Çocuklarım çok şanslı! - Teknoloji Eskiden ve Şimdi: İngilizce çalışma notları
Linus Tech Tips
Video Özeti: Bir baba dijital öncesi çocukluğunu oğlunun oyuncak, ev, okul, iletişim ve müzik teknolojisi alışkanlıklarıyla karşılaştırır. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. took it completely for granted. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: bir yararı değerini görmeden normal kabul etmeyi anlayın ve take something for granted kalıbını alışkanlıklar veya ayrıcalıklar için kullanın. 2. don't even get me started on — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: şikâyetlerin geleceğini mizahla bildiren uyarıyı tanıyın ve gündelik konuşmada güçlü duyguları belirtin. 3. With that said, though, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: önceki iddiayı koruyarak karşı görüş sunun ve karşılaştırmayı dengeleyin.
Bu derste
We recently had Sage reach out to us about sponsoring a piece of content that demonstrated the benefits of their security and home automation ecosystem. Öbek fiiller
0:00Geçenlerde Sage, güvenlik ve ev otomasyon ekosistemlerinin faydalarını gösteren bir içeriğe sponsor olmak için bizimle iletişime geçti.
reach out to: iletişime geçmek
Burada reach out to, bir kişi veya kuruluşla iletişimi başlatmak anlamına gelir. Genellikle bir istekte bulunmak, yardım önermek veya bir görüşme başlatmak için kullanılır. Kelimenin gerçek anlamıyla kol uzatmayı anlatmaz. Yapı reach out to + kişi veya kuruluş şeklindedir. to edatı iletişim kurulan hedefi belirtir; bu cümlede Sage video ekibiyle iletişimi başlatmıştır.
Alıştırma
Cümleyi reach out to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: If you have questions about your account, please ____ our support team.
Cevabı göster
reach out to
But as I was sitting on the couch tinkering with their hub that connects to your TV, Dilbilgisi
0:09Ancak kanepede oturup televizyonunuza bağlanan cihazlarını kurcalarken,
as I was sitting ... I realized: arka plan ve olay
Burada as, sırasında veya olduğu zaman anlamına gelir. As I was sitting, zaten devam etmekte olan bir eylemi arka plan olarak kurar; burada as çünkü anlamında değildir. I realized basit geçmiş zamandadır. Fark etme anını, devam eden bu arka plan sırasında gerçekleşen ve hikâyeyi ileri taşıyan olay olarak sunar. Yararlı bir anlatı kalıbı As + özne + was/were + -ing, özne + basit geçmiş zaman şeklindedir. Daha uzun bir arka plan eylemiyle daha kısa bir olay çakıştığında kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, devam eden geçmiş bir eylemi arka plan olarak ve hikâyeyi ilerleten olayı basit geçmiş zamanda doğal biçimde kullanır?
- As I was walking home, I noticed a lost dog.
- As I had walked home, I notice a lost dog.
- As I walked home, I was noticing a lost dog.
Cevabı göster
As I was walking home, I noticed a lost dog.
wasn't impressed at all by the idea that the doorbell ringing could trigger a notification on my phone
0:17kapı zili çaldığında telefonuma bir bildirim gelmesi
and a picture-in-picture view of whoever's standing outside.
0:23ve dışarıda kim varsa onu ekran içinde ekranla görme fikrinden hiç etkilenmemişti.
take it completely for granted: bir şeyi tamamen olağan saymak
Bu cümlede took it completely for granted, onu normal ve zaten beklenen bir şey saydığı, bu yüzden ne kadar olağanüstü ya da değerli olduğunu fark etmediği anlamına gelir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir; it nesnedir ve for granted deyimi tamamlar. Sözcükler burada kelimesi kelimesine anlaşılmaz. Kalıp take + someone/something + for granted şeklindedir. Completely anlamı güçlendirir: kişinin onu sorgulamak veya değerini bilmek için hiçbir neden görmediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi take something for granted ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the week-long blackout, Nora realized she had ____ reliable electricity ____.
Cevabı göster
taken · for granted
So I was inspired to create this list of seven differences between when I was his age and today.
0:29Bu yüzden, onun yaşındayken ve bugün arasında yedi farklık bir liste yapma ilhamı geldi.
First things first: en önemli önceliği duyurmak
First things first, en öncelikli veya en temel adımın sonraki ayrıntılardan önce ele alınacağını dinleyiciye bildiren bir söylem belirtecidir. Burada listedeki ilk maddeyi duyurarak bilgiyi düzenler. İfade genellikle başta yer alır, ardından virgül gelir ve sonra ilk eylem veya konu söylenir. Sözcük dizilişi sabittir: iki first de gereklidir.
Alıştırma
En önemli önceliği sonraki adımlardan önce belirten kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, make sure the ladder is standing on level ground.
Cevabı göster
First things first
all of my toys required me to do all the voices and the actions myself. Dilbilgisi
0:49tüm oyuncaklarım sesleri ve hareketleri kendim yapmamı gerektiriyordu.
require someone to do something: birinin bir şey yapmasını gerektirmek
Required me to do, require + kişi + to mastarı yapısını kullanır. Burada oyuncaklar, konuşanın sesleri ve hareketleri bizzat yapmasını gerekli kılıyordu. Bir kural, görev, cihaz veya durum belirli bir kişinin bir eylemi yapmasını gerektirdiğinde bu yapıyı kullanın. Etken yapıdaki fiilden önce gelen to sözcüğünü atmayın.
Alıştırma
Yazılımın kullanıcıların bir parola oluşturmasını gerekli kıldığını hangi cümle doğru ifade eder?
- The new software requires users creating a password.
- The new software requires users create a password.
- The new software requires users to create a password.
Cevabı göster
The new software requires users to create a password.
This friggin' thing would have completely blown my mind. Notlar
0:56Bu lanet olası şey aklımı başımdan alırdı.
would have ... blown: gerçek dışı geçmiş sonuç
Would have + geçmiş zaman ortacı, gerçekleşmemiş veya gerçeğe aykırı bir geçmiş koşulun hayal edilen sonucunu anlatır. Blown, blow fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bu yüzden would have completely blown my mind, konuşanın o şeyi o zaman görmüş olsaydı çok şaşıracağını hayal ettiğini belirtir. Bu yapı, gerçekten farklı olan bir geçmişe bakar; gelecek zaman değildir. Koşul if + past perfect ile açıkça verilebilir veya bağlamdan anlaşıldığında söylenmeyebilir.
Alıştırma
Gerçek dışı geçmiş sonucu would have ve blow fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: If I had seen that magic trick as a child, it ____ completely ____ my mind.
Cevabı göster
would have · blown
blown my mind deyimi
Bu cümlede blown my mind, “beni son derece şaşırtır veya çok etkilerdi” anlamına gelir. Konuşan kişi, geçmişte bu şeyle karşılaşsaydı nasıl tepki vereceğini hayal ediyor; ifade fiziksel bir yaralanmayı veya aklını kaybetmeyi anlatmıyor. Başka durumlarda da kullanılabilen deyim blow someone's mind şeklindedir. Burada would have + blown, gerçekleşmemiş bir geçmiş tepkiye bakar; completely ise zaten güçlü olan deyimi daha da pekiştirir.
Alıştırma
Bu cümlede blown my mind ne anlama geliyor?
- Bende yalnızca hafif bir merak uyandırırdı.
- Fiziksel olarak başımı yaralardı.
- Beni son derece şaşırtır ve etkilerdi.
Cevabı göster
Beni son derece şaşırtır ve etkilerdi.
And that's not the only thing that does all the work for you.
1:04Ve tüm işi senin yerine yapan tek şey bu değil.
Berenstain Bears Visit the Dentist is great and all, Ton ve niyet
1:07Berenstain Ayıları Dişçiye Gidiyor harika falan da,
great and all, but kalıbı
Great and all, ilk şeyin iyi olduğunu kabul eder; ancak and all, bu övgünün konuşanın asıl noktası olmadığını gösteren gündelik bir çekince katar. Ardından gelen but, konuşanın vurgulamak istediği görüşe geçiş yapar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X is adjective and all, but Y biçimindedir. Önce olumlu bir noktayı kabul edip sonra farklı bir yargı vererek karşı çıkışı yumuşatır; and all sözcüğü sözcüğüne “ve her şey” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu nottaki gündelik kabul kalıbını tamamlayın: The old laptop is useful ____, but the new one is much faster.
Cevabı göster
and all
nostalgia filter aside: bir etkeni geçici olarak değerlendirme dışı bırakmak
nostalgia filter aside ifadesindeki nostalgia filter isim öbeği bir yanlılığı belirtir: Nostalji, eski bir oyunu tarafsız bir karşılaştırmada görüneceğinden daha iyi gösterebilir. Buradaki aside, konum bildiren “yan tarafta” değil, “geçici olarak dikkate alınmayan” anlamındadır. Sonraki yargıdan önce kullanılan noun phrase + aside kalıbı, dinleyiciye o yargıyı belirtilen etkeni hesaba katmadan değerlendirmesini söyler. Duygusal bir etkiyi konuşanın daha nesnel değerlendirmesinden ayırarak düşünceyi düzenler.
Alıştırma
Cümleyi noun phrase + aside kalıbı ve verilen cost sözcüğüyle tamamlayın: ____, this laptop offers the best performance.
Cevabı göster
Cost aside
Just too bad it only stayed on for about 3 hours
1:31Tek kötü yanı içine altı tane kalem pil koyduğunuzda
every time you put six double A batteries in it. Dilbilgisi
1:34sadece yaklaşık 3 saat açık kalmasıydı.
every time: “her ... olduğunda” anlamı
Every time, you put six double A batteries in it yan cümlesini doğrudan başlatır. Whenever veya on each occasion that, yani “her ... olduğunda” anlamına gelir. Bu nedenle pilleri takmak, tek bir tarih ya da sayı değil, tekrarlanan bir tetikleyicidir. Every time + özne + fiil yapısını zaman yan cümlesi olarak kullanın. Sonuç cümlesinden önce veya sonra gelebilir ve that gerekmez: Tetikleyici her gerçekleştiğinde sonuç ortaya çıkar.
Alıştırma
Hangi cümle “Whenever I press this button, the screen flashes” ile aynı anlama gelir?
- Every time I press this button, the screen flashes.
- I press this button every three hours to make the screen flash.
- The screen flashes all the time, even when I do not press this button.
Cevabı göster
Every time I press this button, the screen flashes.
A practice that would probably make the mobile games with auto save generation
1:37Bu durum muhtemelen otomatik kaydetme özelliği olan mobil oyun neslinin
movie content may have been similar or better.
1:49film içerikleri benzer veya daha iyi olmuş olabilir.
I'll put Homeward Bound up against Django Unchained or whatever any day. Öbek fiiller
1:51İnanılmaz Yolculuk'u, Zincirsiz'e veya herhangi bir şeye karşı her zaman savunurum.
put A up against B: A ile B'yi rakip gibi karşılaştırmak
put A up against B kalıbı, A'yı B'yle rakiplermiş gibi karşılaştırmak ya da sınamak anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı iki filmi rakip gibi ele alır ve Homeward Bound'un Django Unchained'le yarışabilecek kadar iyi olduğunu ima eder. A, put ile up against arasına gelir: put Homeward Bound up against Django Unchained. Tarafsız compare fiiline göre bu kalıp karşılaştırmaya yüz yüze rekabet havası katar.
Alıştırma
Cümleyi put ... up against kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: In the review, she ____ the budget phone ____ the flagship to see which performs better.
Cevabı göster
puts · up against
My kids won't even know that those were innovations.
2:05Çocuklarım bunların birer yenilik olduğunu bile bilmeyecek.
To put it in context: daha iyi anlamak için bağlam vermek
To put it in context, dinleyiciye birazdan arka plan bilgisi ya da yararlı bir karşılaştırma noktası verileceğini bildiren bir geçiş ifadesidir. Bu ek bilgi bir gerçeği, tarihi, sayıyı veya olayı daha doğru değerlendirmeye yardımcı olur. it zamiri konuşulan bilgiyi belirtir ve put burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. İfade genellikle bağlam sağlayan ayrıntıdan önce gelir ve ardından çoğunlukla virgül kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan geçiş ifadesiyle tamamlayın: The town now has 50,000 residents. ____, its population was only 5,000 ten years ago.
Cevabı göster
To put it in context
I graduated high school when YouTube was invented,
2:09YouTube icat edildiğinde liseden mezun olmuştum,
that watching any video they want is as simple as clicking an icon. Dilbilgisi
2:16istedikleri herhangi bir videoyu izlemenin bir simgeye tıklamak kadar basit olmasını doğal karşılayacak.
as simple as clicking: bir işlemi kolay olarak sunmak
X is as simple as + -ing eylemi kalıbı, X’i yapmak için yalnızca bu kolay eylemin gerektiğini anlatır. Burada bir simgeye tıklamak, video izlemek için kişinin yapması gereken tek şey olarak sunulur. İlk as karşılaştırmayı başlatır; ikinci as ise basitlik ölçüsü olarak kullanılan eylemi getirir. İkinci as’ten sonraki clicking bir isim-fiildir: o anda sürmekte olan bir eylemi anlatmak yerine eylemin adını verir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki as simple as + -ing kalıbının aynısıyla tamamlayın: Joining the online class is ____ the link.
Cevabı göster
as simple as clicking
Not to mention the constant interruptions. Anlatım akışı
2:21Sürekli yaşanan kesintilerden bahsetmiyorum bile.
Not to mention: daha güçlü bir destek noktası eklemek
Not to mention, bir görüş zaten ortaya konduktan sonra onunla ilgili başka bir noktayı ekleyen bir söylem belirtecidir. Eklenen nokta genellikle daha açık, önemli veya güçlüdür ve savı daha da ikna edici hâle getirir. Burada sürekli kesintileri ek bir dezavantaj olarak sunar. Sözcükler olumsuz görünse de ifade “bundan söz etme” anlamına gelmez; tam tersine bu noktayı bilinçli olarak tartışmaya ekler.
Alıştırma
“The trip is expensive. Not to mention the long drive,” cümlelerinde Not to mention ne yapar?
- Not to mention dinleyiciye yolculuk hakkında konuşmamasını söyler.
- Not to mention aynı dezavantajı daha basit sözcüklerle yeniden ifade eder.
- Not to mention ilgili başka bir dezavantaj ekler ve eleştiriyi güçlendirir.
- Not to mention karşıt bir avantaj sunar.
Cevabı göster
Not to mention ilgili başka bir dezavantaj ekler ve eleştiriyi güçlendirir.
If the doorbell rang during my Saturday morning cartoons,
2:23Cumartesi sabahı çizgi film izlerken kapı zili çalsaydı,
I had to get off my butt and go see who it was. Deyimler
2:26kıçımı kaldırıp kim olduğuna bakmam gerekirdi.
Get off my butt: hareketsiz kalmayı bırakıp işe koyulmak
Get off my butt, oturmayı ya da hareketsiz kalmayı bırakıp kendimi bir şey yapmaya zorlamak demektir. Bu cümlede had to, isteksizce kabul edilen bir zorunluluk katar: konuşan kişi yaptığı şeyi bölmek istemez ama kalkıp kontrol etmek zorundadır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: my butt, your butt veya his butt. İfade gerçekten ayağa kalkmayı anlatabilir, ancak çoğu zaman daha genel olarak sonunda harekete geçmeye odaklanır.
Alıştırma
Get off one's butt hedef ifadesindeki one's bölümünü konuşana uygun biçimde değiştirerek cümleyi tamamlayın: I need to ____ and finish this project.
Cevabı göster
get off my butt
But this is one of the coolest things about the Sage home automation system.
2:36Ancak Sage ev otomasyon sisteminin en harika yanlarından biri de bu.
You've got a picture-in-picture view of the scary guy.
2:40Korkutucu adamın ekran içinde ekran görüntüsüne sahipsiniz.
So you've at least got a few second head start to go hide under your blanket.
2:42Böylece battaniyenizin altına saklanmak için en azından birkaç saniyelik bir avantajınız oluyor.
while I'm pretty sure that every generation thinks homework is a total drag, Deyimler
2:47her neslin ödevin tam bir eziyet olduğunu düşündüğüne emin olsam da,
A total drag: çok sıkıcı veya can sıkıcı bir şey
A total drag, çok sıkıcı, can sıkıcı veya külfetli bir şeyi anlatan gündelik bir isim grubudur. Burada ödevi hoş olmayan bir görev olarak değerlendirir; drag, bir şeyi çekmek anlamındaki fiil değildir. Total, olumsuz görüşü güçlendirir. Yaygın yapı be a drag biçimindedir; örneğin The delay was a drag denebilir. Total eklemek tepkiyi daha güçlü yapar.
Alıştırma
Cümleyi gündelik a total drag ifadesiyle tamamlayın: This two-hour wait is ____; there is nothing to do.
Cevabı göster
a total drag
that was even before Encarta encyclopedia on CD-ROM. Kültür
2:55bu, CD-ROM'daki Encarta ansiklopedisinden bile önceydi.
CD-ROM'daki Encarta ansiklopedisi
Encarta, internet ansiklopedileri bilgi aramanın olağan yolu hâline gelmeden önce çoğunlukla CD-ROM ile dağıtılan bir Microsoft dijital ansiklopedisinin ürün adıydı. Burada even before Encarta, anıyı basılı ansiklopediler ile Wikipedia gibi internet hizmetleri arasındaki daha eski bir teknoloji dönemine yerleştirir. Ayrıca olayın çok uzun zaman önce gerçekleştiğini vurgulayan nostaljik bir hava verir.
Alıştırma
Bu cümlede Encarta'yı en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Her türlü CD-ROM biçiminin genel adı
- Bir zamanlar CD-ROM ile dağıtılan dijital bir ansiklopedi
- Halk kütüphanesi kartının eski bir sürümü
Cevabı göster
Bir zamanlar CD-ROM ile dağıtılan dijital bir ansiklopedi
when we had to actually sign out actual books from an actual library, Öbek fiiller
2:59gerçek bir kütüphaneden gerçek kitaplar ödünç almamız gerektiğinde,
Kütüphane ödünç işlemlerinde sign out
Burada sign out, bir kitabın resmî olarak ödünç alındığını kaydetmek anlamına gelir. Ayrılabilen bir öbek fiildir: sign out books ve sign books out biçimlerinin ikisi de kullanılabilir; nesne bir zamirse sign them out denir. Doğrudan nesne olan actual books ve kütüphane bağlamı, ödünç alma anlamını seçmemizi sağlar. İfade yalnızca isim yazmayı değil, resmî bir ödünç verme işlemini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede sign out, fiziksel bir eşyayı resmî olarak ödünç almak anlamında kullanılmıştır?
- Please sign out the tablet before taking it home.
- Please sign out of your account before leaving the computer.
- Please sign for the package when it arrives.
Cevabı göster
Please sign out the tablet before taking it home.
most of which were horrifyingly out of date because yay school funding. Notlar
3:04ki bunların çoğu, yaşasın okul ödenekleri sayesinde, korkunç derecede eskiydi.
out of date: artık güncel olmayan
“Out of date”, bilgi, koşul veya standartlar değiştiği için bir şeyin artık güncel olmadığını belirten kalıplaşmış bir sıfat öbeğidir. Burada kütüphane materyallerini niteler: içerikleri artık güvenilir olmayacak kadar eskidir; yalnızca belirli bir takvim tarihinin geçmiş olması kastedilmez. Genellikle “The map is out of date.” örneğindeki gibi bir bağ fiilinden sonra gelir. İsimden önce kullanıldığında çoğunlukla tirelenir: “an out-of-date map.”
Alıştırma
“Artık güncel olmayan” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This safety guide was printed ten years ago, so it is ____.
Cevabı göster
out of date
Alaycı “yay school funding”
“Yay” normalde iyi bir haberi kutlayan bir ünlemdir. “Yay school funding” ifadesindeki bu olumlu tezahürat, “horrifyingly out of date” ile çatıştığı için alaycıdır: konuşan kişi okul bütçesinin yetersizliğini suçluyor, bütçeyi övmüyor. “Yay”den sonraki isim öbeği, sözde kutlama nedenini belirtir. Alaycı kullanımda bu kalıp kabaca “harika, X’in yol açtığı bir kötü sonuç daha” anlamına gelebilir. Anlamın tersine döndüğünü gösteren şey çevredeki olumsuz bağlamdır.
Alıştırma
Kütüphane materyallerinin korkunç derecede güncelliğini yitirdiğini duyduktan sonra “yay school funding” ne anlatır?
- Okulun bir bütçesi olduğuna dair tarafsız bir ifade
- Okul bütçesinin artmasına duyulan samimi heyecan
- Okulun yeterli bütçesi olmadığına dair alaycı bir şikâyet
Cevabı göster
Okulun yeterli bütçesi olmadığına dair alaycı bir şikâyet
don't even get me started on: çok sayıda şikâyeti olduğunu belirtmek
Don't even get me started on + konu, samimi ve günlük bir deyimdir. “Bu konu hakkında o kadar çok güçlü şikâyetim var ki konuşmaya başlarsam uzun süre devam ederim” anlamına gelir. Bu cümlede kalemler, rahatsız edici başka bir konu olarak ortaya atılıyor. Bu sözler genellikle karşı tarafa konuyu gerçekten açmamasını söyleyen bir emir değildir. Even vurguyu artırır ve uyarıyı daha abartılı, çoğu zaman da esprili hâle getirir.
Alıştırma
Bir arkadaş “Don't even get me started on airline fees.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Havayolu ek ücretleri hakkında ayrıntılı bir açıklama istiyor.
- Havayolu ek ücretlerini daha önce hiç duymamış.
- Havayolu ek ücretleri hakkında çok sayıda şikâyeti var.
Cevabı göster
Havayolu ek ücretleri hakkında çok sayıda şikâyeti var.
which may not be perfect but it's a great starting point, Dilbilgisi
3:14mükemmel olmasa da harika bir başlangıç noktası olan şeyler varken,
may not be X, but Y ile dengeli değerlendirme
may not be X, but Y kalıbı önce sınırlı bir kabulde bulunur, ardından konuşanın asıl değerlendirmesini verir. Burada may not be perfect bir zayıflığı kabul eder; but it's a great starting point ise daha önemli olan olumlu değerlendirmeyi sunar. Bu kalıpta may not, X’in tamamen doğru olmadığını ölçülü bir şekilde kabul etmek için sık kullanılır. Buradaki ana işlevi, Vikipedi’nin mükemmel olup olmadığı hakkında tahminde bulunmak değildir. Dinleyicinin hatırlaması gereken sonuç but sonrasındaki cümleciktedir.
Alıştırma
Cümleyi dengeli kabul kalıbı may not be X, but Y ile tamamlayın: This guide ____ complete, ____ it's a useful first step.
Cevabı göster
may not be · but
the new generation's only excuse for being uninformed is pure laziness.
3:17yeni neslin bilgisiz kalması için tek mazereti saf tembelliktir.
Which leads us pretty well into number five. Anlatım akışı
3:22Bu da bizi beş numaraya çok iyi bir şekilde götürüyor.
Geçiş ifadesi olarak Which leads us pretty well into ...
Which, az önce söylenen düşüncenin tamamına gönderme yapar. Leads us pretty well into number five, bu düşüncenin beşinci maddeye yumuşak bir geçiş sağladığını anlatır; kimse fiziksel olarak birilerini bir yere götürmüyor. which leads us into + sonraki konu yapısı bir geçiş ifadesidir. Önceki noktanın sıradaki içerikle nasıl bağlantılı olduğunu dinleyiciye gösterir ve konu değişikliğinin ani değil, düzenli görünmesini sağlar.
Alıştırma
Which leads us pretty well into number five cümlesinde Which leads us ... into ne işe yarar?
- Sonraki bölümün önceki düşünceyle hiçbir bağlantısı olmadığını söyler.
- Birinin grubu fiziksel olarak bir yerin içine götürdüğünü söyler.
- Önceki düşüncenin sonraki bölümü doğal biçimde tanıttığını gösterir.
Cevabı göster
Önceki düşüncenin sonraki bölümü doğal biçimde tanıttığını gösterir.
When I was already snuggled up in bed in the winter and I wanted to turn off lights, Öbek fiiller
3:25Kışın zaten yatağa kıvrılmışken ve ışıkları kapatmak istediğimde,
Snuggled up: sıcak ve rahat biçimde yerleşmek
Burada snuggled up, yatakta sıcak ve rahat bir konuma yerleşmiş veya sokulmuş olmak anlamına gelir. Yalnızca was in bed demenin vermediği sıcak ve huzurlu bir his ekler. Burada snuggle up bir bütün olarak öbek fiildir: up, rahatça yerleşme anlamını tamamlar ve yukarı doğru hareketi göstermez. Geçmiş zaman biçimi snuggled up, ışıkları kapatmak istemeden önce konuşanın içinde bulunduğu durumu anlatır.
Alıştırma
When I was already snuggled up in bed in the winter ifadesinde snuggled up, konuşanın durumu hakkında ne anlatır?
- Konuşan kişi daha yüksek bir yatağa doğru yukarı çıkmıştı.
- Konuşan kişi başka biri için yatağı düzenliyordu.
- Konuşan kişi yatakta sıcak ve rahat bir konuma yerleşmişti.
Cevabı göster
Konuşan kişi yatakta sıcak ve rahat bir konuma yerleşmişti.
I had to get off my butt and turn off the light switch.
3:29kıçımı kaldırıp ışık düğmesini kapatmam gerekiyordu.
I might have had a Clapper. Kültür
3:34belki bir Clapper (alkışla çalışan şalter) sahibi olabilirdim.
Ürün adı olarak Clapper
Burada “a Clapper”, The Clapper adlı markalı ürünün bir cihazını ifade eder. Bu cihaz, alkış düzenine tepki vererek bir lambayı veya prize takılı başka bir elektrikli aleti sesle açıp kapatmayı sağlar. “Alkışlayan kişi” anlamına gelmez. Bu bağlamda, duvar anahtarını kullanmak için ayağa kalkmak ile ışıkları akıllı telefonla kontrol etmek arasındaki daha eski bir teknoloji basamağını temsil eder. Birbirine yakın cihazlar aynı sese tepki verebildiği için birden fazla cihazın yanlışlıkla ve komik biçimde açılıp kapanması da mümkündür.
Alıştırma
“I might have had a Clapper.” cümlesindeki “a Clapper” neyi ifade eder?
- Bir çanın içinde ona vurarak ses çıkmasını sağlayan parça
- Prize takılı bir elektrikli aleti açıp kapatan, sesle etkinleşen markalı bir cihaz
- Işıkları kontrol eden bir akıllı telefon uygulaması
- Yüksek sesle alkışlayan bir kişi
Cevabı göster
Prize takılı bir elektrikli aleti açıp kapatan, sesle etkinleşen markalı bir cihaz
Just don't install those things too close to each other.
3:36Sadece onları birbirine çok yakın kurmayın.
Karşılaştırma bağlayıcısı olarak By contrast,
“By contrast,” dinleyiciye sıradaki ifadenin daha önceki bir ifadeyle karşılaştırılması gerektiğini ve belirgin bir fark göstereceğini bildirir. Bu bir cümle bağlayıcısıdır: görevi fikirlerden birini tek başına açıklamak değil, iki fikir arasındaki ilişkiyi düzenlemektir. Bu bölümde, insanların ışığı kapatmak için ayağa kalkmak zorunda olduğu eski bir durumdan, ışıkları telefonla kontrol etmeyi doğal karşılayan yeni bir kuşağa geçiş yapar. Bu ifade, iki durumu yan yana değerlendirmeniz gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi bağlayıcı, okuyucuya iki durumu karşılaştırmasını açıkça söyler? “The old office used paper files. The new office stores everything digitally.”
- By contrast
- However
- As a result
- For example
Cevabı göster
By contrast
there is an entire generation of people
3:41ışıkları bir telefon veya akıllı saatle kontrol edememenin
for whom not being able to control lights with a phone or a smartwatch Dilbilgisi
3:44tamamen akıl almaz olacağı
Resmî ilgi bağlacı for whom
For whom, people ile bu insanların bakış açısını veya durumunu anlatan yan cümleyi birbirine bağlar. Burada whom, an entire generation of people ifadesine gönderme yapar; for ise “bu insanlar için” veya “onların bakış açısından” anlamını verir. Bu, edatın öne alındığı bir ilgi cümleciğidir: people + for whom + yan cümle. Edat ilgi zamirinden önce geldiği için standart resmî İngilizcede who değil, whom kullanılır.
Alıştırma
“Bu aileler için” anlamına gelen iki sözcüklü ilgi bağlacını kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: The program supports families ____ the monthly cost is a serious concern.
Cevabı göster
for whom
A completely different animal mecazı
A completely different animal; özellikleri veya işleyiş biçimi farklı olan, temelde başka türden bir şeyi anlatan bir mecazdır. Burada iletişim yalnızca küçük bir değişiklik göstermiyordu; çok farklı işliyordu. Animal gerçek bir canlıyı değil, bir tür veya kategoriyi anlatan mecazdır. Completely, different sözcüğünü güçlendirerek karşıtlığı belirginleştirir.
Alıştırma
Bu cümlede a completely different animal ne anlama gelir? 'Managing a school festival is a completely different animal from planning a small class party.'
- Birkaç küçük değişiklikle aynı görevdir.
- Temelde farklı türde bir görevdir.
- Sıra dışı bir hayvanın bakımını içerir.
Cevabı göster
Temelde farklı türde bir görevdir.
I'm pretty sure my son has grandma on Facebook.
3:58Eminim oğlumun Facebook'unda büyükannesi eklenmiştir.
you actually had to remember your friend's number or look it up in the phonebook. Öbek fiiller
4:03arkadaşınızın numarasını gerçekten hatırlamanız veya telefon rehberinden bakmanız gerekirdi.
look it up: bilgi aramak ve zamiri yerleştirmek
Burada look it up, “bilgiyi bir başvuru kaynağında aramak” anlamına gelir. Aranan bilgi arkadaşınızın numarasıdır ve kaynak telefon rehberidir. “Yukarı bakmak” anlamına gelmez. Look up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda hem look up the number hem de look the number up kullanılabilir. Nesne zamir olduğunda zamiri fiil ile up arasına koyun: look it up; look up it denmez.
Alıştırma
Bir kelimenin anlamını hatırlamıyorsunuz. Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: “I'll ____ in the dictionary.”
Cevabı göster
look it up
Just a sec: birinden kısa süre beklemesini istemek
Just a sec. “Lütfen çok kısa bir süre bekleyin” demenin samimi bir yoludur. Sec, second sözcüğünün kısaltılmış biçimidir. Konuşan kişi konuşmaya veya yaptığı işe kısa süre ara verir ve hızla geri dönmeyi bekler. Just, istenen bekleme süresini kısa gösterir. Bu ifade gecikmenin tam olarak bir saniye süreceğini vaat etmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınızla konuşurken bir adresi kontrol ediyorsunuz. Yanıtı dersteki samimi ifadeyle tamamlayın: “____, I need to check the map.”
Cevabı göster
Just a sec
Seven is one thing that may have actually seemed better at the time.
4:27Yedi, o zamanlar gerçekten daha iyi görünmüş olabilecek bir şey.
if I was actually practicing the piano or not.
4:35gerçekten piyano çalışıp çalışmadığımı bilmenin neredeyse hiçbir yolu yoktu.
from a parent's perspective: bir ebeveynin bakış açısından
From a parent's perspective, bakışın durumu bir ebeveynin nasıl değerlendireceği yönüne çevrildiğini gösterir. Dinleyiciye, sonraki düşüncenin bir ebeveynin kaygılarına, deneyimine veya çıkarlarına dayandığını bildirir. from + iyelik biçimindeki kişi ya da grup + perspective yapısı, görüşün kime ait olduğunu açıkça sınırlar. Aynı konunun farklı kişilere neden farklı görünebildiğini karşılaştırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi değerlendirmeyi bir öğretmenin bakış açısından sunan ifadeyle tamamlayın: ____, shorter homework is easier to review.
Cevabı göster
From a teacher's perspective
being able to check in on the home and see if workbooks are actually being completed is a pretty big boon. Notlar
4:41eve göz atabilmek ve çalışma kitaplarının gerçekten bitirilip bitirilmediğini görmek oldukça büyük bir lütuf.
check in on: birinin veya bir şeyin durumuna kısaca bakmak
Check in on, birinin veya bir şeyin nasıl durumda olduğunu öğrenmek için kısaca bakmak, ziyaret etmek, iletişim kurmak ya da bir araç kullanmak anlamına gelir. Burada, her şeyin yolunda ve çalışmaların ilerlemekte olduğundan emin olmak için evi uzaktan görüntülemek demektir. Yapı check in on + kontrol edilen hedeftir. Genellikle tek seferlik bir incelemeden çok takip veya ilgi anlamı taşır.
Alıştırma
Kısa ve ilgili bir takip anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi kullanın: I'll ____ the new puppy during my lunch break.
Cevabı göster
check in on
pretty big boon: güçlü bir olumlu değerlendirme
Bu cümlede boon, insanlara açık ve yararlı bir avantaj sağlayan şeyi ifade eder. Evdeki ve çalışma kitaplarındaki durumu kontrol edebilme olanağını a pretty big boon diye niteleyen konuşmacı, bunu önemli ve pratik bir yarar olarak görmektedir. Burada boon, be fiilinden sonra kullanılan sayılabilir bir isimdir: something is a boon veya a boon for/to someone. Bu konuşma dilindeki ifadede pretty, big sözcüğünü güçlendirir ve “güzel” değil, “oldukça” anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede boon ne anlama geliyor? “A reliable bus service is a big boon for the town.”
- Hızlı bir büyüme dönemi
- Özel bir etkisi olmayan sıradan bir nesne
- Önemli ve pratik bir yarar
Cevabı göster
Önemli ve pratik bir yarar
CDs brought improved audio quality and easy track skipping,
4:51CD'ler geliştirilmiş ses kalitesi ve kolay şarkı atlama getirdi,
compared to some subscription music services
4:58bazı abonelikli müzik servisleriyle karşılaştırıldığında
sucks compared to: doğrudan ve sert bir olumsuz karşılaştırma
Burada sucks, “bir şeyi içine çeker” anlamına gelmez. “Çok kötü” veya “kötü performans gösteriyor” anlamındaki, resmî olmayan bir değerlendirmedir. X sucks compared to Y kalıbı, X'in Y ile karşılaştırıldığında açıkça daha kötü göründüğünü belirtir. Bu cümlede kasetlere göre sağlanan gelişme, abonelik tabanlı müzik hizmetlerinin yanında hâlâ yetersiz gösterilmektedir.
Alıştırma
sucks compared to hangi durumda en doğal kullanımdır?
- Bir müşteriye gönderilen kibar bir e-posta: “Your plan sucks compared to ours.”
- Resmî bir rapor: “The old system sucks compared to the new one.”
- Yakın bir arkadaşla gündelik sohbet: “This old game sucks compared to the new one.”
Cevabı göster
Yakın bir arkadaşla gündelik sohbet: “This old game sucks compared to the new one.”
that cost the same as a handful of albums per year would have,
5:00ki bunlar, yılda bir avuç albüm almanın maliyetiyle aynı,
most of the songs weren't even things that you'd like.
5:06şarkıların çoğu aslında seveceğiniz şeyler bile değildi.
factor in: bir unsuru değerlendirmeye dahil etmek
Burada factor in, bir şeyi hesaplamanın veya değerlendirmenin bir parçası olarak dikkate almak anlamına gelir. Konuşmacı, satın alınan şarkıların çoğunun hoşunuza gidecek şarkılar olmadığı gerçeğinin de karşılaştırmaya katılması gerektiğini söylüyor. factor in + isim öbeği veya factor in + that yan cümlesi biçiminde kullanılır. Yalnızca bir şeyi düşünmekten daha belirgindir: söz konusu etken genel sonucu veya kararı etkilemelidir.
Alıştırma
Hangi cümlede factor in, bir şeyi değerlendirmeye dahil etmek anlamında doğru kullanılmıştır?
- We should factor in the repair costs before buying the car.
- We should factor into the repair costs before buying the car.
- The repair costs should factor in before buying the car.
Cevabı göster
We should factor in the repair costs before buying the car.
you could make the argument that the quality of the music itself hasn't changed much. Kalıp ifadeler
5:09müziğin kalitesinin pek değişmediğini de iddia edebilirsiniz.
With that said, though: bir noktayı kabul edip ardından sınırlama eklemek
With that said önceki düşünceye gönderme yapar ve konuşmacının bu düşüncenin önemini kabul ettiğini gösterir. Ardından though bir yön değişikliğine işaret eder: sonraki ifade bir sınırlama veya farklı bir yön ekler. Bu geçiş, savı şöyle düzenler: önceki nokta hâlâ geçerlidir, ancak dikkate alınması gereken başka bir şey vardır. Önceki sözü geçersiz kılmak yerine tartışmayı dengeler.
Alıştırma
Bu kısa savda geçiş ifadesi ne yapıyor? “The app is easy to use. With that said, though, it lacks several important features.”
- İlk noktayı kabul eder, ardından bir sınırlama ekler.
- İlk noktanın tamamen yanlış olduğunu kanıtlar.
- İlgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster
İlk noktayı kabul eder, ardından bir sınırlama ekler.
make the argument that: savunulabilir bir iddia ortaya koymak
Make the argument that, konuşanın gerekçe veya kanıtlarla desteklenebileceğini düşündüğü bir iddiayı sunar. Buradaki could ifadeyi daha temkinli yapar: konuşan bunu tek olası sonuç olarak değil, savunulabilir bir görüş olarak sunar. Bu kullanımda argument, kavga değil, gerekçeli bir görüş anlamına gelir. Yaygın kalıp make the argument that + cümleciktir.
Alıştırma
Cümleyi make, the ve argument sözcükleriyle tamamlayın: In our review, you could ____ that the sequel is stronger than the original.
Cevabı göster
make the argument
got some of the nostalgia juices flowing, Deyimler
5:23biraz nostalji damarlarınızı harekete geçirdiyse,
got some of the nostalgia juices flowing: eğlenceli bir benzetme
Got some of the nostalgia juices flowing, bir şeyin nostaljik duyguları ve anıları yeniden canlandırmaya başladığını anlatan eğlenceli bir benzetmedir. Gerçekte akan bir sıvı yoktur. Bu ifade, fikirleri veya ilhamı harekete geçirmek anlamındaki bilinen get the creative juices flowing deyimiyle oynar. get + nesne + -ing yapısı, bir etkinlik veya duygunun başlamasına ya da sürmesine neden olmayı anlatır; buradaki got geçmiş zamandır. Creative yerine nostalgia kullanılması ifadeyi komik ve canlı yapar.
Alıştırma
"The old game got some of the nostalgia juices flowing," cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Geçmişten gelen sıcak duyguları ve anıları yeniden canlandırmaya başladı.
- İnsanların oyunun eski olup olmadığını tartışmasına yol açtı.
- Gerçek bir sıvının akmaya başlamasına neden oldu.
Cevabı göster
Geçmişten gelen sıcak duyguları ve anıları yeniden canlandırmaya başladı.
us directly by using our affiliate code to shop at Amazon,
5:28Amazon'da alışveriş yapmak için bağlı kuruluş kodumuzu kullanarak doğrudan bizi,
or with a direct monthly contribution through our community forum,
5:35veya topluluk forumumuz aracılığıyla doğrudan aylık bir katkıyla,
for nothing ifadesinin “ücretsiz” anlamı
Burada for nothing, “hiç para ödemeden” demektir. Katılmanın maliyetini belirten zarf işlevli bir edat öbeğidir; bir çabanın sonucunu ya da bir eylemin nedenini anlatmaz. Anlamı seçmek için yakınındaki fiile ve konuya bakın. join, receive veya get gibi eylemlerle for nothing genellikle “ücretsiz” demektir; çaba ya da zahmet bağlamında ise “yararlı bir sonuç alamadan” anlamına gelebilir.
Alıştırma
“You can download the guide for nothing,” cümlesinde “for nothing” ne anlama gelir?
- yararlı bir sonuç elde etmeden
- hiç para ödemeden
- bir nedeni olmadan
Cevabı göster
hiç para ödemeden
Ek bilgi belirteci olarak by the way
By the way, konuşanın ana düşüncesi olmayan ek bir bilgiyi veya kısa bir konu değişikliğini araya sokan bir söylem belirtecidir. Burada ücretsiz katılma yorumunu ek bilgi olarak işaretler. Genellikle eklenen yorumun başında yer alır ve ardından bir duraklama ya da virgül gelir. Dinleyicinin yan notu ana konudan ayırmasına yardımcı olur.
Alıştırma
“Your backpack is still in my car” cümlesinden önce kısa bir yan notu en iyi hangi ifade başlatır?
- By the way
- In other words
- Anyway
Cevabı göster
By the way
and generally participate in discussion about technology. Kalıp ifadeler
5:42ve genel olarak teknoloji hakkındaki tartışmalara katılabilirsiniz.
participate in discussion: tartışmaya katılmak
Participate in discussion, genellikle fikir, soru veya yanıt paylaşarak bir konu hakkındaki konuşmaya etkin biçimde katılmak demektir. Bu cümlede, insanların bir teknoloji topluluğuna katkıda bulunma yollarından birini anlatır. Participate fiilinden sonra etkinlik geldiğinde in edatı gerekir: participate in discussion. Discussion, artikelsiz biçimde genel bir etkinliği veya a discussion ve the discussion yapılarında belirli bir tartışmayı gösterebilir; in değişmez.
Alıştırma
Participate fiilinden sonra gereken edatı yazın: Everyone is welcome to participate ____ the discussion.
Cevabı göster
in
Now that + cümlecik
Now that, zaten gerçek olan bir durumu tanıtır ve bunu ardından gelecek şeyin nedeni veya başlangıç noktası yapar. Burada you're done doing all that stuff, konuşmacı devam etmeden önce işlerin tamamlandığı durumu ortaya koyar. Yapı now that + tam cümleciktir; ardından sonraki eylemi veya sonucu veren ana cümle gelir: Now that X is true, Y can happen. Genellikle “bu artık doğru olduğuna göre” anlamı taşır; now + that sözcüklerinin düz anlamda birleşimi değildir.
Alıştırma
Yeni gerçekleşmiş bir durumu sonraki adımın nedeni olarak sunan bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the rain has stopped, we can play outside.
Cevabı göster
Now that
you're probably wondering what to watch next.
5:46muhtemelen sırada ne izleyeceğinizi merak ediyorsunuzdur.
So check out that little button in the top right corner to check out our latest video on ChannelSuperFun, Öbek fiiller
5:48Bu yüzden ChannelSuperFun'daki en son videomuzu kontrol etmek için sağ üst köşedeki o küçük düğmeye tıklayın,
check out: göz atmaya yönelik samimi bir davet
Burada check out, “ilginizi çekebileceği için bir şeye bakmak veya onu incelemek” anlamına gelir. Konuşmacı, dikkati düğmeye ve düğmenin yönlendirdiği içeriğe çekmek için bu ifadeyi kullanır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp check out + a thing şeklindedir: check out the button, check out this video. Anlamı nesne ve durum belirler. Bir düğme veya videoyla kullanıldığında “göz atmak” demektir; “ödeme yapmak”, “otelden ayrılmak” veya “bir eşyayı resmî olarak ödünç almak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“İlginç olabileceği için bakmak” anlamına gelen iki sözcüklü, samimi öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: You should ____ the new science channel.
Cevabı göster
check out
where we have a lot of fun and we film a video about it.
5:52orada çok eğleniyoruz ve bunun hakkında bir video çekiyoruz.