Kaslar nasıl büyür? - Jeffrey Siegel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
599 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Direncin kaslarda nasıl mikroskobik hasar oluşturduğunu, vücudun dokuyu nasıl onarıp güçlendirdiğini ve beslenme, hormonlar, dinlenme, yaş ile genetiğin kas gelişimini neden etkilediğini açıklayan bir anlatım. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make up — Öbek fiiller: Videoda kasların vücut ağırlığının ne kadarını oluşturduğu belirtilirken bu ifadenin “oluşturmak” veya “belirli bir orana karşılık gelmek” anlamına geldiğini anlayacaksınız. Makyaj yapmak ya da bir şey uydurmakla ilgili diğer anlamlarla karıştırmadan, bir bütünü meydana getiren parçaları ve oranları anlatan bilimsel, istatistiksel ve gündelik bağlamlarda kullanabileceksiniz. 2. The greater / the more — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kas dokusundaki hasarın artmasıyla vücudun onarım ihtiyacının artmasını birbirine bağlayan eşleştirilmiş karşılaştırma yapısını tanıyacaksınız. Bir unsurun derecesindeki değişime diğerindeki karşılık gelen değişimin eşlik ettiği orantılı neden-sonuç ilişkilerini bu yapıyla açıkça ifade edebileceksiniz. 3. play a role in — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu eşdizimin genetiği, kas geliştirme kapasitesini etkileyen faktörlerden biri olarak sunduğunu, ancak tek neden olarak göstermediğini anlayacaksınız. Belirli bir faktörün bir sonuca, mekanizmaya veya yeteneğe nasıl katkıda bulunduğunu ölçülü biçimde açıklayabileceksiniz.

Bu derste

Muscles,

0:06

Kaslar,

we have over 600 of them.

0:07

onlardan vücudumuzda 600'den fazla var.

They make up between 1/3 and 1/2 of our body weight. Notlar

0:10

Vücut ağırlığımızın 1/3'ü ila 1/2'sini oluştururlar.

Öbek fiiller

make up: bir bütünün belirli bir oranını oluşturmak

Burada make up, “oluşturmak” veya “bir bütünün belli bir oranını teşkil etmek” anlamına gelir. They kasları ifade eder; kesir aralığı da kasların toplam vücut ağırlığının ne kadarını oluşturduğunu gösterir. make up ifadesini tek bir phrasal verb olarak ele alın. Bu anlamda özne parçayı belirtir; cümlenin geri kalanı ise bu parçanın miktarını veya bütündeki payını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede make up “bir bütünün belli bir yüzdesini oluşturmak” anlamındadır?

  1. Solar power makes up 18 percent of the city's electricity supply.
  2. The two friends argued, but they soon made up.
  3. Maya made up a funny excuse for being late.
Cevabı göster

Solar power makes up 18 percent of the city's electricity supply.

Dilbilgisi

between 1/3 and 1/2 of: bir bütün içindeki oransal aralık

Between A and B bir aralığın iki ucunu belirtir. Bu cümlede 1/3 alt sınır, 1/2 ise üst sınırdır. Ardından gelen of, ölçülen bütünü tanıtır: our body weight. Yeniden kullanılabilir yapı between + A miktarı + and + B miktarı + of + bütün şeklindedir.

Alıştırma

Ağaçların parkın üçte biri ile yarısı arasındaki kısmını kapladığını belirtmek için cümleyi between ... and ... yapısıyla tamamlayın: Trees cover ____ the park.

Cevabı göster

between one third and one half of

And along with connective tissue, they bind us together, Kalıp ifadeler

0:14

Ve bağ dokusuyla birlikte bizi bir arada tutarlar,

Kalıp ifadeler

along with connective tissue: katkıda bulunan başka bir etken eklemek

Along with connective tissue, “bağ dokusuyla birlikte” anlamına gelir. Bağ dokusunu ana özneyle birlikte çalışan başka bir etken olarak ekler; onu yeni odak hâline getirmez. Along with + isim bir edat öbeğidir. Burada bind us together eylemine başka neyin katıldığını gösterir; bir yol boyunca hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede along with connective tissue ne işe yarıyor?

  1. Bağ dokusunu ana özneyle birlikte çalışan başka bir etken olarak ekler.
  2. Bir şeyin bağ dokusu boyunca hareket ettiğini söyler.
  3. Bağ dokusunun ana öznenin yerini almasını sağlar.
Cevabı göster

Bağ dokusunu ana özneyle birlikte çalışan başka bir etken olarak ekler.

Kalıp ifadeler

bind us together: parçaları tek bir bütün hâlinde bağlamak

Bind us together ifadesinde bind, “bağlamak ve bağlı tutmak” anlamına gelir; together ise ayrı parçaların tek bir bütün hâline geldiğini gösterir. Vücutla ilgili bu bağlamda us, vücudun tamamını ifade eder: Kaslar ve bağ dokusu, vücudun parçalarının birbirine bağlı kalmasına yardım eder. Bind + nesne + together kalıbı mecaz anlamda da kullanılabilir. Ortak bir amaç, güçlü bir birlik duygusu oluşturarak insanları birbirine bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi bind + the team + together kullanarak tamamlayın: Shared goals can ____.

Cevabı göster

bind the team together

hold us up, Öbek fiiller

0:17

dik durmamızı sağlarlar

Öbek fiiller

hold us up: vücudu desteklemek

Burada hold us up, “bizi fiziksel olarak desteklemek ve ayakta tutmak” demektir. Kaslar ve vücutla ilgili bu bağlamda kaslar vücudun ağırlığını taşır ve çökmesini engeller. Vücut konusu, hold up ifadesinin bu fiziksel anlamını seçmemizi sağlar. Başka bir bağlamda aynı öbek fiil farklı bir anlam taşıyabilir.

Alıştırma

“The muscles hold us up.” cümlesinde hold us up ne anlama gelir?

  1. bizden durmamızı istemek
  2. bizi desteklemek ve ayakta tutmak
  3. bizi geciktirip geç bırakmak
Cevabı göster

bizi desteklemek ve ayakta tutmak

and help us move.

0:18

ve hareket etmemize yardımcı olurlar.

And whether or not bodybuilding is your hobby, Dilbilgisi

0:20

Ve vücut geliştirme hobiniz olsun ya da olmasın,

muscles need your constant attention

0:22

kaslar sürekli ilginizi gerektirir

Dilbilgisi

whether or not: sonuç değişmez

Whether or not iki olasılık sunar: vücut geliştirme hobinizdir ya da değildir. Ana ifade her iki durumda da geçerlidir: kaslar yine de ilgiye ihtiyaç duyar. whether or not + yan cümle, ana cümle yapısı, bir koşul sonucu değiştirmediğinde kullanışlıdır. Burada yalnızca evet-hayır sorusu değil, “olup olmadığına bakılmaksızın” anlamını taşır.

Alıştırma

Hangi cümle, yağmur yağsa da yağmasa da maçın kapalı alanda yapılacağını ifade eder?

  1. Because it is raining, the game will be indoors.
  2. If it rains, the game will be indoors.
  3. Whether or not it rains, the game will be indoors.
Cevabı göster

Whether or not it rains, the game will be indoors.

because the way you treat them on a daily basis Kalıp ifadeler

0:25

çünkü onlara günlük hayatta nasıl davrandığınız,

Kalıp ifadeler

on a daily basis: “her gün” demenin biraz daha resmî bir yolu

On a daily basis, “her gün” veya “günlük rutinin bir parçası olarak” demektir. İfadenin tamamı bir şeyin ne sıklıkla olduğunu gösterir; burada basis sözcüğü ayrı çevrilmez. Bu cümlede, kasların tek bir durumdan değil, her gün nasıl kullanılıp bakıldıklarından etkilendiğini gösterir. every day ifadesinden biraz daha resmî duyulur.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “her gün” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The safety team checks the doors ____.

Cevabı göster

on a daily basis

determines whether they will wither or grow. Dilbilgisi

0:27

zayıflayıp zayıflamayacaklarını veya büyüyüp büyümeyeceklerini belirler.

Dilbilgisi

whether they will wither or grow: iki olası sonuç

whether they will wither or grow bölümü, karar verilen iki sonucu belirtir. Buradaki they, kasları gösterir: kaslar wither, yani zayıflayıp küçülebilir, ya da grow, yani büyüyebilir. whether burada “bu olasılıklardan hangisi” anlamındadır; “bu koşul gerçekleşirse” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp determine whether + özne + fiil + or + alternatif şeklindedir. Bu, daha büyük bir cümlenin içindeki yan cümle olduğu için düz cümle sırası kullanılır: they will wither; will they wither değil.

Alıştırma

Cümleyi iki olası sonuçla tamamlamak için whether ... or ... yapısını kullanın: Careful preparation can determine ____ the trip will run smoothly ____ become stressful.

Cevabı göster

whether · or

Say you're standing in front of a door, Anlatım akışı

0:31

Diyelim ki bir kapının önünde duruyorsunuz,

ready to pull it open.

0:32

çekip açmaya hazırsınız.

Anlatım akışı

Say you're... ile varsayımsal bir durum sunmak

Bu cümlenin başındaki Say, “konuşmak” değil, “varsayalım” veya “hayal edin” anlamındadır. Say you're... dinleyiciden olası bir durumu zihninde canlandırmasını ister. Bu başlangıç, soyut bir fikri somut bir örneğe dönüştürerek açıklamayı düzenler. Ardından konuşmacı, hayal edilen durumda neler olduğunu açıklayabilir.

Alıştırma

“Say you're standing in front of a door” cümlesinde Say ne işe yarar?

  1. Dinleyicinin daha önce söylediği sözleri aktarır.
  2. Dinleyicinin hayal etmesi için varsayımsal bir örnek sunar.
  3. Dinleyiciye cümleyi yüksek sesle tekrar etmesini emreder.
Cevabı göster

Dinleyicinin hayal etmesi için varsayımsal bir örnek sunar.

Your brain and muscles are perfectly poised to help you achieve this goal. Kalıp ifadeler

0:34

Beyniniz ve kaslarınız bu hedefe ulaşmanıza yardımcı olmak için mükemmel bir uyum içindedir.

Kalıp ifadeler

are perfectly poised to: harekete geçmek için tamamen hazır ve elverişli durumda

Are perfectly poised to, be + poised + to ile mastar yapısını izler. Burada beynin ve kasların yardım etmek için son derece iyi bir hazırlık durumunda olduğu anlamına gelir; perfectly bu hazırlığın eksiksizliğini vurgular. Bu yapıda poised, fiziksel olarak zarif veya dengeli durmak anlamına gelmez. Be poised to çoğu zaman hem hazırlığı hem de eylem ya da değişimin sırada gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi poised kullanarak tamamlayın: With its new lab fully equipped, the research team is ____ begin the trial.

Cevabı göster

poised to

First, your brain sends a signal to motor neurons inside your arm. Notlar

0:39

İlk olarak, beyniniz kolunuzun içindeki motor nöronlara bir sinyal gönderir.

Kalıp ifadeler

sends a signal to: send a signal to + alıcı

Send a signal to, “bir alıcıya bilgi veya talimat iletmek” demektir. Bu cümlede sends fiildir, a signal gönderilen şeyi belirten isim öbeğidir ve to, alıcı olan motor neurons ifadesini tanıtır. Kalıp send a signal to + alıcı şeklindedir. Tekil özne your brain ile sends biçimi kullanılır.

Alıştırma

send a signal to ifadesinin doğru biçimini kullanın: The smoke detector ____ the control panel when it senses smoke.

Cevabı göster

sends a signal to

Kelime

motor neurons: hareketi sağlayan sinir hücreleri

Motor neurons, beyin veya omurilikten gelen talimatları kaslara taşıyarak kasların hareket etmesine yardımcı olan sinir hücreleridir. Bu cümlede beynin sinyalini alan taraftırlar. Burada motor, “hareket veya kas kontrolüyle ilgili” demektir. Bir makinenin motorunu ifade etmez.

Alıştırma

Bir biyoloji açıklamasında motor neurons nedir?

  1. Bir motora güç veren makine parçaları
  2. Kas hareketini kontrol etmeye yardımcı olan sinir hücreleri
  3. Duyguları oluşturan kimyasal maddeler
Cevabı göster

Kas hareketini kontrol etmeye yardımcı olan sinir hücreleri

When they receive this message,

0:43

Onlar bu mesajı aldıklarında

they fire, Kelime

0:44

harekete geçerler,

Kelime

fire: bir nöron sinyal üretir

Burada fire, sinir biliminde “elektriksel bir dürtü veya sinyal üretmek” anlamına gelen bir fiildir. They, motor nöronları belirtir: Bu nöronlar beynin mesajını aldıktan sonra etkinleşir ve sinyali ileriye iletir. Anlamı özne ve konu belirler. Özne nöronlar olduğunda fire, “silahla ateş etmek” veya “birini işten çıkarmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Elektriksel bir dürtü üretmek” anlamındaki sinir bilimi fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: When the skin senses heat, certain neurons ____.

Cevabı göster

fire

causing muscles to contract and relax, Dilbilgisi

0:46

kasların kasılıp gevşemesine neden olurlar,

Dilbilgisi

causing muscles to contract and relax: sonucu belirten bir -ing cümleciği

Causing muscles to contract and relax, önceki olayın sonucunu bildiren -ing biçiminde bir ortaç yan cümlesidir. Motor nöronlar ateşlenir ve bunun sonucunda kaslar kasılıp gevşer. Causing, yeni ve bağımsız bir ana cümle başlatmaz. Yapı cause + isim + to + fiilin yalın hâli biçimindedir: cause muscles to contract. Cause sözcüğünü causing biçimine çevirmek, sonucu önceki cümleciğe bağlamayı ve adımları tek bir neden-sonuç zinciri olarak göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için cause fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The power outage shut down the signals, ____ the trains to stop.

Cevabı göster

causing

which pull on the bones in your arm Kalıp ifadeler

0:48

bu da kolunuzdaki kemikleri çeker

and generate the needed movement.

0:51

ve gereken hareketi üretir.

Kalıp ifadeler

pull on: bir şeye çekme kuvveti uygulamak

Bu cümlede which, kasları ifade eder. Pull on the bones, “kemiklere çekme kuvveti uygulamak” anlamına gelir. Kemikler kuvvetin etki ettiği hedeftir ve bu kuvvet hareketin oluşmasına yardımcı olur. On edatı, çekme kuvvetinin nerede etkili olduğunu vurgular. Burada pull on a sweater ifadesindeki giysi giyme anlamı yoktur; nesne ve bilimsel bağlam, kuvvet anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

“The cable pulls on the anchor” cümlesinde pulls on ne anlama gelir?

  1. çapaya çekme kuvveti uygular
  2. çapanın yüzeyinde hareket eder
  3. çapayı giysi gibi üzerine geçirir
Cevabı göster

çapaya çekme kuvveti uygular

The bigger the challenge becomes, Dilbilgisi

0:53

Zorluk ne kadar büyük olursa,

the bigger the brain's signal grows,

0:55

beynin sinyali de o kadar büyür

and the more motor units it rallies to help you achieve your task.

0:57

ve görevinizi başarmanıza yardımcı olmak için daha fazla motor üniteyi bir araya getirir.

Dilbilgisi

The bigger ..., the bigger ..., the more ...: bağlantılı karşılaştırmalar

Tekrarlanan The + karşılaştırma biçimi ..., the + karşılaştırma biçimi ... yapısı, miktar veya derece değişimlerini birbirine bağlar. Bir şey değiştikçe başka bir şeyin de onunla birlikte değiştiğini anlatır. Burada zorluğun artması, beyin sinyalinin güçlenmesi ve daha fazla motor birimin harekete geçirilmesiyle ilişkilidir. The more motor units it rallies bölümünde more, motor units ifadesini niteler; it rallies ise yan cümlenin öznesini ve fiilini sağlar. Her the bu karşılaştırma yapısının parçasıdır; sıradan belirli tanımlık değildir.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma yapısını tamamlamak için strong, rough ve carefully sözcüklerini kullanın: ____ the wind blows, ____ the sea becomes, and ____ the captain steers.

Cevabı göster

The stronger · the rougher · the more carefully

But what if the door is made of solid iron? Anlatım akışı

1:01

Peki ya kapı som demirden yapılmışsa?

Anlatım akışı

But what if...?: yeni bir varsayımsal durum sunmak

Burada But what if, durumu değiştiren yeni bir varsayımsal koşul getirir: sıradan bir kapı yerine som demirden yapılmış bir kapı düşünülür. But önceki durumdan bir dönüş olduğunu gösterir, what if ise dinleyiciden sonucun ne olacağını düşünmesini ister. Bu soru kalıbını bir açıklamanın, planın veya iddianın farklı ya da daha zor bir koşulda hâlâ geçerli olup olmadığını sınamak için kullanabilirsin. Anlamı “Şimdi bu olasılığı düşün”dür; sözcük sözcük çevrilmemelidir.

Alıştırma

“But what if the door is made of solid iron?” cümlesinde But what if ne işe yarar?

  1. Açıklamayı değiştirebilecek yeni bir varsayımsal durum sunar.
  2. Açıklamanın son özetini verir.
  3. Kapının rengini sorar.
Cevabı göster

Açıklamayı değiştirebilecek yeni bir varsayımsal durum sunar.

At this point,

1:04

Bu noktada,

your arm muscles alone won't be able to generate enough tension to pull it open. Notlar

1:05

sadece kol kaslarınız onu çekip açmak için yeterli gerilimi üretemeyecektir.

Dilbilgisi

won't be able to: gelecekte yapamayacağını ifade etmek

Won't be able to, will not be able to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ardından fiilin yalın hâli gelir ve bir kişinin ya da şeyin bir eylemi yapma becerisine veya gerçek olanağına sahip olmayacağını bildirir. Buradaki sonraki fiil generate sözcüğüdür: yalnızca kol kasları yeterli gerilimi üretemeyecektir. Gelecekteki yetersizliği ifade etmek için özne + won't be able to + fiilin yalın hâli kullanılır. İngilizcede will not can gibi iki kiplik fiil bir araya getirilemez; bu yüzden will sonrasında gereken yapı be able to ile sağlanır.

Alıştırma

Cümleyi will not be able to ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamla: Without the key, we ____ open the door tomorrow.

Cevabı göster

won't be able to

Kalıp ifadeler

generate enough tension: yeterli çekme kuvveti oluşturmak

Generate, “üretmek” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelir; enough tension ise hareket için gereken miktarda gerilimi ifade eder. Generate, force, heat, energy veya tension gibi ölçülebilir sonuçlarla sık kullanılır. Burada tension, kaslarda ya da gerilmiş başka bir malzemede oluşan fiziksel çekme kuvvetidir. Duygusal gerginlik anlamına gelmez.

Alıştırma

“Yeterli çekme kuvveti üretmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Your leg muscles must ____ to hold this position.

Cevabı göster

generate enough tension

So your brain appeals to other muscles for help. Kalıp ifadeler

1:10

Bu yüzden beyniniz yardım için diğer kaslara başvurur.

Kalıp ifadeler

appeals to ... for help: ……den yardım ister

appeal to + kişi ya da grup + for + help/support kalıbı, o kişiden veya gruptan gerekli bir şeyi sağlamasını istemek anlamına gelir. Bu cümlede for help, anlamın bir yardım talebi olduğunu kesinleştirir. Beyin, diğer kaslardan yardım isteyebiliyormuş gibi kişileştirilmiştir. Asıl anlatılan, beynin daha fazla kası harekete katmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi appeal to ... for ... kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: After the flood, the mayor ____ nearby towns ____ help.

Cevabı göster

appealed to · for

You plant your feet, Kalıp ifadeler

1:13

Ayaklarınızı yere sağlam basarsınız,

Kalıp ifadeler

plant your feet: ayaklarını yere sağlam basmak

Burada plant, “bitki dikmek” değil, “bir şeyi bir yere sağlamca yerleştirmek” anlamında bir fiildir. Plant your feet, iki ayağı da sağlamca yere basıp sabit tutmak demektir. Bu hareket, genellikle itme, çekme, fırlatma veya güç gerektiren başka bir hareketten önce dengeli bir temel oluşturur.

Alıştırma

“İki ayağını da sağlamca yere basmak” anlamına gelen ders ifadesiyle talimatı tamamlayın: “____ before you pull the rope.”

Cevabı göster

Plant your feet

tighten your belly,

1:15

karnınızı sıkarsınız

and tense your back, Kelime

1:16

ve sırtınızı gerersiniz,

Kelime

tense your back: sırt kaslarını kasmak

Burada tense, “bir bölgedeki kasları sıkmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Tense your back, sırt kaslarını kasma yönünde bir talimattır. tense + vücut bölümü kalıbı, o bölgeyi sıkı hâle getirme hareketini anlatır. Bu kullanım, bir durumu anlatan tense sıfatından ve dil bilgisinde zamanı belirten tense isminden farklıdır.

Alıştırma

“Tense your arm for a moment” cümlesinde tense ne anlama gelir?

  1. Kol kaslarını sıkmak.
  2. Kolun hakkında endişelenmek.
  3. Dil bilgisel bir zaman biçimi seçmek.
Cevabı göster

Kol kaslarını sıkmak.

generating enough force to yank it open. Kelime

1:17

böylece aniden çekip açmak için yeterli gücü üretirsiniz.

Kelime

yank it open: sertçe çekerek açmak

yank it open ifadesinde yank, bir şeyi aniden ve kuvvetle çekmek demektir. Bağlama göre it zamiri kapıyı belirtir. Yapı, fiil + nesne + sonucu belirten sıfat biçimindedir. open, hareketin oluşturduğu durumu anlatır. Bu nedenle ifade yalnızca kapıyı çekmek değil, kapı açılana kadar yeterince kuvvetli çekmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun sıkışmış pencereyi açılana kadar aniden ve kuvvetle çektiğini anlatır?

  1. Leo yanked the stuck window open.
  2. Leo pulled on the stuck window.
  3. Leo pushed the stuck window open.
Cevabı göster

Leo yanked the stuck window open.

Your nervous system has just leveraged the resources you already have, Kelime

1:20

Sinir sisteminiz, zaten sahip olduğunuz kaynakları, yani

other muscles,

1:25

diğer kasları,

to meet the demand. Kalıp ifadeler

1:26

talebi karşılamak için kullanmıştır.

Kelime

leveraged the resources: mevcut kaynakları etkili kullanmak

Burada leveraged, bir amaca ulaşmak için zaten mevcut olan bir şeyi etkili biçimde kullanmak anlamına gelen bir fiildir. Bir kaldıraçtan elde edilen mekanik kuvveti belirtebilen leverage ismi değildir. Eklenen other muscles ifadesi, resources sözcüğünün hangi kaynakları belirttiğini açıklar. Sinir sistemi daha büyük bir ihtiyacı karşılamak için bu kasları devreye sokar. Bu anlam, mevcut becerileri, bilgileri, araçları, insanları veya avantajları bir hedefe ulaşmak için kullanırken de geçerlidir.

Alıştırma

"The club leveraged its online network to find volunteers," cümlesinde leveraged ne anlama gelir?

  1. Mevcut bir avantajı etkili biçimde kullanmak
  2. Ağı sıfırdan oluşturmak
  3. Ağı kullanmaktan kaçınmak
Cevabı göster

Mevcut bir avantajı etkili biçimde kullanmak

Kalıp ifadeler

meet the demand: bir ihtiyacı veya gereksinimi karşılamak

to meet the demand ifadesinde meet, “karşılamak” veya “yetecek kadar sağlamak” anlamına gelir; “biriyle yüz yüze görüşmek” anlamına gelmez. the demand, bu durumda daha fazla kuvvete duyulan ihtiyacı ifade eder. meet fiilinin bu anlamı, demand, requirement ve standard gibi koşul ya da beklenti belirten isimlerle kullanılır. Örneğin meet a requirement ve meet a standard, istenen düzeye ulaşmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede meet, “bir ihtiyacı veya gereksinimi karşılamak” anlamındadır?

  1. I'll meet my cousin after school.
  2. We met near the library.
  3. The new schedule should meet the demand for later classes.
Cevabı göster

The new schedule should meet the demand for later classes.

While all this is happening, Anlatım akışı

1:27

Bütün bunlar olurken,

your muscle fibers undergo another kind of cellular change. Kalıp ifadeler

1:28

kas lifleriniz hücresel düzeyde başka bir değişim geçirir.

Anlatım akışı

While all this is happening: eş zamanlı bir sürece geçiş

While all this is happening bir zaman yan cümlesidir. Daha önce açıklanan süreçlere gönderme yapar ve bu süreçlerin hâlâ devam ettiğini belirtir. Cümlenin başına yerleştirildiğinde, dikkati aynı anda gerçekleşen başka bir sürece yönelterek açıklamayı düzenler. Burada while, “olduğu sırada” anlamındadır; karşıtlık bildiren “oysa” anlamında değildir.

Alıştırma

Örnekte While all this is happening ne işe yarar?

  1. Önceki sürecin tamamen sona erdiğini gösterir.
  2. Dikkati aynı anda gerçekleşen başka bir sürece yöneltir.
  3. Daha önce söylenen her şeyle doğrudan çelişir.
Cevabı göster

Dikkati aynı anda gerçekleşen başka bir sürece yöneltir.

Kalıp ifadeler

undergo another kind of cellular change: başka tür bir hücresel değişim geçirmek

Undergo, bir süreçten veya değişimden “geçmek” ya da onu “yaşamak” anlamına gelir. undergo another kind of cellular change ifadesinde değişen şey kas lifleridir; kas lifleri aktif olarak bir eylem gerçekleştirmez. Yapı undergo + isim öbeği şeklindedir: undergo a change, undergo treatment veya undergo testing. Özellikle bilimsel, tıbbi, teknik ve diğer resmî açıklamalarda öznenin başına ne geldiğini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî fiille tamamlayın: Before becoming an adult, the insect will ____ a complete transformation.

Cevabı göster

undergo

As you expose them to stress, Kalıp ifadeler

1:32

Onları strese maruz bıraktıkça,

Kalıp ifadeler

expose them to stress: onları strese maruz bırakmak

Expose X to Y yapısı, “X’in Y ile temas etmesine veya Y’den etkilenmesine neden olmak” anlamına gelir. expose them to stress ifadesinde them kas liflerini, stress ise kas liflerine uygulanan antrenman yükünü veya uyarıcıyı ifade eder. Burada expose ettirgen bir işleve sahiptir: teması bir kişi veya şey oluşturur. Bu cümlede fotoğrafçılıktaki pozlama ya da yalnızca bilgiyi açığa çıkarma anlamında değildir.

Alıştırma

expose X to Y yapısını tamamlayın: The experiment will ____ the seedlings ____ cold air for two hours.

Cevabı göster

expose · to

they experience microscopic damage,

1:34

mikroskobik hasara uğrarlar,

which in this context is a good thing. Anlatım akışı

1:37

ki bu da bu bağlamda iyi bir şeydir.

Anlatım akışı

in this context: Yargıyı Mevcut Durumla Sınırlamak

in this context, bir şeyin iyi olduğu yargısının kapsamını o anda konuşulan durumla sınırlar. Burada mikroskobik hasarın yalnızca kasların nasıl büyüyüp onarıldığı anlatılırken yararlı olduğu belirtilir. Bu ifade, belirli bir duruma ait yargının genel bir kurala dönüştürülmemesi gerektiğini gösterir. Bir şey bu koşullarda iyi olabilir, ancak bu her durumda iyi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

in this context bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. İddiayı konuşulan durumla sınırlar.
  2. Tamamen farklı bir konuya geçer.
  3. İddianın her durumda doğru olduğunu söyler.
Cevabı göster

İddiayı konuşulan durumla sınırlar.

In response, Anlatım akışı

1:40

Buna tepki olarak,

the injured cells release inflammatory molecules

1:41

yaralanan hücreler

called cytokines that activate the immune system to repair the injury. Notlar

1:44

sitokinler adı verilen ve bağışıklık sistemini yaralanmayı onarmak için aktive eden enflamatuar moleküller salgılar.

Anlatım akışı

In response: Tetikleyici Bir Olayı Tepkisine Bağlamak

In response, daha önce sözü edilen mikroskobik hasara gönderme yapar ve hücrelerin sitokin salgılamasını buna verilen bir tepki olarak gösterir. Açıklamayı önce tetikleyici olay, sonra biyolojik tepki olacak şekilde düzenler. Burada response, sözlü bir cevap anlamına gelmez. Bu ifade, daha önceki bir olayı onun nedeniyle oluşan bir eylem ya da değişime bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve ilk olaya verilen tepkiyi vurgulayan iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The alarm rang. ____, everyone left the building calmly.

Cevabı göster

In response

Kelime

cytokines: bağışıklık sinyal molekülleri

Bu cümlede cytokines (sitokinler), iltihaplanma ve bağışıklık faaliyetinde rol alan sinyal molekülleridir. Bağışıklık tepkisinin başlamasına yardımcı olan sinyaller taşırlar; kendileri hücre değildir. Cümleyi şu bağlantıyla anlayın: Hasarlı hücreler sitokin salgılar ve sitokinler, hasarın onarılabilmesi için bağışıklık sistemini etkinleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede cytokines nedir?

  1. İltihabı ölçmek için kullanılan bir makine
  2. Hasarı zaten onarmış hücreler
  3. Bağışıklık sistemini etkinleştirmeye yardımcı olan iltihapla ilişkili sinyal molekülleri
Cevabı göster

Bağışıklık sistemini etkinleştirmeye yardımcı olan iltihapla ilişkili sinyal molekülleri

Kalıp ifadeler

activate the immune system: bağışıklık sistemini etkinleştirmek

activate the immune system ifadesinde activate, “bir sistemi etkin hâle getirmek veya tepki vermeye başlamasını sağlamak” demektir. Kalıp activate + nesne şeklindedir; nesne yalnızca bir makine değil, bir sistem, süreç veya tepki de olabilir. Buradaki that, cytokines sözcüğüne gönderme yapar. İfade, bu moleküllerin bağışıklık sisteminin tepki vermesini sağlayarak hasarın onarılmasına yardımcı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede activate, “bir sistemin çalışmaya başlamasını sağlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The sensor repairs the alarm system.
  2. The sensor describes the alarm system.
  3. The sensor activates the alarm system.
Cevabı göster

The sensor activates the alarm system.

This is when the muscle building magic happens. Notlar

1:49

Kas geliştirme sihri işte bu anda gerçekleşir.

Dilbilgisi

This is when: önemli bir aşamayı vurgulama

This is when + yan cümle, “bir şeyin gerçekleştiği aşama budur” anlamına gelir. Buradaki this, daha önce anlatılan onarım sürecine gönderme yapar; when ise bu aşamada ne olduğunu açıklar. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Bir süreci adım adım anlatırken önemli bir sonucun ortaya çıktığı noktayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi This is when ile tamamlayın: ____ the bread begins to rise.

Cevabı göster

This is when

Deyimler

muscle building magic happens: önemli sonucu anlatan canlı bir mecaz

Muscle building magic happens ifadesindeki magic mecazidir. Doğaüstü bir olayı değil, kasların onarılması ve büyümesiyle ortaya çıkan etkileyici sonucu anlatır. Magic happens ifadesi karmaşık bir süreci, istenen etkinin ortaya çıktığı an olarak sunar. Mekanizmanın her parçasını açıklamadan anlatımı canlı ve kolay anlaşılır hâle getirir.

Alıştırma

Burada “muscle building magic happens” ne anlama geliyor?

  1. Doğaüstü bir güç kelimenin tam anlamıyla kas oluşturur.
  2. Onarım ve büyüme süreci önemli sonucunu ortaya çıkarır.
  3. Sürecin bilimsel bir açıklaması yoktur.
Cevabı göster

Onarım ve büyüme süreci önemli sonucunu ortaya çıkarır.

The greater the damage to the muscle tissue, Dilbilgisi

1:53

Kas dokusundaki hasar ne kadar büyük olursa,

the more your body will need to repair itself.

1:55

vücudunuzun kendini onarması da o kadar gerekecektir.

Dilbilgisi

The greater ... the more: birlikte değişen iki derece

The greater..., the more..., the + karşılaştırmalı yan cümle, the + karşılaştırmalı yan cümle biçiminde bağıntılı bir karşılaştırma yapısıdır. Birlikte değişen iki dereceyi bağlar. Bu cümlede hasar büyüdükçe vücudun kendini onarma ihtiyacı artar. Buradaki her the, derecedeki karşılık gelen değişimi gösteren sabit bir yapı işaretidir; sıradan bir belirli tanımlık değildir. İki derece aynı yönde değişebilir ya da biri artarken diğeri azalabilir.

Alıştırma

Daha fazla pratiğin daha fazla güven sağladığını belirten tam eşli yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

The resulting cycle of damage and repair Kalıp ifadeler

1:59

Ortaya çıkan bu hasar ve onarım döngüsü,

eventually makes muscles bigger and stronger

2:01

kaslar giderek artan taleplere uyum sağladıkça

as they adapt to progressively greater demands. Dilbilgisi

2:04

sonunda kasları daha büyük ve daha güçlü hale getirir.

Kalıp ifadeler

The resulting cycle of damage and repair: bir sonucu özetlemek

The resulting cycle of damage and repair bir isim öbeğidir. Resulting, cycle sözcüğünden önce sıfat gibi kullanılan bir şimdiki zaman ortacıdır; döngünün az önce anlatılan sürecin sonucu olarak ortaya çıktığını belirtir. of ile kurulan bölüm, döngünün hasar ve onarım adlı iki parçasını verir. Söylem düzeninde öbeğin tamamı önceki adımları tek bir ad altında toplar ve bu adı makes fiilinin öznesi yapar. Bilgilendirici metinlerde resulting + isim, bir neden ya da süreçten onun sonucuna kısa ve düzenli biçimde geçmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir süreç sıcaklığın yükselmesine neden oluyor. Hangi öbek bu etkiyi doğal biçimde adlandırıp az önce sözü edilen süreçle ilişkilendirir?

  1. the earlier rise in temperature
  2. the resulting rise in temperature
  3. the unrelated rise in temperature
Cevabı göster

the resulting rise in temperature

Dilbilgisi

as they adapt to progressively greater demands: paralel değişimleri gösteren as

Burada as, “bir süreç ilerledikçe” veya “süreç devam ederken” anlamındadır. They kasları ifade eder; as ile başlayan yan cümle, kasların uyum sağlamasını devam eden bir değişim olarak sunar ve bunu ana cümledeki değişime bağlar. Genellenebilir as + cümle yapısı, birlikte ilerleyen iki gelişmeyi bağlayabilir. Progressively greater demands, adım adım daha zor hâle gelen talepler demektir.

Alıştırma

“As the days grow shorter, the evenings become cooler,” cümlesinde as neyi gösterir?

  1. Günlerin bir rolü veya işi vardır.
  2. İlk cümle yalnızca ikinci cümle bittikten sonra gerçekleşmiştir.
  3. İki değişim birlikte ilerler.
Cevabı göster

İki değişim birlikte ilerler.

Since our bodies have already adapted to most everyday activities, Dilbilgisi

2:08

Vücudumuz zaten çoğu günlük aktiviteye uyum sağlamış olduğundan,

those generally don't produce enough stress to stimulate new muscle growth. Dilbilgisi

2:12

bunlar genellikle yeni kas büyümesini uyaracak kadar stres üretmezler.

Dilbilgisi

Since our bodies have already adapted: neden bildiren Since

Burada Since, “çünkü” veya “... olduğu için” anlamındadır. Baştaki since yan cümlesi ana sonucun nedenini verir: Günlük etkinliklerin çoğu, vücut bunlara zaten uyum sağladığı için yeni kas gelişimine yetecek kadar stres oluşturmaz. Bu nedensel kullanım, genellikle kabul edilmiş veya zaten bilinen bir gerçeği arka plan bilgisi olarak önce verir, ardından sonucunu belirtir.

Alıştırma

“Since the path is muddy, we will take the paved route” cümlesinde Since ne işe yarar?

  1. Yolun ilk kez ne zaman çamurlandığını gösterir.
  2. Asfalt yolu seçmenin nedenini açıklar.
  3. Çamurlu yol ile asfalt yol arasında karşıtlık gösterir.
Cevabı göster

Asfalt yolu seçmenin nedenini açıklar.

Dilbilgisi

enough stress to stimulate: enough + isim + to yapısı

Enough + isim + to + fiil, bir şeyin miktarının mastarın belirttiği eylem veya sonucu mümkün kılacak kadar yeterli olduğunu gösterir. Burada enough stress to stimulate new muscle growth, yeni kas gelişimini sağlayabilecek düzeyde stres anlamına gelir. Don't produce enough stress to... olumsuz yapısında miktar bu düzeyin altındadır. to stimulate, yeterliliğin hangi sonucu mümkün kıldığını tamamlar; stress ile ilgisiz ayrı bir amaç bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi enough + isim + to yapısıyla tamamlayın: This box has ____ space ____ hold all the books.

Cevabı göster

enough · to

So to build new muscle,

2:17

Bu yüzden yeni kas inşa etmek,

a process called hypertrophy, Kelime

2:18

yani hipertrofi adı verilen süreç için,

our cells need to be exposed to higher workloads than they are used to. Dilbilgisi

2:20

hücrelerimizin alışık olduklarından daha yüksek iş yüklerine maruz kalması gerekir.

Kelime

called hypertrophy: teknik bir adı tanıtmak

Called hypertrophy, a process ifadesini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; tam biçimi a process that is called hypertrophy şeklindedir. Bu yapı, sürecin teknik adını tanıtır. Hypertrophy, bir dokunun veya organın boyutunun artması demektir. Bu kas bağlamında kas liflerinin büyümesini ifade eder; dolayısıyla süreç kas gelişimi sağlar.

Alıştırma

İsim + called + terim yapısını tamamlayın: Water changing into vapor is a process ____ evaporation.

Cevabı göster

called

Dilbilgisi

need to be exposed to: gereklilik bildiren edilgen yapı

Need to be exposed to, need to ile edilgen be exposed to yapısını birleştirir. Özne olan our cells eylemden etkilenen taraftır: hücrelerin daha yüksek iş yüklerine maruz bırakılması ya da bunlarla temas ettirilmesi gerekir; hücreler başka bir şeyi maruz bırakmaz. X'in bir koşul veya uyaranla karşılaşması ya da ona maruz kalması gerektiğinde X need(s) to be exposed to Y kalıbını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi need ile expose fiilinin edilgen biçimini kullanarak tamamlayın: Language learners ____ natural speech to improve their listening.

Cevabı göster

need to be exposed to

Dilbilgisi

higher workloads than they are used to: alışılmış düzeyle karşılaştırma

Higher workloads than they are used to, yeni iş yüklerini hücrelerin normalde deneyimlediği düzeyle karşılaştırır. higher ... than karşılaştırma yapısı, yeni düzeyin alışılmış düzeyden daha yüksek olduğunu belirtir. Burada are used to, “alışkın olmak” anlamına gelir. Karşılaştırma, to'dan sonra söylenmeyen fikri sağlar: alışık oldukları iş yükü düzeyi. Bu, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatan used to + fiilin yalın hâli yapısı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede they are used to ne anlama gelir? “The staff say the new schedule is more demanding than they are used to.”

  1. çalışanların kullanmak üzere olduğu bir program
  2. çalışanların geçmişte düzenli olarak izlediği bir program
  3. çalışanların alışık olduğu talep düzeyi
Cevabı göster

çalışanların alışık olduğu talep düzeyi

In fact,

2:25

Aslında,

if you don't continuously expose your muscles to some resistance, Dilbilgisi

2:26

kaslarınızı sürekli olarak bir miktar dirence maruz bırakmazsanız,

they will shrink,

2:29

küçülürler,

Dilbilgisi

if you don't ... they will shrink: koşul ve sonuç

if yan cümlesi olumsuz bir koşulu belirtir: kaslar direnç karşısında tekrar tekrar çalıştırılmaz. Ana cümle olan they will shrink ise öngörülen sonucu belirtir. if ve will birlikte değerlendirilmelidir; bu sözcükler koşul ile sonucu birbirine bağlar. Gerçekleşmesi mümkün bir gelecek sonucu için bu kalıpta genellikle koşul bölümünde if + simple present, sonuç bölümünde ise will + fiilin yalın hâli kullanılır: If you don't ..., ... will .... Buradaki they, daha önce geçen your muscles ifadesini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, olası bir gelecek sonucunu anlatmak için if + simple present ve will + fiilin yalın hâlini kullanır?

  1. Charge the tablet while it is still on.
  2. Because the tablet shut down, I charged it.
  3. If you don't charge the tablet, it will shut down.
Cevabı göster

If you don't charge the tablet, it will shut down.

a process known as muscular atrophy. Kelime

2:31

bu da kas atrofisi olarak bilinen bir süreçtir.

Kelime

known as muscular atrophy: resmî bir adı tanıtma

Known as muscular atrophy, sürecin resmî adını verir. Known as, “adı verilen” veya “olarak bilinen” anlamına gelir. Muscular atrophy, kas dokusunun küçülmesini veya zayıflayarak kaybolmasını anlatan terimdir. Dil bilgisi bakımından known as muscular atrophy, process sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a process that is known as muscular atrophy. Genel bir açıklamadan sonra teknik bir ad verilirken bu kalıp sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “adı verilen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The study of weather is ____ meteorology.

Cevabı göster

known as

In contrast,

2:34

Aksine,

exposing the muscle to a high degree of tension, Kalıp ifadeler

2:35

kası yüksek derecede gerilime maruz bırakmak,

Kalıp ifadeler

kası yüksek derecede gerilime maruz bırakmak

Burada expose X to Y, X'in Y'yi yaşamasını veya taşımasını sağlamak anlamına gelir. İfade, egzersizin kası güçlü bir gerilim altında bıraktığını anlatır. Tension, duygusal gerginlik değil, kastaki fiziksel çekme kuvvetidir. A high degree of, miktarın veya şiddetin yüksek olduğunu söylemenin resmî bir yoludur. Bu sözler, uyarıyı neyin aldığını ve uyarının ne kadar güçlü olduğunu belirttiği için bilimsel bir açıklamaya uygundur.

Alıştırma

Cümleyi expose X to Y yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The durability test ____ the phone ____ a high degree of mechanical stress.

Cevabı göster

exposes · to

especially while the muscle is lengthening, Dilbilgisi

2:38

özellikle kas uzarken (

Dilbilgisi

özellikle kas uzarken

While, başka bir sürecin gerçekleştiği zaman aralığını belirtir. Burada kas uzama sürecindedir ve daha önce sözü edilen eylem ya da koşul aynı süre boyunca geçerlidir. Especially, bu zaman aralığının diğer zamanlardan daha önemli olduğunu gösterir. Bu nedenle ifade yalnızca arka plan bilgisi eklemez; kasın uzadığı aşamayı temel koşul olarak öne çıkarır.

Alıştırma

Açıklamada especially while the muscle is lengthening ne işe yarıyor?

  1. Kasın uzamasını ilgisiz bir düşünceyle karşılaştırır.
  2. Kasın uzamasını çoktan tamamladığını söyler.
  3. Kasın uzama aşamasını özellikle önemli bir zaman olarak öne çıkarır.
Cevabı göster

Kasın uzama aşamasını özellikle önemli bir zaman olarak öne çıkarır.

also called an eccentric contraction, Kelime

2:40

buna eksantrik kasılma da denir)

Kelime

called an eccentric contraction: bilimsel bir terimi adlandırma

Called + bir isim öbeği, daha önce sözü edilen veya açıklanan bir şeye ad verir. Burada called an eccentric contraction kas hareketini adlandırır; also bunun aynı hareket için kullanılan başka bir ad olduğunu gösterir. Eksantrik kasılmada kas uzarken gerilim üretir. Bu bilimsel terimde eccentric, günlük dildeki tuhaf anlamına gelmez.

Alıştırma

Çalışan kasın uzadığı bir kas hareketini doğru biçimde adlandıran cümle hangisidir?

  1. The muscle-lengthening action is called an eccentric contraction.
  2. The muscle-lengthening action calls an eccentric contraction.
  3. The muscle-lengthening action is called as an eccentric contraction.
Cevabı göster

The muscle-lengthening action is called an eccentric contraction.

generates effective conditions for new growth. Kalıp ifadeler

2:42

yeni büyüme için etkili koşullar yaratır.

Kalıp ifadeler

generates effective conditions for new growth: yeni büyüme için etkili koşullar oluşturmak

Burada generates, oluşturur veya ortaya çıkarır anlamındadır. Conditions, hava durumunu ya da bir sözleşmenin maddelerini değil, çevredeki koşulları anlatır; effective ise bu koşulların işe yaradığını belirtir. For new growth, koşulların desteklediği sonucu gösterir. İfade dolaylı bir neden sunar: büyümenin hemen gerçekleştiğini veya garanti edildiğini değil, ortamın büyüme için daha elverişli hâle geldiğini söyler.

Alıştırma

Burada generates effective conditions for new growth ne anlama gelir?

  1. doğrudan yeni büyümeye dönüşür
  2. yeni büyümenin gerçekleşmesine yardımcı olan koşullar oluşturur
  3. yeni büyümenin uyması gereken kuralları belirtir
Cevabı göster

yeni büyümenin gerçekleşmesine yardımcı olan koşullar oluşturur

However,

2:46

Ancak,

muscles rely on more than just activity to grow. Kalıp ifadeler

2:47

kaslar büyümek için sadece aktiviteden daha fazlasına güvenirler.

Kalıp ifadeler

rely on more than just activity: aktivite tek etken değildir

rely on more than just activity ifadesindeki rely on, büyümenin neye bağlı olduğunu gösterir. more than just activity, aktivitenin etkenlerden biri olduğunu ancak tek etken olmadığını belirtir. X relies on more than just Y kalıbı, aşırı basitleştirilmiş bir düşünceyi düzeltir: Y önemlidir, fakat başka etkenlere de ihtiyaç vardır.

Alıştırma

Güneş ışığının önemli fakat tek başına yetersiz olduğunu göstermek için cümleyi rely on ve more than just ile tamamlayın: A healthy garden ____ sunlight.

Cevabı göster

relies on more than just

Without proper nutrition, hormones, and rest, Dilbilgisi

2:50

Uygun beslenme, hormonlar ve dinlenme olmadan,

your body would never be able to repair damaged muscle fibers. Dilbilgisi

2:53

vücudunuz asla hasar görmüş kas liflerini onaramaz.

Dilbilgisi

Without proper nutrition, hormones, and rest: eksik koşulu belirten bir öbek

Without proper nutrition, hormones, and rest, without sözcüğünün ardından üç öğeli bir liste içeren isim öbeğinin geldiği bir yapıdır. “Vücutta uygun beslenme, hormonlar ve dinlenme yoksa” anlamına gelir. Bu öbek cümlenin başında eksik bir koşul belirler. Sonuç, ana cümledeki would never be able to repair ile ifade edilir. Üç isim de without sözcüğüne bağlıdır; ayrı cümleler değildir.

Alıştırma

Cümleyi, Without sözcüğünden sonra enough water isim öbeğini getirerek tamamlayın: ____, the plants would not survive.

Cevabı göster

Without enough water

Dilbilgisi

would never be able to: bir koşul altında imkânsız sonuç

Bu cümlede would never be able to, daha önce without ile belirtilen koşul altında vücudun hasarlı lifleri onarma yeteneğinin hiç olmayacağı anlamına gelir. Never, olumsuz sonucu kesin ve mutlak hâle getirir. Buradaki would, varsayılan bir koşulun sonucunu gösterir; yalnızca gelecek zaman bildirmez. Kullanılabilir kalıp şöyledir: Without + koşul, özne + would never be able to + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Koşulun sonucunu hedef ifadeyle tamamlayın: Without the access code, Priya ____ open the locked file.

Cevabı göster

would never be able to

Protein in our diet preserves muscle mass by providing the building blocks for new tissue Notlar

2:56

Diyetimizdeki protein, yeni dokular için

in the form of amino acids. Kalıp ifadeler

3:02

amino asitler şeklinde yapı taşları sağlayarak kas kütlesini korur.

Kalıp ifadeler

preserves muscle mass: kas miktarının azalmasını önlemek

Preserves muscle mass ifadesinde preserve, “kas miktarının azalmasını önlemek” anlamına gelir. Muscle mass, vücuttaki kas miktarıdır; dolayısıyla preserve burada korumak veya sürdürmek demektir, yiyeceği dayanıklı hâle getirmek değil. Preserve sözcüğünün bu anlamı, korunması gereken miktarlar, durumlar ve değerli şeylerle sık kullanılır: preserve bone density, preserve quality veya preserve evidence.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: During a long recovery period, adequate protein ____.

Cevabı göster

preserves muscle mass

Deyimler

building blocks: daha büyük bir şeyi oluşturan temel parçalar

Bu cümlede building blocks, yeni doku oluşturmak için gereken temel maddeleri anlatan bir benzetmedir. Ardından gelen in the form of amino acids ifadesi, bu maddelerin amino asitler olduğunu belirtir. Bu benzetme, küçük bloklarla daha büyük bir yapı kurma fikrinden gelir. Aynı benzetme, daha karmaşık bir şeyi oluşturan temel parçaları anlatabilir.

Alıştırma

Asıl cümlede building blocks ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel egzersizde kullanılan oyuncak bloklar
  2. Bir bina yapmak için kullanılan tuğlalar
  3. Yeni dokunun oluştuğu temel maddeler
Cevabı göster

Yeni dokunun oluştuğu temel maddeler

Kalıp ifadeler

in the form of: bir şeyin aldığı belirli biçim veya tür

In the form of, bir şeyin var olduğu veya sunulduğu belirli biçimi ya da türü tanıtır. Burada genel olarak sözü edilen building blocks ifadesini daha belirgin hâle getirip bunların amino asitler olduğunu söyler. Form yalnızca gözle görülen bir şekil anlamına gelmek zorunda değildir. Bu ifade bir kategori, ortam veya durumu da belirtebilir.

Alıştırma

Belirli bir tür veya biçimde anlamına gelen dört kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The refund came ____ store credit.

Cevabı göster

in the form of

Adequate protein intake,

3:04

Yeterli protein alımı,

along with naturally occurring hormones like insulin-like growth factor and testosterone, Kalıp ifadeler

3:06

insülin benzeri büyüme faktörü ve testosteron gibi doğal olarak oluşan hormonlarla birlikte,

Kalıp ifadeler

naturally occurring hormones: doğal süreçlerle var olan hormonlar

naturally occurring hormones ifadesinde naturally occurring, hormones sözcüğünü niteleyen bir sıfat öbeği olarak kullanılır. Hormonların yapay olarak üretilmiş veya eklenmiş olmak yerine doğal süreçlerle var olduğu ya da üretildiği anlamına gelir. Buradaki occurring, olağan bir var olma biçimini anlatır; geçici bir olayın tam şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Ardından gelen like, bu hormonlara örnekler verir.

Alıştırma

Bu dersteki bilimsel eşdizimi tamamlayın: The spring contains several ____ minerals.

Cevabı göster

naturally occurring

helps shift the body into a state where tissue is repaired and grown. Notlar

3:11

vücudun dokunun onarıldığı ve büyütüldüğü bir duruma geçmesine yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

helps shift the body into a state: durum değişikliğini anlatmak

Helps shift the body into a state, bir şeyin vücudun durumunu değiştirerek belirli bir duruma girmesine yardımcı olduğunu anlatır. Buradaki shift mecazidir: başka bir yere hareket etmeyi değil, durum değişikliğini ifade eder. Yapı help + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle helps sözcüğünden sonra shifts değil shift gelir. shift X into a state yapısında X değişen şeydir ve into ortaya çıkan durumu belirtir. Ardından gelen where yan cümlesi, o durumda ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

shift X into a state yapısını tamamlayın: A regular bedtime helps ____ the body ____ a state ready for sleep.

Cevabı göster

shift · into

Dilbilgisi

where tissue is repaired and grown: soyut bir durum için where

Bu cümlede where, fiziksel bir yere değil, daha önce sözü edilen soyut bir state sözcüğüne gönderme yapar. Bu durumun içinde ne olduğunu, yani dokunun onarılıp büyüdüğünü anlatır. Where; state, stage, situation veya system gibi isimlerden sonra in which ya da within which anlamına gelebilir. İsim bir yer belirtmese bile onu sonraki olayın gerçekleştiği ortam olarak düşünün.

Alıştırma

Bu cümlede where ne işe yarar: The project entered a phase where every decision needed approval?

  1. Bu aşamanın içinde ne olduğunu anlatır.
  2. Projenin ne zaman sona erdiğini açıklar.
  3. Aşamanın nerede bulunduğunu sorar.
Cevabı göster

Bu aşamanın içinde ne olduğunu anlatır.

This vital repair process mainly occurs when we're resting, Dilbilgisi

3:16

Bu hayati onarım süreci esas olarak biz dinlenirken,

especially at night while sleeping.

3:20

özellikle de geceleri uyurken gerçekleşir.

Dilbilgisi

mainly occurs when we're resting: başlıca zaman veya koşul

Occurs when, bir süreci gerçekleştiği zamana veya koşula bağlar. Burada when we're resting, dinlenmeyi onarım sürecinin başlıca gerçekleşme ortamı olarak gösterir; sonraki ifade bunun özellikle uykuyu içerdiğini açıklar. Mainly, yalnızca değil, büyük ölçüde anlamına gelir. Cümle, başka zamanlarda hiç onarım olmadığını söylemeden dinlenmenin onarım için başlıca zaman olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede mainly ne anlama gelir: The problem mainly occurs when the device overheats?

  1. Sorun en sık bu koşulda ortaya çıkar ancak başka zamanlarda da oluşabilir.
  2. Sorun bu koşulda ortaya çıkmaz.
  3. Sorun yalnızca bu koşulda ortaya çıkabilir.
Cevabı göster

Sorun en sık bu koşulda ortaya çıkar ancak başka zamanlarda da oluşabilir.

Gender and age affect this repair mechanism,

3:22

Cinsiyet ve yaş bu onarım mekanizmasını etkiler,

which is why young men with more testosterone have a leg up in the muscle-building game. Notlar

3:25

işte bu yüzden daha fazla testosterona sahip genç erkekler kas geliştirme oyununda bir adım öndedir.

Dilbilgisi

which is why: bir gerçeği sonucuna bağlamak

Which is why, önceki gerçeğin tamamına—cinsiyet ve yaşın onarım mekanizmasını etkilemesine—gönderme yapar ve “bunun nedeni budur” anlamına gelir. Yalnızca age sözcüğünü göstermez. Bu ifade daha sonra sonucu, yani genç erkeklerle ilgili yan cümleyi getirir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şöyledir: ifade, which is why + sonuç cümleciği.

Alıştırma

Örnekte which is why içindeki which neye gönderme yapıyor?

  1. Yalnızca age sözcüğü
  2. Cinsiyet ve yaşın onarım mekanizmasını etkilediğini belirten önceki gerçeğin tamamı
  3. Ardından gelen young men sözcükleri
Cevabı göster

Cinsiyet ve yaşın onarım mekanizmasını etkilediğini belirten önceki gerçeğin tamamı

Deyimler

have a leg up: avantajlı olmak

Have a leg up, “avantajlı olmak” veya “daha güçlü bir konumdan başlamak” anlamına gelen bir deyimdir. Gerçekten bir bacağı kaldırmayı anlatmaz. Burada söz konusu avantaj kas geliştirmeyle ilgilidir. Yaygın bir kalıp have a leg up in + alan şeklindedir. Kiminle karşılaştırma yapıldığını belirtmek için have a leg up on + kişi veya grup kullanılır.

Alıştırma

Örnekte have a leg up ne anlama geliyor?

  1. Avantajlı olmak
  2. Bacak yaralanması olmak
  3. Bir bacağı kaldırmak
Cevabı göster

Avantajlı olmak

Genetic factors also play a role in one's ability to grow muscle. Kalıp ifadeler

3:30

Genetik faktörler de kişinin kas geliştirme yeteneğinde rol oynar.

Kalıp ifadeler

play a role in: bir sonuca katkıda bulunmak

Bu cümlede play a role in, “katkıda bulunmak” veya “etkilemek” anlamına gelir. Genetik faktörler, kişinin kas geliştirme becerisini etkileyen etkenlerden biri olarak sunulur; tek neden olmak zorunda değildir. Kalıp A plays a role in B şeklindedir. A bir etkeni, B ise bir sonucu, süreci veya durumu belirtir. Buradaki in bir edattır; bu yüzden ardından bir fiil geldiğinde fiil genellikle -ing biçimini alır.

Alıştırma

“Katkıda bulunmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Regular sleep can ____ improving memory.

Cevabı göster

play a role in

Some people have more robust immune reactions to muscle damage Kelime

3:34

Bazı insanların kas hasarına karşı daha güçlü bağışıklık tepkileri vardır

Kelime

more robust immune reactions: daha güçlü tepkiler

more robust immune reactions ifadesinde robust, güçlü ve kuvvetli anlamına gelir. Bağışıklık tepkilerinin fiziksel boyutunu değil, yoğunluğunu veya gücünü anlatır. More bir karşılaştırma bildirir: Bu tepkiler başka insanların tepkilerinden veya ilgili bir ölçüt düzeyinden daha güçlüdür. Bilimsel ve teknik İngilizcede robust; güçlü, güvenilir veya zor koşullarda çalışmayı sürdürebilen bir tepkiyi, sistemi, yöntemi ya da bulguyu tanımlayabilir. Tam anlamı nitelediği isme göre değişir; burada esas olarak daha güçlü bir bağışıklık tepkisi anlamına gelir. Bu ifade tek başına tepkinin her zaman yararlı olduğunu göstermez.

Alıştırma

“The vaccine produced a robust immune response,” cümlesinde robust sözcüğünün en yakın anlamı nedir?

  1. güçlü ve kuvvetli
  2. fiziksel olarak büyük
  3. yavaş ve zayıf
Cevabı göster

güçlü ve kuvvetli

and are better able to repair and replace damaged muscle fibers, Kalıp ifadeler

3:38

ve hasarlı kas liflerini daha iyi onarabilir ve yenileyebilirler,

increasing their muscle-building potential.

3:42

bu da kas geliştirme potansiyellerini artırır.

Kalıp ifadeler

are better able to: bir işi yapma kapasitesi daha yüksek olmak

are better able to repair and replace... ifadesinde better, able sözcüğünü niteler. be better able to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir kişinin veya şeyin başka bir kişiye ya da duruma göre bir işi yapma becerisinin veya koşullarının daha iyi olduğunu belirtir. Tek bir to, birbirine bağlanan repair ve replace fiillerinin ikisini de kapsar. Burada onarımın daha iyi yapıldığı değil, iki eylemi gerçekleştirme kapasitesinin daha yüksek olduğu anlatılır.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın: After the software update, the phone is ____ recognize quiet voices.

Cevabı göster

better able to

The body responds to the demands you place on it. Kalıp ifadeler

3:44

Vücut ona yüklediğiniz taleplere yanıt verir.

Kalıp ifadeler

responds to the demands you place on it: yüklenen bir yüke tepki vermek

responds to the demands you place on it ifadesinde respond to, bir şeye tepki vermek veya uyum sağlamak anlamına gelir. Buradaki demands, sözlü istekler değil; baskılar, yükler veya zorluklardır. Place demands on something, bir şeyin belirli bir gereksinimi veya baskıyı karşılamak zorunda kalmasını sağlamak demektir. you place on it, demands sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; that kullanılmamıştır ve it, the body ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

“A heat wave places extra demands on the power grid,” cümlesinde places extra demands on ne anlama gelir?

  1. Elektrik şebekesine nazik bir soru sorar.
  2. Bir istek listesini fiziksel olarak elektrik şebekesinin üzerine koyar.
  3. Elektrik şebekesinin ek bir yükü karşılamasına neden olur.
Cevabı göster

Elektrik şebekesinin ek bir yükü karşılamasına neden olur.

If you tear your muscles up, Notlar

3:47

Eğer kaslarınızı zorlarsanız,

Öbek fiiller

tear your muscles up: ciddi bir yırtılma değil, samimi bir antrenman abartısı

Bu fitness bağlamında tear your muscles up, egzersizin kasları zorladığını ve konuşmacının büyümeyle ilişkilendirdiği az miktardaki hasara yol açtığını anlatan güçlü ve samimi bir ifadedir. Ciddi bir kas yırtılmasına yol açma talimatı değildir. Burada tear up ayrılabilir bir öbek fiildir: your muscles nesnesi tear ile up arasına gelir. Nesne bir zamir olduğunda bu orta konum zorunludur; tear them up denir, tear up them denmez.

Alıştırma

Bu fitness açıklamasında tear your muscles up ne anlama geliyor?

  1. Kesinleşmiş ciddi bir kas yırtılmasına yol açmayı söyler.
  2. Kasları çok yoğun çalıştırmayı ve antrenmanla ilişkili küçük hasar oluşturmayı samimi bir dille anlatır.
  3. Egzersiz sırasında duygulanıp ağlamaya başlamak anlamına gelir.
Cevabı göster

Kasları çok yoğun çalıştırmayı ve antrenmanla ilişkili küçük hasar oluşturmayı samimi bir dille anlatır.

eat right, Kalıp ifadeler

3:49

doğru beslenirseniz,

Kalıp ifadeler

eat right: sağlıklı ve uygun biçimde beslenmek

eat right ifadesinde right, sağlıklı veya uygun bir biçimde anlamına gelen bir zarftır. İfade, sağlıklı bir beslenme biçimi seçip sürdürmek anlamına gelir; sağ yönünü belirtmez. Nasıl yemek yediğinizle ilgili genel bir öğüttür. Belirli yiyecekleri veya bir beslenme planını açıklamaz.

Alıştırma

Günlük sağlık önerilerinde eat right ne anlama gelir?

  1. sağlıklı ve uygun biçimde beslenmek
  2. sağ tarafındaki yiyecekleri yemek
  3. hemen yemek
Cevabı göster

sağlıklı ve uygun biçimde beslenmek

rest,

3:50

dinlenirseniz,

and repeat,

3:51

ve tekrarlarsanız,

Anlatım akışı

If you tear your muscles up, eat right, rest, and repeat: eylem listesinden oluşan tek bir koşul

if, listenin tamamını kapsar: you tear your muscles up, eat right, rest, and repeat. Dört fiil de you öznesini paylaşır. Bu yüzden ilişkisiz dört emir değil, birleşik tek bir koşul ve tekrarlanabilir bir süreç oluştururlar. Bu bölüm virgülle bittiği için if yan cümlesi, ardından gelen ana cümledeki sonuca zemin hazırlar. Bu yapı, konuşmacının önce açıklamayı akılda kalıcı adımlara sıkıştırmasını, sonra da bu adımların neye yol açtığını belirtmesini sağlar.

Alıştırma

Vurgulanan if yan cümlesinin temel düzenleme görevi nedir?

  1. Aynı eylemin dört farklı sonucunu sıralar.
  2. Birkaç eylemi, sonuçtan önce gelen tekrarlanabilir tek bir koşulda toplar.
  3. Ortak amacı olmayan, ilişkisiz dört emir verir.
Cevabı göster

Birkaç eylemi, sonuçtan önce gelen tekrarlanabilir tek bir koşulda toplar.

you'll create the conditions to make your muscles as big and strong as possible. Notlar

3:52

kaslarınızı olabildiğince büyük ve güçlü hale getirecek koşulları yaratmış olursunuz.

Kalıp ifadeler

create the conditions to: bir sonucu mümkün kılacak koşulları oluşturmak

Burada create the conditions to make..., sonraki sonucun gerçekleşmesini sağlayacak ortamı oluşturmak anlamına gelir. Dolaylı desteği anlatır: koşullar hemen daha büyük kaslar üretmek yerine kasların büyümesini mümkün kılar. to make... mastar yapısı amaçlanan hedefi ifade eder. Buradaki conditions, bir anlaşmadaki maddeler veya kurallar değil, gerekli ortam ya da şartlar anlamındadır.

Alıştırma

create the conditions to make a result happen neyi vurgular?

  1. hiç hazırlık yapmadan nihai sonucu hemen üretmek
  2. sonucun gerçekleşebilmesi için gerekenleri hazırlamak
  3. bir sözleşmeye koşullar yazmak
Cevabı göster

sonucun gerçekleşebilmesi için gerekenleri hazırlamak

Dilbilgisi

as big and strong as possible: as ... as possible kalıbı

as + sıfat/zarf + as possible kalıbı, “koşulların izin verdiği en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada kasların, koşulların elverdiği ölçüde büyük ve güçlü olması gerektiğini anlatır. Big ve strong, tek bir kalıbın içinde birbirine bağlanan iki sıfattır. Baştaki as ile sondaki as possible bölümünü paylaşırlar; bu nedenle tam kalıpta iki tane as bulunur.

Alıştırma

as ... as possible kalıbını tamamlayın: Make the instructions ____ clear and simple ____ possible.

Cevabı göster

as · as

It is with muscles as it is with life. Anlatım akışı

3:57

Kaslarda olduğu gibi hayatta da durum böyledir.

Anlatım akışı

It is with muscles as it is with life: iki durumu benzetmeyle bağlamak

Burada It is with A as it is with B, “A’daki durum B’deki duruma benzer” anlamına gelir. Birbirine karşılık gelen with muscles ve with life ifadeleri iki konuyu düzenler; as ise karşılaştırmayı başlatır. Bu yapı, “it” sözcüğünün fiziksel olarak kaslarla birlikte olduğu anlamına gelmez. Cümle, kas geliştirme gibi somut bir konudan hayat hakkında daha genel bir düşünceye geçer: aynı genel ilkenin ikisi için de geçerli olduğu sunulur. Yapı, iki şeyin bütün özelliklerini değil, durumları veya örüntüleri karşılaştırır.

Alıştırma

'It is with muscles as it is with life.' cümlesi burada ne yapıyor?

  1. Kaslarla hayatın fiziksel olarak aynı yerde bulunduğunu söyler.
  2. Kaslarla ilgili bir ilkenin hayata da uygulanabileceğini belirtir.
  3. İki konuyu birbirine bağlamadan konuyu değiştirir.
Cevabı göster

Kaslarla ilgili bir ilkenin hayata da uygulanabileceğini belirtir.

Meaningful growth requires challenge and stress. Anlatım akışı

3:59

Anlamlı bir büyüme zorluk ve stres gerektirir.

Anlatım akışı

“Anlamlı gelişim zorluklar ve stres gerektirir” şeklindeki sonuç mesajı

Bu son cümle, önceki açıklamayı akılda kalacak ana mesaja dönüştürür. “X requires Y” kalıbı, Y'yi X için gerekli olarak sunar; bu da savı kısa ve kesin kılar. Buradaki “growth”, kasların fiziksel olarak büyümesiyle daha geniş anlamdaki kişisel gelişimi birbirine bağlar. Bu çift anlam, dinleyiciyi tek bir somut örnekten başka durumlara da uygulanabilecek bir hayat dersine götürür; cümleyi yalnızca bir egzersiz tavsiyesi olmaktan çıkarır.

Alıştırma

Son cümle olan “Meaningful growth requires challenge and stress” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Önceki açıklamayı gelişim hakkında daha geniş bir ders olarak özetler.
  2. Yeni bir egzersiz talimatları listesi sunar.
  3. Gelişim fikrini yalnızca kaslarla sınırlar.
Cevabı göster

Önceki açıklamayı gelişim hakkında daha geniş bir ders olarak özetler.