Favori atıştırmalığınız nedir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video açıklaması: Bu bölüm, atıştırmalıkların dünya çapında neden popülerliğini koruduğunu; pratiklik, uygun fiyat, duygusal rahatlama ve güncel sağlık vaatleri üzerinden inceliyor. Ayrıca paketli ürünlerle ev yapımı gelenekleri karşılaştırıyor ve aktarılan ankette Britanyalıların haftalık olarak en yaygın biçimde tükettiği atıştırmalıkların şekerleme ve çikolata olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hit the spot. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu deyimin yiyecek, içecek, hatta bazen bir molanın o anda ihtiyaç duyulan tatmini eksiksiz sağladığını anlattığını kavrayacaksınız. Yalnızca bir şeyi sevdiğinizi söylemek yerine, belirli bir seçeneğin neden özellikle iyi geldiğini ve tam zamanında olduğunu doğal biçimde ifade edebileceksiniz. 2. an affordable luxury. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Zorunlu olmayan özel bir keyifle, bütçe sıkışıkken bile alınabilecek kadar düşük fiyat arasındaki bilinçli karşıtlığı fark edeceksiniz. Bu kısa ifadeyi, büyük bir harcama gerektirmeden özel hissettiren küçük zevklerin neden çekici olduğunu açıklamak için kullanabileceksiniz. 3. of course I can't swim against the current — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Akıntıyı gerçek su hareketi olarak değil, çoğunluğun alışkanlıklarını ve toplumsal baskıyı temsil eden bir mecaz olarak yorumlayacaksınız. Farklı bir seçim yapmak istediğiniz hâlde çevrenizdeki insanların çoğunun davranışlarına karşı koymakta zorlandığınız durumları anlatabileceksiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, ben BBC Learning English'ten 6 Minute English programıyla.
It seems people around the world are in love with snacks Deyimler
0:13Görünüşe göre dünyanın dört bir yanındaki insanlar atıştırmalıklara aşık
are in love with snacks: gerçek anlamda olmayan güçlü beğeni
Burada are in love with snacks, insanların atıştırmalıkları çok sevdiği anlamına gelir. Snacks bir şeyi belirttiği için in love with romantik bir ilişkiyi değil, eğlenceli bir abartıyı anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be in love with + kişi veya şey biçimindedir. Ardından bir şey, etkinlik ya da yer geldiğinde genellikle gerçek romantik aşk yerine güçlü bir beğeni anlatır.
Alıştırma
“Çok seviyor” anlamı vermek için cümleyi be in love with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ painting.
Cevabı göster
is in love with
from old favorites like popcorn and crisps Dilbilgisi
0:17patlamış mısır ve cips gibi eski favorilerden
from old favorites ... to new inventions: bir aralık göstermek
from A to B bir aralığın iki ucunu belirtir. Burada old favorites bir uç, new inventions ise diğer uçtur; böylece liste bu aralığın tamamındaki atıştırmalıkları kapsar. from ve to ifadelerinden sonra aynı türde söz grupları gelmelidir. Bu kalıbı düzensiz bir liste vermek yerine türleri, zamanları, yerleri veya aşamaları düzenlemek için kullanın.
Alıştırma
Aralığı from ... to ile tamamlayın: The class studies animals ____ tiny insects ____ giant whales.
Cevabı göster
from · to
big business: büyük bir ticari alan
Burada big business, büyük ölçekli ve ticari açıdan önemli, çoğu zaman da çok para kazandıran bir sektör veya faaliyet anlamına gelir. Belirli bir büyük şirketi ifade etmez. X is/are big business yapısında X, tüm pazarı anlatılan ürünü, faaliyeti veya alanı belirtir.
Alıştırma
“Sports drinks are big business” cümlesindeki big business ne anlama gelir?
- Büyük ve ticari açıdan önemli bir sektör oluştururlar.
- Tek bir büyük şirkettirler.
- Yalnızca iş insanları için üretilen ürünlerdir.
Cevabı göster
Büyük ve ticari açıdan önemli bir sektör oluştururlar.
with an estimated $1.5 trillion a year spent globally on snacking. Dilbilgisi
0:24küresel olarak atıştırmalıklara yılda yaklaşık 1,5 trilyon dolar harcanıyor.
with ... spent: geçmiş ortaçla arka plan eklemek
Vurgulanan bölüm with + isim öbeği + geçmiş ortaç yapısını kullanır: with an estimated $1.5 trillion a year + spent globally on snacking. Ana ifadeyi destekleyen bir istatistik ekler. Spent parayı açıklar: bu para dünyanın dört bir yanındaki insanlar tarafından harcanır. Yeni bir ana fiil değildir. Bu yapı, ana cümleyi temel düşünce olarak korurken ek bir durum vermenizi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi sell fiilinin geçmiş ortaç biçimiyle tamamlayın: With all the tickets ____, the theatre announced an extra performance.
Cevabı göster
sold
tell BBC World Service program The Food Chain
0:37BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'e anlatırken dinleyelim
what they like to snack on between Öbek fiiller
0:40öğün aralarında atıştırmayı neleri sevdiklerini.
snack on + yiyecek: atıştırmalık olarak yemek
Snack on + yiyecek, o yiyecekten az miktarda atıştırmalık olarak yemek demektir. Bu cümlede what they like to snack on, öğün aralarında hangi yiyecekleri atıştırmalık olarak seçtiklerini ifade eder. Normal bir düz cümlede yiyecek on'dan sonra gelir: They snack on nuts. Burada what öne geçtiği için on ifadenin sonunda kalır. Bu ifade, yiyeceği tam bir öğün olarak değil, atıştırmalık olarak yemeye odaklanır.
Alıştırma
Derste geçen ve ‘atıştırmalık olarak yemek’ anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: At break time, I ____ apple slices.
Cevabı göster
snack on
hit the spot: o anki ihtiyacı tam karşılamak
Hit the spot, bir şeyin o anda tam olarak istenen veya ihtiyaç duyulan şey olması ve tatmin edici gelmesi anlamındaki bir deyimdir. I find that they hit the spot cümlesindeki they, konuşulan yiyeceklere gönderme yapar ve konuşmacı bu yiyeceklerin özellikle tatmin edici olduğunu söyler. Burada fiziksel olarak bir yere vurmak söz konusu değildir. Şimdiki zamanda tek bir şeyle hits, birden fazla şeyle hit kullanılır. Geçmiş zaman biçimi de hit'tir.
Alıştırma
'After football practice, the cold drink really hit the spot,' cümlesinde hit the spot ne anlama gelir?
- Çok küçük bir bardakta servis edildi.
- Tam olarak ihtiyaç duyulan şeydi ve tatmin edici geldi.
- İşaretlenmiş bir noktaya düştü.
Cevabı göster
Tam olarak ihtiyaç duyulan şeydi ve tatmin edici geldi.
chipa: manyok ve peynirli küçük yuvarlak ekmek
Chipa bir yiyeceğin adıdır; parça parça çevrilecek sıradan bir İngilizce kelime değildir. Bu cümlede manyok, peynir, tereyağı, süt ve tuzla yapılan küçük, yuvarlak bir ekmeği ifade eder. Tanımadığın bir yiyecek adından sonra şekli veya malzemeleri açıklanıyorsa, yiyeceğin ne olduğunu anlamak için bu açıklamayı kullan.
Alıştırma
Açıklamaya göre chipa nedir?
- Manyok ve peynirle yapılan küçük, yuvarlak bir ekmek
- Soğuk bir meyve içeceği
- Bir kişinin adı
Cevabı göster
Manyok ve peynirle yapılan küçük, yuvarlak bir ekmek
made with cassava, cheese...: malzemeleri belirtme
made with + malzemeler yapısı, bir yiyeceği hazırlamak için hangi malzemelerin kullanıldığını belirtir. Burada made with cassava, cheese, butter, milk, and salt, ekmeğin içinde neler olduğunu anlatır. bun kelimesinden sonra geldiği için made with ... ekmeği tanımlayan geçmiş zaman ortacı grubudur. a bun that is made with ... yapısının kısaltılmış biçimidir. Başka cümlelerde de kullanılabilen tam kalıp A is made with B şeklindedir.
Alıştırma
Tarif malzemelerini sıralayan vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamla: These muffins are ____ carrots and walnuts.
Cevabı göster
made with
Barbara's favorite snack is a cheese bread called chipa,
0:59Barbara'nın en sevdiği atıştırmalık chipa adı verilen bir peynirli ekmek iken,
while for Annie it's the combination of peanuts and banana that hits the spot, Dilbilgisi
1:03Annie için 'hits the spot' olan şey fıstık ve muzun birleşimidir,
it's ... that hits the spot: temel etkeni vurgulamak
it's the combination of peanuts and banana that hits the spot ifadesinde it belirli bir nesneyi göstermez. It is X that ... vurgu yapısının bir parçasıdır ve X konumundaki the combination of peanuts and banana özellikle öne çıkarılan bilgidir. Bu yapı çıkarıldığında temel cümle The combination of peanuts and banana hits the spot olur. Vurgulu biçim, Annie'ye tam uygun ve doyurucu gelen şeyin başka bir atıştırmalık ya da etken değil, özellikle bu birleşim olduğunu anlatır.
Alıştırma
Vurgulu cümleyi It is X that ... yapısıyla tamamlayın: ____ the big window ____ makes the room bright.
Cevabı göster
It is · that
an idiom meaning that it's exactly what you want.
1:08bu, tam olarak istediğiniz şey olduğu anlamına gelen bir deyimdir.
I want to say ..., but actually, you know: kendini düzeltme
Burada I want to say something healthy yalnızca konuşmacının söylemeyi planladığı sözleri bildirmez. Konuşmacının vermesi gerektiğini düşündüğü cevabı ortaya koyar. But actually yön değiştirir ve konuşmacının dürüst tercihini getirir. You know konuşmayı yumuşatır; itirafın daha az ani duyulmasını sağlar ve tereddüt ya da hafif bir mahcubiyet gösterebilir. Bu dizi önce beklenen cevabı verir, ardından gerçeğe yönelerek kendini düzeltir.
Alıştırma
"I want to say something healthy, but actually, you know," konuşmada nasıl bir işlev görür?
- Daha sonra sağlıklı yiyeceklerden söz vereceğini söyler.
- Önce beklenen bir cevap verir, sonra konuşmacının gerçek tercihine geçer.
- Başka birinin sözcük seçimini düzeltir.
Cevabı göster
Önce beklenen bir cevap verir, sonra konuşmacının gerçek tercihine geçer.
a bag of crisps: kapla belirtilen miktar
“A bag of crisps”, önce kabı söyleyerek miktarı belirtir: a bag; ardından of ve kabın içindeki yiyecek gelir. Kalıp a + kap + of + içerik şeklindedir; a box of biscuits ve a bottle of juice da bu yapıya örnektir. Burada crisps, ince ve çıtır patates atıştırmalığı için Britanya İngilizcesinde kullanılan yaygın sözcüktür. İfadenin tamamı tek bir crisp değil, içinde crisps bulunan bir torba anlamına gelir.
Alıştırma
“Bir torba” anlamına gelen üç sözcüklü kap ifadesini tamamlayın: I bought ____ crisps for the journey.
Cevabı göster
a bag of
whatever you like to nibble on: bütün seçenekleri kapsamak
Whatever you like to nibble on, “küçük lokmalar hâlinde yemekten hoşlandığın herhangi bir şey” anlamına gelir. Whatever açık bir seçenekler kümesi sunar; bu nedenle dinleyenden belirli bir atıştırmalık seçmesini istemez. Bu başlangıç cümleciği, ardından gelen ana düşünce için geniş bir çerçeve kurar. Well geçişi konuşma diline daha uygun hâle getirir; nibble on ise az miktarda bir şeyi yavaşça veya küçük lokmalarla yemek demektir.
Alıştırma
“Ne olursa olsun” anlamındaki hedef kalıbı tamamlayın: ____ you like to draw, put your name on the picture.
Cevabı göster
Whatever
in this episode we'll find out why we are so in love with snack food. Öbek fiiller
1:24bu bölümde atıştırmalıkları neden bu kadar çok sevdiğimizi öğreneceğiz.
we'll find out why: nedenini öğrenmek
Find out; kontrol ederek, sorarak veya izlemeye devam ederek bir bilgiyi keşfetmek ya da öğrenmek anlamına gelir. Burada we'll find out why, bölümün bir nedeni açıklayacağını gösterir. Why, cevabı bulunacak soruyu başlatır.
Alıştırma
Find out ile neden soran soru sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: We need to ____ the lights keep going out.
Cevabı göster
find out why
we'll learn some useful new words and phrases.
1:30bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.
you'll find all the vocabulary and a quiz on our website bbclearningenglish.com.
1:33tüm kelime dağarcığını ve testimizi web sitemiz bbclearningenglish.com'da bulabilirsiniz.
According to a recent YouGov survey, Kalıp ifadeler
1:42Yakın zamanda yapılan bir YouGov anketine göre,
which of the following snacks is most popular amongst Brits? Kalıp ifadeler
1:45aşağıdaki atıştırmalıklardan hangisi İngilizler arasında en popüleridir?
According to a recent YouGov survey: bilgi kaynağını belirtmek
According to + kaynak, bilginin belirtilen kaynaktan geldiğini ifade eder. Burada atıştırmalık tercihleriyle ilgili sorunun dayanağı olarak yakın tarihli bir YouGov anketi gösterilir. Bu ifade genellikle cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Bilgiyi konuşanın kendi düşüncesi olarak değil, başka bir kaynaktan alınmış olarak sunar.
Alıştırma
Kaynağı belirtmek için According sözcüğünü gerekli edatıyla birlikte kullanın: ____ the report, the library closes at six.
Cevabı göster
According to
Which of the following + çoğul isim: verilen seçeneklerden seçim yapmak
Which of the following + çoğul isim yapısı, verilen seçenekler listesinden soruya uyan seçeneğin bulunmasını ister. Following, seçeneklerin soruyla birlikte verildiğini ya da daha önce gösterildiğini belirtir. Bu cümlede tek bir atıştırmalık türü sorulduğu için snacks çoğul olsa da tekil fiil is kullanılır.
Alıştırma
Hedef kalıpla test sorusunu tamamlayın: ____ animals can fly?
Cevabı göster
Which of the following
I'm going to say crisps: yarışmada bir cevap vermek
Bir bilgi yarışması ya da tahmin bağlamında I'm going to say X, “cevabım X” veya “X'i seçiyorum” anlamına gelir. Say, konuşanın o anda karar verdiği yanıtı sunar; yalnızca bu sözcüğü daha sonra söyleyeceğine dair bir vaat değildir. Bu giriş, yanıtın o anda verilmiş bir karar gibi ve yalnızca X demeye göre biraz daha az kesin duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Resmî olmayan bir yarışmada 'I'm going to say crisps' en doğal olarak ne anlama gelir?
- Crisps sözcüğünü daha sonra telaffuz etmeyi planlıyorum.
- Cevabım cips.
- Başka birinin cips seçmesini istiyorum.
Cevabı göster
Cevabım cips.
we'll find out the answer later in the program.
2:01cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
Someone with a professional interest in snacking is Christine Cochran, Kalıp ifadeler
2:04Atıştırmalıklarla profesyonel olarak ilgilenen biri Christine Cochran,
with a professional interest in ...: işle bağlantılı ilgi
With a professional interest in + konu, işi, araştırması veya mesleki rolü nedeniyle o konuyla ilgilenmesi için bir nedeni olan kişiyi anlatır. Burada atıştırmalıklar, Christine Cochran'ın yalnızca kişisel olarak sevdiği bir şey değil, mesleki dünyasının bir parçası olarak sunulur. With ile başlayan ifade someone sözcüğünü niteler ve kişinin konuyla neden ilgili ya da konu hakkında konuşmaya neden yetkin olduğunu açıklar. Bir uzmanı, röportaj yapılan kişiyi veya sektör temsilcisini tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
İşi nedeniyle konuyla ilgilendiğini gösteren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: She is a scientist ____ food safety.
Cevabı göster
with a professional interest in
the trade association for the industry: sektörün ticaret birliği
Trade association, aynı sektördeki işletmeler veya mesleki üyeler tarafından ortak çıkarları temsil etmek ve alanı desteklemek için kurulan bir örgüttür. Burada the industry atıştırmalık sektörünü belirtir; trade yalnızca ülkeler arasındaki alım satımı değil, bir iş kolunu da anlatır. The trade association for the industry isim grubu, SNAC International'dan sonra açıklayıcı bir eşleme olarak gelir. Kuruluşu başka bir ifadeyle yeniden adlandırır ve ne tür bir kurum olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümlede trade association ne anlama geliyor?
- Ülkelerin mal değiş tokuşu yaptığı etkinlik
- Tek bir sektördeki işletmeleri veya üyeleri temsil eden örgüt
- Ürünleri doğrudan müşterilere satan mağaza
Cevabı göster
Tek bir sektördeki işletmeleri veya üyeleri temsil eden örgüt
Here Christine shares her ideas about why we love to snack
2:13Burada Christine atıştırmalıkları neden sevdiğimize dair fikirlerini
with BBC World Service program The Food Chain.
2:17BBC Dünya Servisi programı The Food Chain ile paylaşıyor.
an affordable luxury: karşılanabilir küçük bir keyif
An affordable luxury, ihtiyaç duymadığınız ama özel hissettiren ve fazla pahalı olmayan bir şeydir. Affordable, parasını ödeyebileceğiniz anlamına gelir; ücretsiz demek değildir. Burada atıştırmalık, pahalı bir lüks değil, küçük bir keyif olarak anlatılır. Bu yapı, küçük bir bütçeye hâlâ sığan hoş bir fazlalığı anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “fazla pahalı olmayan özel bir keyif” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Fresh flowers can be ____ when you want to brighten your room without spending much.
Cevabı göster
an affordable luxury
if you've had a bad day or money is tight, Kalıp ifadeler
2:24kötü bir gün geçirdiyseniz veya para sıkışıksa (money is tight),
money is tight: bütçenin kısıtlı olması
Money is tight, kullanılabilecek fazla para olmadığı ve bu yüzden dikkatli harcama yapılması gerektiği anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Tight, madeni ya da kâğıt paranın kendisini değil, maddi durumu anlatır. Burada bu yan cümle, bütçe küçük olduğunda düşük maliyetli bir keyfin rahatlatıcı olabileceğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi sınırlı bütçeyi anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: We are eating at home more often because ____ this month.
Cevabı göster
money is tight
can turn to: yardım veya teselli için başvurmak
Bu cümlede can turn to, gerektiğinde yardım, teselli veya destek almak için birine gitmek ya da bir şeye başvurmak anlamına gelir. Burada bir şey, fiziksel olarak dönülecek bir yön değil, güvenilir bir seçenek olarak sunulur. Kalıp turn to + kişi veya şey biçimindedir. Bir kişi yardım ya da tavsiye verebilir. Bir şey veya etkinlik ise teselli sağlayabilir ya da bir sorunu çözmeye yardımcı olabilir.
Alıştırma
Bu derste öğrendiğin ve birinden yardım istemek anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamla: When Leo feels worried, he can ____ his dad.
Cevabı göster
turn to
and I think that is why you see it as so popular. Dilbilgisi
2:29ve sanırım onu neden bu kadar popüler gördüğünüzün sebebi budur.
you see it as so ...: see + nesne + as + betimleme ile görüş belirtme
Burada you see it as so popular, “onun çok popüler olduğunu düşünüyorsunuz” anlamına gelir. See, gözlerin gördüğü bir şeyi değil, bir görüşü veya düşünceyi anlatır. Kalıp see + nesne + as + betimleme biçimindedir. It nesnedir, so popular ise onu betimler. So sözcüğü popular anlamını güçlendirir; see it as ile birlikte başka bir sabit ifade oluşturmaz.
Alıştırma
Bu cümlede you see it as so popular ne anlama geliyor?
- Onu çok popüler olarak görüyorsunuz.
- Onun popüler hâle gelişini izliyorsunuz.
- Onu daha popüler hâle getiriyorsunuz.
Cevabı göster
Onu çok popüler olarak görüyorsunuz.
are looking for smaller, more convenient portions. Kelime
2:36daha küçük, daha kullanışlı porsiyonlar arıyorlar.
smaller, more convenient portions: daha küçük ve daha kullanışlı porsiyonlar
Gıda ve tüketici ürünleri bağlamında portions, bir servis veya tek kullanım için belirlenmiş miktarları ifade eder. Burada smaller portions, her porsiyonda veya pakette daha az yiyecek bulunması demektir. More convenient, bu miktarların taşınmasının, açılmasının, servis edilmesinin veya yenmesinin daha kolay olduğunu da anlatır. İfade yalnızca ürünün fiziksel olarak daha küçük olduğunu değil, hem boyutu hem de kullanım kolaylığını belirtir.
Alıştırma
Gıda ambalajlarıyla ilgili bir konuşmada smaller, more convenient portions ne anlama gelir?
- Yiyecek hasarlı parçalara kesilmiştir.
- Her porsiyon veya pakette daha az miktar vardır ve kullanımı daha kolaydır.
- Üründe daha az malzeme vardır ve ambalaj yoktur.
Cevabı göster
Her porsiyon veya pakette daha az miktar vardır ve kullanımı daha kolaydır.
They're not always going to be able to sit down and have three meals a day, Dilbilgisi
2:40Her zaman oturup günde üç öğün yemek yiyemeyecekler,
They're not always going to be able to: her zaman yapabilecek durumda olmamak
They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır. Not always kısmi bir olumsuzluk oluşturur: eylem bazı zamanlarda mümkün olacak, ancak her zaman olmayacaktır. Never anlamına gelmez. Be going to durumu beklenen bir geleceğe yerleştirir veya gerçekçi bir tahmin olarak sunar; be able to ise bir şeyi yapma yeteneğine ya da fırsatına sahip olmak demektir. Birlikte, they're not always going to be able to mutlak imkânsızlık yerine pratik bir sınırlamayı anlatır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir: We aren't always going to be able to answer right away?
- Bazen hemen yanıt verebiliriz, ancak her zaman değil.
- Her zaman hemen yanıt veririz.
- Hiçbir zaman yanıt veremeyeceğiz.
Cevabı göster
Bazen hemen yanıt verebiliriz, ancak her zaman değil.
eating on the go: hareket hâlindeyken veya meşgulken yemek
On the go, “bir yerden başka bir yere giderken” veya “çok meşgulken” anlamına gelen bir deyimdir. Burada eating on the go, normal bir öğün için oturmadan, çoğu zaman yolculuk ederken veya acele hâlindeyken yemek demektir. Bu ifade zarf gibi çalışır ve yeme eyleminin hangi durumda gerçekleştiğini gösterir. Bu ifadede go bir yer değildir.
Alıştırma
Cümleyi “meşgul ve hareket hâlindeyken” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: I did not have time to sit down, so I ate breakfast ____.
Cevabı göster
on the go
And the other thing that you see is this desire for very specific functional ingredients, Kelime
2:46Ve gördüğünüz diğer bir şey de çok özel fonksiyonel bileşenlere duyulan bu arzu,
desire for very specific functional ingredients: çok belirli fonksiyonel bileşenlere yönelik istek
Desire for + isim öbeği, bir şeye yönelik güçlü bir istek veya talep anlamına gelir. Burada bir tüketici eğilimine işaret eder: insanlar belirli türde bileşenler içeren ürünler istemektedir. Bu gıda pazarlaması bağlamında functional ingredients, sindirimi, enerjiyi veya odaklanmayı desteklemek gibi temel beslenmenin ötesinde belirli bir amaçlanan yarar için seçilen ya da tanıtılan bileşenlerdir. Very specific, insanların yalnızca sağlıklı diye tanımlanan bir gıda değil, açıkça belirtilmiş bir yarar istediğini gösterir.
Alıştırma
Bu gıda pazarlaması bağlamında functional ingredients nedir?
- Yalnızca güçlü bir tat eklemek için kullanılan bileşenler
- Bir makinenin çalışmasını sağlayan malzemeler
- Belirli bir amaçlanan yarar için tanıtılan bileşenler
Cevabı göster
Belirli bir amaçlanan yarar için tanıtılan bileşenler
mental clarity: açık ve odaklanmış düşünme
Burada mental clarity, açık düşünebilme, odaklanmayı sürdürebilme ve zihni bulanık hissetmeme durumunu ifade eder. Bu soyut bir isim öbeğidir: mental alanı belirtir, clarity ise berraklık durumunu adlandırır. Sağlıkla ilgili bu faydalar listesinde ifade, öne sürülen bir faydayı adlandırır. Sağlık ve iyi yaşam dilinde yaygındır.
Alıştırma
Açık düşünebilme ve odaklanmayı sürdürebilme durumunu en iyi hangi ifade anlatır?
- gut health
- muscle development
- mental clarity
Cevabı göster
mental clarity
gut health: sindirim sistemi sağlığı
Burada gut health, sindirim kanalının, özellikle bağırsakların sağlıklı olması ve düzgün çalışması anlamına gelir. Sağlık ve beslenme dilinde gut genellikle sindirim sistemini geniş anlamda ifade eder. Bu listede ifade, bir yiyecek veya ürünün desteklediğini öne sürebileceği bir sağlık alanını adlandırır. Buradaki gut, cesaret veya sezgi anlamına gelmez.
Alıştırma
“Fibre can support gut health.” cümlesinde gut neyi ifade eder?
- sezgi
- cesaret
- sindirim sistemi
Cevabı göster
sindirim sistemi
these sorts of things: bir sıralamayı genel biçimde bitirmek
These sorts of things ifadesi, hemen önce sıralanan örneklere gönderme yapar ve onları aynı geniş konu altında toplar. Bu cümlede zihinsel berraklık, bağırsak sağlığı, kas gelişimi ve bunlara benzeyen diğer konuları kapsar. Bu ifade, sıralamayı bilinçli olarak belirsiz biçimde bitirir: konuşan kişi kategoriyi göstermeye yetecek kadar örnek verir ve bütün olasılıkları saymak yerine durur.
Alıştırma
Burada these sorts of things ifadesinin anlamını seçin: The club discusses games, art projects, outdoor activities, and these sorts of things.
- Tamamen ilgisiz yeni bir konu açar.
- Yalnızca adı geçen üç maddeye izin verildiğini söyler.
- Benzer başka maddelere de gönderme yaparak listeyi bitirir.
Cevabı göster
Benzer başka maddelere de gönderme yaparak listeyi bitirir.
they're nicely packaged in snack sizes. Kalıp ifadeler
2:58atıştırmalık boyutlarında güzelce paketleniyorlar.
they're nicely packaged in snack sizes: küçük ve kullanışlı porsiyonlar
They're nicely packaged in snack sizes ifadesi, ürünlerin hangi biçimde satıldığını veya sunulduğunu açıklar. be packaged in + size edilgen kalıbını kullanır. Snack sizes, atıştırmalık olarak yemeye uygun küçük porsiyonlardır. Nicely olumlu bir değerlendirme ekler: küçük paket biçimi kullanışlıdır veya iyi düşünülmüştür. Yalnızca paketin güzel göründüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
The fruit is nicely packaged in snack sizes cümlesinde ne anlatılıyor?
- Meyvenin kendisi her zaman tek bir kesin boyuttadır.
- Meyve büyük bir atıştırmalık kutusunun içinde saklanır.
- Meyve, atıştırmalık olarak yemeye uygun küçük ve kullanışlı porsiyonlarda sunulur.
Cevabı göster
Meyve, atıştırmalık olarak yemeye uygun küçük ve kullanışlı porsiyonlarda sunulur.
Snacks are often seen as a little luxury, Dilbilgisi
3:01Atıştırmalıklar genellikle küçük bir lüks olarak görülür,
be seen as ...: yaygın bir algıyı bildirmek
Be seen as + isim ya da sıfat, “... olarak görülmek veya anlaşılmak” demektir. see something as something yapısının edilgen biçimidir; bu nedenle konuşan kişi değerlendirmeyi kimin yaptığını söylemeden değerlendirilen şeye odaklanabilir. Burada often, bunun nesnel bir gerçek değil, yaygın bir algı olduğunu gösterir. A little luxury, zorunlu olmayan küçük bir keyif demektir; yani atıştırmalıklar mütevazı bir ödül gibi sunulur.
Alıştırma
see ... as yapısının edilgen biçimini ve often sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Reusable bottles ____ a practical choice.
Cevabı göster
are often seen as
Snacks which are cheap enough for most people to buy Dilbilgisi
3:12Çoğu insanın satın alabileceği kadar ucuz olan atıştırmalıklar
will sell even if money is tight,
3:15para sıkışık olduğunda, yani 'money is tight' olduğunda bile satılacaktır,
cheap enough for most people to buy: sıfat + enough + for someone + to do
adjective + enough + for someone + to-infinitive yapısında enough sıfattan sonra gelir ve derecenin yeterli olduğunu gösterir. For ile başlayan bölüm eylemi yapabilen kişi veya grubu, to mastarı ise eylemi belirtir. Burada cheap enough for most people to buy, fiyatın çoğu insanın atıştırmalıkları alabileceği kadar düşük olduğu anlamına gelir. Buy, önceki snacks sözcüğüne gönderme yaptığı için ardından başka bir nesne gerekmez.
Alıştırma
Şu iki parçayı doğru yerlere koyarak cümleyi tamamlayın: enough for; to solve. The puzzle is easy ____ young children ____.
Cevabı göster
enough for · to solve
a phrase used to describe a situation where there's only just enough money to live on.
3:17sadece geçinmeye yetecek kadar paranın olduğu bir durumu tanımlamak için kullanılan bir ifade.
today fewer people sit down to eat a proper meal. Kalıp ifadeler
3:23bugün daha az insan düzgün bir yemek yemek için oturuyor.
Thanks to snacks: nedeni ve konuşanın tutumunu belirtmek
Thanks to + isim öbeği, bir sonucun nedenini belirtir. Burada atıştırmalıklar, daha az insanın oturup düzgün bir öğün yemesinin nedeni olarak gösteriliyor. thanks çoğu zaman olumlu bir şeyi düşündürse de thanks to istenmeyen bir sonucu da anlatabilir. Bu cümlede because of ifadesine yakındır ve hafif eleştirel bir ton taşır.
Alıştırma
Şu ifadenin doğru olup olmadığına karar verin: “Thanks to” yalnızca olumlu bir sonuç belirtebilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
sit down to eat a proper ...: oturup gerçek bir öğün yemek
Sit down to eat, yemek yemek amacıyla oturmak demektir; to eat, oturma eyleminin amacını belirtir. Yürürken yemek veya hızlıca bir atıştırmalık almak yerine öğün için zaman ayırmayı anlatır. a proper meal ifadesindeki proper, gerçek, doyurucu veya öğün sayılacak kadar tam anlamına gelir. “Doğru” anlamına gelmez. İfadenin bütünü, oturup normal ve doyurucu bir öğün yemeyi anlatır.
Alıştırma
“After soccer practice, we sat down to eat a proper meal,” cümlesinde sit down to eat a proper meal ne anlama gelir?
- Yürürken hızlıca bir atıştırmalık yedik.
- Her yemeğin olgusal olarak doğru olup olmadığını kontrol ettik.
- Oturup doyurucu bir öğün yemek için zaman ayırdık.
Cevabı göster
Oturup doyurucu bir öğün yemek için zaman ayırdık.
you do it while you're busy traveling or moving around
3:31onu evden ziyade seyahat ederken veya dolaşırken meşgul olduğunuzda yaparsınız.
Many modern snacks target a specific function. Kelime
3:35Birçok modern atıştırmalık belirli bir işlevi hedefler.
Ürün açıklamalarında target a specific function
Burada target, “belirli bir amaç için tasarlanmış veya pazarlanmış olmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Atıştırmalıklar enerji sağlamak veya odaklanmaya yardımcı olmak gibi açık bir amaca ya da ihtiyaca yöneliktir. Bu kullanım, atıştırmalıkları fiziksel olarak bir şeye doğrultmak anlamına gelmez. Ürün açıklamalarında target, bir ürünü karşılaması amaçlanan ihtiyaç, grup veya işlevle ilişkilendirebilir.
Alıştırma
Bu cümlede target a specific function ne anlama gelir?
- Belirli bir amaç için tasarlanmış veya pazarlanmışlardır
- Fiziksel olarak bir nesneye doğrultulmuşlardır
- Yalnızca tek bir mağazada satılırlar
Cevabı göster
Belirli bir amaç için tasarlanmış veya pazarlanmışlardır
an energy drink might claim to improve your gut health or your mental clarity, Ton ve niyet
3:39bir enerji içeceği bağırsak sağlığınızı veya 'mental clarity'nizi iyileştirdiğini iddia edebilir,
might claim to improve: olası bir etkiyi temkinli biçimde aktarmak
claim to + fiil yapısında claim, bir kişinin veya ürünün yapabildiğini söylediği şeyi, sonucu kanıtlanmış olarak kabul etmeden aktarır. Burada claim to improve, içeceğin bağırsak sağlığını veya zihinsel berraklığı iyileştirdiğini öne sürebileceği anlamına gelir; ancak konuşan kişi bu etkiyi garanti etmez. Might, iddianın kendisini kesin değil olası hâle getirir: içecek böyle bir iddiada bulunabilir. might claim to improve birlikte kullanıldığında pazarlama diline karşı temkinli bir mesafe oluşturur.
Alıştırma
might claim to improve your sleep ne anlatır?
- Etkisini doğrulamadan olası bir tanıtım iddiasını aktarır
- Birine ürünü iyileştirmesini söyler
- Ürünün uykuyu kesinlikle iyileştirdiğini doğrular
Cevabı göster
Etkisini doğrulamadan olası bir tanıtım iddiasını aktarır
a term describing a state of mind which is focused and engaged, Kalıp ifadeler
3:44donuk veya sisli olmayan,
state of mind: bir kişinin zihinsel durumu
State of mind, bir kişinin zihninin belirli bir anda nasıl çalıştığını veya kendini nasıl hissettiğini anlatan bir isim öbeğidir. Burada focused and engaged bu durumu açıklar. Bu ifade dikkat, düşünme ve duyguyu kapsayabilir; bu nedenle tek bir duygudan daha geniş bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: A calm ____ can help you think clearly.
Cevabı göster
state of mind
not dull or foggy: bulanık bir zihni anlatmak
Burada dull ve foggy, ışığı veya hava durumunu değil, zihni anlatır. Dull, düşüncenin yavaş ve zihinsel olarak keskin olmaması demektir; foggy ise düşünceler sisin arkasında kalmış gibi net düşünememek demektir. not X or Y kalıbı iki tanımı da dışarıda bırakır: bu durum ne dull ne de foggy'dir. Zihnin nasıl olmadığını söyleyerek açık ve uyanık bir zihni tanımlar.
Alıştırma
"After waking up, I felt foggy and could not focus," cümlesinde foggy ne anlama gelir?
- Kişi net düşünemiyordu.
- Hava sisliydi.
- Odada çok az ışık vardı.
Cevabı göster
Kişi net düşünemiyordu.
But not everyone is a fan of modern packaged snacks, Ton ve niyet
3:49Ancak herkes modern paketlenmiş atıştırmalıkların hayranı değil,
such as the bag of crisps and chocolate bars which fill our shops.
3:53dükkanlarımızı dolduran cips paketleri ve çikolatalar gibi.
But not everyone is a fan of ...: yumuşak bir kısmi olumsuzluk
Not everyone is a fan of ... konuşulan şeyi sevmeyen veya desteklemeyen bazı kişilerin bulunduğu anlamına gelir. Bu, kısmi bir olumsuzluktur; hiç kimsenin onu sevmediği anlamına gelmez. Burada be a fan of, yalnızca bir spor takımının veya ünlünün hayranı olmak değil, bir şeyi sevmek ya da onaylamak demektir. But, önceki düşünceyle bir karşıtlık kurar. But not everyone is a fan of ... kalıbı birlikte kullanıldığında, insanların bir şeyden nefret ettiğini söylemek yerine farklı bir görüşü yumuşak biçimde sunar.
Alıştırma
"Not everyone is a fan of the new timetable" ne anlama gelir?
- Yeni ders programını hiç kimse sevmiyor.
- Bazı kişiler yeni ders programını sevmiyor.
- Yeni ders programını herkes seviyor.
Cevabı göster
Bazı kişiler yeni ders programını sevmiyor.
Barbara tells BBC World Service's The Food Chain
4:04Barbara, BBC Dünya Servisi'nin The Food Chain'ine
how she encourages her 9-year-old son to choose more natural snacks. Dilbilgisi
4:079 yaşındaki oğlunu daha doğal atıştırmalıklar seçmeye nasıl teşvik ettiğini anlatıyor.
encourage someone to do something: birini harekete geçmesi için desteklemek
Encourage someone to do something, bir kişiye bir eylemi gerçekleştirmesi için destek, güven veya yardımcı bir yönlendirme vermek anlamına gelir. Kişi encourage fiilinden sonra gelir; eylem ise to + fiilin yalın hâliyle ifade edilir. Cümlede her 9-year-old son kişidir, to choose ise eylemdir. Encourages, onu bu seçimi yapmaya zorlamayı değil, yönlendirmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için encourage fiilini geniş zamanda kullanın: The teacher ____ Mia ____ ask questions.
Cevabı göster
encourages · to
I enjoy cooking and eating more natural, simpler snacks,
4:12daha doğal, daha basit atıştırmalıklar pişirmeyi ve yemeyi seviyorum,
Personally, ile kişisel bir görüş belirtmek
Cümlenin başında Personally, “kişisel olarak” veya “bana göre” anlamına gelir. Ardından gelen tercihin herkesin paylaştığı bir gerçek ya da tercih değil, konuşana ait olduğunu gösterir. Virgül, Personally sözcüğünün ardından gelen tüm cümleciği çerçevelediğini gösterir. Bu kullanım görüşün daha az kesin duyulmasını sağlar; ancak görüş yine de saygılı biçimde ifade edilmelidir.
Alıştırma
“Personally, I prefer the blue one,” cümlesindeki Personally dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşan mavi olanı yardım almadan seçmiştir.
- Herkes mavi olanı tercih eder.
- Tercih, konuşanın kendi görüşüdür.
Cevabı göster
Tercih, konuşanın kendi görüşüdür.
but of course I can't swim against the current Deyimler
4:17ama elbette akıntıya karşı yüzemem (swim against the current)
of course I can't swim against the current: direnmesi zor bir eğilimi kabul etmek
Swim against the current, kelime anlamıyla suyun akış yönünün tersine yüzmeyi anlatır. Burada mecazidir: current, güçlü bir eğilimi veya çoğu kişinin yaptığını temsil eder. Bu nedenle can't swim against the current, “bu eğilime direnmeye devam edememek” anlamına gelir. Of course bu sınırı beklenen veya anlaşılması kolay bir durum olarak sunar. İfade bütünüyle, konuşanın kişisel bir tercihi olsa da daha geniş bir baskıyı tamamen görmezden gelemeyeceğini kabul eder.
Alıştırma
“New tools are becoming standard, so we can't swim against the current forever,” cümlesinde can't swim against the current ne anlama gelir?
- Hangi eğilimin popüler olduğunu bilmiyoruz.
- Daha büyük eğilime direnmeye devam edemeyiz.
- Akan suda yüzemiyoruz.
Cevabı göster
Daha büyük eğilime direnmeye devam edemeyiz.
and if my 9-year-old wants to eat the little baked snacks that have cheddar,
4:19ve eğer 9 yaşındaki çocuğum çedarlı küçük fırınlanmış atıştırmalıkları yemek istiyorsa,
it is something baked with cheese in it which is similar to what I enjoy.
4:25içinde peynir bulunan fırınlanmış bir şeydir, ki bu da benim hoşlandığıma benzer.
the modern twist to it: modern bir dokunuş eklemek
Burada twist, fiziksel bir dönme hareketini değil, tanıdık bir şeye eklenen yeni bir değişikliği anlatır. A modern twist, geleneksel veya iyi bilinen bir şeye yeni ve güncel bir özellik eklenmesidir. Cümlede the modern twist, konuşulan belirli yeniliği gösterir; to it ise bu yeniliği daha önce sözü edilen şeyle bağlar. İfadenin tamamı, tanıdık bir şeyin modern bir unsurunu veya biçimini anlatır.
Alıştırma
Modern bir yenilik eklemek için kullanılan yaygın yapıyla cümleyi tamamla: The designer put ____ the traditional lamp.
Cevabı göster
a modern twist on
Barbara wants her son to eat healthy homemade food,
4:31Barbara oğlunun sağlıklı ev yapımı yiyecekler yemesini istiyor,
although he prefers modern packaged snacks.
4:34oysa oğlu modern paketlenmiş atıştırmalıkları tercih ediyor.
Barbara complains she can't swim against the current.
4:38Barbara akıntıya karşı yüzemediğinden (swim against the current) şikayet ediyor.
isn't it time to reveal the answer to your question? Ton ve niyet
4:52sorunuzun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?
isn't it time to ...?: bir sonraki adıma yönlendirmek
Isn't it time to + fiilin yalın hâli...? bir eylemin artık gerçekleşmesi gerektiğini önermek için kullanılan olumsuz bir sorudur. Konuşan kişi genellikle zamanın geldiğini zaten düşünür; yalnızca saatin kaç olduğunu sormaz. Burada bu yapı, konuşmayı cevabın açıklanacağı aşamaya taşır. Doğrudan bir emirle karşılaştırıldığında daha çok hatırlatma veya davet gibi gelir; ancak ses tonu sabırsız bir etki de yaratabilir.
Alıştırma
Nazikçe harekete geçiren soru yapısıyla cümleyi tamamla: ____ start the meeting?
Cevabı göster
Isn't it time to
which of the following snacks is the most popular amongst Brits?
4:58İngilizler arasında en popüler olan aşağıdaki atıştırmalıklardan hangisidir?
which 45% of Britons indulge in weekly according to that survey. Kelime
5:11bu ankete göre İngilizlerin %45'i haftalık olarak keyfini çıkarıyor.
Britons indulge in: bir şeyin tadını küçük bir kaçamak olarak çıkarmak
Burada indulge in, keyif veren bir şeyin tadını çıkarmaya izin vermek anlamına gelir. Genellikle fazla miktarda sağlıksız veya ölçüsüz olabilecek küçük bir kaçamak için kullanılır. Britons öznedir ve which, confectionery and chocolate ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla cümle, %45'inin bu yiyecekleri sadece yediğini değil, her hafta keyifle tükettiğini söyler. Aktarılabilir kalıp indulge in + isim veya -ing biçimidir. Lezzetli yiyecekler, eğlence, hobiler ve küçük lüksler için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyi keyif veren küçük bir kaçamak olarak sunmak için indulge in ifadesini en doğal biçimde kullanır?
- Every minute, people indulge in breathing oxygen.
- The train indulges in the station at six.
- After dinner, Maya likes to indulge in a small piece of dark chocolate.
Cevabı göster
After dinner, Maya likes to indulge in a small piece of dark chocolate.
let's recap the vocabulary we've learned: gözden geçirmeye geçmek
Let's recap the vocabulary we've learned, konuşanın herkesi daha önce ele alınan kelimeleri kısaca gözden geçirmeye yönelttiğini belirtir. Recap, dersin tamamını tekrarlamak değil, ana noktalara kısa süreliğine dönmek anlamına gelir. Bir geçiş ifadesi olarak tüm cümlecik, dinleyicileri yeni içerikten gözden geçirme bölümüne taşır. Let's kapsayıcı ve yönlendirici bir ton verirken we've learned, daha önce öğrenilenlerin şu anda da önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle kısa bir tekrara geçişi tamamlayın: Okay, ____ the key points we've covered.
Cevabı göster
let's recap
starting with the phrase hits the spot,
5:18tam olarak istediğiniz veya ihtiyacınız olan şeyi tanımlayan
which describes something which is exactly what you want or need.
5:21'hits the spot' ifadesiyle başlayalım.
it's cheap enough that most people have enough money to buy it.
5:27çoğu insanın onu satın alacak paraya sahip olacağı kadar ucuzdur.
means you only have just enough money to live.
5:32sadece geçinmeye yetecek kadar paranız olduğu anlamına gelir.
means doing things while you're busy traveling or moving around.
5:36seyahat ederken veya hareket halindeyken bir şeyler yapmak anlamına gelir.
people who swim against the current or the tide
5:47'swim against the current' veya tide yapan insanlar
do or say things differently from most other people.
5:51çoğu insandan farklı olarak bir şeyler yapar veya söylerler.
our 6 minutes are up: süre doldu
Bu cümlede our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikanın sona erdiğini anlatır. Yapı, “süre miktarı + be + up” şeklindedir. six minutes çoğul olduğu için are kullanılır. Buradaki up, “zaman kalmadığı için bitmiş” demektir; “yukarıda” anlamında değildir. Aynı anlam Time is up veya Your ten minutes are up gibi ifadelerle başka süreli etkinliklerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Süre sınırı ifadesini burada öğretilen tam sözlerle tamamlayın: Our ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
but why not head over to our website bbclearningenglish.com Ton ve niyet
5:56ama neden web sitemiz bbclearningenglish.com'a gidip
to try the quiz and worksheets for this episode.
6:01bu bölümün testini ve çalışma sayfalarını denemiyorsunuz.
why not head over: bir yere gitmeyi dostça önermek
Why not + fiilin yalın hâli, dostça bir öneride bulunmanın bir yoludur. Genellikle gerçek bir sebep sormaz. Burada why not head over, “oraya gitmeni öneriyorum” anlamındadır. Head over samimi ve konuşma diline ait bir ifadedir. Head over to + hedef, bir yere veya sayfaya gitmek ya da onu ziyaret etmek demektir. Bu cümlede konuşmacı dinleyicileri web sitesini ziyaret etmeye sıcak bir şekilde davet ediyor; emir vermiyor.
Alıştırma
Dostça öneriyi burada öğretilen tam ifadeyle tamamlayın: ____ to our help page for more information?
Cevabı göster
Why not head over