Bağlanma Stiliniz Nedir?: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
912 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Anket güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanmayı, yakınlığın nasıl yanlış yorumlandığını ve kendi kalıbını tanımanın yararını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “find it relatively easy to get close to others” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: find it + sıfat + mastar ile deneyimi ve derecesini değerlendirin. 2. “check out emotionally” — Öbek fiiller: duygusal katılımdan çekilmeyi otelden çıkış veya bir şeyi inceleme anlamlarından ayırın. 3. “tread lightly” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hafif adım imgesini yakınlık veya hassas bir konu karşısında dikkatli davranma öğüdü olarak anlayın.

Bu derste

One of the greatest questionnaires in the history of 20th-century psychology Dilbilgisi

0:00

20. yüzyıl psikoloji tarihindeki en büyük anketlerden biri,

Dilbilgisi

One of the greatest questionnaires: one of the + superlative + çoğul isim

One of the greatest questionnaires, bir anketin en iyi olarak değerlendirilen küçük bir grubun içinde olduğunu belirtir. Yapı one of the + superlative + sayılabilen çoğul isim şeklindedir; bu nedenle questionnaires çoğul olmalıdır. Dilbilgisel merkez questionnaires değil, One sözcüğüdür. Bu isim öbeği özne olduğunda ana fiil normalde tekil olur: One of the questionnaires is famous. in the history of 20th-century psychology gibi bir ifade yalnızca karşılaştırma alanını daraltır.

Alıştırma

Hangi cümle bu köprünün şehirdeki en eski köprüler grubuna ait olduğunu doğru biçimde ifade eder?

  1. This bridge is one of the oldest bridges in the city.
  2. This bridge is one of the oldest bridge in the city.
  3. This bridge is the one of the oldest bridges in the city.
Cevabı göster

This bridge is one of the oldest bridges in the city.

had a modest start in the pages of a local Colorado newspaper, Kalıp ifadeler

0:04

Temmuz 1985'te Colorado'daki yerel bir gazetenin,

the Rocky Mountain News in July 1985.

0:08

Rocky Mountain News'in sayfalarında mütevazı bir başlangıç yaptı.

Kalıp ifadeler

Had a modest start: küçük ölçekte başlamak

Had a modest start, have a modest start ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. “Küçük, sessiz veya dikkat çekmeyen bir ölçekte başladı” anlamına gelir. Burada modest bir kişinin alçakgönüllülüğünü değil, başlangıcın niteliğini anlatır. Bu ifade çoğu zaman daha sonraki durumla karşıtlık kurar: Önemli hâle gelen bir şey başlangıçta çok az ilgi veya erişime sahip olabilir. Şirketleri, projeleri, kariyerleri, yayınları veya fikirleri anlatabilir. Daha sonraki başarı ancak çevredeki bağlam bunu gösteriyorsa ima edilir.

Alıştırma

Cümleyi “küçük ölçekte başladı” anlamına gelen dört sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The community radio station ____ in a spare classroom before reaching listeners across the whole county.

Cevabı göster

had a modest start

The work of two University of Denver psychologists,

0:12

Denver Üniversitesi'nden iki psikolog olan,

Cindy Hazan and Philip Shaver,

0:15

Cindy Hazan ve Philip Shaver'ın çalışması olan,

the questionnaire asked readers to identify

0:17

bu anket okuyuculardan,

which of three statements most closely reflected

0:19

aşık olduklarında nasıl biri olduklarını

who they were in love. Dilbilgisi

0:23

en çok yansıtan üç ifadeden hangisini belirlemelerini istedi.

Dilbilgisi

who they were in love: kişi için with, durum için when

Yazıldığı şekliyle who they were in love, olası iki anlamdan hiçbirini açıkça ifade etmez. Be in love, birini sevme durumunu anlatmak için tek başına kullanılabilir; ancak sevilen kişi doğrudan arkasına getirilemez. Who onların sevdiği kişiyi gösteriyorsa who they were in love with kullanılmalıdır. Bu yaygın yapıda who öne gelir, with ise sonda kalır. Anket bağlamında kastedilen, onların âşıkken nasıl insanlar olduğudur; bu yüzden who they were when they were in love daha açık bir ifadedir.

Alıştırma

Eksik edatı tamamlayın: The survey asked participants who they were in love ____.

Cevabı göster

with

To hugely improve our chances of thriving in relationships, Kalıp ifadeler

0:25

İlişkilerde başarılı olma şansımızı büyük ölçüde artırmak için,

we should dare to take the same test.

0:29

biz de aynı testi yapmaya cesaret etmeliyiz.

Kalıp ifadeler

improve our chances of thriving: chances of + -ing biçimi

Improve our chances of thriving, başarılı biçimde gelişme ihtimalimizi artırmak anlamına gelir. Burada thrive, ilişkileri yalnızca sürdürmek değil, sağlıklı ve başarılı biçimde geliştirmek demektir. Yeniden kullanılabilen yapı improve someone's chances of + isim veya -ing biçimidir. Of bir edat olduğu için thriving doğrudur; thrive doğru olmaz.

Alıştırma

Pass fiilinin doğru biçimini kullanın: Regular review can improve your chances of ____ the exam.

Cevabı göster

passing

Option A:

0:33

A Seçeneği:

I find it relatively easy to get close to others Dilbilgisi

0:34

Başkalarına yakınlaşmayı nispeten kolay buluyorum

Dilbilgisi

find it relatively easy to get close to others: başkalarıyla yakınlaşmayı nispeten kolay bulmak

find + it + sıfat + to mastarı yapısında it, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel nesnedir. Değerlendirilen eylemi sonraki to mastarı belirtir. Burada konuşan kişi, başkalarıyla duygusal yakınlık kurmanın kolay olduğunu düşünüyor. Relatively, easy sözcüğünün derecesini yumuşatır. Bir şeyin alışılmış duruma, başka insanlara veya başka koşullara kıyasla kolay olduğu anlamına gelir; hiç çaba gerektirmediğini göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp find it + sıfat + to do something şeklindedir.

Alıştırma

find, it, relatively ve easy sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: I ____ to talk in small groups.

Cevabı göster

find it relatively easy

and I'm comfortable depending on them

0:38

onlara güvenmekten

and having them depend on me. Dilbilgisi

0:40

ve onların bana güvenmesinden rahatsız olmuyorum.

Dilbilgisi

having them depend on me: have + kişi + fiilin yalın hâli

having them depend on me ifadesinde having, comfortable sonrasında depending ile paralel olduğu için -ing biçimindedir. Bu -ing ifadesinin içinde kalıp have + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: them + depend kullanılır, them + to depend kullanılmaz. Burada have, zorlama veya emir anlamı taşımaz. Başka insanların konuşan kişiye dayandığı bir ilişkide rahat olmayı anlatır. Depend, dayanılan kişi veya şeyden önce yine on gerektirir: depend on me.

Alıştırma

have, them, depend ve on sözcüklerini doğru biçim ve sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: Nina is comfortable helping her teammates and ____ her when they need support.

Cevabı göster

having them depend on

I don't worry about being abandoned

0:42

Terk edilme konusunda

or about someone getting too close to me.

0:44

veya birinin bana çok yaklaşması konusunda endişelenmiyorum.

Option B:

0:47

B Seçeneği:

I find that others are reluctant to get as close as I would like. Dilbilgisi

0:49

Başkalarının istediğim kadar yakınlaşmakta isteksiz olduğunu görüyorum.

Dilbilgisi

as close as I would like: istenen yakınlık derecesi

as + adjective + as I would like yapısında ikinci as, konuşanın tercih ettiği dereceyi karşılaştırma noktası olarak belirler. Burada as close as I would like, “istediğim yakınlık derecesine kadar” anlamına gelir. Bağlamdaki are reluctant to get ifadesi, gerçek derecenin bu tercihin altında kaldığını gösterir. Would like şu andaki bir isteği ifade eder; like sonrasında gelebilecek them to get close gibi sözler tekrarlanmak yerine bağlamdan anlaşılır. Bu, geçmişle ilgili varsayımsal bir durum değildir.

Alıştırma

İlişkinin konuşanın istediği yakınlık derecesine ulaşmadığını göstermek için cümleyi as ... as yapısı ve close ile tamamlayın: We aren’t ____.

Cevabı göster

as close as I would like

I often worry that my partner doesn't really love me

0:54

Partnerimin beni gerçekten sevmediğinden

or won't want to stay with me.

0:57

veya benimle kalmak istemeyeceğinden sık sık endişeleniyorum.

I want to get very close to my partner

0:59

Partnerime çok yakın olmak istiyorum

and this sometimes scares people away. Öbek fiiller

1:01

ve bu bazen insanları korkutarak uzaklaştırıyor.

Öbek fiiller

scares people away: insanları ürkütüp uzaklaştırmak

Scare someone away, bir kişinin korktuğu veya rahatsız olduğu için gitmesine, uzak durmasına ya da iletişimi kesmesine neden olmak demektir. Bu cümlede yoğun yakınlık isteği böyle bir sonuç doğurur; konuşanın birini bilerek tehdit ettiği anlamına gelmez. Away sonucu belirten bir parçacıktır ve uzaklaşma ya da geri çekilme sonucunu ekler. Nesne bir isim olduğunda öbek fiil scare people away veya scare away people biçiminde ayrılabilir; ancak zamir mutlaka ortaya gelmelidir: scare them away denir, scare away them denmez.

Alıştırma

them zamirini ve scare ... away ifadesinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Pushy sales messages can ____ before they make a purchase.

Cevabı göster

scare them away

Option C:

1:04

C Seçeneği:

I am somewhat uncomfortable being close to others.

1:06

Başkalarına yakın olma konusunda biraz rahatsız hissediyorum.

I find it difficult to trust them completely,

1:09

Onlara tamamen güvenmekte,

difficult to allow myself to depend on them. Dilbilgisi

1:12

kendimi onlara bağlı hissetmeye izin vermekte zorlanıyorum.

Dilbilgisi

allow myself to depend on them: onlara dayanmak için kendime izin vermek

allow myself to depend on them ifadesindeki allow myself to, zor veya riskli gelen bir şeyi yapmak için kişinin kendine duygusal olarak izin vermesi demektir. Myself, I öznesine döner; yani izni veren ve alan kişi konuşanın kendisidir. Yapı allow + dönüşlü zamir + to-infinitive şeklindedir. Burada depend on, yardım veya duygusal destek için birine dayanmak anlamına gelir ve on zorunludur.

Alıştırma

Cümleyi allow oneself to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: After months of handling everything alone, Maya decided to ____ ask her family for help.

Cevabı göster

allow herself to

I'm nervous when anyone gets too close

1:15

Birisi çok yaklaştığında geriliyorum

and often others want me to be more intimate than I feel comfortable being. Dilbilgisi

1:18

ve çoğu zaman başkaları benim rahat hissettiğimden daha samimi olmamı istiyor.

Dilbilgisi

more intimate than I feel comfortable being: rahat olduğumdan daha samimi

more intimate than I feel comfortable being ifadesinde more intimate, başkalarının istediği yakınlık derecesini; than ile başlayan bölüm ise konuşanın rahatlık sınırını belirtir. Being, being intimate yerine kullanılır. Karşılaştırmadan intimate zaten anlaşıldığı için sıfat tekrarlanmaz. Buradaki being, feel comfortable sonrasında gereken be biçimidir; ilerleyen zaman değildir.

Alıştırma

Formal kelimesini tekrarlamadan karşılaştırmayı tamamlamak için be fiilinin doğru biçimini kullanın: They asked me to be more formal than I felt comfortable ____.

Cevabı göster

being

Which of these options applies to you?

1:25

Bu seçeneklerden hangisi size uyuyor?

A, B or C?

1:28

A, B veya C?

Behind the scenes, Deyimler

1:31

Arka planda,

the options refer to the three main styles of relating to other people

1:32

bu seçenekler, başkalarıyla ilişki kurmanın üç ana stiline atıfta bulunur;

first identified by the English psychologist John Bowlby,

1:37

bu stiller ilk olarak İngiliz psikolog John Bowlby tarafından tanımlanmıştır,

Deyimler

Behind the scenes: görünmeyen faaliyetler veya nedenler

Behind the scenes, görünmeyen işlerin, planlamaların veya nedenlerin kamuoyunun gözünden uzakta etkili olduğunu anlatan bir deyimdir. Burada gerçek bir tiyatro sahnesinin arkasını anlatmaz. Bu cümlede, görünen cevap seçeneklerinin altında bir kuram bulunduğunu belirtir. İfade, dikkati izleyicinin gördüğü şeyden onun arkasındaki açıklamaya taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede behind the scenes ifadesi kamuoyunun gözünden uzakta anlamında kullanılmıştır?

  1. The train arrived behind schedule.
  2. The reporter was already on the scene.
  3. Most of the negotiations happened behind the scenes.
Cevabı göster

Most of the negotiations happened behind the scenes.

the inventor of attachment theory in the 1950s and 60s.

1:41

o, 1950'ler ve 60'larda bağlanma teorisinin mucididir.

Option A signals what is known as a secure pattern of attachment, Dilbilgisi

1:45

A Seçeneği, sevgi ve güvenin kolayca geldiği,

Dilbilgisi

what is known as + yerleşik bir ad

What is known as, bir şeyin kabul edilmiş veya yaygın olarak kullanılan adını tanıtır. Bu cümlede what is known as a secure pattern of attachment yan cümlesinin tamamı signals fiilinin nesnesidir. Burada what zaten “o adla anılan şey veya kategori” anlamını taşır; bu nedenle is known as önüne ek bir isim ya da that gelmez. what is known as + ad veya terim kalıbını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The treatment uses ___ cognitive behavioral therapy.

  1. what is known as
  2. what known as
  3. that is known as
Cevabı göster

what is known as

whereby love and trust come easily. Kelime

1:51

güvenli bağlanma kalıbı olarak bilinen şeye işaret eder.

Kelime

whereby: bir mekanizmayı sonucuna bağlamak

Whereby, “bu süreç yoluyla” veya “bu düzenleme kapsamında” anlamına gelen resmî bir bağlayıcıdır. Bu cümlede daha önce belirtilen güvenli bağlanma örüntüsünü sonucuna bağlar: sevgi ve güven kolayca gelişir. Fiziksel bir yeri göstermez. Genellikle bir sistem, süreç, yöntem, düzenleme veya durumu anlatan isimden sonra gelir ve bunun nasıl işlediğini ya da hangi sonucu doğurduğunu açıklar.

Alıştırma

Bir mekanizmayı resmî biçimde açıklayan bu cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? “The school has a mentoring system, ___ new students receive weekly guidance.”

  1. where
  2. whereby
  3. wherever
Cevabı göster

whereby

Option B refers to what's known as the anxious pattern of attachment,

1:55

B Seçeneği, kaygılı bağlanma kalıbı olarak bilinen duruma işaret eder,

where one longs to be intimate with others

2:00

bu durumda kişi başkalarıyla samimi olmayı arzular

but is continuously scared of letdown Kelime

2:02

ancak sürekli olarak hayal kırıklığına uğramaktan korkar

and often precipitates crises in relationships Kelime

2:05

ve çoğu zaman amaca zarar veren agresif davranışlarla

through counterproductively aggressive behavior.

2:09

ilişkilerinde krizleri hızlandırır.

Kelime

scared of letdown içinde isim olarak letdown

Letdown, hayal kırıklığı yaratan bir sonuç veya deneyimi ifade eden isimdir; bir kişi ya da şey beklentilerinizi karşılamaz. Scared of letdown ifadesinde, yakınlığın hayal kırıklığıyla sonuçlanacağı veya başka birinin sizi yüzüstü bırakacağı yönündeki genel korkuyu anlatır. Bu isim tek sözcük olarak yazılır. Let someone down fiil öbeğiyle bağlantılıdır, ancak bu cümlede of sözcüğünden sonra isim görevindedir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan biçim hangisidir? “After months of hype, the final episode was a real ___.”

  1. lets down
  2. let down
  3. letdown
Cevabı göster

letdown

Kelime

precipitates crises in relationships: ilişkilerde krizleri aniden tetiklemek

precipitates crises in relationships ifadesinde precipitates, “ciddi bir sorunun aniden ya da normalde olacağından daha erken başlamasına neden olmak” anlamına gelen resmî bir fiildir. Saldırgan davranış yalnızca krizlerle aynı anda bulunmaz; krizlerin ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Bu fiil, bir eylemi zararlı veya istikrarsız bir sonucun doğrudan tetikleyicisi olarak sunar. Bu anlam analizlerde, gazetecilikte ve akademik yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede precipitated, bir eylemin ciddi bir sorunu aniden veya erkenden ortaya çıkardığı anlamında kullanılmıştır?

  1. The company described the crisis in its annual report.
  2. His reckless announcement precipitated a crisis at the company.
  3. His careful planning reduced the risk of a crisis at the company.
Cevabı göster

His reckless announcement precipitated a crisis at the company.

Option C is what is known as the avoidant pattern of attachment,

2:12

C Seçeneği, kaçıngan bağlanma kalıbı olarak bilinen şeydir,

where it feels much easier to avoid the dangers of intimacy

2:17

burada yalnız yapılan aktiviteler ve duygusal olarak geri çekilme yoluyla

through solitary activities and emotional withdrawal. Kelime

2:21

samimiyetin tehlikelerinden kaçınmak çok daha kolay hissettirir.

Kelime

emotional withdrawal: duygusal bağdan geri çekilmek

Emotional withdrawal, duyguları paylaşmaktan, duygusal tepki vermekten veya başkalarıyla yakınlık kurmaktan geri çekilmek anlamına gelir. Bu cümlede, yalnız zaman geçirmenin yanı sıra yakınlığın risklerinden kaçınmanın bir yoludur. Bu ifade yalnızca kısa süre sessiz kalmayı değil, duygusal katılımın azalmasını anlatır. Kişi fiziksel olarak orada olmaya devam ederken mesafeli, içine kapalı veya tepkisiz hâle gelebilir.

Alıştırma

Duygusal bağdan geri çekilmeyi ifade eden iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The counselor noticed a pattern of ____ whenever difficult feelings came up.

Cevabı göster

emotional withdrawal

Questionnaires in newspapers are rarely of much use, Kalıp ifadeler

2:25

Gazetelerdeki anketler nadiren çok işe yarar,

but Hazan and Shaver's is the momentous exception. Anlatım akışı

2:29

ancak Hazan ve Shaver'ınki çok önemli bir istisnadır.

Kalıp ifadeler

rarely of much use: nadiren pek işe yaramak

Be of + soyut isim, resmî bir değerlendirme kalıbıdır. Be of much use, be very useful ile aynı temel anlamı taşır; burada use fiil değil, isimdir. Rarely değerlendirmenin tamamını sınırlar; bu nedenle rarely of much use, bu tür anketlerin genellikle pek yararlı olmadığını belirtir. Bu kalıp be of great value veya be of little importance gibi ifadelere de aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: Without current data, the report is rarely ____.

Cevabı göster

of much use

Anlatım akışı

but ... is the momentous exception: son derece önemli bir istisnayı öne çıkarmak

But bağlacı cümlenin yönünü değiştirir: gazetelerdeki anketler hakkında geniş kapsamlı olumsuz bir iddianın ardından yazar, genel kurala uymayan tek bir durumu öne çıkarır. İstisnanın but sonrasına yerleştirilmesi ona ek vurgu kazandırır. Hazan and Shaver's, Hazan and Shaver's questionnaire ifadesinin yerine geçen bir iyelik öbeğidir; bu nedenle tekrarlanan isim atılmıştır. Momentous, etkileri nedeniyle son derece önemli demektir ve bunun sıradan bir istisnadan fazlası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümlede “but Hazan and Shaver's is the momentous exception” bölümünün temel söylem işlevi nedir?

  1. Önceki genellemeyi destekleyen ikinci bir örnek vermek
  2. Gazetelerdeki bütün anketlerin eşit derecede önemli olduğunu açıklamak
  3. Önceki genellemeyi bozan önemli bir durumu öne çıkarmak
Cevabı göster

Önceki genellemeyi bozan önemli bir durumu öne çıkarmak

If there is one thing we should do to improve our relationships, Dilbilgisi

2:32

İlişkilerimizi geliştirmek için yapmamız gereken tek bir şey varsa,

it is to know ahead of time Kalıp ifadeler

2:35

o da ağırlıklı olarak

Dilbilgisi

If there is one thing ... it is to ... ile tek bir önceliği vurgulama

“If there is one thing ..., it is to ...” kalıbı, birkaç olasılık arasından bir eylemi seçip onu en önemli öncelik olarak vurgular. Bu cümlede konuşmacı, önceden bilmeyi ilişkileri geliştirmek için atılacak en önemli adım olarak sunuyor. Buradaki if gerçek bir belirsizlik ifade etmek yerine sözbilimsel bir vurgu oluşturur. İlk yan cümle alanı veya amacı belirtir; it is to ise seçilen eylemi mastar yapısıyla tanıtır. Bu kalıbı bir tavsiyeye odaklanmak veya temel bir ilkeyi özetlemek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Vurgu kalıbını eksik iki parçayla tamamlayın: ____ our group should do before the trip, ____ check the weather forecast.

Cevabı göster

If there is one thing · it is to

Kalıp ifadeler

know ahead of time: gerekmeden önce bilmek

To know something ahead of time, ilgili bir olay gerçekleşmeden veya bilgiye ihtiyaç duyulmadan önce bir şeyi bilmek demektir. Burada, bir ilişki sorunu ortaya çıktıktan sonra öğrenmek yerine hazırlanabilecek kadar erken bilgi edinme anlamına gelir. Ahead of time sabit bir zarf öbeğidir. know, plan, book, tell veya prepare gibi eylemleri niteleyebilir ve çoğu zaman önceden hazırlığı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede “ahead of time”, “bir şeye ihtiyaç duyulmadan veya bir şey gerçekleşmeden önce” anlamında kullanılmıştır?

  1. Her ideas were ahead of her time.
  2. We booked the tickets ahead of time.
  3. The train arrived right on time.
Cevabı göster

We booked the tickets ahead of time.

which of the three categories we predominantly belong to,

2:37

bu üç kategoriden hangisine ait olduğumuzu önceden bilmek,

A, B or C,

2:42

A, B veya C,

and to deploy the knowledge in love Kelime

2:43

ve aşık olduğumuzda düşebileceğimiz tuzaklar konusunda

so as to warn ourselves and others Dilbilgisi

2:45

kendimizi ve başkalarını uyarmak için

of the traps we might fall into. Deyimler

2:48

bu bilgiyi kullanmaktır.

Kelime

deploy the knowledge: yalnızca sahip olmak değil, stratejik kullanım

deploy the knowledge ifadesinde deploy mecaz anlamda kullanılır. Bilgiyi yalnızca elde bulundurmak veya hatırlamak değil, bir amaca ulaşmak için bilinçli olarak uygulamaya koymak anlamına gelir. Burada bilgi, ilişkilerde karşılaşılabilecek tuzakları fark etmek ve bunlar hakkında uyarıda bulunmak için kullanılır. Deploy resmî ve stratejik anlamını korur: bilgi, etkin biçimde harekete geçirilebilecek bir kaynak gibi ele alınır.

Alıştırma

Bu cümlede deploy the knowledge ne anlama gelir? "The team deployed its knowledge to solve the crisis."

  1. Bilgiyi stratejik biçimde kullanmak.
  2. Bilgiyi daha sonrası için saklamak.
  3. Bilgiyi başka bir yere göndermek.
Cevabı göster

Bilgiyi stratejik biçimde kullanmak.

Dilbilgisi

so as to warn: amaç belirtmek

So as to + fiilin yalın hâli bir eylemin amacını belirtir. so as to warn ifadesinde warn fiilin yalın hâlidir ve ifade in order to warn anlamına gelir. Bilginin kullanılmasını, önceden uyarıda bulunma amacıyla ilişkilendirir. So as to ifadesini tek bir amaç bağlayıcısı olarak düşünün. Buradaki so derece veya karşılaştırma belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen üç sözcüklü resmî amaç bağlayıcısıyla tamamlayın: We left early ____ avoid the traffic.

Cevabı göster

so as to

Deyimler

düşebileceğimiz tuzaklar

Bu cümlede traps, fiziksel tuzakları değil, zararlı davranış kalıplarını veya tepkileri ifade eder. Fall into fiziksel imgeyi korur: İnsanlar gizli bir tuzağa düşer gibi, istemeden bu kalıplara girebilir. the traps we might fall into ilgi cümleciğinde traps, into edatının eksik nesnesidir. İngilizcede edatı sonda bırakmak doğaldır: we might fall into the traps → the traps we might fall into. Into korunmalıdır; fall the traps dil bilgisine aykırıdır ve fall in farklı bir yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Even careful investors can ____ the trap of chasing quick profits.

Cevabı göster

fall into

We then need a little training

2:51

Daha sonra biraz eğitime ihtiyacımız var,

because half of us at least are not secure in love.

2:52

çünkü en az yarımız aşkta güvenli değiliz.

We belong in the camps of either the avoidant or the anxious,

2:57

Ya kaçıngan ya da kaygılı kamplara aitiz,

and we have, to complicate matters, Anlatım akışı

3:01

ve işleri daha da karmaşıklaştıran şey,

an above-average propensity to fall in love Kalıp ifadeler

3:03

diğer hasarlı taraftan birine aşık olma konusunda

with someone from the other damaged side,

3:06

ortalamanın üzerinde bir eğilime sahibiz,

thereby aggravating our insecurities and defenses in the process. Dilbilgisi

3:09

böylece bu süreçte güvensizliklerimizi ve savunmalarımızı daha da kötüleştiririz.

Anlatım akışı

ara yorum olarak to complicate matters

To complicate matters, cümleciğin içine yerleştirilmiş mastar yapılı bir yorum ifadesidir. Herhangi birinin amacını belirtmez. Dinleyiciye bilgiyi nasıl düzenlemesi gerektiğini gösterir: Ardından gelen etken, zaten zor olan durumu daha karmaşık hâle getirir. Virgüller bunun bir ara söz olduğunu gösterir; bu nedenle ana yapı we have an above-average propensity... olarak kalır. İfade cümlenin başında da kullanılabilir: To complicate matters, ....

Alıştırma

Sonucun zaten kötüleştiğini söylemeden, yeni bir etkeni karmaşıklık ekleyen bir unsur olarak en iyi hangi başlangıç sunar?

  1. For that purpose, the two systems use different definitions.
  2. To complicate matters, the two systems use different definitions.
  3. To make matters worse, the two systems use different definitions.
Cevabı göster

To complicate matters, the two systems use different definitions.

Kalıp ifadeler

an above-average propensity to fall in love with: ortalamanın üzerinde âşık olma eğilimi

Propensity, doğal olarak var olan veya tekrarlanan bir eğilimi anlatan resmî bir isimdir. an above-average propensity to fall in love with ifadesinde above-average, bu eğilimin normalden daha güçlü olduğunu belirtir; to fall ise davranışı adlandıran mastardır. a propensity to do something kalıbı kesinlik değil, eğilim bildirir. Cümle, grubun diğer yaralı taraftaki insanlara âşık olmaya özellikle yatkın olduğunu söyler; bunun her zaman gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi ‘normalden daha güçlü bir eğilim’ anlamına gelen resmî kalıpla tamamlayın: The survey group showed ____ take unnecessary risks.

Cevabı göster

an above-average propensity to

Dilbilgisi

thereby aggravating...: ortaya çıkan sonucu ifade etmek

thereby + -ing, -ing biçimindeki eylemi önceki cümlenin sonucu olarak sunar. Burada diğer yaralı taraftan birine âşık olmak, güvensizlikleri ve savunmaları daha kötü hâle getirir; thereby yalnızca ‘bundan sonra’ değil, ‘bunun sonucunda’ demektir. Bu yapı, neden ve sonucu tek bir cümlede birleştirir. Kalıp, bir neden cümlesinden sonra thereby ve sonucun -ing biçiminin gelmesiyle kurulur. Aggravating, zaten var olan bir sorunu daha ciddi hâle getirmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi thereby ve increase fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The delay reduced the testing time, ____ the risk of errors.

Cevabı göster

thereby increasing

Here is a brief list of what avoidance and anxious types

3:14

İşte kaçıngan ve kaygılı tiplerin

should keep in mind in their relationships.

3:18

ilişkilerinde akıllarında tutmaları gerekenlerin kısa bir listesi.

If you are an avoidant with someone anxiously attached, well,

3:21

Eğer kaygılı bağlanan birine sahip kaçıngan biriyseniz,

recognize the extent to which you check out emotionally Notlar

3:25

işler yoğunlaştığında,

when things are intense,

3:29

özellikle de bir yakınlık teklifi olduğunda,

particularly when there is an offer of closeness.

3:30

duygusal olarak ne ölçüde uzaklaştığınızı fark edin.

Dilbilgisi

recognize the extent to which: dereceyi değerlendirmek

Recognize the extent to which + yan cümle, bir şeyin ne ölçüde gerçekleştiğini fark edip dürüstçe değerlendirmek anlamına gelir. Extent dereceyi belirtir; to which ise bu dereceyi ardından gelen yan cümleye bağlar. Burada ardından gelen yan cümle you check out emotionally when things are intense ifadesidir. Yönerge, yalnızca duygusal geri çekilmenin gerçekleştiğini fark etmeyi değil, bunun ne kadar ileri gittiğini değerlendirmeyi ister.

Alıştırma

Dersin extent yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: In your reflection, recognize ____ stress affects your decisions.

Cevabı göster

the extent to which

Öbek fiiller

check out emotionally: duygusal olarak geri çekilmek

Check out emotionally, duygusal olarak mevcut veya ilgili olmayı bırakmak anlamına gelir. Kişi fiziksel olarak orada kalabilir ancak dikkatini, tepkilerini veya katılımını azaltabilir. Check out birden fazla anlama sahiptir, ancak emotionally burada mecazi anlamı seçtirir. Konuşan kişi, fiziksel olarak ayrılmayı değil, yoğun anlarda yaşanan geri çekilmeyi fark etmeyi ister.

Alıştırma

Bu cümlede checked out emotionally ne anlama geliyor? During the argument, Lena stayed in the room but checked out emotionally.

  1. Orada kalmasına rağmen duygusal olarak katılmayı bıraktı.
  2. Herkesin duygularını dikkatle inceledi.
  3. Otel hesabını ödemek için ayrıldı.
Cevabı göster

Orada kalmasına rağmen duygusal olarak katılmayı bıraktı.

Recognize how you will tend to prefer sex and closeness with strangers

3:33

Neden yabancılarla seksi ve yakınlığı tercih etme eğiliminde olacağınızı

and how nervous you will be around cuddles and kissing.

3:38

ve sarılma ile öpüşme etrafında ne kadar gergin olacağınızı fark edin.

You probably don't want to keep the light on either.

3:41

Muhtemelen ışığı da açık bırakmak istemiyorsunuzdur.

Watch how you sabotage long-term intimacy. Kelime

3:43

Uzun vadeli yakınlığı nasıl sabote ettiğinizi izleyin.

Kelime

sabotage long-term intimacy: kalıcı yakınlığı baltalamak

Bu cümlede sabotage, kalıcı duygusal yakınlık olasılığını zayıflatan veya ona zarar veren şekillerde davranmak demektir. Yalnızca tek bir kötü sonuca değil, yıkıcı bir davranış kalıbına veya sürece odaklanır. Psikolojik bağlamlarda bu davranış bilinçsiz olabilir. Watch how, dinleyeni kendi davranış kalıbını fark etmeye çağırır; onu ilişkiyi yok etmek istemekle mutlaka suçlamaz.

Alıştırma

Şu cümleye en uygun yorum hangisidir: “She pulls away whenever a relationship becomes serious, so she may sabotage long-term intimacy”?

  1. Yakınlığa hiç ilgi duymadığı için her ilişkiyi kasıtlı olarak bitirebilir.
  2. Farkında olmadan kalıcı duygusal yakınlığı zayıflatan şekillerde davranabilir.
  3. Zor konuşmalardan kaçınarak kalıcı duygusal yakınlığı koruyabilir.
Cevabı göster

Farkında olmadan kalıcı duygusal yakınlığı zayıflatan şekillerde davranabilir.

Have compassion that you are afraid of what you really want.

3:46

Gerçekte istediğiniz şeyden korktuğunuza dair şefkat duyun.

Think back to how in your past Öbek fiiller

3:51

Geçmişinizde yakınlığın

closeness would have been frightening

3:53

insanların sizi hayal kırıklığına uğratması nedeniyle

because people let you down Öbek fiiller

3:55

nasıl korkutucu olduğunu düşünün

Öbek fiiller

Think back to + geçmişteki bir zaman veya deneyim

Think back, daha önceki bir zamanı veya deneyimi bilinçli olarak akla getirmek demektir. Back zaman içinde geriye işaret ettiği için ifade, yalnızca bir anının var olduğunu söylemek yerine kişiyi düşünerek geçmişe dönmeye çağırır. Genellikle ardından to ve hatırlanacak şey gelir. Burada to how ..., geçmişte yakınlığın nasıl hissedildiğini anlatan bir yan cümleyi başlatır: Think back to how + yan cümle.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “geçmişi bilinçli olarak hatırlamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “____ to your first day at this school and remember how nervous you felt.”

Cevabı göster

Think back

Öbek fiiller

let you down: birini hayal kırıklığına uğratmak

Bu cümlede let you down, “seni hayal kırıklığına uğrattılar” veya “ihtiyaç duyduğun güvenilir desteği vermediler” anlamına gelir. Bu insanlar, konuşanın güvenlik ve güven ihtiyacını karşılamamıştır. Bu ifade, birini fiziksel olarak aşağıya indirmekle ilgili değildir. Tutulmayan sözlerin, karşılanmayan beklentilerin veya güvenilmez davranışların etkisini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, “seni hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum” anlamındaki öbek fiili doğru kullanır?

  1. I don't want to put you down.
  2. I don't want to let you down.
  3. I don't want to let down you.
Cevabı göster

I don't want to let you down.

and observe how you adopted a strategy of removal to protect yourself. Kalıp ifadeler

3:56

ve kendinizi korumak için nasıl bir uzaklaşma stratejisi benimsediğinizi gözlemleyin.

Kalıp ifadeler

adopted a strategy of removal: geri çekilmeyi bir plan olarak seçmek

Burada adopted, “seçti ve kullanmaya başladı” anlamına gelir; “bir çocuğu yasal olarak ailesine aldı” anlamında değildir. Strategy, planlanmış bir tepki verme yöntemidir. A strategy of removal, bilinçli olarak mesafe koyma veya geri çekilme düzeni anlamına gelir. Bu cümlede kişi, kendini korumanın bir yolu olarak yakınlıktan uzaklaşmayı öğrenmiştir.

Alıştırma

Örnekteki adopted a strategy of removal ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Kişi, bilinçli bir kendini koruma biçimi olarak mesafe koymayı ve geri çekilmeyi kullanmaya başladı.
  2. Kişi resmî olarak başka bir eve taşındı.
  3. Kişi yasal olarak yeni bir aileye yerleştirildi.
Cevabı göster

Kişi, bilinçli bir kendini koruma biçimi olarak mesafe koymayı ve geri çekilmeyi kullanmaya başladı.

You are hurt, not bad. Anlatım akışı

4:01

Kötü biri değilsiniz, sadece yaralısınız.

Anlatım akışı

You are hurt, not bad: bir durumu kimlikten ayırmak

Bu cümlede hurt, duygusal olarak incinmiş ya da acı içinde olmayı anlatan bir sıfattır. Bad ise kişinin karakteri hakkında bir yargıdır. X, not Y kalıbı, kişiye bir kimlik etiketi yapıştırmak yerine onun o anki durumunu açıklar. İncitici davranışların zararsız ya da kabul edilebilir olduğunu öne sürmeden şefkat gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaş yoğun stres altındayken birine sert çıkıştı. Hangi yanıt sorunu kabul ederken arkadaşınızı kötü biri olarak tanımlamaz?

  1. Your behavior could not have hurt anyone.
  2. You are under strain, not a bad person.
  3. You are bad, so your behavior makes sense.
Cevabı göster

You are under strain, not a bad person.

Remind yourself that the present is different from the past

4:04

Kendinize bugünün geçmişten farklı olduğunu hatırlatın

and that you are ruining the present

4:07

ve aslında oraya ait olmayan korku yüklü dinamikleri bugüne getirerek

by bringing to it fear-laden dynamics that don't actually belong there. Kelime

4:09

bugünü mahvettiğinizi fark edin.

Kelime

fear-laden dynamics: -laden ile “bir şeyle dolu” anlamını vermek

Fear-laden birleşik bir sıfattır: fear, bir şeyi dolduran ya da onu güçlü biçimde etkileyen unsuru belirtir; -laden ise “bir şeyle dolu” veya “bir şeyin yükünü taşıyan” anlamına gelir. Dynamics sözcüğünü niteler; dolayısıyla fear-laden dynamics, korkunun güçlü biçimde şekillendirdiği etkileşim kalıpları demektir. Bu “isim + -laden” yapısı, bir özellikle dolu olan şeyi kısa ve çoğunlukla resmî bir biçimde anlatır. Risk-laden choices ve jargon-laden writing buna örnektir. Cümlede laden bir sıfatın parçasıdır; geçmişte yapılmış bir eylem değildir.

Alıştırma

“Jargonla dolu” anlamını vermek için cümleyi “isim + -laden” yapısıyla tamamlayın: The ____ manual confused new employees.

Cevabı göster

jargon-laden

It may feel like your partner is being aggressive

4:14

Partneriniz agresif

and ill-tempered with you for no reason.

4:17

ve size karşı sebepsiz yere huysuz davranıyormuş gibi gelebilir.

They are, at heart, upset Deyimler

4:19

Onlar aslında üzgündürler

and unable to express their needs in any other way. They want you

4:22

ve ihtiyaçlarını başka bir yolla ifade edemezler. Sizi istiyorlar

and that's why they are behaving as they are.

4:26

ve bu yüzden böyle davranıyorlar.

Deyimler

at heart: görünüşün altındaki gerçek doğa

At heart, “birinin en temel veya gerçek doğasında” anlamına gelir. Burada kişinin zor davranışlarının altında yatan üzüntüyü fark etmeniz istenir. Genellikle dış görünüş ile iç karakter, duygular veya güdüler arasında karşıtlık kurar. be fiilinden sonra gelebilir ya da yeri değişebilen bir ara ifade olarak kullanılabilir: She is, at heart, generous.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki “gerçek doğasında” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Amir may seem reserved, but ____ he is warm and funny.

Cevabı göster

at heart

Look beneath their nagging and their accusations Deyimler

4:29

Dırdırlarının ve suçlamalarının altına bakın

and believe in their underlying goodwill.

4:32

ve altta yatan iyi niyetlerine inanın.

Deyimler

Look beneath their nagging and their accusations: daha derindeki nedeni ara

Look beneath burada mecazidir. Açıkça görülen sözlerin veya davranışların ötesine geçip bunlara neden olan duyguları, ihtiyaçları ya da güdüleri düşünmek anlamına gelir. beneath sonrasındaki nesne yüzeydeki katmanı adlandırır; burada bu katman nagging ve accusations ifadeleridir. Yönerge, bu davranışın arkasındakini yorumlamaktır; fiziksel olarak aşağı bakmak veya davranışı onaylamak değildir.

Alıştırma

“Look beneath her angry response,” cümlesinde konuşan kişi sizden ne yapmanızı istiyor?

  1. Tepkinin fiziksel olarak altında bulunan bir yere bakmak.
  2. Öfkeli tepkinin kabul edilebilir olduğunu onaylamak.
  3. Tepkinin arkasındaki duyguları veya güdüleri düşünmek.
Cevabı göster

Tepkinin arkasındaki duyguları veya güdüleri düşünmek.

When they attack you,

4:35

Size saldırdıklarında,

see their longing for love.

4:37

sevgiye olan özlemlerini görün.

Do that very frightening thing,

4:39

O çok korkutucu şeyi yapın,

extend reassurance and explain calmly the appeal of the cave. Deyimler

4:41

güvence verin ve mağaranın cazibesini sakince açıklayın.

Deyimler

“the appeal of the cave” ifadesindeki metafor

Burada appeal, bir şeyi çekici veya cazip hissettiren özelliği ifade eder. Cave gerçek bir mağara değil, duygusal temas zor geldiğinde özel ve korunaklı bir alana çekilmeyi anlatan bir metafordur. Bu ifade kaçınmayı övmez ve gerçek bir yeri anlatmaz. Bağlantıyı uzun süre kesmek sorun yaratabilse de geri çekilmenin neden güvenli ve sakinleştirici gelebileceğini açıklar.

Alıştırma

“the appeal of the cave” ifadesinde cave neyi ima eder?

  1. duygusal baskıdan uzak, güvenli ve özel bir sığınak
  2. her sorundan kaçınmanın ödülü
  3. ziyaret edilmeyi hak eden heyecan verici bir yer
  4. duyguların konuşulduğu halka açık bir yer
Cevabı göster

duygusal baskıdan uzak, güvenli ve özel bir sığınak

If you are an anxious person with an avoidant partner,

4:49

Eğer kaçıngan bir partnere sahip kaygılı biriyseniz,

here are some other things to bear in mind. Kalıp ifadeler

4:52

aklınızda tutmanız gereken bazı başka şeyler var.

Kalıp ifadeler

Bear in mind: bir şeyi göz önünde bulundurmaya devam etmek

Bear in mind, bir şeyi hatırlamak ve dikkate almaya devam etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle sonraki bir seçimi veya değerlendirmeyi etkilemesi gereken bilgileri tanıtır. bear in mind + isim veya that yan cümlesi kullanılabilir; ayrıca nesne, bear the cost in mind örneğindeki gibi ifadenin içine yerleştirilebilir. Bear burada bir şeyi düşüncelerde taşımak şeklindeki mecaz anlamı verir.

Alıştırma

Hangi cümle, plan yaparken havanın değişebileceğini dikkate almayı hatırlatır?

  1. Bear in mind that the weather can change quickly.
  2. Make up your mind before the weather changes.
  3. Speak your mind about the weather forecast.
Cevabı göster

Bear in mind that the weather can change quickly.

Things are not necessarily as bad as they seem. Dilbilgisi

4:55

İşler her zaman göründüğü kadar kötü değildir.

Dilbilgisi

not necessarily as bad as they seem: göründüğü kadar kötü olmayabilir

Not necessarily, olumsuz yargıdaki kesinliği kaldırır; bir şeyin kötü olduğunu doğrudan inkâr etmez. Konuşan kişi her şeyin kesinlikle yolunda olduğunu söylemez, yalnızca karamsar görünüşün gerçekle örtüşmeyebileceğini belirtir. not necessarily as + sıfat + as + yan cümle veya isim öbeği yapısında karşılaştırma kesin bir gerçek değil, olasılık olarak sunulur. Burada as bad as they seem, “görünüşün düşündürdüğü ölçüde kötü” demektir; böylece tüm cümle daha iyi bir yoruma nazikçe yer açar.

Alıştırma

Hangi cümle sorunun göründüğünden daha az ciddi olabileceğini nazikçe ifade eder?

  1. The problem is definitely not as serious as it looks.
  2. The problem is as serious as it looks.
  3. The problem is not necessarily as serious as it looks.
Cevabı göster

The problem is not necessarily as serious as it looks.

The other person's quiet might just be quiet, Anlatım akışı

4:59

Karşı tarafın sessizliği sadece sessizlik olabilir,

not a lack of love.

5:02

sevgi eksikliği değil.

Anlatım akışı

quiet might just be quiet, not a lack of love: sessizlik yalnızca sessizlik olabilir

quiet sözcüğünün tekrarı, gözlenen davranışla ona getirilen yorumu ayırır. İlk quiet davranışı adlandırır; ikincisi bu davranışın gizli bir mesaj taşımayabileceğini söyler. Might olasılık bildirir; just burada “yalnızca” veya “basitçe” demektir, “az önce” değil. Daha genel olarak X might just be X, not Y, görünen X gerçeğini korurken otomatik olarak Y yorumuna atlamayı engeller. Y’nin imkânsız olduğunu kanıtlamaz; yalnızca X’in tek başına Y’ye kanıt olmadığını söyler.

Alıştırma

Hangi cümle, gözlenebilir bir davranışı varsayılan anlamdan ayırmak için aynı yeniden çerçeveleme yapısını kullanır?

  1. She might reply after she stops being angry.
  2. Her short reply might just be a short reply, not a sign that she is angry.
  3. Her short reply proves that she is angry.
Cevabı göster

Her short reply might just be a short reply, not a sign that she is angry.

Their distance isn't necessarily meanness.

5:04

Onların mesafesi illa ki kötülük değildir.

It might be their way of maintaining equilibrium. Kelime

5:07

Bu onların dengeyi koruma yolları olabilir.

Kelime

maintaining equilibrium ile iç dengeyi korumak

Burada maintaining equilibrium, kişinin iç durumunu istikrarlı ve yönetilebilir tutması demektir. Mesafeyi korumak, fiziksel dengede kalma eylemi ya da kötülük kanıtı değil, duyguları düzenleme yöntemi olabilir. Equilibrium; duygular, ihtiyaçlar, güçler veya bir sistemin parçaları arasındaki dengeli durumu anlatan resmî bir isimdir. maintain equilibrium ifadesindeki maintain, bu durumun bozulmasını önlemek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede maintain equilibrium, duygusal açıdan istikrarlı bir durumu korumak anlamında kullanılmıştır?

  1. He maintained the bicycle by oiling the chain.
  2. The gymnast bent her knees to maintain equilibrium on the beam.
  3. A short walk helps him maintain equilibrium when work becomes stressful.
Cevabı göster

A short walk helps him maintain equilibrium when work becomes stressful.

On the other hand, you are not demented or needy to want more, Notlar

5:11

Öte yandan, daha fazlasını istemek sizi deli veya muhtaç yapmaz,

but your way of dealing with what you legitimately need

5:15

ancak meşru olarak ihtiyacınız olan şeyle başa çıkma şekliniz

may be aggravating things hugely. Kelime

5:18

işleri son derece ağırlaştırıyor olabilir.

Anlatım akışı

Dengeleyici bir geçiş olarak On the other hand

On the other hand, aynı konunun karşıt bir yönünü gündeme getirir. Bir taraf ele alındıktan sonra tartışmayı dengelemek veya sınırlamak için diğer tarafın da değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Burada ifade, başka birinin mesafeli davranışını anlayışla yorumlamaktan daha fazlasını istemenin de meşru olabileceğini kabul etmeye geçiş yapar. Konuyla ilgisiz yeni bir başlık açmaz.

Alıştırma

Aynı kararın başka bir geçerli yönünü tanıtan dört kelimelik geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to work.

Cevabı göster

On the other hand

Kelime

not demented or needy: iki olumsuz etiketi reddetmek

Bu cümlede not demented or needy iki olumsuz etiketi reddeder. Konuşmacı, daha fazla yakınlık istemenin tek başına kişinin akıl sağlığının bozuk olduğu veya makul olmayan ölçüde ilgi beklediği anlamına gelmediğini söyler. you are not + adjective + to + verb kalıbı burada bir şeyi yapmanın sizi o tür bir insan hâline getirmediğini anlatır. Meşru bir ihtiyaç ile bu ihtiyacın ele alınış biçimini birbirinden ayırır.

Alıştırma

Gündelik İngilizcede bir kişiyi tanımlarken demented, confused sözcüğünün modern ve tarafsız bir eş anlamlısı mıdır?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Hayır

Kelime

aggravating things hugely: durumu büyük ölçüde kötüleştirmek

Burada aggravating things, durumu kötüleştirmek anlamına gelir. Things genel sorunu ifade ettiği için aggravate, gayriresmî ‘sinirlendirmek’ anlamında değil, ‘daha kötü hâle getirmek’ anlamındadır. Hugely güçlü vurgu yapan bir zarftır. Tepki verme biçiminin sorunu biraz değil, çok daha kötü hâle getirebileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede aggravate ‘bir durumu çok daha kötü hâle getirmek’ anlamında kullanılmış ve derece hugely ile belirtilmiştir?

  1. The constant alarm began to aggravate Priya.
  2. The crisis ended after prices fell.
  3. Another sudden price increase could aggravate the crisis hugely.
Cevabı göster

Another sudden price increase could aggravate the crisis hugely.

You might be triggering your partner by asking for intimacy Kelime

5:21

Samimiyeti çok doğrudan ve muhtemelen çok fazla öfkeyle isteyerek

too directly and also probably with too much anger.

5:25

partnerinizi tetikliyor olabilirsiniz.

Kelime

triggering your partner by asking for intimacy: yakınlık isteyerek partnerin tepkisini tetiklemek

Bu cümlede triggering your partner, partnerinizde güçlü ve kısmen otomatik bir duygusal ya da savunmacı tepkiye yol açmak demektir. Yalnızca onu rahatsız etmekten daha güçlü ve daha belirli bir anlam taşır. by + -ing yapısı tepkiye neden olan eylemi, yani asking for intimacy ifadesini belirtir. Cümlenin bütünü, sorunun fazla doğrudan ve öfkeli isteme biçimi olabileceğini ekler; her yakınlık talebinin böyle bir tepkiyi tetiklediğini söylemez.

Alıştırma

triggering your partner by asking for intimacy bu bağlamda ne anlama gelir?

  1. Talepte bulunmak muhtemelen partneri biraz sıkacaktır.
  2. Talepte bulunmak partnerde güçlü bir savunma tepkisini başlatabilir.
  3. Partnerden fiziksel bir tetiği çekmesi istenmektedir.
Cevabı göster

Talepte bulunmak partnerde güçlü bir savunma tepkisini başlatabilir.

Realize that you need to tread lightly Deyimler

5:29

Yakınlık talep ederken hafif adımlarla ilerlemeniz

and to be a little distant in requesting closeness.

5:32

ve biraz mesafeli olmanız gerektiğini fark edin.

Deyimler

tread lightly: dikkatli hareket etmek

Tread lightly, çatışmaya, baskıya veya incinmeye neden olmamak için hassas bir durumda dikkatli davranmak ya da konuşmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada yakınlık talebinin nasıl yapılacağını, yani ölçülü ve dikkatli olmayı anlatır. Sessizce yürümek veya talepte bulunmaktan tamamen kaçınmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hassas bir durumda dikkatle ilerlemek anlamına gelen iki sözcüklü deyimle tavsiyeyi tamamlayın: Before you discuss the budget cuts with the team, ____.

Cevabı göster

tread lightly

Your partner isn't mean or freakish,

5:36

Partneriniz kötü veya garip değil,

merely damaged as a you,

5:39

sadece sizin gibi yaralı

and that's very normal.

5:42

ve bu çok normal.

A full 40% of the population are in your positions,

5:43

Nüfusun tam %40'ı sizin durumunuzda,

either insecurely attached or anxiously attached.

5:47

ya güvensiz bağlanıyor ya da kaygılı bağlanıyor.

Knowing whether we can be classed as secure, avoidant or anxious in love Dilbilgisi

5:51

Aşkta güvenli, kaçıngan veya kaygılı olarak sınıflandırılıp sınıflandırılamayacağımızı bilmek,

should be a basic fact we grasp about ourselves.

5:56

kendimiz hakkında kavramamız gereken temel bir gerçek olmalıdır.

Dilbilgisi

can be classed as: ... olarak sınıflandırılabilmek

Burada can be classed as, bir kategoriye yerleştirilebilmek veya bir gruba ait olarak tanımlanabilmek anlamına gelir. Class burada classify fiiline yakın bir fiildir; “ders” veya “toplumsal sınıf” anlamındaki isim değildir. Yapı özne + can + be classed as + kategori şeklindedir. Edilgen olduğu için sınıflandırmayı yapan kişi ya da sistem belirtilmez; odak, atanan kategoridedir.

Alıştırma

Can ve class ... as yapısının edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Under the new rules, this device ____ medical equipment.

Cevabı göster

can be classed as

The next step is to accept with grace Kalıp ifadeler

6:00

Bir sonraki adım, bunu nezaketle kabul etmektir;

that if we are either avoidant or anxious,

6:03

eğer kaçıngan ya da kaygılıysak,

Kalıp ifadeler

accept with grace: sükûnet ve vakar içinde kabul etmek

Bu cümlede accept with grace, istenmeyen bir gerçekle sakin ve onurlu biçimde yüzleşmek, durumu utanca ya da düşmanlığa dönüştürmemek anlamına gelir. Grace, kabul etme biçimini anlatır; zarif bir bedensel hareketi veya dinî bir düşünceyi anlatmaz. Temel yapı accept + gerçek veya sonuç + with grace şeklindedir. Örnekte with grace, that yan cümlesinden önce gelir ancak yine de gerçeğin nasıl kabul edildiğini belirtir. Burada kabul, gerçeği yapıcı biçimde tanımaktır; onaylamayı veya değişimden vazgeçmeyi gerektirmez.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: Leo accepts criticism with grace ise eleştirinin her bölümünün adil olduğuna katılmak zorundadır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

we're going to need considerable emotional schooling Deyimler

6:05

sürtüşmeli kalıplardan çıkmak

to get out of scratchy patterns Deyimler

6:09

ve yeterince iyi bir ilişki kurma şansı elde etmek için

Deyimler

Öğrenme mecazı olarak considerable emotional schooling

Burada emotional schooling, duygusal becerileri uzun bir süreç içinde öğrenmenin mecazıdır. Duyguları fark etmeyi, tepkileri yönetmeyi ve başkalarıyla daha bilinçli ilişki kurmayı öğrenmek anlamına gelir; okula gitmek ya da ceza almak demek değildir. Considerable büyük bir miktarı belirtir. İfade bir bütün olarak, yetişkinler için bile köklü duygusal alışkanlıkları değiştirmenin ciddi ve sürekli bir öğrenme gerektirdiğini vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede considerable emotional schooling ne anlama geliyor?

  1. İyi davranışı öğretmek için verilen acı verici bir ceza
  2. Resmî bir psikoloji okuluna kayıt yaptırma
  3. Duygular ve ilişkiler hakkında yoğun ve sürekli bir öğrenme
Cevabı göster

Duygular ve ilişkiler hakkında yoğun ve sürekli bir öğrenme

Deyimler

get out of scratchy patterns: sürtüşme dolu alışkanlıklardan çıkmak

Get out of bir şeyden çıkmak veya ona takılı kalmış olmayı bırakmak demektir. Patterns ile kullanıldığında tekrar eden bir düşünme, tepki verme veya ilişki kurma biçimini sona erdirmeyi anlatır. Scratchy dokunulduğunda kaba ve rahatsız edici olan bir şeyi anlatan sözcüktür. Burada yaratıcı bir mecazdır: Tekrarlanan bu etkileşimler rahatsız edici ve sürtüşme doludur. Kumaşı ya da bir kişinin sesini anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede get out of scratchy patterns ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Rahatsız edici ve sürtüşme dolu ilişki biçimlerini tekrarlamayı bırakmak
  2. Kaşındırıcı desenleri olan kumaşları odadan çıkarmak
  3. Pürüzlü bir sesten sonra iyileşmek
Cevabı göster

Rahatsız edici ve sürtüşme dolu ilişki biçimlerini tekrarlamayı bırakmak

and stand a chance of building up a good enough relationship. Kalıp ifadeler

6:11

kayda değer bir duygusal eğitime ihtiyacımız olacak.

Kalıp ifadeler

stand a chance of + -ing yapısı

Stand a chance of, “bir şeyi gerçekleştirmek için gerçek bir şansı olmak” anlamına gelir. Burada yeterince iyi bir ilişki kurmanın gerçekten mümkün olabileceğini belirtir; stand sözcüğü fiziksel olarak ayakta durmak anlamında değildir. Yapı stand a chance of + isim veya -ing biçimidir. Altyazıda of sözcüğünden sonra build değil building gelir: stand a chance of building. Bu ifade genellikle bir sonuca, çoğunlukla olumlu bir sonuca ulaşma ihtimalini değerlendirmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen, stand ile başlayan ve “gerçek bir olasılığa sahip olmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: With two more weeks of practice, the team will ____ reaching the final.

Cevabı göster

stand a chance of

Our Relationships Book calmly guides us

6:18

İlişkiler Kitabımız bize sakince rehberlik eder,

with calm and charm

6:21

sakinlik ve çekicilikle,

through the key issues of relationships

6:22

ilişkilerin temel sorunları üzerinden geçerek,

to ensure that success in love

6:25

aşkta başarının

need not be a matter of good luck.

6:27

bir şans meselesi olması gerekmediğini garanti altına alır.

For more, click the link now.

6:30

Daha fazlası için şimdi bağlantıya tıklayın.