Güzellik influencer'ı olmak - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
884 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Nijerya ve Pakistan’dan iki güzellik influencer’ı, makyaj içeriklerini yalnızca geniş çevrim içi kitlelere ulaşmak için değil, kadın güzelliğine ilişkin tutumları değiştirmek, özgüveni ve ruh sağlığını desteklemek, ayrıca sosyal medyada rıza ve mahremiyeti gözetmek için kullanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. women of color — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: İlgili toplumsal bağlamda beyaz kabul edilmeyen ırksal ve etnik gruplardan kadınları ifade eden bu kimlik terimini anlayın; temsil meselesini ten renginin kelimesi kelimesine tarifinden neden daha doğru ve saygılı biçimde aktardığını fark edin. 2. took off. — Öbek fiiller: take off ifadesinin bir şeyi çıkarmak ya da uçağın havalanması yerine bir videonun, ürünün veya kariyerin birden popüler ya da başarılı olması anlamına geldiği bağlamları ayırt edin ve hızlı yükselişi anlatmak için kullanın. 3. have to ask people if they are comfortable — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifadenin, yakınları internette göstermeden önce rızayı gerekli bir adım olarak sunduğunu öğrenin; iznin zaten verildiğini varsaymadan kişinin buna istekli olup olmadığını if ile kurulan dolaylı bir yan cümleyle nazikçe kontrol edin.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:02

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:09

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:09

bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:13

Ve ben Sam.

In the UK,

0:15

İngiltere'de,

there's a well-known children's game called Happy Families. Kültür

0:15

Mutlu Aileler adında iyi bilinen bir çocuk oyunu vardır.

Kültür

Happy Families: bir İngiliz çocuk kart oyunu

Happy Families, genel olarak mutlu aileleri anlatan bir ifade değil, geleneksel bir İngiliz çocuk kart oyununun adıdır. Oyuncular aynı ailenin üyelerini temsil eden kart setlerini toplamaya çalışır. Geleneksel sürümlerde aileler çoğunlukla mesleklere göre tanımlanır. Bu oyun bilgisi, daha sonra geleneksel mesleklere ve aile üyesi kartlarına yapılan göndermeleri anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede Happy Families neyi ifade ediyor?

  1. Tesadüfen mutlu olan aileler
  2. Geleneksel bir İngiliz çocuk kart oyunu
  3. Aile yaşamını konu alan bir televizyon programı
Cevabı göster

Geleneksel bir İngiliz çocuk kart oyunu

Players have to collect all the cards belonging to one family. Dilbilgisi

0:19

Oyuncular bir aileye ait tüm kartları toplamak zorundadır.

Dilbilgisi

belonging to one family: isimden sonra gelen niteleyici

belonging to one family ifadesindeki -ing öbeği cards sözcüğünden sonra gelir ve hangi kartların kastedildiğini belirtir: tek bir aileye ait kartlar. Bu, burada that belong to one family ile eşdeğer olan kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Belong bu anlamda bir durum fiilidir. belonging biçimi, ait olma durumunun şu anda gerçekleşmekte olduğu anlamına gelmez; cards sözcüğünü sonradan niteleyen bir yapı olarak çalışır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “that belong to” anlamına gelen -ing öbeğiyle tamamlayın: The documents ____ this department are stored upstairs.

Cevabı göster

belonging to

There's a butcher,

0:23

Bir kasap,

a baker,

0:24

bir fırıncı,

a carpenter,

0:25

bir marangoz,

a doctor,

0:26

bir doktor,

and a tailor.

0:27

ve bir terzi var.

Some of the traditional jobs that people in the UK have been doing for centuries. Dilbilgisi

0:28

İngiltere'deki insanların yüzyıllardır yaptığı bazı geleneksel meslekler.

Dilbilgisi

have been doing for centuries: günümüze kadar devamlılık

Present perfect continuous yapısı have/has been + fiil-ing biçimindedir. Burada have been doing, işi geçmişte başlamış ve uzun süre devam etmiş bir etkinlik olarak sunar; gelenek günümüzde de önemini korur. For centuries bu sürenin uzunluğunu belirtir. Fiil yapısı ile zaman ifadesi birlikte, geçmişte tamamlanmış tek bir olgudan ziyade birçok nesil boyunca devam eden etkinliği vurgular.

Alıştırma

Etkinliğin uzun zaman önce başlayıp hâlâ devam ettiğini göstermek için cümleyi make fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Families ____ pottery here for centuries.

Cevabı göster

have been making

But since the invention of the internet and social media, Dilbilgisi

0:33

Ancak internetin ve sosyal medyanın icadından bu yana,

a more up-to-date list of jobs in the 21st century would be very different. Notlar

0:37

21. yüzyılda daha güncel bir meslek listesi çok daha farklı olurdu.

Dilbilgisi

since the invention of ...: başlangıç noktası belirtme

Burada since, bir olayın gerçekleştiği zamandan söz konusu sonraki duruma kadar olan dönemi ifade eden bir edattır. Ardından the invention of the internet and social media isim öbeği gelir; since sözcüğünden sonra mutlaka tam bir yan cümle gelmesi gerekmez. Cümle başındaki since öbeği karşılaştırma için bir zaman çerçevesi kurar: ilgili değişimler bu gelişmelerden itibaren ele alınır. Bu cümlede since zaman anlamındadır; because anlamındaki bağlaç değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir başlangıç noktasını belirtmek için since + isim öbeği yapısını doğru kullanıyor?

  1. Since launched the new service, customer numbers have increased.
  2. Since the new service is useful, customer numbers have increased.
  3. Since the launch of the new service, customer numbers have increased.
Cevabı göster

Since the launch of the new service, customer numbers have increased.

Kelime

more up-to-date: daha yeni bilgileri yansıtmak

Up-to-date, bir şeyin en son bilgileri veya güncel koşulları yansıtacak şekilde yenilendiğini belirtir. More up-to-date iki sürümü karşılaştırır ve birinin bugünü daha iyi yansıttığını söyler. A more up-to-date list ifadesinde, kısa çizgilerle bağlanan ifadenin tamamı list sözcüğünü niteler. Buradaki odak, listenin yalnızca yeni yapılmış olması değil, içeriğinin günümüz dünyasına daha uygun olmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi up-to-date ifadesinin karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Our app provides a ____ bus timetable than the paper leaflet.

Cevabı göster

more up-to-date

Dilbilgisi

would be very different: varsayımsal bir sonuç

Would be very different, hayal edilen veya açıkça söylenmeyen bir koşulun sonucunu anlatır. Burada “listeyi günümüz için hazırlasaydık” gibi bir koşul anlaşılır: bu koşul altında liste büyük ölçüde farklı olurdu. Would burada sıradan bir gelecek zamanı belirtmez. İfadeyi gerçeklerden uzaklaştırır ve konuşanın değişmiş bir durum hakkında varsayım yürütmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle geleceğe ilişkin doğrudan tahmin yapmak yerine hayal edilen bir değişikliğin sonucunu anlatır?

  1. We will move the meeting online, and the discussion will be very different.
  2. If we moved the meeting online, the discussion would be very different.
  3. We moved the meeting online, and the discussion was very different.
Cevabı göster

If we moved the meeting online, the discussion would be very different.

It would include modern jobs which didn't exist before.

0:42

Daha önce var olmayan modern işleri de kapsardı.

Online jobs like web designer and YouTuber.

0:45

Web tasarımcısı ve YouTuber gibi çevrimiçi işler.

One of the most unusual of these new digital jobs is the influencer. Dilbilgisi

0:49

Bu yeni dijital mesleklerin en alışılmadık olanlarından biri fenomendir (influencer).

Dilbilgisi

One of the most unusual of these new digital jobs: en sıra dışı örneklerden birini seçmek

One of the most unusual of these new digital jobs, bir gruptan bir üyeyi seçer ve onun grubun en sıra dışı üyeleri arasında olduğunu belirtir. İlk of, “bir kümeden biri” anlamını verir; ikinci of ise kümeyi, yani these new digital jobs ifadesini tanıtır. Dil bilgisel merkez one olduğu için cümlede tekil fiil is kullanılır. Kümenin kendisi ise çoğuldur. Yaygın ve başka bağlamlara aktarılabilen kalıp one of the most + sıfat + çoğul isim biçimidir; örneğin one of the most useful tools.

Alıştırma

Bir grubun öne çıkan üyelerinden birini seçmek için one of the most ... kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. One of the most useful tools in the workshop are the cordless drill.
  2. One of the most useful tool in the workshop is the cordless drill.
  3. One of the most useful tools in the workshop is the cordless drill.
Cevabı göster

One of the most useful tools in the workshop is the cordless drill.

Someone who is paid by a company to promote their brand on social media, Kalıp ifadeler

0:54

Markalarını sosyal medyada tanıtmak için bir şirket tarafından ödeme alan,

Kalıp ifadeler

promote their brand: şirket kimliğinin bilinirliğini artırmak

Promote their brand, bir şirketin markasıyla ilgili bilinirliği, çekiciliği veya güveni artırmak için tanıtım ya da içerik kullanmak anlamına gelir. Buradaki brand, tek bir ürünü değil, şirketin genel kamusal kimliğini ve itibarını ifade eder. Promote, yalnızca reklam yayımlamaktan daha geniş bir anlama sahiptir: sosyal medya paylaşımları, tavsiyeler, etkinlikler ve iş birlikleri bir markayı tanıtabilir. Their, company sözcüğüne gönderme yapan, cinsiyet belirtmeyen tekil bir iyelik biçimidir.

Alıştırma

Bir şirket, bir içerik üreticisinin yalnızca tek bir ürünü değil, şirketin genel kimliğini halka daha çok tanıtmasını istiyor. Hangi ifade en uygundur?

  1. advertise one product
  2. get a promotion
  3. promote its brand
Cevabı göster

promote its brand

encouraging people to buy their products. Dilbilgisi

0:58

insanları ürünlerini satın almaya teşvik eden kişi.

Dilbilgisi

encouraging people to buy: bir etkiyi gösteren -ing'li yan cümle

Bu tanımda encouraging people to buy their products, önceki eylem olan promote their brand on social media ifadesine bağlı -ing biçiminde bir ortaç yan cümlesidir. Tanıtımın etkisini gösterir: aynı kişi markayı tanıtır ve bu tanıtım yoluyla insanları satın almaya teşvik eder. Bu ifade yeni ve bağımsız bir ana cümle değildir. Tanımlarda ve açıklayıcı metinlerde virgülden sonra gelen -ing'li yan cümle, bir eylemin nasıl işlediğini veya neye yol açtığını ekleyebilir.

Alıştırma

"The poster uses bright colours, encouraging people to stop and read," cümlesinde -ing'li yan cümlenin görevi nedir?

  1. Canlı renkler kullanmanın etkisini ekler.
  2. Kendi açıkça belirtilmiş öznesi olan ayrı bir ana cümle başlatır.
  3. İnsanların posteri yaptığını söyler.
Cevabı göster

Canlı renkler kullanmanın etkisini ekler.

In this program,

1:01

Bu programda,

we'll meet two beauty influencers from different parts of the world,

1:02

dünyanın farklı yerlerinden iki güzellik fenomeniyle tanışacağız,

Nigeria and Pakistan.

1:06

Nijerya ve Pakistan.

We'll discover how these women are using their online influence to change attitudes towards female beauty. Kalıp ifadeler

1:09

Bu kadınların çevrimiçi etkilerini kadın güzelliğine yönelik tutumları değiştirmek için nasıl kullandıklarını keşfedeceğiz.

Kalıp ifadeler

change attitudes towards female beauty: toplumsal görüşleri değiştirmek

Change attitudes towards female beauty, insanların kadın güzelliğinin ne olduğu ve nasıl değerlendirildiği konusunda farklı düşünmesini veya hissetmesini sağlamak demektir. Buradaki towards, tutumların hangi konu hakkında olduğunu gösterir; fiziksel bir yön belirtmez. Yeniden kullanılabilen yapı change attitudes towards + isim veya isim öbeğidir. Kamuoyundaki ya da toplumsal görüşlerdeki değişimlerden söz ederken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hedef eşdizim change attitudes towards ifadesini tamamlayın: The campaign aims to change ____ mental health.

Cevabı göster

attitudes towards

And as usual,

1:15

Ve her zamanki gibi,

we'll learn some related vocabulary too.

1:16

ilgili bazı kelimeleri de öğreneceğiz.

But first,

1:18

Ama önce,

I have a question for you, Sam.

1:19

sana bir sorum var, Sam.

YouTube makeup tutorials are very modern,

1:21

YouTube makyaj eğitimleri çok modern,

but makeup has been around for a long time. Deyimler

1:24

ancak makyaj çok uzun zamandır var.

Deyimler

has been around for a long time: uzun zamandır var olmak

Burada has been around for a long time, “uzun zamandır var” anlamına gelir. Around, makyajın fiziksel konumunu anlatmaz; be around bir şeyin var olduğunu veya kullanılmaya devam ettiğini belirtebilir. Present perfect yapısındaki has been, bu uzun geçmişi bugüne bağlar; for a long time ise süreyi belirtir. Bu kalıp yeni olmayan fikirler, ürünler, gelenekler veya teknolojiler için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor? This board game has been around for a long time.

  1. Bu masa oyunu belirli bir odanın çevresinde bulunuyor.
  2. Bu masa oyunu yıllar önce varlığını yitirdi.
  3. Bu masa oyunu uzun yıllardır var.
Cevabı göster

Bu masa oyunu uzun yıllardır var.

So,

1:27

Öyleyse,

when was lipstick first used?

1:27

ruj ilk ne zaman kullanıldı?

Was it A,

1:30

A mıydı,

around 3,000 years ago by the ancient Celts?

1:31

yaklaşık 3.000 yıl önce antik Keltler tarafından mı?

B,

1:34

B,

around 4,000 years ago by the ancient Egyptians?

1:35

yaklaşık 4.000 yıl önce antik Mısırlılar tarafından mı?

Or C,

1:38

Yoksa C,

around 5,000 years ago by the ancient Sumerians?

1:39

yaklaşık 5.000 yıl önce antik Sümerler tarafından mı?

I'll say it was being used 5,000 years ago by the ancient Sumerians.

1:43

5.000 yıl önce antik Sümerler tarafından kullanıldığını söyleyeceğim.

Okay,

1:48

Tamam,

Sam.

1:48

Sam.

We'll find out if you're right later on. Öbek fiiller

1:48

Haklı olup olmadığını daha sonra öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, “daha önce bilmediğiniz bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelen bir phrasal verb’dür. Buradaki bilinmeyen bilgi, diğer kişinin haklı olup olmadığıdır; later on ise cevabın ne zaman öğrenileceğini belirtir. Find out ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Ardından if, whether veya bir soru sözcüğü getirerek bilgiyi doğrudan belirtebilirsiniz: find out if..., find out whether..., find out why....

Alıştırma

Cümleyi, find ile oluşturulan ve “cevabı öğrenmek” anlamına gelen phrasal verb ile tamamlayın: We need to ____ whether the museum is open on Mondays.

Cevabı göster

find out

Dimma Umeh is a beauty influencer from Nigeria.

1:51

Dimma Umeh, Nijerya'dan bir güzellik fenomeni.

She's been creating makeup video tutorials for women of color for eight years Kelime

1:55

Sekiz yıldır siyahi kadınlar için makyaj video eğitimleri hazırlıyor

Kelime

Bir kimlik terimi olarak women of color

Women of color, özellikle ırk, temsil ve eşitsiz muamele tartışmalarında, genellikle beyaz olarak sınıflandırılmayan kadınlar için kullanılan geniş kapsamlı bir kimlik terimidir. Bu cümlede makyaj eğitimlerinin hedef kitlesini belirtir; color, kozmetik ürünlerinin veya renkli kıyafetlerin rengini anlatmaz. Bu terim birçok farklı topluluğu tek bir geniş grupta toplar. Bu nedenle belirli bir ten rengini veya etnik kökeni değil, geniş bir toplumsal kategoriyi ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede women of color ne anlama gelir?

  1. Renkler hakkında videolar hazırlayan kadınlar
  2. Genellikle beyaz olarak sınıflandırılmayan kadınlar
  3. Canlı renklerde makyaj yapan kadınlar
Cevabı göster

Genellikle beyaz olarak sınıflandırılmayan kadınlar

and has hundreds of thousands of followers. Dilbilgisi

2:00

ve yüz binlerce takipçisi var.

Dilbilgisi

hundreds of thousands of followers: yaklaşık büyük bir sayı

Hundreds of thousands of followers, takipçi sayısının yaklaşık olarak birkaç yüz bin düzeyinde olduğunu belirtir. Kesin bir sayı değil, ölçeği ifade eder. Yapı hundreds of thousands of + çoğul isim şeklindedir. Hundred veya thousand kelimelerinin önünde kesin bir sayı bulunmadığı için ikisi de çoğul olur; son of, miktarı followers kelimesine bağlar.

Alıştırma

Yaklaşık büyük bir miktar ifade etmek için hundred, thousand ve of kelimelerini doğru biçim ve sırayla kullanın: The museum welcomes ____ visitors each year.

Cevabı göster

hundreds of thousands of

Her videos go from eyebrow shaping tips to shopping trips in Nigeria's biggest city, Kalıp ifadeler

2:02

Videoları kaş şekillendirme ipuçlarından Nijerya'nın en büyük şehrindeki alışveriş gezilerine kadar uzanıyor,

Kalıp ifadeler

go from eyebrow shaping tips to shopping trips: bir aralık ifade etmek

Bu cümlede go from X to Y, videolarının kapsadığı konu aralığını anlatır. Videoların fiziksel olarak bir yere gittiği anlamına gelmez; kaş şekillendirme önerileri ile alışveriş gezileri içerik yelpazesinin iki ucu olarak sunulur. Bir konu, hizmet, kurs veya koleksiyon iki farklı uç arasında uzandığında bu kalıbı kullanabilirsiniz. Uç noktalar kapsamın genişliğini gösterir; aradaki her şeyi tek tek belirtmek gerekmez.

Alıştırma

Bir aralık belirtmek için cümleyi tam go from X to Y kalıbıyla tamamlayın: The library's activities ____ book clubs ____ coding classes.

Cevabı göster

go from · to

Lagos.

2:08

Lagos.

Here's Dimma telling BBC World Service program The Conversation Anlatım akışı

2:09

İşte Dimma, BBC World Service programı The Conversation'a

how her life as an influencer got started. Öbek fiiller

2:13

fenomen (influencer) olarak hayatının nasıl başladığını anlatıyor.

Anlatım akışı

Here's Dimma telling: sıradaki konuşmacı bölümünü tanıtmak

Bu yayın cümlesinde Here's Dimma telling ... bir giriş ifadesidir. Sunucu, sırada konuşması veya röportajından bir bölüm bulunan kişi olarak Dimma'yı tanıtır. Bu nedenle Here's yalnızca onun nerede olduğunu göstermek yerine konuşmacı geçişini düzenler. -ing yan cümlesi sunulan eylemi belirtir. Cümlenin geri kalanı, onun anlatımıyla bağlantılı programı ve konuyu — influencer olarak hayatının nasıl başladığını — tanıtarak dinleyicilerin sıradaki bölümün içeriğini tahmin etmesini sağlar.

Alıştırma

Bir podcast'te sunucu şöyle diyor: Here's Maya explaining why the team changed its plan. Bu ifade büyük olasılıkla neye işaret eder?

  1. Sırada Maya'nın açıklaması veya kayıtlı sesi var.
  2. Sunucu Maya'ya ait eşyaları sıralıyor.
  3. Sunucu Maya'nın nerede olduğunu soruyor.
Cevabı göster

Sırada Maya'nın açıklaması veya kayıtlı sesi var.

Öbek fiiller

got started: bir şeyin nasıl başladığını anlatmak

Burada got started, “başladı” veya “ortaya çıktı” anlamına gelir. Yan cümle, onun influencer olarak hayatının ilk kez nasıl başladığını açıklar; başka birinin bu hayatı onun adına başlattığını anlatmaz. Get started çoğu zaman henüz gerçekleşmeyen bir şeyin harekete geçmesini vurgular. Özne bir kariyer, proje, etkinlik veya gelenek olduğunda how it got started, onun kökenini ya da ilk başlangıcını sorar.

Alıştırma

Soruyu get started ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Can you explain how the book club ____?

Cevabı göster

got started

So,

2:17

Yani,

I did a makeup dos and don'ts and video in 2017. Deyimler

2:18

2017'de makyajda yapılması ve yapılmaması gerekenler (dos and don'ts) videosu çektim.

Deyimler

makeup dos and don'ts: makyajda yapılması ve kaçınılması gerekenler

makeup dos and don'ts ifadesinde dos and don'ts, önerilen eylemler ile kaçınılması gereken eylemleri anlatan çoğul bir isim öbeğidir. Makeup konuyu belirtir; dolayısıyla ifade, makyaj yapmaya ilişkin pratik yönlendirmeler anlamına gelir. Burada do, “yapılması gereken bir şey” anlamında sayılabilen bir isim olarak kullanılır ve çoğulu dos şeklinde yazılır. Don't da isim olarak kullanılır; don'ts ise “yapılmaması gereken şeyler” demektir. Bu kalıplaşmış çift, başlıklarda ve rehberlerde sıkça görülür.

Alıştırma

Workplace dos and don'ts başlığı neyi açıklamayı vadeder?

  1. İş yerinde önerilen ve önerilmeyen davranışlar
  2. Birinin işte yapmakta olduğu iki görev
  3. İş yeri yasalarının eksiksiz bir listesi
Cevabı göster

İş yerinde önerilen ve önerilmeyen davranışlar

I had seen a couple of people do it prior to that, Kelime

2:22

Daha önce birkaç kişinin bunu yaptığını görmüştüm,

Kelime

“prior to that”: “ondan önce” demenin daha resmî yolu

“Prior to that”, “ondan önce” anlamına gelir. “That”, daha önce sözü edilen bir zamana veya olaya gönderme yapar; böylece ifade, o kişileri görme eylemini bu referans noktasından önceye yerleştirir. Burada “prior to” iki sözcüklü bir edat gibi işlev görür. “Prior” sözcüğünü ayrı bir sıfat olarak düşünmek yerine ifadeyi tek bir bütün olarak anlamak gerekir. Bu ifade, zaman çizelgesinde geriye gitmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi seçenek, pilot uygulamanın haziran ayındaki lansmandan önce gerçekleştiğini daha resmî bir şekilde ifade ediyor?

  1. The company launched its app in June. After that, it ran a small pilot.
  2. The company launched its app in June. Because of that, it ran a small pilot.
  3. The company launched its app in June. Prior to that, it ran a small pilot.
Cevabı göster

The company launched its app in June. Prior to that, it ran a small pilot.

but then, you know,

2:24

ama sonra, bilirsiniz,

I kind of did it in a way that was a bit funny. Ton ve niyet

2:25

ben bunu biraz daha komik bir şekilde yaptım.

Ton ve niyet

Konuşmayı yumuşatan “kind of” ifadesi

Burada “kind of”, “biraz”, “bir bakıma” veya “tam olarak değil” anlamına gelen ve ifadeyi yumuşatan bir konuşma kalıbıdır. “I did it” ifadesini yumuşatır ve açıklamayı daha az kesin hâle getirir. Bu kullanımda “kind of” bir fiili veya sıfatı nitelediğinde, konuşanın ifadenin gücünü ya da kesinliğini azalttığını gösterir. Bir kategori belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü konuşma yumuşatıcısıyla tamamlayın: I ____ agree, but I still have one concern.

Cevabı göster

kind of

Maybe cracked a couple of jokes around the ways or the maybe not so great ways some people were doing things at the time. Notlar

2:28

O dönemde bazı insanların işleri yapma yöntemleri ya da belki de pek harika olmayan yöntemleri üzerine birkaç şaka yapmış olabilirim.

Deyimler

cracked a couple of jokes: birkaç şaka yaptı

Crack a joke, “şaka yapmak veya anlatmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada cracked a couple of jokes, kişinin birkaç şaka yaptığını anlatır; crack herhangi bir şeyi fiziksel olarak kırmak anlamında değildir. Geçmiş zaman biçimi cracked, şaka yapma eylemini geçmişe yerleştirir. Buradaki a couple of ise az sayıda şeyi yaklaşık olarak belirtir. İfadenin bütünü gündelik ve canlı bir anlatım oluşturur.

Alıştırma

“Birkaç şaka yaptı” anlamındaki vurgulanan ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: At the start of the meeting, Priya ____ to help everyone relax.

Cevabı göster

cracked a couple of jokes

Ton ve niyet

maybe not so great ways: eleştiriyi yumuşatmak

Not so great, “not very good” veya “poor” demenin yumuşatılmış bir yoludur. Maybe ise ifadeye bir kat daha ihtiyat ekler. Bu cümlede maybe not so great ways, bazı insanların davranış biçimleri hakkında hâlâ olumsuz bir değerlendirmedir; tarafsız bir belirsizlik değildir. Bu yapı, konuşanın bad, wrong veya terrible kadar doğrudan duyulmadan eleştiri yapmasını sağlar. Genellikle bilinçli bir hafifletme işlevi görür: konuşan açıkça bir sorun görse bile sözler yumuşak duyulur.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir iş arkadaşı hafif ve nazik bir eleştiri yapmak için “The plan is interesting, but the timing is maybe not so great,” diyor. Bu kullanım doğal mı?

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

And that video just took off. Öbek fiiller

2:35

Ve o video aniden çok tuttu.

Öbek fiiller

took off: hızla popüler veya başarılı olmak

Bu cümlede took off, “çok hızlı biçimde popüler veya başarılı oldu” anlamına gelir. Özne bir video olduğu için ifade havaya yükselmeyi değil, izlenme sayısı ve ilginin aniden artmasını anlatır. Take off birden fazla anlamı olan bir öbek fiildir. Özne bir içerik, ürün, fikir veya kariyer olduğunda bağlam, hızlı başarı anlamındaki bu mecazi kullanımı gösterebilir. Just ise değişimin ani ya da beklenmedik olduğu hissini ekler.

Alıştırma

“Çok hızlı başarılı olmak” anlamındaki take off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After a popular reviewer shared the clip, it ____ overnight.

Cevabı göster

took off

In 2017,

2:38

2017'de,

Dimma made a YouTube video of makeup dos and don'ts.

2:39

Dimma YouTube'da makyajda yapılması ve yapılmaması gerekenler hakkında bir video hazırladı.

Rules about what to do and what not to do in a certain situation

2:44

Belirli bir durumda ne yapılacağı ve ne yapılmayacağıyla ilgili kurallar

or when doing a certain activity.

2:49

veya belirli bir aktiviteyi yaparken.

Dimma wasn't the first Nigerian influencer to post videos on YouTube,

2:51

Dimma YouTube'da video yayınlayan ilk Nijeryalı fenomen değildi,

but the difference was her humor. Anlatım akışı

2:55

ama aradaki fark onun mizahıydı.

Anlatım akışı

but the difference was her...: temel farkı belirtmek

Cümle önce bir benzerlik noktası verir: YouTube’da video paylaşmak yalnızca Dimma’ya özgü değildi. Ardından but the difference was her humor, dikkati onu diğerlerinden ayırdığı belirtilen etkene yöneltir. Yeniden kullanılabilecek kalıp [ortak veya benzer durum], but the difference was + isim öbeği şeklindedir. Önce benzersiz olmayan noktayı kabul edip ardından en önemli farkı belirterek karşılaştırmayı düzenler. Was sözcüğünden sonraki bölüm bu farkı adlandırır; burada her, her humor öbeğini başlatır.

Alıştırma

“but the difference was her humor” cümlede bilgiyi düzenleme açısından nasıl bir işlev görür?

  1. Ortak bir arka plandan Dimma’yı farklı kılan temel etkene geçer.
  2. Diğer influencerların paylaştığı videolara bir örnek daha verir.
  3. Dimma’nın YouTube’da video paylaşan ilk Nijeryalı influencer olduğunu iddia eder.
Cevabı göster

Ortak bir arka plandan Dimma’yı farklı kılan temel etkene geçer.

The way she laughed and cracked,

2:58

Gülme ve patlatma,

or told,

3:00

ya da anlatma,

jokes.

3:01

şakaları.

More and more people started watching Dima's makeup videos and they soon took off, Kalıp ifadeler

3:02

Gittikçe daha fazla insan Dimma'nın makyaj videolarını izlemeye başladı ve videolar kısa sürede uçuşa geçti (took off),

Kalıp ifadeler

More and more people: giderek artan insan sayısı

More and more people, insan sayısının zaman içinde artmaya devam ettiğini belirtir; yalnızca çok sayıda insan olduğu anlamına gelmez. more and more ifadesini tekrarlanan tek bir karşılaştırma kalıbı olarak düşünün. Artan bir sayıyı anlatmak için more and more + çoğul sayılabilen isim kullanın: more and more users, cities veya viewers.

Alıştırma

Müşteri sayısının arttığını belirten kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ customers are choosing reusable bags.

Cevabı göster

More and more

meaning they suddenly became successful and popular.

3:08

yani aniden başarılı ve popüler oldular.

Our next beauty influencer is Rammal Mehmud,

3:11

Bir sonraki güzellik fenomenimiz Rammal Mehmud,

a photographer turned makeup artist based in Islamabad, Kalıp ifadeler

3:14

İslamabad merkezli, fotoğrafçılıktan makyaj sanatçılığına geçen biri,

Kalıp ifadeler

photographer turned makeup artist: X turned Y kimlik değişimi kalıbı

Photographer turned makeup artist, eskiden fotoğrafçı olan ve daha sonra makyaj sanatçısı olan bir kişiyi ifade eder. Buradaki turned, kimlik veya kariyer değişimini anlatır; fiziksel olarak dönme hareketini anlatmaz. Kısa X turned Y kalıbında önce eski rol X, sonra yeni rol Y gelir. Bu bağlamda X who became Y ile aynı anlama gelir.

Alıştırma

Kısa X turned Y kalıbını kullanarak kişi tanıtımını tamamlayın: Nora is a teacher ____ software designer.

Cevabı göster

turned

Pakistan.

3:18

Pakistan.

As well as makeup tips, Dilbilgisi

3:19

Makyaj ipuçlarının yanı sıra,

Rammal creates colorful face painting designs which, she says,

3:20

Rammal, kendi deyimiyle, depresyon dönemini atlatmasına yardımcı olan

helped her through a period of depression. Kalıp ifadeler

3:24

renkli yüz boyama tasarımları yaratıyor.

Dilbilgisi

As well as makeup tips: başka bir öge eklemek

As well as makeup tips, cümlenin başına alınmış bir ekleme ifadesidir ve “makyaj ipuçlarına ek olarak” anlamına gelir. Makyaj ipuçlarını zaten gündemde olan bilgi gibi sunarken ana cümle, Rammal'ın renkli yüz boyama tasarımları da oluşturduğu daha belirgin bilgisini ekler. Burada as well as, birbirine paralel içerik türlerini bağlar; iki şeyin aynı derecede iyi yapılıp yapılmadığını karşılaştırmaz.

Alıştırma

Cümleyi “-e ek olarak” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____ science classes, the school offers art workshops.

Cevabı göster

As well as

Kalıp ifadeler

helped her through a period of depression: zor bir dönem boyunca destek

Help someone through something, bir kişi zor bir dönem veya olay yaşarken ona destek olmak ve bu süreç sona erene ya da daha başa çıkılabilir hâle gelene kadar devam etmesine yardımcı olmak demektir. Bu cümlede yüz boyama çalışmaları, Rammal'a depresyonda olduğu bir dönemde destek olmuştur. Through, zorluğu içinden geçilecek bir dönem olarak sunar. İfade anlamlı bir desteği anlatır, ancak tek başına depresyonun iyileştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi help someone through yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: Last year, his friends ____ a difficult month.

Cevabı göster

helped him through

She has popular Instagram and YouTube accounts on which she shares content to help other women with their confidence and mental health. Notlar

3:27

Diğer kadınlara özgüvenleri ve ruh sağlıkları konusunda yardımcı olacak içerikler paylaştığı popüler Instagram ve YouTube hesapları var.

Dilbilgisi

on which she shares content: edatın öne alındığı ilgi cümleciği

on which she shares content ilgi cümleciği accounts sözcüğünü niteler. Which, Instagram ve YouTube hesaplarına gönderme yapar; on ise paylaşımın gerçekleştiği platformu belirtir: she shares content on those accounts. Edatı which sözcüğünün önüne getirmek daha resmî bir ilgi cümleciği oluşturur. Uzun isim grubunu accounts + she shares content on those accounts şeklinde ayırarak okuyabilirsiniz.

Alıştırma

Platformlar için kullanılan resmî edat + ilgi zamiri yapısıyla cümleyi tamamlayın: This is the page ____ our team posts weekly updates.

Cevabı göster

on which

Kalıp ifadeler

to help other women with...: amaç ve help someone with something yapısı

to help other women with their confidence and mental health mastar grubu, içeriği paylaşma amacını açıklar; yani içeriği neden paylaştığı sorusunu yanıtlar. help someone with something yapısında help sözcüğünden sonra yardım edilen kişi gelir; with ise destek verilen görevi, sorunu veya alanı belirtir. Burada confidence and mental health destek alanlarıdır; with bir aracı göstermez.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren mastar ve help someone with something yapısıyla tamamlayın: The coach made a worksheet ____ players ____ time management.

Cevabı göster

to help · with

Like Dima,

3:35

Dimma gibi,

Rammal now has Instagram followers numbering in the hundreds of thousands. Kalıp ifadeler

3:36

Rammal'ın da şu anda yüz binleri bulan Instagram takipçisi var.

Kalıp ifadeler

numbering in the hundreds of thousands: sayının yüz binleri bulması

Bu cümlede numbering in the hundreds of thousands, followers ismini niteleyen bir ortaç öbeğidir. Burada number fiili “numara vermek” değil, “toplamı ... olmak” veya “sayısı ... seviyesine ulaşmak” anlamındadır. In the hundreds of thousands yaklaşık bir ölçek belirtir: kesin bir sayı vermek yerine sayının yüz binlerle ölçüldüğünü anlatır. Yapı, isim + numbering in + sayı aralığı biçiminde başka bağlamlara aktarılabilir.

Alıştırma

“Toplamı yüz binlerle ölçülmek” anlamındaki hedef yapıyla haber cümlesini tamamlayın: The campaign has supporters ____.

Cevabı göster

numbering in the hundreds of thousands

So,

3:41

Öyleyse,

how does she decide what to share in her blogs and videos?

3:41

bloglarında ve videolarında ne paylaşacağına nasıl karar veriyor?

What boundaries does she set for her followers?

3:45

Takipçileri için hangi sınırları koyuyor?

Here's what Rammal told BBC World Service program The Conversation.

3:48

İşte Rammal'ın BBC World Service programı The Conversation'a söyledikleri.

Well,

3:54

Şey,

people are very intrigued about your personal life as a blogger. Kelime

3:54

insanlar bir blogger olarak kişisel yaşamınızı çok merak ediyorlar.

Kelime

intrigued about your personal life: özel hayatını güçlü biçimde merak etmek

Intrigued about your personal life, kişinin özel hayatı hakkında güçlü bir merak duymak ve daha fazlasını öğrenmeye çekilmek anlamına gelir. Intrigued, bir şeyin dikkati üzerinde tutacak kadar sıra dışı, özel veya gizemli göründüğünü düşündürür; sıradan bir ilgiden daha güçlü ve belirgindir. Cümlede very, intrigued ifadesini güçlendirir. Bu söz öbeği, insanların blog yazarını genel olarak onaylamasını değil, duydukları güçlü merakı anlatır.

Alıştırma

Gizli veya sıra dışı bir ayrıntının uyandırdığı güçlü merakı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. People were interested in the artist's early life.
  2. People were indifferent to the artist's early life.
  3. People were intrigued by the artist's secretive early life.
Cevabı göster

People were intrigued by the artist's secretive early life.

That's a given, Deyimler

3:58

Bu bilinen bir gerçek (a given),

Deyimler

That's a given: bir şeyi kesinleşmiş kabul etmek

That's a given, bir olgunun, koşulun veya sonucun zaten kesin kabul edildiğini ve kanıtlanmasına ya da tartışılmasına gerek olmadığını belirtir. Buradaki a given, birine verilmiş bir şeyi değil, kesinleşmiş bir gerçeği veya kabul edilen bir varsayımı anlatan soyut bir isimdir. Bu cümlede konuşan kişi önce That's a given ile bir noktayı kabul eder, ardından but ile bir gereklilik ekler. Bu ifade, bir düşünceyi kesinleşmiş sayıp konuşmayı yeni bilgiye yöneltmeye yarar.

Alıştırma

"That's a given," cümlesinde a given ne anlama gelir?

  1. Gerçekleşme ihtimali çok düşük bir fikir
  2. Zaten kesin olarak kabul edilen bir şey
  3. Birinin teslim ettiği bir nesne
Cevabı göster

Zaten kesin olarak kabul edilen bir şey

but you need to have strong boundaries. Kalıp ifadeler

3:59

ama güçlü sınırlarınız olması gerekiyor.

Kalıp ifadeler

to have strong boundaries: sağlam kişisel sınırları korumak

to have strong boundaries, bir ilişkide, işte veya kamuya açık yaşamda neleri paylaşacağınız, kabul edeceğiniz ya da izin vereceğiniz konusunda açık ve sağlam sınırlarınız olması demektir. Buradaki boundaries fiziksel sınırlar değil, kişisel veya mesleki sınırlardır. Strong, sınırların açık olduğunu ve tutarlı biçimde korunduğunu belirtir. Bu, insanlara soğuk davranmak veya herkesi dışlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “açık ve sağlam kişisel sınırlara sahip olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: To protect her evenings, Maya needs ____ with her clients.

Cevabı göster

to have strong boundaries

I do share about my family and friends. Dilbilgisi

4:02

Ailem ve arkadaşlarım hakkında bir şeyler paylaşıyorum.

Dilbilgisi

I do share: olumlu cümlede vurgu yapan do

I do share ifadesindeki do, yapmak anlamındaki ana fiil değil, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir. İfadenin doğru olduğunu, yani konuşanın gerçekten paylaşım yaptığını vurgular. Bu kullanım, konuşanın hiçbir şey paylaşmadığı izlenimini düzeltmek veya önlemek için sıkça kullanılır. Olumlu bir ifadeyi vurgulamak için do/does/did + ana fiilin yalın hâli kullanılır: I do share, she does care ve they did try. Ana fiil yalın hâlde kalır.

Alıştırma

I öznesiyle kurulan şimdiki zaman ifadesini vurgulayan yardımcı fiili yazın: I ____ understand why you are worried.

Cevabı göster

do

You actually have to ask people if they are comfortable being on your platform or not. Notlar

4:05

Aslında insanlara sizin platformunuzda olmaktan rahat olup olmadıklarını sormanız gerekiyor.

Ton ve niyet

have to ask people if they are comfortable: rızayı kontrol etmek

Bu bağlamda have to ask people if they are comfortable, insanları veya onlarla ilgili bilgileri herkese açık bir platforma koymadan önce rızalarını kontrol etmenin gerekli bir adım olduğu anlamına gelir. Ask yalnızca bilgi istemez; izin isteme biçimindeki sosyal eylemi de gerçekleştirir. Kalıp ask + kişi + if + yan cümle şeklindedir. Burada comfortable, fiziksel olarak rahat olmak değil, önerilen durumu kabul etmeye istekli olmak ve bu durumdan rahatsızlık duymamak anlamına gelir. If yan cümlesi, evet-hayır sorusunu dolaylı olarak aktarır.

Alıştırma

Maya'nın fotoğrafını yayımlamadan önce onun rızasını açıkça kontrol eden cümle hangisidir?

  1. You can tell Maya about the post after you upload the photo.
  2. You have to ask Maya where she took the photo.
  3. You have to ask Maya if she is comfortable with you posting the photo.
Cevabı göster

You have to ask Maya if she is comfortable with you posting the photo.

Kelime

comfortable being on your platform: internette görünmeye istekli olmak

Burada be comfortable doing something, bir şeyi yapmaya istekli olmak veya o konuda rahat hissetmek demektir; fiziksel olarak rahat olmak anlamına gelmez. Bu nedenle comfortable being on your platform, bir kişinin orada yayımladığınız içeriklerde yer almayı kabul edip etmediğini sorar. Bu dijital medya bağlamında on your platform, hesabınız, kanalınız, siteniz veya başka bir yayın alanınız aracılığıyla görünür olmak demektir. Fiziksel bir platformun üzerinde durmayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede “comfortable being on your platform” ne anlama geliyor?

  1. Bir istasyon peronunda dururken fiziksel olarak rahat olmak
  2. Yazılımınızdaki her özelliği kullanabileceğinden emin olmak
  3. Dijital platformunuzda yayımlanan içerikte yer almaya istekli olmak
Cevabı göster

Dijital platformunuzda yayımlanan içerikte yer almaya istekli olmak

Rammal says her followers are intrigued about her personal life.

4:12

Rammal, takipçilerinin kişisel yaşamını çok merak ettiğini (intrigued) söylüyor.

If you're intrigued,

4:16

Eğer intrigued (ilgisini çekmiş) iseniz,

you are very interested in someone,

4:17

birine karşı çok ilgilisinizdir,

often because of something unusual or unexpected about them.

4:19

genellikle onlar hakkında alışılmadık veya beklenmedik bir şey yüzünden.

Rammal accepts that her followers' interest in her personal life is a given,

4:23

Rammal, takipçilerinin kişisel yaşamına olan ilgisinin bir gerçek (a given) olduğunu kabul ediyor,

something that is considered to be a fact or that is certain to happen. Dilbilgisi

4:29

bir gerçek olarak kabul edilen veya kesinlikle gerçekleşecek olan şey.

Dilbilgisi

considered to be a fact: değerlendirme bildiren edilgen yapı

Considered to be a fact, edilgen be considered to be + tamamlayıcı kalıbının bir parçasıdır. İnsanların genellikle bir şeyi gerçek olarak değerlendirdiği veya gördüğü anlamına gelir; özne değerlendirmeyi yapan değil, değerlendirmeye konu olan taraftır. to be sonrasındaki tamamlayıcı, özneye atfedilen kimliği, niteliği veya durumu belirtir. Bu kalıp tanımlarda ve resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki edilgen ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The painting is ____ a national treasure.

Cevabı göster

considered to be

For example,

4:34

Örneğin,

you could say,

4:34

şöyle diyebilirsiniz,

"It's a given that there will be champagne at a typical British wedding," Dilbilgisi

4:36

"Tipik bir İngiliz düğününde şampanya olacağı bilinen bir gerçektir (a given),"

Dilbilgisi

It's a given that...: bir gerçeği kesin olarak sunmak

It's a given that... ifadesi, that yan cümlesindeki önermenin kesin, beklenen veya zaten kabul edilmiş sayıldığını belirtir. Bu cümlede beklenen gerçek, tipik bir Britanya düğününde şampanya bulunacağıdır. It, biçimsel öznedir; a given ifadesinin gerçek içeriğini that yan cümlesi verir. Bu kalıp, tam bir önermeyi yerleşmiş bir varsayım olarak sunmanızı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the roads will be busy on Friday.

Cevabı göster

It's a given that

meaning it's certain,

4:40

yani bu kesin,

it's a fact,

4:42

bu bir gerçek,

there will be champagne.

4:43

şampanya olacak.

But just because her followers' interest in her life is a given, Dilbilgisi

4:45

Ancak takipçilerinin onun hayatına olan ilgisinin kesin olması,

that doesn't mean Rimmal shares everything with them.

4:48

Rammal'ın her şeyi onlarla paylaştığı anlamına gelmez.

Dilbilgisi

just because..., that doesn't mean...: otomatik bir sonucu reddetmek

Just because A, that doesn't mean B, A'dan otomatik olarak B sonucuna varılmasını reddeder. Konuşan kişi A'nın doğru olduğunu kabul ederken A'nın B'yi kanıtlamaya yetmediğini belirtebilir. Burada takipçilerin ilgisi beklenen bir gerçek olarak kabul edilir, ancak bu, Rimmal'ın her şeyi paylaştığını kanıtlamaz. İkinci yan cümle reddedilen sonucu belirtmelidir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki parçalı kalıpla tamamlayın: ____ Leo works from home, ____ he is always available.

Cevabı göster

Just because · that doesn't mean

She has to set boundaries. Kalıp ifadeler

4:52

Sınırları belirlemesi gerekiyor.

Kalıp ifadeler

set boundaries: net sınırlar belirlemek

Bu cümlede set boundaries, “neyin kabul edilebilir olduğuna dair net sınırlar belirlemek” demektir. Burada set, bir şeyi bir yere koymak değil, “belirlemek veya oluşturmak” anlamındadır. Bu ifade genellikle kişisel, sosyal veya işle ilgili sınırlar için kullanılır. Sınır koymak, çoğu zaman neye izin verip vermeyeceğinize karar vermeyi ya da bunu açıkça ifade etmeyi içerir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “net sınırlar belirlemek” anlamına gelen iki kelimelik eşdizimle tamamlayın: To protect my evenings, I need to ____ with clients.

Cevabı göster

set boundaries

Both Dimma and Rammal make money as beauty influencers, Kalıp ifadeler

4:54

Hem Dimma hem de Rammal güzellik fenomeni olarak para kazanıyorlar,

Kalıp ifadeler

make money as beauty influencers: mesleki bir kimlikle para kazanmak

make money as + rol veya meslek kalıbı, “o rolde çalışarak para kazanmak” anlamına gelir. Burada as, beauty influencers şeklindeki mesleki kimliği belirtir; karşılaştırma yapmaz. Özne iki kişiyi belirttiği için influencers çoğuldur. Tek kişi için uygun biçim makes money as a beauty influencer olurdu.

Alıştırma

Onun hangi rolde para kazandığını gösteren kelimeyle cümleyi tamamlayın: He makes money ____ a freelance editor.

Cevabı göster

as

but what's amazing is how they're using social media to start conversations Notlar

4:57

ancak şaşırtıcı olan şey, ülkelerindeki kadınlar için güzelliğin ne anlama geldiği

about what beauty means to women in their country

5:02

hakkında sohbetler başlatmak

Dilbilgisi

What's amazing is how...: şaşırtıcı noktaya odaklanmak

What's amazing is how... kalıbı, özne görevi gören What is amazing bölümüyle önce bir değerlendirme verir ve is'ten sonra gelen how yan cümlesini odak bilgi olarak sunar. Bu cümlede odak, durumun yalnızca şaşırtıcı olması değil, sosyal medyayı nasıl kullandıklarıdır. Burada how bir soru başlatmaz; içeriği bildiren bir yan cümle başlatır. Aynı odak kalıbında değerlendirme sıfatı değiştirilerek What's interesting is how... ve What's impressive is how... gibi yapılar kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört sözcüklü odak kalıbıyla tamamlayın: ____ the new student learned everyone's name so quickly.

Cevabı göster

What's amazing is how

Kalıp ifadeler

to start conversations about: bir konuyu tartışmaya açmak

to start conversations about... ifadesinde to, using social media ifadesinden sonra gelir ve amacı gösterir: Sosyal medyayı, insanların bir konu hakkında konuşmaya başlamasını sağlamak için kullanırlar. Start conversations about + konu, o konu hakkındaki tartışmanın başlamasını sağlamak demektir. Medya ve toplumsal meselelerle ilgili bu bağlamda çoğul conversations, yalnızca tek bir özel sohbeti değil, farklı kişiler arasındaki birçok konuşmayı ifade edebilir. Konu, bir isim öbeği veya what beauty means to women in their country gibi dolaylı soru yan cümlesi olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir konunun tartışılmaya başlamasını sağlamak” anlamındaki dört sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: The school podcast was created ____ exam stress.

Cevabı göster

to start conversations about

and sharing some great lipstick tips as well.

5:05

ve harika ruj ipuçları paylaşmak için sosyal medyayı nasıl kullandıklarıdır.

And speaking of lipstick, Anlatım akışı

5:08

Ve rujdan bahsetmişken,

Anlatım akışı

speaking of lipstick: bağlantılı bir konuya geçmek

Speaking of + konu, “hazır bundan söz ediyorken” veya “bu bana bağlantılı bir noktayı hatırlattı” anlamında kullanılan bir konuşma geçişidir. Burada speaking of lipstick, daha önce konuşulan konuyu rujla ilgili bir sonraki noktaya bağlar. Bu yapının görevi fiziksel olarak konuşma eylemini anlatmak değil, konuşmayı düzenlemektir. Dinleyen kişi, sonraki fikrin adı geçen konuyla bağlantılı olmasını bekler.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____ lunch, do you know a good café nearby?

Cevabı göster

Speaking of

let's reveal the answer to my question,

5:09

sorumun cevabını açıklayalım,

Sam.

5:11

Sam.

I asked you when lipstick was first used.

5:12

Sana rujun ilk ne zaman kullanıldığını sormuştum.

I said it was around 5,000 years ago by the ancient Sumerians.

5:14

Yaklaşık 5.000 yıl önce antik Sümerler tarafından olduğunu söylemiştim.

Which was the correct answer.

5:19

Ki bu doğru cevaptı.

Ancient Sumerians,

5:21

Antik Sümerler,

both men and women, Dilbilgisi

5:23

hem erkekler hem de kadınlar,

Dilbilgisi

both men and women: both...and... ile iki grubu kapsamak

Both A and B, A ile B’nin ikisinin de kapsandığı anlamına gelir. both men and women ifadesinde both ikili yapıyı başlatır, and ise ikinci grubu tanıtır; böylece iki gruptan hiçbirinin dışarıda kalmadığı vurgulanır. İki bölüm dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Burada men ve women çoğul isimlerdir; aynı kalıp iki sıfatı, fiili veya birbiriyle eşleşen başka yapıları da bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi both...and... ile tamamlayın: The course includes ____ live classes ____ recorded lessons.

Cevabı göster

both · and

painted their faces, eyes, and lips,

5:24

yüzlerini, gözlerini ve dudaklarını boyadılar,

a very early kind of lipstick. Kelime

5:26

çok erken dönem bir ruj türü.

Kelime

a very early kind of lipstick: kategori bildiren kind of

a very early kind of lipstick ifadesinde a kind of + isim yapısı, bir şeyin türünü veya biçimini belirtir. Bu ifade, söz konusu şeyi rujun erken bir biçimi olarak sınıflandırır. Burada kind bir isimdir ve a, bu ismin önündeki belirsiz tanımlıktır. Bu kullanım, konuşma dilinde “biraz” veya “yaklaşık olarak” anlamına gelen kind of kullanımından farklıdır.

Alıştırma

“This paste was an early kind of paint,” cümlesinde kind of ne anlama gelir?

  1. bir tür veya biçim
  2. biraz
  3. yaklaşık olarak
Cevabı göster

bir tür veya biçim

Okay,

5:28

Tamam,

let's recap the vocabulary from this program on influencers, Anlatım akışı

5:29

sosyal medya takipçilerini farklı ürünleri denemeye etkileyen kişiler olan

Anlatım akışı

recap the vocabulary: kısa bir tekrara geçişi belirtmek

Recap the vocabulary, daha önce tanıtılan kelimeleri kısaca gözden geçirmek demektir. Burada recap bir fiildir; the vocabulary ise gözden geçirilen içeriktir. Let's recap... programın akışını da düzenler: yeni bir konuya başlandığını değil, ana içerikten kısa bir özet veya tekrara geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Bir öğretmen “Let's recap the key words before we finish.” diyor. Öğretmen neyin işaretini veriyor?

  1. Daha önce ele alınan konuların kısa bir tekrarı
  2. Yeni bir konunun ayrıntılı tanıtımı
  3. Konuşmaya devam edilmeyen bir ara
Cevabı göster

Daha önce ele alınan konuların kısa bir tekrarı

people who influence their social media followers to try different products.

5:33

fenomenler hakkındaki bu programdaki kelimeleri özetleyelim.

Dos and don'ts are rules about what you should and shouldn't do in certain situations.

5:38

Dos and don'ts, belirli durumlarda ne yapıp ne yapmamanız gerektiğiyle ilgili kurallardır.

To crack a joke means to tell a joke.

5:43

Şaka patlatmak (to crack a joke), bir fıkra veya şaka anlatmak demektir.

The phrasal verb take off means to suddenly become popular or successful.

5:46

Take off deyimi, aniden popüler veya başarılı olmak anlamına gelir.

If you are intrigued, you are interested in someone,

5:51

Eğer intrigued (ilgisini çekmiş) iseniz, birine ilgi duyuyorsunuzdur,

often because of something unusual about them.

5:54

genellikle onlar hakkında alışılmadık bir şey yüzünden.

And finally,

5:56

Ve son olarak,

a given describes something that is considered to be a fact or that is certain to happen.

5:57

a given (bilinen gerçek), gerçek olarak kabul edilen veya gerçekleşmesi kesin olan bir şeyi tanımlar.

Once again,

6:03

Bir kez daha,

our six minutes are up. Deyimler

6:04

altı dakikamız doldu.

Deyimler

our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our six minutes are up ifadesinde be up, “ayrılan sürenin sonuna gelmiş olmak”, yani kullanılabilir sürenin bitmesi anlamına gelir. Cümle, programın altı dakikalık bölümünün artık sona ermesi gerektiğini bildirir. Buradaki up, daha yüksek bir konumu anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “zaman ifadesi + be + up” şeklindedir. be, özneye göre çekimlenir: time is up, fakat six minutes are up.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini gösteren be up ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The timer just rang. Our five minutes ____.

Cevabı göster

are up

Goodbye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Bye-bye.

6:06

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:08

BBC'den Six Minute English.