Pekiştiriciler İngilizcenizi kesinlikle ve tamamen geliştirecek - Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
326 kelime 134 kel/dk

Video özeti: Bu ders, pekiştiricilerin İngilizceye nasıl duygu ve vurgu kattığını açıklıyor; ardından sıfatın gücü ile derecelendirilebilirliğinin very, absolutely veya totally gibi sözcüklerin doğal duyulup duyulmayacağını nasıl belirlediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gradable and non-gradable adjectives. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: hot gibi farklı derecelere çıkabilen sıfatlarla perfect gibi mutlak bir durumu veya son noktayı bildiren sıfatları ayırt edeceksiniz. Bu ayrım, sözcükleri tahminen eşleştirmek yerine uygun pekiştiriciyi bilinçli seçmeniz için pratik bir temel sağlar. 2. absolutely roasting — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Güçlü bir pekiştiriciyle zaten aşırı derece bildiren bir hava durumu sıfatının doğal birlikteliğini tanıyacaksınız. Aynı kalıbı absolutely freezing gibi ifadelere aktarabilir ve doğal olmayan very roasting kullanımından kaçınabilirsiniz. 3. Thanks, I know. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu yanıttaki şakacı kendini övme tavrını fark edeceksiniz: Konuşmacı, sanki biri ona mükemmel demiş gibi davranıp hayalî iltifatı rahatça kabul eder. Böylece mizahi özgüven ile gerçek bir teşekkür ifadesini ayırabilirsiniz.

Bu derste

Something that will really truly completely and utterly Kalıp ifadeler

0:00

İngilizceyi kullanma şeklinizi

change the way that you use English Kalıp ifadeler

0:04

gerçekten, hakikaten, tamamen ve kesinlikle değiştirecek şey,

is by understanding intensifiers. Dilbilgisi

0:06

pekiştiricileri anlamaktır.

Kalıp ifadeler

really truly completely and utterly: üst üste pekiştirme

Really, truly, completely ve utterly burada üst üste kullanılarak tek ve çok güçlü bir vurgu oluşturur. Bunları birbirinden ayrı dört bilgi olarak düşünmeyin; birlikte, sözü edilen değişimin çok büyük ve kesin görünmesini sağlarlar. Bu üst üste kullanım bilinçli bir abartıdır. Dikkat çekici bir açılış işlevi görür ve konuşanın konuya duyduğu heyecanı gösterir.

Alıştırma

Cümlede really truly completely and utterly ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Bilinçli biçimde abartılmış, tek ve çok güçlü bir vurgu oluştururlar.
  2. Değişim hakkında birbirinden ayrı dört bilgi verirler.
  3. Dört değişimin hangi sırayla gerçekleşeceğini gösterirler.
Cevabı göster

Bilinçli biçimde abartılmış, tek ve çok güçlü bir vurgu oluştururlar.

Kalıp ifadeler

change the way that you use English: bir şeyin yapılma biçimini değiştirmek

change the way that you use English ifadesinde way, bir yol değil, “biçim” ya da “bir şeyin nasıl yapıldığı” anlamındadır. that you use English yan cümlesi hangi biçimin değiştiğini açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp change the way (that) + özne + fiil biçimindedir: change the way people learn. Bu kalıpta that, özellikle konuşmada, anlam değişmeden sık sık çıkarılır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak change the way that kalıbıyla tamamlayın: A simple checklist can ____ your team handles busy mornings.

Cevabı göster

change the way that

Dilbilgisi

by understanding intensifiers: yöntemi anlatan by + -ing

Bu cümlede by understanding intensifiers, İngilizceyi kullanma biçiminizi değiştirebilecek yöntemi açıklar. by + -ing kalıbı “bir şeyi yaparak” veya “bu yöntemi kullanarak” anlamına gelir. Burada by bir edattır; bu yüzden ardından yalın fiil understand değil, understanding gibi -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi by + “listen” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can improve your pronunciation ____ to short clips.

Cevabı göster

by listening

This is what we use to add more emotion to your English. Dilbilgisi

0:13

İngilizcenize daha fazla duygu katmak için bunları kullanırız.

Dilbilgisi

what we use to add more emotion...: işlevi açıklayan what yan cümleciği

What we use to add more emotion to your English, cümlede isim görevinde bir yan cümlecik olarak çalışır. Buradaki what soru sormaz; “... olan şey” anlamına gelir. Bu yüzden tüm yan cümlecik “İngilizceye daha fazla duygu katmak için kullandığımız şey” demektir. This is what we use to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi işleviyle tanımlar. Burada This, intensifiers sözcüğüne gönderme yapar; to add ise bunların amacını belirtir.

Alıştırma

Tanımı “... için kullandığımız şey” anlamındaki yan cümlecikle tamamlayın: A thermometer is ____ measure temperature.

Cevabı göster

what we use to

We all know intensifiers like very and really. Kelime

0:16

Hepimiz very ve really gibi pekiştiricileri biliyoruz.

Kelime

very ve really gibi pekiştiriciler

Pekiştirici, dereceyi veya vurguyu artıran bir sözcüktür. Very ve really yaygın pekiştiricilerdir; bu nedenle cümle iki sözcüğü aynı dil bilgisi grubuna koyar. Burada like, “gibi” ya da “örneğin” anlamına gelir ve bu gruptan örnekler verir. “Hoşlanmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnek cümlede very ve really nedir?

  1. Cümleyi soruya dönüştüren sözcükler
  2. Anlamı güçlendiren pekiştirici örnekleri
  3. “Hoşlanmak” anlamına gelen fiiller
Cevabı göster

Anlamı güçlendiren pekiştirici örnekleri

They're super common. Kelime

0:19

Onlar çok yaygındır.

Kelime

super common: günlük dilde super + sıfat

Super common ifadesinde super, common sıfatını güçlendiren bir pekiştiricidir. “Çok” anlamına gelir; bu yüzden super common, “çok yaygın” demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp super + sıfat şeklindedir. Super, hemen ardından gelen sıfatın derecesini artırır.

Alıştırma

super + sıfat kalıbını tamamlayın: The instructions are ____ clear.

Cevabı göster

super

But what if we want to express ourselves with more emotion? Notlar

0:20

Peki ya kendimizi daha fazla duyguyla ifade etmek istersek?

Dilbilgisi

What if we want to express ourselves with more emotion?: olası bir durumu hayal etmek

Burada what if hayal edilen bir durumu ortaya koyar: dilimizin daha fazla duygu yansıtmasını istediğimizi varsayalım; ne yapabiliriz? what if ifadesini what ve if sözcüklerinin ayrı anlamları olarak değil, tek bir soru kalıbı olarak anlayın. What if + özne + fiil...? kalıbı, insanların düşünmesi için bir olasılık ortaya koyar. Açıklamalarda ve tartışmalarda, bilinen bir noktadan sonraki soruna veya ihtiyaca geçiş de sağlayabilir.

Alıştırma

Olası bir sorunu ortaya koymak için What if...? kalıbını kullanın: ____ it rains during the picnic?

Cevabı göster

What if

Kalıp ifadeler

express ourselves: we ile eşleşen dönüşlülük zamiri

Express ourselves, “kendi düşüncelerimizi, duygularımızı veya kişiliğimizi ifade etmek” anlamına gelir. express oneself kalıbının we öznesiyle kullanılan biçimidir. Bu kalıpta dönüşlülük zamiri özneyi tekrar gösterir ve bu nedenle özneyle eşleşmelidir: I express myself, she expresses herself ve we express ourselves. Buradaki ourselves bu ilişki için gereklidir; “şahsen” veya “yardım almadan” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi she öznesiyle eşleşen dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: She can express ____ through painting.

Cevabı göster

herself

We can use things like particularly, incredibly, absolutely. Kalıp ifadeler

0:24

Particularly, incredibly, absolutely gibi kelimeleri kullanabiliriz.

Kalıp ifadeler

things like ... ile örnek vermek

things like ifadesi konuşma dilinde örnekler sunar. Buradaki things, ardından gelen sözcükleri genel olarak belirtir; fiziksel nesneler anlamına gelmez. Bu derste particularly, incredibly ve absolutely, anlamın derecesini güçlendiren sözcüklere örnektir. Liste bazı örnekler verir, ancak tüm seçenekleri kapsamaz. Kategori bağlamdan zaten anlaşılıyorsa things like + örnekler kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğin ve örnekleri tanıtan iki sözcüklü konuşma kalıbıyla tamamla: For the art project, we need ____ paper, glue, and string.

Cevabı göster

things like

These are intensifiers.

0:28

Bunlar pekiştiricilerdir.

But to understand how to use them properly, Anlatım akışı

0:30

Ancak bunları doğru bir şekilde nasıl kullanacağımızı anlamak için,

first we need to know gradable and non-gradable adjectives. Kelime

0:33

önce derecelendirilebilir ve derecelendirilemez sıfatları bilmemiz gerekir.

Anlatım akışı

to understand ..., first we need to know ... ile açıklamanın yol haritasını çizmek

İlk bölüm olan to understand how to use them properly, hedefi belirtir. Sonraki bölüm olan first we need to know ise bu hedefe ulaşmak için gereken ilk bilgiyi sunar. Bu iki bölüm birlikte dinleyene bir yol haritası verir: önce hedef, ardından temel bilgi. Buradaki first, yalnızca bir olayın daha önce gerçekleştiğini söylemez; öğrenme adımlarını düzenler.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümledeki yapıyla ne yapıyor? To understand the game, first we need to learn the basic rules.

  1. Bir hedef belirtip ardından ilk gerekli adımı işaretlemek
  2. Bütün adımların zaten tamamlandığını söylemek
  3. Birbiriyle ilgisiz iki konuyu sıralamak
Cevabı göster

Bir hedef belirtip ardından ilk gerekli adımı işaretlemek

Kelime

Derecelenebilen ve derecelenemeyen sıfatlar

Burada gradable, bir niteliğin daha zayıf ya da daha güçlü olabilmesi demektir. Cold gibi derecelenebilen bir sıfat a little cold, quite cold ve very cold ile doğal biçimde kullanılabilir. Derecelenemeyen bir sıfat genellikle aşırı ya da tam bir durumu adlandırır. Freezing zaten aşırı derecede soğuk anlamına gelir; bu nedenle very freezing normalde doğal değildir. Bu sınıflar uygun pekiştiriciyi seçmeye yardımcı olur: very cold, ancak absolutely freezing.

Alıştırma

Hangi seçenek derecelenebilen ve derecelenemeyen sıfatlar arasındaki farkı doğru uygular?

  1. Cold derecelenemez, bu yüzden tek doğal seçenek absolutely cold ifadesidir.
  2. Cold derecelenebilir, bu yüzden very cold doğaldır; freezing genellikle derecelenemez, bu yüzden absolutely freezing doğaldır.
  3. Freezing derecelenebilir, bu yüzden a little freezing, a little cold ifadesinden daha doğaldır.
Cevabı göster

Cold derecelenebilir, bu yüzden very cold doğaldır; freezing genellikle derecelenemez, bu yüzden absolutely freezing doğaldır.

What is a gradable adjective?

0:37

Derecelendirilebilir sıfat nedir?

An easy way to explain this is with the weather. Anlatım akışı

0:39

Bunu açıklamanın kolay bir yolu hava durumunu kullanmaktır.

Anlatım akışı

An easy way to explain this is with...: basit bir örnek sunmak

An easy way to explain this is with... kalıbı, dinleyiciye sırada basit bir örnek ya da araç olduğunu bildirir. Açıklamayı soyut bir düşünceden gözde canlandırması daha kolay bir şeye taşır. Burada this az önce sözü edilen düşünceyi gösterir; with the weather ise “hava durumunu örnek olarak kullanarak” demektir. With, açıklama için kullanılan aracı ifade eder; birinin hava durumuyla birlikte olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef kalıbı iki sözcükle tamamlayın: An easy way to explain this ____ a diagram.

Cevabı göster

is with

Hot, very hot, roasting. Kelime

0:42

Hot (sıcak), very hot (çok sıcak), roasting (kavurucu).

Kelime

Hot, very hot, roasting: sıcaklık dereceleri

Hot, very hot ve roasting, sıcaklığın giderek arttığı bir derece dizisi oluşturur. Hot temel fikri verir, very hot dereceyi artırır, roasting ise bu bağlamda gayriresmî olarak aşırı sıcak anlamına gelir. Bu örnek, dereceyi artırmanın iki yolunu gösterir: derecelendirilebilen bir sıfata very eklemek ya da zaten uç bir anlam taşıyan daha güçlü bir sıfat seçmek. Burada roasting sıcaklığı anlatır; yemek pişirme eylemi değildir.

Alıştırma

Hangi dizi normal bir dereceden daha güçlü bir dereceye, ardından uç anlamlı bir sıfata ilerler?

  1. tired, very tired, exhausted
  2. exhausted, very tired, tired
  3. very tired, tired, exhausted
Cevabı göster

tired, very tired, exhausted

The meaning of this adjective gets stronger and stronger Dilbilgisi

0:45

Bu sıfatın anlamı giderek güçlenir;

when we move from hot, very hot, and roasting. Kalıp ifadeler

0:48

hot'tan very hot'a ve roasting'e doğru ilerlediğimizde.

Dilbilgisi

gets stronger and stronger: tekrarlanan karşılaştırmalar

Gets stronger and stronger, get, bir karşılaştırma biçimi, and ve aynı karşılaştırma biçiminin tekrarından oluşan kalıbı kullanır. Derecenin zaman içinde ya da bir sıralama boyunca artmaya devam ettiğini anlatır; iki stronger birlikte tek bir tekrarlı karşılaştırma yapısı oluşturur. Burada bu kalıp hot, very hot ve roasting ifadelerini giderek güçlenen adımlar olarak düzenler. Uzun sıfatlarda more and more kullanılır; more and more difficult gibi.

Alıştırma

Cümleyi loud sözcüğünün tekrarlı karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the parade comes closer, the music gets ____.

Cevabı göster

louder and louder

Kalıp ifadeler

move from ... to ... ile bir ölçek boyunca ilerlemek

Bu cümlede move from, yürümek veya fiziksel olarak yer değiştirmek anlamına gelmez. hot, very hot ve roasting ölçeğinde ilerlemek anlamına gelir; her ifade bir öncekinden daha güçlüdür. Yaygın yapı move from A to B şeklindedir. Üç aşama olduğunda move from A through B to C veya move from A to B to C sıralamayı özellikle netleştirir. Burada from sonrasındaki kısa liste de dinleyiciyi aynı tür ölçek boyunca yönlendirir.

Alıştırma

'We move from simple exercises to harder ones,' cümlesinde move from neyi anlatır?

  1. düzeyler arasında ilerlemek
  2. nesneleri başka bir yere taşımak
  3. etkinliği hemen bitirmek
Cevabı göster

düzeyler arasında ilerlemek

Roasting means very hot. Kelime

0:51

Roasting, çok sıcak demektir.

Kelime

roasting: “çok sıcak” anlamı

Burada roasting, çok sıcak veya rahatsız edecek kadar sıcak anlamına gelen bir sıfattır. hot ifadesinin derecesini güçlendirir; yiyeceklerin pişirildiği anlamına gelmez. Bu gayriresmî kullanım, sıcak hava veya sıcak yerlerden söz ederken özellikle İngiliz İngilizcesinde yaygındır: It's roasting outside. Bir kişi çok sıcakladığını anlatmak için I'm roasting da diyebilir.

Alıştırma

'It was roasting outside, so we sat in the shade,' cümlesinde roasting ne anlama gelir?

  1. yemek pişiriyor
  2. aşırı sıcak
  3. biraz serin
Cevabı göster

aşırı sıcak

So, I can't really say very roasting. Kalıp ifadeler

0:53

Bu yüzden, really very roasting diyemem.

Kalıp ifadeler

"very roasting" Neden Doğal Gelmez?

Bu cümlede "very roasting" doğal olmayan bir birleşimdir. "Roasting" sıcaklığı anlatırken zaten "aşırı sıcak" anlamına gelir; bu yüzden burada güçlü ya da uç anlamlı bir sıfat gibi kullanılır. Sorun "roasting" sözcüğünde değil, sözcüklerin eşleşmesindedir. Normal derecelendirilebilir "hot" sıfatıyla "very hot", daha güçlü bir ifade içinse "absolutely roasting" denir.

Alıştırma

Hangi cümle dışarının aşırı sıcak olduğunu en doğal biçimde ifade eder?

  1. It's very roasting outside.
  2. It's much roasting outside.
  3. It's absolutely roasting outside.
Cevabı göster

It's absolutely roasting outside.

It doesn't make sense.

0:57

Bu mantıklı olmaz.

Here, I need to use a strong intensifier like absolutely. Kelime

0:58

Burada, absolutely gibi güçlü bir pekiştirici kullanmam gerekir.

Kelime

"a strong intensifier like absolutely" İfadesinin Anlamı ve Kullanımı

"A strong intensifier like absolutely" ifadesinde intensifier, bir sıfatın derecesini değiştiren bir zarftır; "strong" ise bu anlam değişikliğinin gücünü anlatır. Sözcüğün yüksek sesle söylenmesi gerektiği anlamına gelmez. "Like absolutely", "absolutely" sözcüğünü örnek olarak sunar. Burada "absolutely" önerilir çünkü "roasting" zaten aşırı sıcaklığı ifade eder. Pekiştiriciyi sıfata göre seçin: "very hot", ancak "absolutely roasting".

Alıştırma

Hangi ifade güçlü sıfat "roasting" ile güçlü bir pekiştiriciyi doğru biçimde kullanır?

  1. much roasting
  2. very roasting
  3. absolutely roasting
Cevabı göster

absolutely roasting

It's absolutely roasting outside. Kalıp ifadeler

1:03

Dışarısı absolutely roasting (kesinlikle kavurucu).

Kalıp ifadeler

absolutely roasting: aşırı anlamlı bir sıfatı güçlendirmek

Burada absolutely, roasting sözcüğünün anlamını güçlendirir. Roasting zaten “aşırı sıcak” demektir; bu yüzden absolutely roasting “çok aşırı sıcak” anlamına gelir, bir şeyin gerçekten kızartıldığını anlatmaz. Bu kullanımda absolutely, mantıksal kesinlik değil derece bildiren bir pekiştiricidir. İngilizcede absolutely, freezing ve exhausted gibi güçlü veya aşırı anlamlı sıfatlarla sıkça kullanılır. Daha az aşırı sıfatlarda very hot örneğindeki gibi very çoğu zaman daha doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “aşırı sıcak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The greenhouse is ____ today.

Cevabı göster

absolutely roasting

Another example would be cold. Anlatım akışı

1:07

Başka bir örnek cold (soğuk) olabilir.

Anlatım akışı

Another example would be...: bir örnek daha eklemek

Another example, konuşanın açıklamaya bir öğe daha eklediğini dinleyiciye bildirir. Another example would be... kalıbı, sırada gelecek öğeye işaret ederek konuşmayı veya yazıyı düzenlemeye yardımcı olur. Burada would be, cold sözcüğünü olası ve uygun bir örnek olarak sunar ve Another example is cold demekten biraz daha yumuşaktır. Geçmiş zamana gönderme yapmaz ve if cümleciği gerektirmez.

Alıştırma

Açıklamayı, olası bir örnek sunan ve derste geçen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: One source of renewable energy is solar power. Another example ____ wind power.

Cevabı göster

would be

Cold, very cold, freezing.

1:10

Cold (soğuk), very cold (çok soğuk), freezing (dondurucu).

Freezing means very, very cold. Kelime

1:13

Freezing, çok çok soğuk demektir.

Kelime

Aşırı soğuk anlamındaki freezing sıfatı

Buradaki freezing, “aşırı soğuk” anlamında bir sıfattır. Havayı, bir yeri veya bir kişinin nasıl hissettiğini anlatabilir; şu anda gerçekleşen bir donma eylemini anlatmaz. Freezing, cold sözcüğünden daha güçlüdür. Günlük konuşmada, hiçbir şey gerçekten buza dönüşmese bile soğuğun ne kadar rahatsız edici olduğunu vurgular.

Alıştırma

“The classroom is freezing today.” cümlesinde freezing ne anlama gelir?

  1. yavaş yavaş ısınıyor
  2. çoktan tamamen donmuş
  3. aşırı soğuk
Cevabı göster

aşırı soğuk

So, I'm not going to say it's very freezing.

1:15

Bu yüzden it's very freezing demeyeceğim.

Again, I can say

1:19

Yine şöyle diyebilirim:

Oh, it's absolutely freezing outside. Kalıp ifadeler

1:21

Oh, dışarısı absolutely freezing (kesinlikle dondurucu).

Kalıp ifadeler

Aşırı soğuğu anlatan absolutely freezing

Absolutely freezing, “aşırı derecede soğuk” demektir. Freezing zaten güçlü bir sıfattır; absolutely ise tüm anlatıma daha fazla vurgu katar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp absolutely + güçlü sıfat biçimindedir. Freezing zaten aşırı bir soğukluk derecesini anlattığı için absolutely ile doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Bu dersteki hedef sözcük grubunu tamamlayın: “After ten minutes in the snow, we were ____ freezing.”

Cevabı göster

absolutely

These are examples of gradable adjectives.

1:24

Bunlar derecelendirilebilir sıfatlara örnektir.

We can learn them in pairs to make it easier. Kalıp ifadeler

1:27

İşleri kolaylaştırmak için onları çiftler halinde öğrenebiliriz.

Kalıp ifadeler

learn them in pairs: ilişkili ögeleri çiftler hâlinde öğrenmek

learn them in pairs ifadesinde them, öğrenilen birbiriyle ilişkili ögeleri belirtir; in pairs ise bunların nasıl düzenleneceğini açıklar: ilişkili iki öge bir araya getirilir ve tek bir grup olarak öğrenilir. Burada her derecelendirilebilir sıfatı ona karşılık gelen güçlü sıfatla eşleştirmek anlamına gelir. İlişkili ögeleri ikili gruplar hâlinde hatırlamak daha kolaysa learn + object + in pairs yapısı kullanılabilir. In pairs yöntemi belirtir; “bir çiftin içinde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “ilişkili ögelerden oluşan ikili gruplar hâlinde” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: It is easier to learn these opposite words ____.

Cevabı göster

in pairs

He is particularly smart. Kalıp ifadeler

1:29

O particularly smart (özellikle zeki).

Kalıp ifadeler

particularly smart: güçlendirici olarak particularly

particularly smart ifadesinde particularly, derecelendirilebilir smart sıfatını güçlendirir. “Özellikle” veya “dikkat çekici ölçüde” anlamına gelir; yani konuşan kişi onun ne kadar zeki olduğuna dikkat çeker. Burada particularly, “yalnızca” anlamına gelmez. Kişiyi tek bir özellikle sınırlamak yerine smart niteliğini dikkat çeken bir özellik olarak gösterir.

Alıştırma

“The puzzle is particularly difficult” cümlesinde particularly ne anlama gelir?

  1. pek değil
  2. yalnızca
  3. özellikle veya dikkat çekici ölçüde
Cevabı göster

özellikle veya dikkat çekici ölçüde

He is exceptionally intelligent. Kalıp ifadeler

1:32

O exceptionally intelligent (olağanüstü akıllı).

Kalıp ifadeler

exceptionally intelligent: alışılmadık ölçüde yüksek derece

exceptionally intelligent ifadesinde exceptionally, “alışılmadık ölçüde” anlamına gelir. intelligent sözcüğünü sıradan bir very intelligent betimlemesinden daha güçlü kılar. Bu eşleşme doğaldır çünkü intelligent farklı derecelerde bulunabilen bir niteliği anlatır. exceptionally + sıfat kalıbı, nitelik olağan düzeyin çok ötesindeyken kullanılabilir. Sonuç genellikle özenli ve oldukça resmî bir tını verir.

Alıştırma

Bu cümlede exceptionally intelligent ne anlama gelir?

  1. yalnızca özel bir durumda zeki
  2. alışılmadık ölçüde zeki
  3. biraz zeki ama çok zeki değil
Cevabı göster

alışılmadık ölçüde zeki

Intelligent is a stronger adjective than smart. Dilbilgisi

1:35

Intelligent, smart'tan daha güçlü bir sıfattır.

Dilbilgisi

a stronger adjective than smart: sözcüklerin anlam gücünü karşılaştırma

İfade, a + comparative adjective + noun + than + comparison word karşılaştırma kalıbını kullanır. Burada stronger, intelligent sözcüğünün anlamını niteler: konuşan kişi intelligent sözcüğünü smart sözcüğünden daha güçlü bir anlam taşıyor olarak sunar. Stronger fiziksel güçten söz etmez. Aktarılabilir kalıp A is a stronger adjective than B yapısıdır. Than, karşılaştırma noktası olarak kullanılan B sözcüğünü getirir.

Alıştırma

“A is a stronger adjective than B” kalıbını kullanarak sözcük gücü karşılaştırmasını tamamlayın: Enormous is ____ big.

Cevabı göster

a stronger adjective than

So, we are going to use a stronger intensifier. Kelime

1:39

Bu yüzden daha güçlü bir pekiştirici kullanacağız.

Kelime

a stronger intensifier: daha fazla vurgu, daha fazla fiziksel güç değil

Intensifier, very, particularly veya exceptionally gibi bir sıfatın ya da zarfın derecesini artıran sözcüktür. a stronger intensifier ifadesinde stronger, pekiştiricinin ne kadar ek derece veya vurgu kattığını anlatır. Buradaki stronger, fiziksel olarak daha güçlü ya da dil bilgisi bakımından daha zorunlu demek değildir. İfade, daha güçlü bir pekiştirme etkisi olan ve sıfatla doğal biçimde kullanılan bir niteleyici seçmeyi anlatır; bu derste exceptionally, intelligent sözcüğüne amaçlanan vurguyu katar.

Alıştırma

Bu cümlede a stronger intensifier ne anlama gelir?

  1. Değiştirilemeyen bir dil bilgisi kuralı
  2. Fiziksel gücü anlatan bir sıfat
  3. Daha yüksek derecede vurgu katan bir pekiştirici
Cevabı göster

Daha yüksek derecede vurgu katan bir pekiştirici

Or this grammar seems particularly hard. Kalıp ifadeler

1:43

Ya da bu dilbilgisi particularly hard (özellikle zor) görünüyor.

Kalıp ifadeler

seems particularly hard: kesinliği yumuşatan bir değerlendirme

seems particularly hard ifadesinde seems bir bağlayıcı fiildir. this grammar öznesini hard ile ilişkilendirir; particularly ise hard sözcüğünün derecesini artırarak “özellikle zor” anlamını verir. Seems kullanmak, zorluğu konuşanın izlenimi veya değerlendirmesi olarak sunar. Bu, daha kesin bir ifade gibi duyulan this grammar is particularly hard cümlesinden daha dolaylıdır.

Alıştırma

Hangi cümle zorluğu kesin bir gerçek yerine bir izlenim olarak sunar?

  1. The new puzzle particularly hard.
  2. The new puzzle seems particularly hard.
  3. The new puzzle is particularly hard.
Cevabı göster

The new puzzle seems particularly hard.

Don't worry, it's not completely impossible. Dilbilgisi

1:46

Endişelenmeyin, completely impossible (tamamen imkânsız) değil.

Dilbilgisi

not completely impossible: temkinli kısmi olumsuzluk

Burada not, completely impossible düşüncesinin tamamını etkiler. Konuşan kişi, hiçbir olasılığın bulunmadığı yönündeki en güçlü yargıyı reddeder. Böylece kısmi bir olumsuzluk oluşur ve hâlâ bir miktar olasılık kalır. Bu ifade, bir şeyin mümkün olduğunu doğrudan söylemekten daha temkinlidir. Karşıdakini rahatlatırken durumun zor veya belirsiz olabileceğini de kabul eder.

Alıştırma

It's not completely impossible en açık şekilde neyi anlatır?

  1. Hâlâ bir miktar olasılık var.
  2. Hiçbir olasılık yok.
  3. Kesinlikle kolay olacak.
Cevabı göster

Hâlâ bir miktar olasılık var.

Hard, impossible.

1:50

Hard (zor), impossible (imkânsız).

One adjective is stronger than the other,

1:52

Bir sıfat diğerinden daha güçlüdür,

so we're going to use a stronger intensifier.

1:54

bu yüzden daha güçlü bir pekiştirici kullanacağız.

Now, what about non-gradable adjectives? Anlatım akışı

1:56

Peki ya derecelendirilemez sıfatlar ne olacak?

Anlatım akışı

what about non-gradable adjectives?: sıradaki konuya geçiş

What about non-gradable adjectives? cümlesinde What about + isim öbeği, ilgili bir unsuru konuşmaya dâhil eder. Bir sıfat türü ele alındıktan sonra bu soru, sıradaki konunun non-gradable adjectives olduğunu gösterir. Burada bilgileri düzenleyen bir geçiş işlevi görür ve yaklaşık olarak “Şimdi derecelendirilemeyen sıfatları ele alalım” anlamına gelir. Asıl amacı, bu sıfatlarla ilgili tek bir bilgiyi sormak değildir.

Alıştırma

Bir grup tren bileti fiyatlarını yeni konuştu ve şimdi konforu ele almak istiyor. Hangi soru ilgili bu konuya doğal biçimde geçiş yapar?

  1. What are the seats made of?
  2. Where are the seats?
  3. What about the seats?
Cevabı göster

What about the seats?

Sometimes an adjective can't be graded. Dilbilgisi

2:00

Bazen bir sıfat derecelendirilemez.

Dilbilgisi

Can't be graded: derece bildiren kiplik edilgen yapı

Can't be graded, can't + be + past participle yapısından oluşan kiplik bir edilgen yapıdır. Sıfat, eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle ifade, sıfatın normalde farklı derece düzeylerine yerleştirilemeyeceği anlamına gelir. Burada graded, “okulda not verilmek” anlamında değildir. slightly, very veya more gibi sözcüklerle bir derece ölçeğine yerleştirilmek anlamındadır. Derecelendirilemeyen bir sıfat, anlamı normal bir ölçek yerine tamamlanmış ya da mutlak bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Dil bilgisi açıklamasını edilgen ifadeyle tamamlayın: A non-gradable adjective can't ____.

Cevabı göster

be graded

If something's perfect, Dilbilgisi

2:03

Eğer bir şey perfect (mükemmel) ise,

it's 100%.

2:05

%100'dür.

Dilbilgisi

If something's perfect, it's 100%: tanım bildiren if

Burada if, tanımsal bir ilişki kurar: perfect olmak, sabit olarak “%100” anlamına gelir. Konuşan kişi gelecekte bir olayın olup olmayacağını tahmin etmiyor; perfect sözcüğünün anlam sınırını açıklıyor. If + present, present kalıbı çoğu zaman tanım, genel gerçek veya düzenli sonucu bildirir. if yan cümlesi koşulu, ana cümle ise bu koşul her gerçekleştiğinde çıkan sonucu verir.

Alıştırma

Hangi cümle if ile olası bir gelecek olayını değil, genel bir tanımı veya sabit bir ilkeyi bildirir?

  1. If it rains tomorrow, we may stay home.
  2. If a number is even, it can be divided by two.
  3. If I find the keys, I will call you.
Cevabı göster

If a number is even, it can be divided by two.

It can't be very, very perfect. Kalıp ifadeler

2:06

Very, very perfect olamaz.

Kalıp ifadeler

Very, very perfect ifadesinin doğal gelmemesinin nedeni

Perfect, alışılmış mutlak anlamında hiçbir şeyin eksik veya yanlış olmadığını belirtir. Bu anlam zaten bir son noktayı gösterdiği için very, very perfect bu cümlede doğal gelmez: very normalde very good örneğindeki gibi derecelendirilebilen bir sıfatın derecesini yükseltir. Very sözcüğünü tekrarlamak vurgu katar, ancak bu birleşimi uygun hâle getirmez. Tarafsız İngilizcede perfect sözcüğünü tek başına kullanın ya da absolutely perfect gibi son noktayı güçlendiren bir pekiştirici seçin.

Alıştırma

Hangi cümlede perfect sözcüğü tarafsız İngilizcede en doğal pekiştiriciyle kullanılmıştır?

  1. The final draft is absolutely perfect.
  2. The final draft is much perfect.
  3. The final draft is very, very perfect.
Cevabı göster

The final draft is absolutely perfect.

It's already perfect. Kelime

2:09

Zaten mükemmeldir.

Kelime

already perfect: duruma artık ulaşılmış olması

It's already perfect cümlesinde already, kusursuz duruma şu ana kadar ya da birinin beklediğinden daha erken ulaşılmış olduğunu gösterir. Bu durumun artık geçerli olduğunu vurgular; perfect sözcüğünün derecesini artırmaz. Be ve bir sıfatla birlikte kullanıldığında already normalde be sözcüğünden sonra, sıfattan önce gelir: It is already perfect. Burada başka bir değişikliğe gerek olmadığı düşüncesini destekler. Already tek başına otomatik olarak “uzun zaman önce” anlamına gelmez ve kızgınlık ifade etmez. Ses tonu ve bağlam sabırsızlık katabilir, ancak bu cümle esas olarak ulaşılmış bir durumu belirtir.

Alıştırma

Kusursuz duruma şu ana kadar ulaşılmış olduğunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: The logo is ____ perfect.

Cevabı göster

already

So, I can use totally.

2:11

Bu yüzden totally kullanabilirim.

I am totally perfect. Kalıp ifadeler

2:12

Ben totally perfect'im (tamamen mükemmelim).

Kalıp ifadeler

totally perfect: totally ile mutlak bir sıfatı güçlendirmek

totally perfect ifadesinde totally, “tamamen” demektir. Perfect kusuru olmayan bir şeyi anlatır; dolayısıyla totally bir miktarı değil, eksiksiz ve ya hep ya hiç olan bu fikri güçlendirir. Bu birleşim, özellikle konuşmada vurgu yapmak için doğaldır. Bu cümlede I am totally perfect kasıtlı olarak aşırı özgüvenli ve şakacı söylenir; nesnel ve ciddi bir iddia değildir.

Alıştırma

Gündelik İngilizcede “her yönden kusursuz” anlamını güçlü biçimde en doğal veren ifade hangisidir?

  1. partly correct
  2. totally perfect
  3. almost perfect
Cevabı göster

totally perfect

Thanks, I know. Ton ve niyet

2:14

Teşekkürler, biliyorum.

Ton ve niyet

Thanks, I know. ile hayalî bir iltifatı şakayla kabul etmek

Burada Thanks, I know. cümlesi, konuşan kişi az önce kendisine totally perfect demiş olmasına rağmen bir iltifata cevap veriyormuş gibi davranır. Thanks, başka biri iltifat etmiş gibi; I know ise konuşan kişi bu iltifatı özgüvenle kabul ediyormuş gibi işlev görür. Bu hayalî konuşma, kasıtlı olarak aşırı özgüvenli görünen eğlenceli bir şaka yaratır. Sözcükler başka durumlarda gerçek anlamlarıyla kullanılabilir, ancak burada asıl görevleri ciddi bir teşekkür değil, mizah yaratmaktır.

Alıştırma

Yargı: Yakın bir arkadaşınız şakayla “You're a genius!” der. Siz gülümseyip “Thanks, I know.” diye cevap verirsiniz. Şaka açıkça belliyse bu cevap ciddi bir böbürlenme yerine eğlenceli gelebilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Or dead.

2:15

Ya da dead (ölü).

If something's dead, it's completely dead. Kalıp ifadeler

2:16

Eğer bir şey ölüyse, completely dead'dir (tamamen ölüdür).

Kalıp ifadeler

Derecelendirilemeyen dead sıfatıyla completely dead

completely dead ifadesinde completely, dead ile anlatılan durumun bütünüyle geçerli olduğunu gösterir. Temel gerçek anlamında dead derecelendirilemeyen bir sıfattır: bir şey ya ölüdür ya da değildir. Completely, dead sözcüğünü bir yoğunluk ölçeğine yerleştirmez. Durumun tam olduğunu vurgular; bu nedenle burada very yerine kullanılan nötr ve standart pekiştiricidir.

Alıştırma

Nötr bir durumda hangi cümle pilde hiç şarj kalmadığını en doğal biçimde ifade eder?

  1. The battery is much dead.
  2. The battery is very dead.
  3. The battery is completely dead.
Cevabı göster

The battery is completely dead.

There's nothing you can do about it. Kalıp ifadeler

2:19

Bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur.

Kalıp ifadeler

There's nothing you can do about it: durumu değiştirememek

Konuşma dilindeki bu yaygın kalıp, kişinin yapabileceği hiçbir eylemin durumu değiştiremeyeceği anlamına gelir. Buradaki about it yalnızca “onun hakkında” değil, “bu duruma karşılık olarak” veya “bu durumla başa çıkmak için” demektir. Yapı There is nothing + özne + can do about it şeklindedir. you can do sözleri nothing sözcüğünü açıklar ve cümlenin bütünü, durumu kişinin kontrolü dışında gösterir.

Alıştırma

Sabit kalıbı bir sözcükle tamamlayın: The decision is final, and there is nothing we can do ____ it.

Cevabı göster

about

These are non-gradable adjectives.

2:21

Bunlar derecelendirilemez sıfatlardır.

There you go. Ton ve niyet

2:23

İşte bu kadar.

Ton ve niyet

There you go. ifadesinin konuşmada kapanış işareti olarak kullanımı

Burada There you go. başka bir yere gitme yönlendirmesi değildir. Açıklamanın sona ulaştığını belirten bir konuşma işaretidir: “Hepsi bu” veya “Bu kısım tamamlandı.” Daha genel olarak bu ifade, bir adımın tamamlandığını ya da beklenen sonuca ulaşıldığını doğrulayabilir. Hangi anlamın kastedildiğini o andaki eylem ve ses tonu gösterir.

Alıştırma

Bir öğretici açıklamanın sonunda There you go. büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Başka bir yere yürü.
  2. Açıklama tamamlandı: hepsi bu.
  3. Açıklamaya yeniden başla.
Cevabı göster

Açıklama tamamlandı: hepsi bu.

Once you know if an adjective is gradable, Dilbilgisi

2:24

Bir sıfatın derecelendirilebilir mi,

weak or strong, or non-gradable,

2:26

zayıf mı güçlü mü, yoksa derecelendirilemez mi olduğunu bildiğinizde,

you can then decide what intensifier to use Dilbilgisi

2:29

İngilizcenizi

Dilbilgisi

İki adımı sıralamak için Once you know if ...

Once you know if ... yapısında once, “bu olduğunda” ya da “bu olduktan sonra” anlamına gelen bir bağlaçtır; “bir kez” anlamındaki zarf değildir. Önce bilinmesi gereken şeyi, yani sıfatın hangi türe girdiğini belirtir. Ana cümle, daha sonra neyin mümkün olduğunu söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp şöyledir: Once + ilk koşul veya adım, ana cümle + sonraki eylem veya sonuç. Burada know'dan sonraki if, “olup olmadığını” anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede Once you know if ... nasıl bir sıralama gösteriyor?

  1. Sıfatın türünü belirlemeden önce bir pekiştirici seç.
  2. Önce sıfatın türünü belirle, sonra bir pekiştirici seç.
  3. Sıfatın türünü yalnızca bir kez belirle.
Cevabı göster

Önce sıfatın türünü belirle, sonra bir pekiştirici seç.

Dilbilgisi

decide what intensifier to use: gömülü soru sözcüğü+mastar yapısı

decide what intensifier to use ifadesinde what intensifier to use, decide fiilinin nesnesi olarak kullanılan gömülü bir soru sözcüğü + mastar yan cümlesidir. “Hangi pekiştiricinin kullanılacağına karar vermek” anlamına gelir. Doğrudan bir soru değildir. Kalıp, fiil + soru sözcüğü, bazen ardından bir isim, + to’lu mastar şeklindedir: decide what to say, know where to go veya decide what tool to use. Bir seçimi ya da gereken bir bilgiyi kısa biçimde ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “hangi pekiştiricinin kullanılması gerektiği” anlamındaki tam soru sözcüğü + mastar ifadesiyle tamamlayın: After checking the adjective, decide ____.

Cevabı göster

what intensifier to use

to make your English

2:32

tamamen, hakikaten, kesinlikle ve olağanüstü derecede daha heyecan verici hale getirmek için

completely, truly, utterly, exceptionally more exciting. Kalıp ifadeler

2:34

hangi pekiştiriciyi kullanacağınıza karar verebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

completely, truly, utterly, exceptionally more exciting: şakacı abartı

Konuşmacı more exciting ifadesinin önüne dört pekiştirici yığar. Liste giderek uzadığı için ifade kasıtlı olarak abartılı ve şakacı duyulur. Ayrıca dersin sonunu ana konuya, yani pekiştiricilere geri bağlar. Dizinin tamamını kopyalanacak normal bir kalıp olarak değil, bir söz oyunu olarak anlayın. Tarafsız İngilizcede, nitelediği sözcüğe veya yapıya uyan bir pekiştirici seçilir; pekiştiriciler genellikle bir karşılaştırmanın önünde serbestçe üst üste kullanılmaz.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? Tarafsız ve resmî yazıda completely, truly, utterly, exceptionally more exciting, güçlü vurgu istendiğinde her zaman kopyalanabilecek normal bir kalıptır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış