Mısır Ölüler Kitabı: Yeraltı dünyası için bir rehber - Tejal Gala: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
589 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Video, eski Mısırlı kâtip Ani’yi mumyalanmasından Duat’tan geçişine ve kalbinin yargılanmasına kadar izliyor; mezar tomarının ölümden sonraki yaşama başarılı bir geçişi nasıl hayal ettirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Book of the Dead, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bunun genel anlamda “ölüm hakkında bir kitap” değil, eski Mısır’a ait bir cenaze metninin adı olduğunu öğrenirsin; böylece sonraki büyüler, sınavlar ve öte dünya yolculuğu daha anlaşılır olur. 2. To make things worse, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Anlatıcının daha önceki engellerin ardından daha tehlikeli bir sorunu nasıl eklediğini fark edebilirsin; bu geçiş, hikâyelerde veya açıklamalarda gerilimi artırmak için kullanışlıdır. 3. that's where the heart scarab amulet comes in. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir aracın, kişinin ya da gizli bir ayrıntının bir problemi çözmede önemli hâle geldiği anı açıklamak için doğal bir kalıp öğrenirsin.

Bu derste

Ani stands before a large golden scale,

0:06

Ani, büyük altın bir terazinin önünde duruyor,

where the jackal-headed god Anubis is weighing his heart against a pure ostrich feather. Kültür

0:09

çakal başlı tanrı Anubis'in, saf bir devekuşu tüyüne karşı kalbini tarttığı yer.

Kültür

jackal-headed god Anubis: kimliği ve görünümü

Bu ifade, Anubis'i genellikle çakala benzeyen bir başla tasvir edilen eski bir Mısır tanrısı olarak tanıtır. Eski Mısır'ın cenaze inançlarında ölülerle ve ölüm sonrası yargıyla ilişkilidir; bu kimlik, sahnedeki rolünü açıklar. Jackal-headed, god sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. İsim grubunun tamamını sıradan bir hayvana gönderme olarak değil, “çakal başıyla tasvir edilen tanrı Anubis” biçiminde unvana benzeyen bir kimlik tanımı olarak okuyun.

Alıştırma

Bu cümlede jackal-headed god Anubis neyi tanımlar?

  1. Hayvan kostümü giyen modern bir insan
  2. Anubis adlı sıradan bir çakal
  3. Çakal başıyla tasvir edilen eski bir Mısır tanrısı
Cevabı göster

Çakal başıyla tasvir edilen eski bir Mısır tanrısı

Kültür

weighing his heart against a pure ostrich feather: karşılaştırma yoluyla yargılama

Bu sahne, eski Mısır'da ölümden sonraki bir yargılama olan “kalbin tartılması”na gönderme yapar. Kalp kişinin ahlaki geçmişini, devekuşu tüyü ise Ma'at'ı, yani gerçeği ve doğru düzeni temsil eder. Sınavı geçemeyen bir kalp, suçluluğa veya layık olmamaya işaret eder. Weigh A against B yapısında against, terazinin diğer tarafındaki ölçütü veya karşılaştırma unsurunu belirtir. Burada “karşı çıkmak” anlamına gelmez. Bu nedenle fiziksel karşılaştırma ahlaki bir anlam taşır: ölen kişi yargılanmaktadır.

Alıştırma

Cümledeki tartma, eski Mısır bağlamında ne anlama gelir?

  1. Kalp, tüy ile savaşmak için kullanılıyor.
  2. Anubis, tüyün fiziksel olarak saf olup olmadığını test ediyor.
  3. Kalp, ölümden sonraki bir yargılamanın parçası olarak tüyle karşılaştırılıyor.
Cevabı göster

Kalp, ölümden sonraki bir yargılamanın parçası olarak tüyle karşılaştırılıyor.

Ani was a real person,

0:15

Ani gerçek bir insandı,

a scribe from the Egyptian city of Thebes, Kelime

0:17

Mısır'ın Teb şehrinden bir katip,

Kelime

scribe: antik çağlarda kayıt tutan bir meslek

Buradaki scribe, antik bir toplumda yazı yazmak, metinleri kopyalamak ve kayıtları saklamak üzere eğitim almış bir görevliyi ifade eder. Yalnızca yazı yazan herhangi birini değil, belirli bir mesleği adlandırır. Bu cümlede scribe, kişinin mesleğini ve toplumsal konumunu belirtir. Romancı veya modern bir ofis sekreteri anlamına gelmez.

Alıştırma

Tarihî bir metinde “The scribe recorded the harvest for the temple” cümlesindeki scribe ne anlama gelir?

  1. Randevuları düzenleyen modern bir ofis asistanı
  2. Yazı yazıp kayıt tutmak üzere eğitim almış kişi
  3. Hikâyeler uyduran bir romancı
Cevabı göster

Yazı yazıp kayıt tutmak üzere eğitim almış kişi

who lived in the 13th century BCE. Kültür

0:20

M.Ö. 13. yüzyılda yaşadı.

Kültür

13th century BCE: Milattan Önce bir tarih

13th century BCE, Milattan Önce 13. yüzyıl anlamına gelir. BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve BC ile aynı yılları kapsar. BCE tarihlerinde zaman 1. yıla yaklaştıkça yüzyıl numaraları küçülür. 13th century BCE yaklaşık olarak 1300 BCE ile 1201 BCE arasındadır; 13th century CE değildir.

Alıştırma

Cümleyi Before Common Era ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: The settlement was founded in the 8th century ____.

Cevabı göster

BCE

And depicted here is a scene from his Book of the Dead, Notlar

0:23

Ve burada tasvir edilen, onun Ölüler Kitabı'ndan bir sahne,

Dilbilgisi

depicted here is: görsel açıklamayı öne alan devrik yapı

Normal söz diziminde cümle A scene from his Book of the Dead is depicted here şeklinde olurdu. Özgün cümle depicted here ifadesini başa alır ve is sözcüğünü a scene öznesinin önüne yerleştirir. Bu sunuş düzeni, dinleyiciyi önce karşısındaki görüntüye, ardından görüntünün ne gösterdiğine ilişkin yeni bilgiye yönlendirir. Resmî müze anlatımlarında, belgesellerde ve görsel açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Bu resmî müze açıklamasını tamamlayın. depicted, here ve be fiilinin doğru biçimini kullanın: ____ a portrait of the queen.

Cevabı göster

Depicted here is

Kültür

Book of the Dead: eski Mısır cenaze metinleri geleneği

Book of the Dead, ölen bir kişiye ölümden sonraki yaşamda yardımcı olmayı amaçlayan büyüler ve yönlendirmeler içeren eski Mısır cenaze metinleri geleneğinin yaygın adıdır. Ölü insanlar hakkında sıradan bir kitap anlamına gelmez. Herkesin kullandığı tek ve sabit bir baskı yoktu. his Book of the Dead ifadesindeki his, kişinin yazdığı bir kitabı değil, o kişi için hazırlanmış nüshayı veya tomar metni belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede Book of the Dead neyi ifade ediyor?

  1. Ölülere ölümden sonraki yaşamda yardımcı olmayı amaçlayan eski Mısır cenaze metinleri geleneği
  2. Ölülerin geri dönmesini anlatan modern bir korku romanı
  3. Her eski Mısırlı için içeriği tamamen aynı olan tek ve sabit bir kitap
Cevabı göster

Ölülere ölümden sonraki yaşamda yardımcı olmayı amaçlayan eski Mısır cenaze metinleri geleneği

a 78-foot papyrus scroll designed to help him attain immortality. Dilbilgisi

0:27

ölümsüzlüğe ulaşmasına yardımcı olmak için tasarlanmış 78 metrelik bir papirüs parşömeni.

Dilbilgisi

designed to help him attain immortality: amaç bildiren bir niteleyici

Bu cümlede designed to help him attain immortality, a 78-foot papyrus scroll ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Scroll sözcüğünü niteler ve tomarın amaçlanan işlevini belirtir; designed bu parçanın ana yüklemi değildir. Yapı, a scroll that was designed to help him attain immortality şeklinde açılabilir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something designed to help someone do something şeklindedir. Help + kişi yapısından sonra fiilin yalın hâli kullanılır: help him attain. Attain, “ulaşmak veya elde etmek” anlamına gelir ve immortality hedefine resmî bir ton katar.

Alıştırma

Dersin amaç bildiren yapısıyla cümleyi tamamlayın: The checklist is ____ inspectors identify safety risks.

Cevabı göster

designed to help

Such funerary texts were originally written only for pharaohs, Kelime

0:32

Bu tür cenaze metinleri başlangıçta yalnızca firavunlar için yazılırdı,

Kelime

Such funerary texts: daha önce sözü edilen bir kategoriye gönderme

Funerary texts; defin, ölüleri anma veya ölümden sonraki yaşamla ilgili ayin ve inançlarla bağlantılı yazılardır. Bu cümlede ifade, genel olarak tüm yazıları değil, daha önce sözü edilen türdeki metinleri belirtir. Such, çoğul isim öbeği funerary texts ifadesinden önce gelir ve “o türden” anlamını taşır. Cümleyi önceki örneğe bağlar ve bu örneği, hakkında genel bir tarihsel açıklama yapılabilecek bir kategoriye dönüştürür.

Alıştırma

Bu bağlamda Such funerary texts ne anlama gelir?

  1. Son derece sıra dışı veya şaşırtıcı metinler
  2. Daha önce sözü edilen türde, defin veya ölümden sonraki yaşamla bağlantılı metinler
  3. Firavunların sıradan halka açık kutlamalarıyla ilgili metinler
Cevabı göster

Daha önce sözü edilen türde, defin veya ölümden sonraki yaşamla bağlantılı metinler

but with time, Anlatım akışı

0:37

ancak zamanla,

the Egyptians came to believe regular people could also reach the afterlife, Kalıp ifadeler

0:38

Mısırlılar, sıradan insanların da ölümden sonraki yaşama ulaşabileceğine inanmaya başladılar,

Anlatım akışı

but with time: aşamalı bir değişimi belirtmek

“But with time”, anlatıyı önceki bir durumdan zaman içinde yavaş yavaş gelişen sonraki bir duruma taşır. “But” önceki ifadeyle karşıtlık kurar; “with time” ise “zaman geçtikçe” anlamına gelir, “boş zaman olduğunda” anlamına gelmez. Bu bağlayıcı, değişim anlatısını düzenler: önce eski inanç, kural veya durum ortaya konur, ardından daha sonra neyin değiştiği açıklanır.

Alıştırma

Bu cümlede but with time neyi gösterir?

  1. Olay tam planlanan zamanda gerçekleşti.
  2. İnsanların bir şey yapmak için yeterli boş zamanı vardı.
  3. Önceki bir durum, daha sonra yavaş yavaş gerçekleşen bir değişimle karşılaştırılıyor.
Cevabı göster

Önceki bir durum, daha sonra yavaş yavaş gerçekleşen bir değişimle karşılaştırılıyor.

Kalıp ifadeler

came to believe: zamanla oluşan bir inanç

“Came to believe”, bir inancın zaman, düşünme veya deneyim sonucunda oluştuğu anlamına gelir. Bakış açısındaki değişimi ve sonunda ulaşılan sonucu anlatır; burada came gerçek bir hareketi ifade etmez. Ardından gelen yan cümle, yeni inancın içeriğini belirtir. Yapı, özne + came to believe + (that) yan cümlesi şeklindedir. Örnekte olduğu gibi that sık sık atılır.

Alıştırma

Bu cümlede came to believe ne anlama gelir?

  1. İnanç hiç değişmemişti.
  2. İnanç tamamen sona erdi.
  3. İnanç yavaş yavaş gelişti.
Cevabı göster

İnanç yavaş yavaş gelişti.

Kalıp ifadeler

reach the afterlife: öteki dünyaya ulaşmak

Burada reach, elini uzatmak değil, ulaşmak veya girmek anlamındadır. The afterlife, ölümden sonra var olduğuna inanılan yaşamı ya da dünyayı ifade eder. Dinî ve mitolojik anlatılar, öteki dünyayı çoğu zaman bir kişinin ulaşabileceği bir hedef gibi anlatır. Reach, hedefi doğrudan nesne olarak alır: reach the afterlife denir, reach to the afterlife denmez.

Alıştırma

Ölümden sonraki dünyaya girmek anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the legend, the souls must cross the river to ____.

Cevabı göster

reach the afterlife

if they succeeded in the passage. Dilbilgisi

0:42

eğer geçişte başarılı olurlarsa.

Dilbilgisi

if they succeeded in the passage: if + succeed in ile koşul belirtmek

If ile başlayan yan cümle, önceki sonucun gerçekleşmesi için gereken koşulu verir: öteki dünyaya ulaşmak ancak bu koşul yerine gelirse mümkündü. Burada the passage, öteki dünyaya giden sınavlardan geçme sürecini veya yolculuğunu anlatır. Succeed in ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir: succeed in the passage veya succeed in completing the passage. Bu yapıda in sözcüğünü atmayın.

Alıştırma

Geçmiş zamandaki koşulu if ve succeed in yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: ____ Ava ____ finding the key, she could open the box.

Cevabı göster

If · succeeded in

Ani's epic journey begins with his death. Anlatım akışı

0:46

Ani'nin destansı yolculuğu ölümüyle başlar.

Anlatım akışı

epic journey begins with his death: beklenmedik bir anlatı açılışı

epic journey begins with his death ifadesi, ölüm genellikle bir son olarak görülse de onu başlangıç noktası olarak sunar. Bu tersine çevirme bir anlatı kancası işlevi görür: şaşkınlık yaratır ve hikâyenin ölümden sonra olanları izleyeceğine işaret eder. Burada epic, görkemli, önemli ve destansı anlamı veren bir sıfattır. X begins with Y kalıbı Y'yi ilk aşama olarak işaretler; böylece cümle anlatıyı beklenmedik bir açılışın çevresinde düzenler.

Alıştırma

epic journey begins with his death nasıl bir anlatı etkisi yaratır?

  1. Ölümü, izleyiciyi hikâyeye çeken beklenmedik bir başlangıç noktası olarak sunar.
  2. epic sözcüğünü yazılı bir eserin başlığı olarak kullanır.
  3. Ani'nin yolculuğunun sıradan olduğunu ve ölümünden önce bittiğini söyler.
Cevabı göster

Ölümü, izleyiciyi hikâyeye çeken beklenmedik bir başlangıç noktası olarak sunar.

His body is mummified by a team of priests Dilbilgisi

0:49

Cesedi, bir rahip ekibi tarafından mumyalanır,

Dilbilgisi

is mummified by: bedeni öne çıkaran edilgen yapı

is mummified by, geniş zamanda edilgen bir yapıdır: is + geçmiş zaman ortacı mummified + by. His body eyleme maruz kalan ögedir; by sonrasındaki a team of priests ise eylemi gerçekleştiren kişileri belirtir. Mummify, bir ölünün bedenini mumya olarak korumak anlamına gelir. Edilgen yapı, bedeni ve bedene ne olduğunu başa getirir. Nesnenin veya işlem adımının eylemi yapan kişiden daha önemli olduğu tarihî, bilimsel ve teknik süreç anlatımlarında bu kullanım yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi inspect fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın ve eylemi gerçekleştiren kişiyi de belirtin: Each bridge ____ an engineer every year.

Cevabı göster

is inspected by

who remove every organ except the heart, Kültür

0:52

duygu, hafıza ve zekanın merkezi olan

the seat of emotion, memory, and intelligence. Deyimler

0:55

kalp dışındaki her organı çıkarırlar.

Kültür

except the heart: bu istisnanın önemi

Except the heart, kalbin çıkarılmayan tek organ olduğu anlamına gelir; kalp, every organ ifadesinin belirttiği kapsamın dışında tutulur. Bu istisnanın kültürel ve anlatısal bir önemi vardır. Anlatılan inanca göre kalbin bir kişinin duygularını, hafızasını, zekâsını ve içsel niteliklerini taşıdığı düşünülüyordu. Bu nedenle kalbin korunması, izleyiciyi sonraki yargılamada kalbin neden önemli olduğunu anlamaya hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede except the heart neyi gösteriyor?

  1. Kalp önemsiz bir ayrıntıdır ve daha sonra hiçbir rolü yoktur.
  2. Kalp diğer tüm organlardan sonra çıkarılır.
  3. Kalp çıkarılmaz ve özel konumu daha sonra olacaklar için önemlidir.
Cevabı göster

Kalp çıkarılmaz ve özel konumu daha sonra olacaklar için önemlidir.

Deyimler

the seat of emotion, memory, and intelligence: merkez veya kaynak anlamındaki seat

The seat of + soyut isim kalıbında seat, sandalye değil, bir şeyin merkezi veya kaynağı kabul edilen yer, organ ya da kurum anlamına gelir. Burada kalp; duyguların, hafızanın ve zekânın bulunduğu yer olarak sunulur. Bu resmî mecaz, kalbin neden özellikle önemli görüldüğünü açıklar.

Alıştırma

Cümleyi devlet yetkisinin merkezi anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The capital remained ____ for two centuries.

Cevabı göster

the seat of government

It's then stuffed with a salt called natron Kelime

0:59

Daha sonra natron adı verilen bir tuzla doldurulur

Kelime

stuffed with a salt called natron: natron adlı bir tuzla doldurulmuş

Burada be stuffed with, bir şeyin içinin bir malzemeyle, çoğu zaman sıkıca doldurulduğu anlamına gelir. Edilgen yapı, eylemi yapan kişiden çok içeriye konan malzemeye odaklanır. A salt called natron, “natron adlı bir tuz türü” demektir. Called natron, a salt that is called natron ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Bu bağlamda natron, Antik Mısır’da koruma amacıyla kullanılan doğal tuz karışımıdır; yalnızca sıradan sofra tuzu değildir.

Alıştırma

Cümleyi called + ad yapısıyla tamamlayın: The cave walls contain a mineral ____ calcite.

Cevabı göster

called

and wrapped in resin-soaked linen. Kelime

1:01

ve reçineye batırılmış ketenle sarılır.

Kelime

resin-soaked linen: bileşik niteleyici olarak kullanımı

Resin-soaked linen, reçineye batırılmış keten bezi demektir. Resin-soaked, resin isminden ve soaked geçmiş zaman sıfat-fiilinden oluşan bileşik bir sıfattır; iki sözcük birlikte ketenin işlem görmüş durumunu açıklar. Kısa çizgi, resin ve soaked sözcüklerinin linen önünde tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir. “İsim + geçmiş zaman sıfat-fiili” yapısı, bir malzemeyi veya nesneyi hangi madde ya da işlemin etkilediğini kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “reçineye batırılmış” anlamındaki vurgulanan kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The lab tested a strip of ____ fabric.

Cevabı göster

resin-soaked

In addition,

1:04

Ayrıca,

the wrappings are woven with charms for protection Kültür

1:05

sargılar koruma sağlaması için tılsımlarla dokunur

Kültür

are woven with charms for protection: koruyucu tılsımlarla dokunmak

are woven with, tılsımların sargılar yapılırken veya düzenlenirken onların içine katıldığını anlatır. Buradaki charms, koruyucu gücü olduğuna inanılan küçük nesnelerdir; for protection ise bunların amacını belirtir. Dinsel, mitolojik veya halk kültürüne ait bir bağlamda charm, bir insanın çekiciliği değil, muska ya da büyülü nesne anlamına gelebilir. Bu ifade böylece sargıların hazırlanış biçimini ölüyü koruma amaçlı dinsel işlevleriyle bağlar.

Alıştırma

Cümledeki charms for protection ne anlama geliyor?

  1. Koruyucu anlamı olmayan sıradan süsler
  2. Birini zarardan koruduğuna inanılan küçük nesneler
  3. Bir kişinin davranışındaki çekici nitelik
Cevabı göster

Birini zarardan koruduğuna inanılan küçük nesneler

and topped with a heart scarab amulet that will prove important later on. Notlar

1:08

ve daha sonra önemli olduğu kanıtlanacak olan, kalp boku böceği amulettiyle (tılsımıyla) süslenir.

Kültür

topped with a heart scarab amulet: üstüne kalp skarabesi muskası yerleştirilmiş

topped with, sonradan eklenen bir nesnenin bir şeyin üst yüzeyine yerleştirildiğini anlatır. heart scarab amulet, skarabe biçiminde olan ve kalple ilişkilendirilen koruyucu bir cenaze muskasıdır. Eski Mısır'ın gömü uygulamalarında kalp skarabesi sıradan bir böcek resmi değildi; ölünün kalbi ve öte dünyadaki yargılanma ile bağlantılı ritüel bir görevi vardı. that will prove important later on bölümü, muskanın sıradan bir süs değil, daha sonra yaşanacaklarla ilgili bir nesne olduğunu belirtir.

Alıştırma

topped with a heart scarab amulet ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Nesnenin üstüne kalp biçiminde bir desen boyanmıştı.
  2. Kalple bağlantılı ritüel bir skarabe muskası üste yerleştirilmişti.
  3. Sargıların altına canlı bir böcek saklanmıştı.
Cevabı göster

Kalple bağlantılı ritüel bir skarabe muskası üste yerleştirilmişti.

Anlatım akışı

that will prove important later on: ilerideki bir rolü önceden sezdirme

Buradaki that, a heart scarab amulet ifadesine gönderme yapan bir ilgi zamiridir. prove important içinde prove, “sonuçta ... olduğu anlaşılmak” anlamında bir bağlayıcı fiil olarak kullanılır; dolayısıyla yan cümle, muskanın öneminin daha sonra ortaya çıkacağını belirtir. Anlatıcı, muskanın neden önemli olduğunu hemen açıklamak yerine ileride olacaklara işaret eder ve dinleyicinin bu ayrıntıyı hatırlamasını sağlar. Bu, bir nesnenin, ipucunun veya bilginin hikâyenin ya da açıklamanın ilerleyen kısmında rol oynayacağını önceden sezdirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümledeki will prove important later on, dinleyiciye ne anlatır?

  1. Muska şu anda bir iddiayı kanıtlıyor.
  2. Muskanın önemi daha sonra anlaşılacak.
  3. Muska önemini çoktan kaybetti.
Cevabı göster

Muskanın önemi daha sonra anlaşılacak.

The goal of the two-month process is to preserve Ani's body Dilbilgisi

1:13

İki ay süren bu sürecin amacı, Ani'nin cesedini korumaktır,

Dilbilgisi

The goal of X is to Y: amaç belirtmek

The goal of X is to Y, amacı açıkça belirtmek için kullanılan bir kalıptır. of sonrasındaki isim öbeği süreci, planı veya etkinliği adlandırır; to-infinitive ise ulaşılması amaçlanan sonucu belirtir. Bu cümlede X, the two-month process ifadesidir ve to preserve Ani's body hedeflenen sonucu açıklar. Dolayısıyla goal burada sporda atılan “gol” değil, “amaç” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi The goal of X is to Y kalıbındaki iki sözcüklü bağlantıyla tamamlayın: The goal of the workshop ____ teach basic first aid.

Cevabı göster

is to

as an ideal form with which his spirit can eventually reunite. Dilbilgisi

1:17

ruhunun nihayetinde yeniden birleşebileceği ideal bir biçimde.

Dilbilgisi

with which his spirit can eventually reunite: resmî bir ilgi cümleciği

Temel ilişki his spirit can eventually reunite with an ideal form cümlesidir. Which, form sözcüğünün yerini tutar ve with, which sözcüğünün önüne taşınarak with which his spirit can eventually reunite biçimindeki resmî ilgi cümleciğini oluşturur. Bu yapıyı anlamak için edatı bağlı olduğu fiilin yanına geri koyun: reunite with the form. Buradaki with which, “o biçimle” anlamına gelir; “onu kullanarak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü resmî ilgi yapısıyla tamamlayın: This is the key ____ the caretaker opened the old cabinet.

Cevabı göster

with which

But first,

1:22

Ancak önce,

that spirit must pass through the Duat, or underworld. Kültür

1:22

o ruh Duat'tan, yani yeraltı dünyasından geçmelidir.

Kültür

pass through the Duat, or underworld: açıklanan bir kültürel terim

Pass through, bir yolculuk sırasında bir yerden geçmek anlamına gelir. Buradaki yer Duat’tır; Duat, eski Mısır inancında bir ruhun içinden geçmesi gereken ölüler diyarıdır. or underworld sözleri, pek bilinmeyen Duat adını daha tanıdık bir ifadeyle açıklar. Buradaki or, “başka bir deyişle” anlamındadır; ruhun seçmesi gereken iki ayrı yer sunmaz.

Alıştırma

Cümlede “the Duat, or underworld” ne anlama geliyor?

  1. Duat sıradan bir yer altı geçididir.
  2. Ruh iki farklı yer arasında seçim yapmalıdır.
  3. Duat burada ölüler diyarının başka bir adıdır.
Cevabı göster

Duat burada ölüler diyarının başka bir adıdır.

This is a realm of vast caverns, Kelime

1:26

Burası geniş mağaraların,

Kelime

a realm of vast caverns ifadesindeki realm

Burada realm, bir oda değil, başlı başına bir dünya veya alan anlamına gelir. a realm of vast caverns ifadesinde devasa mağaralar ortamı tanımlar ve ona efsanevi, edebî bir ölçek kazandırır. Başka bağlamlarda da kullanılabilen a realm of + isim kalıbı, bir şeyi fiziksel veya soyut, ayrı bir dünya ya da alan olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede a realm of vast caverns neyi çağrıştırıyor?

  1. içinde mağaralar bulunan tek bir küçük oda
  2. edebî tonu olmayan sıradan bir mahalle
  3. devasa mağaraların şekillendirdiği geniş ve ayrı bir dünya
Cevabı göster

devasa mağaraların şekillendirdiği geniş ve ayrı bir dünya

lakes of fire, and magical gates,

1:28

ateş göllerinin ve büyülü kapıların diyarıdır,

all guarded by fearsome beasts, Dilbilgisi

1:31

hepsi korkunç canavarlar tarafından korunur,

snakes, crocodiles,

1:33

yılanlar, timsahlar,

and half-human monstrosities with names like He who dances in blood. Kültür

1:35

ve Kan İçinde Dans Eden gibi adları olan yarı insan ucubeler.

Dilbilgisi

Sıkıştırılmış edilgen açıklama olarak all guarded by

Buradaki all, daha önce sıralanan mağaralara, göllere ve kapılara gönderme yapar. Guarded by ..., tüm bu grubun ortak edilgen durumunu anlatan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir; dolayısıyla all guarded by ... yaklaşık olarak all of them are guarded by ... anlamına gelir. Bu, yeni ve tam bir cümle değil, sıkıştırılmış ek bilgidir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen kalıp çoğul isim öbeği + virgül + all + geçmiş zaman ortacı + by ... şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak all guarded by kısa kalıbıyla tamamlayın: The castle has four gates, ____ trained soldiers.

Cevabı göster

all guarded by

Kültür

Mitolojik bir unvan olarak He who dances in blood

Bu cümlede He who dances in blood, canavarlardan birinin adına örnektir ve kabaca “kanın içinde dans eden kişi” demektir. who dances in blood, varlığı ayırt edici bir eylemiyle tanımlayan bir ilgi yan cümleciğidir. He who + fiil öbeği kalıbı, bir betimlemeyi unvana dönüştürür. Mitlerde, destanlarda ve fantastik eserlerde bu adlandırma biçimi eski, törensel veya tehditkâr bir hava verebilir; o anda bir adamın dans ettiğini bildirmez.

Alıştırma

He who dances in blood bu cümlede hangi işlevi görür?

  1. Bir adamın tam şu anda dans ettiğini bildirir.
  2. Bir varlığı karakteristik bir eylemle tanımlayan mitolojik bir unvandır.
  3. Birine dans etmesini söyleyen bir emirdir.
Cevabı göster

Bir varlığı karakteristik bir eylemle tanımlayan mitolojik bir unvandır.

To make things worse, Anlatım akışı

1:40

Daha da kötüsü,

Anlatım akışı

Durumu ağırlaştıran geçiş olarak To make things worse

To make things worse, zaten kötü olan bir durumu ek bir gelişmenin daha da kötüleştirdiğini belirten kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Sonraki bilginin önceki durumu daha ciddi hâle getirdiğini bildirir. Buradaki to make bir amaç ya da birinin zarar verme niyetini anlatmaz. İfadenin bütünü, sonraki ve daha kötü sorunu tanıtarak anlatıdaki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bu derste geçen ve ek bir kötü gelişmeyi tanıtan dört kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____, the storm knocked out the power.

Cevabı göster

To make things worse

Apep, the serpent god of destruction, Kültür

1:41

Apep, yıkım yılan tanrısı,

Kültür

Apep, the serpent god of destruction: kimliği açıklayan isim öbeği

Apep bir addır; the serpent god of destruction ise virgüllerle ayrılmış, zorunlu olmayan açıklayıcı bir isim öbeğidir. Apep’in kim olduğunu hemen belirtir. Buradaki serpent god, sıradan bir yılanı değil, yılan biçiminde tasvir edilen mitolojik bir tanrıyı ifade eder. Ad + virgül + kimliği belirten isim öbeği kalıbı, anlatının devamından önce gerekli olan en kısa arka plan bilgisini ekler. Son virgül, araya giren açıklamanın bittiğini gösterir.

Alıştırma

Apep, the serpent god of destruction ifadesinde the serpent god of destruction ne işe yarar?

  1. Apep’in mitolojik rolünü vererek kimliğini açıklar.
  2. Apep’in sıradan bir yılanı yok ettiğini söyler.
  3. Apep’in yanında ikinci bir varlığı tanıtır.
Cevabı göster

Apep’in mitolojik rolünü vererek kimliğini açıklar.

lurks in the shadows waiting to swallow Ani's soul. Deyimler

1:44

Ani'nin ruhunu yutmak için gölgelerde gizlenerek bekler.

Deyimler

lurks in the shadows: tehditkâr biçimde gizlenmek

Lurk, çoğunlukla beklerken gizli veya fark edilmeden kalmak anlamına gelir ve şüpheli ya da tehlikeli bir izlenim verir. In the shadows gerçek anlamda karanlık bir yeri gösterebilir; ancak burada gizlenme fikrini de güçlendirir. Bu yüzden lurks in the shadows, basitçe waits demekten daha canlı ve tehditkârdır. Gerilim yaratır ve henüz görünür hâle gelmemiş bir tehlike ya da sorun için mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede lurk, olağan tehditkâr veya şüpheli anlamıyla kullanılmıştır?

  1. A stranger lurked in the shadows and watched the empty house.
  2. We lurked in the sunny café while laughing with our friends.
  3. The sunlight lurked in the shadows and made the room bright.
Cevabı göster

A stranger lurked in the shadows and watched the empty house.

Fortunately,

1:48

Neyse ki,

Ani is prepared with the magic contained within his Book of the Dead. Kalıp ifadeler

1:49

Ani, Ölüler Kitabı'nda yer alan büyü ile hazırdır.

Kalıp ifadeler

is prepared with: kullanıma hazır bir kaynağa sahip olmak

Bu cümlede is prepared with, Ani'nin bir şeyle donatılmış veya kullanabileceği bir şeyi hazır bulundurduğu anlamına gelir. With ile başlayan bölüm, onun kaynağını, yani Ölüler Kitabı'ndaki büyüyü belirtir. Bu ifade yalnızca zihinsel olarak hazır olmayı veya başka biriyle birlikte hazırlık yapmayı anlatmaz. Odak noktasının birinin hazır bulundurduğu araç, malzeme, bilgi veya başka bir kaynak olduğu durumlarda be prepared with + kaynak yapısını kullanın.

Alıştırma

Lina'nın hangi kaynakları hazır bulundurduğunu göstermek için cümleyi be prepared with yapısının doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Lina ____ a first-aid kit and extra water for the hike.

Cevabı göster

is prepared with

Like other Egyptians who could afford it, Kalıp ifadeler

1:53

Bunu karşılayabilen diğer Mısırlılar gibi,

Kalıp ifadeler

could afford: ödemek için yeterli kaynağa sahip olmak

Burada could afford, ödeme yapmak için yeterli paraya veya kaynağa sahip olmak anlamına gelir. Neyin ödeneceği çevredeki bağlamdan anlaşılır: pahalı tomar veya cenaze metni. Could geçmişteki yeterliliği anlatır ve afford fiili yalın hâlde kalır. Daha genel olarak afford, kişinin bir şey için yeterli parası, zamanı veya kapasitesi olup olmadığını belirten pratik bir sınırı gösterir. Burada erişimin yeterli kaynaklara sahip Mısırlılarla sınırlı olduğunu anlatır.

Alıştırma

İngilizce "Only families who could afford the fee applied," cümlesinde could afford ne anlama gelir?

  1. Ücreti ödeyecek kadar paraları vardı.
  2. Ücreti diğer ailelere teklif ettiler.
  3. Ücreti ödemekten kaçınmalarına izin verildi.
Cevabı göster

Ücreti ödeyecek kadar paraları vardı.

Ani customized his scroll to include the particular spells, Kalıp ifadeler

1:55

Ani, ruhunun ihtiyaç duyabileceğini düşündüğü belirli büyüleri,

Kalıp ifadeler

customized his scroll to include: customize X to include Y kalıbı

Bu cümlede customized his scroll to include, Ani'nin tomarını belirli büyüleri içerecek biçimde kendi ihtiyaçlarına göre uyarladığı anlamına gelir. Customize yalnızca görünüşü değil, içeriği veya özellikleri değiştirmeyi de anlatabilir. customize X to include Y kalıbında X uyarlanan şeyi, Y ise eklenen içeriği veya özelliği belirtir. to ile kurulan mastar, özelleştirmenin amaçlanan sonucunu açıklar.

Alıştırma

“Kurs, şunu içerecek şekilde uyarlandı” anlamını veren hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: We customized the course ____ a weekly speaking workshop.

Cevabı göster

to include

prayers, and codes he thought his spirit might need.

2:00

duaları ve şifreleri içerecek şekilde parşömenini özelleştirdi.

Equipped with this arsenal, Deyimler

2:04

Bu cephanelikle donatılmış olarak,

Deyimler

Equipped with this arsenal: kaynakları silaha benzeten bir mecaz

Equipped with this arsenal, cümlenin başına getirilmiş bir geçmiş zaman ortacı grubudur ve “bu kaynaklar bütünüyle donatılmış olarak” anlamına gelir. This, daha önce anılan büyülere, dualara ve kodlara gönderme yapar. Arsenal sözcüğü gerçek anlamda silah topluluğu veya silah deposudur. Burada mecazidir: metinler ve büyüler, tehlikelerle yüzleşmek için kullanılan silahlar ya da araçlar gibi ele alınır. Equipped ile birlikte yolculuğu, Ani bir savaşa veya zorlu bir mücadeleye hazırlanıyormuş gibi çerçeveler.

Alıştırma

Equipped with this arsenal ifadesinde arsenal bu bağlamda neye gönderme yapar?

  1. gerçek silahların saklandığı askerî bir bina
  2. yararlı silahlar veya araçlar gibi ele alınan bir büyü ve metin bütünü
  3. Ani'nin savaşması gereken tehlikeler
Cevabı göster

yararlı silahlar veya araçlar gibi ele alınan bir büyü ve metin bütünü

our hero traverses the obstacles, Kelime

2:06

kahramanımız engelleri aşar,

Kelime

traverses the obstacles: engelleri geçmeyi anlatan resmî ifade

Bu cümlede traverses, “bir yerin üzerinden ya da içinden geçer” anlamındadır. the obstacles nesnesiyle kullanıldığında engeller, kahramanın yalnızca yanından yürüdüğü şeyler olarak değil, geçtiği bir parkurun parçaları olarak sunulur. Traverse, walk fiilinden daha resmî ve canlıdır. Başka durumlara aktarılabilecek ana fikir, bir alanı, rotayı veya zorlu bölümü bir taraftan ya da aşamadan diğerine doğru geçmektir.

Alıştırma

Bu cümlede traverses the obstacles ne anlama geliyor?

  1. engellerin üzerinden ya da içinden geçer
  2. engelleri geçmeden yanlarında yürür
  3. ilerlemeden önce bütün engelleri kaldırır
Cevabı göster

engellerin üzerinden ya da içinden geçer

repels the monsters' attacks, Kalıp ifadeler

2:08

canavarların saldırılarını püskürtür,

Kalıp ifadeler

repels the monsters' attacks: başarılı savunma

Burada repels, “geri püskürtür veya başarıyla uzakta tutar” anlamındadır. repels the monsters' attacks bir savunma eylemini anlatır: kahraman saldırıların amacına ulaşmasını engeller ve onları geri iter. Repel ayrıca “güçlü bir tiksinti uyandırmak” anlamına gelebilir, ancak burada bu anlamda değildir. attacks nesnesi, repel an invasion veya repel an assault örneklerinde olduğu gibi savunma anlamını seçtirir.

Alıştırma

Bu cümlede repels the monsters' attacks ne anlama geliyor?

  1. saldırıları başlatır
  2. saldırılardan tiksinir
  3. saldırıları geri püskürtür
Cevabı göster

saldırıları geri püskürtür

and stealthily avoids Apep to reach the Hall of Ma'at, Kültür

2:10

ve hakikat ve adalet tanrıçası

goddess of truth and justice.

2:14

Ma'at'ın Salonu'na ulaşmak için Apep'ten gizlice kaçınır.

Kültür

the Hall of Ma'at, goddess of truth and justice: yargılama yeri ve tanrıçanın kimliği

Ma'at'ın Salonu, bu Antik Mısır ölümden sonraki yaşam anlatısında son yargılamanın yapıldığı yerdir. Ma'at hem bir tanrıça hem de hakikat, adalet ve doğru düzen idealidir. Bu nedenle burası ilgisiz bir kişinin adının verildiği sıradan bir salon değildir. Yargılama sırasında kalp, geleneksel olarak Ma'at'ın tüyüyle temsil edilen ölçüte göre sınanır. Virgüller arasındaki goddess of truth and justice ifadesi, Ma'at'ın kimliğini açıklayan bir ara sözdür. Salonu betimlemez ve başka bir tanrıçayı tanıtmaz.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm Ma'at'ın Salonu hakkında ne anlatıyor?

  1. Ma'at adlı modern bir yargıca ait mahkeme salonudur.
  2. Hakikat ve adalet tanrıçası Ma'at ile bağlantılı bir yargılama yeridir.
  3. Apep'in adalet tanrısı olarak onurlandırıldığı bir salondur.
Cevabı göster

Hakikat ve adalet tanrıçası Ma'at ile bağlantılı bir yargılama yeridir.

Here,

2:18

Burada,

Ani faces his final challenge.

2:18

Ani son zorluğuyla yüzleşir.

He is judged by 42 assessor gods, Kültür

2:20

42 yargıç tanrı tarafından yargılanır,

Kültür

is judged by 42 assessor gods: edilgen yapı ve yargılayanlar

is judged by 42 assessor gods ifadesinde edilgen be + judged yapısı, odağı yargılanan kişi olan he üzerinde tutar. by ile başlayan bölüm eylemi yapanları belirtir: yargılamayı 42 assessor gods gerçekleştirir. Burada assessor, davranışları inceleyen ve değerlendiren bir varlık anlamına gelir. Bu Antik Mısır yargılama sahnesinde değerlendiriciler, ölen kişinin eylemlerini inceleyen tanrılardır; modern bir okul sınavının puanlayıcıları değildir.

Alıştırma

Hangi cümle He is judged by 42 assessor gods ifadesini doğru biçimde yeniden anlatır?

  1. He chooses forty-two assessor gods.
  2. Forty-two assessor gods judge him.
  3. He judges forty-two assessor gods.
Cevabı göster

Forty-two assessor gods judge him.

who must be convinced that he has lived a righteous life. Notlar

2:23

ve dürüst bir hayat yaşadığına onları ikna etmesi gerekir.

Dilbilgisi

must be convinced that: ... olduğuna ikna olmak zorunda olmak

must be convinced, convince fiilinin edilgen biçimidir. Özne, savı sunan kişi değil, inancının değişmesi gereken kişi ya da gruptur. Burada who, yargılama görevindeki tanrılara gönderme yapar; that he has lived a righteous life yan cümlesi ise onların doğru kabul etmesi gereken savın tamamını verir. Tekrar kullanılabilecek kalıp subject + must be convinced that + clause biçimindedir. Savın kabul edilmesini bir kararın ya da sonucun gerekli koşulu olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi gerekli edilgen kalıpla tamamlayın: Before approving the drug, the panel ____ it is safe.

Cevabı göster

must be convinced that

Kalıp ifadeler

has lived a righteous life: erdemli bir hayat yaşamış olmak

live a + adjective + life kalıbı, bir kişinin hayatının genel niteliğini anlatır. has lived a righteous life ifadesinde present perfect, mevcut noktadan geriye bakar ve o ana kadar yaşanan hayatı değerlendirir. Righteous, ahlaken doğru veya ahlaki ya da dinî ilkelere uygun anlamına gelir. good sözcüğünden daha güçlü bir ahlaki yargı taşır; mutlu, zengin veya başarılı demek değildir.

Alıştırma

'The congregation believes she has lived a righteous life,' cümlesinde a righteous life ne anlama gelir?

  1. bir yerden başka bir yere seyahat ederek geçirilen bir hayat
  2. güçlü ahlaki ilkelerin yön verdiği bir hayat
  3. çoğunlukla rahatlık ve başarıyla dolu bir hayat
Cevabı göster

güçlü ahlaki ilkelerin yön verdiği bir hayat

Ani approaches each one,

2:27

Ani her birine yaklaşır,

addressing them by name and declaring a sin he has not committed. Notlar

2:29

onlara adlarıyla hitap eder ve işlemediği bir günahı ilan eder.

Kalıp ifadeler

addressing them by name: birine adını kullanarak hitap etmek

Burada addressing them, onlarla doğrudan konuşmak veya onlara hitap etmek anlamına gelir. Them sözcüğü değerlendiricilerin her birini ayrı ayrı gösterdiği için konuşan kişi genel bir hitap yerine her birinin kendi adını kullanır. By name, yöntemi belirten bir ifadedir: address someone by name, biriyle konuşurken o kişinin adını kullanmak demektir. Buradaki address bir fiildir; “adres” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Sunucunun her kazananın adını kullandığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The host addressed each winner ____.

Cevabı göster

by name

Dilbilgisi

a sin he has not committed: that kullanılmayan bir ilgi cümleciği

a sin he has not committed ifadesinde he has not committed, sin sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir: günahı, onun işlemediği bir günah olarak belirtir. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür; tam biçim a sin that he has not committed şeklindedir. Commit a sin birlikteliğinde commit, commit a crime ifadesinde olduğu gibi “işlemek” veya “gerçekleştirmek” anlamına gelir. Burada “söz vermek” anlamında değildir. İfadenin tamamı, kişinin bir günahı beyan ettiğini veya adlandırdığını, ancak onu işlediğini reddettiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın işlemediği bir suçu ilgi cümleciğiyle anlatır?

  1. The report described a crime Maya had not committed.
  2. The report described a crime and made Maya a promise.
  3. The report described Maya after she had committed a crime.
Cevabı göster

The report described a crime Maya had not committed.

Among these negative confessions, Kültür

2:34

Bu olumsuz itiraflar

or declarations of innocence,

2:36

veya masumiyet beyanları arasında,

Kültür

olumsuz itiraflar, yani masumiyet beyanları

Bu eski Mısır yargılama bağlamında negative confessions, kişinin belirli yanlış eylemleri yapmadığını bildirdiği ifadelerdir. Negative burada eylemleri inkâr eden biçimi anlatır; karamsar, zararlı veya şikâyet dolu anlamına gelmez. or declarations of innocence ifadesi, uzmanlık terimini daha sade sözlerle yeniden açıklar. Buradaki or, iki seçenek arasında tercih sunmaz; başka bir deyişle anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede or declarations of innocence ne işe yarıyor?

  1. Okuyucunun onun yerine seçmesi gereken farklı bir uygulama sunar.
  2. negative confessions ifadesini daha sade sözlerle açıklar.
  3. Konuşanın doğru terimden emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

negative confessions ifadesini daha sade sözlerle açıklar.

he proclaims that he has not made anyone cry, Dilbilgisi

2:38

kimseyi ağlatmadığını,

Dilbilgisi

made anyone cry: make + nesne + fiilin yalın hâli

made anyone cry, make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbına uyar. Bu ettirgen yapıda make bir eyleme neden olmak anlamındadır; anyone etkilenen kişiyi, cry ise ortaya çıkan eylemi belirtir. Bu etkin yapıda make'ten sonra to almayan fiil biçimi kullanılır. Bu nedenle make, made biçimine dönüşse bile cry yalın hâlde kalır. Etkin bir cümlede made anyone to cry standart değildir.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin geçmiş biçimi ve cry fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The ending ____ everyone ____.

Cevabı göster

made · cry

is not an eavesdropper, Kelime

2:41

bir kulak misafiri (gizlice dinleyen) olmadığını,

Kelime

an eavesdropper: gizlice ve izinsiz dinleyen kişi

an eavesdropper, izin almadan özel bir konuşmayı bilerek gizlice dinleyen kişidir. Gizlilik ve mahremiyet ihlali anlamı taşıdığı için olumsuz bir sözcüktür. Bu cümlede an eavesdropper olmak, kişinin yapmadığını söylediği yanlış davranışlardan biridir. Sıradan bir listener anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya özel bir konuşmayı duymak için bilerek kapının arkasına saklanıyor. Maya'yı en iyi anlatan sözcük hangisidir?

  1. a speaker
  2. an eavesdropper
  3. a listener
Cevabı göster

an eavesdropper

and has not polluted the water. Kültür

2:43

ve suyu kirletmediğini ilan eder.

Kültür

not polluted the water: eski bir ahlaki masumiyet beyanı

Burada has not polluted the water, eski Mısır'daki dinî bir yargılamada yer alan masumiyet beyanının parçasıdır. Kişinin önemli bir su kaynağını kirletmediğini veya onu saf olmayan hâle getirmediğini iddia eder; bu davranış yalnızca modern bir çevre sorunu değil, ahlaki bir suç olarak değerlendirilir. Su, özellikle Nil, ortak yaşam için vazgeçilmezdi ve saflık ile düzen düşünceleriyle bağlantılıydı. Bu arka plan, suyu kirletmenin neden kişinin reddettiği yanlışlar listesinde yer alabildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu eski dinî yargılamada has not polluted the water neyi iddia ediyor?

  1. Konuşan kişi önemli bir su kaynağını kirletmemiş veya saf olmayan hâle getirmemiştir.
  2. Konuşan kişi modern bir su arıtma planını anlatmaktadır.
  3. Konuşan kişi gelmeden önce su zaten kirliydi.
Cevabı göster

Konuşan kişi önemli bir su kaynağını kirletmemiş veya saf olmayan hâle getirmemiştir.

But did Ani really live such a perfect life? Anlatım akışı

2:45

Ancak Ani gerçekten bu kadar mükemmel bir hayat yaşadı mı?

Anlatım akışı

But did Ani really live such a perfect life?: retorik bir geçiş

Cümle soru biçimindedir, ancak burada retorik bir sorudur. But, önceki olumlu iddialardan farklı bir yöne geçiş yapar; really ise such a perfect life ifadesindeki mutlak düşünceyi sorgular. Anlatıcı dinleyiciden bilgi istemek yerine şüphe duyduğunu gösterir. Bu soru anlatıyı düzenler: iddiayı bir an durdurur, dinleyiciyi yeniden düşünmeye çağırır ve anlatıcının kendi cevabı ile sonraki kanıtlara geçiş sağlar.

Alıştırma

Bu ifadenin doğru olup olmadığına karar verin: Anlatıda “But did Ani really live such a perfect life?” esas olarak dinleyiciden bilgi vermesini ister.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Not quite, Ton ve niyet

2:48

Tam olarak değil,

Ton ve niyet

Not quite: yumuşak ve kısmi bir düzeltme

Not quite, “tamamen değil” veya “bütünüyle değil” anlamına gelen kısa ve eksiltili bir cevaptır. Burada kusursuz bir hayat hakkındaki soruyu yanıtlar ve bu mutlak tanımı nazikçe düzeltir. not ile birlikte quite bir derece sınırı koyar: önceki ifade gerçeğe yakın veya kısmen doğru olabilir, ancak fazla ileri gitmektedir. Kesin bir No cevabıyla karşılaştırıldığında Not quite, ifadeyi sınırlandırmaya yer bırakır ve çoğu zaman dinleyiciyi bir açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

Cevabı, bu dersteki “tamamen değil” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: A: Is the report completely accurate? B: ____. One date is wrong.

Cevabı göster

Not quite

but that's where the heart scarab amulet comes in. Kalıp ifadeler

2:49

fakat işte burada kalp boku böceği amuletti devreye giriyor.

Kalıp ifadeler

that's where the heart scarab amulet comes in: temel bir rolü tanıtma

Bu cümlede that's where X comes in, “X'in yararlı veya önemli hâle geldiği nokta burasıdır” anlamına gelir. Kalp skarabe muskası, bu durumda gereken temel unsur olarak tanıtılır; comes in ifadesi fiziksel olarak bir yere girmeyi anlatmaz. Bu kalıp genellikle bir sorun veya eksiklik belirtildikten sonra yardımcı olabilecek kişiyi, nesneyi ya da fikri tanıtır. Önce sorun belirtilir, ardından X'in rolü that's where X comes in ile açıklanır.

Alıştırma

El fenerinin rolünü tanıtmak için that's where X comes in kalıbını tamamlayın: The room is dark; ____ the flashlight ____.

Cevabı göster

that's where · comes in

It's inscribed with the words Kelime

2:53

Üzerinde şu kelimeler yazılı:

Kelime

inscribed with: bir nesne üzerindeki yazı

Bu cümlede is inscribed with, nesnenin belirli sözleri bir yazıt olarak taşıdığı anlamına gelir. With, nesneye işlenen içeriği tanıtır: ardından gelen sözler muskanın üzerinde bulunan sözlerdir. Bu ifade genellikle yazının bilinçli olarak işlendiğini ve çoğu zaman kalıcı olduğunu düşündürür. Mücevherlerin, anıtların, ödüllerin ve tarihî nesnelerin betimlenmesinde yaygındır.

Alıştırma

Madalyanın kazananın adını taşıdığını anlatan resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The medal ____ the winner's name.

Cevabı göster

is inscribed with

"Do not stand as a witness against me," Kelime

2:54

"Bana karşı tanık olarak durma,"

Kelime

stand as a witness against me: aleyhime tanıklık etmek

Stand as a witness against me, “ifadesiyle benim davamı zayıflatacak bir tanık olarak görev yapmak” anlamına gelir. Burada stand as fiziksel olarak ayakta durmayı değil, bir rol üstlenmeyi anlatır; against me ise tanıklıktan zarar görecek kişiyi belirtir. Konuşan kişi, Ani’nin kalbine sanki bir yargılamada tanıklık edebilirmiş gibi seslenir. Kalbin onun yanlışlarını kanıtlayacak bilgileri açığa çıkarmamasını ister.

Alıştırma

Bu cümlede “Do not stand as a witness against me” dinleyenden ne yapmamasını istiyor?

  1. Konuşan kişinin davasına zarar verebilecek bir ifade vermek.
  2. Duruşma sırasında konuşan kişinin yanında ayakta durmak.
  3. Konuşan kişiyi destekleyen bir ifade vermek.
Cevabı göster

Konuşan kişinin davasına zarar verebilecek bir ifade vermek.

precisely so Ani's heart doesn't betray him Deyimler

2:57

Ani'nin kalbi ona ihanet etmesin diye tam da bu nedenle,

Deyimler

Ani's heart doesn't betray him: betray sözcüğünün ‘ele vermek’ anlamı

Bu cümlede Ani’nin kalbi, gerçeği bilen ve onu ele verebilecek bir varlık gibi kişileştirilir. Betray him, onu duygusal olarak incitmek veya bir ilişkide sadakatsiz olmak değil, onun aleyhine kullanılabilecek bilgileri açığa çıkarmak demektir. Bu benzetme önceki tanık imgesini sürdürür: kalbin bir yargılamada zarar verici kanıt sunduğu düşünülür. Daha genel olarak betray, birinin gizlemek istediği şeyi istemeden belli etmek anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Bu yargılama benzetmesinde “Ani's heart doesn't betray him” ne anlama gelir?

  1. Kalbi onun aleyhine olacak gerçeği açığa çıkarmaz.
  2. Kalbi onun birini sevmesine engel olmaz.
  3. Kalbi bedenini terk etmez.
Cevabı göster

Kalbi onun aleyhine olacak gerçeği açığa çıkarmaz.

by recalling the time he listened to his neighbors fight, Dilbilgisi

3:00

komşularının kavgasını dinlediği anları hatırlayarak,

Dilbilgisi

listened to his neighbors fight: listen to someone do something yapısı

listened to his neighbors fight, listen to + kişi + fiilin yalın hâli yapısını izler. his neighbors, to'nun tümlecidir ve aynı zamanda fight fiilinin anlamca öznesidir: kavga edenler komşulardır. Kişiden sonra to fight değil, fiilin yalın hâli olan fight kullanılır. to, listen'dan sonra kalır; yapı listen to someone do something şeklindedir, listen someone to do something değil.

Alıştırma

Cümleyi to ve play fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: We listened ____ the band ____ its final song.

Cevabı göster

to · play

or washed his feet in the Nile. Kültür

3:03

veya ayaklarını Nil'de yıkadığı anları.

Kültür

washed his feet in the Nile: suyu kirletmeye ilişkin bağlamsal ironi

washed his feet in the Nile, kelime anlamıyla ayaklarını nehirde yıkama eylemini anlatır. Ancak bu bağlamda, daha önce suyu kirletmediğine dair söylenen iddiaya gönderme yapar; dolayısıyla bu eylem söz konusu iddianın aleyhinde bir kanıt gibi ele alınabilir. Nil, Antik Mısır'da yaşam için vazgeçilmezdi ve dini açıdan da önemliydi. Bu yüzden rastgele seçilmiş bir yer değildir ve cümle ironik bir etki yaratır: gündelik, küçük bir eylem önceki iddiayı şüpheli hâle getirir. Yine de bu ifade, Nil'de yapılan her yıkanma eyleminin tarih boyunca yasak olduğu yönünde genel bir kural olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda washed his feet in the Nile için en uygun yorum hangisidir?

  1. Bu yalnızca kişisel hijyenle ilgili tarafsız bir ayrıntıdır.
  2. Nil'i tekneyle geçtiğini kanıtlar.
  3. Suyu kirletmediğine dair önceki iddiayı zayıflatabilir.
Cevabı göster

Suyu kirletmediğine dair önceki iddiayı zayıflatabilir.

Now,

3:07

Şimdi,

it's Ani's moment of truth, Deyimler

3:07

Ani için hakikat anıdır,

Deyimler

Ani's moment of truth: Ani'nin belirleyici sınavı

A moment of truth, bir kişi ya da şeyin gerçekten sınandığı ve sonucun açığa çıktığı belirleyici anı anlatan bir deyimdir. Bir dakikaya gönderme yapmaz ve yalnızca birinin doğruyu söylediği an demek değildir. Burada Ani'nin kalbi tartılmak üzeredir; dolayısıyla bu, onun kaderini belirleyecek sınavdır. someone's moment of truth yapısı, sınavla karşı karşıya olan kişi ya da grubu belirtir.

Alıştırma

Sonucun ortaya çıktığı belirleyici an anlamındaki üç kelimelik İngilizce deyimle cümleyi tamamlayın: After months of training, the championship match was Maya's ____.

Cevabı göster

moment of truth

the weighing of the heart. Kültür

3:09

kalbin tartılması.

Kültür

Antik Mısır yargısında the weighing of the heart

The weighing of the heart, antik Mısır'da ölüler için yapılan bir yargılama ritüelidir. Ölen kişinin kalbi, hakikat ve düzeni temsil eden Ma'at'ın tüyüyle karşılaştırılarak tartılır. Bu tartım tıbbi bir ölçüm değil, ahlaki ve dinî bir değerlendirmedir: kişinin doğru yaşayıp yaşamadığını gösterir ve ölümden sonraki kaderinin belirlenmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu antik Mısır bağlamında the weighing of the heart neyi ifade eder?

  1. Ölen kişinin ahlaki yaşamını değerlendiren bir antik Mısır yargılama ritüeli.
  2. Yaşayan bir kişinin kalbinin fiziksel ağırlığını ölçen tıbbi bir işlem.
  3. En ağır tüyü bulmak için yapılan bir tören.
Cevabı göster

Ölen kişinin ahlaki yaşamını değerlendiren bir antik Mısır yargılama ritüeli.

If his heart is heavier than the feather, Dilbilgisi

3:11

Eğer kalbi tüyden daha ağırsa,

Dilbilgisi

If ... is heavier than ...: karşılaştırma içeren bir koşul

Burada if bir koşul sunar. Bu koşulun içinde his heart karşılaştırılan öğedir, heavier heavy sıfatının karşılaştırma biçimidir ve than the feather karşılaştırma ölçütünü verir. If yan cümlesi sonucu tek başına belirtmez; ardından gelen ana cümle sonucu verir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: If A is + karşılaştırma derecesindeki sıfat + than B, + sonuç.

Alıştırma

Cümleyi heavy sözcüğünün karşılaştırma biçimi ve karşılaştırma sözcüğüyle tamamlayın: If this box is ____ that one, place it on the lower shelf.

Cevabı göster

heavier than

weighed down by Ani's wrongdoings, Deyimler

3:13

Ani'nin kötülükleriyle ağırlaşmışsa,

Deyimler

weighed down by Ani's wrongdoings: yanlışların oluşturduğu ahlaki yük

Burada weighed down by, bir kalbin fiziksel olarak tartılması görüntüsünü ahlaki bir benzetmeyle birleştirir. Ani'nin yanlış davranışları kalbi ağırlaştıran bir yük olarak ele alınır; bu nedenle ifade, ağırlığın gerçek anlamda artmasından daha fazlasını anlatır. Bu cümlede fiziksel tartılma ile bir yük altında ezilme düşüncesinin mecaz anlamı aynı anda işler.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun: After lying to his friend, Leo felt weighed down by guilt. weighed down by guilt ne anlama gelir?

  1. Bir yük yüzünden fiziksel olarak ağırlaşmış
  2. Güçlü bir suçluluk duygusunun yükü altında
  3. Başka bir kişinin suçluluk duygusuyla karşılaştırılmış
Cevabı göster

Güçlü bir suçluluk duygusunun yükü altında

it'll be devoured by the monstrous Ammit, Kültür

3:16

korkunç Ammit tarafından yutulacaktır,

Kültür

korkunç Ammit: ölülerin yargılanmasındaki efsanevi yutucu

Ammit, eski Mısır mitolojisinde ölülerin yargılanması sırasında bekleyen ve kalp sınavı geçemezse onu yutan bir yaratıktır. Bu nedenle bu cümledeki the monstrous Ammit sıradan bir hayvan değil, doğaüstü bir tehdittir. Bu arka plan, sonucun son derece ciddi olduğunu gösterir: yutulmak, başarısızlığın küçük bir cezaya değil yok oluşa yol açtığı anlamına gelir. Monstrous, Ammit'in korkutucu ve doğa dışı biçimini vurgular.

Alıştırma

Bu cümledeki the monstrous Ammit ifadesini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Ammit, kalp yargılamayı geçemediğinde onu yutan mitolojik bir yaratıktır.
  2. Ammit, yargılamanın sonucunu ölçmek için kullanılan bir nesnedir.
  3. Ammit yalnızca ayrıntı eklemek için sözü edilen sıradan bir hayvandır.
Cevabı göster

Ammit, kalp yargılamayı geçemediğinde onu yutan mitolojik bir yaratıktır.

part crocodile, Dilbilgisi

3:19

kısmen timsah,

part leopard,

3:20

kısmen leopar,

part hippopotamus,

3:21

kısmen su aygırı,

Dilbilgisi

part crocodile, part leopard, part hippopotamus: karma yapıyı anlatan bir kalıp

part X, part Y kalıbında her part, “kısmen” veya “bir şeyin bazı özelliklerine ya da işlevlerine sahip” anlamına gelir. Burada tekrar edilen ifade Ammit'i timsah, leopar ve su aygırı özelliklerini taşıyan melez bir varlık olarak sunar; part burada “bölüm” anlamına gelmez. Bu kalıp yalnızca fiziksel yapıyı anlatmaz. Karışık roller, kullanımlar, tarzlar veya türler için de kullanılabilir ve normalde oranların tam olarak eşit olduğunu belirtmez.

Alıştırma

part X, part Y kalıbını tamamlayın: The new center is ____ museum, ____ school.

Cevabı göster

part · part

and Ani will cease to exist forever. Kelime

3:23

ve Ani sonsuza dek yok olacaktır.

Kelime

will cease to exist forever: sonsuza dek var olmaktan çıkacak

Bu cümlede will cease to exist forever, Ani’nin o andan sonra artık var olmayacağı anlamına gelir. Cease to exist, yalnızca bir faaliyete ara vermek değil, var olmanın sona ermesi demektir; forever ise sonucun kalıcı olduğunu vurgular. Will + fiilin yalın hâli bunu gelecekteki bir sonuç olarak sunar. Die ile karşılaştırıldığında cease to exist daha resmîdir ve varoluşun kendisinin sona ermesine odaklanır.

Alıştırma

Dersin kalıcı olarak var olmaktan çıkmak anlamındaki ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Without a protected habitat, this species ____.

Cevabı göster

will cease to exist forever

But Ani is in luck. Deyimler

3:26

Ancak Ani şanslıdır.

Deyimler

Ani is in ... luck: be in luck deyimi

Vurgulanan Ani is in sözleri, ardından gelen luck ile birleşerek be in luck deyimini oluşturur. Bu, Ani’nin elverişli bir durumla veya iyi bir sonuçla karşılaştığı anlamına gelir. Buradaki in fiziksel bir konumu anlatmaz. But, olası kötü bir sonuçtan daha iyi bir habere geçişi gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı ‘özne + be fiilinin uygun biçimi + in luck’ şeklindedir: I am in luck ve she was in luck.

Alıştırma

Yanıtı dersteki deyimle tamamlayın: You're ____; one ticket has just become available.

Cevabı göster

in luck

His heart is judged pure. Dilbilgisi

3:28

Kalbi saf olarak değerlendirilir.

Dilbilgisi

His heart is judged pure: be judged + sıfat

Edilgen yapıdaki is judged içinde His heart yargıya maruz kalan öğedir. Değerlendirmeyi kimin yaptığı söylenmez; çünkü cümle hükme odaklanır. Pure bu yargının sonucundaki değerlendirmeyi bildirir: kalbin saf olduğuna hükmedilir. be judged + sıfat yapısı, bir niteliğe sahip olarak değerlendirilmek anlamına gelir; kalbin başka birini yargıladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

His heart is judged pure cümlesinde pure nasıl bir işlev görür?

  1. Yargılamayı yapan kişiyi belirtir.
  2. Yargılama sonucunu açıklar.
  3. Kalbin birini yargıladığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Yargılama sonucunu açıklar.

Ra, the sun god, Kültür

3:30

Güneş tanrısı Ra,

Kültür

Ra, the sun god: açıklayıcı appozisyon

Ra, the sun god ifadesinde Ra adı ile the sun god ad öbeği aynı varlığa gönderme yapar. İkinci öbek açıklayıcı bir appozisyondur: başka bir karakter tanıtmak yerine Ra'nın rolünü belirterek onun kim olduğunu açıklar. Virgüller bu ek açıklamayı cümlenin geri kalanından ayırır. Burada gereken en temel arka plan bilgisi, Ra'nın eski Mısır'ın güneş tanrısı olduğudur; appozisyon, ad geçtiğinde bu bilgiyi hızla verir.

Alıştırma

Ra, the sun god ifadesinde the sun god ne işe yarar?

  1. Aynı varlık olan Ra'nın kimliğine ilişkin bilgi verir.
  2. Ra'nın yanında ikinci bir karakter tanıtır.
  3. Ra'nın o anda ne yaptığını anlatır.
Cevabı göster

Aynı varlık olan Ra'nın kimliğine ilişkin bilgi verir.

takes him to Osiris, Kültür

3:31

onu yeraltı dünyasının tanrısı Osiris'e

god of the underworld,

3:33

götürür,

Kültür

Osiris, ölüler diyarının tanrısı

god of the underworld ad öbeği bir açıklayıcı eş görevindedir: Osiris'i başka bir ifadeyle yeniden adlandırır ve rolünü belirtir. İki bölüm de aynı kişiyi gösterir. Burada the underworld, mitolojideki ölüler diyarı anlamına gelir. Bu kısa arka plan bilgisi, ardından gelen yargılamada Osiris'in neden yetkili olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede the underworld ne anlama geliyor?

  1. organize suç dünyası
  2. mitolojideki ölüler diyarı
  3. bir binanın altındaki bodrum
Cevabı göster

mitolojideki ölüler diyarı

who gives him final approval to enter the afterlife. Kalıp ifadeler

3:34

o da ölümden sonraki yaşama girmesi için nihai onayı verir.

Kalıp ifadeler

ona girmesi için son onayı veren who yan cümlesi

who gives him final approval to enter, Osiris'i açıklayan bir ilgi yan cümlesidir. who öznedir ve Osiris'i gösterir; him izin alan kişi olan Ani'dir; to enter ise izin verilen eylemi belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp give someone approval to do something şeklindedir. Burada approval, yetkili bir makamın verdiği resmî izin anlamına gelir; final ise süreçteki son kararı gösterir.

Alıştırma

Resmî bir süreçte give someone approval to do something kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The board gave approval us to launch the service.
  2. The board gave us approval to launch the service.
  3. The board gave us approval launching the service.
Cevabı göster

The board gave us approval to launch the service.

In the endless and lush Field of Reeds, Kültür

3:38

Sonsuz ve yemyeşil Sazlık Tarlası'nda,

Kültür

Uçsuz bucaksız ve yemyeşil Sazlıklar Diyarı

Field of Reeds, eski Mısır inancındaki ideal bir ahiret diyarının özel adıdır. Sıradan bir coğrafi tarla olarak değil, yeryüzündeki yaşamın bereketli ve huzurlu bir biçimi olarak tasvir edilir. Endless, sınırı yokmuş gibi göründüğünü; lush ise sağlıklı bitkilerle dolu ve yemyeşil olduğunu anlatır. Bu iki sözcük ahireti bereketli ve canlı gösterir; tarımın ve günlük aile yaşamının orada neden devam edebildiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede Field of Reeds için en uygun yorum hangisidir?

  1. Bereketli tarlalar olarak hayal edilen eski Mısır’ın ideal ahireti
  2. Modern bir şehrin dışındaki kuru bir çöl
  3. Tesadüfen sazların yetiştiği sıradan herhangi bir tarla
Cevabı göster

Bereketli tarlalar olarak hayal edilen eski Mısır’ın ideal ahireti

Ani meets his deceased parents.

3:42

Ani, ölen ebeveynleriyle buluşur.

Here,

3:44

Burada,

there is no sadness, pain, or anger, Dilbilgisi

3:44

üzüntü, acı veya öfke yoktur,

but there is work to be done.

3:47

fakat yapılması gereken işler vardır.

Dilbilgisi

there is no ..., but there is ...: bulunmayan ile kalan şeyi karşılaştırma

Cümle, karşıtlık oluşturmak için there is no X, but there is Y yapısını kullanır. İlk bölüm hangi olumsuz deneyimlerin bulunmadığını söyler; ikinci bölüm ise hâlâ var olan bir şeyi, yani tamamlanması gereken işi belirtir. Bu kalıbı bir yeri veya durumu dengeli biçimde anlatmak için kullanabilirsiniz: önce neyin bulunmadığını söyleyin, ardından but ile beklenmedik olabilecek mevcut bir gerçeği ekleyin.

Alıştırma

Cümleyi there is no ..., but there is ... karşıtlık kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: ____ immediate danger, but ____ a problem to solve.

Cevabı göster

There is no · there is

Like everyone else,

3:48

Diğer herkes gibi,

Ani must cultivate a plot of land, Kelime

3:49

Ani de bir arsa araziyi işlemelidir,

Kelime

must cultivate a plot of land: bir toprak parçasını ekip biçmek zorunda olmak

Must, toprağı ekip biçmenin bir zorunluluk olduğunu gösterir. Burada cultivate, bitki yetiştirilebilmesi için toprağı hazırlayıp işlemek; a plot of land ise sınırları belli, genellikle küçük bir toprak parçası anlamına gelir. Of land sözleri, plot kelimesinin bir kitap ya da filmin olay örgüsünü değil, bir toprak parçasını anlattığını gösterir. Sınırları belli bir alandaki tarım veya bahçe işlerini anlatırken cultivate a plot of land ifadesini kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede “must cultivate a plot of land” ne anlama geliyor?

  1. Bir kitabın olay örgüsünü yazmak zorunda olmak
  2. İstenilen miktarda toprak satın alma iznine sahip olmak
  3. Bitki yetiştirmek için sınırları belli bir toprak parçasını işlemek zorunda olmak
Cevabı göster

Bitki yetiştirmek için sınırları belli bir toprak parçasını işlemek zorunda olmak

which he does with the help of a shabti doll Notlar

3:52

bunu mezarına konulmuş olan

Kalıp ifadeler

with the help of: ... yardımıyla

With the help of, “... yardımıyla” veya “... desteğini kullanarak” anlamına gelir. Bir eylemi tamamlamaya yardımcı olan kişiyi, aracı, bilgiyi ya da başka bir kaynağı tanıtır. Altyazıda bu ifade, onun işi nasıl yaptığını açıklar: bir shabti doll yardım sağlar. İfadenin tamamı tek bir edat öbeği olarak çalışır; bu yüzden kelime kelime yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi “... yardımıyla” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: We repaired the roof ____ our neighbors.

Cevabı göster

with the help of

Kültür

a shabti doll: öteki dünya için bir cenaze figürü

Bir shabti doll, eski Mısır mezarlarına konan küçük bir cenaze heykelciğidir. Burada doll, çocuk oyuncağını değil, insan biçimindeki küçük bir figürü anlatır. Eski Mısırlılar, bir şabtinin öteki dünyada ölen kişi adına çalışabileceğine inanırdı. Bu inanç, heykelciğin ona nasıl yardım edebildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede shabti doll nedir?

  1. Ölüler için çalıştığına inanılan eski Mısır'a ait bir cenaze figürü
  2. Tarlaları kazmak için kullanılan bir alet
  3. Mezarda bırakılmış bir çocuk oyuncağı
Cevabı göster

Ölüler için çalıştığına inanılan eski Mısır'a ait bir cenaze figürü

that had been placed in his tomb. Dilbilgisi

3:54

shabti bebeğinin yardımıyla yapar.

Dilbilgisi

had been placed in his tomb: geçmişte daha önce gerçekleşen edilgen bir eylem

Had been placed, geçmiş zamanın öncesinde tamamlanmış edilgen yapıdır: had been + geçmiş zaman ortacı. Heykelcik eylemden etkilenen ögedir ve yerleştirme, hikâyedeki başka bir geçmiş zaman noktasından önce gerçekleşmiştir. Sıralama şöyledir: heykelcik önce mezara kondu; daha sonra öteki dünyada ona yardım edebildi. Edilgen yapı, onu oraya koyan kişiden çok heykelciğe ve bulunduğu yere odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi place fiilinin geçmişin öncesindeki edilgen biçimiyle tamamlayın: By the time the guests arrived, the chairs ____ around the table.

Cevabı göster

had been placed

Today,

3:57

Bugün,

the papyrus of Ani resides in the British Museum, Kelime

3:58

Ani'nin papirüsü British Museum'da bulunuyor,

Kelime

resides in the British Museum: konumu resmî biçimde belirtme

Burada resides in, bir şeyin resmî bir dille belirli bir yerde bulunduğu veya korunduğu anlamına gelir. Özne papirüstür; dolayısıyla resides, bir insanın orada yaşadığı anlamına gelmez. Reside in, resmî yazılarda bir şeyin yerini veya bulunduğu yeri anlatabilir. Müze üslubundaki bir cümlede is in ifadesine göre daha resmî ve belgesel bir ton verir.

Alıştırma

Bu resmî müze cümlesini reside fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The original map ____ the city archive.

Cevabı göster

resides in

where it has been since 1888. Dilbilgisi

4:01

1888'den beri oradadır.

Dilbilgisi

where it has been since 1888: günümüze kadar süren bir durum

Where, British Museum’ı; it ise papirüsü belirtir. Has been present perfect yapısındadır; since 1888 ile birlikte, papirüsün 1888’de o yerde bulunmaya başladığını ve hâlâ orada olduğunu anlatır. Since bir başlangıç noktası verir. Bir yer veya durum geçmişte başlayıp günümüze kadar sürüyorsa have/has been ... since + başlangıç zamanı kullanılır.

Alıştırma

Be fiilini present perfect biçiminde ve başlangıç noktasını belirten sözcüğü kullanın: The painting ____ here ____ 2010.

Cevabı göster

has been · since

Only Ani, Dilbilgisi

4:04

Sadece Ani,

if anyone,

4:05

eğer biri biliyorsa,

knows what really happened after his death.

4:06

ölümünden sonra gerçekten ne olduğunu bilir.

Dilbilgisi

Only Ani, if anyone, knows: temkinli bir iddia

Burada if anyone, iddiayı yumuşatan bir ara sözdür: konuşan kişi, ne olduğunu herhangi birinin bilip bilemeyeceğinden emin değildir. İfade, iddiayı Ani ile sınırlar; bilen biri varsa tek makul kişi Ani'dir. Ara söz olmadan Only Ani knows, Ani'nin kesinlikle bildiğini söyleyen güçlü bir iddia gibi duyulur. if anyone eklendiğinde iddia daha temkinli hâle gelir; herhangi bir kişiyle ilgili sıradan bir koşul kurmaz.

Alıştırma

Bu cümledeki ara söz ne anlama geliyor? Only Lena, if anyone, knows why the alarm went off.

  1. Konuşan kişi herhangi birinin bildiğinden emin değildir ve Lena'yı tek makul kişi olarak görür.
  2. Lena yalnızca başka biri yanındayken biliyor.
  3. Lena dışında herkes biliyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi herhangi birinin bildiğinden emin değildir ve Lena'yı tek makul kişi olarak görür.

But thanks to his Book of the Dead, Kalıp ifadeler

4:08

Ancak Ölüler Kitabı sayesinde,

Kalıp ifadeler

But thanks to his Book of the Dead: yararlı bir nedeni belirtmek

Thanks to + isim öbeği, genellikle yararlı veya olumlu görülen bir sonucun nedenini belirtir. Burada his Book of the Dead, sonraki anlayışı veya hayal etmeyi mümkün kılan kaynaktır; bu sözler kitaba gerçek anlamda teşekkür etmez. But, önceki belirsizlikten elde bulunan yararlı kanıta geçişi gösterir. Virgül, baştaki bu neden ifadesinden sonra sonucun geleceğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede thanks to, yararlı bir etken nedeniyle anlamında bir neden ifadesi olarak kullanılmıştır?

  1. Please thank the technician for the backup battery.
  2. Thanks to the backup battery, the lights stayed on.
  3. Thanks for replacing the backup battery.
Cevabı göster

Thanks to the backup battery, the lights stayed on.

we can imagine him happily tending his crops for all eternity. Notlar

4:10

onu sonsuza dek mutlu bir şekilde ekinlerine bakarken hayal edebiliriz.

Dilbilgisi

can imagine him happily tending: imagine + nesne + -ing

can imagine him happily tending ifadesinde imagine fiilinin nesnesi him'dir; tending ise zihinde canlandırılan eylemi adlandıran -ing biçimidir. Happily, bu eylemin nasıl yapıldığını belirtir. Birini bir şey yaparken zihninde canlandırmak için imagine + nesne + -ing yapısını kullan. Bu anlamda imagine him to tend doğal değildir; imagine that he is tending gibi that ile kurulan yan cümle farklı ve doğal bir yapıdır.

Alıştırma

Başka birinin yaptığı eylemi zihinde canlandırmak için imagine + nesne + -ing yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. I can imagine him working in the garden.
  2. I can imagine him to work in the garden.
  3. I can imagine he working in the garden.
Cevabı göster

I can imagine him working in the garden.

Kalıp ifadeler

for all eternity: sonsuza dek, bitiş noktası olmadan

For all eternity, “sonsuza dek, bitiş noktası olmadan” anlamına gelir. Eternity, sonu olmayan zamandır; bu nedenle ifade basitçe for a long time demekten çok daha güçlüdür. Burada hayal edilen eylemi süresiz olarak uzatır. İfade, gündelik ve tarafsız bir zaman belirtmek yerine çoğu zaman ciddi, dinî, mitolojik veya dramatik bir ton katar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “sonsuza dek” anlamına gelen üç sözcüklü edebî ifadeyle tamamla: In the legend, the sacred flame will burn ____.

Cevabı göster

for all eternity