Bonjour! | Pavlova - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video açıklaması: Oyun amaçlı kurulan bir kafede müşteri pavlova sipariş eder; ancak deneyimsiz aşçı tekrar tekrar yanlış yiyecek getirir ve ardından yalnızca bir kırıntı bulur. Kafe çalışanları siparişi netleştirir ve sonunda istenen parçanın ne kadar büyük olması gerektiğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Would you like to come — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu kalıbı nazik bir davet olarak tanıyıp kullanmayı öğrenin. “Buraya gel” gibi doğrudan bir emirden farklı olarak karşı tarafa kabul veya ret alanı bırakır; bu nedenle sosyal davetlerde, misafir ağırlarken ve müşterilerle konuşurken daha yumuşak bir seçenektir. 2. in a jiffy. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu samimi deyimin gerçek bir zaman birimini değil, bir şeyin çok kısa süre içinde olacağını anlattığını kavrayın. Hızlı hizmeti dostça bir tonla vaat etmek için kullanabilir veya birinin kısa bir bekleyiş konusunda karşısındakini rahatlattığını anlayabilirsiniz. 3. a piece that's this big. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: İlgi cümleciğinin gereken parçayı nasıl belirlediğini, this big ifadesinin ise çoğu zaman bir el hareketiyle boyutu nasıl gösterdiğini öğrenin. Bu yapı, kesin ölçü verilemediğinde porsiyon ya da nesne boyutunu belirtmenizi ve uygun olmayan boyutta bir şey getiren kişiyi açıkça düzeltmenizi sağlar.
Bu derste
Would you like to come: nazikçe davet etme
Would you like to + fiilin yalın hâli, birini nazikçe davet etmenin veya ona bir etkinlik önermenin bir yoludur. Bu cümlede come, konuşanın kafesini ziyaret etmek anlamına gelir; soru, karşı tarafın bunu yapmak isteyip istemediğini sorar, genel olarak oraya gelmekten hoşlanıp hoşlanmadığını değil. Bu yapı evet ya da hayır deme imkânı tanıdığı için Come to my cafe. gibi bir emir cümlesinden daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Bir konuğu nazikçe içeri davet etmek istiyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?
- Come in now.
- Would you like to come in?
- Do you like coming here?
Cevabı göster
Would you like to come in?
Please look at our menu and let me know what you want. Kalıp ifadeler
0:07Lütfen menümüze bakın ve ne istediğinizi söyleyin.
let me know what you want: bilgi isteme
Let me know, bana söyle veya bana bildir anlamına gelir. Burada dinleyenden menüye baktıktan sonra seçimini bildirmesi istenir; let sözcüğü gerçek anlamıyla izin vermeyi anlatmaz. What you want, istenen bilgidir. know sonrasında soru sözcüğüyle kurulan bir yan cümledir; bu nedenle soru düzeni yerine düz cümle düzeni kullanılır: what you want, what do you want değil.
Alıştırma
Bir ekip arkadaşı toplantı saati seçiyor. Hangi cümle bilgiyi doğru ve doğal biçimde ister?
- Please let me know what time works for you.
- Please let me know what time does it work for you.
- Please say me what time works for you.
Cevabı göster
Please let me know what time works for you.
Bir tatlı adı olarak Pavlova
Pavlova bir tatlının adıdır: beze bazlıdır ve genellikle krema ile meyveyle servis edilir. Bu cümlede müşterinin sipariş ettiği belirli yiyeceği ifade eder. Pavlova aynı zamanda bir soyadı olabilir, ancak menü ve sipariş bağlamı burada yiyecek anlamının kastedildiğini açıkça gösterir. Kelime kelime çevirmek veya bir kişiye seslenildiğini düşünmek yerine bunu bir yemek adı olarak anlayın.
Alıştırma
"Pavlova, please." repliğinde Pavlova neyi ifade ediyor?
- Bir kişinin adı
- “Lezzetli” anlamına gelen bir sıfat
- Bir tatlı
Cevabı göster
Bir tatlı
Pavlova, please: sipariş verirken isim öbeği + please
Pavlova, please. isim öbeği + please biçiminde kurulmuş eksiltili bir istektir. Restoran bağlamı yapılması istenen eylemi açık hâle getirdiği için dinleyen kişi, I'd like the pavlova veya Could I have the pavlova? gibi söylenmemiş tam bir biçimi anlar. Please, yalnızca ürünün adını söyleyen kısa ifadeyi kibar bir isteğe dönüştürür. İstenen ürün ve işlem zaten açık olduğunda aynı kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Bu kısa siparişi isim öbeği + please kalıbıyla tamamlayın: A hot chocolate, ____.
Cevabı göster
please
in a jiffy: çok yakında
In a jiffy, “çok yakında” veya “çok kısa bir süre içinde” anlamına gelen günlük bir deyimdir. Bu cümlede, yalnızca kısa bir süre beklemesi gerekeceğini söyleyerek karşıdaki kişiyi rahatlatır. Buradaki a jiffy kesin bir süre değildir. Bu ifadeyi net bir son tarih vermek için değil, bir şeyin yakında olacağını samimi bir şekilde vaat etmek için kullanın.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz “çok yakında” anlamındaki günlük ifadeyle tamamlayın: Your sandwich will be ready ____.
Cevabı göster
in a jiffy
excuse me: nazikçe dikkat çekmek
Excuse me, ihtiyacınızı söylemeden önce birinin dikkatini çekmek veya sözünü kısaca kesmek için kullanılan nazik bir giriş ifadesidir. Burada etkileşimin aniden başlamasını daha yumuşak hâle getirir; daha önce verilen bir zarar için tam bir özür değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz nazik giriş ifadesiyle tamamlayın: ____, could you tell me where the bus stop is?
Cevabı göster
Excuse me
Bonjour: Fransız kimliği izlenimi vermek için kullanılan bir selam
Bonjour, Fransızcada gündüz kullanılan ve “merhaba” ya da “günaydın” gibi anlamlara gelen bir selamdır. İngilizce medyada bazen konuşmanın tamamı Fransızcaya geçmeden bu iyi bilinen Fransızca kelime kullanılır. Burada bu selam, karakterin Fransız bir şef kimliğine bürünmesine yardımcı olur. Temel etkisi yalnızca selam vermek değil, kültürel ve eğlenceli bir hava yaratmaktır.
Alıştırma
Bu İngilizce sahnede Bonjour büyük olasılıkla nasıl bir etki katıyor?
- Her duruma uygun tarafsız bir İngilizce selam
- Rolün zaten kesinleştiğini belirten bir ifade
- Fransız tarzı veya rol yapma etkisi
Cevabı göster
Fransız tarzı veya rol yapma etkisi
I think he wants to be the chef: bir çıkarımı belirtmek
I think, he wants to be the chef içeriğini konuşanın kendi değerlendirmesi olarak sunar. Konuşan kişi, karşısındakinin davranışlarından niyetini çıkarır; doğrulanmış bir gerçeği aktarmamaktadır. Tekrar kullanılabilen kalıp I think + yan cümle biçimindedir. Ardındaki ifadeyi görüş veya çıkarım olarak işaretleyerek iddiayı daha az kesin hâle getirir; burada wants to be, onun şef rolünü üstlenmek istediği veya buna niyetli olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle düşünceyi doğrulanmış bir gerçek veya emir olarak değil, konuşanın çıkarımı olarak sunar?
- I think she wants to join the game.
- I ordered her to join the game.
- She definitely wants to join the game.
Cevabı göster
I think she wants to join the game.
You can go back outside: izin biçiminde bir yönlendirme
Burada You can go back outside, öncelikle fiziksel yeterlilikten söz etmez. İzin veriyormuş gibi görünür, ama aynı zamanda dinleyiciyi bulunduğu yerden ayrılıp yeniden dışarı çıkmaya yönlendirir. You can ... ifadesini bağlama göre yorumlamak gerekir: izin verebilir, bir seçenek sunabilir ya da bir yönlendirmeyi yumuşatabilir. back, dinleyicinin daha önce bulunduğu yere geri dönmeyi belirtir.
Alıştırma
Bu bağlamda You can go back outside ifadesinin temel işlevi nedir?
- İzin verirken aynı zamanda oradan ayrılmasını yönlendirir.
- Onun fiziksel olarak dışarı çıkabildiğini söyler.
- Dışarıda oynamak isteyip istemediğini sorar.
Cevabı göster
İzin verirken aynı zamanda oradan ayrılmasını yönlendirir.
Okay, fine: isteksiz onay
Okay, fine. bir öneriyi veya kararı kabul eder, ancak çoğu zaman isteksiz bir onayı da gösterir: konuşan kişi tartışmayı sürdürmek yerine kabul eder. Bu kullanımda fine, mükemmel değil, kabul edilebilir veya üzerinde anlaşılmış anlamındadır. Tavır, bağlama ve söyleyiş biçimine bağlıdır. Sakin bir söyleyiş tarafsız bir kabul olabilir; fine sözcüğünü özellikle vurgulamak veya sert bir ton kullanmak kızgın ya da baştan savıcı duyulabilir.
Alıştırma
Okay, fine. bir anlaşmazlıktan sonra en sık hangi tavrı gösterir?
- Coşkulu bir övgüdür.
- Konuşan kişinin duymadığı anlamına gelir.
- Biraz isteksizlik içerebilen bir onaydır.
Cevabı göster
Biraz isteksizlik içerebilen bir onaydır.
You can work here: izin bildiren can
Bu cümlede can izin verir: konuşan kişi diğer kişinin burada çalışmasına izin vermektedir. Cümle, o kişinin çalışma becerisine sahip olduğunu söylemez. Gündelik izin vermek için can + fiilin yalın hâlini kullanın. You can leave ve You can use this chair buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: You can work here. Bu bağlamda can ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi bir beceriyi anlatıyor.
- Konuşan kişi izin veriyor.
- Konuşan kişi emir veriyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi izin veriyor.
I need you to get: need + kişi + to + fiil yapısı
I need you to get, need + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. You eylemi kimin yapması gerektiğini, to get ise gereken eylemi belirtir. Odak, kişinin kendisine ihtiyaç duyulması değil, eylemin yapılmasıdır. Burada get, pavlova parçasını gidip almak veya getirmek anlamındadır. İfadenin bütünü yalnızca bir ihtiyacı anlatmaz; bir görev verir.
Alıştırma
Cümleyi check sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: I need you ____ these numbers before lunch.
Cevabı göster
to check
one piece of pavlova: piece of ile bir porsiyonu saymak
Burada one piece of pavlova, tatlının bütünü değil, kesilmiş ya da servis edilmiş bir porsiyonu demektir. Dilbilgisel olarak one, sayılabilen piece adını niteler; of pavlova ise parçanın hangi yiyecekten olduğunu belirtir. Yiyecek veya malzeme porsiyonlarını saymak için number + piece/pieces of + noun kalıbını kullanın: one piece of cake, two pieces of bread veya three pieces of paper. One sonrasında piece, birden büyük sayılar sonrasında pieces kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi piece of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the party, I ate one ____ cake.
Cevabı göster
piece of
Give to customer: kısaltılmış komut ve Give it to the customer
Bu aceleci rol yapma komutunda Give to customer, Give it to the customer olarak anlaşılır. Verilen nesne ve hangi müşteriden söz edildiği durumdan belli olduğu için çocuk, nesne olan it sözcüğünü ve the tanımlığını atar. Standart İngilizcede give genellikle give something to someone kalıbını izler. Customer gibi sayılabilen tekil bir adın önünde de normalde the veya a gibi bir sözcük gerekir. It ve the eklendiğinde talimat eksiksiz ve doğal olur.
Alıştırma
Bilinen bir nesnenin bilinen bir müşteriye verilmesi istendiğinde hangi cümle doğal ve eksiksiz bir standart İngilizce talimattır?
- Give it to the customer.
- Give to customer.
- Give the customer to it.
Cevabı göster
Give it to the customer.
Sorry about this, customer. — mevcut bir sorun için özür dilemek
Sorry about this, şu anda yaşanan ve iki kişinin de bildiği bir sorun, gecikme veya küçük hata için özür dilemekte kullanılır. this mevcut durumu gösterdiği için konuşanın sorunu yeniden adlandırması gerekmez. Virgül, customer sözcüğünün karşı tarafa doğrudan hitap olduğunu gösterir. Bu rol yapma repliğinde hizmet verilen kişiye “müşteri” rolü verilir; gerçek ve gündelik bir hizmet ortamında birine doğrudan customer diye seslenmek genellikle doğal gelmez.
Alıştırma
Gerçek bir hizmet görevlisi şu anda yaşanan küçük bir sorun için özür dilerken hangi cümle en doğal olur?
- Sorry about this, customer.
- Sorry about this customer.
- Sorry about this.
Cevabı göster
Sorry about this.
will be right out — hızlı servis sözü vermek
Restoran hizmetinde Your ... will be right out, sipariş edilen ürünün mutfaktan veya hazırlık alanından çok yakında getirileceği anlamına gelir. right hemen olma fikrini güçlendirirken out ürünün servis alanına çıkmasını anlatır. Bu cümle bekleyen müşteriyi rahatlatır ve kısa bir hizmet sözü işlevi görür. Buradaki right out, “dışarıda sağ tarafta” gibi bir yön belirtmez.
Alıştırma
Restoran cümlesini “çok yakında servis edilecek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Your coffee will be ____.
Cevabı göster
right out
is just getting it: bir şeyi tam şu anda almaya gitmek
is just getting it ifadesindeki is getting, present progressive yapısındadır. Burada get, “gidip almak” veya “getirmek” anlamındadır; it ise daha önce sözü edilen yemeği gösterir. Yani şef o yemeği almaya gitmektedir. Just, “tam şu anda” veya “zaten ilgileniliyor” şeklinde rahatlatıcı bir anlam katar. Konuşan kişi, bekleyen kişiye isteğin yerine getirilmekte olduğunu söyler; just burada “yalnızca” demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede is just getting it büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Şef isteği daha yeni anladı.
- Şef aynı şeyi düzenli olarak alıyor.
- Şef istenen şeyi tam şu anda almaya gidiyor.
Cevabı göster
Şef istenen şeyi tam şu anda almaya gidiyor.
edamame beans: genç ve yeşil soya fasulyeleri
Edamame beans, gençken ve yeşilken hasat edilen, genellikle pişirilip atıştırmalık veya garnitür olarak yenen soya fasulyeleridir. İngilizcede bu yiyeceğin adı olarak edamame tek başına da kullanılabilir. Burada yiyeceğin adının söylenmesi, getirilen şeyin istenen pavlova tatlısı değil, edamame olduğunu gösterir. Bu fark, yanlış yemeğin getirildiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi açıklama edamame beans ifadesine uyar?
- İçecek yapmak için kullanılan kavrulmuş kahve çekirdekleri.
- Yiyecek olarak tüketilen genç ve yeşil soya fasulyeleri.
- Üzeri meyveli, tatlı bir beze tatlısı.
Cevabı göster
Yiyecek olarak tüketilen genç ve yeşil soya fasulyeleri.
We want pavlova, okay? — İhtiyacı yeniden belirtmek ve anlaşıldığını kontrol etmek
We want pavlova, beans reddedildikten sonra konuşanların tam olarak neye ihtiyacı olduğunu yeniden belirtir. Bu düzeltme karşıtlığı netleştirir. Sondaki okay?, dinleyiciden düzeltmeyi anladığını ve ona göre davranacağını göstermesini ister. Burada pavlovanın iyi olup olmadığını tarafsızca sormaktan çok “Anladın mı?” anlamına yakındır ve biraz baskı da ekler.
Alıştırma
“We want pavlova, okay?” cümlesindeki okay? ifadesinin temel görevi nedir?
- İsteği geçmişte yaşanan bir olaya dönüştürür.
- Pavlovanın lezzetli olup olmadığını sorar.
- Dinleyenin düzeltilen isteği anladığını kontrol eder ve hafif bir baskı ekler.
Cevabı göster
Dinleyenin düzeltilen isteği anladığını kontrol eder ve hafif bir baskı ekler.
He's new. — Kısa süre önce katıldı ve hâlâ öğreniyor
He's new ifadesinde new, onun iş yerine kısa süre önce katıldığı veya görevine yeni başladığı ve bu nedenle henüz fazla deneyimi olmadığı anlamına gelir. Genç olduğu anlamına gelmez. Konuşan kişi bu kısa açıklamayla başka birinin hatasını daha anlaşılır hâle getirir ve mahcubiyeti azaltır. Bu, ortamı yumuşatabilir ancak bir bahane gibi de duyulabilir.
Alıştırma
“The waiter made a small mistake. He's new,” cümlesinde “He's new” ne anlama gelir?
- Yeni bir nesnedir.
- Kısa süre önce katıldı ve hâlâ öğreniyor.
- Gençtir.
Cevabı göster
Kısa süre önce katıldı ve hâlâ öğreniyor.
Özrü kabul etmek için That's okay
Burada That's okay, bir özre verilen yanıttır. Özrü kabul ettiğinizi ve sorunu ciddi görmediğinizi belirtir; bir nesnenin kabul edilebilir kalitede olduğunu değerlendirmez. Bu ifade karşı tarafı rahatlatır ve küçük bir sorunun suçlama olmadan kapanmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Sorry I bumped your chair.” diyor. Hangi yanıt özrü kabul eder ve bunun büyük bir sorun olmadığını belirtir?
- It's too small.
- I don't know.
- That's okay.
Cevabı göster
That's okay.
It's too small cümlesinde too + sıfat
It's too small cümlesinde too, small sıfatını niteler. too + adjective yapısı, bir özelliğin uygun ya da işe yarar düzeyi aştığını gösterir. Yani nesne yalnızca küçük değildir; mevcut ihtiyaç için boyutu sorun yaratacak kadar küçüktür. Aynı yapı too expensive, too fast ve too difficult ifadelerinde de kullanılır.
Alıştırma
Çantanın yeterince büyük olmadığını belirtmek için cümleyi too + bir sıfatla tamamlayın: This bag is ____ for all these books.
Cevabı göster
too small
Go back and get: geri dönüp almak
Go back and get, sıralı iki eylemi tek bir yönergede birleştirir: önce daha önce bulunulan yere dönülür, sonra nesne alınır. and sonrasındaki get fiili, ilgisiz yeni bir eylem eklemek yerine geri dönmenin amacını açıklar. Tekrar kullanılabilen go back and + fiilin yalın hâli kalıbı, birine geri dönüp sonraki eylemi tamamlamasını söyler. Bu kalıp sıkça bir unutkanlığı veya hatayı düzeltmek için kullanılır.
Alıştırma
Yönergeyi “geri dönüp almak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: You left your coat in the classroom. Please ____ it before we leave.
Cevabı göster
go back and get
a piece that's this big: this big ile büyüklük göstermek
a piece that's this big ifadesinde that's this big, piece sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümlesidir ve “a piece that is this big” anlamına gelir. Bu yan cümle, parçayı büyüklüğüne göre belirler. Burada this big, bir el hareketi, resim, nesne veya paylaşılan başka bir görsel referansla gösterilen büyüklüğe işaret eder. Sabit bir ölçü belirtmez ve yalnızca “çok büyük” anlamına gelmez.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: El hareketi, resim, nesne veya paylaşılan bir büyüklük referansı yoksa “I need a piece that's this big” genellikle kesin bir büyüklük belirtir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış