Pekiştiriciler İngilizcenizi kesinlikle ve tamamen geliştirecek - Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bu ders, pekiştiricilerin İngilizceye nasıl duygu ve vurgu kattığını açıklıyor; ardından sıfatın gücü ile derecelendirilebilirliğinin very, absolutely veya totally gibi sözcüklerin doğal duyulup duyulmayacağını nasıl belirlediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gradable and non-gradable adjectives. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: hot gibi farklı derecelere çıkabilen sıfatlarla perfect gibi mutlak bir durumu veya son noktayı bildiren sıfatları ayırt edeceksiniz. Bu ayrım, sözcükleri tahminen eşleştirmek yerine uygun pekiştiriciyi bilinçli seçmeniz için pratik bir temel sağlar. 2. absolutely roasting — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Güçlü bir pekiştiriciyle zaten aşırı derece bildiren bir hava durumu sıfatının doğal birlikteliğini tanıyacaksınız. Aynı kalıbı absolutely freezing gibi ifadelere aktarabilir ve doğal olmayan very roasting kullanımından kaçınabilirsiniz. 3. Thanks, I know. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu yanıttaki şakacı kendini övme tavrını fark edeceksiniz: Konuşmacı, sanki biri ona mükemmel demiş gibi davranıp hayalî iltifatı rahatça kabul eder. Böylece mizahi özgüven ile gerçek bir teşekkür ifadesini ayırabilirsiniz.
Bu derste
Something that will really truly completely and utterly Kalıp ifadeler
0:00İngilizceyi kullanma şeklinizi
change the way that you use English Kalıp ifadeler
0:04gerçekten, hakikaten, tamamen ve kesinlikle değiştirecek şey,
really truly completely and utterly: üst üste pekiştirme
Really, truly, completely ve utterly burada üst üste kullanılarak tek ve çok güçlü bir vurgu oluşturur. Bunları birbirinden ayrı dört bilgi olarak düşünmeyin; birlikte, sözü edilen değişimin çok büyük ve kesin görünmesini sağlarlar. Bu üst üste kullanım bilinçli bir abartıdır. Dikkat çekici bir açılış işlevi görür ve konuşanın konuya duyduğu heyecanı gösterir.
Alıştırma
Cümlede really truly completely and utterly ifadesinin temel etkisi nedir?
- Bilinçli biçimde abartılmış, tek ve çok güçlü bir vurgu oluştururlar.
- Değişim hakkında birbirinden ayrı dört bilgi verirler.
- Dört değişimin hangi sırayla gerçekleşeceğini gösterirler.
Cevabı göster
Bilinçli biçimde abartılmış, tek ve çok güçlü bir vurgu oluştururlar.
change the way that you use English: bir şeyin yapılma biçimini değiştirmek
change the way that you use English ifadesinde way, bir yol değil, “biçim” ya da “bir şeyin nasıl yapıldığı” anlamındadır. that you use English yan cümlesi hangi biçimin değiştiğini açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp change the way (that) + özne + fiil biçimindedir: change the way people learn. Bu kalıpta that, özellikle konuşmada, anlam değişmeden sık sık çıkarılır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak change the way that kalıbıyla tamamlayın: A simple checklist can ____ your team handles busy mornings.
Cevabı göster
change the way that
by understanding intensifiers: yöntemi anlatan by + -ing
Bu cümlede by understanding intensifiers, İngilizceyi kullanma biçiminizi değiştirebilecek yöntemi açıklar. by + -ing kalıbı “bir şeyi yaparak” veya “bu yöntemi kullanarak” anlamına gelir. Burada by bir edattır; bu yüzden ardından yalın fiil understand değil, understanding gibi -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi by + “listen” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can improve your pronunciation ____ to short clips.
Cevabı göster
by listening
This is what we use to add more emotion to your English. Dilbilgisi
0:13İngilizcenize daha fazla duygu katmak için bunları kullanırız.
what we use to add more emotion...: işlevi açıklayan what yan cümleciği
What we use to add more emotion to your English, cümlede isim görevinde bir yan cümlecik olarak çalışır. Buradaki what soru sormaz; “... olan şey” anlamına gelir. Bu yüzden tüm yan cümlecik “İngilizceye daha fazla duygu katmak için kullandığımız şey” demektir. This is what we use to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi işleviyle tanımlar. Burada This, intensifiers sözcüğüne gönderme yapar; to add ise bunların amacını belirtir.
Alıştırma
Tanımı “... için kullandığımız şey” anlamındaki yan cümlecikle tamamlayın: A thermometer is ____ measure temperature.
Cevabı göster
what we use to
We all know intensifiers like very and really. Kelime
0:16Hepimiz very ve really gibi pekiştiricileri biliyoruz.
very ve really gibi pekiştiriciler
Pekiştirici, dereceyi veya vurguyu artıran bir sözcüktür. Very ve really yaygın pekiştiricilerdir; bu nedenle cümle iki sözcüğü aynı dil bilgisi grubuna koyar. Burada like, “gibi” ya da “örneğin” anlamına gelir ve bu gruptan örnekler verir. “Hoşlanmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnek cümlede very ve really nedir?
- Cümleyi soruya dönüştüren sözcükler
- Anlamı güçlendiren pekiştirici örnekleri
- “Hoşlanmak” anlamına gelen fiiller
Cevabı göster
Anlamı güçlendiren pekiştirici örnekleri
super common: günlük dilde super + sıfat
Super common ifadesinde super, common sıfatını güçlendiren bir pekiştiricidir. “Çok” anlamına gelir; bu yüzden super common, “çok yaygın” demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp super + sıfat şeklindedir. Super, hemen ardından gelen sıfatın derecesini artırır.
Alıştırma
super + sıfat kalıbını tamamlayın: The instructions are ____ clear.
Cevabı göster
super
But what if we want to express ourselves with more emotion? Notlar
0:20Peki ya kendimizi daha fazla duyguyla ifade etmek istersek?
What if we want to express ourselves with more emotion?: olası bir durumu hayal etmek
Burada what if hayal edilen bir durumu ortaya koyar: dilimizin daha fazla duygu yansıtmasını istediğimizi varsayalım; ne yapabiliriz? what if ifadesini what ve if sözcüklerinin ayrı anlamları olarak değil, tek bir soru kalıbı olarak anlayın. What if + özne + fiil...? kalıbı, insanların düşünmesi için bir olasılık ortaya koyar. Açıklamalarda ve tartışmalarda, bilinen bir noktadan sonraki soruna veya ihtiyaca geçiş de sağlayabilir.
Alıştırma
Olası bir sorunu ortaya koymak için What if...? kalıbını kullanın: ____ it rains during the picnic?
Cevabı göster
What if
express ourselves: we ile eşleşen dönüşlülük zamiri
Express ourselves, “kendi düşüncelerimizi, duygularımızı veya kişiliğimizi ifade etmek” anlamına gelir. express oneself kalıbının we öznesiyle kullanılan biçimidir. Bu kalıpta dönüşlülük zamiri özneyi tekrar gösterir ve bu nedenle özneyle eşleşmelidir: I express myself, she expresses herself ve we express ourselves. Buradaki ourselves bu ilişki için gereklidir; “şahsen” veya “yardım almadan” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi she öznesiyle eşleşen dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: She can express ____ through painting.
Cevabı göster
herself
We can use things like particularly, incredibly, absolutely. Kalıp ifadeler
0:24Particularly, incredibly, absolutely gibi kelimeleri kullanabiliriz.
things like ... ile örnek vermek
things like ifadesi konuşma dilinde örnekler sunar. Buradaki things, ardından gelen sözcükleri genel olarak belirtir; fiziksel nesneler anlamına gelmez. Bu derste particularly, incredibly ve absolutely, anlamın derecesini güçlendiren sözcüklere örnektir. Liste bazı örnekler verir, ancak tüm seçenekleri kapsamaz. Kategori bağlamdan zaten anlaşılıyorsa things like + örnekler kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğin ve örnekleri tanıtan iki sözcüklü konuşma kalıbıyla tamamla: For the art project, we need ____ paper, glue, and string.
Cevabı göster
things like
But to understand how to use them properly, Anlatım akışı
0:30Ancak bunları doğru bir şekilde nasıl kullanacağımızı anlamak için,
first we need to know gradable and non-gradable adjectives. Kelime
0:33önce derecelendirilebilir ve derecelendirilemez sıfatları bilmemiz gerekir.
to understand ..., first we need to know ... ile açıklamanın yol haritasını çizmek
İlk bölüm olan to understand how to use them properly, hedefi belirtir. Sonraki bölüm olan first we need to know ise bu hedefe ulaşmak için gereken ilk bilgiyi sunar. Bu iki bölüm birlikte dinleyene bir yol haritası verir: önce hedef, ardından temel bilgi. Buradaki first, yalnızca bir olayın daha önce gerçekleştiğini söylemez; öğrenme adımlarını düzenler.
Alıştırma
Konuşan kişi bu cümledeki yapıyla ne yapıyor? To understand the game, first we need to learn the basic rules.
- Bir hedef belirtip ardından ilk gerekli adımı işaretlemek
- Bütün adımların zaten tamamlandığını söylemek
- Birbiriyle ilgisiz iki konuyu sıralamak
Cevabı göster
Bir hedef belirtip ardından ilk gerekli adımı işaretlemek
Derecelenebilen ve derecelenemeyen sıfatlar
Burada gradable, bir niteliğin daha zayıf ya da daha güçlü olabilmesi demektir. Cold gibi derecelenebilen bir sıfat a little cold, quite cold ve very cold ile doğal biçimde kullanılabilir. Derecelenemeyen bir sıfat genellikle aşırı ya da tam bir durumu adlandırır. Freezing zaten aşırı derecede soğuk anlamına gelir; bu nedenle very freezing normalde doğal değildir. Bu sınıflar uygun pekiştiriciyi seçmeye yardımcı olur: very cold, ancak absolutely freezing.
Alıştırma
Hangi seçenek derecelenebilen ve derecelenemeyen sıfatlar arasındaki farkı doğru uygular?
- Cold derecelenemez, bu yüzden tek doğal seçenek absolutely cold ifadesidir.
- Cold derecelenebilir, bu yüzden very cold doğaldır; freezing genellikle derecelenemez, bu yüzden absolutely freezing doğaldır.
- Freezing derecelenebilir, bu yüzden a little freezing, a little cold ifadesinden daha doğaldır.
Cevabı göster
Cold derecelenebilir, bu yüzden very cold doğaldır; freezing genellikle derecelenemez, bu yüzden absolutely freezing doğaldır.
An easy way to explain this is with the weather. Anlatım akışı
0:39Bunu açıklamanın kolay bir yolu hava durumunu kullanmaktır.
An easy way to explain this is with...: basit bir örnek sunmak
An easy way to explain this is with... kalıbı, dinleyiciye sırada basit bir örnek ya da araç olduğunu bildirir. Açıklamayı soyut bir düşünceden gözde canlandırması daha kolay bir şeye taşır. Burada this az önce sözü edilen düşünceyi gösterir; with the weather ise “hava durumunu örnek olarak kullanarak” demektir. With, açıklama için kullanılan aracı ifade eder; birinin hava durumuyla birlikte olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef kalıbı iki sözcükle tamamlayın: An easy way to explain this ____ a diagram.
Cevabı göster
is with
Hot, very hot, roasting: sıcaklık dereceleri
Hot, very hot ve roasting, sıcaklığın giderek arttığı bir derece dizisi oluşturur. Hot temel fikri verir, very hot dereceyi artırır, roasting ise bu bağlamda gayriresmî olarak aşırı sıcak anlamına gelir. Bu örnek, dereceyi artırmanın iki yolunu gösterir: derecelendirilebilen bir sıfata very eklemek ya da zaten uç bir anlam taşıyan daha güçlü bir sıfat seçmek. Burada roasting sıcaklığı anlatır; yemek pişirme eylemi değildir.
Alıştırma
Hangi dizi normal bir dereceden daha güçlü bir dereceye, ardından uç anlamlı bir sıfata ilerler?
- tired, very tired, exhausted
- exhausted, very tired, tired
- very tired, tired, exhausted
Cevabı göster
tired, very tired, exhausted
The meaning of this adjective gets stronger and stronger Dilbilgisi
0:45Bu sıfatın anlamı giderek güçlenir;
when we move from hot, very hot, and roasting. Kalıp ifadeler
0:48hot'tan very hot'a ve roasting'e doğru ilerlediğimizde.
gets stronger and stronger: tekrarlanan karşılaştırmalar
Gets stronger and stronger, get, bir karşılaştırma biçimi, and ve aynı karşılaştırma biçiminin tekrarından oluşan kalıbı kullanır. Derecenin zaman içinde ya da bir sıralama boyunca artmaya devam ettiğini anlatır; iki stronger birlikte tek bir tekrarlı karşılaştırma yapısı oluşturur. Burada bu kalıp hot, very hot ve roasting ifadelerini giderek güçlenen adımlar olarak düzenler. Uzun sıfatlarda more and more kullanılır; more and more difficult gibi.
Alıştırma
Cümleyi loud sözcüğünün tekrarlı karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the parade comes closer, the music gets ____.
Cevabı göster
louder and louder
move from ... to ... ile bir ölçek boyunca ilerlemek
Bu cümlede move from, yürümek veya fiziksel olarak yer değiştirmek anlamına gelmez. hot, very hot ve roasting ölçeğinde ilerlemek anlamına gelir; her ifade bir öncekinden daha güçlüdür. Yaygın yapı move from A to B şeklindedir. Üç aşama olduğunda move from A through B to C veya move from A to B to C sıralamayı özellikle netleştirir. Burada from sonrasındaki kısa liste de dinleyiciyi aynı tür ölçek boyunca yönlendirir.
Alıştırma
'We move from simple exercises to harder ones,' cümlesinde move from neyi anlatır?
- düzeyler arasında ilerlemek
- nesneleri başka bir yere taşımak
- etkinliği hemen bitirmek
Cevabı göster
düzeyler arasında ilerlemek
roasting: “çok sıcak” anlamı
Burada roasting, çok sıcak veya rahatsız edecek kadar sıcak anlamına gelen bir sıfattır. hot ifadesinin derecesini güçlendirir; yiyeceklerin pişirildiği anlamına gelmez. Bu gayriresmî kullanım, sıcak hava veya sıcak yerlerden söz ederken özellikle İngiliz İngilizcesinde yaygındır: It's roasting outside. Bir kişi çok sıcakladığını anlatmak için I'm roasting da diyebilir.
Alıştırma
'It was roasting outside, so we sat in the shade,' cümlesinde roasting ne anlama gelir?
- yemek pişiriyor
- aşırı sıcak
- biraz serin
Cevabı göster
aşırı sıcak
"very roasting" Neden Doğal Gelmez?
Bu cümlede "very roasting" doğal olmayan bir birleşimdir. "Roasting" sıcaklığı anlatırken zaten "aşırı sıcak" anlamına gelir; bu yüzden burada güçlü ya da uç anlamlı bir sıfat gibi kullanılır. Sorun "roasting" sözcüğünde değil, sözcüklerin eşleşmesindedir. Normal derecelendirilebilir "hot" sıfatıyla "very hot", daha güçlü bir ifade içinse "absolutely roasting" denir.
Alıştırma
Hangi cümle dışarının aşırı sıcak olduğunu en doğal biçimde ifade eder?
- It's very roasting outside.
- It's much roasting outside.
- It's absolutely roasting outside.
Cevabı göster
It's absolutely roasting outside.
Here, I need to use a strong intensifier like absolutely. Kelime
0:58Burada, absolutely gibi güçlü bir pekiştirici kullanmam gerekir.
"a strong intensifier like absolutely" İfadesinin Anlamı ve Kullanımı
"A strong intensifier like absolutely" ifadesinde intensifier, bir sıfatın derecesini değiştiren bir zarftır; "strong" ise bu anlam değişikliğinin gücünü anlatır. Sözcüğün yüksek sesle söylenmesi gerektiği anlamına gelmez. "Like absolutely", "absolutely" sözcüğünü örnek olarak sunar. Burada "absolutely" önerilir çünkü "roasting" zaten aşırı sıcaklığı ifade eder. Pekiştiriciyi sıfata göre seçin: "very hot", ancak "absolutely roasting".
Alıştırma
Hangi ifade güçlü sıfat "roasting" ile güçlü bir pekiştiriciyi doğru biçimde kullanır?
- much roasting
- very roasting
- absolutely roasting
Cevabı göster
absolutely roasting
It's absolutely roasting outside. Kalıp ifadeler
1:03Dışarısı absolutely roasting (kesinlikle kavurucu).
absolutely roasting: aşırı anlamlı bir sıfatı güçlendirmek
Burada absolutely, roasting sözcüğünün anlamını güçlendirir. Roasting zaten “aşırı sıcak” demektir; bu yüzden absolutely roasting “çok aşırı sıcak” anlamına gelir, bir şeyin gerçekten kızartıldığını anlatmaz. Bu kullanımda absolutely, mantıksal kesinlik değil derece bildiren bir pekiştiricidir. İngilizcede absolutely, freezing ve exhausted gibi güçlü veya aşırı anlamlı sıfatlarla sıkça kullanılır. Daha az aşırı sıfatlarda very hot örneğindeki gibi very çoğu zaman daha doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “aşırı sıcak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The greenhouse is ____ today.
Cevabı göster
absolutely roasting
Another example would be...: bir örnek daha eklemek
Another example, konuşanın açıklamaya bir öğe daha eklediğini dinleyiciye bildirir. Another example would be... kalıbı, sırada gelecek öğeye işaret ederek konuşmayı veya yazıyı düzenlemeye yardımcı olur. Burada would be, cold sözcüğünü olası ve uygun bir örnek olarak sunar ve Another example is cold demekten biraz daha yumuşaktır. Geçmiş zamana gönderme yapmaz ve if cümleciği gerektirmez.
Alıştırma
Açıklamayı, olası bir örnek sunan ve derste geçen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: One source of renewable energy is solar power. Another example ____ wind power.
Cevabı göster
would be
Aşırı soğuk anlamındaki freezing sıfatı
Buradaki freezing, “aşırı soğuk” anlamında bir sıfattır. Havayı, bir yeri veya bir kişinin nasıl hissettiğini anlatabilir; şu anda gerçekleşen bir donma eylemini anlatmaz. Freezing, cold sözcüğünden daha güçlüdür. Günlük konuşmada, hiçbir şey gerçekten buza dönüşmese bile soğuğun ne kadar rahatsız edici olduğunu vurgular.
Alıştırma
“The classroom is freezing today.” cümlesinde freezing ne anlama gelir?
- yavaş yavaş ısınıyor
- çoktan tamamen donmuş
- aşırı soğuk
Cevabı göster
aşırı soğuk
Oh, it's absolutely freezing outside. Kalıp ifadeler
1:21Oh, dışarısı absolutely freezing (kesinlikle dondurucu).
Aşırı soğuğu anlatan absolutely freezing
Absolutely freezing, “aşırı derecede soğuk” demektir. Freezing zaten güçlü bir sıfattır; absolutely ise tüm anlatıma daha fazla vurgu katar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp absolutely + güçlü sıfat biçimindedir. Freezing zaten aşırı bir soğukluk derecesini anlattığı için absolutely ile doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Bu dersteki hedef sözcük grubunu tamamlayın: “After ten minutes in the snow, we were ____ freezing.”
Cevabı göster
absolutely
We can learn them in pairs to make it easier. Kalıp ifadeler
1:27İşleri kolaylaştırmak için onları çiftler halinde öğrenebiliriz.
learn them in pairs: ilişkili ögeleri çiftler hâlinde öğrenmek
learn them in pairs ifadesinde them, öğrenilen birbiriyle ilişkili ögeleri belirtir; in pairs ise bunların nasıl düzenleneceğini açıklar: ilişkili iki öge bir araya getirilir ve tek bir grup olarak öğrenilir. Burada her derecelendirilebilir sıfatı ona karşılık gelen güçlü sıfatla eşleştirmek anlamına gelir. İlişkili ögeleri ikili gruplar hâlinde hatırlamak daha kolaysa learn + object + in pairs yapısı kullanılabilir. In pairs yöntemi belirtir; “bir çiftin içinde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “ilişkili ögelerden oluşan ikili gruplar hâlinde” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: It is easier to learn these opposite words ____.
Cevabı göster
in pairs
particularly smart: güçlendirici olarak particularly
particularly smart ifadesinde particularly, derecelendirilebilir smart sıfatını güçlendirir. “Özellikle” veya “dikkat çekici ölçüde” anlamına gelir; yani konuşan kişi onun ne kadar zeki olduğuna dikkat çeker. Burada particularly, “yalnızca” anlamına gelmez. Kişiyi tek bir özellikle sınırlamak yerine smart niteliğini dikkat çeken bir özellik olarak gösterir.
Alıştırma
“The puzzle is particularly difficult” cümlesinde particularly ne anlama gelir?
- pek değil
- yalnızca
- özellikle veya dikkat çekici ölçüde
Cevabı göster
özellikle veya dikkat çekici ölçüde
He is exceptionally intelligent. Kalıp ifadeler
1:32O exceptionally intelligent (olağanüstü akıllı).
exceptionally intelligent: alışılmadık ölçüde yüksek derece
exceptionally intelligent ifadesinde exceptionally, “alışılmadık ölçüde” anlamına gelir. intelligent sözcüğünü sıradan bir very intelligent betimlemesinden daha güçlü kılar. Bu eşleşme doğaldır çünkü intelligent farklı derecelerde bulunabilen bir niteliği anlatır. exceptionally + sıfat kalıbı, nitelik olağan düzeyin çok ötesindeyken kullanılabilir. Sonuç genellikle özenli ve oldukça resmî bir tını verir.
Alıştırma
Bu cümlede exceptionally intelligent ne anlama gelir?
- yalnızca özel bir durumda zeki
- alışılmadık ölçüde zeki
- biraz zeki ama çok zeki değil
Cevabı göster
alışılmadık ölçüde zeki
Intelligent is a stronger adjective than smart. Dilbilgisi
1:35Intelligent, smart'tan daha güçlü bir sıfattır.
a stronger adjective than smart: sözcüklerin anlam gücünü karşılaştırma
İfade, a + comparative adjective + noun + than + comparison word karşılaştırma kalıbını kullanır. Burada stronger, intelligent sözcüğünün anlamını niteler: konuşan kişi intelligent sözcüğünü smart sözcüğünden daha güçlü bir anlam taşıyor olarak sunar. Stronger fiziksel güçten söz etmez. Aktarılabilir kalıp A is a stronger adjective than B yapısıdır. Than, karşılaştırma noktası olarak kullanılan B sözcüğünü getirir.
Alıştırma
“A is a stronger adjective than B” kalıbını kullanarak sözcük gücü karşılaştırmasını tamamlayın: Enormous is ____ big.
Cevabı göster
a stronger adjective than
So, we are going to use a stronger intensifier. Kelime
1:39Bu yüzden daha güçlü bir pekiştirici kullanacağız.
a stronger intensifier: daha fazla vurgu, daha fazla fiziksel güç değil
Intensifier, very, particularly veya exceptionally gibi bir sıfatın ya da zarfın derecesini artıran sözcüktür. a stronger intensifier ifadesinde stronger, pekiştiricinin ne kadar ek derece veya vurgu kattığını anlatır. Buradaki stronger, fiziksel olarak daha güçlü ya da dil bilgisi bakımından daha zorunlu demek değildir. İfade, daha güçlü bir pekiştirme etkisi olan ve sıfatla doğal biçimde kullanılan bir niteleyici seçmeyi anlatır; bu derste exceptionally, intelligent sözcüğüne amaçlanan vurguyu katar.
Alıştırma
Bu cümlede a stronger intensifier ne anlama gelir?
- Değiştirilemeyen bir dil bilgisi kuralı
- Fiziksel gücü anlatan bir sıfat
- Daha yüksek derecede vurgu katan bir pekiştirici
Cevabı göster
Daha yüksek derecede vurgu katan bir pekiştirici
Or this grammar seems particularly hard. Kalıp ifadeler
1:43Ya da bu dilbilgisi particularly hard (özellikle zor) görünüyor.
seems particularly hard: kesinliği yumuşatan bir değerlendirme
seems particularly hard ifadesinde seems bir bağlayıcı fiildir. this grammar öznesini hard ile ilişkilendirir; particularly ise hard sözcüğünün derecesini artırarak “özellikle zor” anlamını verir. Seems kullanmak, zorluğu konuşanın izlenimi veya değerlendirmesi olarak sunar. Bu, daha kesin bir ifade gibi duyulan this grammar is particularly hard cümlesinden daha dolaylıdır.
Alıştırma
Hangi cümle zorluğu kesin bir gerçek yerine bir izlenim olarak sunar?
- The new puzzle particularly hard.
- The new puzzle seems particularly hard.
- The new puzzle is particularly hard.
Cevabı göster
The new puzzle seems particularly hard.
Don't worry, it's not completely impossible. Dilbilgisi
1:46Endişelenmeyin, completely impossible (tamamen imkânsız) değil.
not completely impossible: temkinli kısmi olumsuzluk
Burada not, completely impossible düşüncesinin tamamını etkiler. Konuşan kişi, hiçbir olasılığın bulunmadığı yönündeki en güçlü yargıyı reddeder. Böylece kısmi bir olumsuzluk oluşur ve hâlâ bir miktar olasılık kalır. Bu ifade, bir şeyin mümkün olduğunu doğrudan söylemekten daha temkinlidir. Karşıdakini rahatlatırken durumun zor veya belirsiz olabileceğini de kabul eder.
Alıştırma
It's not completely impossible en açık şekilde neyi anlatır?
- Hâlâ bir miktar olasılık var.
- Hiçbir olasılık yok.
- Kesinlikle kolay olacak.
Cevabı göster
Hâlâ bir miktar olasılık var.
so we're going to use a stronger intensifier.
1:54bu yüzden daha güçlü bir pekiştirici kullanacağız.
Now, what about non-gradable adjectives? Anlatım akışı
1:56Peki ya derecelendirilemez sıfatlar ne olacak?
what about non-gradable adjectives?: sıradaki konuya geçiş
What about non-gradable adjectives? cümlesinde What about + isim öbeği, ilgili bir unsuru konuşmaya dâhil eder. Bir sıfat türü ele alındıktan sonra bu soru, sıradaki konunun non-gradable adjectives olduğunu gösterir. Burada bilgileri düzenleyen bir geçiş işlevi görür ve yaklaşık olarak “Şimdi derecelendirilemeyen sıfatları ele alalım” anlamına gelir. Asıl amacı, bu sıfatlarla ilgili tek bir bilgiyi sormak değildir.
Alıştırma
Bir grup tren bileti fiyatlarını yeni konuştu ve şimdi konforu ele almak istiyor. Hangi soru ilgili bu konuya doğal biçimde geçiş yapar?
- What are the seats made of?
- Where are the seats?
- What about the seats?
Cevabı göster
What about the seats?
Can't be graded: derece bildiren kiplik edilgen yapı
Can't be graded, can't + be + past participle yapısından oluşan kiplik bir edilgen yapıdır. Sıfat, eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle ifade, sıfatın normalde farklı derece düzeylerine yerleştirilemeyeceği anlamına gelir. Burada graded, “okulda not verilmek” anlamında değildir. slightly, very veya more gibi sözcüklerle bir derece ölçeğine yerleştirilmek anlamındadır. Derecelendirilemeyen bir sıfat, anlamı normal bir ölçek yerine tamamlanmış ya da mutlak bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Dil bilgisi açıklamasını edilgen ifadeyle tamamlayın: A non-gradable adjective can't ____.
Cevabı göster
be graded
If something's perfect, it's 100%: tanım bildiren if
Burada if, tanımsal bir ilişki kurar: perfect olmak, sabit olarak “%100” anlamına gelir. Konuşan kişi gelecekte bir olayın olup olmayacağını tahmin etmiyor; perfect sözcüğünün anlam sınırını açıklıyor. If + present, present kalıbı çoğu zaman tanım, genel gerçek veya düzenli sonucu bildirir. if yan cümlesi koşulu, ana cümle ise bu koşul her gerçekleştiğinde çıkan sonucu verir.
Alıştırma
Hangi cümle if ile olası bir gelecek olayını değil, genel bir tanımı veya sabit bir ilkeyi bildirir?
- If it rains tomorrow, we may stay home.
- If a number is even, it can be divided by two.
- If I find the keys, I will call you.
Cevabı göster
If a number is even, it can be divided by two.
Very, very perfect ifadesinin doğal gelmemesinin nedeni
Perfect, alışılmış mutlak anlamında hiçbir şeyin eksik veya yanlış olmadığını belirtir. Bu anlam zaten bir son noktayı gösterdiği için very, very perfect bu cümlede doğal gelmez: very normalde very good örneğindeki gibi derecelendirilebilen bir sıfatın derecesini yükseltir. Very sözcüğünü tekrarlamak vurgu katar, ancak bu birleşimi uygun hâle getirmez. Tarafsız İngilizcede perfect sözcüğünü tek başına kullanın ya da absolutely perfect gibi son noktayı güçlendiren bir pekiştirici seçin.
Alıştırma
Hangi cümlede perfect sözcüğü tarafsız İngilizcede en doğal pekiştiriciyle kullanılmıştır?
- The final draft is absolutely perfect.
- The final draft is much perfect.
- The final draft is very, very perfect.
Cevabı göster
The final draft is absolutely perfect.
already perfect: duruma artık ulaşılmış olması
It's already perfect cümlesinde already, kusursuz duruma şu ana kadar ya da birinin beklediğinden daha erken ulaşılmış olduğunu gösterir. Bu durumun artık geçerli olduğunu vurgular; perfect sözcüğünün derecesini artırmaz. Be ve bir sıfatla birlikte kullanıldığında already normalde be sözcüğünden sonra, sıfattan önce gelir: It is already perfect. Burada başka bir değişikliğe gerek olmadığı düşüncesini destekler. Already tek başına otomatik olarak “uzun zaman önce” anlamına gelmez ve kızgınlık ifade etmez. Ses tonu ve bağlam sabırsızlık katabilir, ancak bu cümle esas olarak ulaşılmış bir durumu belirtir.
Alıştırma
Kusursuz duruma şu ana kadar ulaşılmış olduğunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: The logo is ____ perfect.
Cevabı göster
already
totally perfect: totally ile mutlak bir sıfatı güçlendirmek
totally perfect ifadesinde totally, “tamamen” demektir. Perfect kusuru olmayan bir şeyi anlatır; dolayısıyla totally bir miktarı değil, eksiksiz ve ya hep ya hiç olan bu fikri güçlendirir. Bu birleşim, özellikle konuşmada vurgu yapmak için doğaldır. Bu cümlede I am totally perfect kasıtlı olarak aşırı özgüvenli ve şakacı söylenir; nesnel ve ciddi bir iddia değildir.
Alıştırma
Gündelik İngilizcede “her yönden kusursuz” anlamını güçlü biçimde en doğal veren ifade hangisidir?
- partly correct
- totally perfect
- almost perfect
Cevabı göster
totally perfect
Thanks, I know. ile hayalî bir iltifatı şakayla kabul etmek
Burada Thanks, I know. cümlesi, konuşan kişi az önce kendisine totally perfect demiş olmasına rağmen bir iltifata cevap veriyormuş gibi davranır. Thanks, başka biri iltifat etmiş gibi; I know ise konuşan kişi bu iltifatı özgüvenle kabul ediyormuş gibi işlev görür. Bu hayalî konuşma, kasıtlı olarak aşırı özgüvenli görünen eğlenceli bir şaka yaratır. Sözcükler başka durumlarda gerçek anlamlarıyla kullanılabilir, ancak burada asıl görevleri ciddi bir teşekkür değil, mizah yaratmaktır.
Alıştırma
Yargı: Yakın bir arkadaşınız şakayla “You're a genius!” der. Siz gülümseyip “Thanks, I know.” diye cevap verirsiniz. Şaka açıkça belliyse bu cevap ciddi bir böbürlenme yerine eğlenceli gelebilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
If something's dead, it's completely dead. Kalıp ifadeler
2:16Eğer bir şey ölüyse, completely dead'dir (tamamen ölüdür).
Derecelendirilemeyen dead sıfatıyla completely dead
completely dead ifadesinde completely, dead ile anlatılan durumun bütünüyle geçerli olduğunu gösterir. Temel gerçek anlamında dead derecelendirilemeyen bir sıfattır: bir şey ya ölüdür ya da değildir. Completely, dead sözcüğünü bir yoğunluk ölçeğine yerleştirmez. Durumun tam olduğunu vurgular; bu nedenle burada very yerine kullanılan nötr ve standart pekiştiricidir.
Alıştırma
Nötr bir durumda hangi cümle pilde hiç şarj kalmadığını en doğal biçimde ifade eder?
- The battery is much dead.
- The battery is very dead.
- The battery is completely dead.
Cevabı göster
The battery is completely dead.
There's nothing you can do about it. Kalıp ifadeler
2:19Bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur.
There's nothing you can do about it: durumu değiştirememek
Konuşma dilindeki bu yaygın kalıp, kişinin yapabileceği hiçbir eylemin durumu değiştiremeyeceği anlamına gelir. Buradaki about it yalnızca “onun hakkında” değil, “bu duruma karşılık olarak” veya “bu durumla başa çıkmak için” demektir. Yapı There is nothing + özne + can do about it şeklindedir. you can do sözleri nothing sözcüğünü açıklar ve cümlenin bütünü, durumu kişinin kontrolü dışında gösterir.
Alıştırma
Sabit kalıbı bir sözcükle tamamlayın: The decision is final, and there is nothing we can do ____ it.
Cevabı göster
about
There you go. ifadesinin konuşmada kapanış işareti olarak kullanımı
Burada There you go. başka bir yere gitme yönlendirmesi değildir. Açıklamanın sona ulaştığını belirten bir konuşma işaretidir: “Hepsi bu” veya “Bu kısım tamamlandı.” Daha genel olarak bu ifade, bir adımın tamamlandığını ya da beklenen sonuca ulaşıldığını doğrulayabilir. Hangi anlamın kastedildiğini o andaki eylem ve ses tonu gösterir.
Alıştırma
Bir öğretici açıklamanın sonunda There you go. büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Başka bir yere yürü.
- Açıklama tamamlandı: hepsi bu.
- Açıklamaya yeniden başla.
Cevabı göster
Açıklama tamamlandı: hepsi bu.
weak or strong, or non-gradable,
2:26zayıf mı güçlü mü, yoksa derecelendirilemez mi olduğunu bildiğinizde,
İki adımı sıralamak için Once you know if ...
Once you know if ... yapısında once, “bu olduğunda” ya da “bu olduktan sonra” anlamına gelen bir bağlaçtır; “bir kez” anlamındaki zarf değildir. Önce bilinmesi gereken şeyi, yani sıfatın hangi türe girdiğini belirtir. Ana cümle, daha sonra neyin mümkün olduğunu söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp şöyledir: Once + ilk koşul veya adım, ana cümle + sonraki eylem veya sonuç. Burada know'dan sonraki if, “olup olmadığını” anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede Once you know if ... nasıl bir sıralama gösteriyor?
- Sıfatın türünü belirlemeden önce bir pekiştirici seç.
- Önce sıfatın türünü belirle, sonra bir pekiştirici seç.
- Sıfatın türünü yalnızca bir kez belirle.
Cevabı göster
Önce sıfatın türünü belirle, sonra bir pekiştirici seç.
decide what intensifier to use: gömülü soru sözcüğü+mastar yapısı
decide what intensifier to use ifadesinde what intensifier to use, decide fiilinin nesnesi olarak kullanılan gömülü bir soru sözcüğü + mastar yan cümlesidir. “Hangi pekiştiricinin kullanılacağına karar vermek” anlamına gelir. Doğrudan bir soru değildir. Kalıp, fiil + soru sözcüğü, bazen ardından bir isim, + to’lu mastar şeklindedir: decide what to say, know where to go veya decide what tool to use. Bir seçimi ya da gereken bir bilgiyi kısa biçimde ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “hangi pekiştiricinin kullanılması gerektiği” anlamındaki tam soru sözcüğü + mastar ifadesiyle tamamlayın: After checking the adjective, decide ____.
Cevabı göster
what intensifier to use
to make your English
2:32tamamen, hakikaten, kesinlikle ve olağanüstü derecede daha heyecan verici hale getirmek için
completely, truly, utterly, exceptionally more exciting. Kalıp ifadeler
2:34hangi pekiştiriciyi kullanacağınıza karar verebilirsiniz.
completely, truly, utterly, exceptionally more exciting: şakacı abartı
Konuşmacı more exciting ifadesinin önüne dört pekiştirici yığar. Liste giderek uzadığı için ifade kasıtlı olarak abartılı ve şakacı duyulur. Ayrıca dersin sonunu ana konuya, yani pekiştiricilere geri bağlar. Dizinin tamamını kopyalanacak normal bir kalıp olarak değil, bir söz oyunu olarak anlayın. Tarafsız İngilizcede, nitelediği sözcüğe veya yapıya uyan bir pekiştirici seçilir; pekiştiriciler genellikle bir karşılaştırmanın önünde serbestçe üst üste kullanılmaz.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Tarafsız ve resmî yazıda completely, truly, utterly, exceptionally more exciting, güçlü vurgu istendiğinde her zaman kopyalanabilecek normal bir kalıptır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış