Antik Mısırlı bir doktorun hayatında bir gün - Elizabeth Cox: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
654 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Antik Memphis’te yaşayan hekim Peseshet’in yaraları tedavi ettiği, tıp ile dinî uygulamaları birlikte kullandığı ve Yaşam Evi’nde ders verdiği bir günü izleyin. Hikâye, eğitimdeki eşitsizliği ve Nil’in yıllık taşkını yaklaşırken onun kabullenmek zorunda kaldığı tıbbi sınırları da ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. sweltering morning — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: sweltering sözcüğünün yalnızca sıcaklığı değil, bunaltıcı ve dayanılması güç bir havayı anlattığını kavrayın. Bu doğal birlikteliği kullanarak öykünün fiziksel atmosferini very hot demekten daha canlı biçimde kurabilirsiniz. 2. has read / but never seen — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İkinci bölümde has yardımcı fiilinin ilk bölümden ortak kullanıldığını ve tekrar edilmediğini fark edin. Böylece metinlerden edinilen bilgi ile doğrudan yaşanmamış bir deneyim arasındaki present perfect karşıtlığını kısa ve doğal biçimde anlayıp kurabilirsiniz. 3. a whole new crop of patients. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: crop sözcüğünü gerçek bir tarım ürünü değil, yeni bir insan grubu olarak yorumlayın. Sondaki mecazın Nil taşkını ve gelecek hasat ile sürekli ortaya çıkacak yeni hasta grubunu nasıl birbirine bağladığını anlayın.

Bu derste

It's another sweltering morning in Memphis, Egypt. Notlar

0:07

Mısır'ın Memphis kentinde yine bunaltıcı bir sabah.

Kelime

sweltering morning: bunaltıcı derecede sıcak bir sabah

sweltering morning ifadesinde sweltering, morning sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Yalnızca ılık değil, insanı rahatsız edecek kadar aşırı sıcak anlamına gelir. Bir betimlemenin başında kullanıldığında ağır ve bunaltıcı hava hissini hemen oluşturur. Katlanılması zor sıcak günler veya öğleden sonralar için aynı yapıyla a sweltering day ya da a sweltering afternoon denebilir.

Alıştırma

Rahatsız edecek kadar sıcak bir sabahı en iyi hangi cümle anlatır?

  1. It was a chilly morning.
  2. It was a warm morning.
  3. It was a sweltering morning.
Cevabı göster

It was a sweltering morning.

Kültür

Memphis, Egypt: antik Mısır kenti Memphis

Buradaki Memphis, Egypt, antik Mısır'ın önemli kentlerinden Memphis'i belirtir. Egypt, hangi Memphis'in kastedildiğini gösteren coğrafi niteleyicidir; cümle Amerika Birleşik Devletleri'nin Tennessee eyaletindeki Memphis'ten söz etmez. Tanıdık bir yer adından sonra ülke, eyalet veya bölge adı geliyorsa ortamı belirlemeden önce bu ek bilgiyi kullanarak tam olarak hangi yerin kastedildiğini bulun.

Alıştırma

Bu cümlede Memphis hangi yeri ifade ediyor?

  1. Mısır'daki antik bir kent
  2. Amerika Birleşik Devletleri'nin Tennessee eyaletindeki modern bir kent
  3. Mısır ülkesinin kendisi
Cevabı göster

Mısır'daki antik bir kent

As the sunlight brightens the Nile, Dilbilgisi

0:10

Güneş ışığı Nil'i aydınlatırken,

Peseshet checks her supplies.

0:12

Peseshet malzemelerini kontrol ediyor.

Dilbilgisi

As: aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi kurmak

As, ana eylemle yaklaşık aynı zamanda gerçekleşen bir arka plan olayını başlatır. Peseshet malzemelerini kontrol ederken güneş ışığı Nil'i aydınlatır. As yan cümlesini başa koymak, okuyucunun ana eylemi öğrenmeden önce ortamı gözünde canlandırmasını sağlar. Bu zaman kullanımı iki olayı gelişmekte olan tek bir sahnenin parçaları olarak birbirine bağlar.

Alıştırma

Bu cümlede As nasıl bir ilişki gösteriyor? As the sunlight brightens the Nile, Peseshet checks her supplies.

  1. Güneş ışığı, Peseshet'in malzemelerini kontrol etmesinin nedenidir.
  2. Güneş ışığının Nil'i aydınlatması, malzeme kontrolüyle yaklaşık aynı zamanda gerçekleşen bir arka plan eylemidir.
  3. Peseshet, güneş ışığının Nil'i aydınlatmayı bitirmesini bekler.
Cevabı göster

Güneş ışığının Nil'i aydınlatması, malzeme kontrolüyle yaklaşık aynı zamanda gerçekleşen bir arka plan eylemidir.

Honey, garlic, cumin, acacia leaves, cedar oil.

0:14

Bal, sarımsak, kimyon, akasya yaprakları, sedir yağı.

She's well stocked with the essentials she needs to treat her patients. Kalıp ifadeler

0:19

Hastalarını tedavi etmek için ihtiyaç duyduğu temel malzemelerle iyi donanmış durumda.

Kalıp ifadeler

well stocked with: yeterli miktarda malzeme bulundurmak

be well stocked with + isim kalıbı, bir şeyden kullanıma hazır ve yeterli miktarda bulundurmak anlamına gelir. Altyazıdaki She's well stocked with the essentials ifadesi, Peseshet'in gerekli tıbbi malzemelere sahip olduğunu anlatır. Well, stocked sözcüğünü güçlendirir: Yalnızca birkaç malzeme bulunduğunu değil, miktarın yeterli ve hazırlığın kapsamlı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Öğrenilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school clinic is ____ bandages and gloves.

Cevabı göster

well stocked with

Peseshet is a swnw, or a doctor. Kültür

0:23

Peseshet bir swnw, yani bir doktor.

Kültür

swnw, or a doctor: açıklayıcı or

swnw, or a doctor ifadesinde or, açıklayıcı bir yeniden ifadeyi başlatır. Swnw, Antik Mısır’a ait bir unvanın çevriyazımıdır; a doctor ise bunu günümüzde bilinen bir terimle açıklar. Burada X, or Y, “X, başka bir deyişle Y” anlamına gelir. İki tanım da aynı mesleği belirtir; cümle iki seçenek sunmaz.

Alıştırma

“Peseshet is a swnw, or a doctor” cümlesinde or ne yapıyor?

  1. swnw sözcüğünü bilinen sözlerle yeniden ifade eder.
  2. İki tanımın birbiriyle çeliştiğini gösterir.
  3. İki meslek arasında seçim sunar.
Cevabı göster

swnw sözcüğünü bilinen sözlerle yeniden ifade eder.

In order to become one, Dilbilgisi

0:25

Doktor olabilmek için,

Dilbilgisi

In order to + fiilin yalın hâli: amaç bildirme

In order to, bir eylemin amacını belirtir ve ardından fiilin yalın hâli gelir; in order to become buna bir örnektir. Bu parçada amaç doktor olmaktır ve one, önceki cümledeki a doctor ifadesine gönderme yapar. In order to ifadesini “amacıyla” anlamına gelen tek bir amaç kalıbı olarak okuyun. Buradaki order, “emir” veya “sıra” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: Leo set an alarm ____ wake up on time.

Cevabı göster

in order to

she had to train as a scribe and study the medical papyri stored at the Per Ankh, Notlar

0:27

bir katip olarak eğitim alması ve Per Ankh'ta saklanan tıbbi papirüsleri incelemesi gerekiyordu,

Kalıp ifadeler

train as a scribe: train as + meslek veya rol kalıbı

train as a scribe ifadesinde as, kişinin üstlenmek için hazırlandığı rolü belirtir. İfade, kâtip olmak veya kâtip olarak çalışmak için eğitim alması gerektiği anlamına gelir; kâtibe benzer bir şekilde çalıştığı anlamına gelmez. Antik dünyada scribe, yazı yazmak ve metinleri kopyalamak üzere eğitimli bir uzmandı. Başka durumlara aktarılabilen train as + meslek veya rol kalıbı, kişinin hangi meslek ya da kimlik için eğitim aldığını belirtir.

Alıştırma

Eğitim alınan hedef rolü gösteren edatı yazın: Nina is training ____ a pilot.

Cevabı göster

as

Kelime

the medical papyri: papyrus sözcüğünün çoğulu papyri

Papyri sözcüğü, papyrus sözcüğünün çoğul biçimlerinden biridir. the medical papyri ifadesinde, papirüsten yapılmış ve tıbbi bilgiler içeren birden fazla antik belgeyi belirtir. Bu çoğul biçim, normal bir -s eklemek yerine sözcüğün sonunu değiştirir. Çoğul olarak anlaşılmalıdır: bir tane için papyrus, iki veya daha fazlası için papyri. Bu tarihî bağlamda papyrus, antik bir yazı malzemesini veya ondan yapılmış bir belgeyi ifade eder; sıradan modern kâğıt anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi papyrus sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: The archive preserves several ancient ____ containing medical texts.

Cevabı göster

papyri

the House of Life.

0:32

yani Hayat Evi'nde.

Kültür

the Per Ankh, the House of Life: aynı kurumun iki adı

Per Ankh, öğrenme ve yazılı metinleri korumayla ilişkili bir Antik Mısır kurumunun adıdır. House of Life bunun İngilizce çevirisidir; bu yüzden iki ad da aynı kurumu gösterir. Virgülden sonraki ikinci ad, ilk adı açıklayan ek bir ifadedir. House of Life'ı sıradan bir ev ya da ikinci bir bina olarak anlamayın.

Alıştırma

Bu cümlede the House of Life ne işe yarıyor?

  1. Per Ankh'ın yanındaki ikinci binanın adını belirtir.
  2. Per Ankh'ın İngilizce çevirisini verir.
  3. Özel bir evin adını belirtir.
Cevabı göster

Per Ankh'ın İngilizce çevirisini verir.

Now, she teaches her own students there.

0:34

Şimdi, orada kendi öğrencilerine eğitim veriyor.

Before teaching, Peseshet has a patient to see. Dilbilgisi

0:37

Eğitimden önce, Peseshet'in görmesi gereken bir hastası var.

Dilbilgisi

has a patient to see: have + isim + to-infinitive

Has a patient to see, have + isim + to-infinitive yapısını kullanır. To see, patient sözcüğünü niteler: Peseshet'in görmesi gereken bir hastası vardır. Bu yapı, ismi bekleyen bir görevin veya planlanmış bir işin parçası olarak sunar. Tıbbi bağlamda see a patient, hastayla bir sağlık uzmanı olarak görüşüp onu muayene etmek, yönlendirmek veya tedavi etmek anlamına gelir; buradaki to see, görmek için anlamında bir amaç ifadesi değildir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili ve have + isim + to-infinitive yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I have a report ____ before noon. (finish)

Cevabı göster

to finish

One of the workers at the temple construction site has injured his arm. Kalıp ifadeler

0:40

Tapınak inşaat alanındaki işçilerden biri kolunu yaralamış.

Kalıp ifadeler

the temple construction site: ana ismi bulmak

the temple construction site isim grubunda ana isim site'tır. İfadenin tamamı tek bir yeri, yani bir inşaat sahasını belirtir. Construction bunun ne tür bir site olduğunu, temple ise neyin inşa edildiğini gösterir. Benzer isim dizilerini anlamak için sağdan başlayın: önce site, sonra construction site ve son olarak temple construction site.

Alıştırma

the school construction site ifadesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Herhangi bir inşaat sahasının yanında bulunan bir okul
  2. Bir okul, bir inşaat projesi ve ayrı bir saha
  3. Bir okulun inşa edildiği saha
Cevabı göster

Bir okulun inşa edildiği saha

When Peseshet arrives, the laborer's arm is clearly broken,

0:44

Peseshet vardığında, işçinin kolu açıkça kırılmış,

and worse, the fracture is a sed with multiple bone fragments. Notlar

0:48

ve daha da kötüsü, kırık birden fazla kemik parçasının olduğu parçalı bir kırık.

Anlatım akışı

and worse: daha ciddi bir kötü haberi belirtmek

And worse bir söylem belirtecidir: Dinleyiciye sıradaki haberin az önce verilen haberden daha ciddi olduğunu bildirir. Burada kolun kırılmış olması zaten kötü bir durumdur; birden fazla kemik parçası bulunması yaralanmayı daha ciddi hâle getirir. Worse, belirli bir ismi doğrudan nitelemek yerine arkasından gelen düşüncenin tamamını değerlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede and worse daha ciddi bir olumsuz gelişmeyi tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. The roof is leaking, and worse, the garden looks beautiful.
  2. The roof is leaking, and worse, the ceiling may collapse.
  3. The roof is leaking, and worse, the repair is already complete.
Cevabı göster

The roof is leaking, and worse, the ceiling may collapse.

Kültür

sed: eski Mısır tıbbında bir kırık türü

Burada sed, bir kırık türü için eski Mısır tıbbında kullanılan tarihî bir sınıflandırmadır. with multiple bone fragments ifadesi, bu cümlede gereken ipucunu verir: kırık ciddidir ve birden fazla kemik parçası içerir. sed burada modern İngilizcedeki sıradan bir sözcük olarak kullanılmıyor. Tarihî bir metin bilinmeyen bir terimi tanıtıp ardından açıklıyorsa, terimin anlamını bulmak için bu açıklamadan yararlanın.

Alıştırma

Bu cümlede sed büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?

  1. Eski Mısır tıbbında ciddi bir kırığı belirten bir sınıflandırma
  2. Bir ağrı kesicinin modern kısaltması
  3. Kırık bir kemiği onarmak anlamına gelen bir fiil
Cevabı göster

Eski Mısır tıbbında ciddi bir kırığı belirten bir sınıflandırma

Peseshet binds and immobilizes the injury. Kelime

0:53

Peseshet yarayı sarıyor ve sabitliyor.

Kelime

binds and immobilizes: yaralı bölgeyi sarar ve hareketsiz tutar

binds and immobilizes birbiriyle bağlantılı iki tıbbi işlemi anlatır. binds, yaralı bölgeyi bandaj gibi bir malzemeyle sarmak veya sabitlemek; immobilizes ise o bölgenin hareket etmesini önlemek demektir. Bu bağlamda injury nesnesi, vücudun yaralanan bölümünü ifade eder. Bu ifade, kişinin tümüyle hareket edemez hâle getirildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle binds and immobilizes the injury ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Yaralı bölgeye bakar ancak tedavi etmez.
  2. Yaralı bölgeyi sarar veya sabitler ve hareket etmesini önler.
  3. Test etmek için yaralı bölgeyi tekrar tekrar hareket ettirir.
Cevabı göster

Yaralı bölgeyi sarar veya sabitler ve hareket etmesini önler.

Her next stop is the House of Life. Kalıp ifadeler

0:56

Bir sonraki durağı Hayat Evi.

Kalıp ifadeler

Her next stop: sıradaki hedef veya aşama

Her next stop ifadesindeki stop, durma eylemini değil, onun sırada ulaşacağı yeri veya aşamayı belirten bir isimdir. someone's next stop is + yer yapısı, birinin daha sonra nereye gideceğini anlatır. Bu ifade ayrıca dikkati bir sonraki hedefe veya aşamaya taşıyarak hikâyeyi düzenler.

Alıştırma

“Her next stop is the House of Life.” cümlesindeki “Her next stop” ne anlama gelir?

  1. Tüm işlerinin sona erdiği nokta
  2. Hareket etmeyi bıraktığı an
  3. Gitmeyi planladığı bir sonraki yer
Cevabı göster

Gitmeyi planladığı bir sonraki yer

On her way, a woman intercepts Peseshet in the street. Kalıp ifadeler

0:59

Yolda, bir kadın Peseshet'in yolunu sokakta kesiyor.

Kalıp ifadeler

On her way: yolculuğu sırasında

On her way, “bir hedefe doğru giderken” anlamına gelir. Hedef önceki bağlamdan zaten anlaşılır olduğu için ifade to + yer olmadan tek başına kullanılabilir. Cümlenin başında ana olayın zaman ve yolculuk ortamını kurar: kadın, yolculuk sırasında onun önünü keser. Burada way bir yöntemi değil, yolu veya yolculuğu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi konuşan kişiye uygun on one's way biçimiyle tamamlayın: ____ to the library, I bought some water.

Cevabı göster

On my way

The woman's son has been stung by a scorpion. Dilbilgisi

1:03

Kadının oğlunu akrep sokmuş.

Dilbilgisi

has been stung by: present perfect edilgen yapı

Has been stung by, present perfect zamanının edilgen yapısıdır: has been + past participle. Oğul eylemden etkilenen kişidir ve bu yapı sokulma olayının gerçekleştiğini, sonucunun da şu an önemli olduğunu gösterir. By a scorpion, yaralanmaya neyin sebep olduğunu belirtir. Bu yapı dikkati yaralanan kişiye ve sonuca verir; kaynak önemli olduğunda by öbeğiyle onu da açıklar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi sting fiilinin present perfect edilgen biçimi ve by sözcüğüyle tamamlayın: Ava ____ a bee, and her arm is swelling.

Cevabı göster

has been stung by

Peseshet has seen many similar stings and knows exactly what to do. Dilbilgisi

1:06

Peseshet buna benzer birçok sokma vakası görmüş ve ne yapacağını tam olarak biliyor.

Dilbilgisi

knows exactly what to do: soru sözcüğü + to-infinitive yan cümlesi

Knows exactly what to do ifadesinde what to do, soru sözcüğü + to-infinitive yapısında bir yan cümledir. Yan cümlenin tamamı knows fiilinin nesnesidir ve gereken eylemi ifade eder; doğrudan soru değildir. Exactly, knows fiilini güçlendirir. Peseshet'in doğru sonraki adımdan tamamen emin olduğunu gösterir. Aynı kısa yapı know where to go ve decide which one to choose ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

İngilizce cümleyi doğru eylemi ifade eden what + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: I've practiced the safety drill, so I know exactly ____.

Cevabı göster

what to do

She must say an incantation to cast the poison out. Notlar

1:10

Zehri atmak için bir büyü okumalı.

Kültür

incantation: bir ritüelde söylenen büyülü sözler

Incantation, büyülü veya dinî bir ritüelin parçası olarak söylenen ya da ezgiyle okunan sözler bütünüdür. Sıradan bir tavsiye veya açıklama değildir. Bu eski tedavi bağlamında incantation söylemek tedavinin bir parçası kabul edilir. Sözcük, ritüel inanç ile tıbbi uygulamanın birlikte kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Örnek cümlede incantation neyi ifade ediyor?

  1. büyü olarak söylenen törensel bir söz dizisi
  2. sıradan bir tıbbi tavsiye
  3. yazılı bir ödeme kaydı
Cevabı göster

büyü olarak söylenen törensel bir söz dizisi

Öbek fiiller

cast the poison out: ayrılabilen cast out öbek fiili

cast the poison out ifadesinde cast out, kovmak ya da dışarı çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesne olan the poison, cast ile out arasına yerleştirilir. Burada zehrin bir ritüelle uzaklaştırılmasını anlatır; zehri fiziksel olarak fırlatmak anlamına gelmez. Nesne bir isimse cast the poison out ve cast out the poison biçimlerinin ikisi de kullanılabilir. Nesne bir zamirse araya gelir: cast it out denir, cast out it denmez.

Alıştırma

cast ... out kullanarak cümleyi tamamlayın: The ritual was meant to ____ the evil spirit ____.

Cevabı göster

cast · out

She begins to recite the spell,

1:14

Büyüyü okumaya başlıyor,

invoking Serqet, patron of physicians and goddess of venomous creatures. Kültür

1:16

hekimlerin koruyucusu ve zehirli yaratıkların tanrıçası Serqet'e yakarıyor.

Kültür

Serqet, hekimlerin koruyucusu ve zehirli canlıların tanrıçası

Virgülden sonraki açıklama Serqet'in görevlerini belirtir: Hekimleri korur ve zehirli canlılarla ilişkili bir tanrıçadır. Dil bilgisi bakımından bu söz grubu, aynı kişi hakkında ek bilgi verir. Bu arka plan, zehir tedavi edilirken neden Serqet'e yakarıldığını açıklar. Buradaki İngilizce patron sözcüğü, ücret ödeyen bir müşteri değil, koruyucu veya yol gösterici bir figür, özellikle de ilahi bir koruyucu anlamına gelir.

Alıştırma

Serqet'ten sonraki açıklama öncelikle neyi anlamamıza yardımcı olur?

  1. Hekimler bir tür zehirli canlıdır.
  2. Serqet hekimlerle ve zehirli canlılarla bağlantılıdır; bu yüzden zehir tedavisinde ona yakarmak duruma uygundur.
  3. Serqet, hekimlere ödeme yapan bir müşteridir.
Cevabı göster

Serqet hekimlerle ve zehirli canlılarla bağlantılıdır; bu yüzden zehir tedavisinde ona yakarmak duruma uygundur.

Peseshet recites the spell as if she is Serqet. Dilbilgisi

1:21

Peseshet büyüyü sanki Serqet'in kendisiymiş gibi okuyor.

Dilbilgisi

as if she is Serqet: hayalî bir role bürünmek

Burada as if hayal edilen bir kimliği anlatır. Peseshet büyüyü, Serqet'in rolüne girmiş biri gibi okur; cümle onun gerçekten Serqet olduğunu söylemez. as if + cümle yapısı, “öyleymiş gibi görünen bir biçimde” anlamına gelir. Bir görünüşü, taklidi ya da birinin canlandırdığı rolü anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Maya gave directions ____ she knew the city well.

Cevabı göster

as if

This commanding approach has the greatest chance at success. Kalıp ifadeler

1:25

Bu emredici yaklaşım başarı şansını en yüksek düzeye çıkarıyor.

Kalıp ifadeler

the greatest chance at success: en yüksek başarı olasılığı

Bu cümlede has the greatest chance at success, “diğer yaklaşımlara göre başarıya ulaşma olasılığı daha yüksek” demektir. En üstünlük derecesindeki greatest, diğer seçenekler cümlede belirtilmese bile bir karşılaştırma yapıldığını gösterir. chance at success ifadesinde at bir konumu değil, hedeflenen sonuç olan success’i gösterir. Bu kalıp, hangi planın, yöntemin veya tedavinin işe yarama olasılığının en yüksek olduğunu değerlendirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yöntemin işe yarama olasılığının en yüksek olduğunu belirtmek için hedef ifadeyi doğal biçimde kullanır?

  1. This method has the greatest chance to success.
  2. This method has the greatest chance at success.
  3. This method has the greatest chance in success.
Cevabı göster

This method has the greatest chance at success.

After she utters the last line,

1:29

Son dizeyi okuduktan sonra,

she tries to cut the poison out with a knife for good measure. Notlar

1:31

ne olur ne olmaz diye zehri bir bıçakla kesip çıkarmaya çalışıyor.

Öbek fiiller

cut the poison out: cut + nesne + out

Cut the poison out, ayrılabilen cut out öbek fiilini içerir ve burada “zehri keserek çıkarmak” anlamına gelir. the poison nesnesi cut ile out arasına gelir; dolayısıyla yapı cut + nesne + out şeklindedir. out parçacığı çıkarma sonucunu ifadeye ekler. Nesne bir zamir olduğunda ortada yer almalıdır: cut it out denir, cut out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi cut out ile tamamlayın. it zamirini doğru konuma yerleştirin: That rotten spot will spoil the apple, so cut ____ now.

Cevabı göster

it out

Deyimler

for good measure: daha emin olmak için ek bir adım

For good measure, “başarı olasılığını artırmak veya daha emin olmak için ek bir adım olarak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede bıçağı kullanmak, başka bir çözüm denemesinden sonra eklenir; bu nedenle ana eylem değil, fazladan yapılan bir eylem olarak sunulur. İfadenin tamamını tek bir bütün olarak anlayın. Burada measure bir boyutu ölçmek anlamına gelmez; ifade, birinin neden bir eylem veya nesne daha eklediğini açıklar.

Alıştırma

“Daha emin olmak için ek bir adım olarak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We brought one more flashlight ____.

Cevabı göster

for good measure

Peseshet packs up to leave, but the woman has another question. Öbek fiiller

1:35

Peseshet ayrılmak için toparlanıyor ama kadının bir sorusu daha var.

Öbek fiiller

pack up: gitmeden önce eşyaları toplamak

Pack up, eşyaları toplayıp kaldırmak anlamına gelen bir öbek fiildir; bu genellikle bir etkinliğin bittiğini ve gitmeye hazırlanıldığını anlatır. Bu cümlede packs, üçüncü tekil kişi olan Peseshet öznesiyle uyumlu biçimdedir; up ise fiilin parçacığıdır. Burada up yukarı doğru hareketi anlatmaz. Ardından gelen to leave mastar yapısı amacı belirtir: Gidebilmek için eşyalarını toplar.

Alıştırma

Cümleyi pack up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the workshop ended, we ____ and went home.

Cevabı göster

packed up

She wants to find out if she's pregnant. Dilbilgisi

1:39

Hamile olup olmadığını öğrenmek istiyor.

Dilbilgisi

find out if + yan cümle

find out if + yan cümle yapısında find out “bir bilgiyi öğrenmek veya doğrulamak”, if ise evet-hayır sorusunu başlatmak anlamındadır. Burada doğrulanmak istenen bilgi onun hamile olup olmadığıdır. Buradaki if, koşul bildiren “eğer” değil, “olup olmadığını” anlamındadır. Soru sorma, kontrol etme ya da araştırma sonucunda bir belirsizliği giderirken bu yapı kullanılır.

Alıştırma

find, out ve if sözcüklerini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: We need to ____ the library is open tomorrow.

Cevabı göster

find out if

Peseshet explains her fail-safe pregnancy test. Kelime

1:42

Peseshet ona kesin sonuç veren hamilelik testini açıklıyor.

Kelime

fail-safe pregnancy test: son derece güvenilir olarak sunulan gebelik testi

Fail-safe, pregnancy test ifadesini niteleyen, kısa çizgiyle yazılan bir sıfattır. Bu cümlede testi güvenilir ve başarısız olma olasılığı düşük bir yöntem olarak sunar. Bu niteleme, yöntemin nasıl tanıtıldığını gösterir; tek başına bu eski testin modern tıp standartlarını karşıladığını kanıtlamaz. Teknik bağlamlarda fail-safe, bir sorun çıktığında güvenli duruma geçen tasarımı daha kesin biçimde ifade eder.

Alıştırma

Cümlede fail-safe pregnancy test ifadesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Son derece güvenilir olarak sunulan bir gebelik testi
  2. Yalnızca başarısız olduktan sonra güvenli olan bir gebelik testi
  3. Bir başarısızlığın nedenini bulmak için kullanılan test
Cevabı göster

Son derece güvenilir olarak sunulan bir gebelik testi

Plant two seeds, Anlatım akışı

1:46

İki tohum ek,

one barley, one emmer, Kültür

1:48

biri arpa, diğeri kaplıca buğdayı,

Kültür

one barley, one emmer: iki tahıl türü

Bu ifade kısaltılmış bir listedir: one barley bir arpa tohumu, one emmer ise bir emmer buğdayı tohumu demektir. Arpa ve emmer, iki farklı tahıldır. Emmer, antik dünyada yaygın olarak yetiştirilen eski bir buğday türüdür. Bunun bir kişi adı veya marka değil, bir ürün adı olduğunu bilmek işlemi anlamak için gereken arka planı sağlar.

Alıştırma

Bu talimatta one barley, one emmer ne anlama gelir?

  1. İki tıbbi alet
  2. Barley ve Emmer adlı iki kişi
  3. Bir arpa tohumu ve bir emmer buğdayı tohumu
Cevabı göster

Bir arpa tohumu ve bir emmer buğdayı tohumu

then urinate on the seeds every day.

1:50

sonra her gün tohumların üzerine idrarını yap.

Anlatım akışı

Plant ... then urinate ...: işlem adımlarını sıraya koyma

Plant ve urinate, emir cümlesinde kullanılan fiillerin yalın hâlleridir. Özne olan you söylenmez; bu nedenle cümle, daha önce gerçekleşmiş olayları anlatmak yerine yapılacakları bildirir. Then, urinate on the seeds every day eyleminin tohumları ektikten sonra yapılacağını gösterir. Bu emir + then kalıbı yemek tariflerinde, deneylerde ve kullanım talimatlarında işlemleri sıraya koyar.

Alıştırma

Hangi cümle, adımları sırayla vermek için yalın fiillerle kurulan emirleri ve then sözcüğünü kullanır?

  1. Does the green button make the light flash?
  2. Press the green button, then wait for the light to flash.
  3. The green button was pressed after the light flashed.
Cevabı göster

Press the green button, then wait for the light to flash.

If the plants grow, she's pregnant. Dilbilgisi

1:52

Eğer bitkiler büyürse, hamile demektir.

Dilbilgisi

If + koşul, sonuç

If, the plants grow koşul yan cümlesini başlatır. Ana cümle she's pregnant, bu koşul gerçekleşirse varılan sonucu verir. Cümle bir kuralı veya test ölçütünü bildirir; soru değildir. Aktarılabilir kalıp If + koşul, sonuç biçimindedir. Sonucun geçerli olması koşulun gerçekleşmesine bağlı olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Kuralı vurgulanan koşul sözcüğüyle tamamlayın: ____ the alarm rings, leave the building.

Cevabı göster

If

A barley seedling predicts a baby boy,

1:54

Bir arpa filizi erkek bebeği öngörürken,

while emmer foretells a girl. Dilbilgisi

1:57

kaplıca buğdayı bir kız bebeği müjdeler.

Dilbilgisi

İki olguyu karşılaştıran while

Burada while, whereas yani ‘oysa’ anlamına gelir ve iki paralel ifadeyi bağlar: arpa erkek bebeği, emmer buğdayı ise kız bebeği öngörür. Bir karşıtlık kurar; iki tahminin aynı anda gerçekleştiğini söylemez. Bu kalıbı bilgiyi şöyle düzenlemek için kullanabilirsiniz: A’nın bir özelliği veya sonucu vardır, while B’ninki farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnekteki gibi iki bilgiyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. Mia enjoys cities, while her brother prefers the countryside.
  2. Mia listened while her brother read aloud.
  3. While the task was difficult, Mia finished it.
Cevabı göster

Mia enjoys cities, while her brother prefers the countryside.

Peseshet also recommends a prayer to Hathor, goddess of fertility. Kültür

1:59

Peseshet ayrıca bereket tanrıçası Hathor'a dua etmesini de öneriyor.

Kültür

Hathor, goddess of fertility: addan sonra gelen arka plan bilgisi

goddess of fertility ad öbeği açıklayıcı bir eşlemedir: Hathor'u başka bir ifadeyle tanıtır ve ondan neden söz edildiğini anlamak için gereken arka planı verir. Burada fertility, çocuk sahibi olma veya üreme yetisi demektir; sıradan bir meslek unvanı değildir. Hathor doğurganlıkla ilişkilendirildiği için ona dua etmek hamilelikle ilgili bir duruma uygundur. Daha genel olarak, bir addan sonra gelen ad öbeği o kişinin veya figürün güncel konuyla nasıl bağlantılı olduğunu açıklayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede goddess of fertility esas olarak neyi açıklıyor?

  1. Peseshet'in doğurganlık tanrıçası olduğunu söyler.
  2. Hathor'u sıradan bir sağlık çalışanı olarak tanıtır.
  3. Hathor'un hamilelikle ilgili bir duayla neden bağlantılı olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Hathor'un hamilelikle ilgili bir duayla neden bağlantılı olduğunu açıklar.

When Peseshet finally arrives at the House of Life,

2:04

Peseshet sonunda Hayat Evi'ne vardığında,

she runs into the doctor priest Isesi. Öbek fiiller

2:07

rahip doktor Isesi ile karşılaşıyor.

Öbek fiiller

runs into: biriyle tesadüfen karşılaşmak

Bu cümlede runs into, “tesadüfen karşılaşır” anlamına gelir. Peseshet vardıktan sonra Isesi ile beklenmedik şekilde karşılaşır; ona fiziksel olarak çarpmaz. run into + kişi yapısı, konuşmalarda ve anlatılarda planlanmamış bir karşılaşmayı belirtmek için sıkça kullanılır. Biçimleri normal şekilde değişir: run into, runs into ve ran into.

Alıştırma

“Tesadüfen karşılaşmak” anlamını verecek şekilde cümleyi run into ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Yesterday I ____ my old teacher at the station.

Cevabı göster

ran into

She greets Isesi politely, but she thinks priests are very full of themselves. Deyimler

2:10

Isesi'yi kibarca selamlıyor ama rahiplerin çok kibirli olduğunu düşünüyor.

Deyimler

full of themselves: kişinin kendini aşırı önemsemesini eleştirmek

Full of themselves, insanların kendi önemleri veya yetenekleri hakkında aşırı yüksek bir düşünceye sahip olduğunu anlatan bir deyimdir. Olumsuz bir değerlendirmedir; sözcüklerin düz anlamıyla yorumlanmaz. Burada themselves, çoğul isim priests ile uyumludur. Tek bir kişi için full of himself, full of herself veya full of yourself kullanılır. Kibar selamlama ile kadının düşüncesi arasındaki karşıtlık, bunun onun içinden yaptığı bir eleştiri olduğunu gösterir.

Alıştırma

Deyimin doğru biçimiyle eleştiriyi tamamlayın: Maya acts as if she is better than everyone else. She is so ____.

Cevabı göster

full of herself

She doesn't envy Isesi's role as neru Pehut, Kültür

2:14

Isesi'nin neru Pehut rolüne imrenmiyor,

which directly translates to herdsman of the anus to the royal family,

2:17

bu doğrudan kraliyet ailesinin anüs çobanı olarak çevriliyor,

or guardian of the royal anus.

2:22

veya kraliyet anüsü muhafızı.

Kültür

neru Pehut: eski Mısır'da kraliyet bakımıyla ilgili bir unvan

Neru Pehut, başka bir yazı sistemine aktarılmış eski bir Mısır görev unvanıdır; bir kişinin adı değildir. Role as ifadesi bunun bir görev olduğunu gösterir, ardından gelen which yan cümlesi de sözcüğü sözcüğüne çevirisini verir. Herdsman of the anus ve guardian of the royal anus şeklindeki alışılmadık çeviriler, kraliyet ailesinin bedensel ya da tıbbi bakımıyla bağlantılı uzmanlaşmış bir göreve işaret eder. Bilinmeyen tarihî bir terimin ardından çeviri veya açıklama geliyorsa terimin yazımından tahmin yürütmek yerine ikisini birlikte okuyun.

Alıştırma

Cümlede neru Pehut neyi ifade ediyor?

  1. Isesi'nin soyadı
  2. Kraliyet ailesinin tıbbi bakımıyla bağlantılı eski bir Mısır unvanı
  3. Kraliyet sarayındaki bir oda
Cevabı göster

Kraliyet ailesinin tıbbi bakımıyla bağlantılı eski bir Mısır unvanı

Inside,

2:25

İçeride,

the House of Life is bustling as usual with scribes, priests, doctors, and students. Kalıp ifadeler

2:26

Hayat Evi katipler, rahipler, doktorlar ve öğrencilerle her zamanki gibi hareketli.

Kalıp ifadeler

is bustling as usual: her zamanki gibi hareketli bir yer

Bu cümlede is bustling, Hayat Evi’ni insan, hareket ve etkinlikle dolu bir yer olarak betimler. Tek bir kişinin yaptığı eylemi değil, yerin genel durumunu anlatır. as usual, bu hareketli ortamın yalnızca bugüne özgü bir değişiklik değil, oranın normal durumu olduğunu gösterir. be bustling kalıbı pazar, istasyon, ofis veya okul gibi yerleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümledeki is bustling as usual ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Bir kişi her zamankinden daha fazla koşturuyordur.
  2. Yer, normalde olduğu gibi hareketli ve etkinlik doludur.
  3. Yer bugün alışılmadık derecede sessizdir.
Cevabı göster

Yer, normalde olduğu gibi hareketli ve etkinlik doludur.

Papyri containing all kinds of records,

2:32

Her türlü kaydı içeren papirüsler,

not just medical information, are stored here. Anlatım akışı

2:34

sadece tıbbi bilgiler değil, burada saklanıyor.

Anlatım akışı

not just: kapsamı tek bir öğenin ötesine genişletmek

not just, gereğinden dar bir beklentiyi düzeltir. medical information hâlâ kapsama dahildir, ancak orada saklanan tek kayıt türü değildir. Daha geniş kategori olan all kinds of records cümlenin önceki bölümünde yer alır. Bu, cümle veya yakın bağlam daha geniş kapsamı zaten verdiğinde not just ifadesinden sonra but also gelmesinin zorunlu olmadığını gösterir.

Alıştırma

not just medical information okuyucuya ne anlatır?

  1. Yalnızca tıbbi bilgiler dahildir.
  2. Tıbbi bilgiler dahildir, fakat başka kayıt türleri de vardır.
  3. Tıbbi bilgiler hiçbir şekilde dahil değildir.
Cevabı göster

Tıbbi bilgiler dahildir, fakat başka kayıt türleri de vardır.

Peseshet's son, Akhethetep,

2:37

Peseshet'in oğlu Akhethetep,

is hard at work copying documents as part of his training to become a scribe. Kalıp ifadeler

2:40

katip olmak için aldığı eğitimin bir parçası olarak belgeleri kopyalamak için sıkı bir şekilde çalışıyor.

Kalıp ifadeler

hard at work: yoğun biçimde çalışıyor olmak

Hard at work, etkin ve tüm dikkatiyle çalışıyor olmak demektir. Bu cümlede is hard at work, kişiyi o anda belgeleri kopyalamakla meşgul durumda gösterir; hard görevin zorluğunu değil, gösterilen çabayı anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp be hard at work + -ing şeklindedir; örneğin be hard at work copying. Birinin o anki durumunu betimlediği için, devam etmekte olan bir etkinliği gösteren hikâye ve haberlerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Editörlerin zaten işle meşgul olduğunu gösteren ve hard ile başlayan üç sözcüklü durum ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The editors are ____ checking the final pages before publication.

Cevabı göster

hard at work

Kalıp ifadeler

as part of his training: eğitiminin bir parçası olarak

As part of his training, belge kopyalama işinin daha geniş bir eğitim programının bir bileşeni olduğunu anlatır. Bu ifade, etkinliğin genel süreçte nereye oturduğunu göstererek bilgiyi düzenler. Tekrar kullanılabilen kalıp as part of + isim öbeği biçimindedir. Buradaki part; bir planın, dersin, sürecin veya sistemin unsuru demektir, fiziksel bir parça ya da yedek parça değildir.

Alıştırma

Bir etkinliği daha geniş bir programın içine yerleştiren üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The safety workshop takes place ____ the new employee orientation program.

Cevabı göster

as part of

He's a particularly promising student,

2:44

O özellikle gelecek vaat eden bir öğrenci,

but he was admitted to study because Peseshet is a scribe, Kelime

2:46

ancak eğitim görmesi kabul edildi çünkü Peseshet bir katip,

Kelime

was admitted to study: eğitim için resmî kabul

Bu cümlede was admitted to study, “resmî olarak kabul edildi veya eğitim görmesine izin verildi” anlamındadır. Bu bir edilgen yapıdır: Bir kurum ya da yetkili kişi ona erişim hakkı vermiştir, ancak kararı kimin verdiği belirtilmez. Burada admit, kurumsal bağlamda “kabul etmek veya içeri girmesine izin vermek” anlamındadır; “itiraf etmek” anlamında değildir. to study mastarı, ne yapmasına izin verildiğini belirtir.

Alıştırma

“Nora was admitted to study music at the conservatory,” cümlesinde was admitted to study ne anlama gelir?

  1. Orada eğitim gördüğünü itiraf etti.
  2. Orada eğitim görmeyi bırakması emredildi.
  3. Resmî olarak kabul edildi ve orada eğitim görmesine izin verildi.
Cevabı göster

Resmî olarak kabul edildi ve orada eğitim görmesine izin verildi.

as was her father before her. Dilbilgisi

2:50

tıpkı ondan önceki babası gibi.

Dilbilgisi

as was her father before her: “aynı durum geçerliydi” anlamındaki devrik yapı

Burada as, “aynı durum onun için de geçerliydi” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. İfade Peseshet is a scribe cümlesine geri döner, dolayısıyla atlanan anlam her father was a scribe too şeklindedir. was her father sıralaması, as sonrasında kullanılan devrik yapıdır. a scribe zaten açık olduğu için tekrar edilmez. Before her, babasının bu rolü ondan daha önce üstlendiğini anlatır; fiziksel olarak onun önünde bulunduğunu değil.

Alıştırma

Cümleyi “ablası aynı rolü daha önce üstlenmişti” anlamındaki resmî yapıyla tamamlayın: Nina is the team captain, ____ her older sister before her.

Cevabı göster

as was

Without family in the profession, Dilbilgisi

2:52

Meslekte aileden biri olmadan,

it's very difficult for boys and impossible for girls to pursue this education. Dilbilgisi

2:54

erkek çocukların bu eğitimi alması çok zor ve kızlar için ise imkansızdır.

Dilbilgisi

Without family in the profession: eksik bir koşulu sunmak

Without family in the profession cümle başında yer alan bir edat öbeğidir. Burada “kişinin bu meslekte zaten çalışan aile üyeleri yoksa” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin tamamı için koşulu belirler. Bu ifade, ailenin kişinin yanında olmamasını değil, meslek çevresinde aile aracılığıyla sağlanan erişim veya bağlantıların bulunmamasını anlatır. Genel olarak without + isim öbeği, eksik bir koşulu sunup bunun sonucunu belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi Without ve ardından gelen a reservation isim öbeğiyle tamamlayın: ____, we may not get a table tonight.

Cevabı göster

Without a reservation

Dilbilgisi

It is difficult for someone to do: bir grup için zorluğu değerlendirmek

it is + adjective + for someone + to do kalıbı, bir eylemin belirli bir kişi veya grup için ne kadar kolay, zor ya da mümkün olduğunu değerlendirir. Bu cümlede for boys ve for girls, değerlendirilen grupları gösterir; for, “onların yararına” anlamına gelmez. Cümlede iki değerlendirme bir araya getirilir: very difficult for boys ve impossible for girls. Ortak mastar yapısı to pursue this education her iki grup için de geçerlidir ve erişim düzeylerindeki eşitsizliği açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın. easy, adults, difficult, children ve understand sözcüklerini bu sırayla ve birer kez kullanın: It is ____ this rule.

Cevabı göster

easy for adults but difficult for children to understand

Peseshet oversees all the female swnws and swnws-in-training in Memphis. Kültür

2:59

Peseshet, Memphis'teki tüm kadın swnw'leri ve eğitim gören swnw'leri denetler.

Kültür

female swnws and swnws-in-training: mesleki rol ve eğitim aşaması

Bu ifade, Peseshet'in denetimindeki iki grubu belirtir: kadın swnws'lar ve aynı görev için eğitim gören kadınlar. Swnws, swnw sözcüğünün çoğuludur. Swnw, burada hekimleri belirten eski bir Mısır meslek unvanının çevriyazımıdır. -in-training sonu meslek adının arkasına eklenir ve kişinin mevcut aşamasını gösterir: swnw-in-training, swnw olmak için eğitim alan kişidir. Cümle swnws ile swnws-in-training ifadelerini bağlayarak hem bu mesleği yapanları hem de mesleğe hazırlananları kapsar.

Alıştırma

Danışman olmak için eğitim gören kişileri belirten unvanı tamamlayın: The camp hired two counselors-____ for the summer.

Cevabı göster

in-training

The men have their own overseer,

3:04

Erkeklerin kendi denetçileri vardır,

as the male doctors won't answer to a woman. Ton ve niyet

3:06

çünkü erkek doktorlar bir kadına hesap vermezler.

Ton ve niyet

won't answer to a woman: bir kadının otoritesini reddetmek

Burada answer to someone, o kişiye karşı sorumlu olmak veya o kişinin otoritesini kabul etmek anlamına gelir. Bu nedenle won't answer to a woman, erkek doktorların bir kadın tarafından yönetilmeyi reddettiğini belirtir; kadının sözlerine cevap vermemeleriyle ilgili değildir. Won't, will not ifadesinin kısaltmasıdır; ancak bu bağlamda basit bir gelecek tahmini yerine isteksizlik veya ret ifade eder. Otorite olarak özellikle bir kadının reddedilmesi, cinsiyet önyargısını ortaya koyar.

Alıştırma

Cümlede won't answer to a woman ne anlama geliyor?

  1. Bir kadına nasıl cevap vereceklerini bilmiyorlar.
  2. Bir kadını üstleri olarak kabul etmeyi reddediyorlar.
  3. Bir kadının sorusunu duyamıyorlar.
Cevabı göster

Bir kadını üstleri olarak kabul etmeyi reddediyorlar.

Today, Peseshet teaches anatomy.

3:09

Bugün, Peseshet anatomi öğretiyor.

She quizzes her students on the metu, Kalıp ifadeler

3:12

Öğrencilerine metu hakkında sorular soruyor,

Kalıp ifadeler

quiz someone on something: birini bir konu hakkında sınamak

quiz someone on something yapısında someone sınanan kişiyi, something ise konuyu gösterir. Bu cümlede her students nesnedir; on the metu ise sınanan konuyu belirtir. Konu söylendiğinde on genellikle atılamaz. quiz her students the metu bu yapıyı doğal biçimde ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi quiz someone on something yapısında kullanılan edatla tamamlayın: The coach quizzed the team ____ the new rules.

Cevabı göster

on

the body's vessels that transport blood, air, urine, and even bad spirits. Kültür

3:14

bunlar kan, hava, idrar ve hatta kötü ruhları taşıyan vücut damarlarıdır.

Kültür

the body's vessels that transport...: Antik Mısır'daki metu kavramı

Burada vessels, Antik Mısır'ın beden anlayışında metu adı verilen kanalları veya geçitleri ifade eder. that transport... yan cümlesi, insanların bu kanalların neleri taşıdığına inandığını açıklar. Kan, hava, idrar ve hatta kötü ruhlar aynı listede yer aldığı için bu kategori modern kan damarlarından daha geniştir. Bunu modern anatomi bilgisi olarak değil, eski bir tıbbi inanış olarak okumak gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede vessels ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca günümüz anatomisine göre anlaşılan modern kan damarları
  2. Antik Mısır beden anlayışında çeşitli şeyleri taşıdığı düşünülen kanallar
  3. Tıbbi malzeme taşımak için kullanılan gemiler
Cevabı göster

Antik Mısır beden anlayışında çeşitli şeyleri taşıdığı düşünülen kanallar

Peseshet is preparing to leave when a pale, thin woman accosts her at the door and begs to be examined. Notlar

3:20

Peseshet ayrılmaya hazırlanırken solgun, zayıf bir kadın kapıda onu durduruyor ve muayene edilmek için yalvarıyor.

Dilbilgisi

is preparing to leave when: yeni bir olayın böldüğü arka plan eylemi

Bu cümlede is preparing to leave, devam eden ayrılma hazırlığını arka plan olarak verir. Ardından when yan cümlesi yeni bir olay getirir: kadın Peseshet'e yaklaşır ve gerçekleşmek üzere olan ayrılmayı kesintiye uğratır. Bu, öykülerde sık kullanılan bir kalıptır: be doing veya be preparing/about to do something + when + yeni bir olay. Burada when yalnızca zamanı belirtmez; arka plandaki durumdan öyküyü ilerleten olaya geçişi gösterir. Özgün cümlede anlatı şimdiki zamanı kullanılmıştır; geçmiş zamanlı anlatılarda was/were ... when ... biçimi de yaygındır.

Alıştırma

Kesintiye uğrama kalıbını prepare to leave ifadesinin geçmişte devam eden zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ when the fire alarm rang.

Cevabı göster

was preparing to leave

Kelime

accosts her: konuşmak için birine aniden ve zorlayıcı biçimde yaklaşmak

Accost someone, birine cesurca, aniden veya istenmeyen bir biçimde yaklaşıp konuşmaya başlamak demektir. Burada accosts her, kadının sakin ve beklenen bir konuşma başlatmak yerine kapıda Peseshet'in önünü kesip onunla acil bir şekilde konuştuğunu düşündürür. Fiil, yaklaşma ve konuşmaya başlama eylemini anlatır; fiziksel saldırı anlamına gelmez. Sözcüğün genellikle taşıdığı baskı hissi, karşılaşmanın ani veya rahatsız edici oluşundan kaynaklanır.

Alıştırma

Hangi sahne “A stranger accosted him” cümlesinin anlamına en uygundur?

  1. Kız kardeşi odanın öbür ucundan ona el salladı.
  2. Bir yabancı aceleyle yaklaşıp onun yolunu kesti ve sorular sormaya başladı.
  3. O yardım istedikten sonra resepsiyon görevlisi yanıt verdi.
Cevabı göster

Bir yabancı aceleyle yaklaşıp onun yolunu kesti ve sorular sormaya başladı.

Dilbilgisi

begs to be examined: edilgen mastar

begs to be examined ifadesinde to be examined, to be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen mastardır. Kadın muayene edilen kişidir; muayeneyi Peseshet gibi başka biri yapar. beg fiilinden sonra bu yapı, özneye bir şey yapılması için güçlü bir ricayı anlatır. Beg to examine someone ise etken anlamdadır: muayeneyi özne yapar.

Alıştırma

Cümleyi examine fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The injured player begged ____ by a doctor.

Cevabı göster

to be examined

The woman has a huge sore lump under her arm. Kelime

3:27

Kadının kolunun altında kocaman, ağrılı bir şişlik var.

Kelime

huge sore lump: bir belirti ifadesinde sıfatların görevleri

a huge sore lump ifadesinde lump temel isimdir: deri altındaki bir şişliği veya kabarık bölgeyi adlandırır. Huge büyüklüğü, sore ise bölgenin ağrıdığını ya da dokunmaya karşı hassas olduğunu anlatır. İngilizcede bir belirtiyi adlandıran isimden önce birden fazla sıfat gelebilir. Böyle bir ifadeyi anlamak için sondaki isimden başlayıp her açıklamayı ekleyin: ağrılı ve çok büyük bir şişlik. Burada sore bir sıfattır; yara veya ağrılı nokta anlamındaki a sore ismi değildir.

Alıştırma

a huge sore lump ifadesi için hangi açıklama doğrudur?

  1. Huge ağrıyı, sore büyüklüğü anlatır; lump ise kişiyi adlandırır.
  2. Lump büyüklüğü anlatır; huge sore ise bir hastalığın adıdır.
  3. Huge büyüklüğü, sore ağrıyı anlatır; lump ise şişliği adlandırır.
Cevabı göster

Huge büyüklüğü, sore ağrıyı anlatır; lump ise şişliği adlandırır.

Peseshet probes the growth and finds it cool to the touch and hard like an unripe hemat fruit. Notlar

3:30

Peseshet kitleyi inceliyor ve dokunduğunda serin, olgunlaşmamış bir hemat meyvesi gibi sert olduğunu görüyor.

Kelime

probes the growth: anormal bir kitleyi dikkatle incelemek

Bu tıbbi sahnede probes, bir şeyi özellikle elle yoklayarak veya bastırarak dikkatle incelemek anlamına gelir; incelemede bir araç da kullanılabilir. Burada soru sormak anlamına gelmez. The growth, anormal bir şişliği veya doku kitlesini, yani incelenen lump'ı ifade eder; büyüme sürecini anlatmaz. Bu nedenle probes the growth, anormal kitleyi dikkatle incelemek demektir.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda probes the growth ne anlama gelir?

  1. Anormal kitleyi dikkatle inceler
  2. Bir bitkinin daha hızlı büyümesine yardım eder
  3. Bir şeyin nasıl büyüdüğü hakkında sorular sorar
Cevabı göster

Anormal kitleyi dikkatle inceler

Kalıp ifadeler

cool to the touch: bir şeyin dokununca nasıl hissedildiğini anlatmak

Cool to the touch, bir şeye dokunulduğunda onun hafifçe soğuk hissedilmesi demektir. Burada to the touch, bu özelliğin görerek değil fiziksel temasla değerlendirildiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp sıfat + to the touch şeklindedir: soft to the touch, rough to the touch veya warm to the touch. Bir yüzeye dokunulduğunda oluşan hissi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dokunulduğunda anlamına gelen sabit ifadeyle tamamlayın: The stone was cool ____.

Cevabı göster

to the touch

Dilbilgisi

hard like an unripe hemat fruit: karşılaştırma yapan like

Burada hard kitlenin dokusunu anlatır; like an unripe hemat fruit ise karşılaştırılan şeyi tanıtır. İfade, kitlenin henüz olgunlaşmamış bir meyve kadar sert hissedildiği anlamına gelir. Bu yapıda like, “benzer” veya “… gibi” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. adjective + like + noun phrase dokuyu, görünüşü ya da durumu doğrudan karşılaştırmak için kullanılabilir. hemat fruit’un tam olarak ne olduğunu bilmeseniz de unripe sözcüğü, benzetmenin sertliği vurguladığını gösterir.

Alıştırma

hard like an unripe hemat fruit ifadesinde like ne işe yarar?

  1. Hoşlanma belirtir.
  2. Bir karşılaştırma başlatır.
  3. İfadenin kesin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Bir karşılaştırma başlatır.

She has read about ailments like this, Dilbilgisi

3:36

Böyle rahatsızlıklar hakkında okumuştu,

but never seen one.

3:38

ama daha önce hiç görmemişti.

Dilbilgisi

has read ... but never seen: ortak kullanılan has

has read ve (has) seen yapılarının ikisi de present perfect’tir. Tek bir has, iki past participle ile ortaktır; bu nedenle but never seen, but has never seen ifadesinin eksiltili biçimidir. Tekrarlanan has’i çıkarmak, zamanı değiştirmeden karşıtlığı daha kısa hâle getirir. Bu karşıtlık, şimdiye kadarki deneyimi anlatır: bu tür rahatsızlıklarla ilgili şeyleri okumuştur, ancak bir vakayı kendi gözleriyle görme deneyimi yoktur. one, an ailment like this ifadesinin yerine geçerek isim grubunun tekrarını önler.

Alıştırma

never ve use fiilinin past participle biçimini kullanıp tekrarlanan yardımcı fiili çıkarın: I have read the instructions but ____ the machine.

Cevabı göster

never used

For this tumor, there is no treatment, medicine, or spell. Dilbilgisi

3:39

Bu tümör için hiçbir tedavi, ilaç veya büyü yok.

Dilbilgisi

there is no treatment, medicine, or spell: listelenen her seçeneği elemek

There is no, bir şeyin var olmadığını veya mevcut olmadığını belirtir. Burada no, treatment, medicine ve spell biçimindeki eş görevli listenin tamamını kapsar; yani sayılan yardım türlerinin hiçbiri yoktur. Bu bağlamda spell, harf harf söyleme ya da yazma eylemi değil, bir büyü veya sihirli söz demektir. Treatment ve medicine ile yan yana kullanılması, hem tıbbi hem de sihirli çarelerin bu ifadeye dahil olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekte there is no hangi seçenekleri eler?

  1. Yalnızca büyü
  2. Yalnızca tedavi
  3. Tedavi, ilaç ve büyü
Cevabı göster

Tedavi, ilaç ve büyü

All the texts give the same advice: Anlatım akışı

3:43

Tüm metinler aynı tavsiyeyi veriyor:

do nothing.

3:46

hiçbir şey yapma.

Anlatım akışı

give the same advice: do nothing — tavsiyeyi açıklamak için iki nokta kullanmak

İki noktadan önceki All the texts give the same advice, yazılı kaynakların aynı görüşte olduğunu özetler: hepsi aynı tavsiyeyi verir. İki noktadan sonraki do nothing ise bu tavsiyenin tam içeriğini belirtir. Genel ifade, iki nokta ve özel içerikten oluşan bu düzen, dikkati iki noktadan sonraki sözlere yöneltir. Do nothing çok kısa olduğu için cümleye kararlı ve çarpıcı bir son verir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir talimatın tam içeriğini vermek için iki noktayı doğru kullanır?

  1. The sign gives one clear instruction: keep the gate closed.
  2. The sign gives: one clear instruction and keep the gate closed.
  3. The sign: gives one clear instruction keep the gate closed.
Cevabı göster

The sign gives one clear instruction: keep the gate closed.

After delivering the bad news, Kalıp ifadeler

3:47

Kötü haberi verdikten sonra,

Kalıp ifadeler

deliver the bad news: kötü haberi ciddi biçimde iletmek

delivering the bad news ifadesinde deliver, bir şeyi fiziksel olarak taşımak değil, “iletmek” veya “duyurmak” anlamına gelir. Deliver the bad news, üzücü bir bilgiyi birine söylemeyi ciddi veya zor bir görev olarak sunan doğal bir sözcük birleşimidir.

Alıştırma

Cümleyi deliver the bad news ifadesiyle tamamlayın: The doctor had to ____ to the family.

Cevabı göster

deliver the bad news

Peseshet goes outside.

3:49

Peseshet dışarı çıkıyor.

She lingers on the steps of the House of Life, Kelime

3:51

Hayat Evi'nin basamaklarında oyalanıyor,

Kelime

lingers on the steps: ayrılmayıp basamaklarda daha uzun kalmak

Lingers, onun hemen ayrılmak yerine bir yerde beklenenden daha uzun süre kaldığını belirtir. On the steps, kaldığı yerin basamaklar olduğunu gösterir. Zor bir haber verdikten sonra kullanılan bu fiil, hareketi yavaşlatır ve tereddüt ya da duygusal bir ağırlık düşündürür. Tek bir kesin duyguyu belirtmez; bunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle She lingered by the doorway ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. She stayed by the doorway a little longer because she was reluctant to leave.
  2. She waited by the doorway until her ride arrived.
  3. She hurried through the doorway without stopping.
Cevabı göster

She stayed by the doorway a little longer because she was reluctant to leave.

admiring the city at dusk.

3:53

alacakaranlıkta şehri seyrediyor.

In spite of all her hard work, Dilbilgisi

3:55

Tüm sıkı çalışmasına rağmen,

there will always be patients she can't help, Dilbilgisi

3:57

yardım edemeyeceği hastalar her zaman olacak,

Dilbilgisi

In spite of + isim veya -ing biçimi

In spite of, rağmen anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Ana cümledeki sonucu engellemeyen bir gerçeği veya zorluğu belirtir. Burada onun yoğun çabası, bazı hastalara yardım edemeyeceği gerçeğini değiştirmez. Bu öbekten sonra all her hard work isim öbeği gelir. in spite of ifadesini tek bir bütün olarak düşünün; spite sözcüğü tek başına kötü niyet anlamına gelebilir, ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü in spite of ifadesiyle tamamlayın: The game continued ____ the rain.

Cevabı göster

in spite of

Dilbilgisi

there will always be + isim öbeği

There will always be + isim öbeği, varlık bildiren bir yapıdır: Bazı insanların, şeylerin veya sorunların var olmaya devam edeceğini belirtir. Buradaki there bir yeri göstermez; always ise ifadeyi genel ve kaçınılmaz gösterir. patients she can't help ifadesinde she can't help, patients sözcüğünü niteler. Nesne görevindeki that veya whom ilgi zamiri düşürülmüştür: patients that she can't help ya da patients whom she can't help.

Alıştırma

Bu tür sorunların var olmaya devam edeceğini anlatan üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: There ____ problems no plan can prevent.

Cevabı göster

will always be

like the woman with the tumor.

4:00

tümörü olan kadın gibi.

They linger with her, Deyimler

4:01

Onlar zihninde yer ediniyor,

Deyimler

linger with her: zihninde kalmaya devam etmek

Buradaki They, Peseshet'in yardım edemediği hastaları ifade eder. Hastalar fiziksel olarak onun yanında değildir. Linger with her, onlara ilişkin anıların Peseshet'in zihninde kalıp onu etkilemeye devam ettiği anlamına gelir. Bu anlatımda fiziksel olarak bir yerde kalma düşüncesi, uzun süren duygusal veya zihinsel etkinin benzetmesi olarak kullanılır. Anı, görüntü, söz veya duygu da bu kullanımda özne olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede lingered with Maya ne anlama gelir? That image lingered with Maya.

  1. Onu hatırlamaya ve etkisini hissetmeye devam etti.
  2. Görüntü onun yanında bekledi.
  3. Görüntüyü fiziksel bir nesne gibi taşıdı.
Cevabı göster

Onu hatırlamaya ve etkisini hissetmeye devam etti.

but Peseshet has no time to dwell. Kalıp ifadeler

4:03

ama Peseshet'in bu düşüncelere dalacak zamanı yok.

Kalıp ifadeler

has no time to dwell: üzerinde düşünüp duracak vakti olmamak

have no time to + fiilin yalın hâli yapısı, çoğu zaman hemen başka bir şey yapılması gerektiği için koşulların o eyleme zaman ayırmaya izin vermediğini belirtir. Buradaki dwell, acı veren veya zor bir konuyu gereğinden uzun süre düşünmeye devam etmek demektir. Daha tam ve yaygın yapı dwell on something şeklindedir. Konu önceki cümleden açık olduğu için burada on it söylenmemiştir.

Alıştırma

Ekibin hatayı düşünmeyi bırakıp harekete geçmesi gerektiğini göstermek için cümleyi vurgulanan ifadedeki fiille tamamlayın: We have no time to ____ on the error; let's fix it.

Cevabı göster

dwell

In a few short weeks,

4:05

Sadece birkaç kısa hafta içinde,

the Nile's annual flooding will begin, Kültür

4:07

Nil'in yıllık taşkınları başlayacak,

Kültür

Nil'in yıllık taşkını başlayacak

Burada the Nile's annual flooding, antik Mısır'da ne zaman olacağı öngörülebilen mevsimlik nehir taşkınını ifade eder. Annual, olayın yılda bir kez gerçekleştiği anlamına gelir; dolayısıyla bu, aniden ortaya çıkan beklenmedik bir felaket olarak sunulmaz. Taşkın suları tarım arazilerine yayılır, su ve verimli alüvyon bırakırdı. Bu nedenle bir sonraki hasadı destekleyebilirdi. Bu tarihsel bağlamda flooding, hem bir tehlikeyi hem de yaşamı destekleyen tarım döngüsünün bir parçasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümlenin antik Mısır bağlamında the Nile's annual flooding neyi ifade eder?

  1. Nehir kenarında her gün görülen kısa bir yağmur.
  2. Bir sonraki hasat için tarım arazilerini yenileyebilen mevsimlik nehir taşkını.
  3. Tarımla hiçbir bağlantısı olmayan, tamamen beklenmedik bir sel.
Cevabı göster

Bir sonraki hasat için tarım arazilerini yenileyebilen mevsimlik nehir taşkını.

bringing life to the soil for the next year's harvest, Deyimler

4:09

bir sonraki yılın hasadı için toprağa hayat getirecek,

Deyimler

Toprağa yeniden hayat vermek

Bringing life to the soil mecazlı bir ifadedir. Tek tek canlıları toprağın içine koymak değil, araziyi yeniden verimli ve üretken hâle getirmek anlamına gelir. -ing yapısı, önceki olayın sonucunu ekler: Nil taşar ve bunun sonucunda toprak gelecek yılın ürünlerini yetiştirebilir. Daha genel olarak bring life to something, bir şeyi hareketli, canlı veya üretken hâle getirmek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi bring life to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: The bright murals ____ the empty hallway.

Cevabı göster

brought life to

and a whole new crop of patients. Deyimler

4:12

ve tamamen yeni bir hasta kalabalığı.

Deyimler

a whole new crop of patients: yepyeni bir hasta grubu daha

Burada crop, yeni ortaya çıkan bir insan ya da şey grubunu anlatan bir benzetmedir. A whole new crop of patients, yepyeni bir hasta grubunun daha ortaya çıktığı ya da çıkmasının beklendiği anlamına gelir. İnsanlar gerçekten mahsul değildir. Önceki bağlamda next year's harvest geçtiği için crop, tarımsal imgeyi bilinçli olarak sürdürür. Tekrarlanan hasat döngüsüyle doktorun tekrarlanan iş yükünü birbirine bağlar ve yeni döngüyle birlikte başka bir hasta grubunun geleceğini düşündürür.

Alıştırma

“The new policy created a whole new crop of problems,” cümlesinde “a whole new crop of problems” ne anlama gelir?

  1. Sorunlar bir tarladan hasat edildi.
  2. Tamamen yeni bir sorunlar dizisi ortaya çıktı.
  3. Eski bir sorun çözüldü.
Cevabı göster

Tamamen yeni bir sorunlar dizisi ortaya çıktı.

Keep exploring the details of daily life in ancient civilizations with our day in the life playlist,

4:14

"Bir gün" oynatma listemizle antik uygarlıklardaki günlük yaşamın detaylarını keşfetmeye devam edin,

or check out our Patreon page to learn how you can support our nonprofit mission.

4:20

veya kâr amacı gütmeyen misyonumuzu nasıl destekleyebileceğinizi öğrenmek için Patreon sayfamıza göz atın.