Güm! Yansıma sözcükler nasıl kullanılır - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
506 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Konuşmacı, Lübnanlı şarkıcı Rima Khcheich’in konserine gittiği geceyi canlı bir hikâyeyle anlatarak yansıma sözcüklerin hareketi, sesi, ortamın enerjisini, kahkahayı ve yorgunluğu nasıl betimlediğini gösteriyor. Ardından sesle bağlantılı bazı ifadelerin bağlam içinde nasıl güçlü mecaz anlamlar kazandığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. bring your stories to life. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin bir hikâyeye gerçek anlamda hayat vermek değil, onu canlı ve okurun gözünde canlanır hâle getirmek olduğunu anlayın. Duyusal ayrıntıların, etkileyici sözcüklerin veya anlatım biçiminin yazılı ve sözlü anlatımı nasıl sürükleyici yaptığını belirtirken kullanabilirsiniz. 2. a hush fell over — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bu anlatı eşdizimini bir izleyici topluluğunun, kalabalığın ya da odanın birden sessizleştiğini etkileyici biçimde anlatan yapı olarak tanıyın. Gürültülü ve heyecanlı bir ortamdan sessizliğe doğru yaşanan belirgin değişimi doğal bir hikâye diliyle betimleyebilirsiniz. 3. I've been traveling all day / I haven't slept. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir süredir devam eden etkinliği öne çıkaran present perfect continuous ile sonucu şu an için önemli olan durumu bildiren present perfect yapılarını karşılaştırın. İkisini birlikte kullanarak bir kişinin şu anda neden çok yorgun olduğunu doğal ve açık biçimde anlatabilirsiniz.

Bu derste

Bang,

0:00

Bang (güm),

buzz,

0:00

buzz (vızıltı),

splash,

0:01

splash (şap),

screech,

0:02

screech (acı fren/çığlık),

belch,

0:03

belch (geğirti),

chatter,

0:03

chatter (dırdır),

gulp.

0:04

gulp (yutkunma).

What do all these words have in common? Kalıp ifadeler

0:05

Tüm bu kelimelerin ortak noktası nedir?

Kalıp ifadeler

What do ... have in common?: ortak noktayı sormak

Have ... in common, “aynı özelliği, niteliği, ilgi alanını veya deneyimi paylaşmak” anlamına gelir. Bu soruda what, dinleyenden bütün kelimelerin paylaştığı özelliği belirlemesini ister. Başka durumlarda da kullanılabilen soru kalıbı What do A and B have in common? şeklindedir. Ortak özelliği söylerken They have X in common diyebilir veya cevaba They both ya da They all ile başlayabilirsiniz.

Alıştırma

Paylaşılan bir özelliği sormaya yarayan üç kelimelik ifadeyle soruyu tamamlayın: What do these two songs ____?

Cevabı göster

have in common

Well,

0:07

Şöyle ki,

they all sound like the thing they're referring to. Kalıp ifadeler

0:08

hepsinin sesi kastettikleri şeye benziyor.

Kalıp ifadeler

sound like the thing they're referring to: işaret ettikleri şey gibi ses çıkarmak

Sound like + bir isim öbeği, “bir şeye benzeyen bir ses çıkarmak” anlamına gelir. Burada kelimeler, adını verdikleri nesne veya seslere benzer; yani söyleniş biçimleri anlamlarıyla örtüşür. The thing they're referring to, “kastettikleri veya işaret ettikleri şey” demektir. They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır ve ilgi sözcüğü that atılmıştır: the thing (that) they are referring to.

Alıştırma

İşitsel benzerlik bildiren iki kelimelik ifadeyi doğru fiil biçimiyle kullanın: The kitten ____ a tiny engine when it purrs.

Cevabı göster

sounds like

Welcome to the wonderful world of onomatopoeia. Anlatım akışı

0:11

Yansıma kelimelerin harika dünyasına hoş geldiniz.

Anlatım akışı

Welcome to the wonderful world of... ile konuyu ilgi çekici biçimde tanıtmak

Bu açılış yalnızca hoş geldiniz demekle kalmaz. Bir tanımla başlamak yerine yansıma sözcükleri, dinleyicilerin keşfedeceği ilgi çekici bir konu olarak sunar. Welcome to the wonderful world of + konu kalıbı, bir alanı dünya gibi gösterir. Böylece yeni konuyu belirtir ve derse coşkulu bir hava verir.

Alıştırma

Bu cümlenin bir dersin başındaki temel görevi nedir?

  1. Konuyu keşfedilecek ilgi çekici bir şey olarak tanıtmak
  2. Yansıma sözcüklerin resmî sözlük tanımını vermek
  3. Dinleyicileri gerçek bir yere kabul etmek
Cevabı göster

Konuyu keşfedilecek ilgi çekici bir şey olarak tanıtmak

Onomatopoeia

0:21

Yansıma kelimeler (Onomatopoeia)

can really bring your stories to life. Deyimler

0:22

hikayelerinize gerçekten hayat verebilir.

Deyimler

bring your stories to life: hikâyeleri canlı hâle getirmek

Bring something to life, bir şeyi canlı, ilgi çekici veya hayal edilmesi daha kolay hâle getirmek anlamına gelen mecazi bir ifadedir. Burada yansıma sözcükler ses ve hareket ekleyerek hikâyelerin okuyucuya daha canlı gelmesini sağlar. Kalıp bring + nesne + to life şeklindedir. Nesne, canlı hâle getirilen şeyi belirtir: bring a story, character, picture veya presentation to life.

Alıştırma

Cümleyi bring ... to life kullanarak tamamlayın: The actor's voice can ____ the character ____.

Cevabı göster

bring · to life

It puts the reader or the listener

0:24

Okuyucuyu ya da dinleyiciyi

right into the heart of the action. Deyimler

0:27

doğrudan aksiyonun merkezine yerleştirir.

Deyimler

right into the heart of the action: doğrudan olayların merkezine

the heart of the action ifadesinde heart mecaz anlamdadır. Vücuttaki organı değil, olayların merkezindeki en hareketli veya en heyecanlı bölümü anlatır. Right into, doğrudan oraya girme hissini güçlendirir. Put the reader or listener there, sürükleyici bir etkiyi anlatır: canlı bir dil, izleyiciye veya dinleyiciye olaylar yaşanırken onlara çok yakınmış hissi verir.

Alıştırma

Gelişen olayların merkezini anlatan kalıp ifadeyi tamamlayın: The reporter's camera took us right into the ____ of the action.

Cevabı göster

heart

And it makes everything more exciting.

0:29

Ve her şeyi daha heyecanlı hale getirir.

So,

0:31

Öyleyse,

listen to my story and see if you can hear Ton ve niyet

0:32

hikayemi dinleyin ve kullandığım yansıma kelimelerin

all of the onomatopoeic words that I use.

0:34

tamamını duyabilecek misiniz bir bakın.

Ton ve niyet

see if you can hear: duymayı denemeye nazikçe davet etmek

See if you can + fiilin yalın hâli, birini bir şey denemeye ve bunu yapıp yapamadığını görmeye davet eder. see if you can hear ifadesinde see, gözlerle bakmak değil, öğrenmek veya kontrol etmek anlamındadır; hear ise can sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Bir yönerge olarak bu ifade, görevi nazik bir mücadeleye dönüştürür. Find all the words gibi doğrudan bir emirden daha teşvik edici duyulur.

Alıştırma

Nazik dinleme görevini hedef ifadeyle tamamlayın: Listen carefully and ____ the owl in the trees.

Cevabı göster

see if you can hear

I'll never forget the day Anlatım akışı

0:36

O günü asla unutmayacağım;

my old friend Freya called me

0:38

eski dostum Freya beni aramış

and told me that Rima Khcheich,

0:39

ve dünyaca ünlü Lübnanlı şarkıcı

world-famous Lebanese singer,

0:42

Rima Khcheich'in

was in town. Kelime

0:43

şehirde olduğunu söylemişti.

Anlatım akışı

I'll never forget the day... ile unutulmaz bir anıya başlamak

I'll never forget the day..., ardından gelecek olayın özellikle önemli veya unutulmaz olduğunu gösteren bir hikâye başlangıcıdır. Bu cümlenin geri kalanı o gün ne olduğunu belirtir. Bu kalıbı başa koymak, dinleyiciye dikkat etmesi için bir neden verir ve olayla ilgili merak uyandırır. Yalnızca One day... diyerek başlamaktan daha güçlü bir duygu taşır.

Alıştırma

never ile başlayan iki kelimelik ifadeyi kullanarak duygulu hikâye başlangıcını tamamlayın: I'll ____ the day I learned to swim.

Cevabı göster

never forget

Kelime

was in town: o sırada yerel bölgede olmak

Bu cümlede was in town, şarkıcının o sırada konuşanın bulunduğu bölgede olduğunu, muhtemelen ziyaret veya bir etkinlik için geldiğini anlatır. Buradaki town mutlaka küçük bir kasaba demek değildir. be in town kalıbı, birinin bölgedeki varlığını güncel ve muhtemelen geçici bir durum olarak gösterir. Bu nedenle buluşmanın veya yerel bir etkinliğin mümkün olduğu hissini verebilir. Zamana göre is in town veya was in town kullanılır.

Alıştırma

Kuzeniniz bulunduğunuz bölgeyi iki günlüğüne ziyaret ediyor. Bu düşünceyi en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. My cousin is in town for two days.
  2. My cousin is in the town shown on this map.
  3. My cousin lives in another city.
Cevabı göster

My cousin is in town for two days.

Freya was at the club.

0:45

Freya kulüpteydi.

She was there.

0:46

Oradaydı.

Well,

0:47

Doğrusu,

I was shattered, Kelime

0:48

çok bitkindim,

jet-lagged.

0:49

jet lag olmuştum.

Kelime

shattered, jet-lagged: yolculuktan kaynaklanan aşırı yorgunluk

Bu cümlede shattered, bir kişinin son derece yorgun olduğunu anlatır; fiziksel olarak parçalanmış olduğu anlamına gelmez. Bu gündelik anlam özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır. Jet-lagged, saat dilimleri aşıldıktan sonra yorgun veya vücut ritmi bozulmuş olmayı anlatır. İki sıfat was'tan sonra yan yana gelerek konuşanın durumunu hızlıca özetler.

Alıştırma

“I was shattered, jet-lagged,” cümlesinde konuşan kişi hangi durumu anlatıyor?

  1. Son derece yorgun ve saat dilimleri arasında yolculuktan etkilenmiş
  2. Rahatlamış ve yerel saate tamamen uyum sağlamış
  3. Yolculuk sırasında fiziksel olarak parçalara ayrılmış
Cevabı göster

Son derece yorgun ve saat dilimleri arasında yolculuktan etkilenmiş

But I zipped over anyway. Öbek fiiller

0:50

Ama yine de fırlayıp gittim (zipped over).

Öbek fiiller

zipped over: oraya hızla gitti

Burada zip, 'hızlı hareket etmek' anlamında bir fiildir. Zipped over, zip over fiilinin geçmiş zaman biçimidir. over, başka bir yere veya başka bir kişinin bulunduğu yere gitme anlamı ekler; bu yüzden ifade 'oraya hızlıca gitti' demektir. Burada fermuar çekmekten söz edilmiyor. Bu ifade hareketi hızlı ve canlı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi zip over fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Lena called for help, I ____ straight away.

Cevabı göster

zipped over

And when I got to the club, Kalıp ifadeler

0:52

Ve kulübe vardığımda,

Kalıp ifadeler

get to + yer: got to the club

Get to + yer, “o yere varmak” anlamına gelir. Burada got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle got to the club, konuşanın kulübe vardığını anlatır. Bu kalıp oraya yapılan yolculuğa değil, hedefe varmaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi get to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ the station just before six.

Cevabı göster

got to

the place was buzzing. Kelime

0:54

mekan kaynıyordu (buzzing).

Kelime

buzzing: canlı ve enerji dolu bir yer

Buzzing bir yeri tanımladığında, o yerin insanlarla, seslerle, etkinliklerle ve heyecanlı bir enerjiyle dolu olduğunu anlatır. Burada buzzing mecazdır: yer canlıdır, ancak mutlaka böceğe benzeyen gerçek bir vızıltı çıkarmıyordur. Bu imge kesintisiz bir uğultudan gelir; bu nedenle sözcük, kalabalık ve hareketli bir sosyal ortamı gözünüzde canlandırmanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Buzzing burada ne anlama geliyor? The café was buzzing after the concert.

  1. Tamamen boş ve sessizdi.
  2. Yalnızca böcek sesi çıkarıyordu.
  3. Canlı ve hareket doluydu.
Cevabı göster

Canlı ve hareket doluydu.

And then when Rima stepped onto the stage, Kalıp ifadeler

0:56

Sonra Rima sahneye adım attığında,

Kalıp ifadeler

stepped onto the stage: sahne dışından sahnenin üstüne geçmek

Burada stepped onto the stage, sahne dışından sahnenin üzerindeki bir konuma geçmek demektir. Onto bir yüzeye doğru hareketi gösterir; bu yüzden ifade, birinin gösteri, konuşma ya da tören için sahneye girişini doğal biçimde anlatır. step onto + yer veya yüzey kalıbı, biri yukarı çıkıp ya da üzerinden geçip o yerin üstüne geldiğinde yeniden kullanılabilir. Bu cümlede stepped geçmiş zamandadır, çünkü sahneye çıkma eylemi zaten gerçekleşmiştir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşmacının sahnenin yanından sahnenin üstüne geçtiğini açıkça anlatır?

  1. The speaker walked to the stage and waited beside it.
  2. The speaker stepped on the stage to test whether it was solid.
  3. The speaker stepped onto the stage and began the talk.
Cevabı göster

The speaker stepped onto the stage and began the talk.

a hush fell over the audience. Kalıp ifadeler

0:58

izleyicilerin üzerine bir sessizlik (hush) çöktü.

Kalıp ifadeler

a hush fell over: bir topluluğun birden sessizleşmesi

a hush fell over + grup/yer kalıbı, oradaki herkesin birden sessizleştiği anlamına gelir. Hush bu sessizliği adlandırır; fell over ise onun bütün seyirci topluluğuna yayıldığını göz önünde canlandırır. Bu betimleyici bir anlatımdır, gerçek anlamlı değildir: fiziksel olarak hiçbir şey düşmez. İfade, bir öykü ya da haberde atmosferin hızla değiştiğini göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede canlı ve öyküleyici a hush fell over + yer kalıbı kullanılmıştır?

  1. The presenter asked the hall to be quiet as the final score appeared.
  2. The audience went quiet as the final score appeared.
  3. A hush fell over the hall as the final score appeared.
Cevabı göster

A hush fell over the hall as the final score appeared.

The air crackled. Deyimler

1:01

Hava adeta çatırdıyordu (crackled).

Deyimler

The air crackled: yoğun bir atmosfer için ses imgesi

The air crackled cümlesinde crackled mecaz anlamdadır. Ateşin ya da elektriğin çıkardığı kısa ve keskin çıtırtıyı ödünç alarak atmosferi neredeyse duyulur hâle getirir; hava gerçekten kırılmıyor veya kıvılcım çıkarmıyordur. Bu imge sahnedeki yoğun gerilimi, heyecanı veya beklentiyi anlatır. Daha genel olarak bir yazar, görünmeyen bir ruh hâlini canlılaştırmak için havaya bir ses ya da fiziksel hareket verebilir.

Alıştırma

İngilizce 'The air crackled as the winner was announced,' cümlesinde bu imge büyük olasılıkla neyi anlatır?

  1. Atmosfer gergin ve heyecanlı hissettiriyordu.
  2. Sıcaklık birden düştü.
  3. Hava fiziksel olarak parçalara ayrıldı.
Cevabı göster

Atmosfer gergin ve heyecanlı hissettiriyordu.

The atmosphere was electric. Deyimler

1:02

Atmosfer çok heyecan vericiydi.

Deyimler

The atmosphere was electric: ortak heyecan için electric

Atmosphere, electric olarak tanımlandığında electric mecaz anlamdadır. Bir yerin yoğun heyecan, beklenti ve enerjiyle dolu olduğunu, bu duyguların çoğu zaman kalabalık tarafından paylaşıldığını anlatır. Bu, havada tehlikeli elektrik bulunduğu anlamına gelmez. be + electric yapısı bir konserin, maçın, konuşmanın veya yüksek enerjili başka bir etkinliğin havasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle heyecanlı taraftarlarla dolu bir stadyumu doğal biçimde anlatır?

  1. The atmosphere in the stadium was electrical.
  2. The atmosphere in the stadium was electrically.
  3. The atmosphere in the stadium was electric.
Cevabı göster

The atmosphere in the stadium was electric.

When she got to the end,

1:04

Sonuna geldiğinde,

we clapped for 5 minutes straight. Kalıp ifadeler

1:05

tam 5 dakika boyunca durmaksızın alkışladık.

Kalıp ifadeler

for 5 minutes straight: kesintisiz süre

clapped for 5 minutes straight ifadesinde straight, bir sürenin ardından gelir ve kesintisiz, ara vermeden anlamını taşır. for 5 minutes ifadesini güçlendirerek arada hiç durulmadığını açıkça belirtir. Kalıp, eylem + for + süre + straight şeklindedir. Buradaki straight, yönü veya şekli değil, kesintisiz zamanı anlatan bir zarftır.

Alıştırma

Ara verilmediğini vurgulayan ders sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: They worked for three hours ____.

Cevabı göster

straight

People were cheering and whooping. Kelime

1:08

İnsanlar tezahürat yapıyor ve sevinç çığlıkları atıyordu.

Kelime

cheering and whooping: kalabalığın yüksek ve heyecanlı sesleri

cheering and whooping ifadesindeki iki -ing biçimi, heyecanlı bir kalabalığın aynı anda çıkardığı sesleri anlatır. Cheering, onay veya destek göstermeyi anlatan daha geniş kavramdır; whooping ise Woo! gibi yüksek, tiz ve heyecanlı haykırışları ekler. İki sözcüğü birlikte kullanmak sahneyi daha güçlü hâle getirir: İnsanlar yalnızca sessizce onay vermiyordur; heyecanları gürültülü ve enerjiktir.

Alıştırma

People were cheering and whooping cümlesinde whooping nasıl bir anlam ekler?

  1. Birbirleriyle sessizce konuşuyorlardı.
  2. Hiç ses çıkarmadan yalnızca alkışlıyorlardı.
  3. Yüksek ve heyecanlı haykırışlar çıkarıyorlardı.
Cevabı göster

Yüksek ve heyecanlı haykırışlar çıkarıyorlardı.

And we stayed afterwards

1:10

Daha sonra da orada kaldık

and we had a great time. Kalıp ifadeler

1:11

ve harika vakit geçirdik.

Kalıp ifadeler

had a great time: keyifli bir deneyimi anlatmak

Have a great time, “çok eğlenmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. had a great time içindeki had geçmiş zamandır; yani konuşan kişi keyifli bir deneyimi geriye dönüp anlatır. Bu ifadeyi bir bütün olarak anlamak gerekir. Buradaki have “sahip olmak” anlamında değildir ve bu kalıpta time genellikle tekildir.

Alıştırma

Cümleyi have a great time ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the school fair, we ____.

Cevabı göster

had a great time

Freya's an absolute hoot. Deyimler

1:12

Freya tam bir eğlence kaynağıdır (hoot).

Deyimler

an absolute hoot: çok komik ve eğlenceli demenin samimi bir yolu

A hoot, çok komik ve eğlenceli bir kişiyi, etkinliği veya deneyimi anlatan samimi bir ifadedir. Absolute övgüyü güçlendirir; bu yüzden Freya's an absolute hoot, Freya’nın son derece eğlenceli ve birlikte vakit geçirmesi keyifli biri olduğu anlamına gelir. Buradaki hoot deyimsel anlamdadır. Freya’nın bir baykuş olduğu veya baykuş sesi çıkardığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya is an absolute hoot cümlesi ne anlama gelir?

  1. Maya çok öfkelidir.
  2. Maya baykuş sesi çıkarır.
  3. Maya çok komik ve onunla vakit geçirmek eğlencelidir.
Cevabı göster

Maya çok komik ve onunla vakit geçirmek eğlencelidir.

And she had everyone howling with laughter. Dilbilgisi

1:14

Ve herkesi gülmekten kırıp geçirdi.

Dilbilgisi

had everyone howling with laughter: herkesi kahkahalara boğdu

had everyone howling ifadesinde yapı have + nesne + -ing biçimindedir. Geçmiş zaman biçimi had, onun herkesin gülme eyleminin içinde olmasına yol açtığını anlatır; tepkiyi yalnızca tamamlanmış bir eylem olarak değil, canlı bir sahne olarak sunar. Howling with laughter çok yüksek sesle ve şiddetli biçimde gülmek demektir. Bu canlı ve gerçek anlamda kullanılmayan bir ifadedir; kimse gerçekten bir hayvan gibi ulumaz. Aynı yapı had the crowd cheering örneğindeki gibi başka tepkilerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Geçmiş zamandaki have + nesne + -ing yapısını ve everyone ile cheer sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The surprise ending ____.

Cevabı göster

had everyone cheering

But by the end of the evening,

1:17

Ama gecenin sonuna geldiğimizde,

I was absolutely zapped. Kelime

1:18

enerjim tamamen tükenmişti (zapped).

Kelime

was absolutely zapped: enerjisi tamamen tükenmişti

Burada zapped, aşırı yorgun ve enerjisiz olmak anlamına gelen samimi bir sıfattır. Was, konuşanın bu durumda olduğunu belirtir; konuşanın gerçek anlamda elektrik çarptığı anlamına gelmez. Absolutely, zaten güçlü bir sıfat olan zapped sözcüğünü daha da pekiştirir. Bu nedenle was absolutely zapped, was tired ifadesinden daha güçlü ve canlıdır.

Alıştırma

Bu nottaki, enerjisi tamamen tükenmiş anlamına gelen samimi sıfatı kullanarak cümleyi tamamlayın: After the all-day tournament, I was absolutely ____.

Cevabı göster

zapped

So,

1:21

Bu yüzden,

I just went home and crashed. Kelime

1:21

sadece eve gittim ve yığılıp kaldım (crashed).

Kelime

went home and crashed: crash fiilinin “hızla uykuya dalmak” anlamı

went home and crashed ifadesinde crashed, crash fiilinin resmî olmayan bir kullanımıdır ve “genellikle aşırı yorgunluktan çok hızlı uykuya dalmak” anlamına gelir. Konuşanın bir şeye çarptığı veya kaza yaptığı anlamına gelmez. İki fiil eylemlerin sırasını gösterir: kişi önce eve gitmiş, ardından neredeyse hemen uykuya dalmıştır. Yorgunluk ve uyku bağlamdan açıkça anlaşıldığında crash bu anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede crashed ne anlama geliyor? “After the overnight journey, Mia got home and crashed.”

  1. Yorgun olduğu için çok hızlı uykuya daldı.
  2. Bilgisayarı aniden çalışmayı durdurdu.
  3. Eve giderken başka bir araca çarptı.
Cevabı göster

Yorgun olduğu için çok hızlı uykuya daldı.

All in all, Anlatım akışı

1:23

Sonuç olarak,

Anlatım akışı

All in all: genel bir özet sunma

All in all, “her şey göz önünde bulundurulduğunda” veya “genel olarak” anlamına gelen bir özet geçiş ifadesidir. Daha önce belirtilen farklı ayrıntıları bir araya getirir ve konuşanın son bir genel değerlendirme yapacağını gösterir. Genellikle özet cümlesinin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Bilgileri düzenler; yeni bir örnek eklemez ve yalnızca son olayı belirtmez.

Alıştırma

Özeti bu derste öğrendiğiniz üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The weather was wet, but the walks were beautiful. ____, it was a lovely trip.

Cevabı göster

All in all

an unforgettable evening.

1:24

unutulmaz bir akşamdı.

Did you hear all of the onomatopoeic words? Anlatım akışı

1:26

Bütün yansıma kelimeleri duydunuz mu?

Anlatım akışı

Did you hear all of...?: dinleme görevini kontrol eden soru

Bu noktada soru, izleyicinin dikkatini önceki dinleme görevine, yani yansıma sözcükleri fark etme işine geri çeker. Yeni bir konu açmak yerine önceki etkinliği öğretim noktasıyla ilişkilendirir. Did you hear all of the ...? kalıbı, dinleyicilerden az önce duyduklarını gözden geçirmelerini ister. all of yalnızca bir örneği değil, grubun tamamını fark edip etmediklerini kontrol eder.

Alıştırma

Bir dinleme etkinliğinden sonra bu soru temel olarak ne yapar?

  1. Dikkati yeniden göreve çeker ve dinleyicilerin tüm hedef sözcükleri bulup bulmadığını kontrol eder.
  2. Görevle ilgisi olmayan yeni bir konu başlatır.
  3. Dinleyicilerden sözcükleri daha yüksek sesle söylemelerini ister.
Cevabı göster

Dikkati yeniden göreve çeker ve dinleyicilerin tüm hedef sözcükleri bulup bulmadığını kontrol eder.

Zip.

1:29

Zip.

I zipped over.

1:30

I zipped over (fırlayıp gittim).

This is a verb.

1:33

Bu bir fiil.

We use it to describe things Kalıp ifadeler

1:34

Onu, gerçekten hızlı hareket eden şeyleri

that move really quickly.

1:36

tasvir etmek için kullanırız.

Kalıp ifadeler

We use it to describe things...: bir sözcüğün neleri betimlediğini açıklamak

We use it to describe things, bir sözcüğün veya ifadenin neyi betimlemek için kullanıldığını açıklayan yaygın bir kalıptır. it daha önce ele alınan sözcük veya ifadeyi gösterir; to describe ise işlevini belirtir. describe sonrasındaki isim, sözcüğün uygulandığı hedef türünü belirtir. Burada that move really quickly, things sözcüğünün kapsamını daraltır; dolayısıyla ifade hızlı hareket eden şeyler için kullanılır.

Alıştırma

We use it to describe... kalıbındaki eksik iki sözcüğü tamamlayın: We use it ____ fast movement.

Cevabı göster

to describe

Notice how it sounds Anlatım akışı

1:37

Kulağa nasıl geldiğine dikkat edin;

quick and speedy.

1:38

çabuk ve hızlı.

Anlatım akışı

Notice how ...: dikkati bir özelliğe yönlendirmek

Notice how ... dinleyenin belirli bir özelliği gözlemlemesini sağlayan bir yönergedir. how ile başlayan yan cümle neye dikkat edileceğini belirtir; soru sormaz. Bu cümlede it sounds quick and speedy, dikkati ifadenin anlamından sesinin yarattığı izlenime çevirir. Aynı kalıp bir sese, düzene, değişime veya etkiye dikkat çekebilir.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyenin dikkatini ritimdeki değişime doğal biçimde yönlendirir?

  1. Notice how does the rhythm change at the end.
  2. Notice what the rhythm changes at the end.
  3. Notice how the rhythm changes at the end.
Cevabı göster

Notice how the rhythm changes at the end.

Also,

1:40

Ayrıca,

here it's used as a phrasal verb. Dilbilgisi

1:40

burada bir deyimsel fiil (phrasal verb) olarak kullanılmıştır.

Dilbilgisi

be used as + isim: bir rolü açıklamak

Be used as + isim, bir şeyin belirli bir role, kategoriye veya işleve sahip olduğunu ya da bu rolün ona verildiğini anlatır. Bu bir edilgen yapıdır: is, be fiilinin bir biçimidir; used ise geçmiş zaman ortacıdır. it's used as a phrasal verb ifadesinde it, ele alınan ifadeyi gösterir; as a phrasal verb ise onun dil bilgisel kategorisini belirtir. Aynı kalıp is used as a noun veya is used as a warning gibi başka rolleri de açıklayabilir.

Alıştırma

Açıklamayı be used as kalıbıyla tamamlayın: In this sentence, light is ____ a noun.

Cevabı göster

used as

I zipped over.

1:43

I zipped over.

Zip is the verb,

1:44

Zip fiildir,

and over is an intransitive preposition.

1:46

ve over geçişsiz bir edattır.

Buzzing.

1:49

Buzzing.

The place was buzzing.

1:49

The place was buzzing (mekan kaynıyordu).

This is an adjective.

1:51

Bu bir sıfat.

Normally, Anlatım akışı

1:52

Normalde,

it's used to describe the sound

1:53

böceklerin çıkardığı sesi

that insects make.

1:54

tasvir etmek için kullanılır.

But here,

1:58

Ama burada,

it's being used to describe the energy Dilbilgisi

1:58

odadaki o enerjiyi

and the excitement that you can hear

2:01

ve duyabileceğiniz, hissedebileceğiniz

and sense in the room.

2:03

heyecanı tasvir etmek için kullanılıyor.

Anlatım akışı

Anlamları karşılaştırmak için Normally, ... But here, ...

Normally, olağan anlamı veya kullanımı tanıtır. But here, mevcut örnekte geçerli olan anlama geçiş yapar. Bu cümlede ilk bölüm böcek sesi beklentisi oluşturur, ikinci bölüm ise bu yorumu enerji ve heyecana yöneltir. Bu çerçeve, ilk yorumu açıkça düzeltmeye veya yeniden şekillendirmeye yarar.

Alıştırma

Karşıtlığı Normally ... But here ... çerçevesiyle tamamlayın: ____, "cold" describes temperature. ____, it describes an unfriendly tone.

Cevabı göster

Normally · But here

Dilbilgisi

is being used to describe: bağlama özgü edilgen kullanım

Is being used, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: is + being + geçmiş zaman ortacı. Kimin kullandığına değil, sözcüğün bu belirli açıklamada nasıl kullanıldığına odaklanır. To describe the energy, sözcüğün neyi anlatmak için kullanıldığını belirtir. Şimdiki zaman biçimi bağlama özgü kullanımı öne çıkarır; sözcüğün her zaman bu anlama geldiğini söylemez.

Alıştırma

Sözcüğün belirli bir cümledeki kullanımını şimdiki zamanın edilgen yapısıyla tamamlayın: In this sentence, "storm" is ____ describe emotional conflict.

Cevabı göster

being used to

Crackled.

2:05

Crackled.

This is a verb.

2:06

Bu bir fiil.

Normally,

2:07

Normalde,

it's used to describe something

2:08

tavadaki kızgın yağ veya ateş gibi,

that makes lots of short, Kalıp ifadeler

2:09

bir sürü kısa,

sharp little noises,

2:11

keskin küçük sesler çıkaran

like hot oil in a pan or fire. Anlatım akışı

2:12

şeyleri tasvir etmek için kullanılır.

Kalıp ifadeler

lots of short, sharp little noises: ses ayrıntılarını katmanlandırma

Burada temel isim noises'tır. lots of seslerin sayıca çok olduğunu gösterir. short her sesin çok kısa sürdüğünü, sharp ani ve net olduğunu, little ise seslerin küçük ve ayrı ayrı algılandığını anlatır. Tek bir ismin önüne birkaç sıfat getirmek, ayrıntılı bir ses görüntüsünü adım adım oluşturur. little her bir sesi küçük olarak betimler; seslerin mutlaka kısık olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade sesler hakkında birbirinden ayrı birkaç ayrıntı verir?

  1. some noises
  2. lots of short, sharp little noises
  3. one long sound
Cevabı göster

lots of short, sharp little noises

Anlatım akışı

like hot oil in a pan or fire: somut örnekler sunmak

Bu cümlede like, sesin iki somut kaynağını örnek olarak verir: tavadaki kızgın yağ ve ateş. Bu tanıdık örnekler, daha önceki genel betimleme olan short, sharp little noises ifadesinin nasıl bir sesi anlattığını anlamayı kolaylaştırır. Bilgi, genel bir betimlemeden somut örneklere ilerler: genel betimleme + like + tanıdık örnek. Aynı yapı bir sesi, dokuyu, kokuyu veya hissi gözde canlandırmayı kolaylaştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi somut bir karşılaştırma başlatan sözcükle tamamlayın: The blanket felt rough, ____ sandpaper.

Cevabı göster

like

But here,

2:14

Ama burada,

it's being used to describe the energy,

2:16

odadaki heyecanı,

the excitement in the room.

2:19

enerjiyi anlatmak için kullanılıyor.

Hush.

2:20

Hush.

This is a noun.

2:23

Bu bir isim.

It means that everyone went silent. Kalıp ifadeler

2:24

Herkesin sessizleştiği anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

everyone went silent: durum değişikliği için go + sıfat

Everyone went silent, herkesin konuşmayı ya da ses çıkarmayı bırakıp sessiz hâle geldiğini anlatır. Buradaki went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir ancak hareket bildirmez. go + sıfat yapısı go quiet, go dark ve go wrong örneklerinde olduğu gibi durum değişikliğini gösterebilir. Went silent çoğu zaman değişikliğin belirgin veya ani olduğu izlenimini verir.

Alıştırma

Durum değişikliği göstermek için cümleyi go fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the host raised her hand, everyone ____ silent.

Cevabı göster

went

We often use it with the collocation

2:27

Bunu sık sık şu eşdizimle kullanırız:

a hush fell over.

2:29

a hush fell over (sessizlik çöktü).

For example,

2:31

Örneğin,

a hush fell over the audience,

2:31

a hush fell over the audience,

or a hush fell over the room.

2:33

veya a hush fell over the room.

It can also be used as a verb. Dilbilgisi

2:35

Ayrıca fiil olarak da kullanılabilir.

Hush now. Ton ve niyet

2:37

Hush now (şimdi sus).

Ton ve niyet

Hush now: Hemen sessizlik isteyen bir ifade

Hush now, birine sessiz olmasını söyleyen veya onu nazikçe sessizliğe yönelten kısa bir emir ifadesidir. Anlaşılan ama söylenmeyen özne you olduğu için, sessiz bir durumu bildirmek yerine doğrudan sessizlik isteme işini yapar. Now, isteğin hemen yerine getirilmesi gerektiği hissini verir. Aynı sözler, tona ve bağlama göre birini sakinleştirebilir veya çıkardığı sesi kararlı biçimde kontrol edebilir.

Alıştırma

Resmî bir toplantıda Hush now, tanımadığınız bir yetişkini susturmanın tarafsız ve kibar bir yolu mudur?

  1. Hayır. Tepeden bakan veya kaba bir ifade gibi duyulabilir.
  2. Evet. Tarafsız ve resmî bir ifadedir.
Cevabı göster

Hayır. Tepeden bakan veya kaba bir ifade gibi duyulabilir.

You can say that

2:39

Birinin sessiz olmasını istediğinizde

when you want someone to be quiet.

2:40

bunu söyleyebilirsiniz.

Dilbilgisi

It can also be used as a verb: başka bir sözcük türünü açıklamak

It can also be used as a verb, aynı sözcüğün daha önce açıklanan görevin yanı sıra fiil olarak da kullanılabileceğini anlatır. Also bunun ek bir kullanım olduğunu gösterir. Can be used as + sözcük türü, dil bilgisini açıklamak için kullanılan edilgen bir yapıdır: bir sözcük isim, fiil veya sıfat olarak kullanılabilir. Buradaki it, hush sözcüğünü ifade eder; Hush now ise sözcüğün fiil kullanımını gösterir.

Alıştırma

Dil bilgisi açıklamasını be used as yapısıyla tamamlayın: The word email can also ____ a verb.

Cevabı göster

be used as

Hoot.

2:42

Hoot.

Freya's an absolute hoot.

2:43

Freya's an absolute hoot (Freya tam bir eğlence kaynağı).

This is a noun.

2:45

Bu bir isim.

We use it to describe people

2:46

Çok ama çok

who are really,

2:48

komik insanları

really funny.

2:49

tasvir etmek için kullanırız.

Notice that it sounds like the noise

2:50

Kulağa baykuşların çıkardığı

that owls make.

2:52

sese benzediğine dikkat edin.

Hoot.

2:54

Hoot.

Hoot.

2:55

Hoot.

Crashed.

2:55

Crashed.

I was so tired,

2:57

Çok yorgundum,

I just crashed.

2:58

I just crashed (yığılıp kaldım).

Crash sounds like a heavy impact.

3:00

Crash kulağa ağır bir darbe gibi geliyor.

We use it when we're so tired

3:02

Bunu, sadece kendimizi yatağa atmak isteyecek kadar

that we just want to throw ourselves into bed. Deyimler

3:04

yorgun olduğumuzda kullanırız.

Deyimler

throw ourselves into bed: bitkinliği canlı biçimde anlatan bir ifade

Throw ourselves into bed, hemen yatağa düşmek isteyecek kadar yorgun olduğumuzu anlatan canlı ve abartılı bir ifadedir. Throw burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; tarafsız go to bed ifadesinde bulunmayan ani ve ağır bir hareket hissi katar. Dönüşlü zamir özneyle uyumlu olmalıdır: we throw ourselves, fakat I throw myself. Bu kalıp, görüntüyü eylemi yapan kişiye göre değiştirmeyi sağlar.

Alıştırma

Canlı ifadeyi tamamlamak için throw fiilini ve we ile uyumlu dönüşlü zamiri kullanın: After the overnight flight, we were exhausted and wanted to ____.

Cevabı göster

throw ourselves into bed

So,

3:07

Şimdi,

now over to you. Anlatım akışı

3:07

söz sırası sizde.

Anlatım akışı

Now over to you: sırayı dinleyiciye vermek

Now over to you bir devir teslim işaretidir. Konuşmacı kendi bölümünü bitirmiştir ve dinleyiciyi ya da izleyicileri konuşmaya, cevap vermeye, bir şey göstermeye veya sonraki eylemi yapmaya davet eder. Birine doğru fiziksel hareketi anlatmaz. Geçiş ifadesi olarak, odağın ve sonraki sorumluluğun konuşmacıdan dinleyicilere geçtiğini bildirir.

Alıştırma

Bir sunumcu konuşmasını bitirdi ve arkadaşının devam etmesini istiyor. 'Now over to you' ne anlama gelir?

  1. Herkesin ne yapacağına siz karar verebilirsiniz.
  2. Konuşma veya harekete geçme sırası sizde.
  3. Size doğru yaklaşıyorum.
Cevabı göster

Konuşma veya harekete geçme sırası sizde.

Share your stories in the chat. Ton ve niyet

3:09

Sohbet kısmında kendi hikayelerinizi paylaşın.

Ton ve niyet

Share your stories in the chat: çevrim içi katılım daveti

Share your stories in the chat bir emir cümlesidir: anlaşılmasına rağmen yazılmayan özne you'dur ve yalın fiil Share başta gelir. In the chat, izleyiciye nerede cevap vereceğini gösterir. Burada stories genellikle yalnızca hayal ürünü hikâyeleri değil, kişisel deneyimleri veya kısa anlatıları ifade eder. Bu doğrudan yapı, video, canlı yayın veya çevrim içi derste katılım için dostça bir çağrı olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, çevrim içi bir dersteki kişileri fikirlerini mesaj alanında paylaşmaya doğal biçimde davet eder?

  1. Keep your ideas away from the chat.
  2. Share your ideas in the chat.
  3. Share the chat in your ideas.
Cevabı göster

Share your ideas in the chat.

When was the last time you felt zapped? Dilbilgisi

3:10

En son ne zaman kendinizi 'zapped' hissettiniz?

Dilbilgisi

When was the last time you ...? ile en son deneyimi sormak

When was the last time + özne + geçmiş zamanlı fiil ...? bir şeyin en son ne zaman olduğunu sorar. Burada you felt zapped, hatırlanması istenen deneyimi belirtir; zapped, kişinin enerjisinin birden tükenmesi ya da kendini çok yorgun hissetmesi demektir. time’dan sonraki yan cümlede soru değil, düz cümle dizilişi kullanılır: did you feel değil, you felt. Bu yan cümleyi geçmişteki başka bir deneyimle değiştirerek yeni bir soru oluşturabilirsin.

Alıştırma

Yakın zamandaki bir deneyimle ilgili soruyu tamamla: When was ____ you tried something new?

Cevabı göster

the last time

Do you have any friends Dilbilgisi

3:13

Tam bir 'hoot' olan

who are an absolute hoot?

3:14

arkadaşlarınız var mı?

Dilbilgisi

friends who are an absolute hoot: insanları who ile tanımlamak

who are an absolute hoot sözleri, friends sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümlesi oluşturur. Who, friends sözcüğüne gönderme yapar ve are fiilinin öznesi olur; böylece kişiyle ilgili açıklama Do you have any friends ...? sorusunun içine doğal biçimde yerleşir. friends çoğul olduğu için yan cümlede are kullanılır; a friend ile who is kullanılır. An absolute hoot, çok komik ve birlikte vakit geçirmesi eğlenceli biri için kullanılan samimi bir övgüdür.

Alıştırma

Birinin çok eğlenceli bir arkadaşı olup olmadığını doğru şekilde soran cümle hangisidir?

  1. Do you have a friend which is an absolute hoot?
  2. Do you have a friend who are an absolute hoot?
  3. Do you have a friend who is an absolute hoot?
Cevabı göster

Do you have a friend who is an absolute hoot?

And when was the last time

3:16

Ve en son ne zaman

you were in a place that was buzzing?

3:17

etrafın 'buzzing' olduğu bir yerdeydiniz?

I've been traveling all day Dilbilgisi

3:21

Bütün gün seyahat ettim

and I haven't slept.

3:22

ve hiç uyumadım.

Dilbilgisi

I've been traveling all day ... I haven't slept: süren etkinlik ve şimdiki sonuç

I've been traveling all day, have/has been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous zamanı kullanır. Yolculuğu şimdiye kadar sürmüş ya da yeni bitmiş fakat sonucu hâlâ açıkça görülen bir etkinlik olarak sunar. I haven't slept, have/has not + geçmiş zaman ortacı yapısındaki olumsuz present perfect zamanı kullanır. Şimdiye kadar hiç uyunmadığını belirtir. İki cümlecik birlikte, önceki etkinlik ve devam eden sonucu üzerinden aşırı yorgunluk gibi şimdiki bir durumu açıklar.

Alıştırma

Kahvaltıdan sonra resim yapmaya başladınız, hâlâ meşgulsünüz ve hiç ara vermediniz. Hangi cümle iki durumu da şimdiyle en iyi şekilde ilişkilendirir?

  1. I'll paint all morning tomorrow, and I won't take a break.
  2. I've been painting all morning, and I haven't taken a break.
  3. I painted all morning yesterday, and I didn't take a break.
Cevabı göster

I've been painting all morning, and I haven't taken a break.

I am absolutely zapped.

3:24

Kesinlikle 'zapped' durumdayım.

So,

3:25

Bu yüzden,

I'm going to go and crash. Dilbilgisi

3:27

gidip 'crash' yapacağım.

Dilbilgisi

I'm going to go and crash: hemen uyuma planı

I'm going to, konuşanın yakında gerçekleştirmeyi düşündüğü bir planı veya niyeti belirtir. go and crash içinde and, go ile yalın fiil crash'i bağlar ve konuşma dilinde o eylemi yapmak üzere ayrılma anlamı verir. Buradaki crash, çok yorgun olduğu için hızla uykuya dalmak anlamındaki günlük bir fiildir. Cümlenin tamamı, bir şeyin çarpacağı ya da bozulacağı değil, konuşanın gidip hemen uyumayı planladığı anlamına gelir.

Alıştırma

Çok yorgunsunuz ve yakın bir arkadaşınıza hemen uyumayı planladığınızı söylüyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. I'm going to get some rest tomorrow afternoon.
  2. I'm going to go for a run before bed.
  3. I'm going to go and crash.
Cevabı göster

I'm going to go and crash.

Bye.

3:29

Görüşmek üzere.