3 Boyutlu Yazıcılar - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, Gutenberg’in matbaasından malzemeyi katman katman ekleyerek nesne üreten 3D yazıcılara kadar baskı teknolojisinin gelişimini ele alıyor. Cihazların ucuzlamasının hızlı prototiplemeyi nasıl yaygınlaştırdığını ve otomatik bir sürecin kişiye özel protez gözü yaklaşık 30 dakikada üretebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it was only after the millennium that tech companies began to realize how it could be done. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: it was only after ... that ... vurgu yapısının belirleyici bir zamanı nasıl öne çıkardığını öğrenin. Bu yapıyı tarihî veya teknik açıklamalarda, ilerlemenin ancak koşullar değiştikten sonra başladığını göstermek için kullanabilirsiniz. 2. models of a product that can be tested, improved, and used to develop better products. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Prototype kavramını anlaşılır biçimde tanımlayan bu ifadeyi ve içerdiği test, iyileştirme ve sonraki ürünü geliştirme sırasını kavrayın. Böylece ürün tasarımını yalnızca uzmanlık jargonuna dayanmadan açıklayabilirsiniz. 3. what we have been developing is a technique to automate the whole process. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: What yan cümlesinin özne görevi görerek dikkati ekibin geliştirmekte olduğu sonuca nasıl yönelttiğini fark edin. Bu kalıbı resmî sunumlarda geliştirilmekte olan bir yöntemi tanıtmak ve yöntemin pratik amacını açıkça belirtmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:06Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce.
In 1436 in Germany, Johannes Gutenberg invented the printing press, Kültür
0:121436'da Almanya'da Johannes Gutenberg,
printing press: Gutenberg'in mekanik matbaa makinesi
Bu tarihsel cümlede printing press, metin sayfalarını çok sayıda çoğaltmak için kullanılan mekanik bir baskı aygıtını ifade eder. Gutenberg'in icadı bu teknolojinin erken bir biçimiydi; bilgisayara bağlı modern bir yazıcı değildi. printing press ifadesini tek bir birleşik isim olarak anlayın. Burada press, makinenin adının bir parçasıdır; haber medyası ya da yalnızca bastırma eylemi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede printing press ne anlama geliyor?
- Bilgisayara bağlı modern bir ofis yazıcısı
- Haber medyası
- Metinlerin çok sayıda kopyasını basan erken dönem mekanik bir aygıt
Cevabı göster
Metinlerin çok sayıda kopyasını basan erken dönem mekanik bir aygıt
a machine capable of making many copies of the same page of text. Dilbilgisi
0:18aynı metin sayfasının birçok kopyasını çıkarabilen bir makine olan matbaayı icat etti.
machine capable of making: capable of + -ing yapısı
machine capable of making... ifadesinde capable of making... sıfat grubu machine sözcüğünden sonra gelir ve makinenin ne yapabildiğini açıklar. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + capable of + -ing şeklindedir. capable sözcüğünden sonra of ve fiilin -ing biçimi kullanılır: capable of making. Bu ifade bir yeteneği veya kapasiteyi anlatır; eylemin şu anda gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi make ve capable of + -ing kalıbıyla tamamlayın: This device is capable ____ detailed maps.
Cevabı göster
of making
Ever since printing has been used around the world to produce books, newspapers, and magazines. Notlar
0:23O zamandan beri baskı, dünya çapında kitaplar, gazeteler ve dergiler üretmek için kullanılıyor.
Ever since: geçmişteki bir başlangıç noktasını bugüne bağlamak
Ever since burada tek bir zaman bağlama ifadesi olarak kullanılır ve “o zamandan şimdiye kadar sürekli olarak” anlamına gelir. Başlangıç noktası önceki bağlamda zaten verilmiştir; bu ifade de o noktayı baskı teknolojisinin sonraki tarihine taşır. Bir şeyin yalnızca bir kez gerçekleştiğini söylemez, zaman çizgisini düzenler. has been used ile kullanıldığında bitiş noktası şimdiki zamandır.
Alıştırma
Bu cümlede ever since nasıl bir zaman ilişkisi ifade ediyor?
- Gelecekte başlayacak bir plan
- Önceki bir başlangıç noktasından günümüze kadar devamlılık
- Geçmişte bilinmeyen bir zamanda gerçekleşen tek bir olay
Cevabı göster
Önceki bir başlangıç noktasından günümüze kadar devamlılık
printing has been used: present perfect edilgen yapı
Printing has been used, present perfect edilgen yapıdır: has + been + geçmiş zaman ortacı. Burada printing, tekil kabul edilen sayılamayan bir isimdir; bu yüzden has alır. used ise ona yapılan eylemi gösterir. Edilgen yapı, dikkati onu kullanan kişiler yerine baskı teknolojisine yöneltir. Bu cümlede ever since geçmişteki başlangıç noktasını verir; böylece yapı, kullanımın günümüze kadar sürdüğünü veya tekrarlandığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: This method ____ in our school for ten years.
Cevabı göster
has been used
Printing technology has come a long way since Gutenberg's time, Deyimler
0:29Baskı teknolojisi Gutenberg zamanından bu yana çok yol kat etti,
has come a long way: zaman içinde büyük ilerleme
Has come a long way, bir şeyin büyük ilerleme kaydettiğini anlatan bir deyimdir. Bu cümlede baskı teknolojisinin Gutenberg'in zamanından beri ne kadar geliştiğini değerlendirir; fiziksel bir yolculuktan söz etmez. Özne + has/have come a long way kalıbı bir kişinin, becerinin, teknolojinin veya durumun zaman içindeki gelişimini olumlu biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘büyük ilerleme kaydetti’ anlamındaki deyimle tamamlayın: Medical imaging ____ since the 1990s.
Cevabı göster
has come a long way
but even today's most advanced laser printers have only printed flat two-dimensional objects Anlatım akışı
0:33ancak günümüzün en gelişmiş lazer yazıcıları bile sadece düz iki boyutlu nesneler basıyordu
have only ... until now: değişimden önceki eski bir sınır
have only printed flat two-dimensional objects until now yapısında present perfect, bugünden bakarak yazıcıların geçmişte ürettiklerini ele alır. Only bu sonuçları düz, iki boyutlu nesnelerle sınırlar; böylece yan cümle bugüne kadar geçerli olan bir kısıtlamayı sunar. Bu bağlamda until now, bugünü bir dönüm noktası yapar: eski kısıtlama bu ana kadar geçerliydi ve konuşmacı şimdi farklı bir durumu tanıtmak üzeredir. Açıklamalar bilgiyi sık sık bu sırayla düzenler: önce eski sınır, ardından yeni gelişme.
Alıştırma
Açıklamada have only ... until now yapısının görevi nedir?
- Geçmişteki bir sınırlamayı sunar ve şimdiki noktada bir değişiklik olacağını bildirir.
- Lazer yazıcıların hiçbir zaman farklı bir şey basmayacağını öngörür.
- Lazer yazıcıların yalnızca iki boyutlu nesneler üretmeye bugün başladığını söyler.
Cevabı göster
Geçmişteki bir sınırlamayı sunar ve şimdiki noktada bir değişiklik olacağını bildirir.
In this program, we're discussing 3D printers, Anlatım akışı
0:41Bu programda 3B yazıcıları tartışıyoruz,
Konuyu belirten In this program, we're discussing ...
In this program mevcut yayını konuşmanın çerçevesi olarak belirler; we're discussing ise ardından gelecek konuyu duyurur. Bu iki bölüm birlikte açık bir konu yönlendirmesi yapar: dinleyiciye neye dikkat etmesi gerektiğini söyler ve açılışı düzenler. Buradaki şimdiki zaman yalnızca gündelik bir konuşmayı anlatmaz. Tartışmayı programın şu anda gerçekleştirmeyi planladığı etkinlik olarak sunar. Ortamı belirten sözcüğü ve konuyu değiştirerek aynı kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir programın başında In this program, we're discussing ... ifadesinin temel işlevi nedir?
- Tartışmanın sona erdiğini duyurur.
- Konuşmacıların konu hakkında anlaşamadığını söyler.
- Dinleyiciye programın neye odaklanacağını söyler.
Cevabı göster
Dinleyiciye programın neye odaklanacağını söyler.
printers which can build solid three-dimensional objects out of a variety of materials, Kalıp ifadeler
0:45plastik, beton ve metal dahil olmak üzere çeşitli malzemelerden
Yapım malzemelerini belirten out of a variety of materials
build objects out of a variety of materials yapısında out of, nesneleri oluşturmak için kullanılan malzemeyi belirtir. Burada bir yerin içinden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. a variety of birkaç farklı tür anlamına gelir. Bu nedenle ifadenin tamamı, tek bir malzemenin miktarından çok kullanılabilen malzeme çeşitliliğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The art club made sculptures ____ recycled materials.
Cevabı göster
out of a variety of
Now, Neil, when you say a printer that can make solid objects,
0:53Şimdi, Neil, katı nesneler yapabilen bir yazıcı dediğinde,
I guess you're not talking about a normal printer. Ton ve niyet
0:57sanırım normal bir yazıcıdan bahsetmiyorsun.
I guess you're not talking about: yumuşatılmış bir netleştirme
I guess, ardından gelen olumsuz ifadeyi yumuşatır. Burada konuşan kişi bir sonuca varmış ve bunu nazikçe kontrol etmektedir: Karşısındaki kişi muhtemelen normal bir yazıcıyı kastetmiyordur. I guess + yan cümle yapısı, bir düşünceyi kesin bir düzeltme yerine geçici bir sonuç olarak sunar. I guess you're not talking about X yapısında talking about “X'i kastetmek” anlamına gelir; X ise kontrol edilen yorumdur.
Alıştırma
Hangi cümle karşıdaki kişinin basılı raporu kastetmediğini nazikçe kontrol eder?
- I guess you're not talking about the paper report.
- You're not allowed to talk about the paper report.
- I guess you're talking about the paper report.
Cevabı göster
I guess you're not talking about the paper report.
These large and complex 3D printers work in a completely different way. Kalıp ifadeler
1:01Bu büyük ve karmaşık 3B yazıcılar tamamen farklı bir şekilde çalışır.
work in a completely different way: bir şeyin nasıl çalıştığını anlatmak
Bu cümlede work, “bir işte çalışmak” değil, “işlemek veya çalışmak” anlamındadır. Özne bir makinedir ve in a completely different way onun nasıl çalıştığını açıklar. work in a ... way kalıbı makinelerin, sistemlerin veya yöntemlerin nasıl işlediğini anlatabilir. Completely, different sözcüğünü güçlendirir: Yöntem yalnızca biraz değiştirilmiş değil, çok farklıdır.
Alıştırma
“Tamamen farklı bir yöntemle çalışır” anlamındaki ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The new water filter ____.
Cevabı göster
works in a completely different way
Unlike a sculptor who chips away at a block of stone to reveal a shape underneath, Notlar
1:07Altındaki şekli ortaya çıkarmak için bir taş bloğunu yontan bir heykeltıraşın aksine,
Unlike a sculptor: karşıtlık kurmak
Unlike a sculptor, ana açıklamadan önce bir karşılaştırma kurar. Dinleyiciye, açıklanan şeyin malzemeyi eksilten bir heykeltıraştan farklı biçimde çalışacağını bildirir. Bilinen zıt bir yöntemle başlamak yeni fikri anlamayı kolaylaştırır. Burada unlike sözcüğünden sonra a sculptor isim öbeği gelir. who ile başlayan yan cümle heykeltıraşı açıklar; unlike sözcüğünü tam cümleleri bağlayan bir bağlaca dönüştürmez. Bu giriş, önce bilinen yöntemi, ardından önemli farkı vererek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Karşıtlık bildiren isim öbeğini başlatan tek sözcüklü edatla cümleyi tamamlayın: ____ a printed timetable, the app shows delays immediately.
Cevabı göster
Unlike
chips away at a: küçük parçaları azar azar çıkarmak
chips away at a block of stone ifadesinde chips, küçük parçalar koparmak veya kesip çıkarmak anlamında bir fiildir. Away, tekrarlanan ve aşamalı bir hareket anlamı katar; at ise üzerinde çalışılan malzemeyi belirtir. Heykeltıraş taş bloğun tamamını bir kerede ortadan kaldırmaz. Vurgulanan ifadede chips, öznesi a sculptor olduğu için üçüncü tekil kişi biçimindedir. Yeniden kullanılabilecek ifade chip away at kalıbıdır; a ise nesne görevindeki a block of stone isim öbeğini başlatır. İfade mecaz anlamda da kullanılabilir: chip away at debt, confidence veya a backlog, bunları azar azar azaltmak ya da zayıflatmak demektir. Ortak düşünce, çok sayıda küçük hareketin zamanla birikmesidir.
Alıştırma
Cümleyi chip away at ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Small daily payments ____ the family's debt.
Cevabı göster
chipped away at
building up physical objects by adding material layer on layer. Notlar
1:15katman katman malzeme ekleyerek fiziksel nesneler inşa eder.
work in the opposite way: ters bir süreci belirtmek
Work in the opposite way, bir şeyin az önce açıklanan süreci tersine çevirerek çalışması demektir. Burada önceki süreç malzemeyi çıkarırken 3D baskı malzeme ekler. Bu ifade karşıtlığı bağlar: dinleyiciyi ilk sürece geri yönlendirir, ardından building up... ters sürecin nasıl işlediğini açıklar. Böylece çıkarma ve ekleme, ilgisiz ayrıntılar olarak değil, birbirine karşıt iki yöntem olarak düzenlenir.
Alıştırma
Bu açıklamada work in the opposite way ne işe yarıyor?
- Her 3D yazıcının öncekiyle ilgisiz bir süreç izlediğini söyler.
- 3D baskıyı önceki süreçle ilişkilendirir ve eklemenin çıkarmanın tersi olduğunu gösterir.
- Yazıcının düzgün çalışmadığını söyler.
Cevabı göster
3D baskıyı önceki süreçle ilişkilendirir ve eklemenin çıkarmanın tersi olduğunu gösterir.
building up: aşamalı eklemelerle bir şey oluşturmak
Building up, giderek daha fazlasını ekleyerek bir şeyi aşamalı olarak oluşturmak veya geliştirmek demektir. Bu cümlede her yeni katman nesneye eklenir ve sonunda fiziksel bir şekil oluşur. Up, bir sonuca doğru birikme anlamı katar. -ing yan cümlesi 3D yazıcıların nasıl çalıştığını açıklar: malzemeyi çıkarmak yerine tekrar tekrar ekleyerek nesneler oluştururlar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Reading every day helps you build up your vocabulary over time. Burada build up ne anlama geliyor?
- Hepsini bir anda ortadan kaldırmak
- Tesadüfen keşfetmek
- Tekrarlanan çabayla aşamalı olarak geliştirmek
Cevabı göster
Tekrarlanan çabayla aşamalı olarak geliştirmek
layer on layer: bir katmanı diğerinin üzerine eklemek
Layer on layer ifadesinde layer adının tekrarlanması, işlemin birçok katman boyunca devam ettiğini gösterir. On, her yeni katmanın öncekinin üzerine yerleştirildiğini anlatır; bu nedenle bütün ifade “üst üste gelen katmanlar” anlamındadır. Cümlede layer on layer, nesneyi oluşturmak için malzemenin nasıl eklendiğini açıklar. Önemli olan tek bir katmanın konumu değil, birçok katmanın birikmesidir.
Alıştırma
Örnekteki layer on layer ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Malzeme tek ve düz bir katman olarak kalır.
- Malzeme tekrar tekrar eklenir ve her yeni katman öncekinin üzerine yerleştirilir.
- Bir katman diğerlerinin hepsinden uzaklaştırılır.
Cevabı göster
Malzeme tekrar tekrar eklenir ve her yeni katman öncekinin üzerine yerleştirilir.
And the ability to print objects in this way is providing solutions to many problems, Notlar
1:20Ve bu şekilde nesne basabilme yeteneği birçok soruna çözüm sağlıyor,
the ability to print objects: ability sözcüğünden sonra to-infinitive
The ability to print objects bir isim öbeğidir. Ability sözcüğünü to-infinitive olan to print izler ve objects fiili tamamlar. Bu mastar yapısı, yeteneğin tam olarak ne olduğunu belirtir. Öbeğin tamamı is providing ifadesinin öznesidir. Böylece yeteneğin kendisi konu hâline gelir; bu, bir insanın ya da teknolojinin ne yapabildiğini açıklarken yaygın bir seçimdir.
Alıştırma
Cümleyi detect fiilinin to-infinitive biçimiyle tamamlayın: The sensor has the ability ____ tiny changes in temperature.
Cevabı göster
to detect
is providing solutions to: sorunları çözmenin yollarını sunmak
Is providing solutions to, “çözüm yolları sunuyor” anlamına gelir. provide solutions to + problem kalıbında to, çözümlerin ele aldığı sorunu veya güçlüğü tanıtır. is providing biçimindeki şimdiki zaman, etkinin şu anda gerçekleştiğini veya geliştiğini gösterir. Burada baskı becerisi yalnızca mümkün olan bir şey değil, uygulamada yararlı bir araç olarak sunulur.
Alıştırma
“Şu anda çözüm yolları sunuyor” anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: The new filter ____ several water-quality problems.
Cevabı göster
is providing solutions to
as we'll be finding out: ilerideki açıklamayı haber vermek
As we'll be finding out, dikkati ileride anlatılacaklara yönelten bir geçiş ifadesidir. Önceki iddiayı, dinleyicinin daha sonra alacağı bilgi, örnek veya kanıtlarla bağlar. Gelecek zamanda süreklilik bildiren we'll be finding out, öğrenme sürecini program ilerledikçe ortaya çıkan bir şey olarak gösterir. Asıl işlevi yalnızca gelecekte bir gerçeğin öğrenileceğini tahmin etmek değil, açıklamayı düzenlemek ve dinleyicide devamına yönelik beklenti oluşturmaktır.
Alıştırma
“as we'll be finding out” geçiş ifadesi burada ne işe yarıyor?
- Konunun zaten tamamen açıklandığını söyler.
- Uzak geçmişte yapılan bir keşfi bildirir.
- Ardından gelecek açıklama veya örnekleri haber verir.
Cevabı göster
Ardından gelecek açıklama veya örnekleri haber verir.
But first, ile önce yapılacak bir adımı araya eklemek
But first, konuşmacının beklenen sonraki bölümü kısa süreliğine erteleyip daha önce yapılması gereken bir şeyi araya eklediğini gösterir. Bu cümlede konuşmacı ana konuyu duraklatıp önce Neil’e bir soru soruyor. Buradaki but bir karşı çıkışı göstermez. İfadenin tamamı sıralamayı düzenler: önce soru gelir, ardından ana konuya dönülür.
Alıştırma
Geçişi But ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We'll open the presents soon. ____, let's take a family photo.
Cevabı göster
But first
Before Johannes Gutenberg invented his printing press,
1:30Johannes Gutenberg matbaasını icat etmeden önce,
copies of texts were made by block printing using hand-carved wooden blocks pressed into ink. Notlar
1:33metinlerin kopyaları, mürekkebe bastırılan el oyması ahşap bloklar kullanılarak blok baskı yoluyla yapılırdı.
were made by: yöntemi belirten geçmiş zaman edilgen yapı
Were made, basit geçmiş zamanda edilgen yapıdır: were + geçmiş zaman ortacı made. Çoğul özne copies of texts eyleme maruz kalır; bu nedenle cümle belirli çalışanlardan çok nesnelere ve tarihî üretim sürecine odaklanır. were made by block printing ifadesinde by, kopyaları yapmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Edilgen fiilden sonraki bir by öbeği eylemi yapan kişiyi belirtebilir, ancak buradaki gibi araç veya yöntem de belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve ardından by ile tamamlayın: The stage decorations ____ hand.
Cevabı göster
were made by
block printing: oyulmuş kalıplarla baskı
Block printing, oyulmuş bir kalıptaki yazı veya resimleri başka bir yüzeye aktarma yöntemidir: mürekkep kalıbın kabarık yüzeyine sürülür ve kalıp kâğıda ya da başka bir malzemeye bastırılır. Bu cümlede metinleri çoğaltmak için elle oyulmuş ahşap kalıplar kullanılıyor. Buradaki block sözcüğü kare bir şekli değil, baskı kalıbını belirtir. Bu nedenle block printing, bir bloğun resmini basmak değil, eski bir baskı tekniğidir.
Alıştırma
Örnek cümlede block printing ne anlama geliyor?
- Normal bir bilgisayar yazıcısıyla belge yazdırmak
- Mürekkeplenmiş, oyulmuş bir kalıbı bir yüzeye bastırma yöntemi
- Kâğıda yalnızca kare şekiller basmak
Cevabı göster
Mürekkeplenmiş, oyulmuş bir kalıbı bir yüzeye bastırma yöntemi
So, what was the oldest known text to be printed this way? Dilbilgisi
1:40Peki, bu şekilde basıldığı bilinen en eski metin neydi?
oldest known text to be printed: en üstünlük derecesi + edilgen mastar
Bu ifade the oldest + known + text + to be printed şeklinde kurulur. Oldest, sıfatın en üstünlük derecesidir. Burada known, “insanların şu anda bildikleriyle veya mevcut kanıtlarla desteklenen” anlamındadır; “tanıdık” anlamına gelmez. Böylece tarihî iddia kesin değil, temkinli biçimde ifade edilir. To be printed, text sözcüğünü niteleyen edilgen bir mastardır: metin, basma eylemine maruz kalır. Aynı yapı çoğunlukla en üstünlük derecesinden, sıra sayısından veya only gibi sözcüklerden sonra da gelir: the first bridge to be built, the only copy to be saved.
Alıştırma
Cümleyi build fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: Experts say this is the oldest known tower ____ with this method.
Cevabı göster
to be built
think it might have been: geçmiş hakkında temkinli bir tahmin
“I think”, ifadenin kesin bir gerçek değil, konuşanın kendi düşüncesi olduğunu gösterir. “Might have been”, bir şeyin geçmişte ne olduğu veya hangi durumda bulunduğu hakkında belirsiz bir tahmin bildirir. Yapı might + have + geçmiş zaman ortacıdır. Burada been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; yani konuşan geçmişe dönük tahmin yapar, onun şimdi bir yemek tarifi olabileceğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi might + have + be fiilinin geçmiş zaman ortacı şeklindeki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The old building ____ a school, but no one knows for sure.
Cevabı göster
might have been
I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı
1:52Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
I'll reveal the answer later in the program: bilgiyi sonraya bırakmak
Bu cümle, programdaki bilgilerin hangi sırayla verileceğini dinleyicilere bildirir: soru şimdi sorulur, ancak cevap aynı programın ilerleyen bir bölümüne kadar bilinçli olarak saklanır. Böylece dikkat, henüz çözülmemiş soruda tutulur ve cevaba daha sonra dönüleceği belirtilir. “Reveal”, daha önce gizli tutulan veya açıklanması ertelenen bilgiyi ortaya çıkarmak demektir. Sade “tell” fiilinde bulunmayan bir duyuru veya keşif hissi verir.
Alıştırma
Konuşan kişi “I'll reveal the answer later in the program” diyerek ne yapıyor?
- Cevabı bilinçli olarak erteliyor ve daha sonra bu konuya döneceğine söz veriyor.
- Cevabın daha önce zaten verildiğini söylüyor.
- Cevabı bilmediğini kabul ediyor.
Cevabı göster
Cevabı bilinçli olarak erteliyor ve daha sonra bu konuya döneceğine söz veriyor.
The idea of printing solid objects is not new, Dilbilgisi
1:55Katı nesneler basma fikri yeni değil,
The idea of + -ing: Bir eylemi cümlenin konusu yapmak
The idea of printing solid objects bir isim öbeğidir ve öbeğin tamamı is fiilinin öznesidir. printing solid objects eylemini konuşulan konuya dönüştürür. the idea of + -ing kalıbında of bir edattır. Bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: print değil, printing kullanılır. Bu kalıpla bir eylemden fikir veya kavram olarak söz edilebilir.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The idea of ____ from home appeals to many people.
Cevabı göster
working
but it was only after the millennium that tech companies began to realize how it could be done. Dilbilgisi
1:58ancak teknoloji şirketlerinin bunun nasıl yapılabileceğini fark etmesi 2000'li yıllardan sonra oldu.
It was only after ... that ...: Gecikmiş bir dönüm noktasını belirtmek
Bu cümle, it-cleft adı verilen bir vurgu kalıbını kullanır: It was only after the millennium that .... Kalıp, after the millennium bölümüne özel vurgu yapar. Burada the millennium, 2000 yılı civarındaki dönemi ifade eder. Only after, farkına varma sürecinin daha önce başlamadığını belirtir. It was only after X that Y kalıbı, X’i Y’nin sonunda gerçekleştiği noktadan önceki dönüm noktası olarak sunar; bu nedenle gecikmiş bir değişimi veya dönüm noktasını anlatmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Vurgu kalıbını tamamlayın: It was only after the rain stopped ____ the match began.
Cevabı göster
that
realize how it could be done: dolaylı how yan cümlesinde sözcük dizilişi
How it could be done, realize fiilinden sonra daha büyük cümlenin içine yerleştirilmiş bir soru yan cümlesidir. Bir şeyi mümkün kılacak yöntemi anlamak demektir. Önceki bağlamda it, katı nesnelerin basılmasını anlatır. Bağımsız bir doğrudan soru olmadığı için how + özne it + kip yardımcısı could biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır. Could be done edilgen yapıdır; bu yüzden odak, işi kimin yaptığına değil, işin nasıl tamamlanabileceğine yönelir.
Alıştırma
Verilen bütün İngilizce ögeleri doğru sıraya koyarak—how / could / the fault / be fixed—cümleyi tamamlayın: After several tests, the team realized ____.
Cevabı göster
how the fault could be fixed
material scientist: malzemeleri inceleyen bir bilim insanı
Material scientist ifadesinde material, çalışma alanını belirtmek için scientist sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. Bu ifade; metal, plastik ve seramik gibi malzemelerin özelliklerini, davranışlarını ve kullanım alanlarını inceleyen bir bilim insanını anlatır. Burada meslek adı, konuyla ilgili uzmanlığı gösterir: malzeme ve üretim bilgisi, bu kişinin 3D baskı hakkında konuşmasına yardımcı olur. Bu ifadede material, “önemli” anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "The lab hired a material scientist to test the new alloy." material scientist ne anlama gelir?
- Çalışması özellikle önemli olan bir bilim insanı
- Ham madde sağlayan bir çalışan
- Malzemelerin özelliklerini ve kullanım alanlarını inceleyen bir bilim insanı
Cevabı göster
Malzemelerin özelliklerini ve kullanım alanlarını inceleyen bir bilim insanı
explaining more to BBC World Service program People Fixing the World.
2:09BBC World Service programı People Fixing the World'e daha fazlasını açıklıyor.
As the millennium turned, patents expired, Notlar
2:14"Milenyum dönüldükçe patentlerin süresi doldu,
As the millennium turned: tarihsel bir geçişi çerçevelemek
As the millennium turned cümlenin başında yer alır ve ardından gelenler için zaman çerçevesini oluşturur. Yeni binyıla geçiş dönemi, yani yaklaşık 2000 yılı anlamına gelen öne alınmış bir zaman yan cümlesidir; kesin bir tarihi belirtmez. Bu ifadede turned, bir zaman döneminden sonrakine geçmek anlamındadır; fiziksel olarak dönen bir şey yoktur. İfade, çağ değişimini vurgular ve açıklamaya tarihsel, anlatısal bir ton verir.
Alıştırma
As the millennium turned bu cümlede ne işe yarar?
- Binyılı fiziksel olarak dönen bir nesne şeklinde anlatır.
- Ardından gelen olayları yeni bir binyıla geçiş dönemi içine yerleştirir.
- Patentlerle ilgili değişikliklerin kesin tarihini verir.
Cevabı göster
Ardından gelen olayları yeni bir binyıla geçiş dönemi içine yerleştirir.
patents expired: yasal korumanın sona ermesi
Patents expired, patentlerin yasal koruma sürelerinin sonuna ulaştığı anlamına gelir. Dil bilgisi açısından patents öznedir ve expired geçmiş zamanlı bir fiildir. Expire yalnızca yiyeceklerin son kullanma tarihinin geçmesini değil, sınırlı süresi olan bir hakkı, belgeyi veya izni de anlatabilir. İfade, geçerlilik süresi sona erdiği için patent sahiplerinin münhasır haklarının bittiğini söyler. Buluşların ortadan kaybolduğu veya ürünlerin çalışmayı bıraktığı anlamına gelmez; bu bağlamda değişiklik, başkalarının daha önce korunan teknolojiyi yasal olarak kullanmasını kolaylaştırabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda patents expired ne anlama gelir?
- Patentlerin yasal koruma süreleri sona erdi.
- Patentlerin kapsadığı bütün ürünler çalışmayı bıraktı.
- Patent belgeleri fiziksel olarak yok edildi.
Cevabı göster
Patentlerin yasal koruma süreleri sona erdi.
and that meant people started making really cheap 3D printers, Anlatım akışı
2:17ve bu da insanların gerçekten ucuz 3B yazıcılar yapmaya başlaması anlamına geliyordu,
that meant: bir nedeni sonucuna bağlamak
Bu cümlede that, patentlerin süresinin dolmuş olmasıyla ilgili önceki gerçeğe gönderme yapar. Meant ise bunun sonucunu açıklar: bu olay nedeniyle insanlar çok ucuz 3D yazıcılar üretmeye başlamıştır. that meant + yan cümle kalıbı, neden-sonuç açıklamasını düzenler. Burada bir kelimenin tanımı verilmez; ifade ‘bunun sonucunda ... oldu’ anlamına gelir.
Alıştırma
Bu açıklamada that meant ne işe yarıyor?
- Ucuz 3D yazıcıların üretilmesini önceki gerçeğin sonucu olarak sunar.
- Patentlerle ilgili önceki ifadeyi düzeltir.
- ‘Ucuz 3D yazıcılar’ ifadesinin sözlük tanımını verir.
Cevabı göster
Ucuz 3D yazıcıların üretilmesini önceki gerçeğin sonucu olarak sunar.
and people started mucking about with them and going, Öbek fiiller
2:20ve insanlar onlarla oyalanmaya ve şöyle demeye başladılar,
started mucking about with them: rahat ve uygulamalı keşif
Started mucking about with them, ‘onları rahat ve eğlenceli bir biçimde kurcalamaya ve denemeye başladılar’ anlamına gelir. Them, hemen önce söz edilen ucuz 3D yazıcılara gönderme yapar. Bu ifade, etkinliği dikkatli ve sistemli bir deney olarak değil, katı bir plan olmadan yapılan uygulamalı bir keşif olarak sunar.
Alıştırma
Cümlede started mucking about with them ne anlama geliyor?
- Yazıcıların üzerini toprakla kaplamaya başladılar.
- Yazıcıları satış için dikkatlice sertifikalandırmaya başladılar.
- Yazıcıları rahatça denemeye ve kurcalamaya başladılar.
Cevabı göster
Yazıcıları rahatça denemeye ve kurcalamaya başladılar.
"Hold on a minute, it's not just an industrial tool. Notlar
2:22'Bir dakika, bu sadece endüstriyel bir araç değil.
Hold on a minute: ani bir fark ediş için konuşmayı duraklatmak
Hold on a minute konuşmada durmayı ya da beklemeyi isteyen bir işarettir. Burada konuşanın önceki düşüncenin değişmesi gerektiğini birden fark ettiğini gösterir. O anki düşünce akışını kesip bir düzeltme veya keşif sunabilir. Zamanı gerçek anlamda tutma isteği değildir.
Alıştırma
Cümleyi Hold on a minute hedef ifadesiyle tamamlayın: ____, this ticket is for tomorrow, not today.
Cevabı göster
Hold on a minute
not just an industrial tool: X'i koruyup daha fazlasını eklemek
not just an industrial tool ifadesinde not just, endüstriyel araç tanımının bütün açıklama olduğu düşüncesini reddeder. Nesnenin endüstriyel bir kullanımı olduğunu yine de kabul eder. not just X kalıbı bilginin kapsamını genişletir: X doğrudur, ancak başka kullanımlar, roller veya özellikler de vardır. Bu yapı çoğu zaman dinleyiciyi ek örneklere hazırlar.
Alıştırma
Burada It's not just an industrial tool ne anlama geliyor?
- Hiçbir endüstriyel kullanımı yoktur.
- Yalnızca endüstride kullanılabilir.
- Endüstriyel kullanımları vardır, ancak başka kullanımları da vardır.
Cevabı göster
Endüstriyel kullanımları vardır, ancak başka kullanımları da vardır.
schools. You can put them in universities.
2:26okullara koyabilirsiniz. Bunları üniversitelere koyabilirsiniz.
Oh, it's actually really great for prototyping. Kalıp ifadeler
2:28Oh, aslında prototip oluşturmak için gerçekten harika.'
great for prototyping: be great for + amaç
Bu cümlede great for prototyping, bir şeyin ilk modeli oluşturup test etmek için çok uygun olduğu anlamına gelir. Prototyping, bu etkinliği adlandıran -ing biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp be great for + isim veya -ing biçimidir. Burada for, bir şeyin uygun olduğu amacı ya da kullanımı belirtir; neden bildirmez.
Alıştırma
Kitin hangi amaca uygun olduğunu göstermek için cümleyi tamamlayın: This simple kit is great ____ building small robots.
Cevabı göster
for
And then people got excited about it and it became the answer to everything. Notlar
2:31Ve sonra insanlar bu konuda heyecanlandılar ve her şeyin cevabı haline geldi.
people got excited about it: get + sıfat
People got excited about it, insanların daha az heyecanlı bir durumdan buna karşı coşku veya ilgi hissetmeye geçtiğini anlatır. Buradaki got bir durum değişikliğini gösterir; aldı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp get excited about + şey, fikir veya olay biçimindedir. About, heyecanın yöneldiği şeyi belirtir. Buradaki it, konuşulan 3D baskının yeni kullanımını ifade eder.
Alıştırma
Heyecanın yöneldiği şeyi belirten edatla cümleyi tamamlayın: The class got excited ____ the museum trip.
Cevabı göster
about
became the answer to everything: abartılı bir evrensel çözüm
Burada became the answer to everything bilinçli bir abartıdır. İnsanların teknolojiyi neredeyse bütün sorunları çözebilecekmiş gibi görmeye başladığı anlamına gelir; teknolojinin gerçekten her şeyi çözdüğü anlamına gelmez. Bu ifade, konuşanın geçmişteki bir heyecan dalgasına eleştirel gözle bakmasını sağlayabilir. Bu cümlede beklentilerin gerçekçi sınırların çok ötesine geçtiğini düşündürür.
Alıştırma
Bu cümlede became the answer to everything ne anlama geliyor?
- Mümkün olan bütün sorunları çözdüğü kanıtlanmıştı.
- İnsanlar onu neredeyse her sorunun çözümü gibi görmeye başladı.
- İnsanlar ona ilgi duymayı bıraktı.
Cevabı göster
İnsanlar onu neredeyse her sorunun çözümü gibi görmeye başladı.
was going to be 3D printed: geçmişten bakılan gelecek edilgen yapı
Was going to tahmini geçmişteki bir bakış açısına yerleştirir: o sırada insanlar bir şeyin daha sonra olmasını bekliyordu. Be 3D printed edilgen yapıdadır; bu nedenle everything basma eylemini yapan değil, bu eylemden etkilenen ögedir. Yeniden kullanılabilen kalıp was/were going to be + fiilin üçüncü hâlidir. Geçmişteki bir planı veya daha sonra gerçekleşmesi beklenen edilgen bir olayla ilgili beklentiyi anlatır; ancak olayın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini tek başına göstermez.
Alıştırma
Cümleyi was going to be + fiilin üçüncü hâliyle tamamlayın: At that time, the bridge was going to ____ repaired in June.
Cevabı göster
be
After the year 2000, 3D printers suddenly got much cheaper Kalıp ifadeler
2:362000 yılından sonra 3B yazıcılar aniden çok daha ucuzladı
suddenly got much cheaper: değişimi anlatan get + karşılaştırma yapısı
suddenly got much cheaper ifadesinde got, “elde etti” değil, “hâle geldi” anlamındadır. get + adjective kalıbı bir durum değişikliğini anlatır; yani yazıcılar daha pahalı bir durumdan daha ucuz bir duruma geçti. Much, cheaper karşılaştırma biçimini güçlendirerek fiyatın büyük ölçüde düştüğünü gösterir. Suddenly ise değişimin hızlı veya beklenmedik şekilde gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi get fiilinin geçmiş biçimi ve much + cheap sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As online sales grew, the devices ____.
Cevabı göster
got much cheaper
and tech companies started mucking about with them,
2:40ve teknoloji şirketleri onlarla oyalanmaya başladı,
spending time playing with them in a fun way. Dilbilgisi
2:43eğlenceli bir şekilde onlarla oynayarak zaman geçirdiler.
spending time playing with them: spend time doing yapısı
Spending time playing with them, 3D yazıcıları keşfetmek veya denemek için zaman harcamak demektir. Kalıp spend time doing something şeklindedir: time sözcüğünden sonra mastar değil, -ing biçimindeki playing gelir. Burada -ing ifadesinin tamamı, önceki etkinliğin neleri içerdiğini ayrıntılandırır. Play with a device yalnızca bir cihazı oyuncak gibi kullanmak değil, onu rahat ve resmî olmayan bir şekilde denemek anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi play fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya spent an hour ____ with the camera settings before the shoot.
Cevabı göster
playing
They realized that 3D printers had many uses.
2:463B yazıcıların birçok kullanım alanı olduğunu fark ettiler.
For example, they discovered that 3D printers were great at making prototypes, Kalıp ifadeler
2:50Örneğin, 3B yazıcıların prototipler yapmakta harika olduğunu keşfettiler,
were great at making prototypes: be great at + -ing
Be great at + -ing, bir etkinliği çok iyi yapmak anlamına gelir. Buradaki were great at making, 3D yazıcıların prototip üretme işini özellikle iyi yaptığını belirtir. at bir edat olduğu için ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: great at making doğrudur, great at make değildir. Özne bir kişi, ekip, araç veya teknoloji olabilir; özne insan değilse bu yapı onun özellikle iyi yaptığı işi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be great at + -ing yapısıyla tamamlayın: This machine is great ____ small parts.
Cevabı göster
at cutting
and used to develop better products.
2:58ve daha iyi ürünler geliştirmek için kullanılabilen ürün modelleri.
test edilebilen, geliştirilebilen ve kullanılabilen modeller: prototype nedir
Bu ifade prototypes sözcüğünü tanımlar: Bunlar bir ürünün modelleridir; kullanıcılara satılan veya teslim edilen bitmiş ürünler değildir. that ile başlayan yan cümle bu modellerin amacını açıklar. Bir prototip test edilip geliştirilebilir ve ardından daha iyi bir ürün geliştirmek için kullanılabilir. Test ve geliştirme amacı, prototype kavramının temelidir.
Alıştırma
Bu tanıma göre prototype nedir?
- Bir ürünü test etmek ve geliştirmek için kullanılan model.
- Satılmaya hazır bitmiş bir ürün.
- Bir ürünün her kopyasını üreten makine.
Cevabı göster
Bir ürünü test etmek ve geliştirmek için kullanılan model.
Professor Miodownik thinks these tech companies were surprised at how useful 3D printing was. Kalıp ifadeler
3:00Profesör Miodownik, bu teknoloji şirketlerinin 3B baskının ne kadar yararlı olduğuna şaşırdığını düşünüyor.
surprised at how useful 3D printing was: ne kadar kullanışlı olduğuna şaşırmak
Be surprised at, şaşkınlığa neden olan şeyi ya da olguyu getirir. Buradaki how yan cümlesi şaşırtıcı olan dereceyi gösterir: şirketler 3D baskının bu kadar kullanışlı olmasını beklemiyordu. how useful 3D printing was ifadesinde how + sıfat, ne derece anlamını verir. Bu, at sonrasında yer alan iç içe bir yan cümle olduğu için soru dizilişi değil, özne + fiil dizilişi kullanılır: how useful 3D printing was; how useful was 3D printing değil.
Alıştırma
Cümleyi surprised at how hedef yapısıyla tamamlayın: After using the new camera, Leo was ____ clear the night photos were.
Cevabı göster
surprised at how
He uses the phrase "hold on a minute" to express this surprise or disbelief.
3:06Bu şaşkınlığı veya inanamamayı ifade etmek için "hold on a minute" (bir dakika) ifadesini kullanıyor.
In fact, it turned out that 3D printers were excellent at making bespoke things, Notlar
3:12Aslında, 3B yazıcıların "bespoke" (ısmarlama) şeyler yapmakta mükemmel olduğu ortaya çıktı,
it turned out that: sonradan ortaya çıkan sonucu vermek
It turned out that, sonradan açıklığa kavuşan bir olguyu tanıtır. Burada açıklamayı şirketlerin şaşkınlığından keşfedilen sonuca taşır: 3D yazıcılar kişiye özel ürünler üretmede özellikle iyiydi. It yer tutucu öznedir; yeni bilgiyi that yan cümlesi taşır. Buradaki turned out fiziksel bir hareket değildir; bir şeyin sonradan keşfedildiği veya doğru olduğunun anlaşıldığı anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi it turned out that hedef ifadesiyle tamamlayın: We searched every room, but ____ the keys were in the car.
Cevabı göster
it turned out that
excellent at making bespoke things: be excellent at + -ing yapısı
be excellent at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte son derece iyi olmak anlamına gelir. Burada making bespoke things, 3D yazıcıların belirli bir güçlü yönü olarak sunulur; bu nedenle özne yalnızca kişi değil, araç ya da teknoloji de olabilir. Bu yapıda at bir edattır. Ardından fiilin -ing biçimi gelir: excellent at making; excellent at make ya da excellent at to make değil.
Alıştırma
Cümleyi be excellent at + -ing yapısını ve make fiilinin doğru biçimini kullanarak tamamlayın: This robot is excellent ____ tiny parts.
Cevabı göster
at making
objects which are made specially for a particular person. Kalıp ifadeler
3:17yani belirli bir kişi için özel olarak yapılan nesneler.
bespoke things: belirli bir kişi için yapılan nesneler
Bespoke things, belirli bir kişinin ihtiyaçlarına, ölçülerine veya isteklerine göre yapılan ya da tasarlanan nesnelerdir. Cümledeki objects which are made specially for a particular person bölümü bu ifadeyi doğrudan açıklar. Temel fikir kişiye özel üretimdir. Bespoke yalnızca pahalı veya sıra dışı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi nesne en doğru biçimde bespoke olarak tanımlanır?
- Bir müşterinin ölçülerine göre yapılmış takım elbise
- Hediye olduğu için önemli olan bir kupa
- Binlerce adet üretilmiş pahalı bir saat
Cevabı göster
Bir müşterinin ölçülerine göre yapılmış takım elbise
made specially for a particular person: belirli bir kişi için özel olarak yapılmış
Made specially for a particular person, bir nesnenin tek bir kişinin ihtiyaçları, ölçüleri veya tercihleri düşünülerek üretildiğini anlatır. Specially belirli bir amaç fikrini eklediği için ifade, yalnızca made for someone demekten daha kesindir. Kalıp be made specially for + kişi veya amaç şeklindedir. Made edilgen yapıdadır: nesne yapılan eylemden etkilenir ve for hedeflenen kullanıcıyı belirtir. Especially genellikle özellikle veya en çok anlamına gelir ve made especially for you gibi ifadelerde specially ile benzer anlam taşıyabilir. Buradaki specially ise kişiye özel üretim amacını açıkça öne çıkarır.
Alıştırma
made, specially ve for sözcüklerini doğru sırayla kullanın: These boots were ____ a child with an unusual foot shape.
Cevabı göster
made specially for
One area which 3D printing dramatically improved was medical prosthetics, Notlar
3:213B baskının önemli ölçüde geliştirdiği bir alan tıbbi protezlerdi,
One area which ... improved was ...: … tarafından geliştirilen alanlardan biri … idi
One area which 3D printing dramatically improved was ... bilgiyi düzenleyen bir kalıptır. Önce one area ile genel bir yer açar, ardından ilgi yan cümlesiyle bu alanı 3D baskıyla ilişkilendirir ve alanın özel adını was sonrasına bırakır. Which 3D printing dramatically improved, area sözcüğünü niteler; bir soru değildir. Dramatically değişimin büyük olduğunu anlatır. Bu kalıp, konuşmacının geniş bir konudan açık bir örneğe geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
One area which ... improved was ... kalıbı ne yapar?
- Önce etkilenen bir alanı tanıtır, ardından was sonrasında bu alanın ne olduğunu söyler.
- Her alanın aynı şekilde geliştirildiğini iddia eder.
- Birkaç alandan hangisinin geliştirildiğini sorar.
Cevabı göster
Önce etkilenen bir alanı tanıtır, ardından was sonrasında bu alanın ne olduğunu söyler.
artificial body parts made specially for someone who has lost an arm, Kelime
3:26örneğin bir kolunu,
medical prosthetics: yapay yedek vücut parçaları
Medical prosthetics ifadesi, eksik vücut bölümlerinin yerini alan yapay cihazlarla ilgilenen tıp alanını adlandırır. Bu bağlamda, bu cihazların tümünü genel olarak da ifade edebilir. Ardından gelen artificial body parts eş açıklaması, teknik terimi daha basit sözcüklerle açıklar. Burada prosthetics, sıradan bir nesnenin çoğulu değil, bir alan adı olarak kullanılan sayılamayan bir isimdir. Cümle, 3D baskının bu yedek parçaların kişiye özel üretilme biçimini büyük ölçüde geliştirdiğini söylüyor.
Alıştırma
Bu cümlede medical prosthetics neyi ifade ediyor?
- yalnızca hastanelerde kullanılan tıbbi yazıcılar
- yapay yedek vücut parçalarıyla ilgili alan ve cihazlar
- eksik bir vücut bölümünü yeniden büyüten bir tedavi
Cevabı göster
yapay yedek vücut parçalarıyla ilgili alan ve cihazlar
a leg, or a foot, for example.
3:31bacağını veya ayağını kaybetmiş biri için özel olarak yapılan yapay vücut parçaları.
artificial body parts: artificial insan yapımı demektir
Artificial body parts, prosthetics sözcüğünün günlük dille yapılmış açıklamasıdır. Kol, bacak veya ayak gibi eksik doğal vücut bölümlerinin yerini almak üzere insanlar tarafından yapılan parçalar anlamına gelir. Bu ifadede artificial, doğal değil insan yapımı demektir. Kişinin rol yaptığı veya samimiyetsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Artificial body parts ifadesindeki artificial ne anlama geliyor?
- gerçek olmayan duygulara sahipmiş gibi davranan
- kaybedildikten sonra yeniden büyüyebilen
- doğal olarak oluşmak yerine insanlar tarafından yapılmış
Cevabı göster
doğal olarak oluşmak yerine insanlar tarafından yapılmış
In 2021, Stephen Verze, who lost an eye in a childhood accident,
3:332021'de, çocukluk kazasında bir gözünü kaybeden Stephen Verze,
became the first person to be fitted with a 3D printed prosthetic eye. Notlar
3:383B basılmış bir protez göz takılan ilk kişi oldu.
became the first person to be fitted with: kendisine cihaz takılan ilk kişi olmak
become veya be the first person to + infinitive kalıbı, tarihî bir ilki ya da rekor niteliğindeki ilk kişiyi belirtir. Buradaki became bir durum değişikliğini gösterir: cihazı aldıktan sonra Stephen Verze bu “ilk kişi” konumuna gelmiştir. to be fitted with edilgen bir mastardır. be fitted with a device, bir cihazın kişiye sağlanması veya takılması anlamına gelir. Dolayısıyla protez göz Stephen’a takılır; Stephen onu başka birine takmaz.
Alıştırma
Hastanın cihazı alan kişi olduğunu anlatan edilgen mastarla haberi tamamlayın: Ava became the first patient ____ the new heart monitor.
Cevabı göster
to be fitted with
3D printed prosthetic eye: katmanlı bir isim öbeğini okumak
3D printed prosthetic eye isim öbeğinde temel isim eye sözcüğüdür. prosthetic bunun yapay bir ikame olduğunu, 3D printed ise nasıl üretildiğini belirtir. İngilizcede bir ismin önüne birden fazla niteleyici getirilebilir. Sağdan sola ilerleyin: eye → prosthetic eye → 3D printed prosthetic eye. Göz herhangi bir şey basmaz; printed sözcüğü üretim biçimini açıklar.
Alıştırma
“3D printed prosthetic eye” ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- üç boyutlu bir görüntüde gösterilen doğal bir göz
- 3D baskı kullanılarak üretilmiş yapay bir göz
- üç boyutlu baskılar üreten bir göz
Cevabı göster
3D baskı kullanılarak üretilmiş yapay bir göz
It's prosthetic, so the new eye doesn't restore Stephen's sight, Kalıp ifadeler
3:43Bu bir protez, bu yüzden yeni göz Stephen'ın görüşünü geri kazandırmıyor,
doesn't restore Stephen's ... sight: Stephen'ın görme yetisini geri kazandırmıyor
Tam ifade olan doesn't restore Stephen's sight içinde restore, kaybedilmiş bir şeyi geri vermek anlamına gelir. İfade, yeni gözün Stephen'a görme yetisini geri kazandırmadığını anlatır. Burada sight “görme yetisi” demektir; Stephen's ise bu görme yetisinin kime ait olduğunu gösterir. Restore fiili çoğu zaman kaybedilmiş bir yetiyi, işlevi veya durumu nesne olarak alır. Olumsuz doesn't biçimi, protez gözün başka yararları olsa da onun yeniden görmesini sağlayamadığını açıkça belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “görme yetisini geri vermek” anlamındaki fiille tamamlayın: The treatment did not ____ his sight.
Cevabı göster
restore
has boosted his confidence: özgüvenini artırdı
Boost someone's confidence, bir kişinin kendine daha çok güvenmesini sağlamak demektir. Burada boost, soyut bir niteliğin artmasını anlatır; bir şeyi fiziksel olarak itmek anlamına gelmez. Has boosted, present perfect yapısıdır. Artışı geçmişte gerçekleşen ama sonucu şimdi önemli olan bir değişim olarak sunar: şu anda kendine daha çok güveniyor.
Alıştırma
Cümleyi boost fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular practice has ____ her confidence, so she now speaks more comfortably in public.
Cevabı göster
boosted
Surgeon Mandeep Sagoo led the team at Moorfields Hospital Kalıp ifadeler
3:50Cerrah Mandeep Sagoo, Moorfields Hastanesi'nde
led the team: lead a team ifadesinin geçmiş zaman biçimi
led the team ifadesindeki led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Mandeep Sagoo'nun gruba rehberlik etmekten ve grubu koordine etmekten sorumlu olduğunu anlatır. Lead a team bir liderlik görevini belirtir. Liderin ekibin yaptığı her işi bizzat gerçekleştirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Dr Shah'ın geçmişte bir araştırma grubundan sorumlu olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Dr Shah lead the research team.
- Dr Shah led the research team.
- Dr Shah left the research team.
Cevabı göster
Dr Shah led the research team.
operated on Stephen's eye: ameliyat anlamındaki operate on
operated on Stephen's eye ifadesindeki operated on, Stephen'ın gözüne ameliyat yapıldığı anlamına gelir. Tıbbi kullanımda operate on ifadesinden sonra ameliyat edilen hasta veya vücut bölümü gelir. That operated on Stephen's eye sözleri team sözcüğünü açıklar ve ekibin ameliyatı yapan grup olduğunu belirtir.
Alıştırma
Tıbbi cümleyi operate fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The surgeon ____ his knee yesterday.
Cevabı göster
operated on
Here he is explaining more to BBC World Service People Fixing the World.
3:57İşte burada BBC World Service People Fixing the World programına daha fazlasını anlatıyor.
In many countries, particularly the developed world, Kelime
4:02"Birçok ülkede, özellikle de gelişmiş dünyada,
particularly the developed world: anlamı ve kapsamı
Burada particularly, many countries şeklindeki geniş gönderme içinde the developed world bölümüne özellikle dikkat çeker. The developed world, ekonomileri, altyapıları ve kamu hizmetleri görece gelişmiş ülke veya bölgeler için kullanılan geniş ve geleneksel bir etikettir. Developed burada gelişimin tamamen bittiği anlamına gelmez. Etiket geneldir ve sınırları konuşulan ölçüte göre değişir; bu yüzden kesin ve evrensel olarak kabul edilmiş bir kategori gibi görülmemelidir.
Alıştırma
Bu cümlede the developed world genel olarak neyi ifade eder?
- Ekonomileri ve altyapıları görece gelişmiş ülke veya bölgeler
- Hiçbir ayrım yapılmadan dünyadaki bütün ülkeler
- Her türlü gelişimin tamamlandığı yerler
Cevabı göster
Ekonomileri ve altyapıları görece gelişmiş ülke veya bölgeler
there are facilities for custom making a prosthetic eye Kalıp ifadeler
4:04diğer göze uyması için bir protez gözü özel olarak yapmak için
facilities for custom making: anlamı ve yapısı
Bu cümlede facilities, bir hizmeti sunmak için gereken ekipman, çalışma alanı ve hizmet kapasitesi anlamındadır. custom making a prosthetic eye, standart bir ürün vermek yerine belirli bir kişiye uyacak protez göz yapmak demektir. facilities for + -ing öbeği kalıbı, olanakların ne amaçla kullanıldığını açıklar. Burada for bir edat olduğu için ardından make değil making gelir.
Alıştırma
Cümleyi facilities for + -ing kalıbı ve test fiiliyle tamamlayın: The clinic has ____ hearing aids before they are fitted.
Cevabı göster
facilities for testing
to match the other eye: amaç ve benzerlik belirtme
Burada to match the other eye, protez gözün özel olarak yapılma amacını belirtir. to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin neden üretildiğini veya değiştirildiğini açıklayabilir. Match, özellikle renk, boyut, şekil, tarz veya işlev bakımından başka bir şeyle aynı olmak ya da uyumlu görünmek demektir. Burada bir fiildir; spor karşılaşması anlamına gelmez.
Alıştırma
Amaç belirtmek için match kullanın. Cümleyi tamamlayın: She chose a blue ribbon ____ her dress.
Cevabı göster
to match
an artisan process: usta el becerisine dayalı üretim süreci
An artisan process, becerili el emeğine, deneyime ve her parça için dikkatli kararlara dayanan bir üretim biçimidir. Tamamen standartlaştırılmış ve otomatik bir üretim hattından çok zanaatkârlığı çağrıştırır. Artisan yalnızca worker anlamına gelmez. Burada artisan, process sözcüğünü niteler; işin zanaat becerisi gerektirdiğini ve çoğu zaman elle bitirme veya özel ayarlama içerdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi açıklama an artisan process ifadesine en uygundur?
- elle yapılan ancak özel bir zanaat becerisi gerektirmeyen sıradan bir iş
- becerili el emeğine ve dikkatli kişisel ayarlamalara dayanan bir süreç
- tamamen otomatik bir seri üretim süreci
Cevabı göster
becerili el emeğine ve dikkatli kişisel ayarlamalara dayanan bir süreç
very time-consuming: çok zaman alan
Time-consuming, çok zaman alan bir görevi, süreci veya etkinliği niteler. Very bu anlamı güçlendirir; bu nedenle very time-consuming, gereken zamanın özellikle fazla olduğunu belirtir. Bu ifade yalnızca söz konusu zaman miktarını değerlendirir. İşin zor, pahalı veya kalitesiz olduğu anlamına tek başına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘çok zaman gerektiren’ anlamındaki birleşik sıfatla tamamlayın: Checking every form by hand is very ____.
Cevabı göster
time-consuming
requires ... on the part of the ocularist: protez göz uzmanının …… göstermesini gerektirir
Requires real artistry, işin yalnızca rutin ve mekanik bir uygulama değil, gerçek beceri, muhakeme ve estetik duyarlılık gerektirdiği anlamına gelir. On the part of the ocularist, bu ustalığı kimin göstermesi gerektiğini belirten resmî bir ifadedir. Buradaki part, vücudun bir bölümünü veya fiziksel bir konumu anlatmaz. Ocularist, protez göz yapan ve kişiye uyarlayan uzmandır. Aktarılabilir requires + nitelik/eylem + on the part of + kişi/grup kalıbı, belirtilen kişi veya grubun bu niteliği ya da eylemi göstermesi veya sağlaması gerektiğini ifade eder.
Alıştırma
requires real artistry on the part of the ocularist ifadesinde on the part of the ocularist ne işlev görür?
- Protez göz uzmanının başka bir kişiyi temsilen hareket ettiğini söyler.
- Hiçbir uzmanlık becerisine ihtiyaç olmadığını söyler.
- Ustalığın protez göz uzmanının vücudunun bir bölümünde bulunduğunu söyler.
- Protez göz uzmanını bu ustalığı sağlaması gereken kişi olarak belirler.
Cevabı göster
Protez göz uzmanını bu ustalığı sağlaması gereken kişi olarak belirler.
The ocularist is the person who fits the prosthetic eye. Kelime
4:17Okülarist, protez gözü takan kişidir.
Ocularist: protez gözü kullanıcıya uyarlayan kişi
Ocularist, yapay gözleri üreten ve kullanıcıya uygun şekilde ayarlayıp takan uzmandır. Cümle, bir mesleği temel görevini belirterek tanımlamak için X is the person who... yapısını kullanır. Buradaki fits geçişli bir fiildir: uzman, protez gözü kullanıcıya uygun olacak şekilde ayarlar ve yerleştirir. Yalnızca protez gözün doğru boyutta olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede ocularist ne yapar?
- Göz takibi için kameralar tasarlar
- Her tür göz hastalığına teşhis koyar
- Bir mağazada sıradan gözlükler satar
- Protez gözü kullanıcıya uygun şekilde ayarlayıp takar
Cevabı göster
Protez gözü kullanıcıya uygun şekilde ayarlayıp takar
And so, what we have been developing is a technique to automate the whole process. Notlar
4:20Ve bu yüzden, bizim geliştirdiğimiz şey tüm süreci otomatikleştirecek bir tekniktir."
What we have been developing is ... yapısı
What we have been developing, “geliştirmekte olduğumuz şey” anlamına gelen bir isim yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir; what burada soru başlatmaz. Have been developing, daha önce başlayan ve belli bir süre boyunca şimdiye kadar devam eden bir etkinliği gösterir. What + özne + have/has been + -ing + is + tamamlayıcı yapısı önce bir bilgi alanı açar, sonra bu alanın ne olduğunu açıklar. Bu cümlede vurgulanan sonuç a technique ifadesidir; to automate the whole process ise tekniğin amacını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “laboratuvarımızın geliştirmekte olduğu şey” anlamındaki What yan cümlesiyle tamamlayın: ____ is a sensor that detects smoke earlier.
Cevabı göster
What our lab has been developing
automate the whole process: tüm süreci otomatikleştirmek
To automate a process, normalde insanların elle yapacağı adımları makineler, yazılım veya başka bir teknoloji kullanarak gerçekleştirmek demektir. The whole process yalnızca tek bir işi değil, bütün ana aşamaları ifade eder. Burada bu ifade, protez gözlerin tasarlanma ve üretilme biçiminin değiştirilmesini anlatır. Yalnızca işi hızlandırmak anlamına gelmez: otomasyon elle yapılan adımları azaltır veya onların yerini alır, ancak bazı işler yine insanlar tarafından yapılabilir.
Alıştırma
Bir şirket, personel her adımı yapmadan siparişleri okuyan, faturaları hazırlayan ve e-postayla gönderen bir yazılım kuruyor. Hangi açıklama en uygundur?
- It automates the whole process.
- It explains the whole process.
- It speeds up one manual step.
- It cancels the whole process.
Cevabı göster
It automates the whole process.
Even before 3D printers, prosthetic eyes were custom-made, Kelime
4:263B yazıcılardan önce bile, protez gözler "custom-made" (özel yapım) idi,
prosthetic eyes were custom-made: protez gözler kişiye özel yapılıyordu
Custom-made, bir şeyin tek bir standart biçimde değil, her bireye özel olarak yapıldığı anlamına gelir. subject + was/were + custom-made kalıbı, bir eşyanın belirli gereksinimlere göre yapılmasının sonucunu anlatır. Even before, 3D yazıcılardan önce de kişiye uyarlanmış protez gözlerin üretildiğini gösterir. Yeni teknoloji üretim hızını ve verimliliğini değiştirmiştir; tek bir kişiye özel göz yapma fikrini ortaya çıkaran şey yeni teknoloji değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The wheelchair was ____ to fit one athlete's measurements.
Cevabı göster
custom-made
a word similar to bespoke, which means specially made Kalıp ifadeler
4:31ısmarlama anlamına gelen "bespoke" kelimesine benzer bir kelime, yani
according to a particular person's requirements. Kalıp ifadeler
4:34belirli bir kişinin gereksinimlerine göre özel olarak yapılan.
similar to bespoke: yakın anlamları karşılaştırmak
Similar to, “benzer” veya “yakın” anlamına gelir. Burada custom-made ile bespoke karşılaştırılır; similar sözcüğünden sonra to ve ardından karşılaştırılan öge gelir. Bu karşılaştırma, anlamların ortak yönleri olduğunu gösterir; tamamen aynı olduklarını göstermez. X is similar to Y kalıbı sözcükleri, nesneleri, fikirleri veya durumları karşılaştırabilir.
Alıştırma
Cümleyi similar ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: This design is ____ the old one.
Cevabı göster
similar to
according to a particular person's requirements: yol gösteren ölçütü belirtmek
Burada according to, “uyarak” veya “temel alarak” anlamına gelir. Specially made ifadesini a particular person's requirements ile bağlar ve üretimi yönlendiren ölçütü gösterir. Bu ifade “Üretimi hangi özellikler yönlendiriyor?” sorusunu yanıtlar. Amaç değil, dayanak veya ölçüt bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, masanın yapımında müşterinin gereksinimlerinin ölçüt olarak kullanıldığını belirtir?
- The desk was built according to the customer's requirements.
- The desk was built because the customer called.
- The desk was built for the customer's birthday.
Cevabı göster
The desk was built according to the customer's requirements.
But the traditional way of making artificial eyes by hand is very time-consuming. Kalıp ifadeler
4:38Ancak elle yapay göz yapmanın geleneksel yolu çok "time-consuming"dir (zaman alıcıdır).
the traditional way of making ... by hand: bir şeyi elle yapmanın geleneksel yöntemi
Vurgulanan sözcükler, merkezi the traditional way olan tam bir isim öbeği oluşturur. of making artificial eyes hangi faaliyetin yönteminden söz edildiğini belirtir; way of doing something, bir yöntemi anlatmak için kullanılan yaygın bir yapıdır. by hand, makineyle değil elle veya insan emeğiyle yapıldığını belirtir. İsim öbeğinin tamamı is very time-consuming ifadesinin öznesidir; dolayısıyla cümle bu elle üretim yönteminin çok zaman aldığını söyler.
Alıştırma
Hangi cümle geleneksel bir elle üretim yöntemini doğru şekilde anlatır?
- The traditional way of painting the signs by hand takes hours.
- The traditional way to painting the signs by hand takes hours.
- The traditional way of painting the signs by themselves takes hours.
Cevabı göster
The traditional way of painting the signs by hand takes hours.
Nowadays, 3D printing can complete the whole process in just 30 minutes. Kalıp ifadeler
4:45Günümüzde 3B baskı tüm süreci sadece 30 dakikada tamamlayabilir.
complete the whole process in just 30 minutes: tüm süreci sadece 30 dakikada tamamlamak
complete the whole process, sürecin her aşamasını bitirmek anlamına gelir. in just 30 minutes, tamamlanmaya ulaşmak için gereken süreyi, yani başlangıçtan bitişe kadar yalnızca 30 dakika gerektiğini belirtir. Buradaki just, sürenin şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgular. in + bir süre, sürecin o süre geçtikten sonra başlayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
The machine completed the inspection in just ten minutes cümlesi ne anlama gelir?
- Makinenin denetimi bitirmesi yalnızca on dakika sürdü.
- Makine denetime on dakika sonra başladı.
- Denetim onuncu dakikaya ulaştı ancak tamamlanmadı.
Cevabı göster
Makinenin denetimi bitirmesi yalnızca on dakika sürdü.
It's great to see technology helping people,
4:50Teknolojinin insanlara yardım ettiğini görmek harika,
amazing how far ... have come since: zaman içindeki büyük ilerlemeye şaşırmak
Bu cümlede amazing how far ... have come, yeni icatların kaydettiği büyük ilerlemeye duyulan şaşkınlığı anlatır. Buradaki far mecazidir; fiziksel mesafeyi değil, gelişme derecesini ölçer. (It is) amazing how far + özne + has/have come kalıbı, geçmişteki bir noktadan bugüne kadar olan gelişmeyi değerlendirmek için kullanılabilir. Since başlangıç noktasını verir; bu yüzden bugüne uzanan dönem için present perfect biçimi has/have come kullanılır.
Alıştırma
Büyük ilerlemeyi anlatan kalıbı tamamlayın: It is amazing how far our robot has ____ since the first test.
Cevabı göster
come
Speaking of which, Neil, it's time to reveal the answer to my question. Notlar
4:59Bu arada, Neil, sorumun cevabını açıklama zamanı geldi.
Speaking of which: bağlantılı bir konuya geri dönmek
Speaking of which, az önce söz edilen kişiye, şeye veya fikre geri gönderme yapar ve bunu bir sonraki ilgili noktaya geçiş için köprü olarak kullanır. Buradaki which önceki konuyu ifade eder; “hangisi?” diye sormaz. Bu ifade, yeni noktanın hemen önce söylenenlerden doğduğunu göstererek konuşmayı düzenler. Konuşmanın yönü değişir, ancak iki konu arasındaki bağlantı açık kalır.
Alıştırma
Speaking of which burada doğal mı? “We need to replace the office printer. Speaking of which, have you ordered the new ink cartridges?”
- Doğal değil: ifade tamamen ilgisiz bir konu sunmalıdır.
- Doğal: yeni soru yazıcıyla bağlantılıdır.
Cevabı göster
Doğal: yeni soru yazıcıyla bağlantılıdır.
it's time to reveal: sonraki adımı duyurmak
it's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, sıradaki eylem için doğru zamanın geldiğini belirtir. Burada it's time to reveal, cevabın açıklanacağı aşamaya geçildiğini gösterir. Reveal, daha önce bilinmeyen veya saklı tutulan bir bilgiyi açığa çıkarmak demektir. Cevaba bir merak ya da resmî açıklama havası katar; cevabı yalnızca söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
it's time to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak cümleyi tek sözcükle tamamlayın: The votes have been counted, and it's time ____ reveal the winner.
Cevabı göster
to
You asked me about the earliest known text Dilbilgisi
5:04Bana tahta bloklar kullanılarak basıldığı bilinen
earliest known text to have been printed: daha önce tamamlanmış edilgen bir eylem
earliest known text ifadesindeki known, iddiayı mevcut bilgi ve kanıtlarla sınırlar. Metnin ünlü veya herkesçe tanınan bir metin olduğu anlamına gelmez. To have been printed, tamamlanmış edilgen mastardır. Have, basım işlemini şimdiki konuşma veya belirlemeden önceye yerleştirir; been printed ise metnin eylemden etkilenen taraf olduğunu gösterir. İfadenin bütünü, mevcut kanıtlara göre daha önce basılmış metinler arasındaki en eski metni anlatır.
Alıştırma
Mevcut kanıtların demirden yapılmış en eski köprü olarak belirlediği bir köprüyü hangi ifade doğru anlatır?
- the earliest well-known bridge to have been built of iron
- the earliest known bridge to have been built of iron
- the earliest known bridge to have built of iron
Cevabı göster
the earliest known bridge to have been built of iron
You were wrong, I'm afraid: düzeltmeyi yumuşatmak için I'm afraid kullanımı
Bu cümlede I'm afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz. Hoşa gitmeyen bir bilgiyi kibarca ileten, unfortunately veya I'm sorry to say ile benzer işlevde bir ifadedir. Burada doğrudan düzeltme olan You were wrong ifadesini yumuşatır. Düzeltmeden sonra gelse de bütün iletiyi yorumlar. Konuşan kişi Neil'ın yanıldığından emindir; bu ifade önermenin doğruluğunu veya kesinlik derecesini değil, tonunu değiştirir.
Alıştırma
You were wrong, I'm afraid cümlesinde I'm afraid ne işe yarar?
- Neil'ı konuşan kişiyi korkutmakla suçlamak
- Kesin bir düzeltmenin tonunu yumuşatmak
- Konuşan kişinin fiziksel olarak korktuğunu göstermek
- Cevabın doğru olabileceğini söylemek
Cevabı göster
Kesin bir düzeltmenin tonunu yumuşatmak
The oldest known wooden block print was actually a religious text, Kelime
5:16Bilinen en eski ahşap blok baskısı aslında dini bir metindi,
The oldest known wooden block print: isim öbeğinin yapısı
İfadenin temel ismi print sözcüğüdür. Burada, basım yoluyla üretilen bir görüntü veya metin anlamına gelen sayılabilir bir isimdir; eylemi belirten fiil değildir. Wooden block niteleyici olarak çalışır ve baskının oyulmuş bir ahşap kalıptan yapıldığını belirtir. Oldest en üstünlük derecesidir; known ise iddiayı şu anda mevcut olan kanıtlarla sınırlar. Dolayısıyla ifade, şu anda en eski olarak belirlenen ahşap kalıp baskı anlamına gelir. Henüz keşfedilmemiş daha eski bir örnek hâlâ var olabilir.
Alıştırma
The oldest known wooden block print ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Dini metinleri basmak için hazırlanmış bir talimat dizisi
- Hiçbir belirsizlik olmadan tarihte basılan ilk nesne
- Şu anda en eski olduğu belirlenen ahşap kalıp baskı
- Yazıcı olarak kullanılan en eski ahşap kalıp
Cevabı göster
Şu anda en eski olduğu belirlenen ahşap kalıp baskı
the Buddha's Diamond Sutra: Budist Bir Kutsal Metin
Elmas Sutrası Budist bir kutsal metindir. Bu addaki Buddha's ifadesi onu Budist öğretileriyle ilişkilendirir; Sutra ise bunun dinî öğreti içeren bir metin olduğunu gösterir. Bu nedenle ad, burada dinî bir metni ifade eder. Diamond başlığın bir parçasıdır; mücevheri veya bir ürünü anlatmaz.
Alıştırma
Vurgulanan ad burada neyi ifade ediyor?
- Budist bir dinî metin
- Bir tür elmas mücevher
- Kişisel bir mektup
- Bir yemek tarifi kitabı
Cevabı göster
Budist bir dinî metin
Okay, let's recap the vocabulary from this program, Anlatım akışı
5:22Tamam, bu programdaki kelimeleri özetleyelim,
let's recap the vocabulary: Kısa Bir Tekrarı Haber Vermek
Let's recap the vocabulary, “daha önce ele aldığımız önemli kelimeleri kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Let's, konuşanı ve dinleyicileri bir sonraki eyleme birlikte katar. Burada ifade bir yönlendirme işareti gibi çalışır: ana öğretim bölümü sona ermekte ve kısa bir kelime tekrarı başlamaktadır. Yeni bir konu eklemek yerine sırada ne olduğunu düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle ana noktaların kısaca gözden geçirileceğini en doğal biçimde belirtir?
- Let's recap the three main ideas before we finish.
- Let's begin a completely new topic before we finish.
- Let's repeat the whole lesson word for word before we finish.
Cevabı göster
Let's recap the three main ideas before we finish.
starting with mucking about, an informal way to say Anlatım akışı
5:25ciddi bir nedenle değil de dikkatsizce bir şeyle oynamak anlamına gelen
starting with mucking about: sıralamadaki ilk ögeyi tanıtmak
Burada starting with, bir liste veya gözden geçirmedeki ilk ögeyi tanıtır. İlk ele alınan öge mucking about'tur; ardından gelen an informal way to say sözleri de sonraki açıklamayı başlatır. Bu kullanım bilgiyi düzenler ve dinleyiciye sıralamanın nereden başladığını gösterir. Birinin o anda mucking about eylemine başlaması anlamına gelmez.
Alıştırma
İlk ögeyi tanıtmak için cümleyi starting with ile tamamlayın: We will review three topics, ____ online safety.
Cevabı göster
starting with
playing with something carelessly, not for a serious reason.
5:29gayri resmi bir ifade olan "mucking about" ile başlayalım.
A prototype is a model of a product that can be tested,
5:33Bir prototip (prototype), test edilebilen,
improved, and used to develop a better product.
5:36geliştirilebilen ve daha iyi bir ürün geliştirmek için kullanılabilen bir ürün modelidir.
The phrase "hold on a minute" can be used to express surprise or disbelief.
5:39"Hold on a minute" (bir dakika) ifadesi şaşkınlık veya inanamamayı ifade etmek için kullanılabilir.
Prosthetics refer to artificial body parts such as arms, legs, feet, or eyes, Kalıp ifadeler
5:43Protezler (Prosthetics), kollar, bacaklar, ayaklar veya gözler gibi,
which are used to replace a missing natural part.
5:49eksik bir doğal parçanın yerine geçmek için kullanılan yapay vücut parçalarını ifade eder.
Prosthetics refer to: bir terimi tanımına bağlamak
X refers to Y yapısında Y, X'in belirttiği şeyi veya kavramı açıklar. Burada Prosthetics refer to artificial body parts, prosthetics sözcüğünün neleri kapsadığını belirterek onu tanımlar. Bu cümlede refer to, bir kaynağa bakmak anlamına gelmez. Bir terim ile anlamı arasında tanım ilişkisi kurar.
Alıştırma
Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The term orbit ____ the path of an object around a planet or star.
Cevabı göster
refers to
The words bespoke and custom-made describe something specially
5:52Ismarlama ("bespoke") ve özel yapım ("custom-made") kelimeleri, belirli bir kişi için
And finally, if something is time-consuming, it takes a lot of time to do.
5:58Ve son olarak, eğer bir şey zaman alıcıysa ("time-consuming"), onu yapmak çok zaman alır.