Kara para aklama nasıl çalışır? - Delena D. Spann: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Al Capone’un sakladığı suç gelirlerinden yola çıkarak kara para aklamanın yasa dışı fonların kaynağını nasıl gizlediğini açıklıyor; uygulamanın eski tüccar ve korsanlardan günümüzün küresel düzeneklerine uzanan gelişimini ve üç aşamasını ele alıyor. Ayrıca gizlemenin kendisini kovuşturulabilir hâle getiren 1986 tarihli ABD hukuk değişikliğini, mahremiyet kaygılarını ve suçun süregelen küresel boyutunu inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. money laundering. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu temel mali suç terimini, yasa dışı yollarla elde edilen paranın suç kökenini gizleyerek meşru görünmesini ve yasal ekonomide kullanılmasını sağlayan süreç olarak anlamak. Böylece laundering sözcüğünü gerçek anlamıyla yorumlamak yerine terimi haberlerde, hukuk ve finans metinlerinde doğru biçimde tanıyabilirsiniz. 2. placement, layering, and integration. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Kara para aklamanın üç aşamasının yerleşik adlarını öğrenmek: yasa dışı serveti finans sistemine sokmak, çok sayıda işlemle kaynağından uzaklaştırmak ve ana akım ekonomiye geri döndürmek. Bu terimler, karmaşık mali suç vakalarındaki açıklamaları izlemek için bir yol haritası sunar. 3. legal shift has raised concerns — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Hukuki bir değişiklik ile kamuoyundaki kaygılar arasında bağ kuran, politika ve hukuk haberlerinde yaygın bir kalıbı tanımak. Bu yapıyı, bir reformun mahremiyet kaybı veya devlet gözetimi gibi sonuçlara ilişkin endişe doğurduğunu, zararın kanıtlandığını ileri sürmeden anlatmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
As one of the most notorious gangsters in history, Dilbilgisi
0:10Tarihin en kötü şöhretli gangsterlerinden biri olan
As one of the most notorious gangsters: birini grubun üyesi olarak tanıtmak
Burada As, kişiyi kimliği üzerinden tanıtır: kişi bir grubun üyelerinden biridir. “-dığı zaman” anlamına gelmez. As one of the most notorious gangsters, ana cümle kişi hakkında daha fazla bilgi vermeden önce onu bir grubun içine yerleştirir. Tekrar kullanılabilecek kalıp As one of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim şeklindedir. One of tek bir üyeyi belirtir; bu nedenle grubu gösteren isim one of the most notorious gangsters örneğindeki gibi çoğul olur.
Alıştırma
Kütüphaneyi grubun bir üyesi olarak sunan hedef başlangıçla cümleyi tamamlayın: ____ the oldest buildings in town, the library is protected by law.
Cevabı göster
As one of
Al Capone presided over a vast and profitable empire of organized crime. Notlar
0:13Al Capone, geniş ve kârlı bir organize suç imparatorluğunu yönetiyordu.
presided over: güçlü bir sistemi resmî yetkiyle yönetmek
Bu cümlede presided over, suç örgütü üzerinde yetki sahibi olmak ve onu yönetmek anlamına gelir. Capone’yi yalnızca tek bir toplantıyı yöneten biri olarak değil, büyük ve yapılandırılmış bir ağın tepesindeki kişi olarak gösterir. Preside over bir toplantı veya hukuki süreçle kullanıldığında “resmî olarak başkanlık etmek” anlamına gelebilir. Ancak bir örgüt, sistem ya da değişim dönemiyle kullanıldığında çoğunlukla üst düzey yetkiyi ve genel kontrolü vurgular.
Alıştırma
“Al Capone presided over a vast and profitable empire of organized crime.” cümlesinde presided over ne anlama gelir?
- Örgütün yanından yürüyerek geçti
- Örgüte kısa süreliğine katıldı
- Örgüte açıkça karşı çıktı
- Sistem üzerinde yetki sahibiydi ve onu yönetti
Cevabı göster
Sistem üzerinde yetki sahibiydi ve onu yönetti
Mecaz olarak empire of organized crime
Bu cümlede empire mecaz olarak kullanılır. Gerçek bir ülkeyi veya siyasi imparatorluğu değil, güçlü bir kişi ya da grup tarafından kontrol edilen çok büyük ve kârlı bir ağı anlatır. Organized crime, örgütlü bir grubun koordineli biçimde yürüttüğü suç faaliyetleri demektir. empire of organized crime ifadesi bir bütün olarak ağın büyüklüğünü, gücünü ve merkezi kontrolünü vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede empire of organized crime ne anlama gelir?
- Koordineli suç faaliyetlerinden oluşan büyük ve güçlü bir ağ
- Dikkatle planlanmış tek bir suç
- Suçları araştıran yasal bir kuruluş
- Al Capone’un resmen yönettiği gerçek bir ülke
Cevabı göster
Koordineli suç faaliyetlerinden oluşan büyük ve güçlü bir ağ
be put on trial: yargılanmak
Put someone on trial, bir kişiyi mahkeme süreciyle karşı karşıya bırakmak anlamına gelen kalıplaşmış bir hukuk ifadesidir. Cümlede edilgen biçim olan he was put on trial kullanılmıştır; dolayısıyla yargılanan kişi he ile belirtilen kişidir. Burada trial, bir girişim veya test değil, mahkeme yargılaması anlamına gelir.
Alıştırma
put on trial ifadesini doğru edilgen biçimde kullanın: The former official ____ for corruption last year.
Cevabı göster
was put on trial
the most he could be convicted of was tax evasion. Notlar
0:21hüküm giyebileceği en ağır suç vergi kaçakçılığıydı.
the most he could be convicted of was: bir üst sınır belirtmek
Bu cümlede the most ... was ... bir üst sınır belirtir. the most he could be convicted of ifadesinin tamamı was fiilinin öznesidir; tax evasion ise bu sınırın ne olduğunu belirtir. Başka bir deyişle, vergi kaçakçılığından mahkûmiyet mümkün olan en ileri sonuçtu. Bu kalıp; kanıtların, kapasitenin veya koşulların bir sonucu sınırladığını gösterebilir: the most + özne + can/could + fiil + is/was + sonuç. Buradaki most, nesnelerin sayıca en fazla olmasını değil, mümkün olan en yüksek sonucu ifade eder.
Alıştırma
Burada "the most he could be convicted of was tax evasion" ne anlama geliyor?
- Vergi kaçakçılığı dışında her suçtan mahkûm edildi.
- Vergi kaçakçılığı mümkün olan en uzun hapis cezasını gerektiriyordu.
- Mahkûm edilebileceği suçun sınırı vergi kaçakçılığıydı.
- Vergi kaçakçılığından mahkûm edilemezdi.
Cevabı göster
Mahkûm edilebileceği suçun sınırı vergi kaçakçılığıydı.
be convicted of: mahkeme tarafından bir suçtan suçlu bulunmak
Be convicted of, bir mahkeme tarafından bir suçtan resmen suçlu bulunmak anlamına gelen kalıplaşmış bir hukuk ifadesidir. Edilgen yapıdadır: be, zamana ve özneye göre değişir; convicted geçmiş zaman ortacı olarak kalır ve of suçu veya yasa dışı eylemi belirtir. Bu örnek daha geniş olan the most ... was ... yapısını kullandığı için tax evasion, was sözcüğünden sonra gelir. Daha basit bir biçimi He was convicted of tax evasion. cümlesidir. Conviction, suçluluk kararını anlatır; daha sonra verilen cezayı anlatmaz.
Alıştırma
Suçluluk kararını bildirmek için cümleyi be convicted of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the trial, the executive was ____ fraud.
Cevabı göster
convicted of
tax evasion: yasa dışı bir vergi suçu
Tax evasion, ödenmesi gereken vergiyi gelir saklayarak veya yanlış bilgi vererek kasıtlı ve yasa dışı biçimde ödemekten kaçınma eylemidir. convicted of tax evasion yapısında bu ifade belirli bir mali suçun adıdır. Buradaki evasion yalnızca zor bir şeyden kaçınmak anlamına gelmez. Yerleşik bir hukuk ve finans terimi olan tax evasion ifadesinin parçasıdır ve yasa dışı davranış belirtir.
Alıştırma
Cümleyi evasion ile biten yerleşik iki sözcüklü terimle tamamlayın: The owner hid part of the business income and was charged with ____.
Cevabı göster
tax evasion
that's $1.4 billion in today's currency, Kelime
0:29ki bu günümüzün parasıyla 1.4 milyar dolar ediyor,
in today's currency: geçmişteki bir tutarın günümüz değeri
In today's currency, geçmişteki bir tutarın bugün benzer değere sahip yaklaşık bir tutara dönüştürüldüğü anlamına gelir. Karşılaştırmada enflasyon, satın alma gücü veya belirtilen başka bir yöntem kullanılabilir. Bu ifade, değerin zaman içindeki değişimini anlatır; bugün basılmış parayı veya bir ülkenin para biriminden diğerine çevrim yapılmasını anlatmaz.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: A $20,000 salary in 1950 would be much higher in today's currency. in today's currency ne anlama gelir?
- yerel mağazalarda kullanılan para birimine çevrilmiş
- günümüzdeki yaklaşık değere göre ayarlanmış
- bugün basılmış banknotlarla ödenmiş
- bugünkü kurla iki ülkenin para birimi arasında çevrilmiş
Cevabı göster
günümüzdeki yaklaşık değere göre ayarlanmış
would have served as evidence of his crimes. Kalıp ifadeler
0:38onun suçlarının kanıtı olarak hizmet edebilirdi.
would have served as evidence of: geçmişte gerçekleşmeyen bir kanıt işlevi
Would have served as evidence of, “... için kanıt görevi görebilirdi” anlamına gelir. Burada serve as “... işlevi görmek”, evidence of ise kanıtın neyi göstereceğini belirtmek anlamındadır. Would have + fiilin üçüncü hâli, geçmişte mümkün olan ama gerçekleşmeyen bir sonuca dönüp bakar. Geleceği anlatmaz: söz konusu şey elde olmadığı için gerçekte kanıt işlevi görmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi, “... için kanıt görevi görebilirdi” anlamındaki ders ifadesinin aynısıyla tamamlayın: The discarded receipt ____ the purchase.
Cevabı göster
would have served as evidence of
was nowhere to be found: hiçbir yerde bulunamadı
Was nowhere to be found, “hiçbir yerde bulunamadı” veya “tamamen ortadan kaybolmuştu” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. nowhere to be found bölümünü sözcük sözcük çevirmek yerine tek bir bütün olarak anlayın. Bu ifade çoğu zaman birinin söz konusu kişiyi veya şeyi aradığını ama yine de bulamadığını düşündürür. Başarısız bir arama anlamı taşıdığı için yalnızca was missing demekten daha güçlü ve canlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, “hiçbir yerde bulunamadı” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: After we searched every drawer, the spare key ____.
Cevabı göster
was nowhere to be found
Capone and his associates had hidden it through investments in various businesses Kalıp ifadeler
0:44Capone ve ortakları, bu parayı çeşitli işlere yatırım yaparak saklamıştı,
through investments in: yöntemi ifade etmek
Burada through investments in various businesses, paranın nasıl gizlendiğini açıklar. Through, “aracılığıyla” anlamındadır: kullanılan yöntem yatırımlardır; bir kişinin veya nesnenin fiziksel olarak bir yerden geçmesi değildir. İfadenin iki katmanı vardır: through yöntemi, in ise yatırımın hedefini belirtir. Bu yapı, resmî açıklamalarda bir sonucu o sonucu meydana getiren finansal eyleme bağlar.
Alıştırma
Yöntemi through ile, yatırımın hedefini ise in ile belirten üç sözcüklük ifadeyi yazın: The town created new jobs ____ local businesses.
Cevabı göster
through investments in
whose ultimate ownership couldn't be proven, Dilbilgisi
0:49ve bu işlerin asıl sahipliği kanıtlanamıyordu,
whose ultimate ownership couldn't be proven: insan olmayan isimlerle whose
whose ultimate ownership couldn't be proven yan cümlesi various businesses ifadesini niteler. Whose, bu işletmeleri ownership sözcüğüne bağlar; dolayısıyla yan cümle, araştırmacıların işletmelerin nihai olarak kime ait olduğunu belirleyemediği anlamına gelir. Whose yalnızca insanlar için kullanılmaz; şirketler, kuruluşlar, yerler ve nesneler için de sahiplik ilişkisi kurabilir. Bu bağlamda ultimate ownership, sahiplik zincirinin sonunda bulunan gerçek sahipliği ifade eder; “mükemmel” veya “en iyi” sahiplik anlamına gelmez.
Alıştırma
Sahiplik bildiren ve bir nesneye de gönderme yapabilen ilgi sözcüğünü yazın: The museum displayed a clock ____ maker is unknown.
Cevabı göster
whose
cash-only laundromats ve money laundering adı
cash-only laundromats, kart veya elektronik ödeme yerine yalnızca nakit kabul eden self servis çamaşırhanelerdir. Buradaki açıklamada nakitle çalışan bir işletme, yasa dışı paranın meşru gelirle karıştırılmasını kolaylaştırabilir; laundromats sözcüğü de “yıkama” imgesini ekler. Bu iki fikir birlikte money laundering adını anlamaya yardımcı olur; ifade, paranın gerçekten yıkandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu açıklamada cash-only laundromats, money laundering adını anlamaya neden yardımcı olur?
- Her çamaşırhanenin suça karıştığını gösterirler.
- Nakitle çalışan bir işletmeyi “yıkama” imgesiyle ilişkilendirirler.
- Banknotların makinelerde gerçekten yıkandığı anlamına gelirler.
Cevabı göster
Nakitle çalışan bir işletmeyi “yıkama” imgesiyle ilişkilendirirler.
those laundromats are part of the reason for the name of this activity, Kalıp ifadeler
0:55bu çamaşırhaneler bu faaliyetin isminin ortaya çıkma nedenlerinden biridir,
part of the reason for: birkaç nedenden biri
X is part of the reason for Y, X’in Y’yi açıklamaya yardımcı olduğu, ancak başka nedenlerin de bulunduğu anlamına gelir. Part of, X’in eksiksiz açıklama olarak sunulmasını önler. for sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanın: part of the reason for the name; part of the reason for leaving. Bir cümlecikten önce part of the reason why kullanın: part of the reason why we left.
Alıştırma
Yüksek kiranın birkaç nedenden biri olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: High rent is ____ the higher prices.
Cevabı göster
part of the reason for
money laundering: fonların yasa dışı kaynağını gizlemek
Money laundering, suç yoluyla elde edilen paranın yasal bir kaynaktan gelmiş gibi gösterilmesi sürecidir. Temel nokta, parayı yalnızca taşımak veya harcamak değil, fonların nereden geldiğini gizlemektir. Buradaki laundering mecazidir; nakit para gerçekten yıkanmaz. Haberlerde ve hukuk ya da finans bağlamlarında bu ifade, yasa dışı yollardan elde edilen fonlarla ilgili bir mali suçu belirtir.
Alıştırma
Money laundering ne anlama gelir?
- Büyük banknotları küçük banknotlarla değiştirmek
- Yasal gelir üzerinden vergi ödemek
- Yasa dışı yollardan elde edilen parayı yasal görünür hâle getirmek
- Nakit parayı fiziksel olarak yıkamak
Cevabı göster
Yasa dışı yollardan elde edilen parayı yasal görünür hâle getirmek
Money laundering came to be the term for any process Kalıp ifadeler
1:02Kara para aklama, herhangi bir süreci ifade eden bir terim hâline geldi
came to be the term for: zamanla gelişen bir ad
Came to be the term for yapısında came to be, “zamanla oldu” veya “sonunda oldu” anlamına gelir. Adı, bir yere doğru hareket olarak değil, zaman içindeki bir değişimin sonucu olarak sunar. The term for, “bir şey için kullanılan sözcük veya ad” anlamındadır. X came to be the term for Y kalıbı, X’in zamanla Y için kabul gören ad hâline nasıl geldiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi “zamanla ... için kullanılan ad hâline geldi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Over time, 'podcast' ____ downloadable audio shows.
Cevabı göster
came to be the term for
that cleans illegally obtained funds of their dirty criminal origins, Deyimler
1:06ki bu süreç, yasa dışı elde edilen fonları kirli suç kökenlerinden arındırarak
cleans illegally obtained funds of their dirty criminal origins: clean/dirty benzetmesi
Cleans fiili ile dirty sıfatı, money laundering ifadesinin ardındaki temizleme benzetmesini sürdürür. Para fiziksel olarak kirli değildir ve gerçekten yıkanmaz; süreç, yasa dışı yollarla elde edilen fonlarla bu fonları üreten suçlar arasındaki izlenebilir bağlantıyı gizler veya koparır. Böylece fonlar meşru görünebilir. Clean X of Y yapısında X, Y'den arındırılan şeydir. Burada X fonlar, Y ise onların suç kaynaklarıdır. Bu anlatım, suç kökenini çıkarılabilecek bir leke gibi sunar.
Alıştırma
Burada cleans illegally obtained funds of their dirty criminal origins ne anlama geliyor?
- Nakit parayı kirini çıkarmak için fiziksel olarak yıkar.
- Fonların yasal yollarla kazanıldığını kanıtlar.
- Fonların suçla bağlantısını gizleyerek meşru görünmelerini sağlar.
- Fonları yalnızca başka bir hesaba taşır.
Cevabı göster
Fonların suçla bağlantısını gizleyerek meşru görünmelerini sağlar.
allowing them to be used within the legal economy. Dilbilgisi
1:12yasal ekonomi içinde kullanılmalarına olanak tanır.
allowing them to be used: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Allowing them to be used, daha önce anlatılan sürecin sonucunu bildiren bir -ing yan cümlesidir. Sonuç olarak bunların kullanılabileceği anlamına gelir; allowing yeni bir çekimli ana fiil değildir. Them, daha önce sözü edilen illegally obtained funds ifadesine gönderme yapar. Be used edilgendir çünkü fonları insanlar kullanır; eyleme maruz kalan fonlardır.
Alıştırma
Bu cümlede allowing yan cümlesi ne ifade ediyor? The new schedule adds more buses, allowing commuters to get home earlier.
- Yolcuların seyahat etmesine izin verilmediğini söyler.
- Programı kimin oluşturduğunu açıklar.
- Daha fazla otobüs eklenmesinin sonucunu bildirir.
- Programla ilgisi olmayan ayrı bir eylemi adlandırır.
Cevabı göster
Daha fazla otobüs eklenmesinin sonucunu bildirir.
But Capone wasn't the first to launder money. Kelime
1:16Ancak para aklayan ilk kişi Capone değildi.
Fiil öbeği olarak to launder money
Bu cümlede to launder money, paranın yasa dışı kaynağını gizleyip onu meşru görünür hâle getirmek anlamındadır. Burada launder, nakit parayı fiziksel olarak yıkamak anlamına gelmez. Kalıp to + launder + money şeklindedir: to mastarı belirtir, launder fiilin yalın hâlidir ve money onun nesnesidir. Birinin yaptığı eylemi belirtirken launder money kullanılır; bununla bağlantılı money laundering isim öbeği ise faaliyetin veya suçun adını belirtir.
Alıştırma
launder sözcüğünü fiil, money sözcüğünü nesne olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: The shell company was used to ____.
Cevabı göster
launder money
this practice is about as old as money itself. Deyimler
1:20bu uygulama neredeyse paranın kendisi kadar eskidir.
about as old as money itself: yaklaşık ve vurgulu karşılaştırma
about as old as money itself, “neredeyse veya yaklaşık olarak paranın kendisi kadar eski” anlamına gelir. about as + sıfat + as kalıbı yaklaşık bir eşitlik ifade eder; itself ise karşılaştırma noktası olarak money sözcüğünü vurgular. Buradaki karşılaştırma retoriktir; iki şeyin köken tarihinin tam olarak aynı olduğu iddiası değildir. Uygulamanın son derece eski olduğu izlenimini verir. Kesin ölçümün önemli olmadığı durumlarda bu kalıp genel vurgu yapmak için başka bağlamlara aktarılabilir.
Alıştırma
about, old ve as ... as kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The tradition has existed for centuries; it is ____ the village itself.
Cevabı göster
about as old as
Merchants hid their riches from tax collectors,
1:24Tüccarlar servetlerini vergi tahsildarlarından gizliyorlardı
and pirates sought to sell their bounty without drawing attention to how they got it. Kalıp ifadeler
1:27ve korsanlar, ganimetlerini nasıl elde ettiklerine dikkat çekmeden satmaya çalışıyorlardı.
without drawing attention to: bir şeye dikkat çekmekten kaçınmak
Bu cümlede without drawing attention to, “başkalarının belirli bir gerçeği fark etmesini önleyerek” anlamındadır. Korsanların göz önüne çıkarmak istemediği gerçek, ganimeti nasıl elde ettikleridir. Yapı without + -ing biçimidir: without drawing. draw attention to + nesne yapısında nesne, insanların fark edebileceği şeyi belirtir. Burada how they got it, bu nesne görevindeki dolaylı soru yan cümlesidir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The manager corrected the report ____ the intern's mistake.
Cevabı göster
without drawing attention to
With the recent arrival of: değişimden önce yeni bir arka plan sunmak
With the recent arrival of, ana ifadeden önce yeni bir arka plan etkeni sunar. “Bir şey yakın zamanda ortaya çıktığı veya kullanılabilir hâle geldiği için” şeklinde anlaşılabilir. Ardından ana cümle bu gelişmeyle bağlantılı bir değişikliği sunar. Bu başlangıç bilgiyi arka plandan sonuca doğru düzenler: önce sanal para birimleri, offshore bankacılık, karanlık ağ ve küresel piyasalar gibi yeni koşullar, ardından schemes have become much more complex ifadesi gelir. Burada with “birlikte” anlamına gelmez; arrival ise gelişmelerin kullanılmaya başlamasını veya önem kazanmasını mecazi olarak anlatır.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede başlangıç ifadesinin görevi nedir? With the recent arrival of neighborhood charging stations, owning an electric car has become more practical.
- Bağlantılı değişikliği belirtmeden önce yeni bir arka plan gelişmesi sunar.
- Şarj istasyonlarının elektrikli araç sahipleriyle birlikte fiziksel olarak geldiğini söyler.
- Yalnızca aynı anda gerçekleşen ilgisiz bir olayı sıralar.
Cevabı göster
Bağlantılı değişikliği belirtmeden önce yeni bir arka plan gelişmesi sunar.
sanal para birimleri, offshore bankacılık, karanlık ağ ve küresel piyasalar
Bu dört unsur, modern finans ve teknoloji ortamının farklı parçalarını adlandırır. Sanal para birimleri dijital değer biçimleridir; offshore bankacılık, müşterinin kendi ülkesi dışındaki bir yargı alanında yürütülen bankacılıktır; karanlık ağ, erişmek için özel yazılım veya ayar gerektiren internetin gizli bir bölümüdür; küresel piyasalar ise farklı ülkelerdeki işlemleri birbirine bağlar. Bu unsurlar birlikte para hareketlerini daha anonim, sınır ötesi ve izlenmesi zor hâle getirebildiği için aynı listede toplanmıştır. Liste, yöntemlerin daha karmaşık hâle geldiği sonucunun arka planını verir; dört unsurun aynı türde olduğunu veya her kullanımının yasa dışı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Vurgulanan liste cümlede hangi işlevi görüyor?
- Aynı tür banka hesabı için dört farklı ad verir.
- Bu teknolojilerin ve piyasaların her kullanımının yasa dışı olduğunu söyler.
- Yöntemlerin artık neden daha karmaşık olduğunu açıklamaya yardımcı olan farklı modern koşulları sıralar.
Cevabı göster
Yöntemlerin artık neden daha karmaşık olduğunu açıklamaya yardımcı olan farklı modern koşulları sıralar.
have become much more complex: geçmişten bugüne değişim
Have become, become fiilinin present perfect biçimidir: have + become fiilinin past participle biçimi. Şimdiki zamandan önce gelişen bir değişimi anlatır ve bugün geçerli olan sonuca odaklanır: yöntemler artık eskisinden daha karmaşıktır. Much, more complex karşılaştırmasını güçlendirir; yani artış küçük değil, belirgindir. have/has become + much more + sıfat kalıbı, değişmiş durumun bugün önem taşıdığı eğilimleri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi become fiilinin present perfect biçimi ve much more reliable sözleriyle tamamlayın: Since the upgrade, the app ____.
Cevabı göster
has become much more reliable
Although modern money laundering methods vary greatly, Dilbilgisi
1:44Modern para aklama yöntemleri büyük ölçüde çeşitlilik gösterse de,
Although ... most share ...: ortak bir düzeni belirtmeden önce farklılığı kabul etmek
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: yazar önce modern kara para aklama yöntemlerinin büyük ölçüde farklı olduğunu kabul eder. Bu bilgi karşıtlığa zemin hazırlar; cümlenin ana sonucu değildir. Ana cümle olan most share three basic steps, yazarın daha sonra açıklayacağı ortak düzeni belirtir. Yeniden kullanılabilen Although X varies, most Y share Z yapısı, bilgiyi “birçok yönden farklı, ancak önemli bir yönden yine de benzer” biçiminde düzenler.
Alıştırma
Although yan cümlesinden sonra verilen ana düşünce nedir?
- Yöntemler arasındaki farklılıklar yazarın ana sonucudur.
- Her yöntem tamamen aynı şekilde işler.
- Modern kara para aklama yöntemlerinin çoğu üç temel aşamayı paylaşır.
Cevabı göster
Modern kara para aklama yöntemlerinin çoğu üç temel aşamayı paylaşır.
Kara para aklama aşamaları olarak placement, layering ve integration
Bu bağlamda placement, layering ve integration, kara para aklamanın yaygın üç aşamalı modelindeki teknik adlardır. Placement, yasa dışı gelirleri finans veya ticaret sistemine sokar; layering, işlemler kullanarak paranın izini ve kaynağını takip etmeyi zorlaştırır; integration ise değeri görünüşte meşru bir kaynağa sahipmiş gibi sıradan ekonomik kullanıma geri döndürür. Bu üç ismi birbiriyle ilgisiz gündelik eylemler olarak değil, ardından gelen açıklamanın sıralı yol haritası olarak okuyun. Bu model süreci açıklamak için kullanışlıdır, ancak gerçek vakalar her zaman birbirinden net biçimde ayrılan üç aşamaya uymaz.
Alıştırma
Bir raporda, kaynağının izlenmesini zorlaştırmak için paranın çeşitli hesaplar ve şirketler üzerinden aktarıldığı anlatılıyor. Üç aşamalı modelde bu faaliyete hangi terim uyar?
- integration
- layering
- placement
Cevabı göster
layering
illegally obtained money: yasa dışı faaliyetlerle elde edilen para
Illegally obtained money, yasa dışı faaliyetler yoluyla elde edilen para anlamına gelir. Illegally, obtained sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade paranın nasıl elde edildiğini anlatır, doğası gereği yasa dışı olan özel bir para türünü değil. Obtained, money sözcüğünden önce kısaltılmış bir niteleyici olarak kullanılan geçmiş zaman ortacıdır: money that was illegally obtained. Bu kısa biçim hukuk, finans, soruşturma ve haber metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Yasa dışı faaliyetler yoluyla elde edilen parayı resmî ve en açık biçimde hangi ifade tanımlar?
- illegally obtained money
- illegal money
- dirty money
Cevabı göster
illegally obtained money
is converted into assets that seem legitimate. Kalıp ifadeler
1:58meşru görünen varlıklara dönüştürüldüğü aşamadır.
Placement is where: Bir aşamada ne olduğunu tanımlamak
Placement is where ... ifadesinde where, placement adlı aşamada ne olduğunu açıklayan bir yan cümle başlatır. Buradaki anlamı “bu aşamada”dır; “hangi fiziksel yerde” değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp X is where + özne + fiil şeklindedir. Bir sürecin adımını, aşamasını, evresini veya bölümünü, ana faaliyetini belirterek tanımlar.
Alıştırma
Süreç tanımını “bu aşamada” anlamına gelen iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: The editing stage ____ final errors are corrected.
Cevabı göster
is where
is converted into assets that seem legitimate: meşru görünen varlıklara dönüştürülür
Edilgen yapı X is converted into Y, X’in farklı bir biçim olan Y’ye dönüştürüldüğünü anlatır. Cümle, dönüştürme işlemini yapan kişiden çok sonuç olan assets üzerine odaklanır. that seem legitimate ilgi cümleciği assets sözcüğünü niteler. Seem, bu varlıkların yasal veya uygun göründüğünü belirtir; kaynaklarının gerçekten yasal olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi convert into ifadesinin standart geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: During the scheme, cash ____ property that seemed legitimate.
Cevabı göster
was converted into
That's often done by depositing funds into a bank account Kalıp ifadeler
2:02Bu genellikle paranın bir banka hesabına yatırılmasıyla yapılır
depositing funds into a bank account: bir banka hesabına para yatırmak
Depositing funds into a bank account, bir bankacılık işlemi yoluyla bir hesaba para yatırmak anlamına gelir. Deposit işlemi anlatan resmî fiildir, funds kullanılabilir veya aktarılan para için kullanılan resmî bir sözcüktür ve into parayı alan hesabı belirtir. Tam cümlede depositing, by sözcüğünden sonra gelir. by + -ing biçimi, bir şeyin hangi yöntemle yapıldığını açıklar.
Alıştırma
deposit fiilinin -ing biçimini ve hedefi belirten edatı kullanın: The transfer was completed by ____ funds ____ a bank account.
Cevabı göster
depositing · into
registered to an anonymous corporation or a professional middleman. Kelime
2:05ve bu hesap, anonim bir şirkete veya profesyonel bir aracıya kayıtlıdır.
registered to an anonymous corporation: kayıtlarda görünen hak sahibi
registered to + kişi veya kuruluş yapısında to, resmî kayıtlarda adı geçen kayıtlı kişiyi ya da sahibi belirtir. Burada hesap, gerçek kişinin değil, gerçek sahipleri gizli tutulan bir şirketin adına kayıtlıdır. anonymous corporation, adı olmayan bir şirket demek değildir. Gerçek sahipliği veya kontrolü belirlenmesi zor olan bir şirketi anlatır; bu yüzden görünen belge izi, arkasındaki kişiye değil şirkete yönelir.
Alıştırma
Hangi cümle, resmî kayıtlarda hesabın sahibi olarak şirketin göründüğünü söyler?
- The account is registered by the company.
- The company registered the account for a customer.
- The account is registered to the company.
Cevabı göster
The account is registered to the company.
professional middleman: aracılığı meslek olarak yapan kişi
Middleman, iki taraf arasında yer alıp iletişim, ödemeler, belgeler veya düzenlemelerle ilgilenen kişi ya da kuruluştur. Professional, bunun yalnızca bir kez yardım eden biri değil, ücretli veya yerleşik bir rol olduğunu gösterir. Middleman sözcüğü kendi başına suçlu anlamına gelmez. Bu kara para aklama bağlamında aracı, parayı gerçekten kontrol eden kişiyle olan bağlantıyı gizlemeye yardımcı olabilir; sıradan iş hayatında ise bir middleman yasal olarak çalışabilir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: middleman sözcüğü her zaman kişinin bir suça karıştığı anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
This step is where criminals are often most vulnerable to detection, Kalıp ifadeler
2:10Bu adım, suçluların tespit edilmeye genellikle en açık olduğu yerdir,
most vulnerable to detection: tespit edilme riskinin en yüksek olması
Vulnerable to detection, fark edilme, kimliğinin belirlenmesi veya ortaya çıkarılma riskine açık olmak demektir. Burada vulnerable, duygusal kırılganlığı değil, somut bir riske açık olmayı anlatır. Most, aşamalar arasında karşılaştırma yapar: suçluların tespit edilme ihtimalinin en yüksek olduğu aşama budur. most vulnerable to + isim kalıbı, belirli bir riske en fazla açık olunan noktayı gösterebilir.
Alıştırma
"This step is where criminals are often most vulnerable to detection," cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Bu aşamada fark edilme veya ortaya çıkarılma ihtimalleri en yüksektir.
- Bu aşamada zaten resmen hüküm giymişlerdir.
- Bu aşamada duygusal olarak en üzgün hissederler.
Cevabı göster
Bu aşamada fark edilme veya ortaya çıkarılma ihtimalleri en yüksektir.
since they introduce massive wealth into the financial system Kalıp ifadeler
2:15çünkü finansal sisteme devasa bir servet sokarlar
introduce massive wealth into the financial system: büyük miktarda parayı sisteme sokmak
Introduce X into Y, X’in Y’ye girmesini veya Y’nin bir parçası hâline gelmesini sağlamak demektir. Burada introduce, bir kişiyi başka bir kişiyle tanıştırmak değil, çok büyük miktarda parayı veya varlığı resmî finansal kanallara sokmak anlamına gelir. Since ile başlayan yan cümle bir neden verir: bu kadar büyük miktarda serveti finansal sisteme sokmak, faaliyeti daha görünür ve fark edilmesi daha kolay hâle getirebilir.
Alıştırma
"they introduce massive wealth into the financial system" ifadesinde introduce ne anlama gelir?
- Finansal sistemin serveti nasıl ölçtüğünü açıklamak.
- Zengin bir kişiyi finansal sistem çalışanlarıyla tanıştırmak.
- Çok büyük miktarda para veya varlığın finansal sisteme girmesini sağlamak.
Cevabı göster
Çok büyük miktarda para veya varlığın finansal sisteme girmesini sağlamak.
seemingly out of nowhere: görünüşte ani ve açıklanamayan bir ortaya çıkış
Out of nowhere, bir şeyin görünür bir kaynağı veya önceden gelen bir işareti olmadan aniden ortaya çıktığını anlatan deyimsel bir ifadedir. Bir şeyin kelimenin tam anlamıyla hiçbir yerden geldiği anlamına gelmez. Seemingly ifadeye bir çekince ekler: olayın gözlemciye nasıl göründüğünü anlatır, gerçekten hiçbir nedeni veya kaynağı olmadığını ileri sürmez. Seemingly out of nowhere bütünüyle hem beklenmedik hem de açıklanamayan bir ortaya çıkışı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “görünüşe göre belirgin bir kaynak veya ön işaret olmadan” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: A new problem appeared ____.
Cevabı göster
seemingly out of nowhere
involves using multiple transactions to further distance the funds from their origin. Kalıp ifadeler
2:23fonları kaynaklarından daha da uzaklaştırmak için çoklu işlemlerin kullanılmasını içerir.
to further distance the funds from their origin: amaç ve fiil kalıbı
Burada distance, distance A from B kalıbında kullanılan geçişli bir fiildir ve A'yı B'den daha ayrı hâle getirmek anlamına gelir. Further, distance fiilini niteleyen bir zarftır; dolayısıyla further distance bu ayrılığı artırmak demektir. Buradaki ayrılık fiziksel değildir. Fonlarla geldikleri yer arasındaki bağlantıyı takip etmeyi zorlaştırmak anlamına gelir. to further distance the funds from their origin mastar yapısı, birden fazla işlem kullanmanın amacını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “ayrılığı artırmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef fiil ifadesiyle tamamlayın: The extra transfers were intended to ____ the funds from their source.
Cevabı göster
further distance
This can take the form of transfers between multiple accounts Kalıp ifadeler
2:29Bu, birden fazla hesap arasında transferler
take the form of transfers: somut bir biçimi belirtmek
Bu cümlede take the form of, “belirli bir biçimde ortaya çıkmak veya gerçekleşmek” anlamına gelir. transfers adı, faaliyetin alabileceği somut biçimi belirtir. Yapı take the form of + isim veya isim öbeğidir. Genel bir düşünceden, o düşüncenin uygulanma ya da sunulma biçimine geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade take the form of ile tamamlayın: Financial help may ____ a monthly housing allowance.
Cevabı göster
take the form of
like expensive cars, artwork, and real estate.
2:35pahalı arabalar, sanat eserleri ve gayrimenkul gibi.
tradable property ... real estate: geniş bir kategori ve daha dar bir terim
Burada tradable property, alınıp satılabilen varlıklar anlamına gelir. Listede expensive cars, artwork ve real estate bu geniş kategorinin örnekleri olarak verilir. Finans ve hukuk bağlamlarında property, birine ait birçok türde varlığı kapsayabilir; yalnızca bina veya arazi anlamına gelmez. Real estate, arazi ve binalar için kullanılan daha dar kapsamlı terimdir.
Alıştırma
Hangi ifade cümledeki terimlerin ilişkisini en doğru biçimde açıklar?
- real estate, satılabilen bütün arabaları ve sanat eserlerini içerir.
- Finans bağlamlarında property yalnızca arazi ve binalar anlamına gelir.
- tradable property; real estate, arabalar ve sanat eserlerini içerebilir.
Cevabı göster
tradable property; real estate, arabalar ve sanat eserlerini içerebilir.
Casinos, where large sums of money change hands every second, Deyimler
2:39Saniyede büyük miktarda paranın el değiştirdiği kumarhaneler
large sums of money change hands: büyük miktarlarda para el değiştirir
change hands deyiminde paranın veya bir varlığın mülkiyeti ya da kontrolü bir taraftan diğerine geçer. Bu ifade, bir şeyin gerçek eller arasında fiziksel olarak hareket etmesini anlatmaz. Large sums of money, “büyük miktarlarda para” demektir. large sums of money change hands ifadesinin bütünü, çok sayıda işlem yoluyla büyük miktarda paranın el değiştirdiğini belirtir.
Alıştırma
Derste vurgulanan iki sözcüklü deyimle yeni cümleyi tamamlayın: At major auctions, large sums of money ____ quickly.
Cevabı göster
change hands
are also popular venues for layering. Kalıp ifadeler
2:43aynı zamanda ayrıştırma için de popüler mekânlardır.
popular venues for layering: katmanlaştırma için sık seçilen yerler
a popular venue for + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir etkinlik için sık seçilen bir yer anlamına gelir. Venue yalnızca konser veya spor mekânlarını değil, bir şeyin gerçekleştiği yeri ya da ortamı daha geniş anlamda ifade edebilir. Burada popular, layering işlemini yapan kişilerin bu yerleri sık kullanmasını veya çekici bulmasını anlatır; konuşanın onayını göstermez. Layering, yani katmanlaştırma, fonların kaynağını veya izlediği yolu takip etmeyi zorlaştırmak için birden fazla işlemin kullanılmasıdır.
Alıştırma
popular venues for layering ifadesinde popular sözcüğünün en yakın anlamı nedir?
- Bu faaliyet için sık seçilen
- Konuşan tarafından övülen
- Yalnızca eğlence için kullanılan
Cevabı göster
Bu faaliyet için sık seçilen
A money launderer may have their gambling balance made available Dilbilgisi
2:47Bir para aklayıcı, kumar bakiyesini
at a casino chain's locations in other countries
2:50bir kumarhane zincirinin diğer ülkelerdeki şubelerinde kullanılabilir hâle getirebilir
have their gambling balance made available: have + nesne + geçmiş zaman ortacı
Burada have, “sahip olmak” anlamına gelmez. have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir işin yapılmasını ayarlamak ya da sağlamak anlamına gelir. Their gambling balance nesnedir; made available ise bu nesnenin ulaştığı sonucu, yani bakiyenin kullanıma açıldığını anlatır. Özne eylemi mutlaka bizzat yapmaz. Bu yapı, öznenin çoğu zaman başka bir kişi, kuruluş veya sistem aracılığıyla sonucu sağlamasına odaklanır.
Alıştırma
Maya’nın sözleşmeyi başka birine çevirttiğini göstermek için cümleyi had + the contract + translated ile tamamlayın: Maya ____ before the meeting.
Cevabı göster
had the contract translated
or work with employees to rig games. Kelime
2:53veya çalışanlarla iş birliği yaparak oyunlarda hile yapabilir.
rig games: sonucu gizlice hileyle ayarlamak
Rig games ifadesinde rig, bir oyunun sonucunun adaletsiz veya önceden belirlenmiş olması için oyunu dürüst olmayan biçimde ayarlamak ya da yönlendirmek anlamına gelir. Burada ekipman kurmak anlamında değildir. Bu ifade çoğu zaman hile, gizli anlaşma veya yasa dışı müdahale ima eder. rig an election, rig a competition ve rig the market ifadelerinde de aynı anlam kullanılır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi rigging a game ifadesiyle anlatılır?
- Seçilen bir oyuncunun kazanması için sistemi gizlice değiştirmek
- Oyundan önce kuralları tüm oyunculara açıklamak
- Oyun için yeni ekipman kurmak
Cevabı göster
Seçilen bir oyuncunun kazanması için sistemi gizlice değiştirmek
Kara para aklamanın son aşaması olarak integration
Burada integration, kara para aklamanın yaygın üç aşamalı modelindeki son aşamanın teknik adıdır. Paranın kaynağı gizlendikten sonra fonlar, meşru görünen ve daha açık biçimde kullanılabilen bir şekilde normal ekonomik faaliyetlere sokulur. Dil bilgisi açısından integration, the last step ifadesini yeniden adlandırıp açıklar; iki yanındaki virgüller bunun açıklayıcı bir eş değer ifade olduğunu gösterir. Bu bağlamda sözcüğü yalnızca farklı şeyleri bir bütün hâline getirme şeklindeki gündelik anlamıyla yorumlamayın.
Alıştırma
Bu kara para aklama bağlamında integration ne anlama gelir?
- Nakit parayı bir finans sistemine yerleştirmenin ilk adımıdır.
- Gizlenmiş fonların görünüşte meşru ekonomik faaliyetlere girdiği son aşamadır.
- Ayrı departmanları birleştirmeye yönelik sıradan süreçtir.
Cevabı göster
Gizlenmiş fonların görünüşte meşru ekonomik faaliyetlere girdiği son aşamadır.
allows clean money to re-enter the mainstream economy Kelime
2:59temiz paranın yeniden ana akım ekonomiye girmesine
re-enter the mainstream economy: ana ekonomik sisteme yeniden girmek
re- ön eki yeniden anlamına gelir; dolayısıyla re-enter, yeniden girmek demektir. Burada the mainstream economy, görünüşte meşru ticari ve finansal kanallar üzerinden yürütülen normal ve açık ekonomik faaliyetleri ifade eder. İfadenin bütünü, fonların yasal bir kaynaktan gelmiş gibi yeniden açıkça dolaşıma girebilmesi ve kullanılabilmesi anlamına gelir. Burada mainstream, moda veya popüler demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede re-enter the mainstream economy ne anlama gelir?
- Fonlar görünüşte meşru ekonomik faaliyetler üzerinden yeniden açıkça dolaşıma girebilir.
- Fonlar normal ticaret ve finans faaliyetlerinden daha da uzaklaştırılır.
- Fonlar en moda ekonomik eğilimin bir parçası olur.
Cevabı göster
Fonlar görünüşte meşru ekonomik faaliyetler üzerinden yeniden açıkça dolaşıma girebilir.
They might invest it into a legal business, Kalıp ifadeler
3:05Bunu yasal bir işletmeye yatırım olarak kullanabilirler,
invest it into a legal business: parayı yasal bir işletmeye yatırmak
Bu cümlede invest it into a legal business, it ile belirtilen parayı yasal olarak faaliyet gösteren bir işletmeye aktarmak anlamına gelir. Into, işletmeyi paranın ulaştığı hedef olarak sunar. Legal, paranın kaynağını değil business sözcüğünü niteler. Bu nedenle ifade, yasa dışı kaynaktan gelen paranın kendi faaliyetleri yasal olan bir işletmeye aktarılmasını da anlatabilir.
Alıştırma
"They invested the money into a legal business," cümlesinde legal neyi belirtir?
- Yatırımın kâr getirmesi garantidir.
- Para mutlaka yasal bir kaynaktan gelmiştir.
- İşletmenin kendisi yasalara uygun faaliyet gösterir.
Cevabı göster
İşletmenin kendisi yasalara uygun faaliyet gösterir.
claim payment by producing fake invoices, Kalıp ifadeler
3:08sahte faturalar düzenleyerek ödeme talep edebilirler,
claim payment by producing fake invoices: sahte faturalar düzenleyerek ödeme talep etmek
Burada claim payment, birinin ödenmesi gerektiğini ileri sürdüğü parayı resmî olarak istemesi anlamına gelir; claim bu yapıda yalnızca bir şeyin doğru olduğunu söylemek değildir. Sahte faturalar, bu talebi destekliyormuş gibi kullanılan sözde kanıtlardır. By producing fake invoices, yöntemi açıklayan by + fiilin -ing biçimi yapısıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp claim payment by doing something şeklindedir: bir eylem aracılığıyla ödeme talep etmek.
Alıştırma
Cümleyi by ve submit fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The consultant claimed payment ____ an itemized invoice.
Cevabı göster
by submitting
bogus charity: sahte veya aldatıcı bir yardım kuruluşu
Bogus charity, gerçek olmayan ve insanları kandırmak amacıyla kurulmuş olabilecek bir yardım kuruluşunu anlatır. Bogus belirgin biçimde olumsuz bir sıfattır: yalnızca kuruluşun kötü işlediğini söylemez, kuruluşun ya da iddialarının gerçek olup olmadığını sorgular. Bu cümlede start a bogus charity, hayır işi yapıyormuş gibi sunulan ama aslında sahte veya aldatıcı olan bir kuruluş oluşturmak demektir.
Alıştırma
a bogus charity ifadesinde bogus ne anlatır?
- Yardım kuruluşu küçük ve yereldir.
- Yardım kuruluşu sahte veya aldatıcıdır.
- Yardım kuruluşu gerçektir ancak kötü yönetilmektedir.
Cevabı göster
Yardım kuruluşu sahte veya aldatıcıdır.
placing themselves on the board of directors: kendilerini yönetim kuruluna yerleştirmek
place oneself on the board of directors yapısı, kişinin kendisini bir kuruluşun yönetim organının üyesi hâline getirmesini sağlamak demektir. Dönüşlü zamir themselves, yerleştirme eylemini yapan kişilere geri gönderme yapar; bu nedenle ifade, başkası tarafından sıradan biçimde atanmak yerine bu kişilerin söz konusu konumları etkin biçimde elde ettiğini düşündürür. A board of directors, bir şirketi veya kuruluşu denetleyen ve önemli yönetim kararlarını alan gruptur. Bu ifadede board kurumsal bir organdır ve üyelik on ile ifade edilir: on the board.
Alıştırma
They placed themselves on the board of directors. cümlesinde ne oldu?
- Kuruluşun bütün çalışanlarını işe aldılar.
- Ayaklarının altına tahta bir levha koydular.
- Yönetim organının üyeleri olmayı kendileri ayarladılar.
Cevabı göster
Yönetim organının üyeleri olmayı kendileri ayarladılar.
exorbitant salary: makul olmayacak kadar yüksek maaş
Exorbitant salary, makul veya kabul edilebilir olandan çok daha yüksek bir maaş demektir. Exorbitant açıkça olumsuz bir değerlendirme katar; yalnızca yüksek maaş anlamına gelmez. Aynı sıfat, konuşanın aşırı bulduğu fiyatları, ücretleri, kiraları, maliyetleri ve diğer parasal tutarları anlatmak için de sıkça kullanılır.
Alıştırma
An exorbitant salary neyi ima eder?
- Maaş devlet tarafından ödenmektedir.
- Maaş ortalamanın yalnızca biraz üzerindedir.
- Maaş makul olmayacak kadar yüksektir.
Cevabı göster
Maaş makul olmayacak kadar yüksektir.
officially recognized as a federal crime: resmî yasal sınıflandırma
Officially recognized as a federal crime ifadesinde recognized as, resmen sınıflandırılmış veya yasal bir statüye sahip olduğu kabul edilmiş anlamına gelir; görerek tanımak anlamında değildir. Officially, sınıflandırmanın yasal veya kurumsal bir süreç yoluyla yapıldığını gösterir; federal crime ise ABD federal yasalarına aykırı bir suçtur. Wasn't ... until 1986 kalıbı, bu resmî statünün başladığı nokta olarak 1986 yılını gösterir. Dolayısıyla cümle yalnızca kamuoyundaki bir değişimi değil, yasal sınıflandırmadaki bir değişimi belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede officially recognized as a federal crime ne anlama gelir?
- Federal görevliler tarafından görülüp teşhis edilmiş
- ABD federal yasaları kapsamında suç olarak resmen sınıflandırılmış
- Ağır bir suç olduğundan özel olarak şüphelenilmiş
Cevabı göster
ABD federal yasaları kapsamında suç olarak resmen sınıflandırılmış
Before that point: daha önce belirtilen zaman sınırına gönderme
Before that point, daha önce belirtilmiş bir zamana — burada 1986 yılına — gönderme yapar ve o zamandan önce geçerli olan durumu anlatmaya geçer. Buradaki point, bir görüş değil, zaman çizelgesindeki bir anı veya sınırı ifade eder. Bu ifade, değişikliğin tarihinden önceki kurallara geri dönerek açıklamadaki bilgileri düzenler.
Alıştırma
"The policy changed in 1986. Before that point, a different rule applied," cümlesinde Before that point ne işlev görür?
- Birinin kural hakkındaki görüşünü aktarır.
- 1986'dan sonra gerçekleşen değişikliğe gönderme yapar.
- 1986'dan önceki döneme gönderme yapar.
Cevabı göster
1986'dan önceki döneme gönderme yapar.
the government needed to prosecute a related crime, Kalıp ifadeler
3:27hükûmetin bağlantılı bir suçu yargılaması gerekiyordu,
to prosecute a related crime: bağlantılı bir suçu kovuşturmak
needed to prosecute yapısında to prosecute, needed fiilinin anlamını tamamlayan bir mastardır. Hukuk İngilizcesinde prosecute, ceza davası açmak ve davayı yürütmek anlamına gelir. Burada hükûmet, davasını farklı fakat bağlantılı bir suça dayandırmak zorundaydı. A related crime, soruşturulan davranışla bağlantılı bir suçtur. Kovuşturma normalde devlet, hükûmet veya savcı tarafından yürütülür; bu fiil yalnızca birine kötü davranmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hukuki anlamıyla prosecute fiilini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The state decided to prosecute a related fraud offense.
- The court prosecuted the defendant with five years in prison.
- The state decided to persecute a related fraud offense.
Cevabı göster
The state decided to prosecute a related fraud offense.
From 1986 on: devam eden bir zaman aralığını belirtmek
“From 1986 on”, “1986'da başlayıp sonrasında da devam ederek” anlamına gelir. Buradaki on, onward anlamındadır; uzamsal bir konumu belirtmez. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen bilgiler için yeni bir zaman çerçevesi oluşturur. Genellikle bir yasanın, politikanın, uygulamanın veya eğilimin belirli bir noktada başlayıp devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
from + time + on yapısını tamamlayın: From 2018 ____, the clinic kept digital records.
Cevabı göster
on
they could confiscate wealth simply by demonstrating that concealment had occurred, Notlar
3:34sadece gizleme olayının gerçekleştiğini göstererek servete el koyabiliyorlardı,
confiscate wealth: değerli mallara resmî yetkiyle el koymak
Bu cümlede “confiscate wealth”, bir kişinin parasına veya diğer değerli mallarına yasal ya da resmî yetkiyle el koymak anlamına gelir. Buradaki wealth geniş kapsamlıdır; yalnızca eldeki parayı değil, nakit para, mülk ve diğer varlıkları da içerebilir. Confiscate, alma eyleminin zorunlu olduğunu ve yetkili bir makam tarafından gerçekleştirildiğini gösterir. Yalnızca “take the money” demekten daha kesin ve daha resmîdir.
Alıştırma
Confiscate hangi durumda en uygun fiildir?
- Bir arkadaş izin alarak kitap ödünç alır.
- Bir müşteri market alışverişinin ücretini öder.
- Gümrük memurları beyan edilmemiş mallara resmî olarak el koyar.
Cevabı göster
Gümrük memurları beyan edilmemiş mallara resmî olarak el koyar.
by demonstrating that ... had occurred: kullanılan yöntemi ifade etmek
By + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by demonstrating, mal varlığına nasıl el koyabildikleri sorusunu yanıtlar: Bir olguyu kanıtlarla ortaya koyabiliyorlardı. That ile başlayan yan cümle, ortaya konan olguyu verir. Had occurred past perfect yapıdadır ve gizleme eylemini daha sonraki kanıtlama veya hukuki işlemden önceye yerleştirir.
Alıştırma
Cümlede by demonstrating that concealment had occurred neyi açıklar?
- Hukuki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntem
- Mal varlığına el konduğu zaman
- Gizleme eyleminin gerçekleşme nedeni
Cevabı göster
Hukuki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntem
which had a positive effect on prosecuting major criminal operations, Notlar
3:40ki bu da büyük suç operasyonlarının yargılanmasında olumlu bir etki yarattı,
had a positive effect on prosecuting: effect on + gerund
Had a positive effect on, bir şeyin bir faaliyete veya sonuca yardımcı olduğu ya da onu iyileştirdiği anlamına gelir. Effect bir isimdir ve on, etkilenen faaliyet veya sonucu tanıtır. Burada prosecuting, olumlu etki gören faaliyeti adlandıran bir gerund yapısıdır. Yeniden kullanılabilir kalıp have a positive effect on + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak sabit kalıbı tamamlayın: The new schedule had a positive effect ____ reducing delays.
Cevabı göster
on
major criminal operations ... drug traffickers: büyük suç yapılanmaları ve uyuşturucu kaçakçıları
Bu kolluk ve ceza hukuku bağlamında major criminal operations, büyük ölçekli ve örgütlü suç faaliyetleri ya da suç yapılanmaları demektir. Burada operation, sıradan işletme yönetimi veya ameliyat değil, koordineli bir girişimdir; major ölçeği ya da önemi vurgular. Drug traffickers, yasa dışı olarak uyuşturucu satan ya da taşıyan kişilerdir. like drug traffickers ifadesi, kovuşturulan ciddi suç türlerine örnek olarak ilgili kişileri veya ağları gevşek biçimde gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede major criminal operations ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- büyük ölçekli, örgütlü suç faaliyetleri veya suç yapılanmaları
- büyük cerrahi ameliyatlar
- önemli günlük işletme süreçleri
Cevabı göster
büyük ölçekli, örgütlü suç faaliyetleri veya suç yapılanmaları
a legal shift has raised concerns: hukuki bir değişim endişelere yol açtı
Legal shift; yasada, hukuki yorumda veya hukuk politikasında bir değişiklik demektir. Has raised concerns, insanların endişelenmesine ya da olası riskleri sorgulamasına neden olduğunu belirtir; raise burada nedensel bir anlam taşır, gerçek anlamda bir şeyi kaldırmak değildir. Present perfect yapıdaki has raised, daha önceki bir değişimi bugün hâlâ önem taşıyan endişelerle ilişkilendirir. Bu kısa neden-sonuç anlatımı haberlerde ve politika tartışmalarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi raise concerns ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The new policy ____ among employees.
Cevabı göster
has raised concerns
involving privacy and government surveillance. Kültür
3:50gizlilik ve hükûmet gözetimi ile ilgili olarak.
privacy and government surveillance: mahremiyet ve devlet gözetimi
Kamu politikası tartışmalarında privacy, kişisel bilgilere, iletişimlere veya özel hayata gerekçesiz erişime karşı korunmayı ifade eder. Government surveillance ise kamu kurumlarının çoğunlukla kolluk, güvenlik veya istihbarat amacıyla yürüttüğü sistematik gözetimi ifade eder. Bu iki konu birlikte ele alınır; çünkü daha geniş soruşturma yetkileri suçların tespit edilmesine yardımcı olabilirken devletin insanları ne ölçüde izleyebileceği konusunda da soru işaretleri doğurur. Buradaki surveillance, sıradan ve anlık bir gözlem değildir.
Alıştırma
Kolluk yetkileri genişletildiğinde privacy and government surveillance neden sıklıkla birlikte tartışılır?
- Çünkü surveillance veri toplanmayan, halka açık ve tek seferlik bir gözlem demektir.
- Çünkü privacy her zaman devletin herhangi bir suçu soruşturmasını engeller.
- Çünkü gözetim kolluk faaliyetlerine yardımcı olabilir, ancak kişisel verileri ve iletişimleri de açığa çıkarabilir.
Cevabı göster
Çünkü gözetim kolluk faaliyetlerine yardımcı olabilir, ancak kişisel verileri ve iletişimleri de açığa çıkarabilir.
and various non-profits fight against money laundering. Kalıp ifadeler
3:57ve çeşitli kâr amacı gütmeyen kuruluşlar kara para aklamaya karşı mücadele ediyor.
fight against money laundering: kara para aklamayla mücadele etmek
Fight against money laundering ifadesinde fight against, zararlı bir soruna karşı çıkmak veya onu azaltmak için düzenli ve sürekli eylemde bulunmak anlamına gelir. Fiziksel bir kavgayı anlatmaz. Money laundering, paranın yasa dışı kaynağını gizleyerek onu meşruymuş gibi gösterme sürecidir. Fight against + sorun kalıbı corruption, crime, disease veya discrimination gibi konularla da kullanılabilir.
Alıştırma
Yolsuzluğa karşı örgütlü eylemi anlatmak için fight against kullanın: Several watchdog groups work together to ____.
Cevabı göster
fight against corruption
Yet the practice continues to play a major role in global crime. Kalıp ifadeler
4:00Yine de bu uygulama küresel suçlarda önemli bir rol oynamaya devam ediyor.
continues to play a major role in: önemli bir etkiye sahip olmaya devam eder
continues to play a major role in ifadesinde continues to, durumun daha önce başladığını ve hâlâ geçerli olduğunu belirtir. Play a major role in, bir şey üzerinde önemli bir etkiye sahip olmak veya onun önemli bir parçası olmak demektir. Bu cümlede ifadenin tamamı, söz konusu uygulamanın küresel suçları hâlâ güçlü biçimde etkilediğini anlatır. Kalıp continue(s) to + fiilin yalın hâli şeklindedir; burada bunu play a major role in + isim veya -ing biçimi izler. Play a role mecazidir: bir gösteride rol yapmak değil, bir duruma veya sonuca katkıda bulunmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “hâlâ … üzerinde önemli bir etkiye sahip olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Family support ____ a child's recovery.
Cevabı göster
continues to play a major role in
And the most high-profile instances of money laundering Kelime
4:05Ve kara para aklamanın en çok ses getiren örnekleri
most high-profile instances: en çok dikkat çeken vakalar
High-profile, halkın veya medyanın büyük ilgisini çekmek demektir. Instances burada gerçekleşmiş olayların vakaları veya örnekleri anlamına gelir. Bu nedenle the most high-profile instances, ilgili vakalar arasında kamuoyunda en fazla görünürlüğe sahip olanlardır. Most, vakaları ilgi düzeyine göre sıralar; bu, onların mutlaka en ciddi, en yüksek miktarda para içeren veya en önemli vakalar olduğu anlamına gelmez. Bir kara para aklama vakası geniş biçimde haber yapıldığı için high-profile olabilir; ancak daha az görünür başka bir vaka daha büyük olabilir.
Alıştırma
the most high-profile instances of money laundering ifadesinde most high-profile instances ne anlama gelir?
- kamuoyundan en fazla gizlenen vakalar
- en yüksek miktarda para içeren vakalar
- halkın ve medyanın en fazla ilgisini çeken vakalar
Cevabı göster
halkın ve medyanın en fazla ilgisini çeken vakalar
but major financial institutions and government officials.
4:12büyük finans kurumlarını ve hükûmet yetkililerini de kapsadı.
not just private individuals, but major financial institutions and government officials: kapsamı genişletme
not just A, but B, hem A’nın hem de B’nin kapsama dahil olduğu anlamına gelir. not just, A’yı geçersiz kılmaz ya da reddetmez; kapsamı A’nın ötesine genişletir. Burada A private individuals, B ise major financial institutions and government officials ifadesidir. Bu yapı, dikkati bireysel aktörlerden daha büyük ve güçlü aktörlere taşıyarak vakaların kapsamını ve ciddiyetini artırır.
Alıştırma
not just A, but B kalıbının iki bölümünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The policy affects ____ drivers, ____ pedestrians.
Cevabı göster
not just · but
No one knows for sure: belirsizliği belirtme
No one knows for sure, hiç kimsenin tamamen kesin bir cevaba sahip olmadığı anlamına gelir. for sure, knows fiilini niteler ve “kesin olarak” anlamına gelir; “emin olmak için” demek değildir. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciyi bir tahmine, teoriye veya eksik açıklamaya hazırlar. Ardından gelen bilginin kesinlik düzeyini azaltır, ancak o bilginin değersiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir konuşmacı tahminde bulunmadan önce No one knows for sure diyerek neyi belirtir?
- Konuşmacı konuyu tartışmayı reddediyor.
- Tahmin kesin değil, belirsizdir.
- Tahmin resmî olarak doğrulanmıştır.
Cevabı göster
Tahmin kesin değil, belirsizdir.
the total amount of money that's laundered on a yearly basis, Kalıp ifadeler
4:18yıllık bazda aklanan paranın toplam miktarını,
on a yearly basis: yıllık olarak raporlama veya hesaplama
On a yearly basis, “yıllık olarak” veya “her yıl” anlamına gelir. Buradaki basis fiziksel bir temel değil, bir şeyin hesaplanması, raporlanması veya planlanmasında kullanılan zaman dönemidir. Bu cümlede ifade, toplam miktarın raporlama dönemini belirler: söz konusu miktar tek seferlik veya yıllar boyunca birikmiş bir toplam değil, bir yıllık miktardır.
Alıştırma
Cümleyi “her yıl” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The safety review is conducted ____.
Cevabı göster
on a yearly basis
estimate it to be in the hundreds of billions of dollars. Notlar
4:24bunun yüz milyarlarca dolar civarında olduğunu tahmin ediyor.
estimate it to be: yaklaşık bir sonucu bildirmek
Estimate it to be, estimate + object + to be + result yapısını izler. Burada it daha önce belirtilen toplam miktarı, in the hundreds of billions of dollars ise tahmin edilen aralığı gösterir. Estimate, sonucun kesin bir ölçüm değil, mevcut bilgilere dayalı makul bir yaklaşık değer olduğunu belirtir. Aynı yapı yaklaşık maliyetleri, büyüklükleri, süreleri, değerleri veya durumları bildirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi estimate + object + to be + result yapısıyla tamamlayın: Experts estimate the damage ____ around five million dollars.
Cevabı göster
to be
in the hundreds of billions of dollars: yaklaşık yüz milyarlarca dolarlık tutar
in the hundreds of billions of dollars ifadesi, tahmini tutarı 200, 500 veya 900 milyar dolar gibi birkaç yüz milyar dolarlık geniş bir ölçeğe yerleştirir. Kesin bir rakam değil, yaklaşık bir büyüklük belirtir. Buradaki in, “bu aralığın içinde” anlamına gelir. hundreds of + çoğul isim kalıbı, ilgili birimden birden fazla yüzlük bulunduğunu gösterir. Bir billion 1 milyar olduğundan, bu ifade normalde 1 trilyon doların altındaki yüz milyarlarca dolarlık bir tutarı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle yaklaşık birkaç yüz milyar dolarlık bir maliyeti anlatır?
- The recovery could cost in the hundreds of millions of dollars.
- The recovery could cost a hundred billion dollars.
- The recovery could cost in the hundreds of billions of dollars.
Cevabı göster
The recovery could cost in the hundreds of billions of dollars.