Çin Seddi'ni bu kadar olağanüstü yapan nedir - Megan Campisi ve Pen-Pen Chen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
595 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Video, Çin Seddi’nin ayrı ayrı yapılmış sıkıştırılmış toprak savunmalarından birbirine bağlanan bir imparatorluk tahkimatına dönüşmesini anlatıyor. Ayrıca askerî sınırlarını, inşasındaki insan kaybını, zamanla bozulmasını, günümüzdeki kültürel işlevini, koruma sorunlarını ve uzaydan açıkça görülebildiği iddiasının neden yanlış olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 13,000 mile dragon of earth and stone — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Çin Seddi’ni gerçek bir hayvan değil, kıvrılarak uzanan bir ejderha gibi sunan isim metaforunu fark edin; böylece belgesel ve konuşmaların başındaki benzer canlı tasvirleri doğru yorumlayabilirsiniz. 2. was formidable, but not invincible. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa bir karşıtlığın önce duvarın gücünü kabul edip ardından bu değerlendirmeye nasıl sınır koyduğunu anlayın. Bu kalıp, dengeli değerlendirme yapmak ve tarihsel bir tersine dönüşe geçmek için kullanılabilir. 3. is only barely discernible. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: discernible sözcüğünün algılanabilen veya ayırt edilebilen şeyler için kullanılan resmî bir ifade olduğunu, only barely kalıbının ise Çin Seddi’nin alçak Dünya yörüngesinden ancak büyük güçlükle seçilebildiğini belirttiğini öğrenin.

Bu derste

A 13,000 mile dragon of earth and stone Deyimler

0:06

13.000 mil uzunluğunda toprak ve taştan bir ejderha

winds its way through the countryside of China Kalıp ifadeler

0:09

Çin'in kırsalında kıvrılarak ilerliyor,

Deyimler

Bir metafor olarak 13,000 mile dragon of earth and stone

Bu cümlede 13,000 mile dragon of earth and stone, gerçek bir hayvanı değil Çin Seddi'ni anlatan bir metafordur. Dragon son derece uzun, kıvrımlı ve güçlü bir şeyin görüntüsünü yaratır; of earth and stone ise duvarın malzemesine işaret eder. Bu tür isim metaforları, gerçek bir şeyi canlı bir görüntüyle adlandırır. Bir belgeselde veya konuşmada böyle bir ifadeyle karşılaştığınızda onu kelimesi kelimesine anlamak yerine görüntünün hangi özellikleri öne çıkardığını düşünün.

Alıştırma

13,000 mile dragon of earth and stone ifadesi cümlede ne yapar?

  1. Gerçek bir ejderhanın Çin Seddi'ni inşa ettiğini iddia eder.
  2. Çin kırsalının 13.000 mil genişliğinde olduğunu söyler.
  3. Çin Seddi'ni toprak ve taştan oluşan, dev ve kıvrımlı bir yaratık olarak sunar.
Cevabı göster

Çin Seddi'ni toprak ve taştan oluşan, dev ve kıvrımlı bir yaratık olarak sunar.

Kalıp ifadeler

winds its way through: kıvrımlı bir rota izlemek

Winds its way through, bir yerin içinden kıvrımlı veya dolaylı bir rota izlemek anlamına gelir. Burada Çin Seddi'nin kırsaldaki güzergâhını anlatır; duvarın canlı bir varlık gibi gerçekten hareket ettiği anlamına gelmez. Yapı özne + wind + iyelik sözcüğü + way + through + yer şeklindedir. Winds tekil özneyle uyumludur ve its, insan olmayan Çin Seddi'ne gönderme yapar. Bu kalıp başka uzun şekilleri veya hareket eden insanları da anlatabilir; ancak iyelik sözcüğü özneye göre değiştirilmelidir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Winds sözcüğündeki ünlüye odaklanın.

  1. The river winds its way through the valley.
  2. The strong winds sweep through the valley.
  3. The river finds its way through the valley.
Cevabı göster

The river winds its way through the valley.

with a history almost as long and serpentine as its structure. Dilbilgisi

0:12

yapısı kadar uzun ve dolambaçlı bir tarihe sahip.

Dilbilgisi

as long and serpentine as: iki sıfatla eşitlik karşılaştırması

As long and serpentine as its structure, as + sıfat(lar) + as kalıbını kullanır. Geçmişi yapıyla karşılaştırır ve ikisinin iki özellik bakımından neredeyse aynı olduğunu söyler: uzun olmaları ve dolambaçlı, karmaşık bir yol izlemeleri. İfadenin hemen önündeki almost, eşitliğin tam değil yaklaşık olduğunu gösterir. Long ve serpentine, tek bir karşılaştırmanın içinde birlikte kullanılan sıfatlardır; bu yüzden ikinci bir as ... as çiftine gerek yoktur. Serpentine sözcüğü gerçek anlamda yılana benzeyen bir biçimi çağrıştırır; burada yılanlardan söz etmek yerine, birçok dönemeç içeren bir geçmişi mecazi olarak anlatır.

Alıştırma

Cümleyi as ... as kalıbıyla tamamlayın: The hiking trail was ____ steep and rocky ____ the old road.

Cevabı göster

as · as

The Great Wall began as multiple walls of rammed earth Notlar

0:16

Çin Seddi, birden fazla sıkıştırılmış toprak duvar olarak başladı

Kalıp ifadeler

began as: ilk biçimi belirtmek

Begin as + isim öbeği, başlangıçta belirli bir biçim, rol veya kimlikle var olmak anlamına gelir. The Great Wall began as multiple walls of rammed earth cümlesinde as'ten sonraki isim öbeği ilk biçimi belirtir ve daha sonra farklı bir şeye dönüştüğünü düşündürür. Buradaki amaç yalnızca inşaatın başladığını söylemek değildir. Bu kalıp başlangıç durumunu belirterek bir değişim öyküsü kurar.

Alıştırma

Cümleyi begin as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ a train station before it became an art gallery.

Cevabı göster

began as

Kelime

rammed earth: yapı malzemesi olarak sıkıştırılmış toprak

Rammed earth, hafif nemli toprağın çoğu zaman bir kalıp içinde katmanlar hâlinde sıkıca bastırılmasıyla duvar yapacak kadar sağlamlaştırılan bir yapı malzemesidir. Bu cümlede rammed, sıkıştırma işlemini anlatır. Birinin sıradan bir zemine şiddetle vurduğu anlamına gelmez. İfade, ilk duvarların bugün birçok kişinin hayal ettiği tuğla veya taştan değil, sıkıştırılmış topraktan yapıldığını açıklar.

Alıştırma

Yapı malzemelerinin tarihini anlatan bir metinde rammed earth ne anlama gelir?

  1. Rüzgârın dağıttığı gevşek toprak
  2. Bir savaş sırasında darbe alan zemin
  3. Duvar yapmak için katmanlar hâlinde sıkıştırılmış toprak
Cevabı göster

Duvar yapmak için katmanlar hâlinde sıkıştırılmış toprak

built by individual feudal states during the Chunqiu period Kültür

0:19

İlkbahar ve Sonbahar Dönemi'nde ayrı feodal devletler tarafından

Kültür

feudal states: birleşme öncesindeki ayrı siyasi oluşumlar

Bu cümlede feudal states, Qin Çin'i birleştirmeden önce bölgesel hükümdarlar tarafından yönetilen ayrı tarihî siyasi oluşumları anlatır. Her siyasi oluşum kendi topraklarını korumak için savunma yapıları inşa edebilirdi. Burada states, modern Amerika Birleşik Devletleri'ndeki eyaletler gibi idari bölgeleri değil, siyasi oluşumları ifade eder. Feudal, bu merkezî olmayan düzeni anlatmak için İngilizce tarih yazımında kullanılan geniş kapsamlı bir etikettir.

Alıştırma

Bir ülkenin birleşmeden önceki tarihini anlatan bir metinde feudal states büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bir binanın farklı durumları
  2. Modern bir federasyondaki idari bölgeler
  3. Yerel hükümdarların yönettiği ayrı tarihî siyasi oluşumlar
Cevabı göster

Yerel hükümdarların yönettiği ayrı tarihî siyasi oluşumlar

to protect against nomadic raiders north of China and each other. Kalıp ifadeler

0:23

Çin'in kuzeyindeki göçebe akıncılara ve birbirlerine karşı korunmak için inşa edildi.

Kalıp ifadeler

protect against: tehdidi belirtmek

Protect against, “bir tehdidin zarar verme olasılığını azaltmak için savunma önlemi almak” anlamına gelir. Against'ten sonra gelen söz veya söz öbeği, karşı konulan tehlikeyi ya da saldırganı belirtir. Burada göçebe akıncılar ve tarafların birbirlerinden gelebilecek saldırıları tehdit olarak görülür. Bu grupların korunduğu söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bir tehlikeye karşı savunmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A seawall can help ____ storm damage.

Cevabı göster

protect against

When Emperor Qin Shi Huang unified the states in 221 BCE, Kültür

0:27

İmparator Çin Şi Huang MÖ 221'de devletleri birleştirdiğinde,

Kültür

İmparator Qin Shi Huang devletleri MÖ 221'de birleştirdi

Bu yan cümle önemli bir dönüm noktasını belirtir: Qin Shi Huang, daha önce ayrı olan devletleri MÖ 221'de tek bir yönetim altında topladı. Daha sonraki eylemlerin neden daha büyük ve birleşik bir ölçekte gerçekleşebildiğini anlamak için gereken zamanı ve olayı verir. BCE, Before the Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve Miladi Çağ'ın başlangıcından önceki tarihleri belirtir. Bu nedenle 221 BCE, Miladi Çağ'dan önceki bir tarihtir; MS 221 değildir.

Alıştırma

Vurgulanan bilgi tarihsel zaman çizelgesinde neyi ortaya koyuyor?

  1. Qin Shi Huang devletleri MÖ 221'de tek bir yönetim altında topladı.
  2. Qin Shi Huang MS 221'de tek bir devleti birkaç devlete böldü.
  3. Birkaç devlet MÖ 221'de Qin Shi Huang'a karşı birleşti.
Cevabı göster

Qin Shi Huang devletleri MÖ 221'de tek bir yönetim altında topladı.

the Tibetan Plateau and Pacific Ocean became natural barriers, Kalıp ifadeler

0:32

Tibet Platosu ve Pasifik Okyanusu doğal engeller haline geldi,

Kalıp ifadeler

natural barriers: hareketi engelleyen doğal coğrafi unsurlar

Natural barriers; dağlar, çöller, nehirler veya okyanuslar gibi hareketi, saldırıyı ya da yayılmayı zorlaştıran doğal coğrafi unsurlardır. Bir barrier, insanlar tarafından yapılmış bir duvar olmak zorunda değildir. Bu cümlede Tibet Platosu ve Pasifik Okyanusu coğrafi savunmalar olarak ele alınıyor. Natural barrier kalıbı bir coğrafi unsurun işlevini anlatır: konumu veya şekli sayesinde engeller, ayırır ya da korur.

Alıştırma

Cümlede natural barriers ne anlama geliyor?

  1. Ziyaretçilerin korunan bir alana girdiği yerler
  2. Hareketi veya saldırıyı zorlaştıran coğrafi unsurlar
  3. İşçilerin doğal malzemelerle yaptığı duvarlar
Cevabı göster

Hareketi veya saldırıyı zorlaştıran coğrafi unsurlar

but the mountains in the north remained vulnerable to Mongol, Turkish, and Xiongnu invasions. Kalıp ifadeler

0:36

ancak kuzeydeki dağlar Moğol, Türk ve Hiung-nu istilalarına karşı savunmasız kaldı.

Kalıp ifadeler

remained vulnerable to: devam eden bir risk

Remained vulnerable to, birinin veya bir şeyin belirli bir kaynaktan gelebilecek zarara, hasara ya da saldırıya açık kalmaya devam ettiği anlamına gelir. Remained riskli durumun sona ermediğini gösterir; to ise tehdidi tanıtır. Bu cümlede kuzeydeki dağların istilacıların yararlanabileceği zayıf noktaları hâlâ vardı. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp remain vulnerable to + tehdit şeklindedir; tehdit bir istila, hastalık, sel, hata veya siber saldırı olabilir.

Alıştırma

remain fiilinin geçmiş zamanını ve vulnerable to ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Even after the security update, the old network ____ cyberattacks.

Cevabı göster

remained vulnerable to

To defend against them, Dilbilgisi

0:42

Onlara karşı savunma yapmak için

Dilbilgisi

To defend against: amaç bildiren mastar öbeği

To defend against them, ana cümleden önce yer alan ve amaç bildiren bir mastar öbeğidir. İmparatorun sonraki eylemleri neden yaptığını açıklar ve in order to defend against them olarak anlaşılabilir. Buradaki to hareket yönünü değil, amacı gösterir. Defend against bir saldırıya ya da tehdide karşı korunmak veya direnmek demektir; them ise daha önce sözü edilen istilacıları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ cyberattacks, the company updated all its passwords.

Cevabı göster

To defend against

the emperor expanded the small walls built by his predecessors,

0:43

imparator, öncülleri tarafından inşa edilen küçük duvarları genişletti,

connecting some and fortifying others. Dilbilgisi

0:47

bazılarını birleştirdi ve diğerlerini güçlendirdi.

Dilbilgisi

connecting some and fortifying others: -ing ile süreç ayrıntıları eklemek

Connecting some and fortifying others, virgülden sonra gelen bir -ing ortaç öbeğidir. İmparatorun genişletme çalışmasının parçası olarak yapılan eylemleri ekler; connecting ve fortifying yeni bir cümle başlatmaz ve o cümlenin geçmiş zamandaki ana fiilleri değildir. Some ve others sözcüklerinin ikisi de small walls yerine geçer, ancak farklı grupları belirtir: bazı duvar bölümleri birbirine bağlanmış, diğerleri ise güçlendirilmiştir. some ... others kalıbı ismin tekrarını önler.

Alıştırma

Vurgulanan -ing öbeği cümlede ne yapar?

  1. Kendi ana fiili olan ikinci bir bağımsız cümle oluşturur.
  2. Genişletmenin parçası olarak yapılan eylemler hakkında ayrıntı ekler.
  3. Duvarların kendilerini bağlayıp güçlendirdiğini söyler.
Cevabı göster

Genişletmenin parçası olarak yapılan eylemler hakkında ayrıntı ekler.

As the structures grew from Lintao in the west Kalıp ifadeler

0:50

Yapılar batıda Lintao'dan

to Liaodong in the east,

0:53

doğuda Liaodong'a kadar büyüdükçe,

Kalıp ifadeler

from Lintao ... to Liaodong ...: iki uç noktayı belirtmek

from A to B kalıbı, bir aralığın iki uç noktasını gösterir. Burada from Lintao'yu, to ise Liaodong'u tanıtır ve yapıların ne kadar uzağa yayıldığını gösterir. in the west ve in the east ifadeleri bu uç noktaların yönlerini açıklar: Lintao batıdaki, Liaodong ise doğudaki uç noktadır. Bu ifadeler yeni uç noktalar eklemez.

Alıştırma

İki uç noktayı göstermek için cümleyi from ... to ... ile tamamlayın: The trail runs ____ the lake in the north ____ the village in the south.

Cevabı göster

from · to

they collectively became known as the Long Wall. Kalıp ifadeler

0:55

hep birlikte Uzun Duvar olarak bilinir hale geldiler.

Kalıp ifadeler

became known as: sonradan yerleşen bir ad

became known as, bir adın veya kamuya açık kimliğin sonradan kullanılmaya başladığını gösterir. Bu cümlede yapılar bir bütün olarak daha sonra the Long Wall adını almıştır. Kalıp become known as + ad, unvan veya kimlik şeklindedir. Known as, insanların birine ya da bir şeye ne dediğini veya onu ne olarak gördüğünü belirtir; yalnızca bir gerçeği bilmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Zamanla oluşan bir kamuya açık adı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The neighborhood later ____ Little Italy.

Cevabı göster

became known as

To accomplish this task,

0:59

Bu görevi başarmak için,

the emperor enlisted soldiers and commoners, Kelime

1:00

imparator askerleri ve halktan insanları askere aldı,

not always voluntarily. Ton ve niyet

1:03

ancak bu her zaman gönüllü değildi.

Kelime

enlisted soldiers and commoners: insanları bir göreve katmak

Burada enlisted geçişli bir fiildir: imparator askerleri ve halktan insanları büyük ve düzenli bir göreve kattı. Yalnızca adlarını bir listeye yazmak değil, insanları göreve almak veya seferber etmek anlamına gelir. Enlist askerî, hükûmete ait veya örgütlü kampanya bağlamlarında sık görülür. Ardından gelen not always voluntarily ifadesi, bu durumda en azından bazı kişilerin katılmayı özgürce seçmediğini gösterir.

Alıştırma

“The governor enlisted hundreds of residents to help with the emergency.” cümlesinde enlisted ne anlama gelir?

  1. yardım etmeleri için insanları göreve aldı veya seferber etti
  2. bölge sakinlerinin adlarını bir listeye yazdı
  3. her bölge sakinine düzenli maaş ödedi
Cevabı göster

yardım etmeleri için insanları göreve aldı veya seferber etti

Ton ve niyet

not always voluntarily: zorlamaya yönelik ölçülü bir ima

Not always voluntarily, kelime anlamıyla katılımın her durumda gönüllü olmadığını söyler. Bu cümlede enlisted fiilini niteler ve en azından bazı askerlerle halktan kişilerin özgürce seçim yapmadan katıldığını ima eder. Bu, ölçülü bir anlatımdır: doğrudan zorlandıklarını söylemez, ancak dinleyiciyi baskı veya zorlama düşüncesine yöneltir. Kaç kişinin isteksiz olduğunu belirtmediği için kesin bir oran çıkarılmamalıdır.

Alıştırma

Anlatıcı not always voluntarily ifadesiyle büyük olasılıkla neyi ima ediyor?

  1. Herkes gönüllü oldu, ancak farklı zamanlarda katıldı.
  2. En azından bazı kişiler özgürce seçmeden katıldı.
  3. Hiç kimse katılmadı.
Cevabı göster

En azından bazı kişiler özgürce seçmeden katıldı.

Of the hundreds of thousands of builders Dilbilgisi

1:05

Çin Hanedanı döneminde kaydedilen

Dilbilgisi

Of the hundreds of thousands of: bölümlerini açıklamadan önce grubu belirlemek

Of the hundreds of thousands of builders, “yüz binlerce inşaat işçisinin arasında” anlamına gelen ve cümlenin başında kullanılan bir ilgeç öbeğidir. Önce bütün grubu belirler; ardından ana cümle bu grubun içindeki many, some, most veya başka bir bölümün kim olduğunu ya da ne yaptığını açıklar. Buradaki Of, sahiplik değil, “o grubun içinde” anlamını taşır. Başlangıçtaki bu öbek tek başına tam bir cümle değildir; ardından gelen bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bütün grubu tanıtmak için Of ve belirli tanımlığı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ eighty teams in the tournament, twelve reached the final round.

Cevabı göster

Of the

recorded during the Qin Dynasty,

1:07

yüz binlerce inşaatçının

many were forcibly conscripted peasants, Kelime

1:10

birçoğu zorla askere alınan köylülerdi

Kelime

forcibly conscripted: zorla hizmete alınmış

Forcibly conscripted, bir kişinin gerçek bir seçeneği olmadan bir otorite tarafından hizmet etmeye zorlandığını anlatır. Conscripted zaten zorunlu olarak askere ya da göreve alınmayı ifade eder; forcibly ise baskıyı özellikle belirginleştirir. Bu cümlede forcibly conscripted bir bütün olarak peasants sözcüğünü niteler: inşaat işçilerinin çoğu yalnızca işe alınmış veya davet edilmiş kişiler değil, çalışmaya zorlanan köylülerdi.

Alıştırma

Hangi cümle köylülerin seçeneği olmadığını ve bir otorite tarafından çalışma birliklerine katılmaya zorlandıklarını açıkça belirtir?

  1. The villagers were hired to work in the labor units.
  2. The villagers volunteered to join the labor units.
  3. The villagers were forcibly conscripted into labor units.
Cevabı göster

The villagers were forcibly conscripted into labor units.

and others were criminals serving out sentences. Kalıp ifadeler

1:12

ve diğerleri de cezalarını çeken suçlulardı.

Kalıp ifadeler

serving out sentences: hapis cezalarını tamamlamak

Burada serving out sentences, mahkemenin verdiği hapis cezalarını cezaevinde geçirmek anlamına gelir. serve burada “hizmet sunmak” değil, “cezasını çekmek”; sentences ise kelime gruplarından oluşan “cümleler” değil, “yasal cezalar veya hapis süreleri” demektir. out, zorunlu sürenin sonuna kadar devam etme anlamını ekler. Eylem sürmekte olduğu için suçlular hâlâ cezalarını çekmektedir; ifade, cezalarını çoktan tamamladıklarını söylemez.

Alıştırma

Tüm hapis cezasını tamamlaması gerektiğini söylemek için bu nottaki ifadeyi kullanın: He must ____ before he can be released.

Cevabı göster

serve out his sentence

Under the Han Dynasty,

1:15

Han Hanedanı döneminde

the wall grew longer still, Dilbilgisi

1:16

duvar daha da uzadı,

Dilbilgisi

grew longer still: karşılaştırma + still

grew longer still ifadesinde grew, “hâline geldi” anlamına gelen bir bağ fiildir; longer ise long sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. still karşılaştırma biçiminden sonra gelir ve dereceyi güçlendirir: duvar önceki uzunluğunu aşarak daha da uzadı. Bu karşılaştırma + still yapısı, derecede ek bir artış belirtir. Burada still “hareketsiz” anlamına gelmez.

Alıştırma

still karşılaştırmayı güçlendirecek şekilde cümleyi tek sözcükle tamamlayın: After another delay, the wait grew longer ____.

Cevabı göster

still

reaching 3,700 miles and spanning from Dunhuang to the Bohai Sea. Kalıp ifadeler

1:18

3.700 mile ulaştı ve Dunhuang'dan Bohai Denizi'ne kadar uzandı.

Kalıp ifadeler

spanning from Dunhuang to the Bohai Sea: Dunhuang'dan Bohai Denizi'ne uzanmak

Bu cümlede spanning from A to B, iki uç nokta arasındaki alanın tamamı boyunca uzanmak anlamına gelir. -ing yapısı, duvarın 3.700 millik uzunluğuna ilişkin bilgiye coğrafi kapsamını ekler: bir uçta Dunhuang, diğer uçta Bohai Denizi vardır. span from A to B kalıbı bir yerin, zaman döneminin veya konu yelpazesinin kapsamını anlatabilir. A’dan B’ye hareket etmeyi değil, kapsanan alanı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi span from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum's timeline ____ 1900 to the present.

Cevabı göster

spans from

Forced labor continued under the Han emperor Han-Wudi, Kelime

1:25

Zorunlu çalıştırma Han imparatoru Han-Wudi döneminde de devam etti

Kelime

Forced labor: zorla çalıştırma

Forced labor, insanların özgürce seçmeden veya onay vermeden yapmaya zorlandıkları iş anlamına gelir. Bu cümlede forced, labor sözcüğünü niteler ve asıl noktanın çalışanların seçim hakkının olmaması olduğunu gösterir. Bu terim, yalnızca işin zor olduğunu söylemekten çok daha ağırdır. İnsanlara zarar veren bir uygulamayı adlandırır ve tarih, hukuk, haber ve insan hakları bağlamlarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi özgür rıza olmadan dayatılan çalışma için kullanılan yerleşik terimle tamamlayın: The workers were threatened and not allowed to leave. The case involved ____.

Cevabı göster

forced labor

and the wall's reputation grew into a notorious place of suffering. Kalıp ifadeler

1:28

ve duvarın ünü kötü şöhretli bir acı yerine dönüştü.

Kalıp ifadeler

grew into a notorious place of suffering: zamanla acılarla anılan kötü şöhretli bir yere dönüşmek

Grow into + isim öbeği, yeni bir duruma veya kimliğe doğru aşamalı bir gelişimi anlatır. Bu cümlede duvarın zamanla acıyla güçlü biçimde ilişkilendirilen bir yer olarak görülmeye başladığı anlamına gelir. Notorious, kötü bir nedenle ünlü olmak demektir. Yalnızca yaygın olarak bilinme gibi tarafsız bir anlam değil, açıkça olumsuz bir değerlendirme taşır.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “zamanla gelişip ... hâline geldi” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Over time, the website ____ a notorious source of scams.

Cevabı göster

grew into

Poems and legends of the time

1:33

O dönemin şiirleri ve efsaneleri

told of laborers buried in nearby mass graves Kelime

1:35

yakınlardaki toplu mezarlara

or even within the wall itself.

1:38

hatta duvarın içine gömülen işçilerden bahseder.

Kelime

told of: anlatmak veya söz etmek

Tell of + isim öbeği; bir kişiyi, olayı veya durumu betimlemek, anlatmak ya da ondan söz etmek anlamına gelir. Burada anlatıcılar şiirler ve efsanelerdir; işçiler ve onların gömülmesi ise anlatılan içeriktir. Bu kalıp, bilgiyi alan kişiye değil, neyin anlatıldığına odaklanır. Cümleye çoğunlukla yazılı veya öyküleyici bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “anlattı veya söz etti” anlamına gelen iki sözcüklü anlatı ifadesiyle tamamlayın: The old ballad ____ a sailor who never returned.

Cevabı göster

told of

Kelime

mass graves: toplu mezarlar

Mass grave, çok sayıda bedenin çoğunlukla aynı çukura veya ortak bir gömü alanına birlikte gömüldüğü yerdir. Çoğul biçim olan mass graves, bu tür birden fazla yeri belirtir. Bu cümlede şiirler ve efsaneler, işçilerin yakındaki toplu mezarlara gömüldüğünü iddia ediyor. Buradaki mass, “çok sayıda kişiyi içeren” anlamındadır; ağırlığı veya fizikteki kütleyi anlatmaz.

Alıştırma

Bir tarih veya arkeoloji raporunda mass graves ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. mezarların ne kadar ağır olduğuna ilişkin ölçümler
  2. çok sayıda bedenin birlikte gömüldüğü yerler
  3. yalnızca ayrı aile mezarlarının bulunduğu büyük mezarlıklar
Cevabı göster

çok sayıda bedenin birlikte gömüldüğü yerler

And while no human remains have been found inside, Dilbilgisi

1:40

İçeride hiç insan kalıntısı bulunmamış olsa da,

Dilbilgisi

while no human remains have been found inside: karşıtlık bildiren while

Burada while, during the time that yani “-dığı sırada” anlamında değil, although yani “-mesine rağmen” anlamındadır. Bir karşıtlık ilişkisi kurar: yazar, içeride insan kalıntısı bulunmadığını önce kabul eder ve ardından bununla karşıtlık oluşturan ana düşünceyi verir. Virgül, cümle başındaki while yan cümlesinin bittiği yeri gösterir. while A, B kalıbını tamamlamak için ardından bir ana cümle gelmelidir. Bilgilendirici metinlerde bu yapı, kanıtların hâlâ neyi desteklediğini söylemeden önce bir sınırlamayı kabul ederek dikkatli bir anlatım sağlar.

Alıştırma

“While the plan is not perfect, it is a good place to start.” cümlesinde while ne yapar?

  1. Planın neden iyi bir başlangıç noktası olduğunu açıklar.
  2. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini belirtir.
  3. Karşıt bir ana düşünceden önce bir sınırlama sunar.
Cevabı göster

Karşıt bir ana düşünceden önce bir sınırlama sunar.

grave pits do indicate that many workers died Dilbilgisi

1:43

mezar çukurları gerçekten de birçok işçinin

from accidents, hunger, and exhaustion.

1:45

kazalar, açlık ve bitkinlikten öldüğünü gösteriyor.

Dilbilgisi

do indicate: olumlu cümlede vurgulu do

Bu olumlu cümlede do, indicate fiilini güçlendirir: mezar çukurları gerçekten kanıt sunmaktadır. Buradaki do, yapmak anlamındaki ana fiil değil, yardımcı fiildir. Bu vurgu kalıbı, ifadenin kesinlikle doğru olduğunu gösterir ve çoğu zaman bir şüpheye karşılık verirken veya görünürdeki bir karşıtlığı vurgularken kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi prove fiilinin vurgulu do biçimiyle tamamlayın: The photographs ____ that the package arrived damaged.

Cevabı göster

do prove

The wall was formidable, Anlatım akışı

1:49

Duvar heybetliydi

but not invincible.

1:51

ama yenilmez değildi.

Anlatım akışı

was formidable, but not invincible: gücün ardından gelen sınır

Formidable, duvarın çok güçlü ve aşılması zor olduğunu anlatır. But not invincible ise hemen bir sınır ekler: duvar yine de yenilebilir veya aşılabilirdi. Cümle, düşünceyi iki adımda düzenler. Önce gerçek bir gücü kabul eder, ardından but not kullanarak mutlak bir iddiayı reddeder. Bu kalıp, okuyucuyu daha sonra gelecek bir istisnaya veya karşı örneğe hazırlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı iki adımlı düzeni kullanıyor: önce güçlü bir yanı kabul edip sonra onun sınırını gösteriyor?

  1. The goalkeeper was talented, so the team could never lose.
  2. The goalkeeper was inexperienced and easy to beat.
  3. The goalkeeper was talented, but not unbeatable.
Cevabı göster

The goalkeeper was talented, but not unbeatable.

Both Genghis and his son Kublai Khan

1:53

Hem Cengiz Han hem de oğlu Kubilay Han

managed to surmount the wall Kalıp ifadeler

1:55

13. yüzyıldaki Moğol istilası sırasında

during the Mongol invasion of the 13th century.

1:56

duvarı aşmayı başardılar.

Kalıp ifadeler

managed to surmount: zorluğa rağmen aşmayı başarmak

Manage to + fiilin yalın hâli, zor olan veya sonucu belirsiz bir işi başarmak demektir. Burada managed to surmount, iki liderin engel oluşturan duvarı aşmayı başardığını anlatır. Surmount, bir engeli aşmak veya engelin üstesinden gelmek için kullanılan resmî bir fiildir. Engel bu cümledeki gibi fiziksel ya da teknik bir sorun gibi soyut olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “üstesinden gelmeyi başardı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After several attempts, Maya finally ____ the last obstacle.

Cevabı göster

managed to surmount

After the Ming Dynasty gained control in 1368, Kalıp ifadeler

1:59

Ming Hanedanı 1368'de kontrolü ele geçirdikten sonra,

Kalıp ifadeler

gained control: kontrolü ele geçirmek

Gain control, yönetme, idare etme veya emir verme gücünü elde etmek demektir. Bu tarihî yan cümlede gained control, Ming Hanedanı'nın 1368'de siyasi gücü eline aldığını anlatır. Kontrol edilen şey açıkça söylendiğinde yaygın yapı gain control of + isim biçimindedir; örneğin gain control of the capital. Buradaki gibi nesne kullanılmadığında, bölge ya da durum zaten anlaşılıyorsa gain control tek başına kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir proje üzerinde yetki kazanmayı anlatmak için gain control ifadesini doğru kullanır?

  1. The new director gained control the project.
  2. The new director gained a control of the project.
  3. The new director gained control of the project.
Cevabı göster

The new director gained control of the project.

they began to refortify and further consolidate the wall, Kelime

2:03

yerel fırınlardan tuğla ve taş kullanarak

Kelime

refortify and further consolidate: yeniden tahkim edip daha da sağlamlaştırmak

Refortify, bir yeri veya yapıyı savunma amacıyla yeniden güçlendirmek demektir. Further consolidate ise onu eskisinden daha istikrarlı, güvenli veya sağlam hâle getirmek anlamına gelir. İki fiil de the wall nesnesini paylaşır. Birlikte, savunmanın yeniden güçlendirilmesini ve genel sağlamlığın bir adım daha artırılmasını anlatırlar. Burada consolidate yalnızca “birleştirmek” değil, “sağlamlaştırmak veya güvence altına almak” demektir.

Alıştırma

Bu cümledeki refortify and further consolidate ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. savunmayı yeniden güçlendirmek ve genel konumu daha güvenli hâle getirmek
  2. duvarın sağlamlığını değiştirmeden yalnızca adını yenilemek
  3. savunmayı kaldırmak ve yapıyı daha küçük parçalara ayırmak
Cevabı göster

savunmayı yeniden güçlendirmek ve genel konumu daha güvenli hâle getirmek

using bricks and stones from local kilns.

2:07

duvarı yeniden tahkim etmeye ve daha da sağlamlaştırmaya başladılar.

Averaging 23 feet high and 21 feet wide, Dilbilgisi

2:10

Ortalama 23 fit yüksekliğinde ve 21 fit genişliğindeki

Dilbilgisi

Averaging 23 feet high and 21 feet wide: ortalama ölçüleri veren bir başlangıç öbeği

Averaging 23 feet high and 21 feet wide, cümle başında kullanılan bir present participle öbeğidir. Ardından gelen ana cümlenin öznesi olan the wall ifadesinin ortalama ölçülerini verir; averaging burada ana fiil değildir. Bu öbek sonraki cümleye bağlı olduğu için tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Ana cümlenin öznesi, mantıken bu ortalama ölçülere sahip olan şey olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki Averaging öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. Averaging twelve pages each, the review took two hours.
  2. Averaging twelve pages each, the editor reviewed the reports.
  3. Averaging twelve pages each, the reports are easy to review.
Cevabı göster

Averaging twelve pages each, the reports are easy to review.

the wall's 5,500 miles were punctuated by watchtowers. Kelime

2:13

duvarın 5.500 millik kısmı gözetleme kuleleriyle donatılmıştı.

Kelime

were punctuated by watchtowers: aralıklarla görülen unsurlar

were punctuated by watchtowers ifadesinde punctuated mecazi anlamda kullanılmıştır. Gözetleme kulelerinin duvar boyunca belirgin noktalar hâlinde aralıklarla görüldüğünü anlatır; duvara gerçekten noktalama işaretleri eklendiği anlamına gelmez. be punctuated by kalıbı uzun bir alanı, zaman dilimini, konuşmayı veya yazıyı kesintisiz bir bütün olarak sunar ve bu bütünün içinde bazı unsurların tekrar tekrar belirginleştiğini gösterir. Yalnızca bu unsurların var olduğunu söylemekten daha canlı bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

Küçük köylerin aralıklarla görüldüğünü anlatmak için cümleyi ders ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The long coastline ____ small fishing villages.

Cevabı göster

was punctuated by

When raiders were sighted, Dilbilgisi

2:18

Akıncılar görüldüğünde,

Dilbilgisi

When raiders were sighted: tetikleyici olayı sunan edilgen yan cümle

When raiders were sighted ifadesinde were sighted, sight fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimidir ve «görüldüler» ya da «fark edildiler» anlamına gelir. Edilgen yapı gözlemciyi belirtmez; akıncıları ve onların fark edilmesini öne çıkarır. When, ana cümledeki eylemi başlatan olayı veya eylemin ne zaman gerçekleştiğini bildirir. Kimin fark ettiğinden çok ne olduğunun önemli olduğu raporlarda ve süreç anlatımlarında bu tür edilgen anlatım kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi sight fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: When the missing boat ____, the rescue team changed course.

Cevabı göster

was sighted

fire and smoke signals traveled between towers

2:20

kuleler arasında ateş ve duman sinyalleri dolaşırdı,

until reinforcements arrived.

2:23

ta ki takviye kuvvetler gelene kadar.

Small openings along the wall

2:25

Duvar boyunca uzanan küçük açıklıklar

let archers fire on invaders, Dilbilgisi

2:27

okçuların istilacılara ateş etmesini sağlarken,

Dilbilgisi

let archers fire: let + nesne + fiilin yalın hâli

Bu cümlede let, let + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler: let archers fire. archers nesnesi fire eylemini yapan kişileri gösterir ve fire önüne to almaz. Burada let, izin vermekten çok “mümkün kılmak” anlamındadır. Açıklıklar birer nesnedir; tasarımları okçuların ateş etmesini mümkün kılar. fire on someone, o kişiye veya gruba ateş etmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için let ve enter sözcüklerini doğru biçimlerde kullanın: The side gate ____ delivery drivers ____ the courtyard.

Cevabı göster

lets · enter

while larger ones were used to drop stones and more. Dilbilgisi

2:29

daha büyük olanlar taş ve benzeri şeyler atmak için kullanılırdı.

Dilbilgisi

while larger ones were used to drop: while ile karşıtlık

Burada while, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır. Farklı açıklıklarla ilgili iki bilgiyi bağlar: küçük açıklıkların bir işlevi varken büyük açıklıkların başka bir işlevi vardı. Bir zaman aralığı anlatmaz. ones sözcüğü openings yerine kullanılır; dolayısıyla larger ones, larger openings anlamına gelir. Böylece isim tekrarlanmadan karşılaştırmanın iki tarafı paralel tutulur.

Alıştırma

Örnekte while hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Büyük açıklıkların amacıyla küçük açıklıkların amacını karşılaştırır.
  2. İki eylemin tam olarak aynı zamanda gerçekleştiğini söyler.
  3. Küçük açıklıkların neden yapıldığını açıklar.
Cevabı göster

Büyük açıklıkların amacıyla küçük açıklıkların amacını karşılaştırır.

But even this new and improved wall was not enough. Anlatım akışı

2:33

Ancak bu yeni ve geliştirilmiş duvar bile yeterli değildi.

Anlatım akışı

Ama bu yeni ve geliştirilmiş duvar bile yeterli değildi

But, önceki iyileştirmeden beklenmedik bir sınıra geçişi gösterir. Even sonucu şaşırtıcı hâle getirir: Duvar yeni ve geliştirilmişti ama yine de gerekli amaca ulaşamadı. But even X was not enough kalıbında anlatıcı önce güçlü görünen bir önlem ya da avantajı belirtir, ardından bunun sonraki sonucu engelleyemediğini gösterir. Burada not enough, yalnızca kalitesiz olmak değil, söz konusu amaç için yetersiz kalmak demektir.

Alıştırma

Bu cümle hikâyede temel olarak neyin işaretini verir?

  1. Duvar eski olduğu ve hiç geliştirilmediği için kalitesiz sayılıyordu.
  2. Geliştirilmiş duvar tehlikeyi tamamen ortadan kaldırdı.
  3. Duvar geliştirilmişti ama yine de gerekli hedefe ulaşamadı.
Cevabı göster

Duvar geliştirilmişti ama yine de gerekli hedefe ulaşamadı.

In 1644,

2:36

1644'te,

northern Manchu clans overthrew the Ming Kültür

2:38

kuzeyli Mançu klanları Ming'i devirerek

to establish the Qing Dynasty,

2:41

Qing Hanedanını kurdular

Kültür

Qing Hanedanı’nı kurmak için Ming Hanedanı’nı devirdi

Bu cümle, iktidardaki hanedanın değişimini birbirine bağlı iki eylemle özetler. Overthrew the Ming, Ming Hanedanı’nın iktidardan uzaklaştırıldığı anlamına gelir. to establish the Qing Dynasty içindeki to mastarı, bu eylemi Qing yönetiminin yükselişine bağlar ve bu özette onu amaç olarak sunar. Mançular, liderleri Qing Hanedanı’nı kuran halktı. Burada Ming ve Qing, Çin hanedanlarının özel adlarıdır; sıradan niteleyici sözcükler değildir.

Alıştırma

overthrew the Ming to establish the Qing Dynasty hangi tarihî değişimi anlatır?

  1. Ming ve Qing hanedanları yönetim değişikliği olmadan iktidarı paylaştı.
  2. Ming Hanedanı bir duvarı onarıp ona Qing adını verdi.
  3. Ming Hanedanı iktidardan uzaklaştırıldı ve Qing Hanedanı kuruldu.
Cevabı göster

Ming Hanedanı iktidardan uzaklaştırıldı ve Qing Hanedanı kuruldu.

incorporating Mongolia as well. Dilbilgisi

2:43

ve Moğolistan'ı da topraklarına kattılar.

Dilbilgisi

incorporating Mongolia as well: paralel bir sonuç eklemek

Burada incorporating Mongolia as well, hemen önce anlatılan eyleme ait başka bir sonucu ekleyen -ing’li bir ortaç yan cümlesidir. “and it also incorporated Mongolia” ile aynı fikri verir; ancak bu bilgiyi yeni bir ana cümle olarak değil, ek bilgi olarak sunar. Incorporate, bir yer veya grubu daha büyük bir siyasi bütünün içine katmak demektir. As well “ayrıca” veya “da” anlamına gelir ve Moğolistan’ın bu sonuca eklenen başka bir parça olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle başka bir sonuç eklemek için incorporating ... as well yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Incorporating a children's gallery as well, the east wing renovated the museum.
  2. The museum renovated the east wing, incorporated a children's gallery as well.
  3. The museum renovated the east wing, incorporating a children's gallery as well.
Cevabı göster

The museum renovated the east wing, incorporating a children's gallery as well.

Thus, for the second time, Anlatım akışı

2:45

Böylece, Çin ikinci kez,

China was ruled by the very people Dilbilgisi

2:47

duvarın dışarıda tutmaya çalıştığı

Anlatım akışı

for the second time: tekrarlanan bir örüntüyü belirtmek

For the second time, dinleyiciye bunun aynı türdeki olayın ikinci gerçekleşmesi olduğunu bildirir. Bu anlatıda önceki benzer bir duruma geri gönderme yapar ve şimdiki olayı onun tekrarı olarak gösterir. Thus sözcüğünden sonra gelmesi, düşünce akışını da düzenler: konuşmacı yalnızca bağımsız bir sayı vermek yerine bir sonuca varır ve tekrarlanan tarihsel bir örüntüyü vurgular.

Alıştırma

Bu tarih cümlesinde for the second time ne işe yarar?

  1. Tamamen ilgisiz bir olayı tanıtır.
  2. Olayın iki zaman birimi sürdüğünü söyler.
  3. Şimdiki olayı daha önceki benzer bir olaya bağlar.
Cevabı göster

Şimdiki olayı daha önceki benzer bir olaya bağlar.

the wall had tried to keep out. Öbek fiiller

2:49

insanlar tarafından yönetilir hale geldi.

Dilbilgisi

the very people: very, tam da o insanlar demektir

the very people ifadesinde very, “yüksek derecede” anlamına gelmez. the sözcüğünden sonra ve isimden önce kullanıldığında “tam olarak o kişi veya o insanlar” demektir ve kimin kastedildiğini güçlü biçimde belirtir. Burada bir tersine dönüş vurgulanır: surların dışarıda tutması amaçlanan insanlar daha sonra Çin’i yönetmiştir. Başka durumlarda da kullanılabilen the very + isim kalıbı, önemli, şaşırtıcı veya ironik bir tam eşleşmeyi vurgular.

Alıştırma

“the very people the wall had tried to keep out” ifadesinde very ne anlama gelir?

  1. son derece iyi insanlar
  2. tam da o insanlar
  3. başka bir insan grubu
Cevabı göster

tam da o insanlar

Öbek fiiller

keep out: birinin veya bir şeyin girmesini engellemek

Keep out, “birinin veya bir şeyin içeri girmesini engellemek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Cümlede anlamca var olan nesne the very people ifadesidir: sur, o insanları dışarıda tutmaya çalışmıştı. Out parçacığı sınıra göre yönü gösterir. Yaygın kalıp keep + kişi/şey + out şeklindedir; keep visitors out of the room örneğindeki gibi of ile bir yer de eklenebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Thick curtains help ____ street noise.

Cevabı göster

keep out

With the empire's borders now extending beyond the Great Wall, Dilbilgisi

2:51

İmparatorluğun sınırlarının artık Çin Seddi'nin ötesine uzanmasıyla,

Dilbilgisi

With the empire's borders now extending...: with öbeğiyle arka plan verme

Bu, with + isim öbeği + şimdiki zaman ortacı yapısıdır. The empire's borders isim öbeğidir; extending ise bu sınırların ne yaptığını anlatır. Now, bunun geçmişten farklı, yeni bir durum olduğunu gösterir. Burada with, birlikte anlamına gelmez. Sınırların Çin Seddi'nin ötesine uzanmasını ana cümlenin arka planı olarak sunar: sınırlar Seddi aşınca savunma yapıları eski işlevlerini artık yerine getirmemiştir. Bu yapı bir koşulu, durumu veya nedeni kısa ve yoğun biçimde ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan vermek için with + isim + şimdiki zaman ortacı yapısını doğru kullanıyor?

  1. With the river rose quickly, the town prepared for flooding.
  2. With the river rising quickly, the town prepared for flooding.
  3. With rising the river quickly, the town prepared for flooding.
Cevabı göster

With the river rising quickly, the town prepared for flooding.

the fortifications lost their purpose. Kalıp ifadeler

2:54

tahkimatlar amacını yitirdi.

Kalıp ifadeler

lost their purpose: asıl işlevini artık yerine getirmemek

Lost their purpose, başlangıçta yerine getirmeleri amaçlanan işlevi artık yerine getirmedikleri anlamına gelir. Their, the fortifications ifadesine gönderme yapar; purpose ise bu yapıların pratik işlevini veya orada bulunma nedenini anlatır. lose one's purpose kalıbı, değişen koşullar eski işlevi gereksiz hâle getirdiğinde bir nesneyi, kuralı, sistemi veya kurumu anlatabilir. Söz konusu şeyin kaybolduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi lose its purpose ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After ticket sales moved online, the old ticket window ____.

Cevabı göster

lost its purpose

And without regular reinforcement,

2:57

Düzenli güçlendirme yapılmadığı için

the wall fell into disrepair. Kalıp ifadeler

2:59

duvar harabeye döndü.

Kalıp ifadeler

fell into disrepair: ihmal nedeniyle zamanla harap olmak

fell into disrepair, bir şeyin bakımı yapılmadığı için zamanla hasar görüp kötü duruma gelmesi demektir. Buradaki fell into fiziksel olarak bir yere düşmeyi değil, kötü bir duruma geçişi anlatır. fall into + durum yapısı, bir duruma girmeyi anlatabilir. Bu kalıplaşmış ifadede disrepair, ihmal edilmiş ve bakımsız durumu belirtir; fell ise değişimin geçmişte gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

İhmal nedeniyle zamanla kötü duruma gelmek anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: After years without maintenance, the library fell into ____.

Cevabı göster

disrepair

Rammed earth eroded,

3:01

Sıkıştırılmış toprak aşındı,

while brick and stone were plundered for building materials. Kelime

3:03

tuğla ve taş ise inşaat malzemesi olarak yağmalandı.

Kelime

plundered for building materials: inşaat için haksız yere alınmış

were plundered yapısında edilgen çatı, brick and stone ögelerini eylemden etkilenen şeyler olarak gösterir; onları alan kişiler belirtilmez. Plundered, çoğu zaman güç kullanarak veya kargaşa sırasında haksız ya da yasa dışı biçimde alınmış demektir ve bu nedenle güçlü bir sömürü ve zarar anlamı taşır. for building materials, kaldırma eyleminin amacını belirtir: tuğla ve taşlar inşaatta kullanılmak üzere alınmıştır. Burada for, yüzünden değil, olarak kullanılmak üzere anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle insanların taşları haksız yere ele geçirip inşaatta kullanmayı amaçladığını belirtir?

  1. The stones were salvaged for building materials.
  2. The stones were plundered for building materials.
  3. The stones were purchased for building materials.
Cevabı göster

The stones were plundered for building materials.

But its job wasn't finished. Deyimler

3:06

Ancak işi bitmemişti.

Deyimler

its job wasn't finished: İşlev anlamındaki job

Burada its, Çin Seddi'ni ifade eder. Seddin rolüne job denmesi onu kişileştirir: job, ücretli bir meslek değil, işlev veya görev anlamındadır. Wasn't finished ifadesi, seddin tarihsel yararının sona ermediğini belirtir. But, asıl rolünün bittiğini söyleyen önceki düşünceden hâlâ yerine getireceği başka bir rol olduğu düşüncesine geçiş yapar.

Alıştırma

Bu cümlede “its job wasn't finished” ne anlama gelir?

  1. Çin Seddi'nin hâlâ yerine getireceği bir işlev vardı.
  2. Çin Seddi ücretli bir işi tamamlamamıştı.
  3. Çin Seddi'nin inşası hâlâ tamamlanmamıştı.
Cevabı göster

Çin Seddi'nin hâlâ yerine getireceği bir işlev vardı.

During World War II,

3:08

II. Dünya Savaşı sırasında,

China used sections for defense against Japanese invasion, Kültür

3:09

Çin bazı bölümleri Japon işgaline karşı savunma amacıyla kullandı

Kültür

for defense against Japanese invasion: Amaç ve tarihsel bağlam

for defense against Japanese invasion edat öbeği, bu bölümlerin neden kullanıldığını belirtir. Defense against X, X'e karşı koymayı amaçlayan koruma veya askerî eylem anlamına gelir. Burada Japanese invasion, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın Çin'e yönelik askerî istilasını ifade eder. Belirli bir tarihsel tehdidi adlandırır ve seddin bazı bölümlerinin yirminci yüzyılda neden hâlâ askerî değere sahip olduğunu açıklar.

Alıştırma

Burada “for defense against Japanese invasion” neyi anlatır?

  1. Japonya'dan gelen ziyaretçiler için tasarlanmış bir turizm projesi.
  2. İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın Çin'i istilasına karşı koymayı amaçlayan askerî kullanım.
  3. Çin ile Japonya arasında bir kültürel değişim programı.
Cevabı göster

İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın Çin'i istilasına karşı koymayı amaçlayan askerî kullanım.

and some parts are still rumored to be used for military training. Dilbilgisi

3:13

ve bazı kısımların hâlâ askeri eğitim için kullanıldığı söyleniyor.

Dilbilgisi

are still rumored to be used: doğrulanmamış bilgiyi temkinli aktarmak

Edilgen aktarım yapısı be rumored to + fiil, bilgiyi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, söylenti olarak sunar. Burada some parts söylentide anlatılan öznedir; to be used for military training ise iddianın içeriğini verir. Still en doğrudan biçimde söylentinin günümüzde de dolaşmaya devam ettiğini gösterir. Cümle askerî kullanımı doğrulamaz; konuşanın iddiaya mesafeli kalmasını sağlar.

Alıştırma

Doğrulanmamış iddiayı be rumored to yapısıyla tamamlayın: The closed theater ____ for secret rehearsals.

Cevabı göster

is rumored to be used

But the wall's main purpose today is cultural. Anlatım akışı

3:16

Ancak duvarın günümüzdeki asıl amacı kültüreldir.

Anlatım akışı

main purpose today is cultural: günümüzdeki temel role geçiş

the wall's main purpose today is cultural ifadesi, duvarın günümüzdeki en önemli rolünü özetler. Main en önemli amacı seçer, today zaman çerçevesini bugüne yerleştirir, cultural ise rolün türünü belirtir. But, konuyu daha önceki askerî odaktan uzaklaştırır. But ve today birlikte açık bir karşıtlık düzenler: önce geçmişteki savunma işlevi, ardından günümüzdeki kültürel değer. Cultural, duvarın askerî tarihini yok saymaz; günümüzdeki temel rolünü belirtir.

Alıştırma

Bir paragraf önce bir kalenin savunma için inşa edildiğini açıklıyor. Ardından gelen “Its main purpose today is cultural” cümlesi ne yapar?

  1. Kalenin günümüzdeki bütün kullanım amaçlarını sıralar.
  2. Kalenin hiçbir zaman askerî rolü olmadığını kanıtlar.
  3. Odağı kalenin günümüzdeki temel rolüne kaydırır.
Cevabı göster

Odağı kalenin günümüzdeki temel rolüne kaydırır.

As one of the largest man-made structures on earth, Dilbilgisi

3:19

Dünya üzerindeki en büyük insan yapımı yapılardan biri olarak,

Dilbilgisi

As one of the largest man-made structures on earth: kimliği öne çıkaran bir çerçeve

Buradaki As, “olarak” veya “... konumunda” anlamına gelir; “... olduğunda” anlamında değildir. one of the largest man-made structures on earth isim öbeğini başlatır ve ana cümleden önce öznenin hangi sınıfa girdiğini gösterir. Baştaki öbek ek bilgi verir; bu nedenle ardından virgül gelir ve bir ana cümleye ihtiyaç duyar. Virgülden hemen sonraki özne, bu yapılardan biri olarak tanımlanan şey olmalıdır. Bu kullanım, sınıflandırmayı sonraki bilgiyle ilgili bir arka plan olarak sunar; tek başına because ile kurulmuş tam bir neden yan cümlesi değildir.

Alıştırma

Başlangıç öbeğini As one of ve most experienced players sözleriyle tamamlayın: ____, Maya was chosen to lead the team.

Cevabı göster

As one of the most experienced players

it was granted UNESCO World Heritage status in 1987. Kültür

3:23

1987 yılında UNESCO Dünya Mirası statüsüne layık görülmüştür.

Kültür

was granted UNESCO World Heritage status: resmî tanınmayı anlatan edilgen yapı

was granted UNESCO World Heritage status ifadesinde be granted + status edilgen yapısı kullanılır. Özne, resmî olarak verilen bir sınıflandırmayı alır; bu statüyü veren kuruluş veya karar organı ise belirtilmeyebilir. Burada grant, “resmen vermek veya onaylamak” anlamındadır; “istemeyerek kabul etmek” anlamında değildir. UNESCO, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütüdür. World Heritage status, UNESCO'nun Dünya Mirası sistemi kapsamında bir yerin kültürel veya doğal öneminin resmî olarak uluslararası düzeyde tanınmasıdır. Tarih, bu tanınmanın ne zaman alındığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi was granted ve landmark status sözleriyle tamamlayın: After the review, the building ____ in 2018.

Cevabı göster

was granted landmark status

Originally built to keep people out of China, Anlatım akışı

3:27

Başlangıçta insanları Çin'den uzak tutmak için inşa edilen

Anlatım akışı

Originally built to...: cümleye ilk amaçla başlamak

Originally built to keep people out of China, kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Örtük öznesi the Great Wall ifadesidir; tam biçimi The Great Wall was originally built to keep people out of China şeklindedir. Bu yan cümlenin başa alınması, ana cümleden önce eski amacı arka plan bilgisi olarak verir. Originally, bu amacı başlangıç dönemiyle sınırlar. Daha sonra gelen now welcomes... ile birlikte geçmiş ve bugün arasında açık bir karşıtlık kurar; ilk amacın bugün de Çin Seddi'nin görevi olduğunu söylemez.

Alıştırma

Originally ile başlayın ve başlangıç bölümünü tamamlamak için build fiilinin doğru biçimini kullanın: ____ to store grain, the tower now displays art.

Cevabı göster

Originally built

the Great Wall now welcomes millions of visitors each year. Deyimler

3:30

Çin Seddi artık her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor.

Deyimler

now welcomes millions of visitors: ziyaretçileri karşılayan özne olarak bir yer

Bu cümlede welcomes, Çin Seddi'ni insanları karşılayabilen bir kişi gibi gösterir. Bu kişileştirme, Çin Seddi'nin gerçekten konuştuğu anlamına gelmez; bu yerin artık her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırladığı veya kendine çektiği anlamına gelir. Now, bu açıklamayı insanları dışarıda tutmaya yönelik eski amaçla bağlar. Böylece çarpıcı bir tersine dönüş oluşur: Bir zamanlar insanları engellemek için yapılan yapı, bugün onları karşılıyormuş gibi sunulur.

Alıştırma

Bu bağlamda The Great Wall now welcomes millions of visitors each year ne anlama gelir?

  1. Bu yer artık turistlerin içeri girmesini engelliyor.
  2. Bu yer her turisti sözlü olarak selamlıyor.
  3. Bu yer artık birçok turisti çekiyor ve ağırlıyor.
Cevabı göster

Bu yer artık birçok turisti çekiyor ve ağırlıyor.

In fact,

3:33

Aslında,

the influx of tourists has caused the wall to deteriorate, Notlar

3:34

turist akını duvarın bozulmasına neden olmuş,

Kelime

influx of tourists: büyük bir turist akını

Burada influx of tourists, çok sayıda turistin belirli bir süre içinde bir yere gelmesini ifade eder. Influx, yalnızca çok turist bulunduğunu değil, dışarıdan içeriye doğru hareketi vurgular. Bu isim genellikle an/the influx of + isim kalıbında kullanılır. many tourists ifadesine göre daha resmî ve rapor diline yakındır; çoğu zaman bu gelişin belirgin bir etkisi olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Bir haber metninde an influx of tourists neyi vurgular?

  1. Uzun süredir o yerde yaşayan turistler
  2. Bir turistin sıradan bir ziyaret yapması
  3. Çok sayıda turistin dışarıdan gelmesi
Cevabı göster

Çok sayıda turistin dışarıdan gelmesi

Dilbilgisi

has caused the wall to deteriorate: cause + nesne + to-infinitive

Bu ifade cause + nesne + to-infinitive yapısını izler: has caused neden-sonuç bağlantısını kurar, the wall etkilenen nesnedir ve to deteriorate ortaya çıkan değişimi belirtir. Bu yapı, bir etkenin bir şeyde değişiklik meydana getirdiğini anlatır. Deteriorate, çoğu zaman yavaş yavaş “durum veya kalite bakımından kötüleşmek” anlamına gelir. Herhangi bir değişikliği değil, olumsuz bir değişikliği belirtir; has caused ayrıca sonucun şu anla ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Zorunlu cause + nesne + to-infinitive yapısını tamamlayın: Long-term moisture has caused the wood ____ deteriorate.

Cevabı göster

to

leading the Chinese government to launch preservation initiatives. Kalıp ifadeler

3:37

bu da Çin hükümetini koruma girişimleri başlatmaya yöneltmiştir.

Kalıp ifadeler

launch preservation initiatives: koruma çalışmalarını resmî olarak başlatmak

Bu cümlede launch, “resmî olarak başlatmak” anlamına gelir; “havaya fırlatmak” anlamında değildir. Nesnesi olan preservation initiatives, bir şeyi hasardan veya yok olmaktan korumayı amaçlayan planlı çalışmalar ya da eylemlerdir. launch + initiative kalıbı, planlı bir çalışmanın resmî başlangıcını belirtir. Hükümetler, okullar, şirketler veya diğer kuruluşlar yeni bir program başlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadede geçen fiille tamamlayın: The museum will ____ a preservation initiative next spring.

Cevabı göster

launch

It's also often acclaimed Kelime

3:41

Ayrıca sık sık uzaydan görülebilen

as the only man-made structure visible from space. Kültür

3:42

tek insan yapımı yapı olarak övülür.

Kelime

acclaimed as: kamuoyu önünde övgüyle anılmak

Be acclaimed as, “... olarak kamuoyu önünde büyük övgü almak” anlamına gelir. be + acclaimed + as + isim grubu şeklindeki edilgen yapıda isim grubu, birinin veya bir şeyin hangi kimlik, statü ya da başarı nedeniyle övüldüğünü belirtir. Burada often acclaimed as, yaygın biçimde tekrarlanan olumlu bir iddiayı aktarır. Acclaimed sözcüğündeki övgü anlamı, as sonrasındaki iddianın doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir eleştiri, bir romana kamuoyu önünde büyük övgü veriyor. Hangi cümle bu anlamı en iyi karşılar?

  1. The novel is acclaimed as a modern classic.
  2. The novel is known as a modern classic.
  3. The novel is called a modern classic.
Cevabı göster

The novel is acclaimed as a modern classic.

Kültür

visible from space: ünlü bir iddia, doğrulanmış bir gerçek değil

visible from space ifadesinde visible, “görülebilen” anlamına gelir; from space ise bakış noktasının uzay olduğunu belirtir. İfade, uzaydaki bir gözlemcinin ne görebileceğini anlatır. Burada ifade, Çin Seddi hakkındaki ünlü bir iddianın içinde yer alır. Sonraki cümle bu iddiayı reddettiği için bunu konuşmacının doğruladığı bir gerçek olarak değil, aktarılan yaygın bir inanış olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? Videodaki cümlede visible from space ünlü bir iddianın parçasıdır, ancak ifade tek başına bu iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Unfortunately,

3:45

Ne yazık ki,

that's not at all true. Kalıp ifadeler

3:47

bu hiç de doğru değil.

Kalıp ifadeler

not at all true: güçlü ve kesin bir reddediş

not at all true ifadesinde at all olumsuzluğu güçlendirir. İfadenin tamamı “tamamen yanlış” veya “hiçbir şekilde doğru değil” anlamına gelir; burada at all, “her şey” demek değildir. Konuşmacı bu ifadeyi yalnızca şüphe belirtmek için değil, önceki iddiayı açık ve güçlü biçimde reddetmek için kullanır.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz kesin ve güçlü ret ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The rumor is ____.

Cevabı göster

not at all true

In low earth orbit,

3:48

Alçak dünya yörüngesinden,

all sorts of structures Kalıp ifadeler

3:49

köprüler, otoyollar ve havaalanları gibi

like bridges, highways, and airports are visible,

3:51

her türlü yapı görülebilmektedir,

Kalıp ifadeler

all sorts of: birçok farklı türde

all sorts of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Önce geniş bir grubu topluca belirtir; like sonrasındaki örnekler de eksiksiz bir liste vermek yerine bu grubun birkaç üyesini gösterir. Burada sort, “tür” anlamındaki bir isimdir; “sıralamak” anlamındaki fiil değildir. Yaygın yapı all sorts of + isim şeklindedir.

Alıştırma

“Birçok farklı türde” anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The camp offers ___ activities, from kayaking to stargazing.

  1. a sort of
  2. the sort of
  3. all sorts of
Cevabı göster

all sorts of

and the Great Wall is only barely discernible. Kelime

3:54

ve Çin Seddi sadece zar zor fark edilebilir.

Kelime

is only barely discernible: ancak güçlükle seçilebilir

is only barely discernible, “görülebilir veya tanınabilir, ancak bu çok zordur” anlamına gelir. Barely neredeyse olumsuz bir anlam taşır: Çin Seddi tamamen görünmez değildir, fakat onu seçmek neredeyse imkânsızdır. Discernible, bağlayıcı fiil is sonrasında gelen bir sıfattır. “Algılanabilir veya ayırt edilebilir” demektir. Only dereceyi daha da sınırlar; böylece ifade, görünürlüğün son derece düşük olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle patikanın hâlâ görülebildiğini, ancak bunu yapmanın çok zor olduğunu söyler?

  1. The trail is only barely discernible in the snow.
  2. The trail is completely invisible in the snow.
  3. The trail is clearly discernible in the snow.
Cevabı göster

The trail is only barely discernible in the snow.

From the moon,

3:57

Aydan bakıldığında ise,

it doesn't stand a chance. Deyimler

3:58

hiç şansı yoktur.

Deyimler

doesn't stand a chance: başarı olasılığının neredeyse hiç olmaması

Doesn't stand a chance, “başarılı olma veya gerçekleşme olasılığı neredeyse hiç yok” anlamına gelen bir deyimdir. Burada Çin Seddi’nin Ay’dan görülebilmesinin neredeyse imkânsız olduğunu belirtir. Stand a chance ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün: stand a chance, “gerçek bir olasılığı olmak” demektir; doesn't ise bu anlamı olumsuz yapar. Buradaki stand fiziksel olarak ayakta durmayı anlatmaz.

Alıştırma

“Başarılı olma olasılığı neredeyse hiç yok” anlamındaki ders deyimiyle cümleyi tamamlayın: With no funding or staff, the proposal ____.

Cevabı göster

doesn't stand a chance

But regardless,

4:00

Ancak buna rağmen,

it's the earth we should be studying it from, Dilbilgisi

4:02

onu dünyadan incelemeliyiz,

Dilbilgisi

it's the earth ... from: bakış noktasını vurgulama

It's + odak + yan cümle yapısı, the earth bölümünü öne çıkarır. Tarafsız We should be studying it from the earth cümlesini yeniden düzenler; böylece ana mesaj bakış noktasıdır: Ay değil, Dünya. İlk it yalnızca odak yapısını kurar. Sonraki it, studying fiilinin nesnesidir ve incelenen şeyi belirtir. Temel bağlantı study it from the earth olduğu için from sonda kalır; edatın bu şekilde sonda bırakılması günlük İngilizcede yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, rakamların kaynağını vurgulamak için odak yapısını kullanıyor?

  1. It's these figures we should take from the original survey.
  2. It's the original survey we should take these figures from.
  3. We should take these figures from the original survey.
Cevabı göster

It's the original survey we should take these figures from.

because new sections are still discovered every few years,

4:04

çünkü birkaç yılda bir hâlâ yeni bölümler keşfediliyor,

branching off from the main body Öbek fiiller

4:07

ana gövdeden ayrılıyor

Öbek fiiller

branching off from the main body: ana gövdeden ayrılıp uzanarak

Burada branching off from the main body, ana yapıdan ayrılıp başka bir yönde uzanmak anlamına gelir. Branch, ağaç dalı anlamındaki isim değil, branch off öbek fiilindeki fiildir. -ing yan cümlesi new sections hakkında ek bilgi verir: bu bölümlerin ana gövdeye nasıl bağlandığını ve ondan nasıl dışarı doğru uzandığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp branch off from + ana rota, yapı veya çizgidir.

Alıştırma

Cümleyi, çıkış noktasını belirten branch off ifadesinin üç kelimelik biçimiyle tamamlayın: A narrow path ____ the main road beside the lake.

Cevabı göster

branches off from

and expanding this remarkable monument to human achievement. Kalıp ifadeler

4:09

ve insan başarısının bu olağanüstü anıtını daha da genişletiyor.

Kalıp ifadeler

remarkable monument to human achievement: insan başarısının olağanüstü simgesi

Burada a remarkable monument to human achievement, yapıyı insanların neler başarabileceğini gösteren etkileyici ve kalıcı bir simge olarak tanımlar. Monument to + soyut bir kavram, o kavramın güçlü bir örneği, simgesi veya kanıtı anlamına gelebilir; belirli bir kişi için yapılmış bir anıt olmak zorunda değildir. Remarkable güçlü bir övgü katar ve isim öbeğinin tamamı cümleye yüce ve sonuç bildirir bir ton verir.

Alıştırma

Cümlede a remarkable monument to human achievement ifadesinin en yakın anlamı hangisidir?

  1. İnsanların neler başarabileceğini gösteren son derece etkileyici bir simge veya kanıt
  2. Başarılı tek bir kişi için yapılmış küçük bir anıt
  3. Bir iş yerinin yanında bulunan sıradan bir yapı
Cevabı göster

İnsanların neler başarabileceğini gösteren son derece etkileyici bir simge veya kanıt