Hollanda neden sular altında değil? - Stefan Al: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Hollanda’nın sel karşısındaki kırılganlığına Delta Works ve hareketli Maeslantkering bariyerini iç kesimlerdeki taşkın ovaları ve uyarlanabilir kentsel alanlarla birleştirerek nasıl karşılık verdiğini anlatıyor. Yaklaşımın yalnızca suyu engellemekten, suyu depolayabilen, ona yer açabilen ve hareketine uyum sağlayabilen kentler tasarlamaya doğru geliştiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a tidal surge — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gelgit veya fırtınayla bağlantılı ani deniz seviyesi yükselişini anlatan bu uzmanlık terimini anlayın ve surge sözcüğünün genel “hızlı artış” anlamından ayırın. 2. had to be kept open — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: had to ile edilgen yapının, bir şeyin belirli bir durumda tutulması zorunluluğunu nasıl anlattığını fark edin; örneğin bir gemi geçidinin güvenli koşullarda erişilebilir kalması gerektiğini ifade edebilirsiniz. 3. Numerous structures around the city transform into water storage facilities, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: transform into yapısını, otopark veya meydan gibi sıradan kentsel alanların sel sırasında geçici su depolama alanlarına dönüşmesini anlatmak için kullanmayı öğrenin.
Bu derste
In January of 1953, a tidal surge shook the North Sea. Kelime
0:07Ocak 1953'te bir gelgit dalgası Kuzey Denizi'ni sarstı.
a tidal surge: deniz seviyesinin aniden yükselmesi
Burada a tidal surge, deniz seviyesinin anormal ve hızla yükselip suyun kıyıya doğru yayılmasıdır. Buna çoğu zaman fırtına rüzgârları ve düşük hava basıncı yol açar; olay normal gelgitle birleşebilir. Bu ifade, yalnızca tek bir büyük dalgayı değil, kıyı taşkınına neden olabilen geniş çaplı su seviyesi yükselmesini anlatır. Afet haberlerinde surge, suyun aniden kabarması ya da ileri doğru yığılması fikrini korur.
Alıştırma
Bir kıyı afeti haberinde a tidal surge neyi anlatır?
- Gemi sayısındaki hızlı bir artış
- Kıyıyı su altında bırakabilecek anormal ve hızlı bir deniz seviyesi yükselmesi
- Sahilde kırılan sıradan tek bir dalga
Cevabı göster
Kıyıyı su altında bırakabilecek anormal ve hızlı bir deniz seviyesi yükselmesi
titanic waves: son derece büyük anlamında titanic
titanic waves ifadesinde titanic, son derece büyük ve güçlü anlamına gelen küçük harfle yazılmış bir sıfattır. waves sözcüğünün etkisini güçlendirir ve afet anlatımına dramatik, belgesel tarzı bir ton verir. Burada özel ad olan Titanic kastedilmez. Genel sıfat olan titanic, devasa ölçekteki bir şeyi anlatabilir; büyük harfle başlayan Titanic ise genellikle ünlü gemiyi veya ondan esinlenen bir yapıtın adını belirtir.
Alıştırma
titanic waves ifadesinde titanic ne anlama gelir?
- Son derece büyük ve güçlü
- Küçük ama alışılmadık derecede hızlı
- Titanic gemisinden gelen
Cevabı göster
Son derece büyük ve güçlü
killing almost 2,000 people: sonuç bildiren -ing yapısı
Virgülden sonraki killing almost 2,000 people -ing yapısı, ana cümledeki olayın sonucunu verir: Dalgalar kıyıyı sular altında bırakmış ve bu sel ölümlere yol açmıştır. killing, flooded ile eş değer yeni bir çekimli fiil değildir. Ana cümleye bağlıdır ve neden-sonuç bağını sıkıştırır; bu kalıp haber ve belgesel anlatımında yaygındır.
Alıştırma
killing almost 2,000 people cümlede hangi görevi görür?
- İnsanların sel sırasında ne yaptığını söyler.
- Farklı bir olayla ilgili bağımsız bir ana cümle başlatır.
- Selin sonucunu belirtir.
Cevabı göster
Selin sonucunu belirtir.
54 years later: zaman çizelgesini ileri taşımak
54 years later anlatıyı az önce belirtilen zamandan 54 yıl sonraki bir noktaya taşır. Bir cümlenin ya da bölümün başında, sonraki olay anlatılmadan önce yeni zaman çerçevesini kurar. Bu zaman ifadesi ileriye doğru bir sıçrama olduğunu belirterek hikâyeyi ya da belgeseli düzenler ve çoğu zaman dinleyiciyi sonraki olayla önceki olayı karşılaştırmaya hazırlar. Bir olayın 54 yıl sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
54 years later ifadesi dinleyiciye zaman çizelgesini nasıl takip etmesini söyler?
- Daha önce belirtilen zamandan 54 yıl ileri gitmek.
- Olayı 54 yıl boyunca devam etmiş gibi değerlendirmek.
- Daha önce belirtilen zamandan 54 yıl geriye gitmek.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen zamandan 54 yıl ileri gitmek.
threatened the region: cansız bir tehlike kaynağı
Burada threatened, bölgeyi tehlikeye attı veya bölge için ciddi bir risk oluşturdu anlamına gelir. Özne bir fırtına olduğu için sözlü tehditte bulunan biri yoktur. threaten fiilinin öznesi cansız bir neden olabilir. Afet ve kamu güvenliği haberlerinde bu fiil, zararın kesinlikle meydana geldiğini değil, ciddi bir olasılık olduğunu anlatır.
Alıştırma
A fast-moving wildfire threatened several homes cümlesinde threatened ne anlama gelir?
- Evlerin çoktan yıkıldığını kanıtladı.
- Evlere öfkeyle konuştu.
- Evleri tehlikeye attı.
Cevabı göster
Evleri tehlikeye attı.
But this time: farklı bir sonucu haber vermek
But önceki ifadeyle bir karşıtlık kurarken this time benzer bir durumun şu anki tekrarını belirtir. Birlikte kullanılan But this time, dinleyiciden mevcut durumu önceki durumla karşılaştırmasını ister. Bu ifade, sonucun, tepkinin veya koşulların bu kez farklı olacağı beklentisini yaratarak anlatıyı düzenler. Burada Hollanda’nın bu kez hazırlıklı olduğu karşıt bilgisine zemin hazırlar.
Alıştırma
Bu fırlatmayı önceki başarısızlıkla karşılaştırmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The first launch failed. ____, the rocket reached orbit.
- For example
- As a result
- But this time
Cevabı göster
But this time
state-of-the-art computer sensors activated emergency protocols. Notlar
0:27son teknoloji bilgisayar sensörleri acil durum protokollerini etkinleştirdi.
As the water swelled: zaman bildiren as
As the water swelled, zamanı belirten bir zarf yan cümlesidir. Buradaki as, “…… olurken” veya “…… oldukça” anlamına gelir; suyun yükselmesi, sensörlerin etkinleştiği zamanın arka planını oluşturur. Zaman bildiren as, çoğu zaman iki olayın veya sürecin birlikte geliştiğini gösterir. Burada “…… sıfatıyla” anlamına gelmez ve cümle açıkça neden bildirmek yerine zaman ilişkisini öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümlede as iki sürecin aynı anda geliştiğini belirtir?
- As the sky grew darker, the streetlights came on.
- As a tour guide, Maya knows the old town well.
- As we had no map, we asked for directions.
Cevabı göster
As the sky grew darker, the streetlights came on.
state-of-the-art computer sensors: mevcut en ileri teknolojiyi kullanan sensörler
State-of-the-art, bir şeyin şu anda mevcut olan en ileri teknolojiyi kullandığını veya temsil ettiğini belirten birleşik bir sıfattır. Burada computer sensors ifadesini niteler ve bu sensörleri en üst düzey modern ekipman olarak sunar. Kısa çizgiler, state-of-the-art ifadesinin isimden önce tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir. İfade, state ve art sözcüklerinin gerçek anlamlarının birleşimi değildir ve yalnızca advanced demekten daha güçlü bir iddia taşır.
Alıştırma
Cümleyi “şu anda mevcut olan en ileri düzeyde” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The hospital installed ____ scanning equipment.
Cevabı göster
state-of-the-art
activated emergency protocols: acil durum protokollerini devreye sokmak
Activated emergency protocols, önceden belirlenmiş bir acil durum müdahalesinin başlatıldığı anlamına gelir. Burada activated geçişli fiildir: sensörler neden olan öznedir, emergency protocols ise etkinleşen prosedürlerdir. Protocols, tek tek kurallardan değil, düzenli bir adımlar bütününden söz eder. Bir cihaz, olay ya da yetkili kişi acil durum planını uygulamaya koyduğunda bu ifade kullanılabilir.
Alıştırma
Planlanmış bir acil durum müdahalesini başlatmak anlamındaki resmî ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: When smoke reached the control room, the sensors ____.
Cevabı göster
activated emergency protocols
a pair of 240-meter steel arms swung shut, Kalıp ifadeler
0:34240 metrelik bir çift çelik kol dönerek kapandı,
Over the next 30 minutes: sonraki 30 dakika boyunca
Over the next 30 minutes, anlatıdaki referans anında başlayıp 30 dakika sonra biten bir zaman aralığı oluşturur. Geçmişte geçen bir anlatıda next, mutlaka şimdiki andan sonrasını değil, hikâyedeki o andan sonrasını ifade eder. Over, ardından gelen olayın bu zaman aralığı boyunca geliştiğini gösterir. Yalnızca son noktada gerçekleşen tek bir olaydan çok, aşamalı hareket, değişim veya olay dizileri için uygundur.
Alıştırma
Değişimin sonraki yarım saatin tamamı boyunca geliştiğini belirten dersin zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the dye slowly spread through the water.
Cevabı göster
Over the next 30 minutes
a pair of 240-meter steel arms: art arda gelen niteleyicileri çözümleme
Önce ana isim olan arms sözcüğünü bulun. Burada insan kollarını değil, bir bariyerin hareket eden büyük parçalarını anlatır. steel malzemeyi, 240-meter ise uzunluğu belirtir. a pair of, iki arms parçasını eşleşmiş bir takım olarak sayar. Yapıyı çözmek için ana isimden dışarı doğru ilerleyin: arms → steel arms → 240-meter steel arms → a pair of 240-meter steel arms.
Alıştırma
Cümleyi a pair of ve sayı-birim birleşik sıfatıyla tamamlayın: The roof is supported by ____ ____ steel beams. Anlam, eşleşmiş iki çelik kirişin her birinin 10 metre uzunluğunda olmasıdır.
Cevabı göster
a pair of · 10-meter
swung shut: hareket biçimi ve sonuç
swung hareketi belirtir: kollar bir yay çizerek hareket etti. shut ise ortaya çıkan durumu belirtir: hareketin sonunda kapandılar. Bu, fiil artı sonuç yapısıdır. closed ile karşılaştırıldığında swung shut hem hareketin nasıl gerçekleştiğini hem de hangi durumda sona erdiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle kapının bir yay çizerek hareket ettiğini ve sonunda kapalı konuma geldiğini anlatır?
- The gate stood shut behind us.
- The gate swung shut behind us.
- The gate swung slowly behind us.
Cevabı göster
The gate swung shut behind us.
protecting the channel ahead: etki ekleyen bir -ing yan cümlesi
protecting the channel ahead, önceki ana cümleye bağlanan -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Önceki eylemin etkisini veya işlevini, yani ilerideki kanalı koruduğunu belirtir. Bu yan cümlenin açıkça belirtilmiş bir öznesi yoktur. Anlamca öznesi ana cümlenin öznesidir; bu nedenle belgesellerdeki bu kısa anlatım “..., bunun sonucunda ilerideki kanalı korur” şeklinde açılabilir.
Alıştırma
“The gates locked into place, protecting the homes downstream” cümlesindeki -ing yan cümlesi ne ekler?
- Evleri korumaya yönelik ayrı bir emir
- Evlerin yaptığı bir eylem
- Kapıların kilitlenmesinin etkisi veya işlevi
Cevabı göster
Kapıların kilitlenmesinin etkisi veya işlevi
the barrier moved in rhythm with the shifting wind and waves. Kalıp ifadeler
0:43bariyer, değişen rüzgar ve dalgaların ritmine ayak uydurarak hareket etti.
Using 680-tonne ball joints: kullanılan aracı belirtmek
Using 680-tonne ball joints, ana eylemde kullanılan araç veya donanımı tanıtan, cümle başındaki -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Çekimli fiili olan ana cümle the barrier moved in rhythm with the shifting wind and waves bölümüdür; using ana fiil değildir. using ifadesinin örtük öznesi the barrier ifadesidir. ball joints, dev bariyerin hareket etmesini sağlayan mekanik bağlantılardır; bu nedenle başlangıç “680 tonluk küresel mafsallar aracılığıyla, ...” şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Bir aracı tanıtmak için cümle başında Using... yan cümlesini doğru kullanan seçenek hangisidir?
- Using a thermal camera, the inspector found the hidden leak.
- Using a thermal camera, the hidden leak surprised the inspector.
- Using a thermal camera and finding the hidden leak.
Cevabı göster
Using a thermal camera, the inspector found the hidden leak.
moved in rhythm with the shifting wind and waves: değişen rüzgâr ve dalgalarla uyumlu hareket etmek
Moved in rhythm with, bariyerin hareketinin rüzgâr ve dalgaların değişen düzenine uyduğunu ifade eder. Burada rhythm mecaz anlamdadır; doğal güçlerin müzikteki gibi düzenli bir ritme sahip olması gerekmez. Bu ifade, hareketi yalnızca aynı anda gerçekleşen bir şey olarak değil, dış değişimlere uyum sağlayan ve onlara tepki veren bir hareket olarak sunar. Bu nedenle in rhythm with, genel bir moved with ifadesinden daha belirgindir.
Alıştırma
Alkışların şarkının ritmine uyduğunu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The children clapped ____ the song.
Cevabı göster
in rhythm with
By morning, the storm had passed: geçmişte bir son nokta ve past perfect
By morning, geçmişte bir son tarih veya referans noktası belirler: en geç sabah geldiğinde. Past perfect biçimi had passed, fırtınanın geçmesinin o zamana kadar tamamlanmış olduğunu gösterir. by + geçmiş zaman noktası + had + past participle yapısı, tamamlanmış bir olayı geçmişteki daha sonraki bir referans noktasının önüne yerleştirir. Olayın tam olarak ne zaman olduğundan çok, son noktaya gelindiğindeki sonuca odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi repair fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By dawn, the crew ____ the leak.
Cevabı göster
had repaired
first field activation: gerçek saha koşullarındaki ilk etkinleştirme
Bu mühendislik bağlamında field, tarla anlamına değil gerçek çalışma koşullarına işaret eder. Activation bir sistemi veya cihazı çalışır hâle getirme eylemidir; bu nedenle first field activation, bariyerin gerçek konumunda ve gerçek koşullar altında ilk kez etkinleştirilmesi demektir. Bu ifade, sahadaki gerçek işletim ile yalnızca laboratuvarda, atölyede veya simülasyonda yapılan çalışmaları birbirinden ayırır.
Alıştırma
Bu mühendislik cümlesinde first field activation ne anlama geliyor?
- Sistemin ilk kez yalnızca laboratuvarda test edilmesi.
- Çevredeki tarım arazilerinin ilk kez kullanıma açılması.
- Sistemin gerçek çalışma koşullarında ilk kez etkinleştirilmesi.
Cevabı göster
Sistemin gerçek çalışma koşullarında ilk kez etkinleştirilmesi.
had been a resounding success: önceki bir sonuca yönelik güçlü değerlendirme
Had been, sonucu geçmiş zamanlı bir anlatıda daha sonraki bir geçmiş noktadan önceye yerleştirir. A resounding success, çok açık, etkileyici ve tartışmasız bir başarıyı anlatan güçlü ve kalıplaşmış bir ifadedir; yüksek sesle ilgili değildir. Had been a resounding success bir bütün olarak daha önceki bir olayın son derece iyi geçtiğini güçlü biçimde özetler.
Alıştırma
Burada had been a resounding success ne anlama geliyor?
- Çok yüksek bir ses çıkarmıştı.
- Açıkça ve etkileyici biçimde başarılı olmuştu.
- Asgari hedefi ancak karşılamıştı.
Cevabı göster
Açıkça ve etkileyici biçimde başarılı olmuştu.
As one of the planet's largest mobile structures, Dilbilgisi
0:57Gezegenin en büyük hareketli yapılarından biri olan
this storm surge barrier is a marvel of human engineering. Notlar
1:00bu fırtına kabarması bariyeri, insan mühendisliğinin bir harikasıdır.
As one of the ...: özneyi önde gelen bir gruba yerleştirmek
As one of the planet's largest mobile structures, ana cümlenin öznesi olan this storm surge barrier ifadesini sınıflandıran bir giriş öbeğidir. Bariyerin son derece büyük hareketli yapılar grubuna ait olduğunu belirtir. As one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbı, ana cümleden önce bir bilgi çerçevesi kurar. one of sonrasındaki isim çoğul olmalıdır; ana cümle ise giriş öbeğinin tanıttığı tek kişiyi veya nesneyi anlatır.
Alıştırma
Belirli bir köprü hakkındaki cümleyi tam As one of... kalıbıyla tamamlayın: ____ the city's oldest bridges, the Harbor Bridge needs regular inspections.
Cevabı göster
As one of
storm surge barrier: teknik bir isim dizisini çözümlemek
storm surge barrier, ana unsuru son kelime olan barrier şeklindeki bir isim dizisidir. Storm surge, bariyerin engellemek için tasarlandığı tehlikeyi belirtir: fırtınanın yol açtığı olağandışı deniz suyu yükselmesi. Benzer teknik isim dizilerini çözümlemek için son isimden başlayıp sola doğru ilerleyin: bu bir barrier, daha açık olarak storm surge için yapılmış bir bariyerdir. İfadenin tamamı deniz suyu yükselmesini değil, yapıyı adlandırır.
Alıştırma
storm surge barrier isim dizisini doğru çözümleyen açıklama hangisidir?
- Normal yağış miktarını ölçmek için kullanılan bir cihazdır.
- Fırtınanın yol açtığı deniz suyu yükselmesini engellemek için tasarlanmış bir bariyerdir.
- Mevcut bir bariyerin yükselmesine neden olan bir fırtınadır.
Cevabı göster
Fırtınanın yol açtığı deniz suyu yükselmesini engellemek için tasarlanmış bir bariyerdir.
a marvel of human engineering: bir başarıya yönelik güçlü övgü
Burada a marvel, olağanüstü beceri veya ileri teknoloji sergilediği için hayranlık uyandıran bir başarı anlamına gelir. a marvel of human engineering, bariyeri büyülü bir şey olarak değil, insan mühendisliğinin seçkin bir sonucu olarak över. Yeniden kullanılabilen a marvel of + alan, beceri veya tasarım özelliği kalıbı, bir şeyi etkileyici yapan yönü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle tüneli olağanüstü bir mühendislik başarısı olarak doğal biçimde över?
- The tunnel is useful for human engineering.
- The tunnel is a marvel of human engineering.
- The tunnel is part of human engineering.
Cevabı göster
The tunnel is a marvel of human engineering.
But the Maeslantkering is just one part of a massive interlocking system of water controls Notlar
1:04Ancak Maeslantkering, birbirine bağlı devasa su kontrol sisteminin yalnızca bir parçasıdır;
But ... is just one part of a ...: tek bir örnekten daha büyük bir bütüne geçiş
But, bu ifadeyi önceki odağa bağlar ve bir geçişe işaret eder. is just one part of a ifadesi, adı verilen ögenin kapsamını daraltır: Maeslantkering sistemin tamamı değil, sistem içindeki bileşenlerden biridir. But ... is just one part of a ... kalıbı, dikkat çekici tek bir örnekten bu örneğin ait olduğu daha büyük sisteme geçerek bilgiyi düzenler. Burada just yalnızca kapsam açısından “sadece” anlamına gelir; bileşenin önemsiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Sensörden daha büyük sisteme geçmek için cümleyi just one part of ile tamamlayın: This sensor is ____ a larger safety network.
Cevabı göster
just one part of
massive interlocking system of water controls: birbiriyle bağlantılı devasa su kontrol sistemi
Bu ifadede massive ölçeğin büyüklüğünü anlatırken interlocking, su kontrolü sağlayan parçaların birbirine bağlandığını veya birbirine bağlı olduğunu ve eşgüdümlü bir bütün olarak çalıştığını belirtir. İfade yalnızca büyük bir cihazı değil, parçaları birlikte çalışan bir sistemi anlatır. Aynı fikir mühendislik dışında da kullanılabilir: parçaların birbirini desteklediği, kontrol ettiği veya etkilediği her düzen interlocking system olarak tanımlanabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede interlocking, birkaç parçanın tek bir sistem olarak birlikte çalıştığını gösterir?
- The hospital relies on an interlocking system of alarms, doors, and backup power.
- The hospital has a massive parking area beside the main building.
- The hospital keeps each emergency device in a separate storage box.
Cevabı göster
The hospital relies on an interlocking system of alarms, doors, and backup power.
known as the Delta Works: bir adı tanıtma
Bu cümlede known as the Delta Works, önceki system of water controls ifadesini niteler ve bu sistemin adını verir. Yani sistemin adının Delta Works olduğunu belirtir. Dil bilgisi bakımından bu, edilgen bir ilgi yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir: a system known as X, a system which is known as X yapısının daha kısa hâlidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + known as + ad veya etikettir.
Alıştırma
Adlandırma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The coastal protection project is ____ Blue Gate.
Cevabı göster
known as
the most sophisticated flood prevention project in the world. Dilbilgisi
1:12dünyadaki en gelişmiş sel önleme projesi.
the most sophisticated ... in the world: dünya çapında mutlak üstünlük
the most + sıfat + tekil isim + in the world kalıbı, ismi dünya çapındaki bir karşılaştırmada söz konusu nitelik bakımından en üst düzeyde gösterir. Bu, yalnızca güçlü bir övgü değil, mutlak bir üstünlük iddiasıdır. Burada sophisticated, teknoloji ya da tasarımın son derece gelişmiş, karmaşık ve özenle geliştirilmiş olduğunu anlatır. Dolayısıyla ifade, sel önleme projesini teknolojik gelişmişlik ve karmaşıklık bakımından dünyadaki diğer tüm benzer projelerden üstün gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, dünyanın hiçbir yerindeki sel kontrol sisteminin bundan daha gelişmiş ve karmaşık olmadığı yönünde mutlak bir iddiada bulunur?
- It is a sophisticated flood-control system in the world.
- It is the most sophisticated flood-control system in the world.
- It is one of the most sophisticated flood-control systems in the world.
Cevabı göster
It is the most sophisticated flood-control system in the world.
The Netherlands has a long history with water management. Kalıp ifadeler
1:17Hollanda, su yönetimi konusunda uzun bir geçmişe sahiptir.
has a long history with water management: su yönetimiyle uzun süreli ilişki
Have a long history with + isim öbeği, bir kişinin, yerin ya da kuruluşun bir konuyla uzun yıllardır bağlantılı olduğunu anlatır. Bu bağlantı; tekrarlanan deneyimi, katılımı veya o konuyla uğraşmak zorunda kalmayı içerebilir. Burada ifade arka plan verir: Hollanda uzun bir dönem boyunca su yönetimiyle uğraşmış ve bu alanı geliştirmiştir. Yazılı bir tarih kaydının yaşını değil, uzun süredir devam eden bir ilişkiyi anlatır.
Alıştırma
“The port has a long history with shipbuilding,” cümlesinde vurgulanan kalıp ne anlama gelir?
- Liman gemi yapımına çok yakın zamanda başladı.
- Limanın gemi yapımı hakkında yazılmış uzun bir kitabı vardır.
- Liman uzun yıllardır gemi yapımıyla bağlantılıdır.
Cevabı göster
Liman uzun yıllardır gemi yapımıyla bağlantılıdır.
The country lies along the delta of three major European rivers, Kalıp ifadeler
1:20Ülke, üç büyük Avrupa nehrinin deltası boyunca uzanır,
lies along the delta of: coğrafi konumu betimleme
Coğrafi bir betimlemede lies, “konumlanır” veya “yer alır” anlamına gelir. Özne tekil olduğu için lie, lies biçimini alır; burada “doğru olmayan bir şey söyler” anlamında değildir. Along, ülkenin deltanın yanında veya uzandığı alan boyunca konumlandığını gösterir. place + lies along + geographic feature kalıbı, sabit bir konumu kısa ve öz biçimde belirtir.
Alıştırma
“The research station lies along the river,” cümlesinde lies along ne anlama gelir?
- bir coğrafi özellik hakkında yanlış bir açıklama yapmaktadır
- vücudunu bir coğrafi özelliğin üzerine uzatmaktadır
- bir coğrafi özellik boyunca konumlanmıştır
Cevabı göster
bir coğrafi özellik boyunca konumlanmıştır
and nearly a quarter of its territory is below sea level. Dilbilgisi
1:24ve topraklarının neredeyse dörtte biri deniz seviyesinin altındadır.
nearly a quarter of ... is below sea level: oran ve durum
Nearly a quarter of its territory cümlenin öznesidir. Nearly, “tam olarak ulaşmamış ama yakın”, a quarter ise dörtte bir anlamına gelir; dolayısıyla oran %25'in biraz altındadır. Of ile başlayan ifade, ölçülen bütünün ne olduğunu belirtir. Is below sea level, toprağın bu bölümünün durumunu anlatır. Territory burada sayılamayan tekil bir ad olarak değerlendirilir, bu yüzden fiil is biçimindedir. Below sea level yüksekliği belirtir; tek başına toprağın suyla kaplı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ülkenin topraklarının %25'ten biraz daha azının deniz seviyesinden alçakta olduğunu bildirir?
- Nearly a quarter of its territory is below sea level.
- About three quarters of its territory is above sea level.
- Exactly half of its territory is at sea level.
Cevabı göster
Nearly a quarter of its territory is below sea level.
This geography makes the region extremely prone to flooding. Dilbilgisi
1:28Bu coğrafya bölgeyi sellere karşı son derece eğilimli hale getirir.
make + nesne + sıfat: makes the region extremely prone to flooding
make + object + adjective kalıbı, bir nedenin bir kişiyi ya da şeyi belirli bir duruma soktuğunu anlatır. Burada This geography neden, the region nesne, extremely prone to flooding ise ortaya çıkan durumdur. Prone to, özellikle istenmeyen bir şeyi “yaşama veya bundan etkilenme ihtimali yüksek” anlamına gelir. prone to flooding içinde to bir edattır; bu yüzden ardından gerund olan flooding gelir. prone to floods örneğindeki gibi bir isim de gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Constant dampness makes this wood ____ rotting.
Cevabı göster
prone to
So much so that: bir dereceye geri dönüp sonuç sunmak
So much so that, hemen önce belirtilen dereceye veya yoğunluğa geri döner ve bu derecenin ne kadar yüksek olduğunu gösteren bir sonuç sunar. Burada bölgenin sellere aşırı derecede açık olması toplum üzerinde öylesine güçlü bir etki yaratmıştı ki en eski Hollanda yönetim organlarından bazıları selden korunmayı koordine eden gayriresmî su kurullarıydı. İlk so önceki açıklamaya işaret eder; that ise sonuç yan cümlesini başlatır. Bu yapı, konuşanın önce iddiayı belirtmesine, ardından çarpıcı bir kanıt veya güçlü bir sonuç eklemesine olanak tanır.
Alıştırma
Örnekte So much so that ne işe yarıyor?
- Önceki cümleyle bağlantısı olmayan yeni bir gerçek başlatır.
- Aşırı sel riskine geri döner ve bir sonuç sunar.
- Ardından gelen eylemin amacını belirtir.
Cevabı göster
Aşırı sel riskine geri döner ve bir sonuç sunar.
Hollanda yönetim organları gayriresmî su kurullarıydı
Burada governing bodies, kamu işlerini yöneten kuruluşlar; water boards ise su yönetimini ve selden korunmayı düzenlemek için oluşturulan yerel Hollanda kurumları anlamına gelir. Dolayısıyla board burada fiziksel bir tahta değil, kurul ya da yönetim organıdır. Bunların informal olarak nitelenmesi, bu ilk grupların sistem tamamen resmîleştirilmeden önce faaliyet gösterdiğini belirtir. Cümle, sel kontrolünü yalnızca mühendislik değil, ortak yönetim meselesi olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede water boards nedir?
- İçme suyu satan şirketler
- Suda yüzmesi için yapılmış tahtalar
- Su yönetimini ve selden korunmayı koordine eden yerel kuruluşlar
Cevabı göster
Su yönetimini ve selden korunmayı koordine eden yerel kuruluşlar
the Dutch government took more official measures. Kalıp ifadeler
1:44Hollanda hükümeti daha resmi önlemler aldı.
take more official measures: daha resmî önlemler almak
Take measures, bir sorunla başa çıkmak için planlı eylemde bulunmak anlamına gelen yerleşik bir eşdizimdir. Bu cümlede official, eylemlerin hükûmet tarafından onaylanıp düzenlendiğini; more ise bunları önceki gayriresmî düzenlemelerle karşılaştırdığını gösterir. Yaygın ve yeniden kullanılabilir yapı take measures to + fiilin yalın hâlidir; örneğin take measures to reduce risk. Buradaki took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi take measures ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several accidents, the city ____ to improve road safety.
Cevabı göster
took measures
and tasked them with protecting the entire southwestern region. Kalıp ifadeler
1:49ve onları güneybatı bölgesinin tamamını korumakla görevlendirdiler.
tasked them with protecting: task someone with doing something kalıbıyla sorumluluk verme
Bu cümlede task someone with doing something, bir etkinliğin sorumluluğunu bir kişiye veya gruba resmî olarak vermek anlamına gelir. Them, daha önce geçen Delta Commission ifadesine gönderme yapar; protecting the entire southwestern region ise komisyona verilen sorumluluktur. Kalıp task + kişi veya grup + with + isim ya da -ing biçimidir. Sürekli bir görevin kime verildiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hedef kalıp task someone with doing something yapısını tamamlayın: The manager ____ the team ____ preparing the report.
Cevabı göster
tasked · with
their aim was to reduce the annual odds of flooding Kalıp ifadeler
1:56amaçları yıllık sel olasılığını
Focusing on densely populated cities: ana odağı önce belirtme
Focusing on densely populated cities, ana bilgiden önce önceliği belirten bir başlangıç -ing ifadesidir. Planlamacıların çok sayıda insanın yaşadığı şehirlere yoğunlaştığını, ardından cümlenin sel riskini azaltma hedefini belirttiğini anlatır. Amaçlanan anlam açıktır; ancak virgülden sonraki dil bilgisel özne their aim ifadesidir ve bir aim sözcüğü focus eylemini gerçek anlamda yapamaz. Özenli resmî yazıda bu, gevşek bağlanmış veya dangling modifier olarak adlandırılan bir niteleyicidir.
Alıştırma
Başlangıçtaki -ing ifadesini odaklanma eylemini yapan kişi veya kuruluşa açıkça bağlayan cümle hangisidir?
- Focusing on coastal towns, the agency's goal was a new warning system.
- Focusing coastal towns, the agency developed a new warning system.
- Focusing on coastal towns, the agency developed a new warning system.
Cevabı göster
Focusing on coastal towns, the agency developed a new warning system.
reduce the annual odds of flooding below 1 in 10,000: yıllık sel riskini bir eşiğin altına düşürmek
Bu cümlede to reduce the annual odds of flooding below 1 in 10,000, herhangi bir yılda sel yaşanma olasılığını on binde birin, yani %0,01'in altına indirmek demektir. annual zaman aralığını bir yıl olarak belirler, below ise kabul edilebilir en yüksek risk düzeyini gösterir. Burada odds genel anlamda ihtimal veya olasılık olarak kullanılmıştır. Yeniden kullanılabilecek kalıp reduce the odds of + olay + below + eşik şeklindedir. Bir riski belirli bir sınırın altına düşürmeyi anlatır; olayın artık imkânsız olduğunu söylemez.
Alıştırma
Risk eşiği kalıbını sınırın altında anlamına gelen sözcükle tamamlayın: The upgrade aims to reduce the annual odds of failure ____ one in a million.
Cevabı göster
below
about 100 times as safe as the average coastal city. Dilbilgisi
2:02bu da ortalama bir kıyı kentinden yaklaşık 100 kat daha güvenli demektir.
about 100 times as safe as the average coastal city: güvenlik düzeyi ortalama bir kıyı kentinin yaklaşık 100 katı
Bu ifade çarpan + times as + sıfat + as + karşılaştırma noktası kalıbını kullanır. about 100 times as safe as the average coastal city, söz konusu yerin güvenlik düzeyinin karşılaştırma ölçütünün yaklaşık 100 katı olarak tahmin edildiğini belirtir. about, sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Sıfatın temel biçimi kullanılır: safer değil, safe. three times as strong as ve five times as efficient as örneklerinde olduğu gibi, iki as de yapının parçasıdır.
Alıştırma
Katlı karşılaştırmayı eksik iki sözcükle tamamlayın: The new battery lasts three times ____ long ____ the old one.
Cevabı göster
as · as
Accomplishing this lofty goal required various infrastructure projects Dilbilgisi
2:06Bu yüce hedefe ulaşmak, çeşitli altyapı projeleri gerektiriyordu
Özne olan bir -ing grubu olarak Accomplishing this lofty goal
Accomplishing this lofty goal bir gerund, yani isim-fiil grubudur. Grubun tamamı hedefe ulaşma eylemini adlandırır ve required fiilinin öznesi olur; cümlenin ana fiili required sözcüğüdür. Özne konumundaki bir -ing grubu, bir etkinliği tek ve bütün bir konuya dönüştürür. Bu yapı, bir eylemin ne gerektirdiğini, neye yol açtığını veya ne ürettiğini anlatan resmî açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Eylemi özne yapmak için accomplish fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ this difficult goal will require teamwork.
Cevabı göster
Accomplishing
The first line of defense was to dam the region's flood-prone estuaries. Notlar
2:12İlk savunma hattı, bölgenin sele eğilimli haliçlerine baraj kurmaktı.
Koruma bildiren bir mecaz olarak The first line of defense
The first line of defense asıl anlamıyla bir saldırıyı ilk karşılayan konumu ifade eder. Burada ise ilk koruyucu önlemin, yani bölgenin sele yatkın haliçlerine set çekmenin mecazlı anlatımıdır. Bu ifade sıra ve işlevi vurgular. İlk savunma hattı sonraki güvenlik önlemlerinden önce devreye girer ve daha büyük bir koruma sisteminin yalnızca bir katmanı olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “en erken koruyucu önlem” anlamına gelen beş sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Regular backups are ____ against data loss.
Cevabı göster
the first line of defense
to dam ... estuaries: fiil olarak dam
to dam the region's flood-prone estuaries ifadesinde dam, suyu tutmak veya kontrol etmek için baraj yapmak ya da bir set kullanmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Mastar işaretleyicisi to'dan sonra dam fiili gelir ve estuaries onun doğrudan nesnesidir. Estuary, bir nehrin denizle buluştuğu ve gelgitten etkilenen haliç bölgesidir. Burada flood-prone, taşkın yaşanması muhtemel haliçleri niteler; ifadenin tamamı bu yerlerde suyu kontrol etmeye yönelik bir mühendislik işlemini anlatır.
Alıştırma
to dam the region's flood-prone estuaries ifadesinde dam sözcüğünün görevi ve anlamı nedir?
- Dam, daha önce yapılmış bir engelin adını belirten bir isimdir.
- Dam, taşkına yatkın anlamına gelen bir sıfattır.
- Dam, suyu kontrol etmek için bir engel yapmak veya kullanmak anlamına gelen bir fiildir.
Cevabı göster
Dam, suyu kontrol etmek için bir engel yapmak veya kullanmak anlamına gelen bir fiildir.
These large inlets fed many of the country's rivers Öbek fiiller
2:17Bu büyük girişler, ülkenin birçok nehrini
fed ... into ...: feed something into something yapısı
fed many of the country's rivers into the North Sea ifadesinde fed, feed fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yapı feed + bir şey + into + hedef şeklindedir: büyük koylar nehirlerin suyunu Kuzey Denizi'ne taşıyor veya yönlendiriyordu. Burada feed, yiyecek vermek anlamında değildir. Su ya da sistemler anlatılırken feed something into something, bir şeyi daha büyük bir yere veya sürece yönlendirmek, sağlamak ya da girmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi feed fiilinin doğru geniş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: A drainage channel ____ rainwater ____ the lake.
Cevabı göster
feeds · into
they allowed floodwater to surge inland. Dilbilgisi
2:23sel sularının iç kesimlere doğru kabarmasına izin veriyorlardı.
allow floodwater to surge: allow + nesne + to-infinitive
Kalıp allow + nesne + to-infinitive şeklindedir. allowed floodwater to surge inland ifadesinde floodwater nesnedir; to surge ise gerçekleşmesi mümkün hâle gelen eylemdir. Burada allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Doğal bir özellik, tasarım veya koşul gibi insan olmayan bir özne de bir olayın gerçekleşmesini mümkün kılabilir. Bu kalıp neden-sonuç ilişkisini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Kanalın bu sonucu mümkün kıldığını göstermek için cümleyi allow ve drain away ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The overflow channel ____ excess water ____ safely.
Cevabı göster
allows · to drain away
into expansive lakes that serve as nature preserves Kalıp ifadeler
2:31doğa koruma alanları olarak hizmet veren geniş göllere
transform these estuaries into expansive lakes: transform A into B
transform A into B kalıbı, A ile gösterilen başlangıçtaki şey veya durumdan B ile gösterilen yeni sonuca doğru büyük bir değişimi anlatır. Bu cümlede these estuaries A, expansive lakes ise B'dir. Transform genellikle biçim, işlev veya nitelikte önemli bir değişime işaret eder. Into, ortaya çıkan yeni durumu tanıtır; böylece kalıp önceki ve sonraki durum arasındaki ilişkiyi açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi transform fiilinin geçmiş zamanı ve transform A into B kalıbında sonucu gösteren edatla tamamlayın: The renovation ____ the warehouse ____ a theater.
Cevabı göster
transformed · into
serve as nature preserves and community parks: doğa koruma alanları ve mahalle parkları işlevi görmek
Serve as + isim öbeği, belirli bir rolde görev yapmak veya o işlevi görmek anlamına gelir. Burada öznenin iki işlevi vardır: doğa koruma alanları ve mahalle parkları. as sonrasındaki isim öbeği rolü veya amacı belirtir. Bu yapı bir yerin, nesnenin, kuruluşun ya da kişinin hangi işlevi gördüğünü açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi serve as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the flood, the school gym ____ a temporary shelter.
Cevabı göster
served as
However, this solution wouldn't work for the Nieuwe Waterweg. Anlatım akışı
2:36Ancak bu çözüm Nieuwe Waterweg için işe yaramayacaktı.
However, this solution wouldn't work: bir istisnayı belirtmek
However, önceki düşünceyle bir karşıtlık olduğunu gösterir. Okuyucuya, az önce ele alınan çözümün burada bir istisnası olduğunu bildirir: Bu çözüm Nieuwe Waterweg için etkili veya uygun olmayacaktır. However ve this solution wouldn't work birlikte açıklamayı genellikle başarılı olan bir yaklaşımdan farklı bir karşılık gerektiren özel bir soruna geçirir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade paragrafta temel olarak ne yapıyor?
- Önceki çözümün burada bir istisnası olduğunu gösterir.
- Çözümün resmî adını verir.
- Önceki çözümün başarılı olduğu başka bir örnek ekler.
Cevabı göster
Önceki çözümün burada bir istisnası olduğunu gösterir.
As the lifeblood of the local shipping industry, Deyimler
2:40Yerel gemicilik endüstrisinin can damarı olan
As the lifeblood of the local shipping industry: yerel deniz taşımacılığı sektörünün can damarı olarak
The lifeblood of something, bir şeyin çalışmaya devam etmesini sağlayan temel kaynak, bağlantı veya faaliyet için kullanılan bir benzetmedir. Burada geçit, gerçek anlamda kan olarak değil, yerel deniz taşımacılığı sektörü için hayati önem taşıyan bir unsur olarak sunulur. Daha uzun bir cümlenin başındaki as the lifeblood of..., “...nın can damarı rolünde” veya “...nın can damarı olarak” anlamına gelir ve ardından gelen gerekliliğin nedenini açıklar. Buradaki as zamanı değil, rolü veya niteliği belirtir.
Alıştırma
Örnekte the lifeblood of the local shipping industry ne anlama gelir?
- Deniz taşımacılığı sektörünün çalışmasını sağlayan hayati bir destek
- Deniz taşımacılığı sektörünün kullandığı gerçek kan
- Yerel gemileri geçici olarak durduran bir engel
Cevabı göster
Deniz taşımacılığı sektörünün çalışmasını sağlayan hayati bir destek
had to be kept open: açık tutulmak zorundaydı
Had to, geçmişteki bir durumda zorunluluk ifade eder. Be kept open edilgen bir yapıdır: insanlar, kurallar veya sistemler geçidi açık durumda tutmak zorundaydı. Kalıp had to + be + geçmiş zaman ortacı + sıfat şeklindedir. Özne eylemden etkilendiğinde ve gerekli bir durumda tutulmak zorunda olduğunda kullanılır; had to be kept clear, dry veya secure buna örnektir.
Alıştırma
Had to ve keep fiilinin edilgen biçimini kullanın: The route ____ open for emergency vehicles.
Cevabı göster
had to be kept
barricaded during storm surges: fırtına kabarmalarında koruyucu engelleme
Bu cümlede barricaded, barricade fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. kept open ile had to be yapısını paylaşır: geçidin güvenli koşullarda açık tutulması, ancak fırtına kabarmaları sırasında barikatlarla kapatılması gerekiyordu. Barricade fiil olarak bir girişi veya geçiş yolunu bir engelle kapatmak anlamına gelir. Burada yalnızca sıradan biçimde kapatmaktan değil, tehlikeli suya karşı fiziksel bir koruma önleminden söz edilir.
Alıştırma
Bu cümlede barricaded en açık biçimde neyi ima eder?
- Geçit koruyucu bir bariyerle fiziksel olarak kapatıldı.
- Geçit kötü hava sırasında daha yoğun hâle geldi.
- Geçide yeni bir ad verildi.
Cevabı göster
Geçit koruyucu bir bariyerle fiziksel olarak kapatıldı.
Alongside additional barriers like grassy dikes Anlatım akışı
2:56Çimli bentler gibi ek bariyerlerin yanı sıra
these fortifications made up the bulk Öbek fiiller
3:01bu tahkimatlar büyük bir kısmını oluşturuyordu
Alongside additional barriers like...: paralel önlemler ekleme
Cümlenin başındaki Alongside additional barriers... ana cümleden önce başka bir önlem grubunu ekler. Burada Alongside birlikte anlamına gelir; like ise grassy dikes and concrete seawalls ifadelerini additional barriers örnekleri olarak tanıtır. Bu başlangıç bilgiyi düzenler: proje, daha önce sözü edilen tahkimatlarla diğer bariyer türlerinin birlikte oluşturduğu bir bütündür; tek bir önlem tek başına çalışmamaktadır.
Alıştırma
Cümle başındaki Alongside additional barriers like grassy dikes and concrete seawalls ifadesi hangi bilgiyi ekler?
- Çeşitli bariyer türlerinin projeyi birlikte oluşturduğunu gösterir.
- Projenin yalnızca tek bir yapı türüne dayandığını söyler.
- Çim kaplı setlerin her deniz duvarının hemen yanında bulunduğunu söyler.
Cevabı göster
Çeşitli bariyer türlerinin projeyi birlikte oluşturduğunu gösterir.
make up the bulk of: bir şeyin büyük bölümünü oluşturmak
Burada made up, “oluşturuyordu” anlamına gelir; the bulk of ise “büyük bölümü” veya “en büyük kısmı” demektir. Birlikte kullanıldığında made up the bulk of, bu tahkimatların projenin ana bölümünü oluşturduğunu anlatır. Bir bütünün nasıl oluştuğunu anlatmak için make up + all/most/a percentage/the bulk of + bütün yapısını kullanabilirsin. Özne, parçayı veya parçaları; of sonrasındaki isim ise daha büyük bütünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “büyük bölümünü oluşturmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamla: Online orders ____ the store's weekend sales.
Cevabı göster
make up the bulk of
which was primarily focused on holding back ocean storms. Öbek fiiller
3:05ki bu öncelikle okyanus fırtınalarını geride tutmaya odaklanmıştı.
focused on holding back: engellemeye veya sınırlamaya odaklanmak
Focused on + -ing yapısı, ana amacı veya faaliyeti belirtir. Burada holding back ocean storms, fırtınaların gücünü ve etkilerini engelleyip sınırlayarak kontrolsüz biçimde karaya ilerlemelerini önlemek anlamına gelir. Hold back çoğunlukla bir şeyin ilerlemesini, kaçmasını veya serbest kalmasını önlemek demektir. Su veya kalabalık gibi fiziksel şeyler için de gözyaşı veya öfke gibi duygular için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “suyun ilerlemesini önlemek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamla: Sandbags can ____ floodwater for a short time.
Cevabı göster
hold back
the Dutch pursued additional plans to complement Kalıp ifadeler
3:10Hollandalılar desteklemek için ek planlar izlediler
the Delta Works and protect against floods further inland. Kalıp ifadeler
3:13Delta Projesi'ni ve daha da iç kesimlerdeki sellere karşı korumak için.
Hollandalılar tamamlayıcı ek planları ilerletti
Burada pursued additional plans, Hollandalıların ek planlar geliştirip bunları etkin biçimde ilerlettiği anlamına gelir; pursue sözcüğü bir şeyin peşinden koşmak şeklindeki gerçek anlamında kullanılmamıştır. to mastarı bu planların amacını belirtir. To complement the Delta Works, mevcut projeyle birlikte çalışan önlemler ekleyerek genel sistemi daha eksiksiz hâle getirmek demektir; projenin yerini almak demek değildir.
Alıştırma
Burada “the Dutch pursued additional plans to complement the Delta Works” ne anlama geliyor?
- Mevcut projeyi daha eksiksiz hâle getirecek ek planları ilerlettiler.
- Mevcut projeyi övdüler ama başka plan yapmadılar.
- Tüm planlamayı durdurup mevcut projeyi hemen değiştirdiler.
Cevabı göster
Mevcut projeyi daha eksiksiz hâle getirecek ek planları ilerlettiler.
protect against floods further inland: daha iç kesimlerdeki sellere karşı koruma sağlamak
Protect against + bir tehdit, o tehdidin yol açacağı zararı önlemek veya azaltmak demektir. Burada floods tehlikeyi belirtir; korunan insanlar, araziler ve altyapı bağlamdan anlaşılır. Further inland, ilgili sel riskini kıyıdan daha uzaktaki bölgelere yerleştirir. Böylece ifade, sel korumasının coğrafi kapsamını kıyı bölgesinin ötesine taşır.
Alıştırma
Hangi cümle tehlikeyi belirtmek için protect against yapısını doğru kullanıyor?
- Safety goggles help protect flying debris against workers.
- Safety goggles help protect against from flying debris.
- Safety goggles help protect against flying debris.
Cevabı göster
Safety goggles help protect against flying debris.
farms and dikes were relocated away from the shore. Kalıp ifadeler
3:19çiftlikler ve bentler kıyıdan uzağa taşındı.
Under the Room for the River plan: bir taşkın yönetimi politikası
Room for the River, Hollanda'nın taşkın yönetimi programının adıdır. Buradaki room, bir binadaki oda değil, kullanılabilir alan anlamına gelir. Amaç, yüksek su dönemlerinde suyu güvenli biçimde taşıyabilmeleri için nehirlere daha fazla alan vermektir. Under the ... plan, söz konusu planın bir parçası olarak veya o planın çerçevesinde anlamına gelir. Cümlenin başındaki bu ifade, çiftliklerle setlerin taşınmasının program kapsamındaki bir önlem olarak sunulduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Room for the River neyi ifade ediyor?
- Nehir kenarında insanlar için odalar inşa etme planı
- Nehir kıyısındaki bir binanın odalarını gösteren plan
- Nehirlere daha fazla alan veren bir taşkın yönetimi planı
Cevabı göster
Nehirlere daha fazla alan veren bir taşkın yönetimi planı
were relocated away from: edilgen taşınma kalıbı
Were relocated, relocate fiilinin edilgen biçimidir: dışarıdan bir kişi veya kurum çiftliklerle setleri taşımıştır ve cümle, taşıyan kişiden çok taşınan unsurlara odaklanır. Away from the shore taşınmanın yönünü gösterir: yeni konumlar kıyıdan daha uzaktadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp be + relocated away from + yer veya tehlike kaynağıdır.
Alıştırma
Cümleyi were ve hedef kalıp relocate away from ile tamamlayın: To reduce landslide risk, the homes ____ the unstable cliff.
Cevabı göster
were relocated away from
This left more space for water to collect Dilbilgisi
3:23Bu, suyun toplanması için daha fazla alan bıraktı
suyun birikmesi için daha fazla alan bırakmak
Bu cümlede left, leave fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “uzaklaştı” değil, “kullanılabilir durumda bıraktı” anlamına gelir. This, bu yan cümleden hemen önce anlatılan durum ya da eyleme gönderme yapar. Yapı leave + nesne + for + isim + to-mastar şeklindedir: left more space + for water + to collect. Bir eylemin, daha sonraki bir olayın gerçekleşmesi için gerekli koşulu veya kapasiteyi oluşturduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin geçmiş biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The new layout ____ more space for children ____ play.
Cevabı göster
left · to
creating reservoirs and habitats for local wildlife. Dilbilgisi
3:27yerel yaban hayatı için rezervuarlar ve yaşam alanları yaratarak.
creating reservoirs and habitats: sonuç bildiren -ing yan cümlesi
Creating reservoirs and habitats for local wildlife, önceki ana cümleyi sürdüren bir -ing ortaç yan cümlesidir; tek başına tam bir cümle değildir. Virgülden sonra gelen creating..., önceki durumun sonucunu sunar. “and as a result, this created reservoirs and habitats” biçiminde doğal olarak yeniden ifade edilebilir; böylece neden ile sonucu kısa ve sıkı biçimde bağlar.
Alıştırma
Sonuç göstermek için cümleyi create fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The school opened the courtyard, ____ a quiet place for students to read.
Cevabı göster
creating
but allowed for the redeveloped settlements
3:35aynı zamanda yeniden geliştirilen yerleşim yerlerinin
to be built more densely and sustainably.
3:38daha yoğun ve sürdürülebilir şekilde inşa edilmesini sağladı.
strategic retreat: yüksek riskli alanlardan planlı geri çekilme
Afet planlamasında strategic retreat, evlerin, altyapının veya yapılaşmanın sel gibi tehlikelere maruz kalan bir alandan bilinçli olarak uzaklaştırılması anlamına gelir. Bu, planlı bir risk azaltma önlemidir; panikle kaçmak veya yenilgiyi kabul etmek değildir. Strategic sözcüğü, geri çekilmenin uzun vadeli bir plana hizmet ettiğini gösterir. Bu cümlede söz konusu yöntem sele maruz kalma riskini azaltır ve yerleşimlerin daha yoğun ve sürdürülebilir biçimde yeniden kurulması için gerekli koşulları yaratır.
Alıştırma
Afet planlamasında strategic retreat kavramının en açık örneği hangi durumdur?
- Bir şehir, evleri ve altyapıyı her yıl sel basan bir kıyıdan kalıcı olarak uzaklaştırır.
- Bir ordu savaşı kaybettikten sonra geri çekilir.
- Sakinler fırtına uyarısı sırasında bir geceliğine evlerinden ayrılır.
Cevabı göster
Bir şehir, evleri ve altyapıyı her yıl sel basan bir kıyıdan kalıcı olarak uzaklaştırır.
not only decreased..., but allowed for...: ikinci bir sonuç eklemek
Not only A, but B, aynı nedenden doğan iki sonucu birbirine bağlar ve ikinci sonuca ek vurgu yapar. Burada strategic retreat iki şey yaptı: decreased flood risk ve allowed for denser, more sustainable rebuilding. Bu eşli yapıda but ekleme işlevi görür; ikinci sonucun birinciyle çeliştiğini göstermez. İki bölüm paraleldir: decreased ve allowed, aynı özneye bağlı geçmiş zaman fiilleridir. Allow for + isim öbeği, “bir şeyi mümkün kılmak” veya “onun için gerekli koşulları yaratmak” anlamına gelir; burada belirli bir yeniden inşa biçimini mümkün kılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi not only...but also... kullanarak tamamlayın: The redesign ____ cut energy use, ____ made the offices quieter.
Cevabı göster
not only · but also
Perhaps no ... as much as ...: en temsilî örneği öne çıkarmak
Perhaps no + tekil isim + fiil ... as much as + belirli örnek kalıbı, son örneği muhtemelen en güçlü veya en temsilî durum olarak sunmak için olumsuz bir karşılaştırma kullanır. Burada Rotterdam, Hollanda'nın yaklaşımını en iyi yansıtan şehir olarak anlatılır. Perhaps iddiayı yumuşatır ve mutlak bir ifade gibi duyulmasını önler. Embody burada soyut bir yaklaşımı somut biçimde yansıtmak anlamına gelir. Bu kalıp dikkati öne çıkan tek bir örneğe yöneltir.
Alıştırma
Cümle Rotterdam hakkında ne ima ediyor?
- Rotterdam dâhil hiçbir şehir bu yaklaşımı yansıtmaz.
- Rotterdam muhtemelen bu yaklaşımın en açık şehir örneğidir.
- Rotterdam bu yaklaşımı diğer bütün şehirlerden daha az kullanır.
Cevabı göster
Rotterdam muhtemelen bu yaklaşımın en açık şehir örneğidir.
multi-pronged approach to water management: su yönetimine yönelik çok yönlü yaklaşım
A multi-pronged approach, tek bir çözüme dayanmak yerine birbirinden farklı ve koordineli birkaç yöntemi kullanan bir plandır. İfade, farklı yönlere uzanan uçlar görüntüsünden gelir ancak normalde mecazi anlamda kullanılır. approach to water management ifadesinde to, yaklaşımın ele aldığı sorun alanını belirtir. İfadenin tamamı, Hollanda'nın suyu birbirini tamamlayan birden fazla eylem yoluyla yönettiği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “koordineli birkaç yöntem kullanan” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The school adopted a ____ approach to reducing absenteeism.
Cevabı göster
multi-pronged
a thriving city almost entirely below sea level. Kelime
3:47neredeyse tamamen deniz seviyesinin altında olan gelişen bir şehir.
gelişen bir şehir ... deniz seviyesinin altında
Thriving; başarılı, canlı ve gelişmeye devam eden anlamına gelir. Bir yeri a thriving city diye nitelemek olumlu bir değerlendirmedir; yalnızca orada çok sayıda insan yaşadığını söylemez. Almost entirely, below sea level ifadesini niteler: şehrin tamamı değil, büyük bölümü deniz seviyesinin altındadır. Bu coğrafi riski thriving ile yan yana getirmek örtük bir karşıtlık oluşturur: şehir, savunmasız konumuna rağmen gelişip başarılı olur.
Alıştırma
Bu betimlemenin tamamı ne anlatıyor?
- Şehir tamamen sular altındadır ve işlevini yitirmiştir.
- Şehrin büyük bölümü deniz seviyesinin altında olsa da şehir başarılı ve canlıdır.
- Şehir yalnızca her bölümü deniz seviyesinde olduğu için kalabalıktır.
Cevabı göster
Şehrin büyük bölümü deniz seviyesinin altında olsa da şehir başarılı ve canlıdır.
When a storm threatens: tetikleyici durumu belirlemek
When a storm threatens, cümle başına getirilmiş bir when yan cümlesidir. Ana cümlenin geçerli olduğu zamanı veya durumu belirler: tehdit ortaya çıktığında geleneksel setler sözü edilen korumayı sağlar. Cümle genel bir müdahale düzenini anlattığı için threatens ve are protected, simple present ile kullanılmıştır. Burada when, bilgiyi önce tetikleyici durum, sonra müdahale biçiminde düzenler; tek başına belirli bir fırtınanın zaten sürmekte olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Beklenen bir olay her gerçekleştiğinde başlayan rutin bir güvenlik prosedürünü en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- Because the alarm sounds, everyone leaves the building.
- If the alarm sounded, everyone would leave the building.
- When the alarm sounds, everyone leaves the building.
Cevabı göster
When the alarm sounds, everyone leaves the building.
Meanwhile, newer districts have been artificially elevated, Anlatım akışı
3:58Bu arada, daha yeni bölgeler yapay olarak yükseltilmiş,
Meanwhile, newer districts have been artificially elevated: paralel bilgiye geçiş
Cümle başındaki Meanwhile, odağı daha önce sözü edilen bir bölge veya yöntemden yeni bölgelerde kullanılan farklı bir yönteme taşır. İki bilgi çizgisini paralel biçimde sunarak aynı şehrin farklı bölümleri arasındaki karşılaştırmayı takip etmeyi kolaylaştırır. newer districts have been artificially elevated yan cümlesi bu yeni paralel bilgi çizgisini başlatır. Burada Meanwhile, “bu sırada” veya “diğer yandan” anlamındadır; ikinci ifadenin ilkini çürüttüğünü göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede Meanwhile ne işe yarıyor?
- Bölgelerde yeşil çatılar olduğu iddiasıyla doğrudan çelişir.
- Odağı yeni bölgelerin paralel olarak yaptığı şeye taşır.
- Yeni bölgelerin önce yükseltildiğini kanıtlar.
Cevabı göster
Odağı yeni bölgelerin paralel olarak yaptığı şeye taşır.
often sporting green roofs: sporting ile “bir özelliği sergilemek” anlamı
Burada sporting, sport fiilinin -ing biçimidir ve “sahip olmak veya görünür biçimde sergilemek” anlamına gelir. often sporting green roofs ifadesi yeni bölgelerin bir özelliğini ekler; birinin egzersiz yaptığı anlamına gelmez. Sporting, nötr having sözcüğünden daha canlıdır çünkü dikkat çekici bir özelliğe odaklanır. Bu kullanım insanların, binaların ve ürünlerin görünüşü, tasarımı veya donanımı anlatılırken sık görülür.
Alıştırma
“Dikkat çekici bir özelliği sergilemek” anlamını vermek için sport fiilinin -ing biçimini kullanın: The redesigned train station is ____ a curved glass roof.
Cevabı göster
sporting
transform into water storage facilities: su depolama tesislerine dönüşmek
Bu cümlede transform into, “yeni bir biçime veya işleve sahip olacak şekilde değişmek” anlamına gelir. Şehirdeki yapılar su depolama tesisi işlevini üstlenir; başka bir yere taşındıkları anlamına gelmez. Kalıp A transforms into B şeklindedir. Bir kiplik fiille birlikte A can transform into B kullanılır. Into, değişim sonucunda ortaya çıkan biçimi veya kullanımı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi transform into ile tamamlayın: With movable walls, the cafeteria can ____ an exam hall in minutes.
Cevabı göster
transform into
which normally serve as theaters and sports arenas. Kalıp ifadeler
4:13ki bunlar normalde tiyatro ve spor arenaları olarak hizmet verir.
which normally serve as theaters and sports arenas: normalde tiyatro ve spor alanı olarak kullanılan
Serve as, “bir işlevi yerine getirmek” veya “bir şey olarak kullanılmak” anlamına gelir. Burada tiyatro ve spor alanı olmak, otoparkların ve meydanların olağan işlevidir. Which, parking garages and plazas ifadesine gönderme yapar; normally ise bunun olağan kullanım olduğunu belirtir. Kalıp serve as + rol, amaç veya yer türü şeklindedir; as ifadenin bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi serve as ile tamamlayın: On weekends, the library lobby can ____ a small exhibition space.
Cevabı göster
serve as
floating pavilions rise with the water level. Kalıp ifadeler
4:18yüzen pavyonlar su seviyesiyle birlikte yükselir.
rise with the water level: su seviyesiyle birlikte yükselmek
Floating pavilions rise with the water level, su seviyesi yükseldiğinde pavyonların da yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelir. Buradaki with, birlikte gerçekleşen iki değişimi birbirine bağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen X rises with Y kalıbı, Y arttıkça X’in de arttığını belirtir. Fiziksel yüksekliğin yanı sıra fiyat, maliyet veya risk gibi ölçümler için de kullanılabilir; ancak bu kalıp tek başına Y’nin X’e doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir miktarın başka bir miktar arttıkça yükseldiğini göstermek için rise with kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Heating costs rise with the price of gas.
- Heating costs raise with the price of gas.
- Heating costs rise the price of gas.
Cevabı göster
Heating costs rise with the price of gas.
These are the first of several planned amphibious structures, Kelime
4:21Bunlar, planlanan birkaç amfibi yapının ilkidir,
planlanan birkaç amfibi yapının ilk örnekleri
Amphibious structures ifadesindeki amphibious, yapıların iki ortamda işlev görecek şekilde tasarlandığını belirtir: kuru karada ve su üzerinde ya da sel sırasında. Bu, yapıların amfibi hayvanlar için olduğu anlamına gelmez. Bu sıfat, karada ve suda çalışan araçları ve ekipmanları da tanımlayabilir. The first of several planned..., bunların daha önceden planlanmış daha büyük bir grubun ilk örnekleri olduğunu belirtir.
Alıştırma
amphibious structures ifadesinde amphibious büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yalnızca amfibi hayvanları barındırmak için yapılmış
- Karada ve su ya da sel koşullarında işlev görecek şekilde tasarlanmış
- Tamamen su altında kalması gereken
Cevabı göster
Karada ve su ya da sel koşullarında işlev görecek şekilde tasarlanmış
some of which: “bunlardan bazıları”
Some of which, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which daha önce sözü edilen çoğul bir nesne grubuna gönderme yaparken some of, eklenen bilginin yalnızca bu grubun bir kısmı için geçerli olduğunu gösterir. Bu bağlamda which, daha önce sözü edilen yapılara gönderme yapar: bu yapıların yalnızca bazıları su arıtma sistemlerini barındırır. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp “çoğul ad öbeği, some of which + fiil” şeklindedir.
Alıştırma
Bu resmî cümleyi doğru şekilde tamamlayan ifadeyi seçin: The library owns several rare maps, _____ are displayed near the entrance.
- some of which
- some which
- some of them
Cevabı göster
some of which
house water purification systems: fiil olarak house
Burada house, “barındırmak” veya “bir şey için içeride yer sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Anlaşılan özne some of the structures, doğrudan nesne ise water purification systems ifadesidir. Bu fiil, bir bina, tesis, oda veya kurumun içinde bulunan ya da kurulmuş olan şeyleri anlatırken sık kullanılır. Yapıyı, sistemleri içinde barındıran yer olarak sunar.
Alıştırma
House fiilinin doğru üçüncü tekil kişi biçimini kullanın: The climate-controlled room ____ the museum's oldest manuscripts.
Cevabı göster
houses
These strategies are just some of the technologies Anlatım akışı
4:30Bu stratejiler, sadece bazı teknolojilerdir
Bu stratejiler, teknoloji ve politikaların yalnızca bir kısmıdır
These strategies sözleri, daha önce açıklanan belirli önlemlere gönderme yapar. Bu ifade yeni bir konu başlatmak yerine o örnekleri tek bir grup olarak ele alır. Are just some of the technologies and policies, belirli örneklerden daha geniş iki kategoriye geçer ve listenin tamamlanmamış olduğunu gösterir. Böylece cümledeki genel değerlendirmeden önce özetleyici bir geçiş oluşturur.
Alıştırma
Cümlede vurgulanan giriş kısmı ne işe yarıyor?
- Önceki örnekleri daha geniş kategoriler altında toplar ve listenin tamamlanmadığını gösterir.
- Önceki stratejilerin mevcut teknoloji ve politikaların tamamı olduğunu söyler.
- Önceki örneklerle bağlantısı olmayan ayrı bir konu başlatır.
Cevabı göster
Önceki örnekleri daha geniş kategoriler altında toplar ve listenin tamamlanmadığını gösterir.
Hollanda’yı su yönetiminde en ileri noktaya taşımak
that have put ... ilgi cümleciği technologies and policies ifadesini niteler ve bunların sonucunu belirtir. Have put, “bir durumda olmasını sağladı” anlamına gelir: bu teknoloji ve politikalar Hollanda’yı öncü bir konuma getirmiştir. At the cutting edge of, bir alandaki en ileri ve yenilikçi konumlardan birinde olmayı anlatan bir mecazdır. Yeniden kullanılabilir put A at the cutting edge of B kalıbı, “A’yı B alanında bu öncü konuma getirmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “en ileri konumda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: New imaging tools have put the clinic ____ cardiac care.
Cevabı göster
at the cutting edge of
to make cities more resilient to natural disasters.
4:39şehirleri doğal afetlere karşı daha dirençli hale getirmek için.
continues to find new ways to make ... more resilient to ...: dayanıklılığı artırmanın yeni yollarını aramaya devam etmek
continues to find new ways to... daha iyi yöntemler arama sürecinin hâlâ devam ettiğini belirtir. to make... mastar yapısı, bu yöntemlerle hangi sonuca ulaşılmasının amaçlandığını açıklar. make cities more resilient... ifadesinde make + nesne + sıfat, nesnenin o niteliğe daha fazla sahip olmasını sağlamak anlamına gelir. Resilient to natural disasters, doğal afetlerin yol açtığı kesintilere dayanabilmek, toparlanmak ve işlevini sürdürmek demektir; more bu kapasitenin arttığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve kesintiye dayanıp toparlanabilmek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hospital is finding new ways to make its backup systems more ____ power outages.
Cevabı göster
resilient to
by climate change threaten low-lying cities
4:44yükselen deniz seviyeleri alçak şehirleri tehdit ederken
as ... caused by ... threaten ...: arka plan yan cümlesi ve kısaltılmış edilgen niteleyici
Burada as, sürmekte olan veya değişen bir durumu arka plan olarak sunar; anlamı while ya da durum geliştikçe ifadelerine yakındır. Bu yan cümle, ardından gelen ana cümle için koşulları oluşturur. Bu nedenle virgülle biten altyazı parçası tek başına tamamlanmış bir cümle değildir. as yan cümlesindeki temel yapı the rising sea levels ... threaten low-lying cities biçimindedir. caused by climate change, nitelediği isim öbeğinden sonra gelen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: the rising sea levels that are caused by climate change. cities sözcüğünü nitelemez.
Alıştırma
Bu cümlenin doğru çözümlemesi hangisidir? As noise caused by roadwork disturbs nearby offices, some teams work from home.
- as yan cümlesi ana sonucu verir ve caused by roadwork, nearby offices ifadesini niteler.
- Burada as yalnızca because anlamına gelebilir ve caused by roadwork, some teams ifadesini niteler.
- as yan cümlesi arka planı verir ve caused by roadwork, noise sözcüğünü niteler.
Cevabı göster
as yan cümlesi arka planı verir ve caused by roadwork, noise sözcüğünü niteler.
go with the flow: Esnek uyum ve suyla ilgili söz oyunu
Go with the flow, her değişime direnmek yerine değişen koşulları kabul edip uyum sağlamak anlamına gelen bir deyimdir. Burada aynı zamanda bir söz oyunu oluşturur. Flow, hareket eden suyu da ifade edebilir; böylece deyim, Hollanda'nın suyla birlikte yaşamaya yönelik esnek yaklaşımını özetlerken videodaki su temasını da çağrıştırır.
Alıştırma
Bu cümlede go with the flow temel olarak ne anlama geliyor?
- değişen koşullara esnek biçimde uyum sağlamak
- bir nehirle aynı yönde hareket etmek
- her türlü değişimin gerçekleşmesini önlemek
Cevabı göster
değişen koşullara esnek biçimde uyum sağlamak
to become more, well, disastrous, Ton ve niyet
4:57daha da, şey, felaket hale gelmesine neden oldukça,
cause + nesne + to become: Durum değişikliğini ifade etmek
cause + nesne + to become + tümleç kalıbı, bir şeyin başka bir şeyin durumunda değişiklik oluşturduğunu anlatır. Burada climate change nedendir, natural disasters ifadesi nesnedir ve to become more disastrous değişimin sonucunu verir. As, değişmekte olan bu durumu sonraki bölüm için arka plan olarak sunar. More karşılaştırmalı tümleci başlatır; bu nedenle konuşmacının kısa duraksamasından sonra disastrous gelene kadar düşünce tamamlanmaz: more, well, disastrous.
Alıştırma
Belirtilen cause + nesne + to become kalıbını tamamlayın: The long delay caused the passengers ____ impatient.
Cevabı göster
to become
more, well, disastrous: kendini düzeltme ara sözü olarak well
more, well, disastrous ifadesinde well, parantez içi bir söylem belirtecidir. Dil bilgisel bağlantı more sözcüğünden disastrous sözcüğüne uzanır; well, disastrous sözcüğünü nitelemez. Konuşmacı sıfatı seçerken yaşadığı çok kısa bir duraksamayı gösterir. Bu duraklama, natural disasters become more disastrous sözündeki biraz bariz kelime oyununun konuşmacı tarafından da fark edildiğini gösterir. Böylece cümle konuşma diline özgü ve hafif mizahi bir ton kazanır. Genel olarak konuşmacılar, bir sözcüğü aradıklarını, değiştirdiklerini veya daha yumuşak biçimde sunduklarını göstermek için seçtikleri sözcüğün önüne well ekleyebilir.
Alıştırma
'The plan became more, well, complicated,' cümlesinde well neyi gösterir?
- Well, very gibi complicated sözcüğünü doğrudan güçlendirir.
- Konuşmacı kısa süre duraksar ve ifadesini düzeltir.
- Konuşmacı planın ustalıkla yürütüldüğünü söyler.
Cevabı göster
Konuşmacı kısa süre duraksar ve ifadesini düzeltir.
yönlendirici bir soru olarak how can we build smarter, more resilient cities and towns?
Açıklamanın sonunda how can we build...? açık uçlu ve yönlendirici bir sorudur. İklimle ilgili risklere dair önceki tartışmayı, tek ve hızlı bir bilgi yanıtı istemek yerine konuşmacı ile dinleyicilerin birlikte ele alacağı geleceğe dönük bir soruna dönüştürür. How can we...? görevi ortak ve çözülebilir bir mesele olarak çerçeveler: how yöntemleri sorar, kapsayıcı we ise ortak sorumluluğa davet eder. Birbirine paralel smarter ve more resilient karşılaştırma ifadeleri iki hedefi soruda özetler, bir bölümü kapatmaya yardımcı olur ve dikkati çözümlere yöneltir.
Alıştırma
Bir sunumun sonuç bölümünde 'How can we make our neighborhoods safer and greener?' sorusunun temel işlevi nedir?
- Konuyu, dinleyicilerin birlikte düşünmesi gereken geleceğe dönük bir soruna dönüştürür.
- Sorunun zaten çözülmüş olduğunu duyurur.
- Dinleyicilerden tek ve sabit bir bilgiyi hatırlamalarını ister.
Cevabı göster
Konuyu, dinleyicilerin birlikte düşünmesi gereken geleceğe dönük bir soruna dönüştürür.
Explore how we use physics to create flexible buildings Anlatım akışı
5:03Esnek binalar yaratmak için fiziği nasıl kullandığımızı keşfedin
Explore how we use physics to create flexible buildings: öğrenmeye devam etmeye yönlendiren çağrı
Explore how... emir biçiminde bir davettir: izleyiciyi how ile tanıtılan süreç hakkında daha fazla bilgi edinmeye çağırır. Burada how we use physics to create flexible buildings, keşfedilecek konudur. Eğitici içeriğin sonunda bu ifade, izleyiciyi ilgili bir derse veya videoya yönlendiren bir eylem çağrısı işlevi görür. Mevcut konudan sonra keşfedilebilecek içeriğe geçişi düzenler; fiziksel olarak bir yere gidip keşif yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle izleyicileri bir süreç hakkında daha fazla bilgi edinmeye doğal biçimde davet eder?
- Explore how plants survive in the desert.
- Exploring how plants survive in the desert.
- Explore that how plants survive in the desert.
Cevabı göster
Explore how plants survive in the desert.
can withstand earthquakes: kuvvete dayanıp işlevini korumak
Withstand, güçlü bir kuvvet ya da zor bir koşulla karşılaşıldığında sağlam veya işler durumda kalmak demektir. Can withstand earthquakes, binaların deprem kuvvetlerine çökmeden ya da işlevini yitirmeden dayanacak şekilde tasarlandığını söyler; depremlerden hiç etkilenmeyecekleri anlamına gelmez. Withstand geçişli bir fiildir; bu nedenle kuvvet veya koşul doğrudan ardından gelir: withstand earthquakes, withstand pressure, withstand heat. To veya against gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir yapının güçlü bir kuvvete direnme yeteneğini doğal biçimde anlatır?
- The bridge can withstand against strong winds.
- The bridge can withstand strong winds.
- The bridge can withstand to strong winds.
Cevabı göster
The bridge can withstand strong winds.
or how scientists are experimenting with Kalıp ifadeler
5:09veya bilim insanlarının nasıl deneyler yaptığını
a form of concrete that can heal itself. Kelime
5:12kendi kendini iyileştirebilen bir beton türüyle.
how scientists are experimenting with: bilim insanlarının sürdürdüğü bir deneme
Experiment with + isim, bir malzemeyi, yöntemi veya fikri denemek ve sonuçlarını gözlemlemek anlamına gelir. Burada beton hâlâ test edilmektedir; bu nedenle ifade onu yerleşmiş bir çözüm değil, araştırma aşamasındaki bir teknoloji olarak sunar. Are experimenting şimdiki zamanın devam biçimindedir ve çalışmanın sürdüğünü gösterir. How, bilim insanlarının bu çalışmayı hangi yöntemle veya süreçle yaptığını anlatan bir yan cümleyi başlatır.
Alıştırma
Experiment fiilini şimdiki zamanın devam biçiminde ve gerekli edatla kullanın: Engineers are ____ a heat-resistant glass for spacecraft.
Cevabı göster
experimenting with
concrete that can heal itself: kendi kendini onaran malzeme
A form of concrete, bir beton türü anlamına gelir. That can heal itself ilgi cümleciği bu betonu tanımlar ve özel yeteneğini belirtir. Heal genellikle canlıları veya yaraları anlatır; ancak burada mecaz yoluyla bir malzemeye uygulanmıştır. Heal itself, malzemeye yerleşik süreçlerin bazı çatlakları veya hasarları onarabilmesi demektir. itself, concrete sözcüğüne geri gönderme yapar ve onarımın malzemenin kendi mekanizmasıyla gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Bir teknoloji yazısında concrete that can heal itself ne anlama gelir?
- Beton, tıpkı bir insan gibi iyileşen canlı bir varlıktır.
- Beton asla çatlamaz ve hiçbir zaman bakım gerektirmez.
- Beton, kendi iç mekanizmasıyla bazı hasarları onarabilir.
Cevabı göster
Beton, kendi iç mekanizmasıyla bazı hasarları onarabilir.