Minotor'un bilimsel kökenleri - Matt Kaplan: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Girit’teki yıkıcı depremlerin Minotor mitini nasıl şekillendirmiş olabileceğini inceliyor; bunu Hawaii’deki Pele anlatılarının ardındaki verimli volkanik sonuçlarla karşılaştırıyor ve mitoloji ile bilimin doğayı farklı yollarla açıkladığı sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. there's a good chance that — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Eksik kanıtları, tarihsel teorileri ya da bilimsel hipotezleri tartışırken kesinlik iddiasında bulunmadan makul ve olası bir yorum sunmayı öğrenin. 2. called a subduction zone, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: İngilizcede jeolojik bir yapının teknik adının nasıl tanıtıldığını anlayın ve Girit’teki sık depremlerle şiddetli yer kabuğu yükselmesini açıklamak için kullanılan süreci tanıyın. 3. The key difference is that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birbiriyle ilişkili iki düşünce arasındaki belirleyici ayrımı göstermek için bu karşılaştırma kalıbını kullanın; örneğin doğayı tanrılar ve canavarlarla açıklayan mitoloji ile ölçüm, kayıt ve deneylere dayanan bilimi karşılaştırın.
Bu derste
Far beneath the palace of the treacherous King Minos, Notlar
0:08Hain Kral Minos'un sarayının çok aşağılarında,
Far beneath: büyük bir dikey mesafeyi vurgulamak
Far beneath, mesafeyi güçlendiren far ile “altında” anlamındaki beneath sözcüklerini birleştirir. Burada sahneyi yalnızca sarayın altına değil, sarayın çok derinlerine yerleştirir. Bir hikâyenin başında bu ifade, eylemden önce mekânı kurar ve derin, gizli bir alan hissi yaratır. Dikey mesafe önemli olduğunda far beneath + yer yapısını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir tünelin şehrin çok derinlerinde olduğunu en iyi anlatan cümle hangisidir?
- Far beneath the city, an old tunnel winds through the rock.
- Beneath the city, an old tunnel winds through the rock.
- Beside the city, an old tunnel winds through the rock.
Cevabı göster
Far beneath the city, an old tunnel winds through the rock.
treacherous King Minos: mitolojik bir kral için olumsuz bir niteleme
Treacherous King Minos ifadesindeki treacherous tarafsız bir tanımlama değildir. Minos'u ihanet edebilecek, insanları aldatabilecek veya ciddi tehlikeye yol açabilecek biri olarak gösterir ve dinleyiciyi ona güvenmemeye yönlendirir. King Minos, Yunan mitolojisinde bir hükümdardır; geleneksel olarak Girit kralı kabul edilir ve Minotor hikâyesiyle bağlantılıdır. Bu kısa arka plan adı tanımaya yeterlidir; burada modern bir kraldan söz edilmez.
Alıştırma
Bu cümlede “the treacherous King Minos” ifadesi ne anlatıyor?
- Minos, Yunan mitolojisinden tehlikeli ve güvenilmez bir kral olarak sunuluyor.
- Minos, dost canlısı modern bir kral olarak tanıtılıyor.
- Minos, Minotor'un başka bir adıdır.
Cevabı göster
Minos, Yunan mitolojisinden tehlikeli ve güvenilmez bir kral olarak sunuluyor.
in the damp darkness of an inescapable labyrinth, Kelime
0:11kaçışı olmayan bir labirentin rutubetli karanlığında,
an inescapable labyrinth: kaçış yolu olmayan bir labirent
An inescapable labyrinth, içine giren kişiyi hapseden ve hiçbir çıkış yolu sunmayan bir labirenttir. Bu ifadede inescapable, labyrinth sözcüğünü niteler ve yalnızca zor bir bulmaca olabilecek yeri hapishaneyi andıran bir tuzağa dönüştürür. Labyrinth, günlük maze sözcüğüne göre çoğu zaman daha büyük, daha karmaşık veya daha mitolojik bir his verir. Burada karanlık ve efsanevi havayı güçlendirir; ancak temel anlam inescapable sözcüğünden gelir: kaçmak imkânsızdır.
Alıştırma
Hangi açıklama an inescapable labyrinth ifadesine en iyi uyar?
- hiç dönüşü olmayan uzun bir koridor
- çıkışı kolay bulunan bir bahçe labirenti
- kaçmanın mümkün olmadığı karmaşık bir labirent
Cevabı göster
kaçmanın mümkün olmadığı karmaşık bir labirent
a horrific beast stalks the endless corridors of its prison, Kelime
0:15korkunç bir canavar, hapishanesinin sonsuz koridorlarında geziniyor,
stalks the endless corridors: tehditkâr avcı hareketi
Stalks the endless corridors ifadesinde stalks, yaratığın koridorlarda bir avcı gibi yavaş, sessiz ve tehditkâr biçimde hareket ettiğini anlatır. Koridorlar yaratığın hareket ettiği alandır; avın kendisi değildir. Tarafsız walks fiiliyle karşılaştırıldığında stalks, yaratığın avlanıyor veya saldıracak bir şey arıyor gibi görünmesini sağlar. Endless ise bu tehditkâr hareketin sonu görünmeyen bir hapishanede devam ettiği duygusunu güçlendirir.
Alıştırma
Bir kurt, bir geyiği takip ederken sessizce ve bilinçli biçimde hareket ediyor. Bu tehditkâr avcı hareketini en iyi hangi cümle anlatır?
- The wolf stalks the deer through the trees.
- The wolf walks beside the deer in a friendly way.
- The wolf wanders through the trees with no clear goal.
Cevabı göster
The wolf stalks the deer through the trees.
enraged with a bloodlust so intense that its deafening roar shakes the Earth. Notlar
0:19o kadar yoğun bir kana susamışlıkla öfkelenmiş ki, sağır edici kükremesi Dünya'yı sarsıyor.
enraged with a bloodlust: şiddet dürtüsünün körüklediği öfke
Enraged aşırı derecede öfkeli olmayı, bloodlust ise kan dökmeye veya şiddet kullanarak öldürmeye yönelik güçlü bir arzuyu anlatır. With, öfkeye eşlik eden ve burada onu körükleyen şiddet dürtüsünü tanıtır. Bu nedenle ifade, sıradan bir öfkeden çok daha fazlasını anlatır. a bloodlust içindeki a, bu arzuyu belirli ve ezici bir durum gibi gösterir. Bu, birinin yalnızca canının sıkıldığını söyleyen tarafsız bir ifade değil, dramatik ve öyküsel bir kullanımdır.
Alıştırma
Hangi durum bloodlust sözcüğüne en iyi uyar?
- Bir koşucu kişisel rekorunu geliştireceği için heyecanlanır.
- Bir savaşçı, savaş kazanıldıktan sonra bile daha fazla kan dökmek için kontrol edemediği bir dürtü hisseder.
- Bir çocuk beş dakika beklediği için biraz sinirlenir.
Cevabı göster
Bir savaşçı, savaş kazanıldıktan sonra bile daha fazla kan dökmek için kontrol edemediği bir dürtü hisseder.
so intense that: sonuca yol açan derece
so + sıfat/zarf + that + yan cümle yapısı, bir derecenin sonuç doğuracak kadar yüksek olduğunu gösterir. Burada so, intense sözcüğünü güçlendirir; that ise sonucu tanıtır: its roar shakes the Earth. that sonrasındaki sözcükler bir sonuç yan cümlesi oluşturur. Aynı yapıyı koruyup betimlemeyi değiştirebilirsiniz: so loud that..., so difficult that... veya so quickly that....
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç yapısını ve loud sıfatını kullanarak tamamlayın: The music was ____ we could hear it across the street.
Cevabı göster
so loud that
deafening roar: sağır edici bir kükreme
Deafening roar, işitmeyi bastıracak kadar yüksek, derin ve güçlü bir sesi anlatır. Deafening, sesin şiddetini aşırı bir düzeye çıkarır; yalnızca loud demekten çok daha güçlüdür. Roar ismi büyük bir hayvanın, motorun, kalabalığın veya başka güçlü bir kaynağın sesini anlatabilir. Deafening roar birlikte kullanıldığında canlı ve etkileyici bir ses görüntüsü oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede deafening roar, son derece yüksek bir sesi anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Snow fell silently with a deafening roar.
- Jet engines started nearby with a deafening roar.
- A child turned the page with a deafening roar.
Cevabı göster
Jet engines started nearby with a deafening roar.
It is easy to see why the Minotaur myth has a long history of being disregarded as pure fiction. Notlar
0:25Minotor efsanesinin uzun zamandır neden tamamen bir kurgu olarak görülüp reddedildiğini anlamak kolay.
It is easy to see why ...: anlaşılır bir nedeni sunmak
It is easy to see why ..., bir şeyin nedenini anlamanın kolay olduğunu belirtir. Burada see “bakmak” değil, “anlamak” anlamındadır; it ise cümlenin easy değerlendirmesiyle başlamasını sağlayan biçimsel bir öznedir. Why'dan sonra, why bölümü daha büyük bir cümlenin parçası olduğu için düz cümle söz dizimi kullanılır: why the myth has ... denir, why has the myth ... denmez. Bu kalıp genellikle ardından gelecek bir açıklamayı sunar veya nedenin bağlamdan zaten açık olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede It is easy to see why ... kalıbı doğru kullanılmıştır?
- It is easy to see why do people enjoy this quiet park.
- It is easy to see why people enjoy this quiet park.
- It is easy to see why are people enjoying this quiet park.
Cevabı göster
It is easy to see why people enjoy this quiet park.
has a long history of being disregarded: uzun süredir devam eden edilgen bir durum
Bir durumun veya davranışın uzun süredir var olduğunu ya da tekrarlandığını belirtmek için have/has a long history of + isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu cümlede has, önceki bağlamdan anlaşılan tekil özneyle uyumludur ve of sonrasında mastar değil, being disregarded gelir. Being disregarded edilgen bir -ing biçimidir; özne bu davranışa tekrar tekrar maruz kalır. İfade, buna kimin yol açtığını söylemek yerine uzun süredir devam eden göz ardı edilme durumuna odaklanır.
Alıştırma
Uzun süredir devam eden edilgen bir durumu anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: This safety concern has ____ of being overlooked.
Cevabı göster
a long history
disregarded as pure fiction: tamamen uydurulmuş sayılarak göz ardı edilmek
be disregarded as + isim öbeği yapısında öznenin belirli bir şey olduğuna karar verilir ve bu yargı nedeniyle özne ciddiye alınmaz. Burada söylenmeyen özne pure fiction olarak değerlendirilmiş, bu yüzden gerçekler içerebileceği düşünülmek yerine göz ardı edilmiştir. Pure, fiction sözcüğünü güçlendirir; kısmen gerçeklere dayalı değil, tamamen uydurulmuş anlamına gelir. Disregarded ayrıca ihmal anlamı kattığından bu yalnızca tarafsız bir sınıflandırma değildir.
Alıştırma
Bu cümlede disregarded as pure fiction ne anlama geliyor?
- tamamen uydurulmuş sayılarak göz ardı edilmek
- eğlenceli bir gerçek hikâye olarak yeniden yazılmak
- güvenilir kanıt olarak dikkatle incelenmek
Cevabı göster
tamamen uydurulmuş sayılarak göz ardı edilmek
there's a good chance that the Minotaur and other monsters and gods were created by our early ancestors Notlar
0:32Minotor ile diğer canavarların ve tanrıların ilk atalarımız tarafından yaratılmış olma ihtimali yüksektir;
there's a good chance that: olası, ancak kesin değil
There's a good chance that, “… olma ihtimali yüksek” anlamına gelir. Burada Minotor ve diğer varlıklarla ilgili iddia, kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, güçlü bir olasılık olarak sunulur. Yapı there is/there's + a good chance + that cümleciği şeklindedir. That'ten sonraki cümlecik, olası olduğu düşünülen olayı veya açıklamayı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi olası ancak kesin olmayan bir sonucu belirten hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the outdoor concert will be canceled because of the storm.
Cevabı göster
There's a good chance that
were created by our early ancestors: basit geçmiş zamanda edilgen yapı
Were created, basit geçmiş zamanda edilgen yapıdır: were + geçmiş zaman ortacı. Özne olan the Minotaur and other monsters and gods eylemden etkilenir; by our early ancestors ise eylemi yapan kişileri belirtir. Bu edilgen sıralama, mitolojik varlıkları ve onların kökenini bilgi odağına yerleştirir. Etken biçim olan Our early ancestors created the Minotaur and other monsters and gods ise ataları odağa yerleştirir.
Alıştırma
Boşluğu tamamlayarak etken cümleyi basit geçmiş zamanda edilgen yapıya çevirin: Local artists created the masks in 1995. The masks ____ by local artists in 1995.
Cevabı göster
were created
to rationalize the terrifying things that they saw in the natural world, Kelime
0:37doğal dünyada gördükleri dehşet verici şeyleri mantığa bürümek,
to rationalize: bilinmeyeni anlaşılır göstermek
Burada to rationalize, korkutucu doğa olaylarını anlaşılır ya da akla yatkın gösteren bir açıklama oluşturmak demektir. Odak, şaşırtıcı bir şeyi yalnızca gözlemlemek değil, tutarlı bir açıklamaya oturtmaktır. Bir kişinin tartışmalı davranışı ya da kararı söz konusu olduğunda rationalize, onu kabul edilebilir gösterecek gerekçeler veya bahaneler uydurmak anlamına gelir. Bu cümlede nesne açıklanamayan doğa olaylarıdır; dolayısıyla amaç, onlara bir açıklama getirerek anlam vermektir.
Alıştırma
Bu cümlede to rationalize ne anlama geliyor?
- şaşırtıcı bir şeyi anlaşılır kılan bir açıklama oluşturmak
- bir doğa olayını yorumlamadan kaydetmek
- korkutucu bir olayın hiç gerçekleşmediğini kanıtlamak
Cevabı göster
şaşırtıcı bir şeyi anlaşılır kılan bir açıklama oluşturmak
but did not understand: ortak özne ve nesne
the terrifying things ifadesini niteleyen ilgi cümleciğinde but did not understand, they saw in the natural world ile bağlanmıştır. But, algılama ile anlamayı karşı karşıya getirir: Bu şeyleri gördüler, ancak onlara anlam veremediler. Özne olan they iki eylem tarafından paylaşılır, bu yüzden İngilizcede did not understand öncesinde tekrarlanmaz. Understand fiilinin nesnesi de the terrifying things ifadesine geri döner. the terrifying things that they saw ... but that they did not understand biçimi tekrar edilen ögeleri açıkça gösterir; özgün biçim eksik bir parça değildir.
Alıştırma
“The hikers reported the signals that they noticed but did not understand,” cümlesinde “but did not understand” ne anlama gelir?
- Sinyalleri anlamadılar.
- Sinyaller yürüyüşçüleri anlamadı.
- Hiçbir sinyali fark etmediler.
Cevabı göster
Sinyalleri anlamadılar.
And while we can't explain every aspect of their stories, Dilbilgisi
0:44Ve her ne kadar hikayelerinin her yönünü açıklayamasak da,
And while we can't explain: ödünleme bildiren while
Bu cümlede while, «… olduğu sırada» değil, «… olsa da» veya «… rağmen» anlamındadır. And while we can't explain every aspect yan cümlesi, ana iddiadan önce bir sınırlamayı kabul eder. Ödünleme bildiren while ile bir düşünceyi düzenleyebilirsin: önce görüşünü zayıflatabilecek bir gerçeği kabul eder, sonra buna rağmen neyin hâlâ mümkün ya da doğru olduğunu söylersin. And yalnızca bu cümleyi önceki anlatıma bağlar; ödünleme yapısının parçası değildir.
Alıştırma
Ödünleme bildiren while ile cümleyi tamamla: '____ the map is incomplete, it still helps us find the trail.'
Cevabı göster
While
there may be some actual science that reveals itself when we dissect them for clues. Notlar
0:47onları ipuçları bulmak için incelediğimizde açığa çıkan bazı gerçek bilimsel veriler olabilir.
there may be some actual science: dikkatli olasılık ifadesi
there may be..., varlık bildiren there be yapısında may kip belirtecinin kullanıldığı bir ifadedir. Bir şeyin var olabileceğini anlatır; konuşan kişi bunun kesin olduğunu iddia etmez. Buradaki some actual science, hikâyelerin arkasında gerçek bir bilimsel temel veya bazı bilimsel olgular bulunabileceği anlamına gelir. Yapı there + may + be + isim öbeği şeklindedir. Kanıtlar eksikken olası bir bulguyu dikkatli biçimde sunmak istediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir şeyin var olabileceğini dikkatli biçimde belirtmek için cümleyi there + may + be yapısıyla tamamla: 'The signal is weak, but ____ another planet beyond this star.'
Cevabı göster
there may be
dissect them for clues: kanıt bulmak için hikâyeleri ayrıntılı incelemek
Burada dissect, hikâyeleri parçalara ayırıp ayrıntılarını dikkatle incelemek anlamında kullanılan bir benzetmedir. Them daha önce sözü edilen hikâyelere gönderme yapar; for clues ise analizin amacının ipucu aramak olduğunu gösterir. Bu ifade fiziksel olarak kesip açmayı anlatmaz. Bir hikâyenin içinde saklı olabilecek kanıtları dikkatli ve sistemli biçimde arama düşüncesi verir.
Alıştırma
Örnekte dissect them for clues ne anlama gelir?
- Kanıt aramak için hikâyeleri dikkatle analiz etmek.
- İncelemek amacıyla gerçek bedenleri kesip açmak.
- Ayrıntıları atlayıp ne olduğunu tahmin etmek.
Cevabı göster
Kanıt aramak için hikâyeleri dikkatle analiz etmek.
as far as we know: bir iddiayı mevcut bilgilerle sınırlamak
As far as we know, “şu anda elimizde bulunan bilgilere göre” anlamına gelir. Ardından gelen iddianın kapsamını sınırlar; böylece konuşan kişi onu mutlak veya kalıcı bir kesinlik olarak sunmaz. Bu ifade, söylenecek şeyi temkinli biçimde çerçeveler. Cümlenin başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir; bir iddianın sonunda da yer alabilir.
Alıştırma
as far as we know, ardından gelen iddia hakkında dinleyiciye ne anlatır?
- Tam bir kesinlikle bilinmektedir ve hiçbir zaman değişemez.
- Hiçbir kanıta dayanmayan bir tahminden ibarettir.
- Mevcut bilgilere dayanır ve yeni kanıtlarla değişebilir.
Cevabı göster
Mevcut bilgilere dayanır ve yeni kanıtlarla değişebilir.
there have never been human bull hybrids. Dilbilgisi
0:55hiçbir zaman insan-boğa melezleri olmamıştır.
there have never been: bugüne kadar hiç var olmama
There have never been + çoğul isim, bu tür şeylerin geçmişten bugüne hiçbir zaman var olmadığını veya gerçekleşmediğini söyler. Bu, present perfect zamanının varlık bildiren yapısıdır. Burada human bull hybrids çoğul olduğu için have kullanılır; tekil bir isimle there has never been kullanılır. Sonuç bugün de geçerlidir.
Alıştırma
“Bugüne kadar hiçbir zaman” anlamındaki çoğul varlık yapısıyla tamamlayın: There ____ any confirmed cases in this town.
Cevabı göster
have never been
But the earliest material written about the Minotaur doesn't even mention its physical form. Kalıp ifadeler
0:58Ancak Minotor hakkında yazılmış en eski materyaller onun fiziksel formundan bile bahsetmez.
doesn't even mention: beklenmedik biçimde eksik bir ayrıntı
Doesn't even mention, “hiç söz etmiyor” anlamına gelir. Even, mention fiilinden önce gelir ve bu ayrıntıdan söz etmenin konuşanın beklediği en düşük düzey olduğunu gösterir. Burada açıklamanın eksikliği yalnızca bir yokluk olarak değil, şaşırtıcı bir durum olarak sunulur. Even olmadan doesn't mention daha tarafsız bir bildirimdir.
Alıştırma
Cümledeki doesn't even mention ne anlatıyor?
- Fiziksel biçimi tamamen atlar ve bu eksiklik şaşırtıcıdır.
- Fiziksel biçimi kısaca anlatır.
- Fiziksel biçimin zaman içinde değiştiğini söyler.
Cevabı göster
Fiziksel biçimi tamamen atlar ve bu eksiklik şaşırtıcıdır.
So that's probably not the key part of the story. Kalıp ifadeler
1:04Yani bu, muhtemelen hikayenin kilit noktası değildir.
not the key part of the story: hikâyenin kilit kısmı değil
Not the key part of the story, bu ayrıntının ne olduğunu veya neden önemli olduğunu anlamak için gereken ana nokta olmadığı anlamına gelir. Burada key, fiziksel bir anahtarı değil, “merkezî” veya “özellikle önemli” olmayı ifade eder. Bu ifade, konuşanın ikincil bir ayrıntıyı bir kenara bırakıp dikkati daha önemli bölüme yöneltmesini sağlar. Story yalnızca kurmaca bir hikâye değil, olayların anlatımı veya açıklaması anlamına da gelebilir.
Alıştırma
“The colorful chart is not the key part of the story,” cümlesinde not the key part of the story ne anlama gelir?
- Anlatılanların hiçbir parçası değildir.
- Ana nokta değildir.
- Anlatılanların sonudur.
Cevabı göster
Ana nokta değildir.
What the different tellings do agree upon, however, Dilbilgisi
1:07Ancak, farklı anlatımların üzerinde anlaştığı şey,
What ... do agree upon: özne olan what yan cümlesi ve vurgulu do
What the different tellings do agree upon sözleri, “farklı anlatımların üzerinde gerçekten hemfikir olduğu şey” anlamına gelen bir what yan cümlesi oluşturur. Bu yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir. Is sonrasındaki that yan cümlesi, ortak kabul edilen noktayı açıklar. What yan cümlesinin içindeki sıra what + özne + fiildir: what the different tellings do agree upon. Bu olumlu bir yan cümle olduğu için do soru oluşturmaz; agree fiilini vurgulayarak “gerçekten hemfikir olmak” anlamını verir. However, anlatımların diğer farklılıklarıyla bu tek ortak nokta arasındaki karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede what yan cümlesi özne olarak ve do vurgu amacıyla doğru kullanılmıştır?
- What the teams do agree upon is that the schedule is too tight.
- What do the teams agree upon?
- The teams do agree that the schedule is too tight.
Cevabı göster
What the teams do agree upon is that the schedule is too tight.
when it bellows, it causes: tetikleyici bir olayı sonucuna bağlamak
when it bellows bölümünde when, ardından gelen sonucu tetikleyen olayı tanıtır. Her iki yan cümle de geniş zaman kullandığı için cümle, geçmişte yalnızca bir kez yaşanan bir olayı değil, tekrarlanan veya genel bir neden-sonuç ilişkisini anlatır. Ana cümle olan it causes tremendous problems sonucu verir. When X happens, it causes Y kalıbı, bir olayın veya durumun düzenli olarak nasıl bir etki oluşturduğunu açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“When the alarm rings, it causes everyone to leave the building.” cümlesi hangi ilişkiyi ifade eder?
- Alarm tetikleyicidir ve binadan çıkmak sonuçtur.
- İnsanlar önce çıkar ve bu durum alarmın çalmasına neden olur.
- Alarm ile binadan çıkma arasında ilişki yoktur.
Cevabı göster
Alarm tetikleyicidir ve binadan çıkmak sonuçtur.
The various myths are also specific in stating Kalıp ifadeler
1:18Çeşitli efsaneler ayrıca şunu da açıkça belirtir:
are also specific in stating: kesin bir ifade eklemek
Are also specific in stating, kaynakların bir şeyi ifade ederken açık ve kesin ayrıntılar verdiği anlamına gelir. Yapı be specific in + -ing biçimindedir; in, öznenin hangi etkinlikte ayrıntılı ve kesin olduğunu gösterir. Also bu noktayı önceki bilgilere ekler. Kanıta dayalı veya çözümleyici yazılarda bu ifade, bir kaynağın bir şeyden yalnızca belirsiz biçimde söz etmediğini, ardından gelen ayrıntıyı açıkça belirttiğini vurgular.
Alıştırma
Bu resmî cümleyi specific ve state kullanarak tamamlayın: The policy is ____ that visitors must sign in.
Cevabı göster
specific in stating
that genius inventor Daedalus carved out the labyrinth beneath the island of Crete. Öbek fiiller
1:20Dahi mucit Daedalus'un labirenti Girit adasının altına oyduğunu.
carved out the labyrinth: kazarak labirenti oluşturmak
Burada carved out the labyrinth, malzemeyi keserek, kazarak veya kaldırarak boşluk açıp labirenti oluşturmak demektir. Carve out fiili, genel make fiiline göre bir şeyi çevresindeki malzemenin içinden biçimlendirme görüntüsünü daha güçlü verir. Carve out, çabayla kendine bir yer, rol, kariyer, zaman veya fırsat yaratmak anlamında mecazi olarak da kullanılabilir; örneğin carve out a role for yourself.
Alıştırma
Cümleyi carve out fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The workers ____ a passage through the rock.
Cevabı göster
carved out
Archaeological attempts to find the fabled maze have come up empty-handed. Notlar
1:25Efsanevi labirenti bulmaya yönelik arkeolojik girişimler sonuçsuz kalmıştır.
fabled maze: efsanelerden bilinen bir labirent
Fabled maze ifadesinde fabled, efsanelerden veya eski hikâyelerden bilinen anlamına gelir. Labirente efsanevi ve hikâyemsi bir nitelik kazandırır; ancak hikâyelerde anlatıldığı biçimde gerçekten var olup olmadığı konusunda kesin bir hüküm vermez. Bir isimden önce fabled çoğu zaman yalnızca “iyi bilinen” değil, “efsanelerde ünlü” demektir.
Alıştırma
"the fabled maze" ifadesinde fabled en çok neyi anlatır?
- ziyaretçiler için yeni yapılmış bir labirent
- yalnızca çok iyi bilinen bir labirent
- efsanelerden veya eski hikâyelerden bilinen bir labirent
Cevabı göster
efsanelerden veya eski hikâyelerden bilinen bir labirent
have come up empty-handed: denemeden sonuç alamamak
Come up empty-handed, bir arama veya girişimi umulan sonucu bulamadan ya da elde edemeden bitirmek anlamına gelen bir deyimdir. Birinin ellerini gerçek anlamda tarif etmez. Burada have come up, present perfect yapıdadır: geçmişte yapılan arkeolojik girişimler şu ana kadar başarılı bir sonuç üretmemiştir.
Alıştırma
“The investigators came up empty-handed” ne anlama gelir?
- Ellerini yıkamadan geldiler.
- Araştırdılar ama işe yarar hiçbir şey bulamadılar.
- İhtiyaç duydukları bütün kanıtları buldular.
Cevabı göster
Araştırdılar ama işe yarar hiçbir şey bulamadılar.
But Crete itself has yielded the most valuable clue of all Kelime
1:30Ancak Girit'in kendisi, en değerli ipucunu
Crete itself has yielded the most valuable clue: yield, ‘üretmek veya sağlamak’ anlamında
Bu araştırma bağlamında yield, “sonuç olarak üretmek, ortaya çıkarmak veya sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Kaynak Girit’tir ve ipucu onun sağladığı sonuçtur; itself, Girit’i özellikle vurgular. Başka durumlara uygulanabilecek kalıp source + yield + result şeklindedir: bir alan, test, çalışma veya veri kümesi yield a clue, evidence ya da results yapabilir.
Alıştırma
“The survey yielded new evidence” cümlesindeki yielded ne anlama gelir?
- boyun eğdi
- üretti veya sağladı
- sakladı veya yok etti
Cevabı göster
üretti veya sağladı
in the form of: belirli bir biçimi belirtmek
In the form of, bir şeyin ortaya çıktığı, sunulduğu veya deneyimlendiği belirli biçimi açıklar. Bu parçada seismic activity, söz konusu belirli biçim olarak gösterilir. Bu ifade genellikle yardım, kanıt veya ödeme gibi soyut bir fikri somut bir örnek ya da görünümle ilişkilendirir.
Alıştırma
Hangi cümle ödülün bizzat konser biletleri biçiminde verildiğini anlatır?
- The prize came in the form of concert tickets.
- The prize came in exchange for concert tickets.
- The prize came in addition to concert tickets.
Cevabı göster
The prize came in the form of concert tickets.
seismic activity: depremle ilişkili yer hareketi
Seismic activity, depremlerle ilişkili yer hareketi veya titreşimidir. Bu terimde seismic, “depremlerle veya yer kabuğundaki titreşimlerle ilgili” anlamına gelir. Bir bölgedeki sarsıntıların zaman içindeki miktarını ya da düzenini anlatabilir; bu nedenle mutlaka tek bir büyük depremin meydana geldiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir jeoloji raporunda seismic activity ne anlama gelir?
- Yerin üzerindeki hava durumu değişiklikleri
- Depremle ilişkili yer hareketi ve titreşimleri
- Kalabalık bir bölgedeki günlük insan faaliyetleri
Cevabı göster
Depremle ilişkili yer hareketi ve titreşimleri
Crete sits on a piece of continental crust called the Aegean block Kültür
1:37Girit, Ege levhası adı verilen kıtasal bir kabuk parçasının üzerinde oturur
continental crust called the Aegean block: called ile adlandırma
Bu ifade önce bir kıtasal kabuk parçasını belirtir, ardından bu jeolojik birimin adını verir. called the Aegean block önceki isim öbeğini niteler; that is called the Aegean block anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Burada gereken tek arka plan bilgisi, Girit'in Aegean block adlı kıtasal kabuk biriminin üzerinde bulunmasıdır. called birimin adını tanıtır; kabuğun yaptığı bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
continental crust called the Aegean block ifadesinde called ne işe yarar?
- Kabuğun telefon görüşmesi yaptığını söyler.
- Girit'in kabuğa emir verdiğini söyler.
- Önceki jeolojik birimin adını verir.
Cevabı göster
Önceki jeolojik birimin adını verir.
and has a bit of oceanic crust known as the Nubian block sliding right beneath it. Kültür
1:41ve Nubia levhası olarak bilinen okyanusal kabuğun bir parçası da hemen onun altından kaymaktadır.
oceanic crust known as the Nubian block: known as ile ad tanıtma
Bu ifade bir miktar okyanusal kabuğu belirtir ve jeolojik birimin adını verir: known as the Nubian block, oceanic crust ifadesini niteler. Bu yapı, which is known as the Nubian block ifadesine denk olan kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Cümlenin tamamında önce the Nubian block adını oceanic crust ile ilişkilendirin, ardından sliding right beneath it bölümünü bu kabuğun yaptığı hareket olarak okuyun. known as, yerleşmiş bir adı ya da unvanı tanıtmak için tekrar kullanılabilen bir yapıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bu katmanın adının ozon tabakası olduğunu doğru biçimde söyler?
- This layer is known to the ozone layer.
- This layer is known as the ozone layer.
- This layer is known for the ozone layer.
Cevabı göster
This layer is known as the ozone layer.
This sort of geologic feature, called a subduction zone, Kültür
1:47Dalma-batma zonu olarak adlandırılan bu tür jeolojik oluşumlar,
called a subduction zone: jeolojik bir yapıyı adlandırmak
called a subduction zone ifadesi, "which is called a subduction zone" anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Virgüllerle ayrılarak jeolojik yapının teknik adını ekler; cümlenin ana bilgisi hâline gelmez. Dalma-batma zonu, bir tektonik levhanın başka bir levhanın altına daldığı bölgedir. Bu temel bilgi, cümlenin daha sonra bu yapıyı depremlerle neden ilişkilendirdiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
called a subduction zone ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Jeolojik yapının yol açtığı depremleri sıralar.
- Jeolojik yapının teknik adını verir.
- Jeolojik yapının nerede bulunduğunu açıklar.
Cevabı göster
Jeolojik yapının teknik adını verir.
is common all over the world and results in lots of earthquakes. Kalıp ifadeler
1:50dünyanın her yerinde yaygındır ve pek çok depreme neden olur.
results in: bir nedenin sonuca yol açması
Results in, "neden olur" veya "yol açar" anlamına gelir. Neden özne olur, sonuç ise in kelimesinden sonra gelir. Burada jeolojik yapı nedendir ve lots of earthquakes sonuçtur. Özne tekil olduğu için result, üçüncü tekil kişi biçimi olan results hâlini alır: the feature results in earthquakes.
Alıştırma
Cümleyi result in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Poor planning often ____ delays.
Cevabı göster
results in
the situation is particularly volatile: durum özellikle istikrarsız
Bu cümlede volatile, istikrarsız ve aniden ya da keskin biçimde değişebilecek durumda demektir. Particularly bu anlamı güçlendirir: durum yalnızca biraz istikrarsız değildir. Burada sözcük jeolojik bir durumu anlatır. Aynı anlam piyasalar, siyaset ve duygular için de kullanılabilir; kimyadaki 'kolayca buharlaşabilen' anlamından farklıdır.
Alıştırma
'The situation is particularly volatile,' cümlesinde volatile ne anlama gelir?
- Tamamen sabit ve öngörülebilir
- Her durumda şiddet içeren
- İstikrarsız ve aniden değişme olasılığı bulunan
Cevabı göster
İstikrarsız ve aniden değişme olasılığı bulunan
as the Nubian block is attached to the massive buoyant continental crust that is Africa. Dilbilgisi
2:00zira Nubia levhası, Afrika'yı oluşturan devasa, yüzer haldeki kıtasal kabuğa bağlıdır.
as the Nubian block is attached to: neden bildiren as
Burada as bir neden belirtir, dolayısıyla because anlamına gelir. Nubiya bloğunun Afrika'nın kıtasal kabuğuna bağlı olduğunu söyleyen yan cümle, daha önce belirtilen durumun neden istikrarsız olduğunu açıklar. Neden bildiren as, bir ifadeyi arka plandaki nedeni ile bağlar. Yan cümleler arasındaki mantığa bakın: ikinci yan cümle 'neden?' sorusuna cevap veriyorsa as nedenseldir; burada 'ne zaman?' anlamına gelmez.
Alıştırma
'The game was canceled, as the field was covered in ice,' cümlesinde as ne işe yarar?
- Maçın ne zaman iptal edildiğini söyler.
- Maç ile sahayı karşılaştırır.
- Maçın iptal edilme nedenini belirtir.
Cevabı göster
Maçın iptal edilme nedenini belirtir.
it does not go down nearly as easily Dilbilgisi
2:07çoğu diğer dalma-batma zonundaki okyanusal kabuk kadar kolay
or as steeply as oceanic crust does in most other subduction zones.
2:10veya dik bir şekilde aşağı inmez.
not nearly as easily or as steeply as: çok daha düşük bir dereceyi ifade etmek
not nearly as ... as kalıbı, ilk şeyin bir niteliğe ikinci şeye göre çok daha düşük derecede sahip olduğunu belirtir. Burada does not go down nearly as easily or as steeply as, aşağı inişin okyanusal kabuğun inişine göre çok daha zor ve çok daha az dik olduğunu anlatır. Nearly, olumsuz karşılaştırmayı güçlendirir: not nearly as, neredeyse aynı derecede anlamına gelmez. Easily ve steeply paralel iki zarftır ve sondaki as oceanic crust does karşılaştırmasını paylaşır; does, goes down ifadesinin yerini alır.
Alıştırma
Rotanın dağ patikasından çok daha az dik olduğunu göstermek için cümleyi not nearly as ... as ile tamamla: This route is ____ steep ____ the mountain trail.
Cevabı göster
not nearly as · as
it violently and abruptly forces sections of the Mediterranean upwards
2:17Akdeniz'in bölümlerini şiddetli ve aniden yukarı doğru iter;
Instead, ... forces: beklenen sürecin yerine gerçek süreci koymak
Instead, açıklamanın yönünü değiştiren bir geçiş ifadesidir. Önceki cümle, beklenen kolay ve dik iniş sürecini dışlar; Instead ise onun yerine gerçekleşeni, yani öznenin bazı bölümleri şiddetli ve ani biçimde yukarı itmesini açıklar. Böylece açık bir not A; instead, B yapısı oluşur. Açıklamalarda bu yapı, beklenen süreç ile gerçekten gerçekleşen süreci birbirinden ayırır.
Alıştırma
Bu iki cümlede Instead neyi gösterir? The gate did not open inward. Instead, it slid sideways.
- Beklenen eylemin yerine ne olduğunu açıklar.
- Aynı eyleme başka bir örnek ekler.
- Yalnızca zaman bakımından sonraki olayı belirtir.
Cevabı göster
Beklenen eylemin yerine ne olduğunu açıklar.
an event called uplift: jeolojik bir süreci adlandırma
An event called uplift, “uplift adı verilen bir olay” anlamına gelir. Called uplift, edilgen ilgi cümleciği an event that is called uplift ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Olaya adını verir. Bu jeolojik bağlamda uplift, yer kabuğunun veya yeryüzünün bir bölümünün yukarı doğru hareket etmesi ya da yükselmesi demektir. Burada yalnızca ruh hâlinin iyileşmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
“an event called uplift” bize ne anlatır?
- Kara parçasının veya yer kabuğunun yükseldiği jeolojik bir olaya ad verir.
- Olayın herkesin ruh hâlini iyileştirdiğini söyler.
- Olayın bir adanın coğrafi merkezinde gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Kara parçasının veya yer kabuğunun yükseldiği jeolojik bir olaya ad verir.
gayriresmî bir yoğunluk etiketi olarak uplift central
Uplift central ifadesinde X central, X’in özellikle yaygın, yoğun veya güçlü olduğu bir yeri adlandıran gayriresmî bir kalıptır. Burada X konumunda uplift vardır; dolayısıyla uplift central, jeolojik yükselme faaliyetinin çok fazla olduğu bir alan anlamına gelir. In ile birlikte bu ifade, canlı ve yer adı gibi kullanılan bir isim öbeği olur. Girit’in yalnızca coğrafi bir merkezde olduğu anlamına gelmez ve uplift central resmî bir jeoloji terimi değildir.
Alıştırma
“The school gate is traffic central at pickup time” cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Okul kapısı, okulun tam coğrafi merkezindedir.
- Öğrencilerin alındığı saatte okul kapısının çevresinde trafik özellikle yoğundur.
- Okul kapısının yanında Traffic Central adlı bir bina vardır.
Cevabı göster
Öğrencilerin alındığı saatte okul kapısının çevresinde trafik özellikle yoğundur.
Crete had more than 1,300 earthquakes of magnitude 2.0 or higher. Kalıp ifadeler
2:30Girit, büyüklüğü 2.0 veya daha yüksek olan 1.300'den fazla deprem yaşadı.
more than 1,300 ... of magnitude 2.0 or higher: miktar ve eşik
more than 1,300, sayının tam olarak 1.300 değil, 1.300'den fazla olduğunu belirtir. of magnitude 2.0 or higher, hangi depremlerin sayıldığını belirleyen koşuldur. Sayılan her depremin büyüklüğü en az 2,0'dır ve or higher ifadesi 2,0 değerini de kapsar. Bu miktar ve eşik yapısı raporlarda ve istatistiklerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle sayının 500'den fazla olduğunu ve büyüklük eşiğinin 3,0 değerini de içerdiğini söyler?
- The region recorded fewer than 500 earthquakes of magnitude higher than 3.0.
- The region recorded more than 500 earthquakes of magnitude 3.0 or higher.
- The region recorded exactly 500 earthquakes below magnitude 3.0.
Cevabı göster
The region recorded more than 500 earthquakes of magnitude 3.0 or higher.
By comparison, karşılaştırma bildiren bir ifade
By comparison, dinleyiciye sıradaki bilgiyi daha önce belirtilen bir bilgiyle ilişkili olarak anlaması gerektiğini söyleyen bir geçiş ifadesidir. Sonraki sayıyı veya durumu bir karşılaştırma noktası hâline getirir. Bu ifade tek başına hangi tarafın daha büyük, daha iyi veya daha kötü olduğunu söylemez. Bu farkı ardından gelen bilgi açıklar.
Alıştırma
Bir rapor önce yerel otobüsün kırk dakika sürdüğünü söylüyor. Sonraki hangi cümle karşılaştırma amacıyla başka bir yolculuk süresini açıkça sunar?
- For example, the express bus takes only twenty-five minutes.
- By comparison, the express bus takes only twenty-five minutes.
- As a result, the express bus takes only twenty-five minutes.
Cevabı göster
By comparison, the express bus takes only twenty-five minutes.
in the same period of time: karşılaştırmada aynı zaman aralığını kullanmak
In the same period of time, bu sayının daha önce belirtilen başka bir sayıyla aynı zaman aralığını kapsadığını ifade eder. Burada iki sayı için ortak bir gözlem dönemi belirler ve böylece adil bir karşılaştırma yapılmasını sağlar. Yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleşmesini değil, bir zaman aralığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle iki şehrin verilerinin aynı karşılaştırma dönemini kapsadığını en açık şekilde belirtir?
- At the same time, the second city recorded 80 accidents.
- After that period of time, the second city recorded 80 accidents.
- In the same period of time, the second city recorded 80 accidents.
Cevabı göster
In the same period of time, the second city recorded 80 accidents.
a mere 255 earthquakes: sayıyı beklenmedik derecede az gösterme
a mere 255 earthquakes ifadesinde mere, sayı grubundan önce gelir ve “yalnızca” ya da “sadece” anlamını verir. Karşılaştırma içinde 255 sayısını dikkat çekici derecede az gösterir. Sayının kendisi değişmez; mere, konuşanın değerlendirmesini ekler. Mere olmadan 255 earthquakes, miktarı daha tarafsız biçimde bildiren bir ifade olurdu.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: “The region experienced a mere 255 earthquakes,” cümlesindeki mere, sayıyı tamamen tarafsız biçimde bildirir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
we don't have detailed seismic records from the days of King Minos,
2:46Kral Minos'un yaşadığı günlerden kalma ayrıntılı sismik kayıtlarımız yok,
but we do know from fossil records and geologic evidence Notlar
2:50ancak fosil kayıtlarından ve jeolojik kanıtlardan biliyoruz ki
but we do know: vurgulu do
we do know ifadesinde do, vurgu için kullanılan bir yardımcı fiildir; yapmak anlamına gelmez. Know fiilini güçlendirerek bu bilginin gerçekten kesin olduğunu belirtir. But, bir sınırlama veya belirsizlikten yine de güvenle söylenebilecek bilgiye geçişi gösterir. Tekrar kullanılabilecek yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do kullanan iki sözcüklü fiil ifadesiyle tamamlayın: Although some details are missing, we ____ the date of the event.
Cevabı göster
do know
from fossil records and geologic evidence: kanıt kaynağını belirtme
from fossil records and geologic evidence ifadesi, bildiğimiz şeyin dayanağını belirtir. Burada from, bir yerden uzaklaşma hareketini değil, bir şeye dayanarak veya onu inceleyerek anlamını taşır. Kanıt sunmak için yaygın bir yapı know/learn/infer from + kaynak biçimindedir ve ardından genellikle sonucu bildiren bir that yan cümlesi gelir: We know from X that Y.
Alıştırma
Hangi cümlede from, bir sonucu destekleyen kanıtı sunmak için kullanılmıştır?
- This package came from my aunt.
- We know from old maps that the coastline changed.
- We drove from the coast to the mountains.
Cevabı göster
We know from old maps that the coastline changed.
has experienced serious uplift events: experience fiilinin öznesi olarak bir yer
Burada experience, kişisel bilgi veya deneyim kazanmak değil, bir olay yaşamak ya da ondan etkilenmek anlamına gelir. Bir yer de özne olabilir: Crete has experienced events, bu olayların Girit’te gerçekleştiğini ve adayı etkilediğini belirtir. Has experienced, present perfect yapısıdır. Kesin bir geçmiş zaman vermeden yükselme olaylarını Girit’in bugüne kadarki tarihinin bir parçası ve güncel jeolojik tartışmayla ilgili bir bilgi olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi experience fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over the past decade, the coastal town ____ rapid growth.
Cevabı göster
has experienced
exceeded 30 ft in a single moment: sayısal bir sınırla exceed
Exceeded 30 ft, ölçümün 30 fitten büyük olduğu anlamına gelir. Exceed geçişli bir fiildir; bu nedenle ölçüm doğrudan ardından gelir: exceed 30 ft. than veya over eklenmez. In a single moment, yükselmenin yavaşça birikmek yerine aniden gerçekleştiğini vurgular. Bu birleşim, aşırı bir ölçümü ve gerçekleşme zamanını bilimsel ya da rapor tarzında anlatmaya uygundur.
Alıştırma
Bir ölçümü bildirirken exceed fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The temperature exceeded 40 degrees.
- The temperature exceeded over 40 degrees.
- The temperature exceeded than 40 degrees.
Cevabı göster
The temperature exceeded 40 degrees.
Contrast this for a moment with the island of Hawaii, Anlatım akışı
3:00Bunu bir an için Hawaii adasıyla karşılaştıralım;
Contrast this for a moment with: karşılaştırmaya geçiş
Contrast this for a moment with ... dinleyiciyi, this ile belirtilen mevcut durumu with sonrasında gelen yeni durumla karşılaştırmaya yönlendiren bir emir yapısıdır. For a moment kesin bir süre belirtmez. Dinleyicinin dikkatini kısa süreliğine karşılaştırmaya çevirir ve karşıt bir örneğin ya da bölümün başladığını gösterir.
Alıştırma
Standart contrast A with B yapısını tamamlayın: Contrast the final test result for a moment ____ the result from the first test.
Cevabı göster
with
where earthquakes and volcanic activity were tightly woven to legends surrounding Pele, Deyimler
3:03orada depremler ve volkanik aktivite, Pele'yi çevreleyen efsanelerle sıkı bir şekilde örülmüştür;
Were tightly woven to legends: güçlü bağlantı benzetmesi
Burada woven, kumaşı anlatan gerçek anlamlı bir ifade değil, bir benzetmedir. Edilgen yapı, depremlerin ve volkanik faaliyetlerin Pele hakkındaki efsanelerle yakından bütünleştiğini ve bu efsanelerin bir parçası olarak sunulduğunu belirtir. Tightly bağlantının gücünü artırır: doğal olaylar ve hikâyeler, yalnızca gelişigüzel ilişkilendirilmiş değil, derinden bağlı olarak sunulur.
Alıştırma
Şu cümledeki woven benzetmesi ne anlama geliyor: Earthquakes and volcanic activity were tightly woven to local legends?
- Efsaneler depremler sırasında kumaş üzerine yazılmıştı.
- Doğal olaylar efsanelerden tamamen ayrı tutulmuştu.
- Doğal olaylar yerel efsanelerle derinden bağlantılıydı.
Cevabı göster
Doğal olaylar yerel efsanelerle derinden bağlantılıydı.
both fiery and fair: iki özelliği eşleştirmek
both A and B kalıbı, eşit düzeyde ve paralel iki betimlemeyi bağlayarak ikisinin de doğru olduğunu belirtir. Burada fiery ve fair, goddess sözcüğünü niteleyen sıfatlardır: tanrıça hem yoğun ya da ateş gibi hem de güzel olarak sunulur. Bu yapı iki özelliğe eşit ağırlık verir. both patient and creative örneğinde olduğu gibi, bağlanan biçimleri paralel tutun.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ikili yapısıyla tamamlayın: The museum is ____ quiet ____ beautiful.
Cevabı göster
both · and
Like the Minotaur: Like + isim ile karşılaştırma başlatmak
Cümle başındaki Like + isim öbeği kalıbı bir karşılaştırma başlatır. Like the Minotaur, dinleyiciye sonraki cümlenin öznesinin veya düşüncesinin, belirtilecek bir yönden Minotor'a benzeyeceğini bildirir. Buradaki like, “benzer” anlamına gelen bir edattır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir. Başlangıç öbeği benzerlik noktasını tek başına söylemez; bunu sonraki cümle tamamlamalıdır.
Alıştırma
Like the Minotaur başlangıç öbeğinden sonra gelen cümle ne yapmalıdır?
- Birbiriyle ilgisiz iki seçenek sunmak.
- Birinin Minotor'u sevdiğini söylemek.
- Öznesinin hangi yönden Minotor'a benzediğini belirtmek.
Cevabı göster
Öznesinin hangi yönden Minotor'a benzediğini belirtmek.
but they also contained elements of dance and creation.
3:15ama aynı zamanda dans ve yaratılış unsurları da barındırıyordu.
end up with ... end up with ile nihai sonuçları paralel sunmak
End up with, bir sürecin sonunda bir şeye sahip olmak, bir şeyi elde etmek veya geliştirmek anlamına gelir. Burada Hawaii ve Girit'le ilişkilendirilen farklı mitolojik figürleri anlatır; adaların bu figürleri bilinçli olarak seçtiği anlamına gelmez. End up with ifadesinin tekrarlanması paralel bir yapı kurar: Hawaii bir figüre, Girit ise başka bir figüre sahip olmuştur. Böylece iki sonucu karşılaştırmak kolaylaşır.
Alıştırma
Nihai sonucu göstermek için cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After testing several plans, we ____ the simplest one.
Cevabı göster
ended up with
The difference likely comes down to ... ile olası ana nedeni belirtmek
The difference ... comes down to ... yapısında comes down to, “temel olarak ... ile açıklanır” veya “kilit etken olarak ... unsuruna bağlıdır” anlamına gelir. Karmaşık bir farkı, konuşanın en önemli gördüğü etkene, yani lava indirger. Likely sözcüğü iddiayı daha temkinli yapar. Konuşan lavı kanıtlanmış ya da mümkün olan tek neden olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp The difference likely comes down to + isim veya yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “muhtemelen büyük ölçüde ... ile açıklanır” anlamındaki temkinli ifadeyle tamamlayın: The difference ____ how much time each team practiced.
Cevabı göster
likely comes down to
that followed many of Hawaii's worst earthquakes.
3:27Hawaii'nin en kötü depremlerinden birçoğunu takip eden lavlara dayanıyor.
is made of basalt: malzemeyi belirtme
be made of + malzeme kalıbı, bir şeyin neyden oluştuğunu belirtir. Burada is, tekil özne The lava ile uyumludur; basalt ise malzemeyi veya bileşimi belirtir. Cümle, bir şeyi kimin ürettiğine değil onu oluşturan malzemeye odaklandığında made of kullanılır.
Alıştırma
Malzemeyi belirtmek için cümleyi be made of ile tamamlayın: The classroom model is ____ cardboard.
Cevabı göster
made of
which when cooled is: araya giren kısaltılmış zaman yan cümlesi
Ana yapı which is highly fertile ifadesidir. when cooled sözleri, özne olan which ile ana fiil is arasına girer ve 'when it is cooled' zamanını ya da koşulunu ekler. When cooled, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir: when it is cooled ifadesi when cooled olur. cooled sözcüğünün örtük öznesi which'in gönderdiği şeyle aynıdır; bu yüzden cooled, ilgi yan cümlesinin ana fiili değildir.
Alıştırma
'The sample, which when cooled is solid, can be stored safely,' cümlesinde when cooled nasıl bir işlev görür?
- 'when it is cooled' koşulunu ekler; is sözcüğü which'ten sonraki ana fiil olarak kalır.
- Numunenin başka bir şeyi soğutmakta olduğunu gösterir.
- which'ten sonraki ana fiildir ve numunenin bir şeyi soğuttuğu anlamına gelir.
Cevabı göster
'when it is cooled' koşulunu ekler; is sözcüğü which'ten sonraki ana fiil olarak kalır.
is highly fertile: bitki büyümesi için çok elverişli
Burada is highly fertile, bir şeyin bitki büyümesini çok iyi desteklediği anlamına gelir. Highly, fertile sözcüğünün derecesini güçlendirir; fertile ise sağlıklı bitkiler yetiştirebilen araziyi veya toprağı anlatır. Bu bağlamda, soğuyan volkanik malzeme zamanla verimli toprak oluşmasına yardım edebilir. İfade, yalnızca kayanın sertliğine veya sıcaklığına değil, oluşturduğu yetişme koşullarına odaklanır.
Alıştırma
'The soil around the river is highly fertile.' cümlesinde highly fertile ne anlama gelir?
- Hiç su içermez.
- Dokunmak tehlikelidir.
- Bitki büyümesini çok iyi destekler.
Cevabı göster
Bitki büyümesini çok iyi destekler.
Within a couple of decades of terrible eruptions, Kalıp ifadeler
3:36Korkunç patlamalardan sonraki birkaç on yıl içinde,
Within a couple of decades: yaklaşık yirmi yıl geçmeden
Within a couple of decades, yaklaşık yirmi yıllık bir dönem sona ermeden önce demektir. Within bir üst zaman sınırı belirler: değişim, bu dönem bitmeden önce herhangi bir noktada gerçekleşebilir. A couple of sözü kelime anlamıyla ikiye işaret eder. Bu nedenle a couple of decades genellikle yaklaşık iki on yıl, yani kabaca yirmi yıl demektir. Çok sayıda on yılı genel olarak anlatmaz.
Alıştırma
'The town rebuilt the library within a couple of decades' cümlesi neyi vurgular?
- Yeniden inşa yaklaşık yirmi yıl devam etti.
- Kütüphane her yirmi yılda bir yeniden inşa edildi.
- Yeniden inşa, yaklaşık yirmi yıl geçmeden tamamlandı.
Cevabı göster
Yeniden inşa, yaklaşık yirmi yıl geçmeden tamamlandı.
islanders would have seen vibrant green life thriving Dilbilgisi
3:39adalılar lavlardan oluşan yeni yarımadalarda
would have seen: geçmişe ilişkin gerekçeli bir bakış
Would have seen, would have ile geçmiş zaman ortacı seen biçimini birleştirir. Burada konuşan kişi, kanıtlardan ve bağlamdan yararlanarak ada halkının o dönemde muhtemelen gördüğü manzarayı yeniden kurar. Bu ifade, islanders saw demekten daha az kesindir. Bu yapı gerçeğe aykırı durumlarda da kullanılabilir; ancak tek başına “görebilirlerdi ama görmediler” anlamına gelmez. Burada gerçek dışı bir koşul bulunmadığı için en uygun yorum, geçmişle ilgili gerekçeli bir çıkarımdır.
Alıştırma
Tarihî bir yeniden kurmada “Residents would have seen ships entering the harbor” en muhtemel olarak ne anlama gelir?
- Sakinler gelecekte gemileri görecek.
- Sakinler gemileri görmek istiyordu ama kesinlikle görmedi.
- Sakinlerin limana giren gemileri gördüğünü makul biçimde çıkarabiliriz.
Cevabı göster
Sakinlerin limana giren gemileri gördüğünü makul biçimde çıkarabiliriz.
So it makes sense that the mythology captured this Notlar
3:44Dolayısıyla mitolojinin bunu yakalayıp
it makes sense that: mantıklı bir sonucu belirtmek
It makes sense that, ardından tam bir cümlecik getirir ve bilinen nedenler ışığında durumun mantıklı veya anlaşılır olduğunu belirtir. Bu cümlede so, bu değerlendirmenin önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Burada it biçimsel öznedir; makul olduğu değerlendirilen asıl içerik that ile başlayan cümlecikte yer alır. Bu ifade yalnızca sözlerin anlaşıldığını belirtmek yerine, bir şeyin neden gerçekleştiğini veya neden doğru olduğunu değerlendirir.
Alıştırma
Cümleyi “sonuç mantıklı” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the playground is empty because it is raining.
Cevabı göster
It makes sense that
mythology captured this: ‘ifade etmek veya yansıtmak’ anlamında capture
Bu cümlede captured, “fiziksel olarak yakaladı” değil, “başarıyla ifade etti veya yansıttı” demektir. Özne the mythology'dir; this ise hemen önce ele alınan düşünceye gönderme yapar. Bir hikâye, resim, konuşma ya da başka bir eser bir düşünceyi, duyguyu, niteliği veya deneyimi açıkça aktardığında capture bu anlamda kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede mythology captured this ne anlama gelir?
- Mitoloji fiziksel olarak bir nesne yakaladı.
- Mitoloji bu düşünceyi ifade etti.
- Mitoloji her ayrıntıyı yazdı.
Cevabı göster
Mitoloji bu düşünceyi ifade etti.
by portraying Pele as a creator as well as a destroyer. Kalıp ifadeler
3:47Pele'yi bir yıkıcı olduğu kadar bir yaratıcı olarak tasvir etmesi mantıklıdır.
portraying Pele as a creator: portray A as B yapısı
Portray A as B, “A'yı B rolünde veya B imgesiyle sunmak ya da tasvir etmek” demektir. Burada Pele, A konumundadır; a creator ise ona verilen imgedir. Bu yapı, bir hikâyenin, filmin, makalenin veya sanat eserinin bir kişi ya da şey hakkındaki izleyici görüşünü nasıl biçimlendirdiğini anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Portray A as B yapısını tamamlayın: The novel portrays its young hero ____ a careful leader.
Cevabı göster
as
a creator as well as a destroyer: hem yaratıcı hem de yok edici
A as well as B yapısında hem A hem de B doğrudur. Burada Pele iki rolde sunulur: yaratıcı ve yok edici. Nötr bir A and B sıralamasına kıyasla A as well as B, genellikle ilk öğe olan A'yı biraz daha öne çıkarır. Bu yapı paralel rolleri, nitelikleri veya eylemleri bağlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü hedef bağlayıcıyla tamamlayın: Our school garden is a science lab ____ a quiet place to read.
Cevabı göster
as well as
As for the people of Crete: konuyu başka bir gruba geçirmek
As for + isim öbeği, konuşmacının sırada ele alacağı kişiyi, grubu veya konuyu belirtir. Burada As for the people of Crete, dikkati yeni konu olarak Girit halkına yöneltir. Bu ifade bilgiyi düzenler; bir neden bildirmez. Virgül, bu konu hakkında yorum yapan bir ana cümlenin ardından gelmesi gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle konuyu doğal biçimde ikinci öneriye geçirir?
- Because of the second proposal, we need more information.
- According to the second proposal, we need more information.
- As for the second proposal, we need more information.
Cevabı göster
As for the second proposal, we need more information.
their earthquakes brought only destruction and barren lands. Kalıp ifadeler
3:53onların depremleri sadece yıkım ve çorak topraklar getirdi.
brought only destruction and barren lands: yalnızca olumsuz sonuçlar doğurmak
Burada brought, “bir şeyi bir yere taşıdı” değil, “sonuç olarak yol açtı” anlamındadır. Depremler yıkıma yol açtı ve neredeyse hiçbir şeyin yetişemediği çorak topraklar bıraktı. Only, sonucu bu zararlı etkilerle sınırlar. bring/brought only + sonuç kalıbı, olaydan yararlı hiçbir şey çıkmadığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bring fiilinin geçmiş hâli ve only ile tamamlayın: The failed update ____ confusion and delays.
Cevabı göster
brought only
the unnatural and deadly Minotaur was born. Deyimler
3:58doğaya aykırı ve ölümcül olan Minotor doğdu.
Minotaur was born: mitolojik bir kökenin doğuşu
Bu köken anlatısında was born, Minotor'un var olmaya başladığı anı gösterir. Bu ifade, yaratığın ortaya çıkışını bir doğum gibi sunarak doğumun fiziksel ayrıntılarına değil, dramatik ve mitolojik bir başlangıca odaklanır. Aynı be born kalıbı; bir fikir, efsane, grup veya hareket var olmaya başladığında mecaz anlamda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin kökenini anlatmak için be born ifadesini doğal biçimde kullanır?
- A toolbox was born beside the garage.
- The committee borned a new plan at noon.
- A new legend was born after the mysterious lights appeared.
Cevabı göster
A new legend was born after the mysterious lights appeared.
The connections between mythical stories and the geology of the regions where they originated Anlatım akışı
4:02Efsanevi hikayelerle, doğdukları bölgelerin jeolojisi arasındaki bağlantılar
Uzun özne olarak The connections between A and B
Ana sözcük connections'tır. connections between A and B yapısı iki şeyi birbirine bağlayan ilişkiyi belirtir; burada A mythical stories, B ise the geology of the regions where they originated bölümüdür. İsim grubunun tamamı eksiksiz cümlenin öznesidir; teach ise temel fiildir. Bu uzun başlangıç, önceki ayrıntıları tek bir ana düşüncede toplar. Cümlenin yapısını görmek için onu The connections ... teach us that... biçimine indirgeyebilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: The connections between mythical stories and the geology of the regions where they originated teach us something important. Uzun öznenin ana ismi hangi sözcüktür?
- regions
- connections
- stories
Cevabı göster
connections
teach us that mythology and science are actually two sides of the same coin. Deyimler
4:07bize mitoloji ve bilimin aslında aynı madalyonun iki yüzü olduğunu öğretir.
two sides of the same coin: aynı madalyonun iki yüzü
Two sides of the same coin, farklı görünen ancak temelde aynı konunun birbiriyle yakından bağlantılı iki yönü olan şeyleri anlatan bir deyimdir. Burada mitoloji ve bilim farklı yaklaşımlar kullanır, fakat ikisi de dünyayı açıklamaya ve anlamaya çalışır. Bu deyim iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez ve yalnızca zıt oldukları anlamına gelmez. Asıl vurgu, paylaştıkları ortak temeldedir.
Alıştırma
Farklı görünen ancak birbiriyle yakından bağlantılı iki düşünceyi anlatan deyimi tamamlayın: Freedom and responsibility are ____.
Cevabı göster
two sides of the same coin
Both are rooted in explaining and understanding the world. Deyimler
4:12Her ikisi de dünyayı açıklamak ve anlamak temeline dayanır.
Both are rooted in...: paylaşılan derin bir temel
Be rooted in, bitki kökleri imgesini kullanarak bir şeyin derin bir kaynağa, nedene veya temele dayandığını anlatır. Both are rooted in X, iki şeyin ortak temelinin X olduğunu belirtir. In bir edattır; bu nedenle ardından bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Burada explaining and understanding the world ortak temeli adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi be rooted in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Their trust is ____ years of honest communication.
Cevabı göster
rooted in
The key difference is that where mythology uses gods, monsters, and magic, Dilbilgisi
4:16Temel fark şudur: Mitoloji tanrıları, canavarları ve büyüyü kullanırken,
The key difference is that...: ana farkı tanıtmak
The key difference is that..., dinleyiciye ardından gelen yan cümlenin en önemli farkı açıklayacağını bildirir. Key sözcüğü, yalnızca bir farktan söz etmeye göre ifadeyi güçlendirir. Yapı The key difference + is + that yan cümlesi şeklindedir. That yan cümlesi farkın ne olduğunu belirtir; bu nedenle kalıp karşılaştırma, açıklama ve özetlerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz giriş kalıbıyla tamamlayın: When comparing the two cameras, ____ one works better in low light.
Cevabı göster
the key difference is that
science uses measurements, records, and experiments. Kalıp ifadeler
4:20bilim ölçümleri, kayıtları ve deneyleri kullanır.
where mythology uses ... science uses yapısındaki karşıtlık bildiren where
Burada where bir yeri belirtmez. Karşılaştırmanın bir tarafını sunar: mitoloji tanrıları, canavarları ve büyüyü kullanır. Science uses ile başlayan ana cümle ise diğer tarafı verir. Where A uses X, B uses Y kalıbı, birbiriyle bağlantılı iki olguyu yan yana karşılaştırır. Whereas A uses X, B uses Y şeklinde yeniden ifade edilebilir. Uses sözcüğünün tekrarı karşılaştırmayı doğrudan ve dengeli yapar.
Alıştırma
Where mythology uses ..., science uses ... yapısında where ne işe yarar?
- Mitoloji ile bilimin kullandığı yöntemleri karşılaştırır.
- Bilimsel deneylerin nerede yapıldığını sorar.
- Mitolojinin incelendiği yeri belirtir.
Cevabı göster
Mitoloji ile bilimin kullandığı yöntemleri karşılaştırır.
Üç öğeli paralel liste: measurements, records, and experiments
Measurements, records, and experiments sözcükleri, uses fiilinden sonra üç parçalı bir liste oluşturur. Üçü de çoğul isimdir; bu nedenle aynı dil bilgisel göreve sahiptir ve bilimin bilgiyi nasıl topladığını ve sınadığını kısa biçimde özetler. Dengeli bir üçlü listeyi takip etmek kolaydır ve cümlenin sonuna ritim ile vurgu katar. And sözcüğünden önceki virgüle seri virgül veya Oxford virgülü denir. Amerikan İngilizcesinde yaygındır ve üç öğeyi açıkça ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede açık ve paralel üç öğeli bir liste kullanılmıştır?
- The study used surveys, interviewing people, and to observe.
- The study used surveys and, interviews and observations.
- The study used surveys, interviews, and observations.
Cevabı göster
The study used surveys, interviews, and observations.