Kağıt Havlu vs El Kurutma Makineleri: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
543 kelime 201 kel/dk

Video özeti: Bu video kâğıt havlularla el kurutma makinelerini hijyen ve çevre açısından karşılaştırıp tek yapraklı yöntemi gösteriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “make all the difference.” belirleyici bir değişimi anlatan deyimdir; öğrenci, yetersiz yıkamadan sonra kurulamanın neden önemli olduğunu açıklarken difference sözcüğünü harfiyen yorumlamaz. 2. “Having said that,” önceki kanıtı kabul edip pratik bir sınır ekler; öğrenci az önceki görüşünü tümüyle geri çekmeden doğal biçimde ödün verebilir. 3. “once everything is taken into account.” bütün etkenler değerlendirildikten sonra sonuç bildiren kalıptır; hız, bakteri, enerji ve kâğıt atığını birlikte tartarken kullanılır.

Bu derste

With 80% of infectious diseases spread by our hands, Anlatım akışı

0:00

Bulaşıcı hastalıkların %80'i ellerimiz yoluyla yayıldığı için,

it's clear that washing them is important.

0:03

ellerimizi yıkamanın önemli olduğu açık.

Anlatım akışı

With ..., it's clear that: kanıttan sonuca

With, kanıt olarak kullanılan bir arka plan gerçeğini sunar. With 80% ... spread by our hands bölümünde 80% ... isim öbeğidir; spread ise diseases sözcüğünü açıklayan geçmiş zaman ortacıdır ve tüm cümlenin ana fiili değildir. Ardından it's clear that, konuşanın dinleyiciye kabul ettirmek istediği sonucu sunar. With + arka plan gerçeği, it's clear that + sonuç yapısı kanıttan yargıya geçiş sağlar.

Alıştırma

Kanıttan sonuca giden yapıyı tamamlayın: ____ every seat already taken, ____ the show is popular.

Cevabı göster

With · it's clear that

But when it comes to your hygiene and cleanliness, Kalıp ifadeler

0:05

Peki hijyen ve temizlik söz konusu olduğunda,

which method of drying is best?

0:07

en iyi kurulama yöntemi hangisi?

Kalıp ifadeler

when it comes to: konuyu belirleme

When it comes to, sonraki yorumun ilgili olduğu konuyu veya alanı sunar. Burada hangi kurulama yönteminin en iyi olduğu sorulmadan önce soru hijyen ve temizlik konusuyla sınırlandırılır. To bir edattır; bu nedenle ardından bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir: when it comes to choosing a method. Bu ifade bir şeyin fiziksel olarak bir yere gelmesini anlatmaz.

Alıştırma

Konuyu belirleyen ifadeyi tamamlayın: ____ choosing a pet, think about how much space it needs.

Cevabı göster

When it comes to

Using a classic paper towel or the hand dryer?

0:09

Klasik kâğıt havlu mu, el kurutma makinesi mi?

Well, you'll be happy to know that if you wash your hands properly with soap, Ton ve niyet

0:12

Neyse ki ellerinizi sabunla doğru şekilde yıkarsanız,

nearly all traces of bacteria will be removed regardless of how you dry them. Dilbilgisi

0:16

nasıl kuruladığınızdan bağımsız olarak neredeyse tüm bakteri izleri giderilir.

Ton ve niyet

You'll be happy to know that: rahatlatıcı bir haberi sunmak

“You'll be happy to know that”, konuşanın dinleyiciyi sevindireceğini veya rahatlatacağını düşündüğü bilgiyi sunar. Dinleyicinin gelecekteki duygusunu kelimesi kelimesine tahmin etmez. İyi haberden önce samimi bir giriş oluşturur. Asıl haber that sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Rahatlatıcı bir haberi sunan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the vet says your dog is healthy.

Cevabı göster

You'll be happy to know that

Dilbilgisi

Regardless of how + yan cümle: değişmeyen bir sonuç

“Regardless of how”, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini veya yapıldığını anlatan bir yan cümleyi başlatır. “Hangi şekilde olursa olsun” anlamına gelir. Hangi yöntem veya biçim kullanılırsa kullanılsın ana cümlenin sonucu geçerli kalır. Burada how sözcüğünden sonra özne ve fiil gelir: “you dry them”.

Alıştırma

“Hangi şekilde olursa olsun” anlamındaki üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: The app works ____ you hold the tablet.

Cevabı göster

regardless of how

But it's when you don't wash properly or even worse, only wash with water, Notlar

0:20

Ancak ellerinizi düzgün yıkamazsanız veya daha da kötüsü sadece suyla yıkarsanız,

Anlatım akışı

Olumsuz bir noktayı ağırlaştırmak için even worse

Even worse, dinleyiciye sıradaki durumun yalnızca başka bir sorun olmadığını, konuşanın onu daha ciddi gördüğünü anlatır. Burada yalnızca suyla yıkamak, düzgün yıkamamaktan daha kötü olarak sunulur. Bu ifade, mesajı kötüden daha kötüye giden bir adım şeklinde düzenler. Daha olumsuz ayrıntının hemen önünde gelir ve konuşurken çevresinde genellikle kısa bir duraklama olur.

Alıştırma

Hangi bağlayıcı ikinci sorunun daha ciddi olduğunu açıkça belirtir? I missed the bus. _____, I left my project at home.

  1. Even worse
  2. Also
  3. For example
Cevabı göster

Even worse

that how you dry your hands can make all the difference. Deyimler

0:24

ellerinizi nasıl kuruladığınız büyük fark yaratabilir.

Dilbilgisi

Önemli bir zamanı vurgulamak için it's when ... that ...

Burada it's when ... that ... bir vurgu yapısıdır. When yan cümlesini odağa yerleştirir: önemli zaman veya koşul, ellerin düzgün yıkanmadığı, özellikle de yalnızca suyla yıkandığı zamandır. It's bir nesneyi göstermez ve that ayrı bir nesne yan cümlesi başlatmaz. Ek vurgu olmadan temel mesaj şudur: ellerini düzgün yıkamadığında onları nasıl kuruladığın büyük fark yaratabilir.

Alıştırma

Vurgu yapısını tamamlayın: ____ the floor is wet ____ you need to walk slowly.

Cevabı göster

It's when · that

Deyimler

make all the difference: belirleyici bir etkisi olmak

Make all the difference deyimi “belirleyici bir etkisi olmak” veya “sonucu büyük ölçüde iyileştirmek” anlamına gelir. Bu cümlede elleri kurulama biçimi, hijyen açısından önemli bir etken olarak sunulur. Burada all etkinin derecesini güçlendirir; sayılabilir birden fazla “farkı” anlatmaz. Kalıp özne + make/makes + all the difference şeklindedir.

Alıştırma

“Belirleyici bir etkisi olmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: A reliable backup can ____ during an emergency.

Cevabı göster

make all the difference

After all, the spread of bacteria is more likely to occur with wet skin Notlar

0:26

Sonuçta bakterilerin ıslak ciltte yayılma olasılığı daha yüksektir

Anlatım akışı

Destekleyici bir gerekçe sunan After all

After all, önceki ifadeyi destekleyen veya gerekçelendiren bir neden sunar. Burada kurulama biçiminin önemli olduğu iddiasının ardından, bakterilerin ıslak ciltten daha kolay yayılması gerekçe olarak verilir. Bu ifade, nedeni dinleyicinin kolayca kabul edebileceği veya zaten biliyor olabileceği bir bilgi gibi sunar. Mantığı “önceki iddia doğrudur, çünkü...” şeklinde düzenler; zaman sırası bildirmez.

Alıştırma

İkinci cümleyi kolayca kabul edilebilecek bir neden olarak sunan bağlayıcıyı seçin: We should take umbrellas. ___, the forecast says heavy rain is likely.

  1. Finally
  2. Even so
  3. After all
Cevabı göster

After all

Dilbilgisi

“is more likely to occur”: temkinli bir olasılık karşılaştırması

“Is more likely to occur”, bir olayın belirli bir koşulda gerçekleşme olasılığının başka bir koşula veya bağlamdan anlaşılan ölçüte göre daha yüksek olduğunu söyler. Bu cümlede “with wet skin”, olasılığı artıran koşulu belirtir; yayılmanın kesin olduğunu söylemez. “Occur”, “gerçekleşmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Kalıp olay + be + more likely + to occur şeklindedir; karşılaştırma “than” ile açıkça belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Temkinli karşılaştırmayı dersteki beş sözcüklük kalıpla tamamlayın: “A crash ____ during a severe storm than on a clear day.”

Cevabı göster

is more likely to occur

and rubbing your wet hands on your clothes or touching the bathroom door Dilbilgisi

0:30

ve ıslak ellerinizi kıyafetlerinize sürmek ya da tuvalet kapısına dokunmak

can often contaminate them even more.

0:33

ellerinize çoğu zaman daha da fazla bakteri bulaştırabilir.

Dilbilgisi

“rubbing ... or touching ...” yapısının eş görevli -ing öznesi olması

“Rubbing ... or touching ...”, eylemleri adlandıran ve “or” ile bağlanan iki -ing öbeği içerir. Bu öbekler birlikte cümlenin tam öznesini oluşturur; “be” fiilinin herhangi bir biçimi bulunmadığı için ikisi de şimdiki zamanın sürekli biçiminde bir fiil değildir. Yüklem “can often contaminate” ile başlar. Tek kiplik fiil olan “can”, iki alternatif eylemin ikisine de uygulanır. “Them”, ıslak ellere gönderme yapar; dolayısıyla her iki eylem de elleri daha fazla kirletebilir.

Alıştırma

Bu cümlede tam ve eş görevli özneyi hangi sözcükler oluşturur: “Walking to school or taking the bus can save money”?

  1. can save
  2. money
  3. Walking to school or taking the bus
Cevabı göster

Walking to school or taking the bus

It turns out after multiple studies were analyzed and compared, Anlatım akışı

0:35

Birden fazla çalışma incelenip karşılaştırıldığında,

paper towels came out victorious. Deyimler

0:38

kâğıt havluların galip geldiği görüldü.

Anlatım akışı

It turns out: Ortaya çıkan bir sonucu tanıtmak

It turns out, kanıtlar kontrol edildikten veya ne olduğu görüldükten sonra öğrenilen bir sonucu tanıtır. Buradaki it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel bir öznedir. turns out ifadesinden sonraki yan cümlenin tamamı gerçek sonucu verir. Turn burada fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez. Bu ifade ayrıca insanların daha önce beklediği ya da bildiği şeyden, kanıtların şimdi gösterdiği sonuca geçişi belirtir. Bu cümlede dinleyiciyi araştırma sürecinden sonuca yönlendirir.

Alıştırma

Kontrol ettikten sonra keşfedilen bir sonucu tanıtan, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the museum is open on Mondays.

Cevabı göster

It turns out

Deyimler

came out victorious: Kazanan olarak bitirmek

Burada came out, belirli bir sonuçla “sonuçlanmak” veya o durumda “ortaya çıkmak” anlamına gelir. Victorious sıfatı bu sonucun ne olduğunu, yani kazanan olmayı anlatır. Çalışmalarda yapılan şey gerçek bir yarışma değil, bir karşılaştırmaydı. Bu ifade, en iyi performans gösteren seçeneği bir yarışmanın kazananı gibi ele alarak sonucu daha canlı hâle getirir. Yeniden kullanılabilen yapı come out + sonuç tamamlayıcısıdır; come out ahead ve come out stronger buna örnektir.

Alıştırma

“Kazanan olarak bitirdi” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After all the votes were counted, the blue team ____.

Cevabı göster

came out victorious

Why?

0:41

Neden mi?

A lot of it has to do with timing. Kalıp ifadeler

0:41

Bunun büyük kısmı süreyle ilgili.

Kalıp ifadeler

has to do with: bağlantı ifade etmek

has to do with kalıbının tamamı “…… ile ilgili olmak” anlamına gelir. Birinin bir şey yapmak zorunda olduğunu söylemez. Bu cümlede timing, sonucun büyük bir bölümünün arkasındaki önemli bir etken olarak gösterilir. with sözcüğünden sonra ilgili konuyu, etkeni veya nedeni söyleyin: The problem has to do with cost. I/you/we/they ile have to do with, he/she/it ile has to do with kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “…… ile ilgili olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın. The delay ____ a broken signal, not the driver.

Cevabı göster

has to do with

The average air dryer requires nearly 45 seconds to reduce hand moisture by 97%

0:43

Ortalama bir hava üflemeli kurutucunun ellerdeki nemi %97 oranında azaltması yaklaşık 45 saniye sürerken,

whereas paper towel users achieve the same thing in around only 10 seconds. Anlatım akışı

0:48

kâğıt havlu kullananlar aynı sonucu yalnızca yaklaşık 10 saniyede elde ediyor.

Anlatım akışı

whereas: iki tam cümleciği karşılaştırmak

Whereas iki tam cümleciği birbirine bağlar ve okuyucuya bunları karşıtlık içinde karşılaştırmasını söyler. İlk cümlecik el kurutma makinesinin süresini, whereas ile başlayan cümlecik ise kâğıt havlunun çok daha kısa süresini verir; böylece aradaki fark ana nokta olur. Kullanışlı kalıp cümlecik 1, whereas cümlecik 2 şeklindedir. Bu cümlede whereas “buna karşılık” anlamındadır; “…… olduğu sırada” anlamında değildir.

Alıştırma

Bu resmî karşılaştırmayı en iyi hangi sözcük tamamlar? The city library opens at 8:00, ____ the village library opens at 10:00.

  1. whereas
  2. unless
  3. because
Cevabı göster

whereas

But after reviewing people's behavior,

0:52

Ancak insanların davranışları incelendiğinde,

studies showed that most individuals spent only 22 seconds with an air dryer,

0:54

araştırmalar çoğu kişinin hava üflemeli kurutucuyu yalnızca 22 saniye kullandığını gösterdi;

leaving their hands less than 70% dry. Dilbilgisi

0:58

bu yüzden elleri %70 oranında bile kurumuyordu.

Dilbilgisi

Sonuç yan cümlesi: leaving their hands less than 70% dry

Virgülden sonraki “leaving their hands less than 70% dry” -ing yan cümlesi, önceki durumun sonucunu belirtir: el kurutma makinesini yalnızca 22 saniye kullanmak, kullanıcıların ellerinin %70'ten daha az kuru kalmasına neden olmuştur. Buradaki leave, “ayrılmak” değil, “bir şeyi belli bir durumda bırakmak” anlamındadır. Bu sonucun anlaşılan kaynağı studies değil, önceki durumun tamamıdır. Bu yapı bir eylemi veya durumu sonucuna kısa ve düzenli biçimde bağlar: ana cümle, leaving + isim + tamamlayıcı.

Alıştırma

“The pipe burst, leaving the basement flooded,” cümlesindeki -ing yan cümlesi hangi ilişkiyi ifade eder?

  1. Borunun patlamasının sonucunu belirtir.
  2. Aynı anda gerçekleşen ilgisiz bir eylemi anlatır.
  3. Borunun neden patladığını açıklar.
Cevabı göster

Borunun patlamasının sonucunu belirtir.

Paper towel users on the other hand Anlatım akışı

1:01

Öte yandan kâğıt havlu kullananlar,

could achieve more than 85% dryness with only 5 seconds.

1:03

ellerini yalnızca 5 saniyede %85'ten fazla kurutabiliyordu.

Anlatım akışı

İkinci tarafı on the other hand ile sunmak

On the other hand, konuşmacının aynı karşılaştırmanın zıtlık oluşturan ikinci tarafını sunmaya geçtiğini gösterir. Burada el kurutma makinelerinin zayıf kurutma sonucundan kâğıt havluların daha iyi sonucuna geçiş yapar. İlk taraf on the one hand ile açıkça belirtilebilir, ancak bu örnekteki gibi önceki bağlamdan da anlaşılabilir. Bu ifade birbiriyle ilişkili iki bakış açısını düzenler; ilgisiz yeni bir konuyu yalnızca eklemez ve hand sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Bir öğrenci “The apartment is small,” diyor ve ardından okula yakın olduğunu ekliyor. Hangi cümle ilk ifadeyi reddetmeden ikinci tarafı sunar?

  1. On the contrary, it is close to school.
  2. On the other hand, it is close to school.
  3. For example, it is close to school.
Cevabı göster

On the other hand, it is close to school.

Friction also plays a key role in the removal of bacteria Kalıp ifadeler

1:07

Sürtünme de bakterilerin giderilmesinde kilit rol oynar

with much of it being transferred right onto the paper towel. Dilbilgisi

1:10

ve bakterilerin büyük kısmı doğrudan kâğıt havluya geçer.

Kalıp ifadeler

plays a key role in: bir şeyde kilit rol oynamak

Bu cümlede plays a key role in, “bir şeye çok önemli bir katkıda bulunur” anlamına gelir. Sürtünme, bakterilerin giderilmesinde önemli bir etken olarak sunulur; ancak bunun mutlaka tek neden olduğu söylenmez. Kalıp play a key role in + isim veya -ing biçimidir: play a key role in the removal of bacteria; play a key role in reducing waste. Buradaki role, bir oyuncunun canlandırdığı rol değil, mecazi olarak işlev veya etki demektir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Clear communication ____ preventing mistakes during emergencies.

Cevabı göster

plays a key role in

Dilbilgisi

with much of it being transferred...: eşlik eden açıklama ekleyen with yapısı

with ile başlayan öbek, eşlik eden bir açıklama ekler: sürtünme bakterileri giderirken bakterilerin büyük bir kısmı doğrudan kâğıt havluya aktarılmaktadır. Right, onto ile ifade edilen doğrudan varış noktasını vurgular. Kalıp with + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacıdır: with much of it being transferred. It, bakterilerin toplam miktarını ifade eder; edilgen biçim de bakterilerin eylemden etkilenen unsur olduğunu gösterir. Bu, ana cümleye bağlı bir ek yapıdır; tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Cümleyi clean fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The museum remained open, with each room ____ one at a time.

Cevabı göster

being cleaned

Conversely, some studies have shown that hand dryers may actually emit bacteria in their flow Anlatım akışı

1:13

Buna karşılık bazı çalışmalar, el kurutma makinelerinin hava akımıyla bakteri saçabildiğini gösteriyor;

because of the contaminated air from the bathroom.

1:17

bunun nedeni de tuvaletteki kirli hava.

Anlatım akışı

Ters yönlü ilişkiyi göstermek için Conversely,

Conversely, okuyucuya sıradaki düşüncenin önceki düşüncenin ters yönünde işlediğini bildirir. Yalnızca genel bir konu değişikliğini göstermekten daha fazlasını yapar. Buradaki temel ilişki, bakterileri uzaklaştırmak ile yaymak arasındadır: bir yöntem bakterileri alıp götürebilirken kurutucu onları hava akışına katabilir. Bu bağlaç, yönün tersine döndüğünü hemen açıkça gösterir.

Alıştırma

İkinci ilişkinin birincinin ters yönünde olduğunu en iyi hangi bağlaç gösterir? A warm room can make people sleepy. ___, a cool room can help them stay alert.

  1. Conversely
  2. However
  3. For example
Cevabı göster

Conversely

Anlatım akışı

Temkinli bir kanıt çerçevesi olarak some studies have shown that

Some studies have shown that, ardından gelen ifadeyi yalnızca konuşanın görüşü olarak değil, araştırmalarla desteklenen bir bulgu olarak sunar. Some kapsamı sınırlar: bütün çalışmaları değil, araştırmaların bir bölümünü belirtir. Have shown, present perfect yapısındadır ve daha önce yapılmış araştırmaları bugün önem taşıyan bir sonuca bağlar. Cümlenin ilerleyen kısmındaki may ile birlikte bu çerçeve, sonucu kesin veya herkesçe kabul edilmiş gibi sunmak yerine iddiayı temkinli tutar.

Alıştırma

Bütün çalışmaların aynı görüşte olduğunu iddia etmeden sınırlı araştırma kanıtlarını bildiren cümle hangisidir?

  1. Research has proved that short walks improve everyone's mood.
  2. Some studies have shown that short walks may improve mood.
  3. Every study shows that short walks always improve mood.
Cevabı göster

Some studies have shown that short walks may improve mood.

Having said that, air drying your hands can be effective if done thoroughly Notlar

1:20

Yine de ellerinizi havayla kurutmak, iyice yapıldığında etkili olabilir

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen koşul: if done thoroughly

if done thoroughly, edilgen bir koşul yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi if it is done thoroughly şeklindedir; burada it, air drying your hands ifadesine gönderme yapar ve done bu işlemi niteler. Eksik özne bağlamdan açıkça çıkarılabiliyor ve geçmiş zaman ortacının belirttiği eylemden etkileniyorsa bu yapıyı kullanın. Burada havayla kurutmanın etkili olabileceği koşulu belirtir: İşlem eksiksiz ve dikkatli biçimde yapılmalıdır.

Alıştırma

Tam koşulu kısaltılmış edilgen bir yan cümleyle yeniden yazın: The treatment is effective ____. Tam koşul: if it is done thoroughly.

Cevabı göster

if done thoroughly

and truthfully, you don't always have an option. Ton ve niyet

1:23

ve açıkçası her zaman başka bir seçeneğiniz olmaz.

Anlatım akışı

Having said that, ile kabul edip karşı noktaya geçmek

Having said that, önceki noktayı kabul edip farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Konuşan kişi, el kurutma makinelerinin bakteri yayabileceğine ilişkin önceki kaygının önemli olduğunu kabul eder ve ardından dengeleyici bir nokta ekler: Havayla kurutma iyice yapılırsa yine de etkili olabilir. Buradaki that, daha önceki iddia veya tartışmaya gönderme yapar; daha önce tamamlanmış ayrı bir eylemi anlatmaz. İfade “az önce söylediklerime rağmen” anlamına gelir. Böylece konuşan kişi önceki görüşünü geri çekmeden ona bir sınırlama getirir.

Alıştırma

Bu cümlede “Having said that,” nasıl bir işlev görüyor?

  1. Önceki kaygıyı kabul eder ve ardından dengeleyici bir sınırlama ekler.
  2. Havayla kurutmanın ancak biri konuşmasını bitirdikten sonra gerçekleştiğini gösterir.
  3. Önceki kaygıyı yanlış sayarak tamamen geri çeker.
Cevabı göster

Önceki kaygıyı kabul eder ve ardından dengeleyici bir sınırlama ekler.

Ton ve niyet

you don't always have an option: seçim bazen sınırlıdır

you don't always have an option ifadesinde konuşan kişi, seçim yapamadığın bazı durumlar olduğunu söyler; seçim yapmanın hiçbir zaman mümkün olmadığını söylemez. Bu kısmi olumsuzluktur: don't, her durumda seçim olasılığını reddetmek yerine always ifadesini sınırlar. Bu ifade gerçek bir kısıtlamayı kabul eder ama you have no option kadar kesin ve mutlak duyulmaz. Yeniden kullanılabilen don't always + fiil kalıbı, bir şeyin her zaman doğru ya da mümkün olmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle “Koşullar bazen seçim yapmanı engeller, ama bu her zaman böyle değildir” anlamını en iyi verir?

  1. You have no option.
  2. You always have an option.
  3. You don't always have an option.
Cevabı göster

You don't always have an option.

Though some dryers are much better than others, Dilbilgisi

1:26

Bazı kurutucular diğerlerinden çok daha iyi olsa da,

just make sure you dry them fully and it shouldn't be a major problem.

1:28

ellerinizi tamamen kuruttuğunuz sürece ciddi bir sorun çıkmamalı.

Dilbilgisi

Though some dryers are much better than others: ana tavsiyeden önce farkı kabul etmek

Though ile başlayan yan cümle bir farkı kabul eder: bazı kurutucular diğerlerinden daha iyi çalışır. Bu, ödünleme bildiren bir yan cümledir; ana düşünceye hazırlık yapar ve burada tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Ana cümle just make sure ile başlar. Bu yapı, konuşanın önce bir kısıtlamayı ya da istisnayı kabul etmesini, ardından hâlâ geçerli olan tavsiyeyi vermesini sağlar: Though + kabul edilen gerçek, ana düşünce.

Alıştırma

Hangi cümle, ana olumlu sonucu vermeden önce bir zorluğu kabul etmek için Though kullanır?

  1. The path was steep, so we took a break.
  2. Though the path was steep, we reached the top before noon.
  3. Because the path was steep, we took a longer route.
Cevabı göster

Though the path was steep, we reached the top before noon.

What about the environment, you ask? Anlatım akışı

1:31

Peki ya çevre?

Anlatım akışı

What about ..., you ask? ile yeni bir konuya geçiş

Burada What about the environment? yeni fakat bağlantılı bir soru ortaya atar: anlatıcı bir konuyu ele aldıktan sonra çevresel etkiye geçer. What about + isim öbeği, söz konusu konuyu tartışmaya dâhil eder. you ask ifadesi izleyicinin sorabileceği bir soruyu hayal eder; birinin gerçekten konuştuğunu aktarmak için kullanılmaz. Anlatıcı soruyu kısa süreliğine izleyici adına dile getirerek geçişi sohbet havasına sokar ve dinleyicilerin aklından geçebilecek bir noktayı önceden ele alır.

Alıştırma

Anlatıcı “What about the environment, you ask?” ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Çevresel etkiyi sıradaki konu olarak tanıtır ve izleyicinin bunu sorduğunu hayal eder
  2. Belirli bir izleyicinin daha önce gerçekten sorduğu bir soruyu aktarır
  3. Konuyu tamamen değiştirir ve önceki tartışmanın artık ilgisiz olduğunu belirtir
Cevabı göster

Çevresel etkiyi sıradaki konu olarak tanıtır ve izleyicinin bunu sorduğunu hayal eder

Without a doubt, new dryers are the environmentally friendly option. Ton ve niyet

1:32

Hiç kuşkusuz, yeni nesil kurutucular çevre dostu seçenektir.

Ton ve niyet

Güçlü kesinlik belirteci olarak Without a doubt

Without a doubt, konuşmacının ardından gelen iddia hakkında makul bir belirsizlik görmediği anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, yeni kurutucularla ilgili yargının tamamını son derece kesin olarak çerçeveler. Bu ifade, kurutucularla ilgili yeni bir bilgi değil, konuşmacının tutumunu gösteren bir belirteçtir: dinleyicilere konuşmacının iddiaya ne kadar güçlü biçimde bağlı olduğunu anlatır. İfade, dinleyiciyi güçlü gerekçelerle desteklenmesi gereken kesin bir sonuca hazırlar.

Alıştırma

Bir konuşmacının elinde yalnızca zayıf bir tahmin var ama “Without a doubt, this plan will work.” diyor. Kesinlik belirteci kanıtın gücüne uygun mu?

  1. Evet. Her türlü kişisel tahmin için uygundur.
  2. Hayır. Zayıf kanıt için fazla güçlüdür.
Cevabı göster

Hayır. Zayıf kanıt için fazla güçlüdür.

Not only because they prevent deforestation, Dilbilgisi

1:36

Üstelik yalnızca ormansızlaşmayı önledikleri için değil,

but they actually use less energy and have a lower carbon emission

1:38

aslında daha az enerji kullandıkları ve daha düşük karbon salımına yol açtıkları için de böyledir;

once everything is taken into account. Kalıp ifadeler

1:41

tabii tüm etkenler hesaba katıldığında.

Dilbilgisi

Not only because ... but: ikinci bir neden eklemek

Not only ... but ... birbirine eklenen iki nedeni bağlar. Not only because they prevent deforestation ilk nedeni sunar; but they actually use less energy and have a lower carbon emission ise ikinci bir neden ekler ve actually ile bu nedeni daha fazla vurgular. Burada yapı, bir şeyin neden çevre dostu olduğuna ilişkin önceki bir iddiayı sürdürür. Özenli yazıda iki tarafı paralel tutun: not only because X, but also because Y. Konuşmada ise kaynak cümledeki gibi ikinci bölümün tam bir yan cümle olduğu daha gevşek biçimlere sıkça rastlanır.

Alıştırma

Cümleyi standart ve paralel not only ... but also yapısıyla tamamlayın: We chose the train ____ because it was cheaper, ____ because it produced fewer emissions.

Cevabı göster

not only · but also

Kalıp ifadeler

Once everything is taken into account: genel bir yargıya varmak

Once, bir koşul yerine getirildikten sonraki noktayı belirtir; burada ilgili tüm etkenlerin değerlendirilmesinden sonrasını anlatır. Bir kez anlamına gelmez. Take something into account, bir yargıya varırken bir etkeni değerlendirmeye dâhil etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Yan cümlenin tamamı, daha düşük enerji tüketimi ve karbon salımı sonucunun tek bir olguya değil genel bir karşılaştırmaya dayandığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi ‘ilgili tüm etkenler değerlendirildikten sonra’ anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The repair seems affordable ____.

Cevabı göster

once everything is taken into account

After all, 13 billion pounds of paper towel are used every year in America alone

1:43

Sonuçta yalnızca Amerika'da her yıl 13 milyar libre kâğıt havlu kullanılıyor

and that's their major pitfall. Kelime

1:48

ve bu da onların en büyük dezavantajı.

Kelime

major pitfall: önemli ve kolayca gözden kaçabilen bir sorun

Burada their major pitfall, kâğıt havlunun en büyük sorununu, yani her yıl çok büyük miktarda kâğıt tüketmesini anlatır. Pitfall burada gerçek anlamda bir çukur ya da tuzak değildir. Pitfall, ilk başta fark edilmesi zor olabilen fakat daha sonra sıkıntı yaratabilecek bir sorun veya tehlikedir. Major, bunun en önemli ya da en ciddi sorun olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekteki pitfall sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?

  1. Hiçbir tehlikesi olmayan sevilen bir özellik
  2. Gözden kaçması kolay olan ve sorun yaratabilecek bir tehlike veya problem
  3. Bir yararın başka bir yararla adil biçimde değiştirilmesi
Cevabı göster

Gözden kaçması kolay olan ve sorun yaratabilecek bir tehlike veya problem

So if you're going to use paper towel,

1:50

Bu yüzden kâğıt havlu kullanacaksanız,

here's a quick tip that only requires one piece

1:52

işte yalnızca tek bir yaprak gerektiren küçük bir ipucu;

as suggested by advocate Joe Smith.

1:54

bu yöntem aktivist Joe Smith'in önerisi.

After washing your hands, shake them hard 12 times, Anlatım akışı

1:56

Ellerinizi yıkadıktan sonra 12 kez kuvvetlice silkeleyin,

then fold the piece of paper in half and wipe like so. Kalıp ifadeler

2:00

ardından kâğıdı ikiye katlayıp bu şekilde kurulayın.

Anlatım akışı

After washing ... then: adımları sıraya koymak

After washing your hands, el yıkamayı ilk sıraya yerleştirir. After sözcüğünden sonra -ing biçimi olan washing gelir ve bu eylemi yapan kişinin, talimatı alan kişiyle aynı olduğu anlaşılır. Then bir sonraki aşamayı gösterir. After ... then birlikte kullanıldığında birkaç komut açık bir sıraya dönüşür: önce elleri yıka, sonra salla ve kâğıdı katla.

Alıştırma

Talimatı After ... then sıralama yapısıyla tamamlayın: ____ washing the apple, cut it into slices, ____ put the slices on a plate.

Cevabı göster

After · then

Kalıp ifadeler

fold ... in half: eşit iki parçaya katlamak

fold the piece of paper in half ifadesinde in half eylemin sonucunu gösterir: kâğıt eşit veya yaklaşık olarak eşit iki parçaya gelir. Yaygın kalıp fold + katlanan şey + in half şeklindedir. Aynı kalıbı kâğıt, kumaş veya katlanabilen yiyecekler için kullanabilirsiniz. In half iki parçaya bölünmeyi anlatır; “bir yarımın içinde” demek değildir.

Alıştırma

“Eşit iki parçaya” anlamına gelen ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Fold the napkin ____ before placing it on the plate.

Cevabı göster

in half

Kalıp ifadeler

like so: gösterilen bir hareketi taklit etmek

Like so, “bu şekilde” veya “size gösterdiğim şekilde” anlamına gelir. Burada izleyiciye ekranda gösterilen hareketle aynı şekilde silmesi söylenir. Bu ifade, görülebilen veya zaten anlaşılmış bir örneğe işaret eder. Bu ifadede like, “aynı şekilde” anlamındadır; “hoşlanmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kişi düğüm atmayı gösterirken “Pull the end through the loop like so.” diyor. Burada like so kullanımı doğal mı?

  1. Doğal değil
  2. Doğal
Cevabı göster

Doğal

This is the optimal arrangement to dry with the least amount of paper. Dilbilgisi

2:03

Bu, olabilecek en az kâğıtla ellerinizi kurutmanın en iyi yoludur.

Dilbilgisi

the least amount of + sayılamayan bir isim

Bu cümlede the least amount of paper, olası kurutma düzenlemeleri arasında en küçük kâğıt miktarı anlamına gelir. Least üstünlük anlamı verir: başka hiçbir seçenek daha az miktar kullanmaz. Amount sayılamayan bir isimle kullanılır. Buradaki paper, tek tek kâğıt yapraklarını değil, malzeme veya kaynak olarak kâğıdı ifade eder; bu nedenle amount doğaldır.

Alıştırma

Sayılamayan bir malzemenin en az miktarını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: To reduce waste, use ____ packaging possible.

Cevabı göster

the least amount of

Again, shake your hands 12 times, fold, and dry.

2:07

Tekrar edelim: Ellerinizi 12 kez silkeleyin, kâğıdı katlayın ve kurulayın.

Now you have clean dry hands with minimal waste.

2:10

Artık en az atıkla temiz ve kuru ellere sahipsiniz.

Special thanks to audible.com for supporting this episode

2:14

Bu bölüme verdiği destek için audible.com'a özel teşekkürler;

and giving you a free audiobook of your choice at audible.com/asap. Kalıp ifadeler

2:17

ayrıca audible.com/asap adresinde seçtiğiniz bir sesli kitabı size ücretsiz sunuyor.

Kalıp ifadeler

isimden sonra of your choice

of your choice ifadesinde edat grubu audiobook sözcüğünden sonra gelir ve mevcut seçenekler arasından bizzat sizin seçtiğiniz bir sesli kitabı belirtir. Önündeki ismi niteler; “seçiminiz hakkında” anlamına gelmez. Your, seçimi yapan kişiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp noun + of + possessive determiner + choice şeklindedir ve iyelik belirleyicisi değişebilir: a seat of her choice, a topic of their choice.

Alıştırma

Teklifi “müşteri tarafından özgürce seçilen” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: You may select one dessert ____ from the menu.

Cevabı göster

of your choice

Audible is the leading provider of audiobooks

2:21

Audible, sesli kitap alanının önde gelen sağlayıcısıdır

with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.

2:23

ve her tür edebiyattan indirilebilir 150.000'den fazla esere sahiptir.

We recommend the book Guns, Germs, and Steel by Jared Diamond,

2:27

Jared Diamond'ın Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabını öneriyoruz;

which breaks down the rise of civilizations across the globe Öbek fiiller

2:30

kitap, dünyanın dört bir yanında medeniyetlerin yükselişini inceliyor

and refutes the ideas of human development based on race. Kelime

2:33

ve insan gelişimini ırka dayandıran fikirleri çürütüyor.

Öbek fiiller

breaks down: karmaşık bir konuyu parçalara ayırarak açıklamak

Bu cümlede breaks down, “karmaşık bir konuyu daha küçük parçalara ayırır ve bu parçaların birbiriyle ilişkisini açıklar” demektir. Nesne the rise of civilizations olduğundan kitap bir fikri analiz ediyor; herhangi bir şeye zarar vermiyor. Yapı break down + konu, sorun veya süreç şeklindedir. Burada breaks, the book ifadesini temsil eden tekil özne which ile uyumludur.

Alıştırma

Hangi cümlede breaks down, “karmaşık bir konuyu daha basit parçalara ayırarak açıklar” anlamındadır?

  1. The workers break the damaged fence down.
  2. Our old bus breaks down on steep hills.
  3. The coach breaks down the new play step by step.
Cevabı göster

The coach breaks down the new play step by step.

Kelime

refutes: bir iddianın yanlışlığını kanıtla göstermek

Refutes, “bir iddianın veya fikrin yanlış olduğunu kanıt ya da akıl yürütme kullanarak gösterir” demektir. Burada kitap, insan gelişimiyle ilgili ırka dayalı fikirlere karşı çıkıyor ve bunların aleyhinde bir sav sunuyor. Bu, yalnızca farklı bir görüşe sahip olmaktan daha güçlüdür. Yapı refute + iddia, teori, sav veya suçlama şeklindedir.

Alıştırma

Kanıtlar iddianın yanlış olduğunu gösteriyorsa cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The DNA evidence clearly ___ the claim that the two samples came from the same animal.

  1. refutes
  2. disagrees with
  3. rejects
Cevabı göster

refutes

It also touches on how germs may have played a large role in our evolutionary past. Notlar

2:36

Ayrıca mikropların evrimsel geçmişimizde nasıl büyük bir rol oynamış olabileceğine de değiniyor.

Öbek fiiller

touches on: bir konuya kısaca değinmek

Bu cümlede touches on, “kısaca değinir veya ele alır” anlamındadır. Kaynağın mikroplar ve evrim konusunu içerdiğini, ancak bunu ana konu yapıp ayrıntılı biçimde işlemediğini gösterir. Touch on öbek fiilinden sonra bir isim öbeği veya how, why ya da whether ile başlayan bir yan cümle gelebilir: touch on the problem; touch on how it happened.

Alıştırma

Cümleyi “kısaca değinir” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The report ____ several possible causes but does not examine any of them in detail.

Cevabı göster

touches on

Dilbilgisi

may have played: geçmişteki belirsiz bir olasılık

May have played, geçmişle ilgili olası bir açıklamayı ifade eder. May belirsizlik bildirirken have + played eylemi şimdiki zamandan önceye yerleştirir. Yazar, mikropların önemli bir rol oynamış olabileceğini söylüyor; bunun tamamen kanıtlandığını söylemiyor. Yapı may have + geçmiş zaman ortacıdır. Kanıtlar eksik olduğunda geçmişteki nedenler, eylemler veya sonuçlar hakkında temkinli çıkarımlar yapmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir olayla ilgili belirsiz bir açıklama verir?

  1. The rain may make the road wet tomorrow.
  2. The rain may have made the road wet.
  3. The rain definitely made the road wet.
Cevabı göster

The rain may have made the road wet.

Kalıp ifadeler

played a large role in: büyük bir etkiyi anlatmak

Burada played a large role in, “üzerinde büyük bir etkisi oldu” anlamına gelir. Mikroplar, kelimenin gerçek anlamıyla bir rol oynayan varlıklar olarak değil, insanın evrim tarihinde önemli bir etken olarak sunulur. Kalıp play a large role in + isim veya -ing biçimidir. Bir katkının büyük olduğunu vurgular, ancak bunun tek neden olduğunu söylemez; may have ifadeyi daha da temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, halk kütüphanelerinin okuryazarlık oranlarını önemli ölçüde etkilediğini ancak tek neden olmadığını ifade eder?

  1. Public libraries were the sole cause of improved literacy rates.
  2. Public libraries played a large role in improving literacy rates.
  3. Public libraries played a role in improving literacy rates.
Cevabı göster

Public libraries played a large role in improving literacy rates.

You can download this audiobook or another of your choice for free at audible.com/asap.

2:40

Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir kitabı audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.

And with a subscription, you get one free book a month.

2:45

Üyelikle birlikte her ay bir ücretsiz kitap alırsınız.

Special thanks to Audible for making these videos possible. Kalıp ifadeler

2:48

Bu videoların hazırlanmasını mümkün kıldığı için Audible'a özel teşekkürler.

Kalıp ifadeler

making these videos possible içinde make + nesne + possible

making these videos possible ifadesinde make, make + nesne + sıfat tümleci kalıbıyla kullanılır: making + these videos + possible. Possible, these videos ifadesinin sonuçta ulaştığı durumu açıklar; dolayısıyla bu söz, Audible'ın desteğinin videoların üretilmesini sağladığı anlamına gelir. Making, Special thanks ... for making... içindeki for edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir. Possible, these videos nesnesini tamamlayan bir sıfattır; possibly zarfı değildir.

Alıştırma

Cümleyi made + the new library kullanarak tamamlayın: Community donations ____ possible.

Cevabı göster

made the new library

And subscribe for more weekly science videos.

2:50

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.