Barnicus ve Bumpy | Bilge İhtiyar Kurt Köpeği Bumpy | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
230 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Doğaçlama oynanan bir masalda Barnicus, Bumpy adında bir yavru köpek diler, yeni arkadaşıyla mutlu günler geçirir ve köpek hastalanınca yardım arar. Çocukların isimleri karıştırması, sözlerini düzeltmesi ve babalarına soru sorması, hikâyeyi ilerledikçe hem canlandırdıklarını hem de kaydettiklerini ortaya çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. wish upon a star. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıbı kelimesi kelimesine yorumlamak yerine, bir yıldıza bakarak umut dolu bir dilekte bulunmayı anlatan masalsı bir ifade olarak tanıyın. Böylece dileklerin gerçekleştiği öykülerdeki büyülü ve çocuksu umut havasını anlayabilirsiniz. 2. woke up to discover that — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Birinin uyandığında beklenmedik bir durumla karşılaştığını belirten bu anlatı dizisini öğrenin. Özellikle şaşırtıcı veya kaygı verici bir haberi aniden öğrenme sahnesini, uyanmak ve bulmak anlamındaki ayrı fiilleri yapay biçimde birleştirmeden aktarabilirsiniz. 3. edit that bit out, — Öbek fiiller: edit out ifadesinin kayıttaki malzemeyi çıkarmak anlamına geldiğini ve that bit nesnesinin fiille parçacık arasına girebildiğini kavrayın. Bu ayrılabilir yapıyı bir çekim hatasından, istenmeyen sahneden ya da kurgu sırasında kesilmesi gereken ses veya görüntü bölümünden söz ederken doğal biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

Bluey!

0:02

Bluey!

All day she would say the same thing. Notlar

0:03

Bütün gün aynı şeyi söyleyip durdu.

Kalıp ifadeler

Bir gün boyunca süren zaman aralığı için all day

All day, gün boyunca veya günün büyük bölümünde demektir. Eylemin gerçekleştiği zaman aralığını belirtir; belirli bir günün adı değildir. Burada bir şeyi söyleme eylemi bu süre boyunca tekrar tekrar gerçekleşir. Bu nedenle all day, hem devam eden tek bir durumu hem de aynı gün içinde tekrarlanan eylemleri anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun tek bir gün boyunca telefonunu tekrar tekrar kontrol ettiğini anlatır?

  1. Leo checked his phone the next day.
  2. Leo checked his phone all day.
  3. Leo checked his phone every day.
Cevabı göster

Leo checked his phone all day.

Dilbilgisi

Geçmişte tekrarlanan bir eylem için would say

Geçmişte geçen bu hikâye bağlamında would say, tekrar tekrar veya alışkanlık olarak söylerdi anlamına gelir. Buradaki would gelecek zamanı göstermez ve bir koşul başlatmaz. would + fiilin yalın hâli yapısı, önceden belirlenmiş bir geçmiş zaman içinde tekrar tekrar gerçekleşen eylemleri anlatabilir. Çevredeki hikâye veya every night gibi bir ifade genellikle bu geçmiş zaman çerçevesini sağlar.

Alıştırma

Geçmişte tekrarlanan eylem yapısını would ile tamamlayın: When we were children, we ____ build forts in the garden every summer.

Cevabı göster

would

Here's your carrots, Barnicus. Ton ve niyet

0:06

İşte havuçların, Barnicus.

Ton ve niyet

Bir şeyi uzatırken kullanılan Here's your ...

Here's your ... bir şeyi birine verirken veya sunarken kullanılan doğal bir ifadedir. Bu cümlede yalnızca havuçların burada bulunduğunu değil, “Bu havuçlar senin için” ya da “Havuçların hazır” anlamını taşır. İfade, teslim etme eylemini bizzat gerçekleştirir: karşıdaki kişi nesneyi alırken veya nesne ona gösterilirken söylenir.

Alıştırma

Bir müşteriye tek bir makbuz veriyorsunuz. Teslim ifadesini tamamlayın: ____ receipt.

Cevabı göster

Here's your

These carrots are nice,

0:09

Bu havuçlar çok güzel,

but what I really want is my very own puppy. Notlar

0:11

ama benim asıl istediğim kendi küçük yavru köpeğimin olması.

Dilbilgisi

Gerçek isteği vurgulayan what I really want is ...

What I really want is ... “benim gerçekten istediğim şey...” anlamına gelir. Burada What I really want bir soru değildir. Özne görevindeki bir isim yan cümlesidir ve is, istenen şeyi tanıtır. Bu kalıp, odağı daha önceki bir düşünce veya seçenekten konuşanın gerçek isteğine ya da ihtiyacına taşır. Ardından bir isim grubu veya to'lu mastar gelebilir: What I really want is to rest.

Alıştırma

Vurgulanan odak kalıbını tamamlayın: What ____ a quiet place to study.

Cevabı göster

I really want is

Kalıp ifadeler

my very own puppy: tamamen kişisel sahipliğe güçlü vurgu

my very own puppy ifadesinde very, own sözcüğünü güçlendirir. İfade, ödünç alınmış veya paylaşılan bir köpek yavrusunu değil, gerçekten konuşana ait olan bir köpek yavrusunu anlatır; very, puppy sözcüğünü güçlendirmez. Kalıp iyelik belirleyicisi + very own + isim şeklindedir. Sıradan bir sahiplik ilişkisine duygusal vurgu katar ve çoğu zaman uzun süredir istenen ya da özellikle önemli bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle çalışma masasının Lina'nın kendisine ait olduğunu ve ortak kullanılmadığını en güçlü biçimde vurgular?

  1. Lina finally borrows her sister's desk.
  2. Lina finally has her very own desk.
  3. Lina finally has a desk.
Cevabı göster

Lina finally has her very own desk.

Maybe you should wish upon a star. Deyimler

0:15

Belki de bir yıldıza dilek tutmalısın.

Deyimler

wish upon a star: masalsı bir dilek tutma biçimi

wish upon a star ifadesi bir bütün olarak bir yıldıza bakarken veya dileği ona yöneltirken dilek tutmak ve bu dileğin gerçekleşmesini ummak anlamına gelir. Upon, geleneksel ifadenin bir parçasıdır; bir yıldızın üzerinde durmayı anlatmaz. Bu ifade dileğe büyülü ve masalsı bir hava katar; bu nedenle çoğu zaman hayal gücünü, masumiyeti veya umutlu bir düşü anlatır.

Alıştırma

Bir yıldıza dilek dilemeyi anlatan ifadeyle masal cümlesini tamamlayın: Mia looked up at the night sky and ____.

Cevabı göster

wished upon a star

Okay.

0:17

Tamam.

Oh, twinkly star.

0:19

Ah, parıldayan yıldız.

Please may I have a puppy? Ton ve niyet

0:21

Lütfen bir yavru köpeğim olabilir mi?

Ton ve niyet

Please may I have ...? ile kibarca istemek

Please may I have ...?, bir şeyi almak ya da ona sahip olmak için kibarca izin istemeye yarar. May I izin sorar, please ise ricayı daha nazik yapar. Bu cümlede have, “yemek” ya da “içmek” değil, “almak veya sahip olmak” anlamındadır. Konuşan kişi yalnızca ne istediğini söylemiyor; bir köpek yavrusu istiyor.

Alıştırma

Hangi cümle kalem istemek için kullanılan eksiksiz ve kibar bir ricadır?

  1. I want a pencil.
  2. Please may I having a pencil?
  3. Please may I have a pencil?
Cevabı göster

Please may I have a pencil?

And then the next morning she woke up. Anlatım akışı

0:24

Ve sonra ertesi sabah uyandı.

Anlatım akışı

Hikâye geçişi olarak And then the next morning

And then olay sırasındaki bir sonraki adımı gösterir, the next morning ise yeni zamanı belirtir. İfadenin tamamı she woke up bölümünden önce gelerek dinleyiciye bir sonraki olayın ne zaman gerçekleştiğini önceden bildirir. The next morning, hikâyedeki daha önceki bir olaya göre anlaşılır ve “o olaydan sonraki sabah” demektir. Bu ifade zaman çizgisini ileri taşır; asıl amacı morning sözcüğünü vurgulamak değildir.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişte geçen bir hikâyeyi bir günden ertesi sabaha en açık şekilde taşır?

  1. Tomorrow morning, we will look for tracks by the tent.
  2. Every morning, we found fresh tracks by the tent.
  3. And then the next morning, we found fresh tracks by the tent.
Cevabı göster

And then the next morning, we found fresh tracks by the tent.

Oh, my wish came true. Kalıp ifadeler

0:28

Ah, dileğim gerçek oldu.

Kalıp ifadeler

my wish came true: come true kalıbı

my wish came true ifadesinde come true, “gerçekleşmek” veya “gerçeğe dönüşmek” anlamına gelir. Soyut isim wish öznedir. Came, come fiilinin geçmiş zaman biçimidir; yani konuşan kişi umduğu şeyin zaten gerçekleştiğini söyler. Dilek, hayal veya tahmin edilen bir şey gerçekten olduğunda wish/dream/prediction + come true kalıbı kullanılır. İngilizcede dileğin kendisini “gerçek hâle gelmiş” diye anlatmak yerine genellikle bu yerleşik birliktelik kullanılır.

Alıştırma

Bir dileğin gerçekleştiğini anlatan kalıbı tamamlayın: After years of saving, Maya's wish ____.

Cevabı göster

came true

My very own puppy.

0:31

Kendi küçük yavru köpeğim.

I will call you Bumpy. Dilbilgisi

0:34

Sana Bumpy diyeceğim.

Dilbilgisi

call you Bumpy: call + nesne + ad

call you Bumpy ifadesinde call, “telefon etmek” değil, “birine veya bir şeye ad vermek ya da o adla hitap etmek” anlamına gelir. Kalıp call + nesne + ad şeklindedir: you nesnedir, Bumpy ise bu nesne için kullanılan addır. Sondaki ad, nesneye ne deneceğini belirterek call fiilinin anlamını tamamlar. Dilbilgisinde buna nesne tamamlayıcısı denir. Bu kalıp insanlar, hayvanlar ve nesneler için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede call, call you Bumpy ifadesindekiyle aynı ad verme veya hitap etme anlamında kullanılmıştır?

  1. We call our teacher Ms. Lee.
  2. We call our teacher every Friday.
  3. We call for our teacher at the front desk.
Cevabı göster

We call our teacher Ms. Lee.

Bumpy.

0:37

Bumpy.

Why is everyone wearing purple pants? Dilbilgisi

0:37

Neden herkes mor pantolon giyiyor?

Dilbilgisi

Why is everyone wearing ...?: o anda görülen ortak kıyafeti sormak

Why bir nedeni sorar. is everyone wearing yapısında everyone dil bilgisi bakımından tekildir; bu yüzden is ile kullanılır. is wearing ise present continuous yapısıdır. Buradaki wearing, sahnedeki insanların üzerindeki kıyafeti anlatır; kıyafeti o anda üzerlerine geçirme eylemini yaptıkları anlamına gelmez. Why is everyone wearing + giysi? kalıbı, o anda herkeste görülen ortak ve dikkat çekici bir görünümün nedenini sorar.

Alıştırma

Bir partiye giriyorsunuz ve tüm konukların o anda yeşil şapka taktığını görüyorsunuz. Hangi soru bu sahneye en uygun olur?

  1. Why is everyone wearing a green hat?
  2. Why does everyone wear a green hat?
  3. Why are everyone wearing a green hat?
Cevabı göster

Why is everyone wearing a green hat?

Barnicus and Bumpy went everywhere together. Kalıp ifadeler

0:40

Barnicus ve Bumpy her yere birlikte gittiler.

Kalıp ifadeler

went everywhere together: birçok yere birbirine eşlik ederek gitmek

Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Went everywhere together, iki karakterin nereye giderlerse gitsinler birbirlerine eşlik ettikleri anlamına gelir ve birçok yere ikili olarak tekrar tekrar gitmelerini özetler. Buradaki everywhere geniş bir genellemedir; mümkün olan her yeri gerçekten ziyaret ettikleri anlamına gelmez. Genellikle birlikte olduklarını belirttiği için yakın bir ilişkiye de işaret edebilir.

Alıştırma

Bu cümleye en uygun anlam hangisidir: Maya and Leo went everywhere together?

  1. Dünyadaki mümkün olan her yeri ziyaret ettiler.
  2. Adı belirtilmeyen bir yere yalnızca bir kez gittiler.
  3. Düzenli olarak birçok yere birlikte giderlerdi.
Cevabı göster

Düzenli olarak birçok yere birlikte giderlerdi.

I'll have some carrots, Ton ve niyet

0:43

Biraz havuç alayım,

please, shopkeeper.

0:44

lütfen, bakkal amca.

Ton ve niyet

I'll have some carrots, please: kibarca sipariş verme ve alışveriş yapma

I'll have + ürün, please, yemek sipariş ederken veya bir şey satın alırken ne seçtiğini söylemek için kullanılan yaygın bir kalıptır. Bu cümlede konuşan kişi dükkân sahibinden biraz havuç istiyor. Buradaki 'll (will) esas olarak gelecek zamandaki bir planı belirtmez. İfadenin tamamı o anda kibarca seçim veya sipariş yapar; please ise isteği yumuşatır.

Alıştırma

Kafe siparişini I'll have kullanarak tamamlayın: ____ a cup of tea, please.

Cevabı göster

I'll have

Bumpy loves carrots.

0:45

Bumpy havuçları sever.

Oh, yes.

0:47

Ah, evet.

What a lovely puppy. Dilbilgisi

0:48

Ne sevimli bir köpek yavrusu.

Dilbilgisi

What a lovely puppy: What a/an + sıfat + isim ünlemi

'What a lovely puppy.' bir soru değil, ünlem cümlesidir. What + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim yapısını izler ve övgü ya da şaşkınlık gibi güçlü bir tepki ifade eder. İsim öbeği normal sırasını korur: a lovely puppy. What an amazing idea! örneğinde olduğu gibi ünlü sesinden önce an kullanılır. Çoğul veya sayılamayan isimlerle a/an kullanılmaz: What lovely flowers! ve What lovely weather!

Alıştırma

Ünlemi What a/an kalıbıyla tamamlayın: ____ beautiful picture!

Cevabı göster

What a

Ow!

0:49

Ah!

So gentle and mild. Kelime

0:50

Çok nazik ve uysal.

Kelime

gentle and mild: sakin bir mizacı anlatmak

Bu cümlede gentle and mild, yavru köpeğin mizacını anlatır. Gentle, nazik ve sert olmayan; mild ise sakin, yumuşak huylu ve saldırgan olmayan anlamındadır. İki sıfat birlikte aynı olumlu izlenimi güçlendirir. Burada mild karakteri anlatır; hafif bir tadı, ılıman havayı veya hafif bir hastalığı anlatmaz.

Alıştırma

“So gentle and mild.” cümlesinde mild ne anlama gelir?

  1. hafif tatlı
  2. ciddi derecede hasta olmayan
  3. sakin ve saldırgan olmayan
Cevabı göster

sakin ve saldırgan olmayan

Barnicus was finally happy.

0:56

Barnicus sonunda mutluydu.

Then one day Barnicus woke up to discover that Bumpy was very sick. Kalıp ifadeler

1:01

Sonra bir gün Barnicus uyandığında Bumpy'nin çok hasta olduğunu fark etti.

Kalıp ifadeler

woke up to discover that ...: uyandıktan sonra beklenmedik bir şey fark etmek

woke up to discover that ... kalıbı “uyandı ve ardından ... olduğunu fark etti” anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle, yeni fark edilen durumu açıklar. Burada to discover, fark etmeyi uyanmanın ardından ortaya çıkan ve çoğu zaman şaşkınlık içeren bir sonuç olarak sunar; uyanma nedenini belirtmez. Yeni bir gerçeğin durumu değiştirdiği hikâyelerde kullanışlı bir kalıptır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “uyandıktan sonra fark etti” anlamına gelen tam beş kelimelik hikâye kalıbıyla tamamlayın: Mia ____ the kitchen floor was covered in water.

Cevabı göster

woke up to discover that

Oh, no.

1:07

Ah, olamaz.

Bumpy's sick.

1:07

Bumpy hasta.

Lots of days and nights went by, Anlatım akışı

1:10

Birçok gün ve gece geçti,

Anlatım akışı

Lots of days and nights went by: bir hikâyede zamanın geçişi

Lots of days and nights went by, uzun bir zaman diliminin geçtiği anlamına gelir. days and nights gibi zaman ifadeleri özne olduğunda went by, birinin bir yerin yanından geçmesini değil, zamanın geçmesini anlatır. Bir hikâyede bu cümle uzun dönemi atlar ve dinleyiciyi daha sonra olanlara götürür. days and nights sözlerinin birlikte kullanılması, bekleyişin özellikle uzun olduğunu hissettirir.

Alıştırma

go by fiilini basit geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamla: Several quiet weeks ____ before we heard any news.

Cevabı göster

went by

but Bumpy wasn't getting better. Dilbilgisi

1:12

ama Bumpy iyileşmiyordu.

Dilbilgisi

wasn't getting better: devam eden bir iyileşmenin olmaması

Get better, iyileşmek veya daha iyi hâle gelmek anlamına gelir. Bu cümlede Bumpy'nin sağlığının iyileşmesini anlatır; daha nazik veya ahlaki açıdan daha iyi biri olmasını anlatmaz. Wasn't getting better, geçmişte devam eden zamanın olumsuz biçimidir. Gözlem yapılan süre boyunca beklenen iyileşme sürecinin gerçekleşmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi get better fiilinin kısaltılmış, geçmişte devam eden olumsuz biçimiyle tamamla: After a week of rest, Mia still ____.

Cevabı göster

wasn't getting better

It's not fair. Ton ve niyet

1:15

Bu hiç adil değil.

Ton ve niyet

It's not fair: haksızlık ve incinmişlik ifade etmek

It's not fair, bir durumun, kuralın, sonucun veya davranışın haksız göründüğünü anlatır. Burada fair, “adil veya eşit” anlamına gelen bir sıfattır. Bu cümle aynı zamanda duygusal bir tepkidir: konuşan kişi üzgündür ve olanları kabul etmekte zorlanır. Duruma kimse bilerek yol açmamış olsa bile incinmişlik ifade edebilir.

Alıştırma

Üzücü bir sonuçtan sonra “It's not fair.” diyen kişi esas olarak ne anlatır?

  1. Halka açık bir pazarı ziyaret etmek istiyor.
  2. Açık ve güzel havayı tarif ediyor.
  3. Durumun haksız olduğunu düşünüyor ve buna üzülüyor.
Cevabı göster

Durumun haksız olduğunu düşünüyor ve buna üzülüyor.

Barnicus wandered around looking for help, Notlar

1:17

Barnicus yardım arayarak etrafta dolaştı,

Öbek fiiller

wandered around: belirli bir rota olmadan dolaşmak

Wandered around, wander around ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Belirli bir rota olmadan bir yerden başka bir yere hareket etmek anlamına gelir. Wander, hareketi sıradan walk fiiline göre daha az yönlendirilmiş gösterir; around ise burada tek bir nesnenin çevresinde dönmekten çok “çeşitli yerlerde” anlamındadır. -ing yapısındaki looking for help, Barnicus'un hareket ederken ne yaptığını anlatır. Genel amaç yardım bulmaktı, ancak izlediği rota yine de belirli ve doğrudan değildi.

Alıştırma

Cümleyi wander around ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the tour ended, we ____ the old town until sunset.

Cevabı göster

wandered around

Kalıp ifadeler

looking for help: yardım aramak

Looking for help, yardım, yardım edebilecek biri veya bir soruna çözüm bulmaya çalışmak demektir. Looking, look for ifadesinin -ing biçimidir; help burada isimdir. Bu ifade yardım arama sürecine odaklanır. Look for, “aramak” anlamına gelen bir öbek fiildir; yalnızca bakışları “yardıma” çevirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi looking for help ile tamamlayın: After his car broke down, Leo walked toward the nearest house ____.

Cevabı göster

looking for help

but no one knew how to fix Socks. Dilbilgisi

1:20

ama kimse Socks'u nasıl iyileştireceğini bilmiyordu.

Dilbilgisi

no one knew how to + fiilin yalın hâli: kimse nasıl yapılacağını bilmiyordu

no one knew how to + fiilin yalın hâli, bir şeyin nasıl yapılacağını tek bir kişinin bile bilmediğini ifade eder. Knew, know fiilinin geçmiş zaman biçimidir; how to ifadesinden sonra how to open veya how to start örneklerinde olduğu gibi fiilin yalın hâli gelir. Bu kalıp bilgi veya yöntem eksikliğini anlatır; kişilerin eylemi fiziksel olarak yapamadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Bu çocuk hikâyesi bağlamında fix, bir makineyi onarmak değil, hasta karakteri iyileştirmek demektir. Anlatımda Bumpy yerine yanlışlıkla Socks adı söylenmiştir; bu, kalıbın dil bilgisini değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi, kimsenin yöntemi bilmediğini ifade eden üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The gate was locked, and no one ____ open it.

Cevabı göster

knew how to

Oh, I mean Bumpy. Ton ve niyet

1:22

Ah, yani Bumpy'nin.

Ton ve niyet

I mean Bumpy. ile anında kendini düzeltme

Burada I mean Bumpy, konuşanın az önce yanlış söylediği adın hemen yerine geçer. I mean doğru sözcüğü getirir: söylenmek istenen ad Bumpy'dir. Konuşurken kendi hatanızı fark ettiğinizde I mean + doğru sözcük veya ifade kalıbını kullanabilirsiniz. Bu kullanım, görüşünüzü uzun uzun açıklamak değil, kendi sözünüzü düzeltmektir.

Alıştırma

Günü düzeltmek için örnekteki öz düzeltme ifadesini kullanın: The appointment is on Monday—sorry, ____ Tuesday.

Cevabı göster

I mean

Shopkeeper, please can you help Bumpy? Ton ve niyet

1:24

Bakkal amca, lütfen Bumpy'ye yardım eder misin?

Ton ve niyet

please can you help Bumpy? ile kibarca rica etme

please can you help Bumpy? bir eylem talebidir. Burada can you + fiilin yalın hâli, dükkân sahibinden yardım etmesini ister; yalnızca kişinin bunu yapabilecek durumda olup olmadığını sormaz. Please can you + fiilin yalın hâli...? kalıbı açık ve günlük bir rica oluşturur. please, konuşanın ne istediğini belirsizleştirmeden ifadeyi kibarlaştırır.

Alıştırma

Örnekteki rica kalıbını kullanın: ____ carry this box for me?

Cevabı göster

Please can you

Sorry, I only know how to sell carrots. Dilbilgisi

1:27

Üzgünüm, ben sadece nasıl havuç satılacağını biliyorum.

Dilbilgisi

only know how to: birinin yapabildiklerini sınırlamak

Only know how to + fiilin yalın hâli, bir kişinin uygulamalı bilgisinin veya becerisinin ardından gelen eylemle sınırlı olduğunu belirtir. Burada only, know how to sell carrots bölümünü sınırlar: konuşan kişi sahip olduğunu söylediği tek becerinin havuç satmak olduğunu anlatır; bu beceriye sahip tek kişinin kendisi olduğunu söylemez. Sorry ifadesinden sonra bu sınırlama, başka bir işe yardım edememenin nazik bir gerekçesi olur. Bu kalıbı, yapabildiklerinizin sınırını açıklamak için de kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bunun konuşan kişinin bildiği tek tamir işi olduğunu göstermek için cümleyi only know how to ile tamamlayın: I ____ fix loose buttons, not broken zippers.

Cevabı göster

only know how to

Finally, she asked the baker.

1:31

Sonunda fırıncıya sordu.

Oh, no, Muffin.

1:33

Ah, hayır, Muffin.

That's my good vase. Kelime

1:34

O benim en iyi vazom.

Kelime

my good vase: değer verilen veya özel bir vazo

my good vase ifadesinde good, konuşan kişinin daha iyi, özel veya daha değer verdiği vazoyu, yani zarar görmesini istemediği vazoyu belirtir. Ahlaki bir nitelik anlatmaz ve vazonun mutlaka pahalı olduğu anlamına gelmez. Good, iyelik ifadesi ve bir ev eşyasıyla kullanıldığında özel kullanım için saklanan veya daha özenli davranılan eşyayı seçip gösterebilir. That's my good vase cümlesinde bu seçim, ‘O benim önemsediğim vazo’ der gibi kaygı veya koruma isteği katar.

Alıştırma

That's my good vase cümlesinde my good vase büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca kabul edilebilir olan herhangi bir vazo
  2. Ahlaki açıdan iyi kalpli bir vazo
  3. Konuşan kişinin korumak istediği daha iyi veya daha değerli vazo
Cevabı göster

Konuşan kişinin korumak istediği daha iyi veya daha değerli vazo

Hi, Bluey.

1:35

Selam, Bluey.

Did you want pancakes? Ton ve niyet

1:37

Krep mi istedin?

Ton ve niyet

Did you want...?: şimdiki zamana yönelik daha yumuşak bir soru

Burada Did you want pancakes? dinleyicinin geçmişteki bir isteğini değil, şu andaki seçimini sorar. Konuşan kişi o anda yiyecek ikram etmektedir. Geçmiş zaman biçimi did bir mesafe katar ve soruyu daha az doğrudan yapar. Hizmet, misafir ağırlama veya bakım bağlamlarında Did you want...? Do you want...? sorusunun yumuşatılmış bir biçimi olabilir. did'in nazikçe yumuşatma mı yoksa gerçek geçmiş zaman mı belirttiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Yargı: Şu anda içecek sunan bir görevli, soruyu daha az doğrudan yapmak için "Did you want some water?" diyebilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Muffin, her name is Barnicus.

1:39

Muffin, onun adı Barnicus.

Why don't... um...

1:42

Neden... hımm...

Why don't you try the wise old wolfhound, Barnicus? Notlar

1:44

Neden bilge yaşlı kurt köpeğini denemiyorsun, Barnicus?

Ton ve niyet

Why don't you try...?: öneride bulunmak

Why don't you try...? bir eylem önermenin yaygın bir yoludur. Burada konuşan kişi bilge yaşlı kurt köpeğinden yardım istemeyi önerir; Barnicus'tan bir neden açıklamasını istemez. try fiilinden sonra, try the help desk örneğindeki gibi yardım edebilecek bir kişiyi, yeri veya seçeneği belirten bir isim öbeği gelebilir. try restarting the computer örneğindeki gibi bir yöntem veya eylem de -ing biçimiyle belirtilebilir.

Alıştırma

Why don't you try...? kullanarak bir öneri yapın: The app will not open. ____ restarting it?

Cevabı göster

Why don't you try

Kültür

Bir masal danışmanı olarak the wise old wolfhound

Wolfhound, büyük bir köpek türüdür. Burada the wise old wolfhound yalnızca hayvanın yaşını ve zekâsını tarif etmez. Masallarda bilge ve yaşlı bir karakter çoğu zaman danışman ya da yol gösterici olur. Bu rol, Barnicus'a neden bu köpekten yardım istemesinin önerildiğini açıklar: Köpek, diğer karakterlerin bilmediği bir çözümü biliyor olabilir.

Alıştırma

Bir masalda the wise old wolfhound tanımı, karakter hakkında en güçlü biçimde neyi düşündürür?

  1. Hikâyedeki en hızlı hayvan olmak zorundadır.
  2. Bilgi vermesi veya yol göstermesi muhtemeldir.
  3. Sözcükler yalnızca yaşını ve zekâsını bildirir.
Cevabı göster

Bilgi vermesi veya yol göstermesi muhtemeldir.

Why don't you try the wise old wolfhound, Bluey?

1:47

Neden bilge yaşlı kurt köpeğini denemiyorsun, Bluey?

Barnicus.

1:51

Barnicus.

I mean, Barnicus...?

1:52

Yani, Barnicus...?

Oh, yes, of course.

1:54

Ah, evet, tabii ki.

Thanks, baker lady.

1:55

Teşekkürler, fırıncı teyze.

Was that all right, Dad? Ton ve niyet

1:56

Bu iyi oldu mu, baba?

Ton ve niyet

Tamamlanmış bir eylemi sormak için Was that all right?

Was that all right? konuşanın az önce söylediği veya yaptığı bir şeyin uygun ya da yeterince iyi olup olmadığını sorar. Burada that tamamlanmış gösteriyi belirtir; was ise kontrolün olaydan sonra yapıldığını gösterir. Bu kullanımda all right, “uygun” veya “sorunsuz” anlamına gelir. Soru güvence ya da değerlendirme ister; babanın kendini iyi hissedip hissetmediğini sormaz.

Alıştırma

Kısa bir gösteriyi yeni bitirdiniz ve antrenörünüzden gösterinin uygun olup olmadığını değerlendirmesini istiyorsunuz. En doğal soru hangisidir?

  1. Are you all right?
  2. Was that all right?
  3. Did I get that right?
Cevabı göster

Was that all right?

Good luck, Bluey!

1:58

İyi şanslar, Bluey!

Oh, Muffin.

2:00

Ah, Muffin.

We can edit that bit out, right? Notlar

2:03

O kısmı kesebiliriz, değil mi?

Öbek fiiller

edit that bit out: bir bölümü çıkarmak

Edit that bit out, o bölümü düzenleme sırasında çıkararak tamamlanmış videoda, kayıtta veya metinde görünmemesini sağlamak demektir. That bit nesnedir; out ise yön değil, çıkarma sonucunu ifade eder. Edit out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsimden oluşan nesne edit that bit out örneğindeki gibi araya veya edit out that bit örneğindeki gibi parçacıktan sonraya gelebilir. Zamir nesne mutlaka araya gelir: edit it out denir, edit out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi edit out ile tamamlayın ve zamiri doğru konuma yerleştirin: My phone number appears in the clip, so please ____ before you post it.

Cevabı göster

edit it out

Ton ve niyet

Onay istemek için cümle sonundaki right?

Bir ifadenin sonunda kullanılan right?, is that correct? veya do you agree? ifadelerine yakın, kısa bir onay isteme biçimidir. Bu cümlede konuşan kişi, o bölümü çıkarmanın mümkün veya kabul edilebilir olduğunu dinleyiciye onaylatmak istiyor. Ana mesajı önceki ifade verir; right? ise cevap bekler ve çoğu zaman konuşanın evet yanıtı beklediğini gösterir. Buradaki right yön veya yasal hak anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşan kişi We can leave now, right? cümlesinin sonundaki right? ile ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin doğrulamasını veya kabul etmesini istemek
  2. Birinin yasal bir hakkı olduğunu söylemek
  3. Dinleyiciye sağa hareket etmesini söylemek
Cevabı göster

Dinleyicinin doğrulamasını veya kabul etmesini istemek