20 Milyon Abone ile YouTube'dan Nasıl Para Kazanıyoruz?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Kurzgesagt on yıllık büyümeyi, ücretsiz video finansmanını, editoryal bağımsızlığı ve araştırmaya dayalı iyimserliğini özetliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. `black box` — Deyimler ve mecazi ifadeler: sonuçları görülen fakat iç işleyişi gizli kuruluş benzetmesini ve sonda anlatıyı kapatan tekrarını anlayın. 2. `accounted for 40%` — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: account for ile yüzdeyi, bir kaynağın mali toplam içindeki payı olarak okuyun. 3. `but only if we believe it's possible.` — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: only if gerekli koşulunu sıradan if'ten ayırın; inanç gereklidir ama geleceği tek başına garanti etmez.
Bu derste
and still a bit of a black box to people. Deyimler
0:09ve hala insanlar için biraz kapalı bir kutuyuz.
“science-y”: isim + -y ile kurulan gündelik bir sıfat
Science-y, science sözcüğüne -y eklenerek oluşturulan eğlenceli ve gündelik bir sıfattır. Burada bilimle ilgili veya bilim havası taşıyan anlamına gelir; kanalın kesin biçimde scientific olduğu iddiasını taşımaz. Kısa çizgi, bunun esnek biçimde oluşturulmuş bir sıfat olduğunu anlamayı kolaylaştırır. Genel olarak isim + -y yapısı, o isme biraz benzeyen veya onunla bağlantılı olan şeklinde yaklaşık bir anlam verebilir.
Alıştırma
Cümleyi bilimle bir ölçüde ilgili anlamındaki, kısa çizgili ve eğlenceli sıfatın tam biçimiyle tamamlayın: The podcast is friendly and ____, but it never sounds like a formal lecture.
Cevabı göster
science-y
“black box”: gizli iç işleyişi anlatan bir benzetme
Bu cümlede black box, iç işleyişi gizli olan veya dışarıdan anlaşılması zor olan bir şey için kullanılan benzetmedir. İnsanlar onun ne ürettiğini veya dışarıdan nasıl göründüğünü görebilir, ancak içeride nasıl çalıştığını bilemez. Burada kanal bir kuruluş olarak anlatılır: İzleyiciler videoları bilir, fakat kanalın nasıl işletildiği hakkında pek bilgi sahibi değildir. Gerçek bir siyah kutudan söz edilmez ve videolardaki bilimin zor olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi iç işleyişi gizli bir sistemi anlatan, öğrendiğiniz iki sözcüklü benzetmeyle tamamlayın: The company publishes its decisions but never explains how they are made, so the process feels like a ____.
Cevabı göster
black box
So, let's talk about ourselves a bit in three parts.
0:11Bu yüzden, kendimizden üç bölümde biraz bahsedelim.
Let's jump back to... ile anlatıda geçmişe geçiş
Let's, dinleyiciyi anlatıcıyla birlikte hikâyenin içinde ilerlemeye davet eder. Jump back to, anlatıyı hızla daha önceki bir zamana taşır; fiziksel olarak geriye sıçramayı anlatmaz. A more innocent time, o eski dönemi daha basit, daha az sıkıntılı veya daha az karmaşık olarak sunar. Cümlenin bütünü geçmişe geçişi belirtirken geçmişe nostaljik bir ton da verir.
Alıştırma
Hikâyeyi daha önceki bir döneme taşımak için dersteki geçiş ifadesini aynen kullanın: ____ a more innocent time.
Cevabı göster
Let's jump back to
dropped out of high school as a teenager. Öbek fiiller
0:29ergenlik çağında liseyi bırakmasıyla atıldı.
foundation was laid: sonraki gelişimin temelini oluşturmak
Burada foundation, Kurzgesagt'ın daha sonraki gelişiminin ilk temelini anlatır; was laid ise lay the foundation ifadesinin edilgen biçimidir. İnşaat görüntüsü mecazdır: Erken bir deneyim, sonraki çalışmaların üzerine kurulabileceği koşulları oluşturmuştur. Bu ifade bir başlangıç noktasını gösterir; kuruluşun resmen kurulduğu tarihi belirtmek zorunda değildir.
Alıştırma
Temelin oluşturulduğunu anlatmak için dersteki edilgen mecazı aynen kullanın: The project's ____ during those early experiments.
Cevabı göster
foundation was laid
drop out of high school: liseyi bitirmeden bırakmak
Drop out of high school, lise programını tamamlamadan veya beklenen diplomayı almadan okuldan ayrılmak demektir. Burada dropped, basit geçmiş zamandadır. Başka durumlara aktarılabilen yapı drop out of + okul, üniversite, kurs veya program şeklindedir. Yalnızca derse gitmemeyi değil, bitirmeden ayrılmayı anlatır; ayrıca tek başına okulun kişiyi zorla gönderdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki öbek fiille tamamlayın: Maya decided to ____ college before earning her degree.
Cevabı göster
drop out of
daft: Britanya İngilizcesinde «aptalca» anlamında gayriresmî sözcük
Daft, aptalca, budalaca veya mantıksız anlamına gelen gayriresmî bir sıfattır. Burada, ergenlik dönemindeki kişinin öğrenmenin anlamsız ve değersiz olduğu yönündeki değerlendirmesini aktarır. İşitme yetisiyle ilgili değildir.
Alıştırma
Gündelik Britanya İngilizcesinde “That plan sounds daft” ne demektir?
- Bu plan aptalca veya mantıksız görünüyor.
- Bu plan dikkatle tasarlanmış.
- Bu planı duymak zor.
Cevabı göster
Bu plan aptalca veya mantıksız görünüyor.
until a very special teacher at a school for dropouts
0:36ta ki okulu bırakanlar için olan bir okuldaki çok özel bir öğretmen
She talked about connections and the big picture. Deyimler
0:43Bağlantılardan ve büyük resimden bahsediyordu.
the big picture: genel durum
Bu cümlede "the big picture", ana fikirlerin ve bağlantıların nasıl bir bütün oluşturduğunu, yani genel durumu ifade eder. Buradaki "picture" mecazidir; gerçek bir görsel değildir. Bu ifadeyi, tek bir ayrıntıya bakmaktan çok bütünü anlamanın önemli olduğu durumlarda kullan. Genellikle bir adım geri çekilip ana örüntüyü, amacı veya genel durumu görmeye çağırır.
Alıştırma
"Before we choose a date, let's look at the big picture." cümlesinde "the big picture" ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak büyük bir görsel
- Genel durum ve ana hedefler
- Takvimle ilgili küçük bir ayrıntı
Cevabı göster
Genel durum ve ana hedefler
Philipp wanted to learn more without being forced.
0:49Philipp zorlanmadan daha fazla şey öğrenmek istedi.
Kurzgesagt tries to recreate this experience for you.
0:54Kurzgesagt bu deneyimi sizin için yeniden yaratmaya çalışıyor.
Nothing is boring if you tell a good story, Dilbilgisi
0:57İyi bir hikaye anlatırsanız hiçbir şey sıkıcı değildir,
Nothing is ... if ... ile genel bir iddia
"Nothing is boring if you tell a good story" yalnızca tek bir olayı değil, genel bir kuralı anlatır. Ana cümle olan "Nothing is boring" sonucu belirtir; if yan cümlesi ise bu sonucu sağlayan koşulu verir. Konuşan kişi bunu genel bir inanç olarak sunduğu için iki cümlecik de geniş zaman kullanır. Buradaki "if" belirsiz bir tahmin sunmaz; iyi bir hikâye anlatmanın sonucu ortaya çıkarmak için yeterli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Genel bir inancı ifade etmek için cümleyi Nothing ... if ... kalıbıyla tamamla: ____ is too hard ____ you practice one step at a time.
Cevabı göster
Nothing · if
and make you want to go on and learn more. Dilbilgisi
1:03ve daha fazlasını öğrenme isteği uyandırmak için bu hikayeleri anlatmaya çalışıyoruz.
make you want to go on and learn more: öğrenmeye devam etme isteği uyandırmak
Make, make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır; bu yüzden make you want denir, make you to want denmez. Burada hikâyeler izleyicide devam etme isteği uyandırır; izleyiciyi öğrenmeye zorlamaz. Want ise to + fiilin yalın hâliyle kullanılır. Tek bir to, eş bağlı go on ve learn fiillerinin ikisini de kapsar: want to go on and learn more. Burada go on, “devam etmek” veya “ilerlemek” demektir.
Alıştırma
make fiilinin geçmiş hâli + her + want to + go on yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The first lesson ____ and read the next chapter.
Cevabı göster
made her want to go on
and eventually started Kurzgesagt as a passion project
1:10ve sonunda Crash Course World History'den ilham alarak
make a living: geçimini sağlamak
Make a living, çalışarak günlük yaşamını sürdürecek kadar para kazanmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. “Bir hayat yaratmak” anlamına gelmez ve tek başına zengin olmayı da ifade etmez. Bu cümlede with videos as involved as ours, bu sürdürülebilir geliri sağlayamayan iş veya ürün türünü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, fotoğrafçılığın onun geçimini sağlayacak kadar gelir getirdiğini açıkça söyler?
- She makes money as a photographer.
- She builds a life around photography.
- She makes a living as a photographer.
Cevabı göster
She makes a living as a photographer.
as involved as ours: karmaşıklığı as ... as ile karşılaştırmak
as involved as ours ifadesinde as + sıfat + as, iki şeyin aynı derecede olduğunu gösteren bir karşılaştırma kurar. Burada involved, karmaşık ve çok emek gerektiren anlamındadır; dolayısıyla ifade “bizim videolarımız kadar karmaşık ve emek isteyen” demektir. Ours, our videos yerine geçen bir iyelik zamiridir. Böylece videos tekrar edilmez: videos as involved as our videos.
Alıştırma
“Projemiz kadar karmaşık” anlamını vermek için cümleyi as ... as karşılaştırması ve bir iyelik zamiriyle tamamlayın: Their project was ____.
Cevabı göster
as involved as ours
it actually cost money to make Kurzgesagt.
1:28Kurzgesagt'ı yapmak aslında cebimizden para götürüyordu.
We worked for clients during the day and on Kurzgesagt at night, Dilbilgisi
1:35Gündüzleri müşteriler için, geceleri ise Kurzgesagt üzerinde çalışıyorduk,
during the day ... at night: paralel bir zaman karşıtlığı
During the day ve at night, yerleşik zaman ifadeleridir. During the day bir etkinliği gündüz süresi içine yerleştirirken at night etkinliğin genel olarak gece gerçekleştiğini belirtir. Bu ifadeleri worked for clients during the day and on Kurzgesagt at night biçiminde paralel kullanmak, iki çalışma programını açıkça karşılaştırır. İngilizcede iki tarafta aynı edatı kullanmak gerekmez; doğal kalıplar olan during the day ve at night korunmalıdır.
Alıştırma
Gündüz ve gece rutinleri arasındaki yaygın karşıtlığı tamamlayın. Gündüz ifadesinde during, gece ifadesinde at kullanın: I work at the café ____ and take classes ____.
Cevabı göster
during the day · at night
Burned out: uzun süreli stres sonrası tükenmişlik
Burada burned out, were sözcüğünden sonra gelen bir sıfat öbeğidir. Uzun süre aşırı çalıştıktan sonra zihinsel ve fiziksel olarak tükenmiş olmayı anlatır; yalnızca o anda biraz yorgun olmak değildir. burned out insanları tanımladığında burn mecazidir; gerçek bir yangın söz konusu değildir. İfade genellikle kişinin enerjisinin ve motivasyonunun çok az kaldığını, ciddi biçimde dinlenmeye veya iş yükünü değiştirmeye ihtiyaç duyduğunu düşündürür.
Alıştırma
Aylarca son derece uzun çalışma haftalarının ardından Maya, "I'm burned out." diyor. Ne demek istiyor?
- Kısa bir süre için biraz uykuludur.
- Uzun süreli stresin ardından derinden tükenmiştir.
- Sahip olduğu bir şey alev almıştır.
Cevabı göster
Uzun süreli stresin ardından derinden tükenmiştir.
so we decided to bring in more friends and Öbek fiiller
1:58bu yüzden daha fazla arkadaşımızı dahil etmeye
Bring in more friends: insanları katılmaya veya yardım etmeye davet etmek
Burada bring in more friends, daha fazla arkadaşı işe katılmaları için davet etmek veya ekibe almak demektir. Bu ekip bağlamında bring in, insanları gruba eklemeyi anlatır; bir odaya fiziksel olarak sokmayı değil. Bring in ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem bring in more friends hem de bring more friends in kullanılabilir. Zamir ise fiil ile parçacığın arasına gelir: bring them in.
Alıştırma
Cümleyi bring in ve them zamiriyle tamamlayın: The event needs two more volunteers, so let's ____.
Cevabı göster
bring them in
None of us had any experience in running a company.
2:14Hiçbirimizin şirket yönetme tecrübesi yoktu.
It sort of just happened: bilinçli niyet vurgusunu azaltmak
Bu cümlede sort of, konuşma dilinde ifadeyi yumuşatan bir sözdür. İddiayı daha az kesin hâle getirir: Konuşan kişi olayı açık bir planın sonucu olarak değil, tam olarak açıklanması zor bir şey olarak sunar. Buradaki just, “kısa süre önce” değil, “yalnızca” veya “özel bir çaba olmadan” anlamına gelir. Sort of just happened birlikte kullanıldığında planlama ve kişisel pay küçümsenir; böylece konuşan kişi daha alçakgönüllü ve sonucu ortaya çıkarmaktan daha az sorumlu görünür.
Alıştırma
Konuşan kişi “It sort of just happened” derken büyük olasılıkla neyi kastediyor?
- Sonuç yalnızca birkaç dakika önce gerçekleşti.
- Sonuç, fazla bilinçli planlama olmadan gelişti.
- Konuşan kişi belirli bir olay türüne ad veriyor.
Cevabı göster
Sonuç, fazla bilinçli planlama olmadan gelişti.
pay licenses, taxes, rent, and insurance.
2:34lisans ödemelerine, vergilere, kiraya ve sigortaya ihtiyacımız var.
and a lot of freelancers around the world.
2:43ve dünya çapında birçok serbest çalışandan oluşuyor.
With such high production costs, how can we ...?: bir sorunu çerçevelemek
Cümlenin başındaki With öbeği önce kısıtı verir: Yüksek üretim maliyetleri, sorunun değerlendirilmesi gereken arka plandır. Such, high sözcüğünün derecesini güçlendirerek maliyetlerin olağanüstü yüksek olduğunu vurgular. Ardından ana cümle olan how can we publish our work for free? bu kısıtın yarattığı sorunu ortaya koyar. Bir sunumda bu soru retorik olabilir: İzleyiciden hemen bir cevap üretmesini istemek yerine, konuşmayı bilinen gerçeklerden konuşmacının açıklayacağı konuya taşır.
Alıştırma
Aynı sunum çerçevesini, yani önce arka plandaki kısıtı, sonra onun yarattığı sorunu en iyi kullanan cümle hangisidir?
- With such a tight deadline, how can we check every detail?
- With such a tight deadline, we checked every detail.
- How can we check every detail with such a tight deadline?
Cevabı göster
With such a tight deadline, how can we check every detail?
We've added up our earnings from 2015 through 2022. Öbek fiiller
3:012015'ten 2022'ye kadar olan kazançlarımızı topladık.
Add up our earnings: kazançları toplayıp toplamı bulmak
Burada add up, ayrı miktarları birleştirerek toplamı hesaplamak anlamına gelir. Konuşmacı birkaç yılın kazançlarını birlikte hesaplamıştır; bu öbek fiil, toplam alma anlamını tek başına add fiilinden daha açık biçimde verir. Add up ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne fiilden sonra (add up our earnings) veya iki parçanın arasında (add our earnings up) kullanılabilir. Zamir ise mutlaka araya gelir: add them up denir, add up them denmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için add up ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: Before making the budget, we ____ all the receipts.
Cevabı göster
added up
then it became pretty big after we launched our calendar.
3:19sonra takvimimizi piyasaya sürdükten sonra oldukça büyüdü.
62% of our revenue comes indirectly or directly from you.
3:23Gelirimizin %62'si dolaylı veya doğrudan sizden geliyor.
The single biggest source of income by far is our shop. Kalıp ifadeler
3:33Şimdiye kadarki en büyük tek gelir kaynağımız mağazamız.
By far ile single biggest üstünlük yapısı
By far, single biggest üstünlük yapısını güçlendirir. Mağazanın diğer gelir kaynaklarından az bir farkla değil, büyük bir farkla önde olduğunu belirtir. Bu ifade üstünlük yapısından önce (by far the biggest source) veya güçlendirdiği isim grubundan sonra (the biggest source by far) gelebilir. Buradaki far, farkın büyüklüğünü ölçer; fiziksel mesafeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir açıklamanın diğerlerinin hepsinden büyük bir farkla açıkça önde olduğunu söylüyor?
- This is so far the clearest explanation.
- This is by far the clearest explanation.
- This explanation is very clear.
Cevabı göster
This is by far the clearest explanation.
That alone accounted for 40% over the last eight years. Kelime
3:37Son sekiz yılda tek başına gelirin %40'ını oluşturdu.
accounted for 40%: toplam içindeki payı ifade etmek
Bu cümlede accounted for, bir toplamın bir bölümünü “oluşturdu” veya “temsil etti” anlamındadır. That alone öznesi daha önce sözü edilen tek bir kaynağa gönderme yapar; bu kaynak sekiz yıllık dönemde %40 katkı sağlamıştır. Bir toplamın ne kadarının belirli bir kaynak veya kategoriden geldiğini söylemek için account for + sayı, kesir veya yüzde kullanılır. İfadenin ardından gelen yüzde, burada “açıklamak” değil, oran bildiren anlamın kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, account ile kurulan ve “bir toplamın belirli bir yüzdesini oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Online orders ____ 35% of our sales.
Cevabı göster
account for
but once we published our calendar for the first time in 2016,
3:42ancak 2016'da takvimimizi ilk kez yayınladığımızda,
we realized it could really help us do more things,
3:45bunun bize daha fazla şey yapmak için gerçekten yardımcı olabileceğini fark ettik,
more and more: kademeli artışı ifade etmek
More and more, zaman içinde artmaya devam eden bir değişimi gösterir. Burada çoğul science products isminden önce gelir; böylece üretilen ürün sayısının yalnızca bir kez değil, adım adım arttığını anlatır. Artan bir miktarı veya sayıyı göstermek için isimden önce more and more kullanın. More and more difficult örneğindeki gibi, more ile derecelendirilen uzun bir sıfatın veya zarfın önünde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bir sayının giderek arttığını gösteren tekrarlı ifadeyle tamamlayın: As the club became popular, ____ children joined each week.
Cevabı göster
more and more
to our gratitude journal or universe-scented candles.
3:51giderek daha fazla bilimsel ürün üretmeye başladık.
Without your support, we would cease to exist: örtük bir koşul
Without + isim öbeği, olumsuz bir if yan cümlesinin yerini alabilir. Without your support, if we did not have your support anlamına gelir. Sonuç cümlesinde would kullanılmasının nedeni, geçmişteki bir olayı değil varsayımsal bir sonucu anlatmasıdır. Bu kısa yapı, desteğin varlığını sürdürmek için gerekli bir koşul olduğunu vurgular.
Alıştırma
Olumsuz koşulu tamamlamak için without + regular maintenance isim öbeğini kullanın: ____, the elevator would break down more often.
Cevabı göster
Without regular maintenance
Our shop and Patreon are our most important sources of revenue,
4:04Mağazamız ve Patreon en önemli gelir kaynaklarımız,
and because we see ourselves as science communicators, Kalıp ifadeler
4:07ve kendimizi bilim iletişimcileri olarak gördüğümüzden,
See ourselves as science communicators: kişinin kendi rolünü algılaması
See oneself as + isim veya isim öbeği, kişinin kendisini bir şey olarak görmesi ya da düşünmesi anlamına gelir. Görme eylemini değil, kişinin kendisiyle ilgili algısını veya benimsediği rolü anlatır. we see ourselves as... yapısında ourselves, we öznesine geri gönderme yapar; science communicators ise rolü adlandırır. Doğrudan we are... demeye kıyasla bu ifade, grubun kimliğini nasıl anladığını ve sunduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi see oneself as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Lina ____ an artist, even though she is still learning.
Cevabı göster
sees herself as
We don't just do merch, but science-y products: not just A, but B kalıbı
not just A, but B kalıbı fazla dar bir düşünceyi düzeltir. A hâlâ doğrudur: gerçekten markalı ürünler yaparlar. Ardından konuşmacı, daha önemli veya daha doğru bir tanım olarak B'yi ekler. Burada but science-y products bölümünde tekrarlanan do fiili düşürülmüştür; tam tekrar we don't just do merch, but do science-y products şeklinde olurdu. Bu kısa karşıtlık, yaptıkları işin sıradan markalı ürünlerden daha kapsamlı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi doesn't just ... but ... kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: Our club ____ organize talks, ____ hands-on workshops.
Cevabı göster
doesn't just · but runs
polishing up and working on directly with the manufacturers. Öbek fiiller
4:17bilimsel ürünler yapıyoruz.
Polishing up: yapılmış bir şeyi daha da geliştirmek
Polish up, zaten var olan bir şeyi tamamlanmış hâline yaklaştırmak için geliştirmek veya iyileştirmek anlamına gelir. Bu cümlede söylenmeyen nesne, daha önce bahsedilen bilimle ilgili ürünlerdir; ekip üreticilerle birlikte bunların tasarımını ve kalitesini iyileştiriyor. İfade, bir yüzeyi parlatmakta olduğu gibi gerçek anlamda kullanılabilir. Ancak nesne bir ürün, taslak, konuşma veya beceriyse çoğu zaman fiziksel olarak parlatmak değil, geliştirip inceltmek anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi polish up ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The draft is clear, but I want to ____ before sending it.
Cevabı göster
polish it up
They are part of the science story we try to tell.
4:20Bunlar, anlatmaya çalıştığımız bilim hikayesinin bir parçası.
It also just feels good to get directly funded by you guys
4:24Ayrıca sizler tarafından doğrudan finanse edilmek
and give you something back for it. Öbek fiiller
4:27ve bunun karşılığında size bir şeyler vermek çok iyi hissettiriyor.
give you something back for it: bunun karşılığında size bir şey vermek
Bu cümlede give you something back for it, desteğinizin karşılığında size bir şey sunmak anlamına gelir. Back karşılıklılığı gösterir: izleyiciler maddi destek verir, konuşmacı da buna değerli bir şey sunarak karşılık verir. Yapı give + alıcı + something + back şeklindedir. for + isim veya zamir, karşılığın ne için verildiğini belirtir. Burada daha önce ödünç alınmış aynı nesneyi geri vermek anlamı yoktur.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “karşılıklı bir yarar sunmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: You supported our project, so we'd like to ____.
Cevabı göster
give you something back for it
YouTube ads are a crucial part of our funding as well,
4:30YouTube reklamları da finansmanımızın çok önemli bir parçası,
It accounted for 9% of our revenue over the last eight years.
4:40Bu, son sekiz yılda gelirimizin %9'unu oluşturdu.
Then there are commercial sponsors advertising products.
4:48Bir de ürünlerin reklamını yapan ticari sponsorlar var.
We also got about 7% from German public broadcasting for the German channel,
4:54Ayrıca Almanca kanalı için Alman kamu yayıncılığından da yaklaşık %7 aldık,
there are institutional sponsors representing about 10%.
5:01yaklaşık %10'luk bir payı temsil eden kurumsal sponsorlar var.
take issue with this: buna itiraz etmek
Take issue with, bir şeyde sorun olduğunu düşündüğünüz için ona itiraz etmek veya onu sorgulamak anlamına gelir. Buradaki this, bir kurumdan sponsorluk kabul etme uygulamasını belirtir. İfade bir bütün olarak kullanılır: take issue with + isim veya zamir. Genellikle yalnızca iki kişinin farklı görüşlere sahip olduğunu değil, belirli bir itirazı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “itiraz etmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Several residents ____ the new parking proposal.
Cevabı göster
take issue with
Especially Bill Gates has come under public scrutiny, Kalıp ifadeler
5:07Özellikle Bill Gates kamuoyunun merceği altında
come under public scrutiny: kamuoyunun yakın incelemesi altına girmek
Come under public scrutiny, kamuoyunun, haber medyasının veya bir konuyu açıkça takip eden diğer kişilerin yakın ve çoğu zaman eleştirel incelemesine maruz kalmaya başlamak demektir. Scrutiny sıradan ilgiden daha güçlüdür; soru sorma, kontrol etme ve olası eleştiri anlamları taşır. come under + isim kalıbı, come under review örneğinde olduğu gibi bir duruma veya baskı altına girmeyi anlatır. Bu cümlede Bill Gates'in böyle bir kamusal incelemenin konusu hâline geldiğini gösterir.
Alıştırma
come under public scrutiny ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: After the test results were published, the toy company's safety claims ____.
Cevabı göster
came under public scrutiny
and we've been criticized for even working with organizations funded by him.
5:09ve onun tarafından finanse edilen kuruluşlarla bile çalıştığımız için eleştirildik.
About 3% of our revenue over the last eight years came from the Gates organizations
5:17Son sekiz yıldaki gelirimizin yaklaşık %3'ü Gates kuruluşlarından geldi.
we've started Arabic, Hindi, Korean, Japanese, Portuguese, and French channels,
5:31Arapça, Hintçe, Korece, Japonca, Portekizce ve Fransızca kanallar açarak
bringing more free science content to more people.
5:36daha fazla insana daha fazla ücretsiz bilim içeriği ulaştırdık.
Then there's a two-year funding for original TikTok content,
5:40Sonra, kısa formatlı bilim iletişimini nasıl yapacağımızı keşfetmemiz ve öğrenmemiz için bize özgürlük veren,
which gives us freedom to explore and learn how to do short-form science communication.
5:43özgün TikTok içeriği için iki yıllık bir finansman var.
but if organizations want to fund videos that help us spread quality information about relevant topics,
5:57ancak eğer kuruluşlar ilgili konularda kaliteli bilgi yaymamıza yardımcı olacak videoları finanse etmek istiyorsa,
an easy yes: isim olarak kullanılan yes
Burada yes; anlaşma, onay veya olumlu karar anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. An easy yes, kabul etmenin çok az düşünme ya da tereddüt gerektirdiği anlamına gelir; easy sözcüğün telaffuzunu değil, kararı tanımlar. Sıfat + yes/no kalıbı, konuşanın a definite yes veya a quick no örneklerinde olduğu gibi bir kararı adlandırmasını sağlar. Bu cümlede teklif hakkında kısa ve kendinden emin bir değerlendirme yapar.
Alıştırma
Bir kulübe yakında bulunan güvenli bir toplantı odası ücretsiz olarak teklif ediliyor. Biri "That's an easy yes." diyor. Ne demek istiyor?
- Daha önce birçok kez yes demişlerdir.
- Kabul etmek, çok az tereddüt gerektiren bariz bir karardır.
- yes sözcüğünün telaffuzu kolaydır.
Cevabı göster
Kabul etmek, çok az tereddüt gerektiren bariz bir karardır.
the institutional sponsors we're working with align with our values. Kalıp ifadeler
6:07birlikte çalıştığımız kurumsal sponsorlar değerlerimizle uyumlu.
align with our values: değerlerimizle uyumlu olmak
Bu cümlede align with our values, önemli gördüğümüz ilkelerle uyumlu olmak anlamına gelir. Sponsorların konuşan kişiyle her açıdan aynı olması gerekmez; davranışlarının ve hedeflerinin bu ilkelere uygun olması gerekir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A aligns with B şeklindedir. Burada with our values, sponsorları değerlendirmek için kullanılan ölçütü belirtir. Align mecaz anlamdadır; nesneleri düz bir çizgiye dizmekten söz etmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: We chose the charity because its mission ____.
Cevabı göster
aligns with our values
that bars them from editorial influence Dilbilgisi
6:14küresel sağlık veya iklim değişikliği gibi konu alanları önermek dışında
bars them from editorial influence: editoryal etki kurmalarını engeller
Burada bars, resmî olarak engellemek anlamına gelen bir fiildir. Sözleşme, them zamirinin ifade ettiği hibe sağlayıcıların veya sponsorların editoryal kararları etkilemesini önler. Kalıp bar + kişi + from + isim veya -ing biçimi şeklindedir: bar someone from entry; bar someone from making changes. from sonrasında make gibi yalın bir fiil kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi resmî bar + kişi + from + -ing kalıbıyla tamamlayın: The museum rules ____.
Cevabı göster
bar visitors from taking photos
other than suggesting topic areas like global health or climate change.
6:17editoryal etkiye sahip olmalarını engelleyen sözleşmelerimiz var.
but sponsors can neither influence details nor our conclusions. Dilbilgisi
6:23ancak sponsorlar ne ayrıntıları ne de sonuçlarımızı etkileyebilir.
can neither influence details nor our conclusions ifadesindeki neither ... nor
can neither influence details nor our conclusions ifadesinde neither ... nor, iki ögeyi aynı olumsuzluk kapsamına alır: sponsorlar ne ayrıntıları ne de sonuçları etkileyebilir. Buradaki kalıp modal + neither + fiil + nesne A + nor + nesne B şeklindedir. Can bütün ikili yapıyı kapsar ve ortak fiil influence ikinci nesneden önce tekrarlanmaz.
Alıştırma
Her iki ögeyi de reddeden ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: The editor can ____ change the title ____ the conclusion.
Cevabı göster
neither · nor
we develop the topics of the videos autonomously
6:31videoların konularını bağımsız olarak geliştiriyoruz
and tell the sponsor what we're doing afterwards.
6:33ve daha sonra ne yaptığımızı sponsora söylüyoruz.
If you're interested in how we research our videos in detail, Dilbilgisi
6:36Videolarımızı nasıl detaylı araştırdığımızla ilgileniyorsanız,
interested in how we research our videos ifadesinde dolaylı soru sırası
Be interested in, bir şey hakkında daha fazla bilgi edinmek istemek anlamına gelir. Burada in sözcüğünü, izleyicinin öğrenmek isteyebileceği araştırma sürecini belirten how we research our videos dolaylı soru yan cümlesi izler. Dolaylı soru daha büyük bir cümlenin parçasıdır; bu nedenle how + özne + fiil şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. how do we research değil, how we research yazılır. Baştaki If yan cümlesi, ardından gelecek bilgi veya davet için koşul oluşturur.
Alıştırma
Bir süreç hakkında daha fazla bilgiyi doğru biçimde sunan cümleyi seçin.
- If you're interested how we make the podcast, read this guide.
- If you're interested in how do we make the podcast, read this guide.
- If you're interested in how we make the podcast, read this guide.
Cevabı göster
If you're interested in how we make the podcast, read this guide.
a balancing act: çatışan talepleri yönetmek
Bu cümlede a balancing act, birkaç önemli talebin birbiriyle çatıştığı bir durumu anlatan bir mecazdır. Bir kanalı eğitici tutmak, izleyicilere ücretsiz sunmak, mali açıdan sürdürülebilir kılmak ve yayın politikasındaki bağımsızlığını korumak sürekli ayarlama gerektirir. Bu ifade, her şeyi eşit hâle getirmekten çok, dengeyi korumak için gösterilen sürekli çabayı ve dengeyi kaybetme riskini vurgular.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Raising two children while working full-time can be a ____.
Cevabı göster
balancing act
We're doing our best to maintain this balance,
6:47Bu dengeyi korumak için elimizden geleni yapıyor,
we want to grow
6:53daha fazla insanın dünyaya bilim temelli bir bakış açısıyla erişmesini sağlamak için
This brings us to our final topic: son konumuza geçiş
Burada This, az önce tamamlanan tartışmayı ifade eder; fiziksel bir nesneyi ifade etmez. This brings us to + konu kalıbı, önceki tartışmayı bir sonraki bölüme götüren neden veya yol olarak sunar. This brings us to our final topic mevcut bölümü kapatır ve sırada son konunun olduğunu bildirir. Bir konuşmada, derste, raporda veya makalede dinleyici ya da okuyucu için açık bir geçiş işareti görevi görür.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni bir konunun az önce tamamlanan tartışmadan çıktığını belirtmek için This brings us to ifadesini kullanır?
- Let's move on from the final recommendation.
- We have reached the final recommendation.
- The final recommendation brings us to the evidence.
- This brings us to the final recommendation.
Cevabı göster
This brings us to the final recommendation.
for as many people as possible. Dilbilgisi
7:12mümkün olduğunca çok insan için erişilebilir kılmak istiyoruz.
make science and humanism accessible: make + nesne + sıfat yapısı
make + nesne + sıfat yapısında make, bir şeyin belirli bir duruma gelmesini veya o duruma sahip olmasını sağlamak anlamına gelir. Burada science and humanism nesnedir; accessible ise konuşanların onun sahip olmasını istediği durumu belirtir. Buradaki accessible, insanların bir şeye kolayca ulaşabilmesi, onu kullanabilmesi ve anlayabilmesi demektir; yalnızca fiziksel olarak içeri girebilmek anlamına gelmez. Bu yapı make information clear, make a service safer ve make a lesson easier örneklerindeki gibi pek çok değişimi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla, videos ve accessible sözcüklerini kullanarak tamamlayın: Better captions can ____ for more viewers.
Cevabı göster
make videos accessible
for as many people as possible: uygulamada mümkün olan en yüksek kişi sayısı
for edatı, yararlanması amaçlanan kişileri belirtir. Bu ifade içinde as many people as possible, herkese ulaşmak mümkün olmasa bile koşulların izin verdiği en yüksek sayıda insanı kapsama hedefini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp as many + çoğul sayılabilen isim + as possible şeklindedir. Kesin bir sayı değil, yüksek bir sayısal hedef ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi as many + çoğul sayılabilen isim + as possible yapısıyla, books sözcüğünü kullanarak tamamlayın: Please donate ____ to the school library.
Cevabı göster
as many books as possible
The effort we put into creating our videos Kalıp ifadeler
7:14Videolarımızı oluşturmak için harcadığımız çaba,
The effort we put into creating our videos: put effort into + -ing yapısı
put effort into doing something kalıbı, bir etkinliğe enerji ve özenli çalışma harcamak anlamına gelir. Burada into bir edattır; bu nedenle ardından creating gibi bir -ing biçimi gelir. create veya to create kullanılamaz. Temel sıralama someone puts effort into doing something şeklindedir. Örnekte effort, nitelenen isim olduğu için başa gelmiştir: the effort [that] we put into creating our videos. İlgi zamiri that düşürülmüştür ve isim öbeğinin tamamı daha uzun bir cümlenin öznesi olabilir.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü hedef kalıpla tamamlayın: Our team ____ making the model sturdy.
Cevabı göster
put effort into
and because it just feels good to create and watch.
7:25ve üretmesi ile izlemesi çok iyi hissettiriyor.
because ... and because ...: paralel iki neden
Cümlede aynı düzeyde iki because yan cümlesi vardır. Birincisi, videoları güzel yapmanın pratik bir nedenini verir: güzellik merak uyandırmaya ve anlamayı desteklemeye yardımcı olur. And because ile başlayan ikinci yan cümle ise farklı türde bir neden ekler: güzel bir şey oluşturmak ve izlemek iyi hissettirir. Because sözcüğünün tekrarı bilinçlidir. İlk neden kendi içindeki fikirlerle genişledikten sonra and because, ilk dalın içine bir madde daha eklemek yerine yeni bir ana nedeni açıkça başlatır.
Alıştırma
Örnekteki ikinci because ne işe yarıyor?
- İlk because yan cümlesinin içine başka bir eylem ekler.
- Cümleyi neden sunmaktan karşıtlık göstermeye çevirir.
- İlk because yan cümlesiyle aynı düzeyde yeni bir neden başlatır.
Cevabı göster
İlk because yan cümlesiyle aynı düzeyde yeni bir neden başlatır.
as intensive as it is: gerçek dereceyi vurgulama
as intensive as it is ifadesi, bir şeyin gerçekte ulaştığı dereceyi vurgulamak için as + sıfat + as + özne + be yapısını kullanır. İkinci it, önceki research sözcüğüne gönderme yapar; yani araştırma başka bir nesneyle karşılaştırılmaz. Burada araştırmanın yüksek yoğunluğu zaten bilinen bir gerçek olarak sunulur ve ardından gelen sonuca zemin hazırlanır: dikkatli araştırma, karmaşık konuları güvenilir biçimde basitleştirmeyi mümkün kılar.
Alıştırma
Araştırmanın gerçekten bu yüksek yoğunluğa sahip olduğunu, ancak en yüksek bir hedef veya başka bir çalışmayla karşılaştırma belirtmediğini en iyi hangi ifade gösterir?
- as intensive as the other study
- as intensive as it is
- as intensive as possible
Cevabı göster
as intensive as it is
so our videos are a good simplification of very complicated topics.
7:31bu nedenle videolarımız çok karmaşık konuların iyi birer sadeleştirmesidir.
We want to make people excited about science,
7:35İnsanları bilim konusunda heyecanlandırmak istiyoruz,
so they rediscover subjects they hated in school
7:38böylece okulda nefret ettikleri dersleri yeniden keşfedecekler
we want to inspire long-term thinking and a positive constructive outlook.
7:45uzun vadeli düşünceyi ve pozitif, yapıcı bir bakış açısını ilham etmek istiyoruz.
Being optimistic about the future of humanity is not mainstream,
7:50İnsanlığın geleceği hakkında iyimser olmak ana akım değil,
Pessimism often sounds smart and gets more views, Anlatım akışı
7:55Kötümserlik genellikle zekice gelir ve daha fazla izlenme alır,
while optimism can sound naive, but this is a bias that's not helpful for us as a species.
7:59iyimserlik ise saf gelebilir, ancak bu bir tür olarak bizim için hiç yararlı olmayan bir önyargıdır.
Kötümserlik akıllıca duyulur ... iyimserlik ise safça gelebilir
Burada while, kamuoyundaki iki izlenimi yan yana koyarak karşılaştırır: kötümserlik çoğu zaman akıllıca görünür ve daha fazla izlenme alır; iyimserlik ise safça görünebilir. Böylece konuşan kişi önce bu dengesizliği gösterir, sonra değerlendirir. Bu cümlede while karşıtlık bildirir; “... sırasında” anlamına gelmez. Karşıtlık bir önyargıyı ortaya çıkarır, kötümserliğin gerçekten daha akıllı olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Pessimism often sounds smart and gets more views, while optimism can sound naive cümlesinde while neyi bildiriyor?
- kötümserliğin daha fazla izlenme almasının nedeni
- iyimserliğin safça göründüğü zaman
- iki kamuoyu izlenimi arasındaki karşıtlık
Cevabı göster
iki kamuoyu izlenimi arasındaki karşıtlık
So, despite the gloominess of many topics, Dilbilgisi
8:05Bu nedenle, birçok konunun kasvetine rağmen,
we want to approach them with informed and well-researched optimism. Kalıp ifadeler
8:07onlara bilgili ve iyi araştırılmış bir iyimserlikle yaklaşmak istiyoruz.
despite + isim öbeği
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: önce bir engeli veya olumsuz gerçeği kabul eder, ardından ana cümle neyin hâlâ geçerli olduğunu ya da kişinin yine de ne yapmayı seçtiğini söyler. Burada birçok konunun kasvetli oluşu kabul edilir, ancak konuşmacılar yine de iyimser bir yaklaşım seçer. Vurgulanan bölüm despite + isim öbeği yapısındadır: despite the gloominess of many topics. Despite sözcüğünden hemen sonra kendi öznesi ve çekimli fiili olan tam bir cümlecik gelemez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef sözcükle tamamlayın: ____ the cold weather, the children played outside.
Cevabı göster
Despite
bilgiye ve sağlam araştırmaya dayalı iyimserlik
Informed ve well-researched sözcüklerinin ikisi de optimism sözcüğünü niteler. Birlikte, kanıtları görmezden gelen olumlu bir duyguyu değil; bilgiye, gerçeklere ve dikkatli araştırmaya dayanan umutlu bir bakış açısını anlatırlar. Bu iki eş görevli niteleyici, iyimserliği dikkatli ve güvenilir gösterir. Başarının kesin olduğunu iddia etmeden, olumlu bakış açısının mantıklı bir temeli bulunduğunu belirtirler.
Alıştırma
informed and well-researched optimism ne anlama gelir?
- Tüm olumsuz kanıtları görmezden gelen neşe
- Başarının garanti olduğuna dair tam kesinlik
- Gerçeklere ve dikkatli araştırmaya dayanan umut
Cevabı göster
Gerçeklere ve dikkatli araştırmaya dayanan umut
Not brushing humanity's very real challenges aside, Öbek fiiller
8:11İnsanlığın son derece gerçek zorluklarını bir kenara atmadan,
İnsanlığın çok gerçek sorunlarını bir kenara itmek
Bu cümlede brushing humanity's very real challenges aside, bu zorlukları önemsizmiş gibi görmek ve onlara ciddi biçimde dikkat etmeyi reddetmek anlamına gelir. İfade, fırçayla gerçek bir şeyi kenara itmekten değil, bir sorunu umursamazca geçiştirmekten söz eder. Yapı brush + something + aside şeklindedir; nesne brush ile aside arasına gelebilir. Burada uzun nesne humanity's very real challenges olduğu için aside en sonda yer alır.
Alıştırma
Hangi cümlede brush something aside, bir şeyi yeterince dikkat göstermeden geçiştirmek anlamında kullanılmıştır?
- The committee took the warning seriously before approving the plan.
- The committee brushed the warning aside and approved the plan.
- The committee placed the warning beside the report on the desk.
Cevabı göster
The committee brushed the warning aside and approved the plan.
but also not falling into the trap of pessimism. Deyimler
8:14ama kötümserliğin tuzağına da düşmeden.
Kötümserlik tuzağına düşmek
Bu cümlede falling into the trap of pessimism, kötü sonuçları kaçınılmaz veya olası gören olumsuz bir bakış açısını yavaş yavaş benimsemek anlamına gelir. Trap bir mecazdır: kötümserlik, kişi farkına varmadan onu içine çekebilen zararlı bir düşünme biçimi olarak sunulur. fall into the trap of + isim veya gerund yapısı, kaçınılması gereken düşünce biçimini ya da alışkanlığı adlandırır. Burada kaçınılması gereken şey her türlü gerçekçi kaygı değil, sorunlara dengesiz tepki vermektir.
Alıştırma
Zararlı bir düşünce biçimine sürüklenmeyi anlatan doğru ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After two disappointing results, do not ____ the trap of assuming you cannot improve.
Cevabı göster
fall into
We want to inspire you to dream a little about the glorious future that we could actually build,
8:17Eğer mümkün olduğuna inanırsak,
but only if we believe it's possible. Dilbilgisi
8:23aslında inşa edebileceğimiz şanlı gelecek hakkında biraz hayal kurmanız için size ilham vermek istiyoruz.
only if: gerekli bir koşulu belirtmek
Only if gerekli bir koşulu belirtir. Burada bu geleceğin mümkün olduğuna inanmak, daha büyük hedefin gerçekleştirilebilmesi için karşılanması gereken bir şart olarak sunulur. A only if B yapısında B, A için gereklidir. Bu, B'nin A'yı garanti ettiği anlamına gelmez: yalnızca inanmak, o geleceği gerçeğe dönüştürmek için yeterli olmayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, imzalı izin formu olmadan Maya'nın geziye katılamayacağını söylüyor?
- Maya can join the trip even if she does not have a signed permission form.
- Maya can join the trip if she has a signed permission form.
- Maya can join the trip only if she has a signed permission form.
Cevabı göster
Maya can join the trip only if she has a signed permission form.
In the long run: uzun vadeli sonuçlara bakmak
In the long run, “uzun bir dönem boyunca neler olduğuna baktığımızda” anlamına gelen kalıplaşmış bir zaman ifadesidir. Dikkati anlık etkilerden uzaklaştırıp genel eğilime veya kalıcı sonuca yöneltir. Buradaki run fiziksel olarak koşmak anlamına gelmez. İfadenin tamamı zaman zarfı olarak kullanılır ve genellikle cümlenin başında ya da sonunda yer alır.
Alıştırma
Hangi cümle anlık veya ara sıra gerçekleşen bir şey yerine uzun vadeli bir sonucu ifade ediyor?
- This training will save the team time right away.
- This training saves the team time from time to time.
- This training will save the team time in the long run.
Cevabı göster
This training will save the team time in the long run.
The idea is for Kurzgesagt to be a positive influence across more media. Dilbilgisi
8:29Fikir, Kurzgesagt'ın daha fazla mecrada olumlu bir etki yaratmasıdır.
Fikir, Kurzgesagt'ın daha fazla medya alanında olumlu bir etki yaratması
The idea is for + isim + to + fiil yapısı bir planı veya hedeflenen sonucu belirtirken kimin ya da neyin eylemi gerçekleştireceğini açıkça söyler. Bu cümlede Kurzgesagt, to be yapısının mantıksal öznesidir: amaç, Kurzgesagt'ın daha fazla medya alanında olumlu bir etki yaratmasıdır. Buradaki across more media, bu etkinin tek bir formatın ötesine uzanan kapsamını belirtir. Cümle, Kurzgesagt'ın medyadan yarar görmesini değil, projenin erişim alanının genişletilmesini anlatır.
Alıştırma
Kütüphanenin eylemi gerçekleştirmesinin beklendiğini açıkça göstermek için The idea is for + noun + to-verb yapısını kullanan cümle hangisidir?
- The idea is for volunteers to offer free evening classes at the library.
- The idea is that the library offers free evening classes.
- The idea is for the library to offer free evening classes.
- The idea is to offer free evening classes at the library.
Cevabı göster
The idea is for the library to offer free evening classes.
in the VR game that will be released later this year,
8:38bu yılın sonlarında çıkacak olan VR oyununda
Hikâyelerimize bir videoyla başlayıp onları bir posterle bitirmek
Start + object + with + one medium ve end + object + with + another medium yapısı, aynı şeyin ilk ve son aşamalarını paralel bir çerçevede anlatır. Burada our stories her iki fiilin de nesnesidir; them ise videoları değil, stories'i ifade eder. İki with öbeği uçlardaki formatları belirtir: stories videolar olarak başlar ve posterler olarak biter. Tekrarlanan yapı, farklı medyalar arasındaki geçişi görmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Bir atölyenin başlangıç ve bitiş bölümlerini göstermek için start...with... ve end...with... yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We start the workshop by a question and end it with a team challenge.
- We start the workshop with a question and end it to a team challenge.
- We start the workshop with a question and end it with a team challenge.
- We start the workshop with a question and finish it with to a team challenge.
Cevabı göster
We start the workshop with a question and end it with a team challenge.
and thanks to you watching this right now, Dilbilgisi
8:52ve şu anda bunu izleyen sizler sayesinde,
thanks to you watching: olumlu bir neden belirtmek
Bu cümlede thanks to, “sayesinde” anlamına gelir ve vurgulanan eylemi daha sonra gelen sonucun yararlı nedeni olarak sunar. Birine doğrudan teşekkür eden bir ifade değildir. Yapı thanks to + isim veya -ing yan tümcesidir. you watching içinde you eylemi yapan kişidir, watching ise -ing yan tümcesinin ana fiilidir; eksik bir be ile kurulmuş şimdiki zaman yapısı değildir. Günlük konuşmada -ing biçiminden önce zamirin nesne biçimini kullanmak yaygındır; your watching ise daha resmî gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, Mia'nın yardımını takımın erken bitirmesinin nedeni olarak dil bilgisel biçimde sunar?
- Mia thanked the team for finishing early.
- Thanks to Mia helping us, the team finished early.
- Thank you, Mia, for helping the team finish early.
Cevabı göster
Thanks to Mia helping us, the team finished early.
we have the freedom to work to the best of our knowledge and ability. Kalıp ifadeler
8:55bilgimiz ve yeteneğimizin en iyisiyle çalışma özgürlüğüne sahibiz.
to the best of our knowledge and ability: kendi sınırları içinde çaba göstermek
To the best of our knowledge and ability, “bildiğimiz ve yapabildiğimiz her şeyi kullanarak” anlamına gelir. Konuşanların dikkatli ve eksiksiz biçimde çalışacağını söyler, ancak her şeyi bildiklerini veya hiç hata yapamayacaklarını iddia etmez. Yapı to the best of + iyelik belirleyicisi + isim ya da isimler biçimindedir: örneğin to the best of my, your veya our knowledge or ability. Burada knowledge mevcut bilginin sınırını, ability ise konuşanların yapabileceklerinin sınırını belirler.
Alıştırma
“Bildiğim ve yapabildiğim her şeyi kullanarak” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle bu resmî sözü tamamlayın: I will carry out these duties ____.
Cevabı göster
to the best of my knowledge and ability
and that we'll be doing something worthwhile for as long as we exist. Dilbilgisi
9:01ve var olduğumuz sürece değerli bir şeyler yapmaya devam ederiz.
for as long as we exist: var olunan sürenin tamamı
Bu cümlede for as long as we exist, “var olmaya devam ettiğimiz bütün süre boyunca” anlamına gelir. doing something worthwhile eyleminin süresini belirler: eylemin şimdiden başlayıp kanal ya da grup artık var olmayana kadar sürmesi amaçlanır. Buradaki as long as koşul değil, zaman bildirir. for as long as + yan cümle yapısı, devam eden başka bir durumun bütün zaman aralığını vurgular.
Alıştırma
Sözü, “bütün süre boyunca” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I'll keep this room available ____ the study group needs it.
Cevabı göster
for as long as
we'll have a lasting impact
9:06bilimi ve öğrenmeyi mümkün olduğunca çok insan için daha eğlenceli hale getirerek
by making science and learning more fun for as many people as possible.
9:08kalıcı bir etki bırakırız.
If you personally want to help us do this,
9:13Eğer kişisel olarak bunu yapmamıza yardımcı olmak isterseniz,
or give us an ad-blocker exception.
9:19veya reklam engelleyicinizde bize bir istisna tanıyabilirsiniz.
and you have no idea how much we appreciate that you're here. Ton ve niyet
9:23ve burada olmanızı ne kadar takdir ettiğimizi tahmin bile edemezsiniz.
you have no idea how much...: güçlü minnettarlık vurgusu
You have no idea how much ... duyguyu güçlendiren bir kalıptır. Bu sıcak teşekkür ifadesinde “... derecesinin ne kadar büyük olduğunu fark etmiyor olabilirsiniz” anlamına gelir; “bilgisizsiniz” demek değildir. Konuşan kişi, minnettarlığı daha güçlü hissettirmek için abartı kullanır. Yapı, You have no idea + how ile kurulan iç cümle biçimindedir. how much we appreciate that you're here içinde how much takdirin derecesini, that you're here ise takdir edilen şeyi belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sıcak bir şekilde “You have no idea how much your support means to me.” diyor. En olası amacı nedir?
- Kesin miktarı bilip bilmediğinizi sormak
- Çok güçlü bir minnettarlığı vurgulamak
- Hiçbir şey anlamadığınız için sizi eleştirmek
Cevabı göster
Çok güçlü bir minnettarlığı vurgulamak
Kapanışta başlangıca dönüş: we're less of a black box now
Burada a black box, iç işleyişini görmek veya anlamak zor olan bir şeyi anlatan mecazdır. Less of a black box now, kanalın artık daha kolay anlaşılır hâle geldiğini belirtir; her ayrıntının tamamen açıklandığı anlamına gelmez. Konuşmacı, daha önce kullanılan black box imgesini sona yakın tekrarlayarak sonucu başlangıca bağlar. Bu kapanıştaki geri dönüş, açıklamanın neyi aydınlattığını dinleyiciye hatırlatır ve konuşmaya tamamlanmışlık hissi verir.
Alıştırma
Konuşmanın sonunda we're less of a black box now. nasıl bir işlev görür?
- Teknoloji hakkında tamamen yeni bir konu açar.
- Önceki bir mecaza dönerek şeffaflığın arttığını, ancak tam olmadığını belirtir.
- Artık bütün iç ayrıntıların açıklandığını iddia eder.
Cevabı göster
Önceki bir mecaza dönerek şeffaflığın arttığını, ancak tam olmadığını belirtir.
In any case ile kesin bir sonuca dönmek
In any case, “az önce sözü edilen konunun gerçeği ne olursa olsun” veya “bundan bağımsız olarak” anlamına gelir. Burada kanalın hâlâ ne kadar gizemli olduğu hakkındaki eğlenceli soru geride bırakılır ve bu soruya bağlı olmayan bir sonuca geçilir. Söylem belirteci olarak yan konuyu kapatır ve düşüncenin ana çizgisine geri döndürür. Buradaki case, hukuki bir dava veya kap anlamına gelmez ve bu ifade örnek de vermez.
Alıştırma
Sorunu çözme gerekliliğinin neden konusunda anlaşmaya bağlı olmadığını gösteren ifadeyi seçin: “We may disagree about the cause. ____, we still need to fix the problem.”
- In any case
- For example
- In that case
Cevabı göster
In any case
doing Kurzgesagt for a decade has been a pretty crazy ride. Deyimler
9:31on yıl boyunca Kurzgesagt'ı yapmak oldukça çılgın bir yolculuktu.
a pretty crazy ride: oldukça çılgın bir deneyim
Burada a pretty crazy ride, birçok beklenmedik değişim, zorluk ve heyecan verici an içeren uzun bir deneyimi anlatan bir benzetmedir. Gerçek bir yolculuktan söz edilmez. Pretty burada oldukça anlamına gelen gündelik bir zarftır ve crazy sözcüğünü güçlendirir. İfadenin tamamı, on yılın yalnızca zor ya da heyecanlı olduğunu söylemekten daha canlı ve karmaşık bir tablo çizer.
Alıştırma
Konuşan bu cümlede a pretty crazy ride ile ne anlatıyor?
- İş güzel ama tamamen sakindi.
- Ekip sıra dışı bir araçla on yıl boyunca yolculuk yaptı.
- On yıllık deneyim olaylarla ve şaşırtıcı değişimlerle doluydu.
Cevabı göster
On yıllık deneyim olaylarla ve şaşırtıcı değişimlerle doluydu.
thank you so much for being with us all these years: yıllarca süren destek için teşekkür
Thank you for + fiilin -ing biçimi, teşekkür ettiğiniz eylemi veya süregelen davranışı belirtir. Buradaki for being with us, izleyicilere ekiple bağlarını sürdürdükleri ve onu destekledikleri için teşekkür eder; herkesin fiziksel olarak aynı yerde bulunması gerekmez. So much minnettarlığın gücünü artırırken all these years desteğin uzun süredir devam ettiğini vurgular. Birlikte kullanıldıklarında cümle sıcak, belirgin ve içten duyulur.
Alıştırma
Be fiilinin -ing biçimini ve with us sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Thank you so much for ____ all these years.
Cevabı göster
being with us