Kağıt Havlu vs El Kurutma Makineleri: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu video kâğıt havlularla el kurutma makinelerini hijyen ve çevre açısından karşılaştırıp tek yapraklı yöntemi gösteriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “make all the difference.” belirleyici bir değişimi anlatan deyimdir; öğrenci, yetersiz yıkamadan sonra kurulamanın neden önemli olduğunu açıklarken difference sözcüğünü harfiyen yorumlamaz. 2. “Having said that,” önceki kanıtı kabul edip pratik bir sınır ekler; öğrenci az önceki görüşünü tümüyle geri çekmeden doğal biçimde ödün verebilir. 3. “once everything is taken into account.” bütün etkenler değerlendirildikten sonra sonuç bildiren kalıptır; hız, bakteri, enerji ve kâğıt atığını birlikte tartarken kullanılır.
Bu derste
With 80% of infectious diseases spread by our hands, Anlatım akışı
0:00Bulaşıcı hastalıkların %80'i ellerimiz yoluyla yayıldığı için,
With ..., it's clear that: kanıttan sonuca
With, kanıt olarak kullanılan bir arka plan gerçeğini sunar. With 80% ... spread by our hands bölümünde 80% ... isim öbeğidir; spread ise diseases sözcüğünü açıklayan geçmiş zaman ortacıdır ve tüm cümlenin ana fiili değildir. Ardından it's clear that, konuşanın dinleyiciye kabul ettirmek istediği sonucu sunar. With + arka plan gerçeği, it's clear that + sonuç yapısı kanıttan yargıya geçiş sağlar.
Alıştırma
Kanıttan sonuca giden yapıyı tamamlayın: ____ every seat already taken, ____ the show is popular.
Cevabı göster
With · it's clear that
But when it comes to your hygiene and cleanliness, Kalıp ifadeler
0:05Peki hijyen ve temizlik söz konusu olduğunda,
when it comes to: konuyu belirleme
When it comes to, sonraki yorumun ilgili olduğu konuyu veya alanı sunar. Burada hangi kurulama yönteminin en iyi olduğu sorulmadan önce soru hijyen ve temizlik konusuyla sınırlandırılır. To bir edattır; bu nedenle ardından bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir: when it comes to choosing a method. Bu ifade bir şeyin fiziksel olarak bir yere gelmesini anlatmaz.
Alıştırma
Konuyu belirleyen ifadeyi tamamlayın: ____ choosing a pet, think about how much space it needs.
Cevabı göster
When it comes to
Well, you'll be happy to know that if you wash your hands properly with soap, Ton ve niyet
0:12Neyse ki ellerinizi sabunla doğru şekilde yıkarsanız,
nearly all traces of bacteria will be removed regardless of how you dry them. Dilbilgisi
0:16nasıl kuruladığınızdan bağımsız olarak neredeyse tüm bakteri izleri giderilir.
You'll be happy to know that: rahatlatıcı bir haberi sunmak
“You'll be happy to know that”, konuşanın dinleyiciyi sevindireceğini veya rahatlatacağını düşündüğü bilgiyi sunar. Dinleyicinin gelecekteki duygusunu kelimesi kelimesine tahmin etmez. İyi haberden önce samimi bir giriş oluşturur. Asıl haber that sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Rahatlatıcı bir haberi sunan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the vet says your dog is healthy.
Cevabı göster
You'll be happy to know that
Regardless of how + yan cümle: değişmeyen bir sonuç
“Regardless of how”, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini veya yapıldığını anlatan bir yan cümleyi başlatır. “Hangi şekilde olursa olsun” anlamına gelir. Hangi yöntem veya biçim kullanılırsa kullanılsın ana cümlenin sonucu geçerli kalır. Burada how sözcüğünden sonra özne ve fiil gelir: “you dry them”.
Alıştırma
“Hangi şekilde olursa olsun” anlamındaki üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: The app works ____ you hold the tablet.
Cevabı göster
regardless of how
But it's when you don't wash properly or even worse, only wash with water, Notlar
0:20Ancak ellerinizi düzgün yıkamazsanız veya daha da kötüsü sadece suyla yıkarsanız,
Olumsuz bir noktayı ağırlaştırmak için even worse
Even worse, dinleyiciye sıradaki durumun yalnızca başka bir sorun olmadığını, konuşanın onu daha ciddi gördüğünü anlatır. Burada yalnızca suyla yıkamak, düzgün yıkamamaktan daha kötü olarak sunulur. Bu ifade, mesajı kötüden daha kötüye giden bir adım şeklinde düzenler. Daha olumsuz ayrıntının hemen önünde gelir ve konuşurken çevresinde genellikle kısa bir duraklama olur.
Alıştırma
Hangi bağlayıcı ikinci sorunun daha ciddi olduğunu açıkça belirtir? I missed the bus. _____, I left my project at home.
- Even worse
- Also
- For example
Cevabı göster
Even worse
that how you dry your hands can make all the difference. Deyimler
0:24ellerinizi nasıl kuruladığınız büyük fark yaratabilir.
Önemli bir zamanı vurgulamak için it's when ... that ...
Burada it's when ... that ... bir vurgu yapısıdır. When yan cümlesini odağa yerleştirir: önemli zaman veya koşul, ellerin düzgün yıkanmadığı, özellikle de yalnızca suyla yıkandığı zamandır. It's bir nesneyi göstermez ve that ayrı bir nesne yan cümlesi başlatmaz. Ek vurgu olmadan temel mesaj şudur: ellerini düzgün yıkamadığında onları nasıl kuruladığın büyük fark yaratabilir.
Alıştırma
Vurgu yapısını tamamlayın: ____ the floor is wet ____ you need to walk slowly.
Cevabı göster
It's when · that
make all the difference: belirleyici bir etkisi olmak
Make all the difference deyimi “belirleyici bir etkisi olmak” veya “sonucu büyük ölçüde iyileştirmek” anlamına gelir. Bu cümlede elleri kurulama biçimi, hijyen açısından önemli bir etken olarak sunulur. Burada all etkinin derecesini güçlendirir; sayılabilir birden fazla “farkı” anlatmaz. Kalıp özne + make/makes + all the difference şeklindedir.
Alıştırma
“Belirleyici bir etkisi olmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: A reliable backup can ____ during an emergency.
Cevabı göster
make all the difference
After all, the spread of bacteria is more likely to occur with wet skin Notlar
0:26Sonuçta bakterilerin ıslak ciltte yayılma olasılığı daha yüksektir
Destekleyici bir gerekçe sunan After all
After all, önceki ifadeyi destekleyen veya gerekçelendiren bir neden sunar. Burada kurulama biçiminin önemli olduğu iddiasının ardından, bakterilerin ıslak ciltten daha kolay yayılması gerekçe olarak verilir. Bu ifade, nedeni dinleyicinin kolayca kabul edebileceği veya zaten biliyor olabileceği bir bilgi gibi sunar. Mantığı “önceki iddia doğrudur, çünkü...” şeklinde düzenler; zaman sırası bildirmez.
Alıştırma
İkinci cümleyi kolayca kabul edilebilecek bir neden olarak sunan bağlayıcıyı seçin: We should take umbrellas. ___, the forecast says heavy rain is likely.
- Finally
- Even so
- After all
Cevabı göster
After all
“is more likely to occur”: temkinli bir olasılık karşılaştırması
“Is more likely to occur”, bir olayın belirli bir koşulda gerçekleşme olasılığının başka bir koşula veya bağlamdan anlaşılan ölçüte göre daha yüksek olduğunu söyler. Bu cümlede “with wet skin”, olasılığı artıran koşulu belirtir; yayılmanın kesin olduğunu söylemez. “Occur”, “gerçekleşmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Kalıp olay + be + more likely + to occur şeklindedir; karşılaştırma “than” ile açıkça belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Temkinli karşılaştırmayı dersteki beş sözcüklük kalıpla tamamlayın: “A crash ____ during a severe storm than on a clear day.”
Cevabı göster
is more likely to occur
and rubbing your wet hands on your clothes or touching the bathroom door Dilbilgisi
0:30ve ıslak ellerinizi kıyafetlerinize sürmek ya da tuvalet kapısına dokunmak
can often contaminate them even more.
0:33ellerinize çoğu zaman daha da fazla bakteri bulaştırabilir.
“rubbing ... or touching ...” yapısının eş görevli -ing öznesi olması
“Rubbing ... or touching ...”, eylemleri adlandıran ve “or” ile bağlanan iki -ing öbeği içerir. Bu öbekler birlikte cümlenin tam öznesini oluşturur; “be” fiilinin herhangi bir biçimi bulunmadığı için ikisi de şimdiki zamanın sürekli biçiminde bir fiil değildir. Yüklem “can often contaminate” ile başlar. Tek kiplik fiil olan “can”, iki alternatif eylemin ikisine de uygulanır. “Them”, ıslak ellere gönderme yapar; dolayısıyla her iki eylem de elleri daha fazla kirletebilir.
Alıştırma
Bu cümlede tam ve eş görevli özneyi hangi sözcükler oluşturur: “Walking to school or taking the bus can save money”?
- can save
- money
- Walking to school or taking the bus
Cevabı göster
Walking to school or taking the bus
It turns out after multiple studies were analyzed and compared, Anlatım akışı
0:35Birden fazla çalışma incelenip karşılaştırıldığında,
It turns out: Ortaya çıkan bir sonucu tanıtmak
It turns out, kanıtlar kontrol edildikten veya ne olduğu görüldükten sonra öğrenilen bir sonucu tanıtır. Buradaki it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel bir öznedir. turns out ifadesinden sonraki yan cümlenin tamamı gerçek sonucu verir. Turn burada fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez. Bu ifade ayrıca insanların daha önce beklediği ya da bildiği şeyden, kanıtların şimdi gösterdiği sonuca geçişi belirtir. Bu cümlede dinleyiciyi araştırma sürecinden sonuca yönlendirir.
Alıştırma
Kontrol ettikten sonra keşfedilen bir sonucu tanıtan, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the museum is open on Mondays.
Cevabı göster
It turns out
came out victorious: Kazanan olarak bitirmek
Burada came out, belirli bir sonuçla “sonuçlanmak” veya o durumda “ortaya çıkmak” anlamına gelir. Victorious sıfatı bu sonucun ne olduğunu, yani kazanan olmayı anlatır. Çalışmalarda yapılan şey gerçek bir yarışma değil, bir karşılaştırmaydı. Bu ifade, en iyi performans gösteren seçeneği bir yarışmanın kazananı gibi ele alarak sonucu daha canlı hâle getirir. Yeniden kullanılabilen yapı come out + sonuç tamamlayıcısıdır; come out ahead ve come out stronger buna örnektir.
Alıştırma
“Kazanan olarak bitirdi” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After all the votes were counted, the blue team ____.
Cevabı göster
came out victorious
has to do with: bağlantı ifade etmek
has to do with kalıbının tamamı “…… ile ilgili olmak” anlamına gelir. Birinin bir şey yapmak zorunda olduğunu söylemez. Bu cümlede timing, sonucun büyük bir bölümünün arkasındaki önemli bir etken olarak gösterilir. with sözcüğünden sonra ilgili konuyu, etkeni veya nedeni söyleyin: The problem has to do with cost. I/you/we/they ile have to do with, he/she/it ile has to do with kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “…… ile ilgili olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın. The delay ____ a broken signal, not the driver.
Cevabı göster
has to do with
The average air dryer requires nearly 45 seconds to reduce hand moisture by 97%
0:43Ortalama bir hava üflemeli kurutucunun ellerdeki nemi %97 oranında azaltması yaklaşık 45 saniye sürerken,
whereas paper towel users achieve the same thing in around only 10 seconds. Anlatım akışı
0:48kâğıt havlu kullananlar aynı sonucu yalnızca yaklaşık 10 saniyede elde ediyor.
whereas: iki tam cümleciği karşılaştırmak
Whereas iki tam cümleciği birbirine bağlar ve okuyucuya bunları karşıtlık içinde karşılaştırmasını söyler. İlk cümlecik el kurutma makinesinin süresini, whereas ile başlayan cümlecik ise kâğıt havlunun çok daha kısa süresini verir; böylece aradaki fark ana nokta olur. Kullanışlı kalıp cümlecik 1, whereas cümlecik 2 şeklindedir. Bu cümlede whereas “buna karşılık” anlamındadır; “…… olduğu sırada” anlamında değildir.
Alıştırma
Bu resmî karşılaştırmayı en iyi hangi sözcük tamamlar? The city library opens at 8:00, ____ the village library opens at 10:00.
- whereas
- unless
- because
Cevabı göster
whereas
studies showed that most individuals spent only 22 seconds with an air dryer,
0:54araştırmalar çoğu kişinin hava üflemeli kurutucuyu yalnızca 22 saniye kullandığını gösterdi;
leaving their hands less than 70% dry. Dilbilgisi
0:58bu yüzden elleri %70 oranında bile kurumuyordu.
Sonuç yan cümlesi: leaving their hands less than 70% dry
Virgülden sonraki “leaving their hands less than 70% dry” -ing yan cümlesi, önceki durumun sonucunu belirtir: el kurutma makinesini yalnızca 22 saniye kullanmak, kullanıcıların ellerinin %70'ten daha az kuru kalmasına neden olmuştur. Buradaki leave, “ayrılmak” değil, “bir şeyi belli bir durumda bırakmak” anlamındadır. Bu sonucun anlaşılan kaynağı studies değil, önceki durumun tamamıdır. Bu yapı bir eylemi veya durumu sonucuna kısa ve düzenli biçimde bağlar: ana cümle, leaving + isim + tamamlayıcı.
Alıştırma
“The pipe burst, leaving the basement flooded,” cümlesindeki -ing yan cümlesi hangi ilişkiyi ifade eder?
- Borunun patlamasının sonucunu belirtir.
- Aynı anda gerçekleşen ilgisiz bir eylemi anlatır.
- Borunun neden patladığını açıklar.
Cevabı göster
Borunun patlamasının sonucunu belirtir.
could achieve more than 85% dryness with only 5 seconds.
1:03ellerini yalnızca 5 saniyede %85'ten fazla kurutabiliyordu.
İkinci tarafı on the other hand ile sunmak
On the other hand, konuşmacının aynı karşılaştırmanın zıtlık oluşturan ikinci tarafını sunmaya geçtiğini gösterir. Burada el kurutma makinelerinin zayıf kurutma sonucundan kâğıt havluların daha iyi sonucuna geçiş yapar. İlk taraf on the one hand ile açıkça belirtilebilir, ancak bu örnekteki gibi önceki bağlamdan da anlaşılabilir. Bu ifade birbiriyle ilişkili iki bakış açısını düzenler; ilgisiz yeni bir konuyu yalnızca eklemez ve hand sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Bir öğrenci “The apartment is small,” diyor ve ardından okula yakın olduğunu ekliyor. Hangi cümle ilk ifadeyi reddetmeden ikinci tarafı sunar?
- On the contrary, it is close to school.
- On the other hand, it is close to school.
- For example, it is close to school.
Cevabı göster
On the other hand, it is close to school.
Friction also plays a key role in the removal of bacteria Kalıp ifadeler
1:07Sürtünme de bakterilerin giderilmesinde kilit rol oynar
with much of it being transferred right onto the paper towel. Dilbilgisi
1:10ve bakterilerin büyük kısmı doğrudan kâğıt havluya geçer.
plays a key role in: bir şeyde kilit rol oynamak
Bu cümlede plays a key role in, “bir şeye çok önemli bir katkıda bulunur” anlamına gelir. Sürtünme, bakterilerin giderilmesinde önemli bir etken olarak sunulur; ancak bunun mutlaka tek neden olduğu söylenmez. Kalıp play a key role in + isim veya -ing biçimidir: play a key role in the removal of bacteria; play a key role in reducing waste. Buradaki role, bir oyuncunun canlandırdığı rol değil, mecazi olarak işlev veya etki demektir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Clear communication ____ preventing mistakes during emergencies.
Cevabı göster
plays a key role in
with much of it being transferred...: eşlik eden açıklama ekleyen with yapısı
with ile başlayan öbek, eşlik eden bir açıklama ekler: sürtünme bakterileri giderirken bakterilerin büyük bir kısmı doğrudan kâğıt havluya aktarılmaktadır. Right, onto ile ifade edilen doğrudan varış noktasını vurgular. Kalıp with + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacıdır: with much of it being transferred. It, bakterilerin toplam miktarını ifade eder; edilgen biçim de bakterilerin eylemden etkilenen unsur olduğunu gösterir. Bu, ana cümleye bağlı bir ek yapıdır; tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi clean fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The museum remained open, with each room ____ one at a time.
Cevabı göster
being cleaned
Conversely, some studies have shown that hand dryers may actually emit bacteria in their flow Anlatım akışı
1:13Buna karşılık bazı çalışmalar, el kurutma makinelerinin hava akımıyla bakteri saçabildiğini gösteriyor;
Ters yönlü ilişkiyi göstermek için Conversely,
Conversely, okuyucuya sıradaki düşüncenin önceki düşüncenin ters yönünde işlediğini bildirir. Yalnızca genel bir konu değişikliğini göstermekten daha fazlasını yapar. Buradaki temel ilişki, bakterileri uzaklaştırmak ile yaymak arasındadır: bir yöntem bakterileri alıp götürebilirken kurutucu onları hava akışına katabilir. Bu bağlaç, yönün tersine döndüğünü hemen açıkça gösterir.
Alıştırma
İkinci ilişkinin birincinin ters yönünde olduğunu en iyi hangi bağlaç gösterir? A warm room can make people sleepy. ___, a cool room can help them stay alert.
- Conversely
- However
- For example
Cevabı göster
Conversely
Temkinli bir kanıt çerçevesi olarak some studies have shown that
Some studies have shown that, ardından gelen ifadeyi yalnızca konuşanın görüşü olarak değil, araştırmalarla desteklenen bir bulgu olarak sunar. Some kapsamı sınırlar: bütün çalışmaları değil, araştırmaların bir bölümünü belirtir. Have shown, present perfect yapısındadır ve daha önce yapılmış araştırmaları bugün önem taşıyan bir sonuca bağlar. Cümlenin ilerleyen kısmındaki may ile birlikte bu çerçeve, sonucu kesin veya herkesçe kabul edilmiş gibi sunmak yerine iddiayı temkinli tutar.
Alıştırma
Bütün çalışmaların aynı görüşte olduğunu iddia etmeden sınırlı araştırma kanıtlarını bildiren cümle hangisidir?
- Research has proved that short walks improve everyone's mood.
- Some studies have shown that short walks may improve mood.
- Every study shows that short walks always improve mood.
Cevabı göster
Some studies have shown that short walks may improve mood.
Having said that, air drying your hands can be effective if done thoroughly Notlar
1:20Yine de ellerinizi havayla kurutmak, iyice yapıldığında etkili olabilir
Kısaltılmış edilgen koşul: if done thoroughly
if done thoroughly, edilgen bir koşul yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi if it is done thoroughly şeklindedir; burada it, air drying your hands ifadesine gönderme yapar ve done bu işlemi niteler. Eksik özne bağlamdan açıkça çıkarılabiliyor ve geçmiş zaman ortacının belirttiği eylemden etkileniyorsa bu yapıyı kullanın. Burada havayla kurutmanın etkili olabileceği koşulu belirtir: İşlem eksiksiz ve dikkatli biçimde yapılmalıdır.
Alıştırma
Tam koşulu kısaltılmış edilgen bir yan cümleyle yeniden yazın: The treatment is effective ____. Tam koşul: if it is done thoroughly.
Cevabı göster
if done thoroughly
and truthfully, you don't always have an option. Ton ve niyet
1:23ve açıkçası her zaman başka bir seçeneğiniz olmaz.
Having said that, ile kabul edip karşı noktaya geçmek
Having said that, önceki noktayı kabul edip farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Konuşan kişi, el kurutma makinelerinin bakteri yayabileceğine ilişkin önceki kaygının önemli olduğunu kabul eder ve ardından dengeleyici bir nokta ekler: Havayla kurutma iyice yapılırsa yine de etkili olabilir. Buradaki that, daha önceki iddia veya tartışmaya gönderme yapar; daha önce tamamlanmış ayrı bir eylemi anlatmaz. İfade “az önce söylediklerime rağmen” anlamına gelir. Böylece konuşan kişi önceki görüşünü geri çekmeden ona bir sınırlama getirir.
Alıştırma
Bu cümlede “Having said that,” nasıl bir işlev görüyor?
- Önceki kaygıyı kabul eder ve ardından dengeleyici bir sınırlama ekler.
- Havayla kurutmanın ancak biri konuşmasını bitirdikten sonra gerçekleştiğini gösterir.
- Önceki kaygıyı yanlış sayarak tamamen geri çeker.
Cevabı göster
Önceki kaygıyı kabul eder ve ardından dengeleyici bir sınırlama ekler.
you don't always have an option: seçim bazen sınırlıdır
you don't always have an option ifadesinde konuşan kişi, seçim yapamadığın bazı durumlar olduğunu söyler; seçim yapmanın hiçbir zaman mümkün olmadığını söylemez. Bu kısmi olumsuzluktur: don't, her durumda seçim olasılığını reddetmek yerine always ifadesini sınırlar. Bu ifade gerçek bir kısıtlamayı kabul eder ama you have no option kadar kesin ve mutlak duyulmaz. Yeniden kullanılabilen don't always + fiil kalıbı, bir şeyin her zaman doğru ya da mümkün olmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle “Koşullar bazen seçim yapmanı engeller, ama bu her zaman böyle değildir” anlamını en iyi verir?
- You have no option.
- You always have an option.
- You don't always have an option.
Cevabı göster
You don't always have an option.
Though some dryers are much better than others, Dilbilgisi
1:26Bazı kurutucular diğerlerinden çok daha iyi olsa da,
just make sure you dry them fully and it shouldn't be a major problem.
1:28ellerinizi tamamen kuruttuğunuz sürece ciddi bir sorun çıkmamalı.
Though some dryers are much better than others: ana tavsiyeden önce farkı kabul etmek
Though ile başlayan yan cümle bir farkı kabul eder: bazı kurutucular diğerlerinden daha iyi çalışır. Bu, ödünleme bildiren bir yan cümledir; ana düşünceye hazırlık yapar ve burada tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Ana cümle just make sure ile başlar. Bu yapı, konuşanın önce bir kısıtlamayı ya da istisnayı kabul etmesini, ardından hâlâ geçerli olan tavsiyeyi vermesini sağlar: Though + kabul edilen gerçek, ana düşünce.
Alıştırma
Hangi cümle, ana olumlu sonucu vermeden önce bir zorluğu kabul etmek için Though kullanır?
- The path was steep, so we took a break.
- Though the path was steep, we reached the top before noon.
- Because the path was steep, we took a longer route.
Cevabı göster
Though the path was steep, we reached the top before noon.
What about ..., you ask? ile yeni bir konuya geçiş
Burada What about the environment? yeni fakat bağlantılı bir soru ortaya atar: anlatıcı bir konuyu ele aldıktan sonra çevresel etkiye geçer. What about + isim öbeği, söz konusu konuyu tartışmaya dâhil eder. you ask ifadesi izleyicinin sorabileceği bir soruyu hayal eder; birinin gerçekten konuştuğunu aktarmak için kullanılmaz. Anlatıcı soruyu kısa süreliğine izleyici adına dile getirerek geçişi sohbet havasına sokar ve dinleyicilerin aklından geçebilecek bir noktayı önceden ele alır.
Alıştırma
Anlatıcı “What about the environment, you ask?” ifadesiyle ne yapıyor?
- Çevresel etkiyi sıradaki konu olarak tanıtır ve izleyicinin bunu sorduğunu hayal eder
- Belirli bir izleyicinin daha önce gerçekten sorduğu bir soruyu aktarır
- Konuyu tamamen değiştirir ve önceki tartışmanın artık ilgisiz olduğunu belirtir
Cevabı göster
Çevresel etkiyi sıradaki konu olarak tanıtır ve izleyicinin bunu sorduğunu hayal eder
Without a doubt, new dryers are the environmentally friendly option. Ton ve niyet
1:32Hiç kuşkusuz, yeni nesil kurutucular çevre dostu seçenektir.
Güçlü kesinlik belirteci olarak Without a doubt
Without a doubt, konuşmacının ardından gelen iddia hakkında makul bir belirsizlik görmediği anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, yeni kurutucularla ilgili yargının tamamını son derece kesin olarak çerçeveler. Bu ifade, kurutucularla ilgili yeni bir bilgi değil, konuşmacının tutumunu gösteren bir belirteçtir: dinleyicilere konuşmacının iddiaya ne kadar güçlü biçimde bağlı olduğunu anlatır. İfade, dinleyiciyi güçlü gerekçelerle desteklenmesi gereken kesin bir sonuca hazırlar.
Alıştırma
Bir konuşmacının elinde yalnızca zayıf bir tahmin var ama “Without a doubt, this plan will work.” diyor. Kesinlik belirteci kanıtın gücüne uygun mu?
- Evet. Her türlü kişisel tahmin için uygundur.
- Hayır. Zayıf kanıt için fazla güçlüdür.
Cevabı göster
Hayır. Zayıf kanıt için fazla güçlüdür.
Not only because they prevent deforestation, Dilbilgisi
1:36Üstelik yalnızca ormansızlaşmayı önledikleri için değil,
but they actually use less energy and have a lower carbon emission
1:38aslında daha az enerji kullandıkları ve daha düşük karbon salımına yol açtıkları için de böyledir;
Not only because ... but: ikinci bir neden eklemek
Not only ... but ... birbirine eklenen iki nedeni bağlar. Not only because they prevent deforestation ilk nedeni sunar; but they actually use less energy and have a lower carbon emission ise ikinci bir neden ekler ve actually ile bu nedeni daha fazla vurgular. Burada yapı, bir şeyin neden çevre dostu olduğuna ilişkin önceki bir iddiayı sürdürür. Özenli yazıda iki tarafı paralel tutun: not only because X, but also because Y. Konuşmada ise kaynak cümledeki gibi ikinci bölümün tam bir yan cümle olduğu daha gevşek biçimlere sıkça rastlanır.
Alıştırma
Cümleyi standart ve paralel not only ... but also yapısıyla tamamlayın: We chose the train ____ because it was cheaper, ____ because it produced fewer emissions.
Cevabı göster
not only · but also
Once everything is taken into account: genel bir yargıya varmak
Once, bir koşul yerine getirildikten sonraki noktayı belirtir; burada ilgili tüm etkenlerin değerlendirilmesinden sonrasını anlatır. Bir kez anlamına gelmez. Take something into account, bir yargıya varırken bir etkeni değerlendirmeye dâhil etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Yan cümlenin tamamı, daha düşük enerji tüketimi ve karbon salımı sonucunun tek bir olguya değil genel bir karşılaştırmaya dayandığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi ‘ilgili tüm etkenler değerlendirildikten sonra’ anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The repair seems affordable ____.
Cevabı göster
once everything is taken into account
After all, 13 billion pounds of paper towel are used every year in America alone
1:43Sonuçta yalnızca Amerika'da her yıl 13 milyar libre kâğıt havlu kullanılıyor
major pitfall: önemli ve kolayca gözden kaçabilen bir sorun
Burada their major pitfall, kâğıt havlunun en büyük sorununu, yani her yıl çok büyük miktarda kâğıt tüketmesini anlatır. Pitfall burada gerçek anlamda bir çukur ya da tuzak değildir. Pitfall, ilk başta fark edilmesi zor olabilen fakat daha sonra sıkıntı yaratabilecek bir sorun veya tehlikedir. Major, bunun en önemli ya da en ciddi sorun olduğunu gösterir.
Alıştırma
Örnekteki pitfall sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?
- Hiçbir tehlikesi olmayan sevilen bir özellik
- Gözden kaçması kolay olan ve sorun yaratabilecek bir tehlike veya problem
- Bir yararın başka bir yararla adil biçimde değiştirilmesi
Cevabı göster
Gözden kaçması kolay olan ve sorun yaratabilecek bir tehlike veya problem
here's a quick tip that only requires one piece
1:52işte yalnızca tek bir yaprak gerektiren küçük bir ipucu;
After washing your hands, shake them hard 12 times, Anlatım akışı
1:56Ellerinizi yıkadıktan sonra 12 kez kuvvetlice silkeleyin,
then fold the piece of paper in half and wipe like so. Kalıp ifadeler
2:00ardından kâğıdı ikiye katlayıp bu şekilde kurulayın.
After washing ... then: adımları sıraya koymak
After washing your hands, el yıkamayı ilk sıraya yerleştirir. After sözcüğünden sonra -ing biçimi olan washing gelir ve bu eylemi yapan kişinin, talimatı alan kişiyle aynı olduğu anlaşılır. Then bir sonraki aşamayı gösterir. After ... then birlikte kullanıldığında birkaç komut açık bir sıraya dönüşür: önce elleri yıka, sonra salla ve kâğıdı katla.
Alıştırma
Talimatı After ... then sıralama yapısıyla tamamlayın: ____ washing the apple, cut it into slices, ____ put the slices on a plate.
Cevabı göster
After · then
fold ... in half: eşit iki parçaya katlamak
fold the piece of paper in half ifadesinde in half eylemin sonucunu gösterir: kâğıt eşit veya yaklaşık olarak eşit iki parçaya gelir. Yaygın kalıp fold + katlanan şey + in half şeklindedir. Aynı kalıbı kâğıt, kumaş veya katlanabilen yiyecekler için kullanabilirsiniz. In half iki parçaya bölünmeyi anlatır; “bir yarımın içinde” demek değildir.
Alıştırma
“Eşit iki parçaya” anlamına gelen ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Fold the napkin ____ before placing it on the plate.
Cevabı göster
in half
like so: gösterilen bir hareketi taklit etmek
Like so, “bu şekilde” veya “size gösterdiğim şekilde” anlamına gelir. Burada izleyiciye ekranda gösterilen hareketle aynı şekilde silmesi söylenir. Bu ifade, görülebilen veya zaten anlaşılmış bir örneğe işaret eder. Bu ifadede like, “aynı şekilde” anlamındadır; “hoşlanmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kişi düğüm atmayı gösterirken “Pull the end through the loop like so.” diyor. Burada like so kullanımı doğal mı?
- Doğal değil
- Doğal
Cevabı göster
Doğal
This is the optimal arrangement to dry with the least amount of paper. Dilbilgisi
2:03Bu, olabilecek en az kâğıtla ellerinizi kurutmanın en iyi yoludur.
the least amount of + sayılamayan bir isim
Bu cümlede the least amount of paper, olası kurutma düzenlemeleri arasında en küçük kâğıt miktarı anlamına gelir. Least üstünlük anlamı verir: başka hiçbir seçenek daha az miktar kullanmaz. Amount sayılamayan bir isimle kullanılır. Buradaki paper, tek tek kâğıt yapraklarını değil, malzeme veya kaynak olarak kâğıdı ifade eder; bu nedenle amount doğaldır.
Alıştırma
Sayılamayan bir malzemenin en az miktarını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: To reduce waste, use ____ packaging possible.
Cevabı göster
the least amount of
Again, shake your hands 12 times, fold, and dry.
2:07Tekrar edelim: Ellerinizi 12 kez silkeleyin, kâğıdı katlayın ve kurulayın.
Now you have clean dry hands with minimal waste.
2:10Artık en az atıkla temiz ve kuru ellere sahipsiniz.
Special thanks to audible.com for supporting this episode
2:14Bu bölüme verdiği destek için audible.com'a özel teşekkürler;
and giving you a free audiobook of your choice at audible.com/asap. Kalıp ifadeler
2:17ayrıca audible.com/asap adresinde seçtiğiniz bir sesli kitabı size ücretsiz sunuyor.
isimden sonra of your choice
of your choice ifadesinde edat grubu audiobook sözcüğünden sonra gelir ve mevcut seçenekler arasından bizzat sizin seçtiğiniz bir sesli kitabı belirtir. Önündeki ismi niteler; “seçiminiz hakkında” anlamına gelmez. Your, seçimi yapan kişiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp noun + of + possessive determiner + choice şeklindedir ve iyelik belirleyicisi değişebilir: a seat of her choice, a topic of their choice.
Alıştırma
Teklifi “müşteri tarafından özgürce seçilen” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: You may select one dessert ____ from the menu.
Cevabı göster
of your choice
Audible is the leading provider of audiobooks
2:21Audible, sesli kitap alanının önde gelen sağlayıcısıdır
with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.
2:23ve her tür edebiyattan indirilebilir 150.000'den fazla esere sahiptir.
We recommend the book Guns, Germs, and Steel by Jared Diamond,
2:27Jared Diamond'ın Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabını öneriyoruz;
which breaks down the rise of civilizations across the globe Öbek fiiller
2:30kitap, dünyanın dört bir yanında medeniyetlerin yükselişini inceliyor
and refutes the ideas of human development based on race. Kelime
2:33ve insan gelişimini ırka dayandıran fikirleri çürütüyor.
breaks down: karmaşık bir konuyu parçalara ayırarak açıklamak
Bu cümlede breaks down, “karmaşık bir konuyu daha küçük parçalara ayırır ve bu parçaların birbiriyle ilişkisini açıklar” demektir. Nesne the rise of civilizations olduğundan kitap bir fikri analiz ediyor; herhangi bir şeye zarar vermiyor. Yapı break down + konu, sorun veya süreç şeklindedir. Burada breaks, the book ifadesini temsil eden tekil özne which ile uyumludur.
Alıştırma
Hangi cümlede breaks down, “karmaşık bir konuyu daha basit parçalara ayırarak açıklar” anlamındadır?
- The workers break the damaged fence down.
- Our old bus breaks down on steep hills.
- The coach breaks down the new play step by step.
Cevabı göster
The coach breaks down the new play step by step.
refutes: bir iddianın yanlışlığını kanıtla göstermek
Refutes, “bir iddianın veya fikrin yanlış olduğunu kanıt ya da akıl yürütme kullanarak gösterir” demektir. Burada kitap, insan gelişimiyle ilgili ırka dayalı fikirlere karşı çıkıyor ve bunların aleyhinde bir sav sunuyor. Bu, yalnızca farklı bir görüşe sahip olmaktan daha güçlüdür. Yapı refute + iddia, teori, sav veya suçlama şeklindedir.
Alıştırma
Kanıtlar iddianın yanlış olduğunu gösteriyorsa cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The DNA evidence clearly ___ the claim that the two samples came from the same animal.
- refutes
- disagrees with
- rejects
Cevabı göster
refutes
It also touches on how germs may have played a large role in our evolutionary past. Notlar
2:36Ayrıca mikropların evrimsel geçmişimizde nasıl büyük bir rol oynamış olabileceğine de değiniyor.
touches on: bir konuya kısaca değinmek
Bu cümlede touches on, “kısaca değinir veya ele alır” anlamındadır. Kaynağın mikroplar ve evrim konusunu içerdiğini, ancak bunu ana konu yapıp ayrıntılı biçimde işlemediğini gösterir. Touch on öbek fiilinden sonra bir isim öbeği veya how, why ya da whether ile başlayan bir yan cümle gelebilir: touch on the problem; touch on how it happened.
Alıştırma
Cümleyi “kısaca değinir” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The report ____ several possible causes but does not examine any of them in detail.
Cevabı göster
touches on
may have played: geçmişteki belirsiz bir olasılık
May have played, geçmişle ilgili olası bir açıklamayı ifade eder. May belirsizlik bildirirken have + played eylemi şimdiki zamandan önceye yerleştirir. Yazar, mikropların önemli bir rol oynamış olabileceğini söylüyor; bunun tamamen kanıtlandığını söylemiyor. Yapı may have + geçmiş zaman ortacıdır. Kanıtlar eksik olduğunda geçmişteki nedenler, eylemler veya sonuçlar hakkında temkinli çıkarımlar yapmak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir olayla ilgili belirsiz bir açıklama verir?
- The rain may make the road wet tomorrow.
- The rain may have made the road wet.
- The rain definitely made the road wet.
Cevabı göster
The rain may have made the road wet.
played a large role in: büyük bir etkiyi anlatmak
Burada played a large role in, “üzerinde büyük bir etkisi oldu” anlamına gelir. Mikroplar, kelimenin gerçek anlamıyla bir rol oynayan varlıklar olarak değil, insanın evrim tarihinde önemli bir etken olarak sunulur. Kalıp play a large role in + isim veya -ing biçimidir. Bir katkının büyük olduğunu vurgular, ancak bunun tek neden olduğunu söylemez; may have ifadeyi daha da temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, halk kütüphanelerinin okuryazarlık oranlarını önemli ölçüde etkilediğini ancak tek neden olmadığını ifade eder?
- Public libraries were the sole cause of improved literacy rates.
- Public libraries played a large role in improving literacy rates.
- Public libraries played a role in improving literacy rates.
Cevabı göster
Public libraries played a large role in improving literacy rates.
You can download this audiobook or another of your choice for free at audible.com/asap.
2:40Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir kitabı audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.
And with a subscription, you get one free book a month.
2:45Üyelikle birlikte her ay bir ücretsiz kitap alırsınız.
Special thanks to Audible for making these videos possible. Kalıp ifadeler
2:48Bu videoların hazırlanmasını mümkün kıldığı için Audible'a özel teşekkürler.
making these videos possible içinde make + nesne + possible
making these videos possible ifadesinde make, make + nesne + sıfat tümleci kalıbıyla kullanılır: making + these videos + possible. Possible, these videos ifadesinin sonuçta ulaştığı durumu açıklar; dolayısıyla bu söz, Audible'ın desteğinin videoların üretilmesini sağladığı anlamına gelir. Making, Special thanks ... for making... içindeki for edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir. Possible, these videos nesnesini tamamlayan bir sıfattır; possibly zarfı değildir.
Alıştırma
Cümleyi made + the new library kullanarak tamamlayın: Community donations ____ possible.
Cevabı göster
made the new library
And subscribe for more weekly science videos.
2:50Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.