Bağlanma Stiliniz Nedir?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Anket güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanmayı, yakınlığın nasıl yanlış yorumlandığını ve kendi kalıbını tanımanın yararını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “find it relatively easy to get close to others” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: find it + sıfat + mastar ile deneyimi ve derecesini değerlendirin. 2. “check out emotionally” — Öbek fiiller: duygusal katılımdan çekilmeyi otelden çıkış veya bir şeyi inceleme anlamlarından ayırın. 3. “tread lightly” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hafif adım imgesini yakınlık veya hassas bir konu karşısında dikkatli davranma öğüdü olarak anlayın.
Bu derste
One of the greatest questionnaires in the history of 20th-century psychology Dilbilgisi
0:0020. yüzyıl psikoloji tarihindeki en büyük anketlerden biri,
One of the greatest questionnaires: one of the + superlative + çoğul isim
One of the greatest questionnaires, bir anketin en iyi olarak değerlendirilen küçük bir grubun içinde olduğunu belirtir. Yapı one of the + superlative + sayılabilen çoğul isim şeklindedir; bu nedenle questionnaires çoğul olmalıdır. Dilbilgisel merkez questionnaires değil, One sözcüğüdür. Bu isim öbeği özne olduğunda ana fiil normalde tekil olur: One of the questionnaires is famous. in the history of 20th-century psychology gibi bir ifade yalnızca karşılaştırma alanını daraltır.
Alıştırma
Hangi cümle bu köprünün şehirdeki en eski köprüler grubuna ait olduğunu doğru biçimde ifade eder?
- This bridge is one of the oldest bridges in the city.
- This bridge is one of the oldest bridge in the city.
- This bridge is the one of the oldest bridges in the city.
Cevabı göster
This bridge is one of the oldest bridges in the city.
had a modest start in the pages of a local Colorado newspaper, Kalıp ifadeler
0:04Temmuz 1985'te Colorado'daki yerel bir gazetenin,
the Rocky Mountain News in July 1985.
0:08Rocky Mountain News'in sayfalarında mütevazı bir başlangıç yaptı.
Had a modest start: küçük ölçekte başlamak
Had a modest start, have a modest start ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. “Küçük, sessiz veya dikkat çekmeyen bir ölçekte başladı” anlamına gelir. Burada modest bir kişinin alçakgönüllülüğünü değil, başlangıcın niteliğini anlatır. Bu ifade çoğu zaman daha sonraki durumla karşıtlık kurar: Önemli hâle gelen bir şey başlangıçta çok az ilgi veya erişime sahip olabilir. Şirketleri, projeleri, kariyerleri, yayınları veya fikirleri anlatabilir. Daha sonraki başarı ancak çevredeki bağlam bunu gösteriyorsa ima edilir.
Alıştırma
Cümleyi “küçük ölçekte başladı” anlamına gelen dört sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The community radio station ____ in a spare classroom before reaching listeners across the whole county.
Cevabı göster
had a modest start
The work of two University of Denver psychologists,
0:12Denver Üniversitesi'nden iki psikolog olan,
who they were in love. Dilbilgisi
0:23en çok yansıtan üç ifadeden hangisini belirlemelerini istedi.
who they were in love: kişi için with, durum için when
Yazıldığı şekliyle who they were in love, olası iki anlamdan hiçbirini açıkça ifade etmez. Be in love, birini sevme durumunu anlatmak için tek başına kullanılabilir; ancak sevilen kişi doğrudan arkasına getirilemez. Who onların sevdiği kişiyi gösteriyorsa who they were in love with kullanılmalıdır. Bu yaygın yapıda who öne gelir, with ise sonda kalır. Anket bağlamında kastedilen, onların âşıkken nasıl insanlar olduğudur; bu yüzden who they were when they were in love daha açık bir ifadedir.
Alıştırma
Eksik edatı tamamlayın: The survey asked participants who they were in love ____.
Cevabı göster
with
To hugely improve our chances of thriving in relationships, Kalıp ifadeler
0:25İlişkilerde başarılı olma şansımızı büyük ölçüde artırmak için,
improve our chances of thriving: chances of + -ing biçimi
Improve our chances of thriving, başarılı biçimde gelişme ihtimalimizi artırmak anlamına gelir. Burada thrive, ilişkileri yalnızca sürdürmek değil, sağlıklı ve başarılı biçimde geliştirmek demektir. Yeniden kullanılabilen yapı improve someone's chances of + isim veya -ing biçimidir. Of bir edat olduğu için thriving doğrudur; thrive doğru olmaz.
Alıştırma
Pass fiilinin doğru biçimini kullanın: Regular review can improve your chances of ____ the exam.
Cevabı göster
passing
I find it relatively easy to get close to others Dilbilgisi
0:34Başkalarına yakınlaşmayı nispeten kolay buluyorum
find it relatively easy to get close to others: başkalarıyla yakınlaşmayı nispeten kolay bulmak
find + it + sıfat + to mastarı yapısında it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel nesnedir. Değerlendirilen eylemi sonraki to mastarı belirtir. Burada konuşan kişi, başkalarıyla duygusal yakınlık kurmanın kolay olduğunu düşünüyor. Relatively, easy sözcüğünün derecesini yumuşatır. Bir şeyin alışılmış duruma, başka insanlara veya başka koşullara kıyasla kolay olduğu anlamına gelir; hiç çaba gerektirmediğini göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp find it + sıfat + to do something şeklindedir.
Alıştırma
find, it, relatively ve easy sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: I ____ to talk in small groups.
Cevabı göster
find it relatively easy
having them depend on me: have + kişi + fiilin yalın hâli
having them depend on me ifadesinde having, comfortable sonrasında depending ile paralel olduğu için -ing biçimindedir. Bu -ing ifadesinin içinde kalıp have + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: them + depend kullanılır, them + to depend kullanılmaz. Burada have, zorlama veya emir anlamı taşımaz. Başka insanların konuşan kişiye dayandığı bir ilişkide rahat olmayı anlatır. Depend, dayanılan kişi veya şeyden önce yine on gerektirir: depend on me.
Alıştırma
have, them, depend ve on sözcüklerini doğru biçim ve sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: Nina is comfortable helping her teammates and ____ her when they need support.
Cevabı göster
having them depend on
or about someone getting too close to me.
0:44veya birinin bana çok yaklaşması konusunda endişelenmiyorum.
I find that others are reluctant to get as close as I would like. Dilbilgisi
0:49Başkalarının istediğim kadar yakınlaşmakta isteksiz olduğunu görüyorum.
as close as I would like: istenen yakınlık derecesi
as + adjective + as I would like yapısında ikinci as, konuşanın tercih ettiği dereceyi karşılaştırma noktası olarak belirler. Burada as close as I would like, “istediğim yakınlık derecesine kadar” anlamına gelir. Bağlamdaki are reluctant to get ifadesi, gerçek derecenin bu tercihin altında kaldığını gösterir. Would like şu andaki bir isteği ifade eder; like sonrasında gelebilecek them to get close gibi sözler tekrarlanmak yerine bağlamdan anlaşılır. Bu, geçmişle ilgili varsayımsal bir durum değildir.
Alıştırma
İlişkinin konuşanın istediği yakınlık derecesine ulaşmadığını göstermek için cümleyi as ... as yapısı ve close ile tamamlayın: We aren’t ____.
Cevabı göster
as close as I would like
and this sometimes scares people away. Öbek fiiller
1:01ve bu bazen insanları korkutarak uzaklaştırıyor.
scares people away: insanları ürkütüp uzaklaştırmak
Scare someone away, bir kişinin korktuğu veya rahatsız olduğu için gitmesine, uzak durmasına ya da iletişimi kesmesine neden olmak demektir. Bu cümlede yoğun yakınlık isteği böyle bir sonuç doğurur; konuşanın birini bilerek tehdit ettiği anlamına gelmez. Away sonucu belirten bir parçacıktır ve uzaklaşma ya da geri çekilme sonucunu ekler. Nesne bir isim olduğunda öbek fiil scare people away veya scare away people biçiminde ayrılabilir; ancak zamir mutlaka ortaya gelmelidir: scare them away denir, scare away them denmez.
Alıştırma
them zamirini ve scare ... away ifadesinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Pushy sales messages can ____ before they make a purchase.
Cevabı göster
scare them away
I am somewhat uncomfortable being close to others.
1:06Başkalarına yakın olma konusunda biraz rahatsız hissediyorum.
difficult to allow myself to depend on them. Dilbilgisi
1:12kendimi onlara bağlı hissetmeye izin vermekte zorlanıyorum.
allow myself to depend on them: onlara dayanmak için kendime izin vermek
allow myself to depend on them ifadesindeki allow myself to, zor veya riskli gelen bir şeyi yapmak için kişinin kendine duygusal olarak izin vermesi demektir. Myself, I öznesine döner; yani izni veren ve alan kişi konuşanın kendisidir. Yapı allow + dönüşlü zamir + to-infinitive şeklindedir. Burada depend on, yardım veya duygusal destek için birine dayanmak anlamına gelir ve on zorunludur.
Alıştırma
Cümleyi allow oneself to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: After months of handling everything alone, Maya decided to ____ ask her family for help.
Cevabı göster
allow herself to
and often others want me to be more intimate than I feel comfortable being. Dilbilgisi
1:18ve çoğu zaman başkaları benim rahat hissettiğimden daha samimi olmamı istiyor.
more intimate than I feel comfortable being: rahat olduğumdan daha samimi
more intimate than I feel comfortable being ifadesinde more intimate, başkalarının istediği yakınlık derecesini; than ile başlayan bölüm ise konuşanın rahatlık sınırını belirtir. Being, being intimate yerine kullanılır. Karşılaştırmadan intimate zaten anlaşıldığı için sıfat tekrarlanmaz. Buradaki being, feel comfortable sonrasında gereken be biçimidir; ilerleyen zaman değildir.
Alıştırma
Formal kelimesini tekrarlamadan karşılaştırmayı tamamlamak için be fiilinin doğru biçimini kullanın: They asked me to be more formal than I felt comfortable ____.
Cevabı göster
being
the options refer to the three main styles of relating to other people
1:32bu seçenekler, başkalarıyla ilişki kurmanın üç ana stiline atıfta bulunur;
first identified by the English psychologist John Bowlby,
1:37bu stiller ilk olarak İngiliz psikolog John Bowlby tarafından tanımlanmıştır,
Behind the scenes: görünmeyen faaliyetler veya nedenler
Behind the scenes, görünmeyen işlerin, planlamaların veya nedenlerin kamuoyunun gözünden uzakta etkili olduğunu anlatan bir deyimdir. Burada gerçek bir tiyatro sahnesinin arkasını anlatmaz. Bu cümlede, görünen cevap seçeneklerinin altında bir kuram bulunduğunu belirtir. İfade, dikkati izleyicinin gördüğü şeyden onun arkasındaki açıklamaya taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede behind the scenes ifadesi kamuoyunun gözünden uzakta anlamında kullanılmıştır?
- The train arrived behind schedule.
- The reporter was already on the scene.
- Most of the negotiations happened behind the scenes.
Cevabı göster
Most of the negotiations happened behind the scenes.
the inventor of attachment theory in the 1950s and 60s.
1:41o, 1950'ler ve 60'larda bağlanma teorisinin mucididir.
Option A signals what is known as a secure pattern of attachment, Dilbilgisi
1:45A Seçeneği, sevgi ve güvenin kolayca geldiği,
what is known as + yerleşik bir ad
What is known as, bir şeyin kabul edilmiş veya yaygın olarak kullanılan adını tanıtır. Bu cümlede what is known as a secure pattern of attachment yan cümlesinin tamamı signals fiilinin nesnesidir. Burada what zaten “o adla anılan şey veya kategori” anlamını taşır; bu nedenle is known as önüne ek bir isim ya da that gelmez. what is known as + ad veya terim kalıbını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The treatment uses ___ cognitive behavioral therapy.
- what is known as
- what known as
- that is known as
Cevabı göster
what is known as
whereby love and trust come easily. Kelime
1:51güvenli bağlanma kalıbı olarak bilinen şeye işaret eder.
whereby: bir mekanizmayı sonucuna bağlamak
Whereby, “bu süreç yoluyla” veya “bu düzenleme kapsamında” anlamına gelen resmî bir bağlayıcıdır. Bu cümlede daha önce belirtilen güvenli bağlanma örüntüsünü sonucuna bağlar: sevgi ve güven kolayca gelişir. Fiziksel bir yeri göstermez. Genellikle bir sistem, süreç, yöntem, düzenleme veya durumu anlatan isimden sonra gelir ve bunun nasıl işlediğini ya da hangi sonucu doğurduğunu açıklar.
Alıştırma
Bir mekanizmayı resmî biçimde açıklayan bu cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? “The school has a mentoring system, ___ new students receive weekly guidance.”
- where
- whereby
- wherever
Cevabı göster
whereby
Option B refers to what's known as the anxious pattern of attachment,
1:55B Seçeneği, kaygılı bağlanma kalıbı olarak bilinen duruma işaret eder,
scared of letdown içinde isim olarak letdown
Letdown, hayal kırıklığı yaratan bir sonuç veya deneyimi ifade eden isimdir; bir kişi ya da şey beklentilerinizi karşılamaz. Scared of letdown ifadesinde, yakınlığın hayal kırıklığıyla sonuçlanacağı veya başka birinin sizi yüzüstü bırakacağı yönündeki genel korkuyu anlatır. Bu isim tek sözcük olarak yazılır. Let someone down fiil öbeğiyle bağlantılıdır, ancak bu cümlede of sözcüğünden sonra isim görevindedir.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan biçim hangisidir? “After months of hype, the final episode was a real ___.”
- lets down
- let down
- letdown
Cevabı göster
letdown
precipitates crises in relationships: ilişkilerde krizleri aniden tetiklemek
precipitates crises in relationships ifadesinde precipitates, “ciddi bir sorunun aniden ya da normalde olacağından daha erken başlamasına neden olmak” anlamına gelen resmî bir fiildir. Saldırgan davranış yalnızca krizlerle aynı anda bulunmaz; krizlerin ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Bu fiil, bir eylemi zararlı veya istikrarsız bir sonucun doğrudan tetikleyicisi olarak sunar. Bu anlam analizlerde, gazetecilikte ve akademik yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede precipitated, bir eylemin ciddi bir sorunu aniden veya erkenden ortaya çıkardığı anlamında kullanılmıştır?
- The company described the crisis in its annual report.
- His reckless announcement precipitated a crisis at the company.
- His careful planning reduced the risk of a crisis at the company.
Cevabı göster
His reckless announcement precipitated a crisis at the company.
Option C is what is known as the avoidant pattern of attachment,
2:12C Seçeneği, kaçıngan bağlanma kalıbı olarak bilinen şeydir,
where it feels much easier to avoid the dangers of intimacy
2:17burada yalnız yapılan aktiviteler ve duygusal olarak geri çekilme yoluyla
through solitary activities and emotional withdrawal. Kelime
2:21samimiyetin tehlikelerinden kaçınmak çok daha kolay hissettirir.
emotional withdrawal: duygusal bağdan geri çekilmek
Emotional withdrawal, duyguları paylaşmaktan, duygusal tepki vermekten veya başkalarıyla yakınlık kurmaktan geri çekilmek anlamına gelir. Bu cümlede, yalnız zaman geçirmenin yanı sıra yakınlığın risklerinden kaçınmanın bir yoludur. Bu ifade yalnızca kısa süre sessiz kalmayı değil, duygusal katılımın azalmasını anlatır. Kişi fiziksel olarak orada olmaya devam ederken mesafeli, içine kapalı veya tepkisiz hâle gelebilir.
Alıştırma
Duygusal bağdan geri çekilmeyi ifade eden iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The counselor noticed a pattern of ____ whenever difficult feelings came up.
Cevabı göster
emotional withdrawal
Questionnaires in newspapers are rarely of much use, Kalıp ifadeler
2:25Gazetelerdeki anketler nadiren çok işe yarar,
but Hazan and Shaver's is the momentous exception. Anlatım akışı
2:29ancak Hazan ve Shaver'ınki çok önemli bir istisnadır.
rarely of much use: nadiren pek işe yaramak
Be of + soyut isim, resmî bir değerlendirme kalıbıdır. Be of much use, be very useful ile aynı temel anlamı taşır; burada use fiil değil, isimdir. Rarely değerlendirmenin tamamını sınırlar; bu nedenle rarely of much use, bu tür anketlerin genellikle pek yararlı olmadığını belirtir. Bu kalıp be of great value veya be of little importance gibi ifadelere de aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: Without current data, the report is rarely ____.
Cevabı göster
of much use
but ... is the momentous exception: son derece önemli bir istisnayı öne çıkarmak
But bağlacı cümlenin yönünü değiştirir: gazetelerdeki anketler hakkında geniş kapsamlı olumsuz bir iddianın ardından yazar, genel kurala uymayan tek bir durumu öne çıkarır. İstisnanın but sonrasına yerleştirilmesi ona ek vurgu kazandırır. Hazan and Shaver's, Hazan and Shaver's questionnaire ifadesinin yerine geçen bir iyelik öbeğidir; bu nedenle tekrarlanan isim atılmıştır. Momentous, etkileri nedeniyle son derece önemli demektir ve bunun sıradan bir istisnadan fazlası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümlede “but Hazan and Shaver's is the momentous exception” bölümünün temel söylem işlevi nedir?
- Önceki genellemeyi destekleyen ikinci bir örnek vermek
- Gazetelerdeki bütün anketlerin eşit derecede önemli olduğunu açıklamak
- Önceki genellemeyi bozan önemli bir durumu öne çıkarmak
Cevabı göster
Önceki genellemeyi bozan önemli bir durumu öne çıkarmak
If there is one thing we should do to improve our relationships, Dilbilgisi
2:32İlişkilerimizi geliştirmek için yapmamız gereken tek bir şey varsa,
If there is one thing ... it is to ... ile tek bir önceliği vurgulama
“If there is one thing ..., it is to ...” kalıbı, birkaç olasılık arasından bir eylemi seçip onu en önemli öncelik olarak vurgular. Bu cümlede konuşmacı, önceden bilmeyi ilişkileri geliştirmek için atılacak en önemli adım olarak sunuyor. Buradaki if gerçek bir belirsizlik ifade etmek yerine sözbilimsel bir vurgu oluşturur. İlk yan cümle alanı veya amacı belirtir; it is to ise seçilen eylemi mastar yapısıyla tanıtır. Bu kalıbı bir tavsiyeye odaklanmak veya temel bir ilkeyi özetlemek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Vurgu kalıbını eksik iki parçayla tamamlayın: ____ our group should do before the trip, ____ check the weather forecast.
Cevabı göster
If there is one thing · it is to
know ahead of time: gerekmeden önce bilmek
To know something ahead of time, ilgili bir olay gerçekleşmeden veya bilgiye ihtiyaç duyulmadan önce bir şeyi bilmek demektir. Burada, bir ilişki sorunu ortaya çıktıktan sonra öğrenmek yerine hazırlanabilecek kadar erken bilgi edinme anlamına gelir. Ahead of time sabit bir zarf öbeğidir. know, plan, book, tell veya prepare gibi eylemleri niteleyebilir ve çoğu zaman önceden hazırlığı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede “ahead of time”, “bir şeye ihtiyaç duyulmadan veya bir şey gerçekleşmeden önce” anlamında kullanılmıştır?
- Her ideas were ahead of her time.
- We booked the tickets ahead of time.
- The train arrived right on time.
Cevabı göster
We booked the tickets ahead of time.
which of the three categories we predominantly belong to,
2:37bu üç kategoriden hangisine ait olduğumuzu önceden bilmek,
deploy the knowledge: yalnızca sahip olmak değil, stratejik kullanım
deploy the knowledge ifadesinde deploy mecaz anlamda kullanılır. Bilgiyi yalnızca elde bulundurmak veya hatırlamak değil, bir amaca ulaşmak için bilinçli olarak uygulamaya koymak anlamına gelir. Burada bilgi, ilişkilerde karşılaşılabilecek tuzakları fark etmek ve bunlar hakkında uyarıda bulunmak için kullanılır. Deploy resmî ve stratejik anlamını korur: bilgi, etkin biçimde harekete geçirilebilecek bir kaynak gibi ele alınır.
Alıştırma
Bu cümlede deploy the knowledge ne anlama gelir? "The team deployed its knowledge to solve the crisis."
- Bilgiyi stratejik biçimde kullanmak.
- Bilgiyi daha sonrası için saklamak.
- Bilgiyi başka bir yere göndermek.
Cevabı göster
Bilgiyi stratejik biçimde kullanmak.
so as to warn: amaç belirtmek
So as to + fiilin yalın hâli bir eylemin amacını belirtir. so as to warn ifadesinde warn fiilin yalın hâlidir ve ifade in order to warn anlamına gelir. Bilginin kullanılmasını, önceden uyarıda bulunma amacıyla ilişkilendirir. So as to ifadesini tek bir amaç bağlayıcısı olarak düşünün. Buradaki so derece veya karşılaştırma belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen üç sözcüklü resmî amaç bağlayıcısıyla tamamlayın: We left early ____ avoid the traffic.
Cevabı göster
so as to
düşebileceğimiz tuzaklar
Bu cümlede traps, fiziksel tuzakları değil, zararlı davranış kalıplarını veya tepkileri ifade eder. Fall into fiziksel imgeyi korur: İnsanlar gizli bir tuzağa düşer gibi, istemeden bu kalıplara girebilir. the traps we might fall into ilgi cümleciğinde traps, into edatının eksik nesnesidir. İngilizcede edatı sonda bırakmak doğaldır: we might fall into the traps → the traps we might fall into. Into korunmalıdır; fall the traps dil bilgisine aykırıdır ve fall in farklı bir yapıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Even careful investors can ____ the trap of chasing quick profits.
Cevabı göster
fall into
We belong in the camps of either the avoidant or the anxious,
2:57Ya kaçıngan ya da kaygılı kamplara aitiz,
an above-average propensity to fall in love Kalıp ifadeler
3:03diğer hasarlı taraftan birine aşık olma konusunda
thereby aggravating our insecurities and defenses in the process. Dilbilgisi
3:09böylece bu süreçte güvensizliklerimizi ve savunmalarımızı daha da kötüleştiririz.
ara yorum olarak to complicate matters
To complicate matters, cümleciğin içine yerleştirilmiş mastar yapılı bir yorum ifadesidir. Herhangi birinin amacını belirtmez. Dinleyiciye bilgiyi nasıl düzenlemesi gerektiğini gösterir: Ardından gelen etken, zaten zor olan durumu daha karmaşık hâle getirir. Virgüller bunun bir ara söz olduğunu gösterir; bu nedenle ana yapı we have an above-average propensity... olarak kalır. İfade cümlenin başında da kullanılabilir: To complicate matters, ....
Alıştırma
Sonucun zaten kötüleştiğini söylemeden, yeni bir etkeni karmaşıklık ekleyen bir unsur olarak en iyi hangi başlangıç sunar?
- For that purpose, the two systems use different definitions.
- To complicate matters, the two systems use different definitions.
- To make matters worse, the two systems use different definitions.
Cevabı göster
To complicate matters, the two systems use different definitions.
an above-average propensity to fall in love with: ortalamanın üzerinde âşık olma eğilimi
Propensity, doğal olarak var olan veya tekrarlanan bir eğilimi anlatan resmî bir isimdir. an above-average propensity to fall in love with ifadesinde above-average, bu eğilimin normalden daha güçlü olduğunu belirtir; to fall ise davranışı adlandıran mastardır. a propensity to do something kalıbı kesinlik değil, eğilim bildirir. Cümle, grubun diğer yaralı taraftaki insanlara âşık olmaya özellikle yatkın olduğunu söyler; bunun her zaman gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi ‘normalden daha güçlü bir eğilim’ anlamına gelen resmî kalıpla tamamlayın: The survey group showed ____ take unnecessary risks.
Cevabı göster
an above-average propensity to
thereby aggravating...: ortaya çıkan sonucu ifade etmek
thereby + -ing, -ing biçimindeki eylemi önceki cümlenin sonucu olarak sunar. Burada diğer yaralı taraftan birine âşık olmak, güvensizlikleri ve savunmaları daha kötü hâle getirir; thereby yalnızca ‘bundan sonra’ değil, ‘bunun sonucunda’ demektir. Bu yapı, neden ve sonucu tek bir cümlede birleştirir. Kalıp, bir neden cümlesinden sonra thereby ve sonucun -ing biçiminin gelmesiyle kurulur. Aggravating, zaten var olan bir sorunu daha ciddi hâle getirmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi thereby ve increase fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The delay reduced the testing time, ____ the risk of errors.
Cevabı göster
thereby increasing
should keep in mind in their relationships.
3:18ilişkilerinde akıllarında tutmaları gerekenlerin kısa bir listesi.
If you are an avoidant with someone anxiously attached, well,
3:21Eğer kaygılı bağlanan birine sahip kaçıngan biriyseniz,
particularly when there is an offer of closeness.
3:30duygusal olarak ne ölçüde uzaklaştığınızı fark edin.
recognize the extent to which: dereceyi değerlendirmek
Recognize the extent to which + yan cümle, bir şeyin ne ölçüde gerçekleştiğini fark edip dürüstçe değerlendirmek anlamına gelir. Extent dereceyi belirtir; to which ise bu dereceyi ardından gelen yan cümleye bağlar. Burada ardından gelen yan cümle you check out emotionally when things are intense ifadesidir. Yönerge, yalnızca duygusal geri çekilmenin gerçekleştiğini fark etmeyi değil, bunun ne kadar ileri gittiğini değerlendirmeyi ister.
Alıştırma
Dersin extent yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: In your reflection, recognize ____ stress affects your decisions.
Cevabı göster
the extent to which
check out emotionally: duygusal olarak geri çekilmek
Check out emotionally, duygusal olarak mevcut veya ilgili olmayı bırakmak anlamına gelir. Kişi fiziksel olarak orada kalabilir ancak dikkatini, tepkilerini veya katılımını azaltabilir. Check out birden fazla anlama sahiptir, ancak emotionally burada mecazi anlamı seçtirir. Konuşan kişi, fiziksel olarak ayrılmayı değil, yoğun anlarda yaşanan geri çekilmeyi fark etmeyi ister.
Alıştırma
Bu cümlede checked out emotionally ne anlama geliyor? During the argument, Lena stayed in the room but checked out emotionally.
- Orada kalmasına rağmen duygusal olarak katılmayı bıraktı.
- Herkesin duygularını dikkatle inceledi.
- Otel hesabını ödemek için ayrıldı.
Cevabı göster
Orada kalmasına rağmen duygusal olarak katılmayı bıraktı.
Recognize how you will tend to prefer sex and closeness with strangers
3:33Neden yabancılarla seksi ve yakınlığı tercih etme eğiliminde olacağınızı
and how nervous you will be around cuddles and kissing.
3:38ve sarılma ile öpüşme etrafında ne kadar gergin olacağınızı fark edin.
You probably don't want to keep the light on either.
3:41Muhtemelen ışığı da açık bırakmak istemiyorsunuzdur.
Watch how you sabotage long-term intimacy. Kelime
3:43Uzun vadeli yakınlığı nasıl sabote ettiğinizi izleyin.
sabotage long-term intimacy: kalıcı yakınlığı baltalamak
Bu cümlede sabotage, kalıcı duygusal yakınlık olasılığını zayıflatan veya ona zarar veren şekillerde davranmak demektir. Yalnızca tek bir kötü sonuca değil, yıkıcı bir davranış kalıbına veya sürece odaklanır. Psikolojik bağlamlarda bu davranış bilinçsiz olabilir. Watch how, dinleyeni kendi davranış kalıbını fark etmeye çağırır; onu ilişkiyi yok etmek istemekle mutlaka suçlamaz.
Alıştırma
Şu cümleye en uygun yorum hangisidir: “She pulls away whenever a relationship becomes serious, so she may sabotage long-term intimacy”?
- Yakınlığa hiç ilgi duymadığı için her ilişkiyi kasıtlı olarak bitirebilir.
- Farkında olmadan kalıcı duygusal yakınlığı zayıflatan şekillerde davranabilir.
- Zor konuşmalardan kaçınarak kalıcı duygusal yakınlığı koruyabilir.
Cevabı göster
Farkında olmadan kalıcı duygusal yakınlığı zayıflatan şekillerde davranabilir.
Have compassion that you are afraid of what you really want.
3:46Gerçekte istediğiniz şeyden korktuğunuza dair şefkat duyun.
Think back to + geçmişteki bir zaman veya deneyim
Think back, daha önceki bir zamanı veya deneyimi bilinçli olarak akla getirmek demektir. Back zaman içinde geriye işaret ettiği için ifade, yalnızca bir anının var olduğunu söylemek yerine kişiyi düşünerek geçmişe dönmeye çağırır. Genellikle ardından to ve hatırlanacak şey gelir. Burada to how ..., geçmişte yakınlığın nasıl hissedildiğini anlatan bir yan cümleyi başlatır: Think back to how + yan cümle.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “geçmişi bilinçli olarak hatırlamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “____ to your first day at this school and remember how nervous you felt.”
Cevabı göster
Think back
let you down: birini hayal kırıklığına uğratmak
Bu cümlede let you down, “seni hayal kırıklığına uğrattılar” veya “ihtiyaç duyduğun güvenilir desteği vermediler” anlamına gelir. Bu insanlar, konuşanın güvenlik ve güven ihtiyacını karşılamamıştır. Bu ifade, birini fiziksel olarak aşağıya indirmekle ilgili değildir. Tutulmayan sözlerin, karşılanmayan beklentilerin veya güvenilmez davranışların etkisini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, “seni hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum” anlamındaki öbek fiili doğru kullanır?
- I don't want to put you down.
- I don't want to let you down.
- I don't want to let down you.
Cevabı göster
I don't want to let you down.
and observe how you adopted a strategy of removal to protect yourself. Kalıp ifadeler
3:56ve kendinizi korumak için nasıl bir uzaklaşma stratejisi benimsediğinizi gözlemleyin.
adopted a strategy of removal: geri çekilmeyi bir plan olarak seçmek
Burada adopted, “seçti ve kullanmaya başladı” anlamına gelir; “bir çocuğu yasal olarak ailesine aldı” anlamında değildir. Strategy, planlanmış bir tepki verme yöntemidir. A strategy of removal, bilinçli olarak mesafe koyma veya geri çekilme düzeni anlamına gelir. Bu cümlede kişi, kendini korumanın bir yolu olarak yakınlıktan uzaklaşmayı öğrenmiştir.
Alıştırma
Örnekteki adopted a strategy of removal ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Kişi, bilinçli bir kendini koruma biçimi olarak mesafe koymayı ve geri çekilmeyi kullanmaya başladı.
- Kişi resmî olarak başka bir eve taşındı.
- Kişi yasal olarak yeni bir aileye yerleştirildi.
Cevabı göster
Kişi, bilinçli bir kendini koruma biçimi olarak mesafe koymayı ve geri çekilmeyi kullanmaya başladı.
You are hurt, not bad: bir durumu kimlikten ayırmak
Bu cümlede hurt, duygusal olarak incinmiş ya da acı içinde olmayı anlatan bir sıfattır. Bad ise kişinin karakteri hakkında bir yargıdır. X, not Y kalıbı, kişiye bir kimlik etiketi yapıştırmak yerine onun o anki durumunu açıklar. İncitici davranışların zararsız ya da kabul edilebilir olduğunu öne sürmeden şefkat gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaş yoğun stres altındayken birine sert çıkıştı. Hangi yanıt sorunu kabul ederken arkadaşınızı kötü biri olarak tanımlamaz?
- Your behavior could not have hurt anyone.
- You are under strain, not a bad person.
- You are bad, so your behavior makes sense.
Cevabı göster
You are under strain, not a bad person.
Remind yourself that the present is different from the past
4:04Kendinize bugünün geçmişten farklı olduğunu hatırlatın
and that you are ruining the present
4:07ve aslında oraya ait olmayan korku yüklü dinamikleri bugüne getirerek
by bringing to it fear-laden dynamics that don't actually belong there. Kelime
4:09bugünü mahvettiğinizi fark edin.
fear-laden dynamics: -laden ile “bir şeyle dolu” anlamını vermek
Fear-laden birleşik bir sıfattır: fear, bir şeyi dolduran ya da onu güçlü biçimde etkileyen unsuru belirtir; -laden ise “bir şeyle dolu” veya “bir şeyin yükünü taşıyan” anlamına gelir. Dynamics sözcüğünü niteler; dolayısıyla fear-laden dynamics, korkunun güçlü biçimde şekillendirdiği etkileşim kalıpları demektir. Bu “isim + -laden” yapısı, bir özellikle dolu olan şeyi kısa ve çoğunlukla resmî bir biçimde anlatır. Risk-laden choices ve jargon-laden writing buna örnektir. Cümlede laden bir sıfatın parçasıdır; geçmişte yapılmış bir eylem değildir.
Alıştırma
“Jargonla dolu” anlamını vermek için cümleyi “isim + -laden” yapısıyla tamamlayın: The ____ manual confused new employees.
Cevabı göster
jargon-laden
and ill-tempered with you for no reason.
4:17ve size karşı sebepsiz yere huysuz davranıyormuş gibi gelebilir.
and unable to express their needs in any other way. They want you
4:22ve ihtiyaçlarını başka bir yolla ifade edemezler. Sizi istiyorlar
at heart: görünüşün altındaki gerçek doğa
At heart, “birinin en temel veya gerçek doğasında” anlamına gelir. Burada kişinin zor davranışlarının altında yatan üzüntüyü fark etmeniz istenir. Genellikle dış görünüş ile iç karakter, duygular veya güdüler arasında karşıtlık kurar. be fiilinden sonra gelebilir ya da yeri değişebilen bir ara ifade olarak kullanılabilir: She is, at heart, generous.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki “gerçek doğasında” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Amir may seem reserved, but ____ he is warm and funny.
Cevabı göster
at heart
Look beneath their nagging and their accusations: daha derindeki nedeni ara
Look beneath burada mecazidir. Açıkça görülen sözlerin veya davranışların ötesine geçip bunlara neden olan duyguları, ihtiyaçları ya da güdüleri düşünmek anlamına gelir. beneath sonrasındaki nesne yüzeydeki katmanı adlandırır; burada bu katman nagging ve accusations ifadeleridir. Yönerge, bu davranışın arkasındakini yorumlamaktır; fiziksel olarak aşağı bakmak veya davranışı onaylamak değildir.
Alıştırma
“Look beneath her angry response,” cümlesinde konuşan kişi sizden ne yapmanızı istiyor?
- Tepkinin fiziksel olarak altında bulunan bir yere bakmak.
- Öfkeli tepkinin kabul edilebilir olduğunu onaylamak.
- Tepkinin arkasındaki duyguları veya güdüleri düşünmek.
Cevabı göster
Tepkinin arkasındaki duyguları veya güdüleri düşünmek.
extend reassurance and explain calmly the appeal of the cave. Deyimler
4:41güvence verin ve mağaranın cazibesini sakince açıklayın.
“the appeal of the cave” ifadesindeki metafor
Burada appeal, bir şeyi çekici veya cazip hissettiren özelliği ifade eder. Cave gerçek bir mağara değil, duygusal temas zor geldiğinde özel ve korunaklı bir alana çekilmeyi anlatan bir metafordur. Bu ifade kaçınmayı övmez ve gerçek bir yeri anlatmaz. Bağlantıyı uzun süre kesmek sorun yaratabilse de geri çekilmenin neden güvenli ve sakinleştirici gelebileceğini açıklar.
Alıştırma
“the appeal of the cave” ifadesinde cave neyi ima eder?
- duygusal baskıdan uzak, güvenli ve özel bir sığınak
- her sorundan kaçınmanın ödülü
- ziyaret edilmeyi hak eden heyecan verici bir yer
- duyguların konuşulduğu halka açık bir yer
Cevabı göster
duygusal baskıdan uzak, güvenli ve özel bir sığınak
If you are an anxious person with an avoidant partner,
4:49Eğer kaçıngan bir partnere sahip kaygılı biriyseniz,
here are some other things to bear in mind. Kalıp ifadeler
4:52aklınızda tutmanız gereken bazı başka şeyler var.
Bear in mind: bir şeyi göz önünde bulundurmaya devam etmek
Bear in mind, bir şeyi hatırlamak ve dikkate almaya devam etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle sonraki bir seçimi veya değerlendirmeyi etkilemesi gereken bilgileri tanıtır. bear in mind + isim veya that yan cümlesi kullanılabilir; ayrıca nesne, bear the cost in mind örneğindeki gibi ifadenin içine yerleştirilebilir. Bear burada bir şeyi düşüncelerde taşımak şeklindeki mecaz anlamı verir.
Alıştırma
Hangi cümle, plan yaparken havanın değişebileceğini dikkate almayı hatırlatır?
- Bear in mind that the weather can change quickly.
- Make up your mind before the weather changes.
- Speak your mind about the weather forecast.
Cevabı göster
Bear in mind that the weather can change quickly.
Things are not necessarily as bad as they seem. Dilbilgisi
4:55İşler her zaman göründüğü kadar kötü değildir.
not necessarily as bad as they seem: göründüğü kadar kötü olmayabilir
Not necessarily, olumsuz yargıdaki kesinliği kaldırır; bir şeyin kötü olduğunu doğrudan inkâr etmez. Konuşan kişi her şeyin kesinlikle yolunda olduğunu söylemez, yalnızca karamsar görünüşün gerçekle örtüşmeyebileceğini belirtir. not necessarily as + sıfat + as + yan cümle veya isim öbeği yapısında karşılaştırma kesin bir gerçek değil, olasılık olarak sunulur. Burada as bad as they seem, “görünüşün düşündürdüğü ölçüde kötü” demektir; böylece tüm cümle daha iyi bir yoruma nazikçe yer açar.
Alıştırma
Hangi cümle sorunun göründüğünden daha az ciddi olabileceğini nazikçe ifade eder?
- The problem is definitely not as serious as it looks.
- The problem is as serious as it looks.
- The problem is not necessarily as serious as it looks.
Cevabı göster
The problem is not necessarily as serious as it looks.
The other person's quiet might just be quiet, Anlatım akışı
4:59Karşı tarafın sessizliği sadece sessizlik olabilir,
quiet might just be quiet, not a lack of love: sessizlik yalnızca sessizlik olabilir
quiet sözcüğünün tekrarı, gözlenen davranışla ona getirilen yorumu ayırır. İlk quiet davranışı adlandırır; ikincisi bu davranışın gizli bir mesaj taşımayabileceğini söyler. Might olasılık bildirir; just burada “yalnızca” veya “basitçe” demektir, “az önce” değil. Daha genel olarak X might just be X, not Y, görünen X gerçeğini korurken otomatik olarak Y yorumuna atlamayı engeller. Y’nin imkânsız olduğunu kanıtlamaz; yalnızca X’in tek başına Y’ye kanıt olmadığını söyler.
Alıştırma
Hangi cümle, gözlenebilir bir davranışı varsayılan anlamdan ayırmak için aynı yeniden çerçeveleme yapısını kullanır?
- She might reply after she stops being angry.
- Her short reply might just be a short reply, not a sign that she is angry.
- Her short reply proves that she is angry.
Cevabı göster
Her short reply might just be a short reply, not a sign that she is angry.
It might be their way of maintaining equilibrium. Kelime
5:07Bu onların dengeyi koruma yolları olabilir.
maintaining equilibrium ile iç dengeyi korumak
Burada maintaining equilibrium, kişinin iç durumunu istikrarlı ve yönetilebilir tutması demektir. Mesafeyi korumak, fiziksel dengede kalma eylemi ya da kötülük kanıtı değil, duyguları düzenleme yöntemi olabilir. Equilibrium; duygular, ihtiyaçlar, güçler veya bir sistemin parçaları arasındaki dengeli durumu anlatan resmî bir isimdir. maintain equilibrium ifadesindeki maintain, bu durumun bozulmasını önlemek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede maintain equilibrium, duygusal açıdan istikrarlı bir durumu korumak anlamında kullanılmıştır?
- He maintained the bicycle by oiling the chain.
- The gymnast bent her knees to maintain equilibrium on the beam.
- A short walk helps him maintain equilibrium when work becomes stressful.
Cevabı göster
A short walk helps him maintain equilibrium when work becomes stressful.
but your way of dealing with what you legitimately need
5:15ancak meşru olarak ihtiyacınız olan şeyle başa çıkma şekliniz
Dengeleyici bir geçiş olarak On the other hand
On the other hand, aynı konunun karşıt bir yönünü gündeme getirir. Bir taraf ele alındıktan sonra tartışmayı dengelemek veya sınırlamak için diğer tarafın da değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Burada ifade, başka birinin mesafeli davranışını anlayışla yorumlamaktan daha fazlasını istemenin de meşru olabileceğini kabul etmeye geçiş yapar. Konuyla ilgisiz yeni bir başlık açmaz.
Alıştırma
Aynı kararın başka bir geçerli yönünü tanıtan dört kelimelik geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to work.
Cevabı göster
On the other hand
not demented or needy: iki olumsuz etiketi reddetmek
Bu cümlede not demented or needy iki olumsuz etiketi reddeder. Konuşmacı, daha fazla yakınlık istemenin tek başına kişinin akıl sağlığının bozuk olduğu veya makul olmayan ölçüde ilgi beklediği anlamına gelmediğini söyler. you are not + adjective + to + verb kalıbı burada bir şeyi yapmanın sizi o tür bir insan hâline getirmediğini anlatır. Meşru bir ihtiyaç ile bu ihtiyacın ele alınış biçimini birbirinden ayırır.
Alıştırma
Gündelik İngilizcede bir kişiyi tanımlarken demented, confused sözcüğünün modern ve tarafsız bir eş anlamlısı mıdır?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Hayır
aggravating things hugely: durumu büyük ölçüde kötüleştirmek
Burada aggravating things, durumu kötüleştirmek anlamına gelir. Things genel sorunu ifade ettiği için aggravate, gayriresmî ‘sinirlendirmek’ anlamında değil, ‘daha kötü hâle getirmek’ anlamındadır. Hugely güçlü vurgu yapan bir zarftır. Tepki verme biçiminin sorunu biraz değil, çok daha kötü hâle getirebileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede aggravate ‘bir durumu çok daha kötü hâle getirmek’ anlamında kullanılmış ve derece hugely ile belirtilmiştir?
- The constant alarm began to aggravate Priya.
- The crisis ended after prices fell.
- Another sudden price increase could aggravate the crisis hugely.
Cevabı göster
Another sudden price increase could aggravate the crisis hugely.
triggering your partner by asking for intimacy: yakınlık isteyerek partnerin tepkisini tetiklemek
Bu cümlede triggering your partner, partnerinizde güçlü ve kısmen otomatik bir duygusal ya da savunmacı tepkiye yol açmak demektir. Yalnızca onu rahatsız etmekten daha güçlü ve daha belirli bir anlam taşır. by + -ing yapısı tepkiye neden olan eylemi, yani asking for intimacy ifadesini belirtir. Cümlenin bütünü, sorunun fazla doğrudan ve öfkeli isteme biçimi olabileceğini ekler; her yakınlık talebinin böyle bir tepkiyi tetiklediğini söylemez.
Alıştırma
triggering your partner by asking for intimacy bu bağlamda ne anlama gelir?
- Talepte bulunmak muhtemelen partneri biraz sıkacaktır.
- Talepte bulunmak partnerde güçlü bir savunma tepkisini başlatabilir.
- Partnerden fiziksel bir tetiği çekmesi istenmektedir.
Cevabı göster
Talepte bulunmak partnerde güçlü bir savunma tepkisini başlatabilir.
and to be a little distant in requesting closeness.
5:32ve biraz mesafeli olmanız gerektiğini fark edin.
tread lightly: dikkatli hareket etmek
Tread lightly, çatışmaya, baskıya veya incinmeye neden olmamak için hassas bir durumda dikkatli davranmak ya da konuşmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada yakınlık talebinin nasıl yapılacağını, yani ölçülü ve dikkatli olmayı anlatır. Sessizce yürümek veya talepte bulunmaktan tamamen kaçınmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hassas bir durumda dikkatle ilerlemek anlamına gelen iki sözcüklü deyimle tavsiyeyi tamamlayın: Before you discuss the budget cuts with the team, ____.
Cevabı göster
tread lightly
either insecurely attached or anxiously attached.
5:47ya güvensiz bağlanıyor ya da kaygılı bağlanıyor.
Knowing whether we can be classed as secure, avoidant or anxious in love Dilbilgisi
5:51Aşkta güvenli, kaçıngan veya kaygılı olarak sınıflandırılıp sınıflandırılamayacağımızı bilmek,
should be a basic fact we grasp about ourselves.
5:56kendimiz hakkında kavramamız gereken temel bir gerçek olmalıdır.
can be classed as: ... olarak sınıflandırılabilmek
Burada can be classed as, bir kategoriye yerleştirilebilmek veya bir gruba ait olarak tanımlanabilmek anlamına gelir. Class burada classify fiiline yakın bir fiildir; “ders” veya “toplumsal sınıf” anlamındaki isim değildir. Yapı özne + can + be classed as + kategori şeklindedir. Edilgen olduğu için sınıflandırmayı yapan kişi ya da sistem belirtilmez; odak, atanan kategoridedir.
Alıştırma
Can ve class ... as yapısının edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Under the new rules, this device ____ medical equipment.
Cevabı göster
can be classed as
The next step is to accept with grace Kalıp ifadeler
6:00Bir sonraki adım, bunu nezaketle kabul etmektir;
accept with grace: sükûnet ve vakar içinde kabul etmek
Bu cümlede accept with grace, istenmeyen bir gerçekle sakin ve onurlu biçimde yüzleşmek, durumu utanca ya da düşmanlığa dönüştürmemek anlamına gelir. Grace, kabul etme biçimini anlatır; zarif bir bedensel hareketi veya dinî bir düşünceyi anlatmaz. Temel yapı accept + gerçek veya sonuç + with grace şeklindedir. Örnekte with grace, that yan cümlesinden önce gelir ancak yine de gerçeğin nasıl kabul edildiğini belirtir. Burada kabul, gerçeği yapıcı biçimde tanımaktır; onaylamayı veya değişimden vazgeçmeyi gerektirmez.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Leo accepts criticism with grace ise eleştirinin her bölümünün adil olduğuna katılmak zorundadır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
to get out of scratchy patterns Deyimler
6:09ve yeterince iyi bir ilişki kurma şansı elde etmek için
Öğrenme mecazı olarak considerable emotional schooling
Burada emotional schooling, duygusal becerileri uzun bir süreç içinde öğrenmenin mecazıdır. Duyguları fark etmeyi, tepkileri yönetmeyi ve başkalarıyla daha bilinçli ilişki kurmayı öğrenmek anlamına gelir; okula gitmek ya da ceza almak demek değildir. Considerable büyük bir miktarı belirtir. İfade bir bütün olarak, yetişkinler için bile köklü duygusal alışkanlıkları değiştirmenin ciddi ve sürekli bir öğrenme gerektirdiğini vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede considerable emotional schooling ne anlama geliyor?
- İyi davranışı öğretmek için verilen acı verici bir ceza
- Resmî bir psikoloji okuluna kayıt yaptırma
- Duygular ve ilişkiler hakkında yoğun ve sürekli bir öğrenme
Cevabı göster
Duygular ve ilişkiler hakkında yoğun ve sürekli bir öğrenme
get out of scratchy patterns: sürtüşme dolu alışkanlıklardan çıkmak
Get out of bir şeyden çıkmak veya ona takılı kalmış olmayı bırakmak demektir. Patterns ile kullanıldığında tekrar eden bir düşünme, tepki verme veya ilişki kurma biçimini sona erdirmeyi anlatır. Scratchy dokunulduğunda kaba ve rahatsız edici olan bir şeyi anlatan sözcüktür. Burada yaratıcı bir mecazdır: Tekrarlanan bu etkileşimler rahatsız edici ve sürtüşme doludur. Kumaşı ya da bir kişinin sesini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede get out of scratchy patterns ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Rahatsız edici ve sürtüşme dolu ilişki biçimlerini tekrarlamayı bırakmak
- Kaşındırıcı desenleri olan kumaşları odadan çıkarmak
- Pürüzlü bir sesten sonra iyileşmek
Cevabı göster
Rahatsız edici ve sürtüşme dolu ilişki biçimlerini tekrarlamayı bırakmak
and stand a chance of building up a good enough relationship. Kalıp ifadeler
6:11kayda değer bir duygusal eğitime ihtiyacımız olacak.
stand a chance of + -ing yapısı
Stand a chance of, “bir şeyi gerçekleştirmek için gerçek bir şansı olmak” anlamına gelir. Burada yeterince iyi bir ilişki kurmanın gerçekten mümkün olabileceğini belirtir; stand sözcüğü fiziksel olarak ayakta durmak anlamında değildir. Yapı stand a chance of + isim veya -ing biçimidir. Altyazıda of sözcüğünden sonra build değil building gelir: stand a chance of building. Bu ifade genellikle bir sonuca, çoğunlukla olumlu bir sonuca ulaşma ihtimalini değerlendirmek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen, stand ile başlayan ve “gerçek bir olasılığa sahip olmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: With two more weeks of practice, the team will ____ reaching the final.
Cevabı göster
stand a chance of