Her Şeyin Tarihi ve Geleceği -- Zaman: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Bu zaman çizelgesi yakın tarihten evrime, evrenin kökenine ve ısı ölümüne uzanıp bugünün değerini vurguluyor. İngilizce noktaları: 1. wrap your head around — Deyimler ve mecazi ifadeler: büyük ya da sezgilere aykırı bir fikri kavrama çabasını anlatır; zor bilgilerden söz ederken kullanılır. 2. as old as — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki tarihsel uzaklığı eşitlik karşılaştırmasıyla yan yana getirir; as + sıfat + as yaş, zaman, büyüklük veya dereceyi karşılaştırır. 3. as far as the whole universe goes, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: karşılaştırma kapsamını değiştirir; yerel bir yargının evrensel gerçek gibi görünmemesi için çerçeveyi belirtir.
Bu derste
makes sense: bir şeyin anlaşılır veya mantıklı olduğunu söylemek
Bu cümlede makes sense, “anlaşılırdır” veya “mantıksal olarak açıktır” anlamına gelir. Zamanın küçük parçalarını zihinde kavramak daha kolaydır. Kalıp, özne + make sense şeklindedir. Modal yardımcı fiil bulunmayan simple present yapılarda, Time makes sense örneğindeki gibi üçüncü tekil şahıs bir özneden sonra makes sense; I, you, we, they veya çoğul bir özneden sonra make sense kullanılır. Bu ifadede sense tekildir ve önünde artikel yoktur.
Alıştırma
Cümleyi “anlaşılır ve mantıksal olarak tutarlı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The instructions are clear, and the steps fit together, so they ____.
Cevabı göster
make sense
it's almost impossible to wrap your head around things. Deyimler
0:06bazı şeyleri kavramak neredeyse imkansızdır.
wrap your head around: zor bir şeyi anlamayı başarmak
Bu cümlede wrap your head around, “zihinsel olarak anlamayı başarmak” anlamına gelir. Çok büyük zaman dilimleri o kadar geniştir ki onları açıkça hayal etmek neredeyse imkânsızdır; başı fiziksel olarak bir şeye sarmaktan söz edilmez. Kalıp, wrap + iyelik bildiren sözcük + head around + zor fikir şeklindedir: wrap my head around the numbers, wrap your head around why it happened. İyelik bildiren sözcük genellikle anlamaya çalışan kişiye göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi “anlamayı başarmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: Even after reading the guide twice, I still can't ____ how the scoring system works.
Cevabı göster
wrap my head around
So, let's start small with minutes, hours, days. Anlatım akışı
0:09O yüzden, dakikalar, saatler ve günlerle küçükten başlayalım.
Let's start small: yönetilebilir bir kapsamla başlamak
Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır. Burada let's start small, daha büyük ölçeklere geçmeden önce sınırlı ve yönetilebilir bir bölümden başlamaya yönelik ortak bir öneridir. Small, eylemin fiziksel boyutunu değil, ilk adım için seçilen kapsamı anlatır. Ardından gelen with ifadesi başlangıç kapsamını belirtir: dakikalar, saatler ve günler.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: So, let's start small with minutes, hours, days. let's start small burada ne yapıyor?
- Eylemin fiziksel olarak minicik olması gerektiğini söyler.
- Genişlemeden önce yönetilebilir bir bölümden başlamayı önerir.
- Temel kısımları atlayıp en büyük ölçekten başlamayı ister.
Cevabı göster
Genişlemeden önce yönetilebilir bir bölümden başlamayı önerir.
You probably spent the last 24 hours mostly sleeping and working
0:15Muhtemelen son 24 saatinizi daha çok uyuyarak ve çalışarak geçirdiniz
Relatively unnoticed, Hitler's bodyguard died at the age of 96,
0:26Nispeten pek fark edilmese de, Hitler'in koruması 96 yaşında öldü,
while in June, Edward Snowden started the NSA scandal.
0:31Haziran ayında ise Edward Snowden NSA skandalını başlattı.
Moving back a bit, the 21st century is still pretty young Anlatım akışı
0:35Biraz geriye gidersek, 21. yüzyıl hala oldukça genç
Moving back a bit: zaman çizelgesinde biraz daha önceye geçmek
Moving back a bit, zaman çizelgesinde yön gösteren bir giriş ifadesidir. Konuşan kişi sonraki bilgiyi vermeden önce anlatının biraz daha eski bir zamana kayacağını dinleyene bildirir. Moving burada mecazidir: fiziksel alanda hareket eden biri değil, zaman çizelgesi üzerindeki bakış açısıdır. A bit, bu geçişin büyük bir sıçrama yerine küçük bir kayma olduğunu hissettirir.
Alıştırma
Bir sunucu, 'Moving back a bit, let's look at the first prototype.' diyor. Baştaki ifade neyi gösteriyor?
- Zaman çizelgesi biraz daha önceki bir noktaya kayıyor.
- Sunum yapan kişi fiziksel olarak geriye doğru yürüyor.
- Sunum uzak geleceğe doğru büyük bir sıçrama yapıyor.
Cevabı göster
Zaman çizelgesi biraz daha önceki bir noktaya kayıyor.
and largely shaped by the attacks on 9/11
0:39ve büyük ölçüde 9/11 saldırıları tarafından şekillendirildi
that ultimately led to the third Iraq War. Kalıp ifadeler
0:41ki bu en sonunda üçüncü Irak Savaşı'na yol açtı.
led to: önce neden, sonra sonuç
led to içindeki lead to, “daha sonra ortaya çıkan bir sonuca neden olmak ya da katkıda bulunmak” demektir. Özne nedeni, to’dan sonraki isim öbeği ise sonucu belirtir: saldırılar savaşa yol açan neden olarak sunulur. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından mastar değil, bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir: led to the war; led to people leaving.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “daha sonraki bir sonuca neden oldu” anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: Heavy rain ____ flooding across the town.
Cevabı göster
led to
Oh, and Facebook and smartphones took over our lives. Öbek fiiller
0:44Oh, bir de Facebook ve akıllı telefonlar hayatlarımızı ele geçirdi.
took over: baskın hâle gelmek veya kontrolü ele almak
took over içindeki take over, “baskın hâle gelmek ya da kontrolü ele geçirmek” demektir. Cümlede mecaz anlamda kullanılmıştır: Facebook ve akıllı telefonlar insanların hayatlarına gerçek anlamda sahip olmadı; ancak günlük hayatı kontrol ediyor gibi görünecek kadar etkili hâle geldi. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yapı took over our lives örneğindeki gibi take over + nesne olabilir.
Alıştırma
“Streaming apps gradually took over her evenings.” cümlesinde took over ne anlama gelir?
- Akşamları için sorumluluk kabul ettiler.
- Akşamlarının baskın parçası hâline geldiler.
- Az ve açıkça sınırlı bir süre kapladılar.
Cevabı göster
Akşamlarının baskın parçası hâline geldiler.
just getting started: daha başlangıçta olmak
Burada just, “yalnızca” veya “daha yeni” anlamına gelir; be getting started ise “başlangıç aşamasında olmak” demektir. Birlikte, we're just getting started yapılan işin başladığını fakat grubun hâlâ başlangıca çok yakın olduğunu anlatır. Bu ifade aynı zamanda sonrasına işaret eder: daha pek çok şeyin olması beklenir. Heyecan, güven veya merak oluşturmak için sıkça kullanılır; hiçbir şeyin başlamadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “we're just getting started” ne anlama geliyor?
- Etkinlik henüz hiç başlamadı.
- Etkinlik hâlâ başlangıç aşamasında ve devamında çok şey olacak.
- Etkinlik neredeyse bitti.
Cevabı göster
Etkinlik hâlâ başlangıç aşamasında ve devamında çok şey olacak.
back up: hikâyede daha önceki bir noktaya dönmek
Bu cümlede back up, açıklamayı veya hikâyeyi zaman bakımından daha önceki bir noktaya götürmek anlamına gelir. Burada nesnesi açıkça belirtilmeyen geçişsiz bir öbek fiildir. Let's cümleyi bir öneriye dönüştürür: konuşan kişi mevcut zaman çizgisini durdurup daha önceki olaylara dönmek ister. Further, daha da eski bir noktaya gidileceğini gösterir. Zaman çizgisi bağlamı; bir aracı geri sürmek, verileri kopyalamak veya destek vermek gibi back up sözcüğünün diğer yaygın anlamlarını eler.
Alıştırma
Bir kişi “Let's back up further.” diyor. Ne öneriyor?
- Açıklamanın daha önceki bir noktasına dönmek.
- Bir aracı daha geriye sürmek.
- Bir bilgisayar dosyasının başka bir kopyasını oluşturmak.
Cevabı göster
Açıklamanın daha önceki bir noktasına dönmek.
The 20th century has seen its share of conflicts too. Deyimler
1:0020. yüzyıl da payına düşen çatışmaları gördü.
has seen its share of: önemli miktarda bir şey yaşamış olmak
Bu cümlede has seen, “yaşamış veya tanık olmuş” anlamına gelir. 20. yüzyıl gibi bir dönem, sanki olayları gözlemleyen biriymiş gibi ele alınır; dolayısıyla ifade gerçek anlamda görmekten söz etmez. has seen its share of conflicts, bu yüzyılda dikkate değer sayıda çatışma yaşandığını, muhtemelen istenenden daha fazla olduğunu anlatır. its share of özellikle belirsiz bırakılmıştır: kesin veya adil biçimde ayrılmış bir payı değil, “oldukça çok” anlamını verir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “önemli sayıda deneyim yaşamış” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın. The old theater ____ renovations over the years.
Cevabı göster
has seen its share of
the Cold War lasted for almost the whole second half of it.
1:05Soğuk Savaş, yüzyılın neredeyse tüm ikinci yarısı boyunca sürdü.
An average human lifespan covers most of this stuff
1:09Ortalama bir insan ömrü bu olayların çoğunu,
as well as the birth of the Internet and the beginning of the information age. Kalıp ifadeler
1:12aynı zamanda İnternetin doğuşunu ve bilgi çağının başlangıcını da kapsar.
as well as: ek bilgi eklemek
Burada as well as, “buna ek olarak” anlamına gelir. Daha önce sözü edilen şeylerin çoğuna İnternet’in doğuşunu ve bilgi çağının başlangıcını da ekler. Bir şeyi aynı derecede iyi yapmayı anlatan bir karşılaştırma değil, ek bilgi veren bir bağlayıcıdır. as well as ifadesinden önceki içerik genellikle ana nokta olarak sunulur, sonraki içerik ise eklenir. Cümlenin kolay anlaşılması için bağlanan bölümleri dil bilgisi bakımından paralel tutun.
Alıştırma
Hangi cümle as well as ifadesini paralel biçimlerle doğal şekilde kullanıyor?
- Daniel enjoys hiking as well as to take photos.
- Daniel enjoys hiking as well as taking photos.
- Daniel enjoys hiking as well as take photos.
Cevabı göster
Daniel enjoys hiking as well as taking photos.
The oldest living person on Earth is currently Misao Okawa,
1:17Dünyada şu an yaşayan en yaşlı kişi Misao Okawa'dır,
which means that her birth was closer to Napoleon ruling Europe Dilbilgisi
1:23bu da onun doğumunun Napolyon'un Avrupa'yı yönettiği döneme
Mesafeleri karşılaştırmak için closer to ... than to ...
Closer to A than to B, bir şeyi iki referans noktasıyla karşılaştırır. Bu cümlede zaman üzerinde konumlandırılan şey onun doğumudur: doğumu, günümüze kıyasla Napolyon'un yönetimiyle arasında daha kısa bir tarihsel mesafeye sahiptir. Her iki to da close to kalıbının parçasıdır. İki referans noktasını tanıtırlar; hareket veya yön bildirmezler. Aynı kalıp zaman, yer, sayı veya benzerlik karşılaştırmalarında da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi closer to ... than to ... ile tamamlayın: For Mia, the library is ____ home ____ the sports center.
Cevabı göster
closer to · than to
The last 500 years of human history brought enormous changes to our lifestyles.
1:30İnsanlık tarihinin son 500 yılı yaşam tarzlarımıza muazzam değişiklikler getirdi.
Industrialization gave rise to new ideas like communism. Kalıp ifadeler
1:35Sanayileşme, komünizm gibi yeni fikirlerin doğmasına yol açtı.
Gave rise to: bir sonucun ortaya çıkmasına neden olmak
Gave rise to, give rise to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Yeni bir şeyin ortaya çıkmasına veya gelişmesine neden olmak anlamına gelir. Bu cümlede sanayileşme, komünizm gibi yeni siyasi fikirlerin nedeni olarak sunulur. Kalıp, neden + give/gave rise to + sonuç biçimindedir. To, sabit ifadenin parçasıdır ve ardından bir isim veya isim grubu gelir.
Alıştırma
Cümleyi, “yeni bir endişenin ortaya çıkmasına neden oldu” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The data leak ____ serious privacy concerns.
Cevabı göster
gave rise to
Farmers became workers and knowledge became easier to distribute.
1:39Çiftçiler işçi oldu ve bilginin yayılması daha da kolaylaştı.
The theory of evolution changed how we saw ourselves and the world we live in, Dilbilgisi
1:44Evrim teorisi, kendimizi ve içinde yaşadığımız dünyayı görme şeklimizi değiştirdi,
changed how we saw ourselves: kendimizi görüş biçimimizi değiştirdi
Changed how we saw ourselves, “kendimizi anlama veya kendimize bakış biçimimizi değiştirdi” demektir. Buradaki saw, fiziksel görme eylemi değil, “bakmak” ya da “anlamak” anlamındadır. Kalıp change + how + özne + fiil şeklindedir. how ile başlayan yan cümle, change fiilinin tamamlayıcısıdır ve birinin bakışının nasıl değiştiğini anlatır; doğrudan soru değildir.
Alıştırma
Cümleyi, konuşanın bakış açısından change how someone sees yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. After a year of volunteering, the experience ____ my community.
Cevabı göster
changed how I saw
and the fall of Constantinople marked the end of the Middle Ages. Kalıp ifadeler
1:56ve Konstantinopolis'in düşüşü Orta Çağ'ın sonunu işaret etti.
marked the end of: … döneminin sonunu işaret etti
Bu cümlede marked the end of, “bir şeyin bittiğini gösteren işaret ya da sınır noktası oldu” demektir. Buradaki marked, “üzerine işaret koydu” veya “not verdi” anlamında değildir. İki tarihî olay, Orta Çağ ile sonraki dönem arasındaki sınır olarak birlikte sunulur. Bu ifade onların tarihî önemini belirtir; yalnızca bu iki olayın dönemin bitmesine doğrudan neden olduğunu söylemek zorunda değildir.
Alıştırma
Bir raporda son sunumun planlama ile inşaat arasındaki kabul edilen sınır olduğu, ancak değişime neden olduğunun iddia edilmediği belirtiliyor. Bu fikri en iyi hangi cümle ifade eder?
- The planning phase came to an end.
- The presentation marked the end of the planning phase.
- The presentation caused the planning phase to end.
Cevabı göster
The presentation marked the end of the planning phase.
People in the Middle Ages were super into war over territory and religion, Kelime
2:00Orta Çağ'daki insanlar bölge ve din uğruna savaşmaya çok meraklıydı,
super into: günlük konuşmada güçlü ilgi
Be super into something, bir şeye çok ilgi duymak veya o konuda çok hevesli olmak demektir. Buradaki into, fiziksel olarak içeri doğru hareket etmeyi ya da içeride bulunmayı anlatmaz. Bu cümlede toprak ve din uğruna savaşmak, kasıtlı olarak bir hobiymiş gibi anlatılır. Günlük ve abartılı ifade, tarafsız bir tarih anlatımı yerine kara mizah yaratır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimelik günlük ifadeyle tamamlayın: Leo watches every space documentary he can find. He is ____ astronomy.
Cevabı göster
super into
but the Black Death was far more efficient than war, Dilbilgisi
2:04ancak Kara Veba savaştan çok daha etkiliydi,
far more efficient than: karşılaştırmadaki büyük farkı vurgulamak
far + karşılaştırma biçimi + than yapısı, farkın küçük değil büyük olduğunu söyler. far more efficient than war ifadesinde far, more efficient ifadesini güçlendirir; fiziksel uzaklık anlatmaz. Efficient normalde az zaman veya çaba kaybıyla bir sonuca ulaşmak anlamına gelir. Bu kelimenin ölen insan sayısına uygulanması karşılaştırmayı kasıtlı olarak soğuk ve ironik hâle getirir.
Alıştırma
Büyük bir farkı vurgulamak için far kelimesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The electric train is far efficient than the old diesel train.
- The electric train is more far efficient than the old diesel train.
- The electric train is very more efficient than the old diesel train.
- The electric train is far more efficient than the old diesel train.
Cevabı göster
The electric train is far more efficient than the old diesel train.
killing every third European in 6 years. Dilbilgisi
2:066 yıl içinde her üç Avrupalıdan birini öldürdü.
killing ...: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Bu cümlede killing every third European in 6 years, ana cümlenin sonucunu veren bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. Neden-sonuç ilişkisini kısa biçimde anlatır: Kara Ölüm savaştan daha etkiliydi ve bunun sonucunda her üç Avrupalıdan birini öldürdü. killing fiilinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan the Black Death'tir. Buradaki killing, geçmişte devam eden zaman yapısının bir parçası değildir; bunun için was killing gibi bir biçim gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümlenin öznesinin yol açtığı sonucu göstermek için ‘virgül + -ing yan cümlesi’ yapısını doğru kullanır?
- Heavy rain flooded the tunnel, it forcing drivers to turn back.
- Heavy rain flooded the tunnel, forced drivers to turn back.
- Heavy rain flooded the tunnel, forcing drivers to turn back.
Cevabı göster
Heavy rain flooded the tunnel, forcing drivers to turn back.
Common Era: CE'nin açılımı olan tarihleme terimi
Common Era, 2024 CE gibi tarihlerde kullanılan takvim çağını belirten sabit bir tarih terimidir. Bu ifadede common tek başına “sıradan” anlamına gelmez; iki sözcük birlikte bir ad oluşturur. CE, Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve AD ile aynı yıl numaralarını kullanır. Bu çağdan önceki tarihler, Before the Common Era anlamındaki BCE ile gösterilir.
Alıştırma
Bir tarih kitabında 250 CE ne anlama gelir?
- Common Era'nın 250. yılı
- 250 yıl süren sıradan bir dönem
- Common Era'dan önceki 250 yıl
Cevabı göster
Common Era'nın 250. yılı
The peak of the Roman Empire was 2,000 years ago.
2:27Roma İmparatorluğu'nun zirvesi 2.000 yıl önceydi.
the pyramids were as old as the Romans are to us today. Dilbilgisi
2:32piramitler Romalıların bugün bize olduğu kadar eskiydi.
as old as: eşit yaş ve tarihsel uzaklık
as + sıfat + as yapısında ilk as dereceyi, ikinci as ise karşılaştırma ölçütünü belirtir. Bu nedenle as old as, “aynı derecede eski” veya “geçmişte aynı uzaklıkta” anlamına gelir; “daha eski” anlamına gelmez. Bu cümlede tarihsel uzaklık karşılaştırılır: Piramitler Romalılara, Romalıların bugün bize göründüğü kadar eski görünüyordu. İkinci as ifadesinden sonra gelen “the Romans are [old] to us today” bölümünde old bağlamdan anlaşıldığı için söylenmez. Bu eksiltme, sıfatın tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
Meşe ağacıyla okulun aynı yaşta olduğunu belirten ifadeyi seçin: This oak tree is _____ the school.
- older than
- the oldest of
- as old as
Cevabı göster
as old as
took place: bir olayın gerçekleştiğini söylemek
Took place, take place ifadesinin basit geçmiş zaman biçimidir. Özne bir olay veya süreç olduğunda “oldu” ya da “gerçekleşti” anlamına gelir. Burada tarım devrimi, gerçekleşmiş tarihsel bir gelişme olarak anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi take place ifadesinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The debate ____ in the library yesterday.
Cevabı göster
took place
which gave rise to the existence of cities and larger communities.
2:47bu da şehirlerin ve daha büyük toplulukların var olmasına zemin hazırladı.
The dominance of the human species over planet Earth really started here.
2:51İnsan türünün Dünya gezegeni üzerindeki hakimiyeti asıl burada başladı.
Neanderthals and humans coexisted in Europe.
2:56Neandertaller ve insanlar Avrupa'da bir arada yaşıyordu.
this is roughly the time period a modern spacecraft would need to reach the nearest star.
3:00bu, modern bir uzay aracının en yakın yıldıza ulaşması için ihtiyaç duyacağı süreyle kabaca aynıdır.
what we call A.D. seems pretty small, doesn't it? Notlar
3:13M.S. (Milattan Sonra) dediğimiz şey oldukça küçük görünüyor, değil mi?
Bakış açısını belirleyen Looking at ...
Looking at all of human history, cümle başında kullanılan bir -ing yan cümleciğidir. “İnsanlık tarihinin tamamına baktığımızda” veya “bu geniş açıdan bakıldığında” anlamına gelir ve ana cümledeki değerlendirmenin çerçevesini belirler. Bakma eylemini gerçekleştirenlerin konuşmacı ve dinleyiciler, yani ana cümledeki değerlendirmeyi yapan kişiler olduğu anlaşılır. Burada looking at bir bakış açısını ifade eder; tarihin izlenmekte olduğu gibi edilgen bir anlam taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede Looking at ... konuşmacının değerlendirme bakış açısını belirlemek için doğru kullanılmıştır?
- The whole map looking at, we found a shorter route.
- Looking at the whole map, it was a shorter route.
- Looking at the whole map, we found a shorter route.
Cevabı göster
Looking at the whole map, we found a shorter route.
what we call A.D.: A.D. dediğimiz dönem
what we call A.D., “A.D. dediğimiz dönem” anlamına gelir. Burada what, “... olan şey veya dönem” ve onu bağlayan that fikrini zaten içerir; bu nedenle yan cümleciğin tamamı seems fiilinin öznesidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp what + özne + call + ad biçimindedir ve bir ad verilen şeyi tanıtır. Örneğin what people call X, “insanların X dediği şey” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “insanların ad verdiği şey” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: This is ____ a solar eclipse.
Cevabı göster
what we call
Katılım bekleyen soru eklentisi doesn't it?
Doesn't it?, olumlu what we call A.D. seems pretty small cümlesine eklenen olumsuz bir soru eklentisidir. Konuşanın bilmediği bir bilgiyi sormak yerine, dinleyeni konuşanın değerlendirmesine katılmaya çağırır. Eklentide does kullanılmasının nedeni, ana fiil seems’in geniş zamanda olmasıdır; it ise what we call A.D. ifadesine gönderme yapar. Olumlu bir cümle normalde olumsuz bir soru eklentisi alır: It seems small, doesn't it?
Alıştırma
Olumlu cümleyi uygun olumsuz soru eklentisiyle tamamlayın: The new map looks much clearer, ____?
Cevabı göster
doesn't it
our ancestors and the modern chimpanzee shared a common ancestor for the last time. Kalıp ifadeler
3:19atalarımız ve modern şempanze son kez ortak bir atayı paylaştı.
shared a common ancestor: iki dal, daha eski tek kaynak
Shared a common ancestor, iki soy hattının daha eski aynı ata topluluğundan geldiği anlamına gelir. Modern şempanzenin insanların atası olduğu anlamına gelmez. Kalıp X and Y shared a common ancestor biçimindedir. Burada share, bir kişiyi iki grup arasında bölmek veya dağıtmak değil, ortak olarak sahip olmak anlamındadır.
Alıştırma
İki soy hattının daha eski aynı topluluktan geldiğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Wolves and domestic dogs ____ in the distant past.
Cevabı göster
shared a common ancestor
all the rage: şu anda son derece popüler
All the rage, bir şeyin belirli bir dönemde son derece popüler veya moda olduğunu belirten bir deyimdir. Bu kalıplaşmış ifadede rage sözcüğü, olağan “şiddetli öfke” anlamını taşımaz. Burada taş aletleri all the rage diye tanımlamak, eski bir teknolojiyi geçici bir modern akım gibi gösterir. Mizah, tarih öncesinde çok uzun süre kullanılmış bir şeyin moda diliyle anlatılmasından doğar.
Alıştırma
“Şu anda son derece popüler” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: That new game is ____ at school this month.
Cevabı göster
all the rage
the age of the dinosaurs ended in an enormous explosion,
3:33dinozorların çağı devasa bir patlamayla sona erdi,
A mere + miktar: bir miktarı küçük göstermek
A mere + miktar, “yalnızca bu kadar” anlamına gelir ve bu miktarı örtük bir ölçeğe göre şaşırtıcı derecede küçük veya kısa gösterir. Mere, konuşanın değerlendirmesini yansıtır; gerçek sayıyı değiştirmez. Bu cümlede 65 milyon yılın önünde a mere kullanılmasının nedeni, ele alınan zaman ölçeğinin çok daha büyük olmasıdır. Bu ifade, miktarı bilinçli biçimde küçümseyerek hafifçe mizahi bir karşıtlık yaratır.
Alıştırma
Hangi seçenek yirmi saniyeyi şaşırtıcı derecede kısa gösterir? The download finished in ___ twenty seconds.
- roughly
- a full
- a mere
Cevabı göster
a mere
which paved the way for the rise of mammals. Deyimler
3:36bu da memelilerin yükselişine zemin hazırladı.
“paved the way for”: sonraki gelişmenin koşullarını oluşturmak
Bu cümlede paved the way for, “daha sonra bir şeyin gerçekleşmesini sağlayan koşulları oluşturdu” anlamına gelir. Dinozorların yok olması memelileri doğrudan yaratmadı; memelilerin yayılıp baskın hâle gelmesi için fırsatlar oluşturdu. Kalıp pave the way for + isim veya -ing biçimidir. İlk olayı bir hazırlık ya da engellerin kaldırılması olarak sunar; onu mutlaka tek ve doğrudan neden olarak göstermez.
Alıştırma
“Koşullarını oluşturdu” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: Affordable batteries ____ practical electric cars.
Cevabı göster
paved the way for
But the dinosaurs ruled the Earth for an incredibly long time,
3:38Fakat dinozorlar dünyayı inanılmaz derecede uzun bir süre yönetti,
That's so long that it means a T-Rex that lived 65 million years ago
3:45Bu o kadar uzun bir süre ki, 65 milyon yıl önce yaşamış bir T-Rex'in
Animal life on this planet started 600 million years ago.
3:56Bu gezegendeki hayvan yaşamı 600 milyon yıl önce başladı.
The earliest animals were fish and other small simple sea creatures.
4:00En eski hayvanlar balıklar ve diğer küçük, basit deniz canlılarıydı.
“joined the party”: “o da katıldı” demenin eğlenceli bir yolu
Burada joined the party, “o da katılmaya başladı” veya “zaten sürmekte olan şeyin parçası oldu” anlamına gelir. Memeliler, başka yaşam türleri zaten oradayken bir partiye gelmiş gibi düşünülür. Bu eğlenceli benzetme olayların sırasını düzenler: önce diğer gruplar ortaya çıktı, ardından memeliler sahneye girdi. Gerçek bir kutlamayı anlatmaz.
Alıştırma
“After years of watching from the sidelines, our school joined the party and started recycling,” cümlesinde “joined the party” ne anlama gelir?
- Okul da katılmaya başladı.
- Okul bir kutlama düzenledi.
- Okul siyasi bir örgüte katıldı.
Cevabı göster
Okul da katılmaya başladı.
there were 2.4 billion years when life consisted only of tiny microbes, Kalıp ifadeler
4:19yaşamın sadece minik mikroplardan oluştuğu 2,4 milyar yıl vardı,
consisted only of: bir şeyin yalnızca hangi parçalardan oluştuğunu belirtmek
Burada life consisted only of tiny microbes, o dönemdeki tüm yaşamın yalnızca minik mikroplardan oluştuğu ve başka hiçbir yaşam türünün bulunmadığı anlamına gelir. Consist of bir bütünü parçalarına bağlar; only ise başka yaşam türlerini dışarıda bırakır. Kalıp whole + consist(s/consisted) only of + components şeklindedir. Fiil, bütünü belirten özneyle uyumlu olur ve zamana göre değişir; of bileşenleri tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi özneyle uyumlu consist only of biçimiyle tamamlayın: For this beginner level, the checklist ____ three simple steps.
Cevabı göster
consists only of
all life on Earth was invisible to the naked eye. Kalıp ifadeler
4:29dünyadaki tüm yaşam çıplak gözle görülemezdi.
invisible to the naked eye: çıplak gözle görülemeyen
Invisible to the naked eye, bir şeyin mikroskop veya başka bir görsel yardımcı olmadan görülemeyecek kadar küçük, soluk ya da belirsiz olması demektir. Bu cümlede yaşam vardı, fakat mikroskobik boyutu insanların onu doğrudan görmesini engelliyordu. The naked eye, herhangi bir araçla desteklenmeyen insan görüşünü anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Naked burada gerçek anlamında değildir; ifade normal görüş ile araç destekli gözlemi karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi alet olmadan görülmesi imkânsız anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The scratches are ____, but a microscope reveals them clearly.
Cevabı göster
invisible to the naked eye
could develop into complex life forms like fish or sloths.
4:36balıklar veya tembel hayvanlar gibi karmaşık yaşam formlarına nasıl dönüşebildiğini anlamak zor.
a whole lot of: çok büyük bir miktarı vurgulama
Bu cümlede a whole lot of, “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Sayılamayan time ismini niteler. Whole sözcüğü a lot of ifadesini güçlendirir. Burada zamanın tek ve “bütün” bir nesne olduğu söylenmez; konuşan kişi ne kadar çok zaman gerektiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “çok büyük miktarda” anlamına gelen, whole sözcüğünü içeren samimi ve vurgulu ifadeyle tamamlayın: Learning a new skill takes ____ practice.
Cevabı göster
a whole lot of
2.4 billion years is a lot of time to work with.
4:442,4 milyar yıl, işin yapılması için çok büyük bir zamandır.
the Sun was born from the remnants of a giant explosion.
4:50Güneş dev bir patlamanın kalıntılarından doğdu.
frequent bombardment by comets and asteroids supplied the Earth with large oceans Kalıp ifadeler
4:58kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin sık sık bombardımana tutması Dünya'ya geniş okyanuslar
supply A with B: supplied the Earth with large oceans
supply A with B kalıbı, “A’ya B vermek veya sağlamak” anlamına gelir. A alan taraf, B ise sağlanan şey ya da kaynaktır. Bu cümlede the Earth alan taraftır ve large oceans bombardımanın sağladığı şeyi belirtir. Bu sözcük diziminde with, B’yi başlatır.
Alıştırma
Cümleyi supply A with B kalıbıyla tamamlayın: The rescue team supplied the village ____ clean drinking water.
Cevabı göster
with
and a moon to send spaceships to. Dilbilgisi
5:03ve uzay gemilerini gönderebileceğimiz bir ay sağladı.
a moon to send spaceships to: isimden sonra gelen mastar niteleyicisi
“to send spaceships to” mastar öbeği moon sözcüğünden sonra gelir ve bu ismi niteler. Burada “insanların uzay araçları gönderebileceği bir ay” anlamındadır: Ay gönderen değil, varış yeridir. İki to farklı görevler üstlenir. İlk to, send mastarını başlatır; sondaki to ise varış yerini gösteren edattır. Bu edatın nesnesi önceki moon isminden anlaşılır, bu nedenle sondaki to gereklidir.
Alıştırma
“Bilim insanlarının sonda gönderebileceği” anlamında bir mastar niteleyicisi oluşturmak için send probes ifadesini kullanın. Scientists are looking for a nearby world ____.
Cevabı göster
to send probes to
as far as the whole universe goes: bir değerlendirmenin kapsamını belirleme
“as far as the whole universe goes” kalıbı, ifadenin kapsamını belirler: Güneş sistemi tüm evrenin yaşına göre değerlendirildiğinde oldukça yenidir. Böylece “pretty new” ifadesinin mutlak bir iddia gibi duyulması önlenir. Tekrar kullanılabilen “as far as X goes” kalıbında far uzaklığı, goes ise hareketi anlatmaz. İfadenin bütünü yaklaşık olarak “X dikkate alındığında” veya “X açısından” anlamına gelir.
Alıştırma
battery life konusuyla kapsam belirleyen kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, this laptop is a good choice.
Cevabı göster
As far as battery life goes
pretty new: derece zarfı olarak pretty
Burada pretty, new sözcüğünü niteleyen, resmî olmayan bir derece zarfıdır. “Oldukça” veya “epey” anlamına gelir; yani Güneş sistemi, konuşulan zaman ölçeğine göre nispeten genç olarak tanımlanır. Bu cümlede “güzel” anlamına gelmez. Pretty genellikle fark edilir ancak bağlama göre değişen bir derece anlatır; çoğu zaman very kadar güçlü değildir, bu yüzden “aşırı derecede” diye anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
“The room is pretty quiet today,” cümlesinde pretty ne anlama gelir?
- “Tamamen ve mutlak biçimde” anlamına gelir.
- “Çekici” anlamına gelir.
- “Oldukça” veya “epey” anlamına gelir.
Cevabı göster
“Oldukça” veya “epey” anlamına gelir.
we don't know that yet and maybe we never will. Dilbilgisi
5:24bunu henüz bilmiyoruz ve belki de hiçbir zaman bilmeyeceğiz.
The truth is, ile dürüst bir sonucu açıklamak
“The truth is,” konuşmacının dürüst ve net sonucunu duyuran bir söylem belirleyicisidir. Dinleyiciyi ardından gelen temel noktaya hazırlar: cevabı henüz bilmiyoruz. Genellikle bir sorudan, umuttan veya beklentiden daha az tatmin edici bir gerçeğe geçişi gösterir. Mutlaka birini yalan söylemekle suçlamaz; buradaki truth, açık sözlülüğü ve doğrudanlığı vurgular.
Alıştırma
Dürüst bir sonucu bildiren, dersteki üç sözcüklü giriş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “____, we cannot promise that the trip will happen.”
Cevabı göster
The truth is
maybe we never will...: sondaki will tekrar edilen fiil grubunun yerini tutar
Burada will, tekrarlanan know that fiil grubunun yerini tutar: maybe we never will, maybe we will never know that anlamına gelir. Kip, gelecek anlamını korur; never will'den sonra gelir ve atlanan fiil grubu bağlamdan anlaşılır. Bu, yardımcı fiil eksiltmesidir: Önceki fiil açıkça anlaşılıyorsa İngilizce onu tekrarlamak yerine düşürür. Buradaki will, isteklilik ya da söz verme değil, geleceğe dair bir olasılık bildirir.
Alıştırma
We have not found the answer yet, and maybe we never ____.
Cevabı göster
will
gave it some color: gerçek bir renk değil, canlılık katmak
gave it some color, give something some color kalıbının mecazlı kullanımıdır. Buradaki color, normalde sade olan bir fikri hayal etmeyi kolaylaştıran canlı ayrıntılar, kişilik veya ilgi çekicilik anlamına gelir; fiziksel bir renk değişikliği anlamına gelmesi gerekmez. It, soyut bir zaman çizelgesine veya bilinmeyen bir zamanın görsel anlatımına gönderme yapar. Anlatıcı, bunu hayal etmeyi ya da göstermeyi, sanki ona renk vermiş gibi şakacı bir şekilde anlatır.
Alıştırma
Bir konuşmacı sıkıcı bir sunuma komik bir kişisel hikâye ekliyor ve "It gave the presentation some color." diyor. Bu ne anlama gelir?
- Sunumu daha canlı ve ilgi çekici hâle getirdi.
- Sunumu belirli bir fiziksel renge dönüştürdü.
- Sunumdaki ayrıntıların çoğunu ortadan kaldırdı.
Cevabı göster
Sunumu daha canlı ve ilgi çekici hâle getirdi.
Rahatlatıcı bir noktayı koruyan at least
Burada at least, bir sınırlama kabul edildikten sonra hâlâ geçerli olan tek bir noktaya odaklanır. Konuşan kişi durumun tamamen tatmin edici olduğunu söylemez; işe yarar bir noktayı korur: en azından buna hâlâ sahibiz. Bu söylem kullanımı genellikle kötü bir haberden, belirsizlikten veya bir ödün vermeden sonra gelir. Şu kalıbı düşünebilirsiniz: X eksik olsa da at least Y hâlâ geçerlidir. Böylece mesaj, sınırlamadan küçük bir teselliye yönelir.
Alıştırma
“The plan is not perfect, but at least it is affordable.” cümlesinde at least ne yapar?
- Planın mümkün olan en düşük fiyata sahip olduğunu söyler.
- Bir sınırlamaya rağmen hâlâ geçerli olan olumlu bir gerçeği gösterir.
- Kesin bir asgari sayı belirtir.
Cevabı göster
Bir sınırlamaya rağmen hâlâ geçerli olan olumlu bir gerçeği gösterir.
Kapanış kalıbı olarak there you have it
There you have it, sabit bir kapanış ifadesidir. Bir açıklama, gösterim veya sonuç sunumundan sonra, sonucun ya da özetin tamamlandığını ve dinleyiciye sunulduğunu belirtir. Bu cümlede the past etiketi, az önce sunulan içeriğe verilen genel addır. There burada fiziksel bir yeri göstermez, have ise sahip olma anlamına gelmez. İfade söylem düzeyinde çalışır: sunumu kapatır ve dinleyiciye tamamlanmış sonucun bu olduğunu bildirir.
Alıştırma
Bir sunucu, bir cihazın nasıl çalıştığını açıklamayı bitirdi ve gösterimi kapatmak istiyor. Hangi cümle hedef ifadeyi doğal biçimde kullanır?
- There you have it—the device is ready to use.
- There you have it before I begin the first step.
- I have it there because the table is nearby.
Cevabı göster
There you have it—the device is ready to use.
Now, let's take a look at what we know about the future.
5:35Şimdi, gelecek hakkında bildiklerimize bir göz atalım.
the Sun will be so hot that life on Earth becomes impossible. Dilbilgisi
5:41Güneş o kadar sıcak olacak ki Dünya'daki yaşam imkansız hale gelecek.
so hot that: sonuca yol açan derece
so hot that ifadesinde so, hot sıfatını niteler ve derecenin çok yüksek olduğunu gösterir. That ile başlayan yan cümle bu derecenin doğurduğu sonucu açıklar: Güneş'in ısısı Dünya'da yaşamı imkânsız hâle getirir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümlesidir. Önce niteliğin ne kadar güçlü olduğunu, ardından bunun sonucunda ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Sonuç bildiren kalıbı tamamlayın: The soup was ____ hot that I had to wait before eating it.
Cevabı göster
so
from now: gelecekteki bir zamanı konumlandırmak
A few trillion years from now ifadesinde süre, şimdiki andan geleceğe doğru sayılır. Zaman ifadesinin tamamı gelecekteki bir noktayı belirtir; yıldız oluşumunun bu sürenin tamamı boyunca devam ettiği anlamına gelmez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp süre + from now biçimindedir; two days from now ve ten years from now bunun örnekleridir. Bu zaman ifadesi cümlenin başında olduğunda ana cümleden virgülle ayrılabilir.
Alıştırma
Şimdiki zamanı açıkça referans noktası yapan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new bridge will open two years ____.
Cevabı göster
from now
inhabited only by black holes. Dilbilgisi
6:05sadece kara deliklerin yaşadığı bir yer haline gelecek.
inhabited only by black holes: kısaltılmış edilgen betimleme
inhabited only by black holes ifadesinde inhabited, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır. Evren karardıktan sonraki durumu anlatır: evreni yalnızca kara delikler kaplamaktadır. Bu ifade, which is inhabited only by black holes yapısının kısaltılmış hâlidir. Anlamca öznesi The universe olduğundan, virgülden sonraki ifade özneyi ve be fiilini tekrarlamadan sonucu veya durumu kısa biçimde ekler. inhabit genellikle insanların ya da hayvanların bir yerde yaşamasını anlatır. Burada ise mecazlıdır; kara delikler evrenin son sakinleri gibi sunulur.
Alıştırma
Cümleyi inhabit ile kurulan ve orada yalnızca birkaç deniz kuşunun yaşadığını anlatan üç sözcüklü edilgen ortaç ifadesiyle tamamlayın: By winter, the remote island was quiet, ____ a few seabirds.
Cevabı göster
inhabited only by
Long after the last black hole has evaporated, Dilbilgisi
6:08Son kara delik buharlaştıktan çok sonra,
Long after: bir olayı çok daha sonraya yerleştirmek
Long after, “çok uzun süre sonra” anlamına gelir. Evrenin son aşamasına ulaşmasını, son kara deliğin buharlaşmasından çok daha sonraya yerleştirir. Long burada fiziksel uzunluğu değil, zaman aralığını anlatır. Burada after sözcüğünü the last black hole has evaporated tam yan cümlesi izler. Bu yan cümledeki olay önce, ana cümledeki olay daha sonra gerçekleşir. Present perfect has evaporated, daha sonraki noktadan bakıldığında önceki gelecek olayını tamamlanmış olarak sunar; reaches ise zaman çizelgesini anlatmak için simple present kullanır.
Alıştırma
Cümleyi “çok uzun süre sonra” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the castle was abandoned, trees grew through its halls.
Cevabı göster
Long after
heat death: evrenin olası bir son durumu
Heat death, yani ısı ölümü, evrenin olası bir son durumunu anlatan bir kozmoloji terimidir. Enerji o kadar eşit dağılmıştır ki büyük ölçekli süreçleri çalıştıracak kullanılabilir farklar kalmaz; bu yüzden anlamlı değişimler neredeyse tamamen durur. Buradaki heat, evrenin aşırı yüksek sıcaklık yüzünden yok olması demek değildir. Adı termodinamikten gelir: Evren artık yararlı iş yapamadığı için fiilen “ölü” durumdadır.
Alıştırma
Bilimsel bir yazıda heat death ne anlama gelir?
- Bütün yıldızlar aynı anda patlar.
- Evren aşırı derecede ısındığı için yok olur.
- Enerji o kadar eşit dağılır ki büyük ölçekli süreçlerin neredeyse hiçbiri devam edemez.
Cevabı göster
Enerji o kadar eşit dağılır ki büyük ölçekli süreçlerin neredeyse hiçbiri devam edemez.
Now, you're feeling some pretty weird feelings right now,
6:23Şu an, oldukça tuhaf hisler içindesiniz,
aren't you?: onay isteyen bir eklenti soru
Aren't you?, olumlu you're feeling some pretty weird feelings cümlesine eklenen olumsuz bir eklenti sorudur. be fiiliyle kurulan olumlu bir cümle olumsuz bir eklenti soru alır ve zamir özneyle eşleşir: You are ..., aren't you? Burada anlatıcı, dinleyicinin tuhaf duygular hissettiğini zaten düşünür ve bunu onaylamasını ister. Bu eklenti soru cümleyi etkileşimli hâle getirir; yalnızca Are you feeling strange? diye sormaktan daha az tarafsızdır.
Alıştırma
Cümleyi doğru eklenti soruyla tamamlayın: You're waiting for the bus, ____?
Cevabı göster
aren't you
It's only natural: anlaşılır bir tepki
It's only natural birini rahatlatmak için kullanılan bir ifadedir. Bir kişinin tepkisinin beklenebilir ve anlaşılır olduğunu, garip ya da yanlış olmadığını söyler. Buradaki only, bunun tamamen normal olduğu fikrini güçlendirir; tepkinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bu ifade kişinin tepkisini anlatır; tepkiye yol açan olayın iyi ya da zararsız olduğunu zorunlu olarak söylemez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız ilk kez sahneye çıkmadan önce gergin. "It's only natural" ne anlatır?
- Bu duygu anlaşılırdır.
- Bu duygu gizlenmelidir.
- Bu duygu imkânsızdır.
Cevabı göster
Bu duygu anlaşılırdır.
The good news is: olumlu bilgi sunmak
The good news is, bir sorun veya endişeden sonra olumlu ya da rahatlatıcı bir gerçeğin geleceğini bildiren bir söylem kalıbıdır. Mesajı düzenler; resmi bir haber türünün adını vermez. Bu cümledeki olumlu nokta, olayların son derece uzakta olmasıdır. Kalıp, daha büyük sorunun ortadan kalktığını söylemez; dikkati rahatlatıcı bölüme çevirir.
Alıştırma
Bir sorundan söz ettikten sonra "The good news is," ne işe yarar?
- Yeni bir soru tanıtır.
- Sorunun kötüleştiğini söyler.
- Olumlu veya rahatlatıcı bir noktayı tanıtır.
Cevabı göster
Olumlu veya rahatlatıcı bir noktayı tanıtır.
far, far away: aşırı zaman uzaklığını tekrarla vurgulamak
Far away genellikle bir referans noktasından çok uzakta olmayı belirtir. Buradaki referans noktası şimdiki zamandır; bu nedenle uzaklık mekânsal değil, zamansaldır: olaylar çok uzak bir geleceğe aittir. Far sözcüğünün tekrarı bilinçli bir vurgudur. İlk far ölçeği belirler; ikincisi ise bu ölçeği daha da büyük ve duygusal olarak daha uzak hissettirir. Bu tür tekrarlar, etkileyici konuşma ve yazıda bir sıfatı ya da zarfı güçlendirebilir.
Alıştırma
Bu cümlede far, far away neyi vurguluyor?
- Son derece uzak bir geleceği ifade eder.
- Fiziksel olarak uzaktaki bir yeri belirtir.
- Olayın az önce gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Son derece uzak bir geleceği ifade eder.
The only X that ... is Y: tek bir cevabı belirlemek
The only X that ... is Y kalıbı önce X kategorisini belirtir, ardından that yan cümlesiyle bu kategoriyi koşulu karşılayan tek üyeye indirger. Bağ fiili is, Y'nin bu tek üye olduğunu gösterir. Bu cümlede time kategoridir, that actually matters sınırlayıcı bölümdür, now ise cevap ve odak noktasıdır. Actually, diğer zamanların mevcut öncelikler açısından önemli olmadığı yönündeki konuşmacı yargısını güçlendirir; bir eylemin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu yapı, alternatifleri devre dışı bırakmak ve dikkati tek bir koşula, seçeneğe veya önceliğe yöneltmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Yeni cümleyi The only X that ... is Y kalıbıyla tamamlayın: ____ key that opens this cabinet ____ the silver one.
Cevabı göster
The only · is
ask her out: birini buluşmaya davet etmek
Burada ask her out, onu bir buluşmaya davet etmek anlamına gelir. Ask ve out birlikte bir öbek fiil oluşturur; ona gitmesini söylemek anlamına gelmez. Kalıp ask + kişi + out şeklindedir. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: ask her out denir, ask out her denmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için ask ... out ifadesini doğru sırayla kullanın: Nina likes Leo, so she plans to ____.
Cevabı göster
ask him out
Make it count: fırsatı iyi değerlendir
Make it count, bu zamanı veya fırsatı iyi kullanarak gerçekten değerli hâle getirmek ya da iyi bir sonuç elde etmek anlamına gelen kısa bir emirdir. Burada it, eldeki zamanı ifade eder. Burada count, sayıları söylemek veya hesaplamak anlamına gelmez. Önemli ya da değerli olmak anlamındadır; bu nedenle tüm ifade gerçek anlamlı değil, motive edicidir.
Alıştırma
Teşviki tamamlamak için make ... count ifadesini kullanın: We have one chance to present our idea, so let's ____.
Cevabı göster
make it count