Derin deniz madenciliği - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, okyanus tabanındaki metal yumruların toplanmasının elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji için malzeme sağlayıp sağlayamayacağını, bunu hassas deniz ekosistemlerinde geri döndürülemez hasara yol açmadan yapmanın mümkün olup olmadığını inceliyor. Karbonsuzlaşma ihtiyacı, sınırlı denemelerin ticari madenciliğe dönüşmesi riskiyle karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. deep sea mining, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bu terimin derin deniz tabanından mineral kaynak çıkarılmasını anlattığını kavrayın; batarya metalleri talebiyle okyanus ekosistemlerini koruma arasındaki çatışmayı tartışırken kullanın. 2. are being seen as a silver bullet — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: silver bullet ifadesinin karmaşık bir soruna görünüşte basit ve hızlı bir çözüm anlamına geldiğini tanıyın. Riskleri veya köklü değişim ihtiyacını göz ardı eden öneriler eleştirilirken taşıdığı tonu anlayın. 3. only about 226,000 of which have been identified so far. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir sayıdan sonra gelen of which yapısının daha önce belirtilmiş bir grubun bir kısmı hakkında nasıl ek bilgi verdiğini öğrenin; burada tahmini 700.000 deniz türü, belirlenmiş çok daha az sayıdaki türle karşılaştırılır.
Bu derste
this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:09bu, BBC Learning English'ten Six Minute English.
we often discuss the new inventions and ideas scientists dream up to fight climate change. Notlar
0:15sıklıkla bilim insanlarının iklim değişikliğiyle mücadele etmek için hayal ettikleri yeni icatları ve fikirleri tartışırız.
scientists dream up: hayal gücüyle fikir yaratmak
Dream up, hayal gücünü kullanarak bir fikir, plan veya çözüm düşünüp yaratmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Uykuda rüya görmek anlamına gelmez. ideas scientists dream up bölümünde ideas, dream up fiilinin nesnesidir ancak scientists sözcüğünden önce gelir. Daha açık biçimi ideas that scientists dream up şeklindedir; bu bölüm hangi fikirlerden söz edildiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi dream up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Creative teams often ____ unusual solutions to everyday problems.
Cevabı göster
dream up
to fight climate change: eylem ve amaç belirtmek
Fight climate change, iklim değişikliğinin nedenlerini veya zararlı etkilerini azaltarak bu soruna karşı harekete geçmek anlamına gelen yaygın bir fiil-nesne birleşimidir. Buradaki fight mecazidir; fiziksel bir kavga söz konusu değildir. Mastar yapısı to fight climate change, icatların ve fikirlerin amacını gösterir: Bilim insanları bunları bu soruna yardımcı olmak için yaratır.
Alıştırma
Bir plan, soruna karşı harekete geçmek için sera gazı emisyonlarını azaltıyor. Şu cümleyi en uygun amaç ifadesiyle hangisi tamamlar: The plan uses clean energy to ...?
- fight climate change
- describe climate change
- adapt to climate change
Cevabı göster
fight climate change
which could reduce global warming by reflecting sunlight back into space. Dilbilgisi
0:23güneş ışığını uzaya geri yansıtarak küresel ısınmayı azaltabilir.
geoengineering: büyük ölçekli iklim müdahalesi
Geoengineering, Dünya'nın iklim sistemine büyük ölçekli teknolojilerle bilinçli olarak müdahale etmek demektir. Bu cümlede güneş ışığını uzaya geri yansıtmak, ısınmayı sınırlamak için önerilen müdahale türlerinden biridir. Burada bu terim, öneriyi anlamak için gereken temel arka planı verir: sıradan coğrafya, arazi ölçümü veya inşaat mühendisliği değil, iklime müdahale anlamına gelir.
Alıştırma
İklimle ilgili bir tartışmada geoengineering en doğru biçimde ne anlama gelir?
- Ülkelerin ve yeryüzü şekillerinin nerede bulunduğunun incelenmesi
- Haritalara ve arazi ölçümlerine dayalı sıradan inşaat
- Dünya'nın iklim sistemine müdahale etmek için büyük ölçekli teknolojinin bilinçli kullanımı
Cevabı göster
Dünya'nın iklim sistemine müdahale etmek için büyük ölçekli teknolojinin bilinçli kullanımı
by reflecting sunlight back into space: yöntemi gösteren by + -ing
By + fiil-ing, önceki bölümde belirtilen sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada reduce global warming olası sonuçtur; by reflecting sunlight back into space ise bunun nasıl gerçekleşebileceğini açıklar. Buradaki by, edilgen bir fiilde eylemi yapanı göstermez. Bir eylemi gerçekleştirerek anlamındaki bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by reflecting.
Alıştırma
Parantez içindeki fiille cümleyi tamamlayın. Yöntemi göstermek için by + -ing kullanın: Mia improved her pronunciation by ____ each sentence aloud. (repeat)
Cevabı göster
repeating
because scientists disagree over whether the technology is possible Kalıp ifadeler
0:30çünkü bilim insanları teknolojinin mümkün olup olmadığı konusunda anlaşamıyorlar
disagree over whether: tartışılan evet-hayır sorusunu belirtmek
Disagree over whether + clause, insanların evet ya da hayırla yanıtlanabilen bir soru hakkında farklı görüşlere sahip olduğunu anlatır. Over anlaşmazlığın konusunu, whether ise mümkün ya da mümkün değil gibi seçenekleri sunar. Bu cümlede whether the technology is possible, bilim insanlarının üzerinde anlaşamadığı sorudur. Aynı kalıp, bir şeyin mümkün olup olmadığı, yapılıp yapılmaması gerektiği veya gerçekleşip gerçekleşmeyeceğiyle ilgili soruları da sunabilir.
Alıştırma
Yan cümlenin evet-hayır sorusunu belirtmesi için hedef iki kelimelik bağlantıyla cümleyi tamamlayın: Researchers disagree ____ the new rule will help.
Cevabı göster
over whether
do more harm than good: zarar yararı aştığında
Do more harm than good, “yarardan daha fazla zarar veya sorun yaratmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir karşılaştırma ifadesidir. More ... than, olumsuz ve olumlu sonuçları bir bütün olarak karşılaştırır; ayrı ayrı zararlı ve yararlı eylemleri saymaz. Bu cümlede could, kesinlikten çok olasılık belirtir. Bu ifade, bir eylemin bazı yararları olsa bile genel etkisinin daha kötü olabileceğini anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Olumsuz etkilerin yararları aşabileceğini belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Changing the plan too quickly could ____.
Cevabı göster
do more harm than good
we'll be finding out about: programın inceleyeceği konuyu önceden tanıtmak
Burada we'll be finding out about, programın sırada hangi konuyu inceleyeceğini önceden bildirir. Dinleyiciyi gelecek konuya yönlendirir; daha önce gerçekleşmiş bir keşfi aktarmak için kullanılmaz. We'll be + -ing kalıbı, etkinliği programın planlanmış akışının bir parçası olarak sunar. Bu tür bir girişte asıl vurgu, gelecekte belirli bir anda sürmekte olacak bir eylem değildir. Find out about, bir konu hakkında bilgi edinmek veya yeni bilgiler öğrenmek demektir.
Alıştırma
Bu girişte we'll be finding out about ifadesinin temel işlevi nedir?
- Sunucu, gelecekte tam bir anda gerçekleşecek eyleme odaklanıyor.
- Sunucu, programın inceleyeceği konuyu önceden tanıtıyor.
- Sunucu, araştırmanın çoktan tamamlandığını söylüyor.
Cevabı göster
Sunucu, programın inceleyeceği konuyu önceden tanıtıyor.
nodules: okyanus tabanındaki metal içeren mineral parçaları
Burada nodules, okyanus tabanında doğal olarak oluşan ve değerli metaller içeren mineral parçaları demektir. lumps of precious metals called nodules ifadesi, teknik terimi cümlede doğrudan tanımlar. Nodule, vücut dokusundaki küçük bir yumru anlamına da gelebilir; ancak bu tıbbi anlam cümleye uymaz. Metals, bottom of the ocean ve collect gibi sözler jeolojik anlamı gösterir.
Alıştırma
Okyanus tabanından metal toplanmasıyla ilgili bir haberde nodules ne anlama gelir?
- Okyanus tabanında bulunan ve değerli metaller içeren mineral parçaları
- Deniz tabanından malzeme kaldırmak için kullanılan makineler
- Vücut dokusundaki küçük yumrular
Cevabı göster
Okyanus tabanında bulunan ve değerli metaller içeren mineral parçaları
could provide the metals like copper, nickel, and cobalt,
0:51bakır, nikel ve kobalt gibi metalleri sağlayabilir;
deep sea mining: derin deniz tabanından mineral çıkarma
Deep sea mining, okyanusun çok derin bölgelerindeki deniz tabanından mineral kaynaklarının çıkarılması demektir. Denize yakın karada madencilik yapmak veya açık denizde yürütülen her türlü iş anlamına gelmez. Burada ifade önce fikrin adını verir, ardından cümle bunun olası yararını açıklar: bakır, nikel ve kobalt gibi metalleri sağlamak.
Alıştırma
Deep sea mining ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Okyanus yüzeyindeki sıradan işler için ekipman üretmek
- Derin okyanus tabanından mineral kaynakları çıkarmak
- Derin sularda yaşayan balıkları incelemek
Cevabı göster
Derin okyanus tabanından mineral kaynakları çıkarmak
used in electric car batteries and other renewable energy. Notlar
0:57özellikle de elektrikli otomobil pillerinde ve diğer yenilenebilir enerjilerde kullanılan.
the green technology: renk değil, çevresel anlam
Green technology ifadesinde green, çevreye verilen zararı azaltmak veya daha düşük karbonlu bir yaşam biçimini desteklemek üzere tasarlanmış anlamına gelir; bir rengi değil, çevresel bir amacı anlatır. Bu cümlede ifade, elektrikli otomobil bataryaları ve yenilenebilir enerjiyle bağlantılı teknolojiler için kullanılan geniş bir addır. Bu ad, söz konusu teknolojilerin her bölümünün çevre üzerinde sıfır etkiye sahip olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Green technology ifadesinde green ne anlama gelir?
- Çevresel zararı azaltmayı veya düşük karbonlu sistemleri desteklemeyi amaçlayan
- Yeni ve hâlâ deneyimsiz olan
- Yeşil renkte olan
Cevabı göster
Çevresel zararı azaltmayı veya düşük karbonlu sistemleri desteklemeyi amaçlayan
used in electric car batteries: isimden sonra gelen niteleyici
used in electric car batteries, hangi green technology ifadesinden söz edildiğini açıklar: elektrikli otomobil bataryalarında kullanılan yeşil teknoloji. İfade, green technology sözünden hemen sonra gelir ve onu niteler. Burada used edilgen anlam taşır; cümlenin geçmiş zamandaki ana fiili değildir. İsim + geçmiş zaman ortacı grubu yapısı, that is used... gibi bir ilgi cümleciğini daha kısa bir niteleyiciye dönüştürebilir.
Alıştırma
Cümleyi use + in ile oluşturulan edilgen bir son niteleyiciyle tamamlayın: The sensor ____ the device measures heat.
Cevabı göster
used in
renewable energy: doğal olarak yenilenen kaynaklardan enerji
Renewable energy; güneş ışığı, rüzgâr ve akan su gibi doğanın sürekli yenilediği kaynaklardan elde edilen enerjidir. Bu cümlede renewable, enerjinin kaynağını niteler; bir dosyayı güncellemek veya aboneliği yenilemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Enerjiyi özellikle kaynağının doğal yollarla yenilenip yenilenmediğine göre tanımlayan terim hangisidir?
- fossil fuels
- renewable energy
- clean energy
Cevabı göster
renewable energy
actually damage delicate ocean ecosystems as well?
1:03aynı zamanda hassas okyanus ekosistemlerine zarar verebilir mi?
the thousands of animal species living in the sea.
1:21yani denizde yaşayan binlerce hayvan türünün, çok küçük bir miktarını temsil eder.
represent a tiny amount of: çok küçük bir bölümünü oluşturmak
Burada represent, oluşturmak veya karşılık gelmek anlamındadır; a tiny amount of ise bir bütünün çok küçük bir kısmını belirtir. İfade, yunus ve balina gibi memelilerin denizel biyolojik çeşitliliğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu söyler. Miktar açıklamalarında X represents an amount, share, or percentage of Y yapısı, Y'nin ne kadarını X'in oluşturduğunu gösterir. X'in Y adına konuştuğu veya hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
"Library fines represent a tiny amount of the school's income," cümlesinde represent ne anlama gelir?
- çok küçük bir bölümünü oluşturmak
- tüm deniz yaşamının tipik bir simgesi olmak
- diğer bütün türler adına resmî olarak konuşmak
Cevabı göster
çok küçük bir bölümünü oluşturmak
marine biodiversity: denizdeki canlı çeşitliliği
Marine biodiversity, denizel ortamlardaki canlı çeşitliliği anlamına gelir. Denizlerde ve okyanuslarda bulunan farklı hayvanları, bitkileri ve diğer organizmaları kapsar; bu nedenle yalnızca deniz memelilerini veya diğer hayvanları saymaktan daha geniş bir kavramdır. Bu cümlede ardından gelen the thousands of animal species living in the sea ifadesi, bu geniş kavrama somut bir örnek verir. Ancak biyolojik çeşitlilik yalnızca hayvanlardan oluşmaz.
Alıştırma
marine biodiversity ne anlama gelir?
- denizlerdeki ve okyanuslardaki canlı çeşitliliği
- denizde eğitim gören bir deniz piyadesi grubu
- bir ülkedeki donanma gemilerinin sayısı
Cevabı göster
denizlerdeki ve okyanuslardaki canlı çeşitliliği
Even all the different types of fish combined Anlatım akışı
1:24Bütün farklı balık türlerinin toplamı bile
make up less than 3% of all living things in the ocean. Öbek fiiller
1:27okyanustaki tüm canlıların %3'ünden daha azını oluşturur.
Even ... combined: Grubun tamamını toplamak
Combined, all the different types of fish isim öbeğinin tamamına dönük olarak kullanılır ve her türün tek bir toplam olarak birlikte sayıldığını belirtir. Birleşik toplamı niteler; ayrı bir eylem anlatmaz. Even, bu toplamı olabilecek en kapsamlı durum olarak sunar ve şaşırtıcı bir karşıtlığa hazırlar: bütün türler dahil edilse de sonuç yine %3'ten azdır. Aktarılabilir Even + group + combined ... kalıbı, “grubun tamamı toplandığında bile...” anlamına gelir.
Alıştırma
Hedef kalıbı tek kelimeyle tamamlayın: Even all three small shops ____ employ fewer people than the supermarket.
Cevabı göster
combined
make up less than 3%: Bir oranı ifade etmek
Burada make up, “oluşturmak” veya “bir oranı meydana getirmek” anlamına gelir. all the different types of fish öznesi bütünü oluşturan parçadır; less than 3% of all living things in the ocean ise bu parçanın bütün içindeki payıdır. part + make up + percentage or portion + of + whole yapısı, olguların ve verilerin anlatımında yaygındır. make up ifadesinden sonra gelen sözler bu anlamı belirler; buradaki anlam make up a story ifadesindeki “uydurmak” değildir.
Alıştırma
“Online orders make up nearly half of the shop's sales,” cümlesinde make up ne anlama gelir?
- bütünün bu oranını oluşturmak
- gerçek olmayan bir şey uydurmak
- bir anlaşmazlıktan sonra yeniden barışmak
Cevabı göster
bütünün bu oranını oluşturmak
So, according to recent estimates by UNESCO oceanographers, Kalıp ifadeler
1:31Peki, UNESCO oşinograflarının son tahminlerine göre,
according to recent estimates by: tahminin kaynağını belirtmek
According to recent estimates by, yakın zamanda yapılmış yaklaşık bir sayı veya değerlendirmenin kaynağını belirtir. Estimates, bilginin kanıt ve hesaplamaya dayandığını, ancak kesin bir sayım olmadığını gösterir. Estimates by + kişi veya kurum yapısında by, tahmini kimin yaptığını belirtir. Burada kaynak UNESCO oceanographers olduğundan ifade, bilgiyi konuşanın kendi tahmini ya da onayı olarak değil, kaynağı belirtilmiş bir dayanak olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam kaynak ifadesiyle tamamlayın: ____ climate scientists, sea levels could rise faster than expected.
Cevabı göster
According to recent estimates by
how many different marine species have their home in the ocean? Kalıp ifadeler
1:35okyanusu evi olarak gören kaç farklı deniz türü vardır?
have their home in the ocean: doğal bir yaşam alanını anlatmak
Have their home in the ocean, deniz türlerinin doğal olarak okyanusta yaşadığı anlamına gelir. Home burada onların yaşam alanını belirtir; sahip oldukları bir ev veya mülkü değil. Have one's home in + yer kalıbı, tarafsız live in ifadesinden daha canlı bir aidiyet duygusu verir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: these species have their home in the ocean, ancak this species has its home there.
Alıştırma
Hangi cümlede home, doğal bir yaşam alanını anlatmak için mecaz anlamda kullanılmıştır?
- Many rare birds own houses in these wetlands.
- Many rare birds have their home in these wetlands.
- Many rare birds visit these wetlands for one day.
Cevabı göster
Many rare birds have their home in these wetlands.
I'll reveal the answer: cevabı daha sonra açıklama sözü
I'll reveal the answer ifadesinde konuşan kişi, şimdilik saklanan bir cevabı daha sonra açıklayacağına söz verir. Reveal burada cevabı bildirmek veya açıklamak anlamındadır; yanlış bir davranışı ortaya çıkarmak anlamına gelmez. At the end of the programme, bu bilginin ne zaman verileceğini önceden belirtir. Cevabın geciktirilmesi merak yaratır ve sunucunun yarışmayı “şimdi soru, sonra cevap” biçiminde düzenlemesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bir bilgi yarışmasında "I'll reveal the answer at the end" neyi belirtir?
- Cevap zaten açıklandı.
- Cevap şimdilik saklanıyor ve daha sonra açıklanacak.
- Konuşan kişi bir cevabın var olup olmadığını bilmiyor.
Cevabı göster
Cevap şimdilik saklanıyor ve daha sonra açıklanacak.
Deep sea mining is supported by some scientists Dilbilgisi
1:55Derin deniz madenciliği bazı bilim insanları tarafından destekleniyor
is supported by some: edilgen destek ve sınırlı kapsam
is supported by some scientists yapısında Deep sea mining dil bilgisel öznedir, ancak onu destekleyen kişiler some scientists ifadesidir. Edilgen be supported by yapısı tartışılan faaliyeti konu olarak önde tutarken by destekçileri tanıtır. Support burada faaliyeti onaylamak veya savunmak anlamına gelir; onu fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. Some, iddiayı grubun sayısı belirtilmeyen bir bölümüyle sınırlar; bütün bilim insanları anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle planı konu olarak tutar ve öğretmen grubunun yalnızca sayısı belirtilmeyen bir bölümünün onu desteklediğini söyler?
- The plan is supported by some teachers.
- The plan is supported by all teachers.
- Some teachers support the plan.
Cevabı göster
The plan is supported by some teachers.
raw materials: ürün yapmak için kullanılan temel ham maddeler
Raw materials, başka ürünleri üretmek için kullanılan temel maddeler veya kaynaklar demektir. Bu cümlede metaller, derin deniz madenciliğinin sağlayabileceği ham maddelerdir. Buradaki raw, “işlenmemiş” veya “temel girdi olarak kullanılan” anlamındadır. Pişmemiş yiyecek anlamına gelmez.
Alıştırma
“The company needs more raw materials to make electric cars,” cümlesinde raw materials ne anlama gelir?
- Ürün yapmak için kullanılan temel maddeler
- Satışa hazır bitmiş ürünler
- Pişirilmemiş yiyecekler
Cevabı göster
Ürün yapmak için kullanılan temel maddeler
power electric cars: power sözcüğünün fiil kullanımı
Power electric cars ifadesinde power, “bir şeyin çalışması için gereken enerjiyi sağlamak” anlamında bir fiildir. Cümle, bu metallerin en sonunda ne için gerektiğini açıklar: elektrikli arabaların çalışmasına yardımcı olmak için. Power fiil olarak power + makine, araç, bina veya sistem yapısıyla kullanılır. Burada power; kontrol, yetki veya elektrik enerjisi anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Cümleyi power fiilini ve the emergency lights sözcüklerini kullanarak tamamlayın: These batteries ____ during a blackout.
Cevabı göster
power the emergency lights
Amongst them is Bramley Murton: başa alınmış grup ifadesi ve devrik yapı
Amongst them, “daha önce sözü edilen grubun içinde” anlamına gelir. Burada them, bilim insanlarına gönderme yapar; dilbilgisel özne ise Bramley Murton'dır. Grubu belirten Amongst them ifadesi başa alındığı için be özneden önce gelir: Amongst them + is + Bramley Murton. Bu yapı, daha önce anılan grupla bağlantı kurup ardından üyelerden birini tanıtır.
Alıştırma
“Amongst them is Bramley Murton,” cümlesinde dilbilgisel özneyi hangi sözler oluşturur?
- Bramley Murton
- them
- Amongst them
Cevabı göster
Bramley Murton
outlines the problem: sorunun ana noktalarını verir
outlines the problem ifadesinde outline, “bir konunun ana noktalarını veya genel çerçevesini vermek” anlamına gelen bir fiildir. Özne he olduğu için fiile -s gelir. Bu ifade, onun sorunu açık ve kısa biçimde sunduğunu anlatır. Her ayrıntıyı açıkladığı veya sorunu çözdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
“The report outlines the problem in its opening section” cümlesindeki outlines the problem ne anlama gelir?
- Sorunun çözüldüğünü kanıtlar.
- Sorunun çevresine bir çizgi çizer.
- Sorunun ana noktalarını verir.
Cevabı göster
Sorunun ana noktalarını verir.
there's a a real kind of paradox or a conundrum. Kelime
2:19ortada gerçek bir paradoks veya bir muamma var.
As in so many things in life: belirli bir meseleyi genel bir örüntü içinde çerçevelemek
Burada As in so many things in life, “hayattaki birçok durumda da geçerli olduğu gibi” anlamına gelir. Konuşmacı belirli meseleyi adlandırmadan önce geniş ve tanıdık bir örüntüyle başlar. Bu giriş, önce ortak bir deneyim hakkında uzlaşma sağlayıp ardından dinleyiciyi gelecek paradox veya conundrum için hazırlayarak bilgiyi düzenler. Bu kullanımda in karşılaştırmanın bir parçasıdır; fiziksel bir konum bildirmez.
Alıştırma
As in so many things in life ifadesi bu cümlenin başında ne yapar?
- Belirli meseleyi tanıdık bir genel örüntünün parçası olarak çerçeveler.
- Günlük hayatta bulunan birkaç nesneyi sıralar.
- Meselenin gerçekleştiği fiziksel konumu bildirir.
Cevabı göster
Belirli meseleyi tanıdık bir genel örüntünün parçası olarak çerçeveler.
paradox or a conundrum: çelişki ile çözülmesi zor problem arasındaki fark
Paradox ve conundrum, zor bir durumun farklı özelliklerini anlatır. Paradox, görünüşte birbiriyle çelişen parçaları olan bir durum veya fikirdir; conundrum ise çözülmesi ya da karara bağlanması özellikle zor bir problemdir. Konuşmacı paradox or a conundrum diyerek meseleyi iki olası biçimde adlandırır: çelişki içeren bir şey ya da çözülmesi zor bir şey olarak. Or sözcüğü tam eş anlamlıları değil, alternatif tanımları sunar.
Alıştırma
Yeni bir kural bir süreci hızlandırırken başka yerlerde daha uzun beklemelere yol açıyor. Karşıt sonuçları en iyi hangi sözcük vurgular?
- paradox
- conundrum
- schedule
Cevabı göster
paradox
will have to increase: gelecekteki zorunluluk
will have to increase ifadesinde will eylemi geleceğe taşırken have to artışın gerekli olduğunu belirtir. Bu nedenle cümle yalnızca bir tahmini değil, gelecekteki bir zorunluluğu ifade eder. Gelecekteki bir durum bir eylemi gerekli kılacaksa will have to + fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi have to yapısının gelecek zaman biçimiyle tamamlayın: Because the old bridge will close next year, the city ____ build a new route.
Cevabı göster
will have to
increase by three times: kat sayısı ve belirsizlik
Burada by three times, increase fiiline bağlanır ve değişimin büyüklüğünü anlatır; son tarihi belirtmez. Son tarih ayrıca by 2050 ile ifade edilir. Bu bağlamda amaçlanan anlam, şebeke kapasitesinin mevcut büyüklüğünün yaklaşık üç katına çıkması gerektiğidir. Ancak increase by three times kesin hesaplamalarda belirsiz olabilir: bazı okuyucular bunu ilk miktarın üç katının eklenmesi, yani toplamın ilk miktarın dört katı olması şeklinde anlayabilir.
Alıştırma
Bir raporda son üretimin ilk üretimin üç katı olacağı açık ve belirsizliğe yer vermeden belirtilmelidir. En açık cümle hangisidir?
- Output will increase by three units.
- Output will increase to three times its current level.
- Output will increase by three times.
Cevabı göster
Output will increase to three times its current level.
is set to increase: gelecekte beklenen bir artış
Bu cümlede is set to increase, “artması bekleniyor” anlamına gelir. be set to + fiilin yalın hâli yapısı, mevcut planlar, koşullar veya kanıtlar o yönde olduğu için gelecekteki bir olayı beklenen bir gelişme olarak sunar. Buradaki set, “ayarlanmış” anlamında değildir. Bu kullanım haberlerde ve raporlarda yaygındır. Gelecekteki değişimi yalnızca bir olasılık olarak değil, dayanağı bulunan veya gerçekleşme yoluna girmiş bir öngörü olarak anlatır.
Alıştırma
Bir haber metninde “Ticket prices are set to increase next month” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Bir sayı olarak programlandılar.
- Artık yükselmeyi bıraktılar.
- Gelecek ay artmaları bekleniyor.
Cevabı göster
Gelecek ay artmaları bekleniyor.
increase by a factor of 25: başlangıçtaki miktarı 25 ile çarpmak
Bu ifadede by a factor of 25, miktarın 25 ile çarpıldığı anlamına gelir. Başlangıçtaki miktar 4 ise yeni miktar 100 olur. Dolayısıyla son miktar başlangıçtaki miktarın 25 katıdır; başlangıçtaki miktara 25 eklenmiş değildir. Bu, bilim, teknoloji, ekonomi ve haberlerde sık kullanılan bir oran ifadesidir. Factor sözcüğünden sonraki sayı çarpanı gösterir.
Alıştırma
“The cost increased by a factor of 25” ne anlama gelir?
- Son maliyet ilk maliyetin 25 katıydı.
- Maliyet %25 arttı.
- Maliyet 25 birim arttı.
Cevabı göster
Son maliyet ilk maliyetin 25 katıydı.
Solar and wind generation: güneş ve rüzgârdan elektrik üretimi
Bu enerji bağlamında Solar and wind generation, güneş ve rüzgârdan elektrik üretmek anlamına gelir. Burada generation bir enerji terimidir; aynı dönemde doğmuş insanlardan oluşan bir kuşak anlamına gelmez. İsim grubunun tamamı is going to grow yapısının öznesidir. Artacağı tahmin edilen şey elektrik üretimidir; güneşin veya rüzgârın kendisi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Solar and wind generation ne anlama geliyor?
- Güneş ve rüzgâr ekipmanının mümkün olan en yüksek çıkış gücü
- Aynı dönemde doğmuş insanlar
- Güneş ve rüzgâr kaynaklarından üretilen elektrik
Cevabı göster
Güneş ve rüzgâr kaynaklarından üretilen elektrik
is going to grow by a factor of 100: gelecek tahmini ve çarpma katsayısı
Burada is going to grow gelecekteki bir artışı öngörür. Going to yapısından sonra grow fiilinin yalın hâli gelir; bu nedenle bir yere gitmeyi anlatmaz. By a factor of 100 artışın ölçeğini verir: son miktarın başlangıç miktarının yaklaşık 100 katı olması beklenir. Yeniden kullanılabilecek kalıp be going to + fiilin yalın hâli + by a factor of + sayıdır.
Alıştırma
Tahmini, vurgulanan sözcüklerle aynı yapıyı kullanarak tamamlayın ve sayıyı İngilizce sözcükle yazın: Demand ____ over the next decade. Amaçlanan anlam, talebin beş katına çıkmasıdır.
Cevabı göster
is going to grow by a factor of five
All of these things, which we need to do to decarbonize, Dilbilgisi
2:36Karbonu azaltmak için yapmamız gereken tüm bu şeyler,
are going to require raw materials and and metals in particular. Kalıp ifadeler
2:39hammaddeye ve özellikle metallere ihtiyaç duyacak.
which we need to do to decarbonize: araya giren kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciği
which we need to do to decarbonize yan cümleciği virgüller arasındadır; bu nedenle All of these things ifadesinin tamamı hakkında ek bilgi verir. Which, bu eylemlerin tümüne gönderme yapar: bunlar karbonsuzlaşmak için yapılması gereken eylemlerdir. Ana yapıyı bulmak için virgüller arasındaki yan cümleciği geçici olarak atlayın: All of these things are going to require raw materials. Bu okuma yöntemi, araya açıklama giren uzun cümleleri takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
“The new safety checks, which we need to complete before opening, will take two hours,” cümlesinde ana cümleyi hangi seçenek verir?
- Which will take two hours.
- The new safety checks will take two hours.
- We need to complete before opening.
Cevabı göster
The new safety checks will take two hours.
in particular: bir öğeyi özellikle öne çıkarmak
In particular, özellikle veya bu öğeye özel dikkat vererek anlamına gelir. Cümlede, ham maddelere duyulan genel ihtiyaçtan özellikle vurgulanan metals grubuna doğru odağı daraltır. Bu ifade bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: önce daha geniş bir grup belirtilir, sonra in particular ile özel dikkat gerektiren üye veya yön gösterilir.
Alıştırma
Bir odayı öne çıkarmak için cümleyi in particular ile tamamlayın: The museum has many interesting rooms, but I liked the space gallery ____.
Cevabı göster
in particular
So, you know, as a society, we're faced with this conundrum. Kalıp ifadeler
2:43Yani, anlarsınız ya, bir toplum olarak bu muammayla karşı karşıyayız.
be faced with this conundrum: bu zor sorunla karşı karşıya olmak
“Be faced with this conundrum”, “çözülmesi çok zor olan bu sorunla uğraşmak zorunda olmak” anlamına gelir. Burada faced with bir durumu anlatır; birinin yüzünün fiziksel olarak bir şeye dönük olduğunu anlatmaz. Kalıp be + faced with + sorun, zorluk, seçim veya başka bir güçlük şeklindedir. Özne, bu duruma karşılık vermesi gereken kişi ya da grubu belirtir.
Alıştırma
be faced with ifadesini doğru biçimde kullanın: After the storm, the town is ____ a shortage of clean water.
Cevabı göster
faced with
conundrum: çözülmesi çok zor bir sorun
Conundrum, çözülmesi özellikle zor bir sorun anlamına gelir. Farklı ihtiyaçlar veya seçimler çatıştığı için basit bir yanıt olmadığını sık sık düşündürür. Bu cümlede “a problem that is very difficult to solve”, conundrum sözcüğüne eklenen bir açıklamadır. Böylece dinleyen kişi bilmediği sözcüğün anlamını tahmin etmek zorunda kalmaz.
Alıştırma
Hangi durum en iyi conundrum olarak tanımlanabilir?
- Kaleminizin ucu kırılıyor ve yanınızda bir kalemtıraş bulunuyor.
- Çoraplarınızdan birinin mavi olduğunu fark ediyorsunuz.
- Bir kasabanın daha fazla konuta ihtiyacı var, ancak her inşaat alanı önemli bir yaşam alanına zarar verecek.
Cevabı göster
Bir kasabanın daha fazla konuta ihtiyacı var, ancak her inşaat alanı önemli bir yaşam alanına zarar verecek.
paradox: görünüşte çelişkili bir durum
Bu cümlede paradox, zıt düşünceler bir arada bulunduğu için imkânsız veya kendi içinde çelişkili görünen bir durumu adlandırır. Yalnızca zor bir sorun anlamına gelmez. Ardından gelen a situation that seems impossible because it contains two opposite ideas ifadesi, ismi doğrudan tanımlar. Daha genel olarak paradoks, yakından incelendiğinde yine de anlamlı olabilen veya bir gerçeği ortaya çıkarabilen görünürdeki bir çatışmadır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi paradoks olarak tanımlanır?
- Bir tren yoğun kar nedeniyle gecikiyor.
- Bir lambanın elektriği olmadığı için ışığı yanmıyor.
- İnsanların seçenekleri arttıkça seçim yapmak zorlaşır.
Cevabı göster
İnsanların seçenekleri arttıkça seçim yapmak zorlaşır.
but paradoxically: görünüşte çelişkili bir dönüşü işaretlemek
But bir karşıtlık başlatır; paradoxically ise dinleyiciye bu karşıtlığı nasıl yorumlayacağını söyler: ikinci olasılık birinciyle çatışıyor gibi görünse de ikisi de doğru olabilir. Burada olası bir çevresel zarar, olası bir çevresel yararla karşı karşıya getirilir. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak but paradoxically, dinleyiciyi sıradan bir but ifadesinden daha güçlü bir dönüşe hazırlar. Sonraki noktayı yalnızca farklı bir bilgi olarak değil, görünürde bir çelişki olarak işaretler.
Alıştırma
but paradoxically iki nokta arasında nasıl bir ilişki olduğunu gösterir?
- İkinci nokta, karşıtlık olmadan yalnızca başka bir ayrıntı verir.
- İki nokta çatışıyor gibi görünür, ancak ikisi de doğru olabilir.
- İkinci nokta, ilkini farklı sözcüklerle tekrarlar.
Cevabı göster
İki nokta çatışıyor gibi görünür, ancak ikisi de doğru olabilir.
rare metals: az bulunan veya tedariki sınırlı metaller
Bu cümlede rare metals, az bulunan, elde edilmesi zor veya tedarik zincirleri sınırlı olan ve düşük karbonlu teknolojilerde ihtiyaç duyulan metalleri ifade eder. Bu, belirli bir bilimsel grubun adı değil, geniş kapsamlı betimleyici bir ifadedir. Buradaki rare, bir metalin yerkabuğunda neredeyse hiç bulunmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Kullanılabilir yatakların belli yerlerde yoğunlaşması, çıkarma veya arıtmanın zor olması ya da güvenilir tedarikin sınırlı kalması da bir metalin rare olarak tanımlanmasına yol açabilir.
Alıştırma
Bu cümlede rare metals ifadesinin en olası anlamı nedir?
- Alışılmadık renklerde üretilmiş metal nesneler
- Az bulunan, elde edilmesi zor veya tedariki sınırlı metaller
- Tamamı resmen nadir toprak elementi olarak sınıflandırılmış metaller
Cevabı göster
Az bulunan, elde edilmesi zor veya tedariki sınırlı metaller
At the heart of the problem is that in the future, Anlatım akışı
3:15Sorunun merkezinde şu var: gelecekte,
green activities like driving electric cars Dilbilgisi
3:17elektrikli araba kullanmak gibi çevreci faaliyetler
and using solar power is going to increase by a factor of 100.
3:21ve güneş enerjisi kullanımı 100 kat artacak.
At the heart of the problem is that...: temel meseleyi ortaya koymak
At the heart of the problem is that... ifadesi, ardından gelen that yan cümlesinin temel gerçeği veya nedeni vereceğini gösterir. Heart burada mecazidir ve en önemli ya da en merkezi bölüm anlamına gelir. Bu giriş, bir açıklamada yön gösterici işlevi görür. Dinleyiciyi arka plan bilgisinden ana meseleye taşır ve that sonrasında gelen içeriğe güçlü bir vurgu yapar.
Alıştırma
Cümleyi temel meseleyi tanıtan yön gösterici ifadeyle tamamlayın: ____ the club has no safe place to meet.
Cevabı göster
At the heart of the problem is that
like driving electric cars and using solar power: paralel örnekler verme
Bu cümlede like, green activities için örnekler sunan “gibi” veya “örneğin” anlamındadır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. driving electric cars ve using solar power örnekleri, birbiriyle paralel iki -ing grubudur. Bir kategori adından sonra faaliyetleri sıralarken örneklerin aynı dil bilgisi biçiminde olması yapıyı daha açık hâle getirir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilleri -ing biçimine getirerek paralel iki örneği tamamlayın: Healthy activities like ____ and ____ can reduce stress. (walk after dinner; garden on weekends)
Cevabı göster
walking after dinner · gardening on weekends
If something increases by a factor of a certain number, Dilbilgisi
3:26Eğer bir şey belirli bir sayı 'by a factor of' (katında) artarsa,
If something ..., it ...: genel bir tanım belirtme
Burada If something ..., it ... genel bir tanım kurar. If yan cümlesi koşulu belirtir; ana cümle ise kural olarak geçerli olan anlamı veya sonucu açıklar. Cümle belirli bir gelecek olasılığından değil, genel bir kuraldan söz ettiği için her iki bölümde de şimdiki zaman biçimindeki increases ve becomes kullanılır. Bu yapı tanımlarda ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle belirli bir gelecek olasılığı yerine genel bir tanım vermek için if yan cümlesi kullanıyor?
- If the bus is late tomorrow, I will walk to school.
- If a polygon has three sides, it is a triangle.
- If you finish early today, you can call me.
Cevabı göster
If a polygon has three sides, it is a triangle.
isn't convinced: hâlâ şüphe duymak
isn't convinced, Helen'ın şu anki tutumunu anlatır: iddia veya kanıt onu ikna etmemiştir, bu yüzden hâlâ şüpheleri vardır. Odak noktası, tek bir ikna girişiminin başarısız olması değildir. Bu ifade, aynı fikirde olmadığını ölçülü biçimde belirtir. Daha güçlü kanıtların kişinin fikrini değiştirebileceği ihtimalini açık bırakır; bu nedenle doğrudan karşı çıktığını söylemekten genellikle daha yumuşaktır.
Alıştırma
Maya isn't convinced by the explanation ne anlama gelir?
- Açıklamayı hiç duymadı.
- Açıklamayı tamamen kabul etti.
- Açıklama hakkında hâlâ şüpheleri var.
Cevabı göster
Açıklama hakkında hâlâ şüpheleri var.
is that deep sea mining and deep sea nodules in particular
3:44derin deniz madenciliğinin ve özellikle derin deniz nodüllerinin
My concern at this point is that: endişeyi ölçülü biçimde dile getirmek
My concern ... is that, konuşanın endişe duyduğu konuyu tanıtır; ardından gelen that yan cümlesi de belirli sorunu açıklar. Buradaki concern, başka birine ilgi veya özen göstermek değil, endişe ya da çekince demektir. at this point, değerlendirmeyi mevcut aşama veya bilgilerle sınırlar. Böylece endişe ölçülü duyulur ve durum geliştikçe konuşanın fikrinin değişebileceği ihtimali açık kalır.
Alıştırma
Hedef kalıbı tam olarak tamamlayın: My ____ at this ____ is that we do not have enough volunteers.
Cevabı göster
concern · point
are being seen as a silver bullet: tek hamlelik bir çözüm olarak görülmek
Are being seen as edilgen bir yapıdır: insanlar şu anda derin deniz madenciliğini ve derin deniz nodüllerini belirli bir şey olarak görüyor. Böylece odak, bu görüşü taşıyan insanlardan çok önerinin kendisine yönelir. A silver bullet, zor ve karmaşık bir sorunu çözmesi beklenen, görünüşte basit tek bir çaredir. Burada derin deniz madenciliğini iklim krizi için umut bağlanan bir yanıt olarak sunar; ancak çoğu zaman sorunun aşırı basitleştirildiğini düşündüren kuşkucu bir ima da taşır.
Alıştırma
Bu cümlede are being seen as a silver bullet, derin deniz madenciliği hakkında ne ima ediyor?
- Gerçekten gümüşten yapılmış bir silaha dönüştürülüyor.
- Daha büyük bir planın yararlı bir parçası olarak görülüyor.
- Karmaşık bir soruna yönelik tek ve basit bir yanıt olarak görülüyor.
Cevabı göster
Karmaşık bir soruna yönelik tek ve basit bir yanıt olarak görülüyor.
that we can hopefully rely on life carrying on pretty much as normal. Öbek fiiller
3:54hayatın aşağı yukarı normal bir şekilde devam edeceğine bel bağlayabileceğimizi umuyoruz.
carrying on pretty much as normal: büyük ölçüde normal biçimde devam etmek
Carrying on “devam etmek” anlamına gelir; burada devam eden şey life sözcüğünün ifade ettiği hayattır. Daha geniş yapı olan rely on life carrying on içinde -ing yan cümlesi, konuşanın güvenebilmeyi umduğu durumu belirtir. Carry on burada “bir nesneyi taşımak” anlamına gelmez. Pretty much as normal, “neredeyse” veya “genel olarak alışılmış biçimde” demektir. Pretty much ifadeyi yumuşatır; bu nedenle küçük değişiklikler hâlâ mümkündür ve her şeyin tamamen aynı olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca küçük değişikliklerle devam etmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After the brief interruption, the library was able to ____.
Cevabı göster
carry on pretty much as normal
be opening a door to: sonraki bir gelişmeyi mümkün kılmak
Be opening a door to mecazi bir ifadedir. “Bir şeyi mümkün hâle getirmek” veya “başlaması için ona bir yol açmak” anlamına gelir. Buradaki imge gerçek bir kapıyı hareket ettirmek değil, erişim veya fırsat sağlamaktır. Bu cümlede konuşmacı, sınırlı testlerin çok daha büyük bir adımı, yani ticari derin deniz madenciliğini mümkün kılmasından endişe ediyor. Bu, gelecekteki olası bir sonuç hakkında uyarıdır; sonucun zaten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
“A pilot program could open a door to wider reform,” cümlesinde “open a door to” ne anlama gelir?
- Reformun zaten gerçekleştiğini garanti etmek
- Daha geniş bir reformu mümkün kılmak
- Program için gerçek bir giriş kapısı açmak
Cevabı göster
Daha geniş bir reformu mümkün kılmak
towards this getting permission for deep sea mining
4:07derin deniz madenciliği için izin alınmasına
leading down a rather slippery slope: giderek kötüleşen sonuçlar zinciri konusunda uyarmak
Leading down a slippery slope, durdurulması giderek zorlaşan ve daha ciddi zararlarla sonuçlanabilecek bir gelişmeler zincirini başlatmayı anlatan mecazdır. Gerçek bir yokuştan söz etmez. Burada rather “oldukça” anlamına gelir ve I think uyarının konuşmacının değerlendirmesi olduğunu gösterir. Konuşmacı testleri ticari derin deniz madenciliğine doğru olası bir ilk adım olarak görüyor; bu sonucun kesin olduğuna dair kanıt olarak değil.
Alıştırma
“Allowing one exception could lead us down a slippery slope,” cümlesinde konuşmacı neye karşı uyarıyor?
- Bir istisna hemen bir felaket yaşanacağını garanti eder.
- Bir istisna, durdurulması zor olan daha kötü kararlar zincirini başlatabilir.
- Ekip ıslak ve fiziksel olarak tehlikeli bir yokuşla karşılaşabilir.
Cevabı göster
Bir istisna, durdurulması zor olan daha kötü kararlar zincirini başlatabilir.
on a commercial scale: denemeden ticari işletmeye
On a commercial scale, bir faaliyetin boyutunun ve örgütlenme düzeyinin düzenli ticari işletmeye uygun olduğunu belirtir. Burada scale, faaliyetin büyüklüğü veya kapsamıdır ve ifade bir deneme ya da küçük pilot çalışmayla karşıtlık kurar. Bu cümlede deneysel derin deniz madenciliğinden izinli ticari çıkarıma olası geçişi gösterir. Genel olarak bir faaliyet sınırlı denemeleri aşıp işletme düzeyinde yürütülmeye başladığında bu ifade kullanılır.
Alıştırma
“Düzenli ticari üretime uygun bir ölçekte” anlamına gelen dört sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years of testing, the company can now manufacture the material ____.
Cevabı göster
on a commercial scale
will be seen as a silver bullet to the climate crisis,
4:14iklim krizine karşı bir 'silver bullet' (sihirli değnek/kesin çözüm) olarak görülmesinden endişeleniyor,
a simple and instant solution to a complicated problem.
4:17karmaşık bir soruna basit ve anında bir çözüm.
which have been permitted to assess the difficulty of mining underwater
4:23sualtında madenciliğin zorluğunu değerlendirmek için izin verilen testlerin,
which would damage fragile marine ecosystems beyond repair. Kalıp ifadeler
4:30bunun da kırılgan deniz ekosistemlerine onarılamaz şekilde zarar vereceğini düşünüyor.
beyond repair: onarılamayacak kadar hasarlı
Beyond repair, bir şeyin onarılamayacak veya eski hâline getirilemeyecek kadar ağır hasar gördüğü anlamına gelir. Burada beyond bir sınırı belirtir: hasar, onarımın mümkün olduğu noktayı aşmıştır; fiziksel bir konumu anlatmaz. İfade nesneleri tanımlayabildiği gibi ekosistemler, ilişkiler veya itibar gibi şeyler için de kullanılabilir. Bu cümlede hassas deniz ekosistemlerine gelebilecek olası zararın geri döndürülemez olduğunu anlatır.
Alıştırma
“Onarılamayacak kadar ağır hasar görmüş” anlamına gelen iki sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The flood left the old piano ____.
Cevabı göster
beyond repair
If you open the door to something,
4:35Eğer bir şeye kapı açarsanız ('open the door to something'),
you allow something new to start or make it possible.
4:37yeni bir şeyin başlamasına izin verirsiniz veya onu mümkün kılarsınız.
leads down a slippery slope,
4:42'slippery slope' (tehlikeli bir yokuşa/kaygan zemine) sürüklediğini düşünüyor,
and is likely to get worse and worse.
4:47ve giderek kötüleşmesi muhtemel bir duruma veya alışkanlığa.
could spell the end: sonu getirebilir veya sonun işareti olabilir
Burada spell, “bir sözcüğün harflerini tek tek söylemek” değil, “belirli bir sonuç anlamına gelmek, o sonucu haber vermek veya ona yol açmak” demektir. Could spell the end, durumun bir şeyin sona ermesine yol açabileceğini veya sona ereceğinin işareti olabileceğini anlatır. Could, bu sonucu kesin değil olası olarak gösterir. İfade bir bütün olarak gelecekte yaşanabilecekler hakkında ciddi bir uyarı verir.
Alıştırma
Spell içeren ve “bir şeyi sona erdirmek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: A major funding cut could ____ the project.
Cevabı göster
spell the end of
as much as our land and skies: eşit dereceyi karşılaştırma
Bu cümlede as much as eşit dereceyi gösterir: okyanuslar, karalar ve göklerle aynı derecede korunmaya ihtiyaç duyar. Much, kaç şey bulunduğunu değil, ihtiyacın ne kadar güçlü olduğunu ölçer. our land and skies sonrasında need protection sözleri anlamca vardır ama tekrar edilmemiştir: ... as much as our land and skies [need protection]. İngilizcede anlam açıksa tekrarlanan sözler sık sık düşürülür.
Alıştırma
Dersteki eşit derece ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Listening matters ____ speaking does.
Cevabı göster
as much as
Konuya dönüş ifadesi olarak which reminds me of my ...
Bu cümlede which, yalnızca yakındaki tek bir isme değil, okyanusun korunması gerektiğine ilişkin önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Yan cümle, önceki sözün konuşmacıya kendi sorusunu hatırlattığını belirtir. Bu ifade aynı zamanda bir geçiş görevi görür: Az önce söylenenlerle bağlantı kurarak daha önceki bir soruya doğal biçimde döner. Başka konuşmalarda da which reminds me of ... güncel noktayı konuşmacının gündeme getirmek istediği ilgili bir konuyla bağlayabilir.
Alıştırma
"which reminds me of my question" ifadesinde which esas olarak neye gönderme yapar?
- Sam
- Tek başına skies sözcüğü
- Okyanusun korunması gerektiğine ilişkin önceki düşünce
Cevabı göster
Okyanusun korunması gerektiğine ilişkin önceki düşünce
Yes, you asked me how many different marine species live in the ocean, Dilbilgisi
5:02Evet, bana okyanusta kaç farklı deniz türünün yaşadığını sormuştun,
you asked me how many ... live ...: dolaylı soruda sözcük dizilişi
you asked me ifadesinden sonra gelen how many yan cümlesi, daha önceki bir sorunun içeriğini aktarır; bu nedenle dolaylı bir sorudur. Bu örnekte how many different marine species öznedir ve hemen ardından live gelir: how many different marine species live in the ocean. Burada how many ifadesinden sonra do eklemeyin. Genel olarak dolaylı bir soru, how many gibi soru ifadelerini korur ancak içindeki yan cümlede bildirme cümlesi dizilişini kullanır.
Alıştırma
"How many books did you borrow?" sorusunu hangi cümle doğru biçimde dolaylı olarak aktarır?
- She asked me how many did I borrow books.
- She asked me how many books did I borrow.
- She asked me how many books I borrowed.
Cevabı göster
She asked me how many books I borrowed.
I'm afraid ile olumsuz bir mesajı nazikçe yumuşatmak
Bu cümlede I'm afraid korkuyu anlatmaz. Hoş olmayan bir bilgiden önce veya sonra kullanılır ve “bunu söylediğim için üzgünüm” gibi bir anlam taşır. Cümlenin sonunda kullanıldığında cevabın yanlış olduğu yönündeki düzeltmeyi yumuşatır. Olumsuz bilgi açık kalır, ancak konuşan kişi daha az sert duyulur.
Alıştırma
"Which was the wrong answer, I'm afraid" cümlesinde I'm afraid ne işe yarar?
- Düzeltmeyi nazikçe yumuşatır.
- Konuşan kişinin korktuğunu gösterir.
- Konuşan kişinin cevabı bilmediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Düzeltmeyi nazikçe yumuşatır.
There are estimated to be around 700,000 marine species, Dilbilgisi
5:13Yaklaşık 700.000 deniz türü olduğu tahmin ediliyor,
There are estimated to be: tahmini bir sayıyı bildirmek
There are estimated to be, “tahminlere göre ... vardır” anlamına gelir. Estimated, sayının tamamen doğrulanmış değil, yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. Edilgen yapı, tahmini yapan kişileri belirtmez; böylece dikkat miktar üzerinde kalır. Kalıp There + be fiilinin uygun biçimi + estimated to be + miktar veya isim öbeği şeklindedir. Bu resmî cümlede are, çoğul marine species ile uyumludur.
Alıştırma
Hedef yapıyı kullanarak resmî tahmini tamamlayın: There ____ more than 300 historic buildings in the city.
Cevabı göster
are estimated to be
only about 226,000 of which ...: parçayı bütüne bağlamak
Burada which, daha önce geçen grubun tamamına, yani around 700,000 marine species ifadesine gönderme yapar. only about 226,000 of which, “bu türlerin yalnızca yaklaşık 226.000’i” anlamına gelir. of which ifadesinden önceki sayı, daha büyük grubun açıklanan bölümüdür. Bu, tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir: yeni bir cümle başlatmadan virgülden sonra bütün-parça ilişkisi hakkında bilgi ekler. Kalıp, bütün grup, miktar + of which + fiil öbeği şeklindedir. Bu örnekte have been identified so far, söz konusu miktar için şu ana kadar geçerli olan durumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, vurgulanan bütün-parça yapısıyla tamamlayın: The museum owns 8,000 objects, only 3,000 ____ have been catalogued so far.
Cevabı göster
of which
Okay, let's recap the vocabulary we've learned from the program, Anlatım akışı
5:22Pekala, programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Okay, let's recap: önceki noktaların gözden geçirileceğini belirtmek
Okay bir geçişi belirtir; let's recap ise konuşmacının kısa bir gözden geçirme bölümüne geçtiğini dinleyiciye bildirir. Recap, ana noktaları kısaca yeniden söylemek demektir; bütün dersi baştan başlatmak değildir. Bu ifade programın akışını düzenler: duyulduktan sonra daha önce geçen kelimelerin, fikirlerin veya adımların sıralanması ya da özetlenmesi beklenir. Let's hem konuşmacıyı hem de dinleyiciyi kapsadığı için geçiş, birlikte yapılan bir eylem gibi duyulur.
Alıştırma
Okay, let's recap genellikle neyin işaretidir?
- Konuşmacı daha önce ele alınan ana noktaları kısaca gözden geçirecek.
- Konuşmacı tamamen ilgisiz bir konuya başlayacak.
- Konuşmacı her cümlenin kelimesi kelimesine tekrar edilmesini istiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı daha önce ele alınan ana noktaları kısaca gözden geçirecek.
A paradox describes a situation that seems impossible
5:30Bir 'paradox', imkansız görünen bir durumu açıklar
means a simple solution to a complicated problem,
5:44karmaşık bir soruna basit bir çözüm anlamına gelir,
And finally, the idiom to open the door to something
5:58Ve son olarak, 'to open the door to something' deyimi
means to allow something new to start or to make it possible.
6:02yeni bir şeyin başlamasına izin vermek veya onu mümkün kılmak anlamına gelir.
our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our six minutes are up ifadesindeki are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin bittiğini ve konuşmacının bölümü kapattığını anlatır. Burada up, sürenin dolmuş olmasını belirtir; yukarı yönünü göstermez. Aktarılabilir kalıp “zaman ifadesi + be + up” şeklindedir. be, dil bilgisel özneyle uyumlu olmalıdır: Our time is up, ancak Our six minutes are up. Bu ifade yalnızca herhangi bir sürenin geçtiğini değil, genellikle bilinen bir zaman sınırının sona erdiğini anlatır.
Alıştırma
Ayrılan sürenin bittiğini göstermek için be up ifadesini doğru biçimde kullanın: Your five minutes ____, so please stop writing.
Cevabı göster
are up