Elon Musk Neden Evinde Bir Okul Kurdu?: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video özeti: Bu belgesel, Elon Musk'ın deneysel okullarında çocukların önceden belirlenmiş tek bir yanıtı bulması yerine akıl yürütme becerilerini geliştirmek için ilk prensipler düşüncesinin, mühendislik problemlerinin, takım çalışmasının ve gelecek senaryolarının nasıl kullanıldığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. boiling them down to the basics - Öbek fiiller: Bu yapının karmaşık bir sistemi temel gerçeklerine indirgemeyi anlattığını kavrayın; böylece analiz ve problem çözme açıklamalarını gerçek anlamda kaynatma olarak yorumlamazsınız. 2. go back to the drawing board - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Konuşanın yetersiz bir tasarımı bırakıp planlamaya baştan dönmeyi kastettiğini, fiziksel olarak çizim tahtasına dönmediğini ayırt edin. 3. whether you're studying or if you're already working. - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Doğal konuşmada seçeneklerin biçim bakımından tam paralel olmayabileceğini fark edin ve resmî yazıda daha dengeli whether ... or ... yapısını kullanın.
Bu derste
This is exclusive video of Elon giving a lecture at the home he used to own in Bel Air. Dilbilgisi
0:00Bu, Elon'ın Bel Air'de eskiden sahip olduğu evde ders verirken çekilmiş özel bir videosu.
used to own: artık değişmiş olan geçmiş bir durum
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte var olan ancak artık doğru veya olağan olmayan bir alışkanlığı ya da durumu anlatır. Burada used to own, Elon'ın geçmişte bu eve sahip olduğunu fakat artık sahip olmadığını belirtir. the home he used to own ifadesinde the home, own fiilinin nesnesidir. Tam ilişki the home that he used to own şeklinde düşünülebilir.
Alıştırma
Hangi cümle Nora'nın geçmişte dükkânın sahibi olduğunu ancak artık olmadığını ifade eder?
- Nora used to own the shop.
- Nora is used to owning the shop.
- The shop is used to store supplies.
Cevabı göster
Nora used to own the shop.
He didn't think regular schools were doing a good enough job of preparing kids. Kalıp ifadeler
0:08Normal okulların çocukları geleceğe hazırlamakta yeterince iyi bir iş çıkardığını düşünmüyordu.
doing a good enough job of preparing: performansın yeterli olup olmadığını değerlendirmek
Do a good enough job of + -ing, bir kişinin veya şeyin bir etkinliği ne kadar iyi yaptığını değerlendirir. Burada job meslek değil performans anlamına gelir; good enough ise performansın gerekli standarda ulaştığını belirtir. Değerlendirilen etkinlik of sonrasında -ing biçiminde gelir: of preparing. Cümle, normal okulların çocukları yeterli bir düzeyde hazırlamadığını söylüyor.
Alıştırma
Hangi cümle bir aracın görevi yeterli düzeyde yaptığını söylemek için bu yapıyı doğal biçimde kullanır?
- The filter does a good enough job of removing smoke.
- The filter does enough good job of removing smoke.
- The filter does a good enough job to removing smoke.
Cevabı göster
The filter does a good enough job of removing smoke.
Does anybody have any experience with first principles analysis? Kültür
0:13İlk prensipler analizi konusunda deneyimi olan var mı?
first principles analysis: temel gerçeklerden yeniden kurmak
First principles analysis, bir problemi daha fazla indirgenemeyen en temel gerçeklere ayırıp sonucu bu gerçeklerden başlayarak yeniden kurmak demektir. Burada kişisel ilkelerin veya resmî kuralların incelenmesini değil, bir problem çözme yöntemini adlandırır. Soru, bu yöntemi kullanan ya da anlayan biri olup olmadığını sorar.
Alıştırma
Bir ekip eski tasarımı bir kenara bırakıp malzeme özelliklerinden, güvenlik sınırlarından ve gerekli işlevden başlıyor. Hangi yöntemi kullanıyor?
- first principles analysis
- reasoning by analogy
- a personal code of principles
Cevabı göster
first principles analysis
He's a big proponent of teaching people to think based on first principles, Kalıp ifadeler
0:18O, insanlara ilk prensiplere dayalı düşünmeyi öğretmenin büyük bir destekçisidir.
a big proponent of: güçlü ve aktif destek
A big proponent of X, X’i güçlü ve açık biçimde destekleyen ya da savunan kişiyi anlatır. Big konuşma diline özgü bir güçlendiricidir; asıl isim olan proponent ise daha resmîdir. Of zorunludur. Ardından bir isim, isim grubu veya -ing biçimi gelebilir. Buradaki of teaching people... onun desteklediği yaklaşımı belirtir.
Alıştırma
'Güçlü ve aktif bir destekçi' anlamındaki derste geçen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya is ____ reusable packaging at her company.
Cevabı göster
a big proponent of
which is figuring out how things work by boiling them down to the basics. Öbek fiiller
0:23Bu da olayları en temel unsurlarına indirgeyerek nasıl çalıştıklarını anlamak demektir.
Boil something down to something: karmaşıklığı öze indirgemek
Burada boil them down, incelenen karmaşık şeyleri en basit ve en temel parçalarına indirgemek demektir. Bu mecazi bir kullanımdır; hiçbir şey gerçekten ısıtılmaz veya kaynatılmaz. Kalıp boil + nesne + down + to + sonuç şeklindedir: boil something down to the basics. Nesne bir zamirse boil ile down arasına gelir: boil them down denir, boil down them denmez.
Alıştırma
Hangi cümle Priya'nın uzun bir teklifi temel noktalarına indirgediği anlamına gelir?
- Priya read the full proposal aloud to the group.
- Priya broke the proposal down into three sections.
- Priya boiled the proposal down to three key points.
Cevabı göster
Priya boiled the proposal down to three key points.
it used to be that people thought a radical improvement in rocketry was impossible. Dilbilgisi
0:29eskiden roket biliminde köklü bir gelişmenin imkansız olduğu düşünülürdü.
It used to be that + yan cümle: geçmişteki genel bir durum
it used to be that + yan cümle yapısında it, geçmişteki bir durumun veya inancın tamamını tanıtan yer tutucu bir ögedir. Buradaki that yan cümlesi, insanların bir zamanlar roket teknolojisinde köklü bir ilerlemenin imkânsız olduğuna genel olarak inandığını söyler ve bu görüşün sonradan değiştiğini ima eder. Bu kalıbı tek bir kişinin tekrarlanan alışkanlığından çok, geçmişteki bir toplumsal kuralı, yaygın varsayımı veya genel durumu anlatmak için kullanın.
Alıştırma
Geçmişteki genel bir durumu tanıtan ve It ile başlayan dört kelimelik kalıpla tamamlayın: ____ most employees worked in the office every day.
Cevabı göster
It used to be that
Space agencies and private companies tried to build reusable rockets,
0:34Uzay ajansları ve özel şirketler yeniden kullanılabilir roketler yapmaya çalıştılar,
The only one that kind of worked was NASA's space shuttle, Ton ve niyet
0:39Bir nevi işe yarayan tek şey NASA'nın uzay mekiğiydi,
Kind of worked: sınırlı başarı
kind of worked ifadesinde kind of, worked ile yapılan olumlu değerlendirmeyi yumuşatır. Girişimin bir ölçüde işe yaradığını, fakat tam olarak başarılı olmadığını veya açık bir başarı sayılacak kadar iyi sonuç vermediğini anlatır. Bu yumuşatma ifadesi, konuşanın çekincesini korurken sınırlı bir başarıyı kabul etmesini sağlar. Bir değerlendirmeden önce kind of duyduğunuzda cümleyi güçlü bir evet olarak anlamayın.
Alıştırma
'The backup plan kind of worked' en olası olarak ne anlama gelir?
- Bir ölçüde işe yaradı, ancak tam olarak başarılı olmadı.
- Kusursuz biçimde başarılı oldu.
- Hiçbir yararlı sonuç üretmeden başarısız oldu.
Cevabı göster
Bir ölçüde işe yaradı, ancak tam olarak başarılı olmadı.
but the cost of refurbishing the boosters by fishing them out of the ocean was so great Dilbilgisi
0:43ancak iticileri okyanustan çıkarıp yenilemenin maliyeti o kadar yüksekti ki
So great that: sonuca yol açan derece
so + sıfat + that yan cümlesi yapısında so, sıfatın ifade ettiği dereceyi yükseltir; that yan cümlesi ise bu aşırı derecenin sonucunu belirtir. Buradaki so great, maliyetin iticileri yeniden kullanmayı mantıksız kılacak kadar yüksek olduğu anlamına gelir. Maliyet gibi ölçülebilen şeylerle kullanıldığında great, mükemmel değil, büyük veya yüksek anlamına gelebilir. Bu yapıyı anlamak için derece aşırı olduğu için hangi sonucun ortaya çıktığını sorun.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç yapısıyla tamamlayın: The wind was ____ strong ____ the game was canceled.
Cevabı göster
so · that
has no basis in reality: gerçekte hiçbir dayanağı olmamak
Bu cümlede has no basis in reality, söz konusu sonucun gerçek olgular veya kanıtlarla desteklenmediği anlamına gelir. Has fiilinin öznesi sorgulanan fikirdir; basis fiziksel bir taban değil, destekleyici gerekçe veya dayanak demektir. Bir iddianın, varsayımın veya sonucun temelini reddetmek için have/has no basis in reality kullanılır. Bu ifade, bir şeyin yalnızca yanlış olduğunu söylemekten daha belirgindir çünkü gerçek dünyadaki desteğin eksikliğine işaret eder.
Alıştırma
Bir iddiayı gerçek dünyadaki olgularla desteklenmediği için en iyi reddeden cümle hangisidir?
- The claim does not interest me.
- The claim is difficult to explain.
- The claim has no basis in reality.
Cevabı göster
The claim has no basis in reality.
Um A first principles of a foundational approach would be to say,
0:58Hmm, temel bir yaklaşımın ilk prensibi şöyle demek olurdu:
let's look at the physics and economics um of a rocket
1:03bir roketin fiziğine ve ekonomisine bakalım
First principles thinking would break down the cost of the rocket's materials Öbek fiiller
1:16İlk prensipler düşüncesi roket malzemelerinin maliyetini parçalarına ayırır
break down: maliyeti parçalara ayırmak
Burada break down, karmaşık bir şeyi her biri incelenebilecek daha küçük parçalara ayırmak demektir. Ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne the cost of the rocket's materials olduğundan, herhangi bir şeye zarar vermek değil, farklı malzeme maliyetlerini belirlemek kastedilir. Bu analiz anlamı maliyetler, sorunlar, görevler, süreçler ve verilerle kullanılabilir: break down the budget veya break a task down into steps. İfade, kategorileri belirtmek için by ya da ortaya çıkan parçaları belirtmek için into ile sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi analiz amacıyla daha küçük parçalara ayırmak anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: To understand the bill, let's ____ the charges by category.
Cevabı göster
break down
and figure out how to reassemble the materials to produce a more affordable rocket,
1:21ve daha uygun fiyatlı bir roket üretmek için bu malzemelerin nasıl yeniden bir araya getirilebileceğini bulur;
Ad Astra school originally began at SpaceX's rocket factory in Hawthorne, California,
1:28Ad Astra okulu başlangıçta Hawthorne, Kaliforniya'daki SpaceX roket fabrikasında kuruldu,
to teach Elon's children and the kids of some employees.
1:34Elon'ın çocuklarına ve bazı çalışanların çocuklarına eğitim vermek için.
Then it moved to his house for a couple of years,
1:38Daha sonra birkaç yıllığına onun evine taşındı,
The teacher who helped create the curriculum was Josh Dahn.
1:45Müfredatın oluşturulmasına yardımcı olan öğretmen Josh Dahn'dı.
Dahn taught one of Elon's sons at a private school for gifted children in LA.
1:50Dahn, Elon'ın oğullarından birine LA'deki üstün yetenekli çocuklara yönelik özel bir okulda eğitim vermişti.
The SpaceX CEO then approached him to start an experimental school at his rocket factory.
1:55SpaceX CEO'su daha sonra roket fabrikasında deneysel bir okul kurması için onunla iletişime geçti.
So if Elon's directive was to make it great,
2:01Yani, eğer Elon'ın talimatı onu harika bir hale getirmek idiyse,
What does great look like?: mükemmelliği somut olarak tanımlamak
Burada what does great look like? birinin dış görünüşünü sormaz. what does + soyut hedef + look like? kalıbı, bu hedefin pratikte nasıl görüneceğini; hedefe ulaşıldığını hangi ölçütlerin, özelliklerin veya sonuçların göstereceğini sorar. Bu kalıp, bunu harika yap gibi belirsiz bir talimatı somut bir tanım istemeye dönüştürür. Konuşan kişi ne yapılacağına karar vermeden önce başarı konusunda ortak bir anlayış oluşturmak ister.
Alıştırma
what does great look like? sorusunda konuşan kişi ne istiyor?
- Nesneyi geliştirmek için adım adım bir planı
- Bir nesnenin fiziksel görünüşünü
- Bir şeyin harika sayılmasını sağlayacak somut ölçütleri veya sonuçları
Cevabı göster
Bir şeyin harika sayılmasını sağlayacak somut ölçütleri veya sonuçları
It looked like a totally different experience than a typical school.
2:06Tipik bir okuldan tamamen farklı bir deneyime benziyordu.
solving the types of problems SpaceX employees tackle.
2:17SpaceX çalışanlarının uğraştığı türden sorunları çözüyorlardı.
Like imagine how the grid fin can be redesigned. Kültür
2:21Örneğin ızgara kanatçığın (grid fin) nasıl yeniden tasarlanabileceğini hayal edin.
grid fin: ızgara biçimli aerodinamik kontrol yüzeyi
grid fin, çok sayıda küçük açıklığa sahip kafes biçimli bir uçuş kontrol yüzeyidir. Düz ve tamamen kapalı sıradan bir kanatçık gibi değildir; kesişen çubuklardan oluşur. Böylece hava ızgaranın içinden geçerken bu yüzey bir roketin veya başka bir havacılık aracının yönlendirilmesine yardımcı olur. Bu cümlede grid fin, balık yüzgeci değil, belirli bir havacılık parçasının adıdır. Şekli, boyutu ve malzemesi bir mühendislik problemi olarak yeniden tasarlanabildiği için bu terim önemlidir.
Alıştırma
grid fin nedir?
- Bir havacılık aracında kullanılan ızgara biçimli aerodinamik kontrol yüzeyi
- Kareli renk desenine sahip bir balık yüzgeci
- Ana görevi kaldırma üretmek olan düz bir kanat
Cevabı göster
Bir havacılık aracında kullanılan ızgara biçimli aerodinamik kontrol yüzeyi
He's referring to the fins that come down when the Falcon 9 lands.
2:25Falcon 9 inerken aşağı doğru açılan kanatçıklardan bahsediyor.
And how would you have known if those designs would be more efficacious than a design that's currently being used? Kelime
2:30Peki bu tasarımların şu anda kullanılmakta olan bir tasarımdan daha etkili olacağını nasıl bilebilirdiniz?
More efficacious than: gerçek etkililiği karşılaştırma
More efficacious than, “amaçlanan sonucu üretme konusunda bir şeyden daha başarılı” anlamına gelir. Bu cümlede önerilen tasarımların gerçekte ne kadar iyi çalışacağı, şu anda kullanılan tasarımla karşılaştırılıyor. Efficacious bir sıfattır; more + sıfat + than yapısı karşılaştırma oluşturur. Bu ifade zaman, para veya emek tasarrufunu değil, amaçlanan etkiye ulaşılıp ulaşılmadığını anlatır.
Alıştırma
Çalışma amaçlanan etkiyi üretmedeki başarıyı karşılaştırıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The revised treatment proved ___ the previous one in preventing infection.
- more expensive than
- more efficacious than
- more efficient than
Cevabı göster
more efficacious than
The lesson of first principles is to not be bound by what's already been done. Kalıp ifadeler
2:36İlk prensiplerin dersi, halihazırda yapılmış olan şeylere bağlı kalmamaktır.
Be bound by: kurallar veya emsallerle sınırlandırılmak
Be bound by, “bir şey tarafından zorunlu tutulmak, sınırlandırılmak veya kontrol edilmek” anlamına gelir. Burada not be bound by what's already been done, önceki seçimlerin yeni düşüncenin sınırlarını belirlememesi gerektiğini ifade eder. Kalıp, be + bound + by + kural, anlaşma, koşul veya emsal biçimindedir. By sonrasındaki unsur, kısıtlamanın kaynağı olarak sunulur.
Alıştırma
“Bir şey tarafından kısıtlanmak” anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? When making the decision, even the director must ___ the safety rules.
- be bound by
- be bound to
- be bound for
Cevabı göster
be bound by
You don't have to create grid fins of the same design, size, or material.
2:41Aynı tasarım, boyut veya malzemeden ızgara kanatçıklar yapmak zorunda değilsiniz.
You can even go back to the drawing board completely and imagine something totally different that could direct a descending rocket. Deyimler
2:46Hatta tamamen en başa dönüp alçalan bir roketi yönlendirebilecek tamamen farklı bir şey bile hayal edebilirsiniz.
Go back to the drawing board: başa dönmek
Go back to the drawing board, mevcut yaklaşım işe yaramadığı için şimdiki planı bırakıp planlama veya tasarlama sürecine baştan başlamak demektir. Bu ifade genellikle mecazidir; gerçekten bir çizim tahtasına dönmek gerekmez. Küçük bir ayrıntıyı düzeltmekten ziyade temel yaklaşımı yeniden düşünmeyi anlatır.
Alıştırma
“Planlamaya baştan başlamak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The prototype failed every safety test, so we need to ____.
Cevabı göster
go back to the drawing board
Can something other than grid fins be better for the successor to the Falcon 9, Starship? Kalıp ifadeler
2:53Falcon 9'un halefi olan Starship için ızgara kanatçıklar dışında başka bir şey daha iyi olabilir mi?
Successor to the Falcon 9: Falcon 9'un halefi
Successor to the Falcon 9 ifadesinde successor, önceki ürün veya sistemden sonra gelip onun yerini alan ürünü ya da sistemi anlatır. Normal edat to'dur: X is the successor to Y. Virgülden sonra gelen Starship, söz konusu halefin adını belirtir. Bu bir açıklayıcı eşleme yapısıdır ve sorudaki successor sözcüğünün neyi kastettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi successor sözcüğünden sonra gelen standart edatla tamamlayın: The new battery system is the successor ____ the previous model.
Cevabı göster
to
There were also questions related to Tesla,
2:59Öğrencilerin SpaceX'in Hawthorne fabrikasındaki Tesla tasarım stüdyosunu görme fırsatı olduğu için
as students had exposure to Tesla's design studio within SpaceX's Hawthorne factory. Kalıp ifadeler
3:02Tesla ile ilgili sorular da vardı.
had exposure to: uzmanlık iddiası olmadan temas
Burada had exposure to, öğrencilerin Tesla'nın tasarım ortamını görme, onunla karşılaşma veya bu ortamdan bir şeyler öğrenme fırsatları olduğu anlamına gelir. Zararlı bir şeye maruz kalmayı değil, temas kurmayı ve giderek aşinalık kazanmayı anlatır. Bu ifade, öğrencilerin orada kapsamlı biçimde çalıştığını veya uzman olduğunu göstermez. Bir kişinin bir alan, araç, kültür ya da iş yeriyle bir miktar teması olduğunu fakat deneyim düzeyini abartmak istemediğinizi anlatırken have exposure to kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Burada had exposure to ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Stüdyoda zaten uzman tasarımcılar hâline gelmişlerdi.
- Fabrikada fiziksel bir tehlikeye maruz kalmışlardı.
- Stüdyoyu tanıma fırsatları vardı, ancak yalnızca bu bilgi onların uzman olduğu anlamına gelmez.
Cevabı göster
Stüdyoyu tanıma fırsatları vardı, ancak yalnızca bu bilgi onların uzman olduğu anlamına gelmez.
For example, Like what could the Supercharger network look like in a country where it doesn't yet exist?
3:07Örneğin, henüz var olmayan bir ülkede Supercharger ağı nasıl görünebilir?
So, what if you created the Supercharger network in Argentina? Dilbilgisi
3:12Peki, ya Supercharger ağını Arjantin'de kursaydınız?
what if you created: geçmiş zaman biçimiyle varsayımsal öneri
What if, hayal edilen bir durumu ortaya koyar ve dinleyiciyi bu durumun olası sonucunu düşünmeye çağırır. what if you created ifadesindeki created, basit geçmiş zaman biçimindedir ancak eylemi geçmiş zamana yerleştirmez. Geçmiş zaman biçimi varsayımsal bir mesafe ekler: ağ henüz orada bulunmadığı için konuşan kişi, dinleyiciden onu kurduğunu hayal etmesini ister. Bu yapı fikir üretmek, riskleri incelemek ve alternatifleri değerlendirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Planın varsayımsal olduğunu göstermek için soruyu what if, you ve create fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: ____ a reading club at school?
Cevabı göster
What if you created
There are many different ways to answer this question.
3:15Bu soruyu yanıtlamanın birçok farklı yolu var.
What Josh was looking for was the ability to reason. Dilbilgisi
3:18Josh'ın aradığı şey mantık yürütme yeteneğiydi.
What ... was ...: What ile kurulan sözde bölünmüş yapı
Burada What Josh was looking for, Josh'ın bulmak istediği şey anlamına gelen bir isim cümleciğidir ve cümlenin öznesidir. Bu nedenle What bir soru sormaz. What + yan cümle + be + odak ögesi kalıbı sözde bölünmüş bir yapı oluşturur. Temel bilgi olan the ability to reason ifadesini cümlenin sonuna bırakır. Böylece bu bilgi vurgulanır ve konuşmacı gerçek ölçütün ne olduğunu netleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, yürüyüşçülerin asıl ihtiyacını sonda vurgulamak için What ile kurulan sözde bölünmüş yapıyı kullanır?
- What the hikers needed was a reliable map.
- The hikers needed a reliable map.
- What did the hikers need on the trail?
Cevabı göster
What the hikers needed was a reliable map.
Centering Superchargers around dense populations is a start.
3:22Supercharger'ları yoğun nüfusun olduğu yerlere odaklamak bir başlangıçtır.
And then the next question is like, well where do we go next?
3:26Ve sonraki soru şuna benzer: Peki şimdi nereye gidiyoruz?
And the way that they have reasoned through that is really interesting because then they're seeing these like multiple pathways that they could approach. Öbek fiiller
3:28Bunu mantık yürüterek çözme yolları gerçekten ilginç çünkü o zaman yaklaşabilecekleri bu çoklu yolları görüyorlar.
reasoned through: bir sorunu adım adım düşünüp çözmek
Bu cümlede reasoned through that, bütün problemi mantık kullanarak adım adım ele aldıkları ve farklı çözümlerin nasıl işleyebileceğini gördükleri anlamına gelir. Through, düşünmeyi aşamalardan oluşan bir süreç olarak gösterir; bir yerden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez. Bir cevaba ulaşırken izlenen yol önemli olduğunda reason through + sorun, seçim veya durum yapısı kullanılır. Bu ifade yalnızca sonuca değil, kişinin bir anlayışa veya karara nasıl ulaştığına odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişinin sorunu mantıklı biçimde adım adım incelediğini en iyi gösterir?
- We walked through the park to reach the station.
- We glanced at the options and picked one immediately.
- We reasoned through each option before choosing a route.
Cevabı göster
We reasoned through each option before choosing a route.
And one of the ways that you can help them is to limit the number of Superchargers that they can build. Dilbilgisi
3:35Onlara yardım etmenin yollarından biri, inşa edebilecekleri Supercharger sayısını sınırlamaktır.
one of the ways that ... is to ... kalıbı
one of the ways that ... is to ... kalıbı, birkaç olası yöntem arasından belirli bir yöntemi tanıtır. Bu cümlede yöntem is to ifadesinden sonra gelir: limit the number of Superchargers. is fiilinin öznesindeki temel sözcük, yakındaki çoğul ways değil, tekil one sözcüğüdür; bu yüzden tekil is doğrudur. Kalıp, one of the ways that + özne + can + fiil + is to + fiil biçiminde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, one ile tekil uyum sağlayan ve yöntemi tanıtan iki kelimelik bağlantıyla tamamlayın: One of the ways that you can save water ____ take shorter showers.
Cevabı göster
is to
you know, 50 Superchargers in the country of Argentina for that first year,
3:40diyelim ki, o ilk yıl için Arjantin'de sadece 50 Supercharger inşa edebiliyorsanız,
And this is high-level thinking at a really young age.
3:46İşte bu, gerçekten genç yaşta üst düzey bir düşünme tarzıdır.
It's remarkable what kids are capable of when you give them opportunities where they have decisions to make. Dilbilgisi
3:48Çocuklara karar vermeleri gereken fırsatlar sunduğunuzda yapabildikleri şeyler dikkate değer.
what kids are capable of: gömülü yan cümlede düz cümle dizilişi
Bu cümlede what kids are capable of, “çocukların yapabildiği şeyler” anlamına gelir. Yan cümlenin tamamı neyin dikkat çekici olduğunu belirtir. Bu, doğrudan soru değil, daha büyük bir cümleye gömülü isim yan cümleciğidir; bu yüzden are kids değil, kids are şeklindeki düz cümle dizilişini korur. What, capable of yapısındaki of sözcüğünün eksik tümlecini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan yan cümleciği seçin: The coach was surprised by ____.
- what were the players capable of
- what the players were capable of
- what the players capable of were
Cevabı göster
what the players were capable of
an online program applying the same type of thinking at Elon's school.
3:57Elon'ın okulundaki aynı düşünce tarzını uygulayan çevrimiçi bir program.
Students from around the world strategize in teams as a way to mirror collaboration in real life. Kelime
4:05Gerçek hayattaki iş birliğini yansıtmanın bir yolu olarak dünyanın dört bir yanından öğrenciler takımlar halinde stratejiler geliştiriyor.
mirror collaboration in real life: gerçek hayattaki iş birliğini yansıtmak
Burada mirror, “gerçek dünyadaki bir şeye benzer bir düzen veya yapı göstermek” anlamında kullanılan bir fiildir. Takım etkinliği, çalışma biçimi gerçek hayattaki iş birliğine benzeyecek şekilde tasarlanmıştır. Mirror önemli benzerliklere işaret eder; her ayrıntının eksiksiz kopyalandığı anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “X mirrors Y”dir: X, Y ile temel özellikleri paylaşır.
Alıştırma
Mirror hangi cümlede “başka bir şeyle aynı önemli yapıya veya etkiye sahip olmak” anlamında kullanılmıştır?
- The mirror has a silver frame.
- The practice interview mirrors the pressure of a real job interview.
- She checked her hair in the mirror.
Cevabı göster
The practice interview mirrors the pressure of a real job interview.
We'll start the first game in about 5 minutes.
4:12Yaklaşık 5 dakika içinde ilk oyuna başlayacağız.
Although the students are as young as eight, Dilbilgisi
4:14Öğrenciler henüz sekiz yaşında olmalarına rağmen,
the problems they have to answer are difficult even for adults.
4:16cevaplamaları gereken sorunlar yetişkinler için bile zor.
as young as eight: sekiz yaşına kadar küçük
“As young as eight”, “şaşırtıcı derecede küçük bir yaş olan sekiz yaşında” anlamına gelir. Burada bazı öğrencilerin ne kadar küçük olduğunu vurgular. Cümlenin başındaki although, bu gerçeği yetişkinlerin bile zorlandığı sorularla karşılaştırır. “as young as + yaş” kalıbında sayı bir yaşı belirtir; young ile karşılaştırılan başka bir taraf değildir. Bu kalıp bir gruptaki en küçük yaşı gösterebilir veya beklenenden daha düşük bir yaşı vurgulayabilir.
Alıştırma
Eight kullanarak cümleyi “as young as + yaş” kalıbıyla tamamlayın: The science camp accepts children ____, and some are still in elementary school.
Cevabı göster
as young as eight
For example, imagine that rocket travel is as normal as plane travel.
4:20Örneğin roket seyahatinin uçak seyahati kadar normal olduğunu hayal edin.
“Seçmek zorunda olsaydın hangisi olurdu?” ile varsayımsal seçim
If you had to choose içindeki geçmiş biçim had, zorunluluğu geçmişte olmuş bir olay olarak değil, varsayımsal olarak sunar. Dinleyiciden tek bir seçeneği seçmek zorunda kaldığını hayal etmesini ister. Which would it be? varsayım çerçevesini tamamlar ve bu tek seçeneğin söylenmesini ister. Yeniden kullanılabilecek kalıp If you had to choose ..., which would it be? şeklindedir.
Alıştırma
Kalıbı tamamlamak için have to ifadesinin geçmiş biçimini ve ona uyan varsayımsal kip yardımcısını kullanın: Imagine you can keep only one hobby. If you ____ choose, which ____ it be?
Cevabı göster
had to · would
Traveling to anywhere on Earth within an hour,
4:29Bir saat içinde Dünya üzerinde herhangi bir yere seyahat etmek mi,
açık uçlu bir soruda doğru ya da yanlış cevap olmaması
Burada no right or wrong answer, sorunun açık uçlu olduğu anlamına gelir: yalnızca doğru veya yanlış diye işaretlenebilecek tek bir cevap yoktur. Bu ifade, farklı seçimlerin veya görüşlerin söylenebileceğini belirterek insanları rahatlatır. Ancak her cevabın aynı derecede açık veya iyi desteklenmiş olduğu anlamına gelmez. Konuşan kişi yine de soruyla uyumlu bir açıklama bekleyebilir.
Alıştırma
Bir öğretmen “Which park design do you prefer, and why?” diye soruyor. Burada “There's no right or wrong answer” demek uygun mudur?
- Evet. Bu, tercihle ilgili açık uçlu bir sorudur; ancak neden yine de seçimle uyumlu olmalıdır.
- Hayır. Bir öğretmenin sorduğu her sorunun nesnel olarak doğru tek bir cevabı olmalıdır.
Cevabı göster
Evet. Bu, tercihle ilgili açık uçlu bir sorudur; ancak neden yine de seçimle uyumlu olmalıdır.
But the idea is to start wondering like, well, which will come first and which one will change human life here on Earth most?
4:40Fakat asıl fikir şunu merak etmeye başlamaktır: Acaba hangisi daha önce gerçekleşecek ve hangisi buradaki Dünya üzerindeki insan yaşamını en çok değiştirecek?
It's about figuring out what the future will look like and then building that future. Öbek fiiller
4:48Bu, geleceğin nasıl görüneceğini bulmak ve ardından o geleceği inşa etmekle ilgili.
figure out what the future will look like: dolaylı soru söz dizimi
Figure out, “düşünerek, araştırarak veya bir problemi çözerek anlamak ya da bulmak” demektir. Burada anlaşılması gereken şeyi belirtir: what the future will look like. What ile başlayan bu yan cümle, bir ifadenin içindeki dolaylı sorudur ve bu nedenle düz cümle söz dizimini kullanır: what + the future + will look like. Figure out sonrasında doğrudan soru söz dizimi kullanılmaz.
Alıştırma
Parantez içindeki kelimeleri kullanarak figure out sonrasındaki dolaylı soruyu tamamlayın: We need to figure out ____ before we choose the equipment. (what / the new lab / will look like)
Cevabı göster
what the new lab will look like
In the way that Tesla is looking to disrupt transportation and SpaceX the rocket industry,
4:53Tesla'nın ulaşımı ve SpaceX'in roket endüstrisini kökten değiştirmek istemesi gibi,
Elon is reimagining the future of education.
4:59Elon da eğitimin geleceğini yeniden tasavvur ediyor.
Although his original private school is no longer running,
5:03Başlangıçtaki o özel okulu artık faaliyette olmasa da,
he's opened up another Ad Astra school at SpaceX's Starbase in Texas with a few dozen students. Öbek fiiller
5:06Teksas'taki SpaceX Starbase'de birkaç chuc öğrencinin bulunduğu başka bir Ad Astra okulu açtı.
opened up: yeni bir okul açmak
Burada opened up, nesnesi another school olduğu için “başlattı veya kurdu” anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi açmayı değil, okulu kurup faaliyetini başlatmayı anlatır. Nesne bir işletme veya kurum olduğunda open up, yeni bir yerin ya da kuruluşun faaliyete başlamasını sağlamak anlamına gelebilir. Bu anlamı nesne ve bağlam belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede opened up “yeni bir faaliyeti başlatmak veya kurmak” anlamında kullanılmıştır?
- They opened up a community center near the library.
- She opened up the package at the kitchen table.
- He opened up about why he felt nervous.
Cevabı göster
They opened up a community center near the library.
Will this type of education produce the next great entrepreneur?
5:13Bu tür bir eğitim bir sonraki harika girişimciyi ortaya çıkarır mı?
There are many ways to learn that can be more effective than sitting in a classroom.
5:17Sınıfta oturmaktan daha etkili olabilecek pek çok öğrenme yolu vardır.
My sponsor Brilliant is a website and app where you can improve your science, math, and computer science skills by learning interactively.
5:22Sponsorum Brilliant, etkileşimli öğrenme sayesinde fen, matematik ve bilgisayar bilimi becerilerinizi geliştirebileceğiniz bir web sitesi ve uygulamadır.
Their puzzles are for people of all ages and experiences,
5:30Onların bulmacaları her yaştan ve deneyimden insan içindir,
whether you're studying or if you're already working. Dilbilgisi
5:33ister öğrenci olun ister zaten çalışıyor olun.
whether you're studying or if you're already working içindeki iki alternatif
Burada whether iki alternatif durumu tanıtır: dinleyen kişi eğitim görüyor olabilir ya da zaten çalışıyor olabilir. if yan cümlesi ikinci alternatiftir; bir if–then koşulu kurmaz. Doğal ve hazırlıksız konuşmada kişiler bazen whether ... or if ... yapılarını karıştırır. Özenli yazıda yapıyı paralel tutun: whether you're studying or you're already working ya da daha kısa olarak whether you're studying or already working.
Alıştırma
Hangi seçenek asıl anlamı korur ve özenli yazıda en paralel yapıyı kullanır?
- Because you're already working, this course can help with your studies.
- Whether you're studying or already working, this course can help.
- If you're studying, this course can help you start working.
Cevabı göster
Whether you're studying or already working, this course can help.
I use Brilliant to improve my critical thinking skills by going through their logic courses. Öbek fiiller
5:36Ben eleştirel düşünme becerilerimi Brilliant'ın mantık kurslarını alarak geliştirmek için kullanıyorum.
Going through their logic courses: içeriği sırayla çalışmak
Burada going through their logic courses, ders içeriğini sırayla ilerleyerek her bölümü süreç içinde çalışmak anlamına gelir. Fiziksel olarak bir yerden geçmek değildir ve hızlıca göz atmaktan daha kapsamlı bir uğraş ifade eder. by going through ifadesi, eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek için kullanılan yöntemi belirtir. go through; kontrol listesi, kılavuz veya talimatlar gibi nesnelerle de içeriği madde madde ya da adım adım ele almak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “her maddeyi sırayla kontrol etmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Before the trip, let's ____ the safety checklist together.
Cevabı göster
go through
Brilliant has sponsored my videos since I started Newsthink in 2020, Dilbilgisi
5:41Brilliant, 2020'de Newsthink'i kurduğumdan beri videolarıma sponsor oluyor
has sponsored ... since I started ...: geçmişten bugüne süren bir durum
Ana cümlede present perfect olan has sponsored kullanılır. Bu yapı, sponsorluğun geçmişte başladığını ve konuşma anında hâlâ sürdüğünü gösterir. since yan cümlesinde başlangıç noktasını belirtmek için simple past olan started kullanılır. Buradaki since, “geçmişteki o zamandan şimdiye kadar” demektir; “çünkü” anlamında değildir.
Alıştırma
Etkinliğin 2021’de başlayıp hâlâ sürdüğünü göstermek için cümleyi volunteer fiilinin present perfect, move fiilinin simple past biçimiyle tamamlayın: Mia ____ at the library since she ____ to town in 2021.
Cevabı göster
has volunteered · moved
and I've noticed my viewers especially love their computer science fundamentals course,
5:45ve izleyicilerimin özellikle bilgisayar bilimleri temelleri kursuna bayıldığını fark ettim,
where you can wrap your mind around computational thinking and no coding is required. Deyimler
5:49burada kodlamaya gerek kalmadan bilgisayarlı düşünce sistemini zihninizde kavrayabiliyorsunuz.
wrap your mind around: zor bir şeyi anlamak
Wrap your mind around something, karmaşık, yabancı veya şaşırtıcı bir fikri anlamayı başarmak demektir. Bu cümlede anlaşılması gereken şey computational thinking kavramıdır. Buradaki görüntü mecazidir; fiziksel olarak hiçbir şey sarılmaz. İfade genellikle anlamanın çaba veya zaman gerektirdiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “zor bir şeyi anlamak” anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın: I still can't ____ why the stars look different in winter.
Cevabı göster
wrap my mind around
Their scientific thinking course is also really popular with my viewers.
5:54Bilimsel düşünme kursları da izleyicilerim arasında oldukça popüler.
You can explore the laws of physics and principles of engineering and learn the rules as you play.
5:59Oynarken fizik yasalarını ve mühendislik prensiplerini keşfedebilir ve kuralları öğrenebilirsiniz.
you can view the explanation to understand where you went wrong. Kalıp ifadeler
6:05nerede hata yaptığınızı anlamak için açıklamayı görebilirsiniz.
where you went wrong: hatanın oluştuğu noktayı bulmak
Bu cümlede where you went wrong, cevabın ya da akıl yürütmenin yanlış hâle geldiği nokta veya adım demektir. Burada where fiziksel bir yeri değil, bir süreç içindeki soyut konumu gösterir. went wrong ise gerçek anlamda yanlış yöne yürümek değil, yanlış ilerlemek ya da bir hatayla sonuçlanmak anlamındadır. where + yan cümle yapısı, bir dizi eylem veya kararın içindeki sorunun yerini bulmaya yardımcı olur. Süreci gözden geçirip düzeltilmesi gereken kesin noktayı belirlemeyi sağlar.
Alıştırma
Kişinin hata yaptığı kesin adımı bulmasını istiyorsanız bu geri bildirimi en iyi hangi ifade tamamlar? Check each line of your calculation to see ____.
- why you were wrong
- what went wrong
- where you went wrong
Cevabı göster
where you went wrong
Brilliant is free for you to try out by going to the custom link in my description,
6:09Brilliant'ı açıklama kısmındaki özel bağlantıya giderek ücretsiz olarak deneyebilirsiniz,
And the first 200 people to sign up with my link will get 20% off the annual premium subscription,
6:17Ve bağlantımla kaydolan ilk 200 kişi yıllık premium abonelikte %20 indirim kazanacak,
which unlocks all of the courses on Brilliant.
6:23bu da Brilliant'taki tüm kursların kilidini açar.