Unicorse Geri Dönüyor! | Kuklalar - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Yaramaz bir kuklaya üstünü başını düzeltmesi ve Mum’ı nazikçe brokoli yemeye davet etmesi öğretilir. Plan işe yarıyor gibi görünür; ancak engellenemeyen bir şaka anı bozar ve çocukların, kuklanın davranışlarından kimin sorumlu olduğunu sorgulamasına yol açar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What does this button do? — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir düğmenin, aletin, cihazın ya da tanımadığınız bir nesnenin işlevini sormaya yarayan günlük soru kalıbını öğrenin. Bu kalıp, yalnızca bir şeyin ne olduğunu değil, ne yapmak üzere tasarlandığını ve ne işe yaradığını sormanızı sağlar. 2. I'm wondering, would you like to — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir daveti ani veya buyurgan görünmeden, nazik ve saygılı biçimde nasıl açabileceğinizi fark edin. Kalıbı birini davet etmek, ricada bulunmak ya da sosyal bir durumda karşı tarafın isteğini incelikle öğrenmek için uyarlayabilirsiniz. 3. couldn't help it. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin bir şeye yardım edememek değil, bir dürtüye karşı koyamamak veya davranışını kontrol edememek anlamına geldiğini kavrayın. Bir anlık isteğe neden yenildiğinizi ya da yapmamanız gerektiğini bildiğiniz bir şeyi neden yaptığınızı açıklarken kullanın.
Bu derste
Do I ...?: bir hareketin beklenip beklenmediğini sormak
Do I + fiilin yalın hâli ...? yapısında yardımcı fiil do, I öznesinden önce gelir. Bu cümlede eat yalın hâlde kalır. Burada Do I eat it?, doğru hareketi veya kuralı doğrulamak için sorulur: “Bunu yemem mi gerekiyor?”. Bu, do ile vurgu yapılan bir yapı değil, normal bir soru cümlesidir.
Alıştırma
Düğmeye basmanın beklenen sonraki adım olup olmadığını soran bu geniş zaman sorusunu tamamlayın: ____ I press this button now?
Cevabı göster
Do
makes your teeth clean: make + nesne + sıfat
makes your teeth clean ifadesinde make + nesne + sıfat yapısı kullanılır. Your teeth, etkilenen nesnedir; clean ise ortaya çıkan durumu belirtir. Bu yapıyı, bir kişinin veya şeyin başka bir kişiyi ya da şeyi belirli bir duruma veya duyguya getirdiğini söylemek için kullanın. Burada clean bir sıfattır; temizleme eylemini yapma talimatı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, ısıtıcının odayı sıcak hâle getirdiğini anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?
- The heater makes the room warmly.
- The heater makes the room warm.
- The heater makes warm the room.
Cevabı göster
The heater makes the room warm.
What does this button do? ile işlev sorma
What does + thing + do? bir şeyin işlevini veya kullanıldığında ne olduğunu sormak için kullanılır. Burada konuşan kişi düğmeyi kullanmanın nasıl bir sonuç vereceğini öğrenmek istiyor. Sondaki do, “bir iş yapmak” değil, “hangi işlevi veya etkisi olmak” anlamındadır. this button üçüncü tekil şahıs olduğu için soruda does yardımcı fiili kullanılır. Ana fiil do yalın hâlde kalır: What does + thing + do?
Alıştırma
İşlev sormaya yarayan What does ... do? kalıbını tamamlayın: What ____ this switch ____?
Cevabı göster
does · do
That's it. ile tamamlandığını onaylama
Burada That's it. beklenen sonucun gerçekleştiğini ve işlemin tamamlandığını doğrular. Bu bağlamda “Yapman gereken tek şey bu” veya “Bitti” anlamına gelir; bir nesneyi kelimesi kelimesine işaret etmez. it sözcüğü genel olarak sonucu veya bütün görevi ifade eder. Başka bir şey yapmaya gerek kalmadığında konuşan kişi bu kısa cümleyle adımı kapatır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız son düğmeye basıyor ve kurulum çalışıyor. Burada That's it. ne anlama gelir?
- Kurulum başarısız oldu ve tekrarlanması gerekiyor.
- Kurulum tamamlandı; başka bir şey yapmaya gerek yok.
- Aradığımız belirli düğme bu.
Cevabı göster
Kurulum tamamlandı; başka bir şey yapmaya gerek yok.
Maybe self-improvement just isn't for you. Notlar
0:24Belki de kişisel gelişim sana göre bir şey değildir.
Takılma içeren olumsuz bir yargıdan önce Maybe
Burada Maybe yalnızca belirsizlik ifade etmez. Ardından gelen olumsuz self-improvement just isn't for you yargısını geçici bir olasılıkmış gibi sunarak eleştiriyi daha az doğrudan hâle getirir. Yargının kendisi abartılı ve takılma amaçlı olduğu için Maybe şakayı daha da sivrileştirebilir: konuşan kişi sakin bir şekilde düşünüyor gibi görünürken aslında karşısındakine laf sokar. Etkiyi anlamak için devamındaki sözlere ve kişiler arasındaki ilişkiye bakmak gerekir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Bu cümlede Maybe yalnızca tarafsız bir belirsizlik ifade eder ve eleştirinin tonunu etkilemez.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
‘Sana uygun değil’ anlamında isn't for you
Isn't for you ifadesindeki for you, sahipliği veya bir şeyi kimin aldığını değil, uygunluğu anlatır. be for someone kalıbı bir etkinliğin, tarzın veya seçimin bir kişiye uygun olduğu anlamına gelebilir; olumsuz biçimi ise o kişi için iyi bir eşleşme olmadığını belirtir. Burada konuşan kişi bu kalıbı self-improvement için kullanır. Karşısındaki kişinin kişisel bir hedefe uygunluğunu yargıladığı için söz, tarafsız bir tercih açıklamasından çok takılma amaçlı ve heves kırıcı gelir.
Alıştırma
Cümleyi ‘senin için uygun değil’ anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: If you dislike very loud music, this concert ____.
Cevabı göster
isn't for you
no one ... except me: tek istisnalı genel olumsuzluk
No one önce eylemi tek bir kişinin bile yapmadığını belirtir. Ardından except me, bu olumsuz ifadenin dışında kalan tek kişinin konuşan kişi olduğunu gösterir. Birlikte no one ... except me, brokoli yemek isteyen tek kişinin konuşan kişi olduğu anlamına gelir. No one ifadeye zaten olumsuz anlam verir. Bu nedenle İngilizcede wants olumlu fiil biçimi kullanılır ve ikinci bir olumsuzluk eklenmez. Ayrıca no one tekil kabul edilir: no one wants.
Alıştırma
Yalnızca benim katılmak istediğimi anlatmak için cümleyi no one ... except me ile tamamlayın: ____ wanted to join, ____.
Cevabı göster
No one · except me
just have to: gerçekçi başka seçenek bırakmayan gereklilik
Have to gereklilik bildirir ve çoğu zaman bir kuralın ya da durumun gerçekçi başka bir seçenek bırakmadığını gösterir. Burada just bu anlamı güçlendirir: konuşan kişi bu eylemden kaçınmanın bir yolu olmadığını ve eylemin yapılması gerektiğini belirtir. Just have to ifadesinden sonra gelen fiil yalın biçimde kullanılır. Bu cümlede o fiil do’dur. Buradaki just, yalnızca az miktarda iş yapılması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Gerçekçi başka bir seçenek olmadığını göstermek için cümleyi just have to ile tamamlayın: We cannot change the rule; we ____ accept it.
Cevabı göster
just have to
Bir zorunluluğu sorgulayan Why do I have to?
Why do I have to? bir zorunluluğun nedenini sorar; ancak biri az önce bir talimat verdiyse çoğu zaman isteksizlik de gösterir. Burada konuşan kişi yalnızca bilgi edinmiyor; bu zorunluluğun gerçekten gerekli olup olmadığını sorguluyor. have to sonrasındaki eylem, konuşmadan zaten anlaşıldığı için söylenmez.
Alıştırma
Biri az önce size bir şey yapmanızı söyledi. Bu bağlamda Why do I have to? ne anlatabilir?
- Nedenini sorar ve isteksizlik gösterebilir.
- Talimatı sevinçle kabul eder.
- Eylemi daha önce kimin yaptığını sorar.
Cevabı göster
Nedenini sorar ve isteksizlik gösterebilir.
Because you want to marry Mum, and she loves broccoli eaters. Kelime
0:34Çünkü Anne'yle evlenmek istiyorsun ve o brokoli yiyenlere bayılır.
broccoli eaters: isim + eater ile oluşturulan esprili bir etiket
Broccoli eaters, broccoli ismini eater sözcüğünün çoğulu olan eaters ile birleştirir. Eater, eat + -er biçiminde kurulur ve yemek yiyen kişi anlamına gelir; dolayısıyla ifadenin tamamı brokoli yiyen insanlar demektir. Bu, yerleşik bir unvan veya resmî bir grup adı değildir. O an için oluşturulmuş esprili bir etikettir ve İngilizcede yenilen şeyin eater önüne getirilerek bir kişinin tanımlanabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi eat fiilinden türetilen çoğul kişi ismiyle tamamlayın: People who eat broccoli are broccoli ____.
Cevabı göster
eaters
Let's do this. ile harekete teşvik etme
Let's do this. ifadesi, bilinen bir görev ya da zorluğa başlamadan hemen önce kişinin kendisini veya grubu harekete geçirmek için kullandığı konuşma diline ait bir kalıptır. Burada kararlılık veya teşvik içeren “Pekâlâ, başlayalım” anlamındadır; yalnızca “bu eylemi yapalım” demek değildir. this, bağlamdan zaten anlaşılan görevin tamamına gönderme yapar. Fiziksel bir nesneyi adlandırması veya göstermesi gerekmez.
Alıştırma
Takımınız zor bir göreve başlamak üzere. Hangi cümle herkesi başlamaya doğal biçimde teşvik eder?
- Let's do this.
- Let's stop here.
- Let's discuss this later.
Cevabı göster
Let's do this.
You're ready. ile güven verip cesaretlendirme
You're ready. birinin yeterince hazırlandığını bildirebilir; ancak burada aynı zamanda güven verme işlevi görür. Konuşan kişi karşısındakine güven aşılar ve bir sonraki adıma geçme zamanının geldiğini belirtir. Bu teşvik edici güç bağlamdan gelir: sınav, gösteri, yola çıkma veya zor bir konuşmadan hemen önce söylendiğinde aynı cümle “Bunu yapabilirsin, hadi” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sunum yapmadan önce gergin. Hangi yanıt hem hazır olduğunu onaylar hem de başlaması için onu teşvik eder?
- You're finished.
- You have more time.
- You're ready.
Cevabı göster
You're ready.
Go and talk to: go and + fiilin yalın hâli
Go and talk to, konuşma dilinde doğal bir yönergedir. go and + fiilin yalın hâli kalıbı, bir yere gitmeyi ve ardından yapılan eylemi birbiriyle bağlantılı tek bir iş olarak sunar. Burada dinleyicinin Mum'ın yanına gidip onunla konuşması istenir. and sözcüğünden sonra to talk değil, yalın hâldeki talk kullanılır. talk to Mum ifadesindeki to, konuşulan kişiyi belirtir.
Alıştırma
go and + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak doğal konuşma yönergesini tamamlayın: Go ____ ask the receptionist.
Cevabı göster
and
for the road: ayrılmadan önce son bir şey
For the road, ayrılma veya yola çıkma durumuyla bağlantılı bir deyimdir. Bu cümlede a quick tick for the road, yola çıkmadan önce yiyecek olarak son bir keneyi hızlıca yemek anlamına gelir; kelimesi kelimesine yol için hazırlanmış bir şey değildir. Bu ifade, geleneksel olarak ayrılmadan önce içilen son bir kadehi anlatan one for the road kalıbını çağrıştırır. Tanıdık kalıba tick sözcüğünün yerleştirilmesi cümleyi eğlenceli kılar, ancak temel fikir ayrılmadan önce son bir küçük şeydir.
Alıştırma
'a quick tick for the road' cümlesinde for the road ne anlama gelir?
- Yolculuk sırasında bulunan bir kene
- Ayrılmadan önce hızlıca yenilen son bir atıştırmalık
- Yolun kendisine sunulan bir atıştırmalık
Cevabı göster
Ayrılmadan önce hızlıca yenilen son bir atıştırmalık
in front of: birinin görebileceği veya duyabileceği yerde
Bu cümlede in front of Mum, “annen oradayken ve yapılan şeyi görebilir ya da fark edebilirken” anlamına gelir. Burada önemli olan yalnızca fiziksel konum değil, annenin gözü önünde bu davranışı yapmamaktır. Daha genel olarak in front of someone, bir kişinin görebileceği veya duyabileceği bir yerde bir şey yapmayı anlatabilir. İfadenin fiziksel bir konumu mu yoksa birinin yanında yapılan bir davranışı mı anlattığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede in front of, bir kişinin orada olup yapılanı fark edebileceği anlamında kullanılmıştır?
- Please don't discuss the surprise in front of Maya.
- The bicycle is parked in front of the garage.
- A tall tree stands in front of the window.
Cevabı göster
Please don't discuss the surprise in front of Maya.
You got that?: bir talimattan sonra anlayıp anlamadığını kontrol etmek
Burada You got that?, “Az önce sana söylediğimi anladın mı?” anlamına gelir. that fiziksel bir nesneyi değil, önceki talimatı gösterir; got ise günlük konuşmada “anladın” anlamındadır. Soru bir kuralın veya emrin ardından geldiği için yalnızca bilgi istemez. Karşıdakinin söyleneni uygulayacağını kontrol eder ve “İyice anla” gibi bir baskı da yaratabilir.
Alıştırma
Kesin bir talimat verdikten sonra söylenen You got that? büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Dinleyenin bir ürün satın alıp almadığını sorar.
- Dinleyenin bir nesneyi teslim alıp almadığını sorar.
- Dinleyenin talimatı anlayıp anlamadığını sorar.
Cevabı göster
Dinleyenin talimatı anlayıp anlamadığını sorar.
Got it. ifadesinin “Anladım” anlamındaki yanıt kullanımı
Got it. burada “Anladım” demektir. Konuşanın az önce verilen talimatı veya bilgiyi anladığını doğrular. it zamiri fiziksel bir nesneyi değil, önceki mesajı gösterir. Kısa bir sözlü yanıt olarak, açıkça I söylenmese bile tam bir onay olarak anlaşılır.
Alıştırma
Takım arkadaşınız “Please save a copy before you close the file.” diyor. Hangi kısa yanıt anladığınızı açıkça doğrular?
- Got it.
- I have it.
- What is it?
Cevabı göster
Got it.
What's it got to do with me?:bağlantıyı sorgulayan ifade
What's it got to do with me? “Bunun benimle ne ilgisi var?” demektir. Konuşan kişi konuyla kendisi arasındaki bağlantıyı sorgular ve çoğu zaman olaya karıştırılmaması ya da suçlanmaması gerektiğini ima eder. Burada What's, What has biçiminin kısaltmasıdır. have veya has got something to do with someone or something kalıbı “biriyle ya da bir şeyle ilgili olmak” demektir. with bu ilişki kalıbını tamamladığı için got to bu cümlede “zorunda olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“What's this got to do with me?” cümlesinde konuşan kişi neyi soruyor?
- Bunu neden yapmak zorundayım?
- Bunun benimle bağlantısı nedir?
- Bunu teslim aldım mı?
Cevabı göster
Bunun benimle bağlantısı nedir?
I mean, ile anında kendini düzeltme
Burada I mean, anında yapılan bir öz düzeltmeye işaret eder. Konuşan kişi az önce kullandığı hitabı geri alıp yerine love der. Bu kullanımda I mean esas olarak bir görüşü vurgulamaz. Dinleyiciye, ardından gelen kısmı düzeltilmiş ya da daha uygun sürüm olarak kabul etmesini söyler.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyle anında yapılan düzeltmeyi tamamlayın: The meeting is on Wednesday—____, Thursday.
Cevabı göster
I mean
didn't mean to + fiil: kasıtlı olmadığını söyleme
Didn't mean to + fiilin yalın hâli, bir eylemin ya da sonucun kasıtlı olmadığını belirtir. Burada konuşan kişi karşısındakini gerçekten korkutmuştur, ancak bunun amacı olmadığını söyler. Bu yapıda mean to, niyet etmek anlamına gelir; bir şeyin ne anlama geldiğini belirten mean kullanımından farklıdır. Bu kalıp çoğunlukla bir kazayı açıklar ve özrün tonunu yumuşatır.
Alıştırma
Kahveyi dökmenin kasıtlı olmadığını belirten bu dersin ifadesiyle özrü tamamlayın: I'm sorry. I ____ spill coffee on your notes.
Cevabı göster
didn't mean to
stepped out of: içeriden dışarıya çıkmak
step out of ifadesinde out of, içeriden dışarıya doğru olan yolu gösterir; step ise yürüyerek çıkan bir kişinin görüntüsünü ekler. Bu nedenle stepped out of the shower, konuşanın yalnızca “bir adım attığını” değil, yıkandıktan sonra duş alanından çıktığını anlatır. Aktarılabilir kalıp, step out of + oda, asansör veya araba gibi kapalı ya da sınırları belirgin bir yerdir. Fiilin biçimi değişebilir: step, steps, stepped veya stepping out of.
Alıştırma
Cümleyi step out of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the taxi stopped, Maya ____ the car and closed the door.
Cevabı göster
stepped out of
I've just ... and brushed ...: kısa süre önce tamamlanan eylemler
I've, I have'in kısaltmasıdır ve have stepped present perfect yapıdadır. I've just stepped out of the shower and brushed my teeth cümlesinde and, stepped ile brushed'ı bağlar; bu nedenle iki past participle da önceki have'i paylaşır: I have stepped ... and (have) brushed .... Burada just, “yalnızca” değil, “çok kısa bir süre önce” anlamındadır. Konuşan kişi yeni tamamladığı iki eylemi şimdiki durumla ilişkilendirir. Bu yapı, az önce yaptığınız bir şeyin neden hazır olduğunuzu veya mevcut durumun neden böyle olduğunu açıkladığı durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümlede I've just ... and brushed ... yapısı temel olarak ne anlatır?
- İki eylem kısa süre önce tamamlanmıştır ve konuşanın şu anki durumunu açıklar.
- Konuşan kişi yalnızca iki eylemi yapmayı düşünmüştür.
- İki eylem düzenli bir günlük programı anlatır.
Cevabı göster
İki eylem kısa süre önce tamamlanmıştır ve konuşanın şu anki durumunu açıklar.
would you like to join me for some broccoli? Kalıp ifadeler
1:19bana katılıp biraz brokoli yemek ister misin?
I'm wondering, would you like to ... ile daveti yumuşatmak
Burada I'm wondering, konuşanın düşündüğünü bildirmekten çok, konuşmada kullanılan nazik bir giriş işlevi görür. Davetten önce biraz mesafe yaratarak ifadeyi daha az doğrudan hâle getirir. Would you like to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi yapmak isteyip istemediğini nazikçe sorar. I'm wondering, would you like to ... birleşimi daveti çekingen ve düşünceli gösterir; karşı tarafa kabul veya ret alanı bırakır.
Alıştırma
Yeni bir komşuya nazik ve yumuşatılmış bir davet sunan cümle hangisidir?
- Have coffee with us.
- You have to have coffee with us.
- I'm wondering, would you like to have coffee with us?
Cevabı göster
I'm wondering, would you like to have coffee with us?
join me for + bir öğün veya etkinlik
Join me for + isim, birini sizinle birlikte bir şeye katılmaya davet eder. for sonrasındaki isim, paylaşılan öğünü, içeceği, etkinliği veya faaliyeti belirtir. join me for some broccoli ifadesinde ortak eylemin yemek olduğu, yiyecekten anlaşılır. Burada for, “nedeniyle” anlamına gelmez ve bir amaç belirtmez.
Alıştırma
Daveti doğru edatla tamamlayın: Would you like to join me ____ lunch tomorrow?
Cevabı göster
for
I must say: bir değerlendirmeyi tanıtmak
I must say, konuşanın dile getirmeye değer bulduğu bir görüşü veya değerlendirmeyi tanıtır. I have to say ya da I must admit ifadelerine yakındır ve ardından övgü, eleştiri, şaşkınlık veya bir gözlem gelebilir. Buradaki must, dışarıdan gelen bir kuralı veya zorunluluğu anlatmaz. Ardından gelen olumlu değerlendirmeyi vurgular ve ifadeye daha düşünülmüş bir ton verir.
Alıştırma
I must say bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Konuşmak için izin ister.
- Konuşanın değerlendirmesini tanıtır.
- Konuşana konuşma emri verildiğini belirtir.
Cevabı göster
Konuşanın değerlendirmesini tanıtır.
you really have cleaned yourself up. Öbek fiiller
1:26gerçekten kendine güzel bir çeki düzen vermişsin.
really have cleaned yourself up: tamamlanmış bir değişimi doğrulamak
Clean yourself up, temiz ve düzgün görünmek için kendi bedenini veya görünüşünü temizleyip toparlamak anlamına gelir. Dönüşlü nesne yourself, temizlenen ve toparlanan şeyin bir oda ya da eşya değil, kişinin kendisi olduğunu gösterir. Really have, değişimin gerçekten tamamlandığını ve fark edildiğini vurgular. Konuşan sonucu doğrular: kişi artık çok daha temiz ve düzenli görünmektedir.
Alıştırma
You really have cleaned yourself up cümlesinde cleaned yourself up ne anlama geliyor?
- kendini temiz ve düzgün hâle getirdin
- çevrendeki odayı temizledin
- başka birinin temizlik işini tamamladın
Cevabı göster
kendini temiz ve düzgün hâle getirdin
I'd love to — Bir daveti istekle kabul etmek
I'd love to, I would love to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu yanıtta davet, yalnızca Yes demekten daha istekli ve kibar bir şekilde kabul edilir. to sonrasındaki eylem, sorudan zaten anlaşıldığı için söylenmez. Her iki kişi de to ile hangi eylemin kastedildiğini biliyorsa ifade tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Dersin tam ifadesini kullanarak sıcak kabul yanıtını tamamlayın: Would you like to join our picnic? — ____.
Cevabı göster
I'd love to
could have gone a bit better — Geçmiş bir sonucu nazikçe değerlendirmek
Could have + geçmiş zaman ortacı, geçmişte gerçekleşmemiş daha iyi bir olasılığa dönüp bakar. Burada gone, bir olayın nasıl ilerlediğini veya sonuçlandığını anlatır: olay, mümkün olabileceği kadar iyi gitmemiştir. A bit, better ifadesini yumuşatır. Cümle, her şeyin kötü gittiğini doğrudan söylemek yerine sonucun hayal kırıklığı yarattığını nazikçe ve hafifleterek belirtir.
Alıştırma
Tamamlanmış bir olaya ilişkin nazik değerlendirmeyi dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The interview ____.
Cevabı göster
could have gone a bit better
couldn't help it: bir tepkiyi kontrol edememek
Couldn't help it, “o davranışı ya da tepkiyi durduramadım veya kontrol edemedim” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada help, “yardım etmek” değil, “engellemek veya kaçınmak” anlamındadır. it zamiri, bağlamdan zaten anlaşılan davranışa ya da tepkiye gönderme yapar. Bu ifade, kişi yapmaması gerektiğini bilse bile bir şeyi neden yaptığını açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
“Tepkimi kontrol edemedim” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: I started laughing, and I ____.
Cevabı göster
couldn't help it
It's not your fault: birine sorumlu olmadığını söylemek
It's not your fault, “olanlardan sen sorumlu değilsin” anlamına gelir. Burada fault, bir makine arızasını değil, hata veya sorumluluğu ifade eder. Bu cümle karşıdaki kişiyi doğrudan rahatlatır ve kendini suçlamasını azaltır. Bir sorunun nedeni konuşulurken kimin sorumlu olmadığını belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Sorumlu olan sen değilsin” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle teselli cümlesini tamamlayın: ____; the storm caused the delay.
Cevabı göster
It's not your fault
It's his: fault anlamını bağlam tamamlar
Bu yanıtta his, daha önce geçen fault sözcüğünden anlaşılır. Tam anlamı “It is his fault” veya “The fault is his” şeklindedir; adı belirtilmeyen bir nesnenin ona ait olduğu söylenmiyor. İngilizcede bağlam bir ismi açıkça belli ediyorsa o isim sık sık söylenmez. Buradaki kısa ifade, sorumluluğu hızla başka bir kişiye yöneltir.
Alıştırma
“The broken window wasn't my fault; it was his” cümlesinde his ne anlama gelir?
- O, pencerenin yakınında duruyordu.
- Kırık pencere ona aitti.
- Kırık pencereden o sorumluydu.
Cevabı göster
Kırık pencereden o sorumluydu.
I'm the one who: eylemi yapan kişiyi vurgulama
“I'm the one who + yan cümle” kalıbı, konuşanın eylemi yapan belirli kişi olduğunu gösterir. The one o kişiyi belirtir, who ise kişiyi tanımlayan eylemi başlatır. Bu cümlede kalıp, eylemi yapan kişiyi öne çıkarır: keneyi başkası değil, konuşan kişi yemiştir. Bir yanlış anlamayı düzeltmek, başarıyı üstlenmek veya sorumluluğu kabul etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, I'm ile başlayan ve konuşanı eylemi yapan belirli kişi olarak gösteren dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ found the missing key.
Cevabı göster
I'm the one who
a puppet ... controls you: eylemi yöneten kişi
puppet, hareketleri başka biri tarafından genellikle el, çubuk veya iplerle oluşturulan bir kukladır. He controls you, kuklanın yaptıklarını yöneten kişiyi belirtir. Bu ilişki, sorumluluğun kimde olduğunu belirlerken önemlidir: Kuklanın hareketleri onu yöneten kişiden geliyorsa suç, kukla karakterinden onu kullanan kişiye kayabilir. Buradaki control, yalnızca genel bir etkiyi değil, doğrudan yönetmeyi anlatır.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleleri okuyun: you're a puppet. He controls you. Dikkat neden kuklayı kontrol eden kişiye kayabilir?
- Çünkü puppet ile controller aynı anlama gelir.
- Çünkü kuklanın hareketlerini onu kontrol eden kişi yönlendirir.
- Çünkü bütün oyuncaklar kendi kararlarını verir.
Cevabı göster
Çünkü kuklanın hareketlerini onu kontrol eden kişi yönlendirir.
That's a good one: one neyi karşılıyor?
That's a good one. cümlesinde one, bağlamdan anlaşılan sayılabilir bir ismin yerine geçer; örneğin joke, line, comment, excuse veya idea. Burada 1 sayısını ifade etmez. Bu sahnede ifade, bir önceki sözü zekice veya komik bulmaya yarar. Yaklaşık olarak “Bu iyi bir sözdü” anlamındadır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: That's a good one. one büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?
- 1 sayısı
- Daha önce bahsedilmemiş bir kişi
- Önceki şaka, söz veya fikir
Cevabı göster
Önceki şaka, söz veya fikir