3 Boyutlu Yazıcılar - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
867 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Program, Gutenberg’in matbaasından malzemeyi katman katman ekleyerek nesne üreten 3D yazıcılara kadar baskı teknolojisinin gelişimini ele alıyor. Cihazların ucuzlamasının hızlı prototiplemeyi nasıl yaygınlaştırdığını ve otomatik bir sürecin kişiye özel protez gözü yaklaşık 30 dakikada üretebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it was only after the millennium that tech companies began to realize how it could be done. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: it was only after ... that ... vurgu yapısının belirleyici bir zamanı nasıl öne çıkardığını öğrenin. Bu yapıyı tarihî veya teknik açıklamalarda, ilerlemenin ancak koşullar değiştikten sonra başladığını göstermek için kullanabilirsiniz. 2. models of a product that can be tested, improved, and used to develop better products. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Prototype kavramını anlaşılır biçimde tanımlayan bu ifadeyi ve içerdiği test, iyileştirme ve sonraki ürünü geliştirme sırasını kavrayın. Böylece ürün tasarımını yalnızca uzmanlık jargonuna dayanmadan açıklayabilirsiniz. 3. what we have been developing is a technique to automate the whole process. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: What yan cümlesinin özne görevi görerek dikkati ekibin geliştirmekte olduğu sonuca nasıl yönelttiğini fark edin. Bu kalıbı resmî sunumlarda geliştirilmekte olan bir yöntemi tanıtmak ve yöntemin pratik amacını açıkça belirtmek için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from the BBC.

0:01

BBC'den Altı Dakikalık İngilizce.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:06

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce.

I'm Sam.

0:10

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:10

Ve ben Neil.

In 1436 in Germany, Johannes Gutenberg invented the printing press, Kültür

0:12

1436'da Almanya'da Johannes Gutenberg,

Kültür

printing press: Gutenberg'in mekanik matbaa makinesi

Bu tarihsel cümlede printing press, metin sayfalarını çok sayıda çoğaltmak için kullanılan mekanik bir baskı aygıtını ifade eder. Gutenberg'in icadı bu teknolojinin erken bir biçimiydi; bilgisayara bağlı modern bir yazıcı değildi. printing press ifadesini tek bir birleşik isim olarak anlayın. Burada press, makinenin adının bir parçasıdır; haber medyası ya da yalnızca bastırma eylemi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede printing press ne anlama geliyor?

  1. Bilgisayara bağlı modern bir ofis yazıcısı
  2. Haber medyası
  3. Metinlerin çok sayıda kopyasını basan erken dönem mekanik bir aygıt
Cevabı göster

Metinlerin çok sayıda kopyasını basan erken dönem mekanik bir aygıt

a machine capable of making many copies of the same page of text. Dilbilgisi

0:18

aynı metin sayfasının birçok kopyasını çıkarabilen bir makine olan matbaayı icat etti.

Dilbilgisi

machine capable of making: capable of + -ing yapısı

machine capable of making... ifadesinde capable of making... sıfat grubu machine sözcüğünden sonra gelir ve makinenin ne yapabildiğini açıklar. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + capable of + -ing şeklindedir. capable sözcüğünden sonra of ve fiilin -ing biçimi kullanılır: capable of making. Bu ifade bir yeteneği veya kapasiteyi anlatır; eylemin şu anda gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi make ve capable of + -ing kalıbıyla tamamlayın: This device is capable ____ detailed maps.

Cevabı göster

of making

Ever since printing has been used around the world to produce books, newspapers, and magazines. Notlar

0:23

O zamandan beri baskı, dünya çapında kitaplar, gazeteler ve dergiler üretmek için kullanılıyor.

Anlatım akışı

Ever since: geçmişteki bir başlangıç noktasını bugüne bağlamak

Ever since burada tek bir zaman bağlama ifadesi olarak kullanılır ve “o zamandan şimdiye kadar sürekli olarak” anlamına gelir. Başlangıç noktası önceki bağlamda zaten verilmiştir; bu ifade de o noktayı baskı teknolojisinin sonraki tarihine taşır. Bir şeyin yalnızca bir kez gerçekleştiğini söylemez, zaman çizgisini düzenler. has been used ile kullanıldığında bitiş noktası şimdiki zamandır.

Alıştırma

Bu cümlede ever since nasıl bir zaman ilişkisi ifade ediyor?

  1. Gelecekte başlayacak bir plan
  2. Önceki bir başlangıç noktasından günümüze kadar devamlılık
  3. Geçmişte bilinmeyen bir zamanda gerçekleşen tek bir olay
Cevabı göster

Önceki bir başlangıç noktasından günümüze kadar devamlılık

Dilbilgisi

printing has been used: present perfect edilgen yapı

Printing has been used, present perfect edilgen yapıdır: has + been + geçmiş zaman ortacı. Burada printing, tekil kabul edilen sayılamayan bir isimdir; bu yüzden has alır. used ise ona yapılan eylemi gösterir. Edilgen yapı, dikkati onu kullanan kişiler yerine baskı teknolojisine yöneltir. Bu cümlede ever since geçmişteki başlangıç noktasını verir; böylece yapı, kullanımın günümüze kadar sürdüğünü veya tekrarlandığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi use fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: This method ____ in our school for ten years.

Cevabı göster

has been used

Printing technology has come a long way since Gutenberg's time, Deyimler

0:29

Baskı teknolojisi Gutenberg zamanından bu yana çok yol kat etti,

Deyimler

has come a long way: zaman içinde büyük ilerleme

Has come a long way, bir şeyin büyük ilerleme kaydettiğini anlatan bir deyimdir. Bu cümlede baskı teknolojisinin Gutenberg'in zamanından beri ne kadar geliştiğini değerlendirir; fiziksel bir yolculuktan söz etmez. Özne + has/have come a long way kalıbı bir kişinin, becerinin, teknolojinin veya durumun zaman içindeki gelişimini olumlu biçimde anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘büyük ilerleme kaydetti’ anlamındaki deyimle tamamlayın: Medical imaging ____ since the 1990s.

Cevabı göster

has come a long way

but even today's most advanced laser printers have only printed flat two-dimensional objects Anlatım akışı

0:33

ancak günümüzün en gelişmiş lazer yazıcıları bile sadece düz iki boyutlu nesneler basıyordu

until now.

0:40

şimdiye kadar.

Anlatım akışı

have only ... until now: değişimden önceki eski bir sınır

have only printed flat two-dimensional objects until now yapısında present perfect, bugünden bakarak yazıcıların geçmişte ürettiklerini ele alır. Only bu sonuçları düz, iki boyutlu nesnelerle sınırlar; böylece yan cümle bugüne kadar geçerli olan bir kısıtlamayı sunar. Bu bağlamda until now, bugünü bir dönüm noktası yapar: eski kısıtlama bu ana kadar geçerliydi ve konuşmacı şimdi farklı bir durumu tanıtmak üzeredir. Açıklamalar bilgiyi sık sık bu sırayla düzenler: önce eski sınır, ardından yeni gelişme.

Alıştırma

Açıklamada have only ... until now yapısının görevi nedir?

  1. Geçmişteki bir sınırlamayı sunar ve şimdiki noktada bir değişiklik olacağını bildirir.
  2. Lazer yazıcıların hiçbir zaman farklı bir şey basmayacağını öngörür.
  3. Lazer yazıcıların yalnızca iki boyutlu nesneler üretmeye bugün başladığını söyler.
Cevabı göster

Geçmişteki bir sınırlamayı sunar ve şimdiki noktada bir değişiklik olacağını bildirir.

In this program, we're discussing 3D printers, Anlatım akışı

0:41

Bu programda 3B yazıcıları tartışıyoruz,

Anlatım akışı

Konuyu belirten In this program, we're discussing ...

In this program mevcut yayını konuşmanın çerçevesi olarak belirler; we're discussing ise ardından gelecek konuyu duyurur. Bu iki bölüm birlikte açık bir konu yönlendirmesi yapar: dinleyiciye neye dikkat etmesi gerektiğini söyler ve açılışı düzenler. Buradaki şimdiki zaman yalnızca gündelik bir konuşmayı anlatmaz. Tartışmayı programın şu anda gerçekleştirmeyi planladığı etkinlik olarak sunar. Ortamı belirten sözcüğü ve konuyu değiştirerek aynı kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir programın başında In this program, we're discussing ... ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Tartışmanın sona erdiğini duyurur.
  2. Konuşmacıların konu hakkında anlaşamadığını söyler.
  3. Dinleyiciye programın neye odaklanacağını söyler.
Cevabı göster

Dinleyiciye programın neye odaklanacağını söyler.

printers which can build solid three-dimensional objects out of a variety of materials, Kalıp ifadeler

0:45

plastik, beton ve metal dahil olmak üzere çeşitli malzemelerden

including plastic, concrete, and metal.

0:50

katı üç boyutlu nesneler inşa edebilen yazıcıları.

Kalıp ifadeler

Yapım malzemelerini belirten out of a variety of materials

build objects out of a variety of materials yapısında out of, nesneleri oluşturmak için kullanılan malzemeyi belirtir. Burada bir yerin içinden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. a variety of birkaç farklı tür anlamına gelir. Bu nedenle ifadenin tamamı, tek bir malzemenin miktarından çok kullanılabilen malzeme çeşitliliğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The art club made sculptures ____ recycled materials.

Cevabı göster

out of a variety of

Now, Neil, when you say a printer that can make solid objects,

0:53

Şimdi, Neil, katı nesneler yapabilen bir yazıcı dediğinde,

I guess you're not talking about a normal printer. Ton ve niyet

0:57

sanırım normal bir yazıcıdan bahsetmiyorsun.

Ton ve niyet

I guess you're not talking about: yumuşatılmış bir netleştirme

I guess, ardından gelen olumsuz ifadeyi yumuşatır. Burada konuşan kişi bir sonuca varmış ve bunu nazikçe kontrol etmektedir: Karşısındaki kişi muhtemelen normal bir yazıcıyı kastetmiyordur. I guess + yan cümle yapısı, bir düşünceyi kesin bir düzeltme yerine geçici bir sonuç olarak sunar. I guess you're not talking about X yapısında talking about “X'i kastetmek” anlamına gelir; X ise kontrol edilen yorumdur.

Alıştırma

Hangi cümle karşıdaki kişinin basılı raporu kastetmediğini nazikçe kontrol eder?

  1. I guess you're not talking about the paper report.
  2. You're not allowed to talk about the paper report.
  3. I guess you're talking about the paper report.
Cevabı göster

I guess you're not talking about the paper report.

That's right, Sam.

1:00

Doğru, Sam.

These large and complex 3D printers work in a completely different way. Kalıp ifadeler

1:01

Bu büyük ve karmaşık 3B yazıcılar tamamen farklı bir şekilde çalışır.

Kalıp ifadeler

work in a completely different way: bir şeyin nasıl çalıştığını anlatmak

Bu cümlede work, “bir işte çalışmak” değil, “işlemek veya çalışmak” anlamındadır. Özne bir makinedir ve in a completely different way onun nasıl çalıştığını açıklar. work in a ... way kalıbı makinelerin, sistemlerin veya yöntemlerin nasıl işlediğini anlatabilir. Completely, different sözcüğünü güçlendirir: Yöntem yalnızca biraz değiştirilmiş değil, çok farklıdır.

Alıştırma

“Tamamen farklı bir yöntemle çalışır” anlamındaki ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The new water filter ____.

Cevabı göster

works in a completely different way

Unlike a sculptor who chips away at a block of stone to reveal a shape underneath, Notlar

1:07

Altındaki şekli ortaya çıkarmak için bir taş bloğunu yontan bir heykeltıraşın aksine,

Anlatım akışı

Unlike a sculptor: karşıtlık kurmak

Unlike a sculptor, ana açıklamadan önce bir karşılaştırma kurar. Dinleyiciye, açıklanan şeyin malzemeyi eksilten bir heykeltıraştan farklı biçimde çalışacağını bildirir. Bilinen zıt bir yöntemle başlamak yeni fikri anlamayı kolaylaştırır. Burada unlike sözcüğünden sonra a sculptor isim öbeği gelir. who ile başlayan yan cümle heykeltıraşı açıklar; unlike sözcüğünü tam cümleleri bağlayan bir bağlaca dönüştürmez. Bu giriş, önce bilinen yöntemi, ardından önemli farkı vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Karşıtlık bildiren isim öbeğini başlatan tek sözcüklü edatla cümleyi tamamlayın: ____ a printed timetable, the app shows delays immediately.

Cevabı göster

Unlike

Öbek fiiller

chips away at a: küçük parçaları azar azar çıkarmak

chips away at a block of stone ifadesinde chips, küçük parçalar koparmak veya kesip çıkarmak anlamında bir fiildir. Away, tekrarlanan ve aşamalı bir hareket anlamı katar; at ise üzerinde çalışılan malzemeyi belirtir. Heykeltıraş taş bloğun tamamını bir kerede ortadan kaldırmaz. Vurgulanan ifadede chips, öznesi a sculptor olduğu için üçüncü tekil kişi biçimindedir. Yeniden kullanılabilecek ifade chip away at kalıbıdır; a ise nesne görevindeki a block of stone isim öbeğini başlatır. İfade mecaz anlamda da kullanılabilir: chip away at debt, confidence veya a backlog, bunları azar azar azaltmak ya da zayıflatmak demektir. Ortak düşünce, çok sayıda küçük hareketin zamanla birikmesidir.

Alıştırma

Cümleyi chip away at ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Small daily payments ____ the family's debt.

Cevabı göster

chipped away at

3D printers work in the opposite way, Anlatım akışı

1:12

3B yazıcılar tam tersi şekilde çalışır,

building up physical objects by adding material layer on layer. Notlar

1:15

katman katman malzeme ekleyerek fiziksel nesneler inşa eder.

Anlatım akışı

work in the opposite way: ters bir süreci belirtmek

Work in the opposite way, bir şeyin az önce açıklanan süreci tersine çevirerek çalışması demektir. Burada önceki süreç malzemeyi çıkarırken 3D baskı malzeme ekler. Bu ifade karşıtlığı bağlar: dinleyiciyi ilk sürece geri yönlendirir, ardından building up... ters sürecin nasıl işlediğini açıklar. Böylece çıkarma ve ekleme, ilgisiz ayrıntılar olarak değil, birbirine karşıt iki yöntem olarak düzenlenir.

Alıştırma

Bu açıklamada work in the opposite way ne işe yarıyor?

  1. Her 3D yazıcının öncekiyle ilgisiz bir süreç izlediğini söyler.
  2. 3D baskıyı önceki süreçle ilişkilendirir ve eklemenin çıkarmanın tersi olduğunu gösterir.
  3. Yazıcının düzgün çalışmadığını söyler.
Cevabı göster

3D baskıyı önceki süreçle ilişkilendirir ve eklemenin çıkarmanın tersi olduğunu gösterir.

Öbek fiiller

building up: aşamalı eklemelerle bir şey oluşturmak

Building up, giderek daha fazlasını ekleyerek bir şeyi aşamalı olarak oluşturmak veya geliştirmek demektir. Bu cümlede her yeni katman nesneye eklenir ve sonunda fiziksel bir şekil oluşur. Up, bir sonuca doğru birikme anlamı katar. -ing yan cümlesi 3D yazıcıların nasıl çalıştığını açıklar: malzemeyi çıkarmak yerine tekrar tekrar ekleyerek nesneler oluştururlar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Reading every day helps you build up your vocabulary over time. Burada build up ne anlama geliyor?

  1. Hepsini bir anda ortadan kaldırmak
  2. Tesadüfen keşfetmek
  3. Tekrarlanan çabayla aşamalı olarak geliştirmek
Cevabı göster

Tekrarlanan çabayla aşamalı olarak geliştirmek

Kalıp ifadeler

layer on layer: bir katmanı diğerinin üzerine eklemek

Layer on layer ifadesinde layer adının tekrarlanması, işlemin birçok katman boyunca devam ettiğini gösterir. On, her yeni katmanın öncekinin üzerine yerleştirildiğini anlatır; bu nedenle bütün ifade “üst üste gelen katmanlar” anlamındadır. Cümlede layer on layer, nesneyi oluşturmak için malzemenin nasıl eklendiğini açıklar. Önemli olan tek bir katmanın konumu değil, birçok katmanın birikmesidir.

Alıştırma

Örnekteki layer on layer ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Malzeme tek ve düz bir katman olarak kalır.
  2. Malzeme tekrar tekrar eklenir ve her yeni katman öncekinin üzerine yerleştirilir.
  3. Bir katman diğerlerinin hepsinden uzaklaştırılır.
Cevabı göster

Malzeme tekrar tekrar eklenir ve her yeni katman öncekinin üzerine yerleştirilir.

And the ability to print objects in this way is providing solutions to many problems, Notlar

1:20

Ve bu şekilde nesne basabilme yeteneği birçok soruna çözüm sağlıyor,

Dilbilgisi

the ability to print objects: ability sözcüğünden sonra to-infinitive

The ability to print objects bir isim öbeğidir. Ability sözcüğünü to-infinitive olan to print izler ve objects fiili tamamlar. Bu mastar yapısı, yeteneğin tam olarak ne olduğunu belirtir. Öbeğin tamamı is providing ifadesinin öznesidir. Böylece yeteneğin kendisi konu hâline gelir; bu, bir insanın ya da teknolojinin ne yapabildiğini açıklarken yaygın bir seçimdir.

Alıştırma

Cümleyi detect fiilinin to-infinitive biçimiyle tamamlayın: The sensor has the ability ____ tiny changes in temperature.

Cevabı göster

to detect

Kalıp ifadeler

is providing solutions to: sorunları çözmenin yollarını sunmak

Is providing solutions to, “çözüm yolları sunuyor” anlamına gelir. provide solutions to + problem kalıbında to, çözümlerin ele aldığı sorunu veya güçlüğü tanıtır. is providing biçimindeki şimdiki zaman, etkinin şu anda gerçekleştiğini veya geliştiğini gösterir. Burada baskı becerisi yalnızca mümkün olan bir şey değil, uygulamada yararlı bir araç olarak sunulur.

Alıştırma

“Şu anda çözüm yolları sunuyor” anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: The new filter ____ several water-quality problems.

Cevabı göster

is providing solutions to

as we'll be finding out. Anlatım akışı

1:26

bizim de öğreneceğimiz gibi.

Anlatım akışı

as we'll be finding out: ilerideki açıklamayı haber vermek

As we'll be finding out, dikkati ileride anlatılacaklara yönelten bir geçiş ifadesidir. Önceki iddiayı, dinleyicinin daha sonra alacağı bilgi, örnek veya kanıtlarla bağlar. Gelecek zamanda süreklilik bildiren we'll be finding out, öğrenme sürecini program ilerledikçe ortaya çıkan bir şey olarak gösterir. Asıl işlevi yalnızca gelecekte bir gerçeğin öğrenileceğini tahmin etmek değil, açıklamayı düzenlemek ve dinleyicide devamına yönelik beklenti oluşturmaktır.

Alıştırma

“as we'll be finding out” geçiş ifadesi burada ne işe yarıyor?

  1. Konunun zaten tamamen açıklandığını söyler.
  2. Uzak geçmişte yapılan bir keşfi bildirir.
  3. Ardından gelecek açıklama veya örnekleri haber verir.
Cevabı göster

Ardından gelecek açıklama veya örnekleri haber verir.

But first, I have a question for you, Neil. Anlatım akışı

1:27

Ama önce sana bir sorum var, Neil.

Anlatım akışı

But first, ile önce yapılacak bir adımı araya eklemek

But first, konuşmacının beklenen sonraki bölümü kısa süreliğine erteleyip daha önce yapılması gereken bir şeyi araya eklediğini gösterir. Bu cümlede konuşmacı ana konuyu duraklatıp önce Neil’e bir soru soruyor. Buradaki but bir karşı çıkışı göstermez. İfadenin tamamı sıralamayı düzenler: önce soru gelir, ardından ana konuya dönülür.

Alıştırma

Geçişi But ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We'll open the presents soon. ____, let's take a family photo.

Cevabı göster

But first

Before Johannes Gutenberg invented his printing press,

1:30

Johannes Gutenberg matbaasını icat etmeden önce,

copies of texts were made by block printing using hand-carved wooden blocks pressed into ink. Notlar

1:33

metinlerin kopyaları, mürekkebe bastırılan el oyması ahşap bloklar kullanılarak blok baskı yoluyla yapılırdı.

Dilbilgisi

were made by: yöntemi belirten geçmiş zaman edilgen yapı

Were made, basit geçmiş zamanda edilgen yapıdır: were + geçmiş zaman ortacı made. Çoğul özne copies of texts eyleme maruz kalır; bu nedenle cümle belirli çalışanlardan çok nesnelere ve tarihî üretim sürecine odaklanır. were made by block printing ifadesinde by, kopyaları yapmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Edilgen fiilden sonraki bir by öbeği eylemi yapan kişiyi belirtebilir, ancak buradaki gibi araç veya yöntem de belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve ardından by ile tamamlayın: The stage decorations ____ hand.

Cevabı göster

were made by

Kelime

block printing: oyulmuş kalıplarla baskı

Block printing, oyulmuş bir kalıptaki yazı veya resimleri başka bir yüzeye aktarma yöntemidir: mürekkep kalıbın kabarık yüzeyine sürülür ve kalıp kâğıda ya da başka bir malzemeye bastırılır. Bu cümlede metinleri çoğaltmak için elle oyulmuş ahşap kalıplar kullanılıyor. Buradaki block sözcüğü kare bir şekli değil, baskı kalıbını belirtir. Bu nedenle block printing, bir bloğun resmini basmak değil, eski bir baskı tekniğidir.

Alıştırma

Örnek cümlede block printing ne anlama geliyor?

  1. Normal bir bilgisayar yazıcısıyla belge yazdırmak
  2. Mürekkeplenmiş, oyulmuş bir kalıbı bir yüzeye bastırma yöntemi
  3. Kâğıda yalnızca kare şekiller basmak
Cevabı göster

Mürekkeplenmiş, oyulmuş bir kalıbı bir yüzeye bastırma yöntemi

So, what was the oldest known text to be printed this way? Dilbilgisi

1:40

Peki, bu şekilde basıldığı bilinen en eski metin neydi?

Dilbilgisi

oldest known text to be printed: en üstünlük derecesi + edilgen mastar

Bu ifade the oldest + known + text + to be printed şeklinde kurulur. Oldest, sıfatın en üstünlük derecesidir. Burada known, “insanların şu anda bildikleriyle veya mevcut kanıtlarla desteklenen” anlamındadır; “tanıdık” anlamına gelmez. Böylece tarihî iddia kesin değil, temkinli biçimde ifade edilir. To be printed, text sözcüğünü niteleyen edilgen bir mastardır: metin, basma eylemine maruz kalır. Aynı yapı çoğunlukla en üstünlük derecesinden, sıra sayısından veya only gibi sözcüklerden sonra da gelir: the first bridge to be built, the only copy to be saved.

Alıştırma

Cümleyi build fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: Experts say this is the oldest known tower ____ with this method.

Cevabı göster

to be built

Was it A, a religious teaching,

1:44

A şıkkı, dini bir öğreti mi,

B, a cooking recipe,

1:46

B şıkkı, bir yemek tarifi mi,

or C, a love letter?

1:48

yoksa C şıkkı, bir aşk mektubu mu?

I think it might have been a recipe. Dilbilgisi

1:50

Sanırım bir tarif olabilir.

Dilbilgisi

think it might have been: geçmiş hakkında temkinli bir tahmin

“I think”, ifadenin kesin bir gerçek değil, konuşanın kendi düşüncesi olduğunu gösterir. “Might have been”, bir şeyin geçmişte ne olduğu veya hangi durumda bulunduğu hakkında belirsiz bir tahmin bildirir. Yapı might + have + geçmiş zaman ortacıdır. Burada been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; yani konuşan geçmişe dönük tahmin yapar, onun şimdi bir yemek tarifi olabileceğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi might + have + be fiilinin geçmiş zaman ortacı şeklindeki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The old building ____ a school, but no one knows for sure.

Cevabı göster

might have been

Okay, Neil.

1:52

Tamam, Neil.

I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı

1:52

Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the answer later in the program: bilgiyi sonraya bırakmak

Bu cümle, programdaki bilgilerin hangi sırayla verileceğini dinleyicilere bildirir: soru şimdi sorulur, ancak cevap aynı programın ilerleyen bir bölümüne kadar bilinçli olarak saklanır. Böylece dikkat, henüz çözülmemiş soruda tutulur ve cevaba daha sonra dönüleceği belirtilir. “Reveal”, daha önce gizli tutulan veya açıklanması ertelenen bilgiyi ortaya çıkarmak demektir. Sade “tell” fiilinde bulunmayan bir duyuru veya keşif hissi verir.

Alıştırma

Konuşan kişi “I'll reveal the answer later in the program” diyerek ne yapıyor?

  1. Cevabı bilinçli olarak erteliyor ve daha sonra bu konuya döneceğine söz veriyor.
  2. Cevabın daha önce zaten verildiğini söylüyor.
  3. Cevabı bilmediğini kabul ediyor.
Cevabı göster

Cevabı bilinçli olarak erteliyor ve daha sonra bu konuya döneceğine söz veriyor.

The idea of printing solid objects is not new, Dilbilgisi

1:55

Katı nesneler basma fikri yeni değil,

Dilbilgisi

The idea of + -ing: Bir eylemi cümlenin konusu yapmak

The idea of printing solid objects bir isim öbeğidir ve öbeğin tamamı is fiilinin öznesidir. printing solid objects eylemini konuşulan konuya dönüştürür. the idea of + -ing kalıbında of bir edattır. Bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: print değil, printing kullanılır. Bu kalıpla bir eylemden fikir veya kavram olarak söz edilebilir.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The idea of ____ from home appeals to many people.

Cevabı göster

working

but it was only after the millennium that tech companies began to realize how it could be done. Dilbilgisi

1:58

ancak teknoloji şirketlerinin bunun nasıl yapılabileceğini fark etmesi 2000'li yıllardan sonra oldu.

Dilbilgisi

It was only after ... that ...: Gecikmiş bir dönüm noktasını belirtmek

Bu cümle, it-cleft adı verilen bir vurgu kalıbını kullanır: It was only after the millennium that .... Kalıp, after the millennium bölümüne özel vurgu yapar. Burada the millennium, 2000 yılı civarındaki dönemi ifade eder. Only after, farkına varma sürecinin daha önce başlamadığını belirtir. It was only after X that Y kalıbı, X’i Y’nin sonunda gerçekleştiği noktadan önceki dönüm noktası olarak sunar; bu nedenle gecikmiş bir değişimi veya dönüm noktasını anlatmak için sık kullanılır.

Alıştırma

Vurgu kalıbını tamamlayın: It was only after the rain stopped ____ the match began.

Cevabı göster

that

Dilbilgisi

realize how it could be done: dolaylı how yan cümlesinde sözcük dizilişi

How it could be done, realize fiilinden sonra daha büyük cümlenin içine yerleştirilmiş bir soru yan cümlesidir. Bir şeyi mümkün kılacak yöntemi anlamak demektir. Önceki bağlamda it, katı nesnelerin basılmasını anlatır. Bağımsız bir doğrudan soru olmadığı için how + özne it + kip yardımcısı could biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır. Could be done edilgen yapıdır; bu yüzden odak, işi kimin yaptığına değil, işin nasıl tamamlanabileceğine yönelir.

Alıştırma

Verilen bütün İngilizce ögeleri doğru sıraya koyarak—how / could / the fault / be fixed—cümleyi tamamlayın: After several tests, the team realized ____.

Cevabı göster

how the fault could be fixed

Here's Professor Mark Miodownik,

2:04

University College London'da malzeme bilimcisi olan

a material scientist at University College London, Kelime

2:06

Profesör Mark Miodownik,

Kelime

material scientist: malzemeleri inceleyen bir bilim insanı

Material scientist ifadesinde material, çalışma alanını belirtmek için scientist sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. Bu ifade; metal, plastik ve seramik gibi malzemelerin özelliklerini, davranışlarını ve kullanım alanlarını inceleyen bir bilim insanını anlatır. Burada meslek adı, konuyla ilgili uzmanlığı gösterir: malzeme ve üretim bilgisi, bu kişinin 3D baskı hakkında konuşmasına yardımcı olur. Bu ifadede material, “önemli” anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The lab hired a material scientist to test the new alloy." material scientist ne anlama gelir?

  1. Çalışması özellikle önemli olan bir bilim insanı
  2. Ham madde sağlayan bir çalışan
  3. Malzemelerin özelliklerini ve kullanım alanlarını inceleyen bir bilim insanı
Cevabı göster

Malzemelerin özelliklerini ve kullanım alanlarını inceleyen bir bilim insanı

explaining more to BBC World Service program People Fixing the World.

2:09

BBC World Service programı People Fixing the World'e daha fazlasını açıklıyor.

As the millennium turned, patents expired, Notlar

2:14

"Milenyum dönüldükçe patentlerin süresi doldu,

Anlatım akışı

As the millennium turned: tarihsel bir geçişi çerçevelemek

As the millennium turned cümlenin başında yer alır ve ardından gelenler için zaman çerçevesini oluşturur. Yeni binyıla geçiş dönemi, yani yaklaşık 2000 yılı anlamına gelen öne alınmış bir zaman yan cümlesidir; kesin bir tarihi belirtmez. Bu ifadede turned, bir zaman döneminden sonrakine geçmek anlamındadır; fiziksel olarak dönen bir şey yoktur. İfade, çağ değişimini vurgular ve açıklamaya tarihsel, anlatısal bir ton verir.

Alıştırma

As the millennium turned bu cümlede ne işe yarar?

  1. Binyılı fiziksel olarak dönen bir nesne şeklinde anlatır.
  2. Ardından gelen olayları yeni bir binyıla geçiş dönemi içine yerleştirir.
  3. Patentlerle ilgili değişikliklerin kesin tarihini verir.
Cevabı göster

Ardından gelen olayları yeni bir binyıla geçiş dönemi içine yerleştirir.

Kelime

patents expired: yasal korumanın sona ermesi

Patents expired, patentlerin yasal koruma sürelerinin sonuna ulaştığı anlamına gelir. Dil bilgisi açısından patents öznedir ve expired geçmiş zamanlı bir fiildir. Expire yalnızca yiyeceklerin son kullanma tarihinin geçmesini değil, sınırlı süresi olan bir hakkı, belgeyi veya izni de anlatabilir. İfade, geçerlilik süresi sona erdiği için patent sahiplerinin münhasır haklarının bittiğini söyler. Buluşların ortadan kaybolduğu veya ürünlerin çalışmayı bıraktığı anlamına gelmez; bu bağlamda değişiklik, başkalarının daha önce korunan teknolojiyi yasal olarak kullanmasını kolaylaştırabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda patents expired ne anlama gelir?

  1. Patentlerin yasal koruma süreleri sona erdi.
  2. Patentlerin kapsadığı bütün ürünler çalışmayı bıraktı.
  3. Patent belgeleri fiziksel olarak yok edildi.
Cevabı göster

Patentlerin yasal koruma süreleri sona erdi.

and that meant people started making really cheap 3D printers, Anlatım akışı

2:17

ve bu da insanların gerçekten ucuz 3B yazıcılar yapmaya başlaması anlamına geliyordu,

Anlatım akışı

that meant: bir nedeni sonucuna bağlamak

Bu cümlede that, patentlerin süresinin dolmuş olmasıyla ilgili önceki gerçeğe gönderme yapar. Meant ise bunun sonucunu açıklar: bu olay nedeniyle insanlar çok ucuz 3D yazıcılar üretmeye başlamıştır. that meant + yan cümle kalıbı, neden-sonuç açıklamasını düzenler. Burada bir kelimenin tanımı verilmez; ifade ‘bunun sonucunda ... oldu’ anlamına gelir.

Alıştırma

Bu açıklamada that meant ne işe yarıyor?

  1. Ucuz 3D yazıcıların üretilmesini önceki gerçeğin sonucu olarak sunar.
  2. Patentlerle ilgili önceki ifadeyi düzeltir.
  3. ‘Ucuz 3D yazıcılar’ ifadesinin sözlük tanımını verir.
Cevabı göster

Ucuz 3D yazıcıların üretilmesini önceki gerçeğin sonucu olarak sunar.

and people started mucking about with them and going, Öbek fiiller

2:20

ve insanlar onlarla oyalanmaya ve şöyle demeye başladılar,

Öbek fiiller

started mucking about with them: rahat ve uygulamalı keşif

Started mucking about with them, ‘onları rahat ve eğlenceli bir biçimde kurcalamaya ve denemeye başladılar’ anlamına gelir. Them, hemen önce söz edilen ucuz 3D yazıcılara gönderme yapar. Bu ifade, etkinliği dikkatli ve sistemli bir deney olarak değil, katı bir plan olmadan yapılan uygulamalı bir keşif olarak sunar.

Alıştırma

Cümlede started mucking about with them ne anlama geliyor?

  1. Yazıcıların üzerini toprakla kaplamaya başladılar.
  2. Yazıcıları satış için dikkatlice sertifikalandırmaya başladılar.
  3. Yazıcıları rahatça denemeye ve kurcalamaya başladılar.
Cevabı göster

Yazıcıları rahatça denemeye ve kurcalamaya başladılar.

"Hold on a minute, it's not just an industrial tool. Notlar

2:22

'Bir dakika, bu sadece endüstriyel bir araç değil.

Ton ve niyet

Hold on a minute: ani bir fark ediş için konuşmayı duraklatmak

Hold on a minute konuşmada durmayı ya da beklemeyi isteyen bir işarettir. Burada konuşanın önceki düşüncenin değişmesi gerektiğini birden fark ettiğini gösterir. O anki düşünce akışını kesip bir düzeltme veya keşif sunabilir. Zamanı gerçek anlamda tutma isteği değildir.

Alıştırma

Cümleyi Hold on a minute hedef ifadesiyle tamamlayın: ____, this ticket is for tomorrow, not today.

Cevabı göster

Hold on a minute

Anlatım akışı

not just an industrial tool: X'i koruyup daha fazlasını eklemek

not just an industrial tool ifadesinde not just, endüstriyel araç tanımının bütün açıklama olduğu düşüncesini reddeder. Nesnenin endüstriyel bir kullanımı olduğunu yine de kabul eder. not just X kalıbı bilginin kapsamını genişletir: X doğrudur, ancak başka kullanımlar, roller veya özellikler de vardır. Bu yapı çoğu zaman dinleyiciyi ek örneklere hazırlar.

Alıştırma

Burada It's not just an industrial tool ne anlama geliyor?

  1. Hiçbir endüstriyel kullanımı yoktur.
  2. Yalnızca endüstride kullanılabilir.
  3. Endüstriyel kullanımları vardır, ancak başka kullanımları da vardır.
Cevabı göster

Endüstriyel kullanımları vardır, ancak başka kullanımları da vardır.

You can put them in

2:25

Bunları

schools. You can put them in universities.

2:26

okullara koyabilirsiniz. Bunları üniversitelere koyabilirsiniz.

Oh, it's actually really great for prototyping. Kalıp ifadeler

2:28

Oh, aslında prototip oluşturmak için gerçekten harika.'

Kalıp ifadeler

great for prototyping: be great for + amaç

Bu cümlede great for prototyping, bir şeyin ilk modeli oluşturup test etmek için çok uygun olduğu anlamına gelir. Prototyping, bu etkinliği adlandıran -ing biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp be great for + isim veya -ing biçimidir. Burada for, bir şeyin uygun olduğu amacı ya da kullanımı belirtir; neden bildirmez.

Alıştırma

Kitin hangi amaca uygun olduğunu göstermek için cümleyi tamamlayın: This simple kit is great ____ building small robots.

Cevabı göster

for

And then people got excited about it and it became the answer to everything. Notlar

2:31

Ve sonra insanlar bu konuda heyecanlandılar ve her şeyin cevabı haline geldi.

Kalıp ifadeler

people got excited about it: get + sıfat

People got excited about it, insanların daha az heyecanlı bir durumdan buna karşı coşku veya ilgi hissetmeye geçtiğini anlatır. Buradaki got bir durum değişikliğini gösterir; aldı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp get excited about + şey, fikir veya olay biçimindedir. About, heyecanın yöneldiği şeyi belirtir. Buradaki it, konuşulan 3D baskının yeni kullanımını ifade eder.

Alıştırma

Heyecanın yöneldiği şeyi belirten edatla cümleyi tamamlayın: The class got excited ____ the museum trip.

Cevabı göster

about

Deyimler

became the answer to everything: abartılı bir evrensel çözüm

Burada became the answer to everything bilinçli bir abartıdır. İnsanların teknolojiyi neredeyse bütün sorunları çözebilecekmiş gibi görmeye başladığı anlamına gelir; teknolojinin gerçekten her şeyi çözdüğü anlamına gelmez. Bu ifade, konuşanın geçmişteki bir heyecan dalgasına eleştirel gözle bakmasını sağlayabilir. Bu cümlede beklentilerin gerçekçi sınırların çok ötesine geçtiğini düşündürür.

Alıştırma

Bu cümlede became the answer to everything ne anlama geliyor?

  1. Mümkün olan bütün sorunları çözdüğü kanıtlanmıştı.
  2. İnsanlar onu neredeyse her sorunun çözümü gibi görmeye başladı.
  3. İnsanlar ona ilgi duymayı bıraktı.
Cevabı göster

İnsanlar onu neredeyse her sorunun çözümü gibi görmeye başladı.

Everything was going to be 3D printed." Dilbilgisi

2:34

Her şey 3B basılacaktı."

Dilbilgisi

was going to be 3D printed: geçmişten bakılan gelecek edilgen yapı

Was going to tahmini geçmişteki bir bakış açısına yerleştirir: o sırada insanlar bir şeyin daha sonra olmasını bekliyordu. Be 3D printed edilgen yapıdadır; bu nedenle everything basma eylemini yapan değil, bu eylemden etkilenen ögedir. Yeniden kullanılabilen kalıp was/were going to be + fiilin üçüncü hâlidir. Geçmişteki bir planı veya daha sonra gerçekleşmesi beklenen edilgen bir olayla ilgili beklentiyi anlatır; ancak olayın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini tek başına göstermez.

Alıştırma

Cümleyi was going to be + fiilin üçüncü hâliyle tamamlayın: At that time, the bridge was going to ____ repaired in June.

Cevabı göster

be

After the year 2000, 3D printers suddenly got much cheaper Kalıp ifadeler

2:36

2000 yılından sonra 3B yazıcılar aniden çok daha ucuzladı

Kalıp ifadeler

suddenly got much cheaper: değişimi anlatan get + karşılaştırma yapısı

suddenly got much cheaper ifadesinde got, “elde etti” değil, “hâle geldi” anlamındadır. get + adjective kalıbı bir durum değişikliğini anlatır; yani yazıcılar daha pahalı bir durumdan daha ucuz bir duruma geçti. Much, cheaper karşılaştırma biçimini güçlendirerek fiyatın büyük ölçüde düştüğünü gösterir. Suddenly ise değişimin hızlı veya beklenmedik şekilde gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi get fiilinin geçmiş biçimi ve much + cheap sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As online sales grew, the devices ____.

Cevabı göster

got much cheaper

and tech companies started mucking about with them,

2:40

ve teknoloji şirketleri onlarla oyalanmaya başladı,

spending time playing with them in a fun way. Dilbilgisi

2:43

eğlenceli bir şekilde onlarla oynayarak zaman geçirdiler.

Dilbilgisi

spending time playing with them: spend time doing yapısı

Spending time playing with them, 3D yazıcıları keşfetmek veya denemek için zaman harcamak demektir. Kalıp spend time doing something şeklindedir: time sözcüğünden sonra mastar değil, -ing biçimindeki playing gelir. Burada -ing ifadesinin tamamı, önceki etkinliğin neleri içerdiğini ayrıntılandırır. Play with a device yalnızca bir cihazı oyuncak gibi kullanmak değil, onu rahat ve resmî olmayan bir şekilde denemek anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi play fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya spent an hour ____ with the camera settings before the shoot.

Cevabı göster

playing

They realized that 3D printers had many uses.

2:46

3B yazıcıların birçok kullanım alanı olduğunu fark ettiler.

For example, they discovered that 3D printers were great at making prototypes, Kalıp ifadeler

2:50

Örneğin, 3B yazıcıların prototipler yapmakta harika olduğunu keşfettiler,

Kalıp ifadeler

were great at making prototypes: be great at + -ing

Be great at + -ing, bir etkinliği çok iyi yapmak anlamına gelir. Buradaki were great at making, 3D yazıcıların prototip üretme işini özellikle iyi yaptığını belirtir. at bir edat olduğu için ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: great at making doğrudur, great at make değildir. Özne bir kişi, ekip, araç veya teknoloji olabilir; özne insan değilse bu yapı onun özellikle iyi yaptığı işi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be great at + -ing yapısıyla tamamlayın: This machine is great ____ small parts.

Cevabı göster

at cutting

models of a product that can be tested, improved, Kelime

2:55

yani test edilebilen, geliştirilebilen

and used to develop better products.

2:58

ve daha iyi ürünler geliştirmek için kullanılabilen ürün modelleri.

Kelime

test edilebilen, geliştirilebilen ve kullanılabilen modeller: prototype nedir

Bu ifade prototypes sözcüğünü tanımlar: Bunlar bir ürünün modelleridir; kullanıcılara satılan veya teslim edilen bitmiş ürünler değildir. that ile başlayan yan cümle bu modellerin amacını açıklar. Bir prototip test edilip geliştirilebilir ve ardından daha iyi bir ürün geliştirmek için kullanılabilir. Test ve geliştirme amacı, prototype kavramının temelidir.

Alıştırma

Bu tanıma göre prototype nedir?

  1. Bir ürünü test etmek ve geliştirmek için kullanılan model.
  2. Satılmaya hazır bitmiş bir ürün.
  3. Bir ürünün her kopyasını üreten makine.
Cevabı göster

Bir ürünü test etmek ve geliştirmek için kullanılan model.

Professor Miodownik thinks these tech companies were surprised at how useful 3D printing was. Kalıp ifadeler

3:00

Profesör Miodownik, bu teknoloji şirketlerinin 3B baskının ne kadar yararlı olduğuna şaşırdığını düşünüyor.

Kalıp ifadeler

surprised at how useful 3D printing was: ne kadar kullanışlı olduğuna şaşırmak

Be surprised at, şaşkınlığa neden olan şeyi ya da olguyu getirir. Buradaki how yan cümlesi şaşırtıcı olan dereceyi gösterir: şirketler 3D baskının bu kadar kullanışlı olmasını beklemiyordu. how useful 3D printing was ifadesinde how + sıfat, ne derece anlamını verir. Bu, at sonrasında yer alan iç içe bir yan cümle olduğu için soru dizilişi değil, özne + fiil dizilişi kullanılır: how useful 3D printing was; how useful was 3D printing değil.

Alıştırma

Cümleyi surprised at how hedef yapısıyla tamamlayın: After using the new camera, Leo was ____ clear the night photos were.

Cevabı göster

surprised at how

He uses the phrase "hold on a minute" to express this surprise or disbelief.

3:06

Bu şaşkınlığı veya inanamamayı ifade etmek için "hold on a minute" (bir dakika) ifadesini kullanıyor.

In fact, it turned out that 3D printers were excellent at making bespoke things, Notlar

3:12

Aslında, 3B yazıcıların "bespoke" (ısmarlama) şeyler yapmakta mükemmel olduğu ortaya çıktı,

Anlatım akışı

it turned out that: sonradan ortaya çıkan sonucu vermek

It turned out that, sonradan açıklığa kavuşan bir olguyu tanıtır. Burada açıklamayı şirketlerin şaşkınlığından keşfedilen sonuca taşır: 3D yazıcılar kişiye özel ürünler üretmede özellikle iyiydi. It yer tutucu öznedir; yeni bilgiyi that yan cümlesi taşır. Buradaki turned out fiziksel bir hareket değildir; bir şeyin sonradan keşfedildiği veya doğru olduğunun anlaşıldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi it turned out that hedef ifadesiyle tamamlayın: We searched every room, but ____ the keys were in the car.

Cevabı göster

it turned out that

Kalıp ifadeler

excellent at making bespoke things: be excellent at + -ing yapısı

be excellent at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte son derece iyi olmak anlamına gelir. Burada making bespoke things, 3D yazıcıların belirli bir güçlü yönü olarak sunulur; bu nedenle özne yalnızca kişi değil, araç ya da teknoloji de olabilir. Bu yapıda at bir edattır. Ardından fiilin -ing biçimi gelir: excellent at making; excellent at make ya da excellent at to make değil.

Alıştırma

Cümleyi be excellent at + -ing yapısını ve make fiilinin doğru biçimini kullanarak tamamlayın: This robot is excellent ____ tiny parts.

Cevabı göster

at making

objects which are made specially for a particular person. Kalıp ifadeler

3:17

yani belirli bir kişi için özel olarak yapılan nesneler.

Kelime

bespoke things: belirli bir kişi için yapılan nesneler

Bespoke things, belirli bir kişinin ihtiyaçlarına, ölçülerine veya isteklerine göre yapılan ya da tasarlanan nesnelerdir. Cümledeki objects which are made specially for a particular person bölümü bu ifadeyi doğrudan açıklar. Temel fikir kişiye özel üretimdir. Bespoke yalnızca pahalı veya sıra dışı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi nesne en doğru biçimde bespoke olarak tanımlanır?

  1. Bir müşterinin ölçülerine göre yapılmış takım elbise
  2. Hediye olduğu için önemli olan bir kupa
  3. Binlerce adet üretilmiş pahalı bir saat
Cevabı göster

Bir müşterinin ölçülerine göre yapılmış takım elbise

Kalıp ifadeler

made specially for a particular person: belirli bir kişi için özel olarak yapılmış

Made specially for a particular person, bir nesnenin tek bir kişinin ihtiyaçları, ölçüleri veya tercihleri düşünülerek üretildiğini anlatır. Specially belirli bir amaç fikrini eklediği için ifade, yalnızca made for someone demekten daha kesindir. Kalıp be made specially for + kişi veya amaç şeklindedir. Made edilgen yapıdadır: nesne yapılan eylemden etkilenir ve for hedeflenen kullanıcıyı belirtir. Especially genellikle özellikle veya en çok anlamına gelir ve made especially for you gibi ifadelerde specially ile benzer anlam taşıyabilir. Buradaki specially ise kişiye özel üretim amacını açıkça öne çıkarır.

Alıştırma

made, specially ve for sözcüklerini doğru sırayla kullanın: These boots were ____ a child with an unusual foot shape.

Cevabı göster

made specially for

One area which 3D printing dramatically improved was medical prosthetics, Notlar

3:21

3B baskının önemli ölçüde geliştirdiği bir alan tıbbi protezlerdi,

Anlatım akışı

One area which ... improved was ...: … tarafından geliştirilen alanlardan biri … idi

One area which 3D printing dramatically improved was ... bilgiyi düzenleyen bir kalıptır. Önce one area ile genel bir yer açar, ardından ilgi yan cümlesiyle bu alanı 3D baskıyla ilişkilendirir ve alanın özel adını was sonrasına bırakır. Which 3D printing dramatically improved, area sözcüğünü niteler; bir soru değildir. Dramatically değişimin büyük olduğunu anlatır. Bu kalıp, konuşmacının geniş bir konudan açık bir örneğe geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

One area which ... improved was ... kalıbı ne yapar?

  1. Önce etkilenen bir alanı tanıtır, ardından was sonrasında bu alanın ne olduğunu söyler.
  2. Her alanın aynı şekilde geliştirildiğini iddia eder.
  3. Birkaç alandan hangisinin geliştirildiğini sorar.
Cevabı göster

Önce etkilenen bir alanı tanıtır, ardından was sonrasında bu alanın ne olduğunu söyler.

artificial body parts made specially for someone who has lost an arm, Kelime

3:26

örneğin bir kolunu,

Kelime

medical prosthetics: yapay yedek vücut parçaları

Medical prosthetics ifadesi, eksik vücut bölümlerinin yerini alan yapay cihazlarla ilgilenen tıp alanını adlandırır. Bu bağlamda, bu cihazların tümünü genel olarak da ifade edebilir. Ardından gelen artificial body parts eş açıklaması, teknik terimi daha basit sözcüklerle açıklar. Burada prosthetics, sıradan bir nesnenin çoğulu değil, bir alan adı olarak kullanılan sayılamayan bir isimdir. Cümle, 3D baskının bu yedek parçaların kişiye özel üretilme biçimini büyük ölçüde geliştirdiğini söylüyor.

Alıştırma

Bu cümlede medical prosthetics neyi ifade ediyor?

  1. yalnızca hastanelerde kullanılan tıbbi yazıcılar
  2. yapay yedek vücut parçalarıyla ilgili alan ve cihazlar
  3. eksik bir vücut bölümünü yeniden büyüten bir tedavi
Cevabı göster

yapay yedek vücut parçalarıyla ilgili alan ve cihazlar

a leg, or a foot, for example.

3:31

bacağını veya ayağını kaybetmiş biri için özel olarak yapılan yapay vücut parçaları.

Kelime

artificial body parts: artificial insan yapımı demektir

Artificial body parts, prosthetics sözcüğünün günlük dille yapılmış açıklamasıdır. Kol, bacak veya ayak gibi eksik doğal vücut bölümlerinin yerini almak üzere insanlar tarafından yapılan parçalar anlamına gelir. Bu ifadede artificial, doğal değil insan yapımı demektir. Kişinin rol yaptığı veya samimiyetsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Artificial body parts ifadesindeki artificial ne anlama geliyor?

  1. gerçek olmayan duygulara sahipmiş gibi davranan
  2. kaybedildikten sonra yeniden büyüyebilen
  3. doğal olarak oluşmak yerine insanlar tarafından yapılmış
Cevabı göster

doğal olarak oluşmak yerine insanlar tarafından yapılmış

In 2021, Stephen Verze, who lost an eye in a childhood accident,

3:33

2021'de, çocukluk kazasında bir gözünü kaybeden Stephen Verze,

became the first person to be fitted with a 3D printed prosthetic eye. Notlar

3:38

3B basılmış bir protez göz takılan ilk kişi oldu.

Dilbilgisi

became the first person to be fitted with: kendisine cihaz takılan ilk kişi olmak

become veya be the first person to + infinitive kalıbı, tarihî bir ilki ya da rekor niteliğindeki ilk kişiyi belirtir. Buradaki became bir durum değişikliğini gösterir: cihazı aldıktan sonra Stephen Verze bu “ilk kişi” konumuna gelmiştir. to be fitted with edilgen bir mastardır. be fitted with a device, bir cihazın kişiye sağlanması veya takılması anlamına gelir. Dolayısıyla protez göz Stephen’a takılır; Stephen onu başka birine takmaz.

Alıştırma

Hastanın cihazı alan kişi olduğunu anlatan edilgen mastarla haberi tamamlayın: Ava became the first patient ____ the new heart monitor.

Cevabı göster

to be fitted with

Kelime

3D printed prosthetic eye: katmanlı bir isim öbeğini okumak

3D printed prosthetic eye isim öbeğinde temel isim eye sözcüğüdür. prosthetic bunun yapay bir ikame olduğunu, 3D printed ise nasıl üretildiğini belirtir. İngilizcede bir ismin önüne birden fazla niteleyici getirilebilir. Sağdan sola ilerleyin: eye → prosthetic eye → 3D printed prosthetic eye. Göz herhangi bir şey basmaz; printed sözcüğü üretim biçimini açıklar.

Alıştırma

“3D printed prosthetic eye” ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. üç boyutlu bir görüntüde gösterilen doğal bir göz
  2. 3D baskı kullanılarak üretilmiş yapay bir göz
  3. üç boyutlu baskılar üreten bir göz
Cevabı göster

3D baskı kullanılarak üretilmiş yapay bir göz

It's prosthetic, so the new eye doesn't restore Stephen's sight, Kalıp ifadeler

3:43

Bu bir protez, bu yüzden yeni göz Stephen'ın görüşünü geri kazandırmıyor,

Kalıp ifadeler

doesn't restore Stephen's ... sight: Stephen'ın görme yetisini geri kazandırmıyor

Tam ifade olan doesn't restore Stephen's sight içinde restore, kaybedilmiş bir şeyi geri vermek anlamına gelir. İfade, yeni gözün Stephen'a görme yetisini geri kazandırmadığını anlatır. Burada sight “görme yetisi” demektir; Stephen's ise bu görme yetisinin kime ait olduğunu gösterir. Restore fiili çoğu zaman kaybedilmiş bir yetiyi, işlevi veya durumu nesne olarak alır. Olumsuz doesn't biçimi, protez gözün başka yararları olsa da onun yeniden görmesini sağlayamadığını açıkça belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “görme yetisini geri vermek” anlamındaki fiille tamamlayın: The treatment did not ____ his sight.

Cevabı göster

restore

but it has boosted his confidence. Kalıp ifadeler

3:47

ama özgüvenini artırdı.

Kalıp ifadeler

has boosted his confidence: özgüvenini artırdı

Boost someone's confidence, bir kişinin kendine daha çok güvenmesini sağlamak demektir. Burada boost, soyut bir niteliğin artmasını anlatır; bir şeyi fiziksel olarak itmek anlamına gelmez. Has boosted, present perfect yapısıdır. Artışı geçmişte gerçekleşen ama sonucu şimdi önemli olan bir değişim olarak sunar: şu anda kendine daha çok güveniyor.

Alıştırma

Cümleyi boost fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular practice has ____ her confidence, so she now speaks more comfortably in public.

Cevabı göster

boosted

Surgeon Mandeep Sagoo led the team at Moorfields Hospital Kalıp ifadeler

3:50

Cerrah Mandeep Sagoo, Moorfields Hastanesi'nde

that operated on Stephen's eye. Öbek fiiller

3:54

Stephen'ın gözünü ameliyat eden ekibi yönetti.

Kalıp ifadeler

led the team: lead a team ifadesinin geçmiş zaman biçimi

led the team ifadesindeki led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Mandeep Sagoo'nun gruba rehberlik etmekten ve grubu koordine etmekten sorumlu olduğunu anlatır. Lead a team bir liderlik görevini belirtir. Liderin ekibin yaptığı her işi bizzat gerçekleştirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Dr Shah'ın geçmişte bir araştırma grubundan sorumlu olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Dr Shah lead the research team.
  2. Dr Shah led the research team.
  3. Dr Shah left the research team.
Cevabı göster

Dr Shah led the research team.

Öbek fiiller

operated on Stephen's eye: ameliyat anlamındaki operate on

operated on Stephen's eye ifadesindeki operated on, Stephen'ın gözüne ameliyat yapıldığı anlamına gelir. Tıbbi kullanımda operate on ifadesinden sonra ameliyat edilen hasta veya vücut bölümü gelir. That operated on Stephen's eye sözleri team sözcüğünü açıklar ve ekibin ameliyatı yapan grup olduğunu belirtir.

Alıştırma

Tıbbi cümleyi operate fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The surgeon ____ his knee yesterday.

Cevabı göster

operated on

Here he is explaining more to BBC World Service People Fixing the World.

3:57

İşte burada BBC World Service People Fixing the World programına daha fazlasını anlatıyor.

In many countries, particularly the developed world, Kelime

4:02

"Birçok ülkede, özellikle de gelişmiş dünyada,

Kelime

particularly the developed world: anlamı ve kapsamı

Burada particularly, many countries şeklindeki geniş gönderme içinde the developed world bölümüne özellikle dikkat çeker. The developed world, ekonomileri, altyapıları ve kamu hizmetleri görece gelişmiş ülke veya bölgeler için kullanılan geniş ve geleneksel bir etikettir. Developed burada gelişimin tamamen bittiği anlamına gelmez. Etiket geneldir ve sınırları konuşulan ölçüte göre değişir; bu yüzden kesin ve evrensel olarak kabul edilmiş bir kategori gibi görülmemelidir.

Alıştırma

Bu cümlede the developed world genel olarak neyi ifade eder?

  1. Ekonomileri ve altyapıları görece gelişmiş ülke veya bölgeler
  2. Hiçbir ayrım yapılmadan dünyadaki bütün ülkeler
  3. Her türlü gelişimin tamamlandığı yerler
Cevabı göster

Ekonomileri ve altyapıları görece gelişmiş ülke veya bölgeler

there are facilities for custom making a prosthetic eye Kalıp ifadeler

4:04

diğer göze uyması için bir protez gözü özel olarak yapmak için

to match the other eye. Kalıp ifadeler

4:07

tesisler bulunmaktadır.

Kalıp ifadeler

facilities for custom making: anlamı ve yapısı

Bu cümlede facilities, bir hizmeti sunmak için gereken ekipman, çalışma alanı ve hizmet kapasitesi anlamındadır. custom making a prosthetic eye, standart bir ürün vermek yerine belirli bir kişiye uyacak protez göz yapmak demektir. facilities for + -ing öbeği kalıbı, olanakların ne amaçla kullanıldığını açıklar. Burada for bir edat olduğu için ardından make değil making gelir.

Alıştırma

Cümleyi facilities for + -ing kalıbı ve test fiiliyle tamamlayın: The clinic has ____ hearing aids before they are fitted.

Cevabı göster

facilities for testing

Kalıp ifadeler

to match the other eye: amaç ve benzerlik belirtme

Burada to match the other eye, protez gözün özel olarak yapılma amacını belirtir. to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin neden üretildiğini veya değiştirildiğini açıklayabilir. Match, özellikle renk, boyut, şekil, tarz veya işlev bakımından başka bir şeyle aynı olmak ya da uyumlu görünmek demektir. Burada bir fiildir; spor karşılaşması anlamına gelmez.

Alıştırma

Amaç belirtmek için match kullanın. Cümleyi tamamlayın: She chose a blue ribbon ____ her dress.

Cevabı göster

to match

And that's an artisan process, Kelime

4:09

Ve bu, oldukça zaman alan

Kelime

an artisan process: usta el becerisine dayalı üretim süreci

An artisan process, becerili el emeğine, deneyime ve her parça için dikkatli kararlara dayanan bir üretim biçimidir. Tamamen standartlaştırılmış ve otomatik bir üretim hattından çok zanaatkârlığı çağrıştırır. Artisan yalnızca worker anlamına gelmez. Burada artisan, process sözcüğünü niteler; işin zanaat becerisi gerektirdiğini ve çoğu zaman elle bitirme veya özel ayarlama içerdiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi açıklama an artisan process ifadesine en uygundur?

  1. elle yapılan ancak özel bir zanaat becerisi gerektirmeyen sıradan bir iş
  2. becerili el emeğine ve dikkatli kişisel ayarlamalara dayanan bir süreç
  3. tamamen otomatik bir seri üretim süreci
Cevabı göster

becerili el emeğine ve dikkatli kişisel ayarlamalara dayanan bir süreç

which is very time-consuming and requires real artistry Notlar

4:11

ve okülarist tarafından

on the part of the ocularist.

4:15

gerçek bir sanatkarlık gerektiren zanaatkar bir süreçtir.

Kelime

very time-consuming: çok zaman alan

Time-consuming, çok zaman alan bir görevi, süreci veya etkinliği niteler. Very bu anlamı güçlendirir; bu nedenle very time-consuming, gereken zamanın özellikle fazla olduğunu belirtir. Bu ifade yalnızca söz konusu zaman miktarını değerlendirir. İşin zor, pahalı veya kalitesiz olduğu anlamına tek başına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘çok zaman gerektiren’ anlamındaki birleşik sıfatla tamamlayın: Checking every form by hand is very ____.

Cevabı göster

time-consuming

Kalıp ifadeler

requires ... on the part of the ocularist: protez göz uzmanının …… göstermesini gerektirir

Requires real artistry, işin yalnızca rutin ve mekanik bir uygulama değil, gerçek beceri, muhakeme ve estetik duyarlılık gerektirdiği anlamına gelir. On the part of the ocularist, bu ustalığı kimin göstermesi gerektiğini belirten resmî bir ifadedir. Buradaki part, vücudun bir bölümünü veya fiziksel bir konumu anlatmaz. Ocularist, protez göz yapan ve kişiye uyarlayan uzmandır. Aktarılabilir requires + nitelik/eylem + on the part of + kişi/grup kalıbı, belirtilen kişi veya grubun bu niteliği ya da eylemi göstermesi veya sağlaması gerektiğini ifade eder.

Alıştırma

requires real artistry on the part of the ocularist ifadesinde on the part of the ocularist ne işlev görür?

  1. Protez göz uzmanının başka bir kişiyi temsilen hareket ettiğini söyler.
  2. Hiçbir uzmanlık becerisine ihtiyaç olmadığını söyler.
  3. Ustalığın protez göz uzmanının vücudunun bir bölümünde bulunduğunu söyler.
  4. Protez göz uzmanını bu ustalığı sağlaması gereken kişi olarak belirler.
Cevabı göster

Protez göz uzmanını bu ustalığı sağlaması gereken kişi olarak belirler.

The ocularist is the person who fits the prosthetic eye. Kelime

4:17

Okülarist, protez gözü takan kişidir.

Kelime

Ocularist: protez gözü kullanıcıya uyarlayan kişi

Ocularist, yapay gözleri üreten ve kullanıcıya uygun şekilde ayarlayıp takan uzmandır. Cümle, bir mesleği temel görevini belirterek tanımlamak için X is the person who... yapısını kullanır. Buradaki fits geçişli bir fiildir: uzman, protez gözü kullanıcıya uygun olacak şekilde ayarlar ve yerleştirir. Yalnızca protez gözün doğru boyutta olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede ocularist ne yapar?

  1. Göz takibi için kameralar tasarlar
  2. Her tür göz hastalığına teşhis koyar
  3. Bir mağazada sıradan gözlükler satar
  4. Protez gözü kullanıcıya uygun şekilde ayarlayıp takar
Cevabı göster

Protez gözü kullanıcıya uygun şekilde ayarlayıp takar

And so, what we have been developing is a technique to automate the whole process. Notlar

4:20

Ve bu yüzden, bizim geliştirdiğimiz şey tüm süreci otomatikleştirecek bir tekniktir."

Dilbilgisi

What we have been developing is ... yapısı

What we have been developing, “geliştirmekte olduğumuz şey” anlamına gelen bir isim yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir; what burada soru başlatmaz. Have been developing, daha önce başlayan ve belli bir süre boyunca şimdiye kadar devam eden bir etkinliği gösterir. What + özne + have/has been + -ing + is + tamamlayıcı yapısı önce bir bilgi alanı açar, sonra bu alanın ne olduğunu açıklar. Bu cümlede vurgulanan sonuç a technique ifadesidir; to automate the whole process ise tekniğin amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “laboratuvarımızın geliştirmekte olduğu şey” anlamındaki What yan cümlesiyle tamamlayın: ____ is a sensor that detects smoke earlier.

Cevabı göster

What our lab has been developing

Kelime

automate the whole process: tüm süreci otomatikleştirmek

To automate a process, normalde insanların elle yapacağı adımları makineler, yazılım veya başka bir teknoloji kullanarak gerçekleştirmek demektir. The whole process yalnızca tek bir işi değil, bütün ana aşamaları ifade eder. Burada bu ifade, protez gözlerin tasarlanma ve üretilme biçiminin değiştirilmesini anlatır. Yalnızca işi hızlandırmak anlamına gelmez: otomasyon elle yapılan adımları azaltır veya onların yerini alır, ancak bazı işler yine insanlar tarafından yapılabilir.

Alıştırma

Bir şirket, personel her adımı yapmadan siparişleri okuyan, faturaları hazırlayan ve e-postayla gönderen bir yazılım kuruyor. Hangi açıklama en uygundur?

  1. It automates the whole process.
  2. It explains the whole process.
  3. It speeds up one manual step.
  4. It cancels the whole process.
Cevabı göster

It automates the whole process.

Even before 3D printers, prosthetic eyes were custom-made, Kelime

4:26

3B yazıcılardan önce bile, protez gözler "custom-made" (özel yapım) idi,

Kelime

prosthetic eyes were custom-made: protez gözler kişiye özel yapılıyordu

Custom-made, bir şeyin tek bir standart biçimde değil, her bireye özel olarak yapıldığı anlamına gelir. subject + was/were + custom-made kalıbı, bir eşyanın belirli gereksinimlere göre yapılmasının sonucunu anlatır. Even before, 3D yazıcılardan önce de kişiye uyarlanmış protez gözlerin üretildiğini gösterir. Yeni teknoloji üretim hızını ve verimliliğini değiştirmiştir; tek bir kişiye özel göz yapma fikrini ortaya çıkaran şey yeni teknoloji değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The wheelchair was ____ to fit one athlete's measurements.

Cevabı göster

custom-made

a word similar to bespoke, which means specially made Kalıp ifadeler

4:31

ısmarlama anlamına gelen "bespoke" kelimesine benzer bir kelime, yani

according to a particular person's requirements. Kalıp ifadeler

4:34

belirli bir kişinin gereksinimlerine göre özel olarak yapılan.

Kalıp ifadeler

similar to bespoke: yakın anlamları karşılaştırmak

Similar to, “benzer” veya “yakın” anlamına gelir. Burada custom-made ile bespoke karşılaştırılır; similar sözcüğünden sonra to ve ardından karşılaştırılan öge gelir. Bu karşılaştırma, anlamların ortak yönleri olduğunu gösterir; tamamen aynı olduklarını göstermez. X is similar to Y kalıbı sözcükleri, nesneleri, fikirleri veya durumları karşılaştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi similar ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: This design is ____ the old one.

Cevabı göster

similar to

Kalıp ifadeler

according to a particular person's requirements: yol gösteren ölçütü belirtmek

Burada according to, “uyarak” veya “temel alarak” anlamına gelir. Specially made ifadesini a particular person's requirements ile bağlar ve üretimi yönlendiren ölçütü gösterir. Bu ifade “Üretimi hangi özellikler yönlendiriyor?” sorusunu yanıtlar. Amaç değil, dayanak veya ölçüt bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle, masanın yapımında müşterinin gereksinimlerinin ölçüt olarak kullanıldığını belirtir?

  1. The desk was built according to the customer's requirements.
  2. The desk was built because the customer called.
  3. The desk was built for the customer's birthday.
Cevabı göster

The desk was built according to the customer's requirements.

But the traditional way of making artificial eyes by hand is very time-consuming. Kalıp ifadeler

4:38

Ancak elle yapay göz yapmanın geleneksel yolu çok "time-consuming"dir (zaman alıcıdır).

Kalıp ifadeler

the traditional way of making ... by hand: bir şeyi elle yapmanın geleneksel yöntemi

Vurgulanan sözcükler, merkezi the traditional way olan tam bir isim öbeği oluşturur. of making artificial eyes hangi faaliyetin yönteminden söz edildiğini belirtir; way of doing something, bir yöntemi anlatmak için kullanılan yaygın bir yapıdır. by hand, makineyle değil elle veya insan emeğiyle yapıldığını belirtir. İsim öbeğinin tamamı is very time-consuming ifadesinin öznesidir; dolayısıyla cümle bu elle üretim yönteminin çok zaman aldığını söyler.

Alıştırma

Hangi cümle geleneksel bir elle üretim yöntemini doğru şekilde anlatır?

  1. The traditional way of painting the signs by hand takes hours.
  2. The traditional way to painting the signs by hand takes hours.
  3. The traditional way of painting the signs by themselves takes hours.
Cevabı göster

The traditional way of painting the signs by hand takes hours.

It takes a lot of time to do.

4:43

Bunu yapmak çok zaman alır.

Nowadays, 3D printing can complete the whole process in just 30 minutes. Kalıp ifadeler

4:45

Günümüzde 3B baskı tüm süreci sadece 30 dakikada tamamlayabilir.

Kalıp ifadeler

complete the whole process in just 30 minutes: tüm süreci sadece 30 dakikada tamamlamak

complete the whole process, sürecin her aşamasını bitirmek anlamına gelir. in just 30 minutes, tamamlanmaya ulaşmak için gereken süreyi, yani başlangıçtan bitişe kadar yalnızca 30 dakika gerektiğini belirtir. Buradaki just, sürenin şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgular. in + bir süre, sürecin o süre geçtikten sonra başlayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

The machine completed the inspection in just ten minutes cümlesi ne anlama gelir?

  1. Makinenin denetimi bitirmesi yalnızca on dakika sürdü.
  2. Makine denetime on dakika sonra başladı.
  3. Denetim onuncu dakikaya ulaştı ancak tamamlanmadı.
Cevabı göster

Makinenin denetimi bitirmesi yalnızca on dakika sürdü.

It's great to see technology helping people,

4:50

Teknolojinin insanlara yardım ettiğini görmek harika,

and amazing how far new inventions like 3D printers Deyimler

4:53

ve 3B yazıcılar gibi yeni icatların Johannes Gutenberg'in günlerinden beri

have come since the days of Johannes Gutenberg.

4:56

ne kadar ilerlediği şaşırtıcı.

Deyimler

amazing how far ... have come since: zaman içindeki büyük ilerlemeye şaşırmak

Bu cümlede amazing how far ... have come, yeni icatların kaydettiği büyük ilerlemeye duyulan şaşkınlığı anlatır. Buradaki far mecazidir; fiziksel mesafeyi değil, gelişme derecesini ölçer. (It is) amazing how far + özne + has/have come kalıbı, geçmişteki bir noktadan bugüne kadar olan gelişmeyi değerlendirmek için kullanılabilir. Since başlangıç noktasını verir; bu yüzden bugüne uzanan dönem için present perfect biçimi has/have come kullanılır.

Alıştırma

Büyük ilerlemeyi anlatan kalıbı tamamlayın: It is amazing how far our robot has ____ since the first test.

Cevabı göster

come

Speaking of which, Neil, it's time to reveal the answer to my question. Notlar

4:59

Bu arada, Neil, sorumun cevabını açıklama zamanı geldi.

Anlatım akışı

Speaking of which: bağlantılı bir konuya geri dönmek

Speaking of which, az önce söz edilen kişiye, şeye veya fikre geri gönderme yapar ve bunu bir sonraki ilgili noktaya geçiş için köprü olarak kullanır. Buradaki which önceki konuyu ifade eder; “hangisi?” diye sormaz. Bu ifade, yeni noktanın hemen önce söylenenlerden doğduğunu göstererek konuşmayı düzenler. Konuşmanın yönü değişir, ancak iki konu arasındaki bağlantı açık kalır.

Alıştırma

Speaking of which burada doğal mı? “We need to replace the office printer. Speaking of which, have you ordered the new ink cartridges?”

  1. Doğal değil: ifade tamamen ilgisiz bir konu sunmalıdır.
  2. Doğal: yeni soru yazıcıyla bağlantılıdır.
Cevabı göster

Doğal: yeni soru yazıcıyla bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

it's time to reveal: sonraki adımı duyurmak

it's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, sıradaki eylem için doğru zamanın geldiğini belirtir. Burada it's time to reveal, cevabın açıklanacağı aşamaya geçildiğini gösterir. Reveal, daha önce bilinmeyen veya saklı tutulan bir bilgiyi açığa çıkarmak demektir. Cevaba bir merak ya da resmî açıklama havası katar; cevabı yalnızca söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

it's time to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak cümleyi tek sözcükle tamamlayın: The votes have been counted, and it's time ____ reveal the winner.

Cevabı göster

to

Right.

5:04

Doğru.

You asked me about the earliest known text Dilbilgisi

5:04

Bana tahta bloklar kullanılarak basıldığı bilinen

to have been printed using wooden blocks,

5:06

en eski metni sormuştun,

Dilbilgisi

earliest known text to have been printed: daha önce tamamlanmış edilgen bir eylem

earliest known text ifadesindeki known, iddiayı mevcut bilgi ve kanıtlarla sınırlar. Metnin ünlü veya herkesçe tanınan bir metin olduğu anlamına gelmez. To have been printed, tamamlanmış edilgen mastardır. Have, basım işlemini şimdiki konuşma veya belirlemeden önceye yerleştirir; been printed ise metnin eylemden etkilenen taraf olduğunu gösterir. İfadenin bütünü, mevcut kanıtlara göre daha önce basılmış metinler arasındaki en eski metni anlatır.

Alıştırma

Mevcut kanıtların demirden yapılmış en eski köprü olarak belirlediği bir köprüyü hangi ifade doğru anlatır?

  1. the earliest well-known bridge to have been built of iron
  2. the earliest known bridge to have been built of iron
  3. the earliest known bridge to have built of iron
Cevabı göster

the earliest known bridge to have been built of iron

and I guessed it was a cooking recipe.

5:09

ve ben bunun bir yemek tarifi olduğunu tahmin etmiştim.

So, was I right?

5:12

Peki, haklı mıydım?

You were wrong, I'm afraid, Neil. Ton ve niyet

5:13

Korkarım yanıldın, Neil.

Ton ve niyet

You were wrong, I'm afraid: düzeltmeyi yumuşatmak için I'm afraid kullanımı

Bu cümlede I'm afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz. Hoşa gitmeyen bir bilgiyi kibarca ileten, unfortunately veya I'm sorry to say ile benzer işlevde bir ifadedir. Burada doğrudan düzeltme olan You were wrong ifadesini yumuşatır. Düzeltmeden sonra gelse de bütün iletiyi yorumlar. Konuşan kişi Neil'ın yanıldığından emindir; bu ifade önermenin doğruluğunu veya kesinlik derecesini değil, tonunu değiştirir.

Alıştırma

You were wrong, I'm afraid cümlesinde I'm afraid ne işe yarar?

  1. Neil'ı konuşan kişiyi korkutmakla suçlamak
  2. Kesin bir düzeltmenin tonunu yumuşatmak
  3. Konuşan kişinin fiziksel olarak korktuğunu göstermek
  4. Cevabın doğru olabileceğini söylemek
Cevabı göster

Kesin bir düzeltmenin tonunu yumuşatmak

The oldest known wooden block print was actually a religious text, Kelime

5:16

Bilinen en eski ahşap blok baskısı aslında dini bir metindi,

Kelime

The oldest known wooden block print: isim öbeğinin yapısı

İfadenin temel ismi print sözcüğüdür. Burada, basım yoluyla üretilen bir görüntü veya metin anlamına gelen sayılabilir bir isimdir; eylemi belirten fiil değildir. Wooden block niteleyici olarak çalışır ve baskının oyulmuş bir ahşap kalıptan yapıldığını belirtir. Oldest en üstünlük derecesidir; known ise iddiayı şu anda mevcut olan kanıtlarla sınırlar. Dolayısıyla ifade, şu anda en eski olarak belirlenen ahşap kalıp baskı anlamına gelir. Henüz keşfedilmemiş daha eski bir örnek hâlâ var olabilir.

Alıştırma

The oldest known wooden block print ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Dini metinleri basmak için hazırlanmış bir talimat dizisi
  2. Hiçbir belirsizlik olmadan tarihte basılan ilk nesne
  3. Şu anda en eski olduğu belirlenen ahşap kalıp baskı
  4. Yazıcı olarak kullanılan en eski ahşap kalıp
Cevabı göster

Şu anda en eski olduğu belirlenen ahşap kalıp baskı

the Buddha's Diamond Sutra. Kültür

5:20

Buddha'nın Elmas Sutra'sı.

Kültür

the Buddha's Diamond Sutra: Budist Bir Kutsal Metin

Elmas Sutrası Budist bir kutsal metindir. Bu addaki Buddha's ifadesi onu Budist öğretileriyle ilişkilendirir; Sutra ise bunun dinî öğreti içeren bir metin olduğunu gösterir. Bu nedenle ad, burada dinî bir metni ifade eder. Diamond başlığın bir parçasıdır; mücevheri veya bir ürünü anlatmaz.

Alıştırma

Vurgulanan ad burada neyi ifade ediyor?

  1. Budist bir dinî metin
  2. Bir tür elmas mücevher
  3. Kişisel bir mektup
  4. Bir yemek tarifi kitabı
Cevabı göster

Budist bir dinî metin

Okay, let's recap the vocabulary from this program, Anlatım akışı

5:22

Tamam, bu programdaki kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary: Kısa Bir Tekrarı Haber Vermek

Let's recap the vocabulary, “daha önce ele aldığımız önemli kelimeleri kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Let's, konuşanı ve dinleyicileri bir sonraki eyleme birlikte katar. Burada ifade bir yönlendirme işareti gibi çalışır: ana öğretim bölümü sona ermekte ve kısa bir kelime tekrarı başlamaktadır. Yeni bir konu eklemek yerine sırada ne olduğunu düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle ana noktaların kısaca gözden geçirileceğini en doğal biçimde belirtir?

  1. Let's recap the three main ideas before we finish.
  2. Let's begin a completely new topic before we finish.
  3. Let's repeat the whole lesson word for word before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the three main ideas before we finish.

starting with mucking about, an informal way to say Anlatım akışı

5:25

ciddi bir nedenle değil de dikkatsizce bir şeyle oynamak anlamına gelen

Anlatım akışı

starting with mucking about: sıralamadaki ilk ögeyi tanıtmak

Burada starting with, bir liste veya gözden geçirmedeki ilk ögeyi tanıtır. İlk ele alınan öge mucking about'tur; ardından gelen an informal way to say sözleri de sonraki açıklamayı başlatır. Bu kullanım bilgiyi düzenler ve dinleyiciye sıralamanın nereden başladığını gösterir. Birinin o anda mucking about eylemine başlaması anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk ögeyi tanıtmak için cümleyi starting with ile tamamlayın: We will review three topics, ____ online safety.

Cevabı göster

starting with

playing with something carelessly, not for a serious reason.

5:29

gayri resmi bir ifade olan "mucking about" ile başlayalım.

A prototype is a model of a product that can be tested,

5:33

Bir prototip (prototype), test edilebilen,

improved, and used to develop a better product.

5:36

geliştirilebilen ve daha iyi bir ürün geliştirmek için kullanılabilen bir ürün modelidir.

The phrase "hold on a minute" can be used to express surprise or disbelief.

5:39

"Hold on a minute" (bir dakika) ifadesi şaşkınlık veya inanamamayı ifade etmek için kullanılabilir.

Prosthetics refer to artificial body parts such as arms, legs, feet, or eyes, Kalıp ifadeler

5:43

Protezler (Prosthetics), kollar, bacaklar, ayaklar veya gözler gibi,

which are used to replace a missing natural part.

5:49

eksik bir doğal parçanın yerine geçmek için kullanılan yapay vücut parçalarını ifade eder.

Kalıp ifadeler

Prosthetics refer to: bir terimi tanımına bağlamak

X refers to Y yapısında Y, X'in belirttiği şeyi veya kavramı açıklar. Burada Prosthetics refer to artificial body parts, prosthetics sözcüğünün neleri kapsadığını belirterek onu tanımlar. Bu cümlede refer to, bir kaynağa bakmak anlamına gelmez. Bir terim ile anlamı arasında tanım ilişkisi kurar.

Alıştırma

Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The term orbit ____ the path of an object around a planet or star.

Cevabı göster

refers to

The words bespoke and custom-made describe something specially

5:52

Ismarlama ("bespoke") ve özel yapım ("custom-made") kelimeleri, belirli bir kişi için

made for a particular person.

5:56

özel olarak yapılan bir şeyi tanımlar.

And finally, if something is time-consuming, it takes a lot of time to do.

5:58

Ve son olarak, eğer bir şey zaman alıcıysa ("time-consuming"), onu yapmak çok zaman alır.

Goodbye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:04

Hoşça kalın.

Six Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den Altı Dakikalık İngilizce.