Yetenek mi Antrenman mı: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu açıklama, aynı antrenmana verilen tepkiyi başlangıç dayanıklılığıyla karşılaştırıyor. Genler ikisini de etkileyebilir; elit performans ayrıca sürekli çaba gerektirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. come into play? - Deyimler ve mecazlı ifadelerde, bir etkenin ne zaman ve ne ölçüde etkili olmaya başladığını sormayı, oyuna girmekten ayırın. 2. it was determined that - Söylem, anlatı ve retorikte, istatistiksel sonucu kanıta odaklanarak bildiren öznesiz edilgen kalıbı tanıyın. 3. as hard as they can - Dil bilgisi ve cümle kalıplarında, en büyük çabayı anlatmak için as + zarf + as + özne + can yapısını kullanın ve antrenmanı genetik avantajlarla ilişkilendirin.
Bu derste
To be the best athlete, musician, or even gamer,
0:01En iyi sporcu, müzisyen, hatta oyuncu olmak için
But to what degree does natural talent come into play? Notlar
0:08Peki doğuştan gelen yetenek ne ölçüde rol oynar?
“to what degree”: bir etkinin ölçüsünü sormak
“to what degree”, bir etkinin veya katkının derecesini, yani ne kadar önemli olduğunu sorar; yalnızca var olup olmadığını sormaz. Burada soru, doğal yeteneğin sonuca ne ölçüde katkıda bulunduğunu soruyor. Aynı yapı, herhangi bir etkenin etkisinin büyüklüğünü kesin biçimde sormak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir etkinin yalnızca var olup olmadığını değil, büyüklüğünü sormak istediğinizde cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? We need to find out ___ sleep affects memory.
- whether
- how often
- to what degree
Cevabı göster
to what degree
“come into play”: bir faktör önem kazanmaya başladığında
“come into play”, bir etkenin ilgili hâle gelmesi veya bir durumu ya da sonucu etkilemeye başlaması demektir. Özne genellikle bir faktör, koşul, beceri veya kaynaktır. Bu soruda doğal yetenek, performansı etkileyebilecek bir faktör olarak ele alınıyor; play burada gerçek anlamda kullanılmıyor. İfade, bir etkenin ne zaman ve nasıl önem kazandığına odaklanır.
Alıştırma
Bir faktör sonucu etkilemeye başladığında cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? When the road gets wet, tire quality may ___ and affect a driver's safety.
- come into effect
- come into play
- take part
Cevabı göster
come into play
Are some of us just born with a better chance to be the best at what we do? Kalıp ifadeler
0:11Bazılarımızın yaptığı işte en iyi olma şansı doğuştan daha mı yüksek?
born with a better chance: doğuştan daha yüksek bir şansa sahip olmak
Born with, bir koşula veya avantaja doğumdan itibaren sahip olmak demektir. Burada born with a better chance, daha sonra başarılı olmayı daha olası kılan etkenlerle hayata başlamak anlamına gelir. A better chance daha yüksek bir olasılığı anlatır; başarı garantisi veya tek bir şanslı olay anlamına gelmez. Yetenek, çaba ve sonraki koşullar sonucu hâlâ değiştirebilir.
Alıştırma
“Nina was born with a better chance of becoming a fast runner because of her natural build” cümlesinde “born with a better chance” ne anlama gelir?
- Bir yarışa katılması için beklenmedik bir davet aldı.
- Doğduğunda zaten en hızlı koşucuydu.
- Doğuştan bir avantajı vardı, ancak başarı garanti değildi.
Cevabı göster
Doğuştan bir avantajı vardı, ancak başarı garanti değildi.
scientists have tried subjecting untrained individuals to identical exercise regimes Notlar
0:17bilim insanları, daha önce antrenman yapmamış kişilere aynı egzersiz programlarını uyguladı
tried subjecting ifadesindeki try + -ing yapısı
try + -ing yapısında -ing alan eylem, ne olacağını görmek için gerçekten denenen bir yöntemdir. Burada tried subjecting, bilim insanlarının deney yöntemi olarak bireyleri gerçekten aynı egzersiz programlarına tabi tuttuğu anlamına gelir. Bu, tamamlanmamış olabilecek bir çabadan farklıdır: antrenman uygulaması gerçekleştirildi ve ardından etkileri gözlemlenebildi.
Alıştırma
Olası bir çözümü deneme anlamı vermek için cümleyi “restart” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If the app keeps freezing, try ____ your phone.
Cevabı göster
restarting
antrenmansız bireyleri aynı egzersiz programlarına tabi tutmak
Subject someone to something, bir kişinin bir koşula, işleme veya teste maruz kalmasını sağlamak anlamına gelir. Burada subjecting bir fiildir, untrained individuals onun nesnesidir ve to ile başlayan bölüm ne yaşadıklarını belirtir. Bu cümlede identical exercise regimes, kontrollü deney koşullarıdır. İfade burada resmî ve tarafsızdır; ancak deneyim rahatsız edici veya zorunluysa olumsuz bir çağrışım taşıyabilir.
Alıştırma
Resmî cümleyi subject fiilinin -ing biçimi ve gerekli edatıyla tamamlayın: The researchers stopped ____ the volunteers ____ extreme heat.
Cevabı göster
subjecting · to
to see if the same amount of training would lead to varying results. Kalıp ifadeler
0:21ve aynı miktarda antrenmanın farklı sonuçlara yol açıp açmayacağına baktı.
farklı sonuçlara yol açmak
Lead to bir nedeni onun sonucuna bağlar: Bir şey başka bir sonucun ortaya çıkmasına neden olur. Burada olası neden aynı miktarda antrenman, olası sonuç ise birbirinden farklı sonuçlardır. Varying results, bireylerin elde ettiği sonuçların hepsinin aynı olmadığı anlamına gelir. Tek bir sonucun sürekli değiştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “durumdan duruma farklı sonuçlara neden olmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Giving every plant the same amount of water can ____.
Cevabı göster
lead to varying results
Not so surprisingly, different individuals saw different improvement. Ton ve niyet
0:25Pek de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, herkes farklı ölçüde gelişim gösterdi.
Not so surprisingly: sonucu beklenen bir şey olarak sunmak
Not so surprisingly, “bu pek şaşırtıcı değil” veya “bunu beklemek oldukça kolaydı” anlamına gelir. Ardından gelen sonucun tamamı hakkında yorum yapar: farklı insanlar farklı miktarlarda gelişme gösterdi. Cümle başındaki bu ifade, sonucu inkâr etmez. Konuşanın sonuca yönelik tutumunu gösterir ve doğrudan kullanılan Not surprisingly ifadesinden biraz daha yumuşak ve ölçülüdür.
Alıştırma
Bu cümlede Not so surprisingly neyi gösteriyor?
- Konuşan, hiçbir bireyin gelişmediğini söylüyor.
- Konuşan, farklı sonuçların ortaya çıkmasını oldukça beklenebilir buluyor.
- Konuşan, farklı sonuçların ortaya çıkmasını son derece beklenmedik buluyor.
Cevabı göster
Konuşan, farklı sonuçların ortaya çıkmasını oldukça beklenebilir buluyor.
Some improved in leaps and bounds while others seemed stagnant. Deyimler
0:28Bazıları büyük ilerleme kaydederken bazıları yerinde sayıyor gibiydi.
in leaps and bounds: hızlı ve fark edilir ilerlemek
In leaps and bounds, “çok hızlı, büyük ve kolayca fark edilir ölçüde” anlamına gelen bir deyimdir. Burada bazı insanların nasıl geliştiğini anlatır; fiziksel olarak nasıl hareket ettiklerini anlatmaz. İfade, ilerlemeyi küçük adımlar yerine büyük sıçramalar hâlinde gerçekleşiyormuş gibi canlandırır. Gelişme, büyüme veya ilerlemeyi anlatmak için sık kullanılır.
Alıştırma
“Çok hızlı ve fark edilir biçimde” anlamına gelen ve in ile başlayan dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After practicing every day, Maya's reading improved ____, and she moved up three levels in one month.
Cevabı göster
in leaps and bounds
saw similar improvements indicating that their genetics played a role in their athletic potential. Notlar
0:35benzer ölçüde gelişti; bu da genetiğin atletik potansiyellerinde rol oynadığını gösterdi.
related by blood: biyolojik akrabalık
“Related by blood”, biyolojik bir aile soyu üzerinden bağlı olmak demektir. Bu cümlede kişiler biyolojik akrabadır; dolayısıyla benzer gelişmeleri ortak genetik etkenlerle ilişkili olabilir. Bu ifade akrabalığın ne kadar yakın olduğunu söylemez. Yalnızca evlilik, evlat edinme veya hukuk yoluyla oluşan bir ilişkiyi kapsamaz.
Alıştırma
Hangi cümle Nora ile Ben'in biyolojik akraba olduğunu açıkça söyler?
- Nora and Ben work together.
- Nora and Ben are related by blood.
- Nora and Ben are related by marriage.
Cevabı göster
Nora and Ben are related by blood.
indicating that: kanıtı bir çıkarıma bağlamak
“Indicating that”, önceki gözlemin ne düşündürdüğünü ekleyen bir -ing yan cümlesini başlatır. Burada benzer gelişmeler kanıttır; “their genetics played a role” ise bu kanıttan çıkarılan sonuçtur. Bir şeye işaret eden unsur yalnızca “individuals” değil, önceki sonucun tamamıdır. “Indicating”, kanıtın bir sonucu desteklediğini söyler; sonucun tamamen kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle bir gözlemi temkinli bir çıkarıma bağlamak için “indicating that” kullanır?
- The test scores rose, indicating that the new routine may be helping.
- The test scores rose, proving that the new routine is the only cause.
- The test scores rose because everyone is smarter.
Cevabı göster
The test scores rose, indicating that the new routine may be helping.
played a role in: katkıda bulunan bir etkeni belirtmek
Bu cümlede played a role in, genetiğin atletik potansiyeli etkileyen etkenlerden biri olduğu anlamına gelir. Genetik önemliydi, ancak bu ifade onun tek neden olduğunu söylemez. Katkıda bulunan bir etkeni bir sonuç veya süreçle ilişkilendirmek için play a role in + isim ya da -ing biçimini kullan.
Alıştırma
Hedef ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamla: The team improved for several reasons, and daily practice ____ its success.
Cevabı göster
played a role in
If your parent or sibling saw incredible results from training, so would you. Dilbilgisi
0:40Ebeveyniniz ya da kardeşiniz antrenmanla inanılmaz sonuçlar elde ettiyse siz de aynı sonucu elde ediyordunuz.
so would you: aynı olumlu durumu devrik yapıyla belirtmek
So would you, aynı durumun senin için de geçerli olduğu, yani senin de antrenmandan inanılmaz sonuçlar alacağın anlamına gelir. Yapı so + yardımcı fiil + özne şeklindedir. Would, önceki varsayımsal düşünceyle uyumludur ve tekrarlanacak would see incredible results from training ifadesinin yerini alır.
Alıştırma
Kız kardeşinin de kitabı çok seveceğini anlatan devrik yapıyla cümleyi tamamla: Lena would love this book, and ____.
Cevabı göster
so would her sister
These individuals are considered high responders to training. Kelime
0:44Bu kişiler, antrenmana yüksek yanıt verenler olarak kabul edilir.
high responders to training: antrenmana yüksek yanıt verenler
Araştırma bağlamında responders, bir müdahaleden sonra ölçülebilir bir değişim gösteren kişilerdir. High responders to training, antrenmandan sonra çok fazla gelişen kişileri anlatır; high kişinin boyunu, statüsünü veya antrenman öncesi yeteneğini değil, yanıtın büyüklüğünü belirtir. responder to + isim yapısı, antrenman, tedavi veya ilaç gibi yanıtı oluşturan şeyi gösterir.
Alıştırma
Bir araştırmada Ben'in dayanıklılığı, aynı antrenman programından sonra çoğu kişininkinden çok daha fazla gelişiyor. Ben'e high responder to training denmesi ne anlama gelir?
- Antrenmandan sonraki gelişimi özellikle büyüktür.
- Antrenmandan önce de zaten en iyi sporcuydu.
- Antrenmanla ilgili mesajlara çok hızlı cevap verir.
Cevabı göster
Antrenmandan sonraki gelişimi özellikle büyüktür.
it was determined that 50% of athletic improvement was linked to genetics. Notlar
0:50atletik gelişimin %50'sinin genetikle bağlantılı olduğu belirlendi.
it was determined that: analiz sonucunu resmî biçimde bildirmek
it was determined that yapısında it, biçimsel öznedir. Asıl bilgi that yan cümlesinde yer alır: 50% of athletic improvement was linked to genetics. Edilgen yapı araştırmacıların adını vermez. Kanıta dayalı sonucu öne çıkarır ve rapora resmî, nesnel bir ton katar. Burada determined, birinin isteğiyle karar verildiğini değil, analiz yoluyla sonuca ulaşıldığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle test sonucunu bir karar olarak değil, resmî ve kişisiz bir bulgu olarak bildirir?
- After the tests, the committee decided to serve the water.
- After the tests, it was determined that the water was safe to drink.
- After the tests, the water looked clear in the glass.
Cevabı göster
After the tests, it was determined that the water was safe to drink.
was linked to: nedensellik değil, ilişki
Burada was linked to, istatistiksel analizin atletik gelişim ile genetik arasında bir bağlantı bulduğu anlamına gelir. Edilgen yapı be linked to + isim şeklindedir: athletic improvement was linked to genetics. Bağlantı, bir ilişkidir; genetiğin gelişime doğrudan neden olduğunun kesin kanıtı değildir. Kanıtlar iki şeyin ilişkili olduğunu gösteriyor, ancak neden henüz kesin değilse bu ifade kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin diğerine kesinlikle neden olduğunu ileri sürmeden aralarındaki bağlantıyı bildirir?
- Regular exercise was caused by better sleep.
- Regular exercise was linked to better sleep.
- Regular exercise definitely produced better sleep.
Cevabı göster
Regular exercise was linked to better sleep.
In other words, great athletes are born with great genes. Anlatım akışı
0:54Başka bir deyişle, büyük sporcular harika genlerle doğar.
In other words: yeniden anlatımı başlatmak
In other words, dinleyiciye bir sonraki ifadenin önceki düşünceyi daha basit veya akılda kalıcı biçimde yeniden anlattığını bildirir. Burada istatistiksel ifadeyi, büyük sporcuların harika genlere sahip olduğu şeklindeki kısa mesaja dönüştürür. Bu ifade bilgiyi düzenler: önce asıl düşünce, sonra farklı sözlerle anlatılmış hâli gelir. Yeniden anlatım asıl ifadeden daha az kesin olabilir; bu nedenle onu yeni bir kanıt değil, bir açıklama olarak değerlendirin.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi farklı sözlerle anlattığını gösteren bağlayıcıyı seçin: Sam is an only child. ___, Sam has no brothers or sisters.
- For example
- In other words
- Therefore
Cevabı göster
In other words
particular sets of genes which they believe are responsible for these traits. Dilbilgisi
1:00bu özelliklerden sorumlu olduğunu düşündükleri belirli gen gruplarını ayırmayı başardı.
have been able to isolate: ayırmayı başarmış olmak
Have been able to isolate, be able to yapısının present perfect biçimidir. Belirli gen kümelerini ayırmayı yalnızca şu anki bir beceri olarak değil, önceki çalışmalar sayesinde elde edilmiş ve bugün de önem taşıyan bir başarı olarak sunar. With time, aşamalı bir gelişim arka planı verir: araştırmalar ilerledikçe bilim insanları bu gen kümelerini başarıyla belirleyip ayırabilecekleri noktaya gelmiştir. Burada isolate, incelemek amacıyla belirli bir kümeyi diğerlerinden ayırmak anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ve zaman içinde ulaşılan başarılı bir sonucu gösteren ifadeyi seçin: After months of testing, the scientists ___ identify the source of the leak.
- could
- can
- have been able to
Cevabı göster
have been able to
which they believe are responsible for these traits: bu özelliklerden sorumlu olduğuna inandıkları
Which, particular sets of genes ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Temel yapı genes which are responsible for these traits şeklindedir. Responsible for burada özelliklere neden olmak veya bunların oluşumuna katkıda bulunmak demektir; suçlanmak anlamına gelmez. They believe, bunun bilim insanlarının değerlendirmesi olduğunu göstermek için temel yapının içine yerleştirilir. Cümle bu bağlantıyı tartışılmaz bir gerçek olarak değil, bir araştırma iddiası olarak sunar. Bu nedenle they believe are tek bir fiil dizisi gibi okunmamalıdır.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede they believe ne işe yarar? The researchers found a chemical which they believe protects them from insects.
- Insects sözcüğünün believe fiilinin nesnesi olduğunu söyler
- Believe ve protects sözcüklerini tek bir birleşik fiil yapar
- Kimyasalın araştırmacıları böceklerden koruduğunu kesin bir gerçek olarak belirtir
- İddianın doğrulanmış bir gerçek değil, araştırmacıların inancı olduğunu gösterir
Cevabı göster
İddianın doğrulanmış bir gerçek değil, araştırmacıların inancı olduğunu gösterir
High responders have them and experience significant improvement
1:03Antrenmana yüksek yanıt verenler bu genlere sahiptir ve kayda değer gelişim gösterir,
regardless of how fit they are to start. Notlar
1:06başlangıçtaki kondisyon düzeyleri ne olursa olsun.
regardless of how fit they are: ne kadar formda olurlarsa olsunlar
regardless of how fit they are, “ne kadar formda olurlarsa olsunlar” anlamına gelir. Bu bir ödünleme yan cümlesidir: başlangıçtaki fiziksel durumları farklı olsa bile sonuç değişmez. Buradaki how fit egzersiz yapma biçimini değil, fiziksel uygunluk derecesini anlatır. Yapı regardless of + how + sıfat + özne + fiildir. Tüm yan cümle bu koşulu sonuçtan bağımsız tutar ve başlangıçtaki fiziksel durumun önemli gelişmeyi sınırlamadığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The plan can work ____.
- regardless of how busy you are
- regardless of how busy are you
- regardless of what busy you are
Cevabı göster
regardless of how busy you are
to start: başlangıçta
Bu cümlede to start, başlangıçta veya başlangıç noktası olarak anlamına gelir. Açıklanan fiziksel durumun zamanını belirtir; yani antrenman başladığında ne kadar formda olduklarını anlatır. Buradaki to start, amaç bildiren bir mastar değil, kısa bir zarf öbeğidir. Anlamı when they start training ifadesine yakındır; antrenmanın başlangıcı bağlamdan açık olduğu için start nesne almaz.
Alıştırma
The team was small to start, but it grew quickly cümlesinde to start ne anlama gelir?
- başlangıçta
- ekibi başlatmak için
- ekip büyüdükten sonra
- ekip küçük olduğu için
Cevabı göster
başlangıçta
for endurance training, cross-country skiing may not be for you. Kalıp ifadeler
1:11dayanıklılık antrenmanı söz konusu olduğunda, kayaklı koşu size göre olmayabilir.
Diğer tarafı sunmak için “On the other hand,” kullanımı
On the other hand, aynı konunun karşıt tarafına geçildiğini gösterir. Burada anlatım, antrenmanla çok gelişen kişilerden çok az gelişebilecek kişilere geçer. Bu ifade bilgiyi düzenler; buradaki hand kelimesi gerçek anlamıyla “el” değildir ve ilk düşüncenin yanlış olduğu anlamına gelmez. Dinleyiciye “Şimdi farklı veya sınırlayıcı bir durumu düşün” mesajını verir.
Alıştırma
Karşıt tarafı sunan geçiş ifadesini seçin: Some runners improve quickly with endurance training. _____ others improve very little.
- As a result,
- For example,
- On the other hand,
Cevabı göster
On the other hand,
“deem you a low responder” içinde deem + nesne + tamamlayıcı
deem you a low responder ifadesinde deem, “yargılamak” veya “saymak” anlamına gelen resmî bir fiildir. Yapı deem + kişi ya da şey + isim veya sıfat tamamlayıcısı şeklindedir. Burada you nesnedir; a low responder ise you için verilen kategorinin adıdır. as gerekmez: deem you a low responder. Genler karar veriyormuş gibi anlatılır; asıl anlam, genetik özelliklerin bir kişiyi bu yanıt kategorisine yerleştirmesidir.
Alıştırma
Hangi cümle deem + nesne + tamamlayıcı yapısını doğru kullanır?
- The committee deemed the bridge as unsafe.
- The committee deemed that the bridge unsafe.
- The committee deemed the bridge unsafe.
Cevabı göster
The committee deemed the bridge unsafe.
may not be for you.: uygunluğu nazikçe anlatmak
may not be for you kalıp ifadesi, bir şeyin kişinin ilgi alanlarına, ihtiyaçlarına veya özelliklerine uygun olmayabileceği anlamına gelir. Bu cümlede kros kayağının çok yüksek dayanıklılık performansı elde etme hedefi için iyi bir seçenek olmayabileceği anlatılır; kişinin kayak yapmasının yasak olduğu ya da bunu kesinlikle yapamayacağı söylenmez. May değerlendirmeyi kesinlik değil olasılık olarak sunar; for you ise uygunluk konusunu belirli bir kişiye bağlar. Bu nedenle ifade, bir şeyin kişiye uyup uymadığını yumuşak biçimde anlatır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “This advanced class may not be for you.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Bu kursa katılmanız kesinlikle imkânsız.
- Bu kurs ilgi alanlarına veya mevcut ihtiyaçlarına uygun olmayabilir.
- Kurs yasal olarak sizin kullanımınıza açık değil.
Cevabı göster
Bu kurs ilgi alanlarına veya mevcut ihtiyaçlarına uygun olmayabilir.
But even before training, scientists noticed something else.
1:15Ancak bilim insanları daha antrenman başlamadan başka bir şey fark etti.
Individuals all had different baseline endurance levels as well. Kelime
1:18Herkesin başlangıçtaki dayanıklılık seviyesi de farklıydı.
baseline endurance levels: ölçülmüş başlangıç noktası
Baseline endurance levels, bir çalışmanın veya antrenman döneminin başında ölçülen dayanıklılık düzeyleri demektir. Bu cümlede her kişi farklı bir referans düzeyinden başlamıştır; böylece sonraki değişiklikler her kişinin kendi başlangıç noktasıyla karşılaştırılabilir. Buradaki baseline en düşük düzey, hedef veya kişinin sınırı anlamına gelmez. Başlangıç verilerini anlatır; improvement ya da post-training level ise daha sonra ortaya çıkan sonucu anlatır.
Alıştırma
“The researchers measured the participants’ baseline endurance levels before training” cümlesinde baseline endurance levels ne anlama gelir?
- Katılımcıların antrenmandan önceki başlangıç dayanıklılığı ölçümleri.
- Katılımcıların ulaşması beklenen dayanıklılık düzeyi.
- Herhangi bir kişinin sahip olabileceği en düşük dayanıklılık düzeyi.
Cevabı göster
Katılımcıların antrenmandan önceki başlangıç dayanıklılığı ölçümleri.
Without any training, some individuals were simply more fit than others.
1:22Bazı kişiler hiç antrenman yapmadan diğerlerinden daha formdaydı.
It turns out a different set of genes give some people a higher baseline. Anlatım akışı
1:26Anlaşılan farklı bir gen grubu bazı insanlara daha yüksek bir başlangıç seviyesi kazandırıyor.
It turns out + anak cümle
It turns out, ardından gelen yan cümleyi konuşanın durumu araştırdıktan veya doğruladıktan sonra öğrendiği bir gerçek olarak sunar. Burada açıklamayı gözlemlenen bir farklılıktan yeni belirlenmiş genetik bir açıklamaya taşır. Buradaki it belirli bir şeyi göstermez ve turns out fiziksel olarak bir şeyi çevirmek anlamına gelmez. Sonradan öğrenilen ve bazen beklenmedik bir sonucu belirtmek için It turns out (that) + yan cümle kalıbı kullanılır; that çoğu zaman atılır.
Alıştırma
Cümleyi, sonradan öğrenilen bir gerçeği tanıtan ifadeyle tamamlayın: “We checked the timetable, and ____ the last train leaves at nine.”
Cevabı göster
it turns out
which are generally only seen in trained athletes.
1:33bu da genellikle yalnızca antrenmanlı sporcularda görülür.
genetikte code for
Genetikte code for, “bir şeyi üretmek veya etkilemek için kullanılan biyolojik bilgiyi içermek” anlamına gelir. Bu cümlede belirli genleri, daha yüksek bir dayanıklılık başlangıç düzeyiyle ilişkili biyolojik özelliklere bağlar. Bilimsel açıklamalar, özelliklerden söz ederken code for ifadesini sık sık kısa bir anlatım olarak kullanır. Daha kesin olarak genler, proteinler gibi işlevsel ürünleri doğrudan kodlar ve bu ürünler karmaşık özellikleri etkileyebilir. İfade, bir genin bilgisayar programı olduğu veya tek bir genin tüm özelliği tek başına belirlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Biyoloji cümlesini “üretmek için gereken bilgiyi içermek” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: “This stretch of DNA can ____ a specific protein.”
Cevabı göster
code for
So you can have a high baseline or high trainability or both. Dilbilgisi
1:36Yani başlangıç seviyeniz yüksek olabilir, antrenmana yüksek yanıt verebilirsiniz ya da ikisi birden olabilir.
A veya B ya da her ikisi
A or B or both kalıbı iki olasılık sunar ve ardından bunların birlikte de gerçekleşebileceğini açıkça belirtir. İlk or, yalnızca birini seçmek gerektiği anlamına gelmez. A ve B ayrı özellikler, koşullar veya seçenekler olduğunda ve dinleyenin yalnızca birinin doğru olabileceğini düşünmesini istemediğinizde bu kalıbı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi A or B or both kalıbıyla tamamlayın: You may bring a pencil ____ a pen ____.
Cevabı göster
or · or both
And it's likely that our greatest athletes train as hard as they can Dilbilgisi
1:40Ayrıca en iyi sporcularımız muhtemelen ellerinden geldiğince sıkı antrenman yapıyor
on top of having some great genetics. Kalıp ifadeler
1:43ve bunun yanında harika genlere de sahipler.
It's likely that + yan cümle: muhtemelen...
it's likely that + yan cümle yapısında it biçimsel öznedir; belirli bir kişiyi veya şeyi göstermez. Asıl tahmin ya da değerlendirme that ile başlayan yan cümlede yer alır. Likely, bir şeyi beklemek için iyi nedenler olduğunu fakat bunun kesin olmadığını gösterir. Bu yapı, sonucu kanıtlanmış bir gerçek gibi sunmak yerine ölçülü bir güvenle ifade etmeyi sağlar.
Alıştırma
Olası fakat kesin olmayan bir tahmini göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the outdoor game will move indoors because of the dark clouds.
Cevabı göster
It's likely that
as hard as they can: elinden gelen en büyük çaba
as hard as they can ifadesinde hard, ‘büyük çabayla’ anlamına gelen bir zarftır. Train eyleminin hangi ölçüde yapıldığını belirtir; antrenmanın anlaşılmasının zor ya da bir nesnenin sert olduğu anlamına gelmez. as + zarf + as + özne + kiplik fiil yapısı, ‘öznenin yapabildiği en yüksek derecede’ anlamına gelir. Can, can train yerine kullanılır ve tekrarlanan train fiili atılır. as quickly as I can örneğindeki gibi zarfı ve özneyi değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
hard, she ve can sözcüklerini kullanarak İngilizce cümleyi as ... as yapısıyla tamamlayın: Maya is practicing ____ for the school race.
Cevabı göster
as hard as she can
on top of having: başka bir etken daha eklemek
Burada on top of, fiziksel olarak bir şeyin üstünde bulunmak değil, ‘-e ek olarak’ anlamına gelir. Cümle, sportif başarının arkasındaki iki etkeni birleştirir: çok sıkı antrenman ve harika genetik özellikler. Of bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: on top of having doğrudur, on top of have değildir. Bu yapı başka bir yarar, gerçek, görev veya sorun ekleyebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi on top of ve have fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The summer camp offers free meals ____ a swimming pool.
Cevabı göster
on top of having
It seems that talent is trainable under the right circumstances. Kalıp ifadeler
1:45Görünen o ki doğru koşullarda yetenek antrenmanla geliştirilebilir.
doğru koşullar altında
Under the right circumstances, “gerekli koşullar mevcut olduğunda” anlamına gelir. Buradaki under, fiziksel olarak bir şeyin altında olmayı değil, “belirli bir durumda” olmayı anlatır. Bu ifade, iddianın geçerli olduğu alanı sınırlar. Yetenek her durumda geliştirilemez; uygun eğitim, sürekli çaba ve kişinin başlangıç noktası gibi etkenler bir araya geldiğinde geliştirilebilir.
Alıştırma
“Gerekli koşullar mevcut olduğunda” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: A small idea can grow into a successful project ____.
Cevabı göster
under the right circumstances
So have you got what it takes to be an Olympic athlete? Deyimler
1:49Peki sizde Olimpiyat sporcusu olmak için gerekenler var mı?
gerekenlere sahip misin?
Have you got what it takes? birinin zor bir hedefte başarılı olmak için gereken yeteneğe, niteliklere, kararlılığa ve diğer koşullara sahip olup olmadığını sorar. Burada have got “sahip olmak”, what it takes ise “gerekenler” anlamındadır; take “alıp götürmek” anlamında değildir. Bu soruda konuşan kişi, dinleyiciyi kendi potansiyelini doğrudan değerlendirmeye davet eder ve ona meydan okur. Gereken nitelikler doğuştan gelen yetenekten daha kapsamlıdır; çaba, eğitim ve disiplini de içerebilir.
Alıştırma
“Başarılı olmak için gereken niteliklere sahip olmak” anlamındaki deyimle soruyu tamamlayın: Have you ____ to lead the team?
Cevabı göster
got what it takes
Science says you'll never know until you try. Deyimler
1:52Bilim, denemeden bunu asla bilemeyeceğinizi söylüyor.
never know until you try: denemeden bilemezsin
“you'll never know until you try” ifadesindeki never ... until yapısı, gerçekten denemeden önce cevabın bilinmeyeceğini anlatır. Asla öğrenemeyeceğin anlamına gelmez. Bu ifade, sonuç belirsizken birini harekete geçmeye teşvik eder. Başarı sözü vermez; öğrenmenin yolunun denemek olduğunu söyler.
Alıştırma
Denemenin öğrenmenin tek yolu olduğunu anlatan yaygın teşvik ifadesini tamamlayın: “You'll never know ____.”
Cevabı göster
until you try
Don't forget we have a new video out every day during the Olympics.
1:55Olimpiyatlar boyunca her gün yeni bir video yayımladığımızı unutmayın.
Can't wait. ile heyecanlı bir yanıt verme
“Can't wait.”, “I can't wait.” cümlesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Bağlamdan belli olduğu için I öznesi söylenmez. Burada ‘Yaklaşan şey için çok heyecanlıyım’ anlamına gelir. Genellikle gerçekten bekleyememeyi değil, heyecanlı bir beklentiyi ifade eder.
Alıştırma
Heyecanlı bir beklenti gösteren kısa ve samimi yanıtı tamamlayın: “We're going to the zoo tomorrow.” “____.”
Cevabı göster
Can't wait
already have five of the videos up now for you to binge on. Öbek fiiller
2:00şimdiden art arda izleyebileceğiniz beş video yayımladı.
binge on: çok sayıda videoyu bir kerede tüketmek
Burada binge on, kısa sürede ve genellikle art arda çok sayıda video tüketmek, yani izlemek anlamına gelir. Yalnızca tek bir video izlemeyi değil, yoğun bir izleme oturumunu anlatır. for you to binge on ifadesinde nesnenin, cümlenin önceki bölümündeki five of the videos olduğu anlaşılır. Bu yüzden on sonda kalır; fiziksel konum bildiren bir sözcük değil, hâlâ binge on ifadesinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede binge on ne anlama geliyor?
- Başka bir videoya geçmeden yalnızca tek bir video izlemek
- Kısa sürede çok sayıda video izlemek
- Yeni bir video kaydetmek
- Bir videonun üstüne bir şey koymak
Cevabı göster
Kısa sürede çok sayıda video izlemek
But we also want to know your questions for this special series.
2:09Ancak bu özel seri için sormak istediklerinizi de öğrenmek istiyoruz.
Use the hashtag #ScienceSays and let us know your burning Olympic questions. Deyimler
2:12#ScienceSays etiketini kullanın ve Olimpiyatlarla ilgili aklınızı kurcalayan soruları bize iletin.
burning Olympic questions: cevabı çok merak edilen Olimpiyat soruları
Burning questions, birinin cevabını öğrenmeye özellikle istekli olduğu sorulardır. Burning, güçlü merak veya aciliyet için kullanılan bir mecazdır; soruların ateşle ilgili olduğunu göstermez. burning Olympic questions ifadesinde Olympic, soruların konusunu, yani Olimpiyat Oyunları'nı belirtir. Canlı bir sözcük olan burning, daveti daha ilgi çekici hâle getirir ve izleyicinin en çok neyi bilmek istediğini vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede burning Olympic questions ne anlama geliyor?
- Sorulması çok zor olan sorular
- İnsanların cevabını öğrenmeyi çok istediği Olimpiyatlarla ilgili sorular
- Yalnızca Olimpiyat kazananlarıyla ilgili sorular
- Olimpiyatlardaki bir yangınla ilgili sorular
Cevabı göster
İnsanların cevabını öğrenmeyi çok istediği Olimpiyatlarla ilgili sorular
And subscribe for more awesome science videos.
2:15Daha fazla harika bilim videosu için kanalımıza abone olun.