurmalarını engeller

Burada bars, resmî olarak engellemek anlamına gelen bir fiildir. Sözleşme, them zamirinin ifade ettiği hibe sağlayıcıların veya sponsorların editoryal kararları etkilemesini önler. Kalıp bar + kişi + from + isim veya -ing biçimi şeklindedir: bar someone from entry; bar someone from making changes. from sonrasında make gibi yalın bir fiil kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi resmî bar + kişi + from + -ing kalıbıyla tamamlayın: The museum rules ____.

Cevabı göster

bar visitors from taking photos

other than suggesting topic areas like global health or climate change.

6:17

editoryal etkiye sahip olmalarını engelleyen sözleşmelerimiz var.

We agree on video topics together,

6:21

Video konularında birlikte hemfikir oluyoruz,

but sponsors can neither influence details nor our conclusions. Dilbilgisi

6:23

ancak sponsorlar ne ayrıntıları ne de sonuçlarımızı etkileyebilir.

Dilbilgisi

can neither influence details nor our conclusions ifadesindeki neither ... nor

can neither influence details nor our conclusions ifadesinde neither ... nor, iki ögeyi aynı olumsuzluk kapsamına alır: sponsorlar ne ayrıntıları ne de sonuçları etkileyebilir. Buradaki kalıp modal + neither + fiil + nesne A + nor + nesne B şeklindedir. Can bütün ikili yapıyı kapsar ve ortak fiil influence ikinci nesneden önce tekrarlanmaz.

Alıştırma

Her iki ögeyi de reddeden ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: The editor can ____ change the title ____ the conclusion.

Cevabı göster

neither · nor

The final decision always remains with us.

6:27

Son karar her zaman bizde kalır.

And usually,

6:30

Ve genellikle,

we develop the topics of the videos autonomously

6:31

videoların konularını bağımsız olarak geliştiriyoruz

and tell the sponsor what we're doing afterwards.

6:33

ve daha sonra ne yaptığımızı sponsora söylüyoruz.

If you're interested in how we research our videos in detail, Dilbilgisi

6:36

Videolarımızı nasıl detaylı araştırdığımızla ilgileniyorsanız,

Dilbilgisi

interested in how we research our videos ifadesinde dolaylı soru sırası

Be interested in, bir şey hakkında daha fazla bilgi edinmek istemek anlamına gelir. Burada in sözcüğünü, izleyicinin öğrenmek isteyebileceği araştırma sürecini belirten how we research our videos dolaylı soru yan cümlesi izler. Dolaylı soru daha büyük bir cümlenin parçasıdır; bu nedenle how + özne + fiil şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. how do we research değil, how we research yazılır. Baştaki If yan cümlesi, ardından gelecek bilgi veya davet için koşul oluşturur.

Alıştırma

Bir süreç hakkında daha fazla bilgiyi doğru biçimde sunan cümleyi seçin.

  1. If you're interested how we make the podcast, read this guide.
  2. If you're interested in how do we make the podcast, read this guide.
  3. If you're interested in how we make the podcast, read this guide.
Cevabı göster

If you're interested in how we make the podcast, read this guide.

our head of research wrote an article about it.

6:39

araştırma şefimiz bu konuda bir makale yazdı.

Running an educational YouTube channel is a balancing act Deyimler

6:42

Eğitici bir YouTube kanalı işletmek, çok ciddiye aldığımız

that we take very seriously.

6:45

bir denge kurma işidir.

Deyimler

a balancing act: çatışan talepleri yönetmek

Bu cümlede a balancing act, birkaç önemli talebin birbiriyle çatıştığı bir durumu anlatan bir mecazdır. Bir kanalı eğitici tutmak, izleyicilere ücretsiz sunmak, mali açıdan sürdürülebilir kılmak ve yayın politikasındaki bağımsızlığını korumak sürekli ayarlama gerektirir. Bu ifade, her şeyi eşit hâle getirmekten çok, dengeyi korumak için gösterilen sürekli çabayı ve dengeyi kaybetme riskini vurgular.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Raising two children while working full-time can be a ____.

Cevabı göster

balancing act

We're doing our best to maintain this balance,

6:47

Bu dengeyi korumak için elimizden geleni yapıyor,

adjusting whenever necessary.

6:50

gerektiğinde ayarlamalar yapıyoruz.

As a team and a company,

6:52

Bir ekip ve bir şirket olarak,

we want to grow

6:53

daha fazla insanın dünyaya bilim temelli bir bakış açısıyla erişmesini sağlamak için

to give more people access to a science-based outlook on the world.

6:54

büyümek istiyoruz.

This brings us to our final topic. Anlatım akışı

6:59

Bu bizi son konumuza getiriyor.

Anlatım akışı

This brings us to our final topic: son konumuza geçiş

Burada This, az önce tamamlanan tartışmayı ifade eder; fiziksel bir nesneyi ifade etmez. This brings us to + konu kalıbı, önceki tartışmayı bir sonraki bölüme götüren neden veya yol olarak sunar. This brings us to our final topic mevcut bölümü kapatır ve sırada son konunun olduğunu bildirir. Bir konuşmada, derste, raporda veya makalede dinleyici ya da okuyucu için açık bir geçiş işareti görevi görür.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni bir konunun az önce tamamlanan tartışmadan çıktığını belirtmek için This brings us to ifadesini kullanır?

  1. Let's move on from the final recommendation.
  2. We have reached the final recommendation.
  3. The final recommendation brings us to the evidence.
  4. This brings us to the final recommendation.
Cevabı göster

This brings us to the final recommendation.

Why are we doing Kurzgesagt?

7:01

Neden Kurzgesagt'ı yapıyoruz?

Our values and our vision.

7:03

Değerlerimiz ve vizyonumuz.

Our core mission is to spark curiosity.

7:07

Temel görevimiz merak uyandırmak.

We want to make science and humanism accessible Dilbilgisi

7:10

Bilimi ve hümanizmi

for as many people as possible. Dilbilgisi

7:12

mümkün olduğunca çok insan için erişilebilir kılmak istiyoruz.

Dilbilgisi

make science and humanism accessible: make + nesne + sıfat yapısı

make + nesne + sıfat yapısında make, bir şeyin belirli bir duruma gelmesini veya o duruma sahip olmasını sağlamak anlamına gelir. Burada science and humanism nesnedir; accessible ise konuşanların onun sahip olmasını istediği durumu belirtir. Buradaki accessible, insanların bir şeye kolayca ulaşabilmesi, onu kullanabilmesi ve anlayabilmesi demektir; yalnızca fiziksel olarak içeri girebilmek anlamına gelmez. Bu yapı make information clear, make a service safer ve make a lesson easier örneklerindeki gibi pek çok değişimi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla, videos ve accessible sözcüklerini kullanarak tamamlayın: Better captions can ____ for more viewers.

Cevabı göster

make videos accessible

Dilbilgisi

for as many people as possible: uygulamada mümkün olan en yüksek kişi sayısı

for edatı, yararlanması amaçlanan kişileri belirtir. Bu ifade içinde as many people as possible, herkese ulaşmak mümkün olmasa bile koşulların izin verdiği en yüksek sayıda insanı kapsama hedefini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp as many + çoğul sayılabilen isim + as possible şeklindedir. Kesin bir sayı değil, yüksek bir sayısal hedef ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi as many + çoğul sayılabilen isim + as possible yapısıyla, books sözcüğünü kullanarak tamamlayın: Please donate ____ to the school library.

Cevabı göster

as many books as possible

The effort we put into creating our videos Kalıp ifadeler

7:14

Videolarımızı oluşturmak için harcadığımız çaba,

Kalıp ifadeler

The effort we put into creating our videos: put effort into + -ing yapısı

put effort into doing something kalıbı, bir etkinliğe enerji ve özenli çalışma harcamak anlamına gelir. Burada into bir edattır; bu nedenle ardından creating gibi bir -ing biçimi gelir. create veya to create kullanılamaz. Temel sıralama someone puts effort into doing something şeklindedir. Örnekte effort, nitelenen isim olduğu için başa gelmiştir: the effort [that] we put into creating our videos. İlgi zamiri that düşürülmüştür ve isim öbeğinin tamamı daha uzun bir cümlenin öznesi olabilir.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü hedef kalıpla tamamlayın: Our team ____ making the model sturdy.

Cevabı göster

put effort into

is a way of achieving that.

7:17

bunu başarmanın bir yoludur.

Our videos are beautiful

7:19

Videolarımız güzel

because that helps to spark curiosity, Anlatım akışı

7:20

çünkü bu merak uyandırmaya,

to understand complex topics,

7:23

karmaşık konuları anlamaya yardımcı oluyor

and because it just feels good to create and watch.

7:25

ve üretmesi ile izlemesi çok iyi hissettiriyor.

Anlatım akışı

because ... and because ...: paralel iki neden

Cümlede aynı düzeyde iki because yan cümlesi vardır. Birincisi, videoları güzel yapmanın pratik bir nedenini verir: güzellik merak uyandırmaya ve anlamayı desteklemeye yardımcı olur. And because ile başlayan ikinci yan cümle ise farklı türde bir neden ekler: güzel bir şey oluşturmak ve izlemek iyi hissettirir. Because sözcüğünün tekrarı bilinçlidir. İlk neden kendi içindeki fikirlerle genişledikten sonra and because, ilk dalın içine bir madde daha eklemek yerine yeni bir ana nedeni açıkça başlatır.

Alıştırma

Örnekteki ikinci because ne işe yarıyor?

  1. İlk because yan cümlesinin içine başka bir eylem ekler.
  2. Cümleyi neden sunmaktan karşıtlık göstermeye çevirir.
  3. İlk because yan cümlesiyle aynı düzeyde yeni bir neden başlatır.
Cevabı göster

İlk because yan cümlesiyle aynı düzeyde yeni bir neden başlatır.

Our research is as intensive as it is, Dilbilgisi

7:28

Araştırmalarımız her zamanki gibi yoğun,

Dilbilgisi

as intensive as it is: gerçek dereceyi vurgulama

as intensive as it is ifadesi, bir şeyin gerçekte ulaştığı dereceyi vurgulamak için as + sıfat + as + özne + be yapısını kullanır. İkinci it, önceki research sözcüğüne gönderme yapar; yani araştırma başka bir nesneyle karşılaştırılmaz. Burada araştırmanın yüksek yoğunluğu zaten bilinen bir gerçek olarak sunulur ve ardından gelen sonuca zemin hazırlanır: dikkatli araştırma, karmaşık konuları güvenilir biçimde basitleştirmeyi mümkün kılar.

Alıştırma

Araştırmanın gerçekten bu yüksek yoğunluğa sahip olduğunu, ancak en yüksek bir hedef veya başka bir çalışmayla karşılaştırma belirtmediğini en iyi hangi ifade gösterir?

  1. as intensive as the other study
  2. as intensive as it is
  3. as intensive as possible
Cevabı göster

as intensive as it is

so our videos are a good simplification of very complicated topics.

7:31

bu nedenle videolarımız çok karmaşık konuların iyi birer sadeleştirmesidir.

We want to make people excited about science,

7:35

İnsanları bilim konusunda heyecanlandırmak istiyoruz,

so they rediscover subjects they hated in school

7:38

böylece okulda nefret ettikleri dersleri yeniden keşfedecekler

and see how amazing they are.

7:41

ve ne kadar muazzam olduklarını görecekler.

On top of curiosity,

7:43

Merakın yanı sıra,

we want to inspire long-term thinking and a positive constructive outlook.

7:45

uzun vadeli düşünceyi ve pozitif, yapıcı bir bakış açısını ilham etmek istiyoruz.

Being optimistic about the future of humanity is not mainstream,

7:50

İnsanlığın geleceği hakkında iyimser olmak ana akım değil,

and we think this is

7:54

ve biz bunun

horrible.

7:54

korkunç olduğunu düşünüyoruz.

Pessimism often sounds smart and gets more views, Anlatım akışı

7:55

Kötümserlik genellikle zekice gelir ve daha fazla izlenme alır,

while optimism can sound naive, but this is a bias that's not helpful for us as a species.

7:59

iyimserlik ise saf gelebilir, ancak bu bir tür olarak bizim için hiç yararlı olmayan bir önyargıdır.

Anlatım akışı

Kötümserlik akıllıca duyulur ... iyimserlik ise safça gelebilir

Burada while, kamuoyundaki iki izlenimi yan yana koyarak karşılaştırır: kötümserlik çoğu zaman akıllıca görünür ve daha fazla izlenme alır; iyimserlik ise safça görünebilir. Böylece konuşan kişi önce bu dengesizliği gösterir, sonra değerlendirir. Bu cümlede while karşıtlık bildirir; “... sırasında” anlamına gelmez. Karşıtlık bir önyargıyı ortaya çıkarır, kötümserliğin gerçekten daha akıllı olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Pessimism often sounds smart and gets more views, while optimism can sound naive cümlesinde while neyi bildiriyor?

  1. kötümserliğin daha fazla izlenme almasının nedeni
  2. iyimserliğin safça göründüğü zaman
  3. iki kamuoyu izlenimi arasındaki karşıtlık
Cevabı göster

iki kamuoyu izlenimi arasındaki karşıtlık

So, despite the gloominess of many topics, Dilbilgisi

8:05

Bu nedenle, birçok konunun kasvetine rağmen,

we want to approach them with informed and well-researched optimism. Kalıp ifadeler

8:07

onlara bilgili ve iyi araştırılmış bir iyimserlikle yaklaşmak istiyoruz.

Dilbilgisi

despite + isim öbeği

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: önce bir engeli veya olumsuz gerçeği kabul eder, ardından ana cümle neyin hâlâ geçerli olduğunu ya da kişinin yine de ne yapmayı seçtiğini söyler. Burada birçok konunun kasvetli oluşu kabul edilir, ancak konuşmacılar yine de iyimser bir yaklaşım seçer. Vurgulanan bölüm despite + isim öbeği yapısındadır: despite the gloominess of many topics. Despite sözcüğünden hemen sonra kendi öznesi ve çekimli fiili olan tam bir cümlecik gelemez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef sözcükle tamamlayın: ____ the cold weather, the children played outside.

Cevabı göster

Despite

Kalıp ifadeler

bilgiye ve sağlam araştırmaya dayalı iyimserlik

Informed ve well-researched sözcüklerinin ikisi de optimism sözcüğünü niteler. Birlikte, kanıtları görmezden gelen olumlu bir duyguyu değil; bilgiye, gerçeklere ve dikkatli araştırmaya dayanan umutlu bir bakış açısını anlatırlar. Bu iki eş görevli niteleyici, iyimserliği dikkatli ve güvenilir gösterir. Başarının kesin olduğunu iddia etmeden, olumlu bakış açısının mantıklı bir temeli bulunduğunu belirtirler.

Alıştırma

informed and well-researched optimism ne anlama gelir?

  1. Tüm olumsuz kanıtları görmezden gelen neşe
  2. Başarının garanti olduğuna dair tam kesinlik
  3. Gerçeklere ve dikkatli araştırmaya dayanan umut
Cevabı göster

Gerçeklere ve dikkatli araştırmaya dayanan umut

Not brushing humanity's very real challenges aside, Öbek fiiller

8:11

İnsanlığın son derece gerçek zorluklarını bir kenara atmadan,

Öbek fiiller

İnsanlığın çok gerçek sorunlarını bir kenara itmek

Bu cümlede brushing humanity's very real challenges aside, bu zorlukları önemsizmiş gibi görmek ve onlara ciddi biçimde dikkat etmeyi reddetmek anlamına gelir. İfade, fırçayla gerçek bir şeyi kenara itmekten değil, bir sorunu umursamazca geçiştirmekten söz eder. Yapı brush + something + aside şeklindedir; nesne brush ile aside arasına gelebilir. Burada uzun nesne humanity's very real challenges olduğu için aside en sonda yer alır.

Alıştırma

Hangi cümlede brush something aside, bir şeyi yeterince dikkat göstermeden geçiştirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The committee took the warning seriously before approving the plan.
  2. The committee brushed the warning aside and approved the plan.
  3. The committee placed the warning beside the report on the desk.
Cevabı göster

The committee brushed the warning aside and approved the plan.

but also not falling into the trap of pessimism. Deyimler

8:14

ama kötümserliğin tuzağına da düşmeden.

Deyimler

Kötümserlik tuzağına düşmek

Bu cümlede falling into the trap of pessimism, kötü sonuçları kaçınılmaz veya olası gören olumsuz bir bakış açısını yavaş yavaş benimsemek anlamına gelir. Trap bir mecazdır: kötümserlik, kişi farkına varmadan onu içine çekebilen zararlı bir düşünme biçimi olarak sunulur. fall into the trap of + isim veya gerund yapısı, kaçınılması gereken düşünce biçimini ya da alışkanlığı adlandırır. Burada kaçınılması gereken şey her türlü gerçekçi kaygı değil, sorunlara dengesiz tepki vermektir.

Alıştırma

Zararlı bir düşünce biçimine sürüklenmeyi anlatan doğru ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After two disappointing results, do not ____ the trap of assuming you cannot improve.

Cevabı göster

fall into

We want to inspire you to dream a little about the glorious future that we could actually build,

8:17

Eğer mümkün olduğuna inanırsak,

but only if we believe it's possible. Dilbilgisi

8:23

aslında inşa edebileceğimiz şanlı gelecek hakkında biraz hayal kurmanız için size ilham vermek istiyoruz.

Dilbilgisi

only if: gerekli bir koşulu belirtmek

Only if gerekli bir koşulu belirtir. Burada bu geleceğin mümkün olduğuna inanmak, daha büyük hedefin gerçekleştirilebilmesi için karşılanması gereken bir şart olarak sunulur. A only if B yapısında B, A için gereklidir. Bu, B'nin A'yı garanti ettiği anlamına gelmez: yalnızca inanmak, o geleceği gerçeğe dönüştürmek için yeterli olmayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, imzalı izin formu olmadan Maya'nın geziye katılamayacağını söylüyor?

  1. Maya can join the trip even if she does not have a signed permission form.
  2. Maya can join the trip if she has a signed permission form.
  3. Maya can join the trip only if she has a signed permission form.
Cevabı göster

Maya can join the trip only if she has a signed permission form.

In the long run, Kalıp ifadeler

8:25

Uzun vadede,

Kalıp ifadeler

In the long run: uzun vadeli sonuçlara bakmak

In the long run, “uzun bir dönem boyunca neler olduğuna baktığımızda” anlamına gelen kalıplaşmış bir zaman ifadesidir. Dikkati anlık etkilerden uzaklaştırıp genel eğilime veya kalıcı sonuca yöneltir. Buradaki run fiziksel olarak koşmak anlamına gelmez. İfadenin tamamı zaman zarfı olarak kullanılır ve genellikle cümlenin başında ya da sonunda yer alır.

Alıştırma

Hangi cümle anlık veya ara sıra gerçekleşen bir şey yerine uzun vadeli bir sonucu ifade ediyor?

  1. This training will save the team time right away.
  2. This training saves the team time from time to time.
  3. This training will save the team time in the long run.
Cevabı göster

This training will save the team time in the long run.

we don't only want to do this on YouTube.

8:26

bunu sadece YouTube'da yapmak istemiyoruz.

The idea is for Kurzgesagt to be a positive influence across more media. Dilbilgisi

8:29

Fikir, Kurzgesagt'ın daha fazla mecrada olumlu bir etki yaratmasıdır.

Dilbilgisi

Fikir, Kurzgesagt'ın daha fazla medya alanında olumlu bir etki yaratması

The idea is for + isim + to + fiil yapısı bir planı veya hedeflenen sonucu belirtirken kimin ya da neyin eylemi gerçekleştireceğini açıkça söyler. Bu cümlede Kurzgesagt, to be yapısının mantıksal öznesidir: amaç, Kurzgesagt'ın daha fazla medya alanında olumlu bir etki yaratmasıdır. Buradaki across more media, bu etkinin tek bir formatın ötesine uzanan kapsamını belirtir. Cümle, Kurzgesagt'ın medyadan yarar görmesini değil, projenin erişim alanının genişletilmesini anlatır.

Alıştırma

Kütüphanenin eylemi gerçekleştirmesinin beklendiğini açıkça göstermek için The idea is for + noun + to-verb yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. The idea is for volunteers to offer free evening classes at the library.
  2. The idea is that the library offers free evening classes.
  3. The idea is for the library to offer free evening classes.
  4. The idea is to offer free evening classes at the library.
Cevabı göster

The idea is for the library to offer free evening classes.

On our TikTok channel,

8:34

TikTok kanalımızda,

in the long-form content we're exploring,

8:35

keşfetmekte olduğumuz uzun formatlı içeriklerde,

in apps,

8:37

uygulamalarda,

in the VR game that will be released later this year,

8:38

bu yılın sonlarında çıkacak olan VR oyununda

and the games we plan to make in the future.

8:41

ve gelecekte yapmayı planladığımız oyunlarda.

Our shop is a central part of this vision.

8:43

Mağazamız bu vizyonun merkezi bir parçası.

We start our stories with a video Anlatım akışı

8:46

Hikayelerimize bir videoyla başlıyor

and end them with a poster.

8:48

ve bir posterle bitiriyoruz.

Anlatım akışı

Hikâyelerimize bir videoyla başlayıp onları bir posterle bitirmek

Start + object + with + one medium ve end + object + with + another medium yapısı, aynı şeyin ilk ve son aşamalarını paralel bir çerçevede anlatır. Burada our stories her iki fiilin de nesnesidir; them ise videoları değil, stories'i ifade eder. İki with öbeği uçlardaki formatları belirtir: stories videolar olarak başlar ve posterler olarak biter. Tekrarlanan yapı, farklı medyalar arasındaki geçişi görmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bir atölyenin başlangıç ve bitiş bölümlerini göstermek için start...with... ve end...with... yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We start the workshop by a question and end it with a team challenge.
  2. We start the workshop with a question and end it to a team challenge.
  3. We start the workshop with a question and end it with a team challenge.
  4. We start the workshop with a question and finish it with to a team challenge.
Cevabı göster

We start the workshop with a question and end it with a team challenge.

There are so many things we want to do,

8:50

Yapmak istediğimiz o kadar çok şey var ki,

and thanks to you watching this right now, Dilbilgisi

8:52

ve şu anda bunu izleyen sizler sayesinde,

Dilbilgisi

thanks to you watching: olumlu bir neden belirtmek

Bu cümlede thanks to, “sayesinde” anlamına gelir ve vurgulanan eylemi daha sonra gelen sonucun yararlı nedeni olarak sunar. Birine doğrudan teşekkür eden bir ifade değildir. Yapı thanks to + isim veya -ing yan tümcesidir. you watching içinde you eylemi yapan kişidir, watching ise -ing yan tümcesinin ana fiilidir; eksik bir be ile kurulmuş şimdiki zaman yapısı değildir. Günlük konuşmada -ing biçiminden önce zamirin nesne biçimini kullanmak yaygındır; your watching ise daha resmî gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, Mia'nın yardımını takımın erken bitirmesinin nedeni olarak dil bilgisel biçimde sunar?

  1. Mia thanked the team for finishing early.
  2. Thanks to Mia helping us, the team finished early.
  3. Thank you, Mia, for helping the team finish early.
Cevabı göster

Thanks to Mia helping us, the team finished early.

we have the freedom to work to the best of our knowledge and ability. Kalıp ifadeler

8:55

bilgimiz ve yeteneğimizin en iyisiyle çalışma özgürlüğüne sahibiz.

Kalıp ifadeler

to the best of our knowledge and ability: kendi sınırları içinde çaba göstermek

To the best of our knowledge and ability, “bildiğimiz ve yapabildiğimiz her şeyi kullanarak” anlamına gelir. Konuşanların dikkatli ve eksiksiz biçimde çalışacağını söyler, ancak her şeyi bildiklerini veya hiç hata yapamayacaklarını iddia etmez. Yapı to the best of + iyelik belirleyicisi + isim ya da isimler biçimindedir: örneğin to the best of my, your veya our knowledge or ability. Burada knowledge mevcut bilginin sınırını, ability ise konuşanların yapabileceklerinin sınırını belirler.

Alıştırma

“Bildiğim ve yapabildiğim her şeyi kullanarak” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle bu resmî sözü tamamlayın: I will carry out these duties ____.

Cevabı göster

to the best of my knowledge and ability

In the end,

8:58

Sonuç olarak,

we hope you like what we offer

8:59

umarız sunduklarımızı beğenirsiniz

and that we'll be doing something worthwhile for as long as we exist. Dilbilgisi

9:01

ve var olduğumuz sürece değerli bir şeyler yapmaya devam ederiz.

Dilbilgisi

for as long as we exist: var olunan sürenin tamamı

Bu cümlede for as long as we exist, “var olmaya devam ettiğimiz bütün süre boyunca” anlamına gelir. doing something worthwhile eyleminin süresini belirler: eylemin şimdiden başlayıp kanal ya da grup artık var olmayana kadar sürmesi amaçlanır. Buradaki as long as koşul değil, zaman bildirir. for as long as + yan cümle yapısı, devam eden başka bir durumun bütün zaman aralığını vurgular.

Alıştırma

Sözü, “bütün süre boyunca” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I'll keep this room available ____ the study group needs it.

Cevabı göster

for as long as

And hopefully,

9:05

Ve umarız,

we'll have a lasting impact

9:06

bilimi ve öğrenmeyi mümkün olduğunca çok insan için daha eğlenceli hale getirerek

by making science and learning more fun for as many people as possible.

9:08

kalıcı bir etki bırakırız.

If you personally want to help us do this,

9:13

Eğer kişisel olarak bunu yapmamıza yardımcı olmak isterseniz,

you can watch and share our videos,

9:15

videolarımızı izleyip paylaşabilir,

check out our shop,

9:17

mağazamıza göz atabilir,

become a Patreon,

9:18

Patreon'da destekçi olabilir

or give us an ad-blocker exception.

9:19

veya reklam engelleyicinizde bize bir istisna tanıyabilirsiniz.

We exist because of you,

9:21

Sizin sayenizde varız,

and you have no idea how much we appreciate that you're here. Ton ve niyet

9:23

ve burada olmanızı ne kadar takdir ettiğimizi tahmin bile edemezsiniz.

Ton ve niyet

you have no idea how much...: güçlü minnettarlık vurgusu

You have no idea how much ... duyguyu güçlendiren bir kalıptır. Bu sıcak teşekkür ifadesinde “... derecesinin ne kadar büyük olduğunu fark etmiyor olabilirsiniz” anlamına gelir; “bilgisizsiniz” demek değildir. Konuşan kişi, minnettarlığı daha güçlü hissettirmek için abartı kullanır. Yapı, You have no idea + how ile kurulan iç cümle biçimindedir. how much we appreciate that you're here içinde how much takdirin derecesini, that you're here ise takdir edilen şeyi belirtir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sıcak bir şekilde “You have no idea how much your support means to me.” diyor. En olası amacı nedir?

  1. Kesin miktarı bilip bilmediğinizi sormak
  2. Çok güçlü bir minnettarlığı vurgulamak
  3. Hiçbir şey anlamadığınız için sizi eleştirmek
Cevabı göster

Çok güçlü bir minnettarlığı vurgulamak

And hopefully,

9:27

Ve umarız,

we're less of a black box now. Anlatım akışı

9:28

artık o kadar da kapalı bir kutu değilizdir.

Anlatım akışı

Kapanışta başlangıca dönüş: we're less of a black box now

Burada a black box, iç işleyişini görmek veya anlamak zor olan bir şeyi anlatan mecazdır. Less of a black box now, kanalın artık daha kolay anlaşılır hâle geldiğini belirtir; her ayrıntının tamamen açıklandığı anlamına gelmez. Konuşmacı, daha önce kullanılan black box imgesini sona yakın tekrarlayarak sonucu başlangıca bağlar. Bu kapanıştaki geri dönüş, açıklamanın neyi aydınlattığını dinleyiciye hatırlatır ve konuşmaya tamamlanmışlık hissi verir.

Alıştırma

Konuşmanın sonunda we're less of a black box now. nasıl bir işlev görür?

  1. Teknoloji hakkında tamamen yeni bir konu açar.
  2. Önceki bir mecaza dönerek şeffaflığın arttığını, ancak tam olmadığını belirtir.
  3. Artık bütün iç ayrıntıların açıklandığını iddia eder.
Cevabı göster

Önceki bir mecaza dönerek şeffaflığın arttığını, ancak tam olmadığını belirtir.

In any case, Anlatım akışı

9:30

Her halükarda,

Anlatım akışı

In any case ile kesin bir sonuca dönmek

In any case, “az önce sözü edilen konunun gerçeği ne olursa olsun” veya “bundan bağımsız olarak” anlamına gelir. Burada kanalın hâlâ ne kadar gizemli olduğu hakkındaki eğlenceli soru geride bırakılır ve bu soruya bağlı olmayan bir sonuca geçilir. Söylem belirteci olarak yan konuyu kapatır ve düşüncenin ana çizgisine geri döndürür. Buradaki case, hukuki bir dava veya kap anlamına gelmez ve bu ifade örnek de vermez.

Alıştırma

Sorunu çözme gerekliliğinin neden konusunda anlaşmaya bağlı olmadığını gösteren ifadeyi seçin: “We may disagree about the cause. ____, we still need to fix the problem.”

  1. In any case
  2. For example
  3. In that case
Cevabı göster

In any case

doing Kurzgesagt for a decade has been a pretty crazy ride. Deyimler

9:31

on yıl boyunca Kurzgesagt'ı yapmak oldukça çılgın bir yolculuktu.

Deyimler

a pretty crazy ride: oldukça çılgın bir deneyim

Burada a pretty crazy ride, birçok beklenmedik değişim, zorluk ve heyecan verici an içeren uzun bir deneyimi anlatan bir benzetmedir. Gerçek bir yolculuktan söz edilmez. Pretty burada oldukça anlamına gelen gündelik bir zarftır ve crazy sözcüğünü güçlendirir. İfadenin tamamı, on yılın yalnızca zor ya da heyecanlı olduğunu söylemekten daha canlı ve karmaşık bir tablo çizer.

Alıştırma

Konuşan bu cümlede a pretty crazy ride ile ne anlatıyor?

  1. İş güzel ama tamamen sakindi.
  2. Ekip sıra dışı bir araçla on yıl boyunca yolculuk yaptı.
  3. On yıllık deneyim olaylarla ve şaşırtıcı değişimlerle doluydu.
Cevabı göster

On yıllık deneyim olaylarla ve şaşırtıcı değişimlerle doluydu.

And so,

9:35

Bu yüzden,

from the whole team,

9:36

tüm ekip adına,

thank you so much Ton ve niyet

9:37

çok teşekkür ederiz

for being with us all these years.

9:39

bütün bu yıllar boyunca bizimle birlikte olduğunuz için.

Ton ve niyet

thank you so much for being with us all these years: yıllarca süren destek için teşekkür

Thank you for + fiilin -ing biçimi, teşekkür ettiğiniz eylemi veya süregelen davranışı belirtir. Buradaki for being with us, izleyicilere ekiple bağlarını sürdürdükleri ve onu destekledikleri için teşekkür eder; herkesin fiziksel olarak aynı yerde bulunması gerekmez. So much minnettarlığın gücünü artırırken all these years desteğin uzun süredir devam ettiğini vurgular. Birlikte kullanıldıklarında cümle sıcak, belirgin ve içten duyulur.

Alıştırma

Be fiilinin -ing biçimini ve with us sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Thank you so much for ____ all these years.

Cevabı göster

being with us