Çalınan yakutlar bilmecesini çözebilir misin? - Dennis Shasha: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
717 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Kral, gizlenen 30 yakutun müsaderesini stratejik bir bulmacaya dönüştürür. Danışman, üç kutuya ilişkin kısıtlar altında en kötü durumu hesaba katar ve çelişkiyle ispat yöntemini kullanarak her kutudan sekiz yakut istemenin mağdurlar için toplam 16 yakutu garanti ettiğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a game of wits — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu ifade gerçek anlamda bir oyunu değil, zekâ ve stratejiye dayalı bir mücadeleyi anlatır. Tarafların birbirinin düşüncesini öngörmeye ve karşı tarafı alt etmeye çalıştığı pazarlıkları, rekabetleri veya bulmacaları betimlerken doğal biçimde kullanılabilir. 2. as if the merchant already knew your move — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. as if, hayalî bir en kötü durum koşulu kurar: Tüccar hamleyi gerçekte bilmez, fakat çözümde biliyormuş gibi varsayılır. Bu kalıp, stratejik bir akıl yürütmeyi açıklarken varsayımsal ya da gerçeklere aykırı durumları modellemeyi sağlar. 3. Since that's less than 30, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Since sözcüğünün burada zaman değil neden bildirdiği anlaşılır. Sayısal bir gözlemi sonraki mantıksal sonuca bağlamak, özellikle de bir varsayımın verilen toplamla veya kuralla çeliştiğini göstermek için kullanılabilir.

Bu derste

One of the kingdom's most prosperous merchants has been exposed for his corrupt dealings. Kalıp ifadeler

0:06

Krallığın en müreffeh tüccarlarından biri, yolsuz işlemleri nedeniyle ifşa edildi.

Kalıp ifadeler

exposed for his corrupt dealings: yolsuz işleri ortaya çıkarılmak

has been exposed for ifadesinde exposed, gizli kalmış bir yanlışın ortaya çıkarılıp kamuya duyurulduğunu anlatır. Edilgen yapı, davranışı açığa çıkarılan tüccara odaklanır; for ise ortaya çıkarılan davranışı belirtir. Corrupt dealings, dürüst olmayan veya yasa dışı ticari işlemler ya da düzenlemeler demektir. be exposed for + isim veya -ing biçimi, skandal ve soruşturma haberlerinde sık görülür.

Alıştırma

Burada has been exposed for his corrupt dealings ne anlama geliyor?

  1. Bir ticari işlem sırasında fiziksel olarak korumasız bırakıldı.
  2. Dürüst olmayan ticari faaliyetleri ortaya çıkarıldı.
  3. Kendisine yeni iş fırsatları tanıtıldı.
Cevabı göster

Dürüst olmayan ticari faaliyetleri ortaya çıkarıldı.

Nearly all of his riches are invested in a collection of 30 exquisite Burmese rubies, Kalıp ifadeler

0:13

Neredeyse tüm serveti, 30 zarif Birmanya yakutundan oluşan bir koleksiyona yatırılmıştı,

Kalıp ifadeler

invested in: servetin bir varlığa yatırılması

are invested in edilgen yapısı, tüccarın servetinin belirli bir varlığa, yani yakut koleksiyonuna yatırıldığını ve bu varlık biçiminde tutulduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilecek finansal yapı money or resources + be invested in + varlık, şirket, fon veya projedir. Etken biçimi someone invests money in something şeklindedir.

Alıştırma

Paranın bir yatırıma ayrıldığını belirten ifadeyle finans cümlesini tamamlayın: Most of the fund is ____ clean-energy companies.

Cevabı göster

invested in

and the crowd in the square is clamoring for their confiscation Kalıp ifadeler

0:19

ve meydandaki kalabalık bunların müsadere edilmesi için bağırıyor

to reimburse his victims. Kelime

0:23

mağdurların zararlarını karşılamak üzere.

Kalıp ifadeler

clamoring for their confiscation: güçlü bir kamusal el koyma talebi

Clamor for something, bir şeyi çoğu zaman grup hâlinde, yüksek sesle ve ısrarla talep etmek anlamına gelir. Burada kalabalık, yetkililere bu eşyalara el koymaları için açıkça baskı yapmaktadır; sakin bir ricada bulunmamaktadır. their confiscation ifadesindeki their, eşyalara gönderme yapar; confiscation ise bir mülke resmî yetkiyle el konulması anlamına gelir. İfadenin tamamı, kalabalığın neyi güçlü biçimde talep ettiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi clamor for ifadesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: After repeated delays, passengers are ____ a full investigation.

Cevabı göster

clamoring for

Kelime

to reimburse his victims: amaç ve kaybın geri ödenmesi

To reimburse his victims bir amaç mastarıdır ve mülke neden el konulacağını açıklar. Amaç, bu mülkü onun zarar verdiği kişilerin kayıplarını geri ödemek için kullanmaktır. Reimburse someone, bir kişinin daha önce harcadığı veya kaybettiği para ya da değeri geri ödemek anlamına gelir. Ödemeyi alan kişi fiilden hemen sonra gelir; masrafı veya kaybı da belirtmek için reimburse someone for something yapısı kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle şirketin bir çalışanın seyahat masraflarını geri ödeyeceğini doğru biçimde ifade eder?

  1. The company will refund the employee to the travel costs.
  2. The company will reward the employee for the travel costs.
  3. The company will reimburse the employee for the travel costs.
Cevabı göster

The company will reimburse the employee for the travel costs.

But the scoundrel and his allies at court have made a convincing case Kalıp ifadeler

0:25

Ancak alçak adam ve mahkemedeki müttefikleri ikna edici bir dava sundular

that at least some of his wealth was obtained legitimately Dilbilgisi

0:29

servetinin en azından bir kısmının yasal olarak elde edildiğine

Dilbilgisi

at least some of: iddiayı bütünün bir kısmıyla sınırlamak

At least some of, bir iddianın kapsamını daha büyük bir bütünün en azından bir kısmıyla sınırlar. Bu cümlede iddia, servetinin bir kısmını kapsar; servetin tamamının meşru yollardan elde edildiğini söylemez. Kalıp, at least some of ile ardından gelen belirli bir grup veya miktardan oluşur. At least, konuşanın garanti etmeye hazır olduğu en düşük sınırı belirtirken some of o bütünün bir kısmını seçer.

Alıştırma

Cümleyi “tamamı olmak zorunda olmayan en az miktardaki bir kısım” anlamına gelen dört sözcüklük ders ifadesiyle tamamlayın: The filter removes ____ the dust.

Cevabı göster

at least some of

and through good service to the crown. Kültür

0:33

ve kraliyete iyi hizmet ederek kazanıldığına dair.

Kalıp ifadeler

have made a convincing case: ikna edici gerekçeler sunmak

To make a convincing case, bir iddiayı inandırıcı gösteren gerekçeler veya kanıtlar sunmak demektir. Buradaki case, bir kap ya da davanın kendisi değil, «sav» veya «gerekçelendirme» anlamındadır. That ile başlayan yan cümle, desteklenen iddiayı belirtir. Have made biçimindeki present perfect, bu savın zaten sunulduğunu ve şu anda da önem taşıdığını gösterir.

Alıştırma

“Jordan made a convincing case for changing the schedule,” cümlesinde Jordan ne yaptı?

  1. Jordan değişiklik için ikna edici gerekçeler sundu.
  2. Jordan programı bir kaba koydu.
  3. Jordan değişikliğin yasal olarak zorunlu olduğunu kanıtladı.
Cevabı göster

Jordan değişiklik için ikna edici gerekçeler sundu.

Kültür

the crown: hükümdar veya kraliyet otoritesi

Bir monarşide the crown, hükümdarı, kraliyet kurumunu veya hükümdar adına kullanılan otoriteyi temsil edebilir. Bu bir metonimidir: kraliyet gücüyle ilişkilendirilen nesne, o gücün kendisini temsil eder. Burada service to the crown, fiziksel bir taca hizmet etmek değil, hükümdara veya kraliyet otoritesine hizmet etmek anlamına gelir.

Alıştırma

“The royal guards served the crown for many years,” cümlesinde the crown büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bir muhafızın başının tepesi
  2. Fiziksel bir mücevher
  3. Hükümdar veya kraliyet otoritesi
Cevabı göster

Hükümdar veya kraliyet otoritesi

The king ponders for a minute and announces his judgment.

0:35

Kral bir dakika düşünür ve hükmünü açıklar.

Because there's no way to know which portion of the rubies were bought with ill-gotten wealth, Notlar

0:39

Yakutların hangi kısmının haksız kazançla satın alındığını bilmenin bir yolu olmadığı için,

Kelime

ill-gotten wealth: dürüst olmayan yollarla edinilmiş servet

Ill-gotten wealth, dürüst olmayan, ahlaka aykırı veya yasa dışı yollarla elde edilmiş para ya da değerli mal anlamına gelir. Burada ill-gotten, wealth sözcüğünü niteler; ill, bir şeyin elde edilme biçiminin “kötü” veya “haksız” olduğunu belirtir, “hasta” anlamına gelmez. Bu ifade, hangi yanlış davranışın gerçekleştiğini belirtmeden servetin kaynağı hakkında güçlü ve olumsuz bir yargı bildirir.

Alıştırma

Hangi cümlede ill-gotten wealth doğru kullanılmıştır?

  1. Leo called his savings ill-gotten wealth because he earned them while he was sick.
  2. Nora called her honestly earned salary ill-gotten wealth.
  3. The police seized the fraudster's ill-gotten wealth.
Cevabı göster

The police seized the fraudster's ill-gotten wealth.

the fine will be determined through a game of wits between the merchant and the king's most clever advisor, Notlar

0:44

ceza, tüccar ile kralın en zeki danışmanı olan

you.

0:51

sizin aranızdaki bir zeka oyunuyla belirlenecektir.

Dilbilgisi

Because there's no way to know: belirlenemeyen bir nedeni açıklamak

Because there's no way to know ... ana cümleden önce gelen bir neden yan cümlesidir. Because nedeni açıklar, ana cümle ise bunun sonucunda verilen kararı veya ortaya çıkan sonucu belirtir. There's no way to know ifadesinden sonra which portion ... gibi bir soru yan cümlesi geldiğinde, cevabın belirlenemediği anlatılır. Burada because yalnızca yakındaki which yan cümlesini değil, sonrasında verilen kararın tamamını gerekçelendirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: ____ who wrote the anonymous note, the teacher will not blame anyone.

Cevabı göster

Because there's no way to know

Dilbilgisi

will be determined through: bir sonucu süreç yoluyla belirlemek

Will be determined, bir sonucun belirleneceğini anlatan gelecek zamanlı edilgen bir yapıdır. Through, bu sonucu ortaya çıkaran yöntem, süreç veya mekanizmayı belirtir; burada bir yerin içinden fiziksel olarak geçmeyi anlatmaz. Bu yapı, kararı veren kişiden çok sonuca ve sonuca nasıl ulaşılacağına odaklanır.

Alıştırma

Kuralı, “bir yöntem aracılığıyla belirlenecek” anlamındaki dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The winner ____ a final round of questions.

Cevabı göster

will be determined through

Deyimler

a game of wits: zekâ mücadelesi

A game of wits, insanların zekice düşünme, muhakeme veya strateji kullanarak birbirlerini alt etmeye çalıştıkları bir mücadeleyi anlatır. Bu ifadede wits, hızlı düşünme ve iyi muhakeme yeteneği demektir; birbirinden ayrı birkaç bilgelik türü anlamına gelmez. Bu cümlede para cezasının miktarı, sıradan bir eğlence oyunuyla değil, tüccar ile danışman arasındaki zihinsel mücadeleyle belirlenecektir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi a game of wits olarak tanımlanabilir?

  1. Bir oyuncu yazı tura sonucunu tahmin ederek kazanır.
  2. İki dedektif, diğerinin sonraki hareketini tahmin ederek birbirini zekâsıyla alt etmeye çalışır.
  3. İki koşucu kimin daha hızlı olduğunu görmek için yarışır.
Cevabı göster

İki dedektif, diğerinin sonraki hareketini tahmin ederek birbirini zekâsıyla alt etmeye çalışır.

You're both told the rules in advance. Kalıp ifadeler

0:52

İkinize de kurallar önceden söylenir.

Kalıp ifadeler

in advance: sonraki bir olaydan önce

In advance, planlanmış bir olaydan, eylemden veya son tarihten önce anlamına gelir. Burada iki kişiye de mücadele başlamadan önce kurallar söylenir. Bu ifade zaman belirtir ve çoğunlukla bir cümlenin sonunda yer alır. Fiziksel olarak ileri gitmeyi değil, hazırlanabilmek için bir şeyi yeterince erken yapmayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “etkinlikten önce” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Please reserve your seat ____.

Cevabı göster

in advance

The merchant will be allowed to discreetly divide his rubies among three boxes, Notlar

0:54

Tüccarın yakutlarını gizlice üç kutuya paylaştırmasına izin verilecek,

Dilbilgisi

will be allowed to: gelecekte izin

will be allowed to + fiilin yalın hâli, bir kuralın ya da yetkili birinin gelecekte bir kişiye bir şey yapma izni vereceğini anlatır. Bu, allow fiilinin gelecek zaman edilgen yapısıdır; bu nedenle vurgu, izni veren kişide değil izni alan kişidedir. Bu cümlede izin verilen eylem to'dan sonra başlar: discreetly divide his rubies among three boxes. Bu ifade yetenek veya zorunluluk değil, izin bildirir.

Alıştırma

Kuralı, allow fiilinin gelecek zaman edilgen izin yapısıyla tamamlayın: After the tour, visitors ____ take photos.

Cevabı göster

will be allowed to

Kalıp ifadeler

discreetly divide ... among three boxes: fark ettirmeden üç kutuya paylaştırmak

Discreetly, dikkat çekmeden, özenli ve gizli bir biçimde hareket etmek demektir. Tüccarın eylemi nasıl yaptığını anlatır; yakutların kendilerinin birbirinden ayrı olduğu anlamına gelmez. divide something among several recipients or destinations kalıbı, bir şeyi birden fazla alıcıdan veya hedeften oluşan gruba dağıtmak demektir. Burada his rubies dağıtılan şeyi, three boxes ise hedefleri gösterir. Bu sözcükler birlikte, başkaları her kutuya ne konduğunu kolayca görmeden tüccarın dağılımı belirleyebileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle sunucunun ipucu kartlarını dikkat çekmeden üç takıma gizlice dağıttığını anlatır?

  1. The host discretely divided the clue cards among three teams.
  2. The host discreetly divided the clue cards among three teams.
  3. The host discreetly divided the clue cards into three teams.
Cevabı göster

The host discreetly divided the clue cards among three teams.

which will then be placed in front of you. Kalıp ifadeler

0:59

ve bu kutular daha sonra önünüze konacaktır.

Kalıp ifadeler

placed in front of you: edilgen yerleştirme ve mekânsal konum

Burada placed, edilgen yapı olan will be placed içindeki geçmiş zaman ortacıdır. Nesne eyleme maruz kalır; onu kimin hareket ettirdiği önemli değildir. In front of you, nesnenin size göre konumunu, yani önünüzdeki alanı belirtir. Burada “sizin için” veya “sizin adınıza” anlamına gelmez.

Alıştırma

"The box was placed in front of me," cümlesinde bu ifade neyi anlatır?

  1. Kutu önceden hazırlandı.
  2. Kutu özellikle benim için yapıldı.
  3. Kutu önümdeki alana kondu.
Cevabı göster

Kutu önümdeki alana kondu.

You will be given three cards and must write a number between 1 and 30 on each Dilbilgisi

1:02

Size üç kart verilecek ve her birine 1 ile 30 arasında bir sayı yazmalısınız

before putting a card in front of each of the boxes.

1:08

her kutunun önüne bir kart koymadan önce.

Dilbilgisi

between 1 and 30 on each: sayı aralığı ve her öğeye ayrı uygulama

Between 1 and 30, izin verilen sayı aralığını belirler. On each, “her kartın üzerine” anlamına gelir; each, daha önce sözü edilen tekil card isminin yerini tutar. Yönerge her karta ayrı ayrı uygulanır. Kartların tek bir sayıyı paylaşması yerine her kartta belirtilen aralıktan kendine ait bir sayı bulunmalıdır.

Alıştırma

Bir öğretmen, "Write a number between 1 and 30 on each card." diyor. Ne yapmalısınız?

  1. Her karta hem 1 hem de 30 yazmak.
  2. Bir sayı seçip tüm kart grubu için yalnızca bir kez yazmak.
  3. Her karta belirtilen aralıktan bir sayı yazmak.
Cevabı göster

Her karta belirtilen aralıktan bir sayı yazmak.

The boxes will then all be opened.

1:12

Daha sonra kutuların hepsi açılacaktır.

For each box,

1:14

Her kutu için,

you will receive exactly as many rubies as the number written on the corresponding card. Dilbilgisi

1:16

ilgili kartta yazılı olan sayı kadar yakut alacaksınız.

Dilbilgisi

exactly as many rubies as: sayılabilen sayıların tam eşitliği

Exactly as many + çoğul sayılabilen isim + as yapısı iki sayıyı karşılaştırır ve bunların eşit olduğunu belirtir. Burada alınan yakutların sayısı karttaki sayıyla aynıdır. Exactly, eşitliğin kesin olduğunu vurgular: ne daha fazla ne de daha az. Rubies sayılabildiği için many kullanılır.

Alıştırma

Exactly as many ... as ile tamamlayın: There are 18 players, and the coach brought 18 jerseys. The coach brought ____.

Cevabı göster

exactly as many jerseys as players

If the box has at least that many, Dilbilgisi

1:21

Eğer kutuda en az o kadar yakut varsa,

Dilbilgisi

at least that many: daha önce belirtilen sayıyı alt sınır yapma

At least that many, daha önce belirtilen sayı veya daha fazlası anlamına gelir. That many sabit bir sayı belirtmez; bağlamda bilinen bir sayıya gönderme yapar. At least bir alt sınır belirler. Önceki sayı 8 ise 8, 9, 10 ve daha büyük sayılar koşulu karşılar, ancak 7 karşılamaz.

Alıştırma

İkinci cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin. We need ten chairs, and having more is fine. The hall has ____.

  1. at most that many
  2. at least that many
  3. exactly that many
Cevabı göster

at least that many

but if your number is greater than the number of rubies actually there, Dilbilgisi

1:24

ancak yazdığınız sayı orada bulunan gerçek yakut sayısından büyükse,

Dilbilgisi

greater than the number of: iki miktarı karşılaştırma

A is greater than B kalıbında greater than, A'nın sayısal değerinin B'den büyük olduğunu belirtir. Burada your number A, the number of rubies actually there ise B'dir. The number of + çoğul sayılabilen isim tek bir miktarı belirtir; örneğin the number of rubies. Dolayısıyla bu ifade yakutların niteliğini, değerini veya önemini değil, iki sayıyı karşılaştırır.

Alıştırma

Bilet sayısıyla koltuk sayısını karşılaştırmak için doğru yapıyı kullanan cümle hangisidir?

  1. The number of tickets is greater than the number of seats.
  2. The number of tickets is better than the number of seats.
  3. The number of tickets is greater the number of seats.
Cevabı göster

The number of tickets is greater than the number of seats.

the scoundrel gets to keep the entire box. Kalıp ifadeler

1:28

alçak adam tüm kutuyu kendine saklayacaktır.

Kalıp ifadeler

gets to keep: bir şeyi elinde tutma izni veya fırsatı

Get to + fiilin yalın hâli, genellikle bir kural, seçim veya durum sayesinde bir şeyi yapma fırsatına ya da iznine sahip olmak anlamına gelir. gets to keep ifadesinde gets, tekil özne the scoundrel ile uyumludur ve keep, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Burada kural, düzenbaza kutunun tamamını elinde tutma hakkı verir. Bu ifade bir yere gitmek anlamına gelmez ve yalnızca keeps demeye kıyasla izin veya olumlu sonuç anlamı ekler.

Alıştırma

'Elinde tutmasına izin verilir' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Under the contest rules, the winner ____ the trophy for one year.

Cevabı göster

gets to keep

The king puts just two constraints on how the scoundrel distributes his rubies. Kalıp ifadeler

1:31

Kral, alçak adamın yakutlarını nasıl dağıtacağına dair yalnızca iki kısıtlama getirir.

Kalıp ifadeler

puts just two constraints on: yalnızca iki kısıtlama getirmek

put constraints on something, yapılabilecekleri sınırlayan koşullar koymak demektir. Burada kral, yakutların dağıtımının uyması gereken kurallar koyar; yalnızca tavsiye vermez. just two ifadesindeki just, “yalnızca” demektir ve toplamda sadece iki kısıtlama olduğunu vurgular. on’dan sonraki yan cümle neyin kısıtlandığını gösterir: düzenbazın yakutlarını nasıl dağıttığını.

Alıştırma

The policy puts just two constraints on the design. cümlesi ne anlatıyor?

  1. Politika, tasarıma yalnızca iki sınır koyar.
  2. Politika, tasarıma isteğe bağlı iki öneri sunar.
  3. Politika, tasarımla ilgili tüm sınırları kaldırır.
Cevabı göster

Politika, tasarıma yalnızca iki sınır koyar.

Each box must contain at least two rubies,

1:37

Her kutuda en az iki yakut olmalıdır,

and one of the boxes must contain exactly six more rubies than another, Dilbilgisi

1:41

ve kutulardan biri, diğerinden tam olarak altı tane daha fazla yakut içermelidir,

Dilbilgisi

exactly six more rubies than another: kesin bir farkı anlatmak

exactly + number + more + plural noun + than kalıbı, kesin bir pozitif farkı ifade eder. Bu cümlede bir kutuda diğer kutudan altı yakut daha fazla vardır; iki miktar arasındaki fark altıdır. Exactly, farkın altıdan ne fazla ne de az olduğunu belirtir. Another, another box yerine kullanılır ve ek bir miktarı değil, aynı grupta karşılaştırılan ikinci kutuyu gösterir.

Alıştırma

Verilen exactly + number + more + plural noun + than kalıbını tamamlayın: One shelf has ____ three more books ____ the other.

Cevabı göster

exactly · than

but you won't know which boxes those are.

1:46

fakat hangi kutuların bunlar olduğunu bilemeyeceksiniz.

After a few minutes of deliberation,

1:48

Birkaç dakikalık müzakerenin ardından,

the merchant hides the gems,

1:50

tüccar değerli taşları saklar,

and the boxes are brought in front of you.

1:52

ve kutular önünüze getirilir.

Which numbers should you choose in order to guarantee the largest possible fine for the scoundrel Notlar

1:54

Alçak adam için mümkün olan en büyük cezayı garanti altına almak

Kalıp ifadeler

the largest possible fine: koşulların izin verdiği en yüksek para cezası

The largest possible fine, ilgili kurallar ve koşullar altında ulaşılabilecek veya uygulanabilecek en yüksek para cezası demektir. the + üstünlük derecesindeki sıfat + possible + isim kalıbı, ulaşılabilir sınırı belirtir. Burada possible, para cezasının var olup olmayabileceği anlamına gelmez. Largest sözcüğünü sınırlar: amaç, stratejinin garanti edebileceği en yüksek para cezasıdır.

Alıştırma

Hangi ifade “kuralların veya koşulların izin verdiği en yüksek para cezası” anlamına gelir?

  1. the largest possible fine
  2. a large fine
  3. the largest fine so far
Cevabı göster

the largest possible fine

and the greatest compensation for his victims.

2:00

ve mağdurları için en büyük tazminatı sağlamak amacıyla hangi sayıları seçmelisiniz?

Dilbilgisi

in order to guarantee: amacı ve kesin sonucu belirtmek

In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Burada sayıları seçmek eylemdir; belirtilen sonuçları garanti etmek ise bu eylemin amacıdır. Guarantee, hope veya try sözcüklerinden daha güçlüdür. Bu strateji sorusunda, sonucu yalnızca daha olası kılmak değil, kurallar çerçevesinde kesin hâle getirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki amaç ifadesiyle tamamlayın: We reserved every seat in advance ____ space for the whole team.

Cevabı göster

in order to guarantee

You don't want to overshoot by being too greedy, Kelime

2:11

Aşırı açgözlü davranarak hedefi ıskalamak istemezsiniz,

Kelime

Overshoot by being too greedy: aşırı açgözlü davranıp uygun hedefi aşmak

Bu cümlede overshoot, bir stratejide güvenli ya da yararlı hedef noktasının ötesine geçmek anlamına gelir. Burada mecazidir: çok fazla istemek en uygun noktanın aşılmasına ve daha kötü bir sonuca yol açabilir. by + -ing yapısı, bu aşmanın nasıl ya da neden gerçekleştiğini açıklar. Burada by being too greedy, çok fazla istemenin hedefi gereğinden yüksek belirleme nedeni olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümlede overshoot by being too greedy ne anlama gelir?

  1. Kişi en güvenli hedefe tam olarak ulaştı.
  2. Kişi çok fazla istediği için talep yararlı hedefin ötesine geçti.
  3. Kişi dikkatsiz olduğu için bir atış fiziksel bir nesnenin ötesine geçti.
Cevabı göster

Kişi çok fazla istediği için talep yararlı hedefin ötesine geçti.

but there is a way you can guarantee to get more than half of the scoundrel's stash. Notlar

2:14

ancak alçak adamın zulasının yarısından fazlasını almayı garanti edebileceğiniz bir yol vardır.

Dilbilgisi

More than half of: kesin olarak %50'den fazla

More than half of + isim, bir bütünün kesin olarak %50'sinden daha büyük bir miktarı belirtir. of sözcüğünden sonraki isim, sayılan ya da bölünen bütünün ne olduğunu gösterir. Tam olarak %50'yi kapsamaz. Yarının biraz üzerindeki bir miktar bile more than half of koşulunu karşılar.

Alıştırma

Hangi cümle, kutuların kesin olarak %50'sinden fazlasının dolu olduğunu söyler?

  1. At least half of the boxes are full.
  2. Half of the boxes are full.
  3. More than half of the boxes are full.
Cevabı göster

More than half of the boxes are full.

Kelime

scoundrel's stash içindeki scoundrel's: gizli eşyaların sahibi

scoundrel's stash ifadesinde scoundrel's, scoundrel adının tekil iyelik biçimidir. Zulayı o alçağın sahip olduğu bir şey olarak gösterir; ardından stash adı geldiği için buradaki 's, is kısaltması değildir. Stash, gizli tutulan ya da bir kenara ayrılan para veya eşya topluluğudur. Bu nedenle bütün ifade, alçağa ait gizli bir topluluk anlamına gelir: gizlilik anlamı stash sözcüğünden, sahibinin kim olduğu ise scoundrel's biçiminden gelir.

Alıştırma

the pirate's stash ifadesi ne anlama gelir?

  1. Bazı malzemelerin yanında duran birkaç korsan
  2. Korsana ait gizli bir eşya topluluğu
  3. Korsanın şu anda bir şey saklıyor olması
Cevabı göster

Korsana ait gizli bir eşya topluluğu

The situation resembles an adversarial game like chess, Kelime

2:20

Bu durum satranç gibi rekabete dayalı bir oyuna benzer,

Kelime

adversarial game: hedefleri çatışan aktif rakipler

Adversarial game, tarafların hedeflerinin çatıştığı ve birbirlerine zarar verecek ya da birbirlerini engelleyecek hamleler seçebildiği bir oyun veya stratejik durumdur. Adversarial, yalnızca zor bir görevi değil, aktif biçimde karşı koyan bir rakibi vurgular. Durumu satranca benzetmek, diğer tarafın akıllıca karşılık vereceğini hesaba katarak plan yapmanız gerektiğini anlatır. İyi bir hamle, rakip sizin için kötü olan bir karşı hamle seçtiğinde de işe yaramalıdır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi an adversarial game olarak tanımlanır?

  1. Bir çocuk zor bir bulmacayı tek başına çözer.
  2. İki oyuncu, her biri diğerini yenmeye çalışırken hamleler seçer.
  3. Bir grup tek bir model yapmak için birlikte çalışır.
Cevabı göster

İki oyuncu, her biri diğerini yenmeye çalışırken hamleler seçer.

only here you can't see the opponent's position. Anlatım akışı

2:24

tek fark burada rakibin pozisyonunu göremiyor olmanızdır.

Anlatım akışı

only here: karşılaştırmadan sonra temel bir farkı belirtmek

Bu cümlede only here, “ama bu durumda” ya da “önemli bir farkla” anlamına gelir. Anlatımı satranç benzetmesinden mevcut durumun özel özelliğine çevirir: rakibin konumunu göremezsin. Here mutlaka fiziksel bir yeri göstermez; “bu durumda” anlamına gelir. Bu kalıp bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: önce karşılaştırma yap, sonra bir sınırlama, istisna veya temel farkı only here ile belirt.

Alıştırma

Bu cümlede only here ne işe yarıyor?

  1. Oyunun yalnızca bu fiziksel yerde oynanabileceğini söyler.
  2. Bir karşılaştırmadan sonra mevcut durumun temel farkını belirtir.
  3. Yalnızca bir yerin var olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir karşılaştırmadan sonra mevcut durumun temel farkını belirtir.

To figure out the minimum number of rubies you're guaranteed to win, Öbek fiiller

2:27

Kazanmayı garanti edeceğiniz minimum yakut sayısını bulmak için,

Öbek fiiller

figure out: düşünerek çözmek veya anlamak

Figure out, düşünme, akıl yürütme, araştırma ya da hesaplama yoluyla bir cevaba veya anlayışa ulaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada, kazanılması garanti olan en az yakut sayısını hesaplamak ya da belirlemek anlamındadır. Figure out ifadesini tek bir birim olarak düşün. Ardından figure out the answer örneğindeki gibi bir isim öbeği veya figure out why it happened ve figure out how it works örneklerindeki gibi soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

“Üzerinde düşünerek çözmek” anlamındaki figure ile kurulan öbek fiili kullanın: We need to ____ why the alarm keeps ringing.

Cevabı göster

figure out

you need to look for the worst case scenario, Kalıp ifadeler

2:31

en kötü senaryoya bakmanız gerekir,

Kalıp ifadeler

worst case scenario: en olumsuz olasılık

Worst case scenario, değerlendirilen olasılıklar arasındaki gerçekleşmesi mümkün en olumsuz sonucu belirten bir isim öbeğidir. Kesinlikle gerçekleşeceğine dair bir tahmin değil, sınanan veya hazırlık yapılan bir durumdur. Burada worst case scenario aramak, elinizde kalacak yakut sayısını en aza indiren dizilişi bulmak demektir. Scenario, olası koşullar bütünü anlamına gelir; fiziksel bir sahne veya gösteri sahnesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve gerçekleşmesi mümkün en olumsuz durumu belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: In the ____, the repair will take a full week.

Cevabı göster

worst case scenario

as if the merchant already knew your move and could arrange the rubies to minimize your winnings. Notlar

2:34

sanki tüccar hamlenizi zaten biliyormuş ve yakutları kazancınızı en aza indirecek şekilde dizebilecekmiş gibi.

Dilbilgisi

as if ... already knew: hayalî bir varsayım

As if, gerçek bir durum ile hayal edilen veya varsayılan bir durumu karşılaştırır. Bu cümlede tüccarın hamlenizi bildiği bir gerçek olarak sunulmaz; en güvenli stratejiyi sınamak için akıl yürütme sırasında geçici olarak doğru kabul edilir. Buradaki geçmiş zaman biçimi knew, gerçeklikten uzaklığı göstermeye yardımcı olur. Yalnızca bilmenin daha önce gerçekleştiği anlamına gelmez: as if the merchant already knew your move, tüccarın hamleyi bir şekilde önceden bildiği varsayımıyla düşünmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi hayal edilen bir varsayımı sunan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Lock the files away ____ someone already knew the code.

Cevabı göster

as if

Kelime

minimize your winnings: kazandığın miktarı olabildiğince küçültmek

“minimize your winnings” ifadesinde minimize, kazanılan miktarı yalnızca biraz azaltmak değil, mümkün olduğunca küçük hâle getirmek demektir. Strateji veya optimizasyon bağlamında amaç, ulaşılabilecek en düşük değerdir; bu değer mutlaka sıfır olmak zorunda değildir. Winnings, bir oyun, yarışma, piyango veya benzer bir etkinlikte kazanılan para ya da nesneler anlamına gelir. Bu cümlede kazanabileceğin yakutları ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede “minimize your winnings” ne anlama gelir?

  1. Kazandığın her şeyi saymak
  2. En büyük ödülü kazanmanı garanti etmek
  3. Kazandığın miktarı olabildiğince küçük yapmak
Cevabı göster

Kazandığın miktarı olabildiğince küçük yapmak

Because you have no way of knowing which boxes will have more or fewer rubies,

2:40

Hangi kutularda daha fazla veya daha az yakut olacağını bilmenin bir yolu olmadığı için,

you should pick the same number for each.

2:44

her biri için aynı sayıyı seçmelisiniz.

Suppose you write three nines. Anlatım akışı

2:47

Diyelim ki üç tane dokuz yazdınız.

Anlatım akışı

Suppose you write three nines: varsayımsal bir durum sunmak

Cümlenin başında “Suppose + cümlecik” geçici bir varsayım sunar: akıl yürütmenin sonraki adımını takip edebilmek için cümleciğin doğru olduğunu düşün. Böylece ardından gelen örneğin koşulunu belirler. Burada konuşan kişi, rakamları gerçekten yazdığını söylemiyor. “Three nines”, tek bir 999 sayısı değil, 9 rakamının üç kez bulunması demektir.

Alıştırma

“Suppose you write three nines” ifadesinde “Suppose” ne işe yarar?

  1. Akıl yürütmenin sonraki adımları için geçici bir durum sunar.
  2. Dinleyicinin her zaman uyması gereken kalıcı bir kural verir.
  3. Dinleyicinin rakamları kesinlikle daha önce yazdığını iddia eder.
Cevabı göster

Akıl yürütmenin sonraki adımları için geçici bir durum sunar.

The scoundrel might have allocated the rubies as 8, 14, and 8. Kelime

2:49

Alçak adam yakutları 8, 14 ve 8 olarak paylaştırmış olabilir.

Kelime

allocated the rubies as: planlı sayısal bir dağılımı göstermek

allocated the rubies as 8, 14, and 8 ifadesinde allocated, sınırlı bir kaynağı bir plana göre bilinçli biçimde bölmek veya tahsis etmek anlamına gelir. Odak noktası yalnızca verme eylemi değil, dağıtım planıdır. Burada as, önerilen dağıtımın sayısal biçimini tanıtır: 8, 14 ve 8, ilgili üç konuma ayrılan miktarlardır.

Alıştırma

Bu cümlede allocated the rubies as 8, 14, and 8 ne anlama geliyor?

  1. Yakutlar listelenen üç miktara göre dağıtıldı.
  2. Bütün yakutlar tek bir kişiye verildi.
  3. Yakutlara 8, 14 ve 8 adları verildi.
Cevabı göster

Yakutlar listelenen üç miktara göre dağıtıldı.

In that case, you'd receive 9 from the middle box and no others. Anlatım akışı

2:54

Bu durumda ortadaki kutudan 9 alırsınız ve diğerlerinden hiçbir şey alamazsınız.

Anlatım akışı

In that case: bir durumu sonucuna bağlamak

In that case, hemen önce sözü edilen duruma veya varsayıma gönderme yapar. Burada önerilen 8, 14 ve 8 dağılımını ifade eder. Sonraki cümlenin başına getirildiğinde, devamındaki bilginin o durumun bir sonucu olduğunu gösterir: bu dağılımda dinleyen kişi ortadaki kutudan 9 tane alırdı. Bir koşuldan onun sonucuna veya bir karara geçmek için kullanışlı bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümlede In that case, belirtilen bir durumu onun sonucuna bağlayan ifade olarak kullanılmıştır?

  1. She put her phone in that case, and it fit.
  2. I saw the words In that case on a poster.
  3. The pool is closed. In that case, let's play basketball instead.
Cevabı göster

The pool is closed. In that case, let's play basketball instead.

On the other hand, Anlatım akışı

2:59

Öte yandan,

Anlatım akışı

Karşıtlık bağlacı olarak On the other hand

On the other hand, karşıt bir bakış açısını veya farklı bir değerlendirmeyi tanıtan bir söylem bağlacıdır. Dinleyiciye, bundan sonra geleni az önce belirtilen noktayla karşılaştırması gerektiğini bildirir. Burada akıl yürütmeyi, gerçekleşmeyebilecek daha güçlü bir sonuçtan yine de garanti edilebilen daha zayıf bir sonuca yöneltir. Bu ifade argümanı düzenler; hand sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede On the other hand gerçekten karşıt bir değerlendirmeyi tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. The route is longer. On the other hand, we checked the map.
  2. The route is longer. On the other hand, it takes extra time.
  3. The route is longer. On the other hand, it is much safer.
Cevabı göster

The route is longer. On the other hand, it is much safer.

you can be sure that at least two boxes have a minimum of 8 rubies. Dilbilgisi

3:00

en az iki kutuda asgari 8 yakut bulunduğundan emin olabilirsiniz.

Dilbilgisi

at least two boxes ... a minimum of 8: iki alt sınır

At least two boxes, koşulu sağlayan kutuların sayısı için alt sınırı da içine alan bir alt sınır belirler: iki kutu yeterlidir, ancak üç veya daha fazla kutu da koşulu sağlayabilir. A minimum of 8 rubies, koşulu sağlayan her kutu için alt sınırı da içine alan başka bir alt sınır belirler: her birinde 8 veya daha fazla yakut bulunur. Dolayısıyla bu yan cümle, tam olarak 8 yakut içeren tam olarak iki kutuyu değil, koşulu sağlayan iki veya daha fazla kutuyu garanti eder.

Alıştırma

at least two boxes have a minimum of 8 rubies ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Her kutuda 8'den fazla yakut vardır.
  2. Tam olarak iki kutunun her birinde tam olarak 8 yakut vardır.
  3. İki veya daha fazla kutunun her birinde 8 veya daha fazla yakut vardır.
Cevabı göster

İki veya daha fazla kutunun her birinde 8 veya daha fazla yakut vardır.

Here's why.

3:04

İşte nedeni.

We'll start by assuming the opposite, Anlatım akışı

3:05

Tam tersini varsayarak başlayacağız,

that two boxes have seven or fewer.

3:08

iki kutuda yedi veya daha az yakut bulunduğunu.

Anlatım akışı

assuming the opposite: ters önermeyle başlamak

Assuming the opposite, kanıtlamak istediğin önermenin tersini geçici olarak doğru kabul etmek demektir. Çelişki yoluyla ispatta daha sonra bu varsayımın sonuçlarını izler ve imkânsız bir sonuç doğurup doğurmadığına bakarsın. Burada virgül ve ardından gelen that yan cümlesi “tersinin” ne olduğunu açıklar: iki kutuda yedi veya daha az tane bulunması. Bu ifade, akıl yürütmenin sonraki adımını gösterir; fiziksel bir yönü anlatmaz.

Alıştırma

Bir ispatta start by assuming the opposite senden ne yapmanı ister?

  1. Devam etmeden önce diğer tarafa geçmek.
  2. Asıl önermeyi sınamadan kabul etmek.
  3. Ters önermeyi geçici olarak doğru kabul edip sonuçlarını izlemek.
Cevabı göster

Ters önermeyi geçici olarak doğru kabul edip sonuçlarını izlemek.

Those could not be the two that differ by six Kelime

3:11

Bunlar aralarında altı fark olan iki kutu olamaz

because every box must have at least two rubies.

3:13

çünkü her kutuda en az iki yakut bulunmalıdır.

Kelime

differ by six: farkın büyüklüğünü belirtmek

X and Y differ by six, X ile Y arasındaki sayısal farkın altı olduğu anlamına gelir. by edatı farkın büyüklüğünü belirtir. Bu ifade hangi değerin daha büyük olduğunu söylemez. Bu cümlede yakut sayıları arasında altı fark bulunan iki kutuyu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi differ ve farkın büyüklüğünü belirten edatla tamamla: The two scores ____ six points.

Cevabı göster

differ by

In that case,

3:16

Bu durumda,

the third box would have at most 13 rubies, Dilbilgisi

3:17

üçüncü kutuda en fazla 13 yakut olurdu,

Dilbilgisi

at most 13 rubies: 13'ü içeren bir üst sınır

At most 13 rubies, mümkün olan en yüksek sayıyı 13 olarak belirler. Kutuda 13 ya da daha az yakut olabilir, ancak 14 veya daha fazla olamaz. at most + sayı kalıbı matematikte, kurallarda ve planlamada o sayıyı içeren bir üst sınır belirtir. “Yaklaşık” anlamına gelmez.

Alıştırma

At most 13 rubies ifadesine doğru karşılık gelen anlam hangisidir?

  1. 13'ten fazla değil; 13 olabilir.
  2. Yaklaşık 13.
  3. 13'ten az değil; 13 olabilir.
Cevabı göster

13'ten fazla değil; 13 olabilir.

that's 7 + 6.

3:21

yani 7 + 6.

Add up all three of those boxes, Öbek fiiller

3:23

Bu üç kutunun hepsini toplayın,

Öbek fiiller

Add up: toplamı hesaplamak

Burada add up, bir şeyin toplamını hesaplamak anlamına gelir. Yönerge, kutuları hareket ettirmeyi değil, üç kutudaki miktarları birleştirip toplamayı ister. Bu kullanımda add up ayrılabilen bir öbek fiildir: add up the scores ve add the scores up ifadelerinin ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse ortaya gelir: add them up.

Alıştırma

Add up ifadesini doğru biçimde kullanın: Please ____ the three scores.

Cevabı göster

add up

and the most that could equal is 27. Dilbilgisi

3:25

ve eşit olabileceği en yüksek sayı 27'dir.

Dilbilgisi

the most that could equal is: mümkün olan en yüksek değeri belirtme

Bu cümlede the most, “mümkün olan en büyük miktar” anlamındadır; that ise üç kutu toplanınca elde edilen toplamı gösterir. Could, ifadeyi varsayımın sınırları içinde tutar: toplam değişebilir, ancak 27'den büyük olamaz. the most + özne + could equal/be + is + değer yapısı, kesin bir sonucu değil üst sınırı belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade toplam hakkında ne söylüyor?

  1. Her zaman 27'ye eşit olmak zorundadır.
  2. Kutuların çoğunda 27 vardır.
  3. Belirtilen koşullar altında 27'den büyük olamaz.
Cevabı göster

Belirtilen koşullar altında 27'den büyük olamaz.

Since that's less than 30, Dilbilgisi

3:28

Bu sayı 30'dan küçük olduğu için,

Dilbilgisi

Since that's less than 30: sebep bildiren since

Burada Since, “çünkü” veya “-dığına göre” anlamındadır; geçmişteki bir zamandan itibaren anlamına gelmez. that's less than 30 yan cümlesi, ardından gelen sonucun gerekçesi olarak kabul edilen bir olguyu sunar. Neden-sonuç içeren bir cümlenin başında, sebep bildiren since bilgileri çoğunlukla Since + gerekçe, sonuç biçiminde düzenler.

Alıştırma

“Since the library is closed, we'll study at home.” cümlesinde Since ne anlama gelir?

  1. her ne kadar
  2. -dığı zamandan beri
  3. çünkü
Cevabı göster

çünkü

this scenario isn't possible.

3:30

bu senaryo mümkün değildir.

You now know, by what's called a proof by contradiction, Kültür

3:32

Çelişkiyle kanıtlama denilen yöntemle artık biliyorsunuz ki,

that two of the boxes have 8 or more rubies. Dilbilgisi

3:35

kutulardan iki tanesinde 8 veya daha fazla yakut var.

Kültür

proof by contradiction: Matematiksel Bir İspat Yöntemi

Proof by contradiction, matematikte kullanılan bir ispat yönteminin adıdır. Önce ispatlamak istediğin sonucun yanlış olduğunu varsayarsın. Bu varsayım imkânsız bir sonuca götürür veya bilinen bir olguyla çelişirse varsayım yanlış olmalıdır; böylece asıl sonuç desteklenir. Cümledeki by what's called a proof by contradiction, sonuca nasıl ulaşıldığını açıklar. İspatın kendi içinde çelişkili olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek proof by contradiction yöntemini en iyi açıklar?

  1. Sonucu farklı sözcüklerle iki kez söylemek.
  2. Birkaç örneği kontrol edip bunları eksiksiz bir ispat saymak.
  3. Karşıtını varsaymak ve bunun imkânsız bir sonuca yol açtığını göstermek.
Cevabı göster

Karşıtını varsaymak ve bunun imkânsız bir sonuca yol açtığını göstermek.

Dilbilgisi

8 or more: 8'i İçeren Bir Alt Sınır

8 or more ifadesinde 8 sayısı da dâhildir. İfade bir alt sınır belirler; bu nedenle 8, 9, 10 ve daha büyük miktarların tümü koşulu karşılar. Sayı + or more yapısı, en az o sayı demenin kısa bir yoludur.

Alıştırma

8'in dâhil olduğu asgari puanı anlatmak için cümleyi tamamla: To enter the final round, a team must score ____ points.

Cevabı göster

8 or more

If you ask for 8 from all three boxes, Kalıp ifadeler

3:39

Eğer üç kutunun hepsinden 8 isterseniz,

Kalıp ifadeler

ask for 8 from all three boxes: her kaynaktan 8 tane istemek

Bu cümlede ask for 8, 8 adet istemek demektir. Ask for ifadesinden sonra alınmak istenen nesne, hizmet, yardım veya miktar gelir; bu ifade soru sormak anlamına gelmez. From all three boxes, kaynakları belirtir. Burada üç kutunun her birinden aynı miktar istenir: birinciden 8, ikinciden 8 ve üçüncüden 8.

Alıştırma

“Rehberden iki harita istemek” anlamını vermek için cümleyi ask for kullanarak tamamlayın: At the visitor center, you can ____ the guide.

Cevabı göster

ask for two maps from

you'll receive at least 16,

3:42

en az 16 alacaksınız,

and that's the best you can guarantee, Dilbilgisi

3:44

ve garanti edebileceğiniz en iyi sonuç budur,

Dilbilgisi

that's the best you can guarantee: garanti edilebilen en iyi sonuç

That's the best you can guarantee, belirtilen koşullarda gerçekleşeceğinden emin olabileceğin en yüksek sonucun bu olduğu anlamına gelir. Gerçek sonuç daha iyi olabilir, ancak daha iyi bir sonuç garanti değildir. the best + özne + can guarantee kalıbı, garanti edilebilen en yüksek düzeyi gösterir. Desteklenebilen en güçlü sözü veya strateji sonucunu özetler; gerçekleşmesi mümkün olan mutlak en büyük sonucu anlatmaz.

Alıştırma

“A draw is the best we can guarantee” cümlesine ilişkin şu yorumu değerlendirin: “Kazanmak imkânsızdır.”

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

as you can see by thinking again about the 8, 14, 8 scenario.

3:46

8, 14, 8 senaryosunu tekrar düşündüğünüzde görebileceğiniz gibi.

You've recovered more than half the scoundrel's fortune as restitution for the public. Kelime

3:51

Halka yönelik tazminat olarak alçak adamın servetinin yarısından fazlasını geri kazandınız.

Kelime

as restitution for the public: halkın kaybını gidermek

Bu cümlede as, geri alınan servetin rolünü gösterir: bu servet restitution for the public olarak değerlendirilmektedir. Restitution, bir haksızlığın yol açtığı kaybı gidermek için geri verilen veya ödenen para ya da maldır. Bu ifade bir hediyeyi anlatmaz. Geri alınan serveti halkın uğradığı zararın giderilmesiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede as restitution for the public, geri alınan servet hakkında ne anlatıyor?

  1. Halkın uğradığı zararı veya kaybı gidermek için kullanılıyor.
  2. Onu geri alan kişiye verilen bir ödüldür.
  3. Önceki herhangi bir zararla ilgisi olmayan gönüllü bir hediyedir.
Cevabı göster

Halkın uğradığı zararı veya kaybı gidermek için kullanılıyor.

And though he's managed to hold on to some of his rubies, Notlar

3:56

Ve yakutlarının bir kısmını elinde tutmayı başarmış olsa da,

Öbek fiiller

hold on to: bir şeyi elinde tutmaya devam etmek

Bu cümlede hold on to, “elinde tutmayı ya da sahip olmaya devam etmeyi başarmak” demektir. Yakutları kaybetme tehlikesi vardı ama yine de bazılarını korudu. Bu ifade, onları elleriyle nasıl tuttuğunu anlatmaz. Kalıp hold on to + nesne, görev, fırsat veya inanç şeklindedir. Bir şeyi fiziksel olarak sıkıca tutmayı anlatabilir ama çoğu zaman bir şeyi kaybetmemek ya da ondan vazgeçmemek anlamına da gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “sahip olmaya devam etmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: During the reorganization, Maya managed to ____ her job.

Cevabı göster

hold on to

his fortune has definitely lost some of its shine. Deyimler

3:59

serveti kesinlikle parlaklığının bir kısmını kaybetti.

Dilbilgisi

though he's managed to: zorlu bir başarının ardından ödünleme

Though bir ödünleme ilişkisi kurar: konuşan kişi önce onun bazı yakutları elinde tutmayı başardığını kabul eder, ardından bu olumlu durumdan beklenene ters düşen ana sonucu verir. Mantık, “bu doğru, ancak bununla çelişen sonuç da hâlâ doğru” şeklindedir. Buradaki he's, he is değil he has anlamına gelir; çünkü ardından geçmiş zaman ortacı managed gelir. Manage to + fiil, birinin çoğu zaman zorluğa rağmen bir işi başardığını anlatır; yalnızca denediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi though, he has ifadesinin kısaltması ve manage to ile tamamlayın: ____ save some money, he still cannot afford the trip.

Cevabı göster

Though he's managed to

Deyimler

lost some of its shine: eskisi kadar etkileyici olmamak

Burada lost some of its shine mecazidir: servet daha az etkileyici, hayranlık uyandırıcı veya çekici hâle gelmiştir. Some, her şeyin yok olduğunu değil, kısmi bir kaybı belirtir. Shine gerçek parlaklık anlamına gelebileceği gibi mecazi olarak özel çekicilik veya itibar anlamına da gelebilir. Servetin içinde gerçekten parlayabilen yakutlar bulunduğu için ifade küçük bir kelime oyunu oluşturur. Fiziksel ışıltı görüntüsünü çağrıştırırken asıl anlatılan, servetle bağlantılı statü ve görkemin azalmasıdır.

Alıştırma

“The award lost some of its shine after the voting scandal,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Ödül fiziksel olarak daha az ışık yaymaya başladı.
  2. Ödül tamamen yok edildi.
  3. Ödül daha az prestijli veya çekici hâle geldi.
Cevabı göster

Ödül daha az prestijli veya çekici hâle geldi.

If you enjoyed that,

4:04

Eğer bundan keyif aldıysanız,

try out this variation. Öbek fiiller

4:05

bir de bu varyasyonu deneyin.

Öbek fiiller

try out this variation: değiştirilmiş bir sürümü denemek

"Try out this variation", değiştirilmiş bir sürümü gerçekten deneyip nasıl çalıştığını görmesi için birini davet eder. Burada variation, aynı bilmece veya etkinliğin bir ya da daha fazla değişiklik içeren sürümüdür. Tek başına try ile karşılaştırıldığında try out, uygulamalı olarak deneme veya test etme anlamını genellikle daha açık biçimde belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “kullanarak test etmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We should ____ the new plan before Friday.

Cevabı göster

try out

The king has pitted you against another scoundrel with a new challenge. Kalıp ifadeler

4:07

Kral sizi yeni bir zorlukla başka bir alçak adamla karşı karşıya getirdi.

Kalıp ifadeler

pitted you against: iki tarafı rakip yapmak

Pit A against B, A ile B'yi bir yarışma, çatışma veya sınamada rakip olacak şekilde karşı karşıya getirmek anlamına gelir. Bu cümlede düzenlemeyi yapan kraldır, you A'dır ve another scoundrel B'dir. Has pitted, etken çatıda present perfect bir fiil grubudur. Bu kullanımda pit, çukur kazmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle münazara organizatörünün Maya ile Leo'yu rakip yaptığını ifade eder?

  1. The organizer compared Maya with Leo after the final debate.
  2. The organizer pitted Maya against Leo in the final debate.
  3. The organizer paired Maya with Leo for the final debate.
Cevabı göster

The organizer pitted Maya against Leo in the final debate.

This time you have to divide 30 rubies into three piles.

4:11

Bu kez 30 yakutu üç yığına ayırmanız gerekiyor.

The scoundrel will then choose and keep two of those piles.

4:15

Alçak adam daha sonra o yığınlardan ikisini seçip kendine alacaktır.

What is the maximum number of rubies that you can keep?

4:19

Kendinize saklayabileceğiniz maksimum yakut sayısı nedir?

This bonus riddle comes courtesy of our sponsor Brilliant. Kalıp ifadeler

4:24

Bu bonus bilmece sponsorumuz Brilliant'ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

Kalıp ifadeler

comes courtesy of our sponsor: sponsor tarafından sağlanmak

Bu cümlede comes courtesy of our sponsor, bir şeyin sponsorumuz tarafından sağlandığı veya sponsorumuzun desteğiyle mümkün olduğu anlamına gelir. Courtesy burada courtesy of kalıbının bir parçasıdır; kibar davranış anlamına gelmez. something comes courtesy of someone yapısı, bir şeyi sağlayan, destekleyen veya ayarlayan kişi ya da kuruluşu belirtir.

Alıştırma

come ve courtesy kullanarak medya tarzı ifadeyi tamamlayın: This week's prizes ____ a local bookstore.

Cevabı göster

come courtesy of

They start with simple questions that build your intuition, Kalıp ifadeler

4:27

Sezgilerinizi geliştiren basit sorularla başlarlar,

Kalıp ifadeler

build your intuition: bilinçli bir sezgi geliştirmek

Build your intuition, bir şeyin nasıl işlediğine dair güvenilir bir sezgiyi zaman içinde geliştirmek demektir. Burada basit sorular, öğrencilerin kalıpları fark etmesine ve her adımı resmî biçimde açıklayamadan önce daha iyi yargılara varmasına yardımcı olur. Bu öğrenme bağlamında intuition, örnekler ve alıştırmalarla gelişir; rastgele bir tahmin değildir. Build, bu anlayışın zamanla oluştuğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, örneklerin kesirlerle ilgili bilinçli bir sezgiyi zamanla geliştirmeye yardımcı olduğunu söylüyor?

  1. These examples help build your intuition for fractions.
  2. These examples tell you to memorize every fraction.
  3. These examples ask you to guess without looking for patterns.
Cevabı göster

These examples help build your intuition for fractions.

ramp up to problems that entice you, Öbek fiiller

4:30

sizi cezbeden problemlere doğru tırmanırlar,

Öbek fiiller

ramp up to + varış noktası: kademeli olarak ulaşmak

Burada ramp up to, bir şeye ulaşana kadar düzeyi kademeli olarak artırmak veya ilerlemek demektir. to edatı varış noktasını, yani daha ilgi çekici problemleri gösterir. İfade, bir rampadan yukarı çıkma görüntüsünden gelir ancak genellikle mecaz anlamda kullanılır. Zorluğun, yoğunluğun, miktarın veya etkinliğin zaman içinde artmasını anlatabilir.

Alıştırma

Bir çalışma planı kısa alıştırmalarla başlayıp kademeli olarak tam deneme sınavlarına ulaşıyor. Bu ilerlemeyi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The plan jumps to full practice tests immediately.
  2. The plan ramps up to full practice tests.
  3. The school ramps up the number of full practice tests.
Cevabı göster

The plan ramps up to full practice tests.

and then help you develop different ways of solving problems Kalıp ifadeler

4:33

ve daha sonra önceden kavrayamadığınız

Kalıp ifadeler

different ways of solving problems: ways of + -ing kalıbı

Different ways of solving problems, bir çözüme ulaşmak için birden fazla yöntem veya düşünme yolu demektir. Bu cümlede develop, bu yöntemleri zamanla beceri hâline getirmek anlamındadır. Problems, okul sorularını veya daha genel güçlükleri ifade edebilir. ways of + -ing kalıbı, bir eylemi gerçekleştirmenin yöntemlerini belirtir. of sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: ways of solving denir, ways of solve denmez.

Alıştırma

solve sözcüğünün doğru biçimini kullanın: We compared different ways of ____ the puzzle.

Cevabı göster

solving

that were previously out of your grasp. Deyimler

4:36

problemleri çözmenin farklı yollarını geliştirmenize yardımcı olurlar.

Deyimler

previously out of your grasp: daha önce yeteneğinin ötesinde

Bu cümlede previously out of your grasp, sorunların daha önce anlayabileceğiniz veya çözebileceğiniz düzeyin ötesinde olduğu anlamına gelir. Grasp sözcüğünün gerçek anlamı “elle tutmak”tır; ancak burada bir şeyi anlamak veya onunla başa çıkmak için kullanılan bir benzetmedir. Previously bu zorluğu geçmişe yerleştirir ve çoğu zaman durumun şimdi değişmiş olabileceğini düşündürür. out of someone's grasp kalıbı, kişinin henüz anlayamadığı, başaramadığı veya elde edemediği bir fikir, beceri, hedef ya da fırsatı anlatabilir.

Alıştırma

Burada "The puzzle was previously out of Leo's grasp" ne anlama gelir?

  1. Leo daha önce bulmacayı fiziksel olarak elinde tutuyordu.
  2. Leo bulmacayı daha önce zaten çözmüştü.
  3. Leo daha önce bulmacayı anlayamıyor veya çözemiyordu.
Cevabı göster

Leo daha önce bulmacayı anlayamıyor veya çözemiyordu.

To hone your capacity to think critically, Kalıp ifadeler

4:39

Eleştirel düşünme kapasitenizi geliştirmek için,

Kalıp ifadeler

hone your capacity to think critically: eleştirel düşünme yeteneğini geliştirmek

Burada hone, bir bıçağı keskinleştirmek gibi, odaklı ve tekrarlanan pratikle bir şeyi geliştirmek anlamına gelir. To hone your capacity to think critically, nedenleri ve kanıtları dikkatle inceleme yeteneğinizi güçlendirmek demektir. Yapı hone + bir beceri veya yetenek şeklindedir. capacity to + fiilin yalın hâli ise kişinin ne yapabildiğini belirtir. Think critically, düşünerek analiz etmek ve değerlendirmek anlamına gelir; insanları eleştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“Odaklı pratikle geliştirmek” anlamındaki vurgulanan fiili kullanın: Regular debate can help you ____ your capacity to think critically.

Cevabı göster

hone

visit brilliant.org/teded,

4:41

brilliant.org/teded adresini ziyaret edin,

and the first 833 of you to use that link

4:44

ve bu bağlantıyı kullanan ilk 833 kişiden biriyseniz

will get a 20% discount off the annual subscription. Kalıp ifadeler

4:47

yıllık abonelikte %20 indirim kazanacaksınız.

Kalıp ifadeler

discount off the annual subscription: yıllık abonelik indirimi

Burada a 20% discount off the annual subscription, planın normal yıllık fiyatından %20 düşüldüğü anlamına gelir. Alıcı bu fiyatın %80'ini öder. Fiyat ifadelerinde off, normal fiyattan yapılan indirimi belirtir. Abonelikten ayrılmak veya aboneliği iptal etmek anlamına gelmez. The annual subscription, indirimin uygulandığı planın yıllık abonelik olduğunu gösterir.

Alıştırma

“You will get a 20% discount off the annual subscription,” cümlesinde normal yıllık fiyatın yüzde kaçı ödenir?

  1. Normal yıllık fiyatın %120'si
  2. Normal yıllık fiyatın %80'i
  3. Normal aylık fiyat
  4. Normal yıllık fiyatın %20'si
Cevabı göster

Normal yıllık fiyatın %80'i