Minotor'un bilimsel kökenleri - Matt Kaplan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
612 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Video, Girit’teki yıkıcı depremlerin Minotor mitini nasıl şekillendirmiş olabileceğini inceliyor; bunu Hawaii’deki Pele anlatılarının ardındaki verimli volkanik sonuçlarla karşılaştırıyor ve mitoloji ile bilimin doğayı farklı yollarla açıkladığı sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. there's a good chance that — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Eksik kanıtları, tarihsel teorileri ya da bilimsel hipotezleri tartışırken kesinlik iddiasında bulunmadan makul ve olası bir yorum sunmayı öğrenin. 2. called a subduction zone, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: İngilizcede jeolojik bir yapının teknik adının nasıl tanıtıldığını anlayın ve Girit’teki sık depremlerle şiddetli yer kabuğu yükselmesini açıklamak için kullanılan süreci tanıyın. 3. The key difference is that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birbiriyle ilişkili iki düşünce arasındaki belirleyici ayrımı göstermek için bu karşılaştırma kalıbını kullanın; örneğin doğayı tanrılar ve canavarlarla açıklayan mitoloji ile ölçüm, kayıt ve deneylere dayanan bilimi karşılaştırın.

Bu derste

Far beneath the palace of the treacherous King Minos, Notlar

0:08

Hain Kral Minos'un sarayının çok aşağılarında,

Kalıp ifadeler

Far beneath: büyük bir dikey mesafeyi vurgulamak

Far beneath, mesafeyi güçlendiren far ile “altında” anlamındaki beneath sözcüklerini birleştirir. Burada sahneyi yalnızca sarayın altına değil, sarayın çok derinlerine yerleştirir. Bir hikâyenin başında bu ifade, eylemden önce mekânı kurar ve derin, gizli bir alan hissi yaratır. Dikey mesafe önemli olduğunda far beneath + yer yapısını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir tünelin şehrin çok derinlerinde olduğunu en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. Far beneath the city, an old tunnel winds through the rock.
  2. Beneath the city, an old tunnel winds through the rock.
  3. Beside the city, an old tunnel winds through the rock.
Cevabı göster

Far beneath the city, an old tunnel winds through the rock.

Kültür

treacherous King Minos: mitolojik bir kral için olumsuz bir niteleme

Treacherous King Minos ifadesindeki treacherous tarafsız bir tanımlama değildir. Minos'u ihanet edebilecek, insanları aldatabilecek veya ciddi tehlikeye yol açabilecek biri olarak gösterir ve dinleyiciyi ona güvenmemeye yönlendirir. King Minos, Yunan mitolojisinde bir hükümdardır; geleneksel olarak Girit kralı kabul edilir ve Minotor hikâyesiyle bağlantılıdır. Bu kısa arka plan adı tanımaya yeterlidir; burada modern bir kraldan söz edilmez.

Alıştırma

Bu cümlede “the treacherous King Minos” ifadesi ne anlatıyor?

  1. Minos, Yunan mitolojisinden tehlikeli ve güvenilmez bir kral olarak sunuluyor.
  2. Minos, dost canlısı modern bir kral olarak tanıtılıyor.
  3. Minos, Minotor'un başka bir adıdır.
Cevabı göster

Minos, Yunan mitolojisinden tehlikeli ve güvenilmez bir kral olarak sunuluyor.

in the damp darkness of an inescapable labyrinth, Kelime

0:11

kaçışı olmayan bir labirentin rutubetli karanlığında,

Kelime

an inescapable labyrinth: kaçış yolu olmayan bir labirent

An inescapable labyrinth, içine giren kişiyi hapseden ve hiçbir çıkış yolu sunmayan bir labirenttir. Bu ifadede inescapable, labyrinth sözcüğünü niteler ve yalnızca zor bir bulmaca olabilecek yeri hapishaneyi andıran bir tuzağa dönüştürür. Labyrinth, günlük maze sözcüğüne göre çoğu zaman daha büyük, daha karmaşık veya daha mitolojik bir his verir. Burada karanlık ve efsanevi havayı güçlendirir; ancak temel anlam inescapable sözcüğünden gelir: kaçmak imkânsızdır.

Alıştırma

Hangi açıklama an inescapable labyrinth ifadesine en iyi uyar?

  1. hiç dönüşü olmayan uzun bir koridor
  2. çıkışı kolay bulunan bir bahçe labirenti
  3. kaçmanın mümkün olmadığı karmaşık bir labirent
Cevabı göster

kaçmanın mümkün olmadığı karmaşık bir labirent

a horrific beast stalks the endless corridors of its prison, Kelime

0:15

korkunç bir canavar, hapishanesinin sonsuz koridorlarında geziniyor,

Kelime

stalks the endless corridors: tehditkâr avcı hareketi

Stalks the endless corridors ifadesinde stalks, yaratığın koridorlarda bir avcı gibi yavaş, sessiz ve tehditkâr biçimde hareket ettiğini anlatır. Koridorlar yaratığın hareket ettiği alandır; avın kendisi değildir. Tarafsız walks fiiliyle karşılaştırıldığında stalks, yaratığın avlanıyor veya saldıracak bir şey arıyor gibi görünmesini sağlar. Endless ise bu tehditkâr hareketin sonu görünmeyen bir hapishanede devam ettiği duygusunu güçlendirir.

Alıştırma

Bir kurt, bir geyiği takip ederken sessizce ve bilinçli biçimde hareket ediyor. Bu tehditkâr avcı hareketini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The wolf stalks the deer through the trees.
  2. The wolf walks beside the deer in a friendly way.
  3. The wolf wanders through the trees with no clear goal.
Cevabı göster

The wolf stalks the deer through the trees.

enraged with a bloodlust so intense that its deafening roar shakes the Earth. Notlar

0:19

o kadar yoğun bir kana susamışlıkla öfkelenmiş ki, sağır edici kükremesi Dünya'yı sarsıyor.

Kelime

enraged with a bloodlust: şiddet dürtüsünün körüklediği öfke

Enraged aşırı derecede öfkeli olmayı, bloodlust ise kan dökmeye veya şiddet kullanarak öldürmeye yönelik güçlü bir arzuyu anlatır. With, öfkeye eşlik eden ve burada onu körükleyen şiddet dürtüsünü tanıtır. Bu nedenle ifade, sıradan bir öfkeden çok daha fazlasını anlatır. a bloodlust içindeki a, bu arzuyu belirli ve ezici bir durum gibi gösterir. Bu, birinin yalnızca canının sıkıldığını söyleyen tarafsız bir ifade değil, dramatik ve öyküsel bir kullanımdır.

Alıştırma

Hangi durum bloodlust sözcüğüne en iyi uyar?

  1. Bir koşucu kişisel rekorunu geliştireceği için heyecanlanır.
  2. Bir savaşçı, savaş kazanıldıktan sonra bile daha fazla kan dökmek için kontrol edemediği bir dürtü hisseder.
  3. Bir çocuk beş dakika beklediği için biraz sinirlenir.
Cevabı göster

Bir savaşçı, savaş kazanıldıktan sonra bile daha fazla kan dökmek için kontrol edemediği bir dürtü hisseder.

Dilbilgisi

so intense that: sonuca yol açan derece

so + sıfat/zarf + that + yan cümle yapısı, bir derecenin sonuç doğuracak kadar yüksek olduğunu gösterir. Burada so, intense sözcüğünü güçlendirir; that ise sonucu tanıtır: its roar shakes the Earth. that sonrasındaki sözcükler bir sonuç yan cümlesi oluşturur. Aynı yapıyı koruyup betimlemeyi değiştirebilirsiniz: so loud that..., so difficult that... veya so quickly that....

Alıştırma

Cümleyi so ... that sonuç yapısını ve loud sıfatını kullanarak tamamlayın: The music was ____ we could hear it across the street.

Cevabı göster

so loud that

Kalıp ifadeler

deafening roar: sağır edici bir kükreme

Deafening roar, işitmeyi bastıracak kadar yüksek, derin ve güçlü bir sesi anlatır. Deafening, sesin şiddetini aşırı bir düzeye çıkarır; yalnızca loud demekten çok daha güçlüdür. Roar ismi büyük bir hayvanın, motorun, kalabalığın veya başka güçlü bir kaynağın sesini anlatabilir. Deafening roar birlikte kullanıldığında canlı ve etkileyici bir ses görüntüsü oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede deafening roar, son derece yüksek bir sesi anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Snow fell silently with a deafening roar.
  2. Jet engines started nearby with a deafening roar.
  3. A child turned the page with a deafening roar.
Cevabı göster

Jet engines started nearby with a deafening roar.

It is easy to see why the Minotaur myth has a long history of being disregarded as pure fiction. Notlar

0:25

Minotor efsanesinin uzun zamandır neden tamamen bir kurgu olarak görülüp reddedildiğini anlamak kolay.

Dilbilgisi

It is easy to see why ...: anlaşılır bir nedeni sunmak

It is easy to see why ..., bir şeyin nedenini anlamanın kolay olduğunu belirtir. Burada see “bakmak” değil, “anlamak” anlamındadır; it ise cümlenin easy değerlendirmesiyle başlamasını sağlayan biçimsel bir öznedir. Why'dan sonra, why bölümü daha büyük bir cümlenin parçası olduğu için düz cümle söz dizimi kullanılır: why the myth has ... denir, why has the myth ... denmez. Bu kalıp genellikle ardından gelecek bir açıklamayı sunar veya nedenin bağlamdan zaten açık olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede It is easy to see why ... kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. It is easy to see why do people enjoy this quiet park.
  2. It is easy to see why people enjoy this quiet park.
  3. It is easy to see why are people enjoying this quiet park.
Cevabı göster

It is easy to see why people enjoy this quiet park.

Dilbilgisi

has a long history of being disregarded: uzun süredir devam eden edilgen bir durum

Bir durumun veya davranışın uzun süredir var olduğunu ya da tekrarlandığını belirtmek için have/has a long history of + isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu cümlede has, önceki bağlamdan anlaşılan tekil özneyle uyumludur ve of sonrasında mastar değil, being disregarded gelir. Being disregarded edilgen bir -ing biçimidir; özne bu davranışa tekrar tekrar maruz kalır. İfade, buna kimin yol açtığını söylemek yerine uzun süredir devam eden göz ardı edilme durumuna odaklanır.

Alıştırma

Uzun süredir devam eden edilgen bir durumu anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: This safety concern has ____ of being overlooked.

Cevabı göster

a long history

Kalıp ifadeler

disregarded as pure fiction: tamamen uydurulmuş sayılarak göz ardı edilmek

be disregarded as + isim öbeği yapısında öznenin belirli bir şey olduğuna karar verilir ve bu yargı nedeniyle özne ciddiye alınmaz. Burada söylenmeyen özne pure fiction olarak değerlendirilmiş, bu yüzden gerçekler içerebileceği düşünülmek yerine göz ardı edilmiştir. Pure, fiction sözcüğünü güçlendirir; kısmen gerçeklere dayalı değil, tamamen uydurulmuş anlamına gelir. Disregarded ayrıca ihmal anlamı kattığından bu yalnızca tarafsız bir sınıflandırma değildir.

Alıştırma

Bu cümlede disregarded as pure fiction ne anlama geliyor?

  1. tamamen uydurulmuş sayılarak göz ardı edilmek
  2. eğlenceli bir gerçek hikâye olarak yeniden yazılmak
  3. güvenilir kanıt olarak dikkatle incelenmek
Cevabı göster

tamamen uydurulmuş sayılarak göz ardı edilmek

However,

0:31

Ancak,

there's a good chance that the Minotaur and other monsters and gods were created by our early ancestors Notlar

0:32

Minotor ile diğer canavarların ve tanrıların ilk atalarımız tarafından yaratılmış olma ihtimali yüksektir;

Kalıp ifadeler

there's a good chance that: olası, ancak kesin değil

There's a good chance that, “… olma ihtimali yüksek” anlamına gelir. Burada Minotor ve diğer varlıklarla ilgili iddia, kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, güçlü bir olasılık olarak sunulur. Yapı there is/there's + a good chance + that cümleciği şeklindedir. That'ten sonraki cümlecik, olası olduğu düşünülen olayı veya açıklamayı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi olası ancak kesin olmayan bir sonucu belirten hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the outdoor concert will be canceled because of the storm.

Cevabı göster

There's a good chance that

Dilbilgisi

were created by our early ancestors: basit geçmiş zamanda edilgen yapı

Were created, basit geçmiş zamanda edilgen yapıdır: were + geçmiş zaman ortacı. Özne olan the Minotaur and other monsters and gods eylemden etkilenir; by our early ancestors ise eylemi yapan kişileri belirtir. Bu edilgen sıralama, mitolojik varlıkları ve onların kökenini bilgi odağına yerleştirir. Etken biçim olan Our early ancestors created the Minotaur and other monsters and gods ise ataları odağa yerleştirir.

Alıştırma

Boşluğu tamamlayarak etken cümleyi basit geçmiş zamanda edilgen yapıya çevirin: Local artists created the masks in 1995. The masks ____ by local artists in 1995.

Cevabı göster

were created

to rationalize the terrifying things that they saw in the natural world, Kelime

0:37

doğal dünyada gördükleri dehşet verici şeyleri mantığa bürümek,

Kelime

to rationalize: bilinmeyeni anlaşılır göstermek

Burada to rationalize, korkutucu doğa olaylarını anlaşılır ya da akla yatkın gösteren bir açıklama oluşturmak demektir. Odak, şaşırtıcı bir şeyi yalnızca gözlemlemek değil, tutarlı bir açıklamaya oturtmaktır. Bir kişinin tartışmalı davranışı ya da kararı söz konusu olduğunda rationalize, onu kabul edilebilir gösterecek gerekçeler veya bahaneler uydurmak anlamına gelir. Bu cümlede nesne açıklanamayan doğa olaylarıdır; dolayısıyla amaç, onlara bir açıklama getirerek anlam vermektir.

Alıştırma

Bu cümlede to rationalize ne anlama geliyor?

  1. şaşırtıcı bir şeyi anlaşılır kılan bir açıklama oluşturmak
  2. bir doğa olayını yorumlamadan kaydetmek
  3. korkutucu bir olayın hiç gerçekleşmediğini kanıtlamak
Cevabı göster

şaşırtıcı bir şeyi anlaşılır kılan bir açıklama oluşturmak

but did not understand. Dilbilgisi

0:41

ancak anlayamadıkları için.

Dilbilgisi

but did not understand: ortak özne ve nesne

the terrifying things ifadesini niteleyen ilgi cümleciğinde but did not understand, they saw in the natural world ile bağlanmıştır. But, algılama ile anlamayı karşı karşıya getirir: Bu şeyleri gördüler, ancak onlara anlam veremediler. Özne olan they iki eylem tarafından paylaşılır, bu yüzden İngilizcede did not understand öncesinde tekrarlanmaz. Understand fiilinin nesnesi de the terrifying things ifadesine geri döner. the terrifying things that they saw ... but that they did not understand biçimi tekrar edilen ögeleri açıkça gösterir; özgün biçim eksik bir parça değildir.

Alıştırma

“The hikers reported the signals that they noticed but did not understand,” cümlesinde “but did not understand” ne anlama gelir?

  1. Sinyalleri anlamadılar.
  2. Sinyaller yürüyüşçüleri anlamadı.
  3. Hiçbir sinyali fark etmediler.
Cevabı göster

Sinyalleri anlamadılar.

And while we can't explain every aspect of their stories, Dilbilgisi

0:44

Ve her ne kadar hikayelerinin her yönünü açıklayamasak da,

Dilbilgisi

And while we can't explain: ödünleme bildiren while

Bu cümlede while, «… olduğu sırada» değil, «… olsa da» veya «… rağmen» anlamındadır. And while we can't explain every aspect yan cümlesi, ana iddiadan önce bir sınırlamayı kabul eder. Ödünleme bildiren while ile bir düşünceyi düzenleyebilirsin: önce görüşünü zayıflatabilecek bir gerçeği kabul eder, sonra buna rağmen neyin hâlâ mümkün ya da doğru olduğunu söylersin. And yalnızca bu cümleyi önceki anlatıma bağlar; ödünleme yapısının parçası değildir.

Alıştırma

Ödünleme bildiren while ile cümleyi tamamla: '____ the map is incomplete, it still helps us find the trail.'

Cevabı göster

While

there may be some actual science that reveals itself when we dissect them for clues. Notlar

0:47

onları ipuçları bulmak için incelediğimizde açığa çıkan bazı gerçek bilimsel veriler olabilir.

Dilbilgisi

there may be some actual science: dikkatli olasılık ifadesi

there may be..., varlık bildiren there be yapısında may kip belirtecinin kullanıldığı bir ifadedir. Bir şeyin var olabileceğini anlatır; konuşan kişi bunun kesin olduğunu iddia etmez. Buradaki some actual science, hikâyelerin arkasında gerçek bir bilimsel temel veya bazı bilimsel olgular bulunabileceği anlamına gelir. Yapı there + may + be + isim öbeği şeklindedir. Kanıtlar eksikken olası bir bulguyu dikkatli biçimde sunmak istediğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir şeyin var olabileceğini dikkatli biçimde belirtmek için cümleyi there + may + be yapısıyla tamamla: 'The signal is weak, but ____ another planet beyond this star.'

Cevabı göster

there may be

Deyimler

dissect them for clues: kanıt bulmak için hikâyeleri ayrıntılı incelemek

Burada dissect, hikâyeleri parçalara ayırıp ayrıntılarını dikkatle incelemek anlamında kullanılan bir benzetmedir. Them daha önce sözü edilen hikâyelere gönderme yapar; for clues ise analizin amacının ipucu aramak olduğunu gösterir. Bu ifade fiziksel olarak kesip açmayı anlatmaz. Bir hikâyenin içinde saklı olabilecek kanıtları dikkatli ve sistemli biçimde arama düşüncesi verir.

Alıştırma

Örnekte dissect them for clues ne anlama gelir?

  1. Kanıt aramak için hikâyeleri dikkatle analiz etmek.
  2. İncelemek amacıyla gerçek bedenleri kesip açmak.
  3. Ayrıntıları atlayıp ne olduğunu tahmin etmek.
Cevabı göster

Kanıt aramak için hikâyeleri dikkatle analiz etmek.

So,

0:52

Yani,

as far as we know, Kalıp ifadeler

0:54

bildiğimiz kadarıyla,

Kalıp ifadeler

as far as we know: bir iddiayı mevcut bilgilerle sınırlamak

As far as we know, “şu anda elimizde bulunan bilgilere göre” anlamına gelir. Ardından gelen iddianın kapsamını sınırlar; böylece konuşan kişi onu mutlak veya kalıcı bir kesinlik olarak sunmaz. Bu ifade, söylenecek şeyi temkinli biçimde çerçeveler. Cümlenin başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir; bir iddianın sonunda da yer alabilir.

Alıştırma

as far as we know, ardından gelen iddia hakkında dinleyiciye ne anlatır?

  1. Tam bir kesinlikle bilinmektedir ve hiçbir zaman değişemez.
  2. Hiçbir kanıta dayanmayan bir tahminden ibarettir.
  3. Mevcut bilgilere dayanır ve yeni kanıtlarla değişebilir.
Cevabı göster

Mevcut bilgilere dayanır ve yeni kanıtlarla değişebilir.

there have never been human bull hybrids. Dilbilgisi

0:55

hiçbir zaman insan-boğa melezleri olmamıştır.

Dilbilgisi

there have never been: bugüne kadar hiç var olmama

There have never been + çoğul isim, bu tür şeylerin geçmişten bugüne hiçbir zaman var olmadığını veya gerçekleşmediğini söyler. Bu, present perfect zamanının varlık bildiren yapısıdır. Burada human bull hybrids çoğul olduğu için have kullanılır; tekil bir isimle there has never been kullanılır. Sonuç bugün de geçerlidir.

Alıştırma

“Bugüne kadar hiçbir zaman” anlamındaki çoğul varlık yapısıyla tamamlayın: There ____ any confirmed cases in this town.

Cevabı göster

have never been

But the earliest material written about the Minotaur doesn't even mention its physical form. Kalıp ifadeler

0:58

Ancak Minotor hakkında yazılmış en eski materyaller onun fiziksel formundan bile bahsetmez.

Kalıp ifadeler

doesn't even mention: beklenmedik biçimde eksik bir ayrıntı

Doesn't even mention, “hiç söz etmiyor” anlamına gelir. Even, mention fiilinden önce gelir ve bu ayrıntıdan söz etmenin konuşanın beklediği en düşük düzey olduğunu gösterir. Burada açıklamanın eksikliği yalnızca bir yokluk olarak değil, şaşırtıcı bir durum olarak sunulur. Even olmadan doesn't mention daha tarafsız bir bildirimdir.

Alıştırma

Cümledeki doesn't even mention ne anlatıyor?

  1. Fiziksel biçimi tamamen atlar ve bu eksiklik şaşırtıcıdır.
  2. Fiziksel biçimi kısaca anlatır.
  3. Fiziksel biçimin zaman içinde değiştiğini söyler.
Cevabı göster

Fiziksel biçimi tamamen atlar ve bu eksiklik şaşırtıcıdır.

So that's probably not the key part of the story. Kalıp ifadeler

1:04

Yani bu, muhtemelen hikayenin kilit noktası değildir.

Kalıp ifadeler

not the key part of the story: hikâyenin kilit kısmı değil

Not the key part of the story, bu ayrıntının ne olduğunu veya neden önemli olduğunu anlamak için gereken ana nokta olmadığı anlamına gelir. Burada key, fiziksel bir anahtarı değil, “merkezî” veya “özellikle önemli” olmayı ifade eder. Bu ifade, konuşanın ikincil bir ayrıntıyı bir kenara bırakıp dikkati daha önemli bölüme yöneltmesini sağlar. Story yalnızca kurmaca bir hikâye değil, olayların anlatımı veya açıklaması anlamına da gelebilir.

Alıştırma

“The colorful chart is not the key part of the story,” cümlesinde not the key part of the story ne anlama gelir?

  1. Anlatılanların hiçbir parçası değildir.
  2. Ana nokta değildir.
  3. Anlatılanların sonudur.
Cevabı göster

Ana nokta değildir.

What the different tellings do agree upon, however, Dilbilgisi

1:07

Ancak, farklı anlatımların üzerinde anlaştığı şey,

is that the beast lives underground.

1:10

canavarın yeraltında yaşadığıdır.

Dilbilgisi

What ... do agree upon: özne olan what yan cümlesi ve vurgulu do

What the different tellings do agree upon sözleri, “farklı anlatımların üzerinde gerçekten hemfikir olduğu şey” anlamına gelen bir what yan cümlesi oluşturur. Bu yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir. Is sonrasındaki that yan cümlesi, ortak kabul edilen noktayı açıklar. What yan cümlesinin içindeki sıra what + özne + fiildir: what the different tellings do agree upon. Bu olumlu bir yan cümle olduğu için do soru oluşturmaz; agree fiilini vurgulayarak “gerçekten hemfikir olmak” anlamını verir. However, anlatımların diğer farklılıklarıyla bu tek ortak nokta arasındaki karşıtlığı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede what yan cümlesi özne olarak ve do vurgu amacıyla doğru kullanılmıştır?

  1. What the teams do agree upon is that the schedule is too tight.
  2. What do the teams agree upon?
  3. The teams do agree that the schedule is too tight.
Cevabı göster

What the teams do agree upon is that the schedule is too tight.

And when it bellows, Dilbilgisi

1:12

Ve o böğürdüğünde,

it causes tremendous problems.

1:14

çok büyük sorunlara neden olur.

Dilbilgisi

when it bellows, it causes: tetikleyici bir olayı sonucuna bağlamak

when it bellows bölümünde when, ardından gelen sonucu tetikleyen olayı tanıtır. Her iki yan cümle de geniş zaman kullandığı için cümle, geçmişte yalnızca bir kez yaşanan bir olayı değil, tekrarlanan veya genel bir neden-sonuç ilişkisini anlatır. Ana cümle olan it causes tremendous problems sonucu verir. When X happens, it causes Y kalıbı, bir olayın veya durumun düzenli olarak nasıl bir etki oluşturduğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“When the alarm rings, it causes everyone to leave the building.” cümlesi hangi ilişkiyi ifade eder?

  1. Alarm tetikleyicidir ve binadan çıkmak sonuçtur.
  2. İnsanlar önce çıkar ve bu durum alarmın çalmasına neden olur.
  3. Alarm ile binadan çıkma arasında ilişki yoktur.
Cevabı göster

Alarm tetikleyicidir ve binadan çıkmak sonuçtur.

The various myths are also specific in stating Kalıp ifadeler

1:18

Çeşitli efsaneler ayrıca şunu da açıkça belirtir:

Kalıp ifadeler

are also specific in stating: kesin bir ifade eklemek

Are also specific in stating, kaynakların bir şeyi ifade ederken açık ve kesin ayrıntılar verdiği anlamına gelir. Yapı be specific in + -ing biçimindedir; in, öznenin hangi etkinlikte ayrıntılı ve kesin olduğunu gösterir. Also bu noktayı önceki bilgilere ekler. Kanıta dayalı veya çözümleyici yazılarda bu ifade, bir kaynağın bir şeyden yalnızca belirsiz biçimde söz etmediğini, ardından gelen ayrıntıyı açıkça belirttiğini vurgular.

Alıştırma

Bu resmî cümleyi specific ve state kullanarak tamamlayın: The policy is ____ that visitors must sign in.

Cevabı göster

specific in stating

that genius inventor Daedalus carved out the labyrinth beneath the island of Crete. Öbek fiiller

1:20

Dahi mucit Daedalus'un labirenti Girit adasının altına oyduğunu.

Öbek fiiller

carved out the labyrinth: kazarak labirenti oluşturmak

Burada carved out the labyrinth, malzemeyi keserek, kazarak veya kaldırarak boşluk açıp labirenti oluşturmak demektir. Carve out fiili, genel make fiiline göre bir şeyi çevresindeki malzemenin içinden biçimlendirme görüntüsünü daha güçlü verir. Carve out, çabayla kendine bir yer, rol, kariyer, zaman veya fırsat yaratmak anlamında mecazi olarak da kullanılabilir; örneğin carve out a role for yourself.

Alıştırma

Cümleyi carve out fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The workers ____ a passage through the rock.

Cevabı göster

carved out

Archaeological attempts to find the fabled maze have come up empty-handed. Notlar

1:25

Efsanevi labirenti bulmaya yönelik arkeolojik girişimler sonuçsuz kalmıştır.

Kelime

fabled maze: efsanelerden bilinen bir labirent

Fabled maze ifadesinde fabled, efsanelerden veya eski hikâyelerden bilinen anlamına gelir. Labirente efsanevi ve hikâyemsi bir nitelik kazandırır; ancak hikâyelerde anlatıldığı biçimde gerçekten var olup olmadığı konusunda kesin bir hüküm vermez. Bir isimden önce fabled çoğu zaman yalnızca “iyi bilinen” değil, “efsanelerde ünlü” demektir.

Alıştırma

"the fabled maze" ifadesinde fabled en çok neyi anlatır?

  1. ziyaretçiler için yeni yapılmış bir labirent
  2. yalnızca çok iyi bilinen bir labirent
  3. efsanelerden veya eski hikâyelerden bilinen bir labirent
Cevabı göster

efsanelerden veya eski hikâyelerden bilinen bir labirent

Deyimler

have come up empty-handed: denemeden sonuç alamamak

Come up empty-handed, bir arama veya girişimi umulan sonucu bulamadan ya da elde edemeden bitirmek anlamına gelen bir deyimdir. Birinin ellerini gerçek anlamda tarif etmez. Burada have come up, present perfect yapıdadır: geçmişte yapılan arkeolojik girişimler şu ana kadar başarılı bir sonuç üretmemiştir.

Alıştırma

“The investigators came up empty-handed” ne anlama gelir?

  1. Ellerini yıkamadan geldiler.
  2. Araştırdılar ama işe yarar hiçbir şey bulamadılar.
  3. İhtiyaç duydukları bütün kanıtları buldular.
Cevabı göster

Araştırdılar ama işe yarar hiçbir şey bulamadılar.

But Crete itself has yielded the most valuable clue of all Kelime

1:30

Ancak Girit'in kendisi, en değerli ipucunu

Kelime

Crete itself has yielded the most valuable clue: yield, ‘üretmek veya sağlamak’ anlamında

Bu araştırma bağlamında yield, “sonuç olarak üretmek, ortaya çıkarmak veya sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Kaynak Girit’tir ve ipucu onun sağladığı sonuçtur; itself, Girit’i özellikle vurgular. Başka durumlara uygulanabilecek kalıp source + yield + result şeklindedir: bir alan, test, çalışma veya veri kümesi yield a clue, evidence ya da results yapabilir.

Alıştırma

“The survey yielded new evidence” cümlesindeki yielded ne anlama gelir?

  1. boyun eğdi
  2. üretti veya sağladı
  3. sakladı veya yok etti
Cevabı göster

üretti veya sağladı

in the form of seismic activity. Notlar

1:34

sismik aktivite biçiminde sunmuştur.

Kalıp ifadeler

in the form of: belirli bir biçimi belirtmek

In the form of, bir şeyin ortaya çıktığı, sunulduğu veya deneyimlendiği belirli biçimi açıklar. Bu parçada seismic activity, söz konusu belirli biçim olarak gösterilir. Bu ifade genellikle yardım, kanıt veya ödeme gibi soyut bir fikri somut bir örnek ya da görünümle ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümle ödülün bizzat konser biletleri biçiminde verildiğini anlatır?

  1. The prize came in the form of concert tickets.
  2. The prize came in exchange for concert tickets.
  3. The prize came in addition to concert tickets.
Cevabı göster

The prize came in the form of concert tickets.

Kelime

seismic activity: depremle ilişkili yer hareketi

Seismic activity, depremlerle ilişkili yer hareketi veya titreşimidir. Bu terimde seismic, “depremlerle veya yer kabuğundaki titreşimlerle ilgili” anlamına gelir. Bir bölgedeki sarsıntıların zaman içindeki miktarını ya da düzenini anlatabilir; bu nedenle mutlaka tek bir büyük depremin meydana geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir jeoloji raporunda seismic activity ne anlama gelir?

  1. Yerin üzerindeki hava durumu değişiklikleri
  2. Depremle ilişkili yer hareketi ve titreşimleri
  3. Kalabalık bir bölgedeki günlük insan faaliyetleri
Cevabı göster

Depremle ilişkili yer hareketi ve titreşimleri

Crete sits on a piece of continental crust called the Aegean block Kültür

1:37

Girit, Ege levhası adı verilen kıtasal bir kabuk parçasının üzerinde oturur

Kültür

continental crust called the Aegean block: called ile adlandırma

Bu ifade önce bir kıtasal kabuk parçasını belirtir, ardından bu jeolojik birimin adını verir. called the Aegean block önceki isim öbeğini niteler; that is called the Aegean block anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Burada gereken tek arka plan bilgisi, Girit'in Aegean block adlı kıtasal kabuk biriminin üzerinde bulunmasıdır. called birimin adını tanıtır; kabuğun yaptığı bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

continental crust called the Aegean block ifadesinde called ne işe yarar?

  1. Kabuğun telefon görüşmesi yaptığını söyler.
  2. Girit'in kabuğa emir verdiğini söyler.
  3. Önceki jeolojik birimin adını verir.
Cevabı göster

Önceki jeolojik birimin adını verir.

and has a bit of oceanic crust known as the Nubian block sliding right beneath it. Kültür

1:41

ve Nubia levhası olarak bilinen okyanusal kabuğun bir parçası da hemen onun altından kaymaktadır.

Kültür

oceanic crust known as the Nubian block: known as ile ad tanıtma

Bu ifade bir miktar okyanusal kabuğu belirtir ve jeolojik birimin adını verir: known as the Nubian block, oceanic crust ifadesini niteler. Bu yapı, which is known as the Nubian block ifadesine denk olan kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Cümlenin tamamında önce the Nubian block adını oceanic crust ile ilişkilendirin, ardından sliding right beneath it bölümünü bu kabuğun yaptığı hareket olarak okuyun. known as, yerleşmiş bir adı ya da unvanı tanıtmak için tekrar kullanılabilen bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bu katmanın adının ozon tabakası olduğunu doğru biçimde söyler?

  1. This layer is known to the ozone layer.
  2. This layer is known as the ozone layer.
  3. This layer is known for the ozone layer.
Cevabı göster

This layer is known as the ozone layer.

This sort of geologic feature, called a subduction zone, Kültür

1:47

Dalma-batma zonu olarak adlandırılan bu tür jeolojik oluşumlar,

Kültür

called a subduction zone: jeolojik bir yapıyı adlandırmak

called a subduction zone ifadesi, "which is called a subduction zone" anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Virgüllerle ayrılarak jeolojik yapının teknik adını ekler; cümlenin ana bilgisi hâline gelmez. Dalma-batma zonu, bir tektonik levhanın başka bir levhanın altına daldığı bölgedir. Bu temel bilgi, cümlenin daha sonra bu yapıyı depremlerle neden ilişkilendirdiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

called a subduction zone ifadesinin cümledeki görevi nedir?

  1. Jeolojik yapının yol açtığı depremleri sıralar.
  2. Jeolojik yapının teknik adını verir.
  3. Jeolojik yapının nerede bulunduğunu açıklar.
Cevabı göster

Jeolojik yapının teknik adını verir.

is common all over the world and results in lots of earthquakes. Kalıp ifadeler

1:50

dünyanın her yerinde yaygındır ve pek çok depreme neden olur.

Kalıp ifadeler

results in: bir nedenin sonuca yol açması

Results in, "neden olur" veya "yol açar" anlamına gelir. Neden özne olur, sonuç ise in kelimesinden sonra gelir. Burada jeolojik yapı nedendir ve lots of earthquakes sonuçtur. Özne tekil olduğu için result, üçüncü tekil kişi biçimi olan results hâlini alır: the feature results in earthquakes.

Alıştırma

Cümleyi result in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Poor planning often ____ delays.

Cevabı göster

results in

However, in Crete,

1:55

Ancak Girit'te,

the situation is particularly volatile, Kelime

1:57

durum özellikle değişkendir,

Kelime

the situation is particularly volatile: durum özellikle istikrarsız

Bu cümlede volatile, istikrarsız ve aniden ya da keskin biçimde değişebilecek durumda demektir. Particularly bu anlamı güçlendirir: durum yalnızca biraz istikrarsız değildir. Burada sözcük jeolojik bir durumu anlatır. Aynı anlam piyasalar, siyaset ve duygular için de kullanılabilir; kimyadaki 'kolayca buharlaşabilen' anlamından farklıdır.

Alıştırma

'The situation is particularly volatile,' cümlesinde volatile ne anlama gelir?

  1. Tamamen sabit ve öngörülebilir
  2. Her durumda şiddet içeren
  3. İstikrarsız ve aniden değişme olasılığı bulunan
Cevabı göster

İstikrarsız ve aniden değişme olasılığı bulunan

as the Nubian block is attached to the massive buoyant continental crust that is Africa. Dilbilgisi

2:00

zira Nubia levhası, Afrika'yı oluşturan devasa, yüzer haldeki kıtasal kabuğa bağlıdır.

Dilbilgisi

as the Nubian block is attached to: neden bildiren as

Burada as bir neden belirtir, dolayısıyla because anlamına gelir. Nubiya bloğunun Afrika'nın kıtasal kabuğuna bağlı olduğunu söyleyen yan cümle, daha önce belirtilen durumun neden istikrarsız olduğunu açıklar. Neden bildiren as, bir ifadeyi arka plandaki nedeni ile bağlar. Yan cümleler arasındaki mantığa bakın: ikinci yan cümle 'neden?' sorusuna cevap veriyorsa as nedenseldir; burada 'ne zaman?' anlamına gelmez.

Alıştırma

'The game was canceled, as the field was covered in ice,' cümlesinde as ne işe yarar?

  1. Maçın ne zaman iptal edildiğini söyler.
  2. Maç ile sahayı karşılaştırır.
  3. Maçın iptal edilme nedenini belirtir.
Cevabı göster

Maçın iptal edilme nedenini belirtir.

When the Nubian block moves,

2:06

Nubia levhası hareket ettiğinde,

it does not go down nearly as easily Dilbilgisi

2:07

çoğu diğer dalma-batma zonundaki okyanusal kabuk kadar kolay

or as steeply as oceanic crust does in most other subduction zones.

2:10

veya dik bir şekilde aşağı inmez.

Dilbilgisi

not nearly as easily or as steeply as: çok daha düşük bir dereceyi ifade etmek

not nearly as ... as kalıbı, ilk şeyin bir niteliğe ikinci şeye göre çok daha düşük derecede sahip olduğunu belirtir. Burada does not go down nearly as easily or as steeply as, aşağı inişin okyanusal kabuğun inişine göre çok daha zor ve çok daha az dik olduğunu anlatır. Nearly, olumsuz karşılaştırmayı güçlendirir: not nearly as, neredeyse aynı derecede anlamına gelmez. Easily ve steeply paralel iki zarftır ve sondaki as oceanic crust does karşılaştırmasını paylaşır; does, goes down ifadesinin yerini alır.

Alıştırma

Rotanın dağ patikasından çok daha az dik olduğunu göstermek için cümleyi not nearly as ... as ile tamamla: This route is ____ steep ____ the mountain trail.

Cevabı göster

not nearly as · as

Instead, Anlatım akışı

2:16

Bunun yerine,

it violently and abruptly forces sections of the Mediterranean upwards

2:17

Akdeniz'in bölümlerini şiddetli ve aniden yukarı doğru iter;

Anlatım akışı

Instead, ... forces: beklenen sürecin yerine gerçek süreci koymak

Instead, açıklamanın yönünü değiştiren bir geçiş ifadesidir. Önceki cümle, beklenen kolay ve dik iniş sürecini dışlar; Instead ise onun yerine gerçekleşeni, yani öznenin bazı bölümleri şiddetli ve ani biçimde yukarı itmesini açıklar. Böylece açık bir not A; instead, B yapısı oluşur. Açıklamalarda bu yapı, beklenen süreç ile gerçekten gerçekleşen süreci birbirinden ayırır.

Alıştırma

Bu iki cümlede Instead neyi gösterir? The gate did not open inward. Instead, it slid sideways.

  1. Beklenen eylemin yerine ne olduğunu açıklar.
  2. Aynı eyleme başka bir örnek ekler.
  3. Yalnızca zaman bakımından sonraki olayı belirtir.
Cevabı göster

Beklenen eylemin yerine ne olduğunu açıklar.

in an event called uplift. Kültür

2:21

bu olay tektonik yükselme olarak adlandırılır.

Kültür

an event called uplift: jeolojik bir süreci adlandırma

An event called uplift, “uplift adı verilen bir olay” anlamına gelir. Called uplift, edilgen ilgi cümleciği an event that is called uplift ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Olaya adını verir. Bu jeolojik bağlamda uplift, yer kabuğunun veya yeryüzünün bir bölümünün yukarı doğru hareket etmesi ya da yükselmesi demektir. Burada yalnızca ruh hâlinin iyileşmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

“an event called uplift” bize ne anlatır?

  1. Kara parçasının veya yer kabuğunun yükseldiği jeolojik bir olaya ad verir.
  2. Olayın herkesin ruh hâlini iyileştirdiğini söyler.
  3. Olayın bir adanın coğrafi merkezinde gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Kara parçasının veya yer kabuğunun yükseldiği jeolojik bir olaya ad verir.

And Crete is in uplift central. Kelime

2:24

Ve Girit, yükselmenin merkezinde yer alır.

Kelime

gayriresmî bir yoğunluk etiketi olarak uplift central

Uplift central ifadesinde X central, X’in özellikle yaygın, yoğun veya güçlü olduğu bir yeri adlandıran gayriresmî bir kalıptır. Burada X konumunda uplift vardır; dolayısıyla uplift central, jeolojik yükselme faaliyetinin çok fazla olduğu bir alan anlamına gelir. In ile birlikte bu ifade, canlı ve yer adı gibi kullanılan bir isim öbeği olur. Girit’in yalnızca coğrafi bir merkezde olduğu anlamına gelmez ve uplift central resmî bir jeoloji terimi değildir.

Alıştırma

“The school gate is traffic central at pickup time” cümlesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Okul kapısı, okulun tam coğrafi merkezindedir.
  2. Öğrencilerin alındığı saatte okul kapısının çevresinde trafik özellikle yoğundur.
  3. Okul kapısının yanında Traffic Central adlı bir bina vardır.
Cevabı göster

Öğrencilerin alındığı saatte okul kapısının çevresinde trafik özellikle yoğundur.

In the year 2014,

2:28

2014 yılında,

Crete had more than 1,300 earthquakes of magnitude 2.0 or higher. Kalıp ifadeler

2:30

Girit, büyüklüğü 2.0 veya daha yüksek olan 1.300'den fazla deprem yaşadı.

Kalıp ifadeler

more than 1,300 ... of magnitude 2.0 or higher: miktar ve eşik

more than 1,300, sayının tam olarak 1.300 değil, 1.300'den fazla olduğunu belirtir. of magnitude 2.0 or higher, hangi depremlerin sayıldığını belirleyen koşuldur. Sayılan her depremin büyüklüğü en az 2,0'dır ve or higher ifadesi 2,0 değerini de kapsar. Bu miktar ve eşik yapısı raporlarda ve istatistiklerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle sayının 500'den fazla olduğunu ve büyüklük eşiğinin 3,0 değerini de içerdiğini söyler?

  1. The region recorded fewer than 500 earthquakes of magnitude higher than 3.0.
  2. The region recorded more than 500 earthquakes of magnitude 3.0 or higher.
  3. The region recorded exactly 500 earthquakes below magnitude 3.0.
Cevabı göster

The region recorded more than 500 earthquakes of magnitude 3.0 or higher.

By comparison, Anlatım akışı

2:36

Buna kıyasla,

Anlatım akışı

By comparison, karşılaştırma bildiren bir ifade

By comparison, dinleyiciye sıradaki bilgiyi daha önce belirtilen bir bilgiyle ilişkili olarak anlaması gerektiğini söyleyen bir geçiş ifadesidir. Sonraki sayıyı veya durumu bir karşılaştırma noktası hâline getirir. Bu ifade tek başına hangi tarafın daha büyük, daha iyi veya daha kötü olduğunu söylemez. Bu farkı ardından gelen bilgi açıklar.

Alıştırma

Bir rapor önce yerel otobüsün kırk dakika sürdüğünü söylüyor. Sonraki hangi cümle karşılaştırma amacıyla başka bir yolculuk süresini açıkça sunar?

  1. For example, the express bus takes only twenty-five minutes.
  2. By comparison, the express bus takes only twenty-five minutes.
  3. As a result, the express bus takes only twenty-five minutes.
Cevabı göster

By comparison, the express bus takes only twenty-five minutes.

in the same period of time, Kalıp ifadeler

2:37

aynı zaman diliminde,

Kalıp ifadeler

in the same period of time: karşılaştırmada aynı zaman aralığını kullanmak

In the same period of time, bu sayının daha önce belirtilen başka bir sayıyla aynı zaman aralığını kapsadığını ifade eder. Burada iki sayı için ortak bir gözlem dönemi belirler ve böylece adil bir karşılaştırma yapılmasını sağlar. Yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleşmesini değil, bir zaman aralığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle iki şehrin verilerinin aynı karşılaştırma dönemini kapsadığını en açık şekilde belirtir?

  1. At the same time, the second city recorded 80 accidents.
  2. After that period of time, the second city recorded 80 accidents.
  3. In the same period of time, the second city recorded 80 accidents.
Cevabı göster

In the same period of time, the second city recorded 80 accidents.

Southern California,

2:38

Güney Kaliforniya gibi

a much larger area,

2:40

çok daha geniş bir bölge,

experienced a mere 255 earthquakes. Kelime

2:41

sadece 255 deprem yaşadı.

Kelime

a mere 255 earthquakes: sayıyı beklenmedik derecede az gösterme

a mere 255 earthquakes ifadesinde mere, sayı grubundan önce gelir ve “yalnızca” ya da “sadece” anlamını verir. Karşılaştırma içinde 255 sayısını dikkat çekici derecede az gösterir. Sayının kendisi değişmez; mere, konuşanın değerlendirmesini ekler. Mere olmadan 255 earthquakes, miktarı daha tarafsız biçimde bildiren bir ifade olurdu.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: “The region experienced a mere 255 earthquakes,” cümlesindeki mere, sayıyı tamamen tarafsız biçimde bildirir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Of course,

2:45

Elbette,

we don't have detailed seismic records from the days of King Minos,

2:46

Kral Minos'un yaşadığı günlerden kalma ayrıntılı sismik kayıtlarımız yok,

but we do know from fossil records and geologic evidence Notlar

2:50

ancak fosil kayıtlarından ve jeolojik kanıtlardan biliyoruz ki

Dilbilgisi

but we do know: vurgulu do

we do know ifadesinde do, vurgu için kullanılan bir yardımcı fiildir; yapmak anlamına gelmez. Know fiilini güçlendirerek bu bilginin gerçekten kesin olduğunu belirtir. But, bir sınırlama veya belirsizlikten yine de güvenle söylenebilecek bilgiye geçişi gösterir. Tekrar kullanılabilecek yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu do kullanan iki sözcüklü fiil ifadesiyle tamamlayın: Although some details are missing, we ____ the date of the event.

Cevabı göster

do know

Kalıp ifadeler

from fossil records and geologic evidence: kanıt kaynağını belirtme

from fossil records and geologic evidence ifadesi, bildiğimiz şeyin dayanağını belirtir. Burada from, bir yerden uzaklaşma hareketini değil, bir şeye dayanarak veya onu inceleyerek anlamını taşır. Kanıt sunmak için yaygın bir yapı know/learn/infer from + kaynak biçimindedir ve ardından genellikle sonucu bildiren bir that yan cümlesi gelir: We know from X that Y.

Alıştırma

Hangi cümlede from, bir sonucu destekleyen kanıtı sunmak için kullanılmıştır?

  1. This package came from my aunt.
  2. We know from old maps that the coastline changed.
  3. We drove from the coast to the mountains.
Cevabı göster

We know from old maps that the coastline changed.

that Crete has experienced serious uplift events Kelime

2:53

Girit, bir anda 30 fiti aşabilen

Kelime

has experienced serious uplift events: experience fiilinin öznesi olarak bir yer

Burada experience, kişisel bilgi veya deneyim kazanmak değil, bir olay yaşamak ya da ondan etkilenmek anlamına gelir. Bir yer de özne olabilir: Crete has experienced events, bu olayların Girit’te gerçekleştiğini ve adayı etkilediğini belirtir. Has experienced, present perfect yapısıdır. Kesin bir geçmiş zaman vermeden yükselme olaylarını Girit’in bugüne kadarki tarihinin bir parçası ve güncel jeolojik tartışmayla ilgili bir bilgi olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi experience fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over the past decade, the coastal town ____ rapid growth.

Cevabı göster

has experienced

that sometimes exceeded 30 ft in a single moment. Kelime

2:55

ciddi yükselme olayları yaşamıştır.

Kelime

exceeded 30 ft in a single moment: sayısal bir sınırla exceed

Exceeded 30 ft, ölçümün 30 fitten büyük olduğu anlamına gelir. Exceed geçişli bir fiildir; bu nedenle ölçüm doğrudan ardından gelir: exceed 30 ft. than veya over eklenmez. In a single moment, yükselmenin yavaşça birikmek yerine aniden gerçekleştiğini vurgular. Bu birleşim, aşırı bir ölçümü ve gerçekleşme zamanını bilimsel ya da rapor tarzında anlatmaya uygundur.

Alıştırma

Bir ölçümü bildirirken exceed fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The temperature exceeded 40 degrees.
  2. The temperature exceeded over 40 degrees.
  3. The temperature exceeded than 40 degrees.
Cevabı göster

The temperature exceeded 40 degrees.

Contrast this for a moment with the island of Hawaii, Anlatım akışı

3:00

Bunu bir an için Hawaii adasıyla karşılaştıralım;

Anlatım akışı

Contrast this for a moment with: karşılaştırmaya geçiş

Contrast this for a moment with ... dinleyiciyi, this ile belirtilen mevcut durumu with sonrasında gelen yeni durumla karşılaştırmaya yönlendiren bir emir yapısıdır. For a moment kesin bir süre belirtmez. Dinleyicinin dikkatini kısa süreliğine karşılaştırmaya çevirir ve karşıt bir örneğin ya da bölümün başladığını gösterir.

Alıştırma

Standart contrast A with B yapısını tamamlayın: Contrast the final test result for a moment ____ the result from the first test.

Cevabı göster

with

where earthquakes and volcanic activity were tightly woven to legends surrounding Pele, Deyimler

3:03

orada depremler ve volkanik aktivite, Pele'yi çevreleyen efsanelerle sıkı bir şekilde örülmüştür;

Deyimler

Were tightly woven to legends: güçlü bağlantı benzetmesi

Burada woven, kumaşı anlatan gerçek anlamlı bir ifade değil, bir benzetmedir. Edilgen yapı, depremlerin ve volkanik faaliyetlerin Pele hakkındaki efsanelerle yakından bütünleştiğini ve bu efsanelerin bir parçası olarak sunulduğunu belirtir. Tightly bağlantının gücünü artırır: doğal olaylar ve hikâyeler, yalnızca gelişigüzel ilişkilendirilmiş değil, derinden bağlı olarak sunulur.

Alıştırma

Şu cümledeki woven benzetmesi ne anlama geliyor: Earthquakes and volcanic activity were tightly woven to local legends?

  1. Efsaneler depremler sırasında kumaş üzerine yazılmıştı.
  2. Doğal olaylar efsanelerden tamamen ayrı tutulmuştu.
  3. Doğal olaylar yerel efsanelerle derinden bağlantılıydı.
Cevabı göster

Doğal olaylar yerel efsanelerle derinden bağlantılıydı.

a goddess both fiery and fair. Dilbilgisi

3:08

hem ateşli hem de güzel bir tanrıça.

Dilbilgisi

both fiery and fair: iki özelliği eşleştirmek

both A and B kalıbı, eşit düzeyde ve paralel iki betimlemeyi bağlayarak ikisinin de doğru olduğunu belirtir. Burada fiery ve fair, goddess sözcüğünü niteleyen sıfatlardır: tanrıça hem yoğun ya da ateş gibi hem de güzel olarak sunulur. Bu yapı iki özelliğe eşit ağırlık verir. both patient and creative örneğinde olduğu gibi, bağlanan biçimleri paralel tutun.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ikili yapısıyla tamamlayın: The museum is ____ quiet ____ beautiful.

Cevabı göster

both · and

Like the Minotaur, Dilbilgisi

3:11

Minotor gibi,

Dilbilgisi

Like the Minotaur: Like + isim ile karşılaştırma başlatmak

Cümle başındaki Like + isim öbeği kalıbı bir karşılaştırma başlatır. Like the Minotaur, dinleyiciye sonraki cümlenin öznesinin veya düşüncesinin, belirtilecek bir yönden Minotor'a benzeyeceğini bildirir. Buradaki like, “benzer” anlamına gelen bir edattır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir. Başlangıç öbeği benzerlik noktasını tek başına söylemez; bunu sonraki cümle tamamlamalıdır.

Alıştırma

Like the Minotaur başlangıç öbeğinden sonra gelen cümle ne yapmalıdır?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki seçenek sunmak.
  2. Birinin Minotor'u sevdiğini söylemek.
  3. Öznesinin hangi yönden Minotor'a benzediğini belirtmek.
Cevabı göster

Öznesinin hangi yönden Minotor'a benzediğini belirtmek.

her myths included tales of destruction,

3:12

onun mitleri de yıkım hikayeleri içeriyordu,

but they also contained elements of dance and creation.

3:15

ama aynı zamanda dans ve yaratılış unsurları da barındırıyordu.

So why did Hawaii end up with Pele Öbek fiiller

3:19

Peki neden Hawaii'nin Pele'si oldu da

and Crete end up with the Minotaur?

3:22

Girit'in Minotor'u oldu?

Öbek fiiller

end up with ... end up with ile nihai sonuçları paralel sunmak

End up with, bir sürecin sonunda bir şeye sahip olmak, bir şeyi elde etmek veya geliştirmek anlamına gelir. Burada Hawaii ve Girit'le ilişkilendirilen farklı mitolojik figürleri anlatır; adaların bu figürleri bilinçli olarak seçtiği anlamına gelmez. End up with ifadesinin tekrarlanması paralel bir yapı kurar: Hawaii bir figüre, Girit ise başka bir figüre sahip olmuştur. Böylece iki sonucu karşılaştırmak kolaylaşır.

Alıştırma

Nihai sonucu göstermek için cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After testing several plans, we ____ the simplest one.

Cevabı göster

ended up with

The difference likely comes down to the lava Öbek fiiller

3:24

Aradaki fark muhtemelen,

Öbek fiiller

The difference likely comes down to ... ile olası ana nedeni belirtmek

The difference ... comes down to ... yapısında comes down to, “temel olarak ... ile açıklanır” veya “kilit etken olarak ... unsuruna bağlıdır” anlamına gelir. Karmaşık bir farkı, konuşanın en önemli gördüğü etkene, yani lava indirger. Likely sözcüğü iddiayı daha temkinli yapar. Konuşan lavı kanıtlanmış ya da mümkün olan tek neden olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp The difference likely comes down to + isim veya yan cümledir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “muhtemelen büyük ölçüde ... ile açıklanır” anlamındaki temkinli ifadeyle tamamlayın: The difference ____ how much time each team practiced.

Cevabı göster

likely comes down to

that followed many of Hawaii's worst earthquakes.

3:27

Hawaii'nin en kötü depremlerinden birçoğunu takip eden lavlara dayanıyor.

The lava on Hawaii is made of basalt, Kalıp ifadeler

3:30

Hawaii'deki lav bazalttan oluşur,

Kalıp ifadeler

is made of basalt: malzemeyi belirtme

be made of + malzeme kalıbı, bir şeyin neyden oluştuğunu belirtir. Burada is, tekil özne The lava ile uyumludur; basalt ise malzemeyi veya bileşimi belirtir. Cümle, bir şeyi kimin ürettiğine değil onu oluşturan malzemeye odaklandığında made of kullanılır.

Alıştırma

Malzemeyi belirtmek için cümleyi be made of ile tamamlayın: The classroom model is ____ cardboard.

Cevabı göster

made of

which when cooled is highly fertile. Notlar

3:33

ki bu soğuduğunda oldukça verimlidir.

Dilbilgisi

which when cooled is: araya giren kısaltılmış zaman yan cümlesi

Ana yapı which is highly fertile ifadesidir. when cooled sözleri, özne olan which ile ana fiil is arasına girer ve 'when it is cooled' zamanını ya da koşulunu ekler. When cooled, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir: when it is cooled ifadesi when cooled olur. cooled sözcüğünün örtük öznesi which'in gönderdiği şeyle aynıdır; bu yüzden cooled, ilgi yan cümlesinin ana fiili değildir.

Alıştırma

'The sample, which when cooled is solid, can be stored safely,' cümlesinde when cooled nasıl bir işlev görür?

  1. 'when it is cooled' koşulunu ekler; is sözcüğü which'ten sonraki ana fiil olarak kalır.
  2. Numunenin başka bir şeyi soğutmakta olduğunu gösterir.
  3. which'ten sonraki ana fiildir ve numunenin bir şeyi soğuttuğu anlamına gelir.
Cevabı göster

'when it is cooled' koşulunu ekler; is sözcüğü which'ten sonraki ana fiil olarak kalır.

Kelime

is highly fertile: bitki büyümesi için çok elverişli

Burada is highly fertile, bir şeyin bitki büyümesini çok iyi desteklediği anlamına gelir. Highly, fertile sözcüğünün derecesini güçlendirir; fertile ise sağlıklı bitkiler yetiştirebilen araziyi veya toprağı anlatır. Bu bağlamda, soğuyan volkanik malzeme zamanla verimli toprak oluşmasına yardım edebilir. İfade, yalnızca kayanın sertliğine veya sıcaklığına değil, oluşturduğu yetişme koşullarına odaklanır.

Alıştırma

'The soil around the river is highly fertile.' cümlesinde highly fertile ne anlama gelir?

  1. Hiç su içermez.
  2. Dokunmak tehlikelidir.
  3. Bitki büyümesini çok iyi destekler.
Cevabı göster

Bitki büyümesini çok iyi destekler.

Within a couple of decades of terrible eruptions, Kalıp ifadeler

3:36

Korkunç patlamalardan sonraki birkaç on yıl içinde,

Kalıp ifadeler

Within a couple of decades: yaklaşık yirmi yıl geçmeden

Within a couple of decades, yaklaşık yirmi yıllık bir dönem sona ermeden önce demektir. Within bir üst zaman sınırı belirler: değişim, bu dönem bitmeden önce herhangi bir noktada gerçekleşebilir. A couple of sözü kelime anlamıyla ikiye işaret eder. Bu nedenle a couple of decades genellikle yaklaşık iki on yıl, yani kabaca yirmi yıl demektir. Çok sayıda on yılı genel olarak anlatmaz.

Alıştırma

'The town rebuilt the library within a couple of decades' cümlesi neyi vurgular?

  1. Yeniden inşa yaklaşık yirmi yıl devam etti.
  2. Kütüphane her yirmi yılda bir yeniden inşa edildi.
  3. Yeniden inşa, yaklaşık yirmi yıl geçmeden tamamlandı.
Cevabı göster

Yeniden inşa, yaklaşık yirmi yıl geçmeden tamamlandı.

islanders would have seen vibrant green life thriving Dilbilgisi

3:39

adalılar lavlardan oluşan yeni yarımadalarda

Dilbilgisi

would have seen: geçmişe ilişkin gerekçeli bir bakış

Would have seen, would have ile geçmiş zaman ortacı seen biçimini birleştirir. Burada konuşan kişi, kanıtlardan ve bağlamdan yararlanarak ada halkının o dönemde muhtemelen gördüğü manzarayı yeniden kurar. Bu ifade, islanders saw demekten daha az kesindir. Bu yapı gerçeğe aykırı durumlarda da kullanılabilir; ancak tek başına “görebilirlerdi ama görmediler” anlamına gelmez. Burada gerçek dışı bir koşul bulunmadığı için en uygun yorum, geçmişle ilgili gerekçeli bir çıkarımdır.

Alıştırma

Tarihî bir yeniden kurmada “Residents would have seen ships entering the harbor” en muhtemel olarak ne anlama gelir?

  1. Sakinler gelecekte gemileri görecek.
  2. Sakinler gemileri görmek istiyordu ama kesinlikle görmedi.
  3. Sakinlerin limana giren gemileri gördüğünü makul biçimde çıkarabiliriz.
Cevabı göster

Sakinlerin limana giren gemileri gördüğünü makul biçimde çıkarabiliriz.

on new peninsulas made of lava.

3:42

canlı ve yeşil bir yaşamın filizlendiğini görmüş olmalılar.

So it makes sense that the mythology captured this Notlar

3:44

Dolayısıyla mitolojinin bunu yakalayıp

Kalıp ifadeler

it makes sense that: mantıklı bir sonucu belirtmek

It makes sense that, ardından tam bir cümlecik getirir ve bilinen nedenler ışığında durumun mantıklı veya anlaşılır olduğunu belirtir. Bu cümlede so, bu değerlendirmenin önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Burada it biçimsel öznedir; makul olduğu değerlendirilen asıl içerik that ile başlayan cümlecikte yer alır. Bu ifade yalnızca sözlerin anlaşıldığını belirtmek yerine, bir şeyin neden gerçekleştiğini veya neden doğru olduğunu değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi “sonuç mantıklı” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the playground is empty because it is raining.

Cevabı göster

It makes sense that

Kelime

mythology captured this: ‘ifade etmek veya yansıtmak’ anlamında capture

Bu cümlede captured, “fiziksel olarak yakaladı” değil, “başarıyla ifade etti veya yansıttı” demektir. Özne the mythology'dir; this ise hemen önce ele alınan düşünceye gönderme yapar. Bir hikâye, resim, konuşma ya da başka bir eser bir düşünceyi, duyguyu, niteliği veya deneyimi açıkça aktardığında capture bu anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede mythology captured this ne anlama gelir?

  1. Mitoloji fiziksel olarak bir nesne yakaladı.
  2. Mitoloji bu düşünceyi ifade etti.
  3. Mitoloji her ayrıntıyı yazdı.
Cevabı göster

Mitoloji bu düşünceyi ifade etti.

by portraying Pele as a creator as well as a destroyer. Kalıp ifadeler

3:47

Pele'yi bir yıkıcı olduğu kadar bir yaratıcı olarak tasvir etmesi mantıklıdır.

Kalıp ifadeler

portraying Pele as a creator: portray A as B yapısı

Portray A as B, “A'yı B rolünde veya B imgesiyle sunmak ya da tasvir etmek” demektir. Burada Pele, A konumundadır; a creator ise ona verilen imgedir. Bu yapı, bir hikâyenin, filmin, makalenin veya sanat eserinin bir kişi ya da şey hakkındaki izleyici görüşünü nasıl biçimlendirdiğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Portray A as B yapısını tamamlayın: The novel portrays its young hero ____ a careful leader.

Cevabı göster

as

Kalıp ifadeler

a creator as well as a destroyer: hem yaratıcı hem de yok edici

A as well as B yapısında hem A hem de B doğrudur. Burada Pele iki rolde sunulur: yaratıcı ve yok edici. Nötr bir A and B sıralamasına kıyasla A as well as B, genellikle ilk öğe olan A'yı biraz daha öne çıkarır. Bu yapı paralel rolleri, nitelikleri veya eylemleri bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü hedef bağlayıcıyla tamamlayın: Our school garden is a science lab ____ a quiet place to read.

Cevabı göster

as well as

As for the people of Crete, Anlatım akışı

3:51

Girit halkına gelince,

Anlatım akışı

As for the people of Crete: konuyu başka bir gruba geçirmek

As for + isim öbeği, konuşmacının sırada ele alacağı kişiyi, grubu veya konuyu belirtir. Burada As for the people of Crete, dikkati yeni konu olarak Girit halkına yöneltir. Bu ifade bilgiyi düzenler; bir neden bildirmez. Virgül, bu konu hakkında yorum yapan bir ana cümlenin ardından gelmesi gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle konuyu doğal biçimde ikinci öneriye geçirir?

  1. Because of the second proposal, we need more information.
  2. According to the second proposal, we need more information.
  3. As for the second proposal, we need more information.
Cevabı göster

As for the second proposal, we need more information.

their earthquakes brought only destruction and barren lands. Kalıp ifadeler

3:53

onların depremleri sadece yıkım ve çorak topraklar getirdi.

Kalıp ifadeler

brought only destruction and barren lands: yalnızca olumsuz sonuçlar doğurmak

Burada brought, “bir şeyi bir yere taşıdı” değil, “sonuç olarak yol açtı” anlamındadır. Depremler yıkıma yol açtı ve neredeyse hiçbir şeyin yetişemediği çorak topraklar bıraktı. Only, sonucu bu zararlı etkilerle sınırlar. bring/brought only + sonuç kalıbı, olaydan yararlı hiçbir şey çıkmadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bring fiilinin geçmiş hâli ve only ile tamamlayın: The failed update ____ confusion and delays.

Cevabı göster

brought only

So perhaps for them,

3:56

Bu yüzden belki de onlar için,

the unnatural and deadly Minotaur was born. Deyimler

3:58

doğaya aykırı ve ölümcül olan Minotor doğdu.

Deyimler

Minotaur was born: mitolojik bir kökenin doğuşu

Bu köken anlatısında was born, Minotor'un var olmaya başladığı anı gösterir. Bu ifade, yaratığın ortaya çıkışını bir doğum gibi sunarak doğumun fiziksel ayrıntılarına değil, dramatik ve mitolojik bir başlangıca odaklanır. Aynı be born kalıbı; bir fikir, efsane, grup veya hareket var olmaya başladığında mecaz anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin kökenini anlatmak için be born ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. A toolbox was born beside the garage.
  2. The committee borned a new plan at noon.
  3. A new legend was born after the mysterious lights appeared.
Cevabı göster

A new legend was born after the mysterious lights appeared.

The connections between mythical stories and the geology of the regions where they originated Anlatım akışı

4:02

Efsanevi hikayelerle, doğdukları bölgelerin jeolojisi arasındaki bağlantılar

Anlatım akışı

Uzun özne olarak The connections between A and B

Ana sözcük connections'tır. connections between A and B yapısı iki şeyi birbirine bağlayan ilişkiyi belirtir; burada A mythical stories, B ise the geology of the regions where they originated bölümüdür. İsim grubunun tamamı eksiksiz cümlenin öznesidir; teach ise temel fiildir. Bu uzun başlangıç, önceki ayrıntıları tek bir ana düşüncede toplar. Cümlenin yapısını görmek için onu The connections ... teach us that... biçimine indirgeyebilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The connections between mythical stories and the geology of the regions where they originated teach us something important. Uzun öznenin ana ismi hangi sözcüktür?

  1. regions
  2. connections
  3. stories
Cevabı göster

connections

teach us that mythology and science are actually two sides of the same coin. Deyimler

4:07

bize mitoloji ve bilimin aslında aynı madalyonun iki yüzü olduğunu öğretir.

Deyimler

two sides of the same coin: aynı madalyonun iki yüzü

Two sides of the same coin, farklı görünen ancak temelde aynı konunun birbiriyle yakından bağlantılı iki yönü olan şeyleri anlatan bir deyimdir. Burada mitoloji ve bilim farklı yaklaşımlar kullanır, fakat ikisi de dünyayı açıklamaya ve anlamaya çalışır. Bu deyim iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez ve yalnızca zıt oldukları anlamına gelmez. Asıl vurgu, paylaştıkları ortak temeldedir.

Alıştırma

Farklı görünen ancak birbiriyle yakından bağlantılı iki düşünceyi anlatan deyimi tamamlayın: Freedom and responsibility are ____.

Cevabı göster

two sides of the same coin

Both are rooted in explaining and understanding the world. Deyimler

4:12

Her ikisi de dünyayı açıklamak ve anlamak temeline dayanır.

Deyimler

Both are rooted in...: paylaşılan derin bir temel

Be rooted in, bitki kökleri imgesini kullanarak bir şeyin derin bir kaynağa, nedene veya temele dayandığını anlatır. Both are rooted in X, iki şeyin ortak temelinin X olduğunu belirtir. In bir edattır; bu nedenle ardından bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Burada explaining and understanding the world ortak temeli adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi be rooted in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Their trust is ____ years of honest communication.

Cevabı göster

rooted in

The key difference is that where mythology uses gods, monsters, and magic, Dilbilgisi

4:16

Temel fark şudur: Mitoloji tanrıları, canavarları ve büyüyü kullanırken,

Dilbilgisi

The key difference is that...: ana farkı tanıtmak

The key difference is that..., dinleyiciye ardından gelen yan cümlenin en önemli farkı açıklayacağını bildirir. Key sözcüğü, yalnızca bir farktan söz etmeye göre ifadeyi güçlendirir. Yapı The key difference + is + that yan cümlesi şeklindedir. That yan cümlesi farkın ne olduğunu belirtir; bu nedenle kalıp karşılaştırma, açıklama ve özetlerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz giriş kalıbıyla tamamlayın: When comparing the two cameras, ____ one works better in low light.

Cevabı göster

the key difference is that

science uses measurements, records, and experiments. Kalıp ifadeler

4:20

bilim ölçümleri, kayıtları ve deneyleri kullanır.

Dilbilgisi

where mythology uses ... science uses yapısındaki karşıtlık bildiren where

Burada where bir yeri belirtmez. Karşılaştırmanın bir tarafını sunar: mitoloji tanrıları, canavarları ve büyüyü kullanır. Science uses ile başlayan ana cümle ise diğer tarafı verir. Where A uses X, B uses Y kalıbı, birbiriyle bağlantılı iki olguyu yan yana karşılaştırır. Whereas A uses X, B uses Y şeklinde yeniden ifade edilebilir. Uses sözcüğünün tekrarı karşılaştırmayı doğrudan ve dengeli yapar.

Alıştırma

Where mythology uses ..., science uses ... yapısında where ne işe yarar?

  1. Mitoloji ile bilimin kullandığı yöntemleri karşılaştırır.
  2. Bilimsel deneylerin nerede yapıldığını sorar.
  3. Mitolojinin incelendiği yeri belirtir.
Cevabı göster

Mitoloji ile bilimin kullandığı yöntemleri karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

Üç öğeli paralel liste: measurements, records, and experiments

Measurements, records, and experiments sözcükleri, uses fiilinden sonra üç parçalı bir liste oluşturur. Üçü de çoğul isimdir; bu nedenle aynı dil bilgisel göreve sahiptir ve bilimin bilgiyi nasıl topladığını ve sınadığını kısa biçimde özetler. Dengeli bir üçlü listeyi takip etmek kolaydır ve cümlenin sonuna ritim ile vurgu katar. And sözcüğünden önceki virgüle seri virgül veya Oxford virgülü denir. Amerikan İngilizcesinde yaygındır ve üç öğeyi açıkça ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede açık ve paralel üç öğeli bir liste kullanılmıştır?

  1. The study used surveys, interviewing people, and to observe.
  2. The study used surveys and, interviews and observations.
  3. The study used surveys, interviews, and observations.
Cevabı göster

The study used surveys, interviews, and observations.