BACON'ın Bilimi!: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
594 kelime 182 kel/dk

Video özeti: Video pastırmanın kalorisini, koku kimyasını, nitritlerin riski ile koruyucu yararını anlatıp ölçülü tüketim öneriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "Looking at this another way," - Söylem, anlatı ve retorik: aynı verilere bir dilimden 100 grama geçen başka açıyla bakıldığını fark edin; yeni ölçü karşılaştırmayı netleştirince kullanın. 2. volatile organic compounds - Sözcük anlamı ve kullanım: havaya geçen karbon bileşiklerinin teknik adını anlayın, volatile sözcüğünü değişken ruh hâlinden ayırıp koku mekanizmasını izleyin. 3. pig out, - Deyimsel fiiller: aşırı yemek anlamındaki samimi ifadeyi ve domuzla ilgili kelime oyununu öğrenip yalnız gündelik bağlamlarda kullanın.

Bu derste

Mmm, bacon.

0:00

Mmm, domuz pastırması.

Few of us can resist its temptation. Dilbilgisi

0:02

Çok azımız onun cazibesine karşı koyabilir.

Dilbilgisi

Few of us: aramızdan çok az kişi

Few of us, “grubumuzda çok fazla kişi yok” anlamına gelir. Few sınırlayıcı veya olumsuz bir ton taşır: sayı, umulan ya da beklenen sayıdan daha azdır. Bu cümlede, cazibeye yalnızca az sayıda kişinin karşı koyabildiğini, dolayısıyla çoğumuzun karşı koyamadığını anlatır. Yapı few of + belirli bir grup veya nesne zamiri şeklindedir; few of them buna örnektir.

Alıştırma

“Few of us can resist its temptation.” cümlesinde Few of us ne anlatır?

  1. Grubumuzdaki herkes ona karşı koyabilir.
  2. Aramızdan bazıları ona karşı koyabilir ve sayı olumlu bir şekilde sunulur.
  3. Aramızdan yalnızca az sayıda kişi ona karşı koyabilir.
Cevabı göster

Aramızdan yalnızca az sayıda kişi ona karşı koyabilir.

I mean,

0:04

Yani,

did you know that

0:05

şunu biliyor muydunuz:

43% of Canadians would choose bacon over sex? Dilbilgisi

0:05

Kanadalıların %43'ü seks yerine domuz pastırmasını tercih edermiş?

Dilbilgisi

choose A over B: B yerine A’yı seçmek

Choose A over B, A ve B iki seçenek olduğunda A lehine karar vermek demektir. Over, B’yi daha az tercih edilen seçenek olarak gösterir; burada “üstünde” anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp choose + A + over + B şeklindedir. Kaynak sorudaki gibi would ile kullanıldığında, tamamlanmış bir kararı değil, varsayımsal bir durumda yapılacak seçimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi choose A over B kalıbını oluşturacak sözcükle tamamlayın: For the class trip, we would choose the zoo ____ the mall.

Cevabı göster

over

At least that's what a 2010 survey found. Anlatım akışı

0:09

En azından 2010'da yapılan bir anketin sonucu böyle.

Anlatım akışı

At least that's what ... found: iddiayı kaynağa dayandırıp mesafe koymak

Burada At least, “-den az değil” anlamına gelmez. Konuşanın iddiaya ne kadar bağlı olduğunu sınırlar: anket bu sonucu bildirmiştir, ancak gerçeğin bütünü daha karmaşık olabilir. At least that's what + kaynak + bildirme fiili kalıbı hem bilgi kaynağını belirtir hem de konuşanı kaynağın sonucundan biraz uzak tutar. Bilgiyi koşulsuz bir gerçek gibi sunmadan aktarmanın kullanışlı bir yoludur.

Alıştırma

At least that's what a 2010 survey found bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Sonucun her durumda doğru olduğunu garanti eder.
  2. Anketin sonucunu sunarken kuşku veya sınırlamalara yer bırakır.
  3. Anketin asgari bir sayı bulduğunu söyler.
Cevabı göster

Anketin sonucunu sunarken kuşku veya sınırlamalara yer bırakır.

Or did you know that

0:12

Ya da şunu biliyor muydunuz:

it was included in the first meal ever consumed on the moon Dilbilgisi

0:13

Ay'da yenen ilk öğünde de domuz pastırması vardı

by Neil Armstrong and Buzz Aldrin?

0:16

ve o öğünü Neil Armstrong ile Buzz Aldrin yemişti?

Dilbilgisi

the first ... ever consumed: tarihteki ilk örnek

the first meal ever consumed on the moon ifadesinde first, o bağlamdaki en erken öğünü belirtir; ever ise karşılaştırmayı o ana kadarki tarihin tamamına genişletir. Ever tarihsel kapsamı güçlendirir; eylemin birçok kez gerçekleştiği anlamına gelmez. Ever, kısaltılmış bir ilgi cümleciğinde geçmiş zaman ortacı consumed sözcüğünden önce gelir. Tam biçim the first meal that was ever consumed on the moon şeklindedir. Yeniden kullanılabilecek kalıp the first/only/best + noun + ever + past participle şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, tüm tarih boyunca kanyonun üzerine bundan daha önce hiçbir köprü yapılmadığı anlamına gelir?

  1. This was a bridge built across the canyon.
  2. This was the first bridge ever built across the canyon.
  3. This bridge was rebuilt after the others.
Cevabı göster

This was the first bridge ever built across the canyon.

This single strip of bacon alone is 43 calories.

0:18

Tek bir dilim domuz pastırması bile 43 kaloridir.

In perspective,

0:22

Karşılaştırmak gerekirse,

here's the same amount of calories in apples and broccoli.

0:23

elma ve brokolide aynı miktarda kalori işte bu kadar yer kaplıyor.

It's easy to see which might fill you up more easily. Öbek fiiller

0:27

Hangisinin sizi daha kolay doyuracağını görmek zor değil.

Öbek fiiller

Fill you up: Bir kişiyi tok hissettirmek

fill you up ifadesindeki fill ... up, nesnesi bir kişi olan ayrılabilir bir öbek fiildir. Bir yiyecek veya öğün fill someone up yaptığında, o kişinin kendini tok ve doymuş hissetmesini sağlar; bu tokluk çoğu zaman bir süre devam eder. Burada cümle, hangi yiyeceğin sizi daha çok tok tutabileceğini soruyor. Nesne bir zamir olduğunda zamir fill ile up arasına gelir: fill you up, fill me up, fill them up. Buradaki anlam toklukla ilgilidir; fiziksel olarak bir kabın içine malzeme koymakla ilgili değildir.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ve sizi tok hissettirmek anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: This bowl of oatmeal should ____ until lunchtime.

Cevabı göster

fill you up

But then again, Anlatım akışı

0:30

Ama öte yandan,

who eats just one piece of bacon?

0:31

kim sadece bir dilim domuz pastırması yer ki?

Anlatım akışı

But then again: Önceki bir görüşü yeniden değerlendirmek

But then again, konuşmacının az önce söylediğini yeniden değerlendirmesine veya sınırlamasına yol açan ikinci bir düşünceyi sunar. Yalnızca karşıtlık belirtmez; düşünce akışının başka bir gerçek karşısında önceki noktayı sınamak için geri döndüğünü gösterir. Burada tek dilim üzerinden yapılan karşılaştırma ilk başta açık görünür, ancak kimin yalnızca bir dilim yediği sorusu bu karşılaştırmanın ne kadar gerçekçi olduğunu zayıflatır. İfade genellikle bu yeni düşüncenin başında yer alır ve ardından virgül gelir.

Alıştırma

Bir öğrenci şöyle diyor: The cafe is cheap. But then again, the portions are tiny. Burada But then again ne yapıyor?

  1. Kafenin ne zaman ziyaret edildiğini belirtir.
  2. Karşıt bir nokta ekleyerek ilk iddiayı yeniden değerlendirir.
  3. İlk iddiayı daha güçlü bir şekilde tekrarlar.
Cevabı göster

Karşıt bir nokta ekleyerek ilk iddiayı yeniden değerlendirir.

Looking at this another way, Anlatım akışı

0:33

Başka bir açıdan bakarsak,

100 g of apple is around 50 calories

0:34

100 g elma yaklaşık 50 kaloriyken

while 100 g of bacon is around 550 calories.

0:37

100 g domuz pastırması yaklaşık 550 kaloridir.

Anlatım akışı

Looking at this another way: karşılaştırma temelini değiştirmek

Looking at this another way, konuşmacının aynı konuyu koruduğunu ancak karşılaştırma için kullandığı bakış açısını değiştirdiğini gösterir. Burada karşılaştırma, tek tek porsiyonlardan eşit ağırlık temeline, yani her yiyecekten 100 grama geçer. Bu geçiş ifadesi, sonraki sayıların neden daha açık veya farklı bir değerlendirmeye yol açabileceğini bildirerek bilgiyi düzenler. Buradaki another way, fiziksel bir yön değil, bir analiz yöntemi anlamına gelir.

Alıştırma

Aynı iki ürünün şimdi kilogram başına maliyetlerine göre karşılaştırılacağını en iyi hangi geçiş ifadesi belirtir?

  1. On the other hand,
  2. Looking at this another way,
  3. In other words,
Cevabı göster

Looking at this another way,

68% of these calories come from fat

0:42

Bu kalorilerin %68'i yağdan gelir

with almost half being saturated. Dilbilgisi

0:45

ve bunun neredeyse yarısı doymuş yağdır.

Dilbilgisi

with almost half being saturated: bağlantılı bir durum eklemek

with + isim öbeği + being + sıfat veya geçmiş zaman ortacı yapısı, ayrı bir tam cümle başlatmadan eşlik eden ya da bağlantılı bir bilgi ekler. Bu örnekte with almost half being saturated, kalorilerin yağdan gelmesiyle ilgili ifadeyi tamamlar. Almost half, az önce sözü edilen yağın neredeyse yarısı anlamına gelir; saturated ise saturated fat ifadesini temsil eder. Bu yapı, bütün kalorilerin neredeyse yarısının mutlaka doymuş yağ olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi with + noun phrase + being yapısı için gereken iki sözcükle tamamlayın: The class has 20 students, ____ 12 ____ beginners.

Cevabı göster

with · being

So it may or maybe not surprise you that

0:47

Bu yüzden, sizi şaşırtır mı bilmem ama

the average American consumes nearly 18 lb

0:50

ortalama bir Amerikalı her yıl yaklaşık 18 libre,

or 8 kg every year.

0:52

yani 8 kg domuz pastırması tüketiyor.

That's 44,000 calories every year,

0:55

Bu, her yıl 44.000 kalori demek

making sliced bacon a 4 billion dollar industry in the US alone. Dilbilgisi

0:58

ve dilimlenmiş domuz pastırmasını yalnızca ABD'de 4 milyar dolarlık bir sektör hâline getiriyor.

Dilbilgisi

making sliced bacon a 4 billion dollar industry: bir gerçeği sonucuna bağlamak

Virgülden sonraki making öbeği bir sonuç yapısıdır. Daha önce belirtilen yıllık tüketimin, dilimlenmiş bacon’ı ABD’de dört milyar dolarlık bir sektör hâline getirdiğini anlatır; making burada bacon üretmek anlamına gelmez. making sözcüğünün örtük nedeni yalnızca calories değil, önceki gerçeğin tamamıdır. [gerçek], making + nesne + tamamlayıcı kalıbı, bir veri veya kanıtı sonucuna kısa biçimde bağlar ve yeni bir çekimli cümlecik eklemeyi gerektirmez.

Alıştırma

Sonuç cümleciğini make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new rail line cut travel time in half, ____ the town much easier to reach.

Cevabı göster

making

Even 65% of Americans said they would support bacon as their national food.

1:02

Hatta Amerikalıların %65'i, domuz pastırmasının millî yiyecek ilan edilmesini destekleyeceğini söyledi.

But different countries around the world

1:07

Ancak dünyanın farklı ülkelerinde

actually use different cuts of a pig for bacon. Kelime

1:09

domuz pastırması için aslında domuzun farklı kısımları kullanılıyor.

Kelime

cuts of a pig: adlandırılmış et kısımları

Gıda ve kasaplık dilinde cut; bel, omuz, but veya karın gibi hayvanın neresinden geldiğine göre adlandırılan bir et kısmıdır. Bu nedenle cuts of a pig, kesme eylemleri değil, domuzdan alınan farklı et kısımları anlamına gelir. Bu anlamda cut sayılabilir bir isimdir: one cut, several cuts. Bir yiyecek veya pişirme yöntemi için hayvanın hangi kısımlarının kullanıldığını açıklarken bu ifade işe yarar.

Alıştırma

Hangi cümlede cut, et olarak satılan veya pişirilen bir hayvan kısmı anlamındadır?

  1. She had a small cut on her finger.
  2. This cut of beef is best cooked slowly.
  3. The company announced a cut in spending.
Cevabı göster

This cut of beef is best cooked slowly.

For example,

1:11

Örneğin,

Canadian bacon is from the loin.

1:12

Kanada usulü domuz pastırması sırt etinden yapılır.

The British use shoulder and ham bacon,

1:14

İngilizler omuz ve but etini,

and Americans make belly bacon.

1:16

Amerikalılar ise karın etini kullanır.

Overall,

1:18

Genel olarak,

around 11% of a pig's standard weight can be used for bacon.

1:19

bir domuzun standart ağırlığının yaklaşık %11'i domuz pastırması için kullanılabilir.

So why are we so obsessed? Anlatım akışı

1:22

Peki ona neden bu kadar takıntılıyız?

Anlatım akışı

So why are we so obsessed? sorusunu retorik geçiş olarak kullanmak

Bu soruda so, insanların bekon tükettiği ve sevdiği yönünde daha önce ortaya konan geriye dönük bir bağlantı kurar. Ardından why, bu gözlemi açıklanması gereken bir soruya dönüştürür. Böylece soru, ne olduğundan bunun neden olduğuna geçişi işaretler. Konuşmacı dinleyicilerin cevap vermesini beklemiyordur. Bu, konuşmacının hemen kendisinin cevapladığı retorik bir geçiştir; we ise yalnızca sunucuları değil, bekona güçlü bir ilgi duyan insanları genel olarak ifade eder. Bu kalıp, dinleyiciyi bir kanıt veya şaşırtıcı eğilimden onun nedenine götürebilir.

Alıştırma

Bir sunucu, bir ürünün son derece popüler olduğunu gösterdikten sonra “So why are we so obsessed?” diye soruyor ve hemen nedenlerini açıklıyor. Bu soru ne yapıyor?

  1. Önceki gözlemi bir soruya dönüştürür ve açıklamayı başlatır.
  2. Konuşma devam etmeden önce her dinleyiciden kişisel bir cevap ister.
  3. Konuyu popülerlikten ilgisiz bir konuya geçirir.
Cevabı göster

Önceki gözlemi bir soruya dönüştürür ve açıklamayı başlatır.

Well,

1:24

Şöyle ki,

when bacon is heated,

1:25

domuz pastırması ısıtıldığında

the fats melt and the sugars and amino acids have a very unique chemical reaction.

1:26

yağlar erir; şekerler ve amino asitler de son derece özgün bir kimyasal tepkimeye girer.

This specific reaction releases a medley of around 150 volatile organic compounds from the bacon, Notlar

1:30

Bu özel tepkime, domuz pastırmasından yaklaşık 150 uçucu organik bileşikten oluşan bir karışımı açığa çıkarır;

Deyimler

Çeşitli bir karışımı canlı biçimde anlatan a medley of

Medley başlangıçta, farklı parçaların veya şarkıların tek bir performansta birleştirilmesini ifade eder. Burada a medley of, çeşitli bir karışım veya topluluk anlamında mecazi olarak kullanılır: yaklaşık 150 farklı uçucu organik bileşik birlikte açığa çıkar. Bu ifade, resmî bir bilimsel kategori vermek yerine çeşitliliği ve bolluğu vurgular. Aktarılabilir kalıp, a medley of + çeşitli unsurları adlandıran isim öbeğidir; özellikle sesler, tatlar, renkler, etkiler veya başka çeşitli şeyler için kullanılabilir.

Alıştırma

Şarkılardan oluşan bir bütün veya mecazi olarak çeşitli bir karışım anlamına gelebilen hedef ismi kullanarak cümleyi tamamlayın: The market was filled with a ____ of aromas from food stalls around the world.

Cevabı göster

medley

Kelime

Volatile organic compounds: volatile sözcüğünün kimyadaki anlamı

Volatile organic compounds, kolayca buharlaşıp havaya karışan, karbon içeren bir bileşik sınıfını anlatan bilimsel bir terimdir. Burada volatile, kararsız bir ruh hâlini veya durumu değil, fiziksel bir davranışı anlatır. Cümlede havaya karışan bu bileşikler, bekon kokusunun bir bölümünü taşır. Ana isim compounds sözcüğüdür; organic ve volatile, hangi tür bileşiklerden söz edildiğini daraltır.

Alıştırma

Kolayca buharlaşan, karbon içeren bileşiklerin bilimsel terimiyle cümleyi tamamlayın: Fresh paint can release ____ into the air.

Cevabı göster

volatile organic compounds

which float through the air and create the amazing smell,

1:37

bu bileşikler havaya yayılıp o muhteşem kokuyu oluşturur

ultimately stimulating your mouth-watering response. Kelime

1:39

ve sonunda ağzınızın sulanmasını sağlar.

Kelime

Mouth-watering response: gerçek anlamda tükürük tepkisi

Mouth-watering genellikle görünüşü veya kokusu insanın ağzını sulandıracak kadar iştah açıcı yiyecekleri anlatır. Ancak mouth-watering response ifadesinde söz, doğrudan fiziksel eyleme döner: koku, ağzın tükürük üretmesini uyarır. Response sözcüğü lezzetli diye nitelenmiyor. Bu birleşik sıfat, hangi tür bedensel tepkinin tetiklendiğini belirtir.

Alıştırma

Örnek cümlede mouth-watering response ne anlama gelir?

  1. Ağzın tükürük ürettiği bedensel bir tepki
  2. Birinin ruh hâlinin aniden değişmesi
  3. Tadı lezzetli olan bir tepki
Cevabı göster

Ağzın tükürük ürettiği bedensel bir tepki

So it's not just the snack you desire,

1:42

Yani arzuladığınız şey sadece bu atıştırmalık değildir;

but the smell itself is a perfect example of chemistry at work, Deyimler

1:45

kokunun kendisi de kimyanın işleyişinin kusursuz bir örneğidir

Deyimler

at work: sonuç üreten etkin bir süreç

Burada at work, “etkin biçimde çalışıp bir etki yaratmak” anlamına gelir. Koku, kimyanın gerçekten gerçekleştiğini fark etmemizi sağlar; kimyanın bir iş yerinde bulunduğu anlamına gelmez. Bu kalıbı, etkileri görülebilen, duyulabilen veya hissedilebilen bir gücü, sistemi ya da süreci göstermek için kullanabilirsiniz: X is at work veya X at work.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “etkin biçimde sonuç üretmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The cleaner water shows the new filter ____.

Cevabı göster

at work

stimulating your brain and body.

1:48

ve beyninizle bedeninizi harekete geçirir.

Our modern culture loves bacon so much Dilbilgisi

1:50

Modern kültürümüz domuz pastırmasını o kadar seviyor ki

that bacon mania is a classified movement.

1:52

domuz pastırması çılgınlığı artık resmen bir akım olarak sınıflandırılıyor.

Dilbilgisi

so much that: yüksek bir dereceyi sonucuna bağlamak

So much that, çok yüksek bir dereceyi veya büyük bir miktarı bunun yol açtığı sonuca bağlar. Cümlede so much, kültürün bacon'ı ne kadar çok sevdiğini anlatır; that ise sonuç yan cümlesini başlatır. Yaygın kalıp özne + fiil + so much that + sonuç biçimindedir: We laughed so much that we cried. Burada much, fiilin derecesini anlatır; bacon ismini saymaz.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve büyük bir miktarı sonucuna bağlayan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Noah read ____ he finished the whole book in one day.

Cevabı göster

so much that

From bacon toothpaste to bacon air fresheners and even bacon condoms, Anlatım akışı

1:55

Domuz pastırması aromalı diş macunundan oda kokusuna, hatta prezervatife kadar,

some people can't get enough of it. Deyimler

2:00

bazı insanlar ona bir türlü doyamıyor.

Anlatım akışı

Giderek genişleyen bir liste olarak From A to B and even C

From A to B and even C, çeşitli örnekleri kapsamı giderek genişleyen bir liste hâlinde düzenler. Burada from ve to, bacon temalı ürünlerin çeşitliliğini gösterir; yerler arasındaki hareketi anlatmaz. Son öge, en şaşırtıcı genişleme olduğu için even sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp, az sayıda örnekle geniş bir kapsam göstermeyi ve en güçlü vurguyu sona bırakmayı sağlar.

Alıştırma

Giderek genişleyen listeyi üç bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: The science fair had projects ____ paper bridges ____ robots and ____ a homemade rocket.

Cevabı göster

from · to · even

Deyimler

Can't get enough of it: hep daha fazlasını istemek

Can't get enough of something, bir kişinin bir şeyi o kadar çok sevdiğini veya ondan o kadar keyif aldığını ve hep daha fazlasını istediğini belirten bir deyimdir. Bu cümlede it, bacon ve bacon temalı ürünleri ifade eder. Bu ifade, yeterli miktarı elde edememe sorununu değil, güçlü bir ilgiyi anlatır. of sözcüğünden sonraki nesne bir isim veya başka bir zamir olabilir: can't get enough of this game; can't get enough of them.

Alıştırma

Şarkıyı o kadar çok sevdiğini ve hep daha fazlasını istediğini belirten deyimle cümleyi tamamlayın: Maya loves this song and plays it every morning. She ____.

Cevabı göster

can't get enough of it

But bacon isn't all good.

2:02

Ama domuz pastırmasının her yönü iyi değil.

Not only are four strips of cooked bacon worth nearly half your recommended daily intake for salt, Notlar

2:04

Pişmiş dört dilim domuz pastırması, önerilen günlük tuz alımınızın neredeyse yarısına denk gelmekle kalmaz;

Kelime

recommended daily intake: bir gün için önerilen miktar

Recommended daily intake, sağlık rehberlerinin bir kişinin bir günde tüketmesini önerdiği besin veya madde miktarını belirten bir isim öbeğidir. Bu cümlede nearly half, dört dilim domuz pastırmasındaki tuzu bu bir günlük referans miktarla karşılaştırır. Intake, tek bir yemek yeme eylemini değil, vücuda alınan miktarı ifade eder. Recommended, herkesin yasal olarak tüketmek zorunda olduğu bir miktarı değil, bir tavsiyeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, bir gün için önerilen miktar anlamındaki üç sözcüklü beslenme ifadesiyle tamamlayın: The chart lists the ____ of vitamin C.

Cevabı göster

recommended daily intake

but most bacon and other things like lunch meats Kelime

2:10

domuz pastırması ürünlerinin çoğu ve şarküteri etleri gibi diğer ürünler de

are treated with a chemical called sodium nitrite.

2:12

sodyum nitrit adlı bir kimyasalla işlenir.

Dilbilgisi

Not only are ... but ...: cümle başındaki Not only sonrasında devrik yapı

Burada Not only ilk riski, but ise buna eklenen ikinci bir riski sunar. Bu yapı ikinci noktayı ek bir bilgi ve çoğu zaman daha önemli ya da şaşırtıcı bir unsur olarak gösterir. Not only cümlenin başında bulunduğu ve bütün bir yan cümleyi kapsadığı için are fiili four strips of cooked bacon öznesinden önce gelir. but ile başlayan yan cümle normal söz dizimini korur: most bacon ... are treated. Bu, açıklamaya resmî ve vurgulu bir yapı kazandırır.

Alıştırma

Eşli yapıyı oluşturan ve ilk yan cümleyi dil bilgisi bakımından doğru yapan iki sözcükle cümleyi tamamlayın: Not only ____ the new filter reduce smoke, ____ it also saves energy.

Cevabı göster

does · but

Kelime

Bir yiyecek kategorisi olarak lunch meats

“Lunch meats”, Kuzey Amerika’da kullanılan bir yiyecek kategorisi terimidir. Genellikle dilimlenen ve soğuk yenen, pişirilmiş veya tuzlanarak işlenmiş etleri anlatır; özellikle sandviçlerde kullanılır. Jambon, hindi eti, salam ve bolonya sosisi lunch meats sayılabilir. Öğle yemeğinde yenen bütün etler anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, bu ürünlerle bacon’ı sodyum nitritle işlenebilen işlenmiş etler olarak aynı grupta toplar.

Alıştırma

Bu cümlede lunch meats neyi ifade ediyor?

  1. İşlenmiş, pişirilmiş ve çoğunlukla sandviçler için dilimlenmiş etler
  2. Yalnızca tek bir markanın konserve eti
  3. Öğle yemeğinde yenen herhangi bir et
Cevabı göster

İşlenmiş, pişirilmiş ve çoğunlukla sandviçler için dilimlenmiş etler

This keeps the meat looking red and fresh instead of turning its natural gray, Dilbilgisi

2:15

Bu madde, etin doğal gri rengine dönmesi yerine kırmızı ve taze görünmesini sağlar,

Dilbilgisi

keep + nesne + looking + sıfat

keep + nesne + looking + sıfat yapısında keep “aynı durumda kalmasını sağlamak”, looking ise “görünmek” anlamına gelir. Burada işlem, etin kırmızı ve taze görünmeye devam etmesini sağlar. keep’ten sonraki nesne, görünümü korunan şeydir. Looking, etin gözleriyle baktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi look fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Regular cleaning keeps the windows ____ bright.

Cevabı göster

looking

but has also been implicated in a lot of health concerns. Kelime

2:19

ancak birçok sağlık sorunuyla da ilişkilendirilmiştir.

Kelime

has also been implicated in: dikkatli biçimde ifade edilen olumsuz bağlantı

Bu cümlede has also been implicated in, sağlık sorunlarıyla da ilişkilendirilmiş olduğu anlamına gelir. Özne hâlâ ilk bölümdeki This sözcüğüdür. Edilgen yapı, iddiayı kimin ortaya attığını söylemeden odağı madde üzerinde tutar ve olumsuz bir bağlantı bildirir. Implicated in çoğu zaman kanıtların veya raporların bir şeyi bir sorunla ilişkilendirdiğini gösterir. Bu ifade tek başına doğrudan nedenselliğin kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede has also been implicated in ne anlama gelir?

  1. Bu sağlık sorunlarına doğrudan neden olduğu kesin olarak kanıtlanmıştır.
  2. Bu sağlık sorunlarını önlediği gösterilmiştir.
  3. Sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir, ancak bu ifade tek başına doğrudan nedenselliği kanıtlamaz.
Cevabı göster

Sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir, ancak bu ifade tek başına doğrudan nedenselliği kanıtlamaz.

These nitrites react with amino acids during cooking,

2:22

Bu nitritler pişirme sırasında amino asitlerle tepkimeye girerek

forming nitrosamines,

2:25

nitrozaminleri oluşturur.

which are known carcinogens,

2:26

Bunlar, bilinen kanserojen maddelerdir

increasing your risk of developing cancer. Kalıp ifadeler

2:28

ve kansere yakalanma riskinizi artırır.

Kalıp ifadeler

increasing your risk of developing cancer: risk of + -ing biçimi

Increasing your risk of developing cancer, kansere yakalanma olasılığını yükseltmek anlamına gelir. Kesin bir gelecek sonucunu değil, olasılıktaki bir değişimi anlatır. Kalıp increase + someone's risk of + isim veya -ing biçimidir. Burada developing, of sonrasında gelen -ing biçimidir ve increasing ile başlayan ifadenin tamamı, önce anlatılan sürecin sonucunu belirtir.

Alıştırma

Uyarıyı increase, your risk ve develop sözcüğünün -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Too much unprotected sun exposure can ____ skin cancer.

Cevabı göster

increase your risk of developing

A diet high in sodium nitrites

2:30

Sodyum nitrit oranı yüksek bir beslenme düzeni

may also lead to a decrease in your body's ability Kalıp ifadeler

2:32

vücudunuzun şu becerisini de azaltabilir:

to transport oxygen properly in your red blood cells.

2:34

alyuvarlar aracılığıyla oksijeni gerektiği gibi taşıma becerisini.

Kalıp ifadeler

lead to a decrease in: bir nedeni azalan bir sonuca bağlamak

Lead to a decrease in, bir nedeni küçülen veya zayıflayan bir sonuca bağlar. Kalıp lead to + sonuç şeklindedir; a decrease in + isim ise neyin azaldığını gösterir. Bu cümlede may, iddiayı temkinli tutar: bu beslenme şekli vücudun oksijen taşıma yeteneğini azaltabilir, ancak cümle bunun her zaman gerçekleştiğini söylemez. Buradaki to bir edattır; bu yüzden lead to sonrasında bir eylem gelecekse lead to feeling tired örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz neden ve azalma ifadesiyle tamamlayın: A long drought may ____ the water supply.

Cevabı göster

lead to a decrease in

On the other hand, Anlatım akışı

2:37

Öte yandan,

nitrites help to prevent bacterial growth that can cause botulism.

2:38

nitritler botulizme yol açabilen bakterilerin çoğalmasını önlemeye yardımcı olur.

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt ikinci yönü sunmak

On the other hand, dinleyiciye sıradaki noktanın aynı konunun gerçekten farklı veya karşıt bir yönünü göstereceğini anlatır. Açıklamayı dengeli biçimde düzenler: önce bir yön, sonra diğer yön. Burada odağı sağlık risklerinden nitritlerin bir yararına çevirir. Virgül, bunun ana cümlenin parçası değil, cümle başında kullanılan bir bağlayıcı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Konuşan kişi "This bike is expensive." diyor. Hangi cümle karşıt bir avantajı doğru biçimde sunar?

  1. For example, it is very strong.
  2. On the other hand, it is very strong.
  3. In addition, it is very strong.
Cevabı göster

On the other hand, it is very strong.

Bottom line is, Anlatım akışı

2:42

İşin özü,

when you do pig out, Öbek fiiller

2:43

tıka basa yediğinizde bile

keep it in moderation. Kalıp ifadeler

2:44

ölçüyü kaçırmayın.

Anlatım akışı

“Bottom line is,” temel sonucu belirtir

“Bottom line is,” konuşanın önceki ayrıntılardan en önemli sonuca geçtiğini gösterir. Burada, ardından gelen pratik öneriyi sunar. Bu, konuşma diline özgü bir söylem belirtecidir; sayfanın altındaki bir çizgiyi anlatmaz. Dinleyicinin duyduğu bilgileri düzenlemesine yardımcı olur ve sıradaki düşüncenin ana çıkarım olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekte “Bottom line is,” ne işe yarar?

  1. Sayfanın altındaki bir çizginin yerini belirtir.
  2. Önceki konuyla ilgisiz yeni bir konu açar.
  3. Konuşanın en önemli pratik sonucunu sunar.
Cevabı göster

Konuşanın en önemli pratik sonucunu sunar.

Öbek fiiller

“pig out” çok fazla yemek demektir

“Pig out”, çoğu zaman oburca veya tek oturuşta çok büyük miktarda yemek anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. “when you do pig out” ifadesinde do, fiili vurgular ve bunun bazen gerçekleşebileceğini kabul eder. Buradaki sözcük seçimi ayrıca eğlencelidir, çünkü pig sözcüğü pastırmayla bağlantılıdır. Bu şaka yalnızca bu bağlama özgüdür; pig out ifadesinin başka durumlarda kullanılabilen temel anlamı yalnızca “çok fazla yemek”tir.

Alıştırma

Cümleyi “pig out” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the game, we ____ on burgers and fries.

Cevabı göster

pigged out

Kalıp ifadeler

in moderation: ölçülü olarak

In moderation, bir miktarı veya davranışı aşırıya kaçmadan makul sınırlar içinde tutmak demektir. Bir miktara izin verir; tamamen yasak anlamına gelmez. Keep it in moderation ifadesinde it, pastırma yemeyi anlatır. Bu nedenle tavsiye, ne kadar veya ne sıklıkta yendiğini sınırlamaktır. İfade kesin bir güvenli doz değil, genel bir ölçülülük önerisi verir.

Alıştırma

'Aşırıya kaçmadan' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tavsiyeyi tamamlayın: You can enjoy dessert, but eat it ____.

Cevabı göster

in moderation

And a few antioxidant-rich fruits and vegetables to go along with it won't hurt either. Notlar

2:46

Yanında antioksidan bakımından zengin birkaç meyve ve sebze yemenin de zararı olmaz.

Öbek fiiller

go along with it: ona eşlik etmek

Burada go along with it, 'ona eşlik etmek' veya 'onunla birlikte yenmek ya da servis edilmek' anlamındadır. Özne a few antioxidant-rich fruits and vegetables, it ise pastırmayı ifade eder. Özne bir yiyecek veya başka bir nesne olduğunda go along with, bir şeyin başka bir şeyin yanında yer almasını anlatabilir. Çevredeki isimler anahtar ipucudur: bu cümle yiyecekleri birlikte sunmaktan söz eder; bir planı onaylamaktan veya birlikte bir yere gitmekten değil.

Alıştırma

Altyazıdaki cümlede go along with it ne anlama geliyor?

  1. Meyve ve sebzeler pastırmayı onaylıyor.
  2. Meyve ve sebzeler pastırmayla birlikte yenebilir.
  3. Meyve ve sebzeler pastırmayla birlikte bir yere gidiyor.
Cevabı göster

Meyve ve sebzeler pastırmayla birlikte yenebilir.

Ton ve niyet

won't hurt either ile yumuşak bir ek öneri sunmak

Bu cümlede won't hurt, “sorun yaratmaz ve belki yararlı olur” anlamındadır. Buradaki hurt yalnızca fiziksel acıyı değil, genel olarak olumsuz bir etki yaratmayı anlatır. Konuşmacı, antioksidan bakımından zengin meyve ve sebzeler eklemeyi yumuşak bir biçimde destekliyor. Either, bunun daha önce söylenen bir şeye eklenen başka bir öneri olduğunu gösterir. X won't hurt either kalıbı, öğüdü katı bir zorunluluk gibi duyurmadan eklemenizi sağlar.

Alıştırma

Dersteki ifadenin aynısını kullanarak yumuşak ek öneriyi tamamlayın: We should save the address on our phones, and writing it on paper ____.

Cevabı göster

won't hurt either

Hungry from looking at all this bacon?

2:50

Bunca domuz pastırmasına bakınca acıktınız mı?

Find out why food porn or photos of amazing food is so stimulating Kelime

2:52

Yemek pornosu, yani harika yemek fotoğraflarının neden bu kadar uyarıcı olduğunu

Kelime

food porn: Baştan Çıkarıcı Yemek Görüntüleri İçin Gündelik Bir Etiket

Medya ve internet dilinde food porn, son derece çekici yemek fotoğrafları ya da videoları, özellikle de gören kişide yeme isteği uyandıracak biçimde hazırlanmış görüntüler için kullanılan, gündelik ve bilerek kışkırtıcı bir etikettir. Bu cümlede photos of amazing food ifadesi amaçlanan anlamı hemen açıklar. Bu birleşik ifadede porn mecazidir. İfade, görsel hazza düşkünlüğü ve abartılı çekiciliği vurgular; kelimenin gerçek anlamıyla yiyecek içeren yetişkinlere yönelik içerik demek değildir.

Alıştırma

Profesyonel biçimde düzenlenmiş yemek fotoğraflarını anlatan resmî bir müze broşüründe hangi ifade en uygundur?

  1. mouthwatering food pics
  2. food porn
  3. food photography
Cevabı göster

food photography

in our newest AsapTHOUGHT.

2:56

en yeni AsapTHOUGHT videomuzda öğrenin.

There's some yummy science behind it.

2:58

Bunun ardında iştah açıcı bir bilim yatıyor.

So click the screen for that.

3:00

İzlemek için ekrana tıklayın.

Special thanks to Audible for supporting this episode

3:01

Bu bölüme verdiği destek

and giving you a free audiobook at audible.com/asap.

3:03

ve audible.com/asap adresinde size ücretsiz bir sesli kitap sunduğu için Audible'a özellikle teşekkür ederiz.

This week,

3:07

Bu hafta

we wanted to recommend the book The Dorito Effect by Mark Schatzker Ton ve niyet

3:07

Mark Schatzker'ın The Dorito Effect adlı kitabını önermek istedik,

Ton ve niyet

Güncel bir öneriyi nazikleştiren wanted to recommend

Bu cümlede wanted to recommend, konuşmacıların şu anda yaptığı bir öneriyi sunar. Wanted fiilinin geçmiş zamanda olması, artık kitabı önermek istemedikleri anlamına gelmez. İngilizcede geçmiş zaman biçimi, sosyal mesafe yaratarak şu anki bir öneriyi, isteği veya iletişim amacını daha az ani gösterebilir. Burada We wanted to recommend..., We want to recommend... ifadesinden daha yumuşaktır; ancak amaçlanan eylem hâlâ günceldir.

Alıştırma

"This week, we wanted to recommend this book," cümlesinde wanted büyük olasılıkla neyi gösterir?

  1. Daha önce önermek istiyorlardı, ancak şimdi kesinlikle istemiyorlar.
  2. Öneriyi şimdi daha yumuşak ve daha az ani bir şekilde yapıyorlar.
  3. Kitabı okumayı çoktan bitirdiler.
Cevabı göster

Öneriyi şimdi daha yumuşak ve daha az ani bir şekilde yapıyorlar.

because we'll take any chance we can get Kalıp ifadeler

3:11

çünkü elimize geçen her fırsatta

to read a book about science and chips at the same time.

3:13

bilim ve cipsi aynı anda anlatan bir kitap okuruz.

Kalıp ifadeler

Take any chance we can get to + fiil

Take any chance we can get to read, okumak için elde edilen her fırsatı kullanmak demektir. Bu ifade hevesi vurgular: Bir fırsat ortaya çıktığında konuşmacılar onu değerlendirecektir. Yapı bakımından chance fırsatı ifade eder, we can get chance sözcüğünü niteler ve to read bu fırsatın mümkün kıldığı eylemi belirtir. Buradaki chance olasılık değil, fırsat anlamındadır.

Alıştırma

take any chance ... can get to kalıbını kullanın. Cümleyi tamamlayın: Nina loves wildlife, so she will ____ photograph birds.

Cevabı göster

take any chance she can get to

But seriously, Ton ve niyet

3:16

Ama cidden,

it's an interesting look at the link between nutrition and flavor

3:16

beslenme ile lezzet arasındaki bağlantıyı ilginç bir şekilde inceliyor

Ton ve niyet

But seriously, ile şakadan samimiyete geçiş

But seriously, dinleyicilere şakanın veya abartının bittiğini ve konuşanın içten bir yoruma geçtiğini bildiren bir söylem işaretidir. Burada, ardından gelen olumlu değerlendirmenin samimi olduğunu gösterir. Bir ifadenin başında but, yeni tonu önceki tonla karşılaştırır; seriously ise bundan sonrasının hangi tutumla anlaşılması gerektiğini belirtir. Birine ciddi olup olmadığını soran bir ifade değildir.

Alıştırma

Bu cümlede But seriously, neyi gösteriyor?

  1. Konuşan kişi beslenmeyle ilgili bilimsel bir bilgiyi düzeltiyor.
  2. Konuşan kişi dinleyicilerin doğru söyleyip söylemediğini soruyor.
  3. Konuşan kişi şakayı bırakıp samimi bir görüş bildiriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi şakayı bırakıp samimi bir görüş bildiriyor.

and how we've modified foods through the years.

3:19

ve yıllar içinde yiyecekleri nasıl değiştirdiğimizi ele alıyor.

You can get a free copy at audible.com/asap

3:21

audible.com/asap adresinden ücretsiz bir kopyasını alabilir

or any others of your choice from a massive selection.

3:24

ya da devasa seçkiden istediğiniz başka bir kitabı seçebilirsiniz.

Don't forget to ask your burning questions Deyimler

3:27

Aklınızı kurcalayan soruları sormayı

Deyimler

burning questions: cevabını hemen öğrenmek istediğiniz sorular

Burning questions, güçlü merak veya aciliyet hissi yaratan önemli soruları anlatan bir mecazdır. Bu davette izleyicilerin cevabını en çok öğrenmek istediği sorular anlamına gelir; gerçekten yanan sorular değildir. Burning, duygusal baskı katar: cevap gelene kadar soruyu bir kenara bırakmak zor gelebilir. Bir soru için a burning question, birden fazla soru için burning questions kullanılır.

Alıştırma

Cevabını çok istediğiniz bir soru için kullanılan yaygın mecazı tamamlayın: At the Q&A, Lena finally asked her ____.

Cevabı göster

burning question

and subscribe for more weekly science videos.

3:29

ve her hafta yeni bilim videoları için abone olmayı unutmayın.