Peppa Pig Masalları 💰 Madeni Paralar! Alışveriş Merkezinde Eğlence 🚀 YEPYENİ Peppa Pig Videoları: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
370 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Peppa ile George kendi bozuk paralarıyla alışveriş merkezine gider. Çeşitli makineler ve eğlence araçları onları para harcamaya özendirse de son paralarını saklar; hamile olduğu için ayakları ağrıyan annelerine masaj koltuğuyla sürpriz yaparlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. be on my feet all day — Deyimler ve mecazlı ifadeler — Bu ifadenin yalnızca ayakların bulunduğu yeri değil, uzun süre ayakta kalmayı veya yürümeyi anlattığını kavrayın. Alışveriş, iş, yolculuk ya da sürekli hareket gerektiren başka etkinliklerin yol açtığı fiziksel yorgunluğu doğal biçimde açıklamak için kullanabilirsiniz. 2. We've got two coins left, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler — Bir kaynaktan ne kadar kaldığını belirtmek için kullanılan konuşma dilindeki have got + miktar + left kalıbını öğrenin. Para, zaman, yiyecek, bilet, fırsat veya başka sınırlı kaynaklarla ilgili bütçe ve planlardan söz ederken bu kalıptan yararlanabilirsiniz. 3. run out of coins. — Öbek fiiller — run out of ifadesinin bir şeyi tamamen tüketip geride hiç bırakmamak anlamına geldiğini ayırt edin. Bu yaygın öbek fiille para, zaman, yiyecek, enerji veya başka bir kaynak tükendiğinde bir etkinliğin neden durması ya da planın neden değişmesi gerektiğini açıkça anlatabilirsiniz.

Bu derste

Peppa Pig Tales.

0:00

Peppa Pig Masalları.

Let's jump in. Kalıp ifadeler

0:03

Hadi başlayalım.

Kalıp ifadeler

Let's jump in: başlamaya yönelik samimi bir davet

Bu açılışta Let's jump in, “Şimdi başlayalım ve doğrudan etkinliğe ya da konuya geçelim” anlamına gelir. Burada jump in mecazidir; kimseden fiziksel olarak bir yere atlaması istenmez. Let's, konuşanı da dinleyenleri de öneriye dahil eder. İfade samimi ve enerjiktir; sıradan bir Let's start ifadesine göre hemen katılma duygusunu daha güçlü verir.

Alıştırma

Bir dersin başında Let's jump in ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak bir şeyin içine atlayalım.
  2. Başlamadan önce bekleyelim.
  3. Hemen başlayalım.
Cevabı göster

Hemen başlayalım.

Today, Peppa and George are very excited.

0:06

Bugün Peppa ve George çok heyecanlı.

Careful, don't lose your money. Ton ve niyet

0:10

Dikkatli olun, paranızı kaybetmeyin.

Ton ve niyet

Careful, don't lose...: önce uyarı, sonra risk

Cümlenin başındaki Careful, Be careful anlamına gelen kısaltılmış bir uyarıdır; bir kişiyi tanımlayan sıfat değildir. Dinleyenin dikkatini hızla çeker. Olumsuz emir don't lose your money, kaçınılması gereken sonucu tam olarak belirtir. Yeniden kullanılabilen Careful, don't + fiilin yalın hâli kalıbı önce uyarıyı verir, sonra riski açıklar.

Alıştırma

Konuşan kişi Careful, don't lose your money derken ne yapıyor?

  1. Birini genel olarak dikkatli diye tanımlamak.
  2. Paranın nerede olduğunu sormak.
  3. Hemen uyarıda bulunmak ve riski belirtmek.
Cevabı göster

Hemen uyarıda bulunmak ve riski belirtmek.

They've come to the shopping center to spend their very own coins. Kelime

0:13

Kendi bozuk paralarını harcamak için alışveriş merkezine geldiler.

Kelime

their very own coins: özel kişisel sahipliği vurgulama

their very own coins ifadesinde very, own sözcüğünü güçlendirir. Madeni paralar bizzat onlara aittir ve bu anlatım, sahipliği özel hissettirir; very madeni paraların bir özelliğini anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı iyelik sözcüğü + very own + isim biçimindedir: my very own room, her very own bike veya our very own garden. Bu yapı çoğu zaman gurur, heyecan, bağımsızlık ya da uzun zamandır istenen bir şeye sonunda kavuşma duygusu verir.

Alıştırma

Odanın özel olarak ona ait olduğunu vurgulayan sözcükle cümleyi tamamlayın: After years of sharing, Lina finally has her ____ own room.

Cevabı göster

very

Uh, I don't want to be on my feet all day if we can help it. Deyimler

0:18

Uh, eğer mümkünse bütün gün ayakta kalmak istemiyorum.

Deyimler

be on my feet all day: uzun süre ayakta veya hareket hâlinde olmak

Be on my feet all day, oturmak yerine bütün günü ayakta, yürüyerek veya hareket ederek geçirmek anlamına gelir. Çoğu zaman yorgunluk ima eder; kişinin kelimenin tam anlamıyla kendi ayaklarının üstünde bulunmasını anlatmaz. Yapı be on + iyelik sözcüğü + feet biçimindedir ve iyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I am on my feet, she is on her feet ve they are on their feet. all day veya all morning gibi zaman ifadeleri sürenin uzunluğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi on one's feet all day ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya works in a busy café, so she is ____.

Cevabı göster

on her feet all day

Deyimler

if we can help it: istenmeyen bir durumdan kaçınmak

Burada if we can help it, “o durumdan kaçınabilir veya onu önleyebilirsek” anlamına gelir. it, bütün gün ayakta kalma durumuna gönderme yapar. help burada “birine yardım etmek” demek değildir; istenmeyen bir şeyin olmasını durduracak kadar kontrol sahibi olmayı anlatır. Bu yapı çoğunlukla don't want to veya won't gibi olumsuz ifadelerden sonra gelir. Konuşanın, yapabiliyorsa daha önce sözü edilen eylem veya sonuçtan kaçınmaya niyetli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “önleyebilirsek” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: We won't cancel the trip ____.

Cevabı göster

if we can help it

Mummy Pig has a baby in her tummy, so her feet are a bit sore. Notlar

0:23

Anne Domuz'un karnında bir bebek var, bu yüzden ayakları biraz ağrıyor.

Kelime

a baby in her tummy: hamileliği çocuklara uygun biçimde anlatma

a baby in her tummy ifadesinde tummy, karın bölgesi için kullanılan sıcak ve çocuklara uygun bir sözcüktür. İfadenin tamamı hamileliği basit aile diliyle açıklar: Kişi hamiledir ve bir bebek taşımaktadır. Bu anlatım küçük bir çocuğun kolayca anlayabileceği kadar yumuşaktır; anatomiye ilişkin kesin bir tıbbi açıklama değildir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Resmî bir tıbbi raporda “The patient has a baby in her tummy.” yazıyor.

  1. Uygun değil; tummy gündelik ve çocuklara yönelik bir sözcüktür.
  2. Uygun; tummy resmî bir anatomi terimidir.
Cevabı göster

Uygun değil; tummy gündelik ve çocuklara yönelik bir sözcüktür.

Kalıp ifadeler

a bit sore: biraz ağrılı veya hassas

a bit sore ifadesinde sore; ağrıyan, sızlayan veya dokununca hassas olan anlamına gelir. a bit ise bu rahatsızlığın hafif olduğunu gösterir. Burada yalnızca yorgun olduğu değil, ayaklarının biraz ağrıdığı anlatılır. Bir durumu daha hafif ifade etmek için a bit + sıfat yapısını kullanabilirsin: a bit sore, very sore ifadesinden daha düşük bir derece anlatır.

Alıştırma

“Her feet are a bit sore” ne anlama gelir?

  1. Ayakları biraz ağrıyor.
  2. Ayaklarında hiç his yok.
  3. Çok fazla enerjisi var.
Cevabı göster

Ayakları biraz ağrıyor.

So, what are you little piggies going to spend your coins on? Kalıp ifadeler

0:28

Peki, siz küçük domuzcuklar paralarınızı neye harcayacaksınız?

Kalıp ifadeler

spend your coins on: spend + money + on + nesne yapısı

Spend your coins on, spend + money + on + şey kalıbını kullanır ve bir şeyi satın almak veya ödemek için para kullanmak anlamına gelir. your coins harcanan parayı, on sonrasında gelen bölüm ise satın alınan şeyi belirtir. Soruda what satın alınan şeyi temsil ederek başa geçer, on ise sonda kalır: What are you going to spend your coins on? on atılmamalıdır.

Alıştırma

Eksik edatla soruyu tamamla: What are you going to spend your birthday money ____?

Cevabı göster

on

Um, it's a secret. Ton ve niyet

0:31

Hımm, bu bir sır.

Ton ve niyet

It's a secret: sürprizi gizli tutmak

Bu cümlede It's a secret, bilgiyi açıklamayı nazikçe reddeder. Ciddi bir güvenlik kuralı bildirmek yerine sürprizi ve merakı canlı tutar. Biri şimdilik gizli tutmak istediğiniz bir şeyi sorduğunda It's a secret diyebilirsiniz. İfadenin şakacı mı yoksa ciddi mi olduğu, duruma ve ses tonuna bağlıdır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız doğum günü hediyesinin içinde ne olduğunu soruyor. Bu durumda It's a secret en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Hediye resmî bir hukuk kuralıyla korunuyor.
  2. Sürpriz olduğu için sana henüz söylemiyorum.
  3. Hediyenin ne olduğunu unuttum.
Cevabı göster

Sürpriz olduğu için sana henüz söylemiyorum.

Come on. Ton ve niyet

0:33

Hadi gelin.

Ton ve niyet

Come on: birini hareket etmeye devam etmeye çağırmak

Burada Come on, birini hareket etmeye ve yapılan işe devam etmeye çağıran samimi bir ifadedir. Bana doğru gel değil, Hadi gidelim veya Acele et gibi bir anlam taşır. Aynı sözler başka durumlarda birini cesaretlendirebilir veya sabırsızlık gösterebilir. Bu nedenle konuşanın niyetini anlamak için duruma ve ses tonuna bakın.

Alıştırma

Okula gitmek üzere çıkıyorsunuz, ancak erkek kardeşiniz hâlâ ayakkabılarını giyiyor. Hangi cümle onu acele edip sizinle gelmeye en doğal biçimde teşvik eder?

  1. Come here, we'll be late.
  2. Come on, we'll be late.
  3. Come in, we'll be late.
Cevabı göster

Come on, we'll be late.

Peppa and George are off to buy whatever secret thing they're going to buy. Notlar

0:34

Peppa ve George alacakları o gizli şeyi almaya gidiyorlar.

Kalıp ifadeler

are off to buy: bir şey almak için yola çıkmak

Be off to + fiil, bir şey yapmak için ayrılmak veya yola çıkmak demektir. are off to buy ifadesinde are, çoğul özne Peppa and George ile uyumludur; to buy ise ayrılma amacını belirtir. Bu ifade, eylemin çoktan başladığı veya başlamak üzere olduğu hissini verir. Buradaki off, bulunulan yerden uzaklaşmak anlamındadır; “kapalı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, yola çıkma anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: We're ____ buy some snacks.

Cevabı göster

off to

Dilbilgisi

whatever secret thing they're going to buy: nesneyi belirtmeden açık bırakmak

Whatever + isim + yan cümle, bir nesneyi tam olarak tanımlamadan belirtmek için kullanılabilir. Burada whatever doğrudan secret thing ifadesini niteler; they're going to buy ise bilinmeyen nesneyi açıklayan yan cümledir. İfadenin tamamı, önceki buy fiilinin nesnesidir. Anlatıcı, nesnenin ne olduğunu bilmediği veya sırrı sakladığı için kimliğini açık bırakır.

Alıştırma

Bu cümlede whatever book ne anlama gelir: Mia packed whatever book she wanted to read.?

  1. Mia'nın sahip olduğu bütün kitaplar.
  2. Mia'nın istediği, ancak tam olarak hangisi olduğu söylenmeyen kitap.
  3. Konuşanın seçtiği belirli bir kitap.
Cevabı göster

Mia'nın istediği, ancak tam olarak hangisi olduğu söylenmeyen kitap.

What a splendidly surprising sphere. Dilbilgisi

0:42

Ne kadar da şahane ve şaşırtıcı bir küre.

Dilbilgisi

What a splendidly surprising sphere: What a... ünlemi

What a + sıfat öbeği + tekil sayılabilen isim kalıbı bir ünlem cümlesi oluşturur. Burada splendidly surprising, sphere sözcüğünü niteler; cümlenin tamamı soru sormak yerine güçlü, eğlenceli bir şaşkınlık ve hayranlık ifade eder. Bu sıfat öbeğinde splendidly, surprising sözcüğünü niteleyen bir zarftır. Özenle süslenmiş bu ifade, tepkiyi özellikle teatral ve eğlenceli gösterir.

Alıştırma

What a ünlemini tamamlayın: ____ clever idea!

Cevabı göster

What a

What is it, George?

0:45

O nedir, George?

George wants to spend one of their coins on a gumball machine.

0:47

George paralarından birini sakız makinesine harcamak istiyor.

Well, if we spend one coin here, Dilbilgisi

0:51

Pekala, eğer burada bir para harcarsak,

we can still have enough for our secret.

0:54

sırrımız için hala yeterince paramız kalır.

Dilbilgisi

if we spend..., we can still have enough: sonucu geçerli kalan bir koşul

If yan cümlesi olası bir koşul belirler: burada bir madeni para harcamak. Ana cümle bu koşuldaki sonucu verir: sırları için hâlâ yeterli para kalır. Still, yeni harcamaya rağmen istenen sonucun geçerli kalmaya devam ettiğini gösterir. Bu tür gerçek ve olası koşul cümlelerinde İngilizce, if sonrasında genellikle geniş zaman, sonuç cümlesinde ise can kullanır: if we spend..., we can still have....

Alıştırma

Öğle yemeği masrafından sonra da biletlerin alınabileceğini göstermek için cümleyi tamamlayın: ____ we spend five pounds on lunch, we can ____ afford the tickets.

Cevabı göster

If · still

Um, strawberry laces. Kültür

1:08

Hımm, çilekli şerit şeker.

Kültür

strawberry laces: bir şekerleme türü

Strawberry laces, Birleşik Krallık'ta yaygın olarak satılan uzun, ince ve çilek aromalı şekerlemelerdir. Laces sözcüğü bunların ayakkabı bağına benzeyen şeklini anlatır; gerçek ayakkabı bağlarını ifade etmez. Bir dükkân veya atıştırmalık bağlamında bütün ifadeyi bir şekerleme adı olarak anlayın.

Alıştırma

Bir Britanya şekerci dükkânı bağlamında strawberry laces nedir?

  1. Çilekle süslenmiş ayakkabı bağları.
  2. Uzun, ince ve çilek aromalı şekerlemeler.
  3. Çilek aromalı bir içecek.
Cevabı göster

Uzun, ince ve çilek aromalı şekerlemeler.

Oh, is that the secret?

1:12

Oh, sır bu mu?

Nope.

1:14

Hayır.

Hello, Suzy.

1:16

Merhaba, Suzy.

Now, Peppa's found a special vending machine that sells toys. Kültür

1:17

Şimdi, Peppa oyuncak satan özel bir otomat buldu.

Kültür

vending machine: ürünleri otomatik olarak satan bir makine

Vending machine, genellikle bozuk para, kart veya başka bir elektronik yöntemle ödeme yaptıktan sonra ürünü otomatik olarak veren bir makinedir. Bu sabit bir birleşik isimdir ve herhangi bir makineyi ifade etmez. Otomatlar birçok farklı şey satabilir. Bu cümlede satılan ürün, daha alışılmış içecekler veya atıştırmalıklar yerine oyuncaktır.

Alıştırma

Hangi açıklama vending machine ifadesine en uygun karşılıktır?

  1. Ürünleri sergilemek için kullanılan herhangi bir raf.
  2. Oyuncakların üretildiği bir fabrika.
  3. Ürünleri otomatik olarak satan ve veren bir makine.
Cevabı göster

Ürünleri otomatik olarak satan ve veren bir makine.

Look, Peppa, I got an alien. Kelime

1:21

Bak Peppa, bana bir uzaylı çıktı.

Kelime

got an alien: “elde etmek” anlamındaki got

got an alien ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “elde etti” ya da “sonunda sahip oldu” anlamına gelir. Bu sahnede elde edilen şey gerçek bir uzaylı değil, uzaylı oyuncağıdır. Günlük İngilizcede get/got çoğu zaman bir şeyi edinme sonucuna odaklanır. Şeyin satın mı alındığı, hediye mi edildiği, kazanıldığı mı, yoksa bir makineden mi çıktığı bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Bu oyuncak makinesi sahnesinde I got an alien ne anlama gelir?

  1. Bir uzaylıya dönüştüm.
  2. Bir uzaylı oyuncağı elde ettim.
  3. Bir uzaylıyı aradım.
Cevabı göster

Bir uzaylı oyuncağı elde ettim.

That broccoli would be a perfect friend for Teddy. Dilbilgisi

1:25

Şu brokoli Teddy için mükemmel bir arkadaş olurdu.

Dilbilgisi

would be a perfect friend for: hayal edilen uygunluk

Would be, arkadaşlığı zaten var olan bir gerçek olarak değil, hayal edilen ya da olası bir sonuç olarak sunar. Konuşan kişi, brokoli oyuncağı ile Teddy'nin arkadaş olarak birbirine yakışacağını değerlendiriyor. Yeniden kullanılabilen X would be a good/perfect Y for Z kalıbı, olası bir seçimi veya eşleşmeyi değerlendirir: X adaydır, Y roldür, Z ise X'in uygun olacağı kişi ya da şeydir.

Alıştırma

Hedef kalıp would be perfect for ifadesini tamamlayın: If we chose this lamp, it ____ be perfect for the reading corner.

Cevabı göster

would

Um, if I spend one coin here,

1:28

Hımm, eğer burada bir para harcarsam,

we'll still have two left for the secret.

1:31

sır için hala iki paramız kalır.

I'll call you Barry Broccoli. Kalıp ifadeler

1:39

Sana Barry Brokoli adını vereceğim.

Kalıp ifadeler

call you Barry Broccoli: call + kişi/şey + ad

I'll call you Barry Broccoli. cümlesinde call, “telefon etmek” değil, “birine ya da bir şeye ad vermek veya o adla seslenmek” anlamındadır. Kalıp call + kişi/şey + ad şeklindedir: you ad verilen kişi ya da şeyi, Barry Broccoli ise adı gösterir. Bir ad seçerken veya bir kişi ya da şey için hangi adın kullanıldığını söylerken bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“Bir ad vermek veya kullanmak” anlamındaki fiille tamamlayın: The puppy needs a name. I'll ____ the puppy Sparky.

Cevabı göster

call

Oh, I like the name Barry for a boy.

1:42

Oh, bir erkek çocuk için Barry ismini severim.

Um, no. Ton ve niyet

1:45

Hımm, hayır.

Ton ve niyet

Um, no: tereddütlü ve yumuşatılmış bir olumsuz yanıt

Um, asıl yanıt olan no'dan önce kullanılan bir doldurma sesidir. Burada kısa bir tereddüt veya hafif bir rahatsızlık gösterir ve düz bir No. yanıtına göre düzeltmeyi daha az ani kılar. Yanıtı olumsuzdan olumluya çevirmez. Ses tonuna bağlı olarak Um, no kuşkulu veya rahatsız olmuş gibi de duyulabilir; yani yumuşatma etkisi mümkündür ama kesin değildir.

Alıştırma

Yargılayın: Günlük bir konuşmada “Um, no, I meant next Tuesday.” demek düzeltmeyi daha az ani kılabilir, ancak konuşan kişi önceki düşünceyi hâlâ reddetmektedir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Come on, everyone.

1:47

Hadi gelin, herkes.

Follow Barry to the secret.

1:48

Sırra giden yolda Barry'yi takip edin.

We've got two coins left, George. Kalıp ifadeler

1:53

İki paramız kaldı, George.

Kalıp ifadeler

We've got two coins left: kalanı söylemek

Bu cümlede have got + miktar veya nesne + left yapısı, bir kısmı kullanıldıktan sonra o miktarın kaldığını belirtir. We've got two coins left, iki madeni paranın kaldığı anlamına gelir. Buradaki left, right sözcüğünün karşıtı olan “sol” yönü değil, “kalan” anlamındadır. Aynı yapı zaman, para, bilet, fırsat ve başka sınırlı şeylerle de kullanılabilir.

Alıştırma

İki biletimizin kaldığını söylemek için cümleyi tamamlayın: We've ____ two tickets ____.

Cevabı göster

got · left

One for the secret and one for the rollercoaster ride. Dilbilgisi

1:55

Biri sır için, diğeri de hız treni için.

Dilbilgisi

One for A and one for B: iki nesneyi paylaştırmak

One for A and one for B, benzer iki nesneyi iki farklı amaca veya alıcıya ayıran paralel bir yapıdır. One tekrarlanır; hangi nesneden söz edildiği zaten belliyse nesnenin adı söylenmeyebilir. Bu cümlede her one, one coin anlamına gelir. For, her madeni paranın hangi amaçla kullanılacağını gösterir; tekrarlanan yapı da planı açık ve dengeli hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi one for A and one for B paralel yapısıyla tamamlayın: We have two keys: ____ the front door ____ the back door.

Cevabı göster

one for · and one for

Oh, dear. Ton ve niyet

2:01

Oh, canım.

Ton ve niyet

Oh, dear.: küçük bir soruna verilen yumuşak tepki

Oh dear, hafif bir endişeyi, pişmanlığı veya küçük bir sorunu ifade eden kalıplaşmış bir ünlemdir. Bu cümlede konuşan kişi, istenmeyen bir duruma yumuşak bir tepki veriyor. Buradaki dear, konuşulan kişiye yönelik bir hitap değildir. İki sözcük birlikte tek bir tepki oluşturur ve genellikle yumuşak söylenen Oh no ifadesine benzer.

Alıştırma

Bu bağlamda Oh, dear. ne ifade ediyor?

  1. Küçük bir soruna verilen yumuşak tepki
  2. Birine sevgiyle hitap etme biçimi
  3. Tehlikeye karşı acil bir uyarı
Cevabı göster

Küçük bir soruna verilen yumuşak tepki

Now, Peppa and George have only one coin left.

2:02

Şimdi Peppa ve George'un sadece bir parası kaldı.

We can't spend this until we get to the secret, George. Dilbilgisi

2:06

Sırra ulaşana kadar bunu harcayamayız, George.

Dilbilgisi

can't ... until ...: bir kısıtlamanın ne zaman bittiğini belirtmek

can't + eylem + until + zaman veya olay kalıbı, belirtilen sınıra kadar eyleme izin verilmediğini ya da eylemin mümkün olmadığını anlatır. Bu cümlede, yolda oldukları sürece parayı saklamaları gerekir. until ifadesinden sonraki olay, kısıtlamanın ne zaman sona erdiğini gösterir. Kısıtlamanın nedenini açıklamaz ve can't hiçbir zaman yapılamaz anlamına gelmez.

Alıştırma

Kuralı can't ... until ... kalıbıyla tamamlayın. “Zil çalmadan önce ayrılmalarına izin yok” anlamındaki ifadeyi kullanın: We ____ the bell rings.

Cevabı göster

can't leave until

Any ideas? Ton ve niyet

2:10

Bir fikri olan?

Ton ve niyet

Any ideas?: Kısaca öneri isteme

Any ideas?, Do you have any ideas? sorusunun konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Bir öneri, çözüm veya plan ister. Durum açık olduğunda çıkarılan sözcükler kolayca anlaşılır. Sorularda any, isteği açık uçlu tutar: işe yarayan tek bir fikir bile yeterlidir. Karşıdaki kişinin kaç fikri olduğunu sormaz.

Alıştırma

Yazıcı çalışmayı durdurdu. Arkadaşlarınızdan doğal biçimde çözüm isteyen kısa soru hangisidir?

  1. Any ideas?
  2. How many ideas?
  3. No ideas?
Cevabı göster

Any ideas?

Not a clue. Deyimler

2:11

Hiçbir fikrim yok.

Deyimler

Not a clue: Hiçbir fikrin olmadığını söylemek

Not a clue., kesinlikle hiçbir fikrim yok anlamına gelen kalıplaşmış ve gündelik bir yanıttır. I haven't got a clue ifadesinin eksiltili biçimidir; yanıt açık olduğu için özne ve fiil söylenmez. clue sözcüğü kelime anlamıyla bir gizemi çözmeye yardımcı olan ipucunu anlatabilir. Ancak burada ifadenin tamamı, hiçbir bilgiye veya işe yarar fikre sahip olmamayı vurgular.

Alıştırma

I have no idea anlamındaki üç sözcüklü kalıp yanıtı tamamlayın: Do you know where the spare key is? — ____.

Cevabı göster

Not a clue

Peppa and George are determined not to spend their last coin, Kalıp ifadeler

2:13

Peppa ve George son paralarını harcamamaya kararlı,

Kalıp ifadeler

are determined not to spend: bir eylemden kaçınmaya kesin kararlı olmak

Be determined not to do something, bir eylemi yapmamaya kesin olarak karar vermek demektir. Cümlede are determined not to spend, Peppa ile George'un parayı kullanmak yerine saklamaya kararlı olduğunu anlatır. Yapı be + determined + not to + fiilin yalın hâli şeklindedir. do not want to ifadesinden daha güçlüdür; karara bağlılığı ve onu sürdürme çabasını gösterir.

Alıştırma

Eylemden kaçınmaya kesin kararlı olmayı gösteren sözlerle cümleyi tamamlayın: I am determined ____ waste my allowance on things I do not need.

Cevabı göster

not to

not on the wishing fountain. Kültür

2:18

dilek havuzuna değil.

Kültür

wishing fountain: dilek tutmak için para atılan çeşme

Wishing fountain, insanların geleneksel olarak içine bozuk para atıp dilek tuttuğu bir çeşme ya da havuzdur. Para bu geleneğin bir parçasıdır; dolayısıyla onu orada kullanmak, paradan vazgeçmek demektir. Burada wishing, insanların çeşmede yaptığı şeyi anlatır; çeşmenin kendisinin dilek tutabildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Wishing fountain burada ne anlama geliyor?

  1. İnsanların içine bozuk para atıp dilek tuttuğu bir çeşme ya da havuz
  2. Bir çeşmenin yakınında bozuk para satan bir dükkân
  3. Kendi başına dilek tutabilen bir çeşme
Cevabı göster

İnsanların içine bozuk para atıp dilek tuttuğu bir çeşme ya da havuz

I wish for a brand new hard hat. Kalıp ifadeler

2:20

Yepyeni bir baret diliyorum.

Kalıp ifadeler

wish for: Dilek tutarken istenen şeyi söylemek

Bu cümlede wish for + isim, dilek tutarken istenen şeyi söylemek demektir. for'dan sonraki nesne istenen şeydir: wish for a brand new hard hat. Dilek çeşmesi bağlamında baret, yalnızca gerçekçi bir beklenti olarak değil, konuşanın dileği olarak sunulur.

Alıştırma

Dileği dersteki ifadeyle tamamlayın: At the wishing well, I ____ a puppy.

Cevabı göster

wish for

Kalıp ifadeler

brand new: Tamamen yeni ve kullanılmamış

Brand new, “tamamen yeni” anlamına gelen kalıplaşmış bir sıfat grubudur ve çoğu zaman bir eşyanın hiç kullanılmadığını da anlatır. Burada hard hat ifadesini niteler ve new sözcüğünü güçlendirir. Bu ifadede brand, “marka” anlamına gelmez. Sözcük sırası önemlidir: brand new hard hat, baretin durumunu anlatır.

Alıştırma

“Tamamen yeni ve kullanılmamış” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyi yazın: The helmet is ____.

Cevabı göster

brand new

Oh.

2:23

Oh.

Or the coin pusher game. Kültür

2:23

Ya da bozuk para itme oyununa.

Kültür

coin pusher game: para itmeli arcade oyunu

Coin pusher game, oyuncu bir madeni para attıktan sonra hareketli bir rafın veya platformun paraları kenara doğru ittiği bir arcade oyunudur. Bu birleşik isimde pusher, bir kişiyi değil, makinenin itme mekanizmasını veya oyun türünü belirtir. Cümlede bu ifade, parayla çalışan başka bir arcade eğlencesinin adıdır.

Alıştırma

Coin pusher game adındaki pusher neyi ifade eder?

  1. Makinenin para itme mekanizması veya bu oyun türü
  2. Oyuncuları iten bir kişi
  3. Madeni para koleksiyonu için bir albüm
Cevabı göster

Makinenin para itme mekanizması veya bu oyun türü

Or even on the robot dinosaur.

2:27

Hatta robot dinozora bile değil.

I'd love a cuppa and a sit down. Kelime

2:32

Bir fincan çay içip oturmayı çok isterim.

Kelime

a cuppa and a sit down: çay ve kısa bir dinlenme

Gündelik Britanya İngilizcesinde a cuppa genellikle a cup of tea, yani bir fincan çay anlamına gelir. A sit down ise sit down ifadesini isim öbeği olarak kullanır ve kısa bir süre oturup dinlenmeyi anlatır. I'd love X and Y kalıbı, konuşanın istediği iki şeyi birleştirir: biraz çay ve kısa bir dinlenme. Bu bir istektir; başka birine oturmasını söyleyen bir emir değildir.

Alıştırma

Burada öğretilen gündelik Britanya İngilizcesi ifadesini aynen yazarak tamamlayın: After carrying the boxes upstairs, I'd love ____.

Cevabı göster

a cuppa and a sit down

Are you sure the secret isn't in the cafe, Peppa? Ton ve niyet

2:34

Sırrın kafede olmadığına emin misin, Peppa?

Ton ve niyet

Are you sure ...?: nazik bir öneri

Are you sure ...? sözü kelime anlamıyla birinin emin olup olmadığını sorar. Ancak bu cümlede konuşan kişi, doğrudan bir iddiada bulunmak yerine Peppa'nın fikrini nazikçe sorgulamak için de bu kalıbı kullanır. Olumsuz isn't in the cafe yan cümlesi karşıt olasılığı, yani sırrın aslında kafede olabileceğini düşündürür. Bu kalıp, karşı tarafa cevap verme alanı bırakırken bir şüpheyi veya öneriyi dolaylı biçimde dile getirebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi “Are you sure the secret isn't in the cafe?” sözüyle temel olarak ne yapıyor?

  1. Sırrın kesinlikle kafede olduğunu bildirmek
  2. Peppa'ya kafeye girmesini emretmek
  3. Sırrın kafede olabileceğini nazikçe önermek
Cevabı göster

Sırrın kafede olabileceğini nazikçe önermek

Nope.

2:37

Hayır.

Peppa and George's secret surprise is

2:38

Peppa ve George'un gizli sürprizi...

It's right here.

2:40

Tam burada.

A massage chair? Kültür

2:43

Bir masaj koltuğu mu?

Kültür

massage chair: size masaj yapan koltuk

Massage chair, üzerinde oturan kişiye masaj yapmak için hareket eden veya titreşen elektrikli ya da jetonla çalışan bir koltuktur. Bu birleşik isimde chair ana sözcüktür; massage ise koltuğun ne yaptığını belirtir. Buradaki kısa yankı sorusu “A massage chair?”, konuşan kişinin sürprizin ne olduğunu yeni fark ettiğini gösterir. Bu cihaz, yorgun birinin oturup rahatlaması için uygun bir yerdir.

Alıştırma

Hangi açıklama massage chair ifadesine uyar?

  1. Bir masaj uzmanının kullandığı sıradan bir sandalye
  2. Üzerinde oturan kişiye masaj yapan mekanizmalı bir koltuk
  3. İşi koltuklara masaj yapmak olan bir kişi
Cevabı göster

Üzerinde oturan kişiye masaj yapan mekanizmalı bir koltuk

It's for you, Mummy, so you can relax your sore feet. Notlar

2:45

Bu senin için Anne, böylece ağrıyan ayaklarını dinlendirebilirsin.

Ton ve niyet

It's for you, Mummy: alıcıyı belirtmek

'It's for you', bir şeyin dinleyen kişi için olduğunu belirtir. Burada for, Mummy'nin onu kullanacak ve ondan yararlanacak kişi olduğunu gösterir; başka birinin onun yerine bir eylem yapacağı anlamına gelmez. 'Mummy', karşıdaki kişiye doğrudan seslenmedir. Sözcükler birlikte düşünceli ve sevecen bir ton taşır; hediye, koltuk veya başka bir yardım sunarken kullanılabilir.

Alıştırma

Dinleyiciyi alıcı olarak belirten iki sözcüklük İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: This gift is ____.

Cevabı göster

for you

Dilbilgisi

so you can + fiilin yalın hâli: amaç belirtmek

so you can relax... ifadesinde so you can, önceki eylemin amacını açıklar: eşya, Mummy'nin ayaklarını dinlendirebilmesini sağlamak için ona verilir. Bir eylemin birinin ne yapmasına yardımcı olmayı amaçladığını açıklamak için eylem veya düzenleme + so + kişi + can + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Burada so yalnızca “bu nedenle” değil, “... yapabilmesi için” anlamındadır.

Alıştırma

so ile başlayan ve dinleyiciye yönelik üç sözcüklük amaç yapısıyla cümleyi tamamlayın: I opened the window ____ get some fresh air.

Cevabı göster

so you can

Thank you, little darlings. Ton ve niyet

2:49

Teşekkür ederim, küçük sevgililerim.

Ton ve niyet

"little darlings": çocuklara yönelik sevgi dolu bir hitap

Thank you, little darlings. cümlesinde little darlings, birden fazla çocuğa sıcak ve sevgi dolu biçimde doğrudan hitap eder. Little, çocuklara yönelik şefkatli bir hava katar; darlings ise burada “sevilen, değerli kişiler” anlamındadır. Darling yalnızca romantik partnerler için kullanılmaz. Aile üyeleri ve çok yakın kişiler de çocuklara böyle seslenebilir; bu yüzden teşekkür özellikle sevgi dolu duyulur.

Alıştırma

Yargı: Pek tanımadığınız yetişkin iş arkadaşlarına "Thanks, little darlings" demek genellikle uygun mudur?

  1. Genellikle uygundur
  2. Genellikle uygun değildir
Cevabı göster

Genellikle uygun değildir

You don't know how much I needed it. Ton ve niyet

2:51

Buna ne kadar ihtiyacım olduğunu bilemezsiniz.

Ton ve niyet

You don't know how much ... ile güçlü bir duyguyu veya ihtiyacı vurgulamak

You don't know how much I needed it. cümlesi, “buna ne kadar çok ihtiyacım olduğunu fark etmiyor olabilirsiniz” anlamına gelir. Bu sıcak bağlamda You don't know bir sitem değildir; konuşanın minnettarlığını ve rahatlamasını güçlendirir. Tekrar kullanılabilen You don't know how much + yan cümle kalıbı, bir duygunun, ihtiyacın veya etkinin derecesini vurgular. How much sonrasındaki yan cümle, neyin özellikle güçlü olduğunu belirtir.

Alıştırma

Dersteki kalıbı kullanarak vurgulu yanıtı tamamlayın: ____ your message helped me.

Cevabı göster

You don't know how much

Peppa and George love spending coins.

2:55

Peppa ve George para harcamayı severler.

And look, there's a second chair.

2:58

Ve bakın, ikinci bir koltuk daha var.

Sorry, Daddy.

3:00

Üzgünüm, Baba.

We've run out of coins. Öbek fiiller

3:01

Paramız bitti.

Öbek fiiller

run out of coins: hiç bozuk para kalmaması

Run out of + isim, sınırlı bir kaynağı tüketmek veya sonuna gelmek ve geriye hiçbir şey kalmaması demektir. Burada We've run out of coins, artık hiç bozuk para kalmadığı anlamına gelir. Bu öbek fiilde run, fiziksel olarak koşmayı anlatmaz. Present perfect yapısındaki we've run out of, kaynağın tükenmesinin şu anki sonucuna odaklanır.

Alıştırma

Hiç süt kalmadığını anlatmak için cümleyi bu nottaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We've ____ milk.

Cevabı göster

run out of

Oh.

3:03

Oh.

But they love doing nice things for Mummy Pig even more. Kalıp ifadeler

3:04

Ama Anne Domuz için güzel şeyler yapmayı daha çok severler.

Kalıp ifadeler

doing nice things for Mummy Pig: Anne Pig için nazik davranışlarda bulunmak

Doing nice things for someone, o kişiye yarar sağlayan nazik ve düşünceli davranışlarda bulunmak demektir. Buradaki things, güzel görünen nesneleri değil, davranışları veya yapılan işleri anlatır. Yapı do + nice things + for + kişi şeklindedir. For, yardımı veya iyiliği alan kişiyi belirtir; doing ise love sözcüğünden sonra kullanılan -ing biçimidir.

Alıştırma

"Lena enjoys doing nice things for her neighbours," cümlesinde "doing nice things" ne anlama gelir?

  1. Nazik ve düşünceli davranışlarda bulunmak
  2. Güzel görünen nesneler satın almak
  3. Komşuların güzel görünmesini sağlamak
Cevabı göster

Nazik ve düşünceli davranışlarda bulunmak

Lots of fun every day.

3:08

Her gün bolca eğlence.

With our friends, we learn and play.

3:11

Arkadaşlarımızla öğrenir ve oynarız.

Family and big adventures.

3:14

Aile ve büyük maceralar.

Let's jump in.

3:17

Hadi başlayalım.

It's Peppa Pig.

3:18

İşte Peppa Pig.