Bay Maymuncuk Bluey ve Bingo'nun Oyuncaklarını Çöpe Atıyor! 😮 🐵 | Bluey 2. Sezon Anı ⭐️ | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bir ailenin hayalî oyununda aşırı şımartılmış oyuncak maymun, yalnızca kendisi özel olsun diye diğer oyuncakları dışarı atar. İstediği her şeye kavuşunca sıkılır ve artık hiçbir şeyin özel gelmediğini fark eder. Hikâye, bu kez başka birine değerli olduğunu hissettirme sırasını üstlenmesiyle sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. spoiled — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Aile ve davranış üzerine konuşulurken bu sözcüğün, aşırı derecede el üstünde tutulduğu için istediği her şeyi elde etmeyi hakkı sayan birini anlattığını kavrayın. Bu bağlamda bozulmuş bir nesneyi ya da yenmeyecek hâle gelmiş bir yiyeceği ifade etmediğini ayırt edin. 2. Nothing feels special anymore. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa ve yalın bir cümlenin hikâyedeki neden-sonuç dersini nasıl özetlediğini ve duygusal dönüm noktasını nasıl kurduğunu fark edin: İstenen her şeye sahip olmak, tek tek hiçbir şeyin özel görünmemesine yol açabilir. 3. make someone feel special. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir eylemin başka bir kişide yarattığı duyguyu anlatan üretken ettirgen yapı make someone feel + sıfat kalıbını öğrenin; bunu birine kendini hoş karşılanmış, mutlu veya değerli hissettirmek gibi ifadelerde doğal biçimde kullanın.
Bu derste
I thought you loved me. ile şakacı bir hayal kırıklığı ifade etmek
I thought you loved me. sözcük anlamıyla geçmişteki bir inancı anlatır, ancak burada konuşanın şu anki tepkisini gösterir. Karşıdaki kişinin mevcut davranışı, konuşanın beklentisiyle uyuşmamaktadır. Abartılı veya şakacı bir tonla söylendiğinde I thought... incinme, hayal kırıklığı ya da hafif bir sitem ifade edebilir. Konuşanın gerçekten sevilmediğinden şüphe ettiği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda I thought you loved me. cümlesi esas olarak ne anlatır?
- İncindiğini şakacı veya abartılı bir sitemle belirtmek
- Geçmişteki bir düşünceyi tarafsızca hatırlamak
- Sevgi hakkında gerçeğe dayalı bir cevap istemek
Cevabı göster
İncindiğini şakacı veya abartılı bir sitemle belirtmek
cheeky: oyuncu ama biraz saygısız
Cheeky biraz cesur, yaramaz veya saygısız davranışları anlatır ve çoğu zaman eğlenceli bir hava taşır. Burada maymunun kötü davranışı eleştirilir, ancak davranış ciddi biçimde acımasız ya da tehlikeli gösterilmez. Gündelik Britanya İngilizcesinde cheeky çocuklar, hayvanlar veya tanıdık kişiler için sık kullanılır. Temel fikir, küçük bir toplumsal sınırın kendinden emin veya oyuncu bir tavırla aşılmasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede cheeky doğal biçimde kullanılmıştır?
- The child gave me a cheeky grin and hid my hat.
- The report described the dangerous crash as cheeky.
- The doctor gave a cheeky diagnosis of a serious illness.
Cevabı göster
The child gave me a cheeky grin and hid my hat.
How could he just kick us out of our own house? Öbek fiiller
0:06Bizi kendi evimizden nasıl kovabilir?
kick us out of our own house: bizi kendi evimizden zorla çıkarmak
Burada kick us out of our own house, “bizi kendi evimizden zorla çıkarmak” anlamındadır. Kick gerçek anlamda ayakla vurmayı anlatmaz; kick someone out, birini kovmak veya dışarı çıkarmak anlamındaki bir öbek fiildir. Yeniden kullanılabilen kalıp kick + kişi + out of + yer şeklindedir. Our own house, evin konuşan kişilere ait olduğunu vurgulayarak sorunun daha şaşkın ve öfkeli duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Hedef kalıbı kick fiilinin geçmiş zamanı ve out of ile tamamlayın: The landlord ____ us ____ the flat.
Cevabı göster
kicked · out of
kind of: bir yargıyı yumuşatmak
Burada kind of, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamındadır. “Bu bizim hatamız” yargısını yumuşatır; böylece konuşan kişi bir miktar sorumluluğu kabul eder ama grubun tamamen sorumlu olduğunu söylemez. Bu kullanımda kind of bir yumuşatma ifadesidir: Bir görüşün, kabulün veya yargının kesinliğini ya da gücünü azaltır.
Alıştırma
Hangi cümlede kind of bir kategori belirtmek yerine bir yargıyı yumuşatmak için kullanılmıştır?
- What kind of music do you like?
- The instructions are kind of confusing.
- A robin is a kind of bird.
Cevabı göster
The instructions are kind of confusing.
spoiled: aşırı şımartıldığı için talepkâr olmuş
Bu cümlede spoil someone, birinin her istediğini yapmak veya ona gereğinden fazla şey vermek sonucunda o kişiyi talepkâr ve özel muameleyi hak ettiğini düşünen biri hâline getirmek demektir. We spoiled him, konuşanların kendi aşırı hoşgörülerinin onun kötü davranışlarına yol açtığını düşündüklerini belirtir. Buradaki spoil bir kişiyle ilgilidir; bir nesneye zarar vermek veya yiyeceği bozmak anlamına gelmez. Bu kullanımda olumsuz sonuç, anlamın bir parçasıdır.
Alıştırma
"We spoiled him" cümlesindeki spoiled ne anlama gelir?
- Onu aşırı şımartıp talepkâr hâle getirdik.
- Onu fiziksel olarak yaraladık.
- Onu yanlışlıkla kaybettik.
Cevabı göster
Onu aşırı şımartıp talepkâr hâle getirdik.
let's ask if we're allowed to sleep in the backyard, Dilbilgisi
0:21gidip arka bahçede uyuyup uyuyamayacağımızı soralım,
we're allowed to sleep: ask if içinde izin anlatımı
be allowed to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için izne sahip olmak demektir. we're allowed to sleep ifadesinde are allowed, izni belirten edilgen yapıdır; sleep ise to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir. Bu yapı ask if sonrasında geldiği için dolaylı bir evet-hayır sorusu oluşturur: ask if we're allowed.... if sonrasında düz cümle söz dizimi korunur. Cümle, arka bahçede uyumaya izin verilip verilmediğini öğrenmeyi önerir.
Alıştırma
allowed to kullanarak dolaylı soruyu tamamlayın: Could you ask if we're ____ wait here?
Cevabı göster
allowed to
Let's ..., shall we? ile ortak bir öneri
shall we?, Let's ... yapısından sonra geldiğinde dinleyiciden gruba yönelik bir öneriyi kabul etmesini isteyen bir eklenti sorusudur. Burada grubun birlikte gidip sorması gerektiğini anlatır; gelecekle ilgili bir soru değildir. Bu eklenti sorusu öneriye iş birliğine açık bir ton katar: konuşan kişi tek taraflı emir vermek yerine ortak bir karara davet eder.
Alıştırma
Let's sonrasındaki standart eklenti sorusunu tamamlayın: Let's check the map, ____?
Cevabı göster
shall we
And what about Pebbledasher? ile başka bir konuyu gündeme eklemek
What about X?, hâlâ dikkate alınması gereken başka bir kişiyi, şeyi veya konuyu konuşmaya ekler. Burada Pebbledasher'a ne olacağını sorar ve gruba onu unutmamalarını hatırlatır; bu karakter hakkında bilgi istemez. Baştaki And, bu kaygıyı önceki konuşmaya bağlar ve konuşanın eklemek istediği bir nokta daha olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir grup Sam için ulaşım ayarladı ancak Mia'yı konuşmadı. Hangi soru Mia'yı dikkate alınması gereken başka bir kişi olarak ekler?
- What about Mia?
- What is Mia about?
- What does Mia look like?
Cevabı göster
What about Mia?
What's going on here?: beklenmedik bir durum için açıklama istemek
What's going on here? konuşanın gördüğü beklenmedik, kafa karıştırıcı veya sorunlu bir durum için açıklama ister. Bu yapıda going on “olmak, meydana gelmek” anlamındadır; here ise mevcut yeri veya durumu belirtir. Ses tonuna göre yalnızca şaşkınlık ifade edebilir ya da daha güçlü bir açıklama talebi gibi duyulabilir.
Alıştırma
Bir odaya giriyorsunuz ve zeminin her yerinde su görüyorsunuz. Hangi soru tüm durumun açıklanmasını doğal biçimde ister?
- Where are you going?
- What's going on here?
- Should we keep going?
Cevabı göster
What's going on here?
Thank goodness you're here: birinin gelmesinden duyulan rahatlamayı ifade etmek
Thank goodness you're here, “Burada olduğun için çok rahatladım” anlamına gelir. Thank goodness, ardından rahatlama sağlayan gerçeğin geldiği kalıplaşmış bir ünlemdir. Konuşan kişi memnundur çünkü diğer kişinin gelişi bir sorunun çözülmesine yardımcı olabilir. Bu ifade, o kişiye resmî biçimde teşekkür etmeyi değil, rahatlamayı anlatır.
Alıştırma
Rahatlama göstermek için bu dersteki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Thank ____ everyone is safe.
Cevabı göster
goodness
chucking all our toys: çöpe atmak anlamındaki gündelik Britanya ve Avustralya İngilizcesi
Bu cümlede chucking, oyuncakları çöpe atmak veya onlardan kurtulmak anlamına gelir. You're sonrasındaki -ing biçimi ve all our toys nesnesi, chucking sözcüğünün burada Chuck adlı kişi değil, bir fiil olduğunu gösterir. Chuck, throw anlamına gelen ve özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygın olan gündelik bir fiildir. Bir şeyi bir yere fırlatmak mı yoksa çöpe atmak mı olduğu bağlama göre anlaşılır; burada bütün oyuncaklar ortadan kaldırıldığı için ikinci anlam geçerlidir.
Alıştırma
“We're chucking the broken chairs out tomorrow.” cümlesinde chucking ne anlama gelir?
- onları çöpe atmak
- onlara ad vermek
- onları onarmak
Cevabı göster
onları çöpe atmak
gone crazy: durum değişimini anlatan go + sıfat yapısı
He's gone crazy ifadesinde He's, He has anlamına gelir ve gone, go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada go bir yere gitmeyi anlatmaz. go + sıfat yapısı yeni bir duruma girmeyi ifade eder; bu yüzden gone crazy bağlama göre mantıksız hâle gelmek, aşırı heyecanlanmak veya kontrolden çıkmak demektir. Bu sahnede konuşan kişi, onun davranışının çok mantıksız hâle geldiğini abartılı biçimde söylüyor; dikkatli bir tıbbi tanı koymuyor.
Alıştırma
Cümleyi go crazy ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The robot has ____.
Cevabı göster
gone crazy
He says he doesn't want any toys in this house that aren't him. Dilbilgisi
0:38Bu evde kendisinden başka oyuncak istemediğini söylüyor.
that aren't him: kapsamı sınırlayan bir ilgi cümleciği
That aren't him, any toys in this house ad öbeğindeki toys sözcüğünü niteleyen kısıtlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Buradaki that, “şu” anlamındaki bir işaret sözcüğü değil, ilgi zamiridir; hangi oyuncakları reddettiğini belirleyen bilgiyi başlatır. İfade bilinçli olarak tuhaftır; çünkü him bir kişiyi veya karakteri gösterirken öncül sözcük toys olur. Yine de dil bilgisi bakımından oyuncakların kapsamını kendisi olmayanlarla sınırlar.
Alıştırma
He doesn't want any toys in this house that aren't him cümlesinde that aren't him hangi ad öbeğinin kapsamını sınırlar?
- any toys in this house
- he
- this house
Cevabı göster
any toys in this house
He says he's the only one who can be special. Dilbilgisi
0:42Sadece kendisinin özel olabileceğini söylüyor.
the only one who can be special: diğer herkesi dışlamak
The only one who can be special, özel olmasına izin verilen veya özel olabilen tek kişi ya da karakter anlamına gelir. The only one dışlayıcılık oluşturur; who can be special ise one sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. the only one who can + fiil veya tamamlayıcı kalıbı, yalnızca bir kişiye ait beceri, izin, yeterlilik ya da olasılığı ifade edebilir. Bu cümlede özel olmak, başka hiç kimsenin paylaşamayacağı bir durum olarak sunulur.
Alıştırma
Başka hiç kimsenin yapamayacağını belirten beş sözcüklük hedef kalıbı kullanın: Maya is ____ solve this puzzle.
Cevabı göster
the only one who can
Kibar bir teslim ifadesi olarak There you go, sir.
There you go, bir şeyi birine verirken, onun için bir işi bitirirken veya isteğinin yerine getirildiğini gösterirken kullanılan yaygın bir konuşma ifadesidir. Burada işin tamamlandığını ya da istenen sonucun hazır olduğunu belirtir; bir yere gitme talimatı değildir. Sir, İngilizcede bir erkeğe yönelik kibar bir hitaptır. Bu cümlede teslim etme ifadesine hizmet ortamını andıran, özellikle resmî bir ton katar.
Alıştırma
Bir görevli müşteriye fişini az önce verdi. Söylenecek en doğal cümle hangisidir?
- You are going there, sir.
- Go there, sir.
- There you go, sir.
Cevabı göster
There you go, sir.
have been chucked: present perfect edilgen yapı
Have been chucked, have + been + past participle kalıbına sahiptir ve present perfect edilgen yapıyı oluşturur. Özne olan all the toys eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: oyuncaklar dışarı atılmış veya kaldırılmıştır. Burada chucked, bir şeyi atmak ya da elden çıkarmak anlamında gayriresmî bir sözdür. Bu yapı, eylemi tamamlanmış ve sonucu şu anda önemli olan bir durum olarak sunar. Mevcut sonuç, yani oyuncakların artık orada olmaması, eylemi yapan kişiden daha önemli olduğu için o kişi belirtilmez.
Alıştırma
Cümleyi chuck fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: All the old boxes ____.
Cevabı göster
have been chucked
How does it feel?: bir deneyimin nasıl hissettirdiğini sormak
How does it feel? bir deneyimin, sonucun veya durumun karşıdaki kişiye nasıl hissettirdiğini sorar. Bu cümlede it, Bay Monkeyjocks'ın istediğini elde ettikten sonraki bütün durumunu ifade eder; fiziksel bir nesneyi ifade etmez. Soru ayrıca onu bu sonucun gerçekten tatmin edici olup olmadığını düşünmeye yöneltir. Başka bağlamlarda aynı kalıp, yeni bir deneyim hakkında içtenlikle soru sormak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi soru, yeni bir deneyimin karşıdaki kişiye nasıl hissettirdiğini özellikle sorar?
- How does the jacket feel?
- How does it feel to lead the team for the first time?
- How do you feel today?
Cevabı göster
How does it feel to lead the team for the first time?
looks a bit bored: görünüşe dayalı yumuşatılmış bir yargı
Look + sıfat, bir kişiyi veya şeyi bir betimlemeye bağladığında görünmek anlamına gelir. Burada looks bored, yüz ifadesinin veya görülebilen davranışlarının sıkıldığını düşündürdüğü anlamındadır; look bir şeye bakmak anlamına gelmez. A bit sıfattan önce gelir ve yargıyı yumuşatır: a bit bored, bored kadar kesin değildir. Konuşan kişi onun duygularını doğrudan bildiğini iddia etmek yerine bir izlenimini aktarır.
Alıştırma
Look fiilinin doğru biçimini ve a bit ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: She ____ worried before the interview.
Cevabı göster
looks a bit
everything he wants: nesne görevindeki that ilgi sözcüğünün düşürülmesi
everything he wants ifadesinde he wants, everything sözcüğünü açıklayarak hangi şeylerin kastedildiğini gösterir. İfadenin tamamı onun istediği her şey anlamına gelir; he wants ikinci bir ana cümle değildir. İfade everything that he wants biçiminde genişletilebilir. İlgi sözcüğü that, wants fiilinin nesnesidir ve bu nedenle düşürülebilir. Bu yapı everything, something, anything ve benzeri sözcüklerden sonra yaygındır.
Alıştırma
“İhtiyacım olan her şey” anlamını doğal biçimde veren ifade hangisidir?
- everything I need it
- everything what I need
- everything I need
Cevabı göster
everything I need
he says he doesn't want everything he wants anymore. Dilbilgisi
1:06artık istediği her şeyi istemediğini söylüyor.
doesn't want ... anymore: sona ermiş bir geçmiş istek
Doesn't want ... anymore, daha önce var olan isteğin artık var olmadığını belirtir. Anymore, olumsuz biçim doesn't ile kullanılır ve genellikle cümleciğin sonuna yakın gelir. Burada everything he wants, want fiilinin nesnesidir. Karşıtlık, bu şeyleri daha önce istemesi fakat şimdi bu isteğin sona erdiğini söylemesidir.
Alıştırma
Geçmişteki bu alışkanlığın sona erdiğini göstermek için cümleyi tek sözcükle tamamlayın: I don't play that game ____.
Cevabı göster
anymore
Why ever not?: soruyu güçlendiren ever
Burada ever, geçmişte herhangi bir zamanda anlamına gelmez. Why sözcüğünden sonra soruyu güçlendirir: Konuşan kişi yalnızca bir neden sormaz, olumsuz cevabı şaşırtıcı veya anlaşılması zor bulduğunu da gösterir. Bu nedenle Why ever not? yaklaşık olarak “Bir insan neden hayır desin ki?” anlamına gelir ve Why not? ifadesinden daha dramatik bir etkiye sahiptir.
Alıştırma
why ever not? ifadesinde ever ne işe yarar?
- Soruyu daha resmî ve tarafsız yapar.
- Why sözcüğünü güçlendirir ve olumsuz cevaba şaşırıldığını gösterir.
- Olayın geçmişte herhangi bir zamanda gerçekleşip gerçekleşmediğini sorar.
Cevabı göster
Why sözcüğünü güçlendirir ve olumsuz cevaba şaşırıldığını gösterir.
Because when you have everything you want, Dilbilgisi
1:13Çünkü istediğin her şeye sahip olduğunda,
when you have everything you want: genel koşul bildiren when
Bu cümlede when, genel olarak doğru kabul edilen bir durumu anlatır: İnsanın istediği her şeye sahip olması. Sonraki yan cümle bu durumun tipik sonucunu verir: Nothing feels special anymore. Buradaki when, whenever veya “böyle bir durumda” anlamına yakındır. Belirli bir zamanı sormak yerine düşünceyi koşul ve ardından gelen sonuç biçiminde düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede when genel bir koşulu ve ardından bu koşulun olağan sonucunu sunar?
- When metal gets hot, it expands.
- When did the train arrive?
- Tell me when the train arrives.
Cevabı göster
When metal gets hot, it expands.
Nothing feels special anymore. — Sonucu bildiren kapanış cümlesi
Bu kısa cümle, hemen önceki açıklamanın sonucunu verir: Çok fazla şeye sahip olduktan sonra konuşan kişi artık hiçbir deneyimi ya da şeyi özel bulmaz. Anymore, bazı şeylerin eskiden özel gelebilirken şimdi öyle gelmediğini gösteren bir değişimi anlatır. Cümle nedenden sonra geldiği için neden-sonuç düşüncesini tamamlar ve onu bu bölümün ana mesajına dönüştürür. Yeni bir konu açmaz ve geçici bir ruh hâlini tek başına anlatmaz; bir sonuç bildirir.
Alıştırma
Nothing feels special anymore. cümlesinin hikâyenin bu bölümündeki temel görevi nedir?
- Konuşan kişinin istediği yeni bir nesneyi tanıtır.
- Başka bir kişiden hemen harekete geçmesini ister.
- Önceki nedeni özetleyip sonucu verir: özel olma hissi kaybolmuştur.
Cevabı göster
Önceki nedeni özetleyip sonucu verir: özel olma hissi kaybolmuştur.
you want a turn making someone else feel special? Kalıp ifadeler
1:27başka birini özel hissettirme sırasının sende olmasını mı istiyorsun?
a turn making someone else feel special: a turn + -ing ile sırada yapılacak işi belirtme
Burada turn, insanların sırayla hareket ettiği bir etkinlikte bir kişiye düşen fırsat anlamındadır; yön değiştirme anlamına gelmez. Bu nedenle a turn making someone else feel special, o sıra içinde başka birine kendini özel hissettirmek için elde edilen bir fırsattır. Kalıp a turn + -ing biçimidir. -ing bölümü, o sırada yapılan etkinliği belirtir; a turn choosing veya a turn leading örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. a ile başlayın ve turn sözcüğünü kullanın: Each child gets ____ choosing the next song.
Cevabı göster
a turn
Let's try this again: ortak bir etkinliği yeniden başlatmak
Let's try this again ifadesi, planlandığı gibi gitmeyen ortak bir etkinliği veya denemeyi yeniden başlatmayı önerir. Buradaki this, tek bir nesneyi değil, herkesin az önce yaptığı etkinliği veya süreci belirtir. Let's konuşan kişiyi de içerir ve yeniden başlamayı birlikte yapılacak bir şey olarak sunar. Let's try this again, bir grubu başka bir denemeye dostça yönlendirmenin bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubu ortak bir etkinliği tekrarlamaya dostça davet eder?
- Please try this again by yourself.
- Let's stop for today.
- Let's try this again.
Cevabı göster
Let's try this again.
I hope you make someone feel special. Dilbilgisi
1:50Umarım birinin kendini özel hissetmesini sağlarsın.
make someone feel special: make + kişi + fiilin yalın hâli
make + person + feel + adjective kalıbı, bir şeyin kişide belirli bir duygu oluşturduğu anlamına gelir. make someone feel special ifadesinde someone etkilenen kişidir; feel special ise kişinin kendini değerli veya önemsenmiş hissetmesi demektir. make bu ettirgen anlamda kullanıldığında sonraki fiil yalın hâlde kalır: make someone feel denir; make someone to feel veya make someone feels denmez. make me happy veya make them nervous örneklerinde olduğu gibi kişi ve duygu değiştirilebilir.
Alıştırma
made sözcüğünden sonra feel fiilinin doğru biçimini yazarak cümleyi tamamlayın: The coach's encouragement made Leo ____ confident.
Cevabı göster
feel