Bebekler Neden Bu Kadar Tatlıdır?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
407 kelime 196 kel/dk

Video özeti: Video; bebeklerin, hayvanların ve değiştirilmiş otomobillerin sevimli görünmesini bebek şeması, bakım, hayatta kalma, ödül beklentisi ve koruma isteği doğuran beyin tepkisiyle açıklar. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. "There's no denying that" (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): kabul edilen bir öncül sunup karşıtlığa doğal biçimde bağlayın. 2. "whether they're human babies or dogs and cats," (dil bilgisi ve cümle kalıpları): whether A or B ile aynı sonucun farklı seçeneklerde geçerli olduğunu gösterin. 3. "it's all in our head." (deyimler ve mecazlı ifadeler): tepkinin algı ve beyin etkinliğinden geldiğini, kafanın içindeki bir nesneyi anlatmadığını kavrayın.

Bu derste

There's no denying that human babies are cute, Kalıp ifadeler

0:00

İnsan bebeklerinin sevimli olduğu inkâr edilemez,

but even other species tend to have adorable infants. Dilbilgisi

0:02

ama diğer türlerin yavruları da genellikle çok tatlıdır.

Kalıp ifadeler

There's no denying that: Bir iddiayı inkâr edilemez olarak sunmak

There's no denying that, karşı çıkılması çok zor veya imkânsız olan bir iddiayı sunar. O anda hiç kimsenin bu iddiayı reddetmediği anlamına gelmez; kalıbın tamamı iddianın inkâr edilemez olduğunu belirtir. Burada konuşmacı önce insan bebeklerinin sevimliliğini ortak kabul edilen bir nokta olarak sunar. Ardından gelen but, düşünceyi diğer türlerin yavrularına genişletir. Bu kalıp, bir sınırlama, karşıtlık veya ek görüş sunmadan önce ortak bir zemin kurmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

İddiayı inkâr edilemez olarak sunan kalıbı tamamlayın: ____ good sleep helps children learn.

Cevabı göster

There's no denying that

Dilbilgisi

tend to + fiilin yalın hâli: Genel bir örüntüyü anlatmak

Tend to + fiilin yalın hâli, istisnasız bir kuralı değil, genellikle görülen bir örüntüyü veya genel eğilimi anlatır. Buradaki tend to have, diğer türler hakkındaki gözlemi ihtiyatlı hâle getirir: çoğu zaman sevimli yavruları vardır, ancak cümle bunun her durumda doğru olduğunu iddia etmez. tend to sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: tend to have, tend to grow, tend to sleep. Bu yapı, bir genellemeyi kesin ve mutlak göstermeden doğru biçimde ifade etmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “genellikle, ama her zaman değil” anlamındaki ihtiyatlı kalıpla tamamlayın: During hot weather, dogs ____ drink more water.

Cevabı göster

tend to

So why has science conditioned us to find babies so precious? Kelime

0:05

Peki bilime göre, bebekleri neden bu kadar değerli bulmaya şartlanmışız?

Kelime

conditioned us to find: condition + nesne + to-infinitive

conditioned us to find ifadesinde condition, “deneyim veya etki yoluyla birini, bir tepki doğal ya da otomatik hâle gelecek şekilde biçimlendirmek” anlamında bir fiildir. Kalıp condition + kişi + to-infinitive biçimindedir: us etkilenen kişiyi, to find ise oluşan eğilimi gösterir. Buradaki find “bulup ortaya çıkarmak” değil, “saymak” veya “olarak görmek” anlamındadır. Bu nedenle conditioned us to find babies precious, “bebekleri değerli görme eğilimimizi şekillendirdi” demektir. Soru bu tepkinin açıklamasına giriş yapar; bilim insanlarının insanları kasıtlı olarak eğittiğini söylemez.

Alıştırma

Hedef yapıyı condition fiilinin geçmiş zaman ortacı ve mastar işaretiyle tamamlayın: Repeated alerts have ____ me ____ check my phone.

Cevabı göster

conditioned · to

Is there something specific that triggers our urge to hold and squeeze them? Kalıp ifadeler

0:09

Onları kucağımıza alıp sımsıkı sarılma isteğimizi tetikleyen belirli bir şey mi var?

Kalıp ifadeler

triggers our urge to hold and squeeze: trigger + urge + to-infinitive

triggers our urge to hold and squeeze ifadesinde trigger, “bir tepkinin başlamasına neden olmak”; urge ise güçlü ve anlık bir isteği anlatan isimdir. Kalıp trigger + birinin urge'ü + to-infinitive biçimindedir. Tek bir to, iki bağlı eylemi de başlatır: to hold ve (to) squeeze. Them, bebekleri gösterir; squeeze ise onlara zarar verme niyetini değil, sevgiyle hafifçe sıkarak tutma dürtüsünü anlatır. Buradaki urge, “birini güçlü biçimde teşvik etmek” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak tamamlayın: The smell of fresh bread ____ to buy a loaf.

Cevabı göster

triggered an urge

Interestingly, studies have found that macaque monkeys pay little attention to newborn faces, Kalıp ifadeler

0:13

İlginç bir şekilde, araştırmalar makak maymunlarının yeni doğanların yüzlerine pek ilgi göstermediğini ortaya koydu,

Kalıp ifadeler

pay little attention to: neredeyse hiç dikkat etmemek

Pay attention to, birini ya da bir şeyi fark etmek veya ona odaklanmak anlamına gelir. İngilizce yapı pay + dikkatin miktarını ya da türünü belirten ifade + attention + to + dikkatin yöneltildiği nesne biçimindedir. Burada little, isim grubuna güçlü bir olumsuz anlam katar: Makaklar yeni doğmuş yavruların yüzlerine neredeyse hiç dikkat etmez.

Alıştırma

Cümleyi “neredeyse hiç dikkat etmedi” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The children ____ the safety notice and kept playing.

Cevabı göster

paid little attention to

leading researchers to believe that the cute feeling may be an entirely human trait. Dilbilgisi

0:17

bu da araştırmacıları, sevimlilik hissinin tamamen insana özgü bir özellik olabileceğini düşünmeye yöneltti.

Dilbilgisi

leading researchers to believe that: kanıtı bir sonuca bağlamak

leading researchers to believe that biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki bulgunun sonucunu sunar. Örtük neden, daha önceki gözlemin tamamıdır; birinin araştırmacıları fiziksel olarak bir yere götürmesi değildir. lead someone to believe that + yan cümle yapısında someone, çıkarım yapan kişidir ve that yan cümlesi sonucu verir. Bu yapı, kanıtın sonucu ispatladığını söylemeden kanıt ile yorumu etkili biçimde birbirine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi “komşularının … sonucuna varmasına neden olarak” anlamındaki sonuç yapısıyla tamamlayın: The lights in Maya's apartment were on all night, ____ she had returned home.

Cevabı göster

leading her neighbors to believe that

Unlike many other species, Anlatım akışı

0:21

Diğer pek çok türün aksine,

once born, Dilbilgisi

0:23

doğar doğmaz,

human babies are completely dependent on their parents for survival. Kalıp ifadeler

0:23

insan bebekleri hayatta kalmak için ebeveynlerine tamamen bağımlıdır.

Anlatım akışı

Karşılaştırma çerçevesi olarak Unlike many other species,

Unlike many other species, cümlenin başında kullanılan bir karşılaştırma ifadesidir. Ana cümle insan bebeklerini farklı olarak sunmadan önce okuyucuya bir referans grubu verir. Buradaki karşıtlık, insan bebeklerinin hayatta kalmak için tamamen ebeveynlerine bağımlı olduğu gerçeğine dikkat çeker. Başka durumlarda da kullanılabilen bilgi düzeni şöyledir: önce referans grubu, sonra temel fark.

Alıştırma

Hangi cümle unlike kullanarak açık ve mantıklı bir karşılaştırma kuruyor?

  1. Unlike the old model, this laptop starts in seconds.
  2. This laptop dislikes the old model because it starts in seconds.
  3. Unlike the old model, starting in seconds is useful.
Cevabı göster

Unlike the old model, this laptop starts in seconds.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi olarak once born

Once born, once they are born ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Once, ‘-er -mez’ ya da ‘-dikten sonra’ anlamına gelir; born ise edilgen bir zaman yan cümlesindeki geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade ‘bir kez doğmuş’ anlamına gelmez. Atılan özne ana cümleden anlaşılır: human babies. Anlaşılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda bu kısaltma açıklayıcı yazıyı daha özlü hâle getirir.

Alıştırma

Zaman yan cümlesini once + geçmiş zaman ortacı kullanarak kısaltın: Once they are approved, the plans can move forward. ____, the plans can move forward.

Cevabı göster

Once approved

Kalıp ifadeler

dependent on: desteğe bağımlı olmak

Dependent on, yardım, kaynak veya gerekli bir koşul için birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak anlamına gelir. Yapı be dependent on + kişi veya şey şeklindedir. Bu cümlede completely bağımlılığın derecesini güçlendirir: İnsan bebekleri hayatta kalabilmek için ebeveynlerinin bakımına ihtiyaç duyar. Bu yapı ilaç, gelir veya teknolojiye bağımlılık gibi başka ilişkiler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: Young children are dependent ____ adults for food and safety.

Cevabı göster

on

As a result, Anlatım akışı

0:27

Bunun sonucunda,

humans have adapted to find certain traits aesthetically pleasing and downright adorable Notlar

0:28

insanlar belirli özellikleri estetik açıdan hoş, hatta düpedüz sevimli bulacak şekilde uyum sağlamıştır

Anlatım akışı

As a result: bir sonucu tanıtmak

As a result, sonraki ifadenin daha önce verilen bilginin bir sonucu olduğunu gösteren bir cümle bağlayıcısıdır. Akıl yürütmeyi şu sırayla düzenler: önce neden, sonra sonuç. Bu cümlede insan bebeklerinin bakıma ihtiyaç duymasıyla ilgili önceki bilgi nedendir; cümlenin geri kalanında anlatılan uyum ise bunun sonucu olarak sunulur. As a result cümle başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.

Alıştırma

İkinci cümleyi dersteki sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The storm damaged the power lines. ____, the neighborhood lost electricity.

Cevabı göster

As a result

Dilbilgisi

find certain traits aesthetically pleasing: find + nesne + sıfat

Burada find, “keşfetmek” veya “yerini bulmak” anlamına gelmez. Bir değerlendirme bildirir: İnsanlar belirli özelliklerin hoş olduğunu düşünür. Kalıp find + nesne + sıfat şeklindedir. Nesne certain traits, onu tanımlayan sıfat öbeği ise aesthetically pleasing ifadesidir; aesthetically, pleasing anlamını görsel veya sanatsal çekicilikle sınırlar.

Alıştırma

Cümleyi find, the interface ve easy to use kullanarak tamamlayın. Fiili geçmiş zamana çevirin: After testing the new app, we ____.

Cevabı göster

found the interface easy to use

Kelime

downright adorable: güçlü ve doğrudan vurgu

Downright burada anlamı güçlendiren bir zarftır. Downright adorable, “son derece veya tartışmasız biçimde sevimli” demektir ve değerlendirmeyi güçlü, doğrudan bir vurguyla sunar. Bu kullanım down ve right sözcüklerinin gerçek anlamlarının birleşiminden oluşmaz. Buradaki gibi olumlu ya da olumsuz betimlemeleri güçlendirebilir; önemli olan konuşanın vurgulu tutumudur.

Alıştırma

Örnekte downright, adorable sözcüğüne ne katıyor?

  1. Bu özelliklerin belki sevimli olduğuna dair hafif ve kararsız bir ima
  2. Bu özelliklerin fiziksel olarak aşağıda ve sağda olduğu düşüncesi
  3. Bu özelliklerin son derece sevimli olduğuna dair güçlü ve doğrudan bir yargı
Cevabı göster

Bu özelliklerin son derece sevimli olduğuna dair güçlü ve doğrudan bir yargı

in an effort to increase interaction, Kalıp ifadeler

0:31

bunun amacı etkileşimi,

care, and protection from parents.

0:33

ebeveynlerden gelen bakım ve korumayı artırmaktır.

Kalıp ifadeler

in an effort to + fiil

In an effort to, bir eylemin veya değişimin arkasındaki amaçlanan hedefi tanıtır. Burada ardından increase fiilinin yalın biçimi gelir: amaç ebeveyn etkileşimini, bakımını ve korumasını artırmaktır. Bu ifade garanti edilmiş bir sonucu değil, bir çabayı veya amacı anlatır. Bu bağlamda, bir bebeğin bilinçli olarak yaptığı planı değil, davranışın işlevini açıklar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The museum extended its hours ____ attract more visitors.

Cevabı göster

in an effort to

This, in turn, Anlatım akışı

0:35

Bu da

enhances offspring survival and perpetuates our species.

0:36

yavruların hayatta kalma şansını artırır ve türümüzün devamını sağlar.

Anlatım akışı

Nedensel bağ olarak This, in turn, ...

This, önceki sonucu, yani ebeveynlerin daha fazla etkileşim, bakım ve koruma sağlamasını işaret eder. In turn ise bu sonucun tamamını bir sonraki etkinin, yani yavruların hayatta kalma oranının artmasının ve türün devamının nedeni olarak gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp A leads to B. This, in turn, leads to C. biçimindedir. Bu yapı, yazarın B'yi tekrarlamadan çok aşamalı bir neden-sonuç zincirini açıkça göstermesini sağlar. Burada in turn “bunun sonucunda bir sonraki adım olarak” anlamındadır; “sırayla” anlamında değildir.

Alıştırma

Örnekte This, in turn, ne işe yarıyor?

  1. Hayatta kalmanın bakım karşılığında verildiğini söyler.
  2. Önceki sonucu işaret eder ve onun bir sonraki sonucunu tanıtır.
  3. Ebeveynlerin birbiri ardına hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki sonucu işaret eder ve onun bir sonraki sonucunu tanıtır.

But what exactly makes something seem cute? Dilbilgisi

0:39

Peki bir şeyi sevimli gösteren tam olarak nedir?

Dilbilgisi

What exactly makes X seem Y? ve make + nesne + yalın fiil

Bu soruda what nedeni sorar, exactly ise genel bir cevap yerine belirli etkeni ister: “What exactly makes ...?” Yapı make + nesne + fiilin yalın hâlidir: makes + something + seem. Something, makes fiilinin nesnesi ve seem fiilinin anlamca öznesidir; cute onun nasıl göründüğünü belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp “What exactly makes X seem Y?” şeklindedir. Make’den sonra to seem değil, seem kullanılır.

Alıştırma

Soruyu make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın. seem fiilini yalın biçimde bırakın: What exactly ____ this old house seem so welcoming?

Cevabı göster

makes

Known as baby schema, Dilbilgisi

0:42

“Bebek şeması” olarak bilinen bu kavram kapsamında,

scientists have come up with a set of tested traits that make something appear cute. Öbek fiiller

0:44

bilim insanları bir şeyi sevimli gösteren, test edilmiş bir dizi özellik belirledi.

Dilbilgisi

Known as baby schema, ve boşa çıkan niteleyici sorunu

Known as baby schema, “[bir şey] baby schema olarak bilinir” anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ortaç yapısıdır. Bu tür bir ortaç öbeği cümlenin başında olduğunda, eksik öznesi genellikle virgülden hemen sonra gelen dil bilgisel özne olarak anlaşılır. Burada sonraki özne scientists olduğu için yapı yanlışlıkla bilim insanlarını baby schema diye adlandırır. Bu adın özellikler kümesine ait olması amaçlanmıştır. Öbeği o ismin yanına getirerek “a set of tested traits known as baby schema” yazın ya da “Known as baby schema, this set of traits ...” ile başlayın.

Alıştırma

İnsanların değil, özellikler kümesinin baby schema olarak bilindiğini hangi cümle açıkça söylüyor?

  1. Known as baby schema, the set of traits includes large eyes and rounded cheeks.
  2. Known as baby schema, scientists identified traits such as large eyes and rounded cheeks.
  3. Scientists, known as baby schema, identified traits such as large eyes and rounded cheeks.
Cevabı göster

Known as baby schema, the set of traits includes large eyes and rounded cheeks.

Öbek fiiller

come up with: bir fikir veya çözüm üretmek

Bu cümlede come up with, “düşünerek geliştirmek veya üretmek” anlamına gelir. Bilim insanları bir özellikler bütünü oluşturmuştur; gerçekten yukarı çıkmamış veya yanlarında bir şey getirmemişlerdir. Kalıp, come up with + bir fikir, cevap, plan, ad veya başka bir düşünce ürünü şeklindedir. Buradaki nesnesi a set of tested traits ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede come up with, “düşünüp bulmak veya yaratmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. I came across an old plan in a drawer.
  2. We need to come up with a safer plan.
  3. The topic came up after lunch.
Cevabı göster

We need to come up with a safer plan.

These include a large rounded head relative to the body, Kalıp ifadeler

0:48

Bunlar arasında vücuda oranla büyük ve yuvarlak bir baş,

Kalıp ifadeler

relative to: bir referansa göre karşılaştırmak

Burada relative to, büyüklüğü değerlendirirken kullanılan referansı belirtir. Kafa, vücuda oranla büyük olarak tanımlanır; mutlak anlamda büyük olması gerekmez. large relative to X gibi bir ifade, X karşılaştırma ölçütü olarak kullanıldığında büyük demektir. Bu yapı büyüklük, miktar, derece veya değer karşılaştırmalarını kesinleştirir.

Alıştırma

“The puppy's paws look huge relative to its body,” cümlesinde relative to ne anlama gelir?

  1. vücudundan uzakta
  2. vücuduyla karşılaştırıldığında
  3. vücuduyla bağlantılı
Cevabı göster

vücuduyla karşılaştırıldığında

large eyes below the midline of the face,

0:51

yüzün orta çizgisinin altında yer alan büyük gözler,

protruding cheeks,

0:53

çıkıntılı yanaklar,

a big forehead,

0:54

geniş bir alın,

round body,

0:55

yuvarlak bir vücut

and soft surfaces.

0:56

ve yumuşak yüzeyler bulunur.

Aw.

0:58

Ayy, çok tatlı.

And no doubt our species is born with fully grown large eyes, Notlar

0:59

Kuşkusuz, türümüz doğuştan tamamen gelişmiş büyük gözlere,

Ton ve niyet

no doubt: güçlü kesinlik belirtmek

Bu cümlede no doubt, “şüphesiz” veya “şüpheye çok az yer var” anlamına gelen bir tutum belirtecidir. Ardından gelen iddiayı temkinli bir tahmin değil, açık bir gerçek olarak sunar. Bu ifade, konuşanın önermenin tamamına duyduğu güveni gösterir; dinleyiciye şüphe etmemesini söyleyen bir emir değildir.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu en güçlü kesinlikle sunuyor?

  1. The plan will probably succeed.
  2. The plan might succeed.
  3. No doubt the plan will succeed.
Cevabı göster

No doubt the plan will succeed.

Kalıp ifadeler

is born with: bir özelliğe doğuştan sahip olmak

Is born with, be born with yapısının üçüncü tekil şahıs geniş zaman biçimidir. Bir kişinin veya canlı türünün belirli bir özelliğe doğduğu anda zaten sahip olduğunu anlatır. Burada with, doğuştan gelen özelliği tanıtır: tamamen gelişmiş büyük gözler. Yapı “özne + be + born with + isim öbeği” şeklindedir. Be, zaman ve özneye göre is born with, was born with veya are born with olarak değişir. Bu yapı, sonradan gelişen veya edinilen bir özellikle karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

Özelliğin doğumdan itibaren var olduğunu belirten be born with biçimiyle cümleyi tamamlayın: Maya ____ a small birthmark on her shoulder.

Cevabı göster

was born with

Kalıp ifadeler

fully grown: yetişkin boyutuna ulaşmış olmak

fully grown ifadesinde fully “tamamen” anlamına gelir; grown ise bir şeyin yetişkin boyutuna veya olgunluk aşamasına ulaştığını anlatır. Burada fully grown, large eyes ifadesini niteler ve türün gözlerinin doğum anında gelişmiş boyutlarına zaten ulaşmış olduğunu belirtir. Öznenin tamamen büyüdüğünü söylemek için be fully grown kullanılabilir; fully grown bir isimden önce de getirilebilir. Buradaki grown, gelişim durumunu anlatan sıfat görevli bir ortaçtır; bir şeyi yetiştirmekle ilgili çekimli bir geçmiş zaman fiili değildir.

Alıştırma

Cümleyi “yetişkin boyutuna ulaşmış” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After two years, the young bear is ____.

Cevabı göster

fully grown

almost full-size brains,

1:02

neredeyse tam boyutuna ulaşmış bir beyne,

soft skin,

1:03

yumuşak bir cilde,

big cheeks,

1:04

tombul yanaklara

and round bodies.

1:05

ve yuvarlak bir vücuda sahiptir.

In fact, Anlatım akışı

1:06

Nitekim,

in tests where baby photos are manipulated to have more baby schema traits, Kelime

1:06

bebek fotoğraflarının, bebek şemasına ait daha fazla özellik taşıyacak şekilde değiştirildiği testlerde,

Kelime

Tarafsız Bir Deneysel Değişiklik Olarak Manipulated

Burada manipulated, fotoğrafların araştırmacılar tarafından kasıtlı olarak değiştirildiği anlamına gelir. Araştırmacılar, bebek fotoğraflarında daha fazla bebek şeması özelliği bulunacak şekilde fotoğrafları değiştirmiştir. Deneysel metinlerde manipulate tarafsız bir teknik fiil olabilir: araştırmacılar etkisini test etmek için bir materyali veya değişkeni sistemli biçimde değiştirir. Sözcük otomatik olarak aldatma ya da etik dışı kontrol anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek manipulated sözcüğünü örnektekiyle aynı tarafsız deneysel anlamda kullanıyor?

  1. Bir kişiyi kontrol etme: The scammer manipulated his victim into sending money.
  2. Araştırma ayarlaması: The scientists manipulated the image contrast before each trial.
  3. Dürüst olmayan değişiklik: The employee manipulated the records to hide the loss.
Cevabı göster

Araştırma ayarlaması: The scientists manipulated the image contrast before each trial.

whether they're human babies or dogs and cats, Dilbilgisi

1:10

fotoğraftakiler ister insan bebeği ister köpek veya kedi yavrusu olsun,

for example,

1:12

örneğin,

they're rated as cuter Kalıp ifadeler

1:13

daha sevimli olarak değerlendirildi

Anlatım akışı

In fact, destekleyici kanıt sunma işareti olarak

Burada In fact, sonraki ifadenin önceki açıklamayı olgusal olarak desteklediğini gösterir. Konuşmacı, “bebek şeması” özelliklerini sıralamaktan, bu özellikleri artırmanın görsellere daha yüksek sevimlilik puanları verilmesini sağladığını gösteren deneysel kanıta geçer. Bu ifade, dinleyicinin bilgiler arasındaki ilişkiyi anlamasını sağlar: ardından gelen bilgi, önceki bilgiyi doğrular, açıklar veya güçlendirir. In fact başka bağlamlarda bir düzeltme sunabilir, ancak otomatik olarak karşı çıkma anlamına gelmez; burada destekleyici kanıt ekler.

Alıştırma

Bu bölümde “In fact” ne işe yarıyor?

  1. Önceki açıklamayı güçlendiren deneysel kanıt sunar.
  2. Konuşmacının ilgisiz bir konuya geçtiğini gösterir.
  3. Konuşmacının testlerin gerçekleştiğinden şüphe ettiğini gösterir.
Cevabı göster

Önceki açıklamayı güçlendiren deneysel kanıt sunar.

Dilbilgisi

Değişmeyen Bir Sonuç İçin Whether A or B

whether they’re human babies or dogs and cats yan cümlesi iki olası grubu sunar. Ardından gelen daha sevimli bulunma sonucu her iki grup için de geçerlidir. whether A or B kalıbı, bilgiyi “iki seçenekten hangisi doğru olursa olsun” anlamını verecek şekilde düzenler. Burada whether hâlâ cevaplanması gereken bir soru başlatmaz.

Alıştırma

Planın her iki durumda da aynı kaldığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ we meet online ____ in person, the class starts at nine.

Cevabı göster

Whether · or

Kalıp ifadeler

rated as cuter: karşılaştırmalı bir değerlendirmeyi aktarmak

they're rated as cuter ifadesinde rate X as Y, X'i Y niteliğine sahip olarak değerlendirmek veya sınıflandırmak demektir. Edilgen yapı, they sözcüğünü, yani fotoğrafları özne yapar ve değerlendirmeyi yapan kişileri arka planda bırakır. Cuter, Y konumundaki tamamlayıcıdır ve karşılaştırma biçimidir: fotoğraflar, karşılaştırma grubundakilerden daha sevimli bulunmuştur. Buradaki rate yalnızca sayısal puan vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Anket raporunu dersteki ifadeyle tamamlayın: The second design was ____ more attractive than the first.

Cevabı göster

rated as

and participants felt a stronger motivation to take care of these babies, Öbek fiiller

1:14

ve katılımcılar bu yavrulara bakmak için daha güçlü bir istek duydu.

Öbek fiiller

take care of: biriyle veya bir şeyle ilgilenmek

take care of these babies ifadesinde take care of, bebeklerin ihtiyaçlarını karşılayarak onlarla ilgilenmek ve onları korumak anlamına gelir. Üç sözcük birlikte bir fiil öbeği olarak çalışır ve these babies bunun nesnesidir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp take care of + kişi, hayvan veya şey biçimindedir. motivation to take care of ifadesindeki ilk to, motivation sonrasında gelen mastarı gösterir; take care of kalıbının bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: While Ana is away, I will ____ her cat by feeding it twice a day.

Cevabı göster

take care of

even when the front of cars were altered in accordance to the baby schema, Dilbilgisi

1:18

Hatta otomobillerin ön kısmı bebek şemasına göre değiştirildiğinde bile,

like making the headlights become larger to mimic big eyes,

1:21

örneğin büyük gözleri taklit etmek için farlar büyütüldüğünde,

participants experienced a more positive response.

1:24

katılımcılar daha olumlu tepki verdi.

Dilbilgisi

even when: şaşırtıcı bir koşulda da geçerli kalan sonuç

Burada even when, normalde sonucu zayıflatması veya engellemesi beklenebilecek bir koşulu tanıtır: bebek şemasına ait değişiklikler canlı yüzler yerine arabaların ön kısmına uygulanmaktadır. Buna rağmen daha olumlu tepki yine ortaya çıkar. Tek başına kullanılan when’den farklı olarak even when ödünleyici bir anlam katar: Bu şaşırtıcı koşulun gerçekten geçerli olduğu durumlarda bile sonuç yine değişmez. Yalnızca bir olayın zamanını belirtmekten çok, gerçek veya tekrarlanan bir durumu anlatır.

Alıştırma

Normalde sonucu değiştirmesi beklenecek gerçek ve tekrarlanan bir koşulu en iyi vurgulayan ifadeyi seçin: “The outdoor class continues ___ it is raining.”

  1. when
  2. even when
  3. even if
Cevabı göster

even when

Dilbilgisi

'in accordance to': 'in accordance with' kullanın

Altyazıdaki in accordance to, arabaların ön kısmının bebek şemasına uygun biçimde değiştirildiğini anlatmak için kullanılmıştır. Standart yazılı İngilizcede doğru ifade in accordance with biçimindedir: altered in accordance with the baby schema. In accordance to, iki doğru yapı olan in accordance with ile according to ifadelerinin karışımıdır. Özellikle resmî yazıda her ifadenin edatını değiştirmeden kullanın.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi standart biçimiyle düzeltip cümleyi tamamlayın: The laboratory disposed of the waste ____ the safety regulations.

Cevabı göster

in accordance with

It turns out it's all in our head. Notlar

1:27

Görünen o ki her şey kafamızın içinde.

Anlatım akışı

It turns out: sonradan keşfedilen bir sonucu sunmak

Burada “It turns out”, konuşmacının önceki kanıtların ortaya çıkardığı sonucu şimdi sunacağını belirtir. Açıklamayı dış görünüşle ilgili gözlemlerden beyindeki temel mekanizmaya taşır. Aktarılabilir kalıp “It turns out (that) + cümlecik”tir. Başta açık olmayan bir sonuç kanıt, araştırma veya sonraki olaylarla öğrenildiğinde kullanılır.

Alıştırma

Maya teslimat kayıtlarını kontrol ettikten sonra beklenmedik sonucu açıklıyor. Cümleyi “It turns ...” ifadesiyle tamamlayın: “____ the package was delivered to the wrong building.”

Cevabı göster

It turns out

Deyimler

It's all in our head: zihinsel kaynağı belirten bir ifade

Bu cümlede “it’s all in our head”, söz konusu tepkinin insan algısından ve beyin faaliyetinden kaynaklandığını anlatır. İfade aynı zamanda beyinle ilgili sonraki bilimsel açıklamaya doğal bir geçiş oluşturur. Başka bağlamlarda bir şeyin hayal edildiği veya psikolojik olarak üretildiği anlamına gelebilir. Burada tepkinin gerçek olduğunu inkâr etmez; “head” onun zihinsel ve sinirsel kaynağını gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız şiddetli ağrısı olduğunu söylüyor. “It’s all in your head” diye yanıt vermek, bunu tarafsız ve güvenli biçimde kabul etmek olur mu?

  1. Evet. Acıyı tarafsız biçimde kabul eder.
  2. Hayır. Küçümseyici gelebilir ve acının yalnızca hayal edildiğini düşündürebilir.
Cevabı göster

Hayır. Küçümseyici gelebilir ve acının yalnızca hayal edildiğini düşündürebilir.

When viewing babies with enhanced baby schema proportions, Dilbilgisi

1:28

Bebek şeması oranları belirginleştirilmiş bebeklere baktığımızda,

the mesocorticolimbic system of our brain is activated. Kelime

1:31

beynimizdeki mezokortikolimbik sistem harekete geçer.

Dilbilgisi

When viewing ...: örtük özneyi ana cümlenin öznesiyle eşleştirmek

Baştaki -ing yan cümlesi “When viewing babies ...”, “when someone is viewing babies” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Standart yazılı İngilizcede bu yan cümlenin söylenmeyen öznesinin genellikle ardından gelen ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır. Burada ana cümlenin öznesi “the mesocorticolimbic system” olduğu için dil bilgisi istemeden beyin sisteminin bebeklere baktığını düşündürür. Bu, boşta kalan bir niteleyicidir. Amaçlanan anlamı vermek için bakan kişiler tam bir yan cümlede belirtilmelidir: “When people view babies ..., the mesocorticolimbic system in their brains is activated.”

Alıştırma

Bakanın beyin sistemi değil, insanlar olduğunu hangi düzeltme açıkça gösterir?

  1. When viewing babies with enhanced baby schema proportions, activation occurs in the mesocorticolimbic system.
  2. When viewing babies with enhanced baby schema proportions, the mesocorticolimbic system of our brain is activated.
  3. When people view babies with enhanced baby schema proportions, the mesocorticolimbic system in their brains is activated.
Cevabı göster

When people view babies with enhanced baby schema proportions, the mesocorticolimbic system in their brains is activated.

Kelime

the mesocorticolimbic system: bir sinirbilim terimi

The mesocorticolimbic system; orta beyin, kortikal ve limbik alanlara yayılan, birbirine bağlı beyin yolları ve bölgeleri için kullanılan bir sinirbilim terimidir. Bu cümlede, bebeklere bakıldığında etkinleşen sinir sistemini adlandırır; bebeğin görünür bir özelliği veya tek ve bağımsız bir organ değildir. Ardından gelen ödül beklentisi, keyif ve bakım verme motivasyonu fikirleri, burada ele alınan rolü gösterir. Genel anlamı kavramak için terimi ödül, haz, motivasyon ve bakım tepkileriyle ilişkili bir ağ olarak düşünün; ancak yalnızca tek bir işlevi olduğunu varsaymayın.

Alıştırma

Bu cümlede “the mesocorticolimbic system” neyi ifade eder?

  1. Beynin dışında bulunan tek bir görünür organ
  2. Ödül, haz ve motivasyonla ilişkili, birbirine bağlı beyin yolları bütünü
  3. Bir bebeği özellikle sevimli gösteren yüz oranları bütünü
Cevabı göster

Ödül, haz ve motivasyonla ilişkili, birbirine bağlı beyin yolları bütünü

These parts of the brain enhance the anticipation of a reward Kalıp ifadeler

1:34

Beynin bu bölümleri ödül beklentisini artırır

Kalıp ifadeler

anticipation of a reward: almadan önce ödülü beklemek

anticipation of a reward ifadesinde anticipation, yakında alınabilecek bir şeyi bekleme ve onu dört gözle bekleme zihinsel durumudur. Ödül henüz alınmış değildir. anticipation of + isim yapısı, neyin beklendiğini belirtir. Burada beynin bir ödül olasılığına tepki verebildiği, dolayısıyla beklentinin kendisinin duygu ve davranışları etkileyebildiği anlatılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The sticker chart builds ____ before the final prize is given.

Cevabı göster

anticipation of a reward

and can lead to a sense of enjoyment, Kalıp ifadeler

1:37

ve haz duygusuna,

Kalıp ifadeler

lead to a sense of enjoyment: olası bir sonucu belirtmek

Lead to + isim öbeği, bir sonuca neden olmak ya da o sonucun oluşmasına katkıda bulunmak demektir. Buradaki sonuç a sense of enjoyment ifadesidir; bu, yoğun bir tepkiden çok daha yumuşak bir biçimde keyif duygusunu anlatır. can kip fiili sonucu kesin değil, olası olarak sunar: bu beyin etkinliği bu duyguyu oluşturabilir. lead to sonrasında sonuç bir isim öbeğiyle belirtilir.

Alıştırma

Hangi cümlede, sonucu adlandıran bir isim öbeğinden önce lead to doğru kullanılmıştır?

  1. Good lighting can lead people a sense of comfort.
  2. Good lighting can lead to feel comfortable.
  3. Good lighting can lead to a sense of comfort.
Cevabı göster

Good lighting can lead to a sense of comfort.

motivation to care for something, Kelime

1:39

bir şeyle ilgilenme isteğine

Kelime

Bakmak ve korumak anlamındaki care for

Bu cümlede care for, birine ya da bir şeye bakmak, onu korumak ve ihtiyaçlarını karşılamak demektir. something sözcüğü, bakım gören şeyi belirtir. motivation to care for something ifadesinin çevresindeki anlam, bir şeyi sevmeye veya kibarca istemeye değil, bakım vermeye işaret eder. Doğru anlamı seçmek için nesneye ve duruma bak.

Alıştırma

"Volunteers care for injured birds every day," cümlesinde care for ne anlama gelir?

  1. Kuşları teslim almak istemek
  2. Kuşların sevimli olduğunu düşünmek
  3. Kuşlara bakmak ve onları korumak
Cevabı göster

Kuşlara bakmak ve onları korumak

and the urge to cuddle or hold an object.

1:40

ve bir nesneyi kucaklama ya da tutma dürtüsüne yol açabilir.

But what about things that aren't so cute? Anlatım akışı

1:43

Peki ya o kadar sevimli olmayan şeyler?

Anlatım akışı

Gözden kaçan bir durumu gündeme getiren But what about ...?

But, önceki düşünceden başka bir yöne geçildiğini gösterir. What about, o düşünceye uymayabilecek bir durumu gündeme getirir; burada soru, dinleyenin o kadar sevimli olmayan şeyleri de düşünmesini ister. But what about ...? birlikte bir tartışma hamlesidir: bir düşüncenin ne kadar geniş bir alanda geçerli olduğunu sınar veya dikkati bir istisnaya çeker. Konuşan kişi hemen eksiksiz bir cevap beklemese bile yeni bir konu açabilir.

Alıştırma

Genel bir iddiadan sonra gözden kaçan bir durumu gündeme getirmek için But what about ...? yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The pool is warm in summer, and winter is a season.
  2. The pool is warm in summer, but what about winter?
  3. The pool is warm in summer because winter is cold.
Cevabı göster

The pool is warm in summer, but what about winter?

In fact,

1:46

Aslında,

some creatures are downright ugly.

1:46

bazı canlılar düpedüz çirkindir.

So what does science have to say about these? Kalıp ifadeler

1:48

Peki bilim bunlar hakkında ne söylüyor?

Kalıp ifadeler

What does X have to say about Y?: bir kaynağın ne sunabileceğini sormak

What does X have to say about Y? kalıbı, X'in Y hakkında hangi bilgi, görüş, kanıt veya sonucu sunabileceğini sorar. Bu cümlede X science, Y ise these sözcüğünün gönderme yaptığı canlılardır; dolayısıyla soru, bilimsel araştırmaların bu canlıları nasıl açıklayabildiğini gündeme getirir. Bu kalıpta soruyu does oluşturur ve have yalın hâlde kalır. have to say, daha geniş olan “söyleyecek bir şeyi olmak” düşüncesinin parçasıdır; X'in konuşmak zorunda olduğu anlamına gelmez. What, X'in sunabileceği içeriği temsil eder.

Alıştırma

Bir podcast sunucusu uyku hakkındaki araştırma bulgularını tanıtmak istiyor. Hedef kalıpla soruyu tamamlayın: What does science ____ about healthy sleep?

Cevabı göster

have to say

Our friends at Earth Unplugged have answered this very question in our collaboration on animals. Kelime

1:50

Earth Unplugged ekibindeki dostlarımız, hayvanlar üzerine yaptığımız ortak çalışmada tam da bu soruyu yanıtladılar.

Kelime

this very question: “tam olarak aynı” anlamındaki very

this very question ifadesinde very, question ismini doğrudan vurgular. “Tam olarak bu soru” veya “az önce sözü edilen aynı soru” anlamına gelir; yüksek derece bildirmez. Konuşmacı, ortak çalışmanın az önce sorulan soruyu tam olarak yanıtladığını vurgular. Bu kullanımda very çoğu zaman the very place, that very moment veya her very words örneklerinde olduğu gibi bir belirleyici ya da iyelik ifadesinden sonra gelir. Tam özdeşliği belirtir veya güçlü vurgu katar.

Alıştırma

Bunun tam olarak aynı soru olduğunu vurgulamak için very kullanın: The report answers ____ we raised yesterday.

Cevabı göster

the very question

So click on the screen or on the link in the description to find out.

1:54

Öğrenmek için ekrana veya açıklamadaki bağlantıya tıklayın.

Huge thanks to the team at Earth Unplugged for providing us with all this footage. Notlar

1:57

Tüm bu görüntüleri bize sağladıkları için Earth Unplugged ekibine çok teşekkür ederiz.

Ton ve niyet

Huge thanks to: güçlü ve samimi bir teşekkür

Huge thanks to, belirli bir kişiye veya gruba sıcak ve coşkulu biçimde teşekkür etmenin bir yoludur ve özellikle herkese açık teşekkürlerde kullanılır. Huge minnettarlığın derecesini artırır; thanks sözcüğünün fiziksel olarak büyük olduğunu anlatmaz. Kişi veya grup to sözcüğünden sonra gelir. Nedeni belirtmek için for + isim veya -ing biçimi eklenebilir; for providing... bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Sıcak ve coşkulu teşekkür kalıbını tamamlayın: “Huge ____ our volunteers for staying late.”

Cevabı göster

thanks to

Kalıp ifadeler

provide someone with something: önce alıcı, sonra sağlanan şey

provide someone with something kalıbında, bir şeyi alan kişi veya grup provide sözcüğünün hemen ardından gelir. With, sağlanan nesneyi, bilgiyi veya hizmeti tanıtır. Bu cümlede us alıcıdır, all this footage ise sağlanan materyaldir. Sıralama şöyledir: provide + alıcı + with + sağlanan şey. Fiilin biçimi cümleye uyacak şekilde değişebilir; burada providing, for sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

provide someone with something kalıbını tamamlayın: “The coach provided each player ____ a water bottle.”

Cevabı göster

with

Go watch their video and follow them for even more amazing content.

2:01

Daha da harika içerikler için videolarını izleyin ve onları takip edin.

And subscribe to AsapScience for more weekly science videos.

2:04

Her hafta daha fazla bilim videosu için AsapScience kanalına abone olun.