Bu bir Erkek! Hayır Bekle, Bu bir Kız! | Erken Doğan Bebek | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
263 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Çocukların hastane oyununda Indy, prematüre bebek Polly’nin neden bakım altında kalması gerektiğini açıklar, gece yaşanan zorlu ayrılığı canlandırır ve Rusty’ye oyuna katılmanın oyunun kurallarına uymayı gerektirdiğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. an early baby, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Prematüre bebeği çocukların anlayabileceği biçimde anlatan bu ifadeyi kavrayın. Polly’nin hâlâ çok küçük olduğu ve hastanede kalması gerektiği bilgilerini kullanarak tıbbi kavramı bağlamdan çıkarın; early sözcüğünü yalnızca bir yere erkenden gelmek şeklinde yorumlamayın. 2. have to wash your hands with soap. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have to yapısının kişisel tercihten çok dışarıdan gelen bir kuralı veya zorunluluğu belirttiğini ayırt edin. Bu kalıbı, hem yapılması gereken eylemi hem de kullanılacak aracı söyleyen açık bakım ve hijyen talimatları vermek için kullanın. 3. You just have to follow the rules of their game. — Konuşma edimi ve tutum: You just have to yapısının katılım için tek ve açık bir koşul sunduğunu öğrenin. Birini aranıza kabul ederken aynı zamanda nazikçe sınır koymak için kullanın; böylece davet ne koşulsuz bir izin ne de sert bir emir gibi duyulur.

Bu derste

I'm a bit worried. Kalıp ifadeler

0:00

Biraz endişeliyim.

Kalıp ifadeler

a bit worried: Bir duyguyu daha hafif ifade etmek

a bit worried ifadesinde a bit, “biraz” anlamına gelir. Kesin bir miktar belirtmez; worried kelimesinin gücünü azaltır ve endişenin daha hafif duyulmasını sağlar. a bit + sıfat yapısı, bir duygu veya görüşü daha az güçlü gösterebilir. a bit tired ve a bit cold buna örnektir.

Alıştırma

Hedef ifade a bit ile cümleyi tamamlayın: I'm ____ worried about the delay.

Cevabı göster

a bit

Everything's going to be fine, Indy. Ton ve niyet

0:01

Her şey yoluna girecek, Indy.

Ton ve niyet

Everything's going to be fine: Birini rahatlatmak

Burada Everything's going to be fine bir teselli ifadesidir: Konuşan kişi Indy'nin daha az endişelenmesini ister. Bu, temelde tarafsız bir gelecek tahmini veya kanıta dayalı bir söz değildir. everything + be going to + be fine yapısı, durumun tamamının muhtemelen güvenli veya kabul edilebilir şekilde sonuçlanacağını anlatır. Korku ya da belirsizliğe karşılık vermek ve duygusal destek sunmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız 'I'm scared about tomorrow.' diyor. Hangi cevap onu doğrudan rahatlatır?

  1. Everything's going to be fine.
  2. Everything happened yesterday.
  3. Everything is on the table.
Cevabı göster

Everything's going to be fine.

I've got a wet flannel. Notlar

0:03

Islak bezim var.

Kalıp ifadeler

I've got: konuşmada şu anki sahipliği belirtmek

I've got + isim yapısında have got, şu anda sahip olmayı ifade eder: konuşanın kullanabileceği ıslak bir bezi vardır. Buradaki got, o bezi edinme eylemini anlatmaz. I've got, konuşma dilinde I have demenin yaygın bir yoludur. Bağlama göre bir şeyin yanınızda veya o anda kullanıma hazır olduğunu da gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi I have anlamına gelen konuşma dili biçimiyle tamamlayın: ____ a spare key if you need one.

Cevabı göster

I've got

Kelime

wet flannel: Britanya İngilizcesinde küçük yıkama bezi

Bu cümlede a flannel, yüzü veya vücudu yıkamak ya da silmek için kullanılan küçük bir bezdir; dolayısıyla a wet flannel, ıslak bir yıkama bezidir. Sayılabilen isim olarak bu kullanım Britanya İngilizcesinde yaygındır ve Avustralya İngilizcesinde de görülür. Flannel ayrıca yumuşak dokuma bir kumaşı da adlandırabilir; ancak a tanımlığı ile yıkama veya bakım bağlamı burada küçük bez anlamını gösterir.

Alıştırma

Britanya günlük İngilizcesinde bu cümlede wet flannel büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. yıkanmak için kullanılan ıslak küçük bir bez
  2. ıslak bir cam şişe
  3. flanel kumaştan yapılmış ıslak bir gömlek
Cevabı göster

yıkanmak için kullanılan ıslak küçük bir bez

Here it comes. Kalıp ifadeler

0:05

Geliyor.

Kalıp ifadeler

Here it comes: bir şeyin gelmek veya gerçekleşmek üzere olduğunu bildirmek

Here it comes, beklenen bir şeyin, sonucun ya da olayın tam o anda geldiğini, ortaya çıktığını veya başladığını haber verir. Here içinde bulunulan ana işaret eder; it sözcüğünün neyi karşıladığı bağlamdan anlaşılır ve bir nesne, sonuç ya da olay olabilir. Bu ifade dinleyenin dikkatini de çeker: hazırlanın, çünkü beklenen şey şimdi gerçekleşiyor.

Alıştırma

Beklenen bir şeyin şimdi gerçekleştiğini bildiren kalıp ifadeyi tamamlayın: Here it ____.

Cevabı göster

comes

Pop!

0:06

Pop!

Hooray!

0:07

Yaşasın!

It's a boy!

0:08

Bir erkek!

No, it's a girl.

0:09

Hayır, o bir kız.

I mean, it's a girl! Notlar

0:11

Yani, o bir kız!

Anlatım akışı

I mean: anlık öz düzeltmeyi belirtmek

I mean, konuşanın az önce söylediği şeyi düzelttiğini dinleyene bildirir. Ardından gelen sözler, yanlış sözcüğün veya ayrıntının yerine doğru olanı koyar. Burada bir söylem belirleyicisi olarak mesajı düzenler; konuşanın kastının bu olduğunu söyleyen gerçek anlamlı bir bilgi eklemez.

Alıştırma

Anlık öz düzeltmeyi tamamlayın: The meeting is on Thursday—____, Friday.

Cevabı göster

I mean

Kalıp ifadeler

It's a girl!: kız bebeğin doğumunu duyurmak

Doğum veya doğum yaptırma sahnesinde It's a girl!, yeni doğan bebeğin kız olduğunu bildiren yerleşik ve kısa bir ifadedir. it zamiri bu duyuru kalıbının bir parçasıdır ve cinsiyeti açıklanan bebeği gösterir; bebeğe bir nesne gibi davranıldığı anlamına gelmez. Bu kalıp, bebeğin cinsiyetini açık ve çoğu zaman heyecanlı tek bir cümleyle duyurmayı sağlar.

Alıştırma

Yeni doğmuş kız bebek için standart İngilizce doğum duyurusunu tamamlayın: The baby has arrived. ____!

Cevabı göster

It's a girl

Hello.

0:15

Merhaba.

I'm calling her Polly. Dilbilgisi

0:16

Ona Polly diyeceğim.

Dilbilgisi

call someone + a name: calling her Polly içindeki ad verme yapısı

call + person + name yapısında call, “birine bu adı vermek veya bu adla hitap etmek” anlamına gelir. I'm calling her Polly cümlesinde her ad verilen kişiyi, Polly ise adı gösterir; yani konuşan kişi onun adı olarak Polly'yi seçmektedir. Kişiden sonra gelen ad, call fiilinin nasıl anlaşıldığını değiştirir. Burada call telefon etmek anlamında değildir ve standart İngilizcede as eklenmez: call her as Polly değil, call her Polly denir.

Alıştırma

Yavru kedi için seçilen ad Luna. Cümleyi call + person/animal + name yapısıyla tamamlayın: They decided to ____.

Cevabı göster

call the kitten Luna

Great!

0:19

Harika!

Okay, who's next? Ton ve niyet

0:19

Pekala, sıradaki kim?

Ton ve niyet

Sıranın kimde olduğunu sormak için Who's next?

Who's next?, sıradaki hakkı kimin kullanacağını veya bir sonraki kiminle ilgilenileceğini sorar. Buradaki next, yalnızca daha sonraki bir zamanı değil, bir sıralamadaki bir sonraki kişiyi belirtir. Who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır: Who is next? Bu soru; kuyruk, oyun, sınıf etkinliği veya insanların sırayla hareket ettiği herhangi bir durumu düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Sırayla ilgili soruyu tamamlamak için who is ifadesinin kısaltmasını ve next kelimesini kullanın: Mia has finished her turn. ____?

Cevabı göster

Who's next

No, Bluey.

0:20

Hayır, Bluey.

Because Polly's an early baby, Kelime

0:22

Polly erken doğan bir bebek olduğu için,

she needs to stay in the hospital for a long time Kalıp ifadeler

0:24

hastanede uzun süre kalması gerekiyor.

Kalıp ifadeler

needs to stay in the hospital: hastanede kalması gerekmesi

Needs to + fiilin yalın hâli, bir eylemin yalnızca istenen değil, gerekli olduğunu belirtir. Burada needs to, durumun gerektirdiği eylemi tanıtır. Stay in the hospital, bakım veya gözlem için hasta olarak hastanede kalmak anlamına gelir. Bu cümlede stay bir yerde kalmayı anlatır; bir durumu değişmeden tutmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hastanede kalmanın gerekli olduğunu belirten vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the operation, Leo ____ overnight.

Cevabı göster

needs to stay in the hospital

because she's still very small. Kelime

0:27

Çünkü o hala çok küçük.

Kelime

an early baby: beklenenden erken doğmuş bir bebek

Çocukların anlayabileceği bu bağlamda an early baby, gebelik tam süresine ulaşmadan, beklenenden daha erken doğmuş bir bebek anlamına gelir. Early, bebeğin ne zaman doğduğunu anlatır; ne zaman uyandığını anlatmaz. Polly'nin hâlâ çok küçük olması ve hastanede kalması gerektiğine ilişkin sonraki ayrıntılar bu anlamı destekler. İfade, kavramı tıbbi bir terim yerine basit bir dille anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede an early baby ne anlama geliyor?

  1. beklenenden daha erken doğmuş bir bebek
  2. randevularına erken gelen bir bebek
  3. her gün erken uyanan bir bebek
Cevabı göster

beklenenden daha erken doğmuş bir bebek

Kelime

still very small: şimdi de devam eden bir durum

Still, bir durumun daha önce de geçerli olduğunu ve şimdi de devam ettiğini belirtir. still very small ifadesinde hareketsiz anlamına gelmez; küçük olma durumunun değişmediğini gösterir. be ile kullanıldığında still genellikle be fiilinden sonra ve sıfattan önce gelir: she is still small. Burada bu durumun devam etmesi, önceki düzenlemenin neden hâlâ gerekli olduğunu açıklar.

Alıştırma

Durumun şimdi de devam ettiğini belirten tek bir sözcükle cümleyi tamamlayın: The puppy was tiny last month, and it is ____ very small today.

Cevabı göster

still

Oh, oh, okay.

0:29

Oh, oh, tamam.

We can take care of her.

0:30

Biz ona bakabiliriz.

I can use my wet flannel.

0:32

Islak bezimi kullanabilirim.

Thanks.

0:34

Teşekkürler.

But before you touch her, Dilbilgisi

0:35

Ama ona dokunmadan önce,

you have to wash your hands with soap. Dilbilgisi

0:37

ellerini sabunla yıkamalısın.

Dilbilgisi

before you touch her: before + özne + fiil

Before you touch her, before + özne (you) + fiil (touch) yapısıyla kurulan bir zaman yan cümlesidir. Ona dokunma eyleminin ana cümledeki eylemden sonra gerçekleştiğini anlatır. Cümlenin başındaki before yan cümlesi adımları sıraya koyar: önce ellerini yıka, sonra ona dokun. Before sözcüğünden sonra yalnızca isim veya -ing biçimi değil, tam bir yan cümle de kullanılabilir.

Alıştırma

You ve enter kullanarak before + tam yan cümle ile talimatı tamamlayın: ____ the room, knock on the door.

Cevabı göster

Before you enter

Dilbilgisi

have to wash your hands with soap: yapılması zorunlu bir eylem

Have to + fiilin yalın hâli bir gereklilik veya zorunluluk ifade eder. Burada have to yapısından sonra wash yalın hâlde gelir: elleri yıkamak yalnızca bir öneri değil, hijyen kuralının gerektirdiği bir eylemdir. Wash your hands yapılacak eylemi, with soap ise neyin kullanılması gerektiğini belirtir. Bu yapıda have, “sahip olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Kuralı have to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Visitors ____ wash their hands with soap before entering.

Cevabı göster

have to

Got it. Ton ve niyet

0:39

Anladım.

Ton ve niyet

Anladığınızı belirtmek için Got it.

Burada Got it., “Anladım” veya “Ne yapacağımı biliyorum” anlamına gelir. Konuşanın bir talimatı anlayıp kabul ettiğini gösteren hızlı bir yanıttır. Bu kullanımda got, bir şeyi fiziksel olarak teslim almak anlamına gelmez. İfadenin tamamı konuşmada kullanılan kalıplaşmış bir yanıt işlevi görür.

Alıştırma

Biri bir talimat verdikten sonra Got it. en doğal biçimde ne anlatır?

  1. Konuşanın talimatı anladığı anlamına gelir.
  2. Konuşanın fiziksel bir nesne bulduğu anlamına gelir.
  3. Konuşanın talimata uymayı reddettiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Konuşanın talimatı anladığı anlamına gelir.

This is where you wash your hands, everyone. Dilbilgisi

0:41

Ellerimizi burada yıkıyoruz, millet.

Dilbilgisi

This is where you wash your hands: bir yerin amacını açıklamak

This is where + özne + fiil, orada ne olduğunu veya yerin ne için kullanıldığını söyleyerek bir yeri tanımlar. Bu cümlede where you wash your hands, This sözcüğünün işaret ettiği yeri açıklar. Burada where bir yer yan cümlesi başlatır; soru sormaz. where sonrasında soru dizilimi değil, düz cümle dizilimi kullanılır: do you wash değil, you wash.

Alıştırma

Yerin amacını belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: This is ____ visitors leave their coats.

Cevabı göster

where

Yeah.

0:43

Evet.

But we need to put her in, uh... Öbek fiiller

0:44

Ama onu şeye koymamız gerek, ee...

Öbek fiiller

put her in: birini içeri koymak

Put her in, “onu içeri koymak” anlamına gelir. Put yerleştirme eylemini, her taşınan kişiyi, in ise sonucu gösterir: kişi sonunda bir kabın ya da alanın içinde olur. Put her in the cot örneğinde olduğu gibi, ardından belirli bir hedef gelebilir. Burada konuşan kişi in sözcüğünden sonra duraksadığı için hedef henüz duyulmaz; ancak in yine de içeri yönünü belirtir.

Alıştırma

Yönergeyi put + nesne + in ile tamamlayın: The box is open. Please ____ before we close it.

Cevabı göster

put the toy in

It's like a fish tank with holes in it. Anlatım akışı

0:46

Üzerinde delikler olan bir akvaryum gibi bir şey.

Anlatım akışı

It's like a fish tank with holes in it: benzetme ve ayrıntı

It's like ... bir karşılaştırma başlatır. Konuşan kişi, bilinmeyen bir nesneyi tanıdık bir fish tank ile ilişkilendirerek açıklar. Buradaki like, “sevmek” değil, “benzemek” anlamındadır. With holes in it, bu görüntüye gözle görülebilen bir özellik ekler. Cümle önce dinleyiciye tanıdık bir görüntü sunar, ardından bir ayrıntı ekleyerek nesnenin gerçekten bir akvaryum olmadığını, yalnızca ona benzediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bilinmeyen bir makineyi tanıdık bir şeyle karşılaştırıp ardından bir özellik ekleyerek doğal biçimde açıklar?

  1. It's like a small oven with a screen on the front.
  2. The small oven is in front of the screen.
  3. It's a small oven, and I like the screen on the front.
Cevabı göster

It's like a small oven with a screen on the front.

Ah!

0:49

Ah!

What about this? Ton ve niyet

0:50

Peki ya bu?

Ton ve niyet

What about this? ile bir seçenek sunmak

Bir nesneyi veya fikri gösterip “What about this?” diye sorduğunda, onu karşı tarafın değerlendirmesi için bir seçenek olarak sunarsın. Buradaki anlamı, nesne hakkında bilgi istemek değil, “Bu işe yarar mı?” diye sormaktır. Soru, seçimi karşı tarafa açık bırakır. Bu nedenle birine neyi kullanacağını veya ne yapacağını doğrudan söylemekten daha yumuşak ve iş birliğine açık gelir.

Alıştırma

Başka bir şemsiyeyi olası bir seçenek olarak kaldırıp gösteriyorsun. Ne dersin?

  1. What is this?
  2. Use this.
  3. What about this?
Cevabı göster

What about this?

Yes!

0:51

Evet!

I'll put Polly in for you. Ton ve niyet

0:53

Polly'yi senin için içine koyacağım.

Ton ve niyet

I'll put Polly in for you: yardım teklif etmek

“I'll”, “I will” ifadesinin kısaltılmış hâlidir. “I'll + fiil ... for you” kalıbı, anında yardım teklif etmek veya yardım sözü vermek için kullanılabilir. Bu cümlede konuşan kişi, Polly'yi konuşmadan zaten anlaşılan yerin içine koymaya karar verir. “For you”, eylemden yararlanacak kişiyi belirtir: Eylem, o kişiye yardım etmek veya işini kolaylaştırmak amacıyla yapılır.

Alıştırma

Bir arkadaşın ağır bir çanta tutuyor. Hangi cümle doğal bir şekilde anında yardım teklif eder?

  1. I carried the bag for you.
  2. I'll carry the bag for you.
  3. Will you carry the bag for me?
Cevabı göster

I'll carry the bag for you.

Ah, ah, ah.

0:54

Ah, ah, ah.

You need to wash your hands.

0:55

Ellerini yıkaman gerekiyor.

Oh, yeah.

0:56

Ah, evet.

I forgot.

0:57

Unutmuşum.

There you go, Polly. Ton ve niyet

0:59

İşte oldu, Polly.

Ton ve niyet

There you go: küçük bir işin tamamlandığını belirtmek

Burada There you go, Polly yerine yerleştirildikten hemen sonra söyleniyor. “Tamamdır” veya “Oldu” anlamına gelir; bir yere gitmesi için verilen gerçek bir talimat değildir. Bu ifade çoğu zaman bir şeyi uzatırken, bir ayarlama yaparken veya küçük bir yardım işini bitirirken kullanılır. Böylece sözler ve görülen hareket birlikte işin tamamlandığını anlatır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın bisiklet selesini az önce ayarladınız. Küçük işin tamamlandığını doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. Go over there. It should fit now.
  2. Are you going there? It should fit now.
  3. There you go. It should fit now.
Cevabı göster

There you go. It should fit now.

She likes reading lights.

1:01

O okuma lambalarını sever.

Great.

1:03

Harika.

Now, what, Indy?

1:04

Şimdi ne yapacağız, Indy?

Mums aren't allowed to stay at night, Dilbilgisi

1:05

Annelerin gece kalmasına izin verilmiyor,

Dilbilgisi

aren't allowed to stay at night: kurala dayalı bir yasak

aren't allowed to stay yapısının biçimi be + not + allowed + to ile mastardır. Bir kuralın veya yetkili kişinin bu eyleme izin vermediğini anlatır. Çoğul özne Mums ile aren't kullanılır ve to sonrasındaki stay yalın fiil biçimindedir. At night, kısıtlamanın geçerli olduğu zamanı ekler. Cümle, annelerin kalmak isteyip istemediğini veya hoş karşılanıp karşılanmadığını değil, izin durumunu anlatır.

Alıştırma

Kuralı be allowed to yapısının olumsuz biçimiyle tamamlayın: Visitors ____ take photos in this gallery.

Cevabı göster

aren't allowed to

so you need to tell me to go home to sleep. Dilbilgisi

1:07

bu yüzden bana uyumak için eve gitmemi söylemelisin.

Dilbilgisi

tell me to go home to: tell someone to do something yapısı

tell me to go home ifadesinde tell, yalnızca “bilgi vermek” değil, “talimat vermek veya bir şey yapmasını söylemek” anlamındadır. tell + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı, talimatı alan kişiyi ve o kişinin yapması gereken eylemi belirtir. Burada me talimatı alan kişidir; to go home ise istenen eylemdir. Son to, eve gitmenin amacını belirten to sleep ifadesini başlatır.

Alıştırma

Cümleyi tell fiilinin geçmiş zamanı ve eylemden önce gelen sözcükle tamamlayın: The coach ____ the players ____ wait by the gate.

Cevabı göster

told · to

Oh, okay.

1:10

Oh, tamam.

But I'll pretend that I don't want to leave Polly. Dilbilgisi

1:11

Ama ben Polly'den ayrılmak istemiyormuşum gibi yapacağım.

Dilbilgisi

I'll pretend that I don't want to leave: pretend that + yan cümle

Pretend that + tam bir yan cümle, o yan cümlenin içeriği doğruymuş gibi davranmak anlamına gelir. I don't want to leave, canlandırılan durumdur; konuşanın gerçek duygusu olmak zorunda değildir. I'll pretend, konuşanın oyunun bir sonraki bölümünde neyi canlandıracağını planladığını gösterir. That tam yan cümleyi başlatır ve gündelik konuşmada çoğu zaman çıkarılabilir: I'll pretend I don't want to leave.

Alıştırma

Rol yapma cümlesini pretend that kullanarak tamamlayın: I'll ____ I cannot see the hidden toy.

Cevabı göster

pretend that

Got it.

1:14

Anlaşıldı.

Okay, now, sweetheart.

1:14

Tamam, tatlım.

We'll look after her. Öbek fiiller

1:16

Biz ona göz kulak olacağız.

Öbek fiiller

We'll look after ...: birine bakacağına söz vermek

Look after someone, “birine bakmak” veya o kişinin ihtiyaçlarının sorumluluğunu üstlenmek demektir. Burada We'll look after ..., konuşan kişinin ve beraberindekilerin hemen ardından belirtilen kişiye bakacağına dair bir sözdür. Look after tek bir öbek fiildir. Sözcükleri ayrı ayrı yorumlamayın: after burada birinin arkasına baktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Dersteki öbek fiille sözü tamamlayın: Don't worry about Maya. We'll ____ her until you get home.

Cevabı göster

look after

But I don't want to leave Polly. Ton ve niyet

1:18

Ama ben Polly'yi bırakmak istemiyorum.

Ton ve niyet

I don't want to leave: gitmek istemediğini ifade etmek

I don't want to leave, konuşan kişinin o anki kişiden, yerden veya durumdan ayrılmak istemediğini belirtir. Bu ayrılık sahnesinde duygu da taşır: konuşan kişi kalmayı tercih etmektedir. Burada ayrılınan yer veya bırakılan kişiler bağlamdan anlaşıldığı için leave nesnesiz kullanılır. Anlamı “ayrılmak”tır; “kalmak” değildir.

Alıştırma

Ziyaret sona eriyor, ancak biraz daha kalmak istiyorsunuz. Ne söylersiniz?

  1. I don't want to stay any longer.
  2. I don't want to leave yet.
  3. I don't want you to leave yet.
Cevabı göster

I don't want to leave yet.

You have to be the bravest you've ever been. Dilbilgisi

1:20

Bugüne kadar olduğundan çok daha cesur olmalısın.

Dilbilgisi

be the bravest you've ever ... been: şimdiye kadarki en yüksek derece

be + the + en üstünlük derecesi + you've ever been kalıbı, şu anki durumunu hayatındaki önceki bütün zamanlarla karşılaştırır. Be the bravest you've ever been, “şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha fazla cesaret göster” demektir. Vurgulanan bölüm you've ever ile biter, ancak yapı been ile tamamlanır: be the bravest you've ever been. Burada ever, zaman aralığını “şimdiye kadarki herhangi bir zaman” olarak belirler; bir yeri “ziyaret etmiş olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Şimdiye kadarki herhangi bir zamanda” anlamına gelen iki sözcükle hedef kalıbı tamamlayın: This is the happiest I've ____.

Cevabı göster

ever been

Okay, I'll be the bravest I've ever been.

1:23

Tamam, bugüne kadar olduğundan çok daha cesur olacağım.

Goodnight Polly. Ton ve niyet

1:27

İyi geceler Polly.

It's okay, Indy.

1:33

Sorun yok, Indy.

Ton ve niyet

Polly. It's ...: It's okay ifadesini rahatlatma sözü olarak tanımak

Vurgulanan bölüm iki cümlenin sınırını aşar: Polly. ayrı bir ad veya sesleniştir; It's ise sonraki cümleyi başlatır. It's, it is ifadesinin kısaltmasıdır ve It's okay kalıbını başlatır. Bu bağlamda It's okay, “ciddi bir sorun yok” veya “endişelenmene gerek yok” diyerek rahatlatır. Bir şeyin yalnızca kabul edilebilir düzeyde olduğunu belirten bir değerlendirme değildir.

Alıştırma

Küçük bir hatadan sonra kullanılan hedef rahatlatma ifadesini tamamlayın: “I'm sorry I spilled the juice.” “It's ____. We can clean it up.”

Cevabı göster

okay

We'll take good care of her. Notlar

1:34

Ona çok iyi bakacağız.

Kalıp ifadeler

We'll take good care of: güven veren bir söz

Vurgulanan sözcükler, We'll take good care of her ifadesinin başlangıcıdır. Take good care of someone, birine özenli ve sorumlu biçimde bakmak demektir. Take care of bir bütün olarak çalışır; bu nedenle take burada tek başına “almak” anlamına gelmez. We'll cümleyi bir vaade dönüştürür, good ise özenli ve güvenilir bakım anlamını güçlendirir. Bu ifade, bir insanı, evcil hayvanı veya değerli bir şeyi size emanet eden kişiyi rahatlatır.

Alıştırma

Bu dersteki dört sözcüklü ifadeyle vaadi tamamlayın: Your rabbit will be safe with us. We'll ____ her while you're away.

Cevabı göster

take good care of

She's asleep.

1:37

Uyudu.

Kelime

her. She's ... asleep: be asleep kalıbı

Vurgulanan bölüm iki cümlenin sınırını aşar: her, önceki take good care of her ifadesini tamamlar; She's ise sonraki cümleyi başlatır. Bağlamda ifade She's asleep olarak devam eder ve buradaki She's, she is demektir. Asleep, uyuyor olma durumunu anlatan bir sıfattır; bu yüzden be fiilinin bir biçiminden sonra gelir: She is asleep. be asleep kullanılır, be sleep kullanılmaz. Sleep normalde fiil veya isimdir; sleeping ise -ing biçimidir ve çoğu zaman devam eden eylemi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle mevcut bir durumu anlatmak için asleep sözcüğünü doğru kullanır?

  1. The baby sleeps every afternoon.
  2. The baby needs more sleep.
  3. The baby is asleep.
Cevabı göster

The baby is asleep.

Hello, Doctor Ladies. Kelime

1:39

Merhaba, Doktor Hanımlar.

Kelime

Hello, Doctor ... Doctor Ladies: oyun içinde uydurulmuş bir hitap

Hello, Doctor, doktor rolündeki bir kişiyi doğrudan selamlar. Doctor burada doğrudan hitap sözü olarak kullanılır; virgül de selamı konuşulan kişiden ayırır. Altyazının devamındaki Ladies kelimesiyle birlikte oyunlu Doctor Ladies hitabı oluşur. Bir çocuk, doktorculuk oynayan kızlara seslenmek için bildiği kelimeleri birleştirmiştir; bu, yerleşik bir meslek unvanı değildir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Gerçek bir hastanede Doctor Ladies, birden fazla kadın doktora hitap etmenin standart ve resmî bir yoludur.

  1. Doğal veya standart değil
  2. Doğal ve standart
Cevabı göster

Doğal veya standart değil

Do you sell crutches? Kelime

1:41

Koltuk değneği satıyor musunuz?

Kelime

you sell ... crutches: tıbbi koltuk değneği satılıp satılmadığını sormak

Vurgulanan you sell sözleri, Do you sell crutches? sorusunun ortasında yer alır. Basit geniş zaman sorusu oluşturmak için Do, you kelimesinden önce gelir; sell ise insanların satın alması için bir şeyi satışa sunmak demektir. Crutches, yaralı bir kişinin yürümesine yardımcı olmak için koltuk altına veya ön kola dayanan desteklerdir. Genellikle çift olarak kullanılırlar; bu yüzden İngilizcede çoğul crutches biçimi kullanılır. Tek bir destek a crutch olur.

Alıştırma

Tıbbi malzeme sorusunu, yaralı bir kişinin yürümesine yardım eden çift koltuk altı veya ön kol desteğini belirten çoğul isimle tamamlayın: Do you sell ____?

Cevabı göster

crutches

Aah! Ton ve niyet

1:43

Aah!

Oh, I see. Ton ve niyet

1:47

Oh, anlıyorum.

Ton ve niyet

Aah! Oh, I ... see: anladığını fark etmek

Altyazı I kelimesinden sonra kesilse de yanıt sonraki altyazıdaki see ile devam eder ve Oh, I see. ifadesini oluşturur. Burada I see, gözle bir şeyi görmek değil, “anlıyorum” demektir. Aah! ve Oh, kişinin anladığı andaki ani tepkisini gösterir. Bir açıklama veya yeni bilgi anlayışınızı değiştirdiğinde Oh, I see diyebilirsiniz. Bu ifade, kafa karışıklığından anlamaya geçişi doğal biçimde gösterir.

Alıştırma

Biri randevunun perşembe değil cuma günü olduğunu açıklıyor. Artık anladığınızı doğal biçimde gösteren yanıt hangisidir?

  1. Oh, I watch.
  2. Oh, I see.
  3. Oh, I look.
Cevabı göster

Oh, I see.

I'm sorry, Indy. Dilbilgisi

1:50

Özür dilerim, Indy.

Ton ve niyet

I'm sorry: yanlış anlamadan sonra özür dilemek

Bu parçada see, daha önce başlayan I see ifadesini tamamlar. Yeni yanıt olan I'm sorry doğrudan bir özürdür: konuşan kişi yanlış anladığını fark eder ve iletişimi düzeltmeye çalışır. Burada sorry yalnızca üzgün hissetmek anlamına gelmez. Bir hata, yanlış anlama, söz kesme veya küçük bir rahatsızlıktan sonra I'm sorry kullanabilirsiniz. Nedeni de belirtebilirsiniz: I'm sorry I misunderstood veya I'm sorry for interrupting.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın açıklamasını yanlış anladınız ve özür dilemek istiyorsunuz. En uygun yanıt hangisidir?

  1. I'm sad. I misunderstood you.
  2. I'm sorry. I misunderstood you.
  3. I see you. I misunderstood you.
Cevabı göster

I'm sorry. I misunderstood you.

I didn't know Polly was your early baby. Ton ve niyet

1:52

Polly'nin senin erken doğan bebeğin olduğunu bilmiyordum.

Dilbilgisi

I didn't know + bildirme yan cümlesi

I didn't know, konuşanın daha önce bilmediği bir gerçeği belirtir. Bu cümlede sonraki bildirme yan cümlesi Polly was your early... ile başlar; dolayısıyla yapı I didn't know + özne + fiildir. Yan cümlede normal bildirme cümlesi sırası korunur: Polly was..., was Polly... değil. Know sözcüğünden sonra that isteğe bağlıdır: I didn't know (that) Polly was.... Geçmiş zaman biçimi didn't know genellikle konuşanın artık bu gerçeği öğrendiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın bu aile bağını daha önce bilmediğini anlatır?

  1. I don't know whether Maya is Leo's sister.
  2. I didn't know Maya was Leo's sister.
  3. I didn't ask whether Maya was Leo's sister.
Cevabı göster

I didn't know Maya was Leo's sister.

That's okay, Rusty. Ton ve niyet

1:54

Sorun değil, Rusty.

Ton ve niyet

Özrü kabul etmek için That's okay

Baby önceki düşünceyi tamamlar, That's ise yeni yanıt olan That's okay ifadesini başlatır. Burada That's okay, bir yanlış anlaşılmayla ilgili özrü kabul eder ve Sorun değil; kızgın değilim anlamına gelir. That, az önce sözü edilen hataya veya duruma gönderme yapar. Özre yanıt olarak bu kullanımda okay, bir nesnenin kalitesinin yalnızca orta düzeyde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Biri küçük bir yanlış anlaşılma için özür diliyor. Hangi yanıt özrü kabul eder?

  1. Is that okay?
  2. That's not okay.
  3. That's okay.
Cevabı göster

That's okay.

You can play with us if you want.

1:56

İstersen bizimle oynayabilirsin.

Ton ve niyet

You can ... if you want: baskı kurmayan bir davet

Davetin tam kalıbı You can play with us if you want. şeklindedir. Alıntı if you ile bitiyor, ancak if you want kalıbı tamamlar. You can ... izin veya bir fırsat sunar; if you want ise kararı dinleyiciye bırakır. Burada if you want, Rusty'nin gerçekten oynamak isteyip istemediğini sorgulamaz. Baskıyı azaltarak davetin bir talep yerine arkadaşça duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi baskı kurmayan davet sonuyla tamamlayın: You can join us ____.

Cevabı göster

if you want

Great!

1:58

Harika!

You just have to follow the rules of their game. Ton ve niyet

1:59

Sadece onların oyun kurallarına uyman gerekiyor.

Ton ve niyet

You just have to ...: tek bir zorunlu koşul

You just have to follow the rules of their game. cümlesinde just, 'az önce' değil, 'yalnızca' veya 'sadece' anlamına gelir. You just have to + fiilin yalın hâli kalıbı, gerekli bir koşulu ana ya da tek gereklilik olarak sunar. Have to yine de zorunluluk bildirir. Just, gerekliliği sınırlı veya kolay gösterir; kurallara uymayı isteğe bağlı hâle getirmez.

Alıştırma

Bu cümlede just ne anlama geliyor? You just have to show your pass.

  1. Kartı az önce gösterdin.
  2. Kartı göstermek isteğe bağlıdır.
  3. Yalnızca kartı göstermek gerekiyor.
Cevabı göster

Yalnızca kartı göstermek gerekiyor.