Vakum Odasında Kuru Buz: İngilizce çalışma notları

TKOR

Öğrenme zorluğu
1.137 kelime 262 kel/dk

Video özeti: Sunucu büyük ve küçük miktarda kuru buzu vakumda dener; basıncı, sisi ve süblimleşmeyi izleyip sonucu beklediğinden daha az çarpıcı bulur. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “dry ice” — Gerçek yaşam bağlamı: ifadeyi donmuş suyla değil katı karbondioksitle ilişkilendirerek deneyi ve güvenlik risklerini doğru izleyin. 2. “probably not the smartest idea” — Edimbilim ve tutum: fikirleri sıralayan söz değil, olası riski mizahi ve yumuşak biçimde bildiren uyarı olduğunu anlayın. 3. “like it normally would,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would'un önceki fiil öbeğinin yerini alarak gözlemi normal beklentiyle tekrar etmeden karşılaştırdığını görün.

Bu derste

Hey guys, we are back in the lab with a 10-lb block of dry ice

0:00

Merhaba arkadaşlar, 10 librelik bir kuru buz kütlesiyle laboratuvara geri döndük

to answer the question, what does dry ice do in a vacuum chamber?

0:03

şu soruyu cevaplamak için: kuru buz bir vakum odasında ne yapar?

The request for this experiment came in the comments from Jason Gamer.

0:06

Bu deneyin isteği Jason Gamer'dan yorumlarda geldi.

Thanks for your request, Jason.

0:09

İsteğin için teşekkürler, Jason.

I'm sending $25 your way.

0:10

Sana 25 dolar gönderiyorum.

Now, dry ice is solid carbon dioxide with a temperature of about -109°F, Kültür

0:12

Şimdi, kuru buz yaklaşık -109°F sıcaklıkta katı karbondioksittir,

Kültür

dry ice: katı karbondioksit

Dry ice, karbondioksitin katı hâline verilen yerleşik addır. Buradaki ice kelimesi donmuş su anlamına gelmez. Normal atmosfer koşullarında dry ice, sıradan buzdan farklı olarak katı hâlden doğrudan karbondioksit gazına dönüşür. Bu nedenle bilimsel açıklamalar ve güvenlik talimatları onu sudan oluşan normal buzdan farklı ele alır.

Alıştırma

Cümleyi katı karbondioksitin iki kelimelik günlük İngilizce adıyla tamamlayın: The package was kept cold with ____.

Cevabı göster

dry ice

but that's at sea level. Kalıp ifadeler

0:17

ama bu deniz seviyesindedir.

Kalıp ifadeler

at sea level: referans koşulunu belirtme

At sea level, okyanusun ortalama yüzey seviyesiyle aynı yükseklikte bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede sıcaklık değerini sınırlar: belirtilen değer, bu referans yüksekliğindeki atmosfer basıncı koşullarında geçerlidir. İfadenin tamamı bir ölçümün koşulunu belirtir. Sahile gitmek veya fiziksel olarak denizin yüzeyinde bulunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi deniz seviyesini referans koşulu olarak belirten standart ifadeyle tamamlayın: Water boils at 212°F ____.

Cevabı göster

at sea level

If we put it in a vacuum chamber and suck the air out, Dilbilgisi

0:18

Eğer onu bir vakum odasına koyup havayı emersek,

the pressure changes and the properties of the dry ice change as well.

0:21

basınç değişir ve kuru buzun özellikleri de değişir.

Dilbilgisi

Öngörülebilir bir sonuç için if + geniş zaman

If yan cümlesi deney koşulunu verir: kuru buzu bir vakum odasına koymak ve havayı dışarı çekmek. Ana cümle, bu koşul altında ortaya çıkan sonucu verir: basınç değişir. Konuşmacı gelecekteki tek bir olay hakkında söz vermediği veya tahminde bulunmadığı, tekrarlanabilir bir neden-sonuç ilişkisini anlattığı için iki cümlede de geniş zaman kullanılır. Bu olgusal kalıpta if + geniş zaman, geniş zaman kullanılır.

Alıştırma

Genel ve tekrarlanabilir bir deney sonucunu en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. If you lower the air pressure, dry ice changes more quickly.
  2. If you lowered the air pressure, dry ice would change more quickly.
  3. If you lower the air pressure tomorrow, dry ice will change more quickly.
Cevabı göster

If you lower the air pressure, dry ice changes more quickly.

Now, people ask all the time,

0:24

Şimdi, insanlar sürekli soruyor,

where do you even get dry ice?

0:25

kuru buzu nereden buluyorsun?

I just went down to the grocery store and picked this up for about $13. Öbek fiiller

0:26

Bakkala gidip bunu yaklaşık 13 dolara aldım.

Öbek fiiller

picked this up: bir şeyi edinme anlamı ve zamirin yeri

Burada picked this up, bir mağazaya kısa bir uğrama bağlamında «bunu satın aldım veya edindim» anlamına gelir. Nesneyi yerden kaldırmak anlamına gelmez. Pick up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne this, it veya them gibi bir zamirse zamiri pick ile up arasına koyun: pick this up deyin, pick up this demeyin. Nesne bir isimse hem pick up the package hem de pick the package up kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için pick up ifadesini ve it zamirini doğru sırada kullanın: I ordered the book online, so I'll ____ at the shop after school.

Cevabı göster

pick it up

They usually have a container near the front of the store

0:29

Genelde mağazanın ön kısmına yakın bir kapları olur

where they keep it and you can get some as long as you're over 18. Dilbilgisi

0:31

orada saklarlar ve 18 yaşından büyükseniz biraz alabilirsiniz.

Dilbilgisi

as long as you're over 18: koşul belirtme

Burada as long as bir koşul getirir: kişi ancak 18 yaşından büyükse bir miktar alabilir. Ana cümledeki sonucu ya da izni, as long as yan cümlesindeki gerekliliğe bağlar. Bu, if veya provided that ifadesine yakın olan koşul anlamıdır. Fiziksel uzunluğu ya da bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as “şu koşulla” anlamında kullanılmıştır?

  1. This pool is as long as a football field.
  2. You can use the pool as long as an adult stays with you.
  3. We stayed at the pool for as long as three hours.
Cevabı göster

You can use the pool as long as an adult stays with you.

Okay, cool.

0:33

Tamam, harika.

Let's just jump right in. Öbek fiiller

0:34

Hemen konuya girelim.

Öbek fiiller

jump right in: hemen başlamak

Jump right in, daha fazla hazırlık yapmadan hemen başlamak veya katılmaya başlamak anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede konuşmacı giriş bölümünden doğrudan ana etkinliğe geçiyor. right zarfı ifadeyi güçlendirir; “doğrudan” veya “hemen” anlamı katar. Burada fiziksel bir sıçrama ya da girilecek bir yer yoktur.

Alıştırma

Şu cümlede jump right in ne anlama gelir: "We have a lot to cover, so let's jump right in."?

  1. Daha uzun bir giriş için duraklamak.
  2. Yakındaki bir yere atlamak.
  3. Tartışmaya hemen başlamak.
Cevabı göster

Tartışmaya hemen başlamak.

Gloves make it hard to work with.

0:38

Eldivenler çalışmayı zorlaştırıyor.

Being safe is so restrictive.

0:40

Güvende olmak çok kısıtlayıcı.

Ooh, good stuff.

0:43

Ooh, güzel şey.

Hey, just a thought.

0:45

Hey, sadece bir düşünce.

Will your tongue stick to dry ice if you lick it?

0:46

Yalarsan dilin kuru buza yapışır mı?

Mm, apparently not,

0:52

Mm, görünüşe göre yapışmıyor,

but it is a little fizzy.

0:53

ama biraz gazlı gibi.

My tongue's a little cold.

0:55

Dilim biraz üşüdü.

Okay, so one problem, guys.

0:57

Tamam, bir sorun var arkadaşlar.

This isn't going to fit in there.

0:58

Bu oraya sığmayacak.

We're going to have to smash it up a little bit. Notlar

0:59

Bunu biraz parçalamamız gerekecek.

Dilbilgisi

going to have to: beklenen bir gelecek zorunluluğu

Be going to have to, geleceğe yönelik bir beklenti veya planı zorunlulukla birleştirir. Burada we're going to, konuşanların bundan sonra ne yapmayı beklediğini gösterirken have to, durumun uygulanabilir başka bir seçenek bırakmadığını belirtir. İki to, yapının farklı bölümlerine aittir: be going to + fiilin yalın hâli ve ardından have to + fiilin yalın hâli. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp be going to have to + fiildir.

Alıştırma

Beklenen bir gelecek zorunluluğunu gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The last train has been canceled, so we're ____ take a taxi.

Cevabı göster

going to have to

Öbek fiiller

smash it up: anlamı ve zamirin yeri

Smash something up, bir nesneye sertçe vurarak onu parçalara ayırmak veya ağır biçimde hasara uğratmak demektir. Bu cümlede amaç büyük bir parçayı küçültmektir; bu yüzden up, tamamlanmış ve yıkıcı bir sonuç anlamı ekler. Smash up ayrılabilen bir fiildir. Nesne isim olduğunda smash the crate up veya smash up the crate denebilir; ancak zamir mutlaka ortaya gelmelidir: smash it up denir, smash up it denmez.

Alıştırma

Smash up fiilinin geçmiş zamanını kullanın ve zamiri doğru yere koyun: The crate was too large for the dumpster, so we ____ first.

Cevabı göster

smashed it up

So, let's grab a hammer and go to work.

1:01

Öyleyse, bir çekiç alıp işe koyulalım.

Oh.

1:06

Oh.

You think I could karate chop this in half? Kalıp ifadeler

1:07

Sizce buna karate vuruşu yapıp ikiye bölebilir miyim?

Kalıp ifadeler

chop this in half: bir nesneyi iki parçaya bölmek

Chop this in half, fiil + nesne + sonuç ifadesi yapısını izler: chop + this + in half. Güçlü bir kesme veya vurma hareketiyle nesnenin sonunda iki parçaya ayrılması anlamına gelir. In half bir yeri değil, eylemin sonucunu anlatır. Tam ifade olan karate chop içinde karate, chop sözcüğünü niteler. Önerilen eylemin bir kesme aleti kullanmak değil, karate tarzı bir el darbesi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Chop + nesne + in half yapısındaki eksik iki parçayı tamamlayın: The cook will ____ the carrot ____.

Cevabı göster

chop · in half

That's a lot harder than I thought. Dilbilgisi

1:18

Bu sandığımdan çok daha zormuş.

Dilbilgisi

a lot harder than I thought: beklenenden çok daha zor

A lot, karşılaştırma biçimindeki harder sıfatından önce gelir ve dereceyi güçlendirir: fark küçük değil, büyüktür. Burada a lot, çok sayıda şey değil, çok daha anlamındadır. Than I thought karşılaştırma noktasını verir. Gerçek zorluk, konuşanın önceki beklentisiyle karşılaştırılır. a lot + karşılaştırma biçimi + than I thought kalıbı, gerçeğin bir beklentiyi belirgin ölçüde aştığını anlatır.

Alıştırma

İngilizce "The homework was a lot harder than I thought." cümlesi ne anlama gelir?

  1. Ödev, tam beklediğim kadar zordu.
  2. Ödev, beklediğimden çok daha zordu.
  3. Ödev, beklediğimden çok daha kolaydı.
Cevabı göster

Ödev, beklediğimden çok daha zordu.

And it actually did hurt quite a bit. Kalıp ifadeler

1:19

Ve gerçekten oldukça acıttı.

Kalıp ifadeler

quite a bit: kayda değer bir derece

Bu cümlede quite a bit, hurt fiilini niteler ve “oldukça büyük ölçüde” ya da “kayda değer biçimde” anlamına gelir. Ağrı hafif değildir. Bu kalıp hurt quite a bit örneğindeki gibi genellikle fiilden sonra, quite a bit better örneğindeki gibi de karşılaştırma yapısından önce gelir. En uç dereceyi belirtmeden güçlü ama ölçülü bir vurgu katar.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The new schedule changed my routine ____.

Cevabı göster

quite a bit

But we did it.

1:21

Ama başardık.

We did it.

1:22

Başardık.

That is how you break dry ice.

1:23

Kuru buzu böyle kırarsınız.

There we go.

1:25

İşte böyle.

All right, cool.

1:26

Pekala, harika.

So, we got a few chunks of dry ice in there.

1:27

İçeriye birkaç parça kuru buz attık.

Listen to that.

1:29

Şunu dinleyin.

Our dry ice is having a private moment. Deyimler

1:34

Kuru buzumuz şu an özel anlar yaşıyor.

Deyimler

is having a private moment: şakacı kişileştirme

A private moment normalde bir kişinin yalnız kalmak veya gözlerden uzak olmak istediği kısa bir süreyi anlatır. Burada kuru buzun gerçekten mahremiyet istemesi mümkün değildir. Konuşmacı, belirgin hareketlerini eğlenceli biçimde anlatmak için nesneyi insan gibi gösteren kişileştirmeyi kullanır. Bu cümle bilimsel bir açıklama ya da gerçek bir özel olayın aktarımı değil, mizahi bir yorumdur. Bu yöntem, bir nesnenin veya makinenin sıra dışı davranışını insanların sosyal davranışları gibi gösterebilir.

Alıştırma

Konuşmacı“Our dry ice is having a private moment” derken ne anlatıyor?

  1. Kuru buz belirgin bir hareketlilik gösteriyor ve konuşmacı şakayla onu bir insan gibi ele alıyor.
  2. Kuru buz üzerinde gizli bir bilimsel işlem yapılıyor.
  3. Gerçek bir kişisel olay nedeniyle biri herkesten ayrılmasını istedi.
Cevabı göster

Kuru buz belirgin bir hareketlilik gösteriyor ve konuşmacı şakayla onu bir insan gibi ele alıyor.

Look at the way the vapor is falling and filling up the container.

1:36

Buharın nasıl düştüğüne ve kabı doldurduğuna bakın.

Right now, what it's doing is pushing

1:39

Şu anda yaptığı şey

the oxygen out and filling the container

1:40

oksijeni dışarı itmek ve kabı

with carbon dioxide.

1:42

karbondioksitle doldurmak.

So, we got a few good chunks of dry ice in our vacuum chamber.

1:43

Evet, vakum odamıza birkaç iyi parça kuru buz koyduk.

Let's go ahead and put on the lid, Kalıp ifadeler

1:45

Hadi kapağını kapatalım,

Kalıp ifadeler

Let's go ahead and ...: sonraki adımı başlatacağını bildirmek

Let's go ahead and, bir sonraki eyleme şimdi başlanacağını bildiren konuşma diline ait bir ifadedir. Bu cümlede put on the lid ifadesini başlatır ve konuşanın bir adımdan sonraki adıma geçtiğini gösterir. Buradaki go ahead fiziksel olarak ileri gitmek anlamına gelmez. Let's go ahead and ifadesinden sonra Let's go ahead and put örneğinde olduğu gibi fiilin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonraki eylemin şimdi başladığını doğru biçimde bildirir?

  1. Let's go ahead to checking the batteries.
  2. Let's go ahead and checked the batteries.
  3. Let's go ahead and check the batteries.
Cevabı göster

Let's go ahead and check the batteries.

close the valve,

1:46

vanayı kapatalım,

get this thing fired up. Öbek fiiller

1:47

ve şu aleti çalıştıralım.

Öbek fiiller

get this thing fired up: bir cihazı çalıştırmak

Get this thing fired up, bu cihazı çalıştırıp işler hâle getirmek anlamına gelen konuşma diline ait bir ifadedir. Get artı nesne artı fired up yapısı, cihazın aktif ve çalışır duruma getirilmesini anlatır. Burada this thing vakum cihazını ifade eder; fired up bir insanın heyecanını veya öfkesini anlatmaz. Kapağı takmak ve vanayı kapatmak gibi yakın eylemler, anlamın makineyi çalıştırmak olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Bir makineyi gayriresmî ve enerjik bir şekilde başlatıp çalıştırmak hangi ifadeyle anlatılır?

  1. feel fired up
  2. turn this thing off
  3. get this thing fired up
Cevabı göster

get this thing fired up

Let's see what happens.

1:49

Neler olacağını görelim.

All right, so it actually is pulling vacuum pressure.

1:55

Pekala, yani gerçekten vakum basıncı çekiyor.

It's probably not the smartest idea to be using a glass container Ton ve niyet

1:58

Cam kap kullanmak muhtemelen en akıllıca fikir değil

Ton ve niyet

probably not the smartest idea ile nazikçe uyarmak

probably not the smartest idea ifadesi hafif ve yumuşak duyulur, ancak burada cam bir kap kullanmanın güvensiz veya akıllıca olmayabileceğini belirten bir uyarıdır. Bu, düşünceyi olduğundan daha hafif söyleme yöntemidir; smartest kimsenin zekâsını değerlendirmez. Probably ve olumsuz yapı eleştiriyi yumuşatır. Konuşan kişi doğrudan “This is dangerous.” demeden kaygısını gösterebilir. Bu kalıp, gerçek bir sorun olduğunu belirtirken bir planı nazikçe sorgulamayı sağlar.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümlede probably not the smartest idea ile büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Cam bir kap kullanmak güvensiz veya akıllıca olmayabilir.
  2. Cam bir kap kullanmak daha fazla zekâ gerektirir.
  3. Cam kap mevcut en iyi seçenektir.
Cevabı göster

Cam bir kap kullanmak güvensiz veya akıllıca olmayabilir.

because the dry ice can actually cool down the glass at the bottom

2:01

çünkü kuru buz aslında alttaki camı soğuturken

while the glass at the top stays warm.

2:04

üstteki cam sıcak kalıyor.

So, that creates a difference in temperature

2:05

Böylece bir sıcaklık farkı oluşuyor

that could expose the glass to shattering and imploding.

2:06

bu da camın parçalanmasına ve içe doğru patlamasına neden olabilir.

So, this is a little bit dangerous.

2:09

Yani bu biraz tehlikeli.

From here, I can see the gauge is probably around 23 inches of mercury, Kültür

2:11

Buradan, göstergenin muhtemelen 23 inç cıva civarında olduğunu görebiliyorum,

Kültür

Basınç birimi olarak inches of mercury

Inches of mercury, genellikle inHg olarak kısaltılan bir basınç biriminin adıdır. Bu ad, basıncın bir cıva sütununun inç cinsinden yüksekliğiyle ölçülmesinden gelir. Burada ifade göstergedeki değerin birimini belirtir; kaba cıva eklendiği anlamına gelmez. Bu birim hava durumu raporlarında ve vakum ya da basınç göstergelerinde de görülür. Daha yüksek veya daha düşük bir değerin vakum açısından ne ifade ettiğine karar vermeden önce göstergenin ölçeğine bakın.

Alıştırma

“The gauge reads 23 inches of mercury.” İngilizce cümlesinde inches of mercury neyin adıdır?

  1. Cihaza dökülen sıvı cıva miktarı
  2. Basıncı ifade etmek için kullanılan bir birim
  3. Cam kabın fiziksel uzunluğu
Cevabı göster

Basıncı ifade etmek için kullanılan bir birim

which is about as low as that vacuum pump can pull. Dilbilgisi

2:14

bu da o vakum pompasının çekebileceği en düşük seviyeye yakın.

Dilbilgisi

about as low as ... can pull: yaklaşık bir kapasite alt sınırı

About as low as that vacuum pump can pull, basıncın pompanın oluşturabileceği en düşük düzeye yakın olduğunu anlatır. as + sıfat/zarf + as + özne + can + fiil kalıbı, iki şey arasında basit bir eşitlik karşılaştırması değil, bir kapasite sınırı belirtir. About, sınırın kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. Vakum bağlamında pull, gazı çekip basıncı düşürmek anlamına gelir; pompanın kendisini fiziksel olarak çekmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“The temperature is about as low as this freezer can go.” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Dondurucu, ulaşabileceği en düşük sıcaklığa yakındır.
  2. Dondurucu, başka bir dondurucuyla tam olarak aynı soğukluktadır.
  3. Dondurucu kesinlikle çok daha soğuk olacaktır.
Cevabı göster

Dondurucu, ulaşabileceği en düşük sıcaklığa yakındır.

I'm going to close this valve and turn off the vacuum pump.

2:17

Bu vanayı kapatıp vakum pompasını kapatacağım.

Watch the gauge as I do.

2:19

Ben yaparken göstergeyi izleyin.

Now, it's about 22 inches of mercury,

2:22

Şimdi yaklaşık 22 inç cıva,

but as the dry ice continues to vaporize that carbon dioxide,

2:24

ama kuru buz o karbondioksiti buharlaştırmaya devam ettikçe,

you can see the container actually starts repressurizing

2:28

kabın aslında yeniden basınçlanmaya başladığını

and the gauge is dropping in pressure.

2:31

ve göstergenin basıncının düştüğünü görebilirsiniz.

So, just to go a little bit further, Anlatım akışı

2:33

Bu yüzden, biraz daha ileri gitmek için,

Anlatım akışı

geçiş ifadesi olarak just to go a little bit further

Just to go a little bit further, daha önce açıklanan ya da gösterilen şeyi küçük bir adımla genişleteceğini bildiren bir geçiş ifadesidir. Buradaki go further mecazidir: daha uzun bir mesafe gitmek değil, deneyi ya da fikri geliştirmek anlamına gelir. Just ve a little bit, sonraki adımın boyutunu daha küçük gösterir. Bu ifade, konuşmacının baştan başlamadığını, aynı düşünce çizgisini sürdürdüğünü dinleyiciye gösterir.

Alıştırma

“Just to go a little bit further, let's compare the two designs,” cümlesindeki açılış ifadesi neyi bildirir?

  1. İlgisiz bir konuya geçiş
  2. Mevcut tartışmanın küçük bir adımla genişletilmesi
  3. Fiziksel olarak daha uzaktaki bir yere gitme
Cevabı göster

Mevcut tartışmanın küçük bir adımla genişletilmesi

let's release the pressure.

2:34

basıncı serbest bırakalım.

Let's add a little bit of warm water to get this thing vaping a little bit Dilbilgisi

2:36

Bunun biraz daha buhar çıkarması için biraz ılık su ekleyelim

Dilbilgisi

get this thing vaping: get + nesne + -ing biçimi

get this thing vaping ifadesinde get ettirgen bir anlam taşır: “elde etmek” değil, “bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak” veya “harekete geçirmek” demektir. Yapı get + nesne + -ing biçimidir. Burada this thing nesnedir; vaping ise konuşanın onun başlatmasını veya sürdürmesini istediği eylemi anlatır. Bu sahnede vaping, kuru buzun görünür buhar veya sis çıkarmasını anlatan gündelik bir kullanımdır. Bir kişinin elektronik sigara kullanması anlamına gelmez. Genel olarak bu yapı, bir eylem ya da süreç harekete geçirildiğinde kullanılır: get the engine running, get the water boiling.

Alıştırma

Bir eylemin başladığını göstermek için get + nesne + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. A little airflow will get moving the curtains.
  2. A little airflow will get the curtains moving.
  3. A little airflow will get the curtains to moving.
Cevabı göster

A little airflow will get the curtains moving.

and then turn the vacuum chamber back on. Öbek fiiller

2:38

ve ardından vakum odasını tekrar açalım.

Öbek fiiller

turn the vacuum chamber back on: vakum haznesini yeniden açmak

turn the vacuum chamber back on ifadesinde turn ... on “açmak” veya “çalıştırmak” demektir; back ise önceki bir duruma dönme anlamı katar. Vakum haznesi kapalıydı, dolayısıyla talimat onu yeniden çalıştırmayı söylüyor. Nesne, turn ile back on arasına gelir: turn + the vacuum chamber + back on. Zamir kullanıldığında bu yerleşim zorunludur: turn it back on denir, turn back on it denmez.

Alıştırma

Talimatı turn ... back on ile tamamlayın: The monitor was off during the update. Now you can ____.

Cevabı göster

turn it back on

Let's open the valve in

2:40

Vanayı açalım

3

2:41

3

2

2:41

2

1.

2:42

1.

Sweet dry ice vapor.

2:44

Tatlı kuru buz buharı.

It actually smells like vinegar

2:46

Aslında sirke gibi kokuyor

and I think that's because of the Proto Putty.

2:47

sanırım bu Proto Putty yüzünden.

I just poured some hot water.

2:51

Biraz sıcak su döktüm.

This is about the hottest I could get it out of my tap.

2:51

Bu musluğumdan alabildiğim en sıcak su.

And pouring this in will actually help insulate the bottom of the glass as well

2:54

Bunu dökmek camın alt kısmını yalıtmaya da yardımcı olacak

and reduce the chances of it imploding on us. Kalıp ifadeler

2:57

ve üzerimize doğru patlama olasılığını azaltacak.

Kalıp ifadeler

reduce the chances of + isim veya -ing biçimi

Reduce the chances of, “bir şeyin gerçekleşme olasılığını azaltmak” demektir. Olayın kesinlikle önleneceğini değil, olasılığın düştüğünü anlatır. Kalıp reduce the chances of + isim veya -ing biçimidir. Burada istenmeyen olayı, yani bardağın içe doğru patlamasını belirtir.

Alıştırma

Dersin dört sözcüklü ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Leaving early can ____ getting stuck in traffic.

Cevabı göster

reduce the chances of

Oh, that's cool.

3:01

Oh, bu harika.

Oh, man.

3:06

Oh, dostum.

Who doesn't love dry ice? Ton ve niyet

3:07

Kuru buzu kim sevmez?

Ton ve niyet

Who doesn't love dry ice? retorik bir soru olarak

Who doesn't love dry ice? retorik bir sorudur: konuşmacının beklediği cevap “neredeyse hiç kimse”dir. Asıl mesaj, kuru buzun heyecan verici olduğu ve neredeyse herkesin onu sevdiğidir. Who doesn't + fiilin yalın hâli ...? kalıbı, dinleyiciyi konuşmacının olumlu tutumunu paylaşmaya davet eder. Genellikle bir kişinin adını istemek yerine heyecanı vurgular.

Alıştırma

Konuşmacı “Who doesn't love dry ice?” derken aslında neyi kasteder?

  1. Neredeyse herkesin kuru buzu sevdiğini düşündürür.
  2. Kuru buzu sevmeyen bir kişinin adını sorar.
  3. Hiç kimsenin kuru buzu sevmediğini söyler.
Cevabı göster

Neredeyse herkesin kuru buzu sevdiğini düşündürür.

Surprisingly,

3:14

Şaşırtıcı bir şekilde,

I can actually breathe that quite well.

3:15

bunu oldukça iyi soluyabiliyorum.

I mean, I thought it would be stinging my lungs.

3:17

Yani, akciğerlerimi yakacağını düşünmüştüm.

Like if you put dry ice into a balloon and then breathe it,

3:18

Sanki kuru buzu bir balona koyup sonra solursanız,

it hurts the lungs quite a bit.

3:20

akciğerleri epey acıtır.

But I can breathe this just fine. Kalıp ifadeler

3:21

Ama ben bunu gayet rahat soluyabiliyorum.

Kalıp ifadeler

“Just fine” ile “hiçbir sorun olmadan” demek

Bu cümlede just fine, “tamamen iyi” ya da “hiçbir sorun olmadan” anlamına gelir. Konuşan kişi bir sorun beklemiş olsa da bu maddeyi rahatça soluyabiliyor. Burada just, fine sözcüğünü güçlendirir. “Yalnızca” ya da “zar zor” demek değildir; ifade, bir şeyin olağanüstü olduğunu değil, yeterince iyi ve sorunsuz çalıştığını belirtir.

Alıştırma

Bu dersteki “hiçbir sorun olmadan” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new mask fits ____.

Cevabı göster

just fine

Let's go ahead and add the rest of it.

3:23

Hadi devam edip kalanını da ekleyelim.

So, we now have hot water,

3:29

Şimdi vakum odamızda sıcak su

dry ice in our vacuum chamber.

3:31

ve kuru buzumuz var.

So, let's go ahead and put the lid on

3:32

Hadi kapağı kapatalım

and see what happens when we turn it on this time.

3:34

ve bu sefer çalıştırdığımızda ne olacağını görelim.

This valve open,

3:36

Bu vana açık,

this valve closed.

3:37

bu vana kapalı.

You can see if I actually try and hold this container closed,

3:39

Eğer bu kabı kapalı tutmaya çalışırsam,

the lid will actually start popping up.

3:41

kapağın aslında fırlamaya başlayacağını görebilirsiniz.

There's nothing I can do about it. Kalıp ifadeler

3:43

Bu konuda yapabileceğim hiçbir şey yok.

Kalıp ifadeler

“There's nothing I can do about it” ile durumu değiştiremeyeceğini söylemek

There's nothing + özne + can do + about it yapısı, öznenin durumu kontrol etmek veya değiştirmek için yapabileceği hiçbir şey olmadığını belirtir. About it, do fiilini sorunla ilişkilendirir; bir şeyin etrafında hareket etmeyi anlatmaz. Konuşanlar bu cümleyi kendi sınırlarını belirtmek ve çoğu zaman durumu istemeyerek kabullendiklerini göstermek için kullanır. İfade ilgisizliği değil, yetersizliği veya kontrol eksikliğini anlatır.

Alıştırma

Nihai bir kararın değiştirilemediği duruma uygun olarak cümleyi tamamlayın: There's ____ I can do ____ it.

Cevabı göster

nothing · about

And if I open the exhaust valve,

3:44

Ve eğer egzoz vanasını açarsam,

we could actually get dry ice vapor shooting out of it.

3:46

gerçekten kuru buz buharının oradan fışkırdığını görebiliriz.

That looks cool.

3:49

Bu harika görünüyor.

Looks right out of the movies, Deyimler

3:50

Tıpkı filmlerdeki gibi,

like a busted pipeline or something.

3:51

patlamış bir boru hattı falan gibi.

Deyimler

right out of the movies: filmlerden fırlamış gibi

Bu cümlede right out of the movies, “bir film sahnesinden çıkmış kadar sinematik” demektir. right vurguyu artırır; out of ise hayal edilen kaynağı gösterir. Bir sinema salonundan fiziksel olarak çıkmayı anlatmaz. the movies belirli bir filmi değil, genel olarak tanıdık film sahnelerini anlatır. Bu benzetme gerçek görüntüyü son derece dramatik veya etkileyici gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede right out of the movies ne anlama geliyor?

  1. Bir filmdeki dramatik bir sahne gibi görünüyordu.
  2. Bir sinema salonunun dışında gerçekleşti.
  3. Belirli bir filmden kopyalandı.
Cevabı göster

Bir filmdeki dramatik bir sahne gibi görünüyordu.

Sweet.

3:54

Tatlı.

Okay, let's close that off Öbek fiiller

3:54

Tamam, şunu kapatalım

Öbek fiiller

close that off: kapatıp geçişi kesmek

Burada close that off, havanın artık geçememesi için vanayı veya geçişi kapatmak demektir. off yalnızca bir şeyi kapalı konuma getirmeyi değil, yolu ayırma veya engelleme fikrini de ekler. close off ayrılabilir: nesne bir isimse hem close the road off hem de close off the road mümkündür. Nesne bir zamirse ortada olmalıdır: close it off denir, close off it denmez.

Alıştırma

Erişimi engellemeyi vurgulamak için close ... off ifadesini en doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The workers shut the drill off after using it.
  2. The workers closed the toolbox after using it.
  3. The workers closed the tunnel off after the rockfall.
Cevabı göster

The workers closed the tunnel off after the rockfall.

and turn on the vacuum.

3:55

ve vakumu çalıştıralım.

3

3:57

3

2

3:58

2

1

3:59

1

Oh, and we actually are pulling vacuum pressure.

4:07

Oh, ve aslında vakum basıncı çekiyoruz.

That's surprising to me.

4:09

Bu beni şaşırttı.

Cuz with how much vapor's coming off, Notlar

4:10

Çünkü ne kadar buhar çıktığını düşününce,

I wondered if that would kind of neutralize,

4:12

bunun nötralize olup olmayacağını merak etmiştim,

if it'd equalize.

4:13

eşitlenir mi diye.

Kelime

Cuz: because sözcüğünün çok samimi biçimi

Bu cümlede Cuz, because anlamına gelir. Konuşanın buharın durumu nötrleştirip dengeleyebileceğini neden düşündüğünü açıklayan sebebi başlatır. Görevi, bir sebebi ana düşünceye bağlamaktır. Çok samimi dilde aktarılabilir kalıp Cuz + sebep şeklindedir; standart İngilizcede aynı bağlantı için because kullanılır.

Alıştırma

Resmî bir okul raporu için en uygun cümle hangisidir?

  1. Cuz the solution was too hot, we stopped the test.
  2. Because the solution was too hot, we stopped the test.
  3. 'Cause the solution was too hot, we stopped the test.
Cevabı göster

Because the solution was too hot, we stopped the test.

Öbek fiiller

vapor's coming off: buharın dışarı salınması

Burada vapor's, vapor is ifadesinin kısaltmasıdır; coming off ise bir kaynaktan salınmak veya o kaynaktan uzaklaşmak anlamına gelir. Konuşan kişi, buharın birine yaklaştığını değil, kuru buzdan çıktığını anlatıyor. Buhar, koku, duman veya ısı özne olduğunda be coming off + kaynak, bir şeyin o kaynaktan çıktığını anlatabilir. Salınan şey öznedir: vapor's coming off, buharın dışarı çıktığı anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi come off ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Heat is ____ the engine.

Cevabı göster

coming off

But we're at about 13 inches of mercury right now

4:14

Ama şu anda yaklaşık 13 inç cıvadayız

and steadily increasing.

4:16

ve istikrarlı bir şekilde artıyor.

So, there used to be a really dense thick white fog Dilbilgisi

4:18

Yani, eskiden gerçekten yoğun kalın beyaz bir sis vardı

and that has been reduced to the point now Dilbilgisi

4:21

ve şimdi o noktaya kadar azaldı

where I can actually see the dry ice blocks inside.

4:22

gerçekten içerideki kuru buz kalıplarını görebiliyorum.

Dilbilgisi

used to be: değişmiş bir geçmiş durum

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki ancak artık doğru ya da olağan olmayan bir alışkanlığı veya durumu anlatır. used to be yapısında be yalın hâlde kalır. Giriş sözcüğü there ile kullanılan there used to be, bir şeyin geçmişte var olduğu anlamına gelir. Burada geçmiş ile bugün karşılaştırılır: önceden yoğun beyaz sis vardı, ancak sonraki bölüm şimdi görüşün daha açık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Artık doğru olmayan geçmiş bir durumu hangi cümle doğru biçimde anlatıyor?

  1. Maya used to be nervous before presentations, but now she feels confident.
  2. Maya is used to be nervous before presentations, but now she feels confident.
  3. Maya is used to being nervous before presentations, but now she feels confident.
Cevabı göster

Maya used to be nervous before presentations, but now she feels confident.

Dilbilgisi

reduced to the point now where: ulaşılan derece ve sonuç

be reduced to the point where + yan cümle yapısında azalma, where ile başlayan yan cümledeki sonucu mümkün kılan bir dereceye ulaşır. Point fiziksel bir yeri değil, bir aşamayı veya dereceyi anlatır; where ise ortaya çıkan durumu belirtir. Now, değişimin şu anda ulaştığı noktayı gösterir. Bu cümleye eklenmiş bir zaman sözcüğüdür; başka durumlarda kullanılabilecek temel kalıp to the point where + yan cümledir.

Alıştırma

'The noise rose to the point where we had to leave,' cümlesinde 'where we had to leave' neyi ifade eder?

  1. Gürültünün bulunduğu fiziksel yer
  2. Gürültünün ilk başladığı kesin zaman
  3. Gürültünün bu kadar yüksek bir düzeye ulaşmasının sonucu
Cevabı göster

Gürültünün bu kadar yüksek bir düzeye ulaşmasının sonucu

There still is a white vapor,

4:25

Hala beyaz bir buhar var,

but that is slowly being pulled out.

4:27

ama o yavaşça çekiliyor.

And if you look closely,

4:29

Ve eğer yakından bakarsanız,

you can even see a little bit of that vapor

4:29

bu buharın birazının

flowing down the tube here to the vacuum pump.

4:31

buradan borudan aşağı vakum pompasına doğru aktığını bile görebilirsiniz.

Now, I'm not exactly sure how good it is Ton ve niyet

4:34

Şimdi, bunun ne kadar iyi olduğundan tam olarak emin değilim

to be running carbon dioxide and water vapor into a vacuum pump.

4:36

bir vakum pompasına karbondioksit ve su buharı çekmek.

Ton ve niyet

Temkinli belirsizlik için “I'm not exactly sure”

“I'm not exactly sure”, emin olmamayı temkinli bir biçimde belirtir. Burada not exactly, “tamamen değil” anlamına gelir; böylece konuşan kişi kesin bir gerçek bildirmek yerine yargısını yumuşatır. Konuşan kişi bu gazları vakum pompasına vermenin kötü bir fikir olabileceğinden kuşkulanır, ancak bunu kesin olarak bildiğini iddia etmez. “I'm not exactly sure + soru sözcüklü yan cümle” yapısı, kanıt yetersiz olduğunda ve kuşkuya yer bırakmak istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi yanıt kesin bir iddiada bulunmadan temkinli bir belirsizlik ifade eder?

  1. I know for certain that this setting is safe, so go ahead.
  2. This setting is definitely unsafe, so do not test it.
  3. I'm not exactly sure whether this setting is safe, so let's test it first.
Cevabı göster

I'm not exactly sure whether this setting is safe, so let's test it first.

But hey,

4:38

Ama hey,

it's for you guys.

4:39

sizin için çocuklar.

It's for science.

4:40

Bilim için.

All right, so update, guys.

4:41

Pekala, güncelleme, arkadaşlar.

We're down to about 20 inches of mercury right now.

4:42

Şu anda yaklaşık 20 inç cıvaya düştük.

So, let's just flip the valve open,

4:44

Öyleyse, vanayı açalım,

let all the air back in, and see what happens.

4:45

tüm havanın tekrar içeri girmesine izin verelim ve ne olacağını görelim.

Oh,

4:54

Oh,

and now you can hear it bubbling again.

4:54

ve şimdi tekrar fokurdadığını duyabilirsiniz.

That's interesting.

4:55

Bu ilginç.

So, we tried a massive amount of dry ice in a container.

4:56

Yani, bir kapta çok büyük miktarda kuru buzu denedik.

But what would happen if Dilbilgisi

4:58

Ama eğer

we just tried a very small amount of dry ice?

4:59

sadece çok küçük bir miktar kuru buz deneseydik ne olurdu?

Dilbilgisi

Varsayımsal tahminler için “What would happen if we tried ...?”

“What would happen if + özne + fiilin geçmiş biçimi?” varsayımsal veya henüz denenmemiş bir durum hakkında tahmin ister. Sonucun ne olacağını kesin biçimde söylemek yerine araştırılacak bir olasılık açar. Bu cümlede would ile tried birlikte kullanılır. Tried, küçük deneyin daha önce yapıldığı anlamına gelmez; geçmiş biçim öneriyi daha temkinli ve gerçeklikten uzak bir varsayım hâline getirir. Just ise çok küçük bir miktar kullanmayı basit ve sınırlı bir adım olarak sunar.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu tamamlayın. would happen ve try fiilinin geçmiş biçimini kullanın: What ____ if we ____ the new filter for one minute?

Cevabı göster

would happen · tried

Let's break off a small chunk, throw it into our pressure cooker, Öbek fiiller

5:01

Küçük bir parça koparalım, düdüklü tenceremize atalım,

Öbek fiiller

break off a small chunk: bütünden küçük bir parça koparmak

Break off, daha büyük bir bütünün bir bölümünü güç uygulayarak ayırmak demektir. break off a small chunk ifadesinde a small chunk, koparılan parçadır. off, ayrılma anlamı katar. Bu eylem yalnızca bir parçayı ayırır; büyük kütle yerinde kalır.

Alıştırma

Dersteki öbeksi fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Please ____ a small chunk of chocolate; leave the rest of the bar whole.

Cevabı göster

break off

and just see what happens there.

5:03

ve orada ne olacağını görelim.

Throw that in.

5:05

Şunu içeri at.

Set the vacuum on.

5:06

Vakumu aç.

Gauge is rising.

5:10

Gösterge yükseliyor.

Rising fast, man.

5:11

Hızlı yükseliyor, dostum.

That looks good.

5:12

Bu iyi görünüyor.

Oh, yeah.

5:13

Oh, evet.

That's a lot faster than we had all that dry ice in there.

5:14

İçeride tüm o kuru buza sahip olduğumuzdan çok daha hızlı.

We're almost up as far as this thing can go right now.

5:16

Şu an bu aletin çıkabileceği neredeyse en yüksek seviyedeyiz.

22 inches of mercury.

5:20

22 inç cıva.

Oh, wow.

5:22

Oh, vay canına.

Look,

5:23

Bakın,

the dry ice is shaking a little bit.

5:23

kuru buz biraz titriyor.

It's like vibrating.

5:25

Sanki titreşiyor gibi.

Looks really nervous right now.

5:26

Şu an gerçekten gergin görünüyor.

If I grab this lid and shake it,

5:28

Eğer bu kapağı tutup sallarsam,

there's no way that's coming off. Notlar

5:30

bunun çıkmasına imkan yok.

Ton ve niyet

there's no way that's coming off: çıkmayacağına kesin olarak inanmak

There's no way + yan cümle, konuşanın yan cümlede söylenen şeyin doğru olamayacağından veya gerçekleşemeyeceğinden emin olduğunu belirten bir konuşma kalıbıdır. Burada that's, that is anlamına; coming off ise yerinden çıkmak anlamına gelir. Yani konuşan, bunun bağlı kalacağından emindir. Buradaki no way, fiziksel bir yoldan söz etmez. Ardından gelen yan cümle, ifadeyi güçlü bir imkânsızlık yargısına dönüştürür; bu yargı I don't think it will come off ifadesinden daha kesindir.

Alıştırma

Lekeyi çıkarmanın imkânsız olduğuna dair güçlü kesinliği dersin ifadesiyle belirtin: ____ this ten-year-old stain is coming out with plain water.

Cevabı göster

There's no way

Öbek fiiller

coming off: bağlı olduğu yerden ayrılmak

Bu cümlede come off, bağlı olduğu şeyden “ayrılmak” veya “çıkarılmak” anlamına gelir. That, kaba sıkıca tutunan bir kapağı gösterir; dolayısıyla coming off kapağın kaptan ayrılmasını anlatır. Özne, bu anlamı belirlemeye yardımcı olur: kapak gibi katı bir parça ayrıldığında come off kullanılabilir. There’s no way, konuşanın bunun gerçekleşmeyeceğine dair güçlü inancını gösterir.

Alıştırma

“there's no way that's coming off.” cümlesinde coming off ne anlama gelir?

  1. başarılı bir sonuç üretmek
  2. gaz olarak yayılmak
  3. ayrılmak veya çıkarılmak
Cevabı göster

ayrılmak veya çıkarılmak

But interestingly enough, Anlatım akışı

5:31

Ama yeterince ilginç bir şekilde,

Anlatım akışı

şaşırtıcı bilgiyi tanıtan interestingly enough

Interestingly enough, cümle başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sıradaki gözlemin dikkate değer olduğunu, çoğu zaman da beklenenden farklı olduğunu bildirir. Burada enough, “yeterli miktar” anlamına gelmez. Kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve “bu seni şaşırtabilir” şeklinde konuşma diline özgü bir anlam katar.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir gözlemi tanıtan iki sözcüklük söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: ____, the smallest key opened the largest door.

Cevabı göster

Interestingly enough

like the dry ice isn't doing much in there.

5:32

kuru buz içeride pek bir şey yapmıyor gibi.

It's still sublimating like it normally would, Dilbilgisi

5:35

Yine normalde olduğu gibi süblimleşiyor,

Dilbilgisi

like it normally would ifadesindeki would

like it normally would ifadesinde would, karşılaştırma yan tümcesinde be sublimating ifadesinin yeniden söylenmesini önler. Açık biçimi like it normally would be sublimating olurdu; ancak doğal İngilizcede daha önce geçen fiil öbeği yardımcı fiilden sonra söylenmez. Buradaki would, normal koşullarda beklenen davranışı anlatır. Temel işlevi istek ya da gelecek bildirmek değildir.

Alıştırma

It's still sublimating like it normally would cümlesinde would ne işe yarar?

  1. Kuru buzda gelecekte olacak bir değişimi tahmin eder.
  2. Kuru buzun süblimleşmeye istekli olduğunu gösterir.
  3. Karşılaştırmada tekrarlanacak fiil öbeğinin yerini tutar.
Cevabı göster

Karşılaştırmada tekrarlanacak fiil öbeğinin yerini tutar.

but I don't know if it's sublimating any faster.

5:37

ama daha mı hızlı süblimleşiyor bilmiyorum.

But I really have no way to gauge that.

5:39

Ama bunu ölçecek hiçbir yolum yok cidden.

So, yeah,

5:41

Yani, evet,

dry ice in a vacuum is very anticlimactic. Kelime

5:42

vakum içindeki kuru buz büyük bir hayal kırıklığı.

Kelime

very anticlimactic: beklenen doruk noktasının sönük kalması

Anticlimactic, önceki hazırlığın beklettiğinden çok daha az heyecan verici, çarpıcı veya önemli gelen bir sonucu anlatır. Burada deneyden daha çarpıcı bir sonuç beklenmiş, ancak gözlenen etki sınırlı kalmıştır. Temel fikir, beklenti ile sonuç arasındaki farktır. Bir şey gerçekten gerçekleşebilir ve yine de anticlimactic olabilir; bu sözcük hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir fragman görkemli bir final vaat ediyor, ancak son sakin ve sıradan kalıyor. The ending felt ___? cümlesini en iyi hangi sıfat tamamlar?

  1. boring
  2. anticlimactic
  3. climactic
Cevabı göster

anticlimactic

Nothing's really happening.

5:44

Gerçekten hiçbir şey olmuyor.

So, there you have it, guys. Anlatım akışı

5:46

İşte böyle arkadaşlar.

Anlatım akışı

Kapanış işareti olarak there you have it

Burada there you have it, sonucun veya açıklamanın tamamlandığını ve artık dinleyiciye sunulduğunu belirtir. have it sözleri fiziksel bir nesneye sahip olmayı anlatmaz. İfadenin tamamı bir kapanış işareti görevi görür. Konuşmacı adımları, kanıtları veya bir sonucu gösterdikten sonra ana çıkarımı dinleyiciye sunar ve temel sürecin bittiğini belirtir.

Alıştırma

“Tamamlanmış sonuç artık size sunuldu” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, everyone. That's the finished model.

Cevabı göster

There you have it

A very fun and a very cool experiment with dry ice

5:47

Kuru buzla vakum odasında yapılan

in a vacuum chamber.

5:49

çok eğlenceli ve çok havalı bir deney.

And thanks again to Jason Gamer

5:51

Ve Jason Gamer'a

for requesting this experiment.

5:52

bu deneyi istediği için tekrar teşekkürler.

If any of you have experiments you want to see me try,

5:54

Eğer benim denememi istediğiniz deneyler varsa,

post your suggestions down below.

5:56

önerilerinizi aşağıya yazın.

Thanks for joining me for this video.

5:57

Bu video için bana katıldığınız için teşekkürler.

I'll be looking for you in the next one.

5:59

Bir sonrakinde sizi bekliyor olacağım.

Talk to you then.

6:00

O zaman görüşürüz.

Excuse you. Ton ve niyet

6:04

Pardon.

Ton ve niyet

Excuse you: karşıdakinin kabalığını belirtmek

Excuse you. konuşanın özür dilemesi değildir. you sözcüğü sözü karşıdaki kişiye yöneltir ve “Bu yaptığın kabaydı; özür dilemesi gereken sensin” mesajını ima eder. Genellikle küçük bir görgü ihlaline yönelik doğrudan, şakacı veya alaycı bir tepkidir. Ses tonuna ve ilişkiye bağlı olarak eğlenceli de gerçekten kızgın da duyulabilir.

Alıştırma

Bir arkadaş öğle yemeğinde yüksek sesle geğiriyor ve diğer arkadaş “Excuse you.” diyor. Bu yanıt ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi gürültüyü kendisi yaptığı için özür diliyor.
  2. Konuşan kişi arkadaşından bir cümleyi tekrarlamasını kibarca istiyor.
  3. Konuşan kişi arkadaşının kaba davranışını hafifçe eleştiriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi arkadaşının kaba davranışını hafifçe eleştiriyor.