İyi ve Kötü Çocukluklar: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
378 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Konuşma iki çocukluğu karşılaştırır; erken muameleyi yetişkin ilişkileriyle bağlar ve geçmişi anlama yolları önerir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “on hand to soothe” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: birinin yakında ve sıkıntıyı yatıştırmaya hazır olduğunu anlatın. 2. “take it personally.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: başkasının davranışını kendisi hakkında hüküm sayan kişiyi tanıyıp savunmacılığı ve çatışmayı anlayın. 3. “sabotage your chances of flourishing.” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: bilinçli ya da bilinçsiz davranışın ilişkilerde, işte veya sağlıkta gelişme fırsatını nasıl zedelediğini, başarısızlık isteği ima etmeden anlatın.

Bu derste

Let's imagine two kinds of childhood. Anlatım akışı

0:03

İki farklı türde çocukluk hayal edelim.

Anlatım akışı

Let's imagine: ortak bir varsayım kurmaya davet etmek

“Let's imagine”, konuşan kişiyi ve dinleyicileri birlikte varsayımsal bir durum oluşturmaya davet eder. Burada bir düşünce deneyi başlatır; insanlardan gerçek çocukluklarını hatırlamalarını istemez. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak, hayal edilen düzenin ardından gelecek karşılaştırmaya çerçeve oluşturacağını belirtir. Yapı, Let's imagine + isim öbeği veya yan cümledir.

Alıştırma

Hangi giriş, dinleyicileri konuşan kişiyle birlikte varsayımsal bir düşünce deneyine katılmaya davet eder?

  1. Let's imagine a town with no cars.
  2. Remember the town where you grew up.
  3. The town definitely has no cars.
Cevabı göster

Let's imagine a town with no cars.

The first, broadly, is the good kind.

0:07

İlki, genel anlamda, iyi olan türdür.

When you're upset, someone is on hand to soothe you. Kalıp ifadeler

0:10

Üzgün olduğunuzda, sizi sakinleştirecek biri yanınızdadır.

Kalıp ifadeler

on hand to soothe: yakında ve sakinleştirmeye hazır olmak

On hand to + fiil, bir kişinin veya şeyin yakında bulunduğunu ve gerektiğinde o eylemi yapmaya hazır olduğunu belirtir. Bu nedenle someone is on hand to soothe you, yardımın hemen ulaşılabilir olduğu anlamına gelir; kişinin kelimenin tam anlamıyla bir “elin üzerinde” olduğu anlamına gelmez. Soothe, sıkıntıyı, korkuyu veya rahatsızlığı nazikçe azaltmak demektir. to soothe mastarı, hazır bulunan kişinin ne tür bir yardım sunmaya hazır olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, eğitimli bir kişinin yakında bulunup yardım etmeye hazır olacağı anlamına gelir?

  1. A trained guide will be on hand to help.
  2. The team has the problem in hand.
  3. The deadline is at hand.
Cevabı göster

A trained guide will be on hand to help.

When you're furious, someone handles you calmly.

0:13

Öfkelendiğinizde, biri size sakince yaklaşır.

When you need attention, someone is there for you. Deyimler

0:17

İlgiye ihtiyacınız olduğunda, biri sizin için oradadır.

Deyimler

be there for someone: ihtiyaç duyduğunda birini desteklemek

Burada is there for you, ihtiyaç duyduğunda sana destek, ilgi veya teselli sunmak demektir. Esas anlamı, fiziksel olarak aynı yerde bulunmak değildir. Kalıp be there for + kişi şeklindedir. Birinin güvenilir ve destek vermeye hazır olduğunu anlatır; ancak bütün sorunlarını çözeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaş, "Call me anytime. I'm there for you." diyor. Ne demek istiyor?

  1. Şu anda belirli bir yerde duruyorum.
  2. Bana ihtiyaç duyduğunda seni destekleyeceğim.
  3. Bütün sorunlarını senin yerine çözeceğim.
Cevabı göster

Bana ihtiyaç duyduğunda seni destekleyeceğim.

When you can't understand, someone explains.

0:19

Anlayamadığınızda, biri size açıklar.

When you're messy, someone resists shaming you. Dilbilgisi

0:23

Etrafı dağıttığınızda, biri sizi utandırmaktan kaçınır.

Dilbilgisi

resists shaming ifadesinde resist + -ing yapısı

Resists shaming, başka birini utandırmamak için kendini tutmak demektir. To shame someone, bir kişinin kimliği veya yaptığı bir şey yüzünden kendisini kötü ya da aşağı görmesine yol açmaktır. Resist fiilinden sonra isim veya -ing biçimi (gerund) kullanılır; to + fiil kullanılmaz. resists shaming ifadesinde shaming, kişinin yapmamak için kendini tuttuğu eylemi adlandıran -ing biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümlede resist, bir öğretmenin öğrenciyi utandırmaktan kaçınması anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The teacher resists to shame a student for a mistake.
  2. The teacher resists shaming a student for a mistake.
  3. The teacher resists from shaming a student for a mistake.
Cevabı göster

The teacher resists shaming a student for a mistake.

When you fail, you're not called a loser. Dilbilgisi

0:26

Başarısız olduğunuzda, size ezik denmez.

Dilbilgisi

you're not called a loser: be called + isim

you're not called a loser ifadesinde called, edilgen be called + isim kalıbındaki geçmiş zaman ortacıdır. Bu kalıp, başka insanların birini o isimle tanımlaması veya etiketlemesi anlamına gelir; kişinin telefonla arandığı anlamına gelmez. Cümle, tek bir başarısızlığı kalıcı bir kimliğe dönüştürmeyi reddeder. A loser bir kişi için kullanılan olumsuz bir etikettir; bu nedenle bir konuda başarısız olmak kişiyi otomatik olarak kaybeden yapmaz.

Alıştırma

A child who needs extra time shouldn't be called lazy. cümlesinde be called lazy ne anlama gelir?

  1. Birinden telefon almak.
  2. Bir işi tamamlayamaz hâle gelmek.
  3. Başkaları tarafından tembel olarak tanımlanmak veya etiketlenmek.
Cevabı göster

Başkaları tarafından tembel olarak tanımlanmak veya etiketlenmek.

when there's a problem, you'll get through it. Öbek fiiller

0:29

bir sorun olduğunda, üstesinden gelirsiniz.

Öbek fiiller

get through: zor bir durumu atlatmak

Burada get through, zor bir durum sona erene kadar ona başarıyla dayanmak ve durumu atlatmak anlamına gelir. Sorunu fiziksel olarak içinden geçilen bir yer değil, dayanılıp geride bırakılabilecek bir şey olarak gösterir. Nesne, get through the crisis örneğindeki gibi zorluğun adı olabilir veya get through it örneğindeki gibi bir zamir olabilir. Bu anlam özellikle zor dönemler, hastalıklar, krizler ve diğer güçlüklerle birlikte yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi bir güçlüğü atlatmak anlamındaki get through ile tamamlayın: The first week was exhausting, but we knew we could ____ it.

Cevabı göster

get through

In short, you deserve to exist, Anlatım akışı

0:31

Kısacası, var olmayı hak ediyorsunuzdur,

whatever the value system of the competitive world out there. Dilbilgisi

0:34

dışarıdaki rekabetçi dünyanın değer sistemi ne olursa olsun.

Anlatım akışı

Özetleme ifadesi olarak In short

In short, konuşanın önceki ayrıntıları tek bir ana sonuçta özetlemek üzere olduğunu gösterir. Bu cümlede dinleyiciye "you deserve to exist" ifadesini temel mesaj olarak görmesini söyler. Bu, söylemi düzenleyen bir ifadedir; zaman ifadesi değildir. "Ana fikri kısaca söylemek" anlamına gelir, "kısa bir süre boyunca" anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede In short bir özeti sunmak için kullanılmıştır?

  1. The route is safer, faster, and cheaper. In short, it is our best option.
  2. We stayed there for a short time before going home.
  3. The train will arrive shortly, so please stay on the platform.
Cevabı göster

The route is safer, faster, and cheaper. In short, it is our best option.

Dilbilgisi

Whatever the value system: sınırsız ödünleme

Whatever + isim öbeği, "ismin belirttiği şey ne olursa olsun" anlamında bir ödünleme anlatabilir. Bu cümlede dış dünya hangi değer sistemini kullanırsa kullansın, "you deserve to exist" iddiası geçerliliğini korur. Bu kullanım bilgi istemek yerine değişken bir koşulu sonuçtan bağımsız bırakır. Kısaltılmış whatever the value system öbeği, whatever the value system may be şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Ödünleme ifadesini tamamlamak için şu üç sözcüğü doğal sıraya tam olarak yerleştirin: whatever, the, reason. "____, please tell me the truth."

Cevabı göster

Whatever the reason

Inside, you're of huge value. Kalıp ifadeler

0:37

İçinizde muazzam bir değer taşırsınız.

Kalıp ifadeler

be of huge value: çok büyük değere sahip olmak

You're of huge value, “son derece değerli bir insansın” anlamına gelir. Bu cümlede yüksek bir fiyattan değil, kişinin içsel değerinden ve öneminden söz edilir. be of + soyut isim kalıbı bir sıfat gibi işlev görebilir: be of value, be valuable ile aynı anlama gelir. Huge, value ismini güçlendirir; bu yüzden ifade çok büyük bir değer anlatır.

Alıştırma

Dersteki be of huge value ifadesini kullanın ve be biçimini özneye göre değiştirin: Her careful review ____ to the project.

Cevabı göster

is of huge value

You are, for as long as it takes, Kalıp ifadeler

0:40

Ne kadar sürerse sürsün,

the center of one or two kindly grown-ups universe. Deyimler

0:42

bir veya iki şefkatli yetişkinin evreninin merkezisinizdir.

Kalıp ifadeler

for as long as it takes: ne kadar sürerse sürsün

For as long as it takes, ne kadar süreceğini kimse bilmese bile “gereken sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Burada yetişkinlerin ilgisinin ve bakımının, çocuğun ihtiyaç duyduğu dönem boyunca sabit bir son tarih olmadan devam ettiğini anlatır. Bu söz öbeğinde for süreyi belirtir; it takes ise örtük süreç veya hedef için gereken zamanı ifade eder. Buradaki as long as zaman anlamındadır, “şu koşulla” biçimindeki koşul anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, görev tamamlanana kadar belirsiz bir süre boyunca devam etme sözü verir?

  1. We'll keep working as long as everyone follows the safety rules.
  2. We'll keep working until six o'clock.
  3. We'll keep working for as long as it takes.
Cevabı göster

We'll keep working for as long as it takes.

Deyimler

the center of ... universe metaforu

Burada amaçlanan kalıp be the center of someone's universe yapısıdır. Bu, fiziksel bir merkezde bulunmak değil; birinin en yoğun ilgisini ve şefkatini görmek ve onun için son derece önemli olmak anlamına gelen bir metafordur. Burada bir veya iki iyi kalpli yetişkin bakıcı, çocuğu hayatlarının ana odağı yapar. İfade bu duyguyu çocuğun bakış açısından sunar.

Alıştırma

Cümleyi evrenin merkezi metaforuyla tamamlayın: Since their daughter was born, she has been ____.

Cevabı göster

the center of their universe

Then, broadly, there's the challenging or plain bad childhood. Kelime

0:47

Sonra, genel olarak, zorlu veya düpedüz kötü olan çocukluk vardır.

Kelime

plain bad: gayriresmî güçlendirici olarak plain

plain bad ifadesinde plain, bad sıfatını güçlendiren gayriresmî bir zarftır. Düpedüz, gerçekten veya tamamen kötü anlamına gelir; sıradan görünümlü, sade ya da süssüz demek değildir. Konuşmacı önce daha yumuşak olan challenging tanımını kullanır, ardından plain bad ifadesine geçer. Bu değişiklik yumuşatılmış anlatımı bırakır ve yargıyı daha doğrudan ve sert hâle getirir.

Alıştırma

The repair wasn't merely imperfect; it was ___ bad cümlesinde boşluğa düpedüz veya gerçekten anlamını hangi seçenek verir?

  1. plainly
  2. plain
  3. plane
Cevabı göster

plain

When you cry, they call you spoiled.

0:52

Ağladığınızda size şımarık derler.

When you're difficult, they say it's attention-seeking. Kelime

0:55

Huysuzlandığınızda, ilgi çekmeye çalıştığınızı söylerler.

Kelime

Eleştirel bir etiket olarak attention-seeking

Attention-seeking, birinin esas olarak başkalarının ilgisini ya da tepkisini çekmek amacıyla yapıldığına inandığı davranışı anlatır. Bu cümlede, başkalarının zorlayıcı bir davranışa taktığı etikettir; kişinin neden öyle davrandığının kanıtlanmış açıklaması değildir. Bu sözcük çoğu zaman eleştiri taşır. İlgi ihtiyacının aşırı, samimiyetsiz ya da yönlendirici olduğunu ima edebilir. Tarafsız bir tanı olarak değil, konuşanın niyete ilişkin yargısı olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: Birine attention-seeking demek, ilgi gören her davranışı tarafsız biçimde anlatmanın bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

When you don't succeed, they take it personally. Deyimler

0:58

Başarılı olamadığınızda, bunu kişisel algılarlar.

Deyimler

Take it personally deyimi

Take it personally, bir olayı, yorumu veya başka birinin davranışını kendinizle ilgili; özellikle eleştiri, reddedilme ya da değerinize ilişkin bir yargı olarak yorumlamak demektir. Burada, başka birinin başarısızlığını kendilerinin bir yansıması olarak gördükleri anlamına gelir. it nesnesi, yorumlanan olayı veya davranışı gösterir. Kalıp take + nesne + personally biçimindedir: take it personally, take the comment personally veya don't take this personally.

Alıştırma

Cümleyi “bunu kendin hakkında bir yargı olarak yorumlamak” anlamındaki hedef deyimle tamamlayın: The editor gives everyone detailed notes, so don't ____.

Cevabı göster

take it personally

When you're messy, they're disgusted.

1:00

Etrafı dağıttığınızda iğrenirler.

When you try to be strong, they're threatened.

1:03

Güçlü olmaya çalıştığınızda tehdit edilmiş hissederler.

When you're weak and unimpressive, they belittle you.

1:06

Zayıf ve sıradan olduğunuzda, sizi küçümserler.

In short, it's a bit of a pity you're around. Ton ve niyet

1:09

Kısacası, etrafta olmanız biraz acınası bir durumdur.

Ton ve niyet

it's a bit of a pity you're around: yumuşak sözler, sert bir reddediş

Burada a bit of a pity yüzeyde yumuşak görünür, ancak yargı serttir: örtük mesaj, birinin varlığının üzücü olduğu ve o kişinin istenmediğidir. Yumuşak ifade gerçek bir nezaket değil, ağır bir yargıyı hafif gösterme biçimidir. Cümle, bir çocuğun kötü muamele nedeniyle içselleştirebileceği zarar verici bir mesajı özetler; konuşmacı dinleyiciyi doğrudan reddetmemektedir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlatıyor?

  1. Küçük bir zamanlama sorunu hakkında hafif bir üzüntü.
  2. Kişinin varlığının istenmediğini belirten, yumuşatılmış ama çok incitici bir mesaj.
  3. Kişinin hoş karşılandığını gösteren dostça bir şaka.
Cevabı göster

Kişinin varlığının istenmediğini belirten, yumuşatılmış ama çok incitici bir mesaj.

You don't quite deserve to exist.

1:12

Pek de var olmayı hak etmiyorsunuzdur.

You're a burden, and in the end, Deyimler

1:14

Siz bir yüksünüz ve sonunda,

really a giant disappointment.

1:16

gerçekten büyük bir hayal kırıklığısınız.

Deyimler

You're a burden: bir kişiyi yük olarak tanımlamak

Birine a burden demek bir mecaz kullanmaktır. Burden sözcüğü gerçek anlamda ağır bir yükü belirtir; burada ise kişi, başkalarının enerjisini, bakımını, parasını veya özgürlüğünü sürekli tüketen biri olarak gösterilir. Yaygın be a burden on someone yapısı, bu yükü kimin taşıdığı iddia edildiğini açıkça belirtir. Bu bağlamda cümle, bir çocuğun içselleştirdiği acımasız bir mesajı temsil eder; çocuğun değeri hakkında nesnel bir ifade değildir.

Alıştırma

You're a burden bir kişi hakkında söylendiğinde ne anlama gelir?

  1. Varlığınız veya ihtiyaçlarınız başkalarının sürekli taşıdığı bir yük olarak görülüyor.
  2. Fiziksel olarak ağır bir şey taşıyorsunuz.
  3. Küçük bir hata yaptınız.
Cevabı göster

Varlığınız veya ihtiyaçlarınız başkalarının sürekli taşıdığı bir yük olarak görülüyor.

The first kind of childhood is just about the greatest gift anyone can receive. Kelime

1:19

İlk çocukluk türü, birinin alabileceği en büyük hediyedir.

Kelime

just about: üstünlük derecesini yumuşatmak

Burada just about, almost veya very nearly anlamına gelen tek bir derece ifadesi olarak kullanılır. the greatest üstünlük ifadesini biraz daha az kesin hâle getirirken çok güçlü övgüyü korur. İki sözcüğü birlikte anlamak gerekir: just burada yalnızca anlamına gelmez ve about bir konu başlatmaz. Bu yapı, güçlü bir iddianın temel etkisini koruyarak kesinliğini yumuşatabilir.

Alıştırma

Cümlede just about the greatest gift ne anlama gelir?

  1. Hiçbir pay bırakmadan kesinlikle en büyük armağan
  2. Küçük bir pay bırakarak neredeyse en büyük armağan
  3. Yalnızca büyüklükle ilgili bir armağan
  4. Değeri düşük, sıradan bir armağan
Cevabı göster

Küçük bir pay bırakarak neredeyse en büyük armağan

It's at the root of the chance to form satisfying relationships, Notlar

1:24

Tatmin edici ilişkiler kurma,

Deyimler

at the root of: temel bir nedeni belirtmek

At the root of, derin bir nedeni veya temeli belirtmek için bitki kökü benzetmesini kullanır. Burada iyi bir çocukluk, kişinin tatmin edici ilişkiler kurma olanağının altında yatan temel olarak sunulur. Kalıp X is at the root of Y şeklindedir. X’i temel bir unsur olarak gösterir, ancak X’in tek neden olduğunu kendiliğinden iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle belirsiz beklentilerin çatışmanın altında yatan neden olduğunu söylüyor?

  1. Unclear expectations were at the root of the conflict.
  2. The conflict was unrelated to unclear expectations.
  3. Unclear expectations appeared after the conflict.
  4. The conflict was at the root of unclear expectations.
Cevabı göster

Unclear expectations were at the root of the conflict.

Kalıp ifadeler

form satisfying relationships eşdizimi

form satisfying relationships ifadesinde form, kurmak veya geliştirmek anlamına gelen bir fiildir. Relationships ile doğal bir şekilde kullanılır; burada form bir belge doldurmak anlamına gelmez. Satisfying sözcüğü relationships sözcüğünü niteler. İlişkilerin duygusal tatmin veya iyi olma hissi sağladığını belirtir; dolayısıyla bütün ifade, insana tatmin veren ilişkiler kurmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle gönüllü çalışmanın insanların duygusal açıdan tatmin edici sosyal bağlar kurmasına yardımcı olabileceğini özellikle ifade ediyor?

  1. Volunteering can help people build stronger relationships.
  2. Volunteering can help people make their existing relationships more satisfying.
  3. Volunteering can help people form satisfying relationships.
Cevabı göster

Volunteering can help people form satisfying relationships.

to accept one's sexuality,

1:27

kişinin cinselliğini kabul etme,

to have ambition without perfectionism,

1:29

mükemmeliyetçilik olmadan hırs sahibi olma,

and to approach adversity with resilience. Kalıp ifadeler

1:32

ve zorluklara dayanıklılıkla yaklaşma şansının temelidir.

Dilbilgisi

Paralel to'lu mastarlar: to form ... to accept ... to have ... and to approach

Dört to'lu mastar öbeği, the chance ifadesini aynı düzeyde tamamlayan paralel ögelerdir. Her biri bu fırsatın mümkün kıldığı ayrı bir yeteneği belirtir: to form, to accept, to have ve to approach. Ortadaki öbeklerin hiçbiri kendinden önceki öbeğe bağlı değildir. Uzun bir listede to sözcüğünü tekrarlamak, ögelerin aynı dil bilgisi düzeyinde olduğunu gösterir; and ise son ögeyi tanıtır. Bu yapı, konuşma ve yazıdaki karmaşık listelerin daha kolay takip edilmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle a chance ifadesinden sonra to'lu mastarlardan oluşan açık bir paralel liste kullanıyor?

  1. The program gives teens a chance learning new skills, to meet mentors, and building confidence.
  2. The program gives teens a chance to learn new skills, meeting mentors, and to build confidence.
  3. The program gives teens a chance to learn new skills, to meet mentors, and to build confidence.
Cevabı göster

The program gives teens a chance to learn new skills, to meet mentors, and to build confidence.

Kalıp ifadeler

Zorluklara dirençle yaklaşmak

Burada approach, fiziksel olarak “yaklaşmak” değil, “ele almak” veya “yüzleşmek” anlamındadır. Adversity ciddi sıkıntıları ya da zor yaşam koşullarını ifade eder. with resilience, bu sıkıntılarla nasıl yüzleşildiğini gösterir: aksiliklere rağmen uyum sağlayarak, toparlanarak ve devam ederek. Hiç acı hissetmemek anlamına gelmez; dirençlilik, zorlanıp daha sonra yeniden güç kazanmayı da içerebilir.

Alıştırma

Bu cümlede approach adversity with resilience ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Tehlikeli bir duruma fiziksel olarak yaklaşmak.
  2. Ciddi sıkıntılarla uyum sağlayıp toparlanarak başa çıkmak.
  3. Sıkıntı hiç acı vermiyormuş gibi davranmak.
  4. Her sorunun ortadan kalkmasını beklemek.
Cevabı göster

Ciddi sıkıntılarla uyum sağlayıp toparlanarak başa çıkmak.

And likewise, the bad sort of childhood is proper lasting trouble. Kelime

1:36

Ve aynı şekilde, kötü çocukluk türü de tam anlamıyla kalıcı bir sorundur.

Kelime

Proper lasting trouble: Britanya İngilizcesinde gündelik vurgu

proper lasting trouble ifadesinde proper, Britanya İngilizcesinin gündelik kullanımında “gerçek”, “tam anlamıyla” veya “ciddi” anlamı veren bir pekiştiricidir. Trouble sözcüğünün gücünü artırır; sorunun doğru, uygun veya hak edilmiş olduğu anlamına gelmez. Lasting, trouble sözcüğünü niteler ve etkilerinin zaman içinde sürdüğünü gösterir. İfade bir bütün olarak uzun vadeli sonuçları olan gerçekten ciddi sorun anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede proper, proper lasting trouble ifadesindekiyle aynı gündelik pekiştirme anlamına sahiptir?

  1. That delay caused proper trouble for the whole team.
  2. Is this the proper address?
  3. She followed the proper procedure.
  4. Please wear proper shoes for the hike.
Cevabı göster

That delay caused proper trouble for the whole team.

It keeps undermining relationships, Dilbilgisi

1:41

İlişkilerin altını oymaya devam eder,

Dilbilgisi

keeps undermining: tekrarlanan ve kademeli zayıflatma

Keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. Burada özne it olduğu için keep, keeps olur ve undermine fiili -ing biçimini alır: keeps undermining. Undermine, çoğunlukla dolaylı veya birikimli bir etkiyle bir şeyi giderek daha güçsüz ya da etkisiz hâle getirmek demektir. Buradaki keeps undermining, devam eden bir etkinin ilişkileri tekrar tekrar zayıflattığını, onları tek bir olayla tamamen yok etmediğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi keep + undermine ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Repeated criticism ____ the team's confidence over time.

Cevabı göster

keeps undermining

generates endless problems around sex, Kelime

1:44

cinsellik etrafında bitmek bilmeyen sorunlar yaratır,

Kelime

problems around sex: around sözcüğünün “ilgili” anlamı

Burada around, sorunların konu alanını tanıtır. Problems around sex, cinsellik, yakınlık ve bunlarla bağlantılı konularla ilgili sorunlar demektir; around fiziksel bir konumu anlatmaz. Konuyu belirleyen bu kullanım, tek ve dar biçimde tanımlanmış bir zorluk yerine birbiriyle bağlantılı geniş bir sorun kümesinden söz ederken kullanışlıdır. Aynı kalıp questions around funding ve concerns around privacy gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede around, “bir konuyla ilgili” anlamında kullanılmıştır?

  1. She tied a ribbon around the box.
  2. The children cycled around the park.
  3. The workshop explored problems around social media use.
Cevabı göster

The workshop explored problems around social media use.

saps confidence, Kalıp ifadeler

1:46

özgüveni tüketir,

breeds anxieties,

1:48

kaygıları,

Kalıp ifadeler

saps confidence ... breeds anxieties: öz güveni aşındırmak ve kaygı doğurmak

Burada sap, bir şeyi yavaş yavaş zayıflatmak veya tüketmek anlamına gelir; dolayısıyla saps confidence, insanların kendilerinden giderek daha az emin olmasına yol açar. Breed ise bir şeyin ortaya çıkmasını ve büyümesini sağlamak demektir; bu nedenle breeds anxieties, zamanla artabilecek kaygılar yaratmayı ifade eder. Birbirine paralel iki fiil-nesne çifti, devam eden iki etkiyi gösterir: olumlu bir şey aşınırken olumsuz bir şey gelişir. Bu kalıp, uzun vadeli sonuçları genel anlamlı cause fiilinden daha canlı biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi sap ve breed fiillerinin geçmiş zaman biçimleriyle tamamlayın: Years of public criticism ____ her confidence and ____ resentment in the group.

Cevabı göster

sapped · bred

self-hatred,

1:49

kendinden nefret etmeyi,

and shame.

1:50

ve utancı besler.

We don't yet know how completely to fix bad childhoods.

1:52

Kötü çocuklukları tamamen nasıl onaracağımızı henüz bilmiyoruz.

They're a proper pain to have had. Dilbilgisi

1:56

Yaşanmış olmaları tam bir baş ağrısıdır.

Dilbilgisi

to have had: daha önce tamamlanmış bir deneyim

To have had bir perfect infinitive, yani tamamlanmış mastardır: to have + geçmiş zaman ortacı had. Kötü çocuklukları yaşama deneyimini They're a proper pain cümlesindeki şimdiki değerlendirmeden daha önceye yerleştirir. Burada have, hâlâ devam eden bir şeye sahip olmak değil, bir şeyi deneyimlemek veya yaşamak anlamındadır. Bu yapı, konuşanın daha sonraki bir noktadan geriye bakıp tamamlanmış bir deneyimi değerlendirmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: I'm grateful ____ kind neighbors when I was growing up.

Cevabı göster

to have had

But here are one or two things to try very hard to keep in mind. Kalıp ifadeler

1:58

Ancak burada akılda tutmak için çok çaba sarf etmeniz gereken bir veya iki şey var.

Kalıp ifadeler

keep ... in mind: bir şeyi dikkate almaya devam etmek

Keep something in mind, bir şeyi hatırlamaya devam etmek ve kararlarınızı ya da davranışlarınızı etkileyen bir unsur olarak dikkate almak demektir. Burada anlamca eksik bırakılan nesne one or two things ifadesidir; bunlar sonraki öneriler boyunca göz önünde bulundurulması gereken noktalardır. Nesne, keep the deadline in mind örneğinde olduğu gibi keep ile in mind arasına gelebilir. Ayrıca keep in mind that the deadline is Friday örneğindeki gibi ardından that cümleciği gelebilir. İfade gerçek anlamlı değildir ve genellikle bir şeyi bir anlığına hatırlamaktan fazlasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi keep in mind ile tamamlayın: When you choose a seat, ____ that the front row has limited legroom.

Cevabı göster

keep in mind

Do everything you can to understand the craziness inside you. Dilbilgisi

2:04

İçinizdeki deliliği anlamak için elinizden gelen her şeyi yapın.

Dilbilgisi

Do everything you can to ...: mümkün olan en büyük çaba

Do everything you can to + fiil, bir hedefe ulaşmak için mümkün olan her çabayı göstermek veya her eylemi yapmak demektir. Çabayı olabildiğince eksiksiz gösterdiği için try to ifadesinden daha güçlüdür. everything you can içindeki can, can do anlamındadır: everything you can do. Sondaki to understand, çabanın hedefini belirtir. Özne everything we can veya everything she can örneklerindeki gibi değişebilir.

Alıştırma

Bu dersteki en yüksek çaba ifadesiyle güçlü sözü tamamlayın: We will ____ find your missing package.

Cevabı göster

do everything we can to

Be suspicious of many of your first intuitions and responses. Kalıp ifadeler

2:08

İlk sezgilerinizin ve tepkilerinizin çoğuna şüpheyle yaklaşın.

Kalıp ifadeler

Be suspicious of + kişi, iddia veya tepki

Be suspicious of, “bir şeye hemen güvenme veya onu hemen kabul etme; dikkatle incele” anlamına gelir. Bu cümlede nesne many of your first intuitions and responses olduğundan, verilen öğüt kişinin kendi ilk tepkilerini sorgulamasıdır. Bu ifade, söz konusu tepkilerin kesinlikle yanlış olduğunu değil, dikkatli olunması gerektiğini belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı be suspicious of + isim, zamir veya fiilimsidir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “hemen güvenmemek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ a claim that has no supporting evidence.

Cevabı göster

Be suspicious of

Watch out for weird stuff you're going to try to do to sabotage your chances of flourishing. Notlar

2:13

Gelişme şansınızı sabote etmek için yapmaya çalışacağınız tuhaf şeylere dikkat edin.

Öbek fiiller

Watch out for + tehlike veya sorun

Watch out for, “belirli bir tehlikeye, soruna veya uyarı işaretine karşı tetikte ol” anlamına gelir. For, dikkat edilmesi gereken şeyi belirtir; ifade yalnızca gözleri bir şeye çevirmek anlamına gelmez. Buradaki tehlike, olası bir kendini baltalama davranışı örüntüsüdür. Aynı ifade hem somut tehlikeler hem de daha az görünür sorunlar için kullanılabilir.

Alıştırma

Uyarıyı dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ slippery rocks near the river.

Cevabı göster

Watch out for

Kalıp ifadeler

sabotage your chances of flourishing: gelişip iyi yaşama şansını sabote etmek

Bu cümlede sabotage your chances of flourishing, kişinin iyi yaşama, gelişme ve başarılı olma ihtimaline kendi davranışlarıyla zarar vermesi demektir. Sabotage güçlü bir sözcüktür, ancak zararlı davranış planlı değil bilinçsiz olabilir. Yapı, sabotage someone's chances of + isim veya -ing biçimidir. Flourishing yalnızca kariyer başarısından daha geniştir; esenliği, ilişkileri, özgüveni ve kişisel gelişimi de kapsayabilir.

Alıştırma

Cümleyi sabotage your chances of hedef ifadesiyle tamamlayın: Repeatedly missing deadlines can ____ earning a promotion.

Cevabı göster

sabotage your chances of

Warn people around you in a gentle, Ton ve niyet

2:19

Çevrenizdeki insanları nazik,

unalarming way about what you've been through. Öbek fiiller

2:21

ve telaşlandırmayan bir şekilde neler yaşadığınız konusunda uyarın.

Ton ve niyet

Warn people around you in a gentle, unalarming way: çevrenizdekileri nazikçe ve telaşlandırmadan bilgilendirmek

Burada warn, insanları tehdit etmek veya dışarıdan gelen bir tehlikeyi duyurmak değil, önceden bağlam vermek anlamına gelir. Konuşan kişi, geçmiş deneyimlerin tepkilerinizi etkileyebileceğini yakınlarınıza sakin bir şekilde anlatmanızı öneriyor. Warn someone about something yapısı önce dinleyiciyi, ardından konuyu belirtir. In a gentle, unalarming way anlatım biçimini belirler; what you've been through ise geçmişte yaşanan zor deneyimleri ifade eder. Cümle bir bütün olarak, sorunlar ortaya çıkmadan önce anlayışı destekleyen özenli bir ön bilgilendirme işlevi görür.

Alıştırma

Bir arkadaşınız stresli konuşmalardan sonra sessizleştiğinizi görebilir. Hangi cümle geçmişiniz hakkında nazik ve telaşlandırmayan bir ön bilgilendirme yapar?

  1. You need to be careful around me because I might react badly.
  2. I want to let you know that difficult past experiences can make me go quiet sometimes.
  3. I'm sorry for everything I may ever do.
Cevabı göster

I want to let you know that difficult past experiences can make me go quiet sometimes.

Öbek fiiller

what you've been through: yaşadıkların

what you've been through ifadesinde have been through, özellikle zor bir şeyi 'yaşamış ve buna dayanmış olmak' anlamına gelir. What, ifadenin nesnesidir ve kişinin yaşadığı olayları veya dönemi temsil eder. You've been biçimindeki present perfect, geçmişteki bu deneyimleri kişinin şimdiki durumuyla ilişkilendirir. Through burada fiziksel bir yerin içinden geçmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi be through ifadesinin doğru present perfect biçimiyle tamamlayın: After everything you ____, you deserve time to recover.

Cevabı göster

have been through

Invite them to feel sorry for you rather than just condemn you for being difficult. Notlar

2:24

Zor biri olduğunuz için sizi kınamak yerine sizin için üzülmelerini sağlayın.

Dilbilgisi

rather than just: yalnızca yapmak yerine

Rather than iki tepki arasında karşıtlık kurar: kişiyi kınamak değil, ona acımak daha iyi tepki olarak sunulur. Just, 'yalnızca' veya 'sadece' anlamına gelir ve kınamayı dar, yetersiz bir tepki gibi gösterir. Tekrar kullanılabilir yapı A rather than B biçimindedir. Burada invite them to içindeki ortak to hem feel hem de condemn fiiline uygulanır. Bu nedenle cümle, feel sorry for you ve just condemn you olmak üzere iki paralel yalın fiil öbeğini karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü karşıtlık ifadesiyle tamamlayın: Let's look for a solution ____ blame each other.

Cevabı göster

rather than just

Kalıp ifadeler

condemn someone for being difficult: zor biri olduğu için birini kınamak

condemn someone for doing/being something yapısında condemn, bir kişiyi güçlü bir şekilde onaylamayarak yargılamak veya onun hakkında bu şekilde konuşmak demektir. Kişi condemn fiilinden hemen sonra gelir; for ise nedeni belirtir. Bu neden bir isimle veya -ing biçimiyle ifade edilir, fiilin yalın hâliyle değil. Burada being difficult, başkalarının başa çıkmakta zorlandığı bir şekilde davranmak anlamına gelir. Cümle, kişiyi bu davranışı nedeniyle sertçe yargılamaya alternatif olarak ona acımayı sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede condemn someone for doing something yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. They condemned Leo for breaking the rule.
  2. They condemned Leo to break the rule.
  3. They condemned for Leo breaking the rule.
Cevabı göster

They condemned Leo for breaking the rule.

Try to get all the insights you can from books, Dilbilgisi

2:29

Kitaplardan,

therapy, and thinking.

2:32

terapiden ve düşünmekten alabileceğiniz tüm içgörüleri almaya çalışın.

Dilbilgisi

all the insights you can: edinebileceğiniz tüm içgörüler

All the insights you can, yeteneklerinizin ve fırsatlarınızın izin verdiği kadar çok yararlı içgörü anlamına gelir. All the + çoğul isim, miktarı en üst düzeye çıkarma hedefi koyar; you can ise bu hedefi gerçekçi olarak mümkün olanla sınırlar. can sonrasındaki get fiili, daha önceki Try to get ifadesinden anlaşıldığı için düşürülmüştür. Tam biçim all the insights you can get şeklindedir. İngilizcede bu tür ilgi cümleciklerinde tekrarlanan fiil sık sık düşürülür.

Alıştırma

Cümleyi all the + noun + you can yapısıyla tamamlamak için information kullanın: Before the interview, gather ____.

Cevabı göster

all the information you can

Accept that this is a legacy you're gonna be carrying around with you all your life. Notlar

2:34

Bunun hayatınız boyunca yanınızda taşıyacağınız bir miras olduğunu kabul edin.

Deyimler

a legacy ... carrying around with you all your life ifadesindeki metafor

Burada legacy, para, mülk veya gurur duyulacak bir başarıyı değil, geçmişin bıraktığı kalıcı bir sonucu ifade eder. Cümle, zor bir çocukluğun etkisini kişiyi şekillendirmeye devam eden bir şey olarak sunar. Carrying around mecazidir: kişi fiziksel olarak bir nesne taşımak yerine bu etkiyle yaşamaya ve onu yönetmeye devam eder. All your life uzun bir süreyi vurgular, ancak iyileşmenin veya toparlanmanın imkânsız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Kişiyi ünlü yapacak kamuya açık bir başarı
  2. Kişinin yaşamaya devam edeceği, geçmişten kalan kalıcı bir etki
  3. Kişinin yasal olarak miras alacağı para veya mülk
  4. Kişinin her gün fiziksel olarak taşıması gereken bir nesne
Cevabı göster

Kişinin yaşamaya devam edeceği, geçmişten kalan kalıcı bir etki

Kelime

you're gonna be carrying: gündelik dilde gelecekte süren eylem

Gonna, going to ifadesinin gündelik konuşmadaki biçimidir. You're gonna be carrying ifadesinin açık hâli you are going to be carrying şeklindedir. Going to durumu geleceğe yerleştirirken be carrying onu sürmekte olan bir süreç olarak gösterir: taşıma durumunun belirli bir süre devam etmesi beklenir. Bu cümlede söz konusu yapı, tek bir gelecek eylemden çok uzun süren bir yük fikrini destekler.

Alıştırma

Gonna ve work fiilinin doğru biçimini kullanarak gündelik dildeki gelecek zaman cümlesini tamamlayın: This time next week, you're ____ with the new team.

Cevabı göster

gonna be working

Feel, without self-pity, a little bit sorry for yourself. Ton ve niyet

2:39

Kendinize acımadan, kendiniz için biraz üzülün.

Ton ve niyet

without self-pity ... a little bit sorry for yourself: kendin için ölçülü biçimde üzülmek

Bu cümlede feel a little bit sorry for yourself, kendine acıma duygusuna saplanıp kalmak anlamına gelmez. Araya giren without self-pity sınırlaması, bu yaygın olumsuz yorumu engeller: başına gelen şeyin acı verdiğini kabul et, ancak acıyı ve çaresizliği her şeye bakış biçimin hâline getirme. A little bit, duygunun derecesini azaltır. İki niteleyici birlikte dikkatli bir orta yol oluşturur: kendin için biraz üzülmene izin verirken bunun kısa süreli ve dengeli kalmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi yorum, cümlede dikkatle sınırlandırılan tavsiyeye en uygundur?

  1. Acını biraz kabul et, ancak kendine acıma duygusuna kapılma.
  2. Kendin için hiç üzülmemek amacıyla acını tamamen görmezden gel.
  3. Sorunlarını, hiç kimsenin senin kadar acı çekmediğinin kanıtı say.
Cevabı göster

Acını biraz kabul et, ancak kendine acıma duygusuna kapılma.