Hollanda neden sular altında değil? - Stefan Al: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
673 kelime 137 kel/dk

Video özeti: Video, Hollanda’nın sel karşısındaki kırılganlığına Delta Works ve hareketli Maeslantkering bariyerini iç kesimlerdeki taşkın ovaları ve uyarlanabilir kentsel alanlarla birleştirerek nasıl karşılık verdiğini anlatıyor. Yaklaşımın yalnızca suyu engellemekten, suyu depolayabilen, ona yer açabilen ve hareketine uyum sağlayabilen kentler tasarlamaya doğru geliştiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a tidal surge — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gelgit veya fırtınayla bağlantılı ani deniz seviyesi yükselişini anlatan bu uzmanlık terimini anlayın ve surge sözcüğünün genel “hızlı artış” anlamından ayırın. 2. had to be kept open — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: had to ile edilgen yapının, bir şeyin belirli bir durumda tutulması zorunluluğunu nasıl anlattığını fark edin; örneğin bir gemi geçidinin güvenli koşullarda erişilebilir kalması gerektiğini ifade edebilirsiniz. 3. Numerous structures around the city transform into water storage facilities, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: transform into yapısını, otopark veya meydan gibi sıradan kentsel alanların sel sırasında geçici su depolama alanlarına dönüşmesini anlatmak için kullanmayı öğrenin.

Bu derste

In January of 1953, a tidal surge shook the North Sea. Kelime

0:07

Ocak 1953'te bir gelgit dalgası Kuzey Denizi'ni sarstı.

Kelime

a tidal surge: deniz seviyesinin aniden yükselmesi

Burada a tidal surge, deniz seviyesinin anormal ve hızla yükselip suyun kıyıya doğru yayılmasıdır. Buna çoğu zaman fırtına rüzgârları ve düşük hava basıncı yol açar; olay normal gelgitle birleşebilir. Bu ifade, yalnızca tek bir büyük dalgayı değil, kıyı taşkınına neden olabilen geniş çaplı su seviyesi yükselmesini anlatır. Afet haberlerinde surge, suyun aniden kabarması ya da ileri doğru yığılması fikrini korur.

Alıştırma

Bir kıyı afeti haberinde a tidal surge neyi anlatır?

  1. Gemi sayısındaki hızlı bir artış
  2. Kıyıyı su altında bırakabilecek anormal ve hızlı bir deniz seviyesi yükselmesi
  3. Sahilde kırılan sıradan tek bir dalga
Cevabı göster

Kıyıyı su altında bırakabilecek anormal ve hızlı bir deniz seviyesi yükselmesi

The titanic waves flooded the Dutch coastline, Kelime

0:13

Devasa dalgalar Hollanda kıyı şeridini sular altında bıraktı,

killing almost 2,000 people. Dilbilgisi

0:16

yaklaşık 2.000 kişinin ölümüne neden oldu.

Kelime

titanic waves: son derece büyük anlamında titanic

titanic waves ifadesinde titanic, son derece büyük ve güçlü anlamına gelen küçük harfle yazılmış bir sıfattır. waves sözcüğünün etkisini güçlendirir ve afet anlatımına dramatik, belgesel tarzı bir ton verir. Burada özel ad olan Titanic kastedilmez. Genel sıfat olan titanic, devasa ölçekteki bir şeyi anlatabilir; büyük harfle başlayan Titanic ise genellikle ünlü gemiyi veya ondan esinlenen bir yapıtın adını belirtir.

Alıştırma

titanic waves ifadesinde titanic ne anlama gelir?

  1. Son derece büyük ve güçlü
  2. Küçük ama alışılmadık derecede hızlı
  3. Titanic gemisinden gelen
Cevabı göster

Son derece büyük ve güçlü

Dilbilgisi

killing almost 2,000 people: sonuç bildiren -ing yapısı

Virgülden sonraki killing almost 2,000 people -ing yapısı, ana cümledeki olayın sonucunu verir: Dalgalar kıyıyı sular altında bırakmış ve bu sel ölümlere yol açmıştır. killing, flooded ile eş değer yeni bir çekimli fiil değildir. Ana cümleye bağlıdır ve neden-sonuç bağını sıkıştırır; bu kalıp haber ve belgesel anlatımında yaygındır.

Alıştırma

killing almost 2,000 people cümlede hangi görevi görür?

  1. İnsanların sel sırasında ne yaptığını söyler.
  2. Farklı bir olayla ilgili bağımsız bir ana cümle başlatır.
  3. Selin sonucunu belirtir.
Cevabı göster

Selin sonucunu belirtir.

54 years later, Anlatım akışı

0:19

54 yıl sonra,

Anlatım akışı

54 years later: zaman çizelgesini ileri taşımak

54 years later anlatıyı az önce belirtilen zamandan 54 yıl sonraki bir noktaya taşır. Bir cümlenin ya da bölümün başında, sonraki olay anlatılmadan önce yeni zaman çerçevesini kurar. Bu zaman ifadesi ileriye doğru bir sıçrama olduğunu belirterek hikâyeyi ya da belgeseli düzenler ve çoğu zaman dinleyiciyi sonraki olayla önceki olayı karşılaştırmaya hazırlar. Bir olayın 54 yıl sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

54 years later ifadesi dinleyiciye zaman çizelgesini nasıl takip etmesini söyler?

  1. Daha önce belirtilen zamandan 54 yıl ileri gitmek.
  2. Olayı 54 yıl boyunca devam etmiş gibi değerlendirmek.
  3. Daha önce belirtilen zamandan 54 yıl geriye gitmek.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen zamandan 54 yıl ileri gitmek.

a similar storm threatened the region. Kelime

0:21

benzer bir fırtına bölgeyi tehdit etti.

Kelime

threatened the region: cansız bir tehlike kaynağı

Burada threatened, bölgeyi tehlikeye attı veya bölge için ciddi bir risk oluşturdu anlamına gelir. Özne bir fırtına olduğu için sözlü tehditte bulunan biri yoktur. threaten fiilinin öznesi cansız bir neden olabilir. Afet ve kamu güvenliği haberlerinde bu fiil, zararın kesinlikle meydana geldiğini değil, ciddi bir olasılık olduğunu anlatır.

Alıştırma

A fast-moving wildfire threatened several homes cümlesinde threatened ne anlama gelir?

  1. Evlerin çoktan yıkıldığını kanıtladı.
  2. Evlere öfkeyle konuştu.
  3. Evleri tehlikeye attı.
Cevabı göster

Evleri tehlikeye attı.

But this time, Anlatım akışı

0:23

Ancak bu sefer,

the Netherlands were ready.

0:24

Hollanda hazırdı.

Anlatım akışı

But this time: farklı bir sonucu haber vermek

But önceki ifadeyle bir karşıtlık kurarken this time benzer bir durumun şu anki tekrarını belirtir. Birlikte kullanılan But this time, dinleyiciden mevcut durumu önceki durumla karşılaştırmasını ister. Bu ifade, sonucun, tepkinin veya koşulların bu kez farklı olacağı beklentisini yaratarak anlatıyı düzenler. Burada Hollanda’nın bu kez hazırlıklı olduğu karşıt bilgisine zemin hazırlar.

Alıştırma

Bu fırlatmayı önceki başarısızlıkla karşılaştırmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The first launch failed. ____, the rocket reached orbit.

  1. For example
  2. As a result
  3. But this time
Cevabı göster

But this time

As the water swelled, Dilbilgisi

0:26

Sular yükselirken,

state-of-the-art computer sensors activated emergency protocols. Notlar

0:27

son teknoloji bilgisayar sensörleri acil durum protokollerini etkinleştirdi.

Dilbilgisi

As the water swelled: zaman bildiren as

As the water swelled, zamanı belirten bir zarf yan cümlesidir. Buradaki as, “…… olurken” veya “…… oldukça” anlamına gelir; suyun yükselmesi, sensörlerin etkinleştiği zamanın arka planını oluşturur. Zaman bildiren as, çoğu zaman iki olayın veya sürecin birlikte geliştiğini gösterir. Burada “…… sıfatıyla” anlamına gelmez ve cümle açıkça neden bildirmek yerine zaman ilişkisini öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümlede as iki sürecin aynı anda geliştiğini belirtir?

  1. As the sky grew darker, the streetlights came on.
  2. As a tour guide, Maya knows the old town well.
  3. As we had no map, we asked for directions.
Cevabı göster

As the sky grew darker, the streetlights came on.

Kelime

state-of-the-art computer sensors: mevcut en ileri teknolojiyi kullanan sensörler

State-of-the-art, bir şeyin şu anda mevcut olan en ileri teknolojiyi kullandığını veya temsil ettiğini belirten birleşik bir sıfattır. Burada computer sensors ifadesini niteler ve bu sensörleri en üst düzey modern ekipman olarak sunar. Kısa çizgiler, state-of-the-art ifadesinin isimden önce tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir. İfade, state ve art sözcüklerinin gerçek anlamlarının birleşimi değildir ve yalnızca advanced demekten daha güçlü bir iddia taşır.

Alıştırma

Cümleyi “şu anda mevcut olan en ileri düzeyde” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The hospital installed ____ scanning equipment.

Cevabı göster

state-of-the-art

Kalıp ifadeler

activated emergency protocols: acil durum protokollerini devreye sokmak

Activated emergency protocols, önceden belirlenmiş bir acil durum müdahalesinin başlatıldığı anlamına gelir. Burada activated geçişli fiildir: sensörler neden olan öznedir, emergency protocols ise etkinleşen prosedürlerdir. Protocols, tek tek kurallardan değil, düzenli bir adımlar bütününden söz eder. Bir cihaz, olay ya da yetkili kişi acil durum planını uygulamaya koyduğunda bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

Planlanmış bir acil durum müdahalesini başlatmak anlamındaki resmî ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: When smoke reached the control room, the sensors ____.

Cevabı göster

activated emergency protocols

Over the next 30 minutes, Kalıp ifadeler

0:32

Sonraki 30 dakika içinde,

a pair of 240-meter steel arms swung shut, Kalıp ifadeler

0:34

240 metrelik bir çift çelik kol dönerek kapandı,

Kalıp ifadeler

Over the next 30 minutes: sonraki 30 dakika boyunca

Over the next 30 minutes, anlatıdaki referans anında başlayıp 30 dakika sonra biten bir zaman aralığı oluşturur. Geçmişte geçen bir anlatıda next, mutlaka şimdiki andan sonrasını değil, hikâyedeki o andan sonrasını ifade eder. Over, ardından gelen olayın bu zaman aralığı boyunca geliştiğini gösterir. Yalnızca son noktada gerçekleşen tek bir olaydan çok, aşamalı hareket, değişim veya olay dizileri için uygundur.

Alıştırma

Değişimin sonraki yarım saatin tamamı boyunca geliştiğini belirten dersin zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the dye slowly spread through the water.

Cevabı göster

Over the next 30 minutes

Kalıp ifadeler

a pair of 240-meter steel arms: art arda gelen niteleyicileri çözümleme

Önce ana isim olan arms sözcüğünü bulun. Burada insan kollarını değil, bir bariyerin hareket eden büyük parçalarını anlatır. steel malzemeyi, 240-meter ise uzunluğu belirtir. a pair of, iki arms parçasını eşleşmiş bir takım olarak sayar. Yapıyı çözmek için ana isimden dışarı doğru ilerleyin: arms → steel arms → 240-meter steel arms → a pair of 240-meter steel arms.

Alıştırma

Cümleyi a pair of ve sayı-birim birleşik sıfatıyla tamamlayın: The roof is supported by ____ ____ steel beams. Anlam, eşleşmiş iki çelik kirişin her birinin 10 metre uzunluğunda olmasıdır.

Cevabı göster

a pair of · 10-meter

Kalıp ifadeler

swung shut: hareket biçimi ve sonuç

swung hareketi belirtir: kollar bir yay çizerek hareket etti. shut ise ortaya çıkan durumu belirtir: hareketin sonunda kapandılar. Bu, fiil artı sonuç yapısıdır. closed ile karşılaştırıldığında swung shut hem hareketin nasıl gerçekleştiğini hem de hangi durumda sona erdiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle kapının bir yay çizerek hareket ettiğini ve sonunda kapalı konuma geldiğini anlatır?

  1. The gate stood shut behind us.
  2. The gate swung shut behind us.
  3. The gate swung slowly behind us.
Cevabı göster

The gate swung shut behind us.

protecting the channel ahead. Dilbilgisi

0:39

önündeki kanalı korumaya aldı.

Dilbilgisi

protecting the channel ahead: etki ekleyen bir -ing yan cümlesi

protecting the channel ahead, önceki ana cümleye bağlanan -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Önceki eylemin etkisini veya işlevini, yani ilerideki kanalı koruduğunu belirtir. Bu yan cümlenin açıkça belirtilmiş bir öznesi yoktur. Anlamca öznesi ana cümlenin öznesidir; bu nedenle belgesellerdeki bu kısa anlatım “..., bunun sonucunda ilerideki kanalı korur” şeklinde açılabilir.

Alıştırma

“The gates locked into place, protecting the homes downstream” cümlesindeki -ing yan cümlesi ne ekler?

  1. Evleri korumaya yönelik ayrı bir emir
  2. Evlerin yaptığı bir eylem
  3. Kapıların kilitlenmesinin etkisi veya işlevi
Cevabı göster

Kapıların kilitlenmesinin etkisi veya işlevi

Using 680-tonne ball joints, Dilbilgisi

0:40

680 tonluk bilyeli mafsallar kullanarak,

the barrier moved in rhythm with the shifting wind and waves. Kalıp ifadeler

0:43

bariyer, değişen rüzgar ve dalgaların ritmine ayak uydurarak hareket etti.

Dilbilgisi

Using 680-tonne ball joints: kullanılan aracı belirtmek

Using 680-tonne ball joints, ana eylemde kullanılan araç veya donanımı tanıtan, cümle başındaki -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Çekimli fiili olan ana cümle the barrier moved in rhythm with the shifting wind and waves bölümüdür; using ana fiil değildir. using ifadesinin örtük öznesi the barrier ifadesidir. ball joints, dev bariyerin hareket etmesini sağlayan mekanik bağlantılardır; bu nedenle başlangıç “680 tonluk küresel mafsallar aracılığıyla, ...” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Bir aracı tanıtmak için cümle başında Using... yan cümlesini doğru kullanan seçenek hangisidir?

  1. Using a thermal camera, the inspector found the hidden leak.
  2. Using a thermal camera, the hidden leak surprised the inspector.
  3. Using a thermal camera and finding the hidden leak.
Cevabı göster

Using a thermal camera, the inspector found the hidden leak.

Kalıp ifadeler

moved in rhythm with the shifting wind and waves: değişen rüzgâr ve dalgalarla uyumlu hareket etmek

Moved in rhythm with, bariyerin hareketinin rüzgâr ve dalgaların değişen düzenine uyduğunu ifade eder. Burada rhythm mecaz anlamdadır; doğal güçlerin müzikteki gibi düzenli bir ritme sahip olması gerekmez. Bu ifade, hareketi yalnızca aynı anda gerçekleşen bir şey olarak değil, dış değişimlere uyum sağlayan ve onlara tepki veren bir hareket olarak sunar. Bu nedenle in rhythm with, genel bir moved with ifadesinden daha belirgindir.

Alıştırma

Alkışların şarkının ritmine uyduğunu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The children clapped ____ the song.

Cevabı göster

in rhythm with

By morning, Dilbilgisi

0:47

Sabaha karşı,

the storm had passed with minimal flooding.

0:48

fırtına en az su baskınıyla geçmişti.

Dilbilgisi

By morning, the storm had passed: geçmişte bir son nokta ve past perfect

By morning, geçmişte bir son tarih veya referans noktası belirler: en geç sabah geldiğinde. Past perfect biçimi had passed, fırtınanın geçmesinin o zamana kadar tamamlanmış olduğunu gösterir. by + geçmiş zaman noktası + had + past participle yapısı, tamamlanmış bir olayı geçmişteki daha sonraki bir referans noktasının önüne yerleştirir. Olayın tam olarak ne zaman olduğundan çok, son noktaya gelindiğindeki sonuca odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi repair fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By dawn, the crew ____ the leak.

Cevabı göster

had repaired

The first field activation of the Maeslantkering Kelime

0:51

Maeslantkering'in sahadaki ilk aktivasyonu

had been a resounding success. Kalıp ifadeler

0:55

büyük bir başarı olmuştu.

Kelime

first field activation: gerçek saha koşullarındaki ilk etkinleştirme

Bu mühendislik bağlamında field, tarla anlamına değil gerçek çalışma koşullarına işaret eder. Activation bir sistemi veya cihazı çalışır hâle getirme eylemidir; bu nedenle first field activation, bariyerin gerçek konumunda ve gerçek koşullar altında ilk kez etkinleştirilmesi demektir. Bu ifade, sahadaki gerçek işletim ile yalnızca laboratuvarda, atölyede veya simülasyonda yapılan çalışmaları birbirinden ayırır.

Alıştırma

Bu mühendislik cümlesinde first field activation ne anlama geliyor?

  1. Sistemin ilk kez yalnızca laboratuvarda test edilmesi.
  2. Çevredeki tarım arazilerinin ilk kez kullanıma açılması.
  3. Sistemin gerçek çalışma koşullarında ilk kez etkinleştirilmesi.
Cevabı göster

Sistemin gerçek çalışma koşullarında ilk kez etkinleştirilmesi.

Kalıp ifadeler

had been a resounding success: önceki bir sonuca yönelik güçlü değerlendirme

Had been, sonucu geçmiş zamanlı bir anlatıda daha sonraki bir geçmiş noktadan önceye yerleştirir. A resounding success, çok açık, etkileyici ve tartışmasız bir başarıyı anlatan güçlü ve kalıplaşmış bir ifadedir; yüksek sesle ilgili değildir. Had been a resounding success bir bütün olarak daha önceki bir olayın son derece iyi geçtiğini güçlü biçimde özetler.

Alıştırma

Burada had been a resounding success ne anlama geliyor?

  1. Çok yüksek bir ses çıkarmıştı.
  2. Açıkça ve etkileyici biçimde başarılı olmuştu.
  3. Asgari hedefi ancak karşılamıştı.
Cevabı göster

Açıkça ve etkileyici biçimde başarılı olmuştu.

As one of the planet's largest mobile structures, Dilbilgisi

0:57

Gezegenin en büyük hareketli yapılarından biri olan

this storm surge barrier is a marvel of human engineering. Notlar

1:00

bu fırtına kabarması bariyeri, insan mühendisliğinin bir harikasıdır.

Dilbilgisi

As one of the ...: özneyi önde gelen bir gruba yerleştirmek

As one of the planet's largest mobile structures, ana cümlenin öznesi olan this storm surge barrier ifadesini sınıflandıran bir giriş öbeğidir. Bariyerin son derece büyük hareketli yapılar grubuna ait olduğunu belirtir. As one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbı, ana cümleden önce bir bilgi çerçevesi kurar. one of sonrasındaki isim çoğul olmalıdır; ana cümle ise giriş öbeğinin tanıttığı tek kişiyi veya nesneyi anlatır.

Alıştırma

Belirli bir köprü hakkındaki cümleyi tam As one of... kalıbıyla tamamlayın: ____ the city's oldest bridges, the Harbor Bridge needs regular inspections.

Cevabı göster

As one of

Kelime

storm surge barrier: teknik bir isim dizisini çözümlemek

storm surge barrier, ana unsuru son kelime olan barrier şeklindeki bir isim dizisidir. Storm surge, bariyerin engellemek için tasarlandığı tehlikeyi belirtir: fırtınanın yol açtığı olağandışı deniz suyu yükselmesi. Benzer teknik isim dizilerini çözümlemek için son isimden başlayıp sola doğru ilerleyin: bu bir barrier, daha açık olarak storm surge için yapılmış bir bariyerdir. İfadenin tamamı deniz suyu yükselmesini değil, yapıyı adlandırır.

Alıştırma

storm surge barrier isim dizisini doğru çözümleyen açıklama hangisidir?

  1. Normal yağış miktarını ölçmek için kullanılan bir cihazdır.
  2. Fırtınanın yol açtığı deniz suyu yükselmesini engellemek için tasarlanmış bir bariyerdir.
  3. Mevcut bir bariyerin yükselmesine neden olan bir fırtınadır.
Cevabı göster

Fırtınanın yol açtığı deniz suyu yükselmesini engellemek için tasarlanmış bir bariyerdir.

Kalıp ifadeler

a marvel of human engineering: bir başarıya yönelik güçlü övgü

Burada a marvel, olağanüstü beceri veya ileri teknoloji sergilediği için hayranlık uyandıran bir başarı anlamına gelir. a marvel of human engineering, bariyeri büyülü bir şey olarak değil, insan mühendisliğinin seçkin bir sonucu olarak över. Yeniden kullanılabilen a marvel of + alan, beceri veya tasarım özelliği kalıbı, bir şeyi etkileyici yapan yönü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle tüneli olağanüstü bir mühendislik başarısı olarak doğal biçimde över?

  1. The tunnel is useful for human engineering.
  2. The tunnel is a marvel of human engineering.
  3. The tunnel is part of human engineering.
Cevabı göster

The tunnel is a marvel of human engineering.

But the Maeslantkering is just one part of a massive interlocking system of water controls Notlar

1:04

Ancak Maeslantkering, birbirine bağlı devasa su kontrol sisteminin yalnızca bir parçasıdır;

Anlatım akışı

But ... is just one part of a ...: tek bir örnekten daha büyük bir bütüne geçiş

But, bu ifadeyi önceki odağa bağlar ve bir geçişe işaret eder. is just one part of a ifadesi, adı verilen ögenin kapsamını daraltır: Maeslantkering sistemin tamamı değil, sistem içindeki bileşenlerden biridir. But ... is just one part of a ... kalıbı, dikkat çekici tek bir örnekten bu örneğin ait olduğu daha büyük sisteme geçerek bilgiyi düzenler. Burada just yalnızca kapsam açısından “sadece” anlamına gelir; bileşenin önemsiz olduğunu söylemez.

Alıştırma

Sensörden daha büyük sisteme geçmek için cümleyi just one part of ile tamamlayın: This sensor is ____ a larger safety network.

Cevabı göster

just one part of

Kelime

massive interlocking system of water controls: birbiriyle bağlantılı devasa su kontrol sistemi

Bu ifadede massive ölçeğin büyüklüğünü anlatırken interlocking, su kontrolü sağlayan parçaların birbirine bağlandığını veya birbirine bağlı olduğunu ve eşgüdümlü bir bütün olarak çalıştığını belirtir. İfade yalnızca büyük bir cihazı değil, parçaları birlikte çalışan bir sistemi anlatır. Aynı fikir mühendislik dışında da kullanılabilir: parçaların birbirini desteklediği, kontrol ettiği veya etkilediği her düzen interlocking system olarak tanımlanabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede interlocking, birkaç parçanın tek bir sistem olarak birlikte çalıştığını gösterir?

  1. The hospital relies on an interlocking system of alarms, doors, and backup power.
  2. The hospital has a massive parking area beside the main building.
  3. The hospital keeps each emergency device in a separate storage box.
Cevabı göster

The hospital relies on an interlocking system of alarms, doors, and backup power.

known as the Delta Works, Kalıp ifadeler

1:10

Delta Projesi (Delta Works) olarak bilinen,

Kalıp ifadeler

known as the Delta Works: bir adı tanıtma

Bu cümlede known as the Delta Works, önceki system of water controls ifadesini niteler ve bu sistemin adını verir. Yani sistemin adının Delta Works olduğunu belirtir. Dil bilgisi bakımından bu, edilgen bir ilgi yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir: a system known as X, a system which is known as X yapısının daha kısa hâlidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + known as + ad veya etikettir.

Alıştırma

Adlandırma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The coastal protection project is ____ Blue Gate.

Cevabı göster

known as

the most sophisticated flood prevention project in the world. Dilbilgisi

1:12

dünyadaki en gelişmiş sel önleme projesi.

Dilbilgisi

the most sophisticated ... in the world: dünya çapında mutlak üstünlük

the most + sıfat + tekil isim + in the world kalıbı, ismi dünya çapındaki bir karşılaştırmada söz konusu nitelik bakımından en üst düzeyde gösterir. Bu, yalnızca güçlü bir övgü değil, mutlak bir üstünlük iddiasıdır. Burada sophisticated, teknoloji ya da tasarımın son derece gelişmiş, karmaşık ve özenle geliştirilmiş olduğunu anlatır. Dolayısıyla ifade, sel önleme projesini teknolojik gelişmişlik ve karmaşıklık bakımından dünyadaki diğer tüm benzer projelerden üstün gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, dünyanın hiçbir yerindeki sel kontrol sisteminin bundan daha gelişmiş ve karmaşık olmadığı yönünde mutlak bir iddiada bulunur?

  1. It is a sophisticated flood-control system in the world.
  2. It is the most sophisticated flood-control system in the world.
  3. It is one of the most sophisticated flood-control systems in the world.
Cevabı göster

It is the most sophisticated flood-control system in the world.

The Netherlands has a long history with water management. Kalıp ifadeler

1:17

Hollanda, su yönetimi konusunda uzun bir geçmişe sahiptir.

Kalıp ifadeler

has a long history with water management: su yönetimiyle uzun süreli ilişki

Have a long history with + isim öbeği, bir kişinin, yerin ya da kuruluşun bir konuyla uzun yıllardır bağlantılı olduğunu anlatır. Bu bağlantı; tekrarlanan deneyimi, katılımı veya o konuyla uğraşmak zorunda kalmayı içerebilir. Burada ifade arka plan verir: Hollanda uzun bir dönem boyunca su yönetimiyle uğraşmış ve bu alanı geliştirmiştir. Yazılı bir tarih kaydının yaşını değil, uzun süredir devam eden bir ilişkiyi anlatır.

Alıştırma

“The port has a long history with shipbuilding,” cümlesinde vurgulanan kalıp ne anlama gelir?

  1. Liman gemi yapımına çok yakın zamanda başladı.
  2. Limanın gemi yapımı hakkında yazılmış uzun bir kitabı vardır.
  3. Liman uzun yıllardır gemi yapımıyla bağlantılıdır.
Cevabı göster

Liman uzun yıllardır gemi yapımıyla bağlantılıdır.

The country lies along the delta of three major European rivers, Kalıp ifadeler

1:20

Ülke, üç büyük Avrupa nehrinin deltası boyunca uzanır,

Kalıp ifadeler

lies along the delta of: coğrafi konumu betimleme

Coğrafi bir betimlemede lies, “konumlanır” veya “yer alır” anlamına gelir. Özne tekil olduğu için lie, lies biçimini alır; burada “doğru olmayan bir şey söyler” anlamında değildir. Along, ülkenin deltanın yanında veya uzandığı alan boyunca konumlandığını gösterir. place + lies along + geographic feature kalıbı, sabit bir konumu kısa ve öz biçimde belirtir.

Alıştırma

“The research station lies along the river,” cümlesinde lies along ne anlama gelir?

  1. bir coğrafi özellik hakkında yanlış bir açıklama yapmaktadır
  2. vücudunu bir coğrafi özelliğin üzerine uzatmaktadır
  3. bir coğrafi özellik boyunca konumlanmıştır
Cevabı göster

bir coğrafi özellik boyunca konumlanmıştır

and nearly a quarter of its territory is below sea level. Dilbilgisi

1:24

ve topraklarının neredeyse dörtte biri deniz seviyesinin altındadır.

Dilbilgisi

nearly a quarter of ... is below sea level: oran ve durum

Nearly a quarter of its territory cümlenin öznesidir. Nearly, “tam olarak ulaşmamış ama yakın”, a quarter ise dörtte bir anlamına gelir; dolayısıyla oran %25'in biraz altındadır. Of ile başlayan ifade, ölçülen bütünün ne olduğunu belirtir. Is below sea level, toprağın bu bölümünün durumunu anlatır. Territory burada sayılamayan tekil bir ad olarak değerlendirilir, bu yüzden fiil is biçimindedir. Below sea level yüksekliği belirtir; tek başına toprağın suyla kaplı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ülkenin topraklarının %25'ten biraz daha azının deniz seviyesinden alçakta olduğunu bildirir?

  1. Nearly a quarter of its territory is below sea level.
  2. About three quarters of its territory is above sea level.
  3. Exactly half of its territory is at sea level.
Cevabı göster

Nearly a quarter of its territory is below sea level.

This geography makes the region extremely prone to flooding. Dilbilgisi

1:28

Bu coğrafya bölgeyi sellere karşı son derece eğilimli hale getirir.

Dilbilgisi

make + nesne + sıfat: makes the region extremely prone to flooding

make + object + adjective kalıbı, bir nedenin bir kişiyi ya da şeyi belirli bir duruma soktuğunu anlatır. Burada This geography neden, the region nesne, extremely prone to flooding ise ortaya çıkan durumdur. Prone to, özellikle istenmeyen bir şeyi “yaşama veya bundan etkilenme ihtimali yüksek” anlamına gelir. prone to flooding içinde to bir edattır; bu yüzden ardından gerund olan flooding gelir. prone to floods örneğindeki gibi bir isim de gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Constant dampness makes this wood ____ rotting.

Cevabı göster

prone to

So much so that some of the earliest Dutch governing bodies were informal water boards Notlar

1:32

Öyle ki, en eski Hollanda yönetim organlarından bazıları, sel koruma projelerini

that coordinated flood protection projects.

1:38

koordine eden gayri resmi su kurullarıydı.

Anlatım akışı

So much so that: bir dereceye geri dönüp sonuç sunmak

So much so that, hemen önce belirtilen dereceye veya yoğunluğa geri döner ve bu derecenin ne kadar yüksek olduğunu gösteren bir sonuç sunar. Burada bölgenin sellere aşırı derecede açık olması toplum üzerinde öylesine güçlü bir etki yaratmıştı ki en eski Hollanda yönetim organlarından bazıları selden korunmayı koordine eden gayriresmî su kurullarıydı. İlk so önceki açıklamaya işaret eder; that ise sonuç yan cümlesini başlatır. Bu yapı, konuşanın önce iddiayı belirtmesine, ardından çarpıcı bir kanıt veya güçlü bir sonuç eklemesine olanak tanır.

Alıştırma

Örnekte So much so that ne işe yarıyor?

  1. Önceki cümleyle bağlantısı olmayan yeni bir gerçek başlatır.
  2. Aşırı sel riskine geri döner ve bir sonuç sunar.
  3. Ardından gelen eylemin amacını belirtir.
Cevabı göster

Aşırı sel riskine geri döner ve bir sonuç sunar.

Kültür

Hollanda yönetim organları gayriresmî su kurullarıydı

Burada governing bodies, kamu işlerini yöneten kuruluşlar; water boards ise su yönetimini ve selden korunmayı düzenlemek için oluşturulan yerel Hollanda kurumları anlamına gelir. Dolayısıyla board burada fiziksel bir tahta değil, kurul ya da yönetim organıdır. Bunların informal olarak nitelenmesi, bu ilk grupların sistem tamamen resmîleştirilmeden önce faaliyet gösterdiğini belirtir. Cümle, sel kontrolünü yalnızca mühendislik değil, ortak yönetim meselesi olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede water boards nedir?

  1. İçme suyu satan şirketler
  2. Suda yüzmesi için yapılmış tahtalar
  3. Su yönetimini ve selden korunmayı koordine eden yerel kuruluşlar
Cevabı göster

Su yönetimini ve selden korunmayı koordine eden yerel kuruluşlar

But after the storms of 1953,

1:41

Ancak 1953 fırtınalarından sonra,

the Dutch government took more official measures. Kalıp ifadeler

1:44

Hollanda hükümeti daha resmi önlemler aldı.

Kalıp ifadeler

take more official measures: daha resmî önlemler almak

Take measures, bir sorunla başa çıkmak için planlı eylemde bulunmak anlamına gelen yerleşik bir eşdizimdir. Bu cümlede official, eylemlerin hükûmet tarafından onaylanıp düzenlendiğini; more ise bunları önceki gayriresmî düzenlemelerle karşılaştırdığını gösterir. Yaygın ve yeniden kullanılabilir yapı take measures to + fiilin yalın hâlidir; örneğin take measures to reduce risk. Buradaki took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi take measures ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several accidents, the city ____ to improve road safety.

Cevabı göster

took measures

They established the Delta Commission

1:47

Delta Komisyonu'nu kurdular

and tasked them with protecting the entire southwestern region. Kalıp ifadeler

1:49

ve onları güneybatı bölgesinin tamamını korumakla görevlendirdiler.

Kalıp ifadeler

tasked them with protecting: task someone with doing something kalıbıyla sorumluluk verme

Bu cümlede task someone with doing something, bir etkinliğin sorumluluğunu bir kişiye veya gruba resmî olarak vermek anlamına gelir. Them, daha önce geçen Delta Commission ifadesine gönderme yapar; protecting the entire southwestern region ise komisyona verilen sorumluluktur. Kalıp task + kişi veya grup + with + isim ya da -ing biçimidir. Sürekli bir görevin kime verildiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hedef kalıp task someone with doing something yapısını tamamlayın: The manager ____ the team ____ preparing the report.

Cevabı göster

tasked · with

Focusing on densely populated cities, Dilbilgisi

1:54

Yoğun nüfuslu şehirlere odaklanarak,

their aim was to reduce the annual odds of flooding Kalıp ifadeler

1:56

amaçları yıllık sel olasılığını

Dilbilgisi

Focusing on densely populated cities: ana odağı önce belirtme

Focusing on densely populated cities, ana bilgiden önce önceliği belirten bir başlangıç -ing ifadesidir. Planlamacıların çok sayıda insanın yaşadığı şehirlere yoğunlaştığını, ardından cümlenin sel riskini azaltma hedefini belirttiğini anlatır. Amaçlanan anlam açıktır; ancak virgülden sonraki dil bilgisel özne their aim ifadesidir ve bir aim sözcüğü focus eylemini gerçek anlamda yapamaz. Özenli resmî yazıda bu, gevşek bağlanmış veya dangling modifier olarak adlandırılan bir niteleyicidir.

Alıştırma

Başlangıçtaki -ing ifadesini odaklanma eylemini yapan kişi veya kuruluşa açıkça bağlayan cümle hangisidir?

  1. Focusing on coastal towns, the agency's goal was a new warning system.
  2. Focusing coastal towns, the agency developed a new warning system.
  3. Focusing on coastal towns, the agency developed a new warning system.
Cevabı göster

Focusing on coastal towns, the agency developed a new warning system.

below 1 in 10,000,

1:59

10.000'de 1'in altına düşürmekti,

Kalıp ifadeler

reduce the annual odds of flooding below 1 in 10,000: yıllık sel riskini bir eşiğin altına düşürmek

Bu cümlede to reduce the annual odds of flooding below 1 in 10,000, herhangi bir yılda sel yaşanma olasılığını on binde birin, yani %0,01'in altına indirmek demektir. annual zaman aralığını bir yıl olarak belirler, below ise kabul edilebilir en yüksek risk düzeyini gösterir. Burada odds genel anlamda ihtimal veya olasılık olarak kullanılmıştır. Yeniden kullanılabilecek kalıp reduce the odds of + olay + below + eşik şeklindedir. Bir riski belirli bir sınırın altına düşürmeyi anlatır; olayın artık imkânsız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Risk eşiği kalıbını sınırın altında anlamına gelen sözcükle tamamlayın: The upgrade aims to reduce the annual odds of failure ____ one in a million.

Cevabı göster

below

about 100 times as safe as the average coastal city. Dilbilgisi

2:02

bu da ortalama bir kıyı kentinden yaklaşık 100 kat daha güvenli demektir.

Dilbilgisi

about 100 times as safe as the average coastal city: güvenlik düzeyi ortalama bir kıyı kentinin yaklaşık 100 katı

Bu ifade çarpan + times as + sıfat + as + karşılaştırma noktası kalıbını kullanır. about 100 times as safe as the average coastal city, söz konusu yerin güvenlik düzeyinin karşılaştırma ölçütünün yaklaşık 100 katı olarak tahmin edildiğini belirtir. about, sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Sıfatın temel biçimi kullanılır: safer değil, safe. three times as strong as ve five times as efficient as örneklerinde olduğu gibi, iki as de yapının parçasıdır.

Alıştırma

Katlı karşılaştırmayı eksik iki sözcükle tamamlayın: The new battery lasts three times ____ long ____ the old one.

Cevabı göster

as · as

Accomplishing this lofty goal required various infrastructure projects Dilbilgisi

2:06

Bu yüce hedefe ulaşmak, çeşitli altyapı projeleri gerektiriyordu

along the southwestern coast.

2:10

güneybatı kıyısı boyunca.

Dilbilgisi

Özne olan bir -ing grubu olarak Accomplishing this lofty goal

Accomplishing this lofty goal bir gerund, yani isim-fiil grubudur. Grubun tamamı hedefe ulaşma eylemini adlandırır ve required fiilinin öznesi olur; cümlenin ana fiili required sözcüğüdür. Özne konumundaki bir -ing grubu, bir etkinliği tek ve bütün bir konuya dönüştürür. Bu yapı, bir eylemin ne gerektirdiğini, neye yol açtığını veya ne ürettiğini anlatan resmî açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Eylemi özne yapmak için accomplish fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ this difficult goal will require teamwork.

Cevabı göster

Accomplishing

The first line of defense was to dam the region's flood-prone estuaries. Notlar

2:12

İlk savunma hattı, bölgenin sele eğilimli haliçlerine baraj kurmaktı.

Deyimler

Koruma bildiren bir mecaz olarak The first line of defense

The first line of defense asıl anlamıyla bir saldırıyı ilk karşılayan konumu ifade eder. Burada ise ilk koruyucu önlemin, yani bölgenin sele yatkın haliçlerine set çekmenin mecazlı anlatımıdır. Bu ifade sıra ve işlevi vurgular. İlk savunma hattı sonraki güvenlik önlemlerinden önce devreye girer ve daha büyük bir koruma sisteminin yalnızca bir katmanı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “en erken koruyucu önlem” anlamına gelen beş sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Regular backups are ____ against data loss.

Cevabı göster

the first line of defense

Kelime

to dam ... estuaries: fiil olarak dam

to dam the region's flood-prone estuaries ifadesinde dam, suyu tutmak veya kontrol etmek için baraj yapmak ya da bir set kullanmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Mastar işaretleyicisi to'dan sonra dam fiili gelir ve estuaries onun doğrudan nesnesidir. Estuary, bir nehrin denizle buluştuğu ve gelgitten etkilenen haliç bölgesidir. Burada flood-prone, taşkın yaşanması muhtemel haliçleri niteler; ifadenin tamamı bu yerlerde suyu kontrol etmeye yönelik bir mühendislik işlemini anlatır.

Alıştırma

to dam the region's flood-prone estuaries ifadesinde dam sözcüğünün görevi ve anlamı nedir?

  1. Dam, daha önce yapılmış bir engelin adını belirten bir isimdir.
  2. Dam, taşkına yatkın anlamına gelen bir sıfattır.
  3. Dam, suyu kontrol etmek için bir engel yapmak veya kullanmak anlamına gelen bir fiildir.
Cevabı göster

Dam, suyu kontrol etmek için bir engel yapmak veya kullanmak anlamına gelen bir fiildir.

These large inlets fed many of the country's rivers Öbek fiiller

2:17

Bu büyük girişler, ülkenin birçok nehrini

into the North Sea,

2:20

Kuzey Denizi'ne döküyordu,

Öbek fiiller

fed ... into ...: feed something into something yapısı

fed many of the country's rivers into the North Sea ifadesinde fed, feed fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yapı feed + bir şey + into + hedef şeklindedir: büyük koylar nehirlerin suyunu Kuzey Denizi'ne taşıyor veya yönlendiriyordu. Burada feed, yiyecek vermek anlamında değildir. Su ya da sistemler anlatılırken feed something into something, bir şeyi daha büyük bir yere veya sürece yönlendirmek, sağlamak ya da girmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi feed fiilinin doğru geniş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: A drainage channel ____ rainwater ____ the lake.

Cevabı göster

feeds · into

and during storms,

2:22

ve fırtınalar sırasında,

they allowed floodwater to surge inland. Dilbilgisi

2:23

sel sularının iç kesimlere doğru kabarmasına izin veriyorlardı.

Dilbilgisi

allow floodwater to surge: allow + nesne + to-infinitive

Kalıp allow + nesne + to-infinitive şeklindedir. allowed floodwater to surge inland ifadesinde floodwater nesnedir; to surge ise gerçekleşmesi mümkün hâle gelen eylemdir. Burada allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Doğal bir özellik, tasarım veya koşul gibi insan olmayan bir özne de bir olayın gerçekleşmesini mümkün kılabilir. Bu kalıp neden-sonuç ilişkisini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Kanalın bu sonucu mümkün kıldığını göstermek için cümleyi allow ve drain away ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The overflow channel ____ excess water ____ safely.

Cevabı göster

allows · to drain away

Using a series of dams,

2:26

Bir dizi baraj kullanarak,

the Delta Commission transformed these estuaries Kalıp ifadeler

2:28

Delta Komisyonu bu haliçleri

into expansive lakes that serve as nature preserves Kalıp ifadeler

2:31

doğa koruma alanları olarak hizmet veren geniş göllere

Kalıp ifadeler

transform these estuaries into expansive lakes: transform A into B

transform A into B kalıbı, A ile gösterilen başlangıçtaki şey veya durumdan B ile gösterilen yeni sonuca doğru büyük bir değişimi anlatır. Bu cümlede these estuaries A, expansive lakes ise B'dir. Transform genellikle biçim, işlev veya nitelikte önemli bir değişime işaret eder. Into, ortaya çıkan yeni durumu tanıtır; böylece kalıp önceki ve sonraki durum arasındaki ilişkiyi açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi transform fiilinin geçmiş zamanı ve transform A into B kalıbında sonucu gösteren edatla tamamlayın: The renovation ____ the warehouse ____ a theater.

Cevabı göster

transformed · into

and community parks.

2:34

ve topluluk parklarına dönüştürdü.

Kalıp ifadeler

serve as nature preserves and community parks: doğa koruma alanları ve mahalle parkları işlevi görmek

Serve as + isim öbeği, belirli bir rolde görev yapmak veya o işlevi görmek anlamına gelir. Burada öznenin iki işlevi vardır: doğa koruma alanları ve mahalle parkları. as sonrasındaki isim öbeği rolü veya amacı belirtir. Bu yapı bir yerin, nesnenin, kuruluşun ya da kişinin hangi işlevi gördüğünü açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi serve as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the flood, the school gym ____ a temporary shelter.

Cevabı göster

served as

However, this solution wouldn't work for the Nieuwe Waterweg. Anlatım akışı

2:36

Ancak bu çözüm Nieuwe Waterweg için işe yaramayacaktı.

Anlatım akışı

However, this solution wouldn't work: bir istisnayı belirtmek

However, önceki düşünceyle bir karşıtlık olduğunu gösterir. Okuyucuya, az önce ele alınan çözümün burada bir istisnası olduğunu bildirir: Bu çözüm Nieuwe Waterweg için etkili veya uygun olmayacaktır. However ve this solution wouldn't work birlikte açıklamayı genellikle başarılı olan bir yaklaşımdan farklı bir karşılık gerektiren özel bir soruna geçirir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade paragrafta temel olarak ne yapıyor?

  1. Önceki çözümün burada bir istisnası olduğunu gösterir.
  2. Çözümün resmî adını verir.
  3. Önceki çözümün başarılı olduğu başka bir örnek ekler.
Cevabı göster

Önceki çözümün burada bir istisnası olduğunu gösterir.

As the lifeblood of the local shipping industry, Deyimler

2:40

Yerel gemicilik endüstrisinin can damarı olan

Deyimler

As the lifeblood of the local shipping industry: yerel deniz taşımacılığı sektörünün can damarı olarak

The lifeblood of something, bir şeyin çalışmaya devam etmesini sağlayan temel kaynak, bağlantı veya faaliyet için kullanılan bir benzetmedir. Burada geçit, gerçek anlamda kan olarak değil, yerel deniz taşımacılığı sektörü için hayati önem taşıyan bir unsur olarak sunulur. Daha uzun bir cümlenin başındaki as the lifeblood of..., “...nın can damarı rolünde” veya “...nın can damarı olarak” anlamına gelir ve ardından gelen gerekliliğin nedenini açıklar. Buradaki as zamanı değil, rolü veya niteliği belirtir.

Alıştırma

Örnekte the lifeblood of the local shipping industry ne anlama gelir?

  1. Deniz taşımacılığı sektörünün çalışmasını sağlayan hayati bir destek
  2. Deniz taşımacılığı sektörünün kullandığı gerçek kan
  3. Yerel gemileri geçici olarak durduran bir engel
Cevabı göster

Deniz taşımacılığı sektörünün çalışmasını sağlayan hayati bir destek

this passage had to be kept open Dilbilgisi

2:43

bu geçiş yolu açık tutulmalıydı

in safe conditions and barricaded Kelime

2:45

güvenli koşullarda ve barikatlanmalıydı

during storm surges.

2:47

fırtına kabarmaları sırasında.

Dilbilgisi

had to be kept open: açık tutulmak zorundaydı

Had to, geçmişteki bir durumda zorunluluk ifade eder. Be kept open edilgen bir yapıdır: insanlar, kurallar veya sistemler geçidi açık durumda tutmak zorundaydı. Kalıp had to + be + geçmiş zaman ortacı + sıfat şeklindedir. Özne eylemden etkilendiğinde ve gerekli bir durumda tutulmak zorunda olduğunda kullanılır; had to be kept clear, dry veya secure buna örnektir.

Alıştırma

Had to ve keep fiilinin edilgen biçimini kullanın: The route ____ open for emergency vehicles.

Cevabı göster

had to be kept

Kelime

barricaded during storm surges: fırtına kabarmalarında koruyucu engelleme

Bu cümlede barricaded, barricade fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. kept open ile had to be yapısını paylaşır: geçidin güvenli koşullarda açık tutulması, ancak fırtına kabarmaları sırasında barikatlarla kapatılması gerekiyordu. Barricade fiil olarak bir girişi veya geçiş yolunu bir engelle kapatmak anlamına gelir. Burada yalnızca sıradan biçimde kapatmaktan değil, tehlikeli suya karşı fiziksel bir koruma önleminden söz edilir.

Alıştırma

Bu cümlede barricaded en açık biçimde neyi ima eder?

  1. Geçit koruyucu bir bariyerle fiziksel olarak kapatıldı.
  2. Geçit kötü hava sırasında daha yoğun hâle geldi.
  3. Geçide yeni bir ad verildi.
Cevabı göster

Geçit koruyucu bir bariyerle fiziksel olarak kapatıldı.

In 1998,

2:49

1998'de,

the completed Maeslantkering

2:50

tamamlanan Maeslantkering

provided the flexible protection necessary.

2:52

gerekli olan esnek korumayı sağladı.

Alongside additional barriers like grassy dikes Anlatım akışı

2:56

Çimli bentler gibi ek bariyerlerin yanı sıra

and concrete seawalls,

2:59

ve beton deniz duvarları,

these fortifications made up the bulk Öbek fiiller

3:01

bu tahkimatlar büyük bir kısmını oluşturuyordu

of the Delta Works project,

3:03

Delta Projesi'nin,

Anlatım akışı

Alongside additional barriers like...: paralel önlemler ekleme

Cümlenin başındaki Alongside additional barriers... ana cümleden önce başka bir önlem grubunu ekler. Burada Alongside birlikte anlamına gelir; like ise grassy dikes and concrete seawalls ifadelerini additional barriers örnekleri olarak tanıtır. Bu başlangıç bilgiyi düzenler: proje, daha önce sözü edilen tahkimatlarla diğer bariyer türlerinin birlikte oluşturduğu bir bütündür; tek bir önlem tek başına çalışmamaktadır.

Alıştırma

Cümle başındaki Alongside additional barriers like grassy dikes and concrete seawalls ifadesi hangi bilgiyi ekler?

  1. Çeşitli bariyer türlerinin projeyi birlikte oluşturduğunu gösterir.
  2. Projenin yalnızca tek bir yapı türüne dayandığını söyler.
  3. Çim kaplı setlerin her deniz duvarının hemen yanında bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

Çeşitli bariyer türlerinin projeyi birlikte oluşturduğunu gösterir.

Öbek fiiller

make up the bulk of: bir şeyin büyük bölümünü oluşturmak

Burada made up, “oluşturuyordu” anlamına gelir; the bulk of ise “büyük bölümü” veya “en büyük kısmı” demektir. Birlikte kullanıldığında made up the bulk of, bu tahkimatların projenin ana bölümünü oluşturduğunu anlatır. Bir bütünün nasıl oluştuğunu anlatmak için make up + all/most/a percentage/the bulk of + bütün yapısını kullanabilirsin. Özne, parçayı veya parçaları; of sonrasındaki isim ise daha büyük bütünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “büyük bölümünü oluşturmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamla: Online orders ____ the store's weekend sales.

Cevabı göster

make up the bulk of

which was primarily focused on holding back ocean storms. Öbek fiiller

3:05

ki bu öncelikle okyanus fırtınalarını geride tutmaya odaklanmıştı.

Öbek fiiller

focused on holding back: engellemeye veya sınırlamaya odaklanmak

Focused on + -ing yapısı, ana amacı veya faaliyeti belirtir. Burada holding back ocean storms, fırtınaların gücünü ve etkilerini engelleyip sınırlayarak kontrolsüz biçimde karaya ilerlemelerini önlemek anlamına gelir. Hold back çoğunlukla bir şeyin ilerlemesini, kaçmasını veya serbest kalmasını önlemek demektir. Su veya kalabalık gibi fiziksel şeyler için de gözyaşı veya öfke gibi duygular için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “suyun ilerlemesini önlemek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamla: Sandbags can ____ floodwater for a short time.

Cevabı göster

hold back

But in the following decades,

3:09

Fakat sonraki on yıllarda,

the Dutch pursued additional plans to complement Kalıp ifadeler

3:10

Hollandalılar desteklemek için ek planlar izlediler

the Delta Works and protect against floods further inland. Kalıp ifadeler

3:13

Delta Projesi'ni ve daha da iç kesimlerdeki sellere karşı korumak için.

Kalıp ifadeler

Hollandalılar tamamlayıcı ek planları ilerletti

Burada pursued additional plans, Hollandalıların ek planlar geliştirip bunları etkin biçimde ilerlettiği anlamına gelir; pursue sözcüğü bir şeyin peşinden koşmak şeklindeki gerçek anlamında kullanılmamıştır. to mastarı bu planların amacını belirtir. To complement the Delta Works, mevcut projeyle birlikte çalışan önlemler ekleyerek genel sistemi daha eksiksiz hâle getirmek demektir; projenin yerini almak demek değildir.

Alıştırma

Burada “the Dutch pursued additional plans to complement the Delta Works” ne anlama geliyor?

  1. Mevcut projeyi daha eksiksiz hâle getirecek ek planları ilerlettiler.
  2. Mevcut projeyi övdüler ama başka plan yapmadılar.
  3. Tüm planlamayı durdurup mevcut projeyi hemen değiştirdiler.
Cevabı göster

Mevcut projeyi daha eksiksiz hâle getirecek ek planları ilerlettiler.

Kalıp ifadeler

protect against floods further inland: daha iç kesimlerdeki sellere karşı koruma sağlamak

Protect against + bir tehdit, o tehdidin yol açacağı zararı önlemek veya azaltmak demektir. Burada floods tehlikeyi belirtir; korunan insanlar, araziler ve altyapı bağlamdan anlaşılır. Further inland, ilgili sel riskini kıyıdan daha uzaktaki bölgelere yerleştirir. Böylece ifade, sel korumasının coğrafi kapsamını kıyı bölgesinin ötesine taşır.

Alıştırma

Hangi cümle tehlikeyi belirtmek için protect against yapısını doğru kullanıyor?

  1. Safety goggles help protect flying debris against workers.
  2. Safety goggles help protect against from flying debris.
  3. Safety goggles help protect against flying debris.
Cevabı göster

Safety goggles help protect against flying debris.

Under the Room for the River plan, Kültür

3:17

"Nehir İçin Alan" (Room for the River) planı kapsamında,

farms and dikes were relocated away from the shore. Kalıp ifadeler

3:19

çiftlikler ve bentler kıyıdan uzağa taşındı.

Kültür

Under the Room for the River plan: bir taşkın yönetimi politikası

Room for the River, Hollanda'nın taşkın yönetimi programının adıdır. Buradaki room, bir binadaki oda değil, kullanılabilir alan anlamına gelir. Amaç, yüksek su dönemlerinde suyu güvenli biçimde taşıyabilmeleri için nehirlere daha fazla alan vermektir. Under the ... plan, söz konusu planın bir parçası olarak veya o planın çerçevesinde anlamına gelir. Cümlenin başındaki bu ifade, çiftliklerle setlerin taşınmasının program kapsamındaki bir önlem olarak sunulduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Room for the River neyi ifade ediyor?

  1. Nehir kenarında insanlar için odalar inşa etme planı
  2. Nehir kıyısındaki bir binanın odalarını gösteren plan
  3. Nehirlere daha fazla alan veren bir taşkın yönetimi planı
Cevabı göster

Nehirlere daha fazla alan veren bir taşkın yönetimi planı

Kalıp ifadeler

were relocated away from: edilgen taşınma kalıbı

Were relocated, relocate fiilinin edilgen biçimidir: dışarıdan bir kişi veya kurum çiftliklerle setleri taşımıştır ve cümle, taşıyan kişiden çok taşınan unsurlara odaklanır. Away from the shore taşınmanın yönünü gösterir: yeni konumlar kıyıdan daha uzaktadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp be + relocated away from + yer veya tehlike kaynağıdır.

Alıştırma

Cümleyi were ve hedef kalıp relocate away from ile tamamlayın: To reduce landslide risk, the homes ____ the unstable cliff.

Cevabı göster

were relocated away from

This left more space for water to collect Dilbilgisi

3:23

Bu, suyun toplanması için daha fazla alan bıraktı

in low-lying floodplains,

3:26

alçak taşkın yataklarında,

Dilbilgisi

suyun birikmesi için daha fazla alan bırakmak

Bu cümlede left, leave fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “uzaklaştı” değil, “kullanılabilir durumda bıraktı” anlamına gelir. This, bu yan cümleden hemen önce anlatılan durum ya da eyleme gönderme yapar. Yapı leave + nesne + for + isim + to-mastar şeklindedir: left more space + for water + to collect. Bir eylemin, daha sonraki bir olayın gerçekleşmesi için gerekli koşulu veya kapasiteyi oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin geçmiş biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The new layout ____ more space for children ____ play.

Cevabı göster

left · to

creating reservoirs and habitats for local wildlife. Dilbilgisi

3:27

yerel yaban hayatı için rezervuarlar ve yaşam alanları yaratarak.

Dilbilgisi

creating reservoirs and habitats: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

Creating reservoirs and habitats for local wildlife, önceki ana cümleyi sürdüren bir -ing ortaç yan cümlesidir; tek başına tam bir cümle değildir. Virgülden sonra gelen creating..., önceki durumun sonucunu sunar. “and as a result, this created reservoirs and habitats” biçiminde doğal olarak yeniden ifade edilebilir; böylece neden ile sonucu kısa ve sıkı biçimde bağlar.

Alıştırma

Sonuç göstermek için cümleyi create fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The school opened the courtyard, ____ a quiet place for students to read.

Cevabı göster

creating

This strategic retreat not only decreased flood risk, Notlar

3:31

Bu stratejik geri çekilme yalnızca sel riskini azaltmakla kalmadı,

but allowed for the redeveloped settlements

3:35

aynı zamanda yeniden geliştirilen yerleşim yerlerinin

to be built more densely and sustainably.

3:38

daha yoğun ve sürdürülebilir şekilde inşa edilmesini sağladı.

Kelime

strategic retreat: yüksek riskli alanlardan planlı geri çekilme

Afet planlamasında strategic retreat, evlerin, altyapının veya yapılaşmanın sel gibi tehlikelere maruz kalan bir alandan bilinçli olarak uzaklaştırılması anlamına gelir. Bu, planlı bir risk azaltma önlemidir; panikle kaçmak veya yenilgiyi kabul etmek değildir. Strategic sözcüğü, geri çekilmenin uzun vadeli bir plana hizmet ettiğini gösterir. Bu cümlede söz konusu yöntem sele maruz kalma riskini azaltır ve yerleşimlerin daha yoğun ve sürdürülebilir biçimde yeniden kurulması için gerekli koşulları yaratır.

Alıştırma

Afet planlamasında strategic retreat kavramının en açık örneği hangi durumdur?

  1. Bir şehir, evleri ve altyapıyı her yıl sel basan bir kıyıdan kalıcı olarak uzaklaştırır.
  2. Bir ordu savaşı kaybettikten sonra geri çekilir.
  3. Sakinler fırtına uyarısı sırasında bir geceliğine evlerinden ayrılır.
Cevabı göster

Bir şehir, evleri ve altyapıyı her yıl sel basan bir kıyıdan kalıcı olarak uzaklaştırır.

Dilbilgisi

not only decreased..., but allowed for...: ikinci bir sonuç eklemek

Not only A, but B, aynı nedenden doğan iki sonucu birbirine bağlar ve ikinci sonuca ek vurgu yapar. Burada strategic retreat iki şey yaptı: decreased flood risk ve allowed for denser, more sustainable rebuilding. Bu eşli yapıda but ekleme işlevi görür; ikinci sonucun birinciyle çeliştiğini göstermez. İki bölüm paraleldir: decreased ve allowed, aynı özneye bağlı geçmiş zaman fiilleridir. Allow for + isim öbeği, “bir şeyi mümkün kılmak” veya “onun için gerekli koşulları yaratmak” anlamına gelir; burada belirli bir yeniden inşa biçimini mümkün kılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi not only...but also... kullanarak tamamlayın: The redesign ____ cut energy use, ____ made the offices quieter.

Cevabı göster

not only · but also

Perhaps no city embodies the Netherlands' Notlar

3:40

Belki de hiçbir şehir, Hollanda'nın

multi-pronged approach to water management

3:43

su yönetimine yönelik çok yönlü yaklaşımını

as much as Rotterdam,

3:46

Rotterdam kadar iyi somutlaştıramaz;

Dilbilgisi

Perhaps no ... as much as ...: en temsilî örneği öne çıkarmak

Perhaps no + tekil isim + fiil ... as much as + belirli örnek kalıbı, son örneği muhtemelen en güçlü veya en temsilî durum olarak sunmak için olumsuz bir karşılaştırma kullanır. Burada Rotterdam, Hollanda'nın yaklaşımını en iyi yansıtan şehir olarak anlatılır. Perhaps iddiayı yumuşatır ve mutlak bir ifade gibi duyulmasını önler. Embody burada soyut bir yaklaşımı somut biçimde yansıtmak anlamına gelir. Bu kalıp dikkati öne çıkan tek bir örneğe yöneltir.

Alıştırma

Cümle Rotterdam hakkında ne ima ediyor?

  1. Rotterdam dâhil hiçbir şehir bu yaklaşımı yansıtmaz.
  2. Rotterdam muhtemelen bu yaklaşımın en açık şehir örneğidir.
  3. Rotterdam bu yaklaşımı diğer bütün şehirlerden daha az kullanır.
Cevabı göster

Rotterdam muhtemelen bu yaklaşımın en açık şehir örneğidir.

Kelime

multi-pronged approach to water management: su yönetimine yönelik çok yönlü yaklaşım

A multi-pronged approach, tek bir çözüme dayanmak yerine birbirinden farklı ve koordineli birkaç yöntemi kullanan bir plandır. İfade, farklı yönlere uzanan uçlar görüntüsünden gelir ancak normalde mecazi anlamda kullanılır. approach to water management ifadesinde to, yaklaşımın ele aldığı sorun alanını belirtir. İfadenin tamamı, Hollanda'nın suyu birbirini tamamlayan birden fazla eylem yoluyla yönettiği anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “koordineli birkaç yöntem kullanan” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The school adopted a ____ approach to reducing absenteeism.

Cevabı göster

multi-pronged

a thriving city almost entirely below sea level. Kelime

3:47

neredeyse tamamen deniz seviyesinin altında olan gelişen bir şehir.

Kelime

gelişen bir şehir ... deniz seviyesinin altında

Thriving; başarılı, canlı ve gelişmeye devam eden anlamına gelir. Bir yeri a thriving city diye nitelemek olumlu bir değerlendirmedir; yalnızca orada çok sayıda insan yaşadığını söylemez. Almost entirely, below sea level ifadesini niteler: şehrin tamamı değil, büyük bölümü deniz seviyesinin altındadır. Bu coğrafi riski thriving ile yan yana getirmek örtük bir karşıtlık oluşturur: şehir, savunmasız konumuna rağmen gelişip başarılı olur.

Alıştırma

Bu betimlemenin tamamı ne anlatıyor?

  1. Şehir tamamen sular altındadır ve işlevini yitirmiştir.
  2. Şehrin büyük bölümü deniz seviyesinin altında olsa da şehir başarılı ve canlıdır.
  3. Şehir yalnızca her bölümü deniz seviyesinde olduğu için kalabalıktır.
Cevabı göster

Şehrin büyük bölümü deniz seviyesinin altında olsa da şehir başarılı ve canlıdır.

When a storm threatens, Dilbilgisi

3:51

Bir fırtına tehdit ettiğinde,

densely populated older districts

3:53

yoğun nüfuslu eski bölgeler

are protected by traditional dikes.

3:55

geleneksel bentlerle korunur.

Dilbilgisi

When a storm threatens: tetikleyici durumu belirlemek

When a storm threatens, cümle başına getirilmiş bir when yan cümlesidir. Ana cümlenin geçerli olduğu zamanı veya durumu belirler: tehdit ortaya çıktığında geleneksel setler sözü edilen korumayı sağlar. Cümle genel bir müdahale düzenini anlattığı için threatens ve are protected, simple present ile kullanılmıştır. Burada when, bilgiyi önce tetikleyici durum, sonra müdahale biçiminde düzenler; tek başına belirli bir fırtınanın zaten sürmekte olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Beklenen bir olay her gerçekleştiğinde başlayan rutin bir güvenlik prosedürünü en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. Because the alarm sounds, everyone leaves the building.
  2. If the alarm sounded, everyone would leave the building.
  3. When the alarm sounds, everyone leaves the building.
Cevabı göster

When the alarm sounds, everyone leaves the building.

Meanwhile, newer districts have been artificially elevated, Anlatım akışı

3:58

Bu arada, daha yeni bölgeler yapay olarak yükseltilmiş,

often sporting green roofs Kelime

4:02

genellikle yeşil çatılara sahip olan

that store rainwater.

4:04

yağmur suyunu depolayan yerlerdir.

Anlatım akışı

Meanwhile, newer districts have been artificially elevated: paralel bilgiye geçiş

Cümle başındaki Meanwhile, odağı daha önce sözü edilen bir bölge veya yöntemden yeni bölgelerde kullanılan farklı bir yönteme taşır. İki bilgi çizgisini paralel biçimde sunarak aynı şehrin farklı bölümleri arasındaki karşılaştırmayı takip etmeyi kolaylaştırır. newer districts have been artificially elevated yan cümlesi bu yeni paralel bilgi çizgisini başlatır. Burada Meanwhile, “bu sırada” veya “diğer yandan” anlamındadır; ikinci ifadenin ilkini çürüttüğünü göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede Meanwhile ne işe yarıyor?

  1. Bölgelerde yeşil çatılar olduğu iddiasıyla doğrudan çelişir.
  2. Odağı yeni bölgelerin paralel olarak yaptığı şeye taşır.
  3. Yeni bölgelerin önce yükseltildiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Odağı yeni bölgelerin paralel olarak yaptığı şeye taşır.

Kelime

often sporting green roofs: sporting ile “bir özelliği sergilemek” anlamı

Burada sporting, sport fiilinin -ing biçimidir ve “sahip olmak veya görünür biçimde sergilemek” anlamına gelir. often sporting green roofs ifadesi yeni bölgelerin bir özelliğini ekler; birinin egzersiz yaptığı anlamına gelmez. Sporting, nötr having sözcüğünden daha canlıdır çünkü dikkat çekici bir özelliğe odaklanır. Bu kullanım insanların, binaların ve ürünlerin görünüşü, tasarımı veya donanımı anlatılırken sık görülür.

Alıştırma

“Dikkat çekici bir özelliği sergilemek” anlamını vermek için sport fiilinin -ing biçimini kullanın: The redesigned train station is ____ a curved glass roof.

Cevabı göster

sporting

Numerous structures around the city Kalıp ifadeler

4:05

Şehir çevresindeki çok sayıda yapı

transform into water storage facilities,

4:07

su depolama tesislerine dönüşür,

Kalıp ifadeler

transform into water storage facilities: su depolama tesislerine dönüşmek

Bu cümlede transform into, “yeni bir biçime veya işleve sahip olacak şekilde değişmek” anlamına gelir. Şehirdeki yapılar su depolama tesisi işlevini üstlenir; başka bir yere taşındıkları anlamına gelmez. Kalıp A transforms into B şeklindedir. Bir kiplik fiille birlikte A can transform into B kullanılır. Into, değişim sonucunda ortaya çıkan biçimi veya kullanımı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi transform into ile tamamlayın: With movable walls, the cafeteria can ____ an exam hall in minutes.

Cevabı göster

transform into

including parking garages and plazas,

4:10

otoparklar ve meydanlar da dahil olmak üzere,

which normally serve as theaters and sports arenas. Kalıp ifadeler

4:13

ki bunlar normalde tiyatro ve spor arenaları olarak hizmet verir.

Kalıp ifadeler

which normally serve as theaters and sports arenas: normalde tiyatro ve spor alanı olarak kullanılan

Serve as, “bir işlevi yerine getirmek” veya “bir şey olarak kullanılmak” anlamına gelir. Burada tiyatro ve spor alanı olmak, otoparkların ve meydanların olağan işlevidir. Which, parking garages and plazas ifadesine gönderme yapar; normally ise bunun olağan kullanım olduğunu belirtir. Kalıp serve as + rol, amaç veya yer türü şeklindedir; as ifadenin bir parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi serve as ile tamamlayın: On weekends, the library lobby can ____ a small exhibition space.

Cevabı göster

serve as

Meanwhile, in the harbor,

4:16

Bu arada, limanda,

floating pavilions rise with the water level. Kalıp ifadeler

4:18

yüzen pavyonlar su seviyesiyle birlikte yükselir.

Kalıp ifadeler

rise with the water level: su seviyesiyle birlikte yükselmek

Floating pavilions rise with the water level, su seviyesi yükseldiğinde pavyonların da yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelir. Buradaki with, birlikte gerçekleşen iki değişimi birbirine bağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen X rises with Y kalıbı, Y arttıkça X’in de arttığını belirtir. Fiziksel yüksekliğin yanı sıra fiyat, maliyet veya risk gibi ölçümler için de kullanılabilir; ancak bu kalıp tek başına Y’nin X’e doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir miktarın başka bir miktar arttıkça yükseldiğini göstermek için rise with kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Heating costs rise with the price of gas.
  2. Heating costs raise with the price of gas.
  3. Heating costs rise the price of gas.
Cevabı göster

Heating costs rise with the price of gas.

These are the first of several planned amphibious structures, Kelime

4:21

Bunlar, planlanan birkaç amfibi yapının ilkidir,

Kelime

planlanan birkaç amfibi yapının ilk örnekleri

Amphibious structures ifadesindeki amphibious, yapıların iki ortamda işlev görecek şekilde tasarlandığını belirtir: kuru karada ve su üzerinde ya da sel sırasında. Bu, yapıların amfibi hayvanlar için olduğu anlamına gelmez. Bu sıfat, karada ve suda çalışan araçları ve ekipmanları da tanımlayabilir. The first of several planned..., bunların daha önceden planlanmış daha büyük bir grubun ilk örnekleri olduğunu belirtir.

Alıştırma

amphibious structures ifadesinde amphibious büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca amfibi hayvanları barındırmak için yapılmış
  2. Karada ve su ya da sel koşullarında işlev görecek şekilde tasarlanmış
  3. Tamamen su altında kalması gereken
Cevabı göster

Karada ve su ya da sel koşullarında işlev görecek şekilde tasarlanmış

some of which house water purification systems Notlar

4:25

bazıları su arıtma sistemlerini

Dilbilgisi

some of which: “bunlardan bazıları”

Some of which, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which daha önce sözü edilen çoğul bir nesne grubuna gönderme yaparken some of, eklenen bilginin yalnızca bu grubun bir kısmı için geçerli olduğunu gösterir. Bu bağlamda which, daha önce sözü edilen yapılara gönderme yapar: bu yapıların yalnızca bazıları su arıtma sistemlerini barındırır. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp “çoğul ad öbeği, some of which + fiil” şeklindedir.

Alıştırma

Bu resmî cümleyi doğru şekilde tamamlayan ifadeyi seçin: The library owns several rare maps, _____ are displayed near the entrance.

  1. some of which
  2. some which
  3. some of them
Cevabı göster

some of which

Kelime

house water purification systems: fiil olarak house

Burada house, “barındırmak” veya “bir şey için içeride yer sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Anlaşılan özne some of the structures, doğrudan nesne ise water purification systems ifadesidir. Bu fiil, bir bina, tesis, oda veya kurumun içinde bulunan ya da kurulmuş olan şeyleri anlatırken sık kullanılır. Yapıyı, sistemleri içinde barındıran yer olarak sunar.

Alıştırma

House fiilinin doğru üçüncü tekil kişi biçimini kullanın: The climate-controlled room ____ the museum's oldest manuscripts.

Cevabı göster

houses

and solar collectors.

4:28

ve güneş enerjisi toplayıcılarını barındırır.

These strategies are just some of the technologies Anlatım akışı

4:30

Bu stratejiler, sadece bazı teknolojilerdir

and policies that have put the Netherlands Deyimler

4:32

ve politikalar, Hollanda'yı

at the cutting edge of water management.

4:34

su yönetiminin en ileri noktasına getiren.

Anlatım akışı

Bu stratejiler, teknoloji ve politikaların yalnızca bir kısmıdır

These strategies sözleri, daha önce açıklanan belirli önlemlere gönderme yapar. Bu ifade yeni bir konu başlatmak yerine o örnekleri tek bir grup olarak ele alır. Are just some of the technologies and policies, belirli örneklerden daha geniş iki kategoriye geçer ve listenin tamamlanmamış olduğunu gösterir. Böylece cümledeki genel değerlendirmeden önce özetleyici bir geçiş oluşturur.

Alıştırma

Cümlede vurgulanan giriş kısmı ne işe yarıyor?

  1. Önceki örnekleri daha geniş kategoriler altında toplar ve listenin tamamlanmadığını gösterir.
  2. Önceki stratejilerin mevcut teknoloji ve politikaların tamamı olduğunu söyler.
  3. Önceki örneklerle bağlantısı olmayan ayrı bir konu başlatır.
Cevabı göster

Önceki örnekleri daha geniş kategoriler altında toplar ve listenin tamamlanmadığını gösterir.

Deyimler

Hollanda’yı su yönetiminde en ileri noktaya taşımak

that have put ... ilgi cümleciği technologies and policies ifadesini niteler ve bunların sonucunu belirtir. Have put, “bir durumda olmasını sağladı” anlamına gelir: bu teknoloji ve politikalar Hollanda’yı öncü bir konuma getirmiştir. At the cutting edge of, bir alandaki en ileri ve yenilikçi konumlardan birinde olmayı anlatan bir mecazdır. Yeniden kullanılabilir put A at the cutting edge of B kalıbı, “A’yı B alanında bu öncü konuma getirmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “en ileri konumda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: New imaging tools have put the clinic ____ cardiac care.

Cevabı göster

at the cutting edge of

The country continues to find new ways Kalıp ifadeler

4:37

Ülke yeni yollar bulmaya devam ediyor

to make cities more resilient to natural disasters.

4:39

şehirleri doğal afetlere karşı daha dirençli hale getirmek için.

Kalıp ifadeler

continues to find new ways to make ... more resilient to ...: dayanıklılığı artırmanın yeni yollarını aramaya devam etmek

continues to find new ways to... daha iyi yöntemler arama sürecinin hâlâ devam ettiğini belirtir. to make... mastar yapısı, bu yöntemlerle hangi sonuca ulaşılmasının amaçlandığını açıklar. make cities more resilient... ifadesinde make + nesne + sıfat, nesnenin o niteliğe daha fazla sahip olmasını sağlamak anlamına gelir. Resilient to natural disasters, doğal afetlerin yol açtığı kesintilere dayanabilmek, toparlanmak ve işlevini sürdürmek demektir; more bu kapasitenin arttığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve kesintiye dayanıp toparlanabilmek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hospital is finding new ways to make its backup systems more ____ power outages.

Cevabı göster

resilient to

And as the rising sea levels caused Dilbilgisi

4:43

Ve iklim değişikliğinin neden olduğu

by climate change threaten low-lying cities

4:44

yükselen deniz seviyeleri alçak şehirleri tehdit ederken

across the world,

4:47

dünya çapında,

Dilbilgisi

as ... caused by ... threaten ...: arka plan yan cümlesi ve kısaltılmış edilgen niteleyici

Burada as, sürmekte olan veya değişen bir durumu arka plan olarak sunar; anlamı while ya da durum geliştikçe ifadelerine yakındır. Bu yan cümle, ardından gelen ana cümle için koşulları oluşturur. Bu nedenle virgülle biten altyazı parçası tek başına tamamlanmış bir cümle değildir. as yan cümlesindeki temel yapı the rising sea levels ... threaten low-lying cities biçimindedir. caused by climate change, nitelediği isim öbeğinden sonra gelen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: the rising sea levels that are caused by climate change. cities sözcüğünü nitelemez.

Alıştırma

Bu cümlenin doğru çözümlemesi hangisidir? As noise caused by roadwork disturbs nearby offices, some teams work from home.

  1. as yan cümlesi ana sonucu verir ve caused by roadwork, nearby offices ifadesini niteler.
  2. Burada as yalnızca because anlamına gelebilir ve caused by roadwork, some teams ifadesini niteler.
  3. as yan cümlesi arka planı verir ve caused by roadwork, noise sözcüğünü niteler.
Cevabı göster

as yan cümlesi arka planı verir ve caused by roadwork, noise sözcüğünü niteler.

the Netherlands offers an exceptional example

4:48

Hollanda olağanüstü bir örnek sunuyor

of how to go with the flow. Deyimler

4:51

akışa nasıl uyum sağlanacağı konusunda.

Deyimler

go with the flow: Esnek uyum ve suyla ilgili söz oyunu

Go with the flow, her değişime direnmek yerine değişen koşulları kabul edip uyum sağlamak anlamına gelen bir deyimdir. Burada aynı zamanda bir söz oyunu oluşturur. Flow, hareket eden suyu da ifade edebilir; böylece deyim, Hollanda'nın suyla birlikte yaşamaya yönelik esnek yaklaşımını özetlerken videodaki su temasını da çağrıştırır.

Alıştırma

Bu cümlede go with the flow temel olarak ne anlama geliyor?

  1. değişen koşullara esnek biçimde uyum sağlamak
  2. bir nehirle aynı yönde hareket etmek
  3. her türlü değişimin gerçekleşmesini önlemek
Cevabı göster

değişen koşullara esnek biçimde uyum sağlamak

As climate change causes natural disasters Dilbilgisi

4:55

İklim değişikliği doğal afetlerin

to become more, well, disastrous, Ton ve niyet

4:57

daha da, şey, felaket hale gelmesine neden oldukça,

Dilbilgisi

cause + nesne + to become: Durum değişikliğini ifade etmek

cause + nesne + to become + tümleç kalıbı, bir şeyin başka bir şeyin durumunda değişiklik oluşturduğunu anlatır. Burada climate change nedendir, natural disasters ifadesi nesnedir ve to become more disastrous değişimin sonucunu verir. As, değişmekte olan bu durumu sonraki bölüm için arka plan olarak sunar. More karşılaştırmalı tümleci başlatır; bu nedenle konuşmacının kısa duraksamasından sonra disastrous gelene kadar düşünce tamamlanmaz: more, well, disastrous.

Alıştırma

Belirtilen cause + nesne + to become kalıbını tamamlayın: The long delay caused the passengers ____ impatient.

Cevabı göster

to become

Ton ve niyet

more, well, disastrous: kendini düzeltme ara sözü olarak well

more, well, disastrous ifadesinde well, parantez içi bir söylem belirtecidir. Dil bilgisel bağlantı more sözcüğünden disastrous sözcüğüne uzanır; well, disastrous sözcüğünü nitelemez. Konuşmacı sıfatı seçerken yaşadığı çok kısa bir duraksamayı gösterir. Bu duraklama, natural disasters become more disastrous sözündeki biraz bariz kelime oyununun konuşmacı tarafından da fark edildiğini gösterir. Böylece cümle konuşma diline özgü ve hafif mizahi bir ton kazanır. Genel olarak konuşmacılar, bir sözcüğü aradıklarını, değiştirdiklerini veya daha yumuşak biçimde sunduklarını göstermek için seçtikleri sözcüğün önüne well ekleyebilir.

Alıştırma

'The plan became more, well, complicated,' cümlesinde well neyi gösterir?

  1. Well, very gibi complicated sözcüğünü doğrudan güçlendirir.
  2. Konuşmacı kısa süre duraksar ve ifadesini düzeltir.
  3. Konuşmacı planın ustalıkla yürütüldüğünü söyler.
Cevabı göster

Konuşmacı kısa süre duraksar ve ifadesini düzeltir.

how can we build smarter, Anlatım akışı

5:00

nasıl daha akıllı,

more resilient cities and towns?

5:01

daha dirençli şehirler ve kasabalar inşa edebiliriz?

Anlatım akışı

yönlendirici bir soru olarak how can we build smarter, more resilient cities and towns?

Açıklamanın sonunda how can we build...? açık uçlu ve yönlendirici bir sorudur. İklimle ilgili risklere dair önceki tartışmayı, tek ve hızlı bir bilgi yanıtı istemek yerine konuşmacı ile dinleyicilerin birlikte ele alacağı geleceğe dönük bir soruna dönüştürür. How can we...? görevi ortak ve çözülebilir bir mesele olarak çerçeveler: how yöntemleri sorar, kapsayıcı we ise ortak sorumluluğa davet eder. Birbirine paralel smarter ve more resilient karşılaştırma ifadeleri iki hedefi soruda özetler, bir bölümü kapatmaya yardımcı olur ve dikkati çözümlere yöneltir.

Alıştırma

Bir sunumun sonuç bölümünde 'How can we make our neighborhoods safer and greener?' sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Konuyu, dinleyicilerin birlikte düşünmesi gereken geleceğe dönük bir soruna dönüştürür.
  2. Sorunun zaten çözülmüş olduğunu duyurur.
  3. Dinleyicilerden tek ve sabit bir bilgiyi hatırlamalarını ister.
Cevabı göster

Konuyu, dinleyicilerin birlikte düşünmesi gereken geleceğe dönük bir soruna dönüştürür.

Explore how we use physics to create flexible buildings Anlatım akışı

5:03

Esnek binalar yaratmak için fiziği nasıl kullandığımızı keşfedin

that can withstand earthquakes, Kelime

5:07

depremlere dayanabilen,

Anlatım akışı

Explore how we use physics to create flexible buildings: öğrenmeye devam etmeye yönlendiren çağrı

Explore how... emir biçiminde bir davettir: izleyiciyi how ile tanıtılan süreç hakkında daha fazla bilgi edinmeye çağırır. Burada how we use physics to create flexible buildings, keşfedilecek konudur. Eğitici içeriğin sonunda bu ifade, izleyiciyi ilgili bir derse veya videoya yönlendiren bir eylem çağrısı işlevi görür. Mevcut konudan sonra keşfedilebilecek içeriğe geçişi düzenler; fiziksel olarak bir yere gidip keşif yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle izleyicileri bir süreç hakkında daha fazla bilgi edinmeye doğal biçimde davet eder?

  1. Explore how plants survive in the desert.
  2. Exploring how plants survive in the desert.
  3. Explore that how plants survive in the desert.
Cevabı göster

Explore how plants survive in the desert.

Kelime

can withstand earthquakes: kuvvete dayanıp işlevini korumak

Withstand, güçlü bir kuvvet ya da zor bir koşulla karşılaşıldığında sağlam veya işler durumda kalmak demektir. Can withstand earthquakes, binaların deprem kuvvetlerine çökmeden ya da işlevini yitirmeden dayanacak şekilde tasarlandığını söyler; depremlerden hiç etkilenmeyecekleri anlamına gelmez. Withstand geçişli bir fiildir; bu nedenle kuvvet veya koşul doğrudan ardından gelir: withstand earthquakes, withstand pressure, withstand heat. To veya against gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir yapının güçlü bir kuvvete direnme yeteneğini doğal biçimde anlatır?

  1. The bridge can withstand against strong winds.
  2. The bridge can withstand strong winds.
  3. The bridge can withstand to strong winds.
Cevabı göster

The bridge can withstand strong winds.

or how scientists are experimenting with Kalıp ifadeler

5:09

veya bilim insanlarının nasıl deneyler yaptığını

a form of concrete that can heal itself. Kelime

5:12

kendi kendini iyileştirebilen bir beton türüyle.

Kalıp ifadeler

how scientists are experimenting with: bilim insanlarının sürdürdüğü bir deneme

Experiment with + isim, bir malzemeyi, yöntemi veya fikri denemek ve sonuçlarını gözlemlemek anlamına gelir. Burada beton hâlâ test edilmektedir; bu nedenle ifade onu yerleşmiş bir çözüm değil, araştırma aşamasındaki bir teknoloji olarak sunar. Are experimenting şimdiki zamanın devam biçimindedir ve çalışmanın sürdüğünü gösterir. How, bilim insanlarının bu çalışmayı hangi yöntemle veya süreçle yaptığını anlatan bir yan cümleyi başlatır.

Alıştırma

Experiment fiilini şimdiki zamanın devam biçiminde ve gerekli edatla kullanın: Engineers are ____ a heat-resistant glass for spacecraft.

Cevabı göster

experimenting with

Kelime

concrete that can heal itself: kendi kendini onaran malzeme

A form of concrete, bir beton türü anlamına gelir. That can heal itself ilgi cümleciği bu betonu tanımlar ve özel yeteneğini belirtir. Heal genellikle canlıları veya yaraları anlatır; ancak burada mecaz yoluyla bir malzemeye uygulanmıştır. Heal itself, malzemeye yerleşik süreçlerin bazı çatlakları veya hasarları onarabilmesi demektir. itself, concrete sözcüğüne geri gönderme yapar ve onarımın malzemenin kendi mekanizmasıyla gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

Bir teknoloji yazısında concrete that can heal itself ne anlama gelir?

  1. Beton, tıpkı bir insan gibi iyileşen canlı bir varlıktır.
  2. Beton asla çatlamaz ve hiçbir zaman bakım gerektirmez.
  3. Beton, kendi iç mekanizmasıyla bazı hasarları onarabilir.
Cevabı göster

Beton, kendi iç mekanizmasıyla bazı hasarları onarabilir.