Kütlenin korunumu yasası - Todd Ramsey: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu animasyonlu bilim dersi, gündelik maddelerdeki atomları kimyasal tepkimelerden Büyük Patlama’ya ve yıldızlardaki füzyona kadar geriye doğru izliyor. Kütlenin korunumu ile kütle–enerji eşdeğerliğinin, yıldızlarda oluşmuş elementlerden yapıldığımız sonucunu nasıl açıkladığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what they're made of. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Bir şeyin hangi malzeme ya da bileşenlerden oluştuğunu anlatan gömülü soru yan cümlesini ve edatın doğal biçimde sonda kalmasını tanıyın; bu yapıyı nesnelerin, maddelerin ve canlıların bileşimini açıklarken kullanabilirsiniz. 2. Whatever matter and energy go into a chemical reaction are present and accounted for — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Whatever sözcüğünün tepkimeye giren her şeyi kapsayan sınırsız bir özne oluşturduğunu, present and accounted for ifadesinin ise bunların hâlâ mevcut ve izlenebilir olduğunu doğruladığını anlayın; böylece korunuma ilişkin sonucu kesin biçimde ifade edebilirsiniz. 3. made of star stuff. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı. Carl Sagan’ın tanınmış sözünü, bedenlerdeki ve nesnelerdeki elementlerin yıldızlarda oluştuğu bilimsel gerçeğinin şiirsel bir özeti olarak anlayın; olgusal bir açıklamanın duygusal etkisi olan bir imgeyle nasıl sonuçlandırıldığını da fark edin.
Bu derste
come from: kaynak sormak
Where does ... come from? yapısında come from, “kaynağı veya kökeni bir yer, malzeme, kişi, neden ya da düşünce olmak” anlamına gelir. Yalnızca konuşana doğru bir hareketi anlatmaz. Soruda does kullanıldığı için asıl fiil yalın hâliyle come olarak kalır: Where does + tekil isim öbeği + come from? Aynı anlam, bir düşünce veya sorun gibi soyut öznelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Soruyu come from ile tamamlayın: Where does this family tradition ____?
Cevabı göster
come from
Not the things themselves, mind you, but what they're made of. Notlar
0:12Eşyaların kendisinden değil, neden yapıldıklarından bahsediyorum.
mind you: düzeltici bir hatırlatma eklemek
Mind you, cümleye ara söz olarak eklenen bir söylem belirtecidir. Önceki sözler yanlış anlaşılabileceğinde dinleyicinin bir sınırlamaya veya düzeltmeye dikkat etmesini sağlar. Burada not X, but Y yapısındaki ayrımı gösterir: konuşan kişi şeylerin kendilerini değil, yapıldıkları malzemeleri kasteder. Birinin zihniyle ilgili gerçek anlamlı bir emir değildir.
Alıştırma
Bu cümlede mind you neyi gösteriyor: “The ticket is cheap, mind you, not free”?
- Konuşan kişi olası bir yanlış anlamayı düzeltiyor.
- Konuşan kişi dikkatlice düşünme emri veriyor.
- Konuşan kişi ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi olası bir yanlış anlamayı düzeltiyor.
what they're made of: gömülü wh yan cümlesinde söz dizimi
what they're made of, gömülü bir wh yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı bir isim öbeği gibi çalışır ve they zamirinin gösterdiği şeyleri oluşturan malzeme ya da maddeleri belirtir. but sözcüğünden sonra bu bileşimi şeylerin kendisiyle karşılaştırır. Gömülü wh yan cümleleri they are gibi düz cümle söz dizimini kullanır; burada bu ifade they're olarak kısaltılmıştır. be made of kalıbındaki of sonda kalır: what + they are + made of. Aynı yapı know, explain veya find out gibi fiillerden sonra da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bardağı oluşturan malzeme” anlamına gelen gömülü bir wh yan cümlesiyle tamamlayın: The label tells us ____.
Cevabı göster
what the cup is made of
the fabric of all things: benzetme olarak fabric
Burada fabric gerçek kumaş değil, bir benzetmedir. İpliklerin bir kumaş oluşturması gibi, atomlar da her şeyin maddi temelini oluşturan unsurlar olarak sunulur. The fabric of X, X'i bir arada tutan veya onu olduğu şey yapan temel yapı anlamına gelebilir. Bu cümlede the fabric of all things, atomları fiziksel dünyanın altında yatan madde olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede the fabric of all things ne anlama gelir?
- Her nesneyi örten kumaş
- Bir atomun yüzeyindeki doku
- Her şeyin altında yatan yapı veya madde
Cevabı göster
Her şeyin altında yatan yapı veya madde
To answer that question, we look to the law of conservation of mass. Notlar
0:18Bu soruyu cevaplamak için kütlenin korunumu yasasına bakıyoruz.
To answer that question: sorudan açıklamaya geçiş
To answer that question, cümlenin başında yer alan ve amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Ana cümlenin daha önce belirtilen bir soruyu yanıtlamak için gereken bilgiyi sunacağını gösterir. Söylemde bir köprü görevi görerek önceki soruyu ardından gelen açıklama, yöntem veya kanıtla bağlar. Virgül, bu amaç çerçevesini ana mesajdan ayırır.
Alıştırma
Konuşmacı az önce bir bitkinin neden daha hızlı büyüdüğünü sordu. Hangi başlangıç, sonraki adımın bu soruyu yanıtlamayı amaçladığını en iyi gösterir?
- Before anyone asks that question, we will compare how much light each plant received.
- To answer that question, we will compare how much light each plant received.
- Although that question is difficult, we will compare how much light each plant received.
- We answered that question, so we will compare how much light each plant received.
Cevabı göster
To answer that question, we will compare how much light each plant received.
look to: yönlendirme veya yanıt için bir kaynağa başvurmak
Bu cümlede look to, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, yardım, yönlendirme veya açıklama kaynağı olarak ona başvurmak ya da dayanmak anlamına gelir. Burada yasa, yanıtın temeli olarak kullanılır. Yaygın kalıp look to + kişi, kural, kanıt veya kaynak şeklindedir ve ardından sıkça for + ihtiyaç duyulan şey gelir: look to the handbook for guidance.
Alıştırma
Hangi cümlede look to, bir kaynağa başvurmak veya ona dayanmak anlamında kullanılmıştır?
- We look through the manual to find the chart.
- We look at the manual's blue cover.
- We look for the manual on the shelf.
- We look to the manual for guidance when the instructions are unclear.
Cevabı göster
We look to the manual for guidance when the instructions are unclear.
law of conservation of mass: bilimsel kütlenin korunumu yasası
Law of conservation of mass, bilimsel bir ilkenin adıdır. Bu cümlede bu yasaya başvurmak, soruyu yanıtlamak için onu kullanmak anlamına gelir. Buradaki law, bir devletin koyduğu hukuk kuralını değil, doğanın nasıl davrandığını açıklayan bilimsel bir yasayı ifade eder. Bu ilkeye göre yalıtılmış bir sistemde madde biçim değiştirse bile kütle oluşmaz veya yok olmaz.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda law of conservation of mass ne anlama gelir?
- Nesnelerin ölçülmesiyle ilgili bir devlet kuralı
- İnsanların büyük miktarlarda maddeye sahip olmasını engelleyen bir kural
- Bir nesnenin ağırlığını değişmeden tutma yöntemi
- Yalıtılmış bir sistemde kütlenin oluşmadığını veya yok olmadığını belirten bilimsel bir ilke
Cevabı göster
Yalıtılmış bir sistemde kütlenin oluşmadığını veya yok olmadığını belirten bilimsel bir ilke
isolated system: bilimde yalıtılmış sistem
Isolated system, çevresiyle madde veya enerji alışverişi yapmadığı varsayılan fiziksel dünyanın bir bölümüdür. Cümledeki defined by a boundary that matter and energy cannot cross ifadesi isolated sözcüğünün anlamını açıklar. Bu, yalnızlık değil fiziksel ayrılma anlamına gelir.
Alıştırma
Bilimsel tanımı tamamlayın: A system that exchanges neither matter nor energy with its surroundings is an ____.
Cevabı göster
isolated system
defined by a boundary that: system sonrasındaki katmanlı niteleyiciler
Bu cümlede defined by a boundary, an isolated system ifadesini niteleyen geçmiş ortaçlı bir öbektir. Sistemin bir sınırla belirlendiğini veya sınırlandırıldığını anlatır; defined cümlenin ana fiili değildir. that matter and energy cannot cross ilgi cümleciği boundary sözcüğünü niteler. Bu yapı, bir ismin ardından bağlantılı iki bilgiyi sıkıştırarak verir: [bir sistem] [bir sınır tarafından tanımlanan] [madde ve enerjinin geçemediği].
Alıştırma
"The map shows a habitat defined by a fence that visitors cannot cross," cümlesinde "that visitors cannot cross" hangi ifadeyi niteler?
- visitors
- a fence
- a habitat
- the map
Cevabı göster
a fence
aka: also known as ifadesinin kısaltması
aka, also known as ifadesinin kısaltmasıdır. Bir kişi, yer, nesne veya terimden sonra gelir ve aynı şeyi gösteren başka bir adı, lakabı, sahne adını veya yerleşik etiketi tanıtır. Bu parçada konuşmacının matter and energy ifadesini mass için başka bir etiket veya kısa bir yeniden söyleyiş olarak sunduğunu gösterir. İki adı birbirine bağlar; yalnızca and ya da for example anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi "also known as" ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: Lena Ortiz, ____ DJ Luma, is playing tonight.
Cevabı göster
aka
neither be created nor destroyed: iki paralel edilgen eylemin olumsuzlanması
Neither ... nor ... iki paralel ögeyi birbirine bağlar ve ikisini de olumsuz yapar. Buradaki iki edilgen eylem be created ve be destroyed olduğundan, bu eylemlerin hiçbiri mümkün değildir. Can iki eylem için de geçerlidir. Cümlede be de ortaktır: yapı, ikinci be düşürülmüş hâliyle can neither be created nor be destroyed olarak anlaşılabilir. Bu dengeli yapı resmî tanımlarda ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Neither ... nor sabit çiftini tamamlayın: Under this rule, the file can ____ be copied ____ deleted.
Cevabı göster
neither · nor
to the best of our knowledge: bir iddiayı mevcut bilgilerle sınırlamak
To the best of our knowledge, bir ifadenin şu anda bildiğimiz her şeye dayandığını belirtir. İfadenin tamamını sınırlar: mevcut bilgiler iddiayı destekler, ancak iddia mutlak bir kesinlik olarak sunulmaz. Best, grubun erişebildiği en eksiksiz ve güvenilir bilgiyi anlatır; en iyi bilgiye sahip olmak anlamına gelmez. Bu söz öbeği kanıtların sınırını gösterir ve yeni bilgilere yer bırakır.
Alıştırma
Bu cümledeki ihtiyat belirten ifade ne anlama geliyor? To the best of our knowledge, the museum is closed today.
- Mevcut bilgiler müzenin bugün kapalı olduğunu gösteriyor, ancak yeni bilgiler bu iddiayı değiştirebilir.
- Konuşmacılar müzenin kapanmasını istiyor.
- Konuşmacılar müzenin sonsuza kadar kapalı kalacağından tamamen emindir.
- Konuşmacılar kendi bilgilerinin herkesinkinden daha iyi olduğuna inanıyor.
Cevabı göster
Mevcut bilgiler müzenin bugün kapalı olduğunu gösteriyor, ancak yeni bilgiler bu iddiayı değiştirebilir.
before we get to that: arka plan vermek için konuyu ertelemek
before we get to that ifadesindeki get to, “bir yere varmak” değil, “bir konuyu konuşmaya veya ele almaya başlamak” anlamına gelir. That daha önce sözü edilen konuya gönderme yapar. Bu ifade açıklamanın sırasını düzenler: konuşmacı o konuya geri dönecektir, ancak önce daha basit veya daha temel bir şey sunar. İlgisiz bir konuya sapmayı değil, açıklamanın planlı bir adımını gösterir.
Alıştırma
Bir öğretmen az önce zor bir sorudan bahsetti. Hangi cümle, sınıfın önce temel bilgileri gözden geçirip bu soruyu daha sonra ele alacağını açıkça belirtir?
- Before we get to that, let's review the basic idea.
- We have already answered that question.
- That question has nothing to do with today's lesson.
- Let's walk over there before class.
Cevabı göster
Before we get to that, let's review the basic idea.
our molecules can really get moving. Kalıp ifadeler
0:52moleküllerimiz gerçekten harekete geçebilir.
With a little energy: with + isim ile koşul belirtmek
With a little energy, “biraz enerji mevcut olduğunda veya eklendiğinde” demektir. Burada with, sonucu mümkün kılan bir koşulu ya da kaynağı belirtir; with my friend ifadesindeki “birlikte” anlamında değildir. Cümlenin başındaki with + isim önce koşulu verir, ana cümle de sonucu belirtir. Bu kısa yapı, süreçleri ve neden-sonuç değişimlerini açıklarken yaygındır.
Alıştırma
“Biraz pratik yapınca” anlamına gelen bir with + isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: ____, you can solve these puzzles faster.
Cevabı göster
With a little practice
get moving: hareket etmeye veya harekete geçmeye başlamak
Bu cümlede get moving, “hareket etmeye başlamak” veya “hareketlenmek” demektir. Moleküllerin hareketinin daha belirgin ya da yoğun bir hâle geçmesini anlatır; moving burada fiziksel hareketi ifade eder, ev taşımayı değil. Bu ifade hareketin başlamasını öne çıkarır. Günlük konuşmada “harekete geçmek” veya “yola çıkmak” anlamlarına da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi get ve move fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Once the engine starts, the wheels ____.
Cevabı göster
get moving
bond together: birbirleriyle kimyasal bağ kurmak
Burada bond, “kimyasal bir bağlantı oluşturmak” anlamına gelen bir fiildir. Together, atomların birbirine bağlandığını gösterir; to form familiar molecules ise bu bağlanmanın sonucunu belirtir. Başka bağlamlarda insanlar bond together diyerek yakın ilişkiler geliştirebilir. Ancak bu cümle atomların kimyasal bağ oluşturmasıyla ilgilidir. Buradaki bond, finans alanındaki “tahvil” anlamına gelen isim değildir.
Alıştırma
“Under the right conditions, these atoms bond together to form a crystal,” cümlesinde bond together ne anlama gelir?
- birbirlerinden daha uzağa gitmek
- finansal tahviller satın almak
- tanıdık isimler almak
- birbirleriyle kimyasal bağlantılar oluşturmak
Cevabı göster
birbirleriyle kimyasal bağlantılar oluşturmak
create or destroy mass: bilimsel anlam ve ortak nesne
Bu bilimsel ifadede create mass, kütlenin var olmasını sağlamak; destroy mass ise kütlenin yok olmasını sağlamak demektir. İki fiil mass nesnesini paylaşır ve or olası iki değişimi birbirine bağlar. can't ifadesinden sonra geldiği için iki eylem de olumsuzlanır: madde yeniden düzenlenebilir ve kütle bir sistemin bölümleri arasında aktarılabilir, ancak toplam kütle yoktan var edilmez veya ortadan kaldırılmaz. Buradaki mass, günlük dildeki “çok miktarda” fikri değil, fizikteki “kütle” niceliğidir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: A chemical reaction does not create or destroy mass. create or destroy mass ne anlama gelir?
- Toplam kütle ortaya çıkmaz veya yok olmaz.
- Tepkime hiçbir yeni madde üretmez.
- Her nesne aynı şeklini korur.
- Mass büyük bir kalabalık anlamına gelir.
Cevabı göster
Toplam kütle ortaya çıkmaz veya yok olmaz.
stuck with what we've got: daha iyi bir seçenek yok
Be stuck with something, bir şeyi elinde tutmak, kullanmak veya kabul etmek dışında uygulanabilir bir seçeneğin olmaması demektir. Buradaki stuck mecazidir; hiç kimse veya hiçbir şey fiziksel olarak yapışmış değildir. What we've got, “şu anda sahip olduğumuz şey” anlamına gelir. Birlikte, we're stuck with what we've got daha iyi bir alternatif bulunmadığını ve konuşanın mevcut kaynaklarla idare etmesi gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “mevcut malzemelerimizle sınırlıyız” anlamına gelen beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The supply truck is delayed, so we're ____.
Cevabı göster
stuck with what we've got
have a mind of their own: kendi başına hareket ediyor gibi görünmek
Bu cümlede have a mind of their own atomları kişileştirir. Atomların tam denetim altında kalmak yerine kendi başlarına hareket ediyor gibi göründüğü anlamına gelir; gerçekten düşündükleri anlamına gelmez. Kalıp have a mind of one's own şeklindedir. İnsan olmayan bir özneyle kullanıldığında, o şey sanki ne yapacağına kendi karar veriyormuş gibi anlatılarak mizah veya hafif bir bıkkınlık katılır.
Alıştırma
“The robot has a mind of its own.” cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Robotun gerçekten bir insan beyni vardır.
- Robot başka birine aittir.
- Robotun hiçbir şey yapma yeteneği yoktur.
- Robot kendi başına hareket ediyor gibi görünür ve kontrol edilmesi zordur.
Cevabı göster
Robot kendi başına hareket ediyor gibi görünür ve kontrol edilmesi zordur.
six of each: adı geçen her türden altı tane
Six of each, az önce sözü edilen her türden altı tane demektir. Burada each, carbon dioxide ve water ifadelerine geri döner; dolayısıyla cümle altı karbondioksit molekülü ve altı su molekülü oluştuğunu bildirir. number + of each yapısı, kategoriler zaten belliyken isimleri tekrarlamayı önler. Tek bir birleşik toplam vermez.
Alıştırma
“We bought apples and oranges, five of each.” ne anlama gelir?
- Her elmanın yanında beş portakal vardı.
- Toplam beş meyve aldık.
- Yalnızca beş elma aldık.
- Beş elma ve beş portakal aldık.
Cevabı göster
Beş elma ve beş portakal aldık.
to a simple sugar and some oxygen gas.
1:17basit bir şekere ve biraz oksijen gazına dönüşmelerini sağlayabiliriz.
get them to reshuffle themselves: get + nesne + to-infinitive
Burada get + nesne + to-infinitive, “nesnenin bir şey yapmasını sağlamak” veya “onu başarıyla harekete geçirmek” anlamına gelir. Nesne konumundaki them atomları gösterir; to reshuffle ise eklenen enerjinin ortaya çıkardığı sonucu belirtir. themselves sözcüğü them'e geri döner: yeniden düzenlenenler aynı atomlardır, yeni atomlar eklenmez. Bu kullanımda get ettirgen bir anlam taşır; “elde etmek” demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede get + nesne + to-infinitive yapısı doğru kullanılmıştır?
- A little heat can get the molecules to move faster.
- A little heat can make the molecules move faster.
- A little heat can let the molecules move faster.
Cevabı göster
A little heat can get the molecules to move faster.
all accounted for: sayımda hiçbir şey eksik değil
Be accounted for, “hiçbir şey eksik kalmayacak biçimde dâhil edilmiş, yeri belirlenmiş veya açıklanmış olmak” anlamına gelir. All, kontrolün eksiksiz olduğunu vurgular. Bu bilim cümlesinde değişimden önceki her atom, değişimden sonraki bir atomla eşleştirilebilir. İfade edilgen yapıdadır: the atoms are accounted for. Muhasebe tutmaktan söz etmez ve atomların kendilerinin bir şeyi açıkladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir öğretmen tahliyeden sonra her çocuğun yerini kontrol ediyor. Hangi cümle kimsenin eksik olmadığını en iyi şekilde bildirir?
- Every child is accounted for.
- Every child has explained the alarm.
- Every child has finished the drill.
Cevabı göster
Every child is accounted for.
now stored in the bonds between atoms: artık atomlar arasındaki bağlarda depolanmış
Edilgen yapı is now stored in, enerjinin uygulandıktan sonra bir yerde veya biçimde tutulduğunu anlatır. Now ortaya çıkan yeni durumu gösterir: enerji kaybolmamış, başka bir biçimde kalmıştır. Bu bilimsel bağlamda the bonds between atoms, atomları birbirine bağlayan kimyasal bağlardır. Bonds burada finansal tahviller veya insanlar arasındaki ilişkiler anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede the bonds between atoms ne anlama gelir?
- İnsanlar arasındaki güçlü duygusal ilişkiler
- Bir kuruluş borç para aldığında ihraç edilen finansal tahviller
- Atomları birleştiren kimyasal bağlar
Cevabı göster
Atomları birleştiren kimyasal bağlar
back into water and carbon dioxide: yeniden suya ve karbondioksite
Into, bir değişimin sonucunu belirtir. break that sugar back into water and carbon dioxide ifadesinde back, sonucun sürecin daha önceki aşamasındaki maddelere dönüş olduğunu gösterir. Burada back, ters yönde hareketi değil, durumun veya bileşimin değişip geri dönmesini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp fiil + nesne + back into + sonuç şeklindedir; turn the solid back into a liquid buna örnektir.
Alıştırma
Önceki bir biçime dönüşü gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The pond froze overnight, but the morning sun turned the ice ____ water.
Cevabı göster
back into
put ... aside: bir şeyi geçici olarak ayırmak veya saklamak
Burada put a few of our atoms aside, kullanılan atom grubundan birkaç atomu ayırıp sonrası için saklamak anlamına gelir. Atomlar atılmıyor. İfade put + nesne + aside yapısını izler. Bu aktarılabilir yapı, bir nesneyi kenara çekmeyi veya bir konuyu geçici olarak değerlendirmemeyi anlatabilir.
Alıştırma
Cümle, fazla parçaların sonrası için saklanacağını anlatacak şekilde put ... aside ifadesini tamamlayın: Put the extra pieces ____ for later.
Cevabı göster
aside
This here is: gayriresmî biçimde işaret edip gösterme
Burada This here is, temel olarak This is ile aynı anlama gelir; ancak here, “tam burada olan bu” gibi bir işaret etme vurgusu ekler. Konuşan kişi önce gösterilen nesneye dikkat çeker, ardından adını söyler. Eklenen here, konumu belirtmek için gerekli değildir. İfadeye gayriresmî, konuşma diline özgü bir sunum tarzı verir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Resmî bir laboratuvar raporunda maddeyi tanımlamak için "This here is methane." demek genellikle uygundur.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
most commonly associated with cow flatulence, Kalıp ifadeler
1:45çoğunlukla inek osuruğu ile ilişkilendirilir,
commonly associated with cow flatulence: ineklerin bağırsak gazıyla yaygın biçimde ilişkilendirilen
Commonly associated with, insanların iki şeyi zihinlerinde sık sık birbirine bağlaması veya birlikte anması demektir. Burada cümlenin konusu, ineklerin bağırsak gazıyla sıkça ilişkilendiriliyor. Associated with bir bağlantı belirtir, neden belirtmez. Tek başına caused by, produced by ya da iki şeyin aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
commonly associated with cow flatulence ne anlatıyor?
- İneklerin bağırsak gazının onun tek nedeni olduğu kanıtlanmıştır.
- İnsanlar onu sık sık ineklerin bağırsak gazıyla ilişkilendirir.
- İneklerin bağırsak gazının başka bir adıdır.
Cevabı göster
İnsanlar onu sık sık ineklerin bağırsak gazıyla ilişkilendirir.
used for rocket fuel: roket yakıtı için kullanılan
Used for rocket fuel, be used for + amaç veya etkinlik biçimindeki edilgen yapının devamıdır. Özne ve be fiilinin bir biçimi tam cümlenin önceki kısmında yer alır; used ise geçmiş zaman ortacıdır. For, bir şeyi kimin kullandığını değil, ne amaçla kullanıldığını belirtir. Burada rocket fuel uygulamayı adlandırır. Maddenin kendisi yakıt rolünü üstleniyorsa be used as rocket fuel biçimindeki tam ifade genellikle daha kesindir.
Alıştırma
Cümleyi be used for yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: These gloves are ____ handling hot dishes.
Cevabı göster
used for
like you might get from a lit match, Anlatım akışı
1:53mesela yanan bir kibritin verebileceği gibi,
like you might get from a lit match: somut bir örnek sunma
Burada like, önceki a little bit of energy ifadesine somut bir örnek getirir. you might get from a lit match yan cümlesi, konuşmacının ne tür küçük bir enerji miktarını kastettiğini gösterir. Bu, yaygın bir açıklama düzenidir: önce genel veya soyut bir fikir söylenir, ardından like + tanıdık bir örnek ya da durum eklenir. Buradaki like, “örneğin” veya “... türünden” anlamına gelir; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle, cümlede hangi işlevi görür?
- Konuşmacının kibrit kullanmaktan hoşlandığını söyler.
- Kastedilen enerji türüne tanıdık bir örnek verir.
- Tüm enerjinin nereden geldiğini açıklar.
Cevabı göster
Kastedilen enerji türüne tanıdık bir örnek verir.
combusts into carbon dioxide: yanma sonucunu belirtme
Bu cümlede combusts “yanar” anlamına gelirken into carbon dioxide, karbondioksiti sürecin sonucu olarak sunar. İfade, yanmanın nerede gerçekleştiğine değil, yanma yoluyla ne oluştuğuna odaklanır. Daha genel olarak into + sonuç bildiren isim, nihai bir ürünü veya değişmiş durumu gösterebilir. Bir yanma fiiliyle kullanıldığında, malzemenin yanarken neye dönüştüğünü veya ne ürettiğini anlatır.
Alıştırma
combusts into carbon dioxide ifadesinde into carbon dioxide neyi gösterir?
- Yanmanın gerçekleştiği yer
- Yanmanın sonucu
- Eklenen enerjinin kaynağı
Cevabı göster
Yanmanın sonucu
Notice, our methane started with four hydrogen, Kalıp ifadeler
2:00Dikkat edin, metanımız dört hidrojenle başlamıştı
started with four hydrogen: başlangıç miktarını anlatma
Bu cümlede started with + isim öbeği, bir şeyin başlangıçta o miktara sahip olduğu veya o miktarı içerdiği anlamına gelir. Burada metanın başlangıçtaki hidrojen sayısı, yani dört hidrojen atomu anlatılıyor. Bu yapı bir başlangıç durumunu gösterir; bir işlem sırasındaki ilk eylemi anlatmaz. Değişimden önce mevcut olan ilk malzemeleri, parayı, kişileri veya fikirleri belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Kulübün başlangıçtaki büyüklüğünü göstermek için cümleyi start with ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The club ____ just six members.
Cevabı göster
started with
and at the end, we still have four hydrogen Anlatım akışı
2:03ve sonunda hala dört hidrojenimiz var,
at the end: bir sürecin bitiş noktasını belirtme
At the end, o anda ele alınan sürecin bitiş noktasını belirtir. Burada dikkati metanın başlangıç durumundan tepkime tamamlandığındaki durumuna taşır. Bu ifade, başlangıç ile bitiş arasında karşılaştırma kurarak bilgiyi düzenler. The end ifadesinin neye gönderme yaptığı bağlamdan anlaşılır; burada videonun değil, tepkimenin sonunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle belirli bir deneyin bitiş noktasını doğru biçimde belirtir?
- In the end of the experiment, we recorded the temperature.
- At end of the experiment, we recorded the temperature.
- At the end of the experiment, we recorded the temperature.
Cevabı göster
At the end of the experiment, we recorded the temperature.
captured in two water molecules: su moleküllerinin içine alınmış
Burada captured in, “içine alınmış ve orada tutulmuş” anlamına gelir. Söz konusu madde sonunda iki su molekülünün bir parçası olur. Fiil mecazidir; moleküller herhangi bir şeyi gerçekten “tutuklamaz.” Captured bir geçmiş zaman ortacıdır ve maddeyi eyleme maruz kalan unsur olarak gösterir. be captured in + yapı veya madde kalıbı, bir şeyin nerede tutulduğunu ya da yapıya katıldığını gösterebilir.
Alıştırma
captured in two water molecules ifadesinde captured in ne anlama gelir?
- Su molekülleri tarafından fotoğraflanmış
- Su molekülleri tarafından tutuklanmış
- Su moleküllerinin bir parçası olarak içine alınmış ve orada tutulmuş
Cevabı göster
Su moleküllerinin bir parçası olarak içine alınmış ve orada tutulmuş
For a grand finale: gösterişli bir finali tanıtmak
For a grand finale, son bölümü en büyük, en heyecanlı veya en teatral bölüm olarak tanıtan bir geçiş ifadesidir. Grand finale gösteri dilinden gelir; bu yüzden yalnızca finally demekten daha fazla beklenti yaratır. Burada açıklamayı düzenler: Konuşmacı, propanın son ve en gösterişli örnek olduğunu bildirir. Bu, gerçekten bir sahne gösterisi yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Görkemli son bölüm olarak” anlamındaki geçiş ifadesini tamamlayın: ____, the magician made the whole stage glow.
Cevabı göster
For a grand finale
combustible gas: yanabilen gaz için resmî bir terim
Combustible gas, uygun koşullar oluştuğunda yanabilen bir gazdır. Combustible bir özelliği anlatır; gazın o anda yanmakta olduğu anlamına gelmez. Bu ifadede combustible, gas sözcüğünü niteler. Bu kullanım resmî bilim ve güvenlik bağlamlarında yaygındır ve bir maddeyi yanabilme özelliğine göre sınıflandırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bir güvenlik açıklamasında combustible gas ne anlama gelir?
- Yanabilen bir gaz
- Şu anda yanmakta olan bir gaz
- Yanamayan bir gaz
Cevabı göster
Yanabilen bir gaz
light it up: “onu tutuşturmak” anlamı
Bu cümlede light it up, “onu ateşe vermek” veya “tutuşturmak” anlamına gelir. It yakıtı ifade eder ve yakında oksijenden söz edilmesi, burada tutuşturma anlamının kullanıldığını açıkça gösterir. Light up ifadesinin anlamı bağlama göre değişir. Bir kişi bir odayı aydınlatarak light up a room yapabilir; a face can light up ise bir yüzün gözle görülür biçimde neşelenmesi demektir. Burada söz konusu olan yakıt olduğu için ifade, onu yanmaya başlatmak anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi light kullanan ve “onu tutuşturmak” anlamına gelen üç sözcüklü fiil ifadesiyle tamamlayın: The bonfire is ready, so let's ____.
Cevabı göster
light it up
This time: yeni bir tura geçiş
Burada This time, açıklamayı önceki bir örnekten şimdiki örneğe geçirir. Dinleyiciye bu turu daha önce olanlarla karşılaştırması gerektiğini bildirir. Bu ifade bir zamanı belirtebilir, ancak buradaki temel görevi bilgiyi düzenlemektir: önceki durum eski örnektir ve This time, çoğu zaman değişmiş bir koşul ya da sonuçla yeni örneği tanıtır.
Alıştırma
Birden fazla deneyin sunulduğu bir açıklamada This time çoğunlukla neyi belirtir?
- Saatte gösterilen kesin zamanı verir.
- Daha önce benzer bir deney yapılmadığını söyler.
- Mevcut deneyi tanıtır ve önceki bir deneyle karşılaştırmaya yönlendirir.
Cevabı göster
Mevcut deneyi tanıtır ve önceki bir deneyle karşılaştırmaya yönlendirir.
have nowhere else to go: başka olası varış noktası olmaması
have nowhere else to go kalıbı “gidecek başka hiçbir yeri olmamak” anlamına gelir. İnsanlar için kullanıldığında gerçek anlamlı olabilir; daha geniş anlamda ise başka bir varış noktası, seçenek veya sonuç bulunmadığını anlatabilir. Bu cümlede karbon atomları, nereye gideceklerini seçebilirlermiş gibi kişileştirilir. Asıl anlatılan, açıklanan tepkimede atomların başka bir varış noktası veya oluşturabileceği başka bir ürün olmadığıdır; atomların gerçekten yürüdüğü ya da karar verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel açıklamada they have nowhere else to go ne anlama gelir?
- Atomlar ortalıkta yürüyüp bir oda arıyor.
- Atomlar tepkimeyi tamamen terk etti.
- Atomlar için başka bir varış noktası veya sonuç mümkün değildir.
Cevabı göster
Atomlar için başka bir varış noktası veya sonuç mümkün değildir.
model ... with this small set of atoms: bu küçük atom kümesiyle modellemek
Burada model, “bir şeyin nasıl işlediğini bir model kullanarak göstermek veya canlandırmak” anlamında bir fiildir. Can sözcüğünden sonra geldiği için yalın fiil biçimindedir: can model. model something with something yapısı önce temsil edilen şeyi, ardından kullanılan malzemeyi, aracı veya yöntemi belirtir. Bu cümlede many other reactions modellenen şeyleri, this small set of atoms ise modelleme için kullanılan şeyi belirtir.
Alıştırma
“Scientists model the climate with computer data.” cümlesinde model sözcüğünün görevi nedir?
- Kıyafet sergileyen bir kişiyi belirten isimdir.
- İklimi temsil etmek veya canlandırmak anlamında bir fiildir.
- İklimi fiziksel olarak tutmak anlamına gelir.
Cevabı göster
İklimi temsil etmek veya canlandırmak anlamında bir fiildir.
always holds true: her zaman geçerlidir
Hold true, “doğru, geçerli veya uygulanabilir olmaya devam etmek” anlamına gelir. Öznesi genellikle bir ifade, kural, ilişki, ilke veya yasadır; elde tutulan fiziksel bir nesne değildir. Burada always, yasanın ele alınan her durumda geçerli olduğunu belirtir. Bu ifade, genel bir ilkenin geçerliliğini sürdürdüğünü özetler; elle yapılan bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi hold true ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The same principle ____ for both experiments.
Cevabı göster
holds true
Whatever ... are present and accounted for: sınırlandırılmamış bir özne
Whatever ile başlayan bölüm cümlenin tüm öznesini oluşturur. Tepkimeye giren madde ve enerjinin, türleri ne olursa olsun, tamamını ifade eder. Buradaki Whatever bir soru sormaz. Are present and accounted for, girdinin hiçbir kısmının açıklamada eksik kalmadığını söyler. Madde yeniden düzenlenebilir, enerji biçim değiştirebilir; ancak ikisi de sonuçta hâlâ temsil edilmelidir. Daha genel olarak whatever, sınırlandırılmamış bir kümeyi özne olarak tanıtabilir ve ardından gelen ifade bu kümenin tamamı hakkında bir yargı bildirir.
Alıştırma
Bu cümle ne yapıyor?
- Tepkimeye giren tüm madde ve enerji hakkında genel bir yargı bildirir.
- Dinleyiciden tepkimeye giren madde ve enerjiyi belirlemesini ister.
- Yalnızca kayıp enerjinin sayılması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Tepkimeye giren tüm madde ve enerji hakkında genel bir yargı bildirir.
in the first place: ilk kaynağı sormak
In the first place, başlangıçta veya olaylar zincirinin başında anlamına gelen bir deyimdir. Burada soruyu atomların mevcut durumundan ilk kaynaklarına doğru geri götürür; place fiziksel bir yeri ifade etmez. Bu ifade sorularda genellikle bir şeyin ardındaki ilk nedeni, kaynağı veya kararı sorar. Buradaki soru Where did these atoms originally come from? sorusuna yakın bir anlam taşır.
Alıştırma
Hangi cümle bir projeyi başlatmanın ilk nedenini soruyor?
- At first, the project was small.
- Why did we start the project in the first place?
- First of all, let's name the project.
Cevabı göster
Why did we start the project in the first place?
turn back the clock: daha eski bir zamana dönmek
Bu cümlede turn back the clock, daha eski bir zamana dönüldüğünü hayal edip o sırada neler olduğuna bakmak anlamına gelir. Gerçekte bir saat ayarlanmamaktadır. Bu deyim, dinleyiciyi bugünden tarihsel bir açıklamaya, kökenlerle ilgili bir öyküye veya bir şeyin nasıl başladığına dair incelemeye götürmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Daha eski bir zamana dönmek anlamındaki dört kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: To discover how the festival started, let's ____ two hundred years.
Cevabı göster
turn back the clock
The Big Bang: evrenin sıcak ve yoğun erken aşaması
The Big Bang, evrenin aşırı sıcak ve yoğun bir erken durumdan genişlemesini adlandırır. Bu bilimsel bağlamda, maddenin nereden geldiğini anlatan öykünün en erken aşamasını gösterir. Burada Big Bang özel bir addır; yalnızca yüksek bir ses anlamındaki bang değildir. Daha önceden var olan uzayın içinde sıradan bir nesnenin patlaması anlamına da gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda The Big Bang neyi ifade eder?
- evrenin aşırı sıcak ve yoğun bir erken durumdan genişlemesi
- bir yıldızın ömrünün sonunda patlaması
- bir patlamanın neden olduğu herhangi bir ani ses
Cevabı göster
evrenin aşırı sıcak ve yoğun bir erken durumdan genişlemesi
Our hydrogen formed from a high-energy soup Deyimler
2:55Hidrojenimiz yüksek enerjili bir çorbadan oluştu
formed from a high-energy soup: karışım benzetmesi olarak soup
formed from, bir şeyin geliştiği kaynağı veya önceki durumu gösterir. Buradaki soup yiyecek değil, bir benzetmedir; a high-energy soup, madde ve parçacıkların birbirine karıştığı yüksek enerjili bir durumu anlatır. Bilim anlatılarında soup, parçaları net biçimde ayrılmamış karmaşık bir karışım için kullanılabilir. Bu gündelik imge, erken evrendeki soyut ortamı gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede a high-energy soup ne anlama geliyor?
- Çok yüksek sıcaklığa kadar ısıtılmış bir kâse yemek
- Madde ve parçacıkların yüksek enerjili bir karışımı
- Tamamen oluşmuş hidrojenin açığa çıkardığı enerji
Cevabı göster
Madde ve parçacıkların yüksek enerjili bir karışımı
the birth of our universe: evrenin başlangıcı için birth benzetmesi
the birth of our universe ifadesinde birth, biyolojik bir doğumu değil, evrenin var olmaya başladığı zamanı mecaz yoluyla anlatır. Bu cümlede ifade bir zaman işareti görevi görür: söz konusu yüksek enerjili durum, bu başlangıçtan sonra ortaya çıkmıştır. Daha genel olarak the birth of X, önemli bir şeyin başladığı veya ilk kez ortaya çıktığı noktayı adlandırabilir.
Alıştırma
Bu cümlede the birth of our universe neyi ifade ediyor?
- Uzayın bir yerindeki biyolojik bir doğum
- Evrenin başlangıcı
- İlk gezegenin oluşumu
Cevabı göster
Evrenin başlangıcı
clusters of atoms: atom kümeleri
Clusters of atoms, birbirine yakın atom grupları anlamına gelir. Çoğul clusters sözcüğü birden fazla grup olduğunu ve her grupta tek bir atom değil, birden çok atom bulunduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp, tek bir grup için a cluster of + çoğul isim; birkaç grup için clusters of + çoğul isim şeklindedir. Yıldızlar, evler veya veri noktaları gibi bir araya gelen ya da birbirine yakın görünen şeyleri anlatır.
Alıştırma
Cümleyi yoğun gruplar anlamı verecek şekilde en iyi hangi seçenek tamamlar? The map shows ___ houses near the river.
- rows of
- isolated
- clusters of
Cevabı göster
clusters of
fused light elements ... to form heavier elements: hafif elementler birleşerek daha ağır elementler oluşturdu
Bu bilimsel kullanımda fused, daha hafif atom çekirdeklerinin nükleer füzyon yoluyla birleşmesine neden olunduğunu anlatır. fuse A to form B kalıbında A birleşen maddeyi, B ise sonucu gösterir; such as hydrogen and helium, A için örnekler verir. Burada light ve heavier parlaklığı değil, atom kütlesini karşılaştırır. Cümle, daha düşük kütleli elementlerin birleşerek daha yüksek kütleli elementler ürettiğini anlatır.
Alıştırma
“Light nuclei fuse to form heavier nuclei” ifadesini hangi açıklama doğru biçimde anlatır?
- Daha hafif elementlerin çekirdekleri birleşerek daha ağır elementlerin çekirdeklerini üretir.
- Ayrı çekirdekler yalnızca yan yana yerleştirilir.
- Parlak çekirdekler soğur ve ışık yaymayı bırakır.
Cevabı göster
Daha hafif elementlerin çekirdekleri birleşerek daha ağır elementlerin çekirdeklerini üretir.
At first glance: ilk izlenimi sunmak
At first glance, 'bir şeyi dikkatle incelemeden önce ilk kez hızlıca baktığında' anlamına gelir. Glance adı kısa bir bakışı ifade eder. Cümlenin başında kullanıldığında, sonraki fikri son bir sonuç olarak değil, ilk izlenim olarak sunar. Çoğu zaman daha sonra gelecek bir düzeltmeye, karşıtlığa veya daha derin bir açıklamaya hazırlık yapar.
Alıştırma
'İlk kez hızlıca bakıldığında' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the two bags seem identical, but one is much heavier.
Cevabı göster
At first glance
may look like: kesin olmayan bir görünüşü belirtmek
May look like, 'bir şeymiş gibi görünme veya o izlenimi verme olasılığı bulunmak' anlamına gelir. May olasılığı, look like ise görünüşü ya da izlenimi anlatır; birlikte kullanıldıklarında bu izlenimin doğru olduğunu ileri sürmezler. Look like ifadesinden sonra may look like smoke örneğindeki gibi bir ad öbeği veya may look like they break the rule örneğindeki gibi bir yan cümle gelebilir. Bu altyazı parçasında, ardından gelen sözcükler neye benziyor gibi göründüğünü tamamlar.
Alıştırma
The plastic gem may look like a diamond? cümlesinde may look like ne anlatır?
- Birisi doğrudan elmasa bakabilir.
- Elmas olduğu kanıtlanmıştır.
- Elmas gibi görünüyor olabilir, ancak bu doğrulanmış değildir.
Cevabı göster
Elmas gibi görünüyor olabilir, ancak bu doğrulanmış değildir.
Bilimsel bir benzetme olarak breaking the law
Normalde break the law, hukuki bir kurala karşı gelmek demektir. Burada law, doğanın nasıl işlediğini açıklayan bilimsel bir yasa anlamındadır. İfade mecazidir: Suç işlemiyorlar; bir doğa yasasını ihlal ediyormuş gibi görünürler. Bu anlatım, they ile belirtilen şeyleri kurallara karşı gelebilen insanlar gibi gösterir. Böylece soyut bir bilimsel soru daha canlı hâle gelir.
Alıştırma
they're breaking the law cümlesinde breaking the law ne anlama gelir?
- Suç işliyorlar.
- Bilimsel bir yasayı ihlal ediyor gibi görünüyorlar.
- Bir hukuk kitabına zarar veriyorlar.
Cevabı göster
Bilimsel bir yasayı ihlal ediyor gibi görünüyorlar.
because they release an astounding amount of energy Kalıp ifadeler
3:21çünkü şaşırtıcı miktarda enerji yayarlar
an astounding amount of energy: şaşırtıcı derecede büyük bir miktar
An astounding amount of energy, şaşkınlık yaratacak kadar büyük bir enerji miktarı demektir. Astounding, yalnızca large demekten daha güçlüdür; miktarın hayret verici olduğunu belirtir. Energy, fiziksel nicelik anlamında genellikle sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle İngilizcede number of energy değil, amount of energy kullanılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp a/an + sıfat + amount of + sayılamayan isim şeklindedir.
Alıştırma
“Şaşkınlık yaratacak kadar büyük bir enerji miktarı” anlamındaki ifadeyi tam olarak yazın: The supernova released ____.
Cevabı göster
an astounding amount of energy
Seemingly out of nowhere: görünür bir kaynak olmaması
Seemingly, “öyle görünüyor, ancak görünüş gerçeğin tamamı olmayabilir” anlamına gelir. Bu sözcük, “aniden, açık bir kaynak ya da açıklama olmadan” anlamındaki out of nowhere deyimini niteler. Seemingly out of nowhere, bir şeyin görünür bir kaynağı olmadan aniden ortaya çıkmış gibi göründüğünü, ancak gerçek bir açıklamanın bulunabileceğini anlatır. Gerçek neden açıklanmadan önce merak uyandırabilir.
Alıştırma
Cümleyi “görünüşe göre açık bir kaynak olmadan” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamla: During the meeting, a useful idea came ____.
Cevabı göster
seemingly out of nowhere
However, thanks to Einstein's famous equation, Kalıp ifadeler
3:25Ancak, Einstein'ın ünlü denklemi sayesinde,
Thanks to Einstein's famous equation: yararlı bir dayanak sunmak
Bu cümlede thanks to + isim öbeği, “nedeniyle” veya “yardımıyla” anlamına gelir; “teşekkür etmek” anlamına gelmez. Einstein'ın ünlü denklemi, sonraki açıklamayı mümkün kılan yararlı bir dayanak olarak sunulur. Burada Einstein's famous equation, kütle-enerji denklemi E = mc² anlamındadır. Thanks to, bu denklemi anlamaya yardımcı olan bir kanıt ya da araç olarak çerçeveler.
Alıştırma
“Thanks to the map, we found the cabin before dark” cümlesinde thanks to ne işe yarar?
- Doğrudan haritaya teşekkür eder.
- Haritayı yardımcı bir neden olarak sunar.
- Haritanın sonucu engellediğini gösterir.
Cevabı göster
Haritayı yardımcı bir neden olarak sunar.
we know that energy is equivalent to mass. Kalıp ifadeler
3:28enerjinin kütleye eşdeğer olduğunu biliyoruz.
be equivalent to: değeri eşit, bütünüyle aynı değil
Buradaki is equivalent to mass, enerji ile kütlenin bilimsel bir ilişki içinde birbirine karşılık geldiğini anlatır: belirli bir kütle miktarı, belirli bir enerji miktarı olarak ifade edilebilir. Yapı be equivalent to + isim şeklindedir. Equivalent, belirli bir sistem veya ölçüt içinde aynı değeri, işlevi, etkiyi ya da anlamı belirtir. Genellikle iki şeyin bütün özellikleriyle tamamen aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Equivalent ve gerektirdiği edatla cümleyi tamamlayın: In this game, one gold token is ____ five silver tokens.
Cevabı göster
equivalent to
It turns out that: sonradan öğrenilen bir gerçeği sunmak
It turns out that, kontrol etme, düşünme veya daha fazla bilgi edinme sonrasında açıklığa kavuşan bir gerçeği sunar. Çoğu zaman “daha sonra öğrendik ki” ya da “aslında” anlamına gelir. Dil bilgisi açısından, ardından that ile başlayan tam bir yan cümle gelen giriş kalıbıdır. Bir açıklamada dinleyiciyi sorudan, varsayımdan veya şaşkınlıktan gerçek cevaba taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, kontrol edildikten sonra öğrenilen bir gerçeği doğal biçimde sunar?
- It seems that the library closes early on Fridays.
- It turns out that the library closes early on Fridays.
- It turns the library out that it closes early on Fridays.
Cevabı göster
It turns out that the library closes early on Fridays.
very slightly more than: son derece küçük bir fark
A is very slightly more than B kalıbında more than karşılaştırmayı kurar. Slightly farkın küçük olduğunu belirtir; very ise slightly sözcüğünü güçlendirerek farkın son derece küçük olduğunu gösterir. Bu nedenle very slightly more than, “yalnızca çok az daha fazla” anlamına gelir; “çok daha fazla” demek değildir. Ölçümler arasındaki küçük farkları kesin biçimde anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Very slightly more than” fark hakkında ne anlatır?
- İki miktar tamamen eşittir.
- İlk miktar yalnızca çok az daha büyüktür.
- İlk miktar çok daha büyüktür.
Cevabı göster
İlk miktar yalnızca çok az daha büyüktür.
And that loss of mass perfectly corresponds Kalıp ifadeler
3:38Ve bu kütle kaybı, enerjideki artışa
loss of mass corresponds to the gain in energy: kütle kaybı enerji artışına karşılık gelir
A corresponds to B kalıbında A, B ile eşleşir veya B ile sistemli bir ilişki içindedir. Burada A kütle kaybı, B ise enerji artışıdır. Perfectly, açıklamadaki iki miktarın tam olarak eşleştiğini vurgular. Corresponds to bu ilişkiyi anlatır; iki şeyin birbiriyle iletişim kurduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
A corresponds to B kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Each symbol ____ one value in the table.
Cevabı göster
corresponds to
radiates out from the star: dışa doğru yön ve kaynak
Radiates, ışık veya ısı gibi bir enerjiyi yaymak anlamına gelir. Out, kaynaktan uzaklaşan yönü gösterir; from the star ise bu kaynağın yıldız olduğunu belirtir. Bu nedenle radiates out from the star hem yönü hem de başlangıç noktasını açıkça gösterir: enerji yıldızdan başlayıp dışarı doğru ilerler.
Alıştırma
Cümleyi radiates out from ile tamamlayın: Heat ____ the metal surface.
Cevabı göster
radiates out from
went supernova: hareket değil, durum değişikliği
Go supernova, bir yıldızın süpernova olarak patlaması anlamına gelen astronomi ifadesidir. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla went supernova bunun geçmişte gerçekleştiğini belirtir. Buradaki go, bir yere gitmeyi değil durum değişikliğini ifade eder. Yapı go dark veya go silent ifadelerine benzer, ancak supernova bir yıldızla ilgili belirli olayı adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede went supernova ne anlama geliyor? The distant star went supernova long ago.
- Yıldız patlamadan daha sessiz hâle geldi.
- Yıldız bir süpernovaya doğru hareket etti.
- Yıldız bir süpernova olarak patladı.
Cevabı göster
Yıldız bir süpernova olarak patladı.
scatter ... across ...: bir alana yaymak
Burada scattered its elements across space, elementlerinin uzayın geniş bir bölümüne yayılmasına neden oldu demektir. its elements taşınan şeyleri, across space ise elementlerin sonunda dağıldığı geniş alanı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp scatter A across B şeklindedir: A tek bir yerde toplu hâlde kalmaz, B’nin birçok noktasına dağılır. Buradaki across, bir odanın ya da başka küçük bir alanın içinden geçme hareketini değil, geniş bir alana dağılmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi scatter A across B kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The wind ____ the field.
Cevabı göster
scattered the seeds across
Long story short: ayrıntıları atlayıp sonucu söylemek
Long story short, konuşanın daha uzun bir olay dizisini atlayıp doğrudan sonuca geçeceğini dinleyene bildiren bir işarettir. Bu cümlenin başında bilgiyi düzenler: karmaşık süreç kısaltılır ve they found each other sonuç olarak sunulur. Bir hikâyenin uzunluğunu kelimesi kelimesine değerlendirmez.
Alıştırma
İçinde story geçen ve ayrıntıların atlandığını bildiren üç sözcüklük kalıplaşmış ifadeyi yazın: ____, we solved the problem before lunch.
Cevabı göster
Long story short
4.6 billion years later: 4,6 milyar yıl sonra
4.6 billion years later, daha önceki bir referans noktasından sonra 4,6 milyar yıl geçtiği anlamına gelir. Modern İngilizcenin kısa ölçeğinde one billion 1.000.000.000’dur; dolayısıyla 4.6 billion years, 4.600.000.000 yıldır. Zaman dilimi + later kalıbı, zaman çizelgesini belirtilen miktar kadar ileri taşır. Olaylar arasındaki devasa zaman ölçeğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
4.6 billion years later ne anlama gelir?
- Daha önceki bir noktadan 4.600.000 yıl sonrası
- Daha önceki bir noktadan 4.600 yıl sonrası
- Daha önceki bir noktadan 4.600.000.000 yıl sonrası
Cevabı göster
Daha önceki bir noktadan 4.600.000.000 yıl sonrası
got scooped up: hızla toplanıp alındı
Got scooped up, get + past participle ile kurulan gündelik bir edilgen yapıdır. Scoop up sözcüğü gerçek anlamda bir şeyi hızla kaldırmak veya toplamak olabilir; ancak burada malzemenin daha büyük bir sistemin içine toplanmasını canlı bir görüntüyle anlatır ve gerçek bir kepçe kullanılmasını gerektirmez. Özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Get, bu edilgen yapıyı was scooped up ifadesine göre daha konuşma diline yakın ve olay odaklı yapar.
Alıştırma
Cümleyi scoop up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The loose leaves got ____ by the cleaning machine.
Cevabı göster
scooped up
play their parts: her biri kendi katkısını yapar
Bu cümlede to play their parts, “her birinin kendi görevini yapması ya da katkıda bulunması” demektir. Sözü edilen şeyler oyunculara benzetilir, ancak ifade mecazidir: her biri daha büyük bir süreç veya sonuca katkı sağlar. Çoğul parts, rollerin birbirinden farklı olduğunu vurgular. Katılanların hepsi aynı şeyi yapmak zorunda değildir; her biri kendi biçiminde katkıda bulunur.
Alıştırma
“Her biri katkıda bulundu” anlamındaki ifadenin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: The students, teachers, and families all ____ in making the fair a success.
Cevabı göster
played their parts
as the atoms that came together to form you, Kalıp ifadeler
4:08seni oluşturmak için bir araya gelen atomlar,
not nearly as interesting as: büyük bir farkı vurgulamak
not nearly as + sıfat + as kalıbı, ilk kişi veya şeyin söz konusu özelliğe ikinciden çok daha az sahip olduğunu anlatır. Burada ilk grup, seni oluşturan atomlardan çok daha az ilgi çekici olarak tanımlanıyor. Olumlu bir ifadede nearly as, “neredeyse aynı derecede” demektir. not eklendiğinde not nearly as, “aynı dereceye yaklaşmaktan bile uzak” anlamına gelir ve aradaki farkın büyük olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle başlangıç düzeyindeki bulmacanın uzman bulmacasından çok daha az zor olduğunu söyler?
- The beginner puzzle is not as difficult as the expert puzzle.
- The beginner puzzle is not nearly as difficult as the expert puzzle.
- The beginner puzzle is nearly as difficult as the expert puzzle.
Cevabı göster
The beginner puzzle is not nearly as difficult as the expert puzzle.
came together to form you: parçaların birleşip bir bütün oluşturması
came together to form, birbirinden ayrı parçaların bir araya gelip yeni bir bütün oluşturduğunu anlatır. Came, olayın geçmişte gerçekleştiğini; to form ise bu birleşmenin ne ortaya çıkardığını gösterir. Bu cümlede atoms ayrı parçalar, you ise onların oluşturduğu bütündür. Come together yalnızca insanların buluşmasını değil; maddelerin, hücrelerin, fikirlerin veya çabaların birleşmesini de anlatabilir.
Alıştırma
come together to form ifadesini geçmiş zamana çevirerek cümleyi tamamlayın: Tiny pieces of ice ____ a solid ball.
Cevabı göster
came together to form
that is why: nedenden sonuca geçiş
that is why, daha önce açıklanmış bir neden veya duruma geri gönderme yapar ve onun sonucunu anlatır. Bu ifadede that, fiziksel bir nesneyi değil, önceki açıklamanın tamamını gösterir. Bu ifade bir sonuç sinyalidir: that is why ifadesinden sonraki yan cümle, önceki bilgilerden ne sonuç çıktığını söyler. And that is why sözünü duyduğunuzda konuşanın açıklamadan sonuca geçmesini bekleyin.
Alıştırma
Hangi cümle önce nedeni verir, ardından sonucu anlatmak için That is why kullanır?
- The sidewalks were icy. That is why the school opened late.
- The sidewalks were icy. That is because the school opened late.
- The school opened late. That is why the sidewalks were icy.
Cevabı göster
The sidewalks were icy. That is why the school opened late.
as Carl Sagan famously told us: ünlü bir sözün kaynağını belirtme
as Carl Sagan famously told us ifadesinde as, “söylediği gibi” anlamındadır; “... olarak” anlamında değildir. Bu yan cümle, ardından gelen mesajın kaynağının Sagan olduğunu gösterir. Famously, sözün yaygın biçimde bilindiğini belirtir. Told us, onun kamuya aktardığı şeyleri genel olarak ifade edebilir; bu dinleyicilerle bizzat konuştuğu anlamına gelmez. Carl Sagan bir astronom ve bilim iletişimcisiydi. Adının anılması, sonraki düşünceye tanınmış bir bilim alıntısının ağırlığını ve tonunu kazandırır.
Alıştırma
“as Carl Sagan famously told us” ifadesinde as ne işe yarar?
- “Söylediği gibi” anlamına gelir ve sonraki mesajın kaynağını tanıtır.
- “Çünkü” anlamına gelir ve sonraki mesajın nedenini verir.
- “... olarak” anlamına gelir ve konuşanın mesleğini anlatır.
Cevabı göster
“Söylediği gibi” anlamına gelir ve sonraki mesajın kaynağını tanıtır.
made of star stuff: şiirsel bir bilim imgesi
Made of star stuff, vücudumuzun yıldızlarda gerçekleşen süreçlerle oluşmuş birçok elementi içerdiği anlamına gelir. Star stuff, bu maddeyi anlatmanın basit ve canlı bir yoludur; gözle görülebilen yıldız parçaları anlamına gelmez. Bu ifade bilimi şiirsel bir görüntüyle birleştirir. Kozmik kökenlerimizi kişisel ve akılda kalıcı hissettirerek cümleye duygusal güç katar.
Alıştırma
Burada “we are all made of star stuff” ne anlama geliyor?
- Vücudumuzun yıldızlardaki süreçlerle oluşmuş elementleri içerdiğini şiirsel biçimde söyler.
- İnsanların gece gökyüzünde parlayan yıldızlara dönüşebileceğini söyler.
- Vücudumuzun içinde küçük ama bütün yıldızların saklandığını kelimesi kelimesine söyler.
Cevabı göster
Vücudumuzun yıldızlardaki süreçlerle oluşmuş elementleri içerdiğini şiirsel biçimde söyler.