Balon Gezisi 🐷🎈 Peppa Pig Altyazılı Çizgi Filmler: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve ailesi okul şenliğinde sıcak hava balonu gezisi kazanır, bulutların arasından uçar, Teddy’yi ağaçtan kurtarır, Büyükbaba Pig’in bahçesinde ağaca takılır ve sonunda ev yapımı çikolatalı kek yer. Başlıca İngilizce noktaları: 1. school fete. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunu İngiliz okul panayırı olarak anla; böylece raffle, top prize ve ticket kelimeleri sıradan bir bayramdan çok çekiliş, büyük ödül ve bilet bağlamında anlam kazanır. 2. Hold tight! — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Ani bir hareketten önce söylenen “sıkı tutunun” anlamındaki kısa güvenlik uyarısını tanırsın; lunapark oyuncaklarında, ulaşımda ve hareketli sahnelerde işe yarar. 3. so that Teddy can be rescued. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: so that ifadesinin amacı anlattığını, can be rescued yapısının ise “can + edilgen” olduğunu fark edersin; böylece bir şeyin neden yapıldığını ve eylemden kimin ya da neyin etkilendiğini açıklayabilirsin.
Bu derste
school fete: Britanya tipi okul kermesi
School fete, özellikle Britanya İngilizcesinde, bir okulun düzenlediği kermestir. Genellikle stantlar, oyunlar, yiyecekler ve okul için para toplama etkinlikleri bulunur. Burada bu ifade, etkinliğin bağlamını oluşturur. Daha sonra neden raffle, tickets ve prizes konularının geçtiğini açıklar; fete yalnızca tatil günü ya da herhangi bir festival anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede school fete ne anlama geliyor?
- Stantların, oyunların veya bağış toplama etkinliklerinin olduğu bir okul kermesi
- Normal bir ders günü
- Okulun kapalı olduğu resmî tatil
Cevabı göster
Stantların, oyunların veya bağış toplama etkinliklerinin olduğu bir okul kermesi
run a raffle: çekilişi düzenlemek
Running the raffle ifadesinde run, etkinliği düzenlemek, yönetmek veya etkinlikten sorumlu olmak anlamına gelir; hızlı hareket etmek anlamına gelmez. Raffle, bilet sahiplerinin ödül kazanabileceği bir çekiliştir. Aynı yönetme anlamı run a meeting, run a business ve run an event ifadelerinde de görülür. Run fiilinden sonra gelen nesne, kişinin sorumlu olduğu etkinliği veya kuruluşu belirtir.
Alıştırma
Run fiilini düzenlemek ve yönetmek anlamında kullanın. Cümleyi tamamlayın: The charity needs someone to ____ the raffle.
Cevabı göster
run
Roll up, roll up. ile kalabalığı çağırmak
Roll up, roll up. Britanya'daki panayırlarda, sirklerde veya tezgâhlarda kalabalığı çekmek için kullanılan geleneksel bir sesleniştir. Yaklaşın, bakın ve katılın anlamına gelir; bir şeyi rulo yapma talimatı değildir. Burada konuşan kişi, insanları çekilişe çağırmak ve bilet almaya teşvik etmek için bu seslenişi kullanıyor. roll up ifadesinin tekrarlanması seslenişe canlı bir ritim verir ve dikkat çekmesini sağlar.
Alıştırma
Bir panayır tezgâhında Roll up, roll up! diye seslenen kişi ne yapıyor?
- Birinden afişi rulo yapmasını istemek
- İnsanlara tezgahtan ayrılmalarını söylemek
- Kalabalığı yaklaşmaya ve katılmaya davet etmek
Cevabı göster
Kalabalığı yaklaşmaya ve katılmaya davet etmek
The top prize is a ride in my hot air balloon. Kalıp ifadeler
0:07Büyük ödül benim sıcak hava balonumla bir gezi.
top prize: en büyük ödül
top prize ifadesindeki top, sıralama veya değer bakımından en yüksek anlamına gelir. İfade, çekiliş, yarışma veya oyundaki en önemli ya da en değerli ödülü belirtir; ödülün fiziksel konumunu anlatmaz. Bu cümlede en büyük ödül, konuşan kişinin sıcak hava balonuyla yapılacak bir gezintidir.
Alıştırma
Bir çekiliş veya yarışmadaki en büyük ödülü hangi ifade belirtir?
- top prize
- top shelf
- top floor
Cevabı göster
top prize
a ride in my hot air balloon: yolcu olarak yapılan bir yolculuk
a ride in my hot air balloon ifadesinde ride, ride fiili değil, yolcu olarak yapılan bir yolculuğu veya bir kez binme deneyimini anlatan sayılabilir bir isimdir. Ödül, balonla bir kez yolculuk yapma fırsatıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen a ride in + araç kalıbı, özellikle araba, taksi, helikopter veya balon gibi bir aracın içinde yapılan bir yolculuğu anlatır.
Alıştırma
Bir aracın içinde yapılan tek bir yolculuğu anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The winner gets ____ a helicopter.
Cevabı göster
a ride in
that sounds fun: bir fikre verilen olumlu tepki
That sounds fun. yeni söylenmiş bir etkinliğe, plana veya fikre verilen doğal ve olumlu bir tepkidir. That, fikrin tamamını gösterir; sounds ise ‘ses çıkarır’ değil, ‘duyduğuma göre öyle görünüyor’ anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + sound + sıfattır. Burada fun, fikrin bıraktığı izlenimi anlatan bir sıfattır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız piknik yapmayı öneriyor. Olumlu cevabı vurgulanan kalıpla tamamlayın: That ____.
Cevabı göster
sounds fun
Kibar istekler için Can I have a ticket, please?
Can I have a ticket, please? birinden size bir bilet vermesini veya satmasını kibarca istemenin bir yoludur. Buradaki have, zaten sahip olmak değil, almak veya elde etmek anlamındadır. Bilet alma veya yemek sipariş etme gibi günlük hizmet durumlarında Can I have + nesne, please? kalıbını kullanabilirsiniz. Please isteği daha kibar hâle getirir.
Alıştırma
İsteği tam Can I have...? kalıbıyla tamamlayın: ____ a bottle of water, please?
Cevabı göster
Can I have
Çekiliş duyurularında ticket wins
Bir çekiliş duyurusunda ticket, çekilişe katılan bileti veya onu elinde tutan kişiyi temsil edebilir. Kâğıdın kendisi gerçekten kazanmaz; The blue ticket wins a toy car, mavi bileti elinde tutan kişinin oyuncak arabayı alacağı anlamına gelir. Bu, sonucu kısa biçimde duyuran ticket or number + wins + prize kalıbıdır. Sunucu, kazananı kişinin adı yerine bileti veya numarasıyla belirtir.
Alıştırma
Bir çekilişte The blue ticket wins a toy car ne anlama gelir?
- Oyuncak araba mavi bileti alır.
- Mavi bileti elinde tutan kişi oyuncak bir araba alır.
- Kâğıt bilet bir yarışmada oyuncak arabayı yener.
Cevabı göster
Mavi bileti elinde tutan kişi oyuncak bir araba alır.
Well done: kalıplaşmış bir övgü ifadesi
Well done, başarılı bir sonuç alan veya takdir edilecek bir çaba gösteren birini övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi Danny'yi tebrik edip övüyor; ona bir şey yapmasını söylemiyor. Kişinin adı ifadenin hemen ardından gelebilir: Well done, Danny. Virgül, doğrudan hitap edilen kişinin Danny olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız zor bir yapbozu yeni bitirdi. Kısa bir övgü olarak en doğal cümle hangisidir?
- Well done!
- Do it well!
- Well doing!
Cevabı göster
Well done!
hoping to win: hope to + fiilin yalın hâli yapısı
Hope to + fiilin yalın hâli, öznenin yapmak veya başarmak istediği bir eylemi ifade eder. hoping to win ifadesinde hoping, are sonrasında kullanılan -ing biçimidir; to win ise umut edilen eylemi belirtir. Soru what ile başladığı için kişinin hangi şeyi veya ödülü kazanmayı umduğunu sorar. Fiilin yalın hâlinden önce to kullanılmalıdır: hope to win denir, hope win denmez.
Alıştırma
Hope to + fiilin yalın hâli yapısını kullanmak için eksik sözcüğü tamamlayın: I am hoping ____ win the game.
Cevabı göster
to
Wouldn't it be nicer to win the homemade chocolate cake? Notlar
0:30Ev yapımı çikolatalı pastayı kazanmak daha hoş olmaz mıydı?
Wouldn't it be nicer to win: nazik ama yönlendirici bir öneri
Wouldn't it be nicer to win ...? biçim olarak olumsuz bir sorudur, ancak burada yalnızca bilgi istemez. Konuşan kişi pastayı kazanmanın daha iyi bir seçenek olduğunu öne sürer ve dinleyeni aynı fikirde olmaya davet eder. Wouldn't it be + karşılaştırma derecesindeki sıfat + to...? kalıbı, bir tercihi You should... gibi doğrudan bir yönlendirmeden daha yumuşak gösterir; ancak yine de dinleyeni konuşanın tercih ettiği cevaba yöneltir.
Alıştırma
Konuşan kişi "Wouldn't it be nicer to win the cake?" diye sorarak esas olarak ne yapıyor?
- Bir pastanın var olup olmadığını tarafsızca kontrol etmek
- Dinleyene pastayı seçmesini emretmek
- Pastayı kazanmanın daha iyi seçim olduğunu nazikçe önermek
Cevabı göster
Pastayı kazanmanın daha iyi seçim olduğunu nazikçe önermek
homemade chocolate cake: ev yapımı çikolatalı pasta
Homemade chocolate cake ifadesinde homemade, seri üretilmiş veya hazır alınmış değil, evde yapılmış anlamına gelir. Homemade soup veya homemade bread örneklerinde olduğu gibi genellikle yiyecek adlarından önce gelir. Bu sözcük özen, tazelik veya sıcak ve kişisel bir dokunuş da çağrıştırabilir; ancak bunlar kalite garantisi değil, yalnızca çağrışımlardır.
Alıştırma
“Evde yapılmış” anlamına gelen, dersteki tek sözcüklük sıfatla tamamlayın: We served ____ soup for lunch.
Cevabı göster
homemade
Hareket öncesi çağrı olarak All aboard
All aboard!, hareket zamanı yaklaşırken bir gruptaki herkese araca veya eğlence aracına binmesini söyleyen kalıplaşmış bir çağrıdır. Bu cümlede for the balloon ride, binmek üzere oldukları balon yolculuğunu belirtir. Aboard burada bir zarftır ve bir araca binmiş olmayı veya binmeyi ifade eder. Bu çağrı Everyone, get aboard! ile aynı işlevi görür; herkesin zaten binmiş olduğunu bildiren bir cümle değildir.
Alıştırma
Tren hareket etmek üzere ve kondüktör bütün gruba sesleniyor. Kalıplaşmış çağrıyı tamamlayın: '____!'
Cevabı göster
All aboard
Hizmet sorusu olarak How many passengers, please?
How many passengers, please?, yolculuk eden kişi sayısını soran kısa bir hizmet sorusudur. How many ifadesinden sonra sayılabilen çoğul isim passengers gelir. Bilet veya biniş bağlamı anlamı açık hâle getirdiği için fiil söylenmez. Sondaki please, kısa soruyu yumuşatır ve kibar bir ton verir.
Alıştırma
Bir feribot bilet gişesinde How many ve passenger kelimesinin doğru biçimini kullanarak kısa soruyu tamamlayın: '____, please?'
Cevabı göster
How many passengers
That makes six: toplamı belirtmek
That makes six cümlesinde make, “üretmek” değil, “toplamı ... yapmak” veya “toplamda ... etmek” anlamındadır. That, az önce sayılan kişi ya da şeyleri; six ise ortaya çıkan toplamı gösterir. Konuşurken sayıları toplamak veya toplamı kontrol etmek için That makes + sayı kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Dersin That makes + number kalıbıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: We had four guests, and two more arrived. ____ six.
Cevabı göster
That makes
Hurry up: birine hızlanmasını söylemek
Hurry up, “daha hızlı hareket etmek veya davranmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Up, bu kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; yukarı doğru bir yönü anlatmaz. Burada doğrudan bir emirdir: konuşan kişi Baba Pig'i gecikmemesi için uyarır. Aynı ifade, ses tonuna ve duruma göre şakacı ya da acil duyulabilir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Bir mağaza çalışanı herhangi bir müşteriye doğrudan Hurry up! diyebilir ve bu her zaman kibar duyulur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Hop aboard: araca binmek için neşeli bir davet
“Hop aboard”, birini bir taşıta, özellikle tekneye, trene veya birlikte yolculuk edilen başka bir araca binmeye çağırmanın neşeli ve samimi bir yoludur. Burada hop genellikle gerçekten zıplamak gerektiği anlamına gelmez. Daveti hızlı ve eğlenceli gösterir; aboard ise araca binmek veya araçta olmak anlamındadır.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz canlı davetle cümleyi tamamlayın: The ferry is ready to leave. “____!”
Cevabı göster
Hop aboard
Splice the main brace: eski bir denizcilik emrinin şakacı taklidi
“Splice the main brace” geleneksel bir denizcilik ifadesidir. Kelime anlamıyla, yelkenli bir geminin donanımındaki önemli bir halat olan ana seren halatını birleştirmeyi veya onarmayı anlatır. Bu sıcak hava balonu sahnesinde konuşan kişi, eski bir denizci emrini andıran söyleyişi şakacı bir komut olarak kullanır. Kaptan taklidi yapılan maceralı bir hava oluşturur; balonu kullanmak ya da onarmak için gerçek bir talimat değildir ve yalnızca “Haydi gidelim” anlamına gelmez.
Alıştırma
Sıcak hava balonu sahnesinde “Splice the main brace.” sözünün temel etkisi nedir?
- Eski bir denizci emrini şakacı biçimde taklit eder.
- Balonun halatlarını onarmak için gerçek bir talimat verir.
- Yolculardan kibarca oturmalarını ister.
Cevabı göster
Eski bir denizci emrini şakacı biçimde taklit eder.
Chocks away: eğlenceli bir Britanya havacılık işareti
Chocks, uçağın hareket etmesini engellemek için tekerleklerin yanına konan takozlardır. Chocks away, kalkışın başlayabilmesi için bu takozların kaldırılmasını isteyen bir komuttu. Bu cümlede ifade, yaklaşık olarak “Harekete hazır!” anlamına gelen, eğlenceli ve Britanya havacılığı havası taşıyan bir işaret görevi görür. Sıcak hava balonunun hareketinde kullanılması, bir pilotu ya da yer ekibini taklit eder ve ayrılışı daha dramatik kılar.
Alıştırma
Bu cümlede Chocks away! ne anlatıyor?
- Daha fazla tekerlek takozu getirme isteğidir.
- Yola çıkma zamanının geldiğini bildiren eğlenceli bir işarettir.
- Yerde kalma emridir.
Cevabı göster
Yola çıkma zamanının geldiğini bildiren eğlenceli bir işarettir.
Full steam ahead: tam hız ve kararlı ilerleme
Full steam ahead başlangıçta, buharlı bir gemiyi veya aracı tam hızla ileri götürmek için en yüksek buhar gücünü kullanmayı anlatır. Aynı zamanda bir planı veya faaliyeti tüm enerjiyle ve tereddüt etmeden ilerletmek anlamına gelen yaygın bir deyimdir. Bu cümlede heyecanlı bir ulaşım komutu gibi duyulur; gerçek bir buhar makinesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “en yüksek enerjiyle ilerlemek” anlamına gelen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: The funding is confirmed, so it's ____ with the new library project.
Cevabı göster
full steam ahead
Güçlü bir çıkarım ifade eden must be
Buradaki must be, konuşanın eldeki kanıtlara bakarak bir şeyin doğru olduğundan çok emin olduğunu gösterir. Konuşan, karşısındaki kişinin uzman bir pilot olduğu sonucuna varır; ona uzman olmasını emretmez. Mevcut bir kimlik veya durum hakkında güçlü bir çıkarım yapmak için isim öbeği ya da sıfattan önce must be kullanılabilir: She must be the manager. You must be tired.
Alıştırma
You must be an expert pilot cümlesinde must be ne ifade eder?
- Karşıdaki kişiye uzman bir pilot olmasını söyleyen emir
- Karşıdaki kişinin uçmayı öğreneceğine dair söz
- Duruma dayanan güçlü bir çıkarım
Cevabı göster
Duruma dayanan güçlü bir çıkarım
Bir değerlendirmeyi yumuşakça düzelten Not really.
Not really. birinin az önce söylediği şeye yumuşak biçimde karşı çıkmak veya sözün gücünü azaltmak için kullanılır. Burada konuşan, uzman nitelemesini kabul etmediğini söyler; herhangi bir şeyin gerçek dışı olduğunu söylemez. Bu kısa yanıt genellikle sözde biraz doğruluk payı bırakır: konuşanın belli bir becerisi olabilir, ancak betimlemeyi abartılı bulur. Kesin bir No. yanıtından genellikle daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Biri You are an expert baker. diyor. Bu tanımın abartılı olduğunu alçakgönüllü biçimde göstermek istiyorsunuz. Hangi yanıt en uygundur?
- Not really.
- That is not real.
- You must be.
Cevabı göster
Not really.
This is the first time I've ever + past participle: ilk deneyim kalıbı
This is the first time + present perfect kalıbı, bir deneyimin şu anda gerçekleştiğini ve bu andan önce hiç yaşanmadığını anlatır. I've ever flown, I have ever flown ifadesinin kısaltılmış hâlidir; flown ise fly fiilinin past participle biçimidir. Bu kalıbı This is the first time + özne + have/has (ever) + past participle şeklinde başka durumlara uyarlayabilirsin. Ever, “şu ana kadarki herhangi bir zamanda” anlamını vurgular; ever olmadan da cümle ilk deneyimi anlatmaya devam eder.
Alıştırma
Cümleyi ilk deneyim kalıbının kısaltılmış biçimiyle tamamla. I've, ever ve try fiilinin doğru biçimini kullan: This is the first time ____ sushi.
Cevabı göster
I've ever tried
Güvenlik uyarısı olarak Hold tight!
Hold tight!, birine bir desteği sıkıca kavramasını ve vücudunu dengede tutmasını söyleyen kısa bir emir cümlesidir. Neye tutunulacağı durumdan anlaşıldığı için hold fiilinin nesnesi söylenmez. Genellikle hareket, sarsıntı veya ani bir dönüşten hemen önce söylenir. Asıl mesaj yalnızca “bir nesneyi sakla” değil, “kendini hazırla ve bırakma”dır.
Alıştırma
Bir eğlence aracı aniden hareket etmek üzere. Herkese sıkıca tutunup dengede kalmalarını en doğal biçimde söyleyen uyarı hangisidir?
- Wait outside!
- Keep this safe!
- Hold tight!
Cevabı göster
Hold tight!
Miss Rabbit heats up the air in the balloon Öbek fiiller
1:19Bayan Tavşan balondaki havayı ısıtıyor
heats up: bir şeyi ısıtmak veya ısınmak
Bu cümlede heats up, “bir şeyi daha sıcak hâle getirir” anlamındadır: Miss Rabbit havanın sıcaklığını artırır. Heat up bir öbek fiildir ve up, daha yüksek bir sıcaklığa doğru değişimi gösterir. Ayrıca bir şeyin kendiliğinden ısınmasını da anlatabilir: The engine heats up. Nesneyle kullanılan heat something up, o şeyi ısıtmak demektir.
Alıştırma
Çorba soğuk. Hangi cümlede it zamiri doğru yerde kullanılmıştır?
- Let's heat it up.
- Let's heat up it.
- Let's hot it up.
Cevabı göster
Let's heat it up.
to make it rise: amacı make + nesne + fiilin yalın hâli ile anlatmak
To make it rise, havayı ısıtmanın amacını açıklar: bu eylem balon yükselsin diye yapılır. Buradaki to, amaç bildiren to make mastarına aittir. Make fiilinden sonra bir nesne ve fiilin yalın hâlini kullanın: make + it + rise. Rise fiilinden önce ikinci bir to eklemeyin.
Alıştırma
Hangi cümle bir amacı açıklamak için to + make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?
- We opened the window to make the room to feel cooler.
- We opened the window for make the room feeling cooler.
- We opened the window to make the room feel cooler.
Cevabı göster
We opened the window to make the room feel cooler.
Gönüllü istemek için Would anyone like to...?
Would anyone like to...? bir gruptan birini gönüllü olmaya davet etmenin kibar bir yoludur. Bu cümlede do the map reading, haritayı okuyup rotayı belirleme sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir; like to genel bir tercih sormaz. Would daveti daha az doğrudan yapar, anyone ise seçimi grubun tamamına açık bırakır. Yeniden kullanılabilen kalıp Would anyone like to + fiilin yalın hâli...? şeklindedir.
Alıştırma
Bir öğretmen sınıftan kibarca bir gönüllü istemek istiyor. En uygun cümle hangisidir?
- Does anyone enjoy reading every day?
- Would anyone like to read the next sentence?
- Everyone must read the next sentence.
Cevabı göster
Would anyone like to read the next sentence?
Are you sure? ile eminliği veya bir kararı kontrol etmek
Are you sure? birinin gerçekten emin olup olmadığını veya verdiği kararı hâlâ uygulamak isteyip istemediğini sorar. Burada diğerleri Baba Pig’in harita okuma becerisine tam olarak güvenmediği için soru, onay istemenin yanı sıra hafif bir kuşku da taşır. Aynı sözler farklı tonlarla farklı duyulabilir. Sıcak bir ton kaygıyı gösterebilir; kuşkucu bir ton ise kişinin kendine güvenini sorgulayabilir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Are you sure? her zaman kaygı gösterir ve asla kuşku ifade etmez.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
good at map reading: beceriyi be good at + isim veya -ing biçimiyle anlatmak
Be good at, bir etkinlikte veya derste becerikli olmak anlamına gelir. Burada map reading, haritaları anlama ve kullanma becerisini adlandıran bir isim öbeğidir. Aktarılabilir kalıp be good at + isim, zamir veya fiilin -ing biçimidir: good at chess, good at it ya da good at reading maps. at sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın biçimi kullanılmaz; bu nedenle good at read maps yanlıştır.
Alıştırma
be good at kalıbındaki eksik edatı tamamlayın: Sam is good ____ finding lost toys.
Cevabı göster
at
a bit difficult: a bit ile değerlendirmeyi yumuşatmak
A bit difficult ifadesinde a bit, “biraz” anlamına gelir ve difficult sözcüğünü niteler. Sorunu sınırlı gösterir ve değerlendirmeyi yalnızca difficult demekten daha yumuşak hâle getirir. Aktarılabilir kalıp a bit + derecelendirilebilir sıfattır; a bit cold ve a bit expensive buna örnektir. Rahatsız edici ya da olumsuz bir yorumu yumuşatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Değerlendirmeyi yumuşatmak için a bit kullanın: This box is ____ heavy for me.
Cevabı göster
a bit
Should we go higher?: bir sonraki ortak adımı önermek
Should we go higher? cümlesinde Should we + fiilin yalın hâli yapısı, olası bir eylemi önermek ve diğer kişinin kabul edip etmediğini sormak için kullanılır. Burada go higher, daha yüksek bir konuma çıkmak demektir. Böyle ortak bir kararda should esas olarak zorunluluk anlatmaz. Soru, “Daha yükseğe çıkmamız iyi bir fikir olur mu?” anlamına daha yakındır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınızla sırada ne yapacağınıza karar veriyorsunuz. Hangi cümle ortak bir öneri yapar?
- Should we take a short break?
- Do we have to take a short break?
- Are we taking a short break?
Cevabı göster
Should we take a short break?
Don't worry: birini rahatlatmak
Don't worry, “Bu konuda kaygılanmana gerek yok” anlamına gelen yaygın bir rahatlatma ifadesidir. Dil bilgisi bakımından emir cümlesi olsa da buradaki asıl amacı dinleyen kişiye duygularını kontrol etmesini emretmek değil, onu rahatlatmaktır. Bu ifade çoğu zaman bir nedenin, sözün veya çözümün önünde kullanılır: Don't worry. I can help.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü rahatlatma ifadesiyle tamamlayın: ____. I can help you.
Cevabı göster
Don't worry
is back again: yeniden dönmek veya tekrar kullanılabilir olmak
Bu cümlede is back again, gizlenen gökyüzünün yeniden görülebildiği anlamına gelir. Gökyüzü gerçekten bir yere gitmemiştir; konuşan kişi önceki görünür durumun geri geldiğini fark eder. be back yapısı bir kişinin dönmesini, bir eşyanın yeniden her zamanki yerinde olmasını veya bir hizmetin tekrar kullanılabilir hâle gelmesini anlatabilir. Again, bunun bir kez daha gerçekleştiği anlamını ekler.
Alıştırma
Hizmetin geri geldiğini belirtmek için cümleyi be back again yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Now that the outage is over, the internet ____.
Cevabı göster
is back again
bigger than: karşılaştırma biçimi + than ile büyüklük karşılaştırmak
Bigger than, bir şeyden daha büyük anlamına gelir. Bigger, big sıfatının karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırılan kişi veya şeyi tanıtır: A is bigger than B. Bu yazımda -er eklenmeden önce sondaki g iki kez yazılır: big, bigger olur. Karşılaştırma için than kullanılır; then daha sonra anlamına gelir ve bu yapıyı tamamlamaz.
Alıştırma
Cümleyi big sözcüğünün karşılaştırma biçimi ve ardından than kullanarak tamamlayın: A whale is ____ a dolphin.
Cevabı göster
bigger than
Flying high in the sky, flying, flying, and flying, flying.
2:12Gökyüzünde yüksekte uçuyor, uçuyor, uçuyor ve uçuyor, uçuyor.
be careful you don't drop: istenmeyen bir sonucu önlemesi için birini uyarmak
Be careful you don't + fiilin yalın hâli, istenmeyen bir sonucu önlemesi için birini uyarmak amacıyla kullanılır. Burada be careful you don't drop Teddy, Teddy'nin elinden düşmemesi için dikkat etmesi anlamına gelir. careful sözcüğünden sonraki yan cümle, kaçınılması gereken şeyi belirtir. Be careful that you don't drop Teddy örneğindeki gibi that kullanılabilir, ancak bu kalıpta genellikle atılır.
Alıştırma
Uyarıyı be careful you don't ... kalıbıyla tamamla: Be careful ____ spill the paint.
Cevabı göster
you don't
I've dropped: sonucu şimdi görülen yakın geçmişteki bir eylem için present perfect
I've dropped, I have dropped ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect, tamamlanmış bir eylemi bildirirken sonucunun şu anda önemli olduğunu vurgular: Teddy artık konuşanın ellerinde güvenli değildir. Şimdiki sonuca odaklanan bu kullanım, I've lost my key veya I've broken the handle örneklerinde olduğu gibi, birinin bir sorunu yeni fark ettiği veya yeni oluşturduğu durumlarda yaygındır. Odak noktası, tamamlanmış bir geçmiş hikâye değil, şu anki durumdur.
Alıştırma
Sorunu yeni fark ettin. Cümleyi I've ve lose fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamla: I can't open the door. ____ my key.
Cevabı göster
I've lost
We'll rescue: anlık bir söz için will
We'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır. We'll rescue Teddy. cümlesinde will, konuşma anında verilen bir kararı ve sözü gösterir: konuşan kişi grup adına harekete geçileceğini taahhüt eder. Will'in bu kullanımı önceden ayarlanmış bir programı anlatmaz. O anda yardım etmeye veya bir sorunla ilgilenmeye karar verirken I'll/We'll + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşın “I can't carry this box.” diyor. Hangi yanıt o anda yardım teklif eder veya yardım sözü verir?
- I'll carry it for you.
- I carry it for you every Tuesday.
- I carried it for you yesterday.
Cevabı göster
I'll carry it for you.
is making the balloon go down: make + nesne + fiilin yalın hâli
Is making the balloon go down, Miss Rabbit'in balonun alçalmasına neden olduğu anlamına gelir. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: the balloon nesnedir ve go down, balona yaptırılan hareketi belirtir. Etken yapıda make'den sonra to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır. Bu nedenle make the balloon go down doğrudur; make the balloon to go down ise yanlıştır. Is making, bu neden olma veya kontrol etme eyleminin devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi laugh fiilinin doğru hâliyle tamamlayın: The joke made everyone ____.
Cevabı göster
laugh
so that ... can be rescued: amaç ve kiplik fiilli edilgen yapı
so that Teddy can be rescued amaç yan cümlesi, Bayan Tavşan'ın balonu neden alçalttığını açıklar. Burada so that, “bu sonucu mümkün kılmak için” anlamına gelir. can be rescued yapısında can + be + geçmiş zaman ortacı, kiplik fiilli edilgen bir yapı oluşturur. Eylem Teddy'ye uygulanır: birisi Teddy'yi kurtarabilir. Bu, Teddy'nin başka birini kurtarabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi so that ve can ile kurulan edilgen yapıyı kullanarak tamamlayın: Move the box ____ the door ____.
Cevabı göster
so that · can be opened
can't ... anywhere: tüm yerleri dışlamak
Olumsuz can't see fiili, tüm yerleri dışlamak için anywhere ile birlikte kullanılır. I can't see Teddy anywhere, konuşanın Teddy'yi görebildiği hiçbir yer olmadığı anlamına gelir. Anywhere tek başına cümleyi olumsuz yapmaz; olumsuzluk can't sözcüğünden gelir. Bu kalıp not, can't veya couldn't + fiil + ... anywhere şeklinde farklı durumlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Olumsuzluktan sonra tüm yerleri dışlamak için kullanılan sözcükle cümleyi tamamlayın: After searching every room, I can't find my phone ____.
Cevabı göster
anywhere
There he is: yeni bulduğunuz birini göstermek
There he is. ifadesi, bir erkeği ya da erkek çocuğunu tam gördüğünüz, bulduğunuz veya tanıdığınız anda başka birinin dikkatini ona çekmek için kullanılır. Buradaki there yalnızca yer bildirmez; kişiyi gösterir. Bu nedenle cümle, nötr bir konum bilgisinden çok Bak, orada veya Onu bulduk anlamına gelir. Yapı There + zamir veya isim + be şeklindedir. Bulduğunuz şeye göre özneyi değiştirebilirsiniz: There she is. ve There it is. de aynı şekilde kullanılır.
Alıştırma
Aradığınız çocuğu sonunda istasyonun karşı tarafında görüyorsunuz. Onu bulduğunuzu duyurup gösteren en doğal cümle hangisidir?
- There he is.
- He is there.
- Here he is.
Cevabı göster
There he is.
'caught in a tree': sıkışmış veya takılı kalmış olmak
Teddy's caught in a tree cümlesinde 's, is anlamına gelir. Buradaki caught, Teddy'nin durumunu anlatır: Teddy ağacı etkin biçimde yakalamamıştır; dalların arasında sıkışmış veya takılı kalmıştır. Başka durumlarda da kullanılabilen be/get caught in + yer veya durum yapısı, bir kişinin ya da nesnenin sıkışması, takılması, gecikmesi veya kurtulamaması anlamına gelir. caught in the branches örneğindeki gibi fiziksel, caught in traffic örneğindeki gibi durumsal olabilir.
Alıştırma
Bir uçurtmanın ipi dallara dolandığı için uçurtma aşağı indirilemiyor. Bu durumu doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The kite is under the branches.
- The kite caught a branch.
- The kite is caught in the branches.
Cevabı göster
The kite is caught in the branches.
I can use this anchor to rescue Teddy. Dilbilgisi
2:47Teddy'yi kurtarmak için bu çapayı kullanabilirim.
use this anchor to rescue: use X to do Y kalıbı
use this anchor to rescue Teddy ifadesinde this anchor araçtır; to rescue Teddy ise amacı belirtir. Kalıp use + şey veya araç + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: use X to do Y. Bir araç ya da kaynağın bir eylemi gerçekleştirmeye nasıl yardımcı olduğunu anlatırken bu kalıbı kullanın. Amaç bildiren fiilden önce to sözcüğünü koruyun.
Alıştırma
Cümleyi use X to do Y kalıbıyla tamamlayın: We can use this map ____ find the museum.
Cevabı göster
to
Oh dear: endişeye veya küçük bir soruna verilen hafif tepki
Oh dear. kalıplaşmış ve hafif bir ünlemdir. Bu cümlede bir sorun karşısında nazik bir endişeyi ya da şaşkınlığı ifade eder; dear burada “sevgili” anlamına gelmez ve birine hitap değildir. Oh dear ifadesini tek bir tepki olarak anlayın. Oh no ifadesine yakın olabilir, ancak genellikle daha yumuşak ve daha az acil duyulur.
Alıştırma
Oh dear! tepkisi hangi durumda en doğal olur?
- Acil bir tehlike hakkında yüksek sesle güçlü bir uyarıda bulunmanız gerekiyor.
- Bir çocuk masaya biraz meyve suyu döküyor.
- Onur konuğunu resmî biçimde karşılıyorsunuz.
Cevabı göster
Bir çocuk masaya biraz meyve suyu döküyor.
where they are going: gömülü wh yan cümlesinde düz cümle dizilişi
Burada where they are going, looking fiilinden sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir. Kimsenin dikkat etmediği yönü ya da varış noktasını belirtir; doğrudan soru değildir. Yan cümle daha büyük bir cümlenin içine gömülü olduğu için düz cümle dizilişini korur: where + özne + fiil grubu, yani where they are going. Doğrudan soruda yardımcı fiil öznenin önüne gelir: Where are they going?
Alıştırma
Hangi cümle “Where are they going?” doğrudan sorusunu “I don't know” ifadesinden sonra doğru biçimde gömülü hâle getirir?
- I don't know where they going are.
- I don't know where they are going.
- I don't know where are they going.
Cevabı göster
I don't know where they are going.
Look out!: yakın tehlike uyarısı
Look out!, “Dikkat, yakın bir tehlike var” anlamına gelen kalıplaşmış bir uyarıdır. Konuşan kişi, dinleyenin tehlikeyi fark edip hemen tepki vermesini ister. Bu ifade, gözleri dışarıya yöneltmek için verilen sıradan bir talimat değildir. Bu gerçek anlam için Look outside veya Look out of the window denir.
Alıştırma
Bir bisikletli arkadaşına çarpmak üzereyken en doğal uyarı hangisidir?
- Look after it!
- Look out!
- Look outside!
Cevabı göster
Look out!
straight ahead: tam karşıda veya dönmeden dümdüz ileri
Straight ahead, “tam karşıda” veya “sağa ya da sola dönmeden dümdüz ileri” anlamına gelir. Burada straight, yönün sapmadığını anlatır; “dürüst” anlamında değildir. “Tree straight ahead.” kısa bir uyarıdır. Tam bir cümleyle “There is a tree straight ahead.” denebilir.
Alıştırma
“Tam karşıda” anlamındaki kesin yön ifadesiyle tamamlayın: The exit is ____.
Cevabı göster
straight ahead
First ... and now ...: önceki bir durumu bugüne bağlamak
First önceki olayı tanıtırken and now dinleyicinin dikkatini mevcut duruma taşır. Birlikte, ilişkisiz iki zaman sözü gibi davranmak yerine iki aşamayı birbirine bağlarlar. Burada ağaçta mahsur kalma fikrinin tekrarlanması, ikinci aşamayı ilk soruna eklenen yeni bir sorun gibi gösterir. Bir durumun nasıl değiştiğini veya kötüleştiğini göstermek için First ..., and now ... yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz iki parçalı düzenleyiciyle tamamlayın: ____ the printer jammed, ____ the computer has frozen.
Cevabı göster
First · and now
stuck in a tree: çıkamayacak şekilde mahsur kalmak
Bu cümlede are stuck in a tree, onların ağaçta mahsur kaldığını ve aşağı inemediklerini ya da oradan uzaklaşamadıklarını anlatır. Stuck, içinde bulundukları durumu belirtir; bir şeyi tutkalla yapıştırdıkları anlamına gelmez. be stuck in + yer veya durum kalıbı, bir yerden çıkamamayı ya da ilerleyememeyi anlatabilir. Örneğin stuck in a lift veya stuck in traffic denebilir.
Alıştırma
Cümleyi stuck ve doğru edatla tamamlayın: The lift has stopped, and we're ____ the lift.
Cevabı göster
stuck in
where we are: gömülü soruda sözcük sırası
Where we are, know fiilinden sonra gelen gömülü bir sorudur. Eksik olan konum bilgisini verir, ancak düz cümle sırasını kullanır: özne we, are fiilinden önce gelir. Cümlenin tamamı Do you know ...? şeklinde bir evet-hayır sorusudur. Soru sırası yalnızca bu dış soruda kullanılır. Bağımsız ve doğrudan bir soru olarak Where are we? denir; Do you know ifadesinden sonra where are we denmez.
Alıştırma
Do you know ifadesinden sonra doğru sözcük sırasını hangi cümle kullanıyor?
- Do you know where we are?
- Do you know we are where?
- Do you know where are we?
Cevabı göster
Do you know where we are?
We're lost, aren't we?: bir yargıyı soru eklentisiyle doğrulamak
We're lost, konuşanın kaybolduklarına ilişkin yargısını belirtir. Ardından gelen aren't we? diğer kişiden bu yargıyı doğrulamasını ister. Konuşan, ifadenin doğru olduğuna zaten eğilimlidir; tamamen açık uçlu bir soru sormaz. Bu yapı, olumlu bir ifadenin ardından olumsuz bir soru eklentisi getirir. İlk bölümde we are kullanıldığı için eklenti aren't we olur.
Alıştırma
Soru eklentisini tamamlayın: We are ready, ____?
Cevabı göster
aren't we
As I thought: önceki bir düşünceyle uyuşan sonuç
As I thought, sonucun konuşanın daha önce inandığı şeyle uyuştuğu anlamına gelir. Thought daha önceki bir yargıya gönderme yapar; şu anda devam eden düşünme eylemini anlatmaz. Bir şey keşfedildikten sonra tek başına söylendiğinde Biliyordum gibi kendinden emin duyulabilir. Bu sahnede konuşanın durumu kurtarmasına da yardımcı olur: sonucu önceden tahmin etmiş gibi konuşur.
Alıştırma
Sonucu kontrol ettikten sonra söylenen As I thought. ne anlama gelir?
- Sonuç tamamen beklenmedikti.
- Sonuç daha önceki bir inançla uyuşuyor.
- Şu anda bunun hakkında düşünüyorum.
Cevabı göster
Sonuç daha önceki bir inançla uyuşuyor.
Denizci tarzı bir selam olarak Ahoy there
Ahoy there, yaklaşık olarak “Hey, merhaba!” anlamına gelen denizcilik tarzı bir sesleniştir. Bu cümlede konuşan kişiyi insanlara selam veren bir gemi kaptanı gibi gösterir. Tarafsız ve sıradan bir günlük selamlaşma değildir. Buradaki temel görevi, denizci ya da korsan rolü yapılıyormuş gibi eğlenceli bir hava oluşturmaktır.
Alıştırma
Ahoy there hangi durumda en doğal biçimde kullanılır?
- Bir doktora baş ağrısı hakkında soru sorarken.
- Resmî bir iş görüşmesine başlarken.
- Gemi kaptanı gibi davranarak arkadaşları selamlarken.
Cevabı göster
Gemi kaptanı gibi davranarak arkadaşları selamlarken.
Hafif şaşkınlık ünlemi olarak Goodness me
Goodness me, hafif bir şaşkınlık, endişe ya da hayranlık ifade eden kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada “Aman!” benzeri, yumuşak bir tepkidir. Sözcükleri tek bir ifade olarak anlamak gerekir. Goodness, konuşan kişinin karakterini övmez; bu yüzden söz öbeği “iyi ben” hakkında sözcüğü sözcüğüne bir ifade değildir.
Alıştırma
Goodness me burada en doğal olarak neyi ifade eder?
- İyi bir insan olmaktan duyulan gurur.
- Sessiz olma emri.
- Hafif ve kibar bir şaşkınlık.
Cevabı göster
Hafif ve kibar bir şaşkınlık.
can't get down: yüksek bir yerden aşağı inememek
Burada can't get down, birinin yüksek bir yerden daha alçak bir konuma inemediği anlamına gelir. Get ile down parçacığı aşağı yönlü hareketi birlikte anlatır; can't ise bu hareketin mümkün olmadığını gösterir. Doğru anlamı fiziksel durum belirler. Burada yüksek bir yerden aşağı inmekten söz edilir; ruh hâlinden veya çömelmekten değil.
Alıştırma
Yüksek bir yerden daha alçak bir yere hareket etmek anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The kitten is on the shed roof and can't ____.
Cevabı göster
get down
I've got: şimdiki zamanda sahiplik belirtmek
I've got a ladder cümlesindeki I've got, I have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada şimdiki zamanda sahipliği anlatır: konuşanın şu anda kullanabileceği bir merdiveni vardır. Got, bir şeyi alma eyleminin tamamlandığını anlatmaz. Şimdiki zamanda sahiplik anlatırken I've got a ladder ile I have a ladder temelde aynı anlama gelir. I've got özellikle günlük Britanya İngilizcesinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi günlük konuşmada yaygın olan have got biçimiyle tamamlayın: ____ a spare key if you need one.
Cevabı göster
I've got
Miss Rabbit took us for a ride in her big balloon. Kalıp ifadeler
3:59Bayan Tavşan bizi kocaman balonuyla geziye çıkardı.
took us for a ride: bu bağlamda gerçek bir gezinti
Buradaki took us for a ride, take someone for a ride ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bayan Tavşan'ın grubu keyifli bir gezi için balonuna bindirdiği anlamına gelir. Aynı ifade “birini kandırdı” anlamına da gelebilir. Gerçek bir araç ve yolculuğun, yani büyük balonun bulunması, burada gerçek yolculuk anlamının amaçlandığını gösterir.
Alıştırma
“The guide took us for a ride in a horse-drawn carriage,” cümlesindeki took us for a ride ne anlama gelir?
- Bizi kısa bir gezintiye çıkardı.
- Bizden aracı kullanmamızı istedi.
- Bir iş anlaşmasında bizi kandırdı.
Cevabı göster
Bizi kısa bir gezintiye çıkardı.
How very exciting: vurgulu bir ünlem
How very exciting. bir ünlem cümlesidir. Burada how bir yöntemi sormaz; exciting sıfatını güçlendirir ve kabaca “bu son derece heyecan verici” anlamına gelir. Very ifadeye daha fazla vurgu ekler. How + adjective! kalıbı, konuşanın tepkisini How wonderful! veya How strange! örneklerindeki gibi bir ünlem olarak sunar. Bir habere ya da deneyime sıcak bir tepki vermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede how soru sormak yerine ünlem oluşturmak için kullanılmıştır?
- How far is the station?
- How did you open the door?
- How wonderful!
Cevabı göster
How wonderful!
is a piece of my homemade chocolate cake. Kalıp ifadeler
4:08benim ev yapımı çikolatalı pastamdan bir parça.
I'm afraid: olumsuz habere nazik bir giriş
Bu cümlede I'm afraid korkuyu anlatmaz. Dinleyeni hayal kırıklığına uğratabilecek bir haberi nazikçe sunar: eldeki en heyecan verici seçenek ev yapımı kektir. I'm afraid + tam bir yan cümle yapısı; kötü bir haberi, reddi veya sınırlamayı yumuşatmak için kullanılır. Korkuyorum değil, bunu söylemek zorunda olduğum için üzgünüm anlamı verir.
Alıştırma
Cümleyi, olumsuz bir haberi nazikçe sunan dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the last train has already left.
Cevabı göster
I'm afraid
the most exciting thing we can offer is: is ile bağlanan uzun bir özne
Yapının kalıbı the most + sıfat + thing + özne + can + fiil + is + içerik şeklindedir. Uzun öznenin temel sözcüğü thing'dir ve we can offer, thing'i niteler. Bağ fiili is, öznenin tamamından sonra gelir ve o şeyin ne olduğunu açıklar. Üstünlük derecesi bir seçeneği ilgili ölçekte en üstte gösterir, ancak bunun mevcut tek şey olduğu anlamına gelmez. Burada gösterişli sözler, basit bir dilim keki mizahi biçimde önemli gösterir. Cümleyi çözümlerken iskeleti bir arada tutun: the most exciting thing ... is a piece of cake. We can offer bölümünü nitelediği isim öbeğinden ayırmayın.
Alıştırma
Cümleyi, uzun özneyi içeriğine bağlayan şimdiki zaman bağ fiiliyle tamamlayın: The best thing we can do ____ wait for more information.
Cevabı göster
is
a piece of: bir parça veya bir birim
A piece of + isim, daha büyük bir bütünün bir parçasını veya normalde sayılamayan bir şeyin sayılabilir tek bir birimini belirtir. Burada ev yapımı çikolatalı kekin tamamından alınan bir porsiyonu ifade eder. Piece birim bildiren sözcüktür; of ise bölünen veya sayılan şeyi tanıtır. Aynı yapı, paper ve advice gibi isimlerin tek bir birim olarak ifade edilmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade a piece of ile tamamlayın: Before the interview, she gave me ____ advice.
Cevabı göster
a piece of
the best ... ever: güçlü bir üstünlük övgüsü
The best + isim + ever kalıbı, şimdiye kadarki en iyi şeyi veya konuşanın yaşadığı en iyi deneyimi ifade eder. Bu cümlede ever, üstünlük bildiren best sözcüğünü güçlendirir; yalnızca herhangi bir zamanda anlamına gelen bağımsız ve sıradan bir zaman zarfı değildir. Bu iddia çoğu zaman kelimesi kelimesine dünya çapında bir sıralama değil, coşkulu ve öznel bir değerlendirmedir. Ever sözcüğünü üstünlük bildiren isim grubundan sonra koymak, şimdiye kadarki en iyi olma vurgusunu güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü bir övgü ifade etmek için the best ... ever kalıbını doğal sözcük sırasıyla kullanıyor?
- That was the ever best concert.
- That was the best concert ever.
- That was ever the best concert.
Cevabı göster
That was the best concert ever.