Bandit'in Bale Hüznü | İş | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
118 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Borularını satamadığı için morali bozulan bir satıcı, küçük bir kurbağanın işaretini izleyerek yeniden dans etmeyi dener. Gösterisi, sakatlanan eşinin yerine birini arayan ünlü bir balerinin dikkatini çeker; son söz ise satıcının geçmişinden beklenmedik bir bağlantıyı ortaya çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I've still got it. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: got it ifadesinin burada bir nesneye sahip olmayı değil, eski yetenek, ustalık ya da çekiciliği hâlâ korumayı anlattığını kavrayın. Bu gündelik ifadeyi, uzun bir aradan sonra bir işi hâlâ iyi yapıp yapamadığınızı sınarken kullanabilirsiniz. 2. You will dance with me — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: will sözcüğünün burada yalnızca geleceğe ilişkin bir tahmin olmadığını fark edin. Balerin, otoriter ve teatral bir tavırla düzenlemeyi karşı taraf adına kesinleştirir; böylece güçlü bir emri tarafsız bir gelecek bildiriminden ayırabilirsiniz. 3. used to work with — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Eskiden yapılan bir işi, tekrarlanan etkinliği veya artık genellikle sürmeyen bir çalışma ilişkisini anlatmak için used to ardından fiilin yalın hâlini kullanın. Bu kalıp, geçmişteki ilgili bir deneyimi kısa ve doğal biçimde açıklamanızı sağlar.

Bu derste

Bluey.

0:02

Bluey.

Ribbit.

0:12

Vrak.

Oh.

0:12

Oh.

Can I help you, little frog? Ton ve niyet

0:13

Sana yardım edebilir miyim, küçük kurbağa?

Ton ve niyet

Can I help you? ile kibarca yardım teklif etme

Burada Can I help you? kibar bir yardım teklifidir: konuşan kişi karşısındakinin yardım isteyip istemediğini sorar. Asıl amaç, konuşanın yardım etme yeteneğini sorgulamak değildir. Birinin yardıma ihtiyacı olabileceğinde Can I help you? kalıp sorusunu kullanabilirsin. Can I help you carry that? örneğinde olduğu gibi help you ifadesinden sonra eylemi söyleyebilirsin.

Alıştırma

Bir müşteri mağazada kafası karışmış görünüyor. Hangi cümle kendi yardımını doğrudan ve kibarca teklif eder?

  1. Can I help you?
  2. Can they help us?
  3. Can you help me?
Cevabı göster

Can I help you?

Ribbit.

0:20

Vrak.

Hey, little frog.

0:21

Hey, küçük kurbağa.

Do you want to buy a drainpipe? Ton ve niyet

0:22

Su borusu almak ister misin?

Ton ve niyet

Do you want to buy...? ile doğrudan satış sorusu sorma

Burada Do you want to buy...? doğrudan bir satış sorusudur. Konuşan kişi yalnızca karşısındakinin tercihini merak etmez; ürünü satın almayı bir seçenek olarak sunar. Do you want to + fiilin yalın hâli...? kalıbı, birinin bir eylemi yapmak isteyip istemediğini sorar. yes veya no cevabına izin verdiği için Buy this. gibi bir emir cümlesinden daha az baskıcıdır.

Alıştırma

Bir okul şenliğinde bir çocuk el yapımı kitap ayraçları satıyor. Hangi soru bir ziyaretçinin bir tane satın almak isteyip istemediğini doğrudan sorar?

  1. Can you make a bookmark?
  2. Did you buy a bookmark?
  3. Do you want to buy a bookmark?
Cevabı göster

Do you want to buy a bookmark?

Ah, no one wants my drainpipes. Dilbilgisi

0:25

Ah, kimse su borularımı istemiyor.

Dilbilgisi

no one wants: tekil fiille uyum

no one wants... ifadesinde no one “tek bir kişi bile yok” anlamına gelir. Cümlenin öznesidir ve ifadenin tamamına olumsuz anlam verir. Anlamı genel olarak insanları kapsasa da İngilizce dil bilgisinde no one tekil kabul edilir. Bu nedenle geniş zamanda fiil üçüncü tekil kişi biçimi olan wants olur; want kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi want fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: No one ____ this broken chair.

Cevabı göster

wants

How will I get dollarbucks? Dilbilgisi

0:27

Dolarları nasıl kazanacağım?

Dilbilgisi

How will I get...?: gelecekte bir şeyi nasıl elde edeceğini sormak

How will I get...? gelecekte hangi yöntem ya da çözümle bir şeyin elde edilebileceğini sorar. Bu cümlede get “elde etmek” anlamındadır. Konuşan kişi henüz bir yol göremediği için soru endişe de ifade edebilir. Soru dizilişi How + will + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir: How will I get...? will sonrasında gets veya got değil, get kullanılır.

Alıştırma

Soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ the book if every shop is sold out?

Cevabı göster

How will I get

Oh, dancing?

0:32

Aa, dans mı?

Well, I did always love dancing. Dilbilgisi

0:33

Şey, dans etmeyi hep sevmişimdir.

Dilbilgisi

did always love: geçmiş zamanda vurgulu did

Did, geçmiş zamandaki olumlu bir cümlede vurgu katmak için kullanılabilir. did always love burada “gerçekten hep severdim” veya “kesinlikle severdim” anlamına gelir; fazladan bir geçmiş olay anlatmaz. Geçmiş zamanı did taşıdığı için ana fiil yalın hâlde kalır: did ... love denir, did ... loved denmez. Burada always, did ile love arasındadır ve sevginin zaman boyunca devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Geçmişteki duygunun gerçek olduğunu vurgulamak için cümleyi did ve enjoy fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: I ____ the concert, despite what you heard.

Cevabı göster

did enjoy

Let's see if I've still got it. Notlar

0:37

Bakalım hâlâ formumda mıyım?

Kalıp ifadeler

Let's see if...: belirsiz bir sonucu sınamak

Let's see if + yan cümle, bir şeyi kontrol etmeden, denemeden veya sınamadan hemen önce kullanılır. “Bakalım ... mı” ya da “... olup olmadığını öğrenelim” anlamına gelir; burada see yalnızca “gözle görmek” değil, “öğrenmek” demektir. if ile başlayan bölüm, sonucu hâlâ belirsiz olan durumu belirtir. Bu cümlede konuşan kişi, o beceriye hâlâ sahip olup olmadığını anlamak için denemek üzeredir.

Alıştırma

Belirsiz bir sonucu kontrol etmeden önce kullanılan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ this battery still works.

Cevabı göster

Let's see if

Deyimler

I've still got it: yetenek hâlâ duruyor

I've still got it, önceden bilinen bir becerinin, ustalığın veya çekiciliğin kaybolmadığı anlamına gelir. Buradaki it, somut bir nesneyi değil, konuşanın dans etme yeteneğini ifade eder. Let's see if... yapısında konuşan kişi bu yeteneği denemek üzeredir. Bu ifade, bir kişi ara verdiği bir etkinliğe geri dönüp onu hâlâ iyi yapıp yapamadığını görmek istediğinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir performans bağlamında I've still got it en çok hangi anlama gelir?

  1. Nesneyi az önce teslim aldım.
  2. Şimdi talimatları anlıyorum.
  3. Dans etme yeteneğim hâlâ eskisi kadar iyi olabilir.
Cevabı göster

Dans etme yeteneğim hâlâ eskisi kadar iyi olabilir.

Oh, well, what have I got left to lose? Deyimler

0:43

Eh, kaybedecek neyim kaldı ki?

Deyimler

What have I got left to lose?: risk almak için retorik bir gerekçe

What have I got left to lose? cevabı gerçekten istenmeyen, retorik bir sorudur. Konuşan kişi cevabın önemli hiçbir şey olduğunu varsayar; dolayısıyla cümle aslında kaybedecek çok az şey kaldığı veya hiçbir şey kalmadığı anlamına gelir. Konuşan kişi bu soruyla risk almasını haklı gösterir: mevcut durum zaten kötüdür, bu yüzden yeni bir yaklaşım denemenin durumu çok daha kötüleştirmeyeceğini düşünür. what have I got left to lose? yapısında left geriye kalan anlamına gelir; to lose ise neyin kaybedilebileceğini belirtir.

Alıştırma

Konuşan kişi What have I got left to lose? diye sorarak ne yapıyor?

  1. Birinden kayıp eşyaları sıralamasını istemek.
  2. Durumun değiştirilemeyecek kadar güvenli olduğu konusunda uyarmak.
  3. Kaybedecek pek bir şey kalmadığı için riskli bir denemeyi haklı göstermek.
Cevabı göster

Kaybedecek pek bir şey kalmadığı için riskli bir denemeyi haklı göstermek.

What's going on out here? Öbek fiiller

0:53

Dışarıda neler oluyor?

Öbek fiiller

What's going on?: ne olduğunu sormak

What's going on? ne olduğunu veya mevcut durumun ne olduğunu sormak için kullanılır. Bu sahnede konuşan kişi dışarıda bir şey fark etmiş ve açıklama istemektedir. Buradaki go on, “olmak” veya “meydana gelmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. out here yalnızca sorulan yeri belirtir.

Alıştırma

Açıklanamayan bir durumda kullanılan yaygın soruyu tamamlayın: The lights just went out. What's going ____?

Cevabı göster

on

Hey, this guy's a pretty good dancer. Kelime

0:56

Hey, bu adam oldukça iyi dans ediyor.

Kelime

a pretty good dancer: derece zarfı olarak pretty

a pretty good dancer ifadesinde pretty, good sıfatını niteler. “Oldukça” veya “epeyce” anlamına gelen bir derece zarfıdır; dansçının görünüşünü anlatmaz. İfadenin bütünü kişinin dans becerisini olumlu değerlendirir. Genellikle kişiye an excellent dancer demekten daha az vurguludur.

Alıştırma

“Maya is a pretty good goalkeeper,” cümlesinde pretty ne anlama gelir?

  1. güzel görünümlü
  2. neredeyse hiç
  3. oldukça veya epeyce
Cevabı göster

oldukça veya epeyce

Bravo.

1:08

Bravo.

I am Pavlova, the famous ballerina. Kültür

1:11

Ben Pavlova, ünlü balerin.

Kültür

Pavlova, the famous ballerina: kimlik açıklamasıyla birlikte kullanılan bir isim

Burada Pavlova, ünlü balerin Anna Pavlova'yı ya da onun kimliğine bürünen bir karakteri ifade eder. Aynı adlı tatlıyı ifade etmez. the famous ballerina isim öbeği açıklayıcı bir eşleme, yani appozisyondur. Pavlova'yı başka bir ifadeyle yeniden adlandırır ve dinleyiciye bu ismin kimi gösterdiğini söyler. İsim + virgül + kimlik açıklaması kalıbıyla bir kişinin kim olduğuna dair kısa bir bilgi ekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: I am Pavlova, the famous ballerina. the famous ballerina ifadesinin görevi nedir?

  1. Pavlova'nın bir tatlı olduğunu söyler.
  2. Pavlova'nın dans partnerinin adını verir.
  3. Pavlova'yı ünlü balerin olarak tanımlar.
Cevabı göster

Pavlova'yı ünlü balerin olarak tanımlar.

It's her.

1:15

O gelmiş.

Ribbit.

1:16

Vrak.

My dance partner has sprained the ankle. Notlar

1:16

Dans partnerimin ayak bileği burkuldu.

Kalıp ifadeler

dance partner: partner sözcüğünden önce kullanılan etkinlik adı

Dance partner, özellikle bir çiftin ya da gösterinin parçası olarak sizinle dans eden kişi demektir. Burada dance, bu ortaklığın hangi etkinlikle ilgili olduğunu göstermek için partner sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. İngilizcede study partner veya tennis partner gibi etkinlik + partner kalıbı sık kullanılır. İkinci isim kişiyi belirtir, ilk isim ise ortak etkinliği gösterir.

Alıştırma

dance ile etkinlik + partner kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Sofia is my ____ in the school show.

Cevabı göster

dance partner

Kelime

has sprained the ankle: eklem burkulmasını anlatma

Sprain, bir eklemi bükerek ya da çevirerek incitmek anlamına gelir. Ayak bileği ve el bileği sık görülen örneklerdir. Bu kelime eklemin çevresindeki dokuların yaralanmasını anlatır; kemiğin kırıldığı anlamına gelmez. Has sprained, present perfect yapısındadır. Burada yaralanmanın daha önce gerçekleştiğini ve sonucunun şimdi önemli olduğunu gösterir: dans partneri şu anda dans edemez. Günlük kişisel anlatımlarda has sprained his or her ankle örneğindeki gibi iyelik bildiren bir sözcük kullanmak genellikle daha doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun ayak bileği eklemini çevirip yaraladığını, ancak bir kemiğin kırılmadığını anlatır?

  1. Leo broke his ankle.
  2. Leo sprained his ankle.
  3. Leo strained his shoulder muscle.
Cevabı göster

Leo sprained his ankle.

He is weak.

1:20

O çok zayıf.

A little froggy told me I could find a new dancer here. Dilbilgisi

1:21

Küçük bir kurbağa bana burada yeni bir dansçı bulabileceğimi söyledi.

Dilbilgisi

told me I could find: daha önce verilen bilgiyi aktarma

Tell sözcüğünden sonra önce bilgiyi alan kişi, ardından aktarılan içeriği veren yan cümle gelir: told me + I could find a new dancer here. Me sözcüğünden sonraki bölüm, konuşana ne söylendiğini açıklar. Told geçmiş zamanda olduğu için doğrudan anlatımdaki can, dolaylı anlatımda sıkça could olur. Buradaki could, daha önce bildirilmiş bir olasılığı aktarır; varsayımsal bir koşul değildir.

Alıştırma

Geçmişte söylenenleri aktaran cümleyi tamamlayın. Bilgiyi alan kişi için me, can sözcüğünün geçmiş dolaylı anlatımdaki yaygın biçimini kullanın: The guide ____ I ____ find the exit downstairs.

Cevabı göster

told me · could

You will dance with me tonight at the Grand Theatre. Notlar

1:26

Bu gece Büyük Tiyatro'da benimle dans edeceksin.

Ton ve niyet

You will dance with me: kesin biçimde dayatılan bir düzenleme

Bu cümlede You will dance with me tarafsız bir gelecek tahmini değildir. Konuşan kişi bildirme cümlesi olan You will... yapısıyla dinleyenin ne yapacağına karar verir; yaklaşık olarak dinleyenin bunu konuşan kişi emrettiği için yapması gerektiği anlamına gelir. Konuşan kişi yetki sahibiyse veya reddetmenin mümkün olmadığı bir tavır sergiliyorsa will ısrarlı bir talimatı ya da dayatılmış bir düzenlemeyi ifade edebilir. Bu kullanımı sıradan gelecek bildiriminden bağlam ve ton ayırır.

Alıştırma

Bu bağlamda You will dance with me ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyene ısrarla dayatılan bir düzenleme
  2. Dinleyenin iznini isteyen kibar bir rica
  3. Ne olabileceğine dair tarafsız bir tahmin
Cevabı göster

Dinleyene ısrarla dayatılan bir düzenleme

Kültür

the Grand Theatre: resmî bir gösteri mekânının adı

Bu cümlede büyük harf kullanımı, the Grand Theatre ifadesini bir tiyatronun mekân adı ya da ad gibi kullanılan bir tanımı hâline getirir. Gösteri mekânlarının adlarında Grand genellikle etkileyici, saygın veya resmî bir yeri düşündürür; Theatre ise buranın sahne gösterileri için kullanılan bir mekân olduğunu belirtir. Bu kelimeler birlikte dansı sıradan bir sosyal etkinlikten çok resmî bir tiyatro gösterisi olarak çerçeveler. Burada Grand yalnızca fiziksel büyüklük değil, atmosfer ve saygınlık da katar.

Alıştırma

Cümlede the Grand Theatre en güçlü biçimde neyi gösterir?

  1. Sahne gösterileri için kullanılan, adı olan resmî bir mekân
  2. Yalnızca fiziksel olarak büyük olan herhangi bir tiyatro
  3. Grand Theatre adlı bir dans türü
Cevabı göster

Sahne gösterileri için kullanılan, adı olan resmî bir mekân

Me?

1:30

Ben mi?

Him?

1:31

O mu?

You.

1:32

Sen.

This was your plan all along. Kalıp ifadeler

1:35

Demek başından beri planın buydu.

Kalıp ifadeler

all along: en başından beri bütün süre boyunca

Bu cümlede all along, “en başından itibaren ve söz konusu sürenin tamamı boyunca” demektir. Konuşan kişi planın yeni ya da tesadüfi olmadığını; en başından beri planın bu olduğunu yeni fark etmiştir. All along, bir gerçeğin, niyetin ya da durumun bütün süre boyunca geçerli olduğunu geriye bakarak anlatmak için kullanılır; özellikle de gerçek yeni ortaya çıkmışsa. Mekân boyunca hareketi değil, zamanı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “en başından itibaren bütün süre boyunca” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: I thought Leo had only just decided, but this had been his plan ____.

Cevabı göster

all along

Thanks, little froggy.

1:39

Teşekkürler, küçük kurbağa.

Well? Ton ve niyet

1:41

Ee?

Ton ve niyet

Well?: birini yanıt vermeye yönlendirmek

Well? tek başına soru olarak kullanıldığında, karşıdaki kişiden konuşanın beklediği yanıtı, açıklamayı veya kararı vermesini ister. Burada konuşmayı ileri iter; konuşanın kastı “Cevabın ne?”dir. Bu, well sözcüğünün “iyi veya sağlıklı biçimde” anlamı değil, söylem belirteci olarak kullanımıdır; ayrıca düşünceleri düzenlemek için kullanılan basit bir dolgu sözcüğü de değildir. Etkisini kısa, tek başına bir soru olmasından ve konuşanın tonundan alır.

Alıştırma

Bir konuşmacı kararını soruyor ve sen sessiz kalınca Well? diyor. Konuşmacı ne yapıyor?

  1. Seni yanıt vermeye yönlendirmek
  2. Konuşmayı nazikçe bitirmek
  3. Kendisini sağlıklı hissettiğini söylemek
Cevabı göster

Seni yanıt vermeye yönlendirmek

I used to work with that guy. Dilbilgisi

1:55

Eskiden o adamla birlikte çalışırdım.

Dilbilgisi

used to work with: geçmişteki bir çalışma ilişkisi

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte geçerli olan ancak genellikle artık geçerli olmayan bir eylem ya da durumu anlatır. Burada used to work with, konuşan kişinin o kişiyle geçmişte birlikte çalıştığı anlamına gelir. Used to yapısından sonra work fiilinin yalın hâli gelir. with edatı, konuşan kişiyle birlikte çalışan kişiyi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: Leo ____ walk to school, but now he takes the bus.

Cevabı göster

used to