Bebekler Neden Bu Kadar Tatlıdır?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video; bebeklerin, hayvanların ve değiştirilmiş otomobillerin sevimli görünmesini bebek şeması, bakım, hayatta kalma, ödül beklentisi ve koruma isteği doğuran beyin tepkisiyle açıklar. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. "There's no denying that" (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): kabul edilen bir öncül sunup karşıtlığa doğal biçimde bağlayın. 2. "whether they're human babies or dogs and cats," (dil bilgisi ve cümle kalıpları): whether A or B ile aynı sonucun farklı seçeneklerde geçerli olduğunu gösterin. 3. "it's all in our head." (deyimler ve mecazlı ifadeler): tepkinin algı ve beyin etkinliğinden geldiğini, kafanın içindeki bir nesneyi anlatmadığını kavrayın.
Bu derste
There's no denying that human babies are cute, Kalıp ifadeler
0:00İnsan bebeklerinin sevimli olduğu inkâr edilemez,
but even other species tend to have adorable infants. Dilbilgisi
0:02ama diğer türlerin yavruları da genellikle çok tatlıdır.
There's no denying that: Bir iddiayı inkâr edilemez olarak sunmak
There's no denying that, karşı çıkılması çok zor veya imkânsız olan bir iddiayı sunar. O anda hiç kimsenin bu iddiayı reddetmediği anlamına gelmez; kalıbın tamamı iddianın inkâr edilemez olduğunu belirtir. Burada konuşmacı önce insan bebeklerinin sevimliliğini ortak kabul edilen bir nokta olarak sunar. Ardından gelen but, düşünceyi diğer türlerin yavrularına genişletir. Bu kalıp, bir sınırlama, karşıtlık veya ek görüş sunmadan önce ortak bir zemin kurmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
İddiayı inkâr edilemez olarak sunan kalıbı tamamlayın: ____ good sleep helps children learn.
Cevabı göster
There's no denying that
tend to + fiilin yalın hâli: Genel bir örüntüyü anlatmak
Tend to + fiilin yalın hâli, istisnasız bir kuralı değil, genellikle görülen bir örüntüyü veya genel eğilimi anlatır. Buradaki tend to have, diğer türler hakkındaki gözlemi ihtiyatlı hâle getirir: çoğu zaman sevimli yavruları vardır, ancak cümle bunun her durumda doğru olduğunu iddia etmez. tend to sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: tend to have, tend to grow, tend to sleep. Bu yapı, bir genellemeyi kesin ve mutlak göstermeden doğru biçimde ifade etmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “genellikle, ama her zaman değil” anlamındaki ihtiyatlı kalıpla tamamlayın: During hot weather, dogs ____ drink more water.
Cevabı göster
tend to
So why has science conditioned us to find babies so precious? Kelime
0:05Peki bilime göre, bebekleri neden bu kadar değerli bulmaya şartlanmışız?
conditioned us to find: condition + nesne + to-infinitive
conditioned us to find ifadesinde condition, “deneyim veya etki yoluyla birini, bir tepki doğal ya da otomatik hâle gelecek şekilde biçimlendirmek” anlamında bir fiildir. Kalıp condition + kişi + to-infinitive biçimindedir: us etkilenen kişiyi, to find ise oluşan eğilimi gösterir. Buradaki find “bulup ortaya çıkarmak” değil, “saymak” veya “olarak görmek” anlamındadır. Bu nedenle conditioned us to find babies precious, “bebekleri değerli görme eğilimimizi şekillendirdi” demektir. Soru bu tepkinin açıklamasına giriş yapar; bilim insanlarının insanları kasıtlı olarak eğittiğini söylemez.
Alıştırma
Hedef yapıyı condition fiilinin geçmiş zaman ortacı ve mastar işaretiyle tamamlayın: Repeated alerts have ____ me ____ check my phone.
Cevabı göster
conditioned · to
Is there something specific that triggers our urge to hold and squeeze them? Kalıp ifadeler
0:09Onları kucağımıza alıp sımsıkı sarılma isteğimizi tetikleyen belirli bir şey mi var?
triggers our urge to hold and squeeze: trigger + urge + to-infinitive
triggers our urge to hold and squeeze ifadesinde trigger, “bir tepkinin başlamasına neden olmak”; urge ise güçlü ve anlık bir isteği anlatan isimdir. Kalıp trigger + birinin urge'ü + to-infinitive biçimindedir. Tek bir to, iki bağlı eylemi de başlatır: to hold ve (to) squeeze. Them, bebekleri gösterir; squeeze ise onlara zarar verme niyetini değil, sevgiyle hafifçe sıkarak tutma dürtüsünü anlatır. Buradaki urge, “birini güçlü biçimde teşvik etmek” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak tamamlayın: The smell of fresh bread ____ to buy a loaf.
Cevabı göster
triggered an urge
Interestingly, studies have found that macaque monkeys pay little attention to newborn faces, Kalıp ifadeler
0:13İlginç bir şekilde, araştırmalar makak maymunlarının yeni doğanların yüzlerine pek ilgi göstermediğini ortaya koydu,
pay little attention to: neredeyse hiç dikkat etmemek
Pay attention to, birini ya da bir şeyi fark etmek veya ona odaklanmak anlamına gelir. İngilizce yapı pay + dikkatin miktarını ya da türünü belirten ifade + attention + to + dikkatin yöneltildiği nesne biçimindedir. Burada little, isim grubuna güçlü bir olumsuz anlam katar: Makaklar yeni doğmuş yavruların yüzlerine neredeyse hiç dikkat etmez.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse hiç dikkat etmedi” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The children ____ the safety notice and kept playing.
Cevabı göster
paid little attention to
leading researchers to believe that the cute feeling may be an entirely human trait. Dilbilgisi
0:17bu da araştırmacıları, sevimlilik hissinin tamamen insana özgü bir özellik olabileceğini düşünmeye yöneltti.
leading researchers to believe that: kanıtı bir sonuca bağlamak
leading researchers to believe that biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki bulgunun sonucunu sunar. Örtük neden, daha önceki gözlemin tamamıdır; birinin araştırmacıları fiziksel olarak bir yere götürmesi değildir. lead someone to believe that + yan cümle yapısında someone, çıkarım yapan kişidir ve that yan cümlesi sonucu verir. Bu yapı, kanıtın sonucu ispatladığını söylemeden kanıt ile yorumu etkili biçimde birbirine bağlar.
Alıştırma
Cümleyi “komşularının … sonucuna varmasına neden olarak” anlamındaki sonuç yapısıyla tamamlayın: The lights in Maya's apartment were on all night, ____ she had returned home.
Cevabı göster
leading her neighbors to believe that
human babies are completely dependent on their parents for survival. Kalıp ifadeler
0:23insan bebekleri hayatta kalmak için ebeveynlerine tamamen bağımlıdır.
Karşılaştırma çerçevesi olarak Unlike many other species,
Unlike many other species, cümlenin başında kullanılan bir karşılaştırma ifadesidir. Ana cümle insan bebeklerini farklı olarak sunmadan önce okuyucuya bir referans grubu verir. Buradaki karşıtlık, insan bebeklerinin hayatta kalmak için tamamen ebeveynlerine bağımlı olduğu gerçeğine dikkat çeker. Başka durumlarda da kullanılabilen bilgi düzeni şöyledir: önce referans grubu, sonra temel fark.
Alıştırma
Hangi cümle unlike kullanarak açık ve mantıklı bir karşılaştırma kuruyor?
- Unlike the old model, this laptop starts in seconds.
- This laptop dislikes the old model because it starts in seconds.
- Unlike the old model, starting in seconds is useful.
Cevabı göster
Unlike the old model, this laptop starts in seconds.
Kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi olarak once born
Once born, once they are born ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Once, ‘-er -mez’ ya da ‘-dikten sonra’ anlamına gelir; born ise edilgen bir zaman yan cümlesindeki geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade ‘bir kez doğmuş’ anlamına gelmez. Atılan özne ana cümleden anlaşılır: human babies. Anlaşılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda bu kısaltma açıklayıcı yazıyı daha özlü hâle getirir.
Alıştırma
Zaman yan cümlesini once + geçmiş zaman ortacı kullanarak kısaltın: Once they are approved, the plans can move forward. ____, the plans can move forward.
Cevabı göster
Once approved
dependent on: desteğe bağımlı olmak
Dependent on, yardım, kaynak veya gerekli bir koşul için birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak anlamına gelir. Yapı be dependent on + kişi veya şey şeklindedir. Bu cümlede completely bağımlılığın derecesini güçlendirir: İnsan bebekleri hayatta kalabilmek için ebeveynlerinin bakımına ihtiyaç duyar. Bu yapı ilaç, gelir veya teknolojiye bağımlılık gibi başka ilişkiler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: Young children are dependent ____ adults for food and safety.
Cevabı göster
on
humans have adapted to find certain traits aesthetically pleasing and downright adorable Notlar
0:28insanlar belirli özellikleri estetik açıdan hoş, hatta düpedüz sevimli bulacak şekilde uyum sağlamıştır
As a result: bir sonucu tanıtmak
As a result, sonraki ifadenin daha önce verilen bilginin bir sonucu olduğunu gösteren bir cümle bağlayıcısıdır. Akıl yürütmeyi şu sırayla düzenler: önce neden, sonra sonuç. Bu cümlede insan bebeklerinin bakıma ihtiyaç duymasıyla ilgili önceki bilgi nedendir; cümlenin geri kalanında anlatılan uyum ise bunun sonucu olarak sunulur. As a result cümle başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
İkinci cümleyi dersteki sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The storm damaged the power lines. ____, the neighborhood lost electricity.
Cevabı göster
As a result
find certain traits aesthetically pleasing: find + nesne + sıfat
Burada find, “keşfetmek” veya “yerini bulmak” anlamına gelmez. Bir değerlendirme bildirir: İnsanlar belirli özelliklerin hoş olduğunu düşünür. Kalıp find + nesne + sıfat şeklindedir. Nesne certain traits, onu tanımlayan sıfat öbeği ise aesthetically pleasing ifadesidir; aesthetically, pleasing anlamını görsel veya sanatsal çekicilikle sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi find, the interface ve easy to use kullanarak tamamlayın. Fiili geçmiş zamana çevirin: After testing the new app, we ____.
Cevabı göster
found the interface easy to use
downright adorable: güçlü ve doğrudan vurgu
Downright burada anlamı güçlendiren bir zarftır. Downright adorable, “son derece veya tartışmasız biçimde sevimli” demektir ve değerlendirmeyi güçlü, doğrudan bir vurguyla sunar. Bu kullanım down ve right sözcüklerinin gerçek anlamlarının birleşiminden oluşmaz. Buradaki gibi olumlu ya da olumsuz betimlemeleri güçlendirebilir; önemli olan konuşanın vurgulu tutumudur.
Alıştırma
Örnekte downright, adorable sözcüğüne ne katıyor?
- Bu özelliklerin belki sevimli olduğuna dair hafif ve kararsız bir ima
- Bu özelliklerin fiziksel olarak aşağıda ve sağda olduğu düşüncesi
- Bu özelliklerin son derece sevimli olduğuna dair güçlü ve doğrudan bir yargı
Cevabı göster
Bu özelliklerin son derece sevimli olduğuna dair güçlü ve doğrudan bir yargı
in an effort to + fiil
In an effort to, bir eylemin veya değişimin arkasındaki amaçlanan hedefi tanıtır. Burada ardından increase fiilinin yalın biçimi gelir: amaç ebeveyn etkileşimini, bakımını ve korumasını artırmaktır. Bu ifade garanti edilmiş bir sonucu değil, bir çabayı veya amacı anlatır. Bu bağlamda, bir bebeğin bilinçli olarak yaptığı planı değil, davranışın işlevini açıklar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The museum extended its hours ____ attract more visitors.
Cevabı göster
in an effort to
enhances offspring survival and perpetuates our species.
0:36yavruların hayatta kalma şansını artırır ve türümüzün devamını sağlar.
Nedensel bağ olarak This, in turn, ...
This, önceki sonucu, yani ebeveynlerin daha fazla etkileşim, bakım ve koruma sağlamasını işaret eder. In turn ise bu sonucun tamamını bir sonraki etkinin, yani yavruların hayatta kalma oranının artmasının ve türün devamının nedeni olarak gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp A leads to B. This, in turn, leads to C. biçimindedir. Bu yapı, yazarın B'yi tekrarlamadan çok aşamalı bir neden-sonuç zincirini açıkça göstermesini sağlar. Burada in turn “bunun sonucunda bir sonraki adım olarak” anlamındadır; “sırayla” anlamında değildir.
Alıştırma
Örnekte This, in turn, ne işe yarıyor?
- Hayatta kalmanın bakım karşılığında verildiğini söyler.
- Önceki sonucu işaret eder ve onun bir sonraki sonucunu tanıtır.
- Ebeveynlerin birbiri ardına hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster
Önceki sonucu işaret eder ve onun bir sonraki sonucunu tanıtır.
But what exactly makes something seem cute? Dilbilgisi
0:39Peki bir şeyi sevimli gösteren tam olarak nedir?
What exactly makes X seem Y? ve make + nesne + yalın fiil
Bu soruda what nedeni sorar, exactly ise genel bir cevap yerine belirli etkeni ister: “What exactly makes ...?” Yapı make + nesne + fiilin yalın hâlidir: makes + something + seem. Something, makes fiilinin nesnesi ve seem fiilinin anlamca öznesidir; cute onun nasıl göründüğünü belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp “What exactly makes X seem Y?” şeklindedir. Make’den sonra to seem değil, seem kullanılır.
Alıştırma
Soruyu make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın. seem fiilini yalın biçimde bırakın: What exactly ____ this old house seem so welcoming?
Cevabı göster
makes
scientists have come up with a set of tested traits that make something appear cute. Öbek fiiller
0:44bilim insanları bir şeyi sevimli gösteren, test edilmiş bir dizi özellik belirledi.
Known as baby schema, ve boşa çıkan niteleyici sorunu
Known as baby schema, “[bir şey] baby schema olarak bilinir” anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ortaç yapısıdır. Bu tür bir ortaç öbeği cümlenin başında olduğunda, eksik öznesi genellikle virgülden hemen sonra gelen dil bilgisel özne olarak anlaşılır. Burada sonraki özne scientists olduğu için yapı yanlışlıkla bilim insanlarını baby schema diye adlandırır. Bu adın özellikler kümesine ait olması amaçlanmıştır. Öbeği o ismin yanına getirerek “a set of tested traits known as baby schema” yazın ya da “Known as baby schema, this set of traits ...” ile başlayın.
Alıştırma
İnsanların değil, özellikler kümesinin baby schema olarak bilindiğini hangi cümle açıkça söylüyor?
- Known as baby schema, the set of traits includes large eyes and rounded cheeks.
- Known as baby schema, scientists identified traits such as large eyes and rounded cheeks.
- Scientists, known as baby schema, identified traits such as large eyes and rounded cheeks.
Cevabı göster
Known as baby schema, the set of traits includes large eyes and rounded cheeks.
come up with: bir fikir veya çözüm üretmek
Bu cümlede come up with, “düşünerek geliştirmek veya üretmek” anlamına gelir. Bilim insanları bir özellikler bütünü oluşturmuştur; gerçekten yukarı çıkmamış veya yanlarında bir şey getirmemişlerdir. Kalıp, come up with + bir fikir, cevap, plan, ad veya başka bir düşünce ürünü şeklindedir. Buradaki nesnesi a set of tested traits ifadesidir.
Alıştırma
Hangi cümlede come up with, “düşünüp bulmak veya yaratmak” anlamında kullanılmıştır?
- I came across an old plan in a drawer.
- We need to come up with a safer plan.
- The topic came up after lunch.
Cevabı göster
We need to come up with a safer plan.
These include a large rounded head relative to the body, Kalıp ifadeler
0:48Bunlar arasında vücuda oranla büyük ve yuvarlak bir baş,
relative to: bir referansa göre karşılaştırmak
Burada relative to, büyüklüğü değerlendirirken kullanılan referansı belirtir. Kafa, vücuda oranla büyük olarak tanımlanır; mutlak anlamda büyük olması gerekmez. large relative to X gibi bir ifade, X karşılaştırma ölçütü olarak kullanıldığında büyük demektir. Bu yapı büyüklük, miktar, derece veya değer karşılaştırmalarını kesinleştirir.
Alıştırma
“The puppy's paws look huge relative to its body,” cümlesinde relative to ne anlama gelir?
- vücudundan uzakta
- vücuduyla karşılaştırıldığında
- vücuduyla bağlantılı
Cevabı göster
vücuduyla karşılaştırıldığında
And no doubt our species is born with fully grown large eyes, Notlar
0:59Kuşkusuz, türümüz doğuştan tamamen gelişmiş büyük gözlere,
no doubt: güçlü kesinlik belirtmek
Bu cümlede no doubt, “şüphesiz” veya “şüpheye çok az yer var” anlamına gelen bir tutum belirtecidir. Ardından gelen iddiayı temkinli bir tahmin değil, açık bir gerçek olarak sunar. Bu ifade, konuşanın önermenin tamamına duyduğu güveni gösterir; dinleyiciye şüphe etmemesini söyleyen bir emir değildir.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu en güçlü kesinlikle sunuyor?
- The plan will probably succeed.
- The plan might succeed.
- No doubt the plan will succeed.
Cevabı göster
No doubt the plan will succeed.
is born with: bir özelliğe doğuştan sahip olmak
Is born with, be born with yapısının üçüncü tekil şahıs geniş zaman biçimidir. Bir kişinin veya canlı türünün belirli bir özelliğe doğduğu anda zaten sahip olduğunu anlatır. Burada with, doğuştan gelen özelliği tanıtır: tamamen gelişmiş büyük gözler. Yapı “özne + be + born with + isim öbeği” şeklindedir. Be, zaman ve özneye göre is born with, was born with veya are born with olarak değişir. Bu yapı, sonradan gelişen veya edinilen bir özellikle karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Özelliğin doğumdan itibaren var olduğunu belirten be born with biçimiyle cümleyi tamamlayın: Maya ____ a small birthmark on her shoulder.
Cevabı göster
was born with
fully grown: yetişkin boyutuna ulaşmış olmak
fully grown ifadesinde fully “tamamen” anlamına gelir; grown ise bir şeyin yetişkin boyutuna veya olgunluk aşamasına ulaştığını anlatır. Burada fully grown, large eyes ifadesini niteler ve türün gözlerinin doğum anında gelişmiş boyutlarına zaten ulaşmış olduğunu belirtir. Öznenin tamamen büyüdüğünü söylemek için be fully grown kullanılabilir; fully grown bir isimden önce de getirilebilir. Buradaki grown, gelişim durumunu anlatan sıfat görevli bir ortaçtır; bir şeyi yetiştirmekle ilgili çekimli bir geçmiş zaman fiili değildir.
Alıştırma
Cümleyi “yetişkin boyutuna ulaşmış” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After two years, the young bear is ____.
Cevabı göster
fully grown
in tests where baby photos are manipulated to have more baby schema traits, Kelime
1:06bebek fotoğraflarının, bebek şemasına ait daha fazla özellik taşıyacak şekilde değiştirildiği testlerde,
Tarafsız Bir Deneysel Değişiklik Olarak Manipulated
Burada manipulated, fotoğrafların araştırmacılar tarafından kasıtlı olarak değiştirildiği anlamına gelir. Araştırmacılar, bebek fotoğraflarında daha fazla bebek şeması özelliği bulunacak şekilde fotoğrafları değiştirmiştir. Deneysel metinlerde manipulate tarafsız bir teknik fiil olabilir: araştırmacılar etkisini test etmek için bir materyali veya değişkeni sistemli biçimde değiştirir. Sözcük otomatik olarak aldatma ya da etik dışı kontrol anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek manipulated sözcüğünü örnektekiyle aynı tarafsız deneysel anlamda kullanıyor?
- Bir kişiyi kontrol etme: The scammer manipulated his victim into sending money.
- Araştırma ayarlaması: The scientists manipulated the image contrast before each trial.
- Dürüst olmayan değişiklik: The employee manipulated the records to hide the loss.
Cevabı göster
Araştırma ayarlaması: The scientists manipulated the image contrast before each trial.
whether they're human babies or dogs and cats, Dilbilgisi
1:10fotoğraftakiler ister insan bebeği ister köpek veya kedi yavrusu olsun,
In fact, destekleyici kanıt sunma işareti olarak
Burada In fact, sonraki ifadenin önceki açıklamayı olgusal olarak desteklediğini gösterir. Konuşmacı, “bebek şeması” özelliklerini sıralamaktan, bu özellikleri artırmanın görsellere daha yüksek sevimlilik puanları verilmesini sağladığını gösteren deneysel kanıta geçer. Bu ifade, dinleyicinin bilgiler arasındaki ilişkiyi anlamasını sağlar: ardından gelen bilgi, önceki bilgiyi doğrular, açıklar veya güçlendirir. In fact başka bağlamlarda bir düzeltme sunabilir, ancak otomatik olarak karşı çıkma anlamına gelmez; burada destekleyici kanıt ekler.
Alıştırma
Bu bölümde “In fact” ne işe yarıyor?
- Önceki açıklamayı güçlendiren deneysel kanıt sunar.
- Konuşmacının ilgisiz bir konuya geçtiğini gösterir.
- Konuşmacının testlerin gerçekleştiğinden şüphe ettiğini gösterir.
Cevabı göster
Önceki açıklamayı güçlendiren deneysel kanıt sunar.
Değişmeyen Bir Sonuç İçin Whether A or B
whether they’re human babies or dogs and cats yan cümlesi iki olası grubu sunar. Ardından gelen daha sevimli bulunma sonucu her iki grup için de geçerlidir. whether A or B kalıbı, bilgiyi “iki seçenekten hangisi doğru olursa olsun” anlamını verecek şekilde düzenler. Burada whether hâlâ cevaplanması gereken bir soru başlatmaz.
Alıştırma
Planın her iki durumda da aynı kaldığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ we meet online ____ in person, the class starts at nine.
Cevabı göster
Whether · or
rated as cuter: karşılaştırmalı bir değerlendirmeyi aktarmak
they're rated as cuter ifadesinde rate X as Y, X'i Y niteliğine sahip olarak değerlendirmek veya sınıflandırmak demektir. Edilgen yapı, they sözcüğünü, yani fotoğrafları özne yapar ve değerlendirmeyi yapan kişileri arka planda bırakır. Cuter, Y konumundaki tamamlayıcıdır ve karşılaştırma biçimidir: fotoğraflar, karşılaştırma grubundakilerden daha sevimli bulunmuştur. Buradaki rate yalnızca sayısal puan vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Anket raporunu dersteki ifadeyle tamamlayın: The second design was ____ more attractive than the first.
Cevabı göster
rated as
and participants felt a stronger motivation to take care of these babies, Öbek fiiller
1:14ve katılımcılar bu yavrulara bakmak için daha güçlü bir istek duydu.
take care of: biriyle veya bir şeyle ilgilenmek
take care of these babies ifadesinde take care of, bebeklerin ihtiyaçlarını karşılayarak onlarla ilgilenmek ve onları korumak anlamına gelir. Üç sözcük birlikte bir fiil öbeği olarak çalışır ve these babies bunun nesnesidir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp take care of + kişi, hayvan veya şey biçimindedir. motivation to take care of ifadesindeki ilk to, motivation sonrasında gelen mastarı gösterir; take care of kalıbının bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: While Ana is away, I will ____ her cat by feeding it twice a day.
Cevabı göster
take care of
even when the front of cars were altered in accordance to the baby schema, Dilbilgisi
1:18Hatta otomobillerin ön kısmı bebek şemasına göre değiştirildiğinde bile,
like making the headlights become larger to mimic big eyes,
1:21örneğin büyük gözleri taklit etmek için farlar büyütüldüğünde,
even when: şaşırtıcı bir koşulda da geçerli kalan sonuç
Burada even when, normalde sonucu zayıflatması veya engellemesi beklenebilecek bir koşulu tanıtır: bebek şemasına ait değişiklikler canlı yüzler yerine arabaların ön kısmına uygulanmaktadır. Buna rağmen daha olumlu tepki yine ortaya çıkar. Tek başına kullanılan when’den farklı olarak even when ödünleyici bir anlam katar: Bu şaşırtıcı koşulun gerçekten geçerli olduğu durumlarda bile sonuç yine değişmez. Yalnızca bir olayın zamanını belirtmekten çok, gerçek veya tekrarlanan bir durumu anlatır.
Alıştırma
Normalde sonucu değiştirmesi beklenecek gerçek ve tekrarlanan bir koşulu en iyi vurgulayan ifadeyi seçin: “The outdoor class continues ___ it is raining.”
- when
- even when
- even if
Cevabı göster
even when
'in accordance to': 'in accordance with' kullanın
Altyazıdaki in accordance to, arabaların ön kısmının bebek şemasına uygun biçimde değiştirildiğini anlatmak için kullanılmıştır. Standart yazılı İngilizcede doğru ifade in accordance with biçimindedir: altered in accordance with the baby schema. In accordance to, iki doğru yapı olan in accordance with ile according to ifadelerinin karışımıdır. Özellikle resmî yazıda her ifadenin edatını değiştirmeden kullanın.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi standart biçimiyle düzeltip cümleyi tamamlayın: The laboratory disposed of the waste ____ the safety regulations.
Cevabı göster
in accordance with
It turns out: sonradan keşfedilen bir sonucu sunmak
Burada “It turns out”, konuşmacının önceki kanıtların ortaya çıkardığı sonucu şimdi sunacağını belirtir. Açıklamayı dış görünüşle ilgili gözlemlerden beyindeki temel mekanizmaya taşır. Aktarılabilir kalıp “It turns out (that) + cümlecik”tir. Başta açık olmayan bir sonuç kanıt, araştırma veya sonraki olaylarla öğrenildiğinde kullanılır.
Alıştırma
Maya teslimat kayıtlarını kontrol ettikten sonra beklenmedik sonucu açıklıyor. Cümleyi “It turns ...” ifadesiyle tamamlayın: “____ the package was delivered to the wrong building.”
Cevabı göster
It turns out
It's all in our head: zihinsel kaynağı belirten bir ifade
Bu cümlede “it’s all in our head”, söz konusu tepkinin insan algısından ve beyin faaliyetinden kaynaklandığını anlatır. İfade aynı zamanda beyinle ilgili sonraki bilimsel açıklamaya doğal bir geçiş oluşturur. Başka bağlamlarda bir şeyin hayal edildiği veya psikolojik olarak üretildiği anlamına gelebilir. Burada tepkinin gerçek olduğunu inkâr etmez; “head” onun zihinsel ve sinirsel kaynağını gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız şiddetli ağrısı olduğunu söylüyor. “It’s all in your head” diye yanıt vermek, bunu tarafsız ve güvenli biçimde kabul etmek olur mu?
- Evet. Acıyı tarafsız biçimde kabul eder.
- Hayır. Küçümseyici gelebilir ve acının yalnızca hayal edildiğini düşündürebilir.
Cevabı göster
Hayır. Küçümseyici gelebilir ve acının yalnızca hayal edildiğini düşündürebilir.
When viewing babies with enhanced baby schema proportions, Dilbilgisi
1:28Bebek şeması oranları belirginleştirilmiş bebeklere baktığımızda,
the mesocorticolimbic system of our brain is activated. Kelime
1:31beynimizdeki mezokortikolimbik sistem harekete geçer.
When viewing ...: örtük özneyi ana cümlenin öznesiyle eşleştirmek
Baştaki -ing yan cümlesi “When viewing babies ...”, “when someone is viewing babies” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Standart yazılı İngilizcede bu yan cümlenin söylenmeyen öznesinin genellikle ardından gelen ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır. Burada ana cümlenin öznesi “the mesocorticolimbic system” olduğu için dil bilgisi istemeden beyin sisteminin bebeklere baktığını düşündürür. Bu, boşta kalan bir niteleyicidir. Amaçlanan anlamı vermek için bakan kişiler tam bir yan cümlede belirtilmelidir: “When people view babies ..., the mesocorticolimbic system in their brains is activated.”
Alıştırma
Bakanın beyin sistemi değil, insanlar olduğunu hangi düzeltme açıkça gösterir?
- When viewing babies with enhanced baby schema proportions, activation occurs in the mesocorticolimbic system.
- When viewing babies with enhanced baby schema proportions, the mesocorticolimbic system of our brain is activated.
- When people view babies with enhanced baby schema proportions, the mesocorticolimbic system in their brains is activated.
Cevabı göster
When people view babies with enhanced baby schema proportions, the mesocorticolimbic system in their brains is activated.
the mesocorticolimbic system: bir sinirbilim terimi
The mesocorticolimbic system; orta beyin, kortikal ve limbik alanlara yayılan, birbirine bağlı beyin yolları ve bölgeleri için kullanılan bir sinirbilim terimidir. Bu cümlede, bebeklere bakıldığında etkinleşen sinir sistemini adlandırır; bebeğin görünür bir özelliği veya tek ve bağımsız bir organ değildir. Ardından gelen ödül beklentisi, keyif ve bakım verme motivasyonu fikirleri, burada ele alınan rolü gösterir. Genel anlamı kavramak için terimi ödül, haz, motivasyon ve bakım tepkileriyle ilişkili bir ağ olarak düşünün; ancak yalnızca tek bir işlevi olduğunu varsaymayın.
Alıştırma
Bu cümlede “the mesocorticolimbic system” neyi ifade eder?
- Beynin dışında bulunan tek bir görünür organ
- Ödül, haz ve motivasyonla ilişkili, birbirine bağlı beyin yolları bütünü
- Bir bebeği özellikle sevimli gösteren yüz oranları bütünü
Cevabı göster
Ödül, haz ve motivasyonla ilişkili, birbirine bağlı beyin yolları bütünü
These parts of the brain enhance the anticipation of a reward Kalıp ifadeler
1:34Beynin bu bölümleri ödül beklentisini artırır
anticipation of a reward: almadan önce ödülü beklemek
anticipation of a reward ifadesinde anticipation, yakında alınabilecek bir şeyi bekleme ve onu dört gözle bekleme zihinsel durumudur. Ödül henüz alınmış değildir. anticipation of + isim yapısı, neyin beklendiğini belirtir. Burada beynin bir ödül olasılığına tepki verebildiği, dolayısıyla beklentinin kendisinin duygu ve davranışları etkileyebildiği anlatılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The sticker chart builds ____ before the final prize is given.
Cevabı göster
anticipation of a reward
lead to a sense of enjoyment: olası bir sonucu belirtmek
Lead to + isim öbeği, bir sonuca neden olmak ya da o sonucun oluşmasına katkıda bulunmak demektir. Buradaki sonuç a sense of enjoyment ifadesidir; bu, yoğun bir tepkiden çok daha yumuşak bir biçimde keyif duygusunu anlatır. can kip fiili sonucu kesin değil, olası olarak sunar: bu beyin etkinliği bu duyguyu oluşturabilir. lead to sonrasında sonuç bir isim öbeğiyle belirtilir.
Alıştırma
Hangi cümlede, sonucu adlandıran bir isim öbeğinden önce lead to doğru kullanılmıştır?
- Good lighting can lead people a sense of comfort.
- Good lighting can lead to feel comfortable.
- Good lighting can lead to a sense of comfort.
Cevabı göster
Good lighting can lead to a sense of comfort.
Bakmak ve korumak anlamındaki care for
Bu cümlede care for, birine ya da bir şeye bakmak, onu korumak ve ihtiyaçlarını karşılamak demektir. something sözcüğü, bakım gören şeyi belirtir. motivation to care for something ifadesinin çevresindeki anlam, bir şeyi sevmeye veya kibarca istemeye değil, bakım vermeye işaret eder. Doğru anlamı seçmek için nesneye ve duruma bak.
Alıştırma
"Volunteers care for injured birds every day," cümlesinde care for ne anlama gelir?
- Kuşları teslim almak istemek
- Kuşların sevimli olduğunu düşünmek
- Kuşlara bakmak ve onları korumak
Cevabı göster
Kuşlara bakmak ve onları korumak
and the urge to cuddle or hold an object.
1:40ve bir nesneyi kucaklama ya da tutma dürtüsüne yol açabilir.
But what about things that aren't so cute? Anlatım akışı
1:43Peki ya o kadar sevimli olmayan şeyler?
Gözden kaçan bir durumu gündeme getiren But what about ...?
But, önceki düşünceden başka bir yöne geçildiğini gösterir. What about, o düşünceye uymayabilecek bir durumu gündeme getirir; burada soru, dinleyenin o kadar sevimli olmayan şeyleri de düşünmesini ister. But what about ...? birlikte bir tartışma hamlesidir: bir düşüncenin ne kadar geniş bir alanda geçerli olduğunu sınar veya dikkati bir istisnaya çeker. Konuşan kişi hemen eksiksiz bir cevap beklemese bile yeni bir konu açabilir.
Alıştırma
Genel bir iddiadan sonra gözden kaçan bir durumu gündeme getirmek için But what about ...? yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The pool is warm in summer, and winter is a season.
- The pool is warm in summer, but what about winter?
- The pool is warm in summer because winter is cold.
Cevabı göster
The pool is warm in summer, but what about winter?
So what does science have to say about these? Kalıp ifadeler
1:48Peki bilim bunlar hakkında ne söylüyor?
What does X have to say about Y?: bir kaynağın ne sunabileceğini sormak
What does X have to say about Y? kalıbı, X'in Y hakkında hangi bilgi, görüş, kanıt veya sonucu sunabileceğini sorar. Bu cümlede X science, Y ise these sözcüğünün gönderme yaptığı canlılardır; dolayısıyla soru, bilimsel araştırmaların bu canlıları nasıl açıklayabildiğini gündeme getirir. Bu kalıpta soruyu does oluşturur ve have yalın hâlde kalır. have to say, daha geniş olan “söyleyecek bir şeyi olmak” düşüncesinin parçasıdır; X'in konuşmak zorunda olduğu anlamına gelmez. What, X'in sunabileceği içeriği temsil eder.
Alıştırma
Bir podcast sunucusu uyku hakkındaki araştırma bulgularını tanıtmak istiyor. Hedef kalıpla soruyu tamamlayın: What does science ____ about healthy sleep?
Cevabı göster
have to say
Our friends at Earth Unplugged have answered this very question in our collaboration on animals. Kelime
1:50Earth Unplugged ekibindeki dostlarımız, hayvanlar üzerine yaptığımız ortak çalışmada tam da bu soruyu yanıtladılar.
this very question: “tam olarak aynı” anlamındaki very
this very question ifadesinde very, question ismini doğrudan vurgular. “Tam olarak bu soru” veya “az önce sözü edilen aynı soru” anlamına gelir; yüksek derece bildirmez. Konuşmacı, ortak çalışmanın az önce sorulan soruyu tam olarak yanıtladığını vurgular. Bu kullanımda very çoğu zaman the very place, that very moment veya her very words örneklerinde olduğu gibi bir belirleyici ya da iyelik ifadesinden sonra gelir. Tam özdeşliği belirtir veya güçlü vurgu katar.
Alıştırma
Bunun tam olarak aynı soru olduğunu vurgulamak için very kullanın: The report answers ____ we raised yesterday.
Cevabı göster
the very question
So click on the screen or on the link in the description to find out.
1:54Öğrenmek için ekrana veya açıklamadaki bağlantıya tıklayın.
Huge thanks to the team at Earth Unplugged for providing us with all this footage. Notlar
1:57Tüm bu görüntüleri bize sağladıkları için Earth Unplugged ekibine çok teşekkür ederiz.
Huge thanks to: güçlü ve samimi bir teşekkür
Huge thanks to, belirli bir kişiye veya gruba sıcak ve coşkulu biçimde teşekkür etmenin bir yoludur ve özellikle herkese açık teşekkürlerde kullanılır. Huge minnettarlığın derecesini artırır; thanks sözcüğünün fiziksel olarak büyük olduğunu anlatmaz. Kişi veya grup to sözcüğünden sonra gelir. Nedeni belirtmek için for + isim veya -ing biçimi eklenebilir; for providing... bunun bir örneğidir.
Alıştırma
Sıcak ve coşkulu teşekkür kalıbını tamamlayın: “Huge ____ our volunteers for staying late.”
Cevabı göster
thanks to
provide someone with something: önce alıcı, sonra sağlanan şey
provide someone with something kalıbında, bir şeyi alan kişi veya grup provide sözcüğünün hemen ardından gelir. With, sağlanan nesneyi, bilgiyi veya hizmeti tanıtır. Bu cümlede us alıcıdır, all this footage ise sağlanan materyaldir. Sıralama şöyledir: provide + alıcı + with + sağlanan şey. Fiilin biçimi cümleye uyacak şekilde değişebilir; burada providing, for sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
provide someone with something kalıbını tamamlayın: “The coach provided each player ____ a water bottle.”
Cevabı göster
with
Go watch their video and follow them for even more amazing content.
2:01Daha da harika içerikler için videolarını izleyin ve onları takip edin.
And subscribe to AsapScience for more weekly science videos.
2:04Her hafta daha fazla bilim videosu için AsapScience kanalına abone olun.