Peppa Pig'in Amerika Macerası | Peppa Pig Tüm Bölümler | Peppa Pig Resmi Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi Süper Patates’in altın biletini bulur ve bir filmde rol almak üzere Amerika’ya uçar. Hollywood’a devam etmeden önce New York’u ve ünlü simgelerini gezer; yoğun geçen günün ardından yolculuğun sonraki bölümü için dinlenir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the trip of a lifetime — Deyimler ve mecazi ifadeler. Bu tanıtım ifadesinin kelimenin tam anlamıyla ömür boyu süren bir geziyi değil, son derece ender, özel ve unutulmaz bir yolculuğu anlattığını anlayabilir; yarışma, turizm reklamı ve medya duyurularındaki coşkulu tonunu fark edebilirsiniz. 2. the city that never sleeps. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı. Bu sözün New York’un sürekli hareketliliğini anlatan ünlü lakabı olduğunu tanıyabilir ve hikâyenin ilerleyen bölümünde aynı ifadeye gönderme yapan uyku şakalarını anlayabilirsiniz. 3. I'm afraid not. — Konuşma edimbilimi ve tutum. Bir isteği geri çevirirken veya bir şeyin mümkün olmadığını söylerken olumsuz cevabı yumuşatmak, aynı zamanda nazik ve karşı tarafı gözeten bir ton korumak için bu kısa yanıtı kullanmayı öğrenebilirsiniz.
Bu derste
to star in my new film Vegetables in Space. Kelime
0:10ve yeni filmim Uzaydaki Sebzeler'de rol alın.
Bir yarışmaya katılım çağrısı olarak Win a trip to Hollywood
Win a trip to Hollywood, yarışma ve tanıtımlarda başlık olarak kullanılan bir emir cümlesidir. Dikkat çekmek için ödülü başa koyar ve izleyiciyi bu ödülü kazanma şansı için katılmaya çağırır. You öznesi örtüktür. Buradaki Win, birinin ödülü zaten kazandığı anlamına gelmez; “bu ödülü kazanma şansı için katılın” demektir.
Alıştırma
Yarışma başlığını Win a trip to + yer kalıbıyla tamamlayın: ____ Rome!
Cevabı göster
Win a trip to
star in my new film: fiil olarak star
star in my new film ifadesinde star, “başrolü veya önemli bir rolü oynamak” anlamına gelen bir fiildir. star in + film, program, oyun veya başka bir eser yapısı, birinin rol aldığı yapımı belirtir. Burada my new film eserdir ve Vegetables in Space onun adıdır. Bu nedenle star, filmde rol almayı anlatır; gökyüzündeki parlak bir nesneyi veya ünlü bir oyuncuyu belirten isim değildir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın bir filmde başrol oynayacağını açıkça belirtir?
- Maya will act in a new film.
- Maya will star in a new film.
- Maya will review a new film.
Cevabı göster
Maya will star in a new film.
the trip of a lifetime: son derece özel bir yolculuk
“The trip of a lifetime” ifadesi, son derece özel ve unutulmaz, belki de bir daha fırsatı gelmeyecek bir yolculuk anlamına gelir. “Of a lifetime” güçlü bir övgü katar; yolculuğun ömür boyu süreceği anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, ödülün heyecan verici ve çok nadir görünmesini sağlar. “The ... of a lifetime” kalıbı, bir deneyimi veya fırsatı kişinin hayatındaki en iyi ya da en önemli şeylerden biri olarak da sunabilir.
Alıştırma
Tanıtım dilinde “the trip of a lifetime” en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir insanın tüm hayatı boyunca süren bir yolculuk
- Son derece özel, belki de hayatta bir kez yapılabilecek bir yolculuk
- Canlıları incelemek için yapılan bir gezi
Cevabı göster
Son derece özel, belki de hayatta bir kez yapılabilecek bir yolculuk
Mummy, can we find Super Potato's golden ticket, please?
0:25Anne, Süper Patates'in altın biletini arayabilir miyiz, lütfen?
Well, there's only one ticket in the whole world, Dilbilgisi
0:30Şey, tüm dünyada sadece bir bilet var,
so we'd have to be very lucky to find it. Dilbilgisi
0:33bu yüzden onu bulmak için çok şanslı olmamız gerekir.
there's only one ... in the whole world: aşırı nadirliği vurgulamak
“There’s only one ticket in the whole world” cümlesi, bileti tanıtmak ve ondan yalnızca bir tane bulunduğunu belirtmek için there is varlık yapısını kullanır. “Only one” sayıyı birle sınırlar; “in the whole world” ise karşılaştırma alanını olabildiğince genişletir. Bu parçalar birlikte yalnızca sayı bildirmez; aşırı nadirliği vurgular ve bileti bulmanın çok zor olacağını ima eder. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: There is only one + tekil isim + in the whole + yer veya grup.
Alıştırma
Bütün kasabada bu türden tam olarak bir fırın bulunduğunu doğal biçimde vurgulayan cümle hangisidir?
- There is only one bakery like this in the whole town.
- There is at least one bakery like this in the whole town.
- There are only a few bakeries like this in the whole town.
Cevabı göster
There is only one bakery like this in the whole town.
we'd have to be very lucky: would ile çıkarılan gereklilik
we'd have to be very lucky ifadesindeki we'd, we would'un kısaltmasıdır. Yapı would have to + fiilin yalın hâli şeklindedir; lucky bir sıfat olduğu için yalın fiil olarak be kullanılır: would have to be lucky. Would have to, hayal edilen veya kesin olmayan bir durumda bir şeyin gerekli olduğunu gösterir. Yalnızca bir bilet bulunduğu için onu bulmanın gerekli koşulu son derece şanslı olmakmış gibi düşünülür; bu, gelecekle ilgili basit bir tahmin değildir.
Alıştırma
Cümleyi would have to yapısıyla tamamlayın: With thousands of entries, we ____ very lucky to win.
Cevabı göster
would have to be
it means we're going to America: bir ipucunu sonuca dönüştürmek
Burada it, az önce yapılan keşfi belirtir ve means bundan çıkarılan sonucu, yani Amerika'ya gideceklerini bildirir. Mean yalnızca bir kelimenin tanımını açıklamak için kullanılmaz; bir olayın, işaretin veya gerçeğin ne gösterdiğini de anlatabilir. Önceden verilen açık bir ipucu bir sonuca götürdüğünde It means + yan cümle yapısını kullanın. Means sonrasındaki yan cümle bu sonucu belirtir.
Alıştırma
Tabeladan çıkarılan sonucu belirtmek için cümleyi It means ile tamamlayın: The sign says CLOSED. ____ the shop is closed.
Cevabı göster
It means
This is your captain speaking: anonsta konuşmacıyı tanıtma
This is your captain speaking, konuşmacının telefon, dahili iletişim sistemi veya genel anons sistemi üzerinden duyulduğu durumlarda kullanılan kalıplaşmış bir açılıştır. This is + ad veya görev + speaking yapısı o anda kimin konuştuğunu belirtir. Buradaki your captain, dinleyicilerin bulunduğu uçuştan sorumlu kaptan demektir. Bir sahiplik ilişkisi anlatmaz; tüm cümle de yüz yüze yapılan sıradan bir tanışma cümlesi değildir.
Alıştırma
Bir tren makinisti yolculara anons yapmaya başlıyor. En doğal açılış hangisidir?
- This is your driver speaking.
- I am your driver speak.
- This your driver is speaking.
Cevabı göster
This is your driver speaking.
We'll soon be arriving: ulaşım anonslarında gelecek zamanın sürmekte olan yapısı
We'll soon be arriving, will be + fiil-ing biçimindeki gelecek zamanın sürmekte olan yapısını kullanır. Bu cümlede varış, yolculuğun sırada beklenen aşaması olarak sunulur; soon ise bu aşamanın yakın olduğunu gösterir. Bu yapı, olayı ilerleyen bir programın parçası olarak sunduğu için sakin ulaşım anonslarında yaygındır. We'll arrive soon da doğrudur; ancak be arriving gereksiz veya anlamsız değildir.
Alıştırma
Ulaşım anonsunu arrive fiilinin gelecekte sürmekte olan biçimiyle tamamlayın: We'll soon ____ at Central Station.
Cevabı göster
be arriving
know where it is: gömülü soruda düz cümle söz dizimi
know where it is içindeki where it is, birinin bilebileceği konum bilgisini ifade eden gömülü bir sorudur. Bu yan cümlede düz cümle sırası kullanılır: where + özne + fiil; bu yüzden is it değil, it is denir. Cümlenin tamamı zaten Does anyone know ...? ile soru hâline gelir. Bu nedenle gömülü cümlede yeniden özne-fiil devrikliği yapılmaz. tell me ve remember gibi ifadelerden sonra da aynı kalıp kullanılır.
Alıştırma
Gömülü soruyu tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: Do you know ____? (where / the bus stop / is)
Cevabı göster
where the bus stop is
I've never been before: önceki deneyimin olmadığını anlatan present perfect
I've never been before, present perfect yapısını, yani have + geçmiş zaman ortacını have been biçiminde kullanarak konuşanın şimdiye kadar bağlamdan anlaşılan yeri ziyaret etme veya orada bulunma deneyimi olmadığını söyler. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır; never ise bu deneyimi olumsuz yapar. Dinleyenler hangi yerin kastedildiğini biliyorsa yer söylenmeyebilir. Before, daha önceki herhangi bir zamanda anlamına gelir ve önceki bir deneyimin bulunmadığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi never ve be fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: I've ____ there before.
Cevabı göster
never been
You can't miss it: görülmesi veya bulunması kolay
Yol tarif ederken You can't miss it, bir yerin veya nesnenin görülmesi ya da bulunması o kadar kolaydır ki dinleyenin onu gözden kaçırması pek olası değildir, anlamına gelir. Burada dinleyene Amerika'nın yukarıdan açıkça görüleceği konusunda güven verir. Bu, kendinden emin bir öngörüdür; emir değildir. Kalıp, net bir görsel ipucundan sonra tekrar kullanılabilir: önce belirgin noktayı tarif edin, ardından You can't miss it deyin.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, dev bir kırmızı tabelası olan dükkânı nasıl bulacağını soruyor. Hangi yanıt dükkânın kolayca görüleceğini ifade eder?
- You can't lose it.
- You can't miss it.
- Don't miss it.
Cevabı göster
You can't miss it.
Yes, ma'am: bir kadına yönelik saygılı yanıt
Yes, ma'am, olumlu bir yanıt olan yes ile bir kadına yönelik saygılı hitap biçimi ma'am sözünü birleştirir. Yalnızca evet demekten fazlasını ifade eder; dinleyene karşı nezaket, hürmet veya resmî bir hizmet tutumu gösterebilir.
Alıştırma
Durumu değerlendirin: Resmî bir hizmet ortamında çalışan bir kadına doğal biçimde Yes, ma'am. diye yanıt verebilir.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun
Jolly good: Britanya İngilizcesinde biraz eski moda bir onay
Bu cümlede Jolly good, onay veya memnuniyet bildiren Britanya İngilizcesine özgü bir ifadedir: Konuşan kişi söylenen ya da yapılan şeyden memnundur. Burada jolly, good sözcüğünü güçlendirir. İfadenin tamamında bilinçli olarak geleneksel ve biraz eski moda bir hava vardır; bu nedenle belirgin biçimde Britanyalı bir karakter sesi de yaratabilir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Sıradan günümüz konuşmalarında Jolly good, belirli bir bölgesel veya eski moda havası olmayan tarafsız bir övgüdür.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
coming in to land: iniş için yaklaşmak
Coming in to land, yere temas etmeden önce iniş alanına doğru ilerleyip son yaklaşmaya başlamak demektir. We're coming in to land cümlesinde hareket zaten başlamıştır, yani iniş yakındır. Yapı come in + to land şeklindedir. In, come ile birlikte kullanılır ve iniş alanına doğru hareketi gösterir; to land ise amaçlanan eylemi belirten bir mastardır. Bu yüzden burada in to iki ayrı sözcük olarak yazılır, into olarak değil.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The passenger jet is ____ on the main runway.
Cevabı göster
coming in to land
at your service: nazikçe yardım teklif etme
At your service, “yardım etmeye hazır ve istekli” anlamına gelen kalıplaşmış ve nazik bir ifadedir. Burada konuşanın adından sonra gelerek hem kısa bir tanıtım hem de yardım teklifi işlevi görür. at sözcüğünü burada konum bildiren gerçek anlamıyla yorumlamayın. Yeniden kullanılabilen kalıp ad veya rol + at your service şeklindedir.
Alıştırma
“Yardım etmeye hazır” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle eğlenceli tanıtımı tamamlayın: Detective Maya, ____.
Cevabı göster
at your service
Hop in: bir araca binmek için samimi davet
Hop in, “araca bin” veya “içeri gel” demenin samimi, canlı ve neşeli bir yoludur. Bu cümlede birini otomobile binmeye davet eder. Hop gerçek anlamıyla “zıplamak” olabilir, ancak bu ifade normalde gerçekten zıplanmasını istemez. in parçacığı dışarıdan aracın içine doğru hareketi gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşın otomobilin kapısını açıyor. Samimi daveti doğru parçacıkla tamamlayın: Hop ____.
Cevabı göster
in
give you the tour: birine etrafı gezdirmek
give you the tour ifadesinde give, sunmak anlamına gelir; tour ise bir yeri rehber eşliğinde gezmedir. İfadenin tamamı sana etrafı gösterip yeri tanıtmak demektir; bir yolculuğu nesne gibi vermek değildir. Aktarılabilir kalıp give + kişi + a/the tour şeklindedir. Geziden ilk kez söz ederken a tour, iki tarafın da beklediği veya bildiği gezi için the tour kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi give + kişi + a tour of + yer kalıbıyla tamamlayın: I'll ____ the new library.
Cevabı göster
give Maya a tour of
the city that never sleeps: New York’un lakabı
the city that never sleeps, New York şehrinin iyi bilinen bir lakabıdır. Şehri, hiç yatağa gitmeyen bir insanmış gibi kişileştirir. Bu lakap, New York’un günün her saatinde canlı ve hareketli göründüğünü anlatır; şehrin veya sakinlerinin gerçekten sonsuza kadar uyanık kaldığını söylemez. never sleeps sözünü gerçek anlamıyla yorumlamak bu yüzden uyku hakkında bir şaka oluşturabilir.
Alıştırma
the city that never sleeps lakabı New York hakkında ne anlatır?
- Şehirde hiç kimsenin uyuması gerekmez.
- Günün her saatinde canlı ve hareketlidir.
- Her bina bütün gece açık kalır.
Cevabı göster
Günün her saatinde canlı ve hareketlidir.
First stop of the tour: gezi programındaki ilk yeri belirtme
First stop of the tour, ziyaret edilecek ilk yeri belirten, rehber anlatımına özgü kısa bir duyurudur. Önce sırayı, ardından yerin adını vererek güzergâhı düzenler: the Empire State Building. Buradaki stop, durma eylemi değil, bir yolculukta veya turda ziyaret edilen durak ya da yer anlamında bir isimdir. Aynı kalıp, sonraki yerleri next stop veya final stop ile tanıtabilir.
Alıştırma
Rehberin duyurusunu, derste geçen ve ziyaret edilen ilk yeri belirten tam ifadeyle tamamlayın: ____, the science museum.
Cevabı göster
First stop of the tour
the Empire State Building: New York’taki bir simge yapının adı
The Empire State Building, New York şehrindeki ünlü bir gökdelenin ve simge yapının özel adıdır. Bu tur duyurusunda ziyaret edilen ilk yeri belirtir. İfadenin tamamını tek bir bina adı olarak düşünün. Buradaki State Building, eyalet yönetimine ait bir bina için kullanılan genel bir terim değildir ve geleneksel İngilizce adın başında normalde the bulunur.
Alıştırma
Tur duyurusunda the Empire State Building neyi ifade eder?
- New York şehrindeki ünlü bir gökdelen ve simge yapı
- New York eyaletinin tamamının adı
- Herhangi bir eyalet yönetimi binasının genel adı
Cevabı göster
New York şehrindeki ünlü bir gökdelen ve simge yapı
Gündelik olumlu cevap olarak For sure.
For sure. rahat ve kendinden emin bir şekilde evet demenin gündelik bir yoludur. Burada bir isteğe cevap verdiği için “Tabii ki yapabilirsin” veya “Sorun değil” anlamına gelir; “emin olmak amacıyla” demek değildir. Başka bir bağlamda for sure, bir gerçeği veya planı doğrularken “kesinlikle” anlamına gelebilir. Bir isteğin kabul mü edildiğini yoksa kesinlik mi belirtildiğini soru ve durum gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Can I charge my phone here?” diye soruyor. Hangi cevap rahat ve kendinden emin bir evet bildirir?
- For a sure.
- To make sure.
- For sure.
Cevabı göster
For sure.
Asansör yön anonsu olarak Going up.
Going up. asansörde kullanılan kısa bir yön anonsudur. Asansörün daha yüksek bir kata doğru hareket ettiğini veya etmek üzere olduğunu bildirir. Durum özneyi ve be fiilinin biçimini açıkça gösterdiği için bunlar söylenmez. Konuşana göre tam düşünce The lift is going up veya We're going up olabilir.
Alıştırma
Yukarı çıkan bir asansörün standart anonsunu tamamlayın: ____.
Cevabı göster
Going up
Just the important ones. ile hafife alır gibi yapılan şaka
Burada Just the important ones., konuşanın bütün işleri yapıp yapmadığı sorusuna verilen kısa bir yanıttır. Ones daha önce geçen çoğul jobs adının yerini tutar; just ise yanıtı önemli işlerle sınırlar. Mizah, alçakgönüllü gibi duyulan just ile konuşanın yaptığı işlerin önemli işler olduğu yönündeki kendinden emin iddia arasındaki karşıtlıktan doğar. Konuşan görevlerini ciddi biçimde sıralamak yerine, kendini en önemli işlerle ilgilenen kişi olarak şakacı bir şekilde gösterir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız "Do you handle every task?" diye soruyor. Ayrıntılı bir liste vermeden temel işlerle ilgilendiğinizi şakacı biçimde anlatan yanıt hangisidir?
- I will prepare a full written list.
- Just the important ones.
- All of them, without exception.
Cevabı göster
Just the important ones.
heights: yükseklik ölçüleri değil, yüksek yerler
does not like heights ifadesinde heights, yüksek yerler veya yerden çok yüksekte bulunma deneyimi anlamına gelir. Birden fazla sayısal yükseklik ölçüsünü ifade etmez. Bu çoğul ad, not like heights ve be afraid of heights gibi rahatsızlık veya korkuyu genel olarak anlatan ifadelerde yaygın biçimde kullanılır. Burada Baba Pig'in yüksek bir yerdeyken huzursuz olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Yüksek yerlerden korkmayı anlatan yaygın ifadeyi tamamlayın: I am afraid of ____.
Cevabı göster
heights
there's so much to see: görülecek çok şey var
There's so much to see, görülebilecek pek çok ilginç şey bulunduğunu anlatır. There's bir şeyin varlığını bildirir; so much ise miktarın çok olduğunu gösterir. Burada to see, so much ifadesinin içeriğini açıklar: bunlar görülebilecek şeylerdir. We came here to see the view. cümlesindeki gibi konuşanın amacını belirtmez.
Alıştırma
Görülecek çok şey sunduğu için bir müzeyi tavsiye ediyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?
- There are many visitors in this museum.
- We came to this museum to see one painting.
- There's so much to see in this museum.
Cevabı göster
There's so much to see in this museum.
With this telescope, you can see even more. Dilbilgisi
2:42Bu teleskopla daha fazlasını görebilirsin.
With this telescope: araç bildiren with
With this telescope ifadesinde with, ana cümledeki eylem için kullanılan aracı tanıtır. Baştaki ifade using this telescope anlamına gelir ve daha fazlasını nasıl görebileceğinizi açıklar. With, birlikte olma anlamına da gelebilir, ancak burada öyle değildir. Ardından bir araç adı gelir ve cümle o araçla yapılan bir eylemi anlatırsa with aracı veya yöntemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi aracı tanıtan tek sözcüklük edatla tamamlayın: You can open the box ____ a key.
Cevabı göster
with
Bir simge yapının özel adı olarak the Statue of Liberty
the Statue of Liberty, New York Limanı'ndaki ünlü yeşil anıtın özel adıdır. Bu cümlede söz öbeğinin tamamı bu simge yapıyı belirtir; Liberty adın bir parçasıdır, liberty sözcüğünün “özgürlük” anlamındaki sıradan ve bağımsız kullanımı değildir. Heykeldeki figür havaya kaldırılmış bir meşale tutar. Bu yüzden bir çocuk onu elinde dondurmaya benzeyen bir şey tutan büyük, yeşil bir kadın olarak betimleyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede the Statue of Liberty neyi ifade ediyor?
- Özgürlüğü temsil eden herhangi bir heykel
- Adı Liberty olan bir kadın
- New York'taki ünlü bir anıt
Cevabı göster
New York'taki ünlü bir anıt
Come on, people. ile bir grubu harekete geçirmek
Come on, people. bir grubu bir eyleme başlamaya veya eylemi sürdürmeye teşvik eden gündelik bir ifadedir. Buradaki come on, “haydi gidelim” veya “acele edin” gibi bir anlam taşır; herkesten kelimenin tam anlamıyla konuşana doğru gelmesini istemez. people, grubun tamamına doğrudan seslenir. Söyleyiş tonuna göre cümle canlı ve teşvik edici ya da sabırsız ve buyurgan duyulabilir.
Alıştırma
Bir tur rehberi grubun yürümeye devam etmesini istiyor. Hangi cümle herkesi hareket etmeye en iyi şekilde teşvik eder?
- Come on, people.
- Some people are coming.
- Come over here, everyone.
Cevabı göster
Come on, people.
got to get moving: acilen yola çıkma gereği
Bu cümlede got to, “zorunda olmak” veya “gerekmek” anlamındadır. Gereklilik belirtmenin çok gündelik bir yoludur; got burada “aldı” anlamına gelmez. Get moving, “harekete geçmek” demektir ve bu durumda “yola çıkmak, ayrılmak” anlamını taşır. We got to get moving bütünüyle grubun acilen şimdi ayrılması gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Trenin kapıları birazdan kapanacak. Grubun şimdi ayrılmaya başlaması gerektiğini anlatan gündelik cümle hangisidir?
- We get to choose our seats.
- We got to get moving.
- We got moving yesterday.
Cevabı göster
We got to get moving.
Going already?: beklenenden erken ayrılmaya şaşırma
Going already? konuşmada kullanılan kısaltılmış bir sorudur. Bu sahnedeki tam biçimi Are we going already? şeklindedir. Özne ve are, durumdan anlaşılabildiği için atılmıştır. Bu tür bir soruda already, “bu kadar çabuk” veya “beklenenden erken” anlamındadır. Yalnızca ayrılmanın başladığını tarafsızca sormaz; şimdi ayrılınmasına şaşırıldığını gösterir.
Alıştırma
Arkadaşınız bir parti başladıktan on dakika sonra eşyalarını toplamaya başlıyor. Hangi soru arkadaşınızın beklenenden erken ayrılmasına şaşırdığınızı gösterir?
- Are you leaving yet?
- Do you leave early?
- Are you leaving already?
Cevabı göster
Are you leaving already?
Like we say in New York: yerel bir deyişi tanıtmak
Like we say in New York, sonraki sözleri New York ile ilişkilendirilen bilinen bir deyiş olarak çerçeveler. Dinleyiciye devamında söylenecekleri nasıl yorumlaması gerektiğini bildirir; deyişin kendisi bu bölüm değildir. Burada like, we say in New York yan cümlesini gayriresmî as anlamına yakın, yani “dediğimiz gibi” anlamıyla başlatır. “Sevmek” anlamındaki like fiili değildir. Tekrar kullanılabilen Like we say in/at..., ... kalıbı, bilinen bir sözü bir yere veya gruba bağlayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Like we say in New York ne işe yarar?
- Konuşmanın New York'ta gerçekleştiğini bildirir.
- Belirli bir yerle bağlantılı bir deyişi tanıtır.
- Konuşanın New York'u sevdiğini söyler.
Cevabı göster
Belirli bir yerle bağlantılı bir deyişi tanıtır.
if you ain't moving...: ilerleme eksikliğini anlatan standart dışı konuşma
if yan cümlesi bir koşul belirler: hareket etmeden veya eyleme geçmeden bir hedefe varmak ya da ilerlemek mümkün değildir. Atasözü havasındaki bu cümlede moving ve going nowhere gerçek anlamda hareket olarak anlaşılabilir, ancak birlikte ilerlemek için eyleme geçmeyi de öğütler. Burada ain't, aren't yerine kullanılan son derece samimi ve standart dışı bir olumsuz biçimdir. Ain't going nowhere olumsuzluk uyumu kullanır: birçok standart dışı lehçede ain't ve nowhere tek bir olumsuz anlamı pekiştirir; birbirini iptal etmez. Standart karşılığı If you aren't moving, you aren't going anywhere. şeklindedir.
Alıştırma
Yargılayın: Resmî bir kompozisyonda “If you ain't moving, you ain't going nowhere.” cümlesini standart İngilizce olarak kullanmak uygundur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Times Square: New York’taki bir yer adı
Times Square, parlak elektronik tabelalarıyla tanınan New York şehrindeki ünlü bir ticaret ve eğlence bölgesinin özel adıdır. Bu bilgi, oraya yapılan bir ziyarette neden ışıklardan, reklamlardan ve film afişlerinden söz edilebileceğini açıklar. Burada Square, yer adının bir parçasıdır. Yalnızca kare adlı geometrik şekil olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Bu altyazıda Times Square neyi ifade ediyor?
- New York şehrindeki ünlü bir ticaret ve eğlence bölgesi
- Birden fazla zaman dilimi anlamına gelen sıradan bir ifade
- Zamanı ölçmek için kullanılan geometrik bir kare
Cevabı göster
New York şehrindeki ünlü bir ticaret ve eğlence bölgesi
There must be a million: güçlü çıkarım ve abartı
There must be a million light bulbs here cümlesinde there bir şeyin var olduğu düşüncesini sunarken, must be konuşanın gördüklerine dayanarak güçlü bir çıkarım yaptığını gösterir. Buradaki must, konuşanın neredeyse emin olduğu anlamına gelir; zorunluluk bildirmez. Bu ünlemde a million abartılı bir tahmindir. Önemli olan sayının son derece büyük görünmesidir; konuşanın tam olarak 1.000.000 ampul saymış olması değildir.
Alıştırma
Güçlü bir çıkarım belirtmek için dersteki iki kelimelik yapıyı kullanın: After seeing her overflowing inbox, Maya says, 'There ____ a million messages here!'
Cevabı göster
must be
It's the most light-bulbiest square in all the world. Kelime
3:21Burası tüm dünyada en çok ampul olan meydan.
Şakacı biçimde türetilmiş light-bulbiest üstünlük biçimi
light-bulbiest, light bulb ifadesinden türetilmiş ve üstünlük derecesi biçimine sokulmuş, şakacı bir sıfattır. Burada kabaca “başka her yerden daha fazla ampul ve ışıkla dolu” anlamına gelir; sözlükte yer alan standart bir sözcük değildir. Bu ifade hem most sözcüğünü hem de -iest ekini kullanır. Standart İngilizcede üstünlük derecesi genellikle yalnızca bir kez işaretlenir; burada bilinçli olarak iki kez işaretlenmesi övgüyü çocuksu ve abartılı kılar. Böyle tek seferlik bir sözcükle karşılaştığınızda, amaçlanan anlamı tanıdık parçalarından ve bağlamdan çıkarın.
Alıştırma
light-bulbiest bu cümlede ne işe yarıyor?
- Dev bir ampulün çevresine kurulmuş halka açık bir meydanın standart adıdır.
- Meydanda yalnızca bir çalışan ampul olduğunu söyler.
- Meydanda olağanüstü sayıda ışık bulunduğunu şakacı biçimde anlatır.
Cevabı göster
Meydanda olağanüstü sayıda ışık bulunduğunu şakacı biçimde anlatır.
Tanıtım amaçlı çıkış duyurusu Coming soon
Fragmanlarda, afişlerde ve reklamlarda Coming soon kısa bir yayın veya çıkış duyurusudur: film ya da başka bir şey yakın gelecekte erişilebilir olacaktır. Tam özne ve fiilin söylenmediği bir başlık parçası gibi kullanılır. Başa getirildiğinde, ardından gelen tüm bilgilere bir zaman çerçevesi verir; burada ardından yeni film ve filmin adı gelir. Bir kişinin fiziksel olarak konuşana doğru hareket ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
“Yakın gelecekte yayımlanacak veya erişime açılacak” anlamındaki standart iki sözcüklü tanıtım etiketini tamamlayın: ____: a new nature series for families.
Cevabı göster
Coming soon
we're going to be in: bir filmde rol almak
Bu film bağlamında be in a movie, oyuncu olarak yer almak veya ekranda görünmek demektir. Fiziksel olarak bir nesnenin içinde olmak demek değildir. we're going to be in yan cümlesi the movie ifadesini niteler. in edatının nesnesi daha önce gelen the movie olduğu için in sonda kalır: we're going to be in the movie.
Alıştırma
'We're going to be in that movie' burada ne anlama geliyor?
- Sinema binasının içine gireceğiz.
- Filmde görüneceğiz.
- Filmi izleyeceğiz.
Cevabı göster
Filmde görüneceğiz.
Well then: yeni bilgiden sonraki adıma geçmek
Well then, konuşmada kullanılan bir söylem belirtecidir. Az önce söylenen bilgiyi karşılar ve konuşmacının buna dayanarak bir sonuç, karar ya da sonraki adımı söyleyeceğini gösterir. Burada in that case veya since that is so gibi işler. Well sağlık durumunu anlatmaz ve bir şeyin iyi yapıldığını da söylemez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız 'Everyone is ready.' diyor. Hangi yanıt Well then ifadesini sonraki adıma geçmek için doğal biçimde kullanır?
- By the way, let's begin.
- Well then, let's begin.
- For example, let's begin.
Cevabı göster
Well then, let's begin.
better get straight to Hollywood: doğrudan gitmeye yönelik güçlü öğüt
Buradaki better, konuşma dilindeki gayriresmî you better + fiilin yalın hâli kalıbında had better yapısından gelir. Nötr bir öneriden farklı olarak güçlü bir öğüt verir ve hemen harekete geçmeye yöneltir. Get straight to Hollywood, durmadan veya önce başka bir şey yapmadan doğrudan Hollywood'a gitmek demektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıplar you better + fiilin yalın hâli ve get straight to + yer şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, doğrudan gitmeye yönelik güçlü bir sözlü öneri oluşturacak ifadelerle tamamlayın: The doors close in five minutes, so you ____ get ____ the theater now.
Cevabı göster
better · straight to
take us: bizi bir yere götürmek veya bize eşlik etmek
Bu yolculuk sorusunda take us, bizi hedefe götürmek, araçla bırakmak veya bize eşlik etmek demektir. Bizi kucağa alıp taşımak anlamına gelmez. Yaygın kalıp take + kişi + to + yer şeklindedir. İki kişi hangi yerden söz edildiğini zaten biliyorsa Can you take us? cümlesinde hedef söylenmeyebilir.
Alıştırma
Can you take us to the airport? cümlesinde take us ne anlama gelir?
- Çantalarımızı alıp götürmek
- Bizi kucağa alıp taşımak
- Bizi havaalanına götürmek veya bize eşlik etmek
Cevabı göster
Bizi havaalanına götürmek veya bize eşlik etmek
I'm afraid not.: kibar bir olumsuz cevap
I'm afraid not., hayır demenin veya bir şeyin mümkün olmadığını belirtmenin kibar ve yumuşatılmış bir yoludur. Buradaki afraid, konuşanın gerçekten korktuğu anlamına gelmez. I'm afraid + olumsuz cevap yapısı, konuşanın cevabın karşısındaki kişiyi hayal kırıklığına uğratabileceğini bildiğini gösterir. İstek ya da evet-hayır sorusu zaten açıksa tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
I'm afraid not. bu konuşmada ne işe yarıyor?
- Konuşanın korktuğunu söyler.
- Kibarca olumsuz cevap verir.
- Konuşanın daha sonra karar vereceği anlamına gelir.
Cevabı göster
Kibarca olumsuz cevap verir.
But I have just the thing to get you there. Kalıp ifadeler
3:47Ama sizi oraya götürecek tam da uygun bir şeyim var.
just the thing to get you there: bir yere ulaşmak için doğru çözüm
Just the thing, belirli bir ihtiyaca tam olarak uygun nesne veya çözüm anlamına gelir. to get you there içindeki to ile kurulan mastar, o şeyin hangi işi yapmak için uygun olduğunu açıklar. get you there ifadesinde get, sizi elde etmek değil, o yere ulaşmanızı sağlamak veya ulaşmanıza yardım etmek anlamındadır. Yeniden kullanılabilen just the thing to + fiil kalıbı, bir şeyi belirli bir görevi tamamlamak için özellikle uygun bir seçenek olarak sunar.
Alıştırma
“Tam olarak uygun şey” anlamındaki derste geçen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This small brush is ____ to clean the narrow gap.
Cevabı göster
just the thing
motorhome ve house on wheels
Motorhome, sürülebilen ve içinde yaşamak veya uyumak için alan bulunan bir araçtır. Sıradan bir otomobilden ibaret değildir. Bu cümlede house on wheels, motorhome sözcüğünü basit ve gözde canlanan bir şekilde açıklar: araç, hareket edebilen küçük bir ev gibidir. Bu bir benzetmedir; gerçek bir ev anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede house on wheels neyi açıklıyor?
- Başka bir yere taşınmış kalıcı bir ev
- Yaşam alanı olmayan sıradan bir otomobil
- Yaşamak veya uyumak için alanı bulunan bir araç
Cevabı göster
Yaşamak veya uyumak için alanı bulunan bir araç
Dolaylı ret olarak I'm just so busy
Bir davetin ardından söylenen I'm just so busy, yalnızca yoğun bir programı anlatmaz. Daveti kabul etmeme gerekçesi sunar ve karşı tarafın “gelemem” anlamını çıkarmasını sağlar. Bu dolaylılık, reddi doğrudan no demekten daha yumuşak hâle getirir. Burada so, busy sözcüğünü güçlendirirken just, yoğunluğu o andaki açıklama olarak sunar. Cümle tek başına her zaman ret anlamına gelmez; bu işlev davet bağlamından doğar.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Biri sizi bir etkinliğe davet ettikten sonra "I'm just so busy" demek, daveti kabul etmediğiniz anlamını dolaylı olarak verebilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
You all have a great time: bir gruba yönelik veda dileği
You all, konuşanın grubun tamamına seslendiğini gösterir. Have a great time, bir etkinlikte, gezide veya yolculukta iyi vakit geçirmelerini dilemek anlamına gelir. Cümle emir biçimindedir, ancak burada bir emir değil, vedalaşırken söylenen dostça bir dilektir. Daha tam biçimi I hope you all have a great time. şeklindedir.
Alıştırma
“You all have a great time.” hangi durumda en doğal sözdür?
- Bir gruba hemen mutlu olmalarını emrettiğinizde.
- Bir kişiye dün bir etkinlikte eğlendiğinizi anlattığınızda.
- Bir grup eğlenceli bir etkinliğe giderken onlara iyi vakit geçirmelerini dilediğinizde.
Cevabı göster
Bir grup eğlenceli bir etkinliğe giderken onlara iyi vakit geçirmelerini dilediğinizde.
Çok yorgun anlamındaki tired out
I'm tired out ifadesinde tired out, çok yorgun veya bitkin olmak anlamına gelir. Buradaki out dışarıda demek değildir; enerjinin neredeyse tamamının kullanılmış olduğu sonucu vurgular. Bu ifade, iş, yolculuk, egzersiz veya başka yorucu bir etkinlikten sonra tired tek başına yeterince güçlü gelmediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın mobilyaları taşıdıktan sonra çok yorulduğunu anlatır?
- After moving the furniture, Maya was a little tired.
- After moving the furniture, Maya was outside.
- After moving the furniture, Maya was tired out.
Cevabı göster
After moving the furniture, Maya was tired out.
For a city that never sleeps ... very sleepy: karşıtlık kurmak
Baştaki For a city that never sleeps ifadesi, dinleyicinin sonucu böyle bir şehirden normalde beklenenlerle karşılaştırmasını sağlar. New York'un lakabını hatırlatır ve sürekli enerji beklentisi yaratır. Ana cümle bu beklentiyi tersine çevirir: hiç uyumayan şehir, konuşan kişiyi uykulu hâle getirmiştir. Sleep fikrinin zıt yönlerde tekrarlanması, sonu önceki açıklamaya bağlar ve hafif bir şaka yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede mizahı oluşturan ve cümleyi New York'un önceki tanımına bağlayan nedir?
- never sleeps ile konuşan kişinin sleepy olmasını karşılaştırır.
- Konuşan kişinin bütün gezi boyunca uyuduğunu açıklar.
- New York'un diğer şehirlerden daha erken kapandığını iddia eder.
Cevabı göster
never sleeps ile konuşan kişinin sleepy olmasını karşılaştırır.
It has been a very busy day: bir dönemi bugünden özetlemek
It has been a very busy day, has been biçimindeki present perfect yapısını kullanarak bugünden geriye bakar ve şu ana kadar yaşanan günü özetler. Gün, şimdiki zamanla ve şimdiki sonucuyla bağlantılı görülür: konuşan kişi yorgundur ve dinlenmeye hazırdır. Tekrar kullanılabilen It has been + noun phrase kalıbı, geriye bakılan anda yakın bir dönemi veya deneyimi özetleyebilir: It has been a long week. Önemli olan yalnızca bütün olayların geçmişte yaşanmış olması değil, konuşan kişinin bugünkü bakış açısıdır.
Alıştırma
Haftayı şimdiki bakış açısından özetlemek için present perfect kullanın: It ____ a busy week.
Cevabı göster
has been
Sevecen bir uyku öncesi vedası olarak Night-night
Night-night, yatma vaktinde Good night demenin sevecen ve çoğunlukla çocuklara yönelik bir biçimidir. night sözcüğünün tekrarlanması vedayı daha yumuşak ve sevimli gösterir. Bu, uyumadan önce söylenen bir veda sözüdür; gece karşılaşılan birini selamlama sözü değildir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Resmî bir akşam toplantısından sonra bir müşteriye Night-night diyerek veda etmek doğaldır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Peppa and her family need a good night's sleep Kalıp ifadeler
4:27Peppa ve ailesinin iyi bir gece uykusuna ihtiyacı var
a good night's sleep: kalıplaşmış bir ifadede iyelik
a good night's sleep, bir gece boyunca yeterli ve dinlendirici uyku anlamına gelen kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede, ailenin yolculuktan önce ihtiyaç duyduğu dinlenmeyi anlatır. night's tekil iyelik biçimidir; kelime kelime bir gecenin uykusu demektir. Kesme işareti ve s korunmalıdır. İfade need, get veya have fiillerinden sonra sık kullanılır.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi iyelik biçimiyle tamamlayın: I need a good ____ sleep before tomorrow's early flight.
Cevabı göster
night's
The journey ahead: ahead ile “bundan sonra gelecek” anlamı
the journey ahead ifadesinde ahead, journey isminden sonra gelir ve “henüz gelmemiş” ya da “gelecekteki” anlamını verir. İfade, ailenin sırada yapacağı yolculuk bölümünü anlatır; yalnızca fiziksel olarak önlerinde bulunan bir yolu anlatmaz. Bu yapı, bir ismin zaman bakımından geleceğe işaret etmesini sağlar: the days ahead, the work ahead, the challenges ahead. İsimle anlatılan şeyi yakında yaşanacak veya ele alınacak bir durum olarak sunar.
Alıştırma
“We need to save our energy for the journey ahead,” cümlesinde “the journey ahead” ne anlama gelir?
- fiziksel olarak önümüzde bulunan bir yol
- yolculuğun çoktan tamamlanmış kısmı
- henüz yapılmamış olan yolculuk
Cevabı göster
henüz yapılmamış olan yolculuk