Henrietta Lacks'in ölümsüz hücreleri - Robin Bulleri: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
576 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Bu video, Henrietta Lacks’in HeLa hücrelerinin ilk ölümsüz insan hücre hattı hâline nasıl geldiğini, biyomedikal araştırmaları nasıl dönüştürdüğünü ve kullanımlarının neden hâlâ etik sorular doğurduğunu anlatır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. just kept dividing and dividing, and dividing. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: keep + -ing yapısının, tekrar yoluyla güçlendirilince, normalin ya da beklenenin ötesinde süren bir eylemi gösterdiğini öğrenir; HeLa hücrelerinin olağan dışı çoğalmasını daha net anlarsın. 2. without her or her family's consent — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: consent kelimesinin tıp etiğinde temel bir kavram olduğunu, özellikle insan dokusunun hasta ya da ailesinin onayı olmadan araştırmada kullanıldığı durumlarda fark edersin. 3. all made thanks to Henrietta Lacks. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir kapanış ifadesinin uzun bir bilimsel başarı listesini tek bir kişiye nasıl bağladığını öğrenir; böylece finalin hem bilgi verdiğini hem de düşündürdüğünü görebilirsin.

Bu derste

Imagine something small enough to float on a particle of dust Dilbilgisi

0:06

Bir toz zerresi üzerinde süzülecek kadar küçük,

Dilbilgisi

small enough to float: sıfat + enough + to do

Small enough to float, sıfat + enough + to do kalıbını kullanır. Sıfat niteliği belirtir, enough derecenin gereken düzeye ulaştığını gösterir ve to ile kurulan mastar mümkün olan sonucu ifade eder. Burada enough, small sözcüğünden sonra gelir: Nesne, bir toz parçacığının üzerinde yüzebilecek kadar küçüktür. Aynı kalıbı bir dereceyi yetenek veya sonuçla bağlamak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Small ve fit sözcüklerini kullanarak cümleyi sıfat + enough + to do kalıbıyla tamamlayın: The sensor is ____ inside a watch.

Cevabı göster

small enough to fit

that holds the keys to understanding cancer, Deyimler

0:10

ancak kanseri, virolojiyi ve genetiği anlamanın

virology, and genetics.

0:13

anahtarlarını elinde tutan bir şey hayal edin.

Deyimler

holds the keys to understanding: anahtar mecazı

Holds the keys to understanding bir mecazdır. Bir şeyin, bir konuyu anlamak için gereken önemli ipuçlarını, yöntemleri veya bilgileri sağladığını anlatır; ortada gerçek anahtarlar yoktur. Kullanılabilen kalıp hold the key/keys to + isim veya -ing biçimidir. Burada to bir edattır, bu nedenle understanding doğal biçimdir. Çoğul keys, tek bir yanıt yerine birkaç önemli etken olduğunu düşündürebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, keşfin hastalığı anlamak için çok önemli olabileceğini mecazla doğal biçimde anlatır?

  1. This discovery may hold the key to understand the disease.
  2. This discovery may hold the lock to understanding the disease.
  3. This discovery may hold the key to understanding the disease.
Cevabı göster

This discovery may hold the key to understanding the disease.

Luckily for us,

0:15

Şanslıyız ki,

such a thing exists in the form of trillions upon trillions Kalıp ifadeler

0:16

böyle bir şey, trilyonlarca laboratuvarda üretilmiş

Kalıp ifadeler

in the form of: bir şeyin hangi biçimde var olduğunu veya ortaya çıktığını belirtmek

in the form of, bir şeyin var olduğu, ortaya çıktığı, geldiği ya da sunulduğu belirli biçimi, türü veya aracı tanıtır. Burada exists in the form of, genel bir fikir olan such a thing ifadesinden sonra söylenecek somut biçime geçiş yapar. Yapı in the form of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Yalnızca fiziksel şekli anlatmaz; veri, para, yardım veya kanıt gibi şeylerin hangi biçimde bulunduğunu da gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The information came ____ a short video.

Cevabı göster

in the form of

Kalıp ifadeler

trillions upon trillions: çok büyük bir miktarı vurgulamak

Trillions upon trillions, upon sözcüğünün iki yanında çoğul sayı sözcüğünü tekrarlayarak katman katman artan birikimli bir etki yaratır. Buradaki upon fiziksel bir konumu anlatmaz. İfadenin tamamı hayal edilemeyecek kadar büyük bir sayıyı belirtir. Genellikle kesin bir sayı vermek yerine ölçeğin büyüklüğünü vurgular.

Alıştırma

Bu ifadede trillions upon trillions ne anlatır?

  1. Fiziksel olarak üst üste yığılmış trilyonlar
  2. Hayal edilemeyecek kadar büyük bir miktar
  3. Tam olarak iki trilyon
Cevabı göster

Hayal edilemeyecek kadar büyük bir miktar

of human lab-grown cells called HeLa. Kelime

0:20

HeLa adı verilen insan hücresi şeklinde mevcuttur.

Kelime

human lab-grown cells: cells önündeki sıralı niteleyiciler

Öbeğin temel ismi cells sözcüğüdür. human, hücrelerin insan kökenli olduğunu; lab-grown ise hücrelerin doğrudan bir vücuttan alınmak yerine laboratuvarda yetiştirildiğini belirtir. lab-grown, lab ile geçmiş zaman ortacı grown sözcüklerinden oluşan birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi bu iki sözcüğü cells önünde tek bir niteleyici olarak birleştirir ve cells grown in a lab ifadesini kısa bir isim öbeğine dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi lab ve grown sözcüklerinden oluşan kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The medicine was tested on ____ skin cells.

Cevabı göster

lab-grown

Let's take a step back for a second. Anlatım akışı

0:24

Bir saniyeliğine biraz geriye gidelim.

Anlatım akışı

Let's take a step back: arka plana dönmek için bir geçiş

Let's take a step back, konuşmayı düzenleyen bir ifadedir. Burada kimseden fiziksel olarak geriye doğru hareket etmesini istemez. Mevcut ayrıntıları duraklatır ve konuşmacının önceki bilgilere döneceğini ya da konuya daha geniş bir açıdan bakacağını belirtir. Let's, dinleyicileri bu bakış değişikliğini konuşmacıyla birlikte yapmaya çağırır. for a second ise bu sapmanın kısa süreceğini gösterir.

Alıştırma

Bir açıklamada Let's take a step back en sık neyi belirtir?

  1. Konuşmacı açıklamayı bitiriyor.
  2. Konuşmacı herkesten geriye doğru yürümesini istiyor.
  3. Konuşmacı ayrıntıları duraklatıp arka plan bilgisi veya daha geniş bir bakış sunacak.
Cevabı göster

Konuşmacı ayrıntıları duraklatıp arka plan bilgisi veya daha geniş bir bakış sunacak.

Scientists grow human cells in the lab to study how they function, Dilbilgisi

0:26

Bilim insanları laboratuvarda nasıl çalıştıklarını incelemek,

understand how diseases develop,

0:30

hastalıkların nasıl geliştiğini anlamak

and test new treatments without endangering patients. Dilbilgisi

0:32

ve hastaları tehlikeye atmadan yeni tedavileri test etmek için insan hücreleri yetiştirirler.

Dilbilgisi

to study..., understand..., and test...: bir to ile birden fazla amaç

to ile başlayan mastar öbeği, bilim insanlarının insan hücrelerini neden yetiştirdiğini açıklar. Üç amaç sunar: hücrelerin nasıl işlediğini incelemek, hastalıkların nasıl geliştiğini anlamak ve yeni tedavileri test etmek. Bir kez yazılan to, yalın hâldeki üç eş görevli fiilin hepsi için geçerlidir: to study..., (to) understand... ve (to) test.... to tekrarlanabilir, ancak ikinci ve üçüncü fiilden önce çıkarılması paralel listeyi daha kısa ve akıcı yapar.

Alıştırma

Hangi cümlede tek bir to ile üç paralel amaç doğal biçimde ifade edilmiştir?

  1. We built the tool to save time, reduce errors, and sharing results.
  2. We built the tool to save time, reduce errors, and share results.
  3. We built the tool to save time, reducing errors, and share results.
Cevabı göster

We built the tool to save time, reduce errors, and share results.

Dilbilgisi

without endangering patients: without + -ing

without endangering patients, yeni tedavilerin hastaları tehlikeye atma riskinden kaçınılarak test edildiğini belirtir. Bu öbek, testin hangi koşul altında yapıldığını ekler. Without bir edattır. Ardından bir eylem geldiğinde İngilizcede -ing biçimi kullanılır: without endangering. Yeniden kullanılabilir kalıp do A without doing B şeklindedir; do A without do B değildir.

Alıştırma

Cümleyi without sonrasında use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: They tested the software without ____ customer data.

Cevabı göster

using

To make sure that they can repeat these experiments over and over Notlar

0:36

Bu deneyleri defalarca tekrarlayabildiklerinden

Kalıp ifadeler

over and ... over: tekrarlanan eylem

Bu cümlede over and ifadesinden sonra bir over daha gelir ve over and over kalıbı oluşur. Tam kalıp “tekrar tekrar” veya “birçok kez” anlamındadır ve repeat fiilini niteler. Kullanırken over and over kalıbının tamamını söyleyin. Vurgulanan over and sözcükleri tek başına tekrarlanan eylem anlamını taşımaz.

Alıştırma

“Tekrar tekrar” anlamındaki kalıbı tamamlayın: The alarm rang over and ____ until someone turned it off.

Cevabı göster

over

and compare the results with other scientists, Kalıp ifadeler

0:39

ve sonuçları diğer bilim insanlarıyla karşılaştırabildiklerinden emin olmak için,

Dilbilgisi

To make sure that: amaç belirtmek

Cümlenin başında To make sure that, “bir şeyin gerçekleşmesini güvence altına almak amacıyla” anlamına gelir. That, konuşanın gerçekleşmesini garanti etmek istediği durumu belirten tam bir yan cümle başlatır. To ile başlayan yapının tamamı cümle başında amaç bildirir. Ana cümledeki eylemin neden yapıldığını açıklar; bu nedenle gerçekleşmiş bir sonucu değil, hedeflenen durumu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede To make sure that bir eylemin amacını belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. Make sure that everyone receives the update, we will send the message twice.
  2. To make sure that everyone receiving the update, we will send the message twice.
  3. To make sure that everyone receives the update, we will send the message twice.
Cevabı göster

To make sure that everyone receives the update, we will send the message twice.

Kalıp ifadeler

compare the results with other scientists: sonuçları diğer bilim insanlarıyla karşılaştırmak

Compare, iki şeyi veya iki bilgi grubunu yan yana incelemek anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen compare A with B yapısında ikinci karşılaştırma öğesinden önce with gelir. Bu ifadede other scientists başka bir sonuç grubunu değil, insanları belirtir. Kastedilen, bilim insanlarının sonuçları birbirleriyle karşılaştırmasıdır. İkinci öğe özellikle diğer bilim insanlarının sonuçlarıysa compare the results with those of other scientists daha açık bir ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi compare A with B yapısının gerektirdiği edatla tamamlayın: To check the forecast, Maya compared today's temperatures ____ the usual May averages.

Cevabı göster

with

they need huge populations of identical cells

0:41

yıllarca kendilerini aslına uygun olarak çoğaltabilen

that can duplicate themselves faithfully for years. Kelime

0:44

aynı hücrelerin devasa popülasyonlarına ihtiyaç duyarlar.

Kelime

duplicate themselves faithfully: kendilerini doğru biçimde kopyalamak

Duplicate themselves ifadesinde themselves çoğul özneye geri döner: anlatılan şeyler kendi kopyalarını oluşturur. Faithfully ise bu kopyalamanın aslı ne kadar iyi koruduğunu belirtir. Burada faithfully, tekrarlanan kopyalama boyunca önemli özelliklerin korunmasıyla doğru ve güvenilir biçimde anlamına gelir. Bir aslına sadık kalma düşüncesinin genişlemiş hâlidir; insanlar arasındaki bağlılığı belirtmez.

Alıştırma

These cells duplicate themselves faithfully cümlesinde faithfully ne anlama gelir?

  1. yıllarca durmadan hızlıca
  2. doğru ve güvenilir biçimde, aslına yakın kalarak
  3. başka bir kişiye kişisel sadakatle
Cevabı göster

doğru ve güvenilir biçimde, aslına yakın kalarak

But until 1951, Dilbilgisi

0:47

Ancak 1951 yılına kadar,

all human cell lines that researchers tried to grow Kelime

0:49

araştırmacıların üretmeye çalıştığı tüm insan hücre serileri

Kelime

all human cell lines: biyoloji terimi cell line

Biyolojide cell line, ortak bir kaynaktan gelen ve laboratuvarda zaman içinde yetiştirilen ilişkili hücrelerden oluşan bir topluluktur. Human hücrelerin kaynağını belirtir, all ise söz konusu tüm insan hücre hatlarını kapsar. Burada line, düz bir sıra değil, devam eden bir soy anlamına gelir. Bu ifade tek hücreleri veya sıraya dizilmiş hücreleri değil, laboratuvardaki hücre topluluklarını belirtir.

Alıştırma

Bir biyoloji makalesinde human cell line ne anlama gelir?

  1. laboratuvar araştırması için sürdürülen, birbiriyle ilişkili insan kaynaklı hücre topluluğu
  2. düz bir sıra oluşturan insan hücreleri
  3. mikroskop altında incelenen tek bir insan hücresi
Cevabı göster

laboratuvar araştırması için sürdürülen, birbiriyle ilişkili insan kaynaklı hücre topluluğu

had died after a few days.

0:51

birkaç gün sonra ölmüştü.

Dilbilgisi

But until 1951, ... had died: geçmişte bir zaman sınırı

But until 1951, geçmişteki bir anlatıda 1951 yılını zaman sınırı olarak belirler. Anlatılan durumun bu noktadan önce geçerli olduğunu gösterirken but, bu arka planın anlatının sonraki kısmıyla karşıtlık oluşturacağını bildirir. Had died, past perfect yapısındadır. Geçmişteki bu sınırdan daha önceye bakar ve her ölümü zaten tamamlanmış bir sonuç olarak sunar. Bu iki bölüm zaman çizgisini şöyle düzenler: 1951'den önce yetiştirilmeye çalışılan her hücre hattı yalnızca birkaç gün sonra ölüyordu.

Alıştırma

Zaman çizgisini tamamlamak için die fiilinin past perfect biçimini kullanın: Until 1951, every cell culture ____ after a few days.

Cevabı göster

had died

Then a Johns Hopkins scientist named George Gey Dilbilgisi

0:54

Ardından Johns Hopkins'ten George Gey adlı bir bilim insanı

Dilbilgisi

named George Gey: isimden sonra adı belirtme

a Johns Hopkins scientist named George Gey ifadesinde named George Gey, scientist sözcüğünden sonra gelir ve bilim insanının adını belirtir. Named, scientist sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; tam bir cümlenin ana fiili değildir. Bu, a scientist who was named George Gey gibi bir ilgi cümleciğinin kısa biçimidir. İsim + named + ad kalıbı, bir kişiyi, yeri, hayvanı veya nesneyi adıyla tanıtmak için kullanılabilir.

Alıştırma

İsim öbeğini name fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: We interviewed a scientist ____ Dr. Patel.

Cevabı göster

named

received a sample of a strange looking tumor,

0:57

tuhaf görünümlü bir tümör numunesi aldı,

dark purple, shiny, jelly-like.

1:00

koyu mor, parlak ve jöle gibiydi.

The sample was special.

1:04

Numune özeldi.

Some of its cells just kept dividing and dividing, Dilbilgisi

1:05

Bazı hücreleri sürekli bölünüyordu ve bölünüyordu

and dividing.

1:08

ve tekrar bölünüyordu.

Dilbilgisi

just kept dividing and dividing: devam eden eylemi vurgulama

Kept dividing, eylemin sürdüğünü göstermek için keep + -ing yapısını kullanır. Burada kept “devam etti” anlamındadır; “sakladı” anlamında değildir. Just, hücrelerin bunu yapmayı sürdürdüğü gerçeğini vurgular; “az önce” demek değildir. Dividing sözcüğünü üç kez tekrarlamak bir ritim oluşturur ve devam eden eylemi durdurulamaz gibi gösterir. Yalnızca kept dividing demek de aynı temel devamlılık anlamını verir, ancak tekrar ifadeyi daha canlı ve vurgulu yapar.

Alıştırma

İki boşluğu da ring fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The doorbell kept ____ and ____ until someone answered.

Cevabı göster

ringing · ringing

When individual cells died,

1:10

Bireysel hücreler öldüğünde,

generations of copies took their place and thrived. Kalıp ifadeler

1:12

kopyaların nesilleri onların yerini aldı ve gelişti.

Kalıp ifadeler

took their place: öncekinin yerini almak

Bu cümlede took their place, “onların yerini aldı” ya da “onların ardından geçti” anlamına gelir. Özne olan generations of copies yeni gruptur; their, bu kopyaların rolünü ya da konumunu devraldığı önceki hücreleri belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp take + iyelik biçimi + place şeklindedir. Yerine geçen öğeyi etkin özne yapar: X took Y's place, “X, Y'nin yerini aldı” demektir.

Alıştırma

take ... place ifadesini tamamlamak için it sözcüğünün iyelik biçimini kullanın: When the old sensor failed, a new one took ____.

Cevabı göster

its place

The result was an endless source of identical cells Anlatım akışı

1:16

Sonuç, bugün hala var olan

Anlatım akışı

The result was: bir sonucu tanıtmak

The result was, konuşmacının daha önce anlatılan bir süreçten ya da nedenden bunun sonucuna geçtiğini gösterir. Dinleyiciye, was sözcüğünden sonraki bilginin önceki olayların ürettiği sonuç olduğunu bildirir. Burada was sözcüğünden sonra an endless source of identical cells ad öbeği gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp The result was + ad öbeği şeklindedir.

Alıştırma

Sonucu adlandıran ad öbeğini doğru şekilde tanıtan ifadeyi seçin: The team simplified the form. ____ a shorter checkout process.

  1. The result was
  2. Because
  3. As a result,
Cevabı göster

The result was

that's still around today, Kalıp ifadeler

1:19

aynı hücrelerin sonsuz bir kaynağıydı,

Kalıp ifadeler

still around today: bugün hâlâ varlığını sürdürmek

Bu cümlede still around today, “şu anda hâlâ var olmak veya kullanılmak” anlamına gelir. Geçmişte başlayan bir şeyin günümüze kadar devam ettiğini anlatır. Around burada mekânsal bir anlam taşımaz. Günlük İngilizcede be around, “var olmak”, “erişilebilir olmaya devam etmek” veya “faal kalmak” anlamlarına gelebilir; still ve today bu devamlılığı özellikle belirgin hâle getirir.

Alıştırma

“The old tradition is still around today” ne anlama gelir?

  1. Gelenek bugün hâlâ varlığını sürdürüyor.
  2. Gelenek bugün fiziksel olarak çevremizi sarıyor.
  3. Gelenek uzun zaman önce sona erdi.
Cevabı göster

Gelenek bugün hâlâ varlığını sürdürüyor.

the very first immortal human cell line. Kelime

1:21

tarihteki ilk ölümsüz insan hücresi serisi.

Kelime

very first immortal human cell line: ilk ölümsüzleştirilmiş insan hücre hattı

Burada an immortal human cell line, uygun laboratuvar koşullarında çok uzun süre bölünmeye devam edebilen insan kökenli bir hücre topluluğudur. Immortal, hücre hattının çoğalmayı sürdürme yeteneğini anlatır; bir insanın veya tek tek her hücrenin asla ölmeyeceği anlamına gelmez. The very first, first sözcüğünü güçlü biçimde vurgular ve bu hücre hattını türünün ilk örneği olarak tanımlar. Temel isim cell line’dır; very first, immortal ve human bunun niteleyicileridir.

Alıştırma

“an immortal human cell line” ifadesinde immortal ne anlama gelir?

  1. Asla ölemeyen bir insandan gelmiştir.
  2. Uygun laboratuvar koşullarında çok uzun süre bölünmeye devam edebilir.
  3. Tek tek her hücreye zarar vermek veya onu öldürmek imkânsızdır.
Cevabı göster

Uygun laboratuvar koşullarında çok uzun süre bölünmeye devam edebilir.

Gey labeled it HeLa, Kelime

1:24

Gey, ona HeLa adını verdi,

after the patient with the unusual tumor,

1:26

sıra dışı tümörü olan hastanın adından yola çıkarak,

Kelime

label it HeLa ... after the patient: adın kaynağı

Bu cümlede after the patient, HeLa adının kaynağını belirtir. Gey, hastanın adından yararlanarak hücre dizisine HeLa etiketini verdi; after, ad verme işleminin daha sonra gerçekleştiğini söylemez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp name something after someone or something biçimindedir ve bir şeye bir kişi ya da şeyden esinlenerek ad vermek anlamına gelir. Burada HeLa, Henrietta Lacks adından oluşturulmuştur.

Alıştırma

Cümlede after the patient neyi belirtir?

  1. Etiket fiziksel olarak hastanın arkasına yerleştirildi.
  2. Hastadan hücreleri etiketlemesi istendi.
  3. Adlandırma hastanın ziyaretinden sonra gerçekleşti.
  4. Hasta, HeLa adının kaynağıydı.
Cevabı göster

Hasta, HeLa adının kaynağıydı.

Henrietta Lacks.

1:28

Henrietta Lacks.

Born on a tobacco farm in Virginia, Dilbilgisi

1:30

Virginia'da bir tütün çiftliğinde doğan Lacks,

she lived in Baltimore with her husband and five children.

1:32

kocası ve beş çocuğuyla Baltimore'da yaşıyordu.

Dilbilgisi

Born on a tobacco farm in Virginia: kısaltılmış bir arka plan cümleciği

Born on a tobacco farm in Virginia, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir öbektir. She was born on a tobacco farm in Virginia cümlesinin kısaltılmış biçimidir ve ana cümleden önce she hakkında doğum bilgisi verir. Born, cümlenin zaman çekimli ana fiili değildir. Ana cümle she lived in Baltimore... bölümüdür ve zaman çekimi taşıyan fiil lived sözcüğüdür.

Alıştırma

Maya'nın doğum yerini belirten kısaltılmış cümleciği tamamlayın: ____ in Chicago, Maya moved to New York after college.

Cevabı göster

Born

She died of aggressive cervical cancer a few months after her tumor cells were harvested, Notlar

1:35

Tümör hücreleri alındıktan birkaç ay sonra agresif rahim ağzı kanserinden öldü,

Kalıp ifadeler

died of aggressive cervical cancer: hızla ilerleyen rahim ağzı kanserinden ölmek

Bu cümlede died of, ölümüne neden olan hastalığı belirtir. die of + hastalık veya vücuttan kaynaklanan tıbbi neden yapısı; tıbbi raporlarda, haberlerde ve biyografilerde yaygındır. Burada aggressive kişinin davranışını değil, kanserin özelliğini anlatır. Tıbbi İngilizcede aggressive cancer hızlı büyüyen veya yayılan ve kontrol edilmesi zor olabilen kanserdir. Bu nedenle aggressive cervical cancer, hızla ilerleyen rahim ağzı kanseri anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel saldırıya uğradığı için öldü.
  2. Hafif bir rahim ağzı kanserini atlattı.
  3. Hızla büyüyen ve kontrol edilmesi zor bir rahim ağzı kanseri nedeniyle öldü.
  4. Rahim ağzı kanseri tedavisi gördükten sonra öfkelendi.
Cevabı göster

Hızla büyüyen ve kontrol edilmesi zor bir rahim ağzı kanseri nedeniyle öldü.

Kelime

cells were harvested: biyomedikal İngilizcede hücre toplama

Biyomedikal ve laboratuvar İngilizcesinde harvest cells, hücreleri incelemek, saklamak veya kullanmak amacıyla doku, kan ya da kültürden toplamak veya ayırmak demektir. Bu, tarımla ilgili harvest kelimesinin teknik bir anlam uzantısıdır; gerçek anlamda ürün hasadı değildir. Were harvested edilgen yapıdadır. Hücreleri kimin topladığını belirtmeden hücreleri ve tamamlanmış toplama aşamasını öne çıkarır.

Alıştırma

Bu laboratuvar bağlamında were harvested ne anlama geliyor?

  1. tümör tarafından yok edildi
  2. biyolojik örnek olarak toplandı
  3. tarımsal hasattan sonra satıldı
  4. toprakta büyümeleri için ekildi
Cevabı göster

biyolojik örnek olarak toplandı

and she never knew about them. Kültür

1:40

ve bu hücrelerden hiç haberi olmadı.

Kültür

never knew about them: hücrelerden ve kullanımlarından habersiz olmak

Buradaki them, Henrietta Lacks'ın tümör hücrelerine ve bağlam içinde bu hücrelere daha sonra ne olduğuna gönderme yapar. She never knew about them, hücrelerin kullanıldığından haberdar olmadığı anlamına gelir. Bu, etik meseleyi anlamak için temel bir arka plandır: Cümle onu sonraki araştırmaları bilerek kabul eden veya araştırmalara katılan biri olarak değil, bilgilendirilmemiş biri olarak sunar.

Alıştırma

Bu bağlamda she never knew about them ne anlama gelir?

  1. Hücreleri bilimsel olarak anlıyordu ama deneylerden hoşlanmıyordu.
  2. Daha sonraki araştırmaları bizzat onayladı ve yönetti.
  3. Hücrelerinin kullanıldığından haberdar değildi.
Cevabı göster

Hücrelerinin kullanıldığından haberdar değildi.

So what's so special about the cells from Henrietta Lacks Dilbilgisi

1:43

Peki Henrietta Lacks'ın hücrelerinde diğer hücre serileri ölürken

that lets them survive when other cell lines die?

1:46

onların hayatta kalmasını sağlayan bu kadar özel olan şey nedir?

Dilbilgisi

what's so special about X that ...?: bir özelliği sonucuyla ilişkilendirmek

What's so special about X that ...? soru kalıbı, X'in hangi özelliğinin belirtilen sonucu açıklayacak kadar sıra dışı veya güçlü olduğunu sorar. Buradaki sonuç, diğer hücre hatları ölürken Henrietta Lacks'ın hücrelerinin hayatta kalmasıdır. that lets them survive sözleri, cells ifadesini daha küçük bir grupla sınırlandırmaz; açıklanması gereken etkiyi verir. Lets them survive, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: lets + them + survive ve “hayatta kalmalarına imkân verir” anlamındadır.

Alıştırma

Aynı özellik-sonuç soru kalıbını tamamlayın: What is ____ special about this battery ____ lets it last twice as long?

Cevabı göster

so · that

The short answer is, Anlatım akışı

1:49

Kısa cevap şudur:

we don't entirely know. Ton ve niyet

1:50

Tam olarak bilmiyoruz.

Anlatım akışı

The short answer is: ana sonucu önce vermek

The short answer is ifadesi, karmaşık bir soruya basitleştirilmiş bir yanıt verileceğini gösteren bir işarettir. Burada dinleyiciye, ana sonucun ayrıntılı açıklamadan önce geleceğini bildirir. Ayrıca daha sonra ayrıntıların, sınırlamaların veya istisnaların gelebileceğini belirtir. Short, yanıtın kısa ve basitleştirilmiş biçimini anlatır; yanıtın önemini değil.

Alıştırma

The short answer is bir açıklamada ne işe yarar?

  1. Konuşanın soruyu önemsiz bulduğunu gösterir.
  2. Konuyu ilgisiz bir şeye değiştirir.
  3. Tam açıklamanın kolay olacağını garanti eder.
  4. Ana sonucu önce verirken daha fazla ayrıntıya yer bırakır.
Cevabı göster

Ana sonucu önce verirken daha fazla ayrıntıya yer bırakır.

Ton ve niyet

don't entirely know: yanıtın yalnızca bir kısmını bilmek

don't entirely know ifadesinde entirely bilmenin derecesini belirtir, don't ise bu derecenin tam olduğunu reddeder. Sonuç, kısmi bir olumsuzluktur: Konuşan kişi her şeyi bilmese de bazı şeyleri biliyor olabilir. Bu ifade, hâlihazırda bilinenleri yok saymadan belirsizliği kabul ettiği için dikkatli bir iddiada bulunmak açısından yararlıdır.

Alıştırma

We don't entirely know the cause ifadesi en iyi hangi durumu anlatır?

  1. Nedenin her ayrıntısını biliyoruz.
  2. Bazı kanıtlarımız var, ancak nedenin bir kısmı hâlâ belirsiz.
  3. Nedeni araştırmamaya karar verdik.
  4. Neden hakkında hiçbir tür bilgimiz yok.
Cevabı göster

Bazı kanıtlarımız var, ancak nedenin bir kısmı hâlâ belirsiz.

Normal human cells have built-in control mechanisms. Kelime

1:53

Normal insan hücrelerinin yerleşik kontrol mekanizmaları vardır.

Kelime

built-in control mechanisms: yerleşik kontrol mekanizmaları

Built-in, bir şeyin ayrı olarak sağlanması yerine bir nesnenin veya sistemin parçası olarak bulunduğunu belirten tireli bir birleşik sıfattır. Burada control mechanisms ifadesini niteler; yani normal hücrelerin davranışlarını düzenleyen iç mekanizmaları vardır. İsimden önce geldiği için built-in tek bir sıfat gibi çalışır. Buradaki built ana fiil, in de onu izleyen bir edat değildir.

Alıştırma

Ürün açıklamasını, ‘cihazın bir parçası olarak bulunan’ anlamındaki tireli sıfatla tamamlayın: This camera has a ____ flash.

Cevabı göster

built-in

They can divide about 50 times before they self-destruct in a process called apoptosis. Kelime

1:56

Apoptoz adı verilen bir süreçte kendi kendilerini yok etmeden önce yaklaşık 50 kez bölünebilirler.

Kelime

self-destruct ... called apoptosis: sade açıklamadan sonra bilimsel terim

Bu cümlede self-destruct, hücrelerin kendi ölüm süreçlerini etkinleştirdiğini canlı ve mecazlı biçimde anlatır. Hücrelerin patladığı anlamına gelmez. in a process called apoptosis ifadesi daha sonra bu sürecin bilimsel adını verir. Bu sade açıklama + called + teknik terim kalıbı, uzmanlık sözcüğü tanıtılmadan önce olayın anlaşılmasına yardımcı olur. Apoptoz, programlanmış hücre ölümüdür.

Alıştırma

Hangi cümle önce sade bir açıklama yapıp ardından called ile sürecin adını verir?

  1. Evaporation is a word with several syllables.
  2. Liquid water changes into gas in a process called evaporation.
  3. The researcher called after the experiment.
Cevabı göster

Liquid water changes into gas in a process called evaporation.

This prevents the propagation of genetic errors Kelime

2:02

Bu, tekrarlanan bölünme turlarından sonra gizlice içeri giren

Kelime

prevent the propagation of genetic errors: genetik hataların aktarılmasını önlemek

Bu cümlede prevents the propagation of genetic errors, genetik hataların sonraki hücre bölünmelerinde aktarılmasını veya devam etmesini engellemek anlamına gelir. Propagation, bir şeyin bir süreç ya da sistem boyunca ilerlemesi veya sürmesi sürecini adlandırır; burada tanıtım veya propaganda anlamına gelmez. prevent the propagation of + isim kalıbı, bu sürecin engellenmesini anlatan resmî bir yapıdır. Zaten var olan hataları ortadan kaldırmaktan çok, hataların devam etmesini önlemeye odaklanır.

Alıştırma

Cümlede propagation of genetic errors ne anlama gelir?

  1. Genetik hataların aktarılması veya devam etmesi
  2. Genetik hataların hemen onarılması
  3. Genetik araştırmanın halka tanıtılması
  4. Bir kişinin fiziksel hareketi
Cevabı göster

Genetik hataların aktarılması veya devam etmesi

that creep in after repeated rounds of division. Notlar

2:04

genetik hataların yayılmasını önler.

Öbek fiiller

creep in: fark edilmeden ortaya çıkmak

Creep in bir öbek fiildir. Burada hataların yavaş yavaş ve fark edilmeden ortaya çıkması ya da sisteme girmesi anlamına gelir; gerçek anlamda sürünerek içeri girme söz konusu değildir. Bu ifade; hatalar, şüpheler veya kötü alışkanlıklar gibi istenmeyen şeylere sessiz ve kademeli bir nitelik verir. Cümlede tekrarlanan bölünme turları, hataların fark edilmeden ortaya çıkması için fırsatlar oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: Even with careful proofreading, a few small errors can ____.

  1. speed up
  2. stand out
  3. clear up
  4. creep in
Cevabı göster

creep in

Kalıp ifadeler

repeated rounds of division: tekrarlanan aşamalar için rounds of

repeated rounds of division ifadesinde round, tekrarlanan bir sürecin eksiksiz bir döngüsünü veya aşamasını anlatır. İfade, hücre bölünmesinin yalnızca bir kez değil, döngü döngü gerçekleştiğini belirtir. rounds of + süreç veya etkinlik adı yapısı, tekrarlanan olayları ayrı aşamalar hâlinde düzenler. repeated eklendiğinde tekrar vurgusu özellikle belirginleşir.

Alıştırma

Cümleyi tekrarlanan döngüleri anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: The lab ran repeated ____ testing before approval.

Cevabı göster

rounds of

But cancer cells ignore these signals,

2:07

Ancak kanser hücreleri bu sinyalleri görmezden gelir,

dividing indefinitely and crowding out normal cells. Notlar

2:09

süresiz olarak bölünür ve normal hücreleri dışarı iter.

Kelime

dividing indefinitely: tanımlı bir durma noktası olmadan

Dividing indefinitely, belirlenmiş veya öngörülebilir bir durma noktası olmadan bölünmeye devam etmek demektir. Indefinitely, bölünmenin ne kadar süre devam ettiğini anlatır; bölünmenin belirsiz veya anlaşılmaz bir şekilde gerçekleştiğini anlatmaz. Buradaki -ing yapısı, kanser hücrelerinin sinyalleri görmezden geldikten sonra ne yapmayı sürdürdüğünü ekler. crowding out normal cells ile paralel çalışır.

Alıştırma

Yeniden açılış tarihi belirlenmemiştir ve konuşan kişi kapanışın sonsuza kadar süreceğini iddia etmemektedir. Bunu en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The museum will remain closed indefinitely.
  2. The museum will remain closed forever.
  3. The museum will remain closed until 6 p.m.
Cevabı göster

The museum will remain closed indefinitely.

Öbek fiiller

crowding out normal cells: rekabet yoluyla normal hücreleri dışlamak

Bu cümlede crowding out, kanser hücreleri çoğalmayı sürdürdükçe normal hücrelerin alan ve kaynak kaybetmesine yol açmak demektir. Normal cells bu fiil öbeğinin nesnesidir ve neyin dışlandığını gösterir. A crowds out B kalıbı bir rekabeti anlatır: A öylesine baskın hâle gelir ki B azalır, kenara itilir veya daha az kaynağa sahip olur. Bu, yalnızca A'nın kalabalık oluşturduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki fiil öbeğinin doğru biçimiyle tamamlayın: In a small garden, fast-growing weeds can ____ young vegetables.

Cevabı göster

crowd out

Still, most cell lines eventually die off, Öbek fiiller

2:13

Yine de çoğu hücre serisi,

Öbek fiiller

die off: bir grubun üyelerinin zamanla ölmesi

Die off, bir grubun birçok üyesinin zaman içinde ölmesiyle grubun büyük ölçüde küçülmesi ve hatta kaybolabilmesi anlamına gelir. Burada most cell lines çoğul bir gruptur; eventually ise bunun belli bir süre sonra gerçekleştiğini gösterir. Die ile karşılaştırıldığında die off, yalnızca bir bireyin öldüğünü belirtmek yerine bir grubun sayısal olarak azalmasına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ve hayvan sayısındaki kademeli düşüşü vurgulayan ifadeyi seçin: During the harsh winter, many deer began to ____.

  1. die
  2. die off
  3. die out
  4. pass away
Cevabı göster

die off

especially outside the human body.

2:16

özellikle insan vücudunun dışında, eninde sonunda ölür.

Not HeLa, though, Anlatım akışı

2:19

Ancak HeLa ölmedi,

Anlatım akışı

Not HeLa, though: kısa bir karşıtlıkla istisnayı vurgulamak

Not HeLa, though, önceki ifadeden anlaşılabilen sözcüklerin atıldığı eksiltili bir karşıtlıktır. Buradaki tam anlamı HeLa does not die off like most cell lines şeklindedir; yani HeLa, çoğu hücre dizisi gibi zamanla yok olmaz. Bu kısa istisnayı genel örüntüden sonra söylemek HeLa'yı öne çıkarır. Sondaki though, “ancak” anlamıyla bu durumun az önce söylenenle karşıt olduğunu gösterir.

Alıştırma

Not HeLa, though kısa cümlesi bu bağlamda ne yapıyor?

  1. HeLa'nın ne zaman yok olacağını sorar.
  2. HeLa'nın genel örüntüye uyduğunu söyler.
  3. HeLa'yı bir yer olarak tanıtır.
  4. HeLa'yı az önce belirtilen genel örüntünün bir istisnası olarak gösterir.
Cevabı göster

HeLa'yı az önce belirtilen genel örüntünün bir istisnası olarak gösterir.

and that's the part we can't yet explain. Ton ve niyet

2:20

ve işte henüz açıklayamadığımız kısım bu.

Ton ve niyet

can't yet explain: kalıcı değil, mevcut bir sınır

can't yet explain, mevcut aşamada bir açıklamanın bulunmadığı anlamına gelir. Burada yet, “şimdiye kadar” şeklinde bir zaman anlamı taşır; dolayısıyla bu sınır kalıcı olarak değil, şu an için geçerli olarak sunulur. Bu ifade, bilgi eksikliğini kabul ederken gelecekte bir açıklama bulunması ihtimalini açık bırakır. Ancak cevabın kesinlikle bulunacağını vaat etmez.

Alıştırma

We can't yet explain the result cümlesinde yet nasıl bir anlam ekler?

  1. Hiçbir koşulda asla açıklanamaz.
  2. Geçmişte tamamen açıklandı.
  3. Şu anda açıklanamıyor, ancak gelecekte bir açıklama bulunması hâlâ mümkün.
  4. Şu anda açıklanıyor.
Cevabı göster

Şu anda açıklanamıyor, ancak gelecekte bir açıklama bulunması hâlâ mümkün.

Regardless, Anlatım akışı

2:23

Ne olursa olsun,

Anlatım akışı

Söylem belirteci olarak Regardless,

Burada Regardless, cümle başında kullanılan ve “bu konu çözümlenmemiş olsa bile” ya da “her hâlükârda” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye önceki belirsizliğe takılmaması gerektiğini bildirir. Ardından dikkati bir sonraki olaya veya ana noktaya yönlendirir. Bir zorluk, itiraz ya da bilinmeyen ayrıntı açıklamanın devamını değiştirmediğinde bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Bağımsız kullanılan Regardless, bir anlatıda genellikle ne yapar?

  1. Hemen ardından adı verilen konuyu tanıtır.
  2. Önceki bilginin yanlış olduğunun kanıtlandığını gösterir.
  3. Önceki bir engeli veya belirsizliği bir kenara bırakıp ana noktaya döner.
Cevabı göster

Önceki bir engeli veya belirsizliği bir kenara bırakıp ana noktaya döner.

when Dr. Gey realized he had the first immortal line of human cells,

2:24

Dr. Gey, ilk ölümsüz insan hücresi dizisine sahip olduğunu anladığında,

he sent samples to labs all over the world. Kalıp ifadeler

2:28

dünyanın dört bir yanındaki laboratuvarlara numuneler gönderdi.

Kalıp ifadeler

all over the world: dünya çapında geniş dağılım

all over the world, “dünyanın birçok yerinde” anlamına gelir. Bu cümlede labs sözcüğünden sonra gelir ve bu laboratuvarların farklı ülke ve bölgelere geniş biçimde dağıldığını belirtir. Bu söz öbeğinde all over, bir alanın birçok kısmına dağılımı ifade eder; the world ise coğrafi kapsamı belirler.

Alıştırma

“Dünyanın birçok yerinde” anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The app is used ____.

Cevabı göster

all over the world

Soon the world's first cell production facility was churning out 6 trillion HeLa cells a week. Öbek fiiller

2:31

Kısa süre sonra dünyanın ilk hücre üretim tesisi haftada 6 trilyon HeLa hücresi üretiyordu.

Öbek fiiller

was churning out: hızlı ve sürekli biçimde büyük miktarlarda üretiyordu

Burada churn out, bir şeyi hızlı, sürekli ve büyük miktarlarda üretmek anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; tesisin gerçekten bir şeyi çalkaladığı ya da karıştırdığı söylenmiyor. Was churning out, geçmişte devam eden zaman biçimidir. Haftalık dev üretimi o sırada sürmekte olan bir süreç olarak gösterir ve fabrikaya özgü yüksek üretim hissi verir.

Alıştırma

Cümleyi churn out ifadesinin geçmişte devam eden zaman biçimiyle tamamlayın: During the shortage, the factory ____ thousands of masks a week.

Cevabı göster

was churning out

And scientists put them to work Kalıp ifadeler

2:37

Ve bilim insanları onları etik açıdan sorunlu bir şekilde

Kalıp ifadeler

put them to work: bir kaynağı kullanmaya başlamak

Put them to work, onları pratik bir amaç için kullanmaya başlamak anlamına gelir. Them hücrelere gönderme yaptığı için cümle hücreleri bir ölçüde insanlaştırır; hücreleri gerçek bir işe göndermek anlamına gelmez. Yapı put + object + to work şeklindedir. Object bir kişi olabilir; ancak bir araç, kaynak, veri, para veya fikir olduğunda ifade, onu etkin biçimde kullanmak ya da yararlı hâle getirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bilgilerin pratik bir amaç için kullanıldığını ifade eder?

  1. We asked an employee to plan the new schedule.
  2. We put the information to work in planning the new schedule.
  3. We stored the information in a folder for later.
Cevabı göster

We put the information to work in planning the new schedule.

in an ethically problematic way, Kelime

2:39

işe koştular,

Kelime

an ethically problematic way: davranış biçimi hakkında etik değerlendirme

An ethically problematic way, ahlaken doğru, adil veya sorumlu olanın ne olduğu konusunda kaygı uyandıran bir davranış biçimi demektir. Ethically, problematic sözcüğünü niteler; dolayısıyla sorun yalnızca teknik ya da pratik değil, etik niteliktedir. In an ... way kalıbı, bir eylemin nasıl gerçekleştirildiğini anlatır. Konuşanın, eylemin bütün sonuçlarının kötü olduğunu söylemek zorunda kalmadan yöntemi veya davranış biçimini değerlendirmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle ethically problematic ifadesini pratik bir sorun yerine gerçek bir etik kaygıyı anlatmak için kullanıyor?

  1. The printer ran out of paper, which was ethically problematic.
  2. The clinic shared patient records without permission, which was ethically problematic.
  3. The puzzle took an hour to solve, which was ethically problematic.
Cevabı göster

The clinic shared patient records without permission, which was ethically problematic.

building careers and fortunes off of Henrietta's cells Kelime

2:41

Henrietta'nın hücreleri üzerinden kariyerler ve servetler inşa ettiler

Kelime

building careers and fortunes off of: bir kaynağa dayanarak başarı ve servet elde etmek

Building careers and fortunes off of something, bir şeyi mesleki başarının ve servetin temeli ya da kaynağı olarak kullanmak demektir. Build a career zaman içinde mesleki başarı geliştirmek, build a fortune ise büyük bir servet biriktirmek anlamına gelir. Buradaki off of fiziksel bir hareketi anlatmaz. İnsanların yararlandığı kaynağı gösterir. Bu cümlede kariyerler ve servetlerin Henrietta'nın hücreleriyle ilişkilendirilmesi, başkalarının başarısını onun biyolojik malzemesine bağımlı olarak sunar ve eleştirel bir ton yaratır.

Alıştırma

They built their careers off of the leaked data. cümlesinde off of ne anlama gelir?

  1. sızdırılan verilerden fiziksel olarak uzaklaşmak
  2. sızdırılan verileri bir yüzeyden kaldırmak
  3. sızdırılan verileri başarılarının kaynağı olarak kullanmak
Cevabı göster

sızdırılan verileri başarılarının kaynağı olarak kullanmak

without her or her family's consent Kültür

2:44

ne onun ne de ailesinin rızası,

Kültür

without her or her family's consent: kendisinin veya ailesinin açık rızası olmadan

Bu ifadede consent, etkilenen kişinin açık ve gönüllü onayı anlamına gelir. without hem her hem de her family ifadelerini kapsadığı için, Henrietta'nın da ailesinin de bu kullanıma onay vermediğini belirtir; yalnızca durumdan habersiz oldukları anlamına gelmez. Tıp veya araştırma bağlamında consent, kişinin bedenine ya da örneklerine ne yapılacağına karar verme hakkını korur. Bu nedenle ifade, yalnızca bir iletişim eksikliğini değil, ciddi bir etik sorunu gösterir.

Alıştırma

Tıbbi bir bağlamda “without the patient's consent” ne anlama gelir?

  1. Hasta sonucu beğenmedi.
  2. Hasta buna açıkça onay vermedi.
  3. Hasta her teknik ayrıntıyı bilmiyordu.
Cevabı göster

Hasta buna açıkça onay vermedi.

or even knowledge until decades later. Anlatım akışı

2:46

hatta onlarca yıl sonrasına kadar haberi bile olmadan.

Anlatım akışı

even knowledge ... until decades later: aşamalı vurgu ve gecikme

Burada or even, önceki without consent ifadesine daha güçlü ve şaşırtıcı bir nokta ekler: Henrietta ve ailesi yalnızca onay vermemekle kalmadı, bundan haberleri bile yoktu. Knowledge burada çalışarak öğrenilen genel bilgiler değil, olaydan haberdar olma anlamına gelir. until decades later, bu habersizliğin sona erdiği zamanı gösterir. Onlarca yıl boyunca habersiz kaldılar ve ancak daha sonra öğrendiler; dolayısıyla ifade hem aşamalı bir vurgu hem de uzun bir gecikme oluşturur.

Alıştırma

“without consent or even knowledge” ifadesinde even ne işe yarar?

  1. Daha güçlü bir nokta ekler: bundan haberleri bile yoktu.
  2. Bundan haberdar olmanın onay vermekle aynı olduğunu gösterir.
  3. Bunu hemen öğrendiklerini söyler.
Cevabı göster

Daha güçlü bir nokta ekler: bundan haberleri bile yoktu.

The polio epidemic was at its peak in the early '50s. Kalıp ifadeler

2:50

Çocuk felci salgını 50'lerin başlarında zirvedeydi.

Kalıp ifadeler

at its peak: en yüksek veya en yoğun aşamada

At its peak, bir şeyin en yüksek, en yoğun veya en ciddi aşamada olduğunu belirtir. Bu cümlede çocuk felci salgını, etkisinin en büyük olduğu döneme ulaşmıştı. Yapı be + at + iyelik belirleyicisi + peak şeklindedir: tekil bir şey için it is at its peak, çoğul bir özne içinse at their peak kullanılabilir. Bu ifade yalnızca olumsuz durumları değil; sayıları, etkinliği, yoğunluğu, popülerliği veya performansı da anlatabilir.

Alıştırma

“En yüksek düzeyde” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Demand is ____ during the holiday season.

Cevabı göster

at its peak

HeLa cells, which easily took up and replicated the virus, Kelime

2:53

Virüsü kolayca alıp kopyalayan HeLa hücreleri,

Kelime

took up and replicated the virus: virüsü içine alıp kopyalarını üretmek

Bu bilimsel bağlamda took up, “emdi” veya “hücre içine aldı” anlamına gelir. Replicated the virus ise virüsün kopyalarını üretmek veya çoğalmasını desteklemek demektir. Took up ve replicated, the virus nesnesini paylaşan, geçmiş zamanda çekimlenmiş bağlı fiillerdir: hücreler virüsü içine aldı ve virüsü çoğalttı. Burada take up, “bir etkinliğe başlamak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir laboratuvar raporunda “The bacteria took up and replicated the plasmid” ne anlama gelir?

  1. Bakteriler plazmidi içine aldı ve kopyalarını üretti.
  2. Bakteriler plazmidle ilgili yeni bir etkinliğe başladı.
  3. Bakteriler daha fazla yer kaplamak için plazmidi kullandı.
Cevabı göster

Bakteriler plazmidi içine aldı ve kopyalarını üretti.

allowed Jonas Salk to test his vaccine. Dilbilgisi

2:57

Jonas Salk'ın aşısını test etmesini sağladı.

Dilbilgisi

allowed Jonas Salk to test his vaccine: allow + nesne + to’lu mastar

allowed Jonas Salk to test his vaccine ifadesinde allowed sözcüğünden sonra eylemden etkilenen kişi Jonas Salk, ardından da to test biçimindeki to’lu mastar gelir. Kalıp allow + object + to do something şeklindedir. Burada allow mutlaka “resmî izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamına gelir. Bir koşul, keşif veya kaynak özne olabilir ve bir kişinin harekete geçmesini mümkün kılabilir.

Alıştırma

allowed, doctors ve detect sözcüklerini kullanarak cümleyi allow + nesne + to’lu mastar yapısıyla tamamlayın: The new scanner ____ tiny tumors.

Cevabı göster

allowed doctors to detect

They've been used to study diseases,

3:00

Hastalıkları incelemek için kullanıldılar,

including measles, mumps, HIV, and Ebola.

3:02

kızamık, kabakulak, HIV ve Ebola dahil.

We know that human cells have 46 chromosomes Anlatım akışı

3:07

İnsan hücrelerinin 46 kromozomu olduğunu biliyoruz,

because a scientist working with HeLa discovered a chemical that makes chromosomes visible. Dilbilgisi

3:10

çünkü HeLa ile çalışan bir bilim insanı kromozomları görünür kılan bir kimyasal keşfetti.

Anlatım akışı

We know that ... because ...: sonucun ardından kanıt verme

We know that, sonucu veya doğruluğu ortaya konmuş iddiayı sunar: insan hücrelerinde 46 kromozom vardır. Because ise bu iddianın nasıl bilinir hâle geldiğini destekleyen neden veya kanıtı sunar. Bu kalıp bilgiyi önce sonuç, sonra destek gelecek şekilde düzenler: We know that X because Y. Dinlerken veya okurken Y’yi yalnızca zaman açısından sonraki olay olarak değil, X’in dayanağı olarak anlayın.

Alıştırma

“We know that X because Y” kalıbında Y genellikle hangi işlevi görür?

  1. X’ten sonra gerçekleşen ilgisiz bir olayı verir.
  2. X’i destekleyen neden veya kanıtı verir.
  3. X’in yerine geçen yeni bir sonuç belirtir.
Cevabı göster

X’i destekleyen neden veya kanıtı verir.

Dilbilgisi

that makes chromosomes visible: make + nesne + sıfat

that makes chromosomes visible ilgi cümleciği, etkisini açıklayarak a chemical ifadesini niteler. Bu cümlecikte makes fiilinden sonra chromosomes nesnesi ve visible sıfatı gelir. make + nesne + sıfat yapısı, nesnenin o duruma gelmesini veya o durumda olmasını sağlamak anlamına gelir. Bir aracın, yöntemin ya da değişikliğin etkisini açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

make + nesne + sıfat yapısını ve small details ile visible ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The filter ____.

Cevabı göster

makes small details visible

HeLa cells themselves actually have around 80 highly mutated chromosomes.

3:15

HeLa hücrelerinin kendileri aslında yaklaşık 80 son derece mutasyona uğramış kromozoma sahiptir.

HeLa cells were the first to be cloned. Dilbilgisi

3:21

HeLa hücreleri klonlanan ilk hücrelerdi.

Dilbilgisi

were the first to be cloned: the first + edilgen mastar

Cümlede the first, HeLa hücrelerini belirtilen kategorideki en erken hücreler olarak gösterir; to be cloned ise başlarına gelen olayı belirtir. Hücreler klonlama eylemine maruz kaldığı için edilgen mastar kullanılır. Aktarılabilir yapı the first + to be + geçmiş zaman ortacıdır. Birini veya bir şeyi bir eyleme maruz kalan en erken örnek olarak sunar ve sıkça tarihî bir ilki anlatırken kullanılır.

Alıştırma

the first + edilgen mastar yapısını ve tested sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: This sample was ____ under the new protocol.

Cevabı göster

the first to be tested

They've traveled to outer space.

3:24

Uzaya gittiler.

Telomerase,

3:27

Telomeraz,

an enzyme that helps cancer cells evade destruction Notlar

3:28

kanser hücrelerinin yok edilmekten kurtulmalarına yardımcı olan bir enzim,

by repairing their DNA, Dilbilgisi

3:31

DNA'larını onarmasıyla

Kelime

evade destruction: yıkıcı bir tehditten kaçmak

evade destruction ifadesinde evade bir tehditten kaçmak veya onu aşmak, destruction ise yok edilmek anlamına gelir. Burada ifade, kanser hücrelerinin yıkıcı bir süreci aşarak hücresel hasardan veya ölümden kaçındığını anlatır. Bu kullanım, hücreleri bir tehditten başarıyla kaçıyormuş gibi sunar. Bu, hücrelerin gerçekten bilinçli bir plan yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda evade destruction ne anlama gelir?

  1. yok edilmekten kurtulmak
  2. az miktarda hasara neden olmak
  3. bir şeyi yok edildikten sonra onarmak
Cevabı göster

yok edilmekten kurtulmak

Dilbilgisi

by repairing their DNA: yöntemi göstermek için by + -ing kullanımı

by + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by repairing their DNA, “Nasıl?” sorusunu yanıtlar ve onarım sürecini bu parçadan önce anlatılan sonuçla ilişkilendirir. by edatından sonra fiilin yalın hâli veya to + fiil değil, -ing biçimi kullanılır. Bu yapı mekanizmaları, işlemleri ve bir şeyi yapmanın pratik yollarını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hedef by + -ing yapısını eksik olan tek sözcüklük edatla tamamlayın: The lab reduced contamination ____ wearing fresh gloves for each sample.

Cevabı göster

by

was discovered first in HeLa cells.

3:32

ilk olarak HeLa hücrelerinde keşfedildi.

Dilbilgisi

an enzyme that helps ...: araya eklenen eşleme tanımı

an enzyme that helps cancer cells evade destruction by repairing their DNA ad öbeği, Telomerase'i başka bir ifadeyle adlandırır ve onun ne olduğunu açıklar. An enzyme kategoriyi belirtir; that helps ... ise enzimin işlevini açıklayan bir ilgi yan cümlesidir. Açıklama virgüllerle ayrıldığı için daha büyük cümlenin içine eklenmiş tamamlayıcı bilgidir. Bu bölüm çıkarıldığında ana cümle Telomerase was discovered first in HeLa cells olur; helps ilgi yan cümlesindeki fiildir, was discovered ise ana cümlenin fiilidir.

Alıştırma

Özgün cümlede an enzyme that helps ... ne işe yarar?

  1. Telomerase'in HeLa hücrelerini keşfettiğini söyler.
  2. Telomerase için araya eklenen bir tanım verir.
  3. Tüm cümlenin ana fiilini sağlar.
Cevabı göster

Telomerase için araya eklenen bir tanım verir.

In an interesting turn of fate, Deyimler

3:34

Kaderin ilginç bir cilvesi olarak,

Deyimler

In an interesting turn of fate: beklenmedik bir gelişmeyi bildirmek

A turn of fate, olayların gelişiminde beklenmedik bir değişiklik anlamına gelir; özellikle de bu değişiklik bir plandan çok tesadüf veya kaderden kaynaklanıyor gibi görünür. Fiziksel bir dönüşü ifade etmez. Cümlenin başındaki In an interesting turn of fate, bir sonraki gelişmenin şaşırtıcı olacağını ve genellikle karşıtlık, tesadüf veya ironi yoluyla önceki olaylarla anlamlı bir bağ kuracağını bildirir.

Alıştırma

Cümleyi, tesadüfün yol açtığı beklenmedik bir değişiklik anlamına gelen dersteki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: In a surprising ____, the lost letter brought the two families together.

Cevabı göster

turn of fate

thanks to HeLa, Kalıp ifadeler

3:36

HeLa sayesinde,

we know that cervical cancer can be caused by a virus called HPV. Dilbilgisi

3:37

rahim ağzı kanserine HPV adı verilen bir virüsün neden olabileceğini biliyoruz.

Kalıp ifadeler

thanks to: bir sonucun payını birine veya bir şeye vermek

thanks to HeLa ifadesinde thanks to, ardından gelen sonucun nedenini tanıtır ve bu bilginin mümkün olmasındaki payı HeLa’ya verir. Tamamen tarafsız bir neden ifadesinden farklı olarak thanks to, konuşanın nedeni çoğunlukla olumlu değerlendirdiğini gösterir. Başka bağlamlarda kötü bir sonuçtan önce alaycı biçimde de kullanılabilir.

Alıştırma

İyi sonucun payını rehbere vermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: We found the trail ____ our guide's clear directions.

Cevabı göster

thanks to

Dilbilgisi

can be caused by ... called ...: olası bir neden ve adı

Can be caused by, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısıyla kiplik bildiren edilgen bir yapı oluşturur. HPV’yi rahim ağzı kanserinin olası veya bilinen bir nedeni olarak sunar; her vakanın kesinlikle aynı nedene sahip olduğunu söylemez. a virus called HPV ifadesindeki called HPV, that is called HPV anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Odağı kanser ve nedeni üzerinde tutarken virüsün adını verir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kiplik bildiren edilgen yapıyla ve bakterinin adını tanıtan called ile tamamlayın: Lyme disease ____ a bacterium ____ Borrelia burgdorferi.

Cevabı göster

can be caused by · called

And now there's a vaccine.

3:42

Ve artık bir aşısı var.

HeLa-fueled discoveries have filled thousands of scientific papers, Notlar

3:44

HeLa destekli keşifler binlerce bilimsel makaleyi doldurdu,

Kelime

HeLa-fueled discoveries: X-fueled birleşik sıfatı

HeLa-fueled, discoveries sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. “HeLa tarafından yönlendirilen veya HeLa sayesinde mümkün olan” anlamına gelir; HeLa keşiflerin arkasındaki önemli bir güçtür, gerçek anlamda yakıt değildir. Kısa çizgi, HeLa ve fueled sözcüklerini tek bir niteleyici hâline getirir. Aktarılabilir kalıp X-fueled + isim şeklindedir; X, ismi yönlendiren veya güçlendiren etkeni belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “turizmin yön verdiği büyüme” anlamına gelen ve -fueled ile biten birleşik sözcükle tamamlayın: The town saw ____ growth.

Cevabı göster

tourism-fueled

Deyimler

have filled thousands of scientific papers: fill ile ölçeği canlı biçimde vurgulamak

Burada filled canlı bir mecazdır. Keşifler binlerce bilimsel makaleye malzeme sağlamış veya bu makalelerde yer almıştır; bu nedenle ifade, ortaya çıkardıkları araştırmaların muazzam miktarını vurgular. Kâğıdın içine gerçek anlamda bir şey dökülmemektedir. Have filled, present perfect yapısındadır. Bu büyük yazı bütününü geçmişten bugüne birikmiş bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

“Stories about the rescue have filled newspaper pages for days,” cümlesinde filled ne anlama gelir?

  1. Gazetelerdeki bütün yazılar kaldırılmıştır.
  2. Kurtarma operasyonu hakkında çok büyük miktarda yazı yazılmıştır.
  3. Gazetelerin içine fiziksel olarak kâğıt dökülmüştür.
Cevabı göster

Kurtarma operasyonu hakkında çok büyük miktarda yazı yazılmıştır.

and that number is probably even higher than anyone knows. Ton ve niyet

3:49

ve bu sayı muhtemelen herkesin bildiğinden bile daha fazladır.

Ton ve niyet

probably even higher than anyone knows: temkinli bir tahmin

Probably, iddiayı doğrulanmış bir gerçek olarak değil, güçlü bir tahmin olarak sunar. Even higher karşılaştırmayı güçlendirir: gerçek sayı, hâlihazırda konuşulan sayıdan daha yüksek olabilir. Than anyone knows, sınırı insanların mevcut bilgisine koyar. İfade bir bütün olarak gerçek sayının çok büyük olabileceğini vurgularken hiç kimsenin kesin bilgiye sahip olmadığını da kabul eder.

Alıştırma

The true number is probably even higher than anyone knows cümlesi ne anlatır?

  1. Konuşmacı gerçek sayının muhtemelen daha yüksek olduğunu düşünüyor, ancak sayının kesin olarak bilinmediğini kabul ediyor.
  2. Konuşmacı mevcut sayının abartıldığından emindir.
  3. Konuşmacı kesin sayıyı doğrulamıştır.
Cevabı göster

Konuşmacı gerçek sayının muhtemelen daha yüksek olduğunu düşünüyor, ancak sayının kesin olarak bilinmediğini kabul ediyor.

HeLa cells are so resilient that they can travel on almost any surface, Dilbilgisi

3:52

HeLa hücreleri o kadar dayanıklıdır ki neredeyse her yüzeyde,

Dilbilgisi

so resilient that they can travel: derece ve sonuç

So + sıfat + that yan cümlesi, aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so, resilient sıfatını niteler; that they can travel ise bu dayanıklılığın mümkün kıldığı sonucu verir. That burada sonuç yan cümlesini başlatan bir bağlaçtır; şu şey anlamına gelen bir zamir değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp so + sıfat veya zarf + that + sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The box was ____ heavy ____ I could not lift it.

Cevabı göster

so · that

a lab worker's hand,

3:57

bir laboratuvar çalışanının elinde,

a piece of dust,

3:59

bir toz zerresinde seyahat edebilir,

invading cultures of other cells and taking over like weeds. Notlar

4:01

diğer hücrelerin kültürlerini istila edip yabani otlar gibi ele geçirebilir.

Kelime

'cultures of other cells': bir laboratuvar terimi olarak culture

Biyoloji ve laboratuvar çalışmalarında cultures, kontrollü koşullarda büyütülen hücreleri veya mikroorganizmaları ya da bunlardan oluşan örnekleri ifade eder. Çoğul cultures, bu tür birden fazla örneği belirtir. Buradaki of other cells, bu kültürlerde hangi hücrelerin bulunduğunu gösterir. Dolayısıyla ifade, başka hücreleri içeren laboratuvar kültürleri anlamındadır; başka grupların toplumsal geleneklerini veya değerlerini anlatmaz.

Alıştırma

'cultures of other cells' ifadesinde cultures ne anlama gelir?

  1. Laboratuvarda büyütülen hücre örnekleri veya toplulukları
  2. Toplumların paylaştığı gelenekler ve değerler
  3. Sanat ve eğitim etkinlikleri
Cevabı göster

Laboratuvarda büyütülen hücre örnekleri veya toplulukları

Deyimler

'taking over like weeds': kontrolsüz yayılmayı anlatan bir benzetme

Burada taking over, baskın hâle gelmek ve daha önce var olanı yerinden etmek anlamındadır. Like weeds bir benzetmedir: yabani otlar hızla yayılır, alan kaplar ve kontrol edilmeleri zor olabilir. Bu sözler birlikte, istilacı hücrelerin diğer kültürlere yayılıp orada zaten bulunan hücrelere üstün gelmesini anlatır. Yabani otlar yalnızca bir imgedir; kültürlerde gerçek bitkiler yetişmemektedir.

Alıştırma

'taking over like weeds' burada ne anlama geliyor?

  1. Araştırmacılar kültürlerin içine yabani ot koyuyor.
  2. Hücreler laboratuvarın sorumluluğunu resmî olarak üstleniyor.
  3. Hücreler kontrolsüz biçimde yayılıyor ve diğer hücreleri yerinden ediyor.
Cevabı göster

Hücreler kontrolsüz biçimde yayılıyor ve diğer hücreleri yerinden ediyor.

Countless cures, patents, and discoveries,

4:05

Sayısız tedavi, patent ve keşif,

all made thanks to Henrietta Lacks. Anlatım akışı

4:08

hepsi Henrietta Lacks sayesinde yapıldı.

Anlatım akışı

all made thanks to Henrietta Lacks: listeyi toparlamak ve katkıyı teslim etmek

All, daha önce sıralanan cures, patents ve discoveries ögelerinin tamamına gönderme yapar. Kısaltılmış all made ... yapısı bu sonuçlarla ilgili son bir yorum ekler ve yeni bir iddia başlatmak yerine ayrı ögeleri tek bir grup hâlinde toplar. Burada thanks to, doğrudan teşekkür etmek değil, “... katkısı sayesinde” demektir. Henrietta Lacks’in cümlenin sonunda yer alması, dikkati başarılardan hücreleriyle bu başarıları mümkün kılan kişiye çevirir ve onun tarihsel katkısını teslim eder.

Alıştırma

Cümlenin sonundaki “all made thanks to Henrietta Lacks” ne işe yarar?

  1. Henrietta Lacks’in her tedaviyi, patenti ve keşfi bizzat yarattığını söyler.
  2. Listeyle ilgisi olmayan yeni bir konu başlatır.
  3. Sıralanan başarıları bir araya getirir ve bunların Henrietta Lacks sayesinde mümkün olduğunu vurgular.
Cevabı göster

Sıralanan başarıları bir araya getirir ve bunların Henrietta Lacks sayesinde mümkün olduğunu vurgular.